2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 363

İcra ve İflas Kanunu 363. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 363- (Değişik: 2/3/2005-5311/24 md.) İcra mahkemesince 85 inci maddenin uygulanma biçimi, icra dairesi tarafından hesaplanan vekâlet ücreti, 103 üncü maddenin uygulanma biçimi ve bu maddede düzenlenen davetiyenin içeriği, yediemin ücreti, yediemin değiştirilmesi, hacizli taşınır malların muhafaza şekli, kıymet takdirine ilişkin şikâyet, ihaleye katılabilmek için teminat yatırılması ve teminatın miktarı, satışın durdurulması, satış ilânının iptali, süresinde satış istenmemesi nedeniyle satışın düşürülmesi, 263 üncü maddenin uygulanma biçimi, iflâs idaresinin oluşturulması, icra mahkemesinin iflâs idaresinin işlemleri hakkında şikâyet üzerine verdiği kararlara karşı, iflâs idare memurunun ücret ve masrafları hakkındaki hesap pusulası ve 36 ncı maddeye göre icranın geri bırakılmasına ilişkin kararları dışındaki kararlarına karşı, ait olduğu alacak, hak veya malın değer veya miktarının yedi bin Türk lirasını geçmesi şartıyla istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf yoluna başvuru süresi (…)135 tebliğ tarihinden itibaren iki haftadır. [135][136] İcra mahkemesi kararları aleyhine işlemleri uzatmak gibi kötüniyetle istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılırsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 422 nci maddesi hükmü uygulanır. Kesin bir karara karşı kötüniyetle istinaf yoluna başvuranlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır. İstinaf yoluna başvuru satıştan başka icra işlemlerini durdurmaz. İcranın devamı için gereken evrak alıkonularak bunların birer örneği bölge adliye mahkemesine gönderilecek dosyaya konulur. Temyiz yoluna başvurma ve incelenmesi[137]

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

356 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2024/6061 E., 2024/8406 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
İİK'nın 5311 sayılı Kanunla değişik 363. maddesi;
12. Hukuk Dairesi         2024/6061 E.  ,  2024/8406 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; “Bölge Adliye Mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar, iflas idaresince yapılan ihalenin feshi istemine yönelik şikayet olup, anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır. Buna göre, Dairemizce incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İİK’nın 365/1-son maddesinde belirtildiği üzere KESİN nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nın 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352.maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE), 10.10.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı; İİK'nın 5311 sayılı Kanunla değişik 363. maddesi; 5311 sayılı kanun ile değişiklik öncesi uygulanan İİK'nın 363.maddesinin tersine, İcra Mahkemelerinin hangi kararlarına karşı istinaf yolunun kapalı olduğu (yani İcra Mahkemelerinin hangi kararlarının kesin olarak verildiği) düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile İcra Mahkemelerinin İİK'nın 363. maddesinde gösterilmemiş bulunan diğer kararlarına karşı istinaf yolunun açık olduğu anlaşılmaktadır. İİK 363. maddenin değiştirilmeden önceki halinde İcra Mahkemelerinin hangi kararlarını temyiz edilebileceği 18 bent halinde sınırlı olarak sayılmış olup 9. bent taşınır ve taşınmaz malların ihale kararlarının feshine veya fesih talebinin reddine ilişkin kararları şeklinde yazılı olup, ihalenin icra veya iflas takibinde yapılıp yapılmadığı ayrımı gözetilmeden temyizi kabil kararlar arasında özellikle belirtilmiştir. İİK'nın 226. maddesinin birinci fıkrasına göre, iflas idaresi müflisin veya alacaklıların temsilcileri olmayıp, iflas masasının yasal temsilcisidir. İflas idaresinin işlemlerine karşı şikayet yoluna başvurulabilir. (İİK M. 227,1) İİK'nın 5311 sayılı kanunla değişik 363. maddesinde İcra Mahkemelerince verilen istinaf yolu kapalı bulunan kararlar sayılırken «...."İcra Mahkemelerinin iflas idaresinin işlemleri hakkında şikayet üzerine verilen kararlara karşı, İflas idare memurunun ücret ve masrafları hakkındaki hesap pusulası ve 36. maddeye göre icranın geri bırakılması dışındaki kararlara karşı, ait olduğu alacak hak veya malın değer veya miktarının yedi bin Türk Lirasını geçmesi şartı ile istinaf yoluna başvurulabilir." hükmünü düzenlenmektedir. Görüldüğü üzere bu yasa metni sözleri açık ve anlaşılır değildir. 5311 Sayılı Kanun ile ilgili olarak hazırlanan Hükümet tasarısında "İcra Mahkemesinin iflas dairesinin işlemleri hakkında şikayet üzerine verdiği kararlar ibaresi yer almamakta idi. Bu ibare TBMM Adalet Komisyonu tarafından «...."İcra Mahkemesinin iflas idaresinin işlemleri hakkında şikayet üzerine verdiği kararlara istinaf yolunu açmak" gerekçesi ile eklenerek yasalaşmıştır. (... ..., ... Ejder/ Ayvaz Taşpınar .../ Hanağası Emel; İcra ve İflas Hukuku Ankara 2023 s.80 dn.28) Adalet komisyon gerekçesi ile birlikte anılan hüküm yorumlandığında müflise ait taşınmazların açık arttırma yolu ile satışı için iflas idaresi, masaya ait malların bir listesinin iflas müdürlüğüne sunarak satış yapılmasını talep eder ve tüm satış işlemlerini iflas müdürlüğü gerçekleştirir. İflas dairesi işlemlerine karşı şikayet üzerine verilen kararlara karşı istinaf yolunun açık olduğu söylenebilir. İflasta açık arttırma yolu ile satış usulü, hacizdeki açık arttırma yolu ile satış usulü ile aynıdır. Uyap istemi üzerinden satışa hazırlık işlemleri ve e-ihale ile ihale yapılır. Bu sebepten iflasta müflise ait malların ihale işlemlerini iflas idaresi değil uygulamada iflas dairesi yürütür. Bu şekilde yapılan ihalelerin feshi şikayeti üzerine verilen İcra Mahkemesi kararlarına karşı istinaf ve temyiz kanun yolları açıktır. İcra Mahkemesinin ihalenin feshi talebinin reddi yönündeki kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmesi nedeniyle ihalenin feshi şikayetini, iflas idaresi işlemlerini şikayet kapsamında ele almak isabetli değildir. İİK 363 maddesinin değişiklikten önceki halinde ihale kararlarının feshi veya fesih talebinin reddine ilişkin kararları ihale konusu malın müflise ait olup olmadığı ayrımı yapılmaksızın temyizi kabil kararlar arasında sayılmıştır. Bu nedenle 5311 sayılı Kanun ile değişik 363 maddesi uyarınca müflise ait mallarla ilgili ihalenin feshi şikayeti sonucunda verilen karara karşı istinaf yolunu kapatıldığı şeklindeki çoğunluk görüşe katılamıyorum. Yukarıda açıkladığım sebeple müflise ait taşınmaz ihalesinin feshi şikayetinin İcra Mahkemesince reddi kararına karşı istinaf istemi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf sonucunun esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkeme kararına karşı temyiz yolu açık olduğundan temyiz incelemesinin yapılması görüşündeyim. Çoğunluğun iflas idaresince yapılan ihalenin feshi istemine yönelik şikayet olup ancak kararın temyiz kabiliyetinin bulunmadığından bahisle temyiz başvuru talebinin reddi yönündeki karara katılamıyorum.10.10.2024

Diğer kararlar (4)

12. Hukuk Dairesi, 2023/6876 E., 2023/4861 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İcra mahkemesi kararlarına karşı kanun yolları bakımından İİK’nun 363,364,365,366 maddelerinde özel hükümler konulmuştur.
12. Hukuk Dairesi         2023/6876 E.  ,  2023/4861 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı-alacaklılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3. bendinde; 'Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması” halinde bölge adliye mahkemesinin, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği belirtilmiştir. Yine aynı Kanunun 362/1-c bendinde; Bölge Adliye Mahkemesinin, yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verdiği kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağı düzenlenmiştir. Buna göre HMK’da Bölge Adliye Mahkemesine dosyayı asıl görevli mahkemeye gönderebilme salahiyetini de tanıyan görevle ilgili kesin karar verme ve uyuşmazlık çıkması halinde kesin olarak çözümleyen karar verme yetkisi tanındığı görülmektedir. Bu nedenle yasada görev hususunun en geç Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla çözümlenmesi sisteminin benimsendiği açıkça görüldüğünden görev hususunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı özellikle 362/1-c madde hükmü de gözetildiğinde temyiz yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmalıdır. Somut olayda; davacının ihtiyati haczin yeniden konulması istemine ilişkin şikayet istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, Aydın 1. İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine karar verildiği, davacı-alacaklılar tarafından bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince yerel mahkeme kararı kaldırılarak “davanın görev nedeniyle usulden reddine” karar verildiği anlaşılmaktadır. Yargıtayca incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, HMK’nın 353/1-a-3 ve 362/1-c bentleri gereğince kesin nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nun 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin REDDİNE, 11.09.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı: İcra ve İflas Hukukunun ana kaynağı İcra ve İflas Kanunudur. İcra ve İflas Kanunda açık hükmü bulunmayan hallerde icra ve iflas takiplerinin niteliğine uygun düştüğü oranda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri de uygulanır. (Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerinin İcra ve İflas Uyuşmazlıklarında Uygulanabilirliği (Prof. Dr. Ramazan Arslan Armağan. C-2. Ankara 2015 s. l835-1866) Bir özel görevli ilk derece mahkemesi olan icra mahkemesi kararlarına karşı da kanun yolları açıktır. İcra mahkemesi kararlarına karşı kanun yolları bakımından İİK’nun 363,364,365,366 maddelerinde özel hükümler konulmuştur. 