2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 358

İcra ve İflas Kanunu 358. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 358 – Üçüncü şahıs icraca haczolunup kendisine bırakılan malları icra dairesinden istendiği anda evvelki vaziyetinde iade ile mükelleftir. Bu suretle eline bırakılan malların kendisine atfolunamıyacak bir sebepten dolayı telef veya ziyaını ispat edemiyen üçüncü şahıs hakkında ceza takibinden başka evvelce tesbit edilmiş olan kıymetler, hükme hacet kalmaksızın icra dairesince re’sen tazmin ettirilir. Bu kıymetleri tazmin ile mükellef olanlar, icra dairesinin bu baptaki talep ve kararına karşı icra mahkemesine, 16 ncı maddede tayin edilen müddet içinde şikayette bulunabilirler. İcra dairelerinin muhabereleri:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

6 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2013/30762 E., 2013/38297 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBakırköy 4. İcra Hukuk Mahkemesi
İİK'nun 358.maddesinin 1.fıkrasında yedieminin kendisine bırakılan malları icra dairesince istenildiği anda iade ile yükümlü olduğu hususu düzenlenmiş, 2.fıkrasında da kendisinin kusuru olmaksızın bir sebepten dolayı telef ve ziyaını ispet ederse sorumluluktan k
12. Hukuk Dairesi         2013/30762 E.  ,  2013/38297 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bakırköy 4. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 16/08/2013 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: İcra müdürlüğünce şikayetçi yedieminin sorumluluğuna karar verilerek kendine muhtıra tebliği üzerine kendisine yediemin olarak bırakılan mahcuzların daha sonra başka takip dosyasından da haczedilip muhafazaya alındığını, bu şekilde yedieminlik görevinin sona erdiğini, kendisinin hacizi takip dosyasına bildirmek zorunluluğu olmadığını, mahcuzların başka dosyadan satışına engel olamayacağını ileri sürerek muhtıranın iptalini talep ettiği mahkemece yediemine hukuki ve cezai sorumluluğun hatırlatıldığını, daha önce haciz uygulanan dosyaya haczi ve satışı bildirmesi ve satışın takibi önce kesinleşen dosya üzerinden yapılması gerektiğinden bahisle istemin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İİK'nun 358.maddesinin 1.fıkrasında yedieminin kendisine bırakılan malları icra dairesince istenildiği anda iade ile yükümlü olduğu hususu düzenlenmiş, 2.fıkrasında da kendisinin kusuru olmaksızın bir sebepten dolayı telef ve ziyaını ispet ederse sorumluluktan kurtulacağı hususu düzenlenmiştir. Somut olayda, alacaklı tarafından Tekirdağ 1.İcra Müdürlüğü'nün 2012/458 talimat dosyasında haczedilen menkuller daha sonra üçüncü kişi ... AŞ tarafından Tekirdağ 1. İcra Müdürlüğü'nün 2012/496 talimat dosyasında haczedilmiş, bilahare satıldığı görülmektedir. Bu durumda mahcuzların başka dosyadan haczedilip satılmasında yediemine atfedilecek bir kusur bulunmamaktadır. Şikayetçi yediemin hakkında İİK'nun 358.maddesinin uygulama imkanı bulunmamaktadır. Alacaklının hakkı ancak satış bedeli üzerinden öncelikle hak alma ve bu amaçla sıra cetveli tanzimini istemektir (aynı yönde HGK'nun 8.5.1971 tarih, İİD.1129/259 sayılı içtihadı). Bu durumda mahkemece şikayetin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir. SONUÇ  : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 358 ]
4. Ceza Dairesi 2008/7470 E., 2009/21076 K. 4. Ceza Dairesi 2008/7470 E., 2009/21076 K. - MUHAFAZA GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANMA- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 88 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 358 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 289 ] "İçtihat Metni" Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görül-memiştir. Ancak; Yedieminlik, özel hukuka ilişkin bir hukuksal kurum olmakla birlikte, yedi-eminin yasal yükümlülüklerine aykırı davranmasının yasa tarafından yaptırıma bağlandığı hallerde Ceza Hukukunu da ilgilendirmektedir. 