2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 365

İcra ve İflas Kanunu 365. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 365 – (Değişik: 2/3/2005-5311/26 md.) İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir. İstinaf yoluna başvuran kişi ret kararını kabul etmezse, istinaf dilekçesi diğer tarafa tebliğ edildikten sonra, karar sureti ve verilirse cevap dilekçesiyle birlikte yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir. Şu kadar ki bu hâlde satış dahil hiçbir icra işlemi durmaz. Bölge adliye mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar. Bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay kararları[140]

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

87 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2023/8559 E., 2024/4281 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde;
12. Hukuk Dairesi         2023/8559 E.  ,  2024/4281 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : 02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; “Bölge adliye mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar, usulsüz tebligat şikayetinin süreden reddine ilişkin olup, anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır. Buna göre, Dairemizce incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İİK’nun 365/1-son maddesinde belirtildiği üzere KESİN nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nun 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366.maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352.maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE), 02.05.2024 gününde oy çokluğuyla karar verildi. Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı: Bölge Adliye Mahkemelerinin şikayetin süreden reddi kararının İİK’nın 2.3.2005 tarih 5311 sayılı kanunun 26.maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK’nın 365/1-son maddesi gereğince kesin nitelikte olup temyiz kabiliyeti bulunmadığından temyiz başvuru isteminin reddine karar verilmiştir. Bu karar aşağıda yazdığım gerekçelerle katılamayacağım. İstinaf (Bölge Adliye) Mahkemelerinin kurulmasını takiben 02.03.2005 tarih 5311 sayılı kanun ile İİK’nın 363-366 maddeleri değiştirilerek kanun yolları yeniden düzenlenmiş ve değiştirilen bu yeni hükümler, istinaf mahkemelerinin faaliyete geçtiği “20 Temmuz 2016 tarihi itibariyle uygulanmaya başlanmıştır. İstinaf mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden önce verilen icra mahkemesi kararları hakkında 5311 sayılı kanunun geçici 7. maddesi uyarınca bunlar kesinleşinceye kadar İİK’nın 5311 sayılı kanun ile yapılan değişiklikten önceki temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümlerin uygulanmasına devam edilir.” hükmü düzenlenmiştir. İİK’nın 365.maddesinin İİK’nın 18.02.1968 tarihli ve 538 sayılı kanunun 141. maddesiyle yapılan değişiklikten önceki hali: “Temyiz kanuni müddet geçtikten sonra yapılan ve temyizi kabil olmayan bir karara taalluk ederse tetkik mercii temyiz takibinin reddine karar verir” şeklinde iken 538 sayılı 18.02.1965 tarihli değişiklik sonucunda; “Temyiz, kanuni müddet geçtikten sonra yapılır veya temyizi kabil olmayan bir karara veya vazgeçme sebebiyle itiraz ve şikayetin reddine veyahut müddeti geçmiş bir şikayete taalluk eder ise tetkik mercii temyiz talebinin reddine karar verir” şeklinde düzenlenmiştir. İİK’nın 365/2. maddesine göre temyiz eden ret kararın kabul etmez ise temyiz dilekçesi diğer tarafa tebliğ edildikten sonra karar sureti ve verilmişse Cevap layihası ile birlikte Yargıtay’a gönderilir. Şu kadar ki, bu halde satış dahil hiçbir icra muamelesi …….” 06.06.1985 tarih 3222 sayılı kanun 46. maddesi ile İİK’nın 365. maddesine son fıkra olarak eklenen fıkra “Yargıtay, birinci fıkra kapsamına girdiği halde reddine karar verilmemiş temyiz talebini geri çevirmeyip doğrudan karar bağlar.” şeklinde bir düzenleme yapılmıştır. Bu hükmün konulma sebebi Yargıtay 01.02.1984 gün ve 1983/9 esas sayılı İçtihadı Birleştirme Kanunu HUMK 432/4. maddenin yorumlanması şeklinden kaynaklanmaktadır. Bu karara göre yasal süresi geçtikten sonra temyiz edilen veya temyiz kabiliyeti bulunmayan mahkeme kararlarında yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmeden dosyanın Yargıtay’a gönderilmesi durumunda, Yargıtay’ca inceleme yapılamayacağı sonucuna varılmıştır. İİK 368/son fıkra ile ilgili hükümet gerekçesinde bu durumun işlerin lüzumsuz uzamasına neden olduğu, 365. maddeye bir fıkra eklenerek Yargıtayın bu gibi dosyalar hakkında karar verebilmesinin sağlandığı vurgulanmıştır. Yine 3222 sayılı Kanun’a ilişkin İİK’nun 365/son fıkrası “ Bölge Adliye Mahkemesi, birinci fıkrası kapsamına girdiği halde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar” şeklinde yeniden düzenlenmiştir. İİK’nın 365/1 maddesi icra mahkemesinin istinaf yolu başvurunun HMK’nun ilgili hükümleri gereğince reddedileceği düzenlendiğinden İİK 365/son maddesi konuluş amacı da olmasa dahi istinaf mahkemesi, istinaf başvurusunu geri çevirmeyip karar bağlamakla görevlidir. Bu hükme göre icra mahkemesinin istinaf isteminin reddi konusunda HMK’nun ilgili hükümlerinin uygulanması zorunludur. Bu ilgili hüküm HMK ‘nun 346/1 fıkrası olup İcra mahkeme kararı için de uygulanması gereken HMK’nun ‘istinaf dilekçesinin reddi’ başlıklı 346. maddesinin birinci fıkrasına göre “ İstinaf dilekçesi kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkemece istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak sureti ile ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder. İstinaf mahkemesi İİK 363. maddesinde sayılan istinafı kabil olmayan bir karar söz konusu ise veya istinaf istemi süreden değil istinaf isteminin reddine karar verir. İİK’nın 365/2 fıkrası da istinaf isteminin icra mahkemesince reddi kararının istinaf edilmesi halinde bu karanın hukuka uygunluğunun istinaf mahkemesince yapılacağını düzenlemektedir. İcra mahkemesi istinaf dilekçesinin reddine karar vermeden dosyayı istinaf mahkemesine gönderir. HMK’nun 352. maddesi ön inceleme başlıklı olup kararın kesin olması veya başvuru süresi içinde yapılması halinde istinaf mahkemesi gerekli kararı (şikayetin reddi) verir. İcra ve İflas Kanunu 365.maddesinde bu konuda istinaf mahkemesince verilen kararın temyiz yolunun kapalı olduğuna ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi HMK’nun 362.maddesinin göndermesi ile 352 maddesinde de bu yönde bir hüküm bulunmamaktadır. İcra mahkemesi İİK’nın 365/1 fıkrasına girdiği halde istinaf isteminin reddine karar vermeden İstinaf başvurusunun Bölge Adliye (istinaf) Mahkemesine gönderir ise istinaf mahkemesince verilecek karara karşı temyiz yolu açıktır. İİK’nun 365/son fıkrasında “Bölge Adliye Mahkemesi birinci fıkra kapsamına girdiği halde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan ‘kesin ‘ karar bağlar.” fıkrasının lafzi yorumundan hareketle bu yöndeki istinaf mahkeme kararının kesin olduğu, temyiz yolunun kapalı olduğu sonucuna varılamaz. Aksi halde aynı konuda İcra Mahkemesi istinaf isteminin reddine karar vermiş ise bu kararın istinaf istemine karşı istinaf mahkeme kararı kesin olur iken, istinaf başvurusunun doğrudan istinaf mahkemesince gönderilmesi halinde istinaf mahkeme karanının temyiz yolunun açık olması gibi çelişkili ve adalete erişim hakkının özünü etkileyen bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Oysa İİK’nın 365/son hükmü, 5311 sayılı kanun değişikliği öncesinde mevcut “ İcra mahkemesinin temyiz talebini reddetmesi” başlıklı eski İİK 365/son fıkrası hükmünün tekrarından ibaret olup önceki düzenlemede anılan fıkra “… reddine karar verilmemiş temyiz talebini geri çevirmeyi doğrudan karar bağlar” şeklinde iken yeni düzenlemede “ reddine karar verilmemiş başvuruyu (istinaf) geri çevirmeyip doğrudan ‘kesin‘ karar bağlar” ifadesine yer verilmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi 01.02.1984 gün ve 1983/9 esas sayılı içtihadı birleştirme karanının aksine yasal süresi geçirildikten sonra temyiz edilen veya temyiz kabiliyeti bulunmayan kararlara karşı temyiz isteminin reddine karar verilmeden Yargıtay’a gönderilmesi durumunda işin süratle sonuçlanması için dosyanın Yargıtay’ca mahkemesine geri çevrilme imkanı kaldırarak ve bu konuda Yargtay’ca doğrudan karar verilmesini sağlamak amacı ile bu hüküm ihdas edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemeleri faaliyete geçtikten sonra İİK 365/son fıkrasında yazılı halde istinaf mahkemesi karanının kesin olduğu söylenemez. İstinaf mahkemesi, süresi geçtikten sonra istinaf isteminde bulunulduğunu veya istemin konu itibariyle kesin olduğunu tespit eder ise istinaf isteminin reddine karar verir. Ancak icra mahkeme kararı istinafı edilebilen bir karar olup da şikayetin süre yönünden reddine ilişkin ise, istinaf mahkemesi bu karar karşı istinaf istemini esastan inceleyip sonucuna öre bir karar verir yönünde verilen kararlar İİK 364 madde hükmü uyarınca temyiz edilir ise Yargıtayın Özel Dairesi temyiz incelemesi sonucunda bu kararları onayabilir, kararları doğru bulmaz ise işin esasının incelenmesi için usul yönünden bozma kararı verir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin son 3-4 yıldır verdiği kararlarda şikayetin sürede reddine ilişkin istinaf mahkeme kararı doğru ise İİK 365/son fıkra hükmü uyarınca kesin nitelikte olduğu belirtilerek temyiz başvurusu talebinin reddine karar verilmekte, istinaf mahkeme kararı hukuku oylar ise bu kez temyizi kabil olduğu konusu ile bozma kararı verilmektedir. Somut olayda 103 davetiyesi tebliğ işleminin öğrenme tarihi itibariyle düzeltilmesi şikayetinin reddine ilişkin kararın istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesince esastan red kararının verildiği bu karara karşı temyiz yoluna başvurulduğu görülmektedir. Yukarıda açıklanan ilke ve kuralar uyarınca bu karar temyizi kabil olduğundan işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi görüşünde olduğumdan, çoğunluğun “somut olayda temyizen incelenmesi istenen karar usulen tebliğ şikayetinin yasal süre aşımından reddine ilişkin olup anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır.” şeklindeki gerekçe ile kararın kesin nitelikte olduğundan bahisle temyiz başvuru talebinin reddi yönündeki çoğunluk kararına katılamıyorum. 02.05.2024

Diğer kararlar (4)

12. Hukuk Dairesi, 2024/2898 E., 2024/6479 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde;
12. Hukuk Dairesi         2024/2898 E.  ,  2024/6479 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi DAVALILAR : ..., ... Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; “Bölge adliye mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar.” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar, ihalenin feshi şikayetinin yasal 7 günlük süre aşımından reddine ilişkin olup, anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır. Buna göre, Dairemizce incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İİK’nın 365/1-son maddesinde belirtildiği üzere KESİN nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nın 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE), 25.06.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Üye Dr. ...'in Karşı OyYazısı; Dairemizin çoğunluk kararı ile Bölge Adliye Mahkemelerinin şikayetin süreden reddi kararının İİK’nın 2.3.2005 tarih 5311 sayılı kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK’nın 365/1-son maddesi gereğince kesin nitelikte olup temyiz kabiliyeti bulunmadığından temyiz başvuru isteminin reddine karar verilmiştir. Bu karar aşağıda yazdığım gerekçelerle katılamayacağım. İstinaf (Bölge Adliye) Mahkemelerinin kurulmasını takiben 2.3.2005 tarih 5311 sayılı kanun ile İİK’nın 363-366 maddeleri değiştirilerek kanun yolları yeniden düzenlenmiş ve değiştirilen bu yeni hükümler, istinaf mahkemelerinin faaliyete geçtiği “20 Temmuz 2016 tarihi itibariyle uygulanmaya başlanmıştır. İstinaf mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.7.2016 tarihinden önce verilen icra mahkemesi kararları hakkında 5311 sayılı kanunun geçici 7. maddesi uyarınca bunlar kesinleşinceye kadar İİK’nın 5311 sayılı kanun ile yapılan değişiklikten önceki temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümlerin uygulanmasına devam edilir.” hükmü düzenlenmiştir. İİK’nın 365. maddesinin İİK’nın 18.2.1968 tarihli ve 538 sayılı kanunun 141. maddesiyle yapılan değişiklikten önceki hali: “Temyiz kanuni müddet geçtikten sonra yapılan ve temyizi kabil olmayan bir karara taalluk ederse tetkik mercii temyiz takibinin reddine karar verir” şeklinde iken 538 sayılı 18.02.1965 tarihli değişiklik sonucunda; “Temyiz, kanuni müddet geçtikten sonra yapılır veya temyizi kabil olmayan bir karara veya vazgeçme sebebiyle itiraz ve şikayetin reddine veyahut müddeti geçmiş bir şikayete taalluk eder ise tetkik mercii temyiz talebinin reddine karar verir” şeklinde düzenlenmiştir. İİK’nın 365/2 maddesine göre temyiz eden ret kararın kabul etmez ise temyiz dilekçesi diğer tarafa tebliğ edildikten sonra karar sureti ve verilmişse Cevap layihası ile birlikte Yargıtay’a gönderilir. Şu kadar ki, bu halde satış dahil hiçbir icra muamelesi …….” 6.6.1985 tarih 3222 sayılı kanun 46. maddesi ile İİK’nın 365. maddesine son fıkra olarak eklenen fıkra “Yargıtay, birinci fıkra kapsamına girdiği halde reddine karar verilmemiş temyiz talebini geri çevirmeyip doğrudan karar bağlar.” şeklinde bir düzenleme yapılmıştır. Bu hükmün konulma sebebi Yargıtay 1.2.1984 gün ve 1983/9 Esas sayılı İçtihadı Birleştirme Kanunu HUMK 432/4. maddenin yorumlanması şeklinden kaynaklanmaktadır. Bu karara göre yasal süresi geçtikten sonra temyiz edilen veya temyiz kabiliyeti bulunmayan mahkeme kararlarında yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmeden dosyanın Yargıtay’a gönderilmesi durumunda, Yargıtay’ca inceleme yapılamayacağı sonucuna varılmıştır. İİK 368/son fıkra ile ilgili hüküm gerekçesinde bu durumun işlerin lüzumsuz uzamasına neden olduğu, 365. maddeye bir fıkra eklenerek Yargıtayın bu gibi dosyalar hakkında karar verebilmesinin sağlandığı vurgulanmıştır. Yine 3222 sayılı Kanun’a ilişkin İİK’nın 365/son fıkrası “ Bölge Adliye Mahkemesi, birinci fıkrası kapsamına girdiği halde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar” şeklinde yeniden düzenlenmiştir. İİK’nın 365/1 maddesi icra mahkemesinin istinaf yolu başvurunun HMK’nın ilgili hükümleri gereğince reddedileceği düzenlendiğinden İİK 365/son maddesi konuluş amacı da olmasa dahi istinaf mahkemesi, istinaf başvurusunu geri çevirmeyip karar bağlamakla görevlidir. Bu hükme göre icra mahkemesinin istinaf isteminin reddi konusunda HMK’nın ilgili hükümlerinin uygulanması zorunludur. Bu ilgili hüküm HMK‘nın 346/1 fıkrası olup İcra mahkeme kararı için de uygulanması gereken HMK’nın ‘istinaf dilekçesinin reddi’ başlıklı 346. maddesinin birinci fıkrasına göre “ İstinaf dilekçesi kanuni süre geçtikten sonra verilir ESAS NO : 2024/2898 veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkemece istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak sureti ile ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder. İstinaf mahkemesi İİK 363. maddesinde sayılan istinafı kabil olmayan bir karar söz konusu ise veya istinaf istemi süreden değil istinaf isteminin reddine karar verir. İİK’nın 365/2 fıkrası da istinaf isteminin icra mahkemesince reddi kararının istinaf edilmesi halinde bu karanın hukuka uygunluğunun istinaf mahkemesince yapılacağını düzenlemektedir. İcra mahkemesi istinaf dilekçesinin reddine karar vermeden dosyayı istinaf mahkemesine gönderir. HMK’nın 352. maddesi ön inceleme başlıklı olup kararın kesin olması veya başvuru süresi içinde yapılması halinde istinaf mahkemesi gerekli kararı (şikayetin reddi) verir. İcra ve İflas Kanunu 365. maddesinde bu konuda istinaf mahkemesince verilen kararın temyiz yolunun kapalı olduğuna ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi HMK’nın 362. maddesinin göndermesi ile 352 maddesinde de bu yönde bir hüküm bulunmamaktadır. İcra mahkemesi İİK’nın 365/1 fıkrasına girdiği halde istinaf isteminin reddine karar vermeden İstinaf başvurusunun Bölge Adliye (İstinaf) Mahkemesine gönderir ise istinaf mahkemesince verilecek karara karşı temyiz yolu açıktır. İİK’nın 365/son fıkrasında “Bölge Adliye Mahkemesi birinci fıkra kapsamına girdiği halde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan ‘kesin ‘ karar bağlar.” fıkrasının lafzi yorumundan hareketle bu yöndeki istinaf mahkeme kararının kesin olduğu, temyiz yolunun kapalı olduğu sonucuna varılamaz. Aksi halde aynı konuda İcra Mahkemesi istinaf isteminin reddine karar vermiş ise bu kararın istinaf istemine karşı istinaf mahkeme kararı kesin olur iken, istinaf başvurusunun doğrudan istinaf mahkemesince gönderilmesi halinde istinaf mahkeme karanının temyiz yolunun açık olması gibi çelişkili ve adalete erişim hakkının özünü etkileyen bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Oysa İİK’nın 365/son hükmü, 5311 sayılı kanun değişikliği öncesinde mevcut “İcra mahkemesinin temyiz talebini reddetmesi” başlıklı eski İİK 365/son fıkrası hükmünün tekrarından ibaret olup önceki düzenlemede anılan fıkra “… reddine karar verilmemiş temyiz talebini geri çevirmeyi doğrudan karar bağlar” şeklinde iken yeni düzenlemede “ reddine karar verilmemiş başvuruyu (istinaf) geri çevirmeyip doğrudan ‘kesin‘ karar bağlar” ifadesine yer verilmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi 1.2.1984 gün ve 1983/9 Esas sayılı içtihadı birleştirme karanının aksine yasal süresi geçirildikten sonra temyiz edilen veya temyiz kabiliyeti bulunmayan kararlara karşı temyiz isteminin reddine karar verilmeden Yargıtay’a gönderilmesi durumunda işin süratle sonuçlanması için dosyanın Yargıtay’ca mahkemesine geri çevrilme imkanı kaldırarak ve bu konuda Yargtay’ca doğrudan karar verilmesini sağlamak amacı ile bu hüküm ihdas edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemeleri faaliyete geçtikten sonra İİK 365/son fıkrasında yazılı halde istinaf mahkemesi karanının kesin olduğu söylenemez. İstinaf mahkemesi, süresi geçtikten sonra istinaf isteminde bulunulduğunu veya istemin konu itibariyle kesin olduğunu tespit eder ise istinaf isteminin reddine karar verir. Ancak icra mahkeme kararı istinafı edilebilen bir karar olup da şikayetin süre yönünden reddine ilişkin ise, istinaf mahkemesi bu karar karşı istinaf istemini esastan inceleyip sonucuna öre bir karar verir yönünde verilen kararlar İİK 364 madde hükmü uyarınca temyiz edilir ise Yargıtayın Özel Dairesi temyiz incelemesi sonucunda bu kararları onayabilir, kararları doğru bulmaz ise işin esasının incelenmesi için usul yönünden bozma kararı verir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin son 3-4 yıldır verdiği kararlarda şikayetin sürede reddine ilişkin istinaf mahkeme kararı doğru ise İİK 365/son fıkra hükmü uyarınca kesin nitelikte olduğu belirtilerek temyiz başvurusu talebinin reddine karar verilmekte, istinaf ESAS NO : 2024/2898 mahkeme kararı hukuku oylar ise bu kez temyizi kabil olduğu konusu ile bozma kararı verilmektedir. Somut olayda ihalenin feshi şikayetinin icra mahkemesince reddine ilişkin icra mahkemesi kararına karşı istinaf istemi üzerine istinaf mahkemesince, icra mahkeme kararını kaldırarak şikayetin süre yönünden reddine karar verdiği bu karara karşı temyiz yoluna başvurulduğu görülmektedir. Yukarıda açıklanan ilke ve kuralar uyarınca bu karar temyizi kabil olduğundan işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi görüşünde olduğumdan, çoğunluğun “somut olayda temyizen incelenmesi istenen karar usulen tebliğ şikayetinin yasal süre aşımından reddine ilişkin olup anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır.” şeklindeki İİK’nın 365/son fıkrası dayanak yapılarak karar kesin nitelikte olduğundan bahisle temyiz başvuru talebinin reddi kararına katılamıyorum. 25.06.2024
12. Hukuk Dairesi, 2025/2011 E., 2025/3311 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde;
12. Hukuk Dairesi         2025/2011 E.  ,  2025/3311 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; “Bölge adliye mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar.” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar, meskeniyet şikayetinin yasal 7 günlük süre aşımından reddine ilişkin olup, anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır. Buna göre, Dairemizce incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İİK’nın 365/1-son maddesinde belirtildiği üzere KESİN nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nın 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE), 18.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2024/6061 E., 2024/8406 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde;
12. Hukuk Dairesi         2024/6061 E.  ,  2024/8406 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; “Bölge Adliye Mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar, iflas idaresince yapılan ihalenin feshi istemine yönelik şikayet olup, anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır. Buna göre, Dairemizce incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İİK’nın 365/1-son maddesinde belirtildiği üzere KESİN nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nın 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352.maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE), 10.10.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı; İİK'nın 5311 sayılı Kanunla değişik 363. maddesi; 5311 sayılı kanun ile değişiklik öncesi uygulanan İİK'nın 363.maddesinin tersine, İcra Mahkemelerinin hangi kararlarına karşı istinaf yolunun kapalı olduğu (yani İcra Mahkemelerinin hangi kararlarının kesin olarak verildiği) düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile İcra Mahkemelerinin İİK'nın 363. maddesinde gösterilmemiş bulunan diğer kararlarına karşı istinaf yolunun açık olduğu anlaşılmaktadır. İİK 363. maddenin değiştirilmeden önceki halinde İcra Mahkemelerinin hangi kararlarını temyiz edilebileceği 18 bent halinde sınırlı olarak sayılmış olup 9. bent taşınır ve taşınmaz malların ihale kararlarının feshine veya fesih talebinin reddine ilişkin kararları şeklinde yazılı olup, ihalenin icra veya iflas takibinde yapılıp yapılmadığı ayrımı gözetilmeden temyizi kabil kararlar arasında özellikle belirtilmiştir. İİK'nın 226. maddesinin birinci fıkrasına göre, iflas idaresi müflisin veya alacaklıların temsilcileri olmayıp, iflas masasının yasal temsilcisidir. İflas idaresinin işlemlerine karşı şikayet yoluna başvurulabilir. (İİK M. 227,1) İİK'nın 5311 sayılı kanunla değişik 363. maddesinde İcra Mahkemelerince verilen istinaf yolu kapalı bulunan kararlar sayılırken «...."İcra Mahkemelerinin iflas idaresinin işlemleri hakkında şikayet üzerine verilen kararlara karşı, İflas idare memurunun ücret ve masrafları hakkındaki hesap pusulası ve 36. maddeye göre icranın geri bırakılması dışındaki kararlara karşı, ait olduğu alacak hak veya malın değer veya miktarının yedi bin Türk Lirasını geçmesi şartı ile istinaf yoluna başvurulabilir." hükmünü düzenlenmektedir. Görüldüğü üzere bu yasa metni sözleri açık ve anlaşılır değildir. 5311 Sayılı Kanun ile ilgili olarak hazırlanan Hükümet tasarısında "İcra Mahkemesinin iflas dairesinin işlemleri hakkında şikayet üzerine verdiği kararlar ibaresi yer almamakta idi. Bu ibare TBMM Adalet Komisyonu tarafından «...."İcra Mahkemesinin iflas idaresinin işlemleri hakkında şikayet üzerine verdiği kararlara istinaf yolunu açmak" gerekçesi ile eklenerek yasalaşmıştır. (... ..., ... Ejder/ Ayvaz Taşpınar .../ Hanağası Emel; İcra ve İflas Hukuku Ankara 2023 s.80 dn.28) Adalet komisyon gerekçesi ile birlikte anılan hüküm yorumlandığında müflise ait taşınmazların açık arttırma yolu ile satışı için iflas idaresi, masaya ait malların bir listesinin iflas müdürlüğüne sunarak satış yapılmasını talep eder ve tüm satış işlemlerini iflas müdürlüğü gerçekleştirir. İflas dairesi işlemlerine karşı şikayet üzerine verilen kararlara karşı istinaf yolunun açık olduğu söylenebilir. İflasta açık arttırma yolu ile satış usulü, hacizdeki açık arttırma yolu ile satış usulü ile aynıdır. Uyap istemi üzerinden satışa hazırlık işlemleri ve e-ihale ile ihale yapılır. Bu sebepten iflasta müflise ait malların ihale işlemlerini iflas idaresi değil uygulamada iflas dairesi yürütür. Bu şekilde yapılan ihalelerin feshi şikayeti üzerine verilen İcra Mahkemesi kararlarına karşı istinaf ve temyiz kanun yolları açıktır. İcra Mahkemesinin ihalenin feshi talebinin reddi yönündeki kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmesi nedeniyle ihalenin feshi şikayetini, iflas idaresi işlemlerini şikayet kapsamında ele almak isabetli değildir. İİK 363 maddesinin değişiklikten önceki halinde ihale kararlarının feshi veya fesih talebinin reddine ilişkin kararları ihale konusu malın müflise ait olup olmadığı ayrımı yapılmaksızın temyizi kabil kararlar arasında sayılmıştır. Bu nedenle 5311 sayılı Kanun ile değişik 363 maddesi uyarınca müflise ait mallarla ilgili ihalenin feshi şikayeti sonucunda verilen karara karşı istinaf yolunu kapatıldığı şeklindeki çoğunluk görüşe katılamıyorum. Yukarıda açıkladığım sebeple müflise ait taşınmaz ihalesinin feshi şikayetinin İcra Mahkemesince reddi kararına karşı istinaf istemi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf sonucunun esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkeme kararına karşı temyiz yolu açık olduğundan temyiz incelemesinin yapılması görüşündeyim. Çoğunluğun iflas idaresince yapılan ihalenin feshi istemine yönelik şikayet olup ancak kararın temyiz kabiliyetinin bulunmadığından bahisle temyiz başvuru talebinin reddi yönündeki karara katılamıyorum.10.10.2024
12. Hukuk Dairesi, 2023/4918 E., 2023/5357 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
tam metni aç
tarafından süresinde istinaf başvurusunda bulunulmadığından İİK'nın 363 ve 365.maddeleri gereğince istinaf başvurusunun reddine hükmedilmiştir.
12. Hukuk Dairesi         2023/4918 E.  ,  2023/5357 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde, borçlunun takibe konu çek altındaki imzanın eli ürünü olmadığı ve sair itirazları üzerine yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddi ile imzaya itirazın kabulü ile davacı ... yönünden takibin durdurulmasına, yasal şartları oluşmadığından davalı alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesine yer olmadığı ile şikayetin reddine karar verilmiştir. Kararın temlik alacaklısı bankalar tarafından istinaf edilmesi üzerine,Bölge Adliye Mahkemesince davalılar Türkiye Halk BankasıA.Ş. ve Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.'nun istinaf başvurularının esastan, T.C. ... A.Ş. tarafından süresinde istinaf başvurusunda bulunulmadığından İİK'nın 363 ve 365.maddeleri gereğince istinaf başvurusunun reddine hükmedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı T. Vakıflar Bankası T.A.O. tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.İTİRAZ Borçlu itiraz dilekçesinde; aleyhine davalı tarafından ... İcra Müdürlüğünün 2018/3936 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe konu çekteki imzanın eli ürünü olmadığını, takip alacaklısı davalıya herhangi bir borcu bulunmadığından, tüm borca ve fer'ilerine itiraz ettiklerini, takipte uygulanan faiz oranının fahiş ve hatalı olduğunu, işletilen faizin yanlış hesaplandığını, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu takipte borçluya gönderilecek ödeme emrinde borcun ve takip masraflarının on gün içinde ödeme emrinde yazılı olan icra dairesine ait banka hesabına ödenmesi ihtarının, icra müdürlüğü banka hesap numarasının ve alacaklı veya vekiline ait hesap numarasının ödeme emrine yazılmasının yasal zorunluluk olduğunu, şikayete konu ödeme emrinde banka hesap numarasının yazılı olmadığını belirterek, takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Alacaklı cevap dilekçesinde; takip konusu çekte davacının avalist olarak imzasının bulunduğunu, bu imzanın davacıya ait olmadığı yönündeki iddianın somut dayanağının bulunmadığını, önceki tarihlerde de davacı tarafından avalist sıfatıyla imzalanan ve itiraza uğramaksızın tahsil edilen çekler bulunduğunu, davacının borçlu olmadığı iddiasının genel mahkemede açacağı menfi tespit davasında değerlendirilebileceğini, takipte istenen faizin hukuka uygun olduğunu, davacının itiraz ederken olması gereken faiz miktarını dahi göstermediğini, davacıya tebliğ edilen ödeme emrinde icra müdürlüğüne ait banka hesap numarası bulunduğunu, bir an için aksi düşünülse dahi, bu eksikliğin her zaman ikmal edilebilir nitelikte olması nedeniyle ödeme emrinin veya takibin iptalini gerektirmeyeceğini belirterek, davanın reddine, davacı aleyhine takip konusu alacağın %10'u oranında para cezasına ve %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının imza incelemesine esas imza örneklerinin ilgili kurumlardan toplandığını ve takibe konu senetteki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda Söke Jandarma Bölge Kriminal Laboratuvar Amirliğinden bilirkişi raporu alındığını, 26.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda; takibe konu senetteki imza ile davacıya ait incelemeye esas imzaların karşılaştırılması sonucunda, senetteki imzanın davacı ... eli ürünü olmasının kuvvetle muhtemel olduğu kanaatine varıldığının rapor edildiğini, somut olayda, alınan bilirkişi raporunun kesin kanaat içermediği, ispat yükü kendisinde olan davalı alacaklının son aldırılan rapora itirazı bulunmadığı gibi, raporu kabul ederek yeniden rapor aldırılması talebinin de olmadığı (... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Esas: 2018/1086 Karar no: 2018/2351) dosyada mevcut bilirkişi raporu ve delillerle takip dayanağı senetteki imzanın davacı borçluya ait olduğunun ispatlanamadığı anlaşıldığından davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; imzaya itirazın kabulü ile ... İcra Müdürlüğünün 2018/3460 Esas sayılı dosyasında davacı ... yönünden takibin durdurulmasına, yasal şartları oluşmadığından davalı alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına, şikayetin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde temlik alacaklısı Türkiye Halk Bankası A.Ş., T.Vakıflar Bankası T.A.O. Ve T.C. ... A.Ş. istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri T.Vakıflar Bankası T.A.O. istinaf dilekçesinde; banka alacağınınT.C. ... A.Ş.'ye temlik edildiğini, davada taraf sıfatlarıının kalmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Türkiye Halk Bankası A.Ş. istinaf dilekçesinde; davacının ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/362 Esas sayılı dosyası ile konkordato talep eden Keskinoğlu Tavukçuluk ... A.Ş.'nin yetkilisi ve pay sahibi olduğunu, temlik eden davalı ... ... A.Ş. ile Keskinoğlu firması arasındaki ticari faaliyet kapsamında, muhtelif çeklerin keşide edildiğini, davacının bu konuda itiraz ileri sürmediğini, davacının icra takibine dayanak çeklerdeki imzanın kendisine ait olmadığı yönündeki iddiasının herhangi bir somut dayanağı bulunmadığını, davacının kötü niyetli olarak borcunu inkar etmeye çalıştığını, yerel mahkeme tarafından eksik inceleme ile karar verildiğini, davacının imza örneğinin bulunduğu belgelerin toplanmadığını ve yeterli inceleme yaptırılmadığını, Keskinoğlu firması yetkililerine ait imza sirkülerine bakıldığında, çekteki imzanın davacıya ait olduğunun çıplak gözle dahi çok net bir şekilde anlaşıldığını, dava konusu takip haricinde ... İcra Dairesinin 2018/3460 Esas sayılı dosyası kapsamında ihtiyati haciz kararının icrası sırasında tutulan haciz tutanağında çek üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunun açık bir şekilde ortaya konulduğunu, yargılama aşamasında Söke Jandarma Bölge Kriminal Laboratuvar Amirliğinden alınan 26.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda takibe konu senetteki imza ile davacıya ait incelemeye esas imzaların karşılaştırılması sonucunda, senetteki imzanın davacı ... eli ürünü olmasının kuvvetle muhtemel olduğu kanaatine varıldığının beyan edildiğini, bilirkişi raporu ile dahi, davaya konu çekteki imzanın davacıya ait olduğunun ispat edildiğini, davacının takibe dayanak senetle ilgili borcu olmadığı yönündeki iddiasının da asılsız olduğunu, bu hususun İcra Mahkemesinin inceleme alanına da girmediğini, İcra Mahkemesinin çek üzerinde yapacağı inceleme sınırlı olup, borcun olup olmadığı yönünde bu Mahkeme tarafından tespit yapılmasının mümkün olmadığını, icra takibine konu faizin hukuka uygun olduğunu, bu dava kapsamında incelenmesinin dahi gerekmediğini, davacının iddiasının aksine, davacıya tebliğ edilen ödeme emrinde ... İcra Müdürlüğüne ait banka hesap numarasının bulunduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf incelemesine konu edilen kararın davalı T.C. ... A.Ş. vekilinin yüzüne karşı verilmesine rağmen, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı anlaşılmakla, İİK'nın 363 ve 365. maddeleri gereğince istinaf başvuru dilekçesinin süre yönünden reddine karar vermek gerektiği, dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalılar Türkiye Halk Bankası A.Ş. ve Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. vekillerinin istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı, kararda kamu düzenine aykırı bir yön de bulunmadığı gerekçesiyle HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca adı geçen davalıların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde temlik alacaklısı T.Vakıflar Bankası T.A.O temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Temlik alacaklısı banka istinaf dilekçesindeki hususları tekrar etmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde imzaya itiraz ile borca ve faiz oranına itiraz ve İİK'nın 60. maddesi kapsamında ödeme emrinde icra müdürlüğü banka hesap numarasının bulunmaması nedeniyle takibin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK md 160, 169/ a , 170 inci madde hükümleri İİK md.60 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temlik alacaklısının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 6219 sayılı Türkiye Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığı Kanunu'na 696 sayılı KHK ile eklenen geçici 5. maddesi gereğince, davacı konumunda olan bankanın harçtan muaf olması nedeniyle harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. İHÖ/AK

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.