2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 364

İcra ve İflas Kanunu 364. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 364- (Değişik: 2/3/2005-5311/25 md.) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerince verilen ve miktar veya değeri elli sekiz bin sekiz yüz Türk lirasını geçen nihaî kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.[138] (Değişik cümle:2/3/2024-7499/3 md.) Birinci fıkrada belirtilen kararlara karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir; temyiz yoluna başvurma ve incelemesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır. Bu durumda da 363 üncü maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri uygulanır. Temyiz yoluna başvurma, satıştan başka icra işlemlerini durdurmaz. İstinaf dilekçesinin reddi[139]

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

484 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2023/6876 E., 2023/4861 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Yargıtayca incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, HMK’nın 353/1-a-3 ve 362/1-c bentleri gereğince kesin nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nun 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366.
12. Hukuk Dairesi         2023/6876 E.  ,  2023/4861 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı-alacaklılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3. bendinde; 'Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması” halinde bölge adliye mahkemesinin, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği belirtilmiştir. Yine aynı Kanunun 362/1-c bendinde; Bölge Adliye Mahkemesinin, yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verdiği kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağı düzenlenmiştir. Buna göre HMK’da Bölge Adliye Mahkemesine dosyayı asıl görevli mahkemeye gönderebilme salahiyetini de tanıyan görevle ilgili kesin karar verme ve uyuşmazlık çıkması halinde kesin olarak çözümleyen karar verme yetkisi tanındığı görülmektedir. Bu nedenle yasada görev hususunun en geç Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla çözümlenmesi sisteminin benimsendiği açıkça görüldüğünden görev hususunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı özellikle 362/1-c madde hükmü de gözetildiğinde temyiz yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmalıdır. Somut olayda; davacının ihtiyati haczin yeniden konulması istemine ilişkin şikayet istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, Aydın 1. İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine karar verildiği, davacı-alacaklılar tarafından bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince yerel mahkeme kararı kaldırılarak “davanın görev nedeniyle usulden reddine” karar verildiği anlaşılmaktadır. Yargıtayca incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, HMK’nın 353/1-a-3 ve 362/1-c bentleri gereğince kesin nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nun 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin REDDİNE, 11.09.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı: İcra ve İflas Hukukunun ana kaynağı İcra ve İflas Kanunudur. İcra ve İflas Kanunda açık hükmü bulunmayan hallerde icra ve iflas takiplerinin niteliğine uygun düştüğü oranda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri de uygulanır. (Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerinin İcra ve İflas Uyuşmazlıklarında Uygulanabilirliği (Prof. Dr. Ramazan Arslan Armağan. C-2. Ankara 2015 s. l835-1866) Bir özel görevli ilk derece mahkemesi olan icra mahkemesi kararlarına karşı da kanun yolları açıktır. İcra mahkemesi kararlarına karşı kanun yolları bakımından İİK’nun 363,364,365,366 maddelerinde özel hükümler konulmuştur. 20 Temmuz 2016 dan itibaren icra mahkemesi kararlarına karşı gidilecek olan kanun yolları istinaf ve temyizdir. 5311 sayılı kanunlar değişik İİK 'nun 363. maddesi, değişiklik öncesi 363. maddesinin tersine icra mahkemesinin hangi kararlarına karşı istinaf yoluna kapalı olduğunu (yani icra mahkemelerinin hangi kararlarının kesin olarak verildiğini) düzenlemiştir. Bu düzenleme nedeniyle icra mahkemesinin İİK m.363 den ismen gösterilmemiş bulunan diğer kararlarına karşı istinaf yolunun açık olduğu anlaşılmaktadır. Anılan maddede sayılmadığı için icra mahkemesinin görev ve yetkisizliğe ilişkin kararlarına karşı da istinaf yolu açıktır. İstinaf sisteminde önce 5311 sayılı kanun değişikliği öncesi İİK'nun 363. maddesi temyiz edilebilecek kararlarını sayarken 2. sırada görev ve yetkisizliğe ilişkin kararları da saymıştır. Başka bir anlatımla istinaf sistemi öncesi veya sonrası İİK m. 363 hükmüne göre icra mahkemesinin görevsizlik ve yetkisizliğe ilişkin kararlarına karşı kanun yolu açıktır. İİK'nun 363. maddesi dışında İcra ve İflas Kanununda açıkça istinaf yolu kapalı (kesin) olduğu belirtilen kararlar için de istinaf yolu kapalıdır. Örneğin Kıymet takdirine ilişkin şikayetlerde icra mahkemesinin yetkisizlik kararı İİK'nun 128/a-son fıkrasına göre kesindir. Yine İİK'nun 134. maddesinin 7. fıkrasına göre ihalenin feshine ilişkin şikayetlerde icra mahkemesinin görevsizlik veya yetkisizlik kararlarının kesin olduğu yani istinaf yolunu kapalı olduğu düzenlenmiştir. İcra ve İflas kanunlarında yazılı bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere İİK'nun 363. maddesinde istinaf yolu kapalı haller arasında sayılmayan ve ayrıca yukarıda belirtilen özel hükümler uyarınca kesin olduğu düzenlenmeyen icra mahkemesinin görevsizlik veya yetkisizlik kararlarına karşı istinaf yolunun açık olduğu görülmektedir. Kanun koyucu icra mahkemelerinin görevsizlik veya yetkisizlik kararlarına karşı istinaf yolunu kapatmak istese idi bu kararları İİK 363.maddesinde istinaf yolu kapalı olan kararlar arasında sayar idi. İcra ve İflas Kanunu “temyiz"’ yolu ve başvuru ve incelemesi başlıklı İİK’nun 364.maddesinin birinci fıkrası" Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairelerince verilen ve miktar veya değeri kanunda belirtilen parasal sınırı geçen (İİK m.364/1 geçici md. 16) nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.” hükmünü düzenlemiştir. Bu madde hükmüne göre istinaf mahkemesinin kararını türüne veya konusuna göre bir ayrım yapılmaksızın, istinaf mahkemelerince verilen tüm nihai kararların parasal temyiz sınırını geçmesi kaydı ile temyiz edileceğini açıkça düzenlemektedir. Böylelikle istinafa başvurulabilecek tüm kararlara karşı temyiz sınırını aşmak konusu ile temyiz yoluna gidilebilecektir. (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özkan Sungurtekin Meral/Özekes Muhammet.İcra ve İflas Hukuku Ders kitabı, İstanbul 2012 s.59). Hangi istinaf mahkemesi kararlarının temyiz edilebileceği konusunda icra ve iflas kanununda açık bir hüküm bulunduğu ve bu nedenle öncelikle uygulaması gerektiği yoruma ihtiyaç bırakmayacak şekilde açıkça anlaşılmaktadır. İİK'nun 366.maddesinin birinci fıkrası istinaf ve temyiz incelemeleri Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre yapılır” hükmü icra ve iflas kanununda hüküm bulunmayan durumlarda HMK'nın istinafı ve temyize ilişkin hükümleri uygulanır, şeklinde anlaşılmalıdır. Somut olayda ihtiyati haczin infazı ile ilgili şikayetin reddi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine istinaf mahkemesince, ihtiyati haczin yeniden konulması istemi ile ilgili şikayette, icra mahkemesinin yetkisinin İİK’nun 266. maddesine göre takibe başladıktan sonra başlayacağı, henüz talep başlatılmadığından icra mahkemesince şikayetin görev nedeniyle usulden reddi yerine şikayetin esastan reddi yerinde bulunmayarak icra mahkeme kararını kaldırıp şikayetin (davanın) görev nedeniyle usulden reddine karar verildiği, bu kararın temyiz konusu yapıldığı görülmektedir. Bu karar yukarıda açıklandığı üzere İİK'nun 364/1 fıkrasına göre temyiz yolu açık bir karar olup işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi görüşünde olduğumdan çoğunluğun İİK'nun 364. ve HMK'nın 366 maddelerinin göndermesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararına HMK’nın 353/1 -a3 ve 362/1-c maddeleri gereğince kesin nitelikte olduğu gerekçesi ile HMK nın 352 maddesi gereğince temyiz talebinin reddine ilişkin Dairenin çoğunluk kararına katılamıyorum.

Diğer kararlar (4)

12. Hukuk Dairesi, 2025/1592 E., 2025/3499 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 364/1. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen ve miktar ve değeri Onbin Türk Lirası’nı geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.