20 Temmuz 2016 dan itibaren icra mahkemesi kararlarına karşı gidilecek olan kanun yolları istinaf ve temyizdir. 5311 sayılı kanunlar değişik İİK 'nun 363. maddesi, değişiklik öncesi 363. maddesinin tersine icra mahkemesinin hangi kararlarına karşı istinaf yoluna kapalı olduğunu (yani icra mahkemelerinin hangi kararlarının kesin olarak verildiğini) düzenlemiştir. Bu düzenleme nedeniyle icra mahkemesinin İİK m.363 den ismen gösterilmemiş bulunan diğer kararlarına karşı istinaf yolunun açık olduğu anlaşılmaktadır. Anılan maddede sayılmadığı için icra mahkemesinin görev ve yetkisizliğe ilişkin kararlarına karşı da istinaf yolu açıktır. İstinaf sisteminde önce 5311 sayılı kanun değişikliği öncesi İİK'nun 363. maddesi temyiz edilebilecek kararlarını sayarken 2. sırada görev ve yetkisizliğe ilişkin kararları da saymıştır. Başka bir anlatımla istinaf sistemi öncesi veya sonrası İİK m. 363 hükmüne göre icra mahkemesinin görevsizlik ve yetkisizliğe ilişkin kararlarına karşı kanun yolu açıktır. İİK'nun 363. maddesi dışında İcra ve İflas Kanununda açıkça istinaf yolu kapalı (kesin) olduğu belirtilen kararlar için de istinaf yolu kapalıdır. Örneğin Kıymet takdirine ilişkin şikayetlerde icra mahkemesinin yetkisizlik kararı İİK'nun 128/a-son fıkrasına göre kesindir. Yine İİK'nun 134. maddesinin 7. fıkrasına göre ihalenin feshine ilişkin şikayetlerde icra mahkemesinin görevsizlik veya yetkisizlik kararlarının kesin olduğu yani istinaf yolunu kapalı olduğu düzenlenmiştir. İcra ve İflas kanunlarında yazılı bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere İİK'nun 363. maddesinde istinaf yolu kapalı haller arasında sayılmayan ve ayrıca yukarıda belirtilen özel hükümler uyarınca kesin olduğu düzenlenmeyen icra mahkemesinin görevsizlik veya yetkisizlik kararlarına karşı istinaf yolunun açık olduğu görülmektedir. Kanun koyucu icra mahkemelerinin görevsizlik veya yetkisizlik kararlarına karşı istinaf yolunu kapatmak istese idi bu kararları İİK 363.maddesinde istinaf yolu kapalı olan kararlar arasında sayar idi. İcra ve İflas Kanunu “temyiz"’ yolu ve başvuru ve incelemesi başlıklı İİK’nun 364.maddesinin birinci fıkrası" Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairelerince verilen ve miktar veya değeri kanunda belirtilen parasal sınırı geçen (İİK m.364/1 geçici md. 16) nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.” hükmünü düzenlemiştir. Bu madde hükmüne göre istinaf mahkemesinin kararını türüne veya konusuna göre bir ayrım yapılmaksızın, istinaf mahkemelerince verilen tüm nihai kararların parasal temyiz sınırını geçmesi kaydı ile temyiz edileceğini açıkça düzenlemektedir. Böylelikle istinafa başvurulabilecek tüm kararlara karşı temyiz sınırını aşmak konusu ile temyiz yoluna gidilebilecektir. (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özkan Sungurtekin Meral/Özekes Muhammet.İcra ve İflas Hukuku Ders kitabı, İstanbul 2012 s.59). Hangi istinaf mahkemesi kararlarının temyiz edilebileceği konusunda icra ve iflas kanununda açık bir hüküm bulunduğu ve bu nedenle öncelikle uygulaması gerektiği yoruma ihtiyaç bırakmayacak şekilde açıkça anlaşılmaktadır. İİK'nun 366.maddesinin birinci fıkrası istinaf ve temyiz incelemeleri Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre yapılır” hükmü icra ve iflas kanununda hüküm bulunmayan durumlarda HMK'nın istinafı ve temyize ilişkin hükümleri uygulanır, şeklinde anlaşılmalıdır. Somut olayda ihtiyati haczin infazı ile ilgili şikayetin reddi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine istinaf mahkemesince, ihtiyati haczin yeniden konulması istemi ile ilgili şikayette, icra mahkemesinin yetkisinin İİK’nun 266. maddesine göre takibe başladıktan sonra başlayacağı, henüz talep başlatılmadığından icra mahkemesince şikayetin görev nedeniyle usulden reddi yerine şikayetin esastan reddi yerinde bulunmayarak icra mahkeme kararını kaldırıp şikayetin (davanın) görev nedeniyle usulden reddine karar verildiği, bu kararın temyiz konusu yapıldığı görülmektedir. Bu karar yukarıda açıklandığı üzere İİK'nun 364/1 fıkrasına göre temyiz yolu açık bir karar olup işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi görüşünde olduğumdan çoğunluğun İİK'nun 364. ve HMK'nın 366 maddelerinin göndermesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararına HMK’nın 353/1 -a3 ve 362/1-c maddeleri gereğince kesin nitelikte olduğu gerekçesi ile HMK nın 352 maddesi gereğince temyiz talebinin reddine ilişkin Dairenin çoğunluk kararına katılamıyorum.
12. Hukuk Dairesi, 2017/9213 E., 2018/5160 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
mahkemece verilmiş karar olduğundan bu talebin yeniden incelenemeyeceği, satışın durdurulması yönünden de müdürlük kararının yerinde olduğu gerekçesiyle istemin reddedildiği, iş bu karara karşı borçlunun temyiz isteminin, mahkeme kararının İİK'nun 363. maddesi gereğince kesin karar olduğu gerekçesiyle Dairemizin 07.11.2017 tarih ve 2016/22543 E.
12. Hukuk Dairesi         2017/9213 E.  ,  2018/5160 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının temyizine ilişkin dilekçenin reddini mutazammın 07/11/2017 tarih, 2016/22543 Esas - 2017/13764 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkikinin borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlunun, dosya borcunun, diğer takip borçlusu tarafından ödenmesi nedeniyle takip dosyasının infazen işlemden kaldırıldığı, borçlu adına çıkartılan ödeme emrinin ise bundan sonra tebliğ edilmiş olması nedeniyle itiraz hakkının kalmadığını ileri sürerek, itiraz süresinin yeniden başlatılması ve satışın durdurulması talebi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, itiraz süresinin yeniden başlatılmasına ilişkin talep hakkında başka bir mahkemece verilmiş karar olduğundan bu talebin yeniden incelenemeyeceği, satışın durdurulması yönünden de müdürlük kararının yerinde olduğu gerekçesiyle istemin reddedildiği, iş bu karara karşı borçlunun temyiz isteminin, mahkeme kararının İİK'nun 363. maddesi gereğince kesin karar olduğu gerekçesiyle Dairemizin 07.11.2017 tarih ve 2016/22543 E. - 2017/13764 K. sayılı ilamı ile reddedildiği anlaşılmaktadır. Borçlunun, itiraz süresinin yeniden başlatılmasına ilişkin talebi, İİK'nun 363. maddesi gereğince temyizi kabil bir karar olup, esasının incelenmesi gerektiğinden, borçlunun karar düzeltme isteminin kısmen kabulü ile Dairemizin 07.11.2017 tarih ve 2016/22543 E. - 2017/13764 K. sayılı kararının kaldırılmasına oybirliği ile karar verildi. 1-Borçlu tarafın, “satışın durdurulmasına” dair talebinin incelenmesinde; İcra mahkemesi kararlarından hangilerinin temyiz olunabileceği özel hükümlerle ve genel olarak da İİK'nun 363. maddesinde birer birer açıklanıp gösterilmiştir. Bunların dışında kalan mahkeme kararları kesindir. Yargıtay’ca incelenmesi istenen karar bu maddelerle tespit edilen kararlar arasına girmeyip kesin nitelikte bulunduğundan temyiz dilekçesinin (REDDİNE); 2-Borçlunun “itiraz süresinin yeniden başlatılmasına ilişkin” temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun mahkeme kararının İİK'nun 366. ve HUMK'nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 24/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2023/8559 E., 2024/4281 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İstinaf (Bölge Adliye) Mahkemelerinin kurulmasını takiben 02.03.2005 tarih 5311 sayılı kanun ile İİK’nın 363-366 maddeleri değiştirilerek kanun yolları yeniden düzenlenmiş ve değiştirilen bu yeni hükümler, istinaf mahkemelerinin faaliyete geçtiği “20 Temmuz 2016 tarihi itibariyle uygulanmaya başlanmıştır.
12. Hukuk Dairesi         2023/8559 E.  ,  2024/4281 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : 02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; “Bölge adliye mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar, usulsüz tebligat şikayetinin süreden reddine ilişkin olup, anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır. Buna göre, Dairemizce incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İİK’nun 365/1-son maddesinde belirtildiği üzere KESİN nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nun 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366.maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352.maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE), 02.05.2024 gününde oy çokluğuyla karar verildi. Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı: Bölge Adliye Mahkemelerinin şikayetin süreden reddi kararının İİK’nın 2.3.2005 tarih 5311 sayılı kanunun 26.maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK’nın 365/1-son maddesi gereğince kesin nitelikte olup temyiz kabiliyeti bulunmadığından temyiz başvuru isteminin reddine karar verilmiştir. Bu karar aşağıda yazdığım gerekçelerle katılamayacağım. İstinaf (Bölge Adliye) Mahkemelerinin kurulmasını takiben 02.03.2005 tarih 5311 sayılı kanun ile İİK’nın 363-366 maddeleri değiştirilerek kanun yolları yeniden düzenlenmiş ve değiştirilen bu yeni hükümler, istinaf mahkemelerinin faaliyete geçtiği “20 Temmuz 2016 tarihi itibariyle uygulanmaya başlanmıştır. İstinaf mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden önce verilen icra mahkemesi kararları hakkında 5311 sayılı kanunun geçici 7. maddesi uyarınca bunlar kesinleşinceye kadar İİK’nın 5311 sayılı kanun ile yapılan değişiklikten önceki temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümlerin uygulanmasına devam edilir.” hükmü düzenlenmiştir. İİK’nın 365.maddesinin İİK’nın 18.02.1968 tarihli ve 538 sayılı kanunun 141. maddesiyle yapılan değişiklikten önceki hali: “Temyiz kanuni müddet geçtikten sonra yapılan ve temyizi kabil olmayan bir karara taalluk ederse tetkik mercii temyiz takibinin reddine karar verir” şeklinde iken 538 sayılı 18.02.1965 tarihli değişiklik sonucunda; “Temyiz, kanuni müddet geçtikten sonra yapılır veya temyizi kabil olmayan bir karara veya vazgeçme sebebiyle itiraz ve şikayetin reddine veyahut müddeti geçmiş bir şikayete taalluk eder ise tetkik mercii temyiz talebinin reddine karar verir” şeklinde düzenlenmiştir. İİK’nın 365/2. maddesine göre temyiz eden ret kararın kabul etmez ise temyiz dilekçesi diğer tarafa tebliğ edildikten sonra karar sureti ve verilmişse Cevap layihası ile birlikte Yargıtay’a gönderilir. Şu kadar ki, bu halde satış dahil hiçbir icra muamelesi …….” 06.06.1985 tarih 3222 sayılı kanun 46. maddesi ile İİK’nın 365. maddesine son fıkra olarak eklenen fıkra “Yargıtay, birinci fıkra kapsamına girdiği halde reddine karar verilmemiş temyiz talebini geri çevirmeyip doğrudan karar bağlar.” şeklinde bir düzenleme yapılmıştır. Bu hükmün konulma sebebi Yargıtay 01.02.1984 gün ve 1983/9 esas sayılı İçtihadı Birleştirme Kanunu HUMK 432/4. maddenin yorumlanması şeklinden kaynaklanmaktadır. Bu karara göre yasal süresi geçtikten sonra temyiz edilen veya temyiz kabiliyeti bulunmayan mahkeme kararlarında yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmeden dosyanın Yargıtay’a gönderilmesi durumunda, Yargıtay’ca inceleme yapılamayacağı sonucuna varılmıştır. İİK 368/son fıkra ile ilgili hükümet gerekçesinde bu durumun işlerin lüzumsuz uzamasına neden olduğu, 365. maddeye bir fıkra eklenerek Yargıtayın bu gibi dosyalar hakkında karar verebilmesinin sağlandığı vurgulanmıştır. Yine 3222 sayılı Kanun’a ilişkin İİK’nun 365/son fıkrası “ Bölge Adliye Mahkemesi, birinci fıkrası kapsamına girdiği halde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar” şeklinde yeniden düzenlenmiştir. İİK’nın 365/1 maddesi icra mahkemesinin istinaf yolu başvurunun HMK’nun ilgili hükümleri gereğince reddedileceği düzenlendiğinden İİK 365/son maddesi konuluş amacı da olmasa dahi istinaf mahkemesi, istinaf başvurusunu geri çevirmeyip karar bağlamakla görevlidir. Bu hükme göre icra mahkemesinin istinaf isteminin reddi konusunda HMK’nun ilgili hükümlerinin uygulanması zorunludur. Bu ilgili hüküm HMK ‘nun 346/1 fıkrası olup İcra mahkeme kararı için de uygulanması gereken HMK’nun ‘istinaf dilekçesinin reddi’ başlıklı 346. maddesinin birinci fıkrasına göre “ İstinaf dilekçesi kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkemece istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak sureti ile ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder. İstinaf mahkemesi İİK 363. maddesinde sayılan istinafı kabil olmayan bir karar söz konusu ise veya istinaf istemi süreden değil istinaf isteminin reddine karar verir. İİK’nın 365/2 fıkrası da istinaf isteminin icra mahkemesince reddi kararının istinaf edilmesi halinde bu karanın hukuka uygunluğunun istinaf mahkemesince yapılacağını düzenlemektedir. İcra mahkemesi istinaf dilekçesinin reddine karar vermeden dosyayı istinaf mahkemesine gönderir. HMK’nun 352. maddesi ön inceleme başlıklı olup kararın kesin olması veya başvuru süresi içinde yapılması halinde istinaf mahkemesi gerekli kararı (şikayetin reddi) verir. İcra ve İflas Kanunu 365.maddesinde bu konuda istinaf mahkemesince verilen kararın temyiz yolunun kapalı olduğuna ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi HMK’nun 362.maddesinin göndermesi ile 352 maddesinde de bu yönde bir hüküm bulunmamaktadır. İcra mahkemesi İİK’nın 365/1 fıkrasına girdiği halde istinaf isteminin reddine karar vermeden İstinaf başvurusunun Bölge Adliye (istinaf) Mahkemesine gönderir ise istinaf mahkemesince verilecek karara karşı temyiz yolu açıktır. İİK’nun 365/son fıkrasında “Bölge Adliye Mahkemesi birinci fıkra kapsamına girdiği halde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan ‘kesin ‘ karar bağlar.” fıkrasının lafzi yorumundan hareketle bu yöndeki istinaf mahkeme kararının kesin olduğu, temyiz yolunun kapalı olduğu sonucuna varılamaz. Aksi halde aynı konuda İcra Mahkemesi istinaf isteminin reddine karar vermiş ise bu kararın istinaf istemine karşı istinaf mahkeme kararı kesin olur iken, istinaf başvurusunun doğrudan istinaf mahkemesince gönderilmesi halinde istinaf mahkeme karanının temyiz yolunun açık olması gibi çelişkili ve adalete erişim hakkının özünü etkileyen bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Oysa İİK’nın 365/son hükmü, 5311 sayılı kanun değişikliği öncesinde mevcut “ İcra mahkemesinin temyiz talebini reddetmesi” başlıklı eski İİK 365/son fıkrası hükmünün tekrarından ibaret olup önceki düzenlemede anılan fıkra “… reddine karar verilmemiş temyiz talebini geri çevirmeyi doğrudan karar bağlar” şeklinde iken yeni düzenlemede “ reddine karar verilmemiş başvuruyu (istinaf) geri çevirmeyip doğrudan ‘kesin‘ karar bağlar” ifadesine yer verilmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi 01.02.1984 gün ve 1983/9 esas sayılı içtihadı birleştirme karanının aksine yasal süresi geçirildikten sonra temyiz edilen veya temyiz kabiliyeti bulunmayan kararlara karşı temyiz isteminin reddine karar verilmeden Yargıtay’a gönderilmesi durumunda işin süratle sonuçlanması için dosyanın Yargıtay’ca mahkemesine geri çevrilme imkanı kaldırarak ve bu konuda Yargtay’ca doğrudan karar verilmesini sağlamak amacı ile bu hüküm ihdas edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemeleri faaliyete geçtikten sonra İİK 365/son fıkrasında yazılı halde istinaf mahkemesi karanının kesin olduğu söylenemez. İstinaf mahkemesi, süresi geçtikten sonra istinaf isteminde bulunulduğunu veya istemin konu itibariyle kesin olduğunu tespit eder ise istinaf isteminin reddine karar verir. Ancak icra mahkeme kararı istinafı edilebilen bir karar olup da şikayetin süre yönünden reddine ilişkin ise, istinaf mahkemesi bu karar karşı istinaf istemini esastan inceleyip sonucuna öre bir karar verir yönünde verilen kararlar İİK 364 madde hükmü uyarınca temyiz edilir ise Yargıtayın Özel Dairesi temyiz incelemesi sonucunda bu kararları onayabilir, kararları doğru bulmaz ise işin esasının incelenmesi için usul yönünden bozma kararı verir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin son 3-4 yıldır verdiği kararlarda şikayetin sürede reddine ilişkin istinaf mahkeme kararı doğru ise İİK 365/son fıkra hükmü uyarınca kesin nitelikte olduğu belirtilerek temyiz başvurusu talebinin reddine karar verilmekte, istinaf mahkeme kararı hukuku oylar ise bu kez temyizi kabil olduğu konusu ile bozma kararı verilmektedir. Somut olayda 103 davetiyesi tebliğ işleminin öğrenme tarihi itibariyle düzeltilmesi şikayetinin reddine ilişkin kararın istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesince esastan red kararının verildiği bu karara karşı temyiz yoluna başvurulduğu görülmektedir. Yukarıda açıklanan ilke ve kuralar uyarınca bu karar temyizi kabil olduğundan işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi görüşünde olduğumdan, çoğunluğun “somut olayda temyizen incelenmesi istenen karar usulen tebliğ şikayetinin yasal süre aşımından reddine ilişkin olup anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır.” şeklindeki gerekçe ile kararın kesin nitelikte olduğundan bahisle temyiz başvuru talebinin reddi yönündeki çoğunluk kararına katılamıyorum. 02.05.2024
12. Hukuk Dairesi, 2024/2898 E., 2024/6479 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İstinaf (Bölge Adliye) Mahkemelerinin kurulmasını takiben 2.3.2005 tarih 5311 sayılı kanun ile İİK’nın 363-366 maddeleri değiştirilerek kanun yolları yeniden düzenlenmiş ve değiştirilen bu yeni hükümler, istinaf mahkemelerinin faaliyete geçtiği “20 Temmuz 2016 tarihi itibariyle uygulanmaya başlanmıştır.
12. Hukuk Dairesi         2024/2898 E.  ,  2024/6479 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi DAVALILAR : ..., ... Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; “Bölge adliye mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar.” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar, ihalenin feshi şikayetinin yasal 7 günlük süre aşımından reddine ilişkin olup, anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır. Buna göre, Dairemizce incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İİK’nın 365/1-son maddesinde belirtildiği üzere KESİN nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nın 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE), 25.06.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Üye Dr. ...'in Karşı OyYazısı; Dairemizin çoğunluk kararı ile Bölge Adliye Mahkemelerinin şikayetin süreden reddi kararının İİK’nın 2.3.2005 tarih 5311 sayılı kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK’nın 365/1-son maddesi gereğince kesin nitelikte olup temyiz kabiliyeti bulunmadığından temyiz başvuru isteminin reddine karar verilmiştir. Bu karar aşağıda yazdığım gerekçelerle katılamayacağım. İstinaf (Bölge Adliye) Mahkemelerinin kurulmasını takiben 2.3.2005 tarih 5311 sayılı kanun ile İİK’nın 363-366 maddeleri değiştirilerek kanun yolları yeniden düzenlenmiş ve değiştirilen bu yeni hükümler, istinaf mahkemelerinin faaliyete geçtiği “20 Temmuz 2016 tarihi itibariyle uygulanmaya başlanmıştır. İstinaf mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.7.2016 tarihinden önce verilen icra mahkemesi kararları hakkında 5311 sayılı kanunun geçici 7. maddesi uyarınca bunlar kesinleşinceye kadar İİK’nın 5311 sayılı kanun ile yapılan değişiklikten önceki temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümlerin uygulanmasına devam edilir.” hükmü düzenlenmiştir. İİK’nın 365. maddesinin İİK’nın 18.2.1968 tarihli ve 538 sayılı kanunun 141. maddesiyle yapılan değişiklikten önceki hali: “Temyiz kanuni müddet geçtikten sonra yapılan ve temyizi kabil olmayan bir karara taalluk ederse tetkik mercii temyiz takibinin reddine karar verir” şeklinde iken 538 sayılı 18.02.1965 tarihli değişiklik sonucunda; “Temyiz, kanuni müddet geçtikten sonra yapılır veya temyizi kabil olmayan bir karara veya vazgeçme sebebiyle itiraz ve şikayetin reddine veyahut müddeti geçmiş bir şikayete taalluk eder ise tetkik mercii temyiz talebinin reddine karar verir” şeklinde düzenlenmiştir. İİK’nın 365/2 maddesine göre temyiz eden ret kararın kabul etmez ise temyiz dilekçesi diğer tarafa tebliğ edildikten sonra karar sureti ve verilmişse Cevap layihası ile birlikte Yargıtay’a gönderilir. Şu kadar ki, bu halde satış dahil hiçbir icra muamelesi …….” 6.6.1985 tarih 3222 sayılı kanun 46. maddesi ile İİK’nın 365. maddesine son fıkra olarak eklenen fıkra “Yargıtay, birinci fıkra kapsamına girdiği halde reddine karar verilmemiş temyiz talebini geri çevirmeyip doğrudan karar bağlar.” şeklinde bir düzenleme yapılmıştır. Bu hükmün konulma sebebi Yargıtay 1.2.1984 gün ve 1983/9 Esas sayılı İçtihadı Birleştirme Kanunu HUMK 432/4. maddenin yorumlanması şeklinden kaynaklanmaktadır. Bu karara göre yasal süresi geçtikten sonra temyiz edilen veya temyiz kabiliyeti bulunmayan mahkeme kararlarında yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmeden dosyanın Yargıtay’a gönderilmesi durumunda, Yargıtay’ca inceleme yapılamayacağı sonucuna varılmıştır. İİK 368/son fıkra ile ilgili hüküm gerekçesinde bu durumun işlerin lüzumsuz uzamasına neden olduğu, 365. maddeye bir fıkra eklenerek Yargıtayın bu gibi dosyalar hakkında karar verebilmesinin sağlandığı vurgulanmıştır. Yine 3222 sayılı Kanun’a ilişkin İİK’nın 365/son fıkrası “ Bölge Adliye Mahkemesi, birinci fıkrası kapsamına girdiği halde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar” şeklinde yeniden düzenlenmiştir. İİK’nın 365/1 maddesi icra mahkemesinin istinaf yolu başvurunun HMK’nın ilgili hükümleri gereğince reddedileceği düzenlendiğinden İİK 365/son maddesi konuluş amacı da olmasa dahi istinaf mahkemesi, istinaf başvurusunu geri çevirmeyip karar bağlamakla görevlidir. Bu hükme göre icra mahkemesinin istinaf isteminin reddi konusunda HMK’nın ilgili hükümlerinin uygulanması zorunludur. Bu ilgili hüküm HMK‘nın 346/1 fıkrası olup İcra mahkeme kararı için de uygulanması gereken HMK’nın ‘istinaf dilekçesinin reddi’ başlıklı 346. maddesinin birinci fıkrasına göre “ İstinaf dilekçesi kanuni süre geçtikten sonra verilir ESAS NO : 2024/2898 veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkemece istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak sureti ile ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder. İstinaf mahkemesi İİK 363. maddesinde sayılan istinafı kabil olmayan bir karar söz konusu ise veya istinaf istemi süreden değil istinaf isteminin reddine karar verir. İİK’nın 365/2 fıkrası da istinaf isteminin icra mahkemesince reddi kararının istinaf edilmesi halinde bu karanın hukuka uygunluğunun istinaf mahkemesince yapılacağını düzenlemektedir. İcra mahkemesi istinaf dilekçesinin reddine karar vermeden dosyayı istinaf mahkemesine gönderir. HMK’nın 352. maddesi ön inceleme başlıklı olup kararın kesin olması veya başvuru süresi içinde yapılması halinde istinaf mahkemesi gerekli kararı (şikayetin reddi) verir. İcra ve İflas Kanunu 365. maddesinde bu konuda istinaf mahkemesince verilen kararın temyiz yolunun kapalı olduğuna ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi HMK’nın 362. maddesinin göndermesi ile 352 maddesinde de bu yönde bir hüküm bulunmamaktadır. İcra mahkemesi İİK’nın 365/1 fıkrasına girdiği halde istinaf isteminin reddine karar vermeden İstinaf başvurusunun Bölge Adliye (İstinaf) Mahkemesine gönderir ise istinaf mahkemesince verilecek karara karşı temyiz yolu açıktır. İİK’nın 365/son fıkrasında “Bölge Adliye Mahkemesi birinci fıkra kapsamına girdiği halde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan ‘kesin ‘ karar bağlar.” fıkrasının lafzi yorumundan hareketle bu yöndeki istinaf mahkeme kararının kesin olduğu, temyiz yolunun kapalı olduğu sonucuna varılamaz. Aksi halde aynı konuda İcra Mahkemesi istinaf isteminin reddine karar vermiş ise bu kararın istinaf istemine karşı istinaf mahkeme kararı kesin olur iken, istinaf başvurusunun doğrudan istinaf mahkemesince gönderilmesi halinde istinaf mahkeme karanının temyiz yolunun açık olması gibi çelişkili ve adalete erişim hakkının özünü etkileyen bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Oysa İİK’nın 365/son hükmü, 5311 sayılı kanun değişikliği öncesinde mevcut “İcra mahkemesinin temyiz talebini reddetmesi” başlıklı eski İİK 365/son fıkrası hükmünün tekrarından ibaret olup önceki düzenlemede anılan fıkra “… reddine karar verilmemiş temyiz talebini geri çevirmeyi doğrudan karar bağlar” şeklinde iken yeni düzenlemede “ reddine karar verilmemiş başvuruyu (istinaf) geri çevirmeyip doğrudan ‘kesin‘ karar bağlar” ifadesine yer verilmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi 1.2.1984 gün ve 1983/9 Esas sayılı içtihadı birleştirme karanının aksine yasal süresi geçirildikten sonra temyiz edilen veya temyiz kabiliyeti bulunmayan kararlara karşı temyiz isteminin reddine karar verilmeden Yargıtay’a gönderilmesi durumunda işin süratle sonuçlanması için dosyanın Yargıtay’ca mahkemesine geri çevrilme imkanı kaldırarak ve bu konuda Yargtay’ca doğrudan karar verilmesini sağlamak amacı ile bu hüküm ihdas edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemeleri faaliyete geçtikten sonra İİK 365/son fıkrasında yazılı halde istinaf mahkemesi karanının kesin olduğu söylenemez. İstinaf mahkemesi, süresi geçtikten sonra istinaf isteminde bulunulduğunu veya istemin konu itibariyle kesin olduğunu tespit eder ise istinaf isteminin reddine karar verir. Ancak icra mahkeme kararı istinafı edilebilen bir karar olup da şikayetin süre yönünden reddine ilişkin ise, istinaf mahkemesi bu karar karşı istinaf istemini esastan inceleyip sonucuna öre bir karar verir yönünde verilen kararlar İİK 364 madde hükmü uyarınca temyiz edilir ise Yargıtayın Özel Dairesi temyiz incelemesi sonucunda bu kararları onayabilir, kararları doğru bulmaz ise işin esasının incelenmesi için usul yönünden bozma kararı verir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin son 3-4 yıldır verdiği kararlarda şikayetin sürede reddine ilişkin istinaf mahkeme kararı doğru ise İİK 365/son fıkra hükmü uyarınca kesin nitelikte olduğu belirtilerek temyiz başvurusu talebinin reddine karar verilmekte, istinaf ESAS NO : 2024/2898 mahkeme kararı hukuku oylar ise bu kez temyizi kabil olduğu konusu ile bozma kararı verilmektedir. Somut olayda ihalenin feshi şikayetinin icra mahkemesince reddine ilişkin icra mahkemesi kararına karşı istinaf istemi üzerine istinaf mahkemesince, icra mahkeme kararını kaldırarak şikayetin süre yönünden reddine karar verdiği bu karara karşı temyiz yoluna başvurulduğu görülmektedir. Yukarıda açıklanan ilke ve kuralar uyarınca bu karar temyizi kabil olduğundan işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi görüşünde olduğumdan, çoğunluğun “somut olayda temyizen incelenmesi istenen karar usulen tebliğ şikayetinin yasal süre aşımından reddine ilişkin olup anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır.” şeklindeki İİK’nın 365/son fıkrası dayanak yapılarak karar kesin nitelikte olduğundan bahisle temyiz başvuru talebinin reddi kararına katılamıyorum. 25.06.2024

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

Alacaklı (A) tarafından borçlu (B)'nin taşınmazına yönelik başlatılan icra takibinde, icra dairesince yaptırılan kıymet takdiri raporu (B)'ye tebliğ edilmiştir. (B), yasal süresi içinde, taşınmazın değerinin raporda belirtilenden çok daha yüksek olduğu gerekçesiyle icra mahkemesine şikâyette bulunmuştur. İcra mahkemesi, şikâyeti yerinde görerek yeniden bilirkişi incelemesi yaptırmış ve taşınmazın değerini ilk rapordakinden farklı olarak tespit etmiştir. Bu olaya göre, icra mahkemesinin verdiği karar ve bu kararın hukuki sonuçları hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Taşınmazın değeri İcra ve İflas Kanunu m. 363'te öngörülen istinaf sınırını aştığı için, taraflardan herhangi biri bu karara karşı istinaf yoluna başvurabilir.
B) Kıymet takdirine ilişkin şikâyet üzerine icra mahkemesinin verdiği bu karar kesin olup, bu karara karşı herhangi bir kanun yoluna başvurma imkânı bulunmamaktadır.
C) Mahkemenin kararıyla kesinleşen değer, yapıldığı tarihten itibaren iki yıl boyunca geçerli olup, bu süre sonunda satış yapılamamışsa icra müdürü tarafından re'sen yeni bir kıymet takdiri yaptırılır.
D) Borçlu şikâyetini, raporu düzenleten icra dairesinin bulunduğu yerden farklı bir yerdeki icra mahkemesine yapmış olsaydı, mahkemenin şikâyeti yetkisizlik nedeniyle esastan reddetmesi gerekirdi.
E) Kıymet takdirine ilişkin şikâyet, satış sürecini durduran bir nitelik taşıdığından, mahkemenin kararı kesinleşmeden taşınmazın satışına yönelik işlemlere devam edilemez.

Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol