2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 340

İcra ve İflas Kanunu 340. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 340 – (Değişik: 31/5/2005-5358/11 md.) 111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez. Çocuk teslimi emrine muhalefetin cezası:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

31 karar eşleşti
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi, 2009/438 E., 2009/938 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varŞanlıurfa 1. İcra Mahkemesi
Ödeme şartını ihlâl eyleminden borçlu ...'in 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 340. maddesi gereğince 1 ay hafif hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Şanlıurfa 1.
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi         2009/438 E.  ,  2009/938 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Şanlıurfa 1. İcra Mahkemesi Ödeme şartını ihlâl eyleminden borçlu ...'in 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 340. maddesi gereğince 1 ay hafif hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Şanlıurfa 1. İcra Mahkemesinin 04/03/2008 tarihli ve 2008/218-264 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Tebliğname ile; 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 5358 sayılı Kanun'la değişik 340. maddesinde öngörülen yaptırımın 3 aya kadar tazyik hapsi olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde 1 ay hafif hapis cezasına hükmedilmesinde isabet görülmemekle anılan hükmün 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 04.12.2008 gün ve 2008/14277-61742 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 02.01.2009 gün ve K.Y.B:2008/270947 sayılı tebliğname ile talep edilmiş olmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Borçluya isnat edilen eylem İİK’nun 340.maddesinde, “111. madde mucibince veya alacaklının muvafakatı ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez.” şeklinde düzenlendiği dikkate alındığında borçlunun 3 aya kadar tazyik hapsi cezası yerine 1 ay hafif hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmesi isabetsizdir. Mahkemece verilen hükümdeki, bir aylık süre borçlu lehine kazanılmış hak sayıldığından yeni kurulacak hükümde de sürenin bir ayı aşmamasına dikkat edilmiştir. Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle Şanlıurfa 1.İcra Mahkemesinin 04.03.2008 gün ve 2008/218-264 sayılı kararının BOZULMASINA, Bozma üzerine 5271 sayılı CMY’nın 309/4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden; Borçlu ...’in İİK’nun 340.maddesi gereğince 1 aya kadar hapsen tazyik hapsi cezasıyla cezalandırılmasına, infazın bu ceza türü üzerinden yapılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 23.2.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.

Diğer kararlar (4)

yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- ÖDEME ŞARTINI İHLAL ETME**- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 340 ]
16. Hukuk Dairesi 2010/5910 E., 2010/6299 K. 16. Hukuk Dairesi 2010/5910 E., 2010/6299 K. - HAPSEN TAZYİK - ÖDEME ŞARTINI İHLAL ETME- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 340 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 309 ] - 5358 S. İCRA VE İFLAS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA ... [ Madde 11 ] "İçtihat Metni" Ödeme şartını ihlal eyleminden sanık S... A...'in İİK.nun 340. maddesi uyarınca 3 ayı geçmemek üzere hapsen tazyikine ilişkin Sinop İcra Mahkemesinin 02.04.2009 tarih ve 2008/267 Esas, 2009/59 sayılı kararı ile bu karara yöneltilen itiraz üzerine itirazın reddine ilişkin Sinop Ağır Ceza Mahkemesinin 28.04.2009 gün ve 2009/112 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyanın yapılan incelemede; Tebliğname ile; Sinop İcra Dairesinin 2007/1081 esas sayılı takip dosyasında, icra kefili olarak İcra İflas Yasası'nın 111. maddesinde belirtilen yasal taksit hakkını kullanma şartlarını içermeyen biçimde taahhütte bulunan S... A...'in taahhüdüne karşı alacaklı A… … K… …'un kabul beyanı ve imzasının bulunmadığı, alacaklının kabul ve imzasının, anılan tutanağın üst kısmındaki icra kefilliğini kabule ve icra emrinin, icra kefiline tebliğine ilişkin kısımlara ait olduğu; icra kefilinin borçlunun borcunu taksitler halinde ödemeyi içeren taahhüt tutanağının alacaklıya kabul muhtırası olarak tebliğ edildiğine ve alacaklının da taahhüdü kabul ettiğine dair bir belgenin ya da beyanının dosya içerisinde bulunmadığının anlaşılması karşısında; borçlu sanığa yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden beraati yerine yazılı biçimde hükümlülüğüne karar verilmesi, yasaya aykırı olduğundan, anılan kararın 5271 sayılı CMK'nun 309.maddesinin 3.fıkrası uyarınca bozulması, Yargıtay C.Başsavcılığının 15.7.2010 gün ve K.Y.B. 2010/117991 sayılı tebliğnamesiyle talep edilmiş olmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ; Sanığa isnat olunan suç 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Yasa'nın 11.maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 340.maddesinin birinci cümlesinde, "111.madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikayeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir." hükmü ile müeyyide altına alınmıştır. Dosya kapsamına göre borçlu hakkında Sinop İcra Müdürlüğünün 2007/10814 sayılı dosyasında yürütülen takip sırasında düzenlenen 20.6.2008 tarihli tutanağın ilk kısmında borçlunun icra kefilliğinin kabul edildiğine dair tarafların imzalarının bulunduğu, oysa aynı tutanağın ikinci kısmında yer alan taahhüdü içeren kısımda alacaklının kabulünü içerir imzası bulunmamaktadır. Benzer bir konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.02.2001 tarih, 2001/8-19 ve 2001/26 sayılı kararında, "Taahhüdü ihlal suçunun oluşabilmesi için ödenecek toplam miktarın rakamsal olarak belirlenmesi, tarafların belirlenen bu miktar üzerinde icap ve kabulde bulunması zorunludur... "Hal böyle olunca, icra dosyası içerisindeki taahhütnamenin geçerli olduğunu kabul etmek mümkün olmadığı gözetilmeksizin itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle, Sinop Ağır Ceza Mahkemesinin 28.4.2009 tarih ve 2009/112 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA, Bozma üzerine 5271 sayılı CMK'nun 309/4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden; Borçlu S... A...'in İİK'nun 340.maddesi gereğince tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına yer olmadığına, hakkındaki mahkûmiyet hükmünün çektirilmemesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 25.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- YASA YARARINA BOZMA İSTEMİ**- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 340 ]
Ceza Genel Kurulu 2007/16.HD-12 E., 2007/1 K. Ceza Genel Kurulu 2007/16.HD-12 E., 2007/1 K. - TAAHHÜDÜ İHLAL - YASA YARARINA BOZMA İSTEMİ- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 340 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 309 ] "İçtihat Metni" Taahhüdü ihlal suçundan borçlu Sami'nin, 5358 sayılı Yasa ile değişik 2004 sayılı İİY'nin 340. maddesi uyarınca 3 ayı geçmemek üzere tazyik hapsi ile cezalandırılmasına, tazyik hapsinin tatbikine başlandıktan sonra borcun tamamı veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağın Ödenmesi halinde, aynı madde uyarınca tahliyeye karar verileceği, ödemelerini tekrar keserse hakkında tazyik hapsine yeniden karar verileceğinin bildirilmesine, şikayetçinin şikayetten vazgeçmesi halinde, aynı Yasa'nın 354. maddesi gereğince bütün neticeleri ile birlikte cezanın düşeceğinin bildirilmesine ilişkin, (Bolu İkinci İcra Ceza Mahkemesi)'nce verilen 13.09.2005 gün ve 703-595 sayılı karara karşı Adalet Bakanınca yasa yararına bozma İsteminde bulunulması üzerine; Dosyayı İnceleyen Yargıtay Onaltıncı Hukuk Dairesi'nce 24.11.2006 gün ve 3524-7525 sayı İle, "...belirli bir süreye kadar disiplin veya tazyik hapsine karar verilmesinin 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesine aykırılık teşkil etmeyeceği, bu yönüyle tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmediği, Öte yandan, dosya kapsamına göre, sanığa isnat edilen ödeme şartını ihlal eylemi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi ile 1 aydan 3 aya kadar hafif hapis cezası ile müeyyide altına alınmış iken, suç tarihinden sonra 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5349 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile değişik 7. maddesinin 1. fıkrası ile "Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür...", yine 1 Haziran 2005 tarihinde kabul edilip, aynı gün mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 2004 sayılı İİK'da Değişiklik Yapılmasına Dair 5358 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile İİK'nın 340. maddesindeki eylemin müeyyidesi 3 aya kadar tazyik hapsine dönüştürülmüştür. Ancak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi gözönünde tutulduğunda 5349 sayılı Yasa ile değişik 5252 sayılı Kanun'un 7. maddesi sanığın lehine olduğundan, aynı maddenin 1. fıkra 1. cümlesi ve 5326 sayılı Kabahatler Yasası'nın 24 ve 5252 sayılı Yasa'nın 9/3. maddelerine göre müeyyidenin İcra Mahkemesince idari para cezası olarak belirlenmesi gerektiği," gerekçeleriyle Bolu İkinci İcra Ceza Mahkemesinin 13.09.2005 gün ve 703-595 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca bozulmasına, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığıma tevdiine karar verilmiştir. Yargıtay GBaşsavcılığı'nca 05.01.2007 gün ve 70256 sayı ile; karara dayanak yapılan Bolu İkinci İcra Müdürlüğümün 2004/1432 sayılı takip dosyasının aslı veya onaylı örneği mahkemenin dosyası içerisinde bulunmamakta, icra dosyasının yargılama sırasında 13.09.2005 tarihli oturumda getirtilerek incelendiği belirtilmiş ise de, bu inceleme; geçerli bir icra takibi bulunup bulunmadığı, sözü edilen taahhüdün tarihi, borcun tüm ferilerini kapsayıp kapsamadığı, geçerli olup olmadığı hususlarını içermemekte, denetime olanak vermemektedir. Diğer yönden kanun yararına bozma isteminin davanın esasını çözümleyen bir karara ilişkin olması, bozma nedeninin daha hafif bir ceza verilmesini gerektirmesi nedeniyle, kanun yararına bozma isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulmasını müteakip, idari para cezasına da Yargıtay Dairesi'nce doğrudan hükmedilmesi zorunludur, gerekçeleriyle itiraz yasa yoluna başvurularak, Özel Daire kararının kaldırılarak, dosyanın idari para cezasının belirlenmesi için Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmesini istemiştir. Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığı'na gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği görüşülüp düşünüldü. Taahhüdü ihlal eylemi nedeniyle borçlunun tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilen somut olayda, Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlıklar; 1-Dosyadaki bilgi ve belgelerin istem konusunda karar vermeye yeterli olup olmadığı, 2-Bu kararın yasa yararına bozulması halinde mahallinde yeniden yargılama yapılması olanağının bulunup bulunmadığı, diğer bir anlatımla daha hafif cezaya Yargıtay ilgili Ceza Dairesince hükmedilmesinin gerekip gerekmediği, Noktalarında toplanmaktadır. Öğretide "olağanüstü temyiz" olarak adlandırılan bu olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları "kanun yararına bozma" adı ile 5271 sayılı CYY'nin 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Yasa'nın 309. maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanı, o karar veya hükmün Yargıtay'ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay Ceza Dairesi'ne verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay'ca yerinde görülmesi halinde, karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Bozma sonrası yapılacak işlemler ve bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ile bozma kararının etkileri ise, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrım yapılarak maddenin 4. fıkrasında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bozma nedenleri; 5271 sayılı Yasa'nın 223. maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, 309. maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca; kararı veren hakim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verilecektir. Bu halde yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için, verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir. Mahkumiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması halinde ise, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca kararı veren hakim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu halde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır. Davanın esasını çözen mahkumiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulmasında ise, (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, "tekriri muhakeme" yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir. 4. fıkranın (d) bendi gereğince bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde, cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi halinde ise, bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi'nce doğrudan hükmedilecektir. Bu halde de yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay Ceza Dairesi'nce hükmün bozulması ile yetinilmeyip, gereken kararın doğrudan ilgili Daire tarafından verilmesi gerekmektedir. Yasa yararına bozma kurumu ile ilgili bu genel açıklamalardan sonra 1. uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde, Dosyanın incelenmesinde; takibin kesinleşip kesinleşmediği ve yapılan taahhüdün geçerli olup olmadığını saptamaya elverişli herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. Bu hususlar yasa yararına bozma istemine konu edilmemiş ise de, ancak suçun sabit olması ve suç tarihinin saptanması halinde yasa yararına bozma istemine konu husus hakkında karar verilebilecektir. Diğer yönden, anılan eksikliklerin giderilmesinden sonra mı yasa yararına bozma konusunda karar verileceği ya da bu hususların dosyadan anlaşılamaması nedeniyle yasa yararına bozma isteminin bu aşamada red edilerek, eksiklerin tamamlanmasının mı isteneceği keyfiyeti Özel Daire'ce değerlendirilebilecek bir husustur. Bu eksikliğin Ceza Genel Kurulu'nca giderilmesini beklemek de yasa yararına bozma yasa yolunun mahiyet ve yöntemine uymamaktadır. Yine anılan eksiklikler giderilerek başkaca yasa yararına bozmaya konu hukuka aykırılıkların da bulunup bulunmadığının Adalet Bakanlığı tarafından değerlendirilerek, yeni bir yasa yararına bozma istemine konu edilmesi hususu da öncelikle Dairece çözümlendikten sonra Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na bu konuda bir itiraz vaki olduğunda değerlendirilmeye konu edilmelidir. Zira, Dairelerce henüz görüş bildirilmeyen bir konuda doğrudan karar vermek, yasa yolu denetiminden beklenen yararı sağlamayacak, anılan eksikliklerin bozma konusu mu yapılacağı, yoksa eksik ikmali suretiyle mi giderileceği keyfiyeti hukuken kabul edilebilir bir çözüme kavuşamayacaktır. Bu nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığı'nın 1. itiraz nedeninin kabulüne, bu aşamada 2. itiraz nedeninin değerlendirilmesine yer olmadığına ve dosyanın Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir. Sonuç: Açıklanan nedenlerle; 1-Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2-Yargıtay Onaltıncı Hukuk Dairesi'nin 24.11.2006 gün ve 3524-7255 sayılı yasa yararına bozma kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Özel Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 23.01.2007 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.
19. Ceza Dairesi, 2018/7744 E., 2018/12062 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan sanık ...'ın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin Tekirdağ 1.
19. Ceza Dairesi         2018/7744 E.  ,  2018/12062 K. "İçtihat Metni" Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan sanık ...'ın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin Tekirdağ 1. İcra Ceza Mahkemesinin 16/01/2017 tarihli ve 2016/879 Esas, 2017/116 Karar sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 19/10/2018 gün ve 94660652-105-59-1581- 2018- Kyb sayılı yazılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/10/2018 gün ve KYB.2018/85782 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu. Anılan ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, 08/04/2016 tarihli taahhütnamede işlemiş faiz olarak 112,71 Türk lirası ve taksit süresinde işleyecek faiz olarak 0,11 Türk lirasının belirtildiği, ancak dosya içerisinde yer alan icra emrinde, kat öncesi işlemiş %22,46 gecikme faiz bedeli olarak 356,58 Türk lirası, kat öncesi işlemiş gecikme faizinin %5 gider vergisi olarak 17,83 Türk lirası ve işlemiş %22,46 temerrüt faizi olarak 187,17 Türk lirasının belirtildiği, bu kapsamda icra emrinde gösterilen faiz miktarları ile taahhütnamede gösterilen faiz miktarları arasında çelişki olduğunun anlaşıldığı, ayrıca 2004 sayılı Kanun'un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlâl suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekâlet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiği; ancak 08/04/2016 tarihli taahhütnamede belirtilen faizlerin hangi dönemleri kapsadığı, icra takibinin kesinleştiği tarihten taahhüt tarihine kadar işlemiş ve taahhüt tarihinden son ödeme tarihine kadar işleyecek faiz olup olmadığı konusunda herhangi bir açıklık olmadığı gibi alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almadığı ve bu nedenlerle işleyen ve işleyecek faiz miktarının taahhüt tutanağında ayrı ayrı gösterilmemesi nedeniyle belirsizlik bulunduğundan taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Tekirdağ 1. İcra Ceza Mahkemesinin 16/01/2017 tarihli ve 2016/879 Esas, 2017/116 Karar sayılı kararının CMK’nın 309/4-d. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, 20/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
19. Ceza Dairesi, 2017/2610 E., 2017/3528 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Borçlunun ödeme şartını ihlâli suçundan sanık ...’nın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Antalya 5.
19. Ceza Dairesi         2017/2610 E.  ,  2017/3528 K. "İçtihat Metni" Borçlunun ödeme şartını ihlâli suçundan sanık ...’nın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Antalya 5. İcra Ceza Mahkemesinin 10/05/2016 tarihli ve 2016/66 esas, 2016/527 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Antalya 1. İcra Ceza Mahkemesinin 07/09/2016 tarihli ve 2016/236 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 14/02/2017 gün ve 94660652-105-07-14415-2016 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28/02/2017 gün ve KYB.2017-12023 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu. Anılan ihbarnamede; 1-Taahhüt konusu borcun, sanığın yetkili temsilcisi olduğu ... Akvaryum Su Ürünleri Yem San. Tic. Ltd. Şirketi’ne ait olduğu, ödeme emrinin adı geçen şirket hakkında düzenlendiği, taahhüt ekindeki belgelerden sanığın şirketin ortağı ya da müdürü olmadığı, ödeme taahhüdünü ihlal suçunda taahhütte bulunan kişinin bizatihi borçlu sıfatını haiz olması gerektiği, üçüncü bir şahsın taahhütte bulunması için borcu icra kefaleti ile yüklenmesi gerektiği cihetle, somut olayda sadece şirketi borçlandırıcı işlem yapma ve temsil yetkisi bulunan sanığın taahhüde konu şirket borcundan dolayı kişisel sorumluluğu bulunmadığı cihetle, atılı suçun yasal unsurları bulunmadığı gözetilmeyerek itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, 2- 2004 sayılı Kanun'un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlal suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiği, 13/05/2015 tarihli taahhütnamede işlemiş ve işleyecek faiz miktarlarının ayrı ayrı hesaplanarak gösterilmediği bu konusunda herhangi bir açıklık olmadığı gibi alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almadığı ve bu nedenlerle işleyen ve işleyecek faiz miktarının taahhüt tutanağında ayrı ayrı gösterilmemesi nedeniyle belirsizlik bulunduğundan taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle, itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde,isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Antalya 1. İcra Ceza Mahkemesinin 07/09/2016 tarihli ve 2016/236 değişik iş sayılı kararı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA,sanık hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, 18/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.