12. Hukuk Dairesi         2025/1592 E.  ,  2025/3499 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Davalı alacaklının yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; 2.3.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanunun 25. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 364/1. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen ve miktar ve değeri Onbin Türk Lirası’nı geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bu hükümde öngörülen kesinlik sınırı, 01.01.2023 tarihinden itibaren iki yüz otuz sekiz bin yedi yüz otuz Türk Lirası'na, 01.01.2024 tarihinden itibaren üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan Türk Lirası'na, 01.01.2025 tarihinden itibaren de beş yüz kırk dört bin Türk Lirası’na çıkarılmıştır. Temyize konu uyuşmazlık miktarı, 148.955,44 TL'dir. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihine göre uyuşmazlık konusu değerin, yukarıda belirtilen kesinlik sınırını geçmediği anlaşıldığından, anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti yoktur. 5311 sayılı Kanunla değişik İİK’nın 364/1-2. maddeleri ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE), 2- Davacı borçlunun temyiz isteminin incelenmesinde; Borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, takibe dayanak Aile Mahkemesi ilamı ile ilamda yazılı ziynet eşyalarının aynen iadesine, aynen iadenin mümkün olmaması halinde anılan ziynet eşyalarının değeri olan 104.664,56 TL’nin yasal faiziyle birlikte alacaklıya ödenmesine hükmedildiğini, anılan ziynet eşyalarının aynen iadesi mümkün olmadığından mahkemece hükmedilen tutarın takipten önce alacaklının hesabına ödenmesi ile borcun, takipten önce sona erdiğini ileri sürerek itfa nedeniyle takibin iptalini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince; aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile, iadesi sağlanan ziynet eşyaları ve 110.000 TL ödeme yönünden icranın geri bırakılmasına, borçlunun takibe ilişkin 62.864,67 TL borcu kaldığının tespitine ve fazlaya ilişkin şikayetin reddine karar verildiği, taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, kararın taraflarca temyiz edildiği görülmektedir. Taşınır teslimine ilişkin İİK'nın 24. maddesinin 4. fıkrası uyarınca taşınır malların borçlu yedinde bulunmaması halinde ilamda yazılı değerin alınacağı belirtilmiştir. Devamla, söz konusu değer borçlu tarafından verilmediği takdirde bu değerin icra emrinin tebliğine hacet kalmaksızın haciz yoluyla tahsil olunacağı, taşınır malın değerinin, ilamda yazılı olmaması veya ihtilaflı bulunması halinde, icra memuru tarafından haczin yapıldığı tarihteki rayice göre takdir olunacağı hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, takip konusu ilamın hüküm bölümünde “1 çift 14 ayar 2,5 gram küpenin, 2 adet Cumhuriyet altınının, 29 adet çeyrek altının, 1 adet gremse altın, 2 adet Cumhuriyet altın ve 2 adet yarımlık yarısı altından oluşan beşi bir yerde kolyenin, 1 adet yarımlık yarısı altının, 1 adet 14,05 gram 22 ayar bileziğin, 1 adet 19,22 gram 22 ayar bileziğin, 1 adet 30,15 gram 22 ayar bileziğin, 1 adet 22,05 gram 22 ayar bileziğin ve 1 adet 21,80 gram 22 ayar bileziğin, 1 adet 20 çeyrek altından oluşan 6 gram 14 ayar bilekliğin, 1 adet çeyrek altın çerçeveli 8 gram 14 ayar kolyenin ve 3.820,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya aynen iadesine, aynen iadesi mümkün değil ise ziynet eşyalarının değeri olan 104.664,56 TL'nin; 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren, aşan kısmının ise ıslah tarihi olan 10/04/2023 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verildiği, alacaklının takip talebi ile ilamda hükmedilen ziynet eşyalarının aynen iadesi talebinde bulunduğu, yargılamanın devamı sırasında talimat icra müdürlüğünce, taraflara ait müşterek kasanın açıldığı ve ilamda yer alan ziynet eşyalarının bir kısmının alacaklıya aynen iadesinin sağlandığı görülmüştür. Dayanak ilamda, aynen iadenin mümkün olmaması halinde ödenmesi gereken bedele hükmedildiğinden, mahkemece, bu bedelin belirlenmesine esas alınan tarih itibariyle uygulanan birim değerlerinin tespit edilmesi ve bu değerler esas alınarak iade edilemeyen menkullerin değerinin belirlenmesi için gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırılarak (borçlu tarafından yapılan ödeme de dikkate alınmak suretiyle) oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, iadesi sağlanamayan menkullerin dayanak ilamın karar tarihi itibariyle belirlenen değeri üzerinden yazılı şekilde hüküm tesisi ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 09.01.2025 tarihli ve 2025/3 Esas 2025/40 Karar sayılı kararının, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yozgat İcra Hukuk Mahkemesinin 24.09.2024 tarihli ve 2024/36 Esas 2024/176 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2025 gününde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2024/6706 E., 2024/8827 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 364/2. maddesine göre, Bölge Adliye Mahkemesinin hukuk dairelerince verilen kararına karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir;
12. Hukuk Dairesi         2024/6706 E.  ,  2024/8827 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 26.12.2023 tarih ve 2023/1643 E. - 2023/1672 K. sayılı kararının bozulmasına dair Dairemizin 21/03/2024 tarihli kararı doğrultusunda yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 364/2. maddesine göre, Bölge Adliye Mahkemesinin hukuk dairelerince verilen kararına karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir; temyiz yoluna başvurma ve incelemesi, Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre yapılır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 364/2. maddesinin atfıyla uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın temyize ilişkin 366. maddesine göre; kıyas yoluyla uygulanacak olan istinafa ilişkin aynı Kanunun 343/3. maddesi gereğince, istinaf yoluna başvurma tarihi konusunda, yine aynı Kanunun 118. maddesi hükmü uygulanır. Aynı Kanunun 118/1. maddesine göre ise; dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılacağından, temyiz dilekçesinin kaydedildiği tarihte de temyiz yoluna başvurulmuş sayılır. Bununla birlikte; 6100 sayılı HMK’nın 364/2. fıkrasında temyiz dilekçesinde bulunması gereken hususlar “a) Temyiz eden ile karşı tarafın davadaki sıfatları, adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ve adresleri. b) Bunların varsa kanuni temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri. c) Temyiz edilen kararın hangi bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinden verilmiş olduğu, tarihi ve sayısı. ç) Yargıtayın bozma kararı üzerine, bozmaya uygun olarak ilk derece mahkemesince verilen yeni kararın veya direnme kararına karşı temyizde direnme kararının, hangi mahkemeye ait olduğu, tarihi ve sayısı. d) İlamın temyiz edene tebliğ edildiği tarih. e) Kararın özeti. f) Temyiz sebepleri ve gerekçesi. g) Duruşma istenmesi hâlinde bu istek. ğ) Temyiz edenin veya varsa kanuni temsilci yahut vekilinin imzası.” olarak yer almıştır. Somut olayda, davacı tarafından sunulan 22/08/2024 tarihli dilekçede; daha önce sunulan 09/07/2024 havale tarihli dilekçenin temyiz dilekçesi olduğu belirtilmiş ise de; söz konusu dilekçenin incelenmesinde konusunun aynen “ 09.07.2024 tarihli duruşmaya karşı hayretimize mashar olan aceleciliğe dair değinme ve usulsüzlüğe dair itirazi kaydımızın düşülmesidir.” şeklinde ifade edildiği, yine sonuç bölümünde “Dairenizin gerekçeli kararını merak ile beklemekteyiz... Bilgilerinize şerhen beyan olunur....” ifadelerine yer verildiği, kararın temyiz edildiğine dair herhangi bir ifade de bulunulmadığı dolayısıyla yapılan açıklamalar ve mevzuat hükümleri gözetildiğinde 09/07/2024 havale tarihli dilekçenin temyiz dilekçesi olarak kabul edilemeyeceği, sunulan ilk temyiz dilekçesinin 22/08/2024 havale tarihli dilekçe olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre; Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edene 16/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği halde, temyiz dilekçesi belirli süre geçirildikten sonra, 22/08/2024 tarihinde verilip kaydettirilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 364/2 maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nin 366.maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin SÜRE AŞIMINDAN REDDİNE, 21.10.2024 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2024/321 E., 2024/5162 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 364/1. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen ve miktar ve değeri Onbin Türk Lirası’nı geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.
12. Hukuk Dairesi         2024/321 E.  ,  2024/5162 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi DAVALILAR : ..., ... Ecza Deposu A.Ş. Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 97/son, aynı Kanunun 18/1. ve 366/1. maddesinin atfıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369/7. maddesi de gözetildiğinde icra mahkemesinde görülen işler ivedi işlerden sayıldığından temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması talebinin oybirliği ile reddine karar verildikten sonra işin esası incelendi: 1-Asıl dava (2020/625 E.) açısından temyiz itirazlarının incelenmesinde; 2.3.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanunun 25. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 364/1. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen ve miktar ve değeri Onbin Türk Lirası’nı geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bu hükümde öngörülen kesinlik sınırı, 24.11.2016 tarih ve 6763 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile 02.12.2016 tarihinden itibaren kırk bin Türk Lirası’na, 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun’un 1. ve 2. maddesi ile 28/02/2019 tarihinden itibaren elli sekiz bin sekiz yüz Türk Lirası’na, 01/01/2020 tarihinden itibaren yetmiş iki bin yetmiş Türk Lirası'na, 01/01/2021 tarihinden itibaren yetmiş sekiz bin altı yüz otuz Türk Lirası'na, 01/01/2022 tarihinden itibaren yüz yedi bin doksan Türk Lirası'na, 01/01/2023 tarihinden itibaren iki yüz otuz sekiz bin yedi yüz otuz Türk Lirası'na, 01/01/2024 tarihinden itibaren de üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan Türk Lirası'na çıkarılmıştır. Temyize konu mahcuzun değeri 6.000,00 TL'dir. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihine göre uyuşmazlık konusu değerin, yukarıda belirtilen kesinlik sınırını geçmediği anlaşıldığından, anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti yoktur. 5311 sayılı Kanunla değişik İİK.nin 364/1-2. maddeleri ve 6100 sayılı HMK'nin 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE), 2-Birleşen dava (2020/1411 E.) açısından temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nin 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 427,60 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 22.05.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2023/8559 E., 2024/4281 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Buna göre, Dairemizce incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İİK’nun 365/1-son maddesinde belirtildiği üzere KESİN nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nun 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366.maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352.maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE), 02.05.2024 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
12. Hukuk Dairesi         2023/8559 E.  ,  2024/4281 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : 02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; “Bölge adliye mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar, usulsüz tebligat şikayetinin süreden reddine ilişkin olup, anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır. Buna göre, Dairemizce incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İİK’nun 365/1-son maddesinde belirtildiği üzere KESİN nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nun 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366.maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352.maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE), 02.05.2024 gününde oy çokluğuyla karar verildi. Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı: Bölge Adliye Mahkemelerinin şikayetin süreden reddi kararının İİK’nın 2.3.2005 tarih 5311 sayılı kanunun 26.maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK’nın 365/1-son maddesi gereğince kesin nitelikte olup temyiz kabiliyeti bulunmadığından temyiz başvuru isteminin reddine karar verilmiştir. Bu karar aşağıda yazdığım gerekçelerle katılamayacağım. İstinaf (Bölge Adliye) Mahkemelerinin kurulmasını takiben 02.03.2005 tarih 5311 sayılı kanun ile İİK’nın 363-366 maddeleri değiştirilerek kanun yolları yeniden düzenlenmiş ve değiştirilen bu yeni hükümler, istinaf mahkemelerinin faaliyete geçtiği “20 Temmuz 2016 tarihi itibariyle uygulanmaya başlanmıştır. İstinaf mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden önce verilen icra mahkemesi kararları hakkında 5311 sayılı kanunun geçici 7. maddesi uyarınca bunlar kesinleşinceye kadar İİK’nın 5311 sayılı kanun ile yapılan değişiklikten önceki temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümlerin uygulanmasına devam edilir.” hükmü düzenlenmiştir. İİK’nın 365.maddesinin İİK’nın 18.02.1968 tarihli ve 538 sayılı kanunun 141. maddesiyle yapılan değişiklikten önceki hali: “Temyiz kanuni müddet geçtikten sonra yapılan ve temyizi kabil olmayan bir karara taalluk ederse tetkik mercii temyiz takibinin reddine karar verir” şeklinde iken 538 sayılı 18.02.1965 tarihli değişiklik sonucunda; “Temyiz, kanuni müddet geçtikten sonra yapılır veya temyizi kabil olmayan bir karara veya vazgeçme sebebiyle itiraz ve şikayetin reddine veyahut müddeti geçmiş bir şikayete taalluk eder ise tetkik mercii temyiz talebinin reddine karar verir” şeklinde düzenlenmiştir. İİK’nın 365/2. maddesine göre temyiz eden ret kararın kabul etmez ise temyiz dilekçesi diğer tarafa tebliğ edildikten sonra karar sureti ve verilmişse Cevap layihası ile birlikte Yargıtay’a gönderilir. Şu kadar ki, bu halde satış dahil hiçbir icra muamelesi …….” 06.06.1985 tarih 3222 sayılı kanun 46. maddesi ile İİK’nın 365. maddesine son fıkra olarak eklenen fıkra “Yargıtay, birinci fıkra kapsamına girdiği halde reddine karar verilmemiş temyiz talebini geri çevirmeyip doğrudan karar bağlar.” şeklinde bir düzenleme yapılmıştır. Bu hükmün konulma sebebi Yargıtay 01.02.1984 gün ve 1983/9 esas sayılı İçtihadı Birleştirme Kanunu HUMK 432/4. maddenin yorumlanması şeklinden kaynaklanmaktadır. Bu karara göre yasal süresi geçtikten sonra temyiz edilen veya temyiz kabiliyeti bulunmayan mahkeme kararlarında yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmeden dosyanın Yargıtay’a gönderilmesi durumunda, Yargıtay’ca inceleme yapılamayacağı sonucuna varılmıştır. İİK 368/son fıkra ile ilgili hükümet gerekçesinde bu durumun işlerin lüzumsuz uzamasına neden olduğu, 365. maddeye bir fıkra eklenerek Yargıtayın bu gibi dosyalar hakkında karar verebilmesinin sağlandığı vurgulanmıştır. Yine 3222 sayılı Kanun’a ilişkin İİK’nun 365/son fıkrası “ Bölge Adliye Mahkemesi, birinci fıkrası kapsamına girdiği halde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar” şeklinde yeniden düzenlenmiştir. İİK’nın 365/1 maddesi icra mahkemesinin istinaf yolu başvurunun HMK’nun ilgili hükümleri gereğince reddedileceği düzenlendiğinden İİK 365/son maddesi konuluş amacı da olmasa dahi istinaf mahkemesi, istinaf başvurusunu geri çevirmeyip karar bağlamakla görevlidir. Bu hükme göre icra mahkemesinin istinaf isteminin reddi konusunda HMK’nun ilgili hükümlerinin uygulanması zorunludur. Bu ilgili hüküm HMK ‘nun 346/1 fıkrası olup İcra mahkeme kararı için de uygulanması gereken HMK’nun ‘istinaf dilekçesinin reddi’ başlıklı 346. maddesinin birinci fıkrasına göre “ İstinaf dilekçesi kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkemece istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak sureti ile ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder. İstinaf mahkemesi İİK 363. maddesinde sayılan istinafı kabil olmayan bir karar söz konusu ise veya istinaf istemi süreden değil istinaf isteminin reddine karar verir. İİK’nın 365/2 fıkrası da istinaf isteminin icra mahkemesince reddi kararının istinaf edilmesi halinde bu karanın hukuka uygunluğunun istinaf mahkemesince yapılacağını düzenlemektedir. İcra mahkemesi istinaf dilekçesinin reddine karar vermeden dosyayı istinaf mahkemesine gönderir. HMK’nun 352. maddesi ön inceleme başlıklı olup kararın kesin olması veya başvuru süresi içinde yapılması halinde istinaf mahkemesi gerekli kararı (şikayetin reddi) verir. İcra ve İflas Kanunu 365.maddesinde bu konuda istinaf mahkemesince verilen kararın temyiz yolunun kapalı olduğuna ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi HMK’nun 362.maddesinin göndermesi ile 352 maddesinde de bu yönde bir hüküm bulunmamaktadır. İcra mahkemesi İİK’nın 365/1 fıkrasına girdiği halde istinaf isteminin reddine karar vermeden İstinaf başvurusunun Bölge Adliye (istinaf) Mahkemesine gönderir ise istinaf mahkemesince verilecek karara karşı temyiz yolu açıktır. İİK’nun 365/son fıkrasında “Bölge Adliye Mahkemesi birinci fıkra kapsamına girdiği halde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan ‘kesin ‘ karar bağlar.” fıkrasının lafzi yorumundan hareketle bu yöndeki istinaf mahkeme kararının kesin olduğu, temyiz yolunun kapalı olduğu sonucuna varılamaz. Aksi halde aynı konuda İcra Mahkemesi istinaf isteminin reddine karar vermiş ise bu kararın istinaf istemine karşı istinaf mahkeme kararı kesin olur iken, istinaf başvurusunun doğrudan istinaf mahkemesince gönderilmesi halinde istinaf mahkeme karanının temyiz yolunun açık olması gibi çelişkili ve adalete erişim hakkının özünü etkileyen bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Oysa İİK’nın 365/son hükmü, 5311 sayılı kanun değişikliği öncesinde mevcut “ İcra mahkemesinin temyiz talebini reddetmesi” başlıklı eski İİK 365/son fıkrası hükmünün tekrarından ibaret olup önceki düzenlemede anılan fıkra “… reddine karar verilmemiş temyiz talebini geri çevirmeyi doğrudan karar bağlar” şeklinde iken yeni düzenlemede “ reddine karar verilmemiş başvuruyu (istinaf) geri çevirmeyip doğrudan ‘kesin‘ karar bağlar” ifadesine yer verilmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi 01.02.1984 gün ve 1983/9 esas sayılı içtihadı birleştirme karanının aksine yasal süresi geçirildikten sonra temyiz edilen veya temyiz kabiliyeti bulunmayan kararlara karşı temyiz isteminin reddine karar verilmeden Yargıtay’a gönderilmesi durumunda işin süratle sonuçlanması için dosyanın Yargıtay’ca mahkemesine geri çevrilme imkanı kaldırarak ve bu konuda Yargtay’ca doğrudan karar verilmesini sağlamak amacı ile bu hüküm ihdas edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemeleri faaliyete geçtikten sonra İİK 365/son fıkrasında yazılı halde istinaf mahkemesi karanının kesin olduğu söylenemez. İstinaf mahkemesi, süresi geçtikten sonra istinaf isteminde bulunulduğunu veya istemin konu itibariyle kesin olduğunu tespit eder ise istinaf isteminin reddine karar verir. Ancak icra mahkeme kararı istinafı edilebilen bir karar olup da şikayetin süre yönünden reddine ilişkin ise, istinaf mahkemesi bu karar karşı istinaf istemini esastan inceleyip sonucuna öre bir karar verir yönünde verilen kararlar İİK 364 madde hükmü uyarınca temyiz edilir ise Yargıtayın Özel Dairesi temyiz incelemesi sonucunda bu kararları onayabilir, kararları doğru bulmaz ise işin esasının incelenmesi için usul yönünden bozma kararı verir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin son 3-4 yıldır verdiği kararlarda şikayetin sürede reddine ilişkin istinaf mahkeme kararı doğru ise İİK 365/son fıkra hükmü uyarınca kesin nitelikte olduğu belirtilerek temyiz başvurusu talebinin reddine karar verilmekte, istinaf mahkeme kararı hukuku oylar ise bu kez temyizi kabil olduğu konusu ile bozma kararı verilmektedir. Somut olayda 103 davetiyesi tebliğ işleminin öğrenme tarihi itibariyle düzeltilmesi şikayetinin reddine ilişkin kararın istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesince esastan red kararının verildiği bu karara karşı temyiz yoluna başvurulduğu görülmektedir. Yukarıda açıklanan ilke ve kuralar uyarınca bu karar temyizi kabil olduğundan işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi görüşünde olduğumdan, çoğunluğun “somut olayda temyizen incelenmesi istenen karar usulen tebliğ şikayetinin yasal süre aşımından reddine ilişkin olup anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır.” şeklindeki gerekçe ile kararın kesin nitelikte olduğundan bahisle temyiz başvuru talebinin reddi yönündeki çoğunluk kararına katılamıyorum. 02.05.2024

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

Borçlunun istinaf veya temyiz yoluna başvurmasının takibe etkisi nedir?

A) Takibi tamamen durdurur.
B) Hiçbir etkisi yoktur, işlemler aynen devam eder.
C) Sadece satış işlemini durdurur.
D) Sadece paranın ödenmesini durdurur.
E) Haciz işlemini durdurur.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol