İcra ve İflas Kanunu 361. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 361 – İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır.
Emanetler hakkında zamanaşımı:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
31 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2023/5415 E., 2024/2363 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Varlık Yönetim A.Ş.’ne ( Yeni Ünvanı; ...) ödenmesine karar verildiğinden bahisle müdürlükçe tarafına ödenen paranın İİK’nun 361. maddesi uyarınca iadesi için muhtıra gönderildiğini, müvekkilinin sıra cetvelindeki sırasının İstanbul 16.
12. Hukuk Dairesi 2023/5415 E. , 2024/2363 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçi haciz alacaklısı icra mahkemesine başvurusunda, Invest ... tarafından borçlu ... aleyhine başlatılan İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2012/889 E. sayılı dosyasında borçlunun hissesi bulunan taşınmazların satılarak paraya çevrildiğini, ihalelerin kesinleştiğini ve bu dosyadan düzenlenen 14/02/2013 tarihli sıra cetvelinde dosyaya yatan paranın 1.sırada yazılı dosya alacaklısı Invest ...’ye ödenmesine karar verildiğini, İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/81 E., 2019/39 K. sayılı dosyasında açtıkları sıra cetveline itiraz davasında 19.02.2019 tarihli karar ile satıştan elde edilen paranın tarafına ödenmesi kararının 08.10.2019 tarihinde kesinleşmesi üzerine tarafına ödeme yapıldığını, akabinde İstanbul 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/423 Esas, 2020/37 Karar sayılı 17.01.2020 tarihli kararı ile sıra cetvelindeki paydan öncelikle ... Varlık Yönetim A.Ş.’ne ( Yeni Ünvanı; ...) ödenmesine karar verildiğinden bahisle müdürlükçe tarafına ödenen paranın İİK’nun 361. maddesi uyarınca iadesi için muhtıra gönderildiğini, müvekkilinin sıra cetvelindeki sırasının İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/81 E., 2019/39 K. sayılı 19.02.2019 tarihli kararına dayalı olarak birinci sırada olup bu karar nedeniyle kendisine ödeme yapıldığını iddia ederek muhtıranın iptalini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince İİK’nun 361. maddesi uyarınca muhtıra gönderilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği, karara karşı şikayetçi tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verildiği, kararın şikayetçi tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
İİK’nun 361. maddesi; "İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır.” şeklinde emredici bir düzenlemeyi içermektedir.
Anılan madde hükmü, ilamlı veya ilamsız tüm icra takiplerinde, her ne sebeple olursa olsun, borçludan fazla para tahsil edilen her durumda uygulama yeri ve alanı bulunan, özel bir hükümdür. Buna göre, icra daireleri, hesaplama sonucunda fazladan tahsil edildiği ortaya çıkan tutarları, ayrı bir mahkeme hükmüne gerek olmaksızın, borçluya geri vermekle yükümlüdürler. Açıktır ki, burada, icra müdürüne kanun tarafından verilmiş, özel bir görev ve daha da önemlisi cebri icra gücünün kullanılması kapsamındaki bir yetki söz konusudur. İcra müdürü, dayanağı ve şekli ne olursa olsun, girişilmiş bir icra takibinde, borçludan tahsil edilen paranın, tahsili gerekenden daha fazla olduğunun (veya yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğunun) hesap sonucunda belirlediği durumlarda, cebri icra gücünü kullanarak, fazla tahsilatı borçluya geri verecektir (HGK’nun 2009/17-242 E., 2009/290 K. ve 24.06.2009 tarihli kararı). Şu halde İİK'nun 361. maddesi hükmünün uygulanabilmesi için icra dairesince "borçludan" tahsil edilmiş bir para mevcut olmalıdır.
Takip dosyasının incelenmesinde , İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2012/889 E. sayılı dosyasında düzenlenen 14/02/2013 tarihli sıra cetveline karşı şikayetçi haciz alacaklısının İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı sıra cetveline itiraz davasının 2016/81 E., 2019/39 K. sayılı 19.02.2019 tarihli kararıyla satışından elde edilen 763.553,73-TL’nin öncelikle davacı alacağına mahsuben davacıya ödenmesine karar verildiği, kararın 08.10.2019 tarihinde kesinleştiği, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünce şikayetçinin alacaklı olduğu dosyaya satıştan elde edilen paranın gönderildiği akabinde başka bir dosyanın alacaklısı olan ... tarafından İstanbul 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/423 Esas, 2020/37 Karar sayılı 17.01.2020 tarihli kararı icra müdürlüğüne sunularak İİK 361. maddesi uyarınca şikayetçiye muhtıra gönderilmesinin talep edildiği, şikayete konu 11.01.2022 tarihli muhtırada İstanbul 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/423 E., 2020/37 K. 17.01.2020 tarihli kararla 14.02.2013 tarihli sıra cetvelinde Invest ...’ye ayrılan paradan önce İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün 2007/2956 esas sayılı dosya alacaklısı Boğaziçi Varlık Yönetim Anonim Şirket’ne ödenmesine karar verildiği için İİK’nun 361. maddesi gereğince anılan sıra cetveline göre tarafına ödenen 763.533,73 TL’nin 7 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiği görülmüştür.
Somut olayda, icra dosyasından şikayetçi haciz alacaklısına ödeme yapılmasının dayanağı İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/81 E., 2019/39 K. sayılı kesinleşmiş ilamı olup ilamdan kaynaklanan ödemenin iadesi İİK’nun 361. maddesine dayalı olarak istenemez. Ayrıca iade isteminde bulunan icra takibinin borçlusu olmayıp, borçlu hakkındaki başka bir takip dosyasının alacaklısı olduğundan İİK’nun 361. maddesine dayalı olarak iade talebinde bulunamaz.
O halde, İlk Derece Mahkemesince, şikayetin kabulü ile muhtıranın iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz isteminin kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 03/05/2023 tarih ve 2022/753 E. 2023/1658 K. sayılı kararının (KALDIRILMASINA), İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 31/01/2022 tarih ve 2022/92 E. 2022/245 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
12. Hukuk Dairesi, 2022/11136 E., 2023/3513 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ambiyo vasfı bulunmadığından bahisle takibin iptaline karar verildiğini, kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, borca itiraz yargılaması devam ederken borcun tamamen ödenmesi ile dosyanın infaz edildiğini, icra müdürlüğünden İİK’nın 361. maddesi uyarınca yatırılan paranın iadesi için davalı alacaklıya muhtıra gönderilmesi talebinde bulunduğunu, icra müdürlüğünce talebin reddine kara
12. Hukuk Dairesi 2022/11136 E. , 2023/3513 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki icra memur muamelesini şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararın şikayetçi borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Borçlu şikayet dilekçesinde; davalı alacaklı tarafından başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte, borca itirazı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kambiyo vasfı bulunmadığından bahisle takibin iptaline karar verildiğini, kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, borca itiraz yargılaması devam ederken borcun tamamen ödenmesi ile dosyanın infaz edildiğini, icra müdürlüğünden İİK’nın 361. maddesi uyarınca yatırılan paranın iadesi için davalı alacaklıya muhtıra gönderilmesi talebinde bulunduğunu, icra müdürlüğünce talebin reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu ileri sürerek 14.04.2021 tarihli icra müdürlüğü kararının iptali ile davalı alacaklıya muhtıra gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı alacaklı cevap dilekçesinde; şikayetçi borçlu tarafından takibe konu çeke ilişkin olarak açılan menfi tespit davasının mahkemece reddedildiğini, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nce borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, kararın temyiz incelemesinin devam ettiğini, bu nedenle İİK’nın 361. maddesi uyarınca yapılan ödemenin iadesinin yapılamayacağını, sehven yapılmış bir ödeme veya fazla yapılmış tahsilat bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şikayetçi borçlu aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine mahsus ilamsız icra takibinde, şikayetçi borçlu tarafından takip dosyasına ödeme yapıldığı, daha sonra şikayetçi borçlu tarafından takibin iptali istendiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 27.02.2020 tarihli, 2019/764 E - 2020/508 K sayılı ilamı ile takibin iptaline karar verildiği, kararın onanarak kesinleştiği, şikayetçi borçlunun kendisinden tahsil edilerek alacaklıya ödenen paraların İİK’nın 361. maddesi uyarınca geri alınması için alacaklıya muhtıra çıkartılması talebinin icra müdürlüğünce reddine karar verildiği, ortada yanlışlıkla ödenen veya ödeme tarihi itibariyle fazladan yapılmış bir ödemenin bulunmadığı, takip borcuna ilişkin yapılmış bir ödemenin söz konusu olduğu, menfi tespit davasının sonradan kabul edilmiş olmasının borçlu tarafından yapılan ödemeyi hükümsüz kılmayacağı, aksi halde her tespit veya iptal kararı verilen icra dosyasından ödenen paraların iadesinin talep edilmesi ile icra dosyasının hiçbir zaman infaz edilememesi, sürekli açık kalması sonucunu doğuracağı, istemin borçlu tarafından genel mahkemelerde açılacak istirdat davasında tartışılabileceği, İİK’nın 361. ve 40/2. maddelerinin uygulama yerinin bulunmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi borçlu istinaf dilekçesinde; mahkeme kararının gerekçesinde yer alan, dava konusu ödemenin yanlışlıkla yapılan bir ödeme olmadığını, menfi tespit davasının kabul edilmiş olmasının ödemeyi hükümsüz kılmayacağı, zira bu kabul edildiği taktirde hiçbir icra dosyasının infazının sağlanamayacağı ve icra dosyalarının sürekli açık kalacağı, ilgili istemin genel mahkemelerde istirdat davası olarak görülmesi gerektiği, şeklindeki ifadelerin hukuka aykırı olduğunu, İİK'nın 361. maddesinin uygulanması için ortada yanlışlıkla yapılmış bir ödeme olmasının zorunlu olmadığını, her ne sebeple olursa olsun borçludan fazla para tahsil edilen her durumda anılan maddenin uygulanabileceğini, menfi tespit davasının reddi kararının kesinleşmediğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılması ile şikayetin kabulünü talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şikayetçi borçlu aleyhine başlatılan takipte, borçlu tarafından takibe konu borca istinaden davalı alacaklıya, haricen 171.000 TL, icra dosyasına da 62.552,59 TL ödeme yapıldığı, şikayetçi borçlu tarafından şikayete konu takibin iptali istemi ile açılan davanın İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 05.06.2018 tarihli, 2017/855 E 2018/505 K sayılı ilamı ile reddedildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 27.02.2020 tarihli, 2019/764 E 2020/508 K sayılı kararıyla takibin iptaline karar verildiği ve kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmesi üzerine şikayetçi borçlunun, alacaklıya haricen ödediği para ile icra dosyasından alacaklı tarafa ödenen paranın İİK’nın 361. maddesi gereğince kendisine iade edilmesi için muhtıra çıkartılmasını talep ettiği, icra müdürlüğünün 14.04.2021 tarihli kararıyla anılan maddenin uygulanmayacağı, istirdat davası ile paranın geri istenebileceği gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği, İİK'nın 361. maddesi gereğince, paranın iadesinin istenebilmesi için borçludan fazla para alınması veya alacaklıya yanlışlıkla ödeme yapılması gerektiği, davalı alacaklıya haricen ödenen paranın bu madde gereğince iadesi talep edilemeyeceği gibi, icra müdürlüğünce tahsil edilen para yönünden de, ortada alacaklıya yanlışlıkla ödenen veya fazladan yapılmış bir ödeme söz konusu olmadığından anılan maddenin uygulanmasının mümkün olmadığı, ödeme yapıldıktan sonra takibin iptal edilmiş olmasının borçlu tarafından yapılan ödemeyi geçersiz kılmayacağı, şikayetçi borçlunun talebinin genel mahkemelerde açılacak istirdat davasında ileri sürülebileceği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi borçlu temyiz dilekçesinde; ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde yer alan, dava konusu ödemenin yanlışlıkla yapılan bir ödeme olmadığını, menfi tespit davasının kabul edilmiş olmasının ödemeyi hükümsüz kılmayacağı, zira bu kabul edildiği taktirde hiçbir icra dosyasının infazının sağlanamayacağı ve icra dosyalarının sürekli açık kalacağı, ilgili istemin genel mahkemelerde istirdat davası olarak görülmesi gerektiği, şeklindeki ifadelerin hukuka aykırı olduğunu, İİK'nın 361. maddesinin uygulanması için ortada yanlışlıkla yapılmış bir ödeme olmasının zorunlu olmadığını, her ne sebeple olursa olsun borçludan fazla para tahsil edilen her durumda anılan maddenin uygulanabileceğini, menfi tespit davasının reddi kararının kesinleşmediğini ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız takipte icra memur muamelesini şikayete ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 16. ve 361. maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve sair yasal mevzuat
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayetçi borçlu tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanun'un 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2022/4676 E., 2022/12619 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
tam metni aç
sayılı takip dosyasına sunularak alacağa mahsuben alınan taşınmazların şikayetçi alacaklı adına kayıtlı olmaması halinde İİK’nun 361. maddesi uyarınca ihale bedeli olan 474.014,56 TL miktarında şikayetçi alacaklı adına kayıtlı olan taşınmazlar üzerine haciz konulmasının talep edildiği, icra müdürlüğünce haciz alacaklısının zarara uğramaması adına alacağa mahsuben yapılan bedel i
12. Hukuk Dairesi 2022/4676 E. , 2022/12619 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi-alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklının icra mahkemesine başvurusunda, İstanbul ... 14. İcra Müdürlüğü’nün 2014/25887 E. sayılı takip dosyasından alacaklı olduğunu, farklı bir takip dosyası alacaklısı (haciz alacaklısı) tarafından açılan sıra cetveline itiraz davasında aleyhine hüküm kurulduğunu ve adına kayıtlı taşınmazlara ve banka hesaplarına haciz konulduğunu, sıra cetveline itiraz davası kesinleşmeksizin infazının mümkün olmadığından hacizlerin kaldırılmasının talep edildiği, ilk derece mahkemesince, şikayetin reddine karar verildiği, istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b(1) uyarınca esastan reddine karar verildiği görülmüştür.
Takip dosyası incelendiğinde; şikayetçi alacaklı tarafından borçlu ... aleyhinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile 16.12.2014 tarihinde takip başlatıldığı, takip dosyasından yazılan talimatlar sonrası borçlunun iki taşınmazının ihale ile alacağa mahsuben şikayetçi alacaklıya ihale edildiği, daha sonra sıra cetvelinin düzenlendiği, sıra cetvelinin birinci sırasında şikayetçi alacaklının olduğu, davalı haciz alacaklısının sıra cetveline itiraz davası açtığı, İstanbul ... 28. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 19.07.2019 tarih ve 2018/393 E. - 2019/255 K. sayılı kararı ile asıl ve birleşen dosya yönünden 18.09.2018 ve 10.10.2018 tarihli sıra cetvellerinin birinci sırasındaki ... 14. İcra Müdürlüğü’nün 2014/25887 E. sayılı takip dosyasındaki alacağın muvazaa nedeni ile iptali ile sıradan çıkarılmasına, ... 7. İcra Müdürlüğü’nün 2016/615 E. sayılı takip dosyasındaki alacağın birinci sıraya alınmasına, davalı ... ve Hasan Hüseyin Kayahan’a ayrılan bedelin davacı (davalı haciz alacaklısı) tarafa ödenmesine karar verildiği, akabinde davalı haciz alacaklısı tarafından 19.09.2019 tarihinde bahsi geçen kararın şikayet konusu İstanbul ... 14. İcra Müdürlüğü’nün 2014/25887 E. sayılı takip dosyasına sunularak alacağa mahsuben alınan taşınmazların şikayetçi alacaklı adına kayıtlı olmaması halinde İİK’nun 361. maddesi uyarınca ihale bedeli olan 474.014,56 TL miktarında şikayetçi alacaklı adına kayıtlı olan taşınmazlar üzerine haciz konulmasının talep edildiği, icra müdürlüğünce haciz alacaklısının zarara uğramaması adına alacağa mahsuben yapılan bedel ile sınırlı olmak üzere İİK’nun 361. maddesi uyarınca şikayetçi alacaklıya ait taşınmazlar üzerine haciz konulmasına karar verildiği görülmüştür.
İİK’nun 361. maddesi; "İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır.” şeklinde emredici bir düzenlemeyi içermektedir.
Anılan madde hükmü, ilamlı veya ilamsız tüm icra takiplerinde, her ne sebeple olursa olsun, borçludan fazla para tahsil edilen her durumda uygulama yeri ve alanı bulunan, özel bir hükümdür. Buna göre, icra daireleri, hesaplama sonucunda fazladan tahsil edildiği ortaya çıkan tutarları, ayrı bir mahkeme hükmüne gerek olmaksızın, borçluya geri vermekle yükümlüdürler. Açıktır ki, burada, icra müdürüne kanun tarafından verilmiş, özel bir görev ve daha da önemlisi cebri icra gücünün kullanılması kapsamındaki bir yetki söz konusudur. İcra müdürü, dayanağı ve şekli ne olursa olsun, girişilmiş bir icra takibinde, borçludan tahsil edilen paranın, tahsili gerekenden daha fazla olduğunun (veya yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğunun) hesap sonucunda belirlediği durumlarda, cebri icra gücünü kullanarak, fazla tahsilatı borçluya geri verecektir (HGK’nun 2009/17-242 E., 2009/290 K. ve 24.06.2009 tarihli kararı). Şu halde İİK'nun 361. maddesi hükmünün uygulanabilmesi için icra dairesince "borçludan" tahsil edilmiş bir para mevcut olmalıdır.
Somut olayda; iade isteminde bulunan icra takibinin borçlusu olmayıp, borçlu hakkında ki başka bir takip dosyası alacaklısı olduğundan, İİK’nun 361. maddesine dayalı olarak iade talebinde bulunamaz. Sıra cetveline itiraz davası sonucu alacaklının ödemesi gereken paranın iadesi yargılamayı gerektirdiğinden, ancak haciz alacaklısı tarafından açılacak bir istirdat ya da sebepsiz zenginleşme nedenine dayalı alacak davasında ileri sürülebilir.
O halde, şikayetçi alacaklının taşınmazlarına ve banka hesaplarına haciz konulması usule aykırı olup, ilk derece mahkemesince, şikayetin kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçi-alacaklının temyiz isteminin kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 13.01.2022 tarih ve 2021/1545 E. - 2022/105 K. sayılı kararının (KALDIRILMASINA), İstanbul ... 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 28.01.2021 tarih ve 2019/565 E. - 2021/40 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.11.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2015/19841 E., 2015/32722 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK’nun 361. maddesi ise;
12. Hukuk Dairesi 2015/19841 E. , 2015/32722 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçiler tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değilse de;
Şikayetçi vekilinin; kesinleşen ihale ve sonrasında düzenlenen kesinleşmiş sıra cetveline göre payına düşen ve haciz alacaklısı müvekkiline ödenen paranın icra takip dosyasına iadesi ile paranın borçluya verilmesi işleminin iptaline karar verilmesi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu; mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK’nun 361. maddesi ise; ”İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır.” şeklinde emredici bir düzenlemeyi içermektedir.
Kaldı ki TBK'nun 78/2. maddesine göre eğer borçlu zamanaşımına uğramış bir borcu zamanaşımına uğradığını bilmeksizin ödemişse böyle bir ödeme geçerli olup, alacaklı için sebepsiz zenginleşme oluşturmaz ve buna dayanarak borçlu ödediğini geri isteyemez.
Zamanaşımı, borcu kendiliğinden yalnız başına sona erdiren bir neden değildir. Zamanaşımı süresinin dolmasıyla hak ve alacak ortadan kalkmaz, eksik bir borç olarak varlığını sürdürür.
Somut olayda ... İcra Müdürlüğü'nün 2005/932 Esas sayılı dosyasından 07.10.2008 tarihinde taşınmazların ihalesinin yapıldığı, ihalenin kesinleşmesi üzerine 20.02.2009 tarihinde yapılan sıra cetveli ile ihalesi yapılan taşınmazın tapu kaydında 2. sırada haczi bulunan Serik İcra Müdürlüğü'nün 2005/1104 Esas sayılı 75.476,39 TL'nin ödenmesine karar verildiği, 13.05.2009 tarihinde bu paranın alcaklıya ödendiği ancak borçlu tarafından takibin kesinleşmesinden sonraki zamanaşımı itirazı nedeni ile Serik İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/105, 220 E. K. sayılı kararı ile ...İcra Müdürlüğü'nün 2005/1104 Esas sayılı icra dosyasındaki 23.02.2005 tarihinde yapılan tüm usuli işlemlerin iptaline karar verildiği, borçlular vekilin bu kararı ibraz ederek İİK'nun 361. maddesi gereğince alacaklının tahsil ettiği miktarın iadesini talep ettiği ve talebin kabulüne karar verildiği, alacaklının parayı icra dosyasına iade ettiği, iade edilen paranın sıra cetvelini yapan ... İcra Müdürlüğü'nün 2005/932 Esas sayılı dosyasına aktarıldığı, ...İcra Hukuk Mahkemesi'nin
2012/105, 220 E., K. sayılı kararının Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 18.03.2013 tarihli kararı ile borçlunun icranın geri bırakılması talebinin de kabulü gerektiğinden bozulduğu ve akabinde aynı mahkemenin 2013/199, 252 E., K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak ... İcra Müdürlüğü'nün 2005/1104 Esas sayılı icranın geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
Şikayete konu 26.11.2013 tarihli icra müdürlüğü kararı ile; ... İcra Müdürlüğü'nün 2005/1104 Esas sayılı icra dosyasındaki 23.02.2005 tarihinde yapılan tüm usuli işlemlerin iptaline karar verildiği ve yapılan ihalelerin 07.10.2008 tarihinde yapıldığı dolayısıyla sıra cetveline giremeyeceği anlaşıldığından iade edilen paranın borçluya iadesine karar verilmiştir.
Bu durumda, borçluya paranın iadesinin gerekçesi, ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/105, 220 E. K. sayılı kararı ile ... İcra Müdürlüğü'nün 2005/1104 Esas sayılı icra dosyasındaki 23.02.2005 tarihinde yapılan tüm usuli işlemlerin iptaline karar verilmesi olup İİK’nun 361. maddesi koşullarının oluşmadığı açıktır. Dolayısı ile bu madde gereğince de şikayetçiye ödenen paranın geri alınması imkanı yoktur.
O halde mahkemece; açıklanan bu maddi ve hukuki olgular ile yasal düzenlemeler karşısında şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine yönelik hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçilerin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2015/10540 E., 2015/20832 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
klıya ödenmesine bir engel bulunmadığından icra müdürlüğünce dosyada mevcut paranın alacaklıya ödenmesinden sonra borçlunun tedbire ve imza sahteciliğine dayalı olarak yürütülen soruşturmaya rağmen ödeme yapıldığı iddiasıyla ödenen paranın İİK 361 maddesi uyarınca geri istenmesi talebinin reddine karar verilmiş, bu karar borçlu tarafından şikayet konusu edilmiştir.
12. Hukuk Dairesi 2015/10540 E. , 2015/20832 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte, borçlunun imzaya itirazını inceleyen ... İcra Hukuk Mahkemesinin 08/01/2014 tarihli tensip ara kararı ile asıl alacağın %20'si oranında teminat yatırılması halinde borçlu yönünden takibin geçici olarak durdurulmasına karar verilmiş ise de mahkemece icra müdürlüğüne teminatın yatırılmadığı bildirildiğinden, takibe devam edilmesine ve dosyaya yatan paranın alacaklıya ödenmesine bir engel bulunmadığından icra müdürlüğünce dosyada mevcut paranın alacaklıya ödenmesinden sonra borçlunun tedbire ve imza sahteciliğine dayalı olarak yürütülen soruşturmaya rağmen ödeme yapıldığı iddiasıyla ödenen paranın İİK 361 maddesi uyarınca geri istenmesi talebinin reddine karar verilmiş, bu karar borçlu tarafından şikayet konusu edilmiştir.
İcra ve iflas hukuku, icra ve iflas takiplerinin usul hukuku niteliğindedir. Bu hukuk dalının amacı, bir yandan takip alacaklısının alacağına kavuşması için borçlu veya üçüncü kişilerin çıkarabilecekleri zorlukları ortadan kaldırmak, diğer yandan kötüniyetli takiplere karşı takip borçlusunun kendisini korumasını sağlayacak hukuki çareler bulmak, bu arada takipten etkilenen üçüncü kişilerin menfaatlerini korumak, takip işlemlerinin yapılması sırasında insan hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmesini önlemektir. İcra iflas hukukunun en önemli kaynağı İcra ve İflas Kanunu olup, bu Kanun, icra ve iflas takibinden, tahsile kadar uygulanması gereken usul hükümlerini düzenlemektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, İcra ve İflas Kanunu'nda bir hüküm olmayan hallerde, ancak İcra ve İflas Kanunu'nda açıkça gönderme olması (İİK 50, 68/a-4 gibi) veya bu kanunun özel veya genel hükümlerine aykırı olmaması (zorunlu dava arkadaşlığı) hallerinde uygulanabilir. Bu ilkeler ışığında HMK'nun 209/1. maddesinin ilamsız icra takiplerine etkisi değerlendirilmelidir. Bu maddeye göre “adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.” Bu maddenin icra takiplerinde uygulanması gerektiğine ilişkin olarak İcra ve İflas Kanununda bir hüküm bulunmamaktadır.
Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takipte, takibe konu kambiyo senedi altındaki imzaya itiraz, İİK'nun 170. maddesinde özel olarak düzenlendiğinden, imza inkarı nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında, sonraki genel kanun olan HUMK'nun 209. maddesi uygulanamaz. İmza itirazı, İİK'nun 170/1. maddesi uyarınca satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz. Ancak icra mahkemesi itirazla ilgili kararına kadar takibin geçici olarak durdurulmasına karar verebilir (İİK 170/2).
Öte yandan sahtelik iddiasının imza itirazı dışındaki bir nedene (yazıda sahtelik) dayanması halinde Dairemiz, İcra ve İflas Kanunu'nda bir düzenleme bulunmadığından HMK'nun 209. maddesinin uygulanması gerektiği görüşünde iken, daha sonra içtihat değişikliğine gidilerek, senet üzerinde bulunan yazıdaki sahtelik iddiasının borca itiraz niteliğinde olup, bu konunun da İİK'nun 169/a maddesinde düzenlenmiş olması nedeniyle, HMK'nun 209. maddesinin bu yönden de uygulama yerinin olmadığı görüşü benimsenmiştir.
İcra mahkemesi, önüne gelen itiraz ve şikayetleri, İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen özel usul kurallarını uygulayarak takip hukuku bakımından kesin hükme bağladığından, anılan mahkemenin kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımaz. Bu nedenle borca veya imzaya itirazın incelenmesi sırasında sahtelik iddiasına dayalı olarak genel mahkemelerde açılan davaları bekletici mesele yapamayacağı gibi takibin durdurulmasına da karar veremez. Sadece İİK.nun 169/a-2. maddesi uyarınca itirazın esası hakkındaki kararına kadar icra takibinin muvakkaten durdurulmasına karar verebilir. İcra mahkemesince takibe konu alacakla ilgili bir karar verilmiş olması, aynı alacak hakkında genel mahkemelerde dava açılmasına engel oluşturmaz.
Borçlunun sahtelik nedenine dayalı olarak açtığı menfi tespit davası, İİK'nun 72. maddesi kapsamında bir dava olup, anılan maddedeki usule göre mahkemeden alınacak ihtiyati tedbir kararı ile icra takibi durdurulabilir. Sahtelik nedeniyle açılan menfi tespit davası gibi, cumhuriyet savcılığına aynı nedenle yapılan şikayet ve ceza mahkemesinde açılan dava da kendiliğinden icra takibini durdurmaz ve bekletici mesele yapılamaz. Ancak cumhuriyet savcılığı veya ceza mahkemesince tedbir kararı verilirse icra takibi durdurulabilir.
Yukarıda açıklanan ilke ve kurallar ışığında, takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesi, HMK'nun 209. maddesi uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmaz. Anılan hüküm, genel mahkemelerde açılan davalarla ilgili olarak senedin hiçbir işleme esas alınamayacağını, başka bir anlatımla delil olarak kullanılamayacağını öngörmekte olup, icra takibine etkisi yoktur.
Somut olayda borçlunun takibe konu senette kendisine atfen atılı bulunan imza ve yazıların sahte olduğuna ilişkin olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayet dilekçesi vermiş olması yukarıda belirtilen ilke ve kurallar uyarınca takibi kendiliğinden durdurmaz.
İmzaya itiraz hakkında uygulanması gereken İİK.nun 170/1 .maddesi uyarınca itiraz, satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz. İcra müdürlüğünün borçlunun banka hesabından haczedilerek dosyaya yatılıran parayı alacaklıya ödemesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Alacaklıya yapılan ödemenin iade şartları İİK'nun 361. maddesinde düzenlenmiştir. İİK'nun 361. maddesinde, icra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen paranın ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınacağı hükme bağlanmış olup, icranın iadesine imkan verecek nitelikte kesinleşmiş bir mahkeme ilamı bulunmadığı gibi, borçludan yanlışlıkla fazla para tahsili de söz konusu olmadığına göre anılan madde uyarınca ödenen paranın muhtıra ile alacaklıdan iadesi istenemez.
O halde, mahkemece şikayetin reddi yerine, yazılı gerekçe ile kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.09.2015 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Üye ...'nun Karşı Oy Yazısı:
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 08.12.1982 günlü 1982/4 Es. ve 1982/4Ka. sayılı kararına göre ''Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 142. maddesi hükmüne göre, mahkemelerin görevleri kanunla düzenlenir. Öte yandan, 5 Aralık 1977 tarihli, 4/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere,mahkemelerin görevi kamu düzeni ile ilgili olup kıyas veya yorum ile genişletilmesi yahut değiştirilmeleri mümkün bulunmamaktadır. Şayet kanunda açıklık yoksa,görev genel mahkemelere aittir.''
Hukuk Genel Kurulunun 16.04.2014 tarihli 2013/12-1310 Es. ve 2014/532 Ka. sayılı ilamına göre icra mahkemesinin yetkisi sınırlıdır.
TC.Anayasası'nın 6.maddesine göre ''Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.'', 36.maddesine göre ''Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.'' , 37.maddesine göre ''Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.'', 142.maddesine göre ''Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.''
Hükümlerinin mahiyeti itibariyle herkese veya her olaya uygulanması mümkün olan kanunlara genel kanun, belli kişilere veya belli olaylara uygulanan kanunlara ise özel kanun denilmektedir.İcra ve İflas Kanunu özel,Hukuk Muhakemeleri Kanunu ise genel kanundur.
Kambiyo senetlerinde İİK.'nun 169/a maddesi gereğince dar yetkili icra mahkemesi imza inkarı dışındaki sahtecilik iddiasını inceleyemez. Çünkü bu maddede incelenebilecek itiraz sebepleri; a)İtfa, b)İmhal, c)Zamanaşımı ve d)İmzaya itiraz olmak üzere sınırlı olarak sayılmıştır. Senette sahtecilik iddiasını inceleme görevi genel yetkili mahkemelere aittir. İmza itirazı da borca itirazdır. Yasa koyucu imza itirazının inceleme şeklini ayrıntılı olarak İİK.'nun 170.maddesinde düzenlediği halde sahtecilik itirazının incelenme şeklini İİK.'nda düzenlememiştir. Yasa koyucunun böyle bir iradesi olsa idi sahtecilik itirazının incelenme şeklini de belirlerdi. Takip hukukunda düzenlenmeyen bir konuda yorum yolu ile görevli olunduğunu söylemek Anayasa'ya,İİK.'nuna ve İçtihadı birleştirme kararına açıkça aykırılık oluşturmaktadır.
İcra ve İflas Kanunu icra takip hukuku açısından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre özel kanun olup, takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle İcra ve İflas Kanunu hükümlerinin, bu kanunda hüküm bulunmayan durumlarda ise anılan kanuna aykırılık teşkil etmemek koşuluyla genel nitelikte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir. Sahtelik iddiasının imza inkarı dışında bir nedene dayanması durumunda İcra ve İflas Kanunu'nda özel bir düzenleme bulunmadığından burada 6100 Sayılı HMK. nun 209.maddesinin uygulanması gerekİr ve bu maddenin amir hükmü gereğince icra takibi olduğu yerde durur. Bunun için sahtelik iddiasının ileri sürüldüğü mahkemece ayrıca tedbir kararı verilmesi gerekmez. Borçlu tarafından icra dairesine başvurulması halinde icra müdürlüğünce anılan madde uyarınca sahtelik davası sonuna kadar icra takibinin durdurulması gerekir. İcra müdürünün kararının taraflarca İİK. nun 16/2.maddesi uyarınca süresiz şikayet konusu yapılabileceği tabidir. Öte yandan borçlu tarafından doğrudan icra mahkemesine başvurulmasına da yasal engel olmadığı gibi, hakim, 6100 Sayılı HMK.nun 209/1.maddesini re’sen nazara almalıdır. Pek tabidir ki mahkemece sahtelik iddiasının imza inkarı dışındaki bir nedene dayandığının belirlenmesi halinde takip hukukunun özelliği ve acele karar verilmesi gerekliliğinin bir sonucu olarak, sahtelik davası bekletici mesele yapılmadan, sahtelik davasında karar verilinceye kadar icra takibinin durdurulmasına karar verilmesi gerekir.
Şartları oluşmasına rağmen HMK.'nun 209 maddesinin takip hukukunda uygulanmaması halinde borçlu ancak İİK.'nun 72/3.maddesi gereğince icra kasasına yüklü miktarda para yatırarak icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Bu uygulama da 2011 yılında yürürlüğe giren yasanın borçluya tanıdığı hakların ortadan kaldırılması sonucunu doğurur. Borçlunun ekonomik durumu zayıf ise tamamen korunaksız olduğu için takip işlemleri sonuna kadar gidecek, haczi kabil malları, hak ve alacakları elinden çıkacak, ceza mahkemesinin senedin iptali kararı kesinleştiğinde kötü niyetli takip alacaklısına zararını telafi ettiremeyecektir. Çünkü kötü niyetli alacaklının haczi kabil hak ve alacağına ulaşılamayacaktır. Bu husus göz göre göre borçlunun haksızlığa uğramasına sebep olacağı için hukuka aykırı olacaktır. Senette sahtecilikten dolayı dava açıldığında HMK.'nun 209.maddesi gereğince takibin olduğu yerde durdurulması halinde ise bu aşamaya kadar borcu karşılayacak miktarda hak ve alacak haczedileceği, alacak tahsil edilene kadar faiz işletileceği için alacaklının alacağına geç kavuşmaktan başka zararı olmayacaktır.
Somut olaya gelince; icra mahkemesi tarafından teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verildiği, teminat yatırılmadan takibin durdurulması ve alacaklıya ödenen paranın iadesi için icra müdürlüğüne baş vurulduğu, teminat yatırılmadığı için talebin reddine karar verildiği, müdürlük işlemine yapılan şikayetin mahkeme tarafından talep aşılarak borçlu tarafından sahtelik iddiasında bulunulması nedeniyle takibin HMK.'nun 209.maddesi gereğinde durdurulması gerektiği gerekçesiyle şikayetin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Yukarıdaki nedenlerle mevcut olayda HMK.'nun 209/1.maddesinin uygulama yerinin bulunmadı ve şikayetin reddi gerektiğine ilişkin görüş doğru ise de; takip hukukunda HMK'nun 209.maddesinin uygulanmayacağına ilişkin ilave gerekçe icra mahkemelerinin görev alanını yorum yolu ile genişletecek şekilde olduğu, bu görüşün Anayasaya, HMK.'ya,İİK.'na, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun kararına ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararına aykırı olduğunu düşündüğüm için çoğunluğun bu yöndeki görüşüne katılmıyorum. 14.09.2015
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
İcra dairesi alacaklıya yanlışlıkla fazla ödeme yaparsa ne olur?
A) Alacaklıya dava açar.
B) Borçludan tahsil eder.
C) Ayrıca hükme gerek olmaksızın alacaklıdan zorla geri alır.