2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 351

İcra ve İflas Kanunu 351. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 351 – Şikayetçi dilekçe veya beyanında gösterilmiş olduğu delillerle bağlıdır. Maznun müdafası için tahkikatın tevsiini ancak bir kere istiyebilir. Karar:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
7. Ceza Dairesi, 2022/3412 E., 2023/738 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanunu'nun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır.
7. Ceza Dairesi         2022/3412 E.  ,  2023/738 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ CEZA DAİRELERİ ARASINDAKİ KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE DAİR KARAR A-KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE DAİR BAŞVURU İstanbul Bölge adlîye Mahkemesi Başkanlar Kurulu'nun 07/12/2021 tarihli ve 2021/60 Esas-Karar sayılı kararı ile çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek suçu yönünden yargılama aşamasında imza itirazında bulunulması hâlinde imza incelemesi yaptırtılmasına gerek olup olmadığına ilişkin farklı yer bölge adlîye mahkemeleri ceza daireleri arasında çıkan içtihat farklılığının giderilmesi için dosyanın Yargıtay 19. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verildiği, B-KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE KONU KARARLAR - İstanbul Bölge adlîye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 2018/4405 Esas 2019/2013 Karar sayılı, - İstanbul Bölge adlîye Mahkemesi 31. Ceza Dairesinin 2020/303 Esas 2020/444 Karar sayılı, ilâmları ile sanığın yargılama sırasında kambiyo senedi vasfında, unsurları tam ve geçerli olan çeke yönelik olarak keşideci imzasının kendisine ait olmadığını bildirmesi hâlinde icra dosyasına imza yönünden itirazda bulunmazsa ve hüküm aşaması ile öncesinde bu yönde bir menfi tespit davası açmasa dahi imza itirazının incelenmesi gerektiği görüşünün, buna karşılık; - Ankara Bölge adlîye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin 2019/5014 Esas 2020/1838 Karar sayılı, - Ankara Bölge adlîye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 2019/3687 Esas 2019/4483 Karar sayılı, - İstanbul Bölge adlîye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 2019/2732 Esas 2019/4562 Karar sayılı, ilâmları ile 3167 sayılı Kanun çeki tanzim eden ve imzalayan kişinin sorumluluğunun bulunduğu, 5941 sayılı Kanunun ise bu yükümlülüğü değiştirerek çek imzalayan kişinin sorumluluğu yerine ibraz tarihinde çekin karşılığını bankada bulundurma yükümlülüğünü suç olarak tanımladığı, dolayısıyla ibraz tarihinde tüzel kişi çekleri yönünden yetkili temsilcilerin, gerçek kişiler yönünden ise çek hesabı sahibinin sorumluluğu cihetine gidildiği, Çekin kambiyo senedi olması, alacaklı-borçlu ve 3. kişiler yönünden piyasa işlemlerindeki hızlılık, güven ve istikrar nedeniyle önceden çek hesabı açılırken yetki, imza sirküsü v.b. işlemlerin yapılmış olması nedeniyle imza itirazının somut vakaya dayanması, sanığın kendisine ait olmadığını savunduğu çekteki imzanın hangi sebeple (vekalet ilişkisi, yetki değişikliği hukuki ilişkilerden mi kaynaklı, yoksa yağma, hırsızlık yahut sahtecilik gibi suç teşkil eden fiillerden mi kaynaklı) başkasına ait olduğu ya da irade dışı atıldığı ve çekin ne suretle dolaşıma çıktığı, bu konuda hukuki ve cezai yönden gereğine tevessül edilip edilmediği hususlarında açıklama bulunması gerektiği, çek suretinde yer alan imza ile keşidecinin dosyada bulunan imza sirküsünün yahut sair imza örneklerinin çıplak gözle bakıldığında açıkça benzerlik göstermesi durumunda soyut imza inkarının dinlenilmeyeceği, 5941 sayılı Kanun sistematiği ile karşılıksız çek düzenleme suçu terk edilip, ibraz tarihinde çekin karşılığını bankada bulundurma yükümlülüğü şeklinde yeni düzenleme getirilmiş olması, imza inkarına ilişkin icra dosyasından herhangi bir itirazın bulunmayışı, hüküm tarihi itibariyle bu konuda kesin delil olacak açılmış bir menfi tespit davasının olmaması, suça konu çekin hesap sahibi şirket veya gerçek kişi elinden çıktığına dair bir delil ve iddianın bulunmayışı, ticari teamül gereği ileri tarihli çek düzenlenmesinin mümkün olup düzenlenen tarihte farklı kişinin yetkili olma ve çeki imzalama olasılığının bulunması karşısında imza incelemesine gerek olmadığı, görüşünün benimsendiği, C-KARAR UYUŞMAZLIĞI HAKKINDA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖRÜŞÜ VE TALEBİ Çek keşide edeninin, aşamalarda çeşitli nedenlerle imza inkarında bulunmamış olabileceği, ancak bunun yargılama aşamasında imza inkarında bulunmasına engel oluşturmadığı gibi, imza inkarının araştırılmasına engel de kabul edilemeyeceği, zira dava bir ceza davası olup maddi gerçeğin ortaya çıkartılabilmesi muhakemesi olduğu, açıklanan nedenlerle sanığın yargılama sırasında kambiyo senedi vasfında, unsurları tam ve geçerli olan çeke yönelik olarak keşideci imzasının kendisine ait olmadığını bildirmesi hâlinde de icra dosyasına imza yönünden itirazda bulunmazsa ve hüküm aşaması ile öncesinde bu yönde bir menfi tespit davası açmasa dahi imza itirazının incelenmesi gerektiğinin kabulüyle uyuşmazlığın giderilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, D-KARAR UYUŞMAZLIĞI İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER Karar uyuşmazlığının giderilmesi istemine konu sorun ile ilintili mevzuatımızdaki düzenlemelerin aşağıdaki şekilde olduğu; 5941 sayılı Çek Kanunu'nun ilgili hükümleri; Madde 5 - (1) (Değişik: 15/7/2016-6728/63 md.) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (…)(1) az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Yargılama sırasında da re'sen mahkeme tarafından koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi, bu tüzel kişi adına çek keşide edenler ve karşılıksız çekin bir sermaye şirketi adına düzenlenmesi durumunda ayrıca yönetim organı ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında uygulanır. Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına karşı yapılan itirazlar bakımından 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanunu'nun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Bu davalar çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür. (2) (Mülga: 31/1/2012-6273/3 md.; Yeniden düzenleme: 15/7/2016-6728/63 md.) Birinci fıkra hükmüne göre çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür. Birinci fıkra uyarınca hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilenler, yasaklılıkları süresince sermaye şirketlerinin yönetim organlarında görev alamazlar. Ancak, hakkında yasaklama kararı verilenlerin mevcut organ üyelikleri görev sürelerinin sonuna kadar devam eder. (3) Çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez. Gerçek kişinin temsilcisi veya vekili olarak çek düzenlenmesi hâlinde, bu çekten dolayı hukukî ve cezai sorumluluk çek hesabı sahibine aittir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili hükümleri; Madde 1 - (1) Bu Kanun, ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler. Madde 63- (1) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir…. Madde 67 - (1) İncelemeleri sona erdiğinde bilirkişi yaptığı işlemleri ve vardığı sonuçları açıklayan bir raporu, kendisinden istenen incelemeleri yaptığını ayrıca belirterek, imzalayıp ilgili mercie verir veya gönderir. Mühür altındaki şeyler de ilgili mercie verilir veya gönderilir ve bu husus bir tutanağa bağlanır. … Madde 177 – (1) Sanık, tanık veya bilirkişinin davetini veya savunma delillerinin toplanmasını istediğinde, bunların ilişkin olduğu olayları göstermek suretiyle bu husustaki dilekçesini duruşma gününden en az beş gün önce mahkeme başkanına veya hâkime verir. (2) Bu dilekçe üzerine verilecek karar, kendisine derhâl bildirilir. (3) Sanığın kabul edilen istemleri, Cumhuriyet savcısına da bildirilir. Madde 206 – (1) Sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulmasına başlanır. (Ek cümleler: 25/5/2005 - 5353/29 md.) Ancak, sanığın tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle sorgusunun yapılamamış olması, delillerin ortaya konulmasına engel olmaz. Ortaya konulan deliller, sonradan gelen sanığa bildirilir. (2) Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde reddolunur: a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse. b) Delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa. c) İstem, sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa. (3) Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir. (4) (Mülga: 25/5/2005 - 5353/29 md.) Madde 207 – (1) Delilin ortaya konulması istemi, bunun veya ispat edilmek istenen olayın geç bildirilmiş olması nedeniyle reddedilemez. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun ilgili hükümleri; Madde 350 – İcra mahkemesi iki tarafı ve delillerini dinler ve gerek tarafların gerek şahitlerin ifadelerini duruşma tutanağına geçirir. Cumhuriyet savcısı hazır bulundurulmaz. Madde 351 – Şikâyetçi dilekçe veya beyanında gösterilmiş olduğu delillerle bağlıdır. Maznun müdafası için tahkikatın tevsiini ancak bir kere isteyebilir. Madde 352 – İcra mahkemesi iki tarafın ifadelerini ve bütün delillerini ve iddia ve müdafaalarını dinledikten sonra nihayet beş gün içinde kararını verir ve hulasasını Cumhuriyet savcısına bildirir. E- İNCELEME, DEĞERLENDİRME, GEREKÇE VE SONUÇ Bölge adlîye Mahkemeleri Ceza Daireleri arasında çıkan karar uyuşmazlığının özünün, 5941 sayılı Çek Kanunun 5/1. maddesinde düzenlenen, çekle ilgili “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun yargılaması sırasında, sanığın imzaya itiraz etmesi hâlinde her halükarda imza incelemesi yaptırılıp yaptırılmayacağı olduğu, Uyuşmazlığın özünü oluşturan imza incelemesi yaptırılıp yaptırılmayacağı hususu, yargılamanın konusunu oluşturan maddi vakanın çözümüne yönelik bir delil mahiyetinde olduğundan, öncelikle bu delilin serdedilmesi ve tartışılması yönünden hangi usul kurallarının uygulanacağının belirlenmesinin gerekli olduğu, 3167 sayılı Çek Kanununda (Mülga), 16B maddesinin dördüncü fıkrasında soruşturma-kovuşturma usulüne ilişkin olarak 1412 sayılı CMUK’a atıf yapılırken, buna karşılık 5941 sayılı Çek Kanununda yargılama usulüne ilişkin olarak 5/1. maddesindeki “Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanunu'nun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır.” şeklindeki düzenleme ile 2004 sayılı İİK’daki yargılama usulüne ilişkin kurallara atıf yapıldığı, İİK’nın bu düzenlemelerinde ise yargılamanın çeşitli yönlerine ilişkin hükümlere yer verildiği, bazı konularda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa atıf yapılmakla birlikte genel bir yollamaya yer verilmediği, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/1. maddesinde yer alan “… çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (…) az olamaz…” ve 5237 sayılı TCK’nun 45. maddesinde yer alan “Suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adlî para cezalarıdır.” şeklindeki düzenlemelere nazaran, karar uyuşmazlığına esas olan yargılamanın ceza yargılaması olduğu noktasında bir tereddüt bulunmadığı, 5271 sayılı CMK’nun 1. maddesindeki “Bu Kanun, ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler.” şeklinde düzenleme uyarınca, yaptırım olarak adlî para cezası öngörülen, karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun yargılamasında, İİK’nın atıf yapılan 347, 349, 350, 351, 352 ve 353. maddelerinde hüküm bulunmayan hallerde, ceza yargılaması usulü yönünden genel kanun niteliğindeki 5271 sayılı CMK’deki düzenlemelerin uygulanacağı, nitekim 2004 sayılı Yasanın 353/2. maddesindeki atıf ışığında, gerek Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin, gerekse Yargıtay 7. Dairesinin, icra ceza mahkemeleri tarafından, tarafların istinaf istemlerinin gider avansı yatırılmaması nedeniyle verdikleri, istinaf isteminin reddine dair kararlara karşı başvurulduğu hallerde, 5271 sayılı CMK’de bu yönde bir düzenleme olmadığına vurgu yapıldığı, Uyuşmazlığın çözümü için halledilmesi gereken diğer meselenin ise yukarıda çizilen çerçeve içerisinde, imza incelemesinin delil niteliğinde olduğu gözönünde bulundurularak, delillerin ortaya koyulması ve tartışılması noktasında uygulanması gereken hükümlerin belirlenmesi olduğu, 2004 sayılı İİK’deki düzenlemelere bakıldığında, 350/1. maddesinde “İcra mahkemesi iki tarafı ve delillerini dinler ve gerek tarafların gerek şahitlerin ifadelerini duruşma tutanağına geçirir.” şeklinde, 351. maddesininin birinci fıkrasında “Şikâyetçi dilekçe veya beyanında gösterilmiş olduğu delillerle bağlıdır.” ve aynı maddenin ikinci fıkrasında “Maznun müdafası için tahkikatın tevsiini ancak bir kere isteyebilir.” şeklinde hükümlere yer verildiği, 352/1. maddesinde ise “İcra mahkemesi iki tarafın ifadelerini ve bütün delillerini ve iddia ve müdafaalarını dinledikten sonra nihayet beş gün içinde kararını verir ve hulasasını Cumhuriyet savcısına bildirir.” şeklinde bir düzenleme bulunduğu, görüldüğü üzere burada delillerin sunulma zamanına yönelik bir takım sınırlamalar getirildiği, hatta sanık yönünden bir defa ile sınırlı olarak kovuşturmanın genişletilmesini isteme imkanının tanındığı, ancak nelerin delil olacağı, bu delillerin ne şekilde tartışılacağı, hâkimin kararını verirken hangi delilleri göz önüne alıp nasıl kıymetlendireceği hususlarında bir belirleme olmadığı, bu yönden 5271 sayılı CMK’ye başvurmak gerekeceği, İmza ve yazı incelemesinin, bir yazı veya imzanın, belirli bir kişinin elinden çıkıp çıkmadığının, bu konuda uzman kişi ya da kişiler tarafından tekniğine uygun yöntem ve cihazlarla belirlenmeye çalışılması olduğu ve bu işlem ile ilgili olarak 5271 sayılı CMK’nin birinci kitap üçüncü kısım ikinci bölümündeki bilirkişilik müessesesine yönelik düzenlemelerin uygulanacağının tartışmasız olduğu, CMK’nin 67. maddesinde bilirkişi ya da bilirkişi kurulunun incelemelerinin neticesini bir rapor olarak mahkemeye sunacağı, 214. maddesinde ise delillerin tartışılması aşamasında mahkemenin gerek görürse bilirkişileri açıklama yapmak üzere 68. madde doğrultusunda duruşmaya çağırabileceğinin düzenlendiği, Öte yandan; CMK’nun 63/1. maddesinde, bir taraftan Cumhuriyet savcısına, katılan veya vekiline, sanık ya da müdafii veya kanunî temsilcisine bilirkişi deliline başvurulmasını isteme hakkı tanınırken, bir taraftan da “…karar verilebilir” ifadesiyle bu konuda hâkim veya mahkemeye takdir hakkı verildiği, bunun yanında CMK’nun 177. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Sanık, tanık veya bilirkişinin davetini veya savunma delillerinin toplanmasını istediğinde, bunların ilişkin olduğu olayları göstermek suretiyle bu husustaki dilekçesini duruşma gününden en az beş gün önce mahkeme başkanına veya hâkime verir.” şeklindeki ve ikinci fıkrasındaki “Bu dilekçe üzerine verilecek karar, kendisine derhâl bildirilir.” şeklindeki düzenlemelerle, bir yandan sanığın toplanmasını istediği bir delilin irtibatlı olduğu maddi olayları göstermesi gerektiğinin altı çizilirken, bir yandan da yine bu konuda hâkim ya da mahkemeye takdir yetkisi tanınarak, delilin toplanıp toplanmayacağına onun karar vereceğine işaret edildiği, ancak CMK’nin 206/2.maddesinde ortaya konulması istenen delilin, kanuna aykırı olarak elde edilmesi, ispat edilmek istenilen olayın karara etkisinin olmaması, istemin sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılması hallerinde reddedilebileceği, 207/1. maddesinde ise sırf delilin ortaya konulması isteminin veya ispat edilmek istenen olayın geç bildirilmiş olmasının ret sebebi olamayacağı hüküm altına alınarak hâkim ya da mahkemenin bu konudaki takdir yetkisinin sınırlarının çizildiği, Bu noktada, meselenin çözümü için çekle ilgili karşılıksızdır işlemine neden olma suçunun failinin kim olduğu hususuna da işaret edilmesinin önem arzettiği, 5941 sayılı Yasanın 5. maddesinin birinci fıkrasında suçun failinin “… çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi …” şeklinde belirlendiği, aynı maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında ise failin daha belirli hale getirildiğinin göze çarptığı, gerçekten de öncelikle ikinci fıkradaki “Birinci fıkra hükmüne göre çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür.” şeklindeki ve üçüncü fıkradaki “Çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez. Gerçek kişinin temsilcisi veya vekili olarak çek düzenlenmesi hâlinde, bu çekten dolayı hukukî ve cezai sorumluluk çek hesabı sahibine aittir.” şeklindeki düzenlemelerle gerçek ve tüzel kişiler açısından farklı rejimler öngörüldüğü, buna göre gerçek kişiler yönünden çekteki imza sahibi ile suçun faili aynı kişi bünyesinde birleşirken, tüzel kişilerde ise çekteki imza sahibi ile suçun failinin farklı kişiler olabileceği, bu itibarla da çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun yargılaması sırasında sanık tarafından imza itirazında bulunulması hâlinde, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, suça konu çekin keşide edildiği çek hesabı sahibinin gerçek kişi çeki ya da tüzel kişi olmasına göre sanıkça iddiasını desteklemek üzere ortaya koyması gereken olgu ve delillerin de farklı olması gerekeceği, Yukarıdaki açıklama ve düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun yargılama usulü yönünden atıf yaptığı 2004 sayılı İİK’nın 350, 351 ve 352. maddelerinde sanığın delil sunma hakkının ve zamanının gösterildiği ve sanığın bir defaya mahsus olarak tevsii tahkikat isteminde bulunabileceğinin hüküm altına alındığı, 5941 sayılı Kanunda yer alan karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun yargılamasının bir ceza yargılaması olduğu hususunda bir tereddüt bulunmadığı, bu itibarla özel kanunlarda bir düzenleme bulunmayan uyuşmazlık konusunun, ceza yargılaması usulü yönünden genel kanun niteliğindeki 5271 sayılı CMK hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerektiği, imzaya itiraz üzerine yapılacak imza incelemesinin mahiyeti itibariyle bilirkişi delili olduğu, CMK’nun yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca, kural olarak, yargılama aşamasında sanığın bilirkişi deliline başvurabileceği, sanığın daha önce böyle bir istemde bulunmamasının istemin reddi nedeni olmayacağı, ancak sanığın bu istemini maddi olgularla desteklemesi gerektiği ve hâkim veya mahkemenin ancak ispat edilmek istenilen olayın karara etkisinin olmaması ya da istemin sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılması hallerinde bu istemi reddedebileceği, bu itibarla, çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun yargılaması sırasında, sanığın maddi olgularla desteklenen, sonucu nihai karara tesir edebilecek nitelikteki ve davayı uzatmaya matuf olmadığı anlaşılan imza itirazı üzerine bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekeceği, ancak sanığın gerekçesi ortaya konulmamış, olgularla desteklenmeyen soyut imza inkarında bulunması, ya da suçun niteliği gereği sonuca müessir olmayacak, ya da davayı uzatmaya matuf olduğu kanısına varılan imza inkarı hâlinde, sanığın istemi reddedilerek hüküm kurulabileceğine, 24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

7. Ceza Dairesi, 2021/13517 E., 2022/3427 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır.
7. Ceza Dairesi         2021/13517 E.  ,  2022/3427 K. "İçtihat Metni" Çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan sanıklar ..., ... ve ...'nın, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 48.710,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmalarına dair ... İcra Ceza Mahkemesinin 09/05/2018 tarihli ve 2016/34 esas, 2018/50 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 28.10.2020 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.11.2020 tarihli ve KYB. 2020-99587 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, bahsi geçen suçtan yapılan yargılama sonunda verilen kararın, mahkûmiyetine karar verilen şirketin yetkilisi diğer sanık ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 14/11/2019 tarihli ve 2018/4970 esas, 2019/2296 sayılı kararıyla, "...Dosya arasında bulunan ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 02/03/2017 tarihli cevabi yazısı ekindeki imza sirkülerinden çek hesabı sahibi ... Ticaret Limited Şirketi'nin tek yetkili müdürünün sanık ... olduğu, 5941 sayılı yasanın 5/1. maddesine göre cezai sorumluluğu bulunmayan ve istinaf başvurusu olmayan şirket ortakları sanıklar ..., ... ve ...'nın cezalandırılmalarına yönelik hükümlere karşı Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'ne olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma ihbarında bulunabilmesi olanaklı görülmüştür..." şeklinde karar verilerek, hükme karşı istinaf yoluna başvurmayan anılan sanıklar hakkında yapılan incelemede; 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 1. maddesinde, "Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (…)(2) az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Yargılama sırasında da resen mahkeme tarafından koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi, bu tüzel kişi adına çek keşide edenler ve karşılıksız çekin bir sermaye şirketi adına düzenlenmesi durumunda ayrıca yönetim organı ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında uygulanır. Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına karşı yapılan itirazlar bakımından 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Bu davalar çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür" şeklindeki düzenleme ile 2. maddesinde "Birinci fıkra hükmüne göre çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür. Birinci fıkra uyarınca hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilenler, yasaklılıkları süresince sermaye şirketlerinin yönetim organlarında görev alamazlar. Ancak, hakkında yasaklama kararı verilenlerin mevcut organ üyelikleri görev sürelerinin sonuna kadar devam eder" şeklinde düzenleme bulunduğu, Dosya kapsamına göre, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 02/03/2017 tarihli cevabi yazısı ekindeki imza sirkülerinden çek hesabı sahibi ... Ticaret Limited Şirketi'nin tek yetkili müdürünün sanık ... olduğu, şirketinde temsil ve ilzam yetkisi bulunmayan anılan diğer sanıkların çekin karşılıksız çıkmasından sorumluluğu bulunmadığı cihetle, yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarnamesi içeriğindeki hususlar yerinde görüldüğünden, ... İcra Ceza Mahkemesinin 09.05.2018 tarih, 2016/34 Esas – 2018/50 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nun 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıklar ..., ... ve ...’nın üzerlerine atılı suçtan BERAATLERİNE, sanıklara verilen cezaların ve sanıklar hakkındaki ÇEK DÜZENLEME VE ÇEK HESABI AÇMAKTAN YASAKLAMA KARARLARININ KALDIRILMASINA, 24.02.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
19. Ceza Dairesi, 2021/3107 E., 2021/2771 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır.
19. Ceza Dairesi         2021/3107 E.  ,  2021/2771 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ CEZA DAİRELERİ ARASINDAKİ KARAR UYUŞMAZLIĞININ A-) KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE DAİR BAŞVURU İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun, 23.10.2020 tarihli ve 2020/2 sayılı kararında; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 17.07.2019 tarihli, 2019/2610 esas 2019/2412 karar, 13.02.2020 tarihli, 2019/2627 esas 2020/599 karar, 04.03.2020 tarihli, 2020/908 esas 2020/882 karar sayılı kararları ile; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 28.06.2019 tarihli, 2019/2016 esas 2019/2177 karar sayılı kararı ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 16.07.2020 tarihli, 2019/1858 esas 2020/2167 karar sayılı kararı arasında; "...Karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek suçu ile ilgili olarak, süresinde ibraz edilen çekin arka yüzüne, ilgili banka tarafından "işbu çekin ... tarihinde karşılığı yoktur." şeklinde yazılan ibarenin, usulüne uygun olarak yapılmış "karşılıksızdır" işlemi niteliğinde olup olmadığı ile bu ibareye istinaden sanığın mahkumiyetine karar verilip verilemeyeceği..." hususlarında karar uyuşmazlığının bulunduğu tespit edilmiş, bu uyuşmazlığın çözümü için yapılan toplantı sonucunda; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun çoğunluğu tarafından; "...tarihinde işbu çekin karşılığı yoktur." şeklindeki şerhte yer alan ifadeden esasen hesapta hiç karşılık bulunmadığının anlaşıldığı, ibraz tarihinde hesap bakiyesinin "0"TL olduğunun belirtilmek istendiği, açılan ceza davasında ibraz tarihinde muhatap bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktarın çek bedelinden düşülmek suretiyle verilecek cezanın hesaplanabileceği, dolayısıyla sanığın mahkumiyetine karar verilebileceği oy çokluğuyla kabul edilmiş, ancak İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi Başkanı ...'ın karşı oyunda ise; sanığın sadece usulüne uygun olarak yapılacak bir "karşılıksızdır" işlemi sonucu cezai sorumluluğuna gidilebileceği, 5941 sayılı Kanun'un 3/4. maddesine göre; karşılıksızdır işleminin Kanun'da belirtilen şekil şartlarına uygun olarak yapılmış kabul edilebilmesi için "...ibraz tarihinde çek hesabında ne kadar karşılık bulunduğunun..." ve "...karşılıksız kalan miktarın..." yazılmasının Kanun'a göre zorunlu olduğu, somut uyuşmazlığa konu çek suretlerinde yazılı "işbu çekin ... tarihinde karşılığı yoktur." şeklinde yazılan ibareden, ibraz tarihinin ve ibraz tarihinde çek hesabında ne kadar karşılık olduğunun açıkça belirlenemediği, bu nedenle sanığın mahkumiyetine karar verilemeyeceği yönünde muhalif kalındığı görülmüştür. 5235 sayılı "Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un "Başkanlar Kurulunun Görevleri" başlıklı 35/3. maddesi çerçevesinde, aynı nitelikteki davalarda farklı kararlar verilmesi nedeniyle uyuşmazlık bulunduğuna ve çıkan uyuşmazlığın 5235 sayılı Kanun'un 35/3. maddesi gereği, Yüksek Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından giderilmesine karar verilmiştir. B-) KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE KONU KARARLAR 1-) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 28.06.2019 tarihli, 2019/2016 esas 2019/2177 karar sayılı kararı, 2-) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 17.07.2019 tarihli, 2019/2610 esas 2019/2412 karar sayılı kararı, 3-) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 13.02.2020 tarihli, 2019/2627 esas 2020/599 karar sayılı kararı, 4-) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 04.03.2020 tarihli, 2020/908 esas 2020/882 karar sayılı kararı, 5-) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 16.07.2020 tarihli, 2019/1858 esas 2020/2167 karar sayılı kararı, C-) KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE KONU BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRELERİ KARARLARININ ÖZETLERİ 1-) Süresinde ibraz edildiği halde, ilk ibraz tarihinde çekin arka yüzüne "işbu çekin ... tarihinde karşılığı yoktur." şeklinde yazılan şerhin, sanığın mahkumiyeti için yeterli olduğuna dair kararlar a-) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 28.06.2019 Tarihli, 2019/2016 E. 2019/2177 K. Sayılı Kararı Denizbank A.Ş.'ye ait 30.04.2018 keşide tarihli 30.000 TL bedelli çekin, gerçek kişi yetkili hamili tarafından 30.04.2018 günü (süresinde) muhatap banka dışında bir başka bankaya ibrazında; çekin arka yüzüne "30.04.2018 tarihinde işbu çekin karşılığı yoktur. Denizbank adına vekaleten, Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. İstanbul Avrupa Kurumsal Merkezi Şubesi" ibaresinin yazıldığı, aynı çekin 18.05.2018 günü (yasal ibraz süresinden sonra) çek hesabının bulunduğu muhatap bankanın (Denizbank A.Ş.) Karabağlar - İzmir Şubesine yeniden ibraz edildiği ve çek yaprağı başına ödemekle yükümlü olunan 1.600 TL'nin gerçek kişi yetkili hamile ödendiği, ayrıca çekin arka yüzüne, karşılıksız kalan tutarın 28.400 TL olarak yazıldığı, ibraz edenin adı ve soyadı ile imzasının alındığı somut olay nedeniyle; Gerçek kişi yetkili hamilin şikayeti üzerine görülen ceza davasında, İzmir 10. İcra Ceza Mahkemesince kurulan 27.12.2018 tarihli, 2018/586 E. 2018/1135 K. sayılı hükümde; çekin süresi içinde ibrazında çekin arka yüzüne yazılan ibarede, çek hesabının hesap durumunun ve çekin ne kadarının karşılıksız kaldığının açıkça yazılmadığı ve 5941 sayılı Kanun'un 3/4. maddesi ile Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin emsal kararlarından hareketle, 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde belirtilen "karşılıksızdır" işleminin usulüne uygun yapılmış sayılamayacağı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmiştir. Müşteki vekilinin karara karşı istinaf yoluna başvurması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesince verilen 28.06.2019 tarihli kararda (özetle); Suça konu çekin ilk kez muhatap dışında başka bir bankaya ibraz edildiği tarihte hesap bakiyesinin ne kadar olduğu açıkça belirtilmemiş ise de; müşteki vekilinin şikayet süresi içinde muhatap bankaya başvurduğu, bankanın ödemekle yükümlü olunan miktarı (1.600 TL) tahsil ettiği, karşılıksız kalan miktarın 28.400 TL olarak çekin arka yüzüne yazıldığı, dolayısıyla sonradan yapılan işlemlerin 5941 sayılı Kanun'un 3/4. maddesinde belirtilen karşılıksızdır işlemi niteliğinde olduğu anlaşılmakla, yapılan karşılıksızdır işleminin Kanun'da belirtilen şekle uygun olmadığını söylemenin, hakkın şekle boğdurulması sonucunu doğuracağından bahisle ve sanığın cezalandırılması gerekirken beraatine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve sanığın neticeten 28.400 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, sanığın ve yetkilisi olduğu tüzel kişi şirketin çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanmasına karar verilmiştir. b-) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 16.07.2020 Tarihli, 2019/1858 Esas 2020/2167 Karar Sayılı Kararı Denizbank A.Ş.'ye ait 15.08.2018 keşide tarihli 60.000 TL bedelli çekin, tüzel kişi yetkilisi hamil tarafından 15.08.2018 günü (süresinde) muhatap banka dışında başka bir bankaya ibrazında, çekin arka yüzüne "15.08.2018 tarihinde işbu çekin karşılığı yoktur. Denizbank adına vekaleten, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Kahramanmaraş Girişimci Şube" ibaresinin şerh düşüldüğü, bu şerhin hemen altında "işbu çekin taahüt tutarı olan 1600 TL Denizbank A.Ş. tarafından tarafıma ödenmiştir." ibaresinin yazıldığı somut olay nedeniyle; Tüzel kişi yetkilisinin şikayeti üzerine görülen ceza davasında, İzmir 7. İcra Ceza Mahkemesince kurulan 11.04.2019 tarihli, 2018/913 E. 2019/413 K. sayılı hükümde; şikayetin süresinde olduğu, çekin süresinde ibraz edildiği, ancak ibraz tarihinde çekin karşılığının bulunmadığı anlaşılmakla, karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermesi nedeniyle 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi gereği sanığın mahkumiyetine, sanığın ve yetkilisi olduğu keşideci şirketin çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanmasına karar verilmiştir. Sanık müdafiinin karara karşı istinaf yoluna başvurması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince verilen 16.07.2020 tarihli kararda (özetle); Hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine (oy çokluğuyla) karar verildiği, Daire Başkanının karşı oyunda ise; suça konu çek üzerindeki "karşılıksızdır" şerhinde, karşılıksız kalan miktarın ve hesapta ne kadar karşılık bulunduğunun yazılmamış olması nedeniyle işlemin usulüne uygun olmadığı, bu nedenle isnat edilen suçun unsurlarının oluşmadığı belirtilmiştir. 2-) Süresinde ibraz edildiği halde, ilk ibraz tarihinde çekin arka yüzüne "işbu çekin ... tarihinde karşılığı yoktur." şeklinde yazılan şerhin, sanığın mahkumiyeti için yeterli olmadığına dair kararlar a-) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 17.07.2019 tarihli, 2019/2610 esas 2019/2412 karar sayılı kararı, Türkiye Finans A.Ş.'ye ait 15.07.2017 keşide tarihli 31.400 TL bedelli çekin, tüzel kişi yetkilisi hamil tarafından 17.07.2017 günü (süresinde) muhatap banka dışında bir başka bankaya ibrazında; çekin arka yüzüne "17.07.2017 tarihinde işbu çekin karşılığı yoktur. T.Finans adına vekaleten, Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Küçükbakkalköy Şubesi" ibaresinin yazıldığı, daha sonra aynı çekin "..." isimli bir şahsın eline geçtiği ve bu şahıs tarafından 04.08.2017 tarihinde (yasal ibraz süresinden sonra) çek hesabının bulunduğu muhatap bankanın (Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş.) Bornova - İzmir Şubesine yeniden ibraz edildiği ve çek yaprağı başına ödemekle yükümlü olunan 1.410 TL'nin yetkili hamil ...'a ödendiği, ayrıca çekin arka yüzüne, "ibraz tarihinde hesap bakiyesi 0 (sıfır) dır. Bankanın ödemekle yükümlü olduğu 1.410 TL hamile ödenmiştir, çek #29.990 TL# için karşılıksızdır. Hamilin / Tüzel kişi yetkilisi ibraz eden kişinin Adı soyadı-ünvanı: ..., imzası" şeklinde gerçek kişi hamilin imzasının alındığı somut olay nedeniyle; Çeki ilk kez muhatap dışında bir bankaya süresinde ibraz eden tüzel kişi yetkilisi hamilin şikayeti üzerine görülen ceza davasında; İzmir 6. İcra Ceza Mahkemesince kurulan 14.12.2017 tarihli, 2017/726 E. 2017/985 K. sayılı hükümde; şikayetçi tüzel kişinin süresinde (17.07.2017 tarihinde) çeki başka bir bankaya ibraz etmesi ve karşılığının çıkmaması üzerine, üçüncü bir kişi tarafından suça konu çekin muhatap bankaya 04.08.2017 günü yeniden ibraz edildiği, ancak bu kez de "karşılıksızdır" işlemi yapılıp zorunlu miktarın ödenmesi üzerine, şikayetçi tüzel kişinin 08.08.2017 günü şikayette bulunduğu, dolayısıyla şikayetçi şirketin çeki bankaya ibraz eden yetkili hamil olmaması nedeniyle şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince kararın bozulması ve geri gönderilmesi üzerine, aynı ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu; 13.06.2019 tarihli, 2018/579 E. 2019/ 540 K. sayılı hükümde ise; çekin süresi içinde ibrazında çekin arka yüzüne "iş bu çekin karşılığı yoktur" ibaresine yer verildiği, oysa 5941 sayılı Kanun'un 3/4. maddesinde banka tarafından ödenen miktar düşüldükten sonra karşılıksız kalan tutarın açıkça belirtileceğinin yazıldığı, süresinde yapılan ilk ibraz sırasında sadece çekin karşılığının olmadığı bilgisine yer verildiği, dolayısıyla 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde belirtilen "karşılıksızdır" işleminin usulüne uygun yapılmış sayılamayacağı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmiştir. Müşteki vekilinin karara karşı istinaf yoluna başvurması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince verilen 17.07.2019 tarihli kararda (özetle); Karşılıksızdır işleminin usulüne uygun olarak yapılmadığı ve suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine (oy çokluğuyla) karar verilmiş, bir Daire Üyesinin karşı oyunda ise; suça konu çek üzerindeki şerhten çek hesabındaki mevduat hesabının "0"TL olduğunun açıkça anlaşıldığı, verilecek cezanın da kolaylıkla hesaplanabilir olması sebebiyle sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. b-) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 13.02.2020 Tarihli, 2019/2627 Esas 2020/599 Karar Sayılı Kararı, T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'ye ait 26.10.2018 keşide tarihli 50.000 TL bedelli çekin, tüzel kişi yetkilisi hamil tarafından 31.10.2018 günü (süresinde) muhatap bankaya ibrazında, çekin arka yüzüne "işbu çek bedelinin 31.10.2018 saat:16.00 itibariyle karşılığı yoktur. T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Mecidiyeköy Şubesi" ve "İşbu çek, 31.10.2018 tarihinde ibraz edildi. Hesapta karşılığı olmadığından yasal garanti tutarı 1600 TL ödenmiştir. T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Mecidiyeköy Şubesi" şeklinde şerh düşüldüğü, ancak tüzel kişi adına çeki ibraz eden kişinin adı ve soyadının yazılmadığı, imzasının da alınmadığı somut olay nedeniyle; Tüzel kişi yetkili hamilin şikayeti üzerine görülen ceza davasında, İzmir 7. İcra Ceza Mahkemesince kurulan 13.06.2019 tarihli, 2018/1075 E. 2019/658 K. sayılı hükümde; şikayetin süresinde yapıldığı, çekin süresinde muhatap bankaya ibraz edildiği, keşideci şirket yetkilisi sanıkların 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde unsurları yazılı suçu işledikleri anlaşılmakla, sanıkların zorunlu miktar düşüldükten sonra neticeten karşılıksız kalan 48.400 TL adli para cezasıyla mahkumiyetlerine, sanıkların ve yetkilisi oldukları çek hesabı sahibi tüzel kişi şirketin çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanmasına karar verilmiştir. Sanıklar müdafiinin karara karşı istinaf yoluna başvurması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince verilen 13.02.2020 tarihli kararda (özetle); Suça konu çekin arka yüzündeki "karşılıksızdır" işleminde çek hesabında ne kadar karşılığının bulunduğunun açıkça yazılmadığı, karşılıksızdır işleminin usulüne uygun yapılmadığı, dolayısıyla suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünün kaldırılmasına, sanıkların CKM'nin 223/2-a maddesi gereği beraatlerine (oy çokluğuyla) karar verilmiş, bir Daire Üyesinin karşı oyunda ise; çekin arka yüzündeki şerhten, hesap karşılığının "0"TL olduğunun açıkça anlaşıldığı, uygulamada hesapta para bulunması halinde bunun da açıkça yazıldığı, bu nedenle karşılıksız kalan miktarın hesaplanabilir olduğundan bahisle karşılıksızdır işleminin geçerli olduğu, sanıkların mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. c-) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 04.03.2020 Tarihli, 2020/908 Esas 2020/882 Karar Sayılı Kararı a- ING Bank A.Ş.'ye ait 20.09.2018 keşide tarihli 45.000 TL bedelli çekin, tüzel kişi yetkilisi hamil tarafından 20.09.2018 günü (süresinde) muhatap banka dışındaki bir başka bankaya ibrazında, çekin arka yüzüne "İşbu çek 20.09.2018 tarihinde ibraz edilmiştir. Hesap bakiyesi 0 TL'dir. 43.400 TL'lik kısmı karşılıksızdır. Ancak takas sistemi kapsamında ödeme yapılamamıştır. Muhatap banka adına vekaleten Akbank T.A.Ş." ibaresinin yazıldığı, aynı çekin 15.10.2018 tarihinde (yasal ibraz süresinden sonra) çek hesabının bulunduğu muhatap bankanın (ING Bank A.Ş.) Karabağlar (İzmir) Şubesine ibraz edildiği ve çek yaprağı başına ödemekle yükümlü olunan 1.600 TL'nin tüzel kişi yetkilisine ödendiği, ayrıca çekin arka yüzüne, karşılıksız kalan tutarın 43.400 TL olarak yeniden yazıldığı, ibraz edenin adı ve soyadı ile imzasının alındığı, b- Vakıfbank T.A.O.'ya ait 20.09.2018 keşide tarihli 142.125 TL bedelli çekin, tüzel kişi yetkilisi hamil tarafından 20.09.2018 günü (süresinde) muhatap bankaya ibrazında, çekin arka yüzüne "20.09.2018 tarihinde işbu çekin karşılığı yoktur. Yen, Toptancılar Sitesi Konya Şubesine vekaleten Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Torbalı Şubesi" ibaresinin yazıldığı, aynı çekin 12.10.2018 tarihinde (yasal ibraz süresinden sonra) çek hesabının bulunduğu muhatap bankanın (Vakıfbank T.A.O.) Alsancak Şubesine ibraz edildiği ve çek yaprağı başına ödemekle yükümlü olunan 1.600 TL'nin tüzel kişi yetkilisine ödendiği, ayrıca çekin arka yüzüne karşılıksız kalan tutarın 140.525 TL olarak yeniden yazıldığı, ibraz edenin adı ve soyadı ile imzasının alındığı, çek hesabı sahibi (keşideci) tüzel kişinin aynı olduğu somut olaylar nedeniyle; Her iki çekin de alacaklısı tüzel kişinin yetkilisinin şikayeti üzerine görülen ceza davasında, İzmir 11. İcra Ceza Mahkemesince kurulan 30.04.2019 tarihli, 2018/868 E. 2019/520 K. sayılı hükümlerde; suça konu çeklerin süresinde ibraz edildikleri, çek hesaplarında bakiyenin "0" TL olduğu anlaşılmakla, neticeten iki çek nedeniyle karşılıksız kalan miktarlar üzerinden ayrı ayrı sanığın mahkumiyetine, sanığın ve çekleri keşide eden tüzel kişinin iki çek için bir kez çek düzenlemekten ve çek hesabı açmaktan yasaklanmasına karar verilmiştir. Sanık müdafiinin karara karşı istinaf yoluna başvurması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince verilen 04.03.2020 tarihli kararda (özetle); a- ING Bank A.Ş.'ye ait çekle ilgili olarak; yasaklama kararının ve etkin pişmanlığa dair ihtarın karşılıksız çıkan çeklerden hangisi nedeniyle verildiği belli olmadığından bahisle; ING Bank A.Ş.'ye ait çek nedeniyle yasaklama kararı verilmesine ve 45.000 TL bedelli bu çek nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabileceğine dair istinaf isteminin düzeltilerek esastan reddine (oy birliğiyle), b- Vakıfbank T.A.O.'ya ait çekle ilgili olarak ise; çekin süresinde ibrazında yapılan karşılıksızdır işleminin 5941 sayılı Kanun'un 3/4. maddesindeki usule uygun yapılmadığından bahisle sanığa yükletilen suçun unsurları oluşmadığından, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve sanığın beraatine (oy çokluğuyla) karar verilmiş, bir Daire Üyesinin karşı oyunda ise; suça konu çek üzerindeki şerhten çek hesabındaki mevduat hesabının "0"TL olduğunun açıkça anlaşıldığı, verilecek cezanın da kolaylıkla hesaplanabilir olması sebebiyle sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. D-) KARAR UYUŞMAZLIĞI HAKKINDA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖRÜŞÜ VE TALEBİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.02.2021 tarihli, UG-2021/15489 sayılı "Uyuşmazlığın giderilmesi" konulu yazısında; "...Uyuşmazlığa konu İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri Başkanlar Kurulunun kararı incelendiğinde 11. Ceza Dairesinin bir heyetinin karşılıksızdır işlemine ve dolayısıyla cezai sorumluluğa konu çekin arkasında yer alması gereken "karşılıksızdır" ibaresinin "iş bu çek bedelinin 31/10/2018 tarih saat 16.00 itibariyle karşılığı yoktur" şerhini yeterli görmemiş ve 5941 sayılı Kanunun 3/4 madde ve fıkrasında yer alan şekil şartının gerçekleşmediğinden bahisle sanığın beraatine karar vermiştir. Benzer dosyalarda aynı dairenin diğer heyeti ve aynı Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi değinilen benzeri şerhleri yeterli görmekte ve mahkumiyet hükümlerini esastan reddederek onamakta, beraat hükümlerinin bozulmasına karar vermektedir. Kanaatimizce 5941 sayılı Kanunun 3/4 maddesinde düzenlenen şekil açıklayıcı nitelikte olup, cezai sorumluluğu düzenleyen aynı Kanunun 5/1 madde ve fıkrasında bu şekle atıf yapılmamış "Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında," şeklindeki düzenleme ile "kanuni ibraz süresi" ve "karşılıksızlık işlemi" yeterli görülmüştür. Kanun koyucu suçun oluşumuna başka bir unsur katmamış ve şekil şartı da aramamıştır. 3. Maddenin 4. Fıkrasındaki şekil yukarıda değinildiği gibi açıklayıcı olup, kurucu unsur değildir. Çekin arkasında 3/4 madde ve fıkrasında yer alan şekil şartına aynıyla uyulmasa dahi bu hususların yargılama veya müracaat aşamasında tamamlanabilmesi mümkündür..." şeklindeki değerlendirmeyle, Sonuç olarak; "696 sayılı KHK m.92/2 maddesi ile değişik 5235 sayılı Kanunun 35/1 madde ve fıkrası uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 23/10/2020 tarih ve 2020/2 Uyuşmazlık esas numaralı kararına istinaden değinilen kararlar arasındaki uyuşmalığın giderilmesi" talep edilmiştir. E-) KARAR UYUŞMAZLIĞI İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER 1-) 5235 Sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun'un; 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanun'un 12. maddesi ve 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 92. maddesi ile değişik "Başkanlar Kurulunun Görevleri" başlıklı 35. maddesi; "Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri başkanlar kurulu ve hukuk daireleri başkanlar kurulu kendi aralarında toplanır ve aşağıdaki görevleri yaparlar: ...(3)Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek,... ...(Değişik fıkra: 20/11/2017 – KHK-696/92 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/87 md.) (3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir. Başkanlar kurulu eksiksiz toplanır ve çoğunlukla karar verir..." hükümlerini içermektedir. 2-) 5941 Sayılı Çek Kanunu a-) "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesi; "(1) Bu Kanunun amacı, çek defterlerinin içeriklerine, çek düzenlenmesine, kullanımına, çek hamillerinin korunmalarına ve kayıt dışı ekonominin denetim altına alınması önlemlerine katkıda bulunmaya ilişkin esaslar ile çekin karşılıksız çıkması ve belirlenen diğer yükümlülüklere aykırılık hâllerinde ilgililer hakkında uygulanacak yaptırımları belirlemektir. (2) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde genel hükümler uygulanır.", b-) "İbraz, ödeme, çekin karşılıksız olduğunun tespiti ve gecikme cezası" başlıklı 3. maddesi; "(1) Karşılığı bulunan çek, hesabın bulunduğu muhatap bankanın herhangi bir şubesine ibraz edildiğinde hamilin varsa vergi kimlik numarası saptandıktan sonra ödenir. Ancak çek, hesabın bulunduğu şubeden başka bir şubeye ibraz edildiğinde, o şubece karşılığı sorulmak suretiyle ödenir. (2) “Karşılıksızdır” işlemi, muhatap bankanın hamile kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın dışında, çek bedelinin karşılanamayan kısmıyla sınırlı olarak yapılır. (3) Muhatap banka, ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile, süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için; a) Karşılığının hiç bulunmaması hâlinde, 1) Çek bedeli bin Türk Lirası veya üzerinde ise bin Türk Lirası, 2) Çek bedeli bin Türk Lirasının altında ise çek bedelini, b) Karşılığının kısmen bulunması hâlinde, 1) Çek bedeli bin Türk Lirası veya altında ise, çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmî karşılığı bin Türk Lirasına tamamlayacak bir miktarı, 2) Çek bedeli bin Türk Lirasının üzerinde ise, çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmî karşılığa ilave olarak bin Türk Lirasını, ödemekle yükümlüdür. Bu husus, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdî kredi sözleşmesi hükmündedir. Bu fıkradaki miktar, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan fiyat endekslerindeki yıllık değişmeler göz önünde tutularak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından her yıl Ocak ayında belirlenir ve Resmî Gazete’de yayımlanır. (4) Hamilin talepte bulunması hâlinde, karşılıksızdır işlemi; çekin arka yüzüne tahsil için bankaya ibraz edildiği tarih, hesap durumu, bankanın yükümlülüğü çerçevesinde ödediği miktar ve ibraz eden gerçek kişinin adı ve soyadı yazılmak, bu kişinin tüzel kişi adına bedeli tahsil etmesi hâlinde bu husus belirtilmek ve bu kişi ile birlikte banka yetkilisi tarafından imzalanmak suretiyle yapılır. Banka tarafından ödenen miktar düşüldükten sonra karşılıksız kalan tutar açıkça belirtilir. Hamilin imzalamaktan kaçınması hâlinde, karşılıksızdır işlemi yapılmaz. (5) Muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutar dahil, kısmî ödemenin hamil tarafından kabul edilmemesi hâlinde, ikinci fıkra hükmüne göre karşılıksızdır işlemi yapılır; ibraz tarihi ile ödememe nedeni çekin üzerine yazılır ve çek, üzerine imzası alınarak hamiline geri verilir; ön ve arka yüzünün fotokopisi banka tarafından saklanır. Çek hesabında hiç karşılığın bulunmaması ve hamilin sadece muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutarın ödenmesini talep etmesi hâlinde de bu fıkra hükmüne göre işlem yapılır. (6) Muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutar dahil kısmî ödeme hâlinde, çekin ön ve arka yüzünün onaylı fotokopisi ücretsiz olarak hamile verilir. Çek hamili, bu fotokopiyle müracaat borçlularına veya kambiyo senetleri hakkındaki takip usullerine başvurabileceği gibi, icra mahkemesine şikâyette bulunurken dilekçesine bu fotokopiyi ekleyebilir ve bunu icra daireleri ile mahkemelerde ispat aracı olarak kullanabilir. Mahkeme veya icra dairesinin istemi hâlinde çekin aslı bu mercilere gönderilir. (7) Banka; a) Çekin karşılığının hesapta bulunmasına rağmen hamiline ödenmesinin geciktirilmesi, b) Kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın hamile ödenmesinin geciktirilmesi, hâllerinde, çek hamiline, her geçen gün için binde üç gecikme cezası öder. Bu hâllerde 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uygulanmaz. (8) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekin karşılığının Türk Ticaret Kanununun 707 nci maddesi uyarınca kısmen veya tamamen ödenmemiş olması hâlinde, bu çekle ilgili olarak hukukî takip yapılamaz. İleri düzenleme tarihli çekle ilgili olarak hukukî takip yapılabilmesi için, çekin üzerindeki düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi ve karşılıksızdır işlemine tabi tutulması şarttır. (9) (Ek: 31/1/2012-6273/2 md.) Çekin, üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren beş yıl içinde ibraz edilmemesi hâlinde, muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu sona erer. (10) (Ek: 15/7/2016-6728/62 md.) Lehine karekodlu çek düzenlenen lehdar, teslim aldığı çeki Türk Ticaret Kanununun 780 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen sisteme kaydeder. Karekodlu çekin sisteme kaydedildiği tarihten sonra çek düzenleyen tüzel kişinin temsilcilerinde meydana gelen değişiklikler, çek hesabı sahibi tüzel kişinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.", c-) "Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı" başlıklı 5. maddesinin (1), (2) ve (3). fıkraları; "(1) (Değişik: 15/7/2016-6728/63 md.) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, bin beş yüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (…) az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Yargılama sırasında da resen mahkeme tarafından koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi, bu tüzel kişi adına çek keşide edenler ve karşılıksız çekin bir sermaye şirketi adına düzenlenmesi durumunda ayrıca yönetim organı ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında uygulanır. Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına karşı yapılan itirazlar bakımından 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Bu davalar çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür. (2) (Mülga: 31/1/2012-6273/3 md.; Yeniden düzenleme: 15/7/2016-6728/63 md.) Birinci fıkra hükmüne göre çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür. Birinci fıkra uyarınca hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilenler, yasaklılıkları süresince sermaye şirketlerinin yönetim organlarında görev alamazlar. Ancak, hakkında yasaklama kararı verilenlerin mevcut organ üyelikleri görev sürelerinin sonuna kadar devam eder. (3) Çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez. Gerçek kişinin temsilcisi veya vekili olarak çek düzenlenmesi hâlinde, bu çekten dolayı hukukî ve cezai sorumluluk çek hesabı sahibine aittir...", d-) "Hesaben Ödeme" başlıklı 8. maddesi; "(1) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, çeklerin banka şubeleri arasında hesaben ödenmesini sağlayacak tüzel kişiliği haiz sistemi kurmaya ve gözetimi altında yürütmeye yetkilidir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, bu yetkiyi uygun göreceği başka bir kuruluş aracılığıyla da kullanabilir. (2) Hesaben ödeme sisteminin kuruluş ve işleyişi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca çıkarılacak ve Resmî Gazete’de yayımlanacak bir yönetmelikle düzenlenir. (3) Yönetmelikte belirtilen esaslar çerçevesinde çeklerin fizikî olarak ibraz edilmeksizin sadece çek bilgileri üzerinden bankalararası takas odaları aracılığı ile elektronik ortamda muhatap bankaya gönderilerek işlem görmesi, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 710 uncu maddesine göre takas odasına ibraz hükmündedir. (4) Takas odaları aracılığıyla ibraz edilmiş çekler için, 3 üncü maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen sorumluluk miktarı dâhil, kısmî ödeme yapılmaz. Bu durum, muhatap bankanın sorumluluk tutarını ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Ancak, takas odaları aracılığıyla ibraz edilen çekin, hesapta yeterli karşılığının olmadığının belirlenmesi hâlinde muhatap banka tarafından, hesapta bulunan kısmî karşılık tutarı, çeki ibraz eden hamil lehine onbeş gün süreyle bloke edilir." hükümlerini içermektedir. 3-) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu a-) "Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi" başlıklı 2. maddesi; "(1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. (2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz. (3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz." b-) "Özel kanunlarla ilişki" başlıklı 5. maddesi; "(1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." hükümlerini içermektedir. 4-) 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu a-) "Duruşma" başlıklı 350. maddesi; "İcra mahkemesi iki tarafı ve delillerini dinler ve gerek tarafların gerek şahitlerin ifadelerini duruşma tutanağına geçirir. Cumhuriyet Savcısı hazır bulundurulmaz.", b-) "Tahkikat" başlıklı 351. maddesi; "Şikayetçi dilekçe veya beyanında gösterilmiş olduğu delillerle bağlıdır. Maznun müdafası için tahkikatın tevsiini ancak bir kere istiyebilir." hükümlerini içermektedir. 5-) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu a-) "İbraz başlıklı 708. maddesi; "(1) Belirli bir günde veya düzenlenme gününden ya da görüldükten belirli bir süre sonra ödenecek bir poliçenin hamili, poliçeyi ödeme gününde veya onu izleyen iki iş günü içinde ödenmek üzere ibraz etmelidir. (2) Poliçenin bir takas odasına ibrazı, ödeme için ibraz yerine geçer." b-) "Muhatap olma ehliyeti" başlıklı 782. maddesi; "(1) Türkiye’de ödenecek çeklerde muhatap ancak bir banka olabilir. (2) Diğer bir kişi üzerine düzenlenen çek yalnız havale hükmündedir." c-) "Karşılık" başlıklı 783. maddesi; "(1) Bir çekin düzenlenmesi için, muhatabın elinde düzenleyenin emrine tahsis edilmiş bir karşılık bulunması ve düzenleyenin bu karşılık üzerinde çek düzenlemek suretiyle tasarruf hakkını haiz olacağına dair muhatapla düzenleyen arasında açık veya zımni bir anlaşma bulunması şarttır. Ancak, bu hükümlere uyulmaması hâlinde senedin çek olarak geçerliliği etkilenmez. (2) Düzenleyen, muhatap nezdinde çekin ancak bir kısım karşılığını hazır bulundurduğu takdirde, muhatap, bu tutarı ödemekle yükümlüdür. (3) Muhatap nezdinde karşılığı kısmen veya tamamen bulunmayan bir çek düzenleyen kişi, çekin karşılıksız kalan bedelinin yüzde onunu ödemekle yükümlü olduktan başka, hamilin bu yüzden uğradığı zararı da tazmin eder." d-) "Takas odası" başlıklı 798. maddesi; "(1) Çekin bir takas odasına ibrazı ödeme için ibraz yerine geçer." e-) "Hesaba geçirilmeme halinde" başlıklı 807. maddesi; "(1) Hesaba geçirilmek üzere düzenlenen bir çekin hamili; muhatabın, çek bedelini kayıtsız ve şartsız bir alacak olarak hesaba geçirmekten kaçındığını veya ödeme yerindeki takas odasının, bu çekin, hamilin borçlarına mahsup edilmek kabiliyetini haiz olmadığını beyan etmiş bulunduğunu ispat ederse, başvurma haklarını kullanabilir. f-) "Hamilin başvurma hakları" başlıklı 808. maddesi; "(1) Zamanında ibraz edilmiş olan çekin ödenmemiş olduğu ve ödememe hâli; a) Resmî bir belge, “protesto” ile, b) Muhatap tarafından, ibraz günü de gösterilmek suretiyle, çekin üzerine yazılmış olan tarihli bir beyanla, c) Bir takas odasının, çek zamanında teslim edildiği hâlde ödenmediğini tespit eden tarihli bir beyanıyla, sabit bulunduğu takdirde hamil; cirantalar, düzenleyen ve diğer çek borçlularına karşı başvurma haklarını kullanabilir. " 6-) 09.06.2018 tarihli ve 30446 sayılı Resmi Gazete'de Yayımlanarak, 02.07.2018 Tarihinde Yürürlüğe Giren "Çek Takas Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik" a-) "Amaç" başlıklı 1. maddesi; "(1) Bu Yönetmeliğin amacı, çeklerin banka şubeleri arasında hesaben ödenmesinin sağlanmasına ilişkin kurulacak sisteme, sistem faaliyetlerine ve çek takas ve mutabakatına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.", b-) "Tanımlar" başlıklı 4. maddesi; "...b) Katılımcı: 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununa tabi bankalar ile Bankayı,... ç) Muhatap katılımcı: Çekin keşide edildiği hesabın bulunduğu katılımcıyı,... f) Netleştirme: Bir katılımcının gönderdiği ve aldığı çek bilgilerinden kaynaklanan alacak ve borçlarının karşılıklı mahsup edilerek tek bir alacak veya borca dönüştürülmesini, g) Sistem: Çeklerin banka şubeleri arasında hesaben ödenmesini sağlayan ve elektronik ortamda işletilen “Çek Takas Sistemi”ni, ğ) Takas: Katılımcılara ibraz edilen muhatap katılımcılara ait çeklere ilişkin bilgilerin elektronik ortamda takas odasına iletilmesi, provizyon alınmasına aracılık edilmesi ve netleştirme işlemlerini, h) Takas odası: Takas faaliyetlerinin yürütüldüğü ortamı,... İfade eder.", c-) "Katılımcı yükümlülükleri" başlıklı 10. maddesi; "(1) Katılımcı; ...f) Çekler üzerindeki işlem ve kontrollerde, çek bilgilerinin gönderilmesinde sistem kurallarında belirtilen tüm kuralların uygulanmasında azami dikkat ve özeni göstermek, g) Kendi hatları aracılığıyla gönderilecek yanlış çek bilgisinden doğacak tüm zarar ve ziyanları karşılamak,.. i) Kendi şubelerine hamilleri tarafından ibraz edilen çekleri muhatap katılımcılara vekâleten kabul etmek ve bu çeklere ilişkin bilgileri elektronik ortamda muhatap katılımcıya intikal ettirmek üzere takas odasına iletmek, j) Hesapta yeterli karşılığı bulunmadığı için ödenemeyen çeklere ilişkin, çekin basılmasına esas kanun hükmüne uygun tespit işlemini ve ödemeyi engelleyen diğer kısıtlamaları bulunan çeklerin arkalarına gerekli açıklamayı muhatap katılımcı adına yapmak,...zorundadır.", d-) "Takas işlemleri" başlıklı 12. maddesi; "(1) Takas odalarında, muhatap katılımcılara fiziken ibraz edilmeyen ve Banka tarafından yayımlanan Tebliğlere göre bastırılan, çek kodlama standartlarına uygun şekilde manyetik kodlaması yapılmış çekler işlem görür. (2) Kuruluş, çeki ödeyen merci değildir. Kuruluş, takas işlemlerinin herhangi bir aşamasında gönderilen bilgilerin teknik gereklilikler dışındaki içerikleri hakkında bir uyuşmazlığa taraf olamaz. (3) Hamili tarafından tahsil edilmek amacıyla katılımcı şubelerine getirilen diğer katılımcılara ait çeklere ilişkin bilgiler takas odası aracılığıyla sistem kurallarında belirtilen usul ve esaslara göre elektronik ortamda muhatap katılımcılara ibraz edilir. (4) Çek bilgilerinin zamanında muhatap katılımcıya ibrazından çekin ibraz edildiği katılımcı sorumludur. (5) Takas odası aracılığı ile ibraz edilen çekler muhatap katılımcıdan provizyon alınarak işlem görür. (6) Provizyon işlemleri aynı gün sonuçlandırılır. (7) Takas odası aracılığıyla ibraz edilen çeklerin provizyon işlemlerinin tamamlanamaması halinde bu çekler karşılığı olan diğer çekler gibi işlem görür. (8) Muhatap katılımcılarca, provizyon alamamaları nedeniyle karşılığı olan çekler gibi işlem gören çekler hakkında ilgili katılımcılara takas gününde provizyon alımından sonra iade olan çeklere ilişkin takas odasına bilgi göndermek için Kuruluş tarafından sistem kurallarında belirlenen saate kadar yazılı olarak katılımcı kodu, şube kodu, hesap no, çek no, çek tutarı ve çeki tahsile veren şube adı belirtilerek bildirimde bulunulur. (9) Provizyon işlemlerinin tamamlanamaması nedeniyle karşılığı olan çekler gibi işlem gören çeklerin, daha sonra herhangi bir nedenle ödenmeyeceklerinin tespit edilmesi halinde, muhatap katılımcı tarafından derhal ilgili katılımcıya yazılı olarak bilgi verilir ve bildirim tarihinden itibaren en geç üç iş günü içinde iade işlemleri yapılır. (10) Provizyon işlemleri bu Yönetmelik ve sistem kurallarında belirtilen esaslara göre yürütülür. (11) Bir katılımcının diğer bir katılımcı lehine düzenlediği çekler takas odasına ibraz edilemez. (12) Takas işlemlerine ilişkin diğer hususlar ve işlem saatleri sistem kurallarında belirlenir.", e-) "Takas ve mutabakat işlemlerinin yapılmayacağı günler" başlıklı 15. maddesi; "(1) 17/3/1981 tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun uyarınca tatil günü kabul edilen günlerde takas ve mutabakat işlemleri yapılmaz. (2) 2429 sayılı Kanun uyarınca yarım gün çalışılan günlerde takas yapılmaz ancak bir önceki iş gününe ait mutabakat işlemleri gerçekleştirilir. (3) Takas veya mutabakat işlemlerinin yapılmasına kısmen veya tamamen engel teşkil eden mücbir sebep hallerine ilişkin olarak Kuruluş tarafından düzenleme yapılabilir." hükümlerini içermektedir. F-) İNCELEME, DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE 1-) Çözümü Gereken Uyuşmazlığın Konusu, Kapsamı ve İncelemenin Sınırlandırılması İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun, 23.10.2020 tarihli ve 2020/2 sayılı kararına konu olan uyuşmazlık; - Karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçu ile ilgili olarak, süresinde ibraz edilen çekin arka yüzüne "işbu çekin ... tarihinde karşılığı yoktur." şeklinde yazılan ibarenin; 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3/4. maddesine göre yapılması gereken "karşılıksızdır" işlemi niteliğinde olup olmadığı, - Arka yüzünde bu ibare yazılı çek nedeniyle yapılan şikayet üzerine açılan davada sanığın mahkumiyetine karar verilip verilemeyeceği, Hususlarında toplanmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; çekin yetkili hamil tarafından, tahsili amacıyla kanuni ibraz süresi içinde; - Muhatap bankanın çek hesabının bulunduğu şubesine, - Muhatap bankanın çek hesabının bulunduğu şubesinden başka bir şubeye, - Muhatap bankadan başka bir bankaya (bankalararası takas sistemine / takas odasına), "hesaben ödeme" için ibraz edilmesi mümkündür. Bu nedenle, çekin ilk kez ibraz edildiği banka açısından farklıklık arz ettiği de göz önünde bulundurularak, çözülmesi gereken uyuşmazlığın; a-) "İbraz", "Ödeme" ve "Karşılıksızdır" işlemlerinin kim/ler tarafından hangi şekilde yapılacağı, b-) Çekin "hesaben ödeme" amacıyla başka bir bankaya ibraz edilmesi halinde, yapılacak işlemin hukuki niteliği, sonuçları ve karşılıksızdır işleminin tamamlanması, c-) 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde düzenlenen "karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" suçunun yasal unsurları ve suçun işlendiği tarih, d-) Karşılıksızdır işleminin eksik veya hatalı yapılması, Kanunda yazılı hususların tamamlanmaması hallerinde İcra Ceza Mahkemesince yapılacak araştırmanın sınırı ve cezai sorumluluk, başlıkları altında incelenmesi gerekmektedir. 2-) İnceleme ve Değerlendirme a-) "İbraz", "Ödeme" ve "Karşılıksızdır" işlemlerinin kim/ler tarafından, hangi şekilde yapılacağı İbraz, çekin ödenmesi için bankaya sunulmasıdır. Başka bir ifadeyle ibraz, çekin ödenmesi talebidir. Bu kavram tanımı TTK'nin 708/1. maddesine dayanmaktadır. Çek aranılacak bir alacak (borç) içerdiğinden muhatap bankaya götürülmeli, bankada ödeme için ibraz edilmelidir. "İbraz" ibaresi bankaya götürülmeyi ve "aranılmayı" da içerir. Çek, hesabın bulunduğu şubeden başka bir şubeye ibraz edilmiş olsa bile, muhatap bankaya ibraz edilmiş (götürülmüş) kabul edilir. Muhatabın herhangi bir şubesi, çeki ödeme işlemine almaya mecburdur. Bu kural, Çek Kanunu'nun 3/1. maddesinde, TTK'den daha net bir şekilde ifade edilmiştir. Çekin muhatap banka dışında başka bir bankaya sunulması, teknik anlamda ibraz değildir. Ancak böyle bir çek, takas işlemine alınabilir. Bu işlem takas odalarında veya elektronik ortamda gerçekleşebilir. T.C. Merkez Bankası, çeklerin hesaben ödenmesini sağlayan tüzel kişiliği haiz bir sistemi kurmakla yetkilendirilmiştir. Çekin bir takas odasına ibrazı ödeme için ibraz sayılır (TTK m.798). Çek, hesabın bulunduğu bankaya değil de başka bir bankaya verilirse, bu bankanın söz konusu çeki takas odasına sunması ibraz sayılır. Diğer bir deyişle takas odasına ibraz, ancak başka bir banka eliyle yapılır (POROY, Reha / TEKİNALP, Ünal, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, Çek Kanununun Yorumu ile, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2013, s.300). Çekin, ödenmesi için muhatap bankaya ibrazı gereklidir. Bu ibraz TTK'nin 796. maddesinde öngörülen süreler içinde yapılmalıdır. Çek takas odası istisnası dışında esas itibarıyla muhataba ibraz edilir. Fakat bir takas odasına ibraz da ödeme için ibraz yerine geçer. Çekin ibrazı ancak bir iş günü yapılabilir. İbraz süresinin son günü bir tatile rastlarsa süre tatili izleyen ilk iş gününe kadar uzar (POROY, Reha / TEKİNALP, Ünal, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, Çek Kanununun Yorumu ile, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2013, s.321). 5941 sayılı Kanun'un 3/1. maddesine göre; karşılığı bulunan çek, çek hesabının bulunduğu muhatap bankanın herhangi bir şubesine ibraz edildiğinde hamilin kimliği tespit edildikten sonra ödenir. Çekin süresinde ibrazında, bankada kısmen karşılığının bulunması halinde; bankanın çek yaprağı başına ödemekle yükümlü olduğu miktarın ve/veya kısmi karşılığın hamilin kısmi ödemeyi kabul etmesi şartıyla ödenmesi de zorunludur. Çekin kısmen veya tamamen karşılığının bulunmaması halinde, muhatap banka tarafından, hamilin isteğiyle 5941 sayılı Kanun'un 3/4. maddesinde yazılı hususlarda yapılacak "karşılıksızdır" işlemi; banka tarafından ödemekle yükümlü olunan miktarın ve/veya kısmi karşılığın hamil tarafından kabul edilmemesi halinde dahi; kanunen her çek yaprağı başına ödemekle yükümlü olunan miktar ve varsa hesaptaki kısmi karşılık miktarı çekin üzerinde yazılı bedelden (hamile fiilen ödenmese bile) düşüldükten sonra karşılıksız kalan miktar üzerinden yapılacaktır. Dairemizin 27.01.2020 tarihli, 2019/35817 E. 2020/415 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere; Türk Ticaret Kanunu'na (TTK) göre zorunlu unsurları haiz bir çekin, kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çek hesabındaki karşılığın tamamen veya kısmen bulunmaması halinde yapılacak "karşılıksızdır" işlemi, 5941 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre, kural olarak "muhatap banka" ve "ibraz tarihindeki yetkili hamil" tarafından birlikte yapılması gereken bir işlemdir. Çekin muhatap bankaya süresinde ibrazında, kısmen veya tamamen karşılığının bulunmaması halinde, hamilin talebi üzerine yapılması gereken "karşılıksızdır" işlemi, 5941 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre çekin arka yüzüne; - Çekin tahsil için "bankaya ibraz edildiği tarih", - İbraz tarihindeki "çek hesabı durumu", - Bankanın yükümlülüğü çerçevesinde "hamile ödediği miktar", - İbraz eden "gerçek kişinin adı ve soyadı", - Banka tarafından ödenen miktar düşüldükten sonra "karşılıksız kalan tutar", - Hamilin bir tüzel kişi adına bedeli tahsil etmesi hâlinde bu husus da ayrıca belirtilerek ve bu kişi ile birlikte banka yetkilisi tarafından imzalanarak tamamlanır. Hamilin çeki imzalamaktan kaçınması hâlinde, "karşılıksızdır" işlemi yapılmaz. Karşılıksızdır işlemi, muhatap bankanın tek başına yapabileceği bir işlem değildir. İşlemin muhakkak ibraz eden (yetkili hamil) ve banka görevlisi tarafından çekin arkası birlikte imzalanmak suretiyle yapılması gerekecektir. Keza 5941 sayılı Kanun'un 3. maddesinin gerekçesinde de bu durum maddenin lafzıyla uygun şekilde açıkça dile getirilmiştir. Çekin süresinde muhatap bankanın çek hesabı bulunan şubesine ibraz edilmesi halinde; muhatap banka şubesi tarafından, çekin tam karşılığı varsa ödenmesi, kısmen veya tamamen karşılığının bulunmaması halinde ise; bankaca ödemekle yükümlü olunan miktar ve (varsa bu miktar üzerinde kalan) kısmi karşılığın çek üzerindeki bedelden düşülmesi suretiyle, "karşılıksızdır" işleminin yapılması zorunludur. Çekin, muhatap bankanın çek hesabının bulunduğu şubesinden başka bir şubeye ibrazı halinde; 5941 sayılı Kanun'un 3/1. maddesi gereği, o şubece karşılığı sorulmak suretiyle ödeneceği açıkça düzenlenmiştir. Muhatap bankanın kural olarak tek bir tüzel kişiliği haiz olması, şubelerinin ayrı bir tüzel kişiliği bulunmaması nedeniyle karşılıksızdır işleminin çek hesabının bulunduğu şube dışında bir başka şube tarafından yukarıda izah edilen şekilde yapılması gerektiği de izahtan varestedir. Çekin, muhatap banka dışında başka bir bankaya süresinde ibrazı halinde ise; 5941 sayılı Çek Kanunu'nun "Hesaben ödeme" başlıklı 8. maddesi hükümleri uygulanacaktır. b-) Çekin "hesaben ödeme" amacıyla başka bir bankaya ibraz edilmesi halinde yapılacak işlemin hukuki niteliği, sonuçları ve karşılıksızdır işleminin tamamlanması 5941 sayılı Kanun'un "Hesaben Ödeme" başlıklı 8. maddesinde; bir çekin fiziki olarak ibraz edilmeksizin, bankalararası takas odası aracılığıyla elektronik ortamda muhatap bankaya gönderilerek işlem görmesinin; 6762 sayılı (mülga) Türk Ticaret Kanunu'nun 710. maddesi (6102 sayılı TTK'nin 798. maddesi) çerçevesinde "takas odasına ibraz" hükmünde olduğu, dolayısıyla "ödeme için ibraz" yerine geçtiği açıkça hüküm altına alınmıştır. Buna göre; yetkili hamilin çeki kanuni ibraz süresi içinde muhatap banka dışında bir bankaya ibrazı halinde, 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde yazılı "süresinde ibraz" koşulunun sağlanmış olduğu kabul edilmelidir. 5941 sayılı Kanun'un 8/4. maddesine göre; bankalararası takas odasına (sisteme) ibraz edilen çekler için, muhatap bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktar dahil, kısmi karşılık için ödeme yapılamaz. Yani muhatap banka dışındaki bir banka tarafından sadece çek karşılığının tamamen bulunması halinde ödeme yapılması mümkündür. Ancak hesapta kısmi karşılık bulunması durumunda, muhatap bankaca bu kısmi karşılık tutarının, ibraz eden hamil lehine 15 gün süreyle bloke edileceği de Kanun'da açıkça belirtilmiştir. Bu süre geçtikten sonra muhatap bankanın kendisine fiziken ibraz edilmeyen bir çek için kısmi ödeme yapma yükümlülüğünün sona ereceği de değerlendirilmiştir. Muhatap banka dışındaki bir bankanın, Çek Kanunu'nun 3/4. maddesinde belirtilen hususları tamamen çekin arka yüzüne şerh etmek suretiyle hamilin talebi ile birlikte imza altına alması kanunen zorunlu olmadığı gibi çekin arka yüzüne Kanun'da yazılı olduğu şekilde "karşılıksızdır" işlemi yapması da beklenemeyecektir. Çekin TTK'de belirlenen yasal ibraz ibraz süresi içinde muhatap banka dışında başka bir bankaya ibrazında; çek karşılığının bankalararası takas sisteminde (takas odasında) tamamen bulunmadığı halde çekin ibraz edildiği bankanın bu durumu tespit ederek karşılığının bulunmadığını belirtmesinin yeterli olduğu değerlendirilmiştir. Çekin, bankalararası takas sisteminde sistemde tam olarak karşılığının bulunmadığının anlaşılması halinde, muhatap banka dışındaki başka bir banka tarafından, çek hesabının bulunduğu bankadan gelen provizyon işlemine göre "vekaleten" yapılan işlemin hukuki niteliğinin, 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde belirtilen "karşılıksızdır" işlemi olarak kabul edilmesi mümkün görülmemiştir. Bankalararası takas sisteminde tam karşılığı bulunmayan bir çek üzerinde, muhatap bankadan başka bir banka tarafından çek karşılığının bulunmadığı yönündeki bu tespit üzerine; hamilin, TTK'nin hukuki anlamda başvuru (müracaat) haklarını kullanmasının mümkün olduğu açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle takas odasına ibraz edilen çek üzerinde "...tarihinde çekin karşılığı yoktur" şeklinde yapılan işlemin, özel hukuk alanında hüküm ve sonuçlar doğuracağı tartışmasızdır. Muhatap banka dışındaki bir banka tarafından kanuni ibraz süresi içinde hesaben ödemenin yapılamadığı bu gibi durumlarda; yetkili hamilin çeki sonradan muhatap bankaya ibraz ederek, bankanın "ödemekle yükümlü olduğu tutarın" ve/veya "hesaptaki karşılığın" ödenmesi ile "karşılıksızdır" işlemi yapılmasını istemesi önünde bir engel bulunmamaktadır. Ancak, çekin ödeme için ilk kez muhatap banka dışında başka bir bankaya ibraz edildiği göz önüne alındığında; muhatap bankaca sonradan yapılacak "karşılıksızdır" işleminin tamamlanması uygulamasının, ödeme için başka bankaya yapılan ilk ibraz tarihindeki kayıtlar esas alınarak yapılması gerektiği de değerlendirilmiştir. Muhatap banka dışında başka bir bankaya ibraz halinde, sistemde tam karşılığı bulunmadığı anlaşılan bir çekin, kısmi karşılığının muhatap banka tarafından 15 gün süreyle bloke edilmesi hususu ise; muhatap bankanın kısmi ödemeye dair yine özel hukuk alanında hüküm ve sonuç doğuracak bir husustur. c-) 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesindeki "karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" suçunun yasal unsurları ve suçun işlendiği tarih Dairemizin 05.11.2018 tarihli, 2018/6510 E. 2018/11325 K. sayılı kararında belirtildiği üzere; 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/(1). maddesinde düzenlenen "çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" suçunun maddi unsurları; 1. Suça konu çekin, 6102 sayılı TTK'de öngörülen zorunlu unsurları taşıması, 2. Çekin yetkili hamil tarafından, kanuni ibraz süresi içinde muhatap bankaya ibraz edilmiş olması, 3. Kanunda yazılı usule uygun şekilde ibraz edilen çek üzerinde banka tarafından "karşılıksızdır" işleminin yapılmasına fail tarafından sebebiyet verilmiş olmasıdır. Dairemizin 27.01.2020 tarihli, 2019/35817 E. 2020/415 K. sayılı kararında belirtildiği üzere; Çekle ilgili olarak "karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" suçundan görülmekte olan bir ceza davasına konu çekin süresinde bankaya ibrazında; muhatap banka tarafından öne sürülen "herhangi bir sebeple" çekin arka yüzüne, 5941 sayılı Kanun'un 3/4. maddesinde yazılı hususlar şerh edilmek suretiyle, usulüne uygun şekilde bir "karşılıksızdır" işlemi yapılmamışsa, çek hesabında karşılığını bulundurmakla yükümlü failin iradesi ve davranışlarıyla doğrudan ilgili olmayan objektif cezalandırılabilme şartı, dolayısıyla suçun kanunda öngörülen neticesi gerçekleşmeyeceğinden, sanığın beraatine karar verilmesi gerekecektir. Ancak, hemen belirtmek gerekir ki; Dairemizin kararında, çekin arkasına 5941 sayılı Kanun'un 3/4. maddesinde yazılı hususlardan tamamen farklı olarak ileri sürülen (keşideci şirket aleyhine konkordato davası açılmış olduğu, ödememe yönünde tedbir kararı olduğu veya imzanın keşideci imzasına benzetilemediği vb.) değişik gerekçelerle "karşılıksızdır işleminin yapılmadığı" yönünde ibarelerin yazılmasının, suçun unsurlarının oluşması için yeterli görülemeyeceği vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesinin; eylemin henüz suç olarak düzenlenmediği bir tarihte ileri tarihli keşide edilmiş çeklerle ilgili olarak, eylemin suç sayıldığı sonraki bir tarihte ibraz edilmesi ve "karşılıksızdır" işlemine tabi tutulması halinde suç sayılmaması gerektiğine yönelik iptal başvurusunda vermiş olduğu; 26.07.2017 tarihli, 2016/191 esas ve 2017/131 karar sayılı kararında; "...suç oluşturan eylemin ibraz tarihinde çek hesabında çek karşılığını bulundurmamak olduğu, karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun kanuni ibraz süresi içinde ibraz edildiğinde karşılığının olmadığına dair işlemin yapılması ile tamamlandığı, kuralın yürürlüğe girdiği tarihten sonra "karşılıksızdır" işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişilerin cezalandırılmasının öngörüldüğü, dolayısıyla geçmişe yönelik bir cezalandırmanın söz konusu olmadığı..." gerekçesiyle Anayasa'ya aykırılık itirazları reddedilmiştir. Dolayısıyla, "karşılıksızdır" işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun işlendiği an, kural olarak; kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili "karşılıksızdır" işleminin yapıldığı andır. Yukarıda izah edildiği üzere; çekin süresi içinde ilk kez muhatap banka dışında bir bankaya ibrazı halinde, "karşılıksızdır" işleminin sonradan tamamlatılması mümkün görüldüğünden, suç tarihinin hangi tarih olarak kabul edilmesi gerektiğine gelince; Muhatap banka dışında başka bir bankaya yapılan süresinde ibraz işleminden sonra tamamlanacak "karşılıksızdır" işleminin, ibraz tarihindeki kayıtlar esas alınarak yapılması gerektiği, sonradan yapılan karşılıksızdır işleminin tamamlanması işleminin, başka bir bankaca vekaleten yapılan tespit sırasında gönderilen "provizyon" işleminin çek üzerine şerh düşülmesi mahiyetinde olacağı göz önüne alındığında; Çek, başka bir banka aracılığıyla sistem üzerinden muhatap bankaya süresinde ibraz edilmiş ve o andaki karşılık, provizyon işlemi ile sabit hale getirilmiş olduğundan, sonradan tamamlanan "karşılıksızdır" işlemi nedeniyle suç tarihinin; muhatap dışındaki bir bankaya yapılan "ibraz tarihi" olarak kabul edilmesi gerekmektedir. d-) Karşılıksızdır işleminin eksik veya hatalı yapılması, Kanun'da yazılı hususların tamamlanmaması hallerinde İcra Ceza Mahkemesince hüküm kurulması için yapılabilecek araştırmanın sınırı ve cezai sorumluluk Çekin, süresinde çek hesabının bulunduğu muhatap bankaya veya muhatap bankanın herhangi bir şubesine süresinde ibrazında; kısmen veya tamamen karşılığının bulunmaması halinde, hamilin talebi üzerine çekin arka yüzüne 5941 sayılı Kanun'un 3/4. maddesindeki hususların yazılması suretiyle muhatap bankaca "karşılıksızdır" işlemi yapılması zorunludur. 5941 sayılı Kanun'a göre; "karşılıksızdır" işleminin her muhatap banka tarafından aynı sıra, aynı kaşe, ortak dil veya sözcük dizilişi kullanılarak aynı şekilde yapılması zorunlu değildir. Ancak, muhatap banka tarafından yapılacak her "karşılıksızdır" işleminde, Kanun'un 3/4. maddesinde belirtilen hususların çekin arka yüzünden açık bir şekilde anlaşılması gerekmektedir. 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde düzenlenen suç nedeniyle açılacak ceza davasında şikayet hakkının bulunduğunun ispatlanması bakımından, suça konu çekin arka yüzünden ibraz edildiği tarihin ve en azından o tarihte tam karşılığının bulunmadığının anlaşılması gerektiği değerlendirilmiştir. Çekin, çek hesabının bulunduğu banka dışındaki bir bankaya süresinde ibrazında ise; sadece tam karşılığının bulunması halinde hesaben ödeme yapılması mümkün olup, başka bankaca muhatap banka adına, çekin arka yüzüne 5941 sayılı Kanun'un 3/4. maddesinde yazılı hususların yazılması suretiyle "karşılıksızdır" işlemi yapılması beklenemez. Bu durumda, çekin arka yüzünde yapılacak karşılıksızdır şerhinin muhatap bankaca sonradan tamamlanması da mümkündür. Ancak, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/1. maddesinde düzenlenen suç dolayısıyla, karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren bir fail hakkında şikayet hakkının kullanabilmesi, dava açılması ve sanık hakkında cezaya hükmedilebilmesi için kural olarak 5941 sayılı Kanun'da yapılması zorunlu "karşılıksızdır" işleminin yapılmasının zorunlu olması karşısında; ilk kez başka bir bankaya ibraz edilen çekin arka yüzüne, sonradan muhatap banka tarafından zorunlu hususların yazılmak suretiyle tamamlanan "karşılıksızdır" işleminin, en geç ceza davası açmak için öngörülen şikayet süresi içinde yapılması gerekmektedir. Yetkili hamilin, herhangi bir nedenle, muhatap bankaya veya muhatap banka dışında başka bir bankaya ilk kez ibraz ettiği çekin arkasına sadece "işbu çekin ... tarihinde karşılığı yoktur." şeklinde yazılan ibare ile yetinerek, "karşılıksızdır" işlemini tamamlatmaması veya bu hususa dair açıklamaları tamamlamadan şikayet hakkını kullanması halinde; İcra Ceza Mahkemesince Kanun'un 3/4. maddesinde yazılı hususların re'sen araştırılıp araştırılmayacağı hususuna gelince; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na göre; şikayet üzerine açılan davada, İcra Ceza Mahkemelerince yapılacak tahkikat, her ne kadar da sunulan delillerle sınırlı olsa da; şikayet edilen kişinin faillik sıfatının bulunup bulunmadığının ve şikayete konu eylemin suçun unsurlarını içerip içermediğinin re'sen araştırılması zorunludur. Açılan davada en önemli delil, suça konu edilen ve ibraz tarihinde tam karşılığı bulunmayan çektir. Hal böyleyken, maddi gerçekliğe ulaşılması amacıyla; mahkemeden eldeki kesin delillerle tam tersi yönde re'sen tanık dinlenmesi veya savunmada istenmediği halde re'sen bilirkişi raporu hazırlanması gibi delil toplama yoluna gidilemeyecektir. Ancak ilgili bankaya yazılacak bir yazıyla çekin arka yüzünden açıkça anlaşılamayan hususların tespit edilebilmesi mümkündür. Suç ve cezaların kanuniliği ilkesi, Anayasa'da ve Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan temel ve evrensel bir ceza hukuku ilkesidir. Buna göre; suç oluşturan fiilin ve karşılığında hangi cezaya hükmedileceğinin, suç işlendiği tarihte ilgili "Kanun"da açıkça yazılı olması ve henüz suç işlenmeden herkes tarafından bilinmesi (öngörülebilmesi) Anayasa'da ifadesini bulan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Kanun koyucunun 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde düzenlediği suça konu eylem; "karşılıksızdır" işlemi yapılmasına sebebiyet verme eylemidir. Kanun koyucunun bu suç karşılığında öngördüğü cezai yaptırım ise; Kanun'un 5/1. maddesinde açıkça yazılı olduğu üzere, (TCK'de alt sınır olarak kabul edilen beş günden) 1500 güne kadar takdir edilecek adli para cezasıdır. Takdir edilecek sonuç cezanın çekin karşılıksız kalan miktarından az olması halinde çekin karşılıksız kalan miktarı kadar yapılacak artırım hükmedilecek sonuç ceza miktarını belirleyecektir. O halde, 5941 sayılı Kanun'da, suç ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırı bir ifade bulunmadığı gibi "çekin karşılıksız kalan miktarının", mahkemece takdir edilecek ceza üzerinde yapılacak bir artırım sebebi olduğu kabul edilmelidir. Dolayısıyla, karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun cezasının; 1500 güne kadar adli para cezası olduğu, doğrudan çekin karşılıksız kalan miktarı kadar verilecek adli para cezası olmadığı, netice cezanın bu miktara göre degişebileceği tartışmasızdır. Çek Kanunu'nun 3/4. maddesinde belirtilen ve yukarıda yazılı amaçlara hizmet eden hususların, çekin arka yüzüne açıkça ve eksiksiz biçimde yazılmaması veya sadece "işbu çekin ... tarihinde karşılığı yoktur." ibaresinin yazılması halinde; İcra Ceza Mahkemelerince, şikayet edilen kişinin fail olup olmadığının ve maddi gerçekliğin tespiti amacıyla; çek hesabının bulunduğu bankadan, çek hesabında karşılığı bulundurmakla yetkili kişilerin kimler olduklarının ve çek hesabının ibraz anındaki karşılığı ile sonradan hamile ödenen miktarı(varsa) gösteren kayıtların gönderilmesi istenebilecektir. İlgili bankadan gelecek yazıya istinaden, Kanun'un 3/4. maddesinde yazılı diğer hususlar ile sonuç cezaya esas teşkil edecek "çekin karşılıksız kalan miktarı" gibi hususların, mahkemece her zaman kolaylıkla belirlenebilecek hususlar olduğu, öte yandan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görüşünde de belirtildiği üzere, Çek Kanunu'nun 3/4. maddesinde yazılı hususların; Kanun'un 5/1. maddesinde düzenlenen "karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" suçunun unsurlarını değil, "karşılıksızdır" işleminin yapılmasını gösteren açıklayıcı hususlar olduğu değerlendirilmiştir. 3-) Ulaşılan Kanaat ve Gerekçe 5941 sayılı Çek Kanunu'nun amaçlarından biri çekin karşılıksız çıkması halinde yapılacak işlemler ile yükümlülüklerin belirlenmesi iken; bir diğer amaç da çek hamillerinin korunmasıdır. 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesine yönelik madde gerekçesinde de; ibraz tarihinde çek karşılığının ilgili banka hesabında tam olarak bulunmaması halinde suçun oluşacağının kabul edildiği görülmektedir. Bu nedenlerle; Çekin süresinde ibrazında, arka yüzüne sadece "...tarihinde işbu çekin karşılığı yoktur." şeklinde yazılan ibarenin, 5941 sayılı Kanun'un 3/4. maddesinde yazılı şekilde bir karşılıksızdır işlemi olarak kabul edilemeyeceği, ancak şikayet süresi içinde, muhatap bankaya başvurularak karşılıksızdır işleminin, ilk ibraz tarihindeki kayıtlar esas alınmak suretiyle tamamlanabileceği, Doğrudan veya sonradan muhatap bankaya başvurulması üzerine çekin arka yüzünde sadece "...tarihinde işbu çekin karşılığı yoktur." şeklindeki ibarenin yazılması veya Kanundaki hususların tam olarak yazılmaması durumunda açılacak ceza davalarında, çekin arka yüzünden giderilemeyen/ eksik kalan hususların İcra Ceza Mahkemelerince re'sen araştırılmasının ve hüküm kurulmasının, dolayısıyla sanığın cezalandırılmasının mümkün olduğu değerlendirilmiştir. G-) SONUÇ Çekle ilgili olarak "karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" suçundan görülmekte olan bir ceza davasında, suça konu konu çekin (muhatap bankaya veya hesaben ödeme için başka bir bankaya) süresinde ibraz edilmiş olması ve ilk ibraz tarihinde tam olarak karşılığının bulunmaması halinde; - Hesaben ödeme için ibraz edilen başka bir banka veya muhatap banka tarafından çekin arka yüzüne sadece "işbu çekin ... tarihinde karşılığı yoktur" ibaresi yazılması suretiyle yapılan işlemin, 5941 Kanun'un 3/4. maddesinde aranan hususları taşımadığından, "karşılıksızdır" işlemi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, - Ancak çekin en geç şikayet süresi içinde muhatap bankaya sunularak "karşılıksızdır" işleminin tamamlatılması mümkün görülmekle birlikte; çekin arka yüzünde yapılan "karşılıksızdır" işlemi Çek Kanunu'nun 3/4. maddesinde yazılı hususlar bakımından eksik olsa da; 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde unsurları yazılı "karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" suçu nedeniyle açılan davalarda, suça konu çekin arka yüzünde yazılı olmayan eksik hususların İcra Ceza Mahkemesince re'sen yapılacak araştırmayla belirlenebildiği durumlarda sanığın mahkumiyetine karar verilebileceğine, 10.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
19. Ceza Dairesi, 2019/35817 E., 2020/415 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır.
19. Ceza Dairesi         2019/35817 E.  ,  2020/415 K. "İçtihat Metni" A-) KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE DAİR BAŞVURU Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu, 23.10.2019 tarihli ve 2019/111 sayılı kararında; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 15.10.2019 tarihli, 2019/1436 esas 2019/2048 karar sayılı, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 27.09.2019 tarihli, 2019/3250 esas 2019/1043 karar sayılı, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 17.11.2017 tarihli, 2017/1903 esas 2017/1873 karar sayılı kararları ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 12.12.2018 tarihli, 2018/45 esas 2018/5044 karar sayılı, ... 16. Ceza Dairesinin 05.12.2018 tarihli, 2018/2678 esas 2018/4555 karar sayılı, ... 10. Ceza Dairesinin 22.11.2018 tarihli, 2018/3320 esas 2018/3214 karar sayılı kararları arasında; "...Bazı yer Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Dairelerince; muhatap banka tarafından çeşitli nedenlerle "karşılıksızdır" işlemi yapılmadığı durumlarda da 5941 sayılı Kanun'un 5/(1). maddesindeki suçun oluşabileceği, İcra Ceza Mahkemesince suça konu çekin sıhhati ile ilgili olarak açılmış başkaca bir ceza davası veya soruşturması olup olmadığının veya çek üzerindeki keşideci imzasının çeki düzenleme yetkisine sahip kişiye ait olup olmadığının araştırılarak, sanığın hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesinin zorunlu olduğu gerekçeleriyle, ilk derece mahkemelerince sırf muhatap bankaca "karşılıksızdır" işlemi yapılmamış olması nedeniyle verilen "beraat" kararlarının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle ortadan kaldırıldığı, Bazı yer Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Dairelerince ise; muhatap banka tarafından "karşılıksızdır" işlemi yapılmasının, 5941 sayılı Kanun'un 5/(1). maddesinde düzenlenen "çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" suçunun "maddi unsuru" veya "objektif cezalandırılabilme şartı" olduğu kabul edilerek, ilk derece mahkemelerince çekle ilgili değişik gerekçelerle "karşılıksızdır" işlemi yapılmamasına rağmen verilen mahkumiyet kararlarının hukuka aykırı olacağı gerekçesiyle ortadan kaldırılarak yerine "beraat" kararları verilmek suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine dair kararlar verildiği..." anlaşıldığından, Sonuç olarak; 5235 sayılı "Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun"un "Başkanlar Kurulunun Görevleri" başlıklı 35/3. maddesi çerçevesinde, aynı nitelikteki davalarda farklı kararlar verilmesi nedeniyle uyuşmazlık bulunduğuna karar vermiş ve çıkan uyuşmazlığın 5235 sayılı Kanun'un 35/3. maddesi gereği, Yüksek Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından giderilmesini istemiştir. 5235 sayılı Kanun'un "Başkanlar Kurulunun Görevleri" başlıklı 35. maddesinde, her ne kadar ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu'nun, uyuşmazlığın giderilmesi hususunda "kendi görüşünü de ekleyerek" Yargıtay'dan bir karar verilmesini isteyebileceği düzenlenmişse de; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu tarafından oy birliğiyle alınan kararda, uyuşmazlığın esasının ne şekilde çözülmesi gerektiğine dair herhangi bir görüş belirtilmeksizin uyuşmazlığın Dairemizce çözülmesine karar verildiği görülmekle, bu yöndeki eksikliğin, uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesine engel oluşturmadığı değerlendirilmiştir. B-) KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE KONU KARARLAR 1-) Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 17.11.2017 tarih ve 2017/1903 E. 2017/1873 K. sayılı kararı, 2-) Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 27.09.2019 tarih ve 2019/3250 E. 2019/1425 K. sayılı kararı, 3-) Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 15.10.2019 tarih ve 2019/1436 E. 2019/2048 K. sayılı kararı, 4-) Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 12.12.2018 tarih ve 2018/45 E. 2018/5044 K. sayılı kararı, 5-) ... 16. Ceza Dairesinin 05.12.2018 tarih ve 2018/2678 E. 2018/4555 K. sayılı kararı, 6-) ... 10. Ceza Dairesinin 22.11.2018 tarih ve 2018/3320 E. 2018/3214 K. sayılı kararı. C-) KARAR UYUŞMAZLIĞININ GİDERİLMESİNE KONU BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRELERİ KARARLARININ ÖZETLERİ 1-) Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 17.11.2017 tarihli, 2017/1903 E. 2017/1873 K. sayılı Kararı Adana 1. İcra Ceza Mahkemesinin, 11.04.2017 tarihli, 2017/55 E. 2017/281 K. sayılı kararıyla; tüzel kişiye ait çekin süresinde bankaya ibrazında, "...çekteki keşideci imzasıyla banka kayıtlarında bulunan örnek keşideci imzalarının birbirini tutmaması..." nedeniyle "karşılıksızdır" işlemi yapılmadığı somut olayda, çek hesabı sahibi olan borçlu anonim şirketin mali işlerini yönetmekle görevli sanık hakkında açılan davada, ortada "karşılıksızdır" şerhi verilmiş bir çek bulunmadığından "şikayetin reddine" karar verdiği, Müşteki vekilinin şikayetin reddi kararına karşı istinaf yoluna başvurması üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 17.11.2017 tarihli kararında; Hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunması, 5941 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun belirlenebilmesi için muhatap banka tarafından yapılan imza karşılaştırması hususunda keşidecinin beyan ve savunmasının alınması suretiyle öncelikle imzanın kendisine ait olup olmadığının sorulması, imza inkarına dayanan bir suç duyurusu veya açılmış bir dava olup olmadığının araştırılması, gerekirse bilirkişi incelemesi yapılmasından sonra bu hususun net olarak tespitinden sonra; suçun unsurları açısından bir değerlendirme yapılarak, ibraz tarihi itibarıyla çek bedelinin muhatap bankada bulunup bulunmadığının da araştırılarak sanığın hukuki durumunun tayin ve tartışılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde şikayetin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğundan bahisle hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verdiği anlaşılmıştır. 2-) Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 27.09.2019 Tarihli, 2019/3250 E. 2019/1425 K. sayılı Kararı Kahramanmaraş İcra Ceza Mahkemesinin, 16.05.2019 tarihli, 2018/112 E. 2019/914 K. sayılı kararıyla; tüzel kişiye ait çekin süresinde bankaya ibrazında, banka görevlisince "...mahkemece verilen tedbir kararı nedeniyle..." çek üzerinde herhangi bir işlem yapılmadığı somut olayda, suçun unsurları oluşmadığından sanığın "beraatine" karar verdiği, Müşteki vekilinin beraat kararına karşı istinaf yoluna başvurması üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 27.09.2019 tarihli kararında; CMK'nin 280/1-d maddesi gereği duruşmada hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılmasının bozma nedeni olduğu, CMK'nin 195. maddesi hükmü gereği sadece adli para cezası gerektiren suçlarla ilgili ceza davalarında sanığa meşruhatlı davetiye tebliği ile duruşmaya devam edilebileceği, ancak somut olayda sanığa TK 21/1. maddesine göre yapılan tebligatın kime yapıldığı anlaşılmadığı gibi usulsüz olduğu, suça konu çekin aslının dosyaya celbi gerekirken dosyadaki çekin ön ve arka yüzünün fotokopisinden hareketle ve ilgili bankaya suç tarihinde çek karşılığının olup olmadığı sorulmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olacağı, çekle ilgili olarak mahkeme tarafından konulan tedbirin hangi amaçla konulduğunun ve davanın taraflarının kimler olduğunun sorulması ve tedbir kararının akıbetinin araştırılmasının gerektiği, Çek Kanunu'nu "amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde çekin karşılıksız çıkması halinde uygulanacak yaptırımların belirlenmesinin amaçlandığı, aynı Kanunun 3. maddesinde ise karşılıksızdır işleminin nasıl yapılacağının anlatıldığı, banka memurunun bilgisizliği nedeniyle doğan sonuçların müştekiye yüklenemeyeceği, sonuç olarak tedbir kararına dair dosyanın celp edilip araştırma yapılarak sanığın hukuki durumunun tayin ve tespiti gerekirken sırf karşılıksızdır işlemi yapılmaması nedeniyle beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğundan bahisle hükmün bozulmasına, dosyanın yeninden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verdiği anlaşılmıştır. 3-) Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 15.10.2019 tarihli, 2019/1436 E. 2019/2048 K. sayılı Kararı Kahramanmaraş İcra Ceza Mahkemesinin, 21.03.2019 tarihli, 2019/21 E. 2019/416 K. sayılı kararında; çekin süresinde bankaya ibrazında, muhatap banka tarafından, "...imza keşideci imzasına benzemediğinden..." karşılıksızdır işleminin yapılmadığı, sanığın çeke ve imzaya dair bir itirazının olmadığı somut olayda, suçun unsurları oluşmadığından sanığın "beraatine" karar verdiği, Müşteki vekilinin beraat kararına karşı istinaf yoluna başvurması üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 15.10.2019 tarihli kararında; 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5. maddesinin gerekçesinde; çekin karşılıksız çıkması halinde ceza sorumluluğunun düzenlendiği, maddede tanımlanan suçun, çekin üzerinde yazılı düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresinde ibrazında çek karşılığının banka hesabında tam olarak bulundurulmaması suretiyle oluşacağı, çekin karşılığını ibraz anında hesapta bulundurmamanın söz konusu suçu oluşturacağı, ibraz tarihinden önce veya sonra çek hesabında karşılığın bulundurulmasının suçun ibraz anında oluşmasına engel teşkil etmeyeceği, ancak bu durumun bir sonraki maddede yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması bakımından dikkate alınacağı şeklinde açıkça yazılmış olmasının hukuka aykırı olacağı, Kanun gerekçesinde de açıkça yazılı olduğu üzere, ibraz tarihinde çek karşılığını bankada bulundurmama eyleminin suçu oluşturacağı, objektif cezalandırma şartı olan "karşılıksızdır" işlemi yapılması şartının suçun unsuru olmadığı, karşılıksız işlemi yapılmasının TTK'ya göre çekin süresinde muhatap bankaya ibraz edilip edilmediğinin tespiti ve şikayet hakkı ile süresinin tespiti bakımından önem arz ettiği, dolayısıyla suçun maddi konusuna dair bir husus olduğu, Suça konu çeklerle ilgili olarak, mahkemelerce verilmiş ödemeden men kararı bulunması veya çekle ilgili başka bir ceza soruşturması veya ceza davası bulunması nedeniyle banka tarafından karşılıksızdır işlemi yapılmadığı durumlarda, çekin ibraz tarihindeki bankadaki karşılığı araştırılıp bu dava ve soruşturmaların da sonucu beklenerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği, Suça konu çeklerle ilgili olarak, ortada herhangi bir mahkemece verilmiş ödemeden men kararı veya çekle ilgili bir ceza soruşturması veya ceza davası olmadığı durumlarda, banka tarafından çekteki imzanın keşideci imzasına benzemediği veya değişik gerekçelerle "karşılıksızdır" işlemi yapılmaması halinde ise; bankaca yapılan bu işlemin usule uygun olmasından söz edilemeyeceği, dolayısıyla bu gibi durumlarda, ibraz tarihinde çekin bankada karşılığı olup olmadığı araştırılarak sanık hakkında hüküm kurulabileceğinden bahisle, sanık hakkında suça konu çek üzerinde karşılıksızdır işlemi yapılmadığından verilen beraat kararının hukuka aykırı olduğundan bahisle hükmün bozulmasına, dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verdiği anlaşılmıştır. 4-) Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 12.12.2018 tarihli, 2018/45 E. 2018/5044 K. sayılı Kararı Kayseri 1. İcra Ceza Mahkemesinin, 14.06.2017 tarihli, 2016/1451 E. 2017/787 K. sayılı kararıyla; suça konu çekin süresinde bankaya ibrazında, "...keşideci imzasının banka kayıtlarındaki imzaya benzememesi nedeniyle..." karşılıksızdır işlemi yapılmadığı somut olayda, ibraz tarihinde çek hesabında karşılığının bulunmaması gerekçesiyle suçun unsurları oluştuğundan sanığın mahkumiyetine karar verdiği, Sanık müdafiinin mahkumiyet kararına karşı istinaf yoluna başvurması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 12.12.2018 tarihli kararında; Suça konu 6950910 seri numaralı çeke dair verilen mahkumiyet hükmünün incelenmesinde; çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmaması nedeniyle suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle ilk derece mahkemesinin mahkumiyete ilişkin hükümlerinin gerekçeli karardan çıkartılarak, sanığın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine, Suça konu 6950911 seri numaralı çeke dair verilen mahkumiyet hükmünün incelenmesinde; gerekçeli karar başlığında suçun adının "çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" yerine "karşılıksız çek düzenleme" şeklinde yazılmasının hukuka aykırı olduğu, Sanık hakkında 6950911 seri numaralı çekle ilgili olarak kurulan mahkumiyet hükmünden sonra, 10/10/2017 tarihli ve 30206 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26/07/2017 tarihli ve 2016/191 E. 2017/131 K. sayılı kararı ile 5941 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde bulunan "...çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından...” ibaresinin iptal edilmesiyle birlikte lehe kanun uygulaması yapılması gerektiğinden, hükmün düzeltilerek istinaf incelemesinin esastan reddine, iki farklı çek nedeniyle hükmedilen iki ayrı güvenlik tedbirinin aynı anda uygulamasının imkansız olması nedeniyle güvenlik tedbirine dair istinaf başvurusunun ve sair istinaf başvurularının esastan reddine karar verdiği anlaşılmıştır. 5-) ... 16. Ceza Dairesinin, 05.12.2018 tarihli, 2018/2678 E. 2018/4555 K. sayılı Kararı İstanbul 22. İcra Ceza Mahkemesinin, 23.01.2018 tarihli, 2017/451 E. 2018/29 K. sayılı kararıyla; suça konu çekin çalıntı olduğu, bununla ilgili olarak menfi tespit davasının görülmeye devam ettiği, dosyada alınan bilirkişi raporuna göre, çek hesabı sahibi tüzel kişi yöneticisi olan sanıkların imzalarıyla çekteki imzaların uyuşmadığını tespit edildiği, bu nedenle geçerli imzaları olmadığı için suç konusu bir çekten de suçun unsurundan da bahsedilemeyeceği gerekçesiyle atılı suçun unsurları oluşmadığından sanıkların beraatlerine karar verdiği, Müşteki vekilinin beraat kararına karşı istinaf yoluna başvurması üzerine, ... 16. Ceza Dairesinin 05.12.2018 tarihli kararında; Suça konu çekle ilgili olarak banka tarafından 5941 sayılı Çek Kanunu 3/1. maddesi anlamında "karşılıksızdır" işlemi yapılmadığı anlaşılmakla, sanıkların beraatine dair sonucu itibarıyla yerinde olan kararda bir isabetsizlik görülmediğinden bahisle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verdiği anlaşılmıştır. 6-) ... 10. Ceza Dairesinin, 22.11.2018 tarihli, 2018/3320 E. 2018/3214 K. sayılı Kararı Antalya 4. İcra Ceza Mahkemesinin, 21.06.2018 tarihli, 2018/260 E. 2018/756 K. sayılı kararıyla; suça konu çekin süresinde bankaya ibrazında, "çekteki imza ile keşideci imzası tutmadığından işbu çek işleme alınmamıştır" ibaresinin yazılı olduğu, ancak sanığın süresinde ibraz edilen çekle ilgili bankadaki çek hesabında yeterli karşılığı bulundurmamasının suçun oluşması için yeterli olduğu gerekçesiyle sanığın mahkumiyetine karar verdiği, O Yer Cumhuriyet savcısının mahkumiyet kararına karşı istinaf yoluna başvurması üzerine, ... 10. Ceza Dairesinin ise 22.11.2018 tarihli kararında; Çekle ilgili olarak "karşılıksızdır" işlemi yapılmasının bu suçun neticesi olmayıp objektif cezalandırılabilme şartı olduğu, bu şart gerçekleşmediği için sanığa ceza verilemeyeceği anlaşılmakla, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu hususun duruşma yapılmaksızın düzeltilmesine imkan bulunduğundan bahisle, istinaf talebinin kabulüyle, ilk derece mahkemesi hükmünün ortadan kaldırılmasına, sanığın beraatine kesin olarak karar verdiği anlaşılmıştır. D-) KARAR UYUŞMAZLIĞI HAKKINDA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖRÜŞÜ VE TALEBİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.12.2019 tarihli, UG-2019/105205 sayılı "Uyuşmazlığın giderilmesi talebi" konulu yazısında; 5941 sayılı Kanun'un 5. maddesinden bahisle ve madde metninin tekrarlanmasıyla birlikte; "...Madde incelendiğinde süresinde ve ibraz tarihinde çek karşılığının ilgili çek hesabında bulundurulmamasının cezalandırıldığı, çek arkasına yazılan "karşılıksızdır" şerhinin kurucu değil tespit edici mahiyet taşıdığı, karşılığı olmayan çeklerde ilgili bankanın bu ibareyi çek arkasına yazmamasının çek keşide edenin sorumluluğunu kaldırmayacağı, ibraz edilen çekte çek keşidecisinin sorumluluğunu ortadan kaldıran veya hiç sorumluluk yüklenmesine imkan tanımayan bir halin (imzanın keşideciye ait olmaması, çek üzerinde tahrifat yapılması gibi) olması halinde buna ilişkin tespitin de mahkemesince yapılabileceği, çekin sahte olması halinde ise uygulanacak usulün muhatap bankaca bilindiği gözetildiğinde, salt çek arkasına bankasınca çek karşılığının ibraz tarihinde hesapta olmadığını ifade eden "karşılıksızdır" ibaresi çek arkasına bir nedenle yazılmadı denilerek "çekte karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişinin cezalandırılmasına" dair suçun unsurlarının oluşmadığını söylemek usul ve yasalara aykırıdır..." şeklindeki değerlendirmeyle, Sonuç olarak; "696 sayılı KHK m.92/2. maddesi ile değişik 5235 sayılı Kanunun 35/1. madde ve fıkrası uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 23/10/2019 tarih ve 2019/111 karar numaralı kararına istinaden değinilen kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi" talep edilmiştir. E-) KARAR UYUŞMAZLIĞI İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER 1-) 5235 sayılı "Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun"un, 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 92. maddesi İle Değişik, "Başkanlar Kurulunun Yetkileri" Başlıklı 35/3. maddesi "...(3)Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek, (Değişik fıkra: 20/11/2017 – KHK-696/92 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/87 md.) (3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir..." hükümlerini içermektedir. 2-) 5941sayılı Çek Kanunu'nun İlgili Hükümleri a-) "İbraz, ödeme, çekin karşılıksız olduğunun tespiti ve gecikme cezası" başlıklı 3. maddesi; "(1) Karşılığı bulunan çek, hesabın bulunduğu muhatap bankanın herhangi bir şubesine ibraz edildiğinde hamilin varsa vergi kimlik numarası saptandıktan sonra ödenir. Ancak çek, hesabın bulunduğu şubeden başka bir şubeye ibraz edildiğinde, o şubece karşılığı sorulmak suretiyle ödenir. (2) “Karşılıksızdır” işlemi, muhatap bankanın hamile kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın dışında, çek bedelinin karşılanamayan kısmıyla sınırlı olarak yapılır. (3) Muhatap banka, ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile, süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için; a) Karşılığının hiç bulunmaması hâlinde, 1) Çek bedeli bin Türk Lirası veya üzerinde ise bin Türk Lirası, 2) Çek bedeli bin Türk Lirasının altında ise çek bedelini, b) Karşılığının kısmen bulunması hâlinde, 1) Çek bedeli bin Türk Lirası veya altında ise, çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmî karşılığı bin Türk Lirasına tamamlayacak bir miktarı, 2) Çek bedeli bin Türk Lirasının üzerinde ise, çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmî karşılığa ilave olarak bin Türk Lirasını, ödemekle yükümlüdür. Bu husus, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdî kredi sözleşmesi hükmündedir. Bu fıkradaki miktar, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan fiyat endekslerindeki yıllık değişmeler göz önünde tutularak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından her yıl Ocak ayında belirlenir ve Resmî Gazete’de yayımlanır. (4) Hamilin talepte bulunması hâlinde, karşılıksızdır işlemi; çekin arka yüzüne tahsil için bankaya ibraz edildiği tarih, hesap durumu, bankanın yükümlülüğü çerçevesinde ödediği miktar ve ibraz eden gerçek kişinin adı ve soyadı yazılmak, bu kişinin tüzel kişi adına bedeli tahsil etmesi hâlinde bu husus belirtilmek ve bu kişi ile birlikte banka yetkilisi tarafından imzalanmak suretiyle yapılır. Banka tarafından ödenen miktar düşüldükten sonra karşılıksız kalan tutar açıkça belirtilir. Hamilin imzalamaktan kaçınması hâlinde, karşılıksızdır işlemi yapılmaz. (5) Muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutar dahil, kısmî ödemenin hamil tarafından kabul edilmemesi hâlinde, ikinci fıkra hükmüne göre karşılıksızdır işlemi yapılır; ibraz tarihi ile ödememe nedeni çekin üzerine yazılır ve çek, üzerine imzası alınarak hamiline geri verilir; ön ve arka yüzünün fotokopisi banka tarafından saklanır. Çek hesabında hiç karşılığın bulunmaması ve hamilin sadece muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutarın ödenmesini talep etmesi hâlinde de bu fıkra hükmüne göre işlem yapılır. (6) Muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutar dahil kısmî ödeme hâlinde, çekin ön ve arka yüzünün onaylı fotokopisi ücretsiz olarak hamile verilir. Çek hamili, bu fotokopiyle müracaat borçlularına veya kambiyo senetleri hakkındaki takip usullerine başvurabileceği gibi, icra mahkemesine şikâyette bulunurken dilekçesine bu fotokopiyi ekleyebilir ve bunu icra daireleri ile mahkemelerde ispat aracı olarak kullanabilir. Mahkeme veya icra dairesinin istemi hâlinde çekin aslı bu mercilere gönderilir. (7) Banka; a) Çekin karşılığının hesapta bulunmasına rağmen hamiline ödenmesinin geciktirilmesi, b) Kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın hamile ödenmesinin geciktirilmesi, hâllerinde, çek hamiline, her geçen gün için binde üç gecikme cezası öder. Bu hâllerde 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uygulanmaz. (8) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekin karşılığının Türk Ticaret Kanununun 707 nci maddesi uyarınca kısmen veya tamamen ödenmemiş olması hâlinde, bu çekle ilgili olarak hukukî takip yapılamaz. İleri düzenleme tarihli çekle ilgili olarak hukukî takip yapılabilmesi için, çekin üzerindeki düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi ve karşılıksızdır işlemine tabi tutulması şarttır. (9) (Ek: 31/1/2012-6273/2 md.) Çekin, üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren beş yıl içinde ibraz edilmemesi hâlinde, muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu sona erer. (10) (Ek: 15/7/2016-6728/62 md.) Lehine karekodlu çek düzenlenen lehdar, teslim aldığı çeki Türk Ticaret Kanununun 780 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen sisteme kaydeder. Karekodlu çekin sisteme kaydedildiği tarihten sonra çek düzenleyen tüzel kişinin temsilcilerinde meydana gelen değişiklikler, çek hesabı sahibi tüzel kişinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.", b-) "Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı" başlıklı 5. maddesinin (1), (2) ve (3). fıkraları; "(1) (Değişik: 15/7/2016-6728/63 md.) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, bin beş yüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (…) az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Yargılama sırasında da resen mahkeme tarafından koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi, bu tüzel kişi adına çek keşide edenler ve karşılıksız çekin bir sermaye şirketi adına düzenlenmesi durumunda ayrıca yönetim organı ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında uygulanır. Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına karşı yapılan itirazlar bakımından 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Bu davalar çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür. (2) (Mülga: 31/1/2012-6273/3 md.; Yeniden düzenleme: 15/7/2016-6728/63 md.) Birinci fıkra hükmüne göre çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür. Birinci fıkra uyarınca hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilenler, yasaklılıkları süresince sermaye şirketlerinin yönetim organlarında görev alamazlar. Ancak, hakkında yasaklama kararı verilenlerin mevcut organ üyelikleri görev sürelerinin sonuna kadar devam eder. (3) Çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez. Gerçek kişinin temsilcisi veya vekili olarak çek düzenlenmesi hâlinde, bu çekten dolayı hukukî ve cezai sorumluluk çek hesabı sahibine aittir...", c-) "Diğer ceza hükümleri " başlıklı 7. maddesinin ilgili hükümleri; "...(4) Kısmen veya tamamen karşılığı bulunmayan çekle ilgili olarak, talebe rağmen, karşılıksızdır işlemi yapmayan banka görevlisi, şikâyet üzerine bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (5) Karşılığı tahsil edilmek üzere bankaya ibraz edilen çekin karşılığının hesapta mevcut olmasına rağmen, hamile ödemede bulunmayan ya da bankanın kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarı hamile ödemeyen banka görevlisi, şikâyet üzerine bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır...", 3-) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun İlgili Hükümleri a-) "Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi" başlıklı 2. maddesi "(1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. (2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz. (3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.", b-) "Özel kanunlarla ilişki" başlıklı 5. maddesi; "(1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.", 4-) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun İlgili Hükümleri a-) "Unsurlar" başlıklı 780 maddesi; "(1) Çek; a) Senet metninde “çek” kelimesini ve eğer senet Türkçe’den başka bir dille yazılmış ise o dilde “çek” karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi, c) Ödeyecek kişinin, “muhatabın” ticaret unvanını, d) Ödeme yerini, e) Düzenlenme tarihini ve yerini, f) Düzenleyenin imzasını, g) (Ek: 15/7/2016-6728/70 md.) Banka tarafından verilen seri numarasını, h) (Ek: 15/7/2016-6728/70 md.) Karekodu, ...içerir", b-) "Unsurların bulunmaması" başlıklı 781. maddesi; "(1) 780 inci maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarda yazılı hâller dışında çek sayılmaz. (2) Çekte açıklık yoksa, muhatabın ticaret unvanı yanında gösterilen yer ödeme yeri sayılır. Muhatabın ticaret unvanı yanında birden fazla yer gösterildiği takdirde, çek, ilk gösterilen yerde ödenir. Böyle bir açıklık ve başka bir kayıt da yoksa, çek muhatabın merkezinin bulunduğu yerde ödenir. (3) Düzenlenme yeri gösterilmemiş olan çek, düzenleyenin adı yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır. (4) (Ek : 15/7/2016-6728/71 md.) Yabancı banka tarafından bastırılan çeklerde, 780 inci maddenin birinci fıkrasının (g) bendinde belirtilen banka tarafından verilen seri numarası ve/veya (h) bendinde belirtilen karekodun bulunmaması senedin çek olarak geçerliliğini etkilemez.", c-) "Muacceliyet" başlıklı 795. maddesi; "(1) Çek görüldüğünde ödenir. Buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir. (2) Düzenlenme günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan çek, ibraz günü ödenir.", d-) "Çekten cayma" başlıklı 799. maddesi; "(1) Çekten cayma ancak ibraz süresi geçtikten sonra hüküm ifade eder. (2) Çekten cayılmamışsa, muhatap, ibraz süresinin geçmesinden sonra da çeki ödeyebilir.", e-) "Özel hâller" başlıklı 800. maddesi; "(1) Çekin tedavüle çıkarılmasından sonra, düzenleyenin ölümü, medenî haklarını kullanma ehliyetini kaybetmesi veya iflası çekin geçerliliğini etkilemez.", f-) "Ciroların incelenmesi" başlıklı 801. maddesi; "(1) Cirosu kabil bir çeki ödeyecek muhatap, cirolar arasında düzenli bir teselsülün var olup olmadığını incelemekle yükümlü ise de cirantaların imzalarının geçerliliğini araştırmak zorunda değildir.", g-) "Sahte veya tahrif edilmiş çek" başlıklı 812. maddesi; "(1) Sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar muhataba ait olur; meğerki, senette düzenleyen olarak gösterilen kişiye, kendisine verilen çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusurun yüklenmesi mümkün olsun.", h-) "Uygulanacak hükümler" başlıklı 818. maddesi; "(1) Poliçeye ait aşağıdaki hükümler çek hakkında da uygulanır: ...s) İptal hakkındaki 757 ilâ 763 üncü maddelerle 764 üncü maddenin birinci fıkrası...", ı-) "İptal" ana başlığı altındaki "Önleyici önlemler" alt başlıklı 757. madddesi; "(1) İradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini isteyebilir. (2) Mahkeme, ödemeyi meneden kararında muhataba, vadenin gelmesi üzerine poliçe bedelini tevdi etmeye izin verir ve tevdi yerini gösterir.", i-) "Poliçeyi eline geçiren kişinin bilinmesi" başlıklı 758. maddesi; "(1) Poliçeyi eline geçiren kişi bilindiği takdirde, mahkeme, dilekçe sahibine iade davası açması için uygun bir süre verir. (2) Dilekçe sahibi verilen süre içinde davayı açmazsa, mahkeme, muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır.", j-) "Poliçeyi eline geçirenin bilinmemesi" ana başlığı altındaki "dilekçe sahibinin yükümlülükleri" başlıklı 759. maddesi; "(1) Poliçeyi eline geçiren kişi bilinmiyorsa, poliçenin iptaline karar verilmesi istenebilir. (2) İptal isteminde bulunan kişi, poliçe elinde iken zıyaa uğradığını inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak ve senedin bir suretini ibraz etmek veya senedin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür.", k-) "İhtar" ana başlığı altındaki "İçeriği" başlıklı 760. maddesi; "(1) Mahkeme, dilekçe sahibinin, poliçe elinde iken zıyaa uğradığına dair verdiği açıklamaları inandırıcı bulursa, verilecek ilanla, poliçeyi eline geçireni, poliçeyi belirli bir süre içinde getirmeye davet ve aksi takdirde poliçenin iptaline karar vereceğini ihtar eder.", l-) "Süreler" başlıklı 761. maddesi; "(1) Poliçeyi getirme süresi en az üç ay ve en çok bir yıldır. (2) Vadesi gelmiş poliçelerde zamanaşımı, üç ayın geçmesinden önce gerçekleşirse, mahkeme üç aylık süre ile bağlı değildir. (3) Süre, vadesi gelen poliçeler hakkında birinci ilan gününden, vadesi gelmeyen poliçeler hakkında vadenin gelmesinden itibaren işler.", m-) "İlan" başlıklı 762. maddesi; "(1) Poliçenin getirilmesine ilişkin ilan, 35 inci maddede yazılı gazete ile üç defa yapılır. (2) Özellik gösteren olaylarda, mahkeme, uygun göreceği daha başka ilan önlemlerine de başvurabilir.", n-) "İade davası" başlıklı 763. maddesi; "(1) Elden çıkan poliçe mahkemeye sunulursa, mahkeme, iade davası açması için dilekçe sahibine uygun bir süre verir. Dilekçe sahibi bu süre içinde  dava açmazsa, mahkeme, poliçeyi, sunmuş olana geri verir ve muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır.", o-) "İptal kararı" başlıklı 764. maddesi; "(1) Elden çıkan poliçe, verilen süre içinde mahkemeye sunulmazsa, iptaline karar verilir...", 5-) 20.01.2010 tarihli Resmi Gazetede Yayımlanarak Yürürlüğe Giren "Çek Defterlerinin Baskı Şekline ve Bankaların Hamile Ödemekle Yükümlü Olduğu Miktarın Belirlenmesine İlişkin Tebliğ"in "Çek defterlerinin baskı şekli" Başlıklı 3. maddesi; "(1) Çek defterleri bankalarca tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çekler ile hamiline düzenlenecek çekler açıkça ayırt edilebilecek şekilde aşağıda belirtilen esaslara göre bastırılır. ...c) (Değişik:RG-19/11/2016-29893) Çek defterlerinin her yaprağına, çek hesap numarası, çek hesabının bulunduğu banka şubesinin adı, çek hesabı sahibi gerçek kişinin adı ve soyadı, çek hesabı sahibi tüzel kişinin adı, çek hesabı sahibi gerçek kişinin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya tüzel kişinin vergi kimlik numarası, çekin basıldığı tarih, tüzel kişilerde varsa Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) numarası, tüzel kişi adına çek düzenleyen kişinin adı ve soyadı ile çek hesabı sahibi ile düzenleyenin farklı kişiler olması halinde ayrıca düzenleyenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının yazılmasına ve imzaya imkan verecek ibareler konulur. ç) (Ek:RG-3/3/2012-28222) Çek yaprağında çekin basıldığı tarih, ay ibaresi yazıyla olacak biçimde gün, ay, yıl şeklinde yer alır...", Şeklinde düzenlemeler içermektedir. F-) İNCELEME, DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE 1-) Çözümü Gereken Uyuşmazlık Konusunun Kapsamı ve Sınırlandırılması Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 23.10.2019 tarihli ve 2019/111 sayılı kararında; Kanuni ibraz süresinde ibraz edilen çekler hakkında, muhatap bankalar tarafından; "mahkemece verilen ödemeden men ve benzeri tedbir kararları olduğu", "savcılık tarafından hesaba bloke konulduğu veya çek bedelinin ödenmesinin yasaklandığı" veya "keşidecinin imzasının banka kayıtlarında mevcut imza ile uyuşmadığı", "çek üzerindeki imzanın müşterinin imzasına benzemediği veya çek üzerindeki imzanın belirsiz olduğu" gibi gerekçelerle "karşılıksızdır işlemi yapılamadı" şeklinde şerhler yazıldığı, Bazı Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerince; süresinde ibrazında ilgili banka tarafından "karşılıksızdır" işlemi yapılmayan çeklerle ilgili açılan ceza davalarında, 5941 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereği "karşılıksızdır" işlemi yapılmasının, adı geçen Kanun'un 5/1. maddesinde düzenlenen "suçun maddi unsuru" veya "objektif cezalandırabilme şartı" olduğundan bahisle beraat kararları verildiği, bazı Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerince ise; sanığın çekin karşılığını ibraz tarihinde çek hesabında tam olarak bulundurmamak yönündeki eyleminin suçun oluşması açısından başlı başına yeterli olacağından bahisle "karşılıksızdır" işlemi yapılmasa da sanığın cezalandırılabileceğine dair kararlar verildiği anlaşılmakla, değişik gerekçelerle "karşılıksızdır" işlemi yapılmaması halinde sanıkların cezalandırılıp cezalandırılmayacakları yönünde ortaya çıkan uyuşmazlığın Yargıtay İlgili Ceza Dairesince çözülmesine karar verildiği görülmüştür. Çözümü gereken somut uyuşmazlığın konusu; - Çekin kanuni süresinde bankaya ibrazında, muhatap banka tarafından çek üzerinde yapılacak incelemenin sınırı, çek hesabında yeterli karşılık bulunmuyorsa, yetkili hamilin talebi üzerine muhatap banka tarafından "karşılıksızdır" işlemi yapılmasının zorunlu olup olmadığı ile - İbraz tarihinde karşılığı olmayan bir çekle ilgili olarak, muhatap banka tarafından değişik gerekçelerle "karşılıksızdır" işlemi yapılmamışsa, çek hesabında karşılığı bulundurmakla yükümlü gerçek kişinin cezalandırılmasının mümkün olup olmadığıdır. Çekin kanuni unsurları, süresinde ibrazında muhatap banka tarafından yapılması gerekenler ve karşılıksızdır işleminin yapılmasına dair usuller, gerek 5941 sayılı Çek Kanunu'nda gerekse 6102 sayılı TTK'nin çekle ilgili hükümlerinde düzenlenmiştir. Banka tarafından süresinde ibraz edilen çek hakkında, cezai anlamda hüküm ve sonuçlar doğuran "karşılıksızdır" işleminin yapılması usulleri ve uyuşmazlık konusu, yukarıdaki mevzuat hükümleri, doktrin ve değişik somut olaylar ekseninde inceleme ve değerlendirmelerle çözülmeye çalışılacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki; özel hukuk alanında hüküm ve sonuçlar doğuran çekin karşılığının veya banka tarafından ödenmekle yükümlü olunan miktarın ödenmemesi uyuşmazlık kapsamı dışındadır. Ancak uyuşmazlığın çözümü için bu hususta da bir takım tespit ve hatırlatmalar da yeri geldikçe yapılacaktır. 2-) İnceleme ve Değerlendirme a-) Çek mevzuatı çerçevesinde "karşılıksızdır işlemine sebebiyet verme" suçunun unsurları Dairemizin 05.11.2018 tarihli, 2018/6510 E. 2018/11325 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/(1). maddesinde düzenlenen "çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" suçunun maddi unsurları; 1. Suça konu çekin, 6102 sayılı TTK'de öngörülen zorunlu unsurları taşıması, 2. Çekin yetkili hamil tarafından, kanuni ibraz süresi içinde muhatap bankaya ibraz edilmiş olması, 3. Kanunda yazılı usule uygun şekilde ibraz edilen çek üzerinde banka tarafından "karşılıksızdır" işleminin yapılmasına fail tarafından sebebiyet verilmiş olmasıdır. Yukarıda sayılan unsurlardan ilk ikisi, suçun işlendiği andan önce var olması gerekli birer "ön şart" mahiyetindedir. Ancak bu ön şartlar fiilin tipe uygunluğunu sağlayan ve olmazsa olmaz birer unsur olarak kabul edilmektedir. Üçüncü unsurun ise; - Sadece banka tarafından yapılacak bir işlem olduğunu, failin hareketleriyle doğrudan bağlantısı olmadığını, bu nedenle "objektif cezalandırılabilme şartı" olarak yorumlanması gerektiğini, dolayısıyla bu hususun suçun işlenmesi için gerekli bir unsur olmadığını, failin bu unsur olmasa da cezalandırılabileceğini düşünenler olduğu gibi, - Bu unsurun suçun işlenmesi için gerekli olmadığını fakat sadece failin cezalandırılması için gerekli olduğunu düşünenler, - Yine çek üzerinde "karşılıksızdır" işlemi yapılması unsurunu, suçun maddi unsuru olarak görenler ve bu husus olmazsa suçun da olmayacağını düşünenler de bulunmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; suçun maddi unsuru, "karşılıksızdır" işlemi yapılması değil, failin davranışlarıyla bu işlemin yapılmasına fail tarafından sebebiyet verilmesidir. Suçun manevi unsuru; kanuni ibraz süresi içinde çekin karşılığının bankada olmadığını bilmek ve karşılığı bankada bulundurmamak yönündeki kasttır. Suçun işlendiği an; kanunî ibraz süresinde ibraz edilmesi şartıyla çekle ilgili olarak "karşılıksızdır" işleminin yapıldığı andır. Suçun faili; “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren, dolayısıyla çekin bankadaki hesabında karşılığını bulundurmakla yükümlü olan kişidir. 5941 sayılı Çek Kanunu'un 5/2. maddesinde açıkça yazılı olduğu üzere; "karşılıksızdır" işlemi yapılmasına sebebiyet veren, dolayısıyla çek karşılığını banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi (suçun faili), çek hesabı sahibi gerçek kişidir. Çek hesabının sahibi tüzel kişi ise; bu durumda çekin karşılığını banka hesabında bulundurmakla yükümlü kişi (suçun faili), tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen gerçek kişi yönetim kurulu üyesi, şayet böyle bir görevlendirme yapılmamışsa bu sefer de yönetim organını oluşturan tüm gerçek kişi veya kişiler olacaktır. Tüzel kişi adına çek düzenleme yetkisi bulunan kişi/ler ile düzenlenen çekin karşılığını bankada bulundurmakla görevlendirilen kişi/ler farklı kişiler olabilir. b-) Muhatap banka tarafından "karşılıksızdır" işleminin yapılması usulü ve çekin ibrazında bankaca yapılması gereken incelemenin sınırı Muhatap banka tarafından, 6102 sayılı TTK'de yazılı zorunlu unsurları ihtiva eden ve süresinde bankaya ibraz edilen bir çek hakkında yapılacak "karşılıksızdır" işlemi, 5941 sayılı Kanun'un 3. maddesinde yazılı usule göre yapılacaktır. Karşılıksızdır işlemi, 5941 sayılı Kanunun 5/(1). maddesindeki suçun üzerine bina edileceği temel bir işlemdir. Karşılığı bulunan bir çekin bedeli, muhatap banka tarafından yetkili hamile ödenmek zorundadır. Süresinde ibraz edilen bir çekin karşılığının hiç bulunmaması veya kısmen bulunması halinde ise; muhatap banka, çek bedelinin karşılanamayan kısmıyla sınırlı olarak 5941 sayılı Kanun'un 3. maddesi çerçevesinde "karşılıksızdır" işlemi yapmak zorundadır. Muhatap banka, süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için yetkili hamile, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından her yıl Ocak ayında belirlenen tarifede yazılı ödemekle yükümlü olunan miktarı öder. 12 Ocak 2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve 28 Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe girecek olan tebliğe göre, 2019 yılı için banka tarafından hamile ödenmek zorunda olan miktar; 2.030 TL'dir. Karşılıksızdır işlemi, muhatap banka tarafından çekin arkasına basılacak bir şerh veya kaşeden ibaret değildir. 5941 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre, hamilin talepte bulunması hâlinde, "karşılıksızdır" işlemi, çekin arka yüzüne; - çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği tarih, - ibraz tarihindeki çek hesabı durumu, - bankanın yükümlülüğü çerçevesinde hamile ödediği miktar, - ibraz eden gerçek kişinin adı ve soyadı, - banka tarafından ödenen miktar düşüldükten sonra karşılıksız kalan tutar, - hamilin bir tüzel kişi adına bedeli tahsil etmesi hâlinde; bu husus da ayrıca belirtilerek ve bu kişi ile birlikte banka yetkilisi tarafından imzalanarak tamamlanır. Hamilin çeki imzalamaktan kaçınması hâlinde, "karşılıksızdır" işlemi yapılmaz. Dolayısıyla karşılıksızdır işlemi, muhatap bankanın tek başına yapabileceği ve sonuçlandıracağı bir işlem değildir. İşlemin muhakkak yetkili hamil ve banka görevlisi tarafından çekin arkası birlikte imzalanarak yapılması gerekecektir. Keza 5941 sayılı Kanun'un 3. maddesinin gerekçesinde de bu durum maddenin lafzıyla uygun şekilde açıkça dile getirilmiştir. TTK'nin 801. maddesinde; muhatap bankanın hamil tarafından ibraz edilen ve üzerinde ciro silsilesi olan bir çek hakkında araştırma yapma yükümlülüğü; "...çek üzerinde bir ciro silsilesi varsa bunun düzenli olup olmadığının banka tarafından kontrol edilmesi zorunluluğu..." şeklinde sadece ciro silsilesinin düzenli olup olmadığıyla sınırlı olmak üzere düzenlenmiştir. Muhatap banka, cirantaların imzalarının geçerliliğini araştırmak zorunda değildir. Şayet ortada sahte veya tahrif edilmiş olduğundan şüphelenilen bir çek varsa, kendisine çek defteri verilen keşideciye, çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusur atfedilemiyorsa, TTK'nin 812. maddesi gereği, şüpheli çekin ödenmiş olmasından doğan zararın muhatap bankaya ait olacağı hüküm altına alınmıştır. TTK'nin 812. maddesinde "sahte veya tahrif edilmiş çek" kavramı çekin düzenleyen dışında bir kişi tarafından imzalanması durumuyla aynı değildir. "Sahte çek", banka tarafından bastırılarak çek hesabı sahibine verilmeyen çek anlamına gelmekte iken "tahrif edilmiş çek" kavramı ise çek üzerinde elle doldurulan kısımlarda çeki düzenleyenin rızası dışında yapılan değişiklikleri ifade etmektedir. Bir çekin banka tarafından bastırıldığında üzerinde nelerin olması gerektiğine dair çek defterlerinin baskı şekline dair tebliğde temel kurallar, 20.01.2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren tebliğde belirlenmiştir. Bu gibi durumlarda bankalarca zaten çekin zorunlu unsurları ihtiva etmemesi nedeniyle "karşılıksızdır" işlemi yapılmasından veya suçtan söz edilemeyecektir. Kanuna göre böyle bir (sahte) çekin karşılığının ödenmesi halinde muhatap banka sorumluluğa katlanacak, ödediği çek bedelini özel hukuk hükümlerine göre çek hesabı sahibinden isteyemeyecektir. Çekin tedavüle çıkarılmasından sonra, düzenleyenin ölümü, medenî haklarını kullanma ehliyetini kaybetmesi veya iflası, TTK'nin 800. maddesine göre çekin geçerliliğini etkilemez. Muhatap bankanın, hamilin ibraz ettiği ve kısmen veya tamamen karşılığı bulunmayan çek üzerinde karşılıksızdır işlemini yapmaması halinde, bu işlemi yapmayan banka görevlisinin, şikayet üzerine, 5941 sayılı Kanun'un 7/(4). maddesi gereğince bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. 5941 sayılı Kanun'un 7/(5). maddesinde; karşılığı tahsil edilmek üzere bankaya ibraz edilen çekin karşılığının hesapta mevcut olmasına rağmen, hamile ödemede bulunmayan ya da bankanın kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarı hamile ödemeyen banka görevlisinin, şikâyet üzerine, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı da açıkça düzenlenmiştir. 5941 sayılı Kanun'un 3/(7). maddesinde ise; çek karşılığının bankada bulunmasına rağmen hamile ödemesinin geciktirilmesi veya kanunen ödemekle yükümlü olunan miktarın ödenmesinin geciktirilmesi hallerinde ilgili bankanın her geçen gün için hamile binde üç miktarında gecikme faizi ödeyeceği de yazılıdır. Çekin TTK'de yazılı zorunlu unsurları taşıyıp taşımadığının, süresinde ibraz edilip edilmediğinin ve çek hesabında karşılığını bulundurmakla yükümlü olan failin "karşılıksızdır" işlemine sebebiyet verip vermediğinin tespiti, yetkili hamilin şikayeti üzerine "karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" suçundan açılacak ceza davasını görecek mahkemece yapılacaktır. Henüz çekin kanuni süresi içinde bankaya ibraz edilmesinden önce, keşideci tarafından kaybedilmesi, çaldırılması veya irade dışı bir şekilde doldurulduğunun iddia edilmesi halinde ise; ilgili bankaya ve kolluk makamlarına çekin rıza dışı ellerinden çıktığının, kaybolduğunun veya çalındığının, biliniyorsa faillerinin bildirilmesi, kural olarak bir ödeme aracı olarak kullanılan çekin kötü niyetli kullanımına engel olunması bakımından elzemdir. Basiretli bir çek hesabı sahibinden de bu davranışlar beklenir. Çek defterinin veya keşide edilmiş bir çekin keşideci elinden iradesi dışında çıkması durumunda ise; TTK hükümleri çerçevesinde çekin iptali veya çekten cayma gibi yollara başvurulabileceği de TTK'de düzenlenmiştir. Muhatap bankanın, kendisine ibraz edilen çeki düzenleyenin imzası üzerinde sadece ıslak bir imza olup olmadığına dair bir inceleme yapabileceği, bunun dışında "çek üzerindeki imzanın keşideciye ait olmadığı" , "çek üzerindeki imzanın belirsiz olduğu" vb. gerekçelerle, karşılığı olan bir çeki ödemekten veya karşılığı olmayan çek hakkında "karşılıksızdır" işlemi yapma zorunluluğundan imtina edemeyeceği değerlendirilmektedir. Keza 5941 sayılı Kanun'un sistematiğinde; muhatap bankanın, süresinde ibraz edilen geçerli bir çek karşısında, hesapta bulunan çek karşılığını ödemesi yada alacaklı yetkili hamilin talebi üzerine "karşılıksızdır" işlemi yaparak zorunlu miktarı ödemesi gerektiği düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 5/(1). maddesinde yazılı suçun yaptırımı dahi "karşılıksızdır" işlemi neticesinde karşılıksız kalan miktardan az olmamak üzere belirlenecektir. Çek hesabı sahibinin elinden rızası dışında çıktığı henüz bankaya bildirilmemişken ve sahte olarak düzenlenmemiş olan bir çekin süresinde, çek üzerinden yetkili hamil olduğu anlaşılan kişi tarafından bankaya ibrazı halinde; banka çalışanı tarafından "çek üzerindeki imzanın, keşidecinin imzasına benzetilemediği" gerekçesiyle "karşılıksızdır" işlemi yapılamadığının yazılması, 6102 sayılı TTK ve 5941 sayılı Çek Kanunu hükümlerine aykırılık oluşturmaktadır. Hal böyleyken, alacaklı yetkili hamilin talebine rağmen, "keşideci imzasının tutmaması" veya benzeri şekilde meşru olmayan ve yasal dayanaktan yoksun nedenlerle "karşılıksızdır" işleminin yapılmadığı durumlarda, keşidecinin bu hususta çekin geçerliliğine veya imzaya dair bir itirazının bulunmaması yada imzanın keşideciye ait çıkması gibi hallerde banka görevlisinin cezai sorumluluğuna gidileceği de açıktır. Muhatap bankanın, ibraz edilen çek hakkında kanunen veya yargı organlarınca alınan bir tedbir kararı gereği çek bedelinin ödenmemesi yönünde bir işlem yapma zorunluluğunun bulunduğu durumlarda ise; Banka tarafından bastırılan ve çek hesabı sahibine teslim edilen çeklerin, kaybolması, çalınması veya sahibinin elinden cebir, tehdit gibi yollarla iradesi sakatlanmak suretiyle rızası dışında düzenlenerek çıkması mümkün olabilir. Ancak bu durumlarda çek sahibinin suç nedeniyle yaşadığı mağduriyetten kurtulur kurtulmaz adli mercilere ve çek hesabının bulunduğu bankaya yaşadıklarını bildirerek yeni bir mağduriyeti engellemek istemesi beklenir. Bu gibi durumlarda, çek sahibi yaşadığı mağduriyeti yargı organlarına tüm delilleriyle birlikte anlatarak rızası dışında elinden çıkan çeklerin geçerlilik arz etmemesini, en azından bankaya ibrazında ödenmemesini istemelidir. Yargı organları bu gibi durumlarda tedbir kararı benzeri kararlarla sahibinin elinden rızası dışında çıkan çeklerin "ödenmemesi" veya çek hesabındaki karşılığına durumun aslı aydınlatılana veya suç kovuşturması sonuçlanana kadar teminat olarak "çek hesabına bloke" konulması yönünde kararlar verebilir. Ancak bu durumda dahi yargı organları, 5941 sayılı Çek Kanunu'na açıkça aykırı olacak şekilde çek üzerinde "karşılıksızdır" işlemi yapılmaması yönünde kararlar veremez. Verilecek tedbir kararların da her durumda mevzuata uygun olması beklenir. Kanun hükmü veya mahkemeden verilen tedbir kararı gibi hallerde de bankaların 5941 sayılı Kanun'un 3/4. ve 7/4. maddeleri gereği "karşılıksızdır" işlemini yapması zorunludur. Bu nedenle, sahibinin elinden rızası dışında çıktığı anlaşılan çeklerle ilgili olarak muhatap banka tarafından 5941 sayılı Kanunda sayılan şartlar varsa "karşılıksızdır" işlemi yapılmasına bir engel bulunmamakla birlikte, bankalar ibraz anında yeterli karşılığı olmayan çekin bedelinin veya ödemekle yükümlü olacakları bedelin, kanun hükmü veya mahkeme kararına istinaden ödenemediğini çek üzerine şerh düşebilir, meşru sayılacak nedenle ödeme yapılmadığını çekin üzerine yazabilirler. Bu durumda yetkili hamilin banka görevlisi hakkında 5941 sayılı Kanun'un 7/5. maddesi gereği cezai soruşturma başlatması için şikayet hakkı vardır. Ancak hemen belirtmek gerekir ki; bankanın çekin ibraz tarihindeki kısmi karşılığını ödememesi veya çek üzerinde "karşılıksızdır" işlemi yapmasıyla çek yaprağı başına ödemekle yükümlü olduğu miktarı hamile ödememesi halinde, banka görevlileri hakkında 5941 sayılı Kanun'un 7/5. maddesi gereği başlatılacak yargılama süreci, çekin bedelinin bankaca ödenmemesi gerekçeleri üzerinde yapılacak araştırmanın ve verilecek yargı kararının sonuçlanmasını bekleyecektir. Netice itibariyle banka görevlileri, ödemekle yükümlü oldukları miktarı meşru nedenlerle ödememişlerse haklarında hukuka uygunluk nedenleri uygulanarak cezai sorumluluklarına gidilemeyecektir. Ancak muhatap banka görevlileri hakkında çekin ibrazında karşılıksızdır işlemi yapmamaları halinde, hamilin şikayeti üzerine açılacak kamu davasında böyle bir kurtuluş karinesi veya hukuka uygunluk sebebi dinlenmesine imkan yoktur. Sonuç olarak, çekin süresinde yetkili hamil tarafından muhatap bankaya ibrazında; a-) Objektif olarak meşru görülebilecek gerekçelerle, örneğin "kanun hükmüne veya bir yargı kararına" dayanılarak "karşılıksızdır" işlemi yapılmadığı durumlarla, b-) Muhatap bankanın meşru gördüğü (subjektif) gerekçelerle, örneğin "çekteki imzanın banka kayıtlarındaki keşideci imzasıyla uyuşmadığı, belirsiz olduğu" gibi kanuna ve bir yargı kararına dayanmayan gerekçelerle "karşılıksızdır" işlemi yapılmadığı durumların, 5941 sayılı Kanun'un 3. maddesi kapsamında şartları oluşması halinde "karşılıksızdır" işlemi yapılmasını engelleyici gerekçeler olmadığı değerlendirilmiştir. c-) "Karşılıksızdır" işleminin hukuki niteliği, objektif cezalandırılabilme şartı kavramı, suçun unsurundan farkları ve mahkemece verilecek hüküm Suç (genel) teorisinde, muhakkak her suçun unsurları bulunmak zorundadır. Ancak bazı suçlarda, suçun unsuru olarak adlandırılamayan, suça konu eylemin gerçekleşmesiyle illiyet bağı bulunan fakat doğrudan suçun failinin davranışlarıyla ilgisi olmayan, failin cezalandırılabilmesi için meydana gelmesi zorunlu olan bir takım şartlar bulunmaktadır. Objektif cezalandırılabilme şartları, suçun haksızlık ve hukuka aykırılık gibi unsurları dışında kalan, dolayısıyla tüm unsurları tamamlansa dahi failin cezalandırılması için gerçekleşmesi zorunlu olan şartlardır. Objektif cezalandırılabilme şartlarının muhakeme şartları, şahsi cezasızlık sebepleri ile cezayı kaldıran şahsi sebeplerden ayrı bir kavram olduğu unutulmamalıdır. Objektif cezalandırılabilme şartları, suçun işlenmesi sırasında var olan veya suçun işlenmesiyle gerçekleşen, cezalandırmayı sağladığı için "olumlu" nitelik gösteren olgulardır. Objektif cezalandırılabilme şartları faile değil, fiile ilişkin şartlardır ve failin cezalandırılması için bu şartı bilip bilmediğine bakılmaz. (ÖZBEK, Veli Özer - DOĞAN, Koray - BACAKSIZ, Pınar - TEPE, İlker, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2017, s.423-426) Kişinin işlediği fiilden dolayı cezalandırılabilmesi için varlığı gerekli olan şarta "objektif cezalandırılabilme şartı", kişinin işlediği fiilden cezalandırılmamasını gerektiren durumlara ise "şahsi cezasızlık sebebi" veya "cezayı ortadan kaldıran şahsi sebepler" denilmektedir. Objektif cezalandırılabilme şartları, kendi içerisinde cezalandırma için "kurucu etkisi olan" ve "cezayı artırıcı etkisi olan" şartlar olmak üzere ikiye ayrılabilir. Örneğin somut tehlike suçlarında failin cezalandırılabilmesi için somut tehlikenin gerçekleşmesi ceza verilmesi bakımından kurucu etkiye sahiptir. Sonuç itibarıyla objektif cezalandırılabilme şartlarının kovuşturma şartlarından ayrılması önem arz etmektedir. (KOCA, Mahmut - ÜZÜLMEZ, İlhan, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 10. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2017, s. 367-370) Objektif cezalandırılabilme şartları, işlenen fiilin hukuka aykırılık ve haksızlık içeriği üzerinde etkisi olmayan olgulardır. Bu olgular işlenen suçla birlikte bir haksızlığın oluşmasını engellememektedir. Objektif cezalandırılabilme şartları, suçun maddi unsurlarından farklı olarak failin bilerek veya isteyerek yapabileceği, üzerinde iradesini konuşturacağı "kusurluluk" kapsamındaki olgular da değildir. Failin cezalandırılabilmesi için objektif cezalandırılabilme şartlarının gerçekleştiğini bilmesi de gerekmemektedir. Örneğin; görevin gereklerine aykırı hareket eden kamu görevlisinin mahkumiyetine karar verilebilmesi için belli bir kişinin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız bir menfaat sağlanması gerekmektedir. Objektif cezalandırılabilme şartı gerektiren suçlara da teşebbüs mümkündür, ancak teşebbüs halinde kalan bir suç için gerçekleşmesi öngörülen objektif cezalandırılabilme şartı oluşmamışsa, bu durumda cezaya hükmolunamayacaktır. Çoğu zaman suçun maddi unsuru olarak kabul edilen fiilin neticesinin objektif cezalandırılabilme şartı olarak belirlendiğine de tanık olunmaktadır. Bu durumda suçun unsuru ile objektif cezalandırma şartı iç içe geçmiş gibi görünebilecektir. Doktrinde işlenen suç bakımından objektif cezalandırılabilme şartı gerçekleşmemişse beraat mi yoksa ceza verilmesine yer olmadığı kararı mı verileceği tartışmalıdır. (ÖZGENÇ, İzzet, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 13. Bası, 2017, s.669-672) Suçun unsuru ve cezalandırılabilme şartı ayrımı bakımından, kanunda öngörülen bir netice, failin kusurlu davranışı sonucu meydana geliyorsa suçun maddi unsurundan, failin belirli bir neticeden sorumlu tutulabilmesi için neticeye kusurlu bir davranışla sebebiyet vermemesi halinde ise cezalandırılabilme şartından bahsedilmelidir. (DEMİRBAŞ, Timur, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2002, s.179-180, DÖNMEZER, Sulhi - ERMAN, Sahir, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Beta Basım Yayın, İstanbul, 1994, Cilt:1, s.457) Öte yandan, 5271 sayılı CMK'nin 223. maddesinin (3). ve (4). fıkralarında sayılan ceza verilmesine yer olmadığına dair karar türünün hangi hallerde verileceği sayılırken, objektif cezalandırma nedenlerinin yazılmadığı da görülmektedir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde; 5941 sayılı Kanun'un 5/(1). maddesinde düzenlenen "çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" suçunun işlenmesi için maddi unsur olan fiilin, çekin karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme yönündeki davranış olduğu, 5941 sayılı Kanun'un 3. maddesi çerçevesinde, muhatap banka ve alacaklı tarafından birlikte yapılacak "karşılıksızdır" işleminin, suç oluşturan fiilin neticesini oluşturduğu değerlendirilmiştir. Suçun failinin "karşılıksızdır" işlemi yapılmasına sebebiyet verme yönündeki davranışının, bu neticenin (objektif cezalandırılabilme şartının) meydana gelmesiyle doğrudan bağlantısı olduğu, dolayısıyla failin hareketiyle bu netice arasında bir illiyet bağı bulunduğu da tartışmasızdır. Banka ve hamil tarafından karşılıksızdır işlemi yapılmadığı bu gibi durumlarda; objektif cezalandırabilme şartının, suçun maddi unsuru olan fiilin "netice"sini gerçekleştirdiği, dolayısıyla karşılıksızdır işleminin yapılmamasının, atılı suçun maddi unsurları bakımından kurucu bir unsur teşkil edeceği gerekçesiyle, çek üzerinde 5941 sayılı Kanun'un 3. maddesindeki usule uygun olarak "karşılıksızdır" işlemi yapılmadan açılan kamu davalarında, sanık hakkında 223/2-a maddesi gereği "beraat" hükmü verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. 3-) Ulaşılan Kanaat ve Gerekçe Çekle ilgili olarak "karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" suçundan görülmekte olan bir ceza davasına konu çekin süresinde bankaya ibrazında; muhatap banka tarafından öne sürülen "herhangi bir sebeple" çekin arka yüzüne, 5941 sayılı Kanun'un 3/4. maddesinde yazılı hususlar şerh edilmek suretiyle, usulüne uygun şekilde bir "karşılıksızdır" işlemi yapılmamışsa, çek hesabında karşılığını bulundurmakla yükümlü failin iradesi ve davranışlarıyla doğrudan ilgili olmayan objektif cezalandırılabilme şartı, dolayısıyla suçun kanunda öngörülen neticesi gerçekleşmeyeceğinden, sanığın beraatine karar verilmesi gerekeceği kanaatine ulaşılmıştır. G-) SONUÇ Çekin kanuni süresinde yetkili hamil tarafından bankaya ibrazında, muhatap banka tarafından çek üzerinde yapılacak inceleme, 6102 sayılı TTK ve 5941 sayılı Kanun'da yazılı hususlarla sınırlı olmak zorundadır. Muhatap banka tarafından çek hesabında yeterli karşılık varsa çek bedelinin hamile ödenmesi zorunludur. Çek hesabında yeterli karşılık bulunmuyorsa, bu durumda yetkili hamilin talebi üzerine, 5941 sayılı Kanun'un 3/4. maddesinde yazılı hususlar çekin arkasına yazılmak suretiyle karşılıksızdır işlemi yapılması zorunludur. Çekin süresinde yetkili hamil tarafından muhatap bankaya ibrazında, şayet yeterli karşılığı bulunmamasına rağmen, banka tarafından ileri sürülen değişik gerekçelerle 5941 sayılı Kanun'un 3/4. maddesi gereği "karşılıksızdır" işlemi yapılmamışsa, çek hesabında yeterli karşılığı bulundurmakla yükümlü gerçek kişinin "karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" suçundan dolayı cezalandırılmasının mümkün olmadığına, 27/01/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.