İcra ve İflas Kanunu 366. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 366- (Değişik: 2/3/2005-5311/27 md.)
İstinaf ve temyiz incelemeleri, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa göre yapılır ve onbeş gün içinde karara bağlanır.
İlgili ister ve ücretini verir veya gönderirse karar özeti en seri vasıtalarla mahalline bildirilir.
Yargıtayın icra ve iflâs işlerine bakan hukuk dairesinin kararlarına karşı genel hükümlere göre direnme kararı verilebilir. Direnme kararları, Hukuk Genel Kurulunda acele işlerden sayılır.
Yargıtayın bozma kararı veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma, düzelterek veya yeniden esas hakkında vereceği kararları üzerine icra ve iflâs işlerinde 40 ıncı madde hükmü kıyas yoluyla uygulanır.
Borçlunun mevcudu hakkında malümat vermek mecburiyeti:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
2.227 karar eşleşti
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
**- KARAR DÜZELTME**- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 366 ]
Hukuk Genel Kurulu 2011/12-194 E., 2011/272 K.
Hukuk Genel Kurulu 2011/12-194 E., 2011/272 K.
- KARAR DÜZELTME- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 366 ]
- 4421 S. TÜRK CEZA KANUNU İLE CEZALARIN İNFAZI HAKKINDA ... [ Madde 4 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki davadan dolayı, kararın bozulması üzerine direnme yoluyla; Mersin 3.İcra Hukuk Mahkemesinden verilen 21.04.2010 gün ve 2010/172 E- 402 K. sayılı kararın bozulmasını kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'ndan çıkan 22.12.2010 gün, 2010/12-690-685 E-K. sayılı ilamın, karar düzeltilmesi yoluyla incelenmesi davalı E..... G... B.... İ.... M... San.Tic. Ltd.Şti'ni temsilen, kendi adına asaleten davalı İ..... S....tarafından verilen dilekçe ile istenilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca dilekçe, düzeltilmesi istenen ilam ve dosyadaki ilgili bütün kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nun 366. maddesinin 3.fıkrasında "Yargıtay İcra ve İflas Dairesinin hukuk ve ceza kararlarına karşı genel hükümlere göre ısrar olunabilir. Bu dairenin hukuka mütaallik kararları aleyhine on gün içinde karar tashihi yoluna gidilebilir. Cezaya ait kararlar hakkında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322 nci maddesi uygulanır." Hükmü yer almaktadır. Bu hüküm 02/03/2005 gün ve 5311 sayılı Kanunun 27 maddesi ile değişikliğe uğramış ise de aynı Kanunun 29.maddesi ile eklenen geçici madde 7'de yer alan "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar İcra ve İflâs Kanununun bu Kanunla yapılan değişiklikten önceki temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü karşısında bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmemiş olması nedeniyle, 2004 sayılı Kanunun 366/3 maddesinin yukarı aynen alınan karar düzeltmeye ilişkin hükmü halen yürürlüktedir.
Somut olayda ise; Karar düzeltme isteminde bulunan davalı E..... G... B.... İ.... M... San.Tic. Ltd.Şti. ve davalı İ..... S....vekiline Hukuk Genel Kurulu kararı 19.1.2011 tarihinde tebliğ edilmiş; davalı şirketi temsilen ve kendi adına asaleten İ..... S....tarafından verilen karar düzeltme dilekçesi ise 02.02.2011 tarihinde havale edilip, harcı da aynı tarihte yatırılmıştır.
Şu hale göre; karar düzeltme istemi 2004 sayılı Kanunun 366/3 maddesinde öngörülen 10 günlük karar düzeltme süresi geçirildikten sonra yapılmıştır.
Açıklanan nedenle karar düzeltme dilekçesinin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç : Davalı E..... G... B.... İ.... M... San.Tic. Ltd.Şti'ni temsilen, kendi adına asaleten davalı İ..... S....tarafından verilen karar düzeltme dilekçesinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. ve 4421 sayılı Kanunun 4/b-1 maddeleri gereğince takdiren 185 TL. para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine; 04.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
12. Hukuk Dairesi, 2023/6876 E., 2023/4861 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İcra mahkemesi kararlarına karşı kanun yolları bakımından İİK’nun 363,364,365,366 maddelerinde özel hükümler konulmuştur.
12. Hukuk Dairesi 2023/6876 E. , 2023/4861 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı-alacaklılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3. bendinde; 'Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması” halinde bölge adliye mahkemesinin, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği belirtilmiştir.
Yine aynı Kanunun 362/1-c bendinde; Bölge Adliye Mahkemesinin, yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verdiği kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağı düzenlenmiştir.
Buna göre HMK’da Bölge Adliye Mahkemesine dosyayı asıl görevli mahkemeye gönderebilme salahiyetini de tanıyan görevle ilgili kesin karar verme ve uyuşmazlık çıkması halinde kesin olarak çözümleyen karar verme yetkisi tanındığı görülmektedir. Bu nedenle yasada görev hususunun en geç Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla çözümlenmesi sisteminin benimsendiği açıkça görüldüğünