İcra ve İflas Kanunu 33. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 33/a – (Ek: 18/2/1965-538/18 md.)
İlamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir.
Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vakı olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir. Aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder.
İcranın devamına karar verilmesi halinde 33 üncü maddenin son fıkrası burada da uygulanır.
III. Müşterek Hükümler:
İcranın nereden isteneceği:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
58 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2014/1822 E., 2014/999 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 4.İcra Hukuk Mahkemesi
Dava, İİK.'nun 33.maddesine dayalı icranın geri bırakılması istemine ilişkindir.
Hukuk Genel Kurulu 2014/1822 E. , 2014/999 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul 4.İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ :10.05.2010
NUMARASI :2012/285 E-2012/423 K.
Taraflar arasındaki "icranın geri bırakılması" isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 4.İcra Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın bozulması üzerine direnme yoluyla; İstanbul 4.İcra HUKUK Mahkemesinden verilen 10.05.2012 gün ve 2012/285 E.-2012/423 K. sayılı karara yönelik davacı (borçlu) vekilinin temyiz dilekçesinin reddini kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ndan çıkan 30.04.2014 gün ve 2013/12-1540 E.-2014/574 K. sayılı ilamın, karar düzeltilmesi yoluyla incelenmesi davacı (borçlu) vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu’nca dilekçe, düzeltilmesi istenen ilam ve dosyadaki ilgili bütün kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, İİK.'nun 33.maddesine dayalı icranın geri bırakılması istemine ilişkindir.
Davacı (borçlu) vekili, Kadıköy 2.İcra Müdürlüğünün 2010/12946 E sayılı dosyasında alacaklı METRİK Gıda.. Ltd. Şti. tarafından borçlu STECO Uluslararası Ltd. Şti. aleyhine girişilen takipte müvekkiline gönderilen İİK.89/1 haciz ihbarnamesi uyarınca mevcut dosyaya toplam 319 602 TL ödeme yapıldığını, dolayısıyla alacaklı STEKO Uluslararası...Ltd. Şti tarafından müvekkili aleyhine İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.04.2010 tarihli ilamına dayalı olarak İstanbul 7.İcra Müdürlüğü kanalı ile girişilen takipte ilamda bildirilen 12.677,91 TL vekalet ücreti de dahil olmak üzere 332 273,91 TL için alacakların takas mahsubuna ve İİK 33.madde uyarınca icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili; İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi kararından sonra borçlu yanca kanuna karşı hile kullanılmak sureti ile hiç doğmamış bir alacağa dayanarak borçlu Özgün Angan'ın sahibi yada kuvvetli bağları bulunduğu METRİK Gıda. Ltd. Şti. alacaklı görünmek sureti ile takip başlatıldığını, takibin Teb. K.35'e göre usulsüz olarak kesinleştirildiğini, akabinde davacının müvekkili şirkete olan kendi borcunu 89/1.birinci haciz ihbarnamesi ile muvazaalı şirketine aktararak borcundan kurtulmayı önceden planladığını tüm bu hususlardan yapılan işbu itiraz nedeni ile haberdar olduklarından Kadıköy 2.İcra Müdürlüğü'nün takip dosyasına itiraz dilekçesi sunulup icra mahkemesine de şikâyetçi olduklarını, nihayet davacı tarafından takas mahsup ve icranın geri bırakılmasına ilişkin talebinin reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, İİK 33.maddeye dayalı icranın geri bırakılması taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davacı (borçlu) vekilince temyiz edilen karar, Özel Daire’ce, icra takibinin borçlusu olması nedeniyle, kendisine tebliğ edilen haciz ihbarı doğrultusunda ödeme yapan borçlu Ö.. A..'ın, ödediği miktarları bu takipte mahsup ettirme hakkı olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Yerel Mahkemece; önceki gerekçelerle ilk hükümde direnilmiştir.
Davacı (borçlu) vekili tarafından temyiz edilen direnme kararı, Hukuk Genel Kurulunca, kararı temyiz eden borçlu tarafından İİK.nun 33/3. maddesinde öngörülen teminatın yatırıldığı veya maddede belirtilen şekilde yeterli malın haczedildiği dosya kapsamından anlaşılmadığından davacının temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yasada öngörülen teminatı yatırmayan ve yeterli malı da haczedilmemiş olan davacı (borçlu) vekilin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilince, Hukuk Genel Kurulunun temyiz dilekçesinin reddi kararının karar düzeltme yoluyla düzeltilmesi istenmiştir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşme sırasında karar düzeltme isteminin Hukuk Genel Kurulunca incelenebilmesi için İİK 33/3.maddesinde öngörülen teminat yatırılması koşulunun aranıp aranmayacağı ön sorun olarak ele alınmıştır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 33/3.maddesinde “İcra mahkemesi geri bırakılma talebini reddettiği takdirde borçlu ancak temyiz yoluna başvuru süresi içinde alacağı karşılayacak nakit veya mercice kabul edilecek taşınır rehin veya esham veya tahvilat veya taşınmaz rehni yahut muteber bir banka kefaleti göstermek şartıyla temyiz yoluna başvurabilir . Borçlunun yeter malı mahcuz ise veya borçlunun talebi üzerine temyiz yoluna başvuru süresi içinde yeter malı haczedilmişse bu fıkrada yazılı teminatı göstermeye lüzum yoktur.” düzenlemesinde açıkça temyiz yoluna başvurulması için teminat yatırılma koşulunun düzenlendiği karar düzeltme ile ilgili bir düzenleme bulunmadığı bu nedenle Hukuk Genel Kurulunca karar düzeltme isteminin incelenebilmesi için İİK 33/3.maddesindeki teminatın aranmayacağı sonucuna oybirliğiyle varılarak, ön sorun da bu şekilde aşılmıştır.
İşin esasına gelince:
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440.maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. ve 4421 sayılı Kanunun 4/b-1.maddeleri gereğince takdiren 226,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine, 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca 52,40 TL. karar düzeltme harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 03.12.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.
Diğer kararlar (4)
12. Hukuk Dairesi, 2012/15213 E., 2012/21580 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana 4. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK.nun 33/1.maddesine göre, icra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak, borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal veya itfa edildiği itirazında bulunabilir.
12. Hukuk Dairesi 2012/15213 E. , 2012/21580 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana 4. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/10/2011
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından nafaka alacağına dayalı olarak başlatılan ilamlı takibe karşı borçlunun, 21/05/2010 tarihine kadar olan birikmiş nafaka borcunu ödediğini, yaptıkları protokol gereğince de nafakaları ödemekte olduğunu, hiçbir borcu olmadığını belirterek icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, itirazın kabulü ile icra emrinin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK.nun 33/1.maddesine göre, icra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak, borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal veya itfa edildiği itirazında bulunabilir. İtfa veya imhal iddiası, yetkili mercilerce re'sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde veya icra mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle tevsik edildiği takdirde icra geri bırakılır. İİK.nun 33/2.maddesinde ise, "İcra emrinin tebliğinden sonraki devrede tahakkuk etmiş itfa, imhal veya zaman aşımına dayanan geri bırakma istekleri her zaman yapılabilir. Bunlardan itfa veya imhale dayanan istekler mutlaka noterlikçe re'sen yapılmış veya tasdik olunmuş belgelere veya icra zaptına istinat ettirilmelidir."
Borçlunun itfa itirazı icra emrinin tebliğinden sonraki döneme ilişkin ise, itfa itirazının mutlaka noterlikçe re'sen düzenlenmiş veya onaylanmış bir belge ya da icra tutanağı ile ispatlanması gerekir. Burada imzası alacaklı tarafından ikrar edilen belgelere yer verilmemiştir. Ancak Dairemizin süreklilik arzeden içtihatlarına göre, bu nitelikte bir belgeye dayalı olarak icra emrinin tebliğinden sonraki döneme ilişkin itfa itirazının ispatı mümkündür.
Somut olayda, alacaklı, birikmiş ve işleyecek nafaka alacağı için 29/04/2010 tarihinde takibe başlamış, borçluya icra emri 21/02/2011 tarihinde tebliğ edilmiştir. Dosyaya sunulan 21/05/2010 tarihli ibranamelerden anlaşıldığı üzere, borçlu takip tarihinden sonra, ancak icra emrinin tebliğinden önce, alacaklı ile anlaşarak 30/05/2010 tarihine kadar işleyen birikmiş nafaka borcunu ve ilam vekalet ücreti ile yargılama giderlerini ödemiştir. Bu husus alacaklı tarafın da kabulündedir. Hal böyle olunca, borçlunun itirazı yukarıda açıklanan İİK.nun 33/1.maddesi kapsamında ödeme itirazı olarak değerlendirilerek itiraz tarihine kadar yapılan ödemeler yönünden icranın geri bırakılmasına karar verilmelidir. 28/11/1956 tarih, 15/15
sayılı İBK ve YHGK.nun 17/03/1954 tarih ve 3/40-49 sayılı kararları gereğince her dava açıldığı tarihteki koşullara ve hukuki duruma göre hükme bağlanır ilkesinden hareketle, itiraz tarihinden sonraki döneme ilişkin ödeme veya başka nedenlerle borcun sona erdiğine yönelik itirazların bu aşamada dinlenme olanağı yoktur. Kaldı ki, İİK.nun 33/2.maddesi gereğince, icra emrinin tebliğinden sonraki döneme ait ödemeler her zaman ileri sürülebilir.
O halde, mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar ve işleyecek nafaka talebi bulunduğu gözetilerek itiraz tarihi itibariyle ödenen miktarla sınırlı olarak icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken icra emrinin tümden iptali isabetsizdir.
Öte yandan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.'nun 366. ve HUMK.'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2015/5153 E., 2015/5369 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
sayılı ilamıyla icranın geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, davacının bu karara karşı İİK'nın 33/a-2 maddesine dayalı olarak genel mahkemede açtığı davanın da...
23. Hukuk Dairesi 2015/5153 E. , 2015/5369 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkilinin takip borçlusundan olan alacaklarının tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü'nün 2006/8256 E ve... İcra Müdürlüğü'nün 2006/8744 E sayılı icra dosyalarında icra takipleri başlatıldığını, davalılardan ...'ın ... İcra Müdürlüğü'nün 2006/168 E sayılı icra dosyasında, ...'ın ise... İcra Müdürlüğü'nün 2006/8145 E sayılı icra dosyasında takip başlattığını, ancak, davalıların alacaklarının, gerçek bir alacak borç ilişkisine dayalı bulunmadığını ve muvazaalı olduğunu, buna rağmen düzenlenen 29.12.2008 tarihli sıra cetvelinde davalılara sırasıyla 2. ve 3. sıralarda pay ayrıldığını ileri sürerek, müvekkilinin alacaklı olduğu ve sıra cetvelinde 4. ve 5. sıralarda yer alan icra dosyalarının, 2. ve 3. sıralara alınmasını ve davalılara ayrılan payın müvekkilinin alacaklı olduğu icra dosyalarına ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının, .... İcra Müdürlüğü'nün 2006/8256 E. sayılı dosyasında başlattığı icra takibinin, ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 17.12.2009 tarih ve 347 E., 1171 K. sayılı ilamıyla,... İcra Müdürlüğü'nün 2006/8744 E. sayılı dosyasında başlattığı icra takibinin ise, ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 13.11.2009 tarih ve 807 E., 1036 K. sayılı ilamıyla geri bırakılmasına karar verildiği, söz konusu kararların kesinleştiği, davacının, ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 17.12.2009 tarih ve 347 E., 1171 K. sayılı kararının kaldırılması ve takibin zamanaşımına uğramadığının tespiti istemiyle, takip borçlusu ... aleyhine açtığı davanın da reddedilerek kesinleştiği, bu durumda davacının takip borçlusu ... hakkında yapmış olduğu geçerli bir takibi, dolasıyla sıra cetveline itiraz davası açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle, aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İİK'nın 142/1. maddesi hükmüne göre, "cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel münderecatına itiraz edebilir." Anılan hükümde yer alan "alakadarlar" ifadesi, kural olarak borçluyu değil, itiraz eden alacaklıdan sıra itibariyle önce olan ve kendisine pay ayrılan alacaklıları ifade eder. Dava, kural olarak itiraz edene göre sıra cetvelinde öncelikli olup, pay ayrılan ya da aynı derecede hacze iştirak eden alacaklılara, diğer anlatımla kendisine pay ayrılan ve dava sonucundan etkilenecek olan alacaklılara yöneltilmelidir. Somut olayda, davalı ... vekili tarafından müvekkiline sıra cetvelinde pay ayrılmadığı savunulmuş olup, Dairemizin geri çevirme kararı üzerine gönderilen, ... İcra Müdürlüğü'nün 2006/168 E. sayılı icra dosyası arasında dava konusu sıra cetveli bulunmadığından bu husus kesin olarak anlaşılamamış ise de, davacı tarafça da aksi yönde bir iddia ileri sürülmemiştir. Bu durumda davacının, adı geçen davalıya yönelik itirazında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca, davanın usulden reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamıştır.
Öte yandan, İİK'nın 142. maddesinde, cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklının takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel münderecatına itiraz edebileceği düzenlenmiş olup, bu madde hükmü ile sıra cetveline itiraz hakkı takip alacaklılara tanınmış ise de her alacaklı bu hakkı haiz değildir. YHGK'nın 05.03.2008 tarih ve 19-161 E., 213 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, sıra cetveline itiraz eden alacaklının icra takibinin ve buna bağlı olarak geçerli bir haciz işleminin bulunması gerekir. Sıra cetveline yönelik itirazda bulunma yetkisi, bu itiraz üzerine düzenlenecek yeni sıra cetveline girme hakkı bulunan alacaklılara tanınmıştır. Bir diğer ifade ile bedeli paylaşıma konu mal üzerinde haczi ya da rehni bulunmayan alacaklının, sıra cetveline itirazda hukuki yararı yoktur. Sıra cetveli bedeli paylaşıma konu mal üzerinde, satış tarihi itibariyle haczi bulunan alacaklılar dikkate alınarak düzenlenir. Aksi halde satış bedelinden pay ayrılamayacağından, adı geçenlerin sıra cetveline itirazda hukuki yararı bulunmamaktadır.
Somut olayda, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davacının alacaklı olduğu... İcra Müdürlüğü'nün 2006/8744 E. sayılı dosyasında başlatılan icra takibine karşı, borçlu ... tarafından, takip konusu alacağın takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde zamanaşımına uğradığı ileri sürülerek, icranın geri bırakılması istemiyle yapılan şikayet üzerine, ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 13.11.2009 tarih ve 807 E., 1036 K. sayılı ilamıyla icranın geri bırakılmasına karar verildiği ve anılan kararın temyiz edilmeksizin 14.12.2009 tarihinde kesinleştiği, yine davacının alacaklı olduğu .... İcra Müdürlüğü'nün 2006/8256 E. sayılı dosyasına karşı aynı iddia ile yapılan şikayet hakkında ise, ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 17.12.2009 tarih ve 347 E., 1171 K. sayılı ilamıyla icranın geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, davacının bu karara karşı İİK'nın 33/a-2 maddesine dayalı olarak genel mahkemede açtığı davanın da... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/218 E., 2013/320 K. sayılı ilamıyla reddedildiği ve red kararın 25.04.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Sıra cetvelinin düzenlendiği tarihte, bahsi geçen icra mahkemesi kararları henüz kesinleşmemiş ise de,... İcra Müdürlüğü'nün 2006/8744 E. sayılı dosyasına ilişkin icranın geri bırakılması kararı yargılama aşamasında, .... İcra Müdürlüğü'nün 2006/8256 E. sayılı dosyasına ilişkin karar ise temyiz aşamasında, temyiz inceleme tarihinden önce kesinleşmiş olup, söz konusu kararların kesinleşmesi ile birlikte, davacının alacaklı olduğu icra dosyalarındaki hacizler de kalkmış bulunduğundan, davacının sıra cetveline yönelik itirazında hukuki yararı kalmamıştır. Dava koşulu niteliğindeki hukuki yararın, yargılama boyunca ve hatta karar kesinleşinceye kadar mevcut olması ve yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 30.03.2010 tarih ve 2009/25456 E., 2010/7455 K; 18.12.2014 tarih ve 23064 E., 30824 K. sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere; İİK'nın 33/a-2. maddesi uyarınca; "Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vaki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir. Aksi taktirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder." Buna göre icra mahkemesince zamanaşımı itirazının kabulüne karar verilmesiyle icra takibi son bulur. Ancak, bunun için alacaklının İİK'nın 33/a-2. maddesine göre 7 gün içinde dava açıp açmayacağı beklenmelidir. Dava için maddede öngörülen 7 günlük sürenin bitimine kadar icra takibi olduğu yerde durur. Alacaklı bu süre içinde dava açarsa, bu davanın sonucuna kadar takip durmaya devam eder. Alacaklı bu davayı kazanır ise duran icra takibine devam edilir. Kaybetmesi veya 7 gün içinde dava açmaması halinde ise alacağın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder ve icranın geri bırakılması kararı, takibin iptaline ilişkin sonuçları doğurur. Bir diğer anlatımla dosyada mevcut hacizler kalkar. (Prof. Dr. Baki KURU İcra ve İflas Hukuku C. 3,5.2300-2301)
Bu durumda, haczi kalkmış olan davacının, sıra cetvelinde pay ayrılan davalı ... yönünden, sıra cetveline yönelik itirazında hukuki yararının kalmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden, adı geçen davalı yönünden de yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Ne var ki, her iki davalı yönünden verilen karar, sonucu itibariyle doğru olduğundan, HUMK'nın 438/son maddesi hükmü uyarınca kararın gerekçesi değiştirilerek ve hüküm fıkrasının birinci paragrafındaki yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile yerel mahkeme kararının gerekçesi değiştirilerek ve hüküm fıkrasının birinci bendindeki "Davanın" ibaresinden sonra gelmek üzere "HMK'nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine" ibaresinin yazılması suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.07.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2013/35851 E., 2014/2112 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara 6. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibinin kesinleşmesinden sonra oluşan zamanaşımı nedeniyle borçlu tarafından İİK. nun 71 ve 33-a maddeleri uyarınca icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasına karar verilmesinin istendiği anlaşılmaktadır.
12. Hukuk Dairesi 2013/35851 E. , 2014/2112 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara 6. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 07/11/2013
NUMARASI : 2012/736-2013/926
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibinin kesinleşmesinden sonra oluşan zamanaşımı nedeniyle borçlu tarafından İİK. nun 71 ve 33-a maddeleri uyarınca icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasına karar verilmesinin istendiği anlaşılmaktadır.
Takip dayanağı belgeler, kambiyo senedi niteliğinde çek olduğundan, olaya çeklerin ibraz sürelerinin dolduğu tarih itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’ nun 726 ve 730. maddesi göndermesi 661, 662 ve 663.maddelerinin uygulanması gerekir. Borçlar Kanunu’nun 133.maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan ve T.T.K.’nun 690.maddesi gereğince bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 662. maddesinde zaman aşımını kesen sebepler” dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi” şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır.
Öte yandan, alacaklı tarafından yapılan icra takip işlemleri de zamanaşımını keser. TTK. nun 663/2.maddesine göre ise, zamanaşımının kesilmesi ile kesildiği tarihten itibaren yeni bir süre işlemeye başlar. TTK. nun 663/2.maddesine göre ise, zamanaşımının kesilmesi ile kesildiği tarihten itibaren yeni bir süre işlemeye başlar.
Somut olayda, icra takip dosyasının incelenmesinde, borçlunun üçüncü kişi Sosyal Güvenlik Kurumu’nda bulunan alacakları üzerine konulan haciz dolayısıyla anılan kurum tarafından 01.04.2008 tarihinde 715.802,00 TL. 22.04.2008 tarihinde ise 613.000,00 TL. icra dosyasına para gönderildiği, 28.04.2008 tarihli hesap tablosunda dosya alacağının 633.423,00 TL. olarak hesaplandığı, 22.05.2008 tarihli sıra cetvelinde ise dosya alacağının birinci sırada yer alıp, dosya alacağının tamamen karşılandığı, ancak sıra cetveline Ankara 12.İcra Mahkemesinin 2008/517-1166 sayılı dosyası ile 03.06.2008 tarihinde itiraz edildiği, 21.11.2008 tarihli karar ile sıra cetvelinin iptaline karar verildiği, bu karar doğrultusunda Ankara 5.İcra Müdürlüğü’nün 2007/10916 esas sayılı dosyasından 06.05.2011 tarihinde yeniden sıra cetveli yapıldığı ve dosya alacağının paranın geliş tarihi itibariyle 633.423,00 TL olmasına karşın bu dosya için 511.521,25 TL ayrıldığı ve bu miktarın 09.05.2011 tarihinde icra dosyasına geldiği ve aynı tarihte alacaklı vekiline ödendiği görülmüştür.
Şu hale göre 22.04.2008 tarihinde haciz yoluyla yapılan tahsilat sonucu o tarih itibariyle alacaklının dosya alacağı tamamen karşılandığından, bu tarihten sonra icra takip
işlemlerini sürdürmesi beklenemeyeceği gibi söz konusu da olamaz. Dolayısıyla bu tarihten itibaren zamanaşımı süresinin de işlemesi mümkün değildir. Bir diğer ifade ile 22.04.2008 tarihinde zamanaşımı süresi duracaktır. Ancak, 06.05.2011 tarihinde yapılan sıra cetvelinde yapılan tahsilatın dosya alacağını tamamen karşılamadığı anlaşıldığına göre, alacaklı, bu sıra cetvelini öğrendiği tarihten itibaren takibe devam etmesi gerekeceğinden, anılan tarihten itibaren, zamanaşımı süresi kaldığı yerden işlemeye başlar.
Bu durumda, alacaklının sıra cetvelini öğrendiği 09.05.2011 tarihinden itibaren zamanaşımı süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacağından ve bu tarihten icra mahkemesine başvurunun yapıldığı 14.09.2012 tarihine kadar alacaklı tarafından icra takip dosyasında zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmadığından, takip dayanağı çekin ibraz süresinin dolduğu tarih itibariyle uygulanması gereken 6762 Sayılı TTK. nun 726.maddesinde öngörülen altı aylık zamanaşımı süresi geçtiğinden, mahkemenin zamanaşımı itirazının kabulü ile icranın geri bırakılmasına ilişkin kararı yukarıda açıklanan nedenlerle doğru olduğundan, bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İcra takip dosyasında borçlunun üçüncü kişi Sosyal Güvenlik Kurumu’nda bulunan alacakları üzerine haciz konulduğu ve bu paraların dosyaya gönderilmesi üzerine paylaştırma safhasına geçildiği, daha sonra da dosyadan konulmuş herhangi bir haczin bulunmadığı görülmektedir. Borçlunun üçüncü kişide bulunan alacakları İİK. nun 106/2.maddesi uyarınca taşınır hükmünde olup, haczedilen paranın icra dosyasına gelmesi paraya çevrilme gibi düşünülmelidir. Buna göre üçüncü kişi nezdinde haczedilen paraların icra dosyasına gelmesi ile haciz paraya çevrilmiş olacağından, sona bulacaktır. Şikayet tarihi itibariyle ortada bir haciz bulunmadığına göre, haczin kaldırılmasına ilişkin talebin de konusu yoktur.
Kaldı ki icra takip dosyasında haciz bulunsa bile İİK'nun 33/a-2. maddesi uyarınca; “Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vaki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir. Aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder.” Buna göre icra mahkemesince zamanaşımı itirazının kabulüne karar verilmesi ile icra takibi son bulur. Ancak, bunun için alacaklının İİK'nun 33/a-2.maddesine göre yedi gün içinde dava açıp açmayacağı beklenmelidir. Dava için madde de öngörülen yedi günlük sürenin bitimine kadar icra takibi olduğu yerde durur. Alacaklı bu süre içinde dava açarsa, bu davanın sonucuna kadar takip durmaya devam eder. Alacaklı bu davayı kazanır ise duran icra takibine devam edilir. Kaybetmesi veya yedi gün içinde dava açmaması halinde ise icranın geri bırakılması kararı, takibin iptaline ilişkin sonuçları doğurur. Bir diğer anlatımla dosyada mevcut hacizler kalkar. Buna göre anılan süreç tamamlanmadan icranın geri bırakılması kararı ile birlikte hacizlerin de kaldırılmasına karar verilemez.
O halde mahkemece zamanaşımı itirazının kabulü ile icranın geri bırakılmasına karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, hacizlerin de kaldırılması yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2011/19446 E., 2012/5104 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Başvurunun bu hali ile İİK.nun 33/2.maddelerine dayalıdır.
12. Hukuk Dairesi 2011/19446 E. , 2012/5104 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 10/05/2011
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçinin dosya borcuna 10.03.2009 tarihinde icra kefili olduğu, kendisine çıkartılan örnek 4-5 icra emrinin 10.03.2009 tarihinde tebliğ edildiği, 18.01.2011 tarihinde icra mahkemesine başvurarak adi nitelikte protokol adlı belgeye dayalı olarak takibin talikini istediği anlaşılmıştır. Başvurunun bu hali ile İİK.nun 33/2.maddelerine dayalıdır.
İİK.nun 33/2.maddesi gereğince, icra emrinin tebliğinden sonraki devrede tahakkuk etmiş itfa, imhal, veya zamanaşımına dayanan geri bırakma istekleri her zaman yapılabilir. Bunlardan itfa veya imhale dayanan istekler mutlaka noterlikçe re'sen yapılmış veya tasdik olunmuş belgelere veya icra zaptına istinat ettirilmelidir.
Borçlu tarafından ibraz edilen tarihsiz protokol, icra emrinin tebliğinden sonra haciz sırasında ibraz edilen belge olup, İİK.nun 33/2.maddesinde sayılan belgelerden değildir. Bu nedenle şikayetin reddi yerine kabulü isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 27.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
İlamlı takibe karşı zamanaşımı iddiasında bulunan borçlu, bu iddiasını icra mahkemesinde neye dayanarak ispat etmelidir?
A) Resmi belgelere dayanmalıdır.
B) Alacaklının imzası ikrar edilmiş bir belgeye dayanmalıdır.
C) Yemin deliline dayanmalıdır.
D) Tanık beyanlarına dayanmalıdır.
E) Herhangi bir belge sunmasına gerek yoktur, iddiasını sözlü olarak ileri sürmesi yeterlidir.
Bu maddeyle ilgili 10 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.