5237 sayılı TCY.nın 289. maddesinde, muhafaza görevini kötüye kullanma başlığı altında; "muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle el konulmuş mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunma" eyleminin cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Yasalarda öngörülen istisnalar (6831 sayılı Orman Yasasının 84. maddesi gibi) dışında yedieminlik, muhafaza yükümü altına giren kişinin özgür iradesiyle kuracağı hukuksal bir ilişki niteliğindedir. Bu nedenle, yedieminin suçun öğelerini ilgilendiren yasal yükümlülüklerinin saptanması ve hukuka aykırılık öğesinin incelenmesi bakı-mından, yedieminlik kurumunun özel hukuktaki yeri ile hak ve yükümlülüklerinin incelenmesi gerekmektedir. Yedieminlik kurumu özel hukukta, Borçlar Yasasının 463-482. maddelerinde düzenlenen "vedia sözleşmesinin" bir türü olarak kabul edilmektedir. (Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Yedieminlik, T.Hukuk Dünyası D.Mayıs 2000, S.l, s.7; Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.IV. İstanbul 2001, s.4294; Prof. Dr. Cevdet Yavuz, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 1997 s.770). Vedia (saklama/emanet) Sözleşmesi doktrinde, "saklatan tarafından verilen bir taşı-nırın, saklayan tarafından kabul edilerek güvenli bir yerde saklanması ve sak-latanın dilediği zaman istemesiyle onu saklatana geri vermesi yükümlülüğünü yükleyen bir sözleşmedir" biçiminde tanımlanmaktadır. (Prof. Dr. Aydın Zevkliler, Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, Ankara 2002, s.385; Doç. Dr. Mustafa Tiftik, Türk Hukukunda Vedia Sözleşmesi, Ankara 2007, s.25). Vedia sözleşmesi hükümleri arasında yer alan "Yediemine tevdi" başlığı altındaki 471. maddesinde de, hukuki durumuyla ilgili uyuşmazlık bulunan veya şüpheli olan bir şeyin "müstevdie/saklayana" veya "yediadile" tevdi edilebileceği ve bu durumda, malı teslim alanın bütün ilgililerin rızası veya hakimin kararı olmadıkça malı hiç birine iade edemeyeceği belirtilmektedir. Yasanın 473 vd. maddelerinde ise, vedia sözleşmesinin bir türü olan "ardiye/depo sözleşmesi" düzenlenmiştir. Borçlar Yasası dışında, yedieminliği öngören 1086 sayılı Hukuk Yargılama Yasasının 101; 2004 sayılı İcra İflas Yasasının 26, 88, 273; 358; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasanın 82, 83. maddeleri gibi çeşitli yasalarda da yedieminlik ilişkisi veya bu nitelikte muhafaza yükümlülüğü doğuran düzenlemeler yer almaktadır. Belirtilen düzenlemelerde bir nevi kamusal ilişkinin de kurulması dolayısıyla doktrinde Borçlar Yasasında düzenlenen "akdi" yedieminlikten farkını ifade etmek üzere "kamu hukuku ilişkileri doğuran yedieminlik" adı da verilmektedir (Dr. Haluk Eruygur, Yedieminlik, Ankara 2008, s.68). Fakat, açıklanan yasa hükümlerinde de muhafaza yükümlülüğünün bir yasal zorunluluk olmayıp, hukuksal ilişkinin özgür iradeyle kurulması karşısında, bunların da akdi bir ilişki olduğu inkar edilemeyecektir. Bu nedenle, adı geçen yasalarda açıkça düzenlenmeyen hususlarda, hukuksal kurumun temelini oluşturan vedia sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerekli bulunmaktadır. Borçlar Yasasına göre vedia sözleşmesi uyarınca taşınır malın muhafazası için malı veren kişi (muhafaza ettiren); sözleşmenin icrası nedeniyle ilgili olan bütün masrafları ve meydana gelen zararı ödemek borcu altındadır (BK. m. 464). Buna karşın, vedia sözleşmesi nedeniyle saklama yükümlüsü olan kişi (muhafaza eden); muhafaza edilmesi için teslim edilen taşınırı kullanmama, malı güvenli bir yerde muhafaza etme ve teslim eden tarafından istenildiğinde geri verme ile borçludur (BK. m. 465-467). Malı saklatan kişi, sözleşmede bir süre öngörülse dahi, her zaman malın iadesini isteme hakkına sahip olduğu gibi, saklama borçlusu olan kişi de istenildiği her an, malı teslim etmekle yükümlüdür (BK. m. 466/1). Bu yükümlülük gereği muhafaza görevlisinin, ilk kez talep edildiğinde malı aldığı zamandaki gibi (varsa semeresi ile birlikte) iade etmesi zorunludur (Doç. Dr. Mustafa Tiftik, Vedia Sözleşmesi, s.47, 52). Vedia sözleşmesi uyarınca saklama ile yükümlü olan kişinin iade, borcunu yerine getireceği yer, Kanunun "iade mahalli" başlıklı 468. maddesinde "vedia hıfzedilmesi lazım gelen yerde iade olunur ve iade masrafıyla iade zamanındaki hasar, mudia aittir" biçiminde düzenlenmiş ve bu konuda, "malın saklanması gereken yerde iade edileceği" kuralı kabul edilmiştir. Bu düzenleme dolayısıyla muhafaza edenin malı götürüp teslim etme yükümlülüğü bulunmadığından, malın muhafazası amacıyla teslim eden kişi, iadesini istediği malı, muhafaza edilen yerden teslim alacaktır (Doç. Dr. Mustafa Tiftik, Vedia Sözleşmesi, s.52). Bu bakımdan yasa uyarınca, muhafaza ile yükümlü olan kişinin malın iade edilmesi için, malı başka bir yere götürme, nakletme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu nedenle ancak, teslim edenin muhafaza edenin adresine başvurarak iadeyi istemesine karşın, yediemininin iade etmemesi durumunda yükümlülüğüne aykırı davrandığı söylenebilecektir. Vedia sözleşmesine ilişkin genel düzenlemelerin istisnasını oluşturan başka bir yasal hüküm bulunmadığı takdirde, malın muhafazasını üstlenen kişinin, iade yükümlülüğünün, muhafaza ettiği yerde olduğu kabul edilmelidir. Bu konuda 2004 sayılı İİY.nın 88 ve 358. maddeleri ile 6183 sayılı Yasanın 82, 83. maddelerinde de, hacizli malın muhafaza amacıyla kendisine bırakıldığı kişinin, malların icra dairesinden istendiği anda önceki durumuyla iade ile yükümlü olduğu belirtilmekle birlikte, iadenin şekli ve yeri hakkında bir düzenleme yapılmadığından, bu konuda genel hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Esasen, bu konuda vedia sözleşmesi hükümlerine başvurulmasa dahi, yasada olmayan bir yükümlülüğün yediemine yükletilmesi olanaklı bulunmayıp, aksi yorumun benimsenmesi TCY.nın 2. maddesinde belirtilen "kanunilik ilkesine" aykırılık oluşturacaktır. Açıklanan yasal hükümler uyarınca, yedieminin malı muhafaza ettiği yerde teslim etmekle yükümlü bulunması ve incelenen dosyada, icra dairesince sanığın adresine gelinerek hacizli malın iade edilmesi veya muhafaza altına alınması için bir başvurunun yapılmaması karşısında, hacizli malların satış yerine götürülmemesi biçimindeki eylem, suçun maddi öğesini oluşturmaz ise de, sanığın hacizli malı başkasına verme, ortadan kaldırma, satma, rehnetme veya adresine gelinip istenildiğinde teslim etmeme gibi TCY.nın 289/1. maddesinde öngörülen teslim amacı dışında tasarrufta bulunması durumunda, suçun oluşacağı gözetilerek söz konusu hacizli televizyon ve keçiyi teslim edilen adreste usulüne uygun olarak muhafaza edip etmediğinin araştırılması ve muhafaza ettiğinin belirlenmesi halinde beraatine, tersi durumda ise, hükümlülüğüne karar verilmesi gerekirken, iddianame ile muhafaza görevini kötüye kullanmaktan açılan davanın belirtilen hususları da kapsadığı düşünülmeksizin, yetersiz gerekçe ve eksik inceleme ile beraat hükmü kurulması, Yasaya aykırı ve katılan Musa vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedekidüşünce yerinde görüldüğünden (HÜKMÜN BOZULMASINA), yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 22.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2008/13835 E., 2010/811 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Bu konuda 2004 sayılı İİY.nın 88 ve 358.maddeleri ile 6183 sayılı Yasanın 82,83.maddelerinde de, hacizli malın muhafaza amacıyla kendisine bırakıldığı kişinin, malların icra dairesinden istendiği anda önceki durumuyla iade ile yükümlü olduğu belirtilmekle birlikte, iadenin şekli ve yeri h
4. Ceza Dairesi         2008/13835 E.  ,  2010/811 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ(LAR) : Yedieminlik yükümlülüğüne uymama HÜKÜM(LER) : Beraat TEBLİĞNAMEDEKİ İSTEK: Bozma Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Yedieminlik, özel hukuka ilişkin bir hukuksal kurum olmakla birlikte, yediemin yasal yükümlülüklerine aykırı davranmasının yasa tarafından yaptırıma bağlandığı hallerde Ceza Hukukun da ilgilendirmektedir. 5237 sayılı TCY.nın 289.maddesinde, muhafaza görevini kötüye kullanma başlığı altında; "muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya herhangi bir nedenle el konulmuş mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunma" eyleminin cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Yasalarda öngörülen istisnalar (6831 sayılı Orman yasasının 84.maddesi gibi) dışında yedieminlik, muhafaza yükümü altına giren kişinin özgür iradesiyle kuracağı hukuksal bir ilişki niteliğindedir. Bu nedenle, yedieminin suçun öğelerini ilgilendiren yasal yükümlülüklerinin saptanması ve hukuka aykırılık öğesinin incelenmesi bakımından, yedieminlik kurumunun özel hukuktaki yeri ile hak ve yükümlülüklerinin incelenmesi gerekmektedir. Yedieminlik kurumu özel hukukta Borçlar Yasasının 463-482.maddelerinde düzenlenen "vedia sözleşmesinin" bir türü olarak kabul edilmektedir. (Prof.Dr.Ejder ..., Yedieminlik T.Hukuk Dünyası D.Mayıs 2000, S.1, s.7; Prof Dr.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.IV.İstanbul 2001, s.4294; Prof. Dr. ... ..., Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 1997 s.770). Vedia (saklama/emanet) sözleşmesi doktrinde, "saklatan tarafından verilen bir taşınırın, saklayan tarafından kabul edilerek güvenli bir yerde saklanması ve saklatanın dilediği zaman istemesiyle onu saklatana geri vermesi yükümlülüğünü yükleyen bir sözleşmedir" biçiminde tanımlanmaktadır. (ProfDr.... Zevkliler, Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, Ankara 2002, s.385; Doç.Dr. ... Tiftik, Türk Hukukunda Vedia Sözleşmesi, Ankara 2007, s.25). Vedia sözleşmesi hükümleri arasında yer alan "Yediemine tevdi" başlığı altındaki 471.maddesinde de, hukuki durumuyla ilgili uyuşmazlık bulunan veya şüpheli olan bir şeyin "müstevdie/saklayana" veya yediadile" tevdi edilebileceği ve bu durumda, malı teslim alanın bütün ilgililerin rızası veya hakimin kararı olmadıkça malı hiç birine iade edemeyeceği belirtilmektedir. Yasanın 473 vd. Maddelerinde ise, vedia sözleşmesinin bir türü olan "ardiye/depo sözleşmesi" düzenlenmiştir. Borçlar Yasası dışında, yedieminliği öngören 1086 sayılı Hukuk Yargılama Yasasının 101; 2004 sayılı İcra İflas Yasasının 26,88,273;358;6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasanın 82, 83.maddeleri gibi çeşitli Yasalarda da yedieminlik ilişkisi veya bu nitelikte muhafaza yükümlülüğü doğuran düzenlemeler yer almaktadır. belirtilen düzenlemelerde bir nevi kamusal ilişkinin de kurulması dolayısıyla doktrinde Borçlar Yasasında düzenlenen "akdi" yedieminlikten farkını ifade etmek üzere "kamu hukuku ilişkileri doğuran yedieminlik" adı da verilmektedir (Dr.Haluk Eruygur, Yedieminlik, Ankara 2008, s.68). Fakat, açıklanan yasa hükümlerinde de muhafaza yükümlülüğünün bir yasal zorunluluk olmayıp, hukuksal ilişkinin özgür iradeyle kurulması karşısında, bunların da akdi bir ilişki olduğu inkar edilemeyecektir. Bu nedenle, adı geçen yasalarda açıkça düzenlenmeyen hususlarda, hukuksal kurumun temelini oluşturan vedia sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerekli bulunmaktadır. Borçlar Yasasına göre vedia sözleşmesi uyarınca taşınır malın muhafazası için malı veren kişi (muhafaza ettiren); sözleşmenin icrası nedeniyle ilgili olan bütün masrafları ve meydana gelen zararı ödemek borcu altındadır (BK.M.464). Buna karşın, vedia sözleşmesi nedeniyle saklama yükümlüsü olan kişi (muhafaza eden); muhafaza edilmesi için teslim edilen taşınırı kullanmama, malı güvenli bir yerde muhafaza etme ve teslim eden tarafından istenildiğinde geri verme ile borçludur(BK.M.465-467).Malı saklatan kişi, sözleşmede bir süre öngörülse dahi, her zaman malın iadesini isteme hakkına sahip olduğu gibi, saklama borçlusu olan kişi de istenildiği her an, malı teslim etmekle yükümlüdür(BK.M.466/1). Bu yükümlülük gereği muhafaza görevlisinin, ilk kez talep edildiğinde malı aldığı zamandaki gibi (varsa semeresi ile birlikte) iade etmesi zorunludur (Doç.Dr.... Tiftik, Vedia Sözleşmesi, s.47,52). Vedia sözleşmesi uyarınca saklama ile yükümlü olan kişinin iade borcunu yerine getireceği yer, Kanunun "iade mahalli" başlıklı 468.maddesinde "vedia hıfzedilmesi lazım gelen yerde iade olunur ve iade masrafıyla iade zamanındaki hasar, mudia aittir" biçiminde düzenlenmiş ve bu konuda, "malın saklanması gereken yerde iade edileceği" kuralı kabul edilmiştir. Bu düzenleme dolayısıyla muhafaza edenin malı götürüp teslim etme yükümlülüğü bulunmadığından, malın muhafazası amacıyla teslim eden kişi, iadesini istediği malı, muhafaza edilen yerden teslim alacaktır (Doç.Dr.... Tiftik, Vedia Sözleşmesi, s.52). Bu bakımdan yasa uyarınca, muhafaza ili yükümlü olan kişinin malın iade edilmesi için, malı başka bir yere götürme, nakletme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu nedenle ancak, teslim edenin muhafaza edenin adresine başvurarak iadeyi istemesine karşın, yediemininin iade etmemesi durumunda yükümlülüğüne aykırı davrandığı söylenebilecektir. Vedia sözleşmesine ilişkin genel düzenlemelerin istisnasını oluşturan başka bir yasal hüküm bulunmadığı takdirde, malın muhafazasını üstlenen kişinin, iade yükümlülüğünün, muhafaza ettiği yerde olduğu kabul edilmelidir. Bu konuda 2004 sayılı İİY.nın 88 ve 358.maddeleri ile 6183 sayılı Yasanın 82,83.maddelerinde de, hacizli malın muhafaza amacıyla kendisine bırakıldığı kişinin, malların icra dairesinden istendiği anda önceki durumuyla iade ile yükümlü olduğu belirtilmekle birlikte, iadenin şekli ve yeri hakkında bir düzenleme yapılmadığından bu konuda genel hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Esasen, bu konuda vedia sözleşmesi hükümlerine başvurulmasa dahi, yasada olmayan bir yükümlülüğün yediemine yükletilmesi olanaklı bulunmayıp, aksi yorumun benimsenmesi TCY.nın 2.maddesinde belirtilen "kanunilik ilkesine" aykırılık oluşturacaktır. Açıklanan yasal hükümler uyarınca, yedieminin malı muhafaza ettiği yerde teslim etmekle yükümlü bulunması ve incelenen dosyada, icra dairesince sanığın adresine gelinerek hacizli malın iade edilmesi altına alınması için bir başvurunun yapılmaması karşısında, hacizli malların satış yerine götürülmemesi biçimindeki eylem, suçun maddi öğesini oluşturmaz ise de, sanığın hacizli malı başkasına verme, ortadan kaldırma, satma, rehnetme veya adresine gelinip istenildiğinde teslim etmeme gibi TCY.nın 289/1.maddesinde öngörülen teslim amacı dışında tasarrufta bulunması durumunda, suçun oluşacağı gözetilerek söz konusu hacizli 75 adet mini barı teslim edilen adreste usulüne uygun olarak muhafaza edip etmediğinin araştırılması ve muhafaza ettiğinin belirlenmesi halinde beraatine, tersi durumda ise, hükümlülüğüne karar verilmesi gerekirken, iddianame ile muhafaza görevini kötüye kullanmaktan açılan davanın belirtilen hususları da kapsadığı düşünülmeksizin, yetersiz gerekçe ve eksik inceleme ile beraat hükmü kurulması, Yasaya aykırı ve O yer C.Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 28.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2008/7435 E., 2010/812 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varEdirne Sulh 1.Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Bu konuda 2004 sayılı İİY.nın 88 ve 358.maddeleri ile 6183 sayılı Yasanın 82,83.maddelerinde de, hacizli malın muhafaza amacıyla kendisine bırakıldığı kişinin, malların icra dairesinden istendiği anda önceki durumuyla iade ile yükümlü olduğu belirtilmekle birlikte, iadenin şekli ve yeri h
4. Ceza Dairesi         2008/7435 E.  ,  2010/812 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Edirne Sulh 1.Ceza Mahkemesi SUÇ(LAR) : Muhafaza görevini kötüye kullanma HÜKÜM(LER) : Beraat TEBLİĞNAMEDEKİ İSTEK: Bozma Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Yedieminlik, özel hukuka ilişkin bir hukuksal kurum olmakla birlikte, yediemin yasal yükümlülüklerine aykırı davranmasının yasa tarafından yaptırıma bağlandığı hallerde Ceza Hukukun da ilgilendirmektedir. 5237 sayılı TCY.nın 289.maddesinde, muhafaza görevini kötüye kullanma başlığı altında; "muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya herhangi bir nedenle el konulmuş mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunma" eyleminin cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Yasalarda öngörülen istisnalar (6831 sayılı Orman yasasının 84.maddesi gibi) dışında yedieminlik, muhafaza yükümü altına giren kişinin özgür iradesiyle kuracağı hukuksal bir ilişki niteliğindedir. Bu nedenle, yedieminin suçun öğelerini ilgilendiren yasal yükümlülüklerinin saptanması ve hukuka aykırılık öğesinin incelenmesi bakımından, yedieminlik kurumunun özel hukuktaki yeri ile hak ve yükümlülüklerinin incelenmesi gerekmektedir. Yedieminlik kurumu özel hukukta Borçlar Yasasının 463-482.maddelerinde düzenlenen "vedia sözleşmesinin" bir türü olarak kabul edilmektedir. (Prof.Dr.Ejder ..., Yedieminlik T.Hukuk Dünyası D.Mayıs 2000, S.1, s.7; Prof Dr.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.IV.İstanbul 2001, s.4294; Prof. Dr. ... ..., Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 1997 s.770). Vedia (saklama/emanet) sözleşmesi doktrinde, "saklatan tarafından verilen bir taşınırın, saklayan tarafından kabul edilerek güvenli bir yerde saklanması ve saklatanın dilediği zaman istemesiyle onu saklatana geri vermesi yükümlülüğünü yükleyen bir sözleşmedir" biçiminde tanımlanmaktadır. (ProfDr.... Zevkliler, Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, Ankara 2002, s.385; Doç.Dr. ... Tiftik, Türk Hukukunda Vedia Sözleşmesi, Ankara 2007, s.25). Vedia sözleşmesi hükümleri arasında yer alan "Yediemine tevdi" başlığı altındaki 471.maddesinde de, hukuki durumuyla ilgili uyuşmazlık bulunan veya şüpheli olan bir şeyin "müstevdie/saklayana" veya yediadile" tevdi edilebileceği ve bu durumda, malı teslim alanın bütün ilgililerin rızası veya hakimin kararı olmadıkça malı hiç birine iade edemeyeceği belirtilmektedir. Yasanın 473 vd. Maddelerinde ise, vedia sözleşmesinin bir türü olan "ardiye/depo sözleşmesi" düzenlenmiştir. Borçlar Yasası dışında, yedieminliği öngören 1086 sayılı Hukuk Yargılama Yasasının 101; 2004 sayılı İcra İflas Yasasının 26,88,273;358;6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasanın 82, 83.maddeleri gibi çeşitli Yasalarda da yedieminlik ilişkisi veya bu nitelikte muhafaza yükümlülüğü doğuran düzenlemeler yer almaktadır. Belirtilen düzenlemelerde bir nevi kamusal ilişkinin de kurulması dolayısıyla doktrinde Borçlar Yasasında düzenlenen "akdi" yedieminlikten farkını ifade etmek üzere "kamu hukuku ilişkileri doğuran yedieminlik" adı da verilmektedir (Dr.Haluk Eruygur, Yedieminlik, Ankara 2008, s.68). Fakat, açıklanan yasa hükümlerinde de muhafaza yükümlülüğünün bir yasal zorunluluk olmayıp, hukuksal ilişkinin özgür iradeyle kurulması karşısında, bunların da akdi bir ilişki olduğu inkar edilemeyecektir. Bu nedenle, adı geçen yasalarda açıkça düzenlenmeyen hususlarda, hukuksal kurumun temelini oluşturan vedia sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerekli bulunmaktadır. Borçlar Yasasına göre vedia sözleşmesi uyarınca taşınır malın muhafazası için malı veren kişi (muhafaza ettiren); sözleşmenin icrası nedeniyle ilgili olan bütün masrafları ve meydana gelen zararı ödemek borcu altındadır (BK.M.464). Buna karşın, vedia sözleşmesi nedeniyle saklama yükümlüsü olan kişi (muhafaza eden); muhafaza edilmesi için teslim edilen taşınırı kullanmama, malı güvenli bir yerde muhafaza etme ve teslim eden tarafından istenildiğinde geri verme ile borçludur(BK.M.465-467).Malı saklatan kişi, sözleşmede bir süre öngörülse dahi, her zaman malın iadesini isteme hakkına sahip olduğu gibi, saklama borçlusu olan kişi de istenildiği her an, malı teslim etmekle yükümlüdür(BK.M.466/1). Bu yükümlülük gereği muhafaza görevlisinin, ilk kez talep edildiğinde malı aldığı zamandaki gibi (varsa semeresi ile birlikte) iade etmesi zorunludur (Doç.Dr.... Tiftik, Vedia Sözleşmesi, s.47,52). Vedia sözleşmesi uyarınca saklama ile yükümlü olan kişinin iade borcunu yerine getireceği yer, Kanunun "iade mahalli" başlıklı 468.maddesinde "vedia hıfzedilmesi lazım gelen yerde iade olunur ve iade masrafıyla iade zamanındaki hasar, mudia aittir" biçiminde düzenlenmiş ve bu konuda, "malın saklanması gereken yerde iade edileceği" kuralı kabul edilmiştir. Bu düzenleme dolayısıyla muhafaza edenin malı götürüp teslim etme yükümlülüğü bulunmadığından, malın muhafazası amacıyla teslim eden kişi, iadesini istediği malı, muhafaza edilen yerden teslim alacaktır (Doç.Dr.... Tiftik, Vedia Sözleşmesi, s.52). Bu bakımdan yasa uyarınca, muhafaza ile yükümlü olan kişinin malın iade edilmesi için, malı başka bir yere götürme, nakletme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu nedenle ancak, teslim edenin muhafaza edenin adresine başvurarak iadeyi istemesine karşın, yediemininin iade etmemesi durumunda yükümlülüğüne aykırı davrandığı söylenebilecektir. Vedia sözleşmesine ilişkin genel düzenlemelerin istisnasını oluşturan başka bir yasal hüküm bulunmadığı takdirde, malın muhafazasını üstlenen kişinin, iade yükümlülüğünün, muhafaza ettiği yerde olduğu kabul edilmelidir. Bu konuda 2004 sayılı İİY.nın 88 ve 358.maddeleri ile 6183 sayılı Yasanın 82,83.maddelerinde de, hacizli malın muhafaza amacıyla kendisine bırakıldığı kişinin, malların icra dairesinden istendiği anda önceki durumuyla iade ile yükümlü olduğu belirtilmekle birlikte, iadenin şekli ve yeri hakkında bir düzenleme yapılmadığından bu konuda genel hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Esasen, bu konuda vedia sözleşmesi hükümlerine başvurulmasa dahi, yasada olmayan bir yükümlülüğün yediemine yükletilmesi olanaklı bulunmayıp, aksi yorumun benimsenmesi TCY.nın 2.maddesinde belirtilen "kanunilik ilkesine" aykırılık oluşturacaktır. Açıklanan yasal hükümler uyarınca, yedieminin malı muhafaza ettiği yerde teslim etmekle yükümlü bulunması ve incelenen dosyada, icra dairesince sanığın adresine gelinerek hacizli malın iade edilmesi veya muhafaza altına alınması için bir başvurunun yapılmaması karşısında, hacizli malların satış yerine götürülmemesi biçimindeki eylem, suçun maddi öğesini oluşturmaz ise de, sanığın hacizli malı başkasına verme, ortadan kaldırma, satma, rehnetme veya adresine gelinip istenildiğinde teslim etmeme gibi TCY.nın 289/1.maddesinde öngörülen teslim amacı dışında tasarrufta bulunması durumunda, suçun oluşacağı gözetilerek söz konusu hacizli televizyonu teslim edilen adreste usulüne uygun olarak muhafaza edip etmediğinin araştırılması ve muhafaza ettiğinin belirlenmesi halinde beraatine, tersi durumda ise, hükümlülüğüne karar verilmesi gerekirken, iddianame ile muhafaza görevini kötüye kullanmaktan açılan davanın belirtilen hususları da kapsadığı düşünülmeksizin, yetersiz gerekçe ve eksik inceleme ile beraat hükmü kurulması, Yasaya aykırı ve Türk Telekom A.Ş. vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 28.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2008/7533 E., 2010/2147 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Bu konuda 2004 sayılı İİYnın 88 ve 358.maddeleri ile 6183 sayılı Yasanın 82,83.maddelerinde de, hacizli malın muhafaza amacıyla kendisine bırakıldığı kişinin, malların icra dairesinden istendiği anda önceki durumuyla iade ile yükümlü olduğu belirtilmekle birlikte, iadenin şekli ve yeri h
4. Ceza Dairesi         2008/7533 E.  ,  2010/2147 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede , başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Yedieminlik, özel hukuka ilişkin bir hukuksal kurum olmakla birlikte, yediemin yasal yükümlülüklerine aykırı davranmasının yasa tarafından yaptırıma bağlandığı hallerde Ceza Hukukunu da ilgilendirmektedir. 5237 sayılı TCY nın 289.maddesinde, muhafaza görevini kötüye kullanma başlığı altında; “muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya herhangi bir nedenle el konulmuş mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunma” eyleminin cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Yasalarda öngörülen istisnalar 6831 sayılı Orman Yasasının 84.maddesi gibi) dışında yedieminlik, muhafaza yükümü altına giren kişinin özgür iradesiyle kuracağı hukuksal bir ilişki niteliğindedir. Bu nedenle, yedieminin suçun öğelerini ilgilendiren yasal yükümlülüklerinin saptanması ve hukuka aykırılık öğesinin incelenmesi bakımından, yedieminlik kurum unun özel hukuktaki yeri ile hak ve yükümlülüklerinin incelenmesi gerekmektedir. Yedieminlik kurumu özel hukukta Borçlar Yasasının 463-482. maddelerinde düzenlenen “... sözleşmesinin” bir türü olarak kabul edilmektedir. (Prof Dr...., Yedieminlik T Hukuk Dünyası D. Mayıs 2000, S.1, s. 7; Prof Dr. ..., Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. IV. ... 2001, s.4294; Prof Dr. Cevdet Yavuz, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 1997 s. 770). Vedla (saklama/emanet) sözleşmesi doktirinde, “saklatan tarafından verilen bir taşınırın, saklayan tarafından kabul edilerek güvenli bir yerde saklanması ve saklatanın dilediği zaman istemesiyle onu saklatana geri vermesi yükümlülüğünü yükleyen bir• sözleşmedir” biçiminde tanımlanmaktadır. (Prof Dr...., Borçlar Hukuku, Ozel Borç İlişkileri, ... 2002, s.385; Doç.Dr. ... Tftik, Türk Hukukunda ... Sözleşmesi, ... 2007, s.25,). ... sözleşmesi hükümleri arasında yer alan “Yediemine tevdi” başlığı altındaki 471.maddesinde de, hukuki durumuyla ilgili uyuşmazlık bulunan veya şüpheli olan bir şeyin “müstevdie/saklayana” veya yediadile” tevdi edilebileceği ve bu durumda, malı teslim alanın bütün ilgililerin rızası veya hakimin kararı olmadıkça malı hiç birine iade edemeyeceği belirtilmektedir. Yasanın 473 vd. maddelerinde ise, ... sözleşmesinin bir türü olan “ardiye/depo sözleşmesi” düzenlenmiştir. Borçlar Yasası dışında, yedieminhiği öngören 1086 sayılı Hukuk Yargılama Yasasının 101; 2004 sayılı İcra İflas Yasasının 26,88,273;358;6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasanın 82, 83. maddeleri gibi çeşitli Yasalarda da yedieminlik ilişkisi veya bu nitelikte muhafaza yükümlülüğü doğuran düzenlemeler yer almaktadır. Belirtilen düzenlemelerde bir nevi kamusal ilişkinin de kurulması dolayısıyla doktrinde Borçlar Yasasında düzenlenen “akdi” yedieminlikten farkını ifade etmek üzere “kamu hukuku ilişkileri doğuran yedieminlik” adı da verilmektedir (Dr...., Yedieminlik, ... 2008, s. 68). Fakat, açıklanan yasa hükümlerinde de muhafaza yükümlülüğünün bir yasal zorunluluk olmayıp, hukuksal ilişkinin özgür iradeyle kurulması karşısında, bunların da akdi bir ilişki olduğu inkar edilemeyecektir. Bu nedenle, adı geçen yasalarda açıkça düzenlenmeyen hususlarda, hukuksal kurumun temelini oluşturan ... sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerekli bulunmaktadır. Borçlar Yasasına göre ... sözleşmesi uyarınca taşınır malın muhafazası için malı veren kişi (muhafaza ettiren), sözleşmenin icrası nedeniyle ilgili olan bütün masrafları ve meydana gelen zararı ödemek borcu altındadır (BKM 464). Buna karşın, ... sözleşmesi nedeniyle saklama yükümlüsü olan kişi (muhafaza eden); muhafaza edilmesi için teslim edilen taşının kullanmama, malı güvenli bir yerde muhafaza etme ve teslim eden tarafından istenildiğinde geri verme ile borçludur (BKM465-467). Malı saklatan kişi sözleşmede bir süre öngörülse dahi her zaman malın iadesini isteme hakkına sahip olduğu gibi, saklama borçlusu olan kişi de istenildiği her an, malı teslim etmekle yükümlüdür (BKM466/1). Bu yükümlülük gereği muhafaza görevlisinin, ilk kez talep edildiğinde malı aldığı zamandaki gibi (varsa semeresi ile birlikte) iade etmesi zorunludur (Doç.Dr.... ..., ... Sözle şmesi s.4 7, 52). ... sözleşmesi uyarınca saklama ile yükümlü olan kişinin iade borcunu yerine getireceği yer, Kanunun “iade mahalli” başlıklı 468.maddesinde “... hıfzedilmesi lazım gelen yerde iade olunur ve iade masrafıyla iade zamanındaki hasar, mudia aittir” biçiminde düzenlenmiş ve bu konuda, “malın saklanması gereken yerde iade edileceği” kuralı kabul edilmiştir. Bu düzenleme dolayısıyla muhafaza edenin malı götürüp teslim etme yükümlülüğü bulunmadığından, malın muhafazası amacıyla teslim eden kişi iadesini istediği malı, muhafaza edilen yerden teslim alacaktır (Doç.Dr.... ..., ... Sözleşmesi, s.52). Bu bakımdan yasa uyarınca, muhafaza ile yükümlü olan kişinin malın iade edilmesi için, malı başka bir yere götürme, nakletme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu nedenle ancak, teslim edenin muhafaza edenin adresine başvurarak iadeyi istemesine karşın, yediemininin iade etmemesi durumunda yükümlülüğüne aykırı davrandığı söylenebilecektir. ... sözleşmesine ilişkin genel düzenlemelerin istisnasını oluşturan başka bir yasal hüküm bulunmadığı takdirde, malın muhafazasını üstlenen kişinin, iade yükümlülüğünün, muhafaza ettiği yerde olduğu kabul edilmelidir. Bu konuda 2004 sayılı İİYnın 88 ve 358.maddeleri ile 6183 sayılı Yasanın 82,83.maddelerinde de, hacizli malın muhafaza amacıyla kendisine bırakıldığı kişinin, malların icra dairesinden istendiği anda önceki durumuyla iade ile yükümlü olduğu belirtilmekle birlikte, iadenin şekli ve yeri hakkında bir düzenleme yapılmadığından bu konuda genel hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Esasen, bu konuda ... sözleşmesi hükümlerine başvurulmasa dahi, yasada olmayan bir yükümlülüğün yediemine yükletilmesi olanaklı bulunmayıp, aksi yorumun benimsenmesi TCY. nın 2. maddesinde belirtilen “kanunilik ilkesine” aykırılık oluşturacaktır. Açıklanan yasal hükümler uyarınca, yedieminin malı muhafaza ettiği yerde teslim etmekle yükümlü bulunması ve incelenen dosyada, icra dairesince sanığın adresine gelinerek hacizli malın iade edilmesi altına alınması için bir başvurunun yapılmaması karşısında, hacizli malların satış yerine götürülmemesi biçimindeki eylem, suçun maddi öğesini oluşturmaz ise de, sanığın hacizli malı başkasına verme, ortadan kaldırma, satma, rehnetme veya adresine gelinip istenildiğinde teslim etmeme gibi TCY nın 289/1.maddesinde öngörülen teslim amacı dışında tasarrufla bulunması durumunda, suçun oluşacağı gözetilerek söz konusu hacizli malları teslim edilen adreste usulüne uygun olarak muhafaza edip etmediğinin araştırılması ve muhafaza ettiğinin belirlenmesi halinde beraatine, tersi durumda ise, hükümlülüğüne karar verilmesi gerekirken, iddianame ile muhafaza görevini kötüye kullanmaktan açılan davanın belirtilen hususları da kapsadığı düşünülmeksizin, yetersiz gerekçe ve eksik inceleme ile beraat hükmü kurulması, Yasaya aykırı ve katılan ... vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırı1mak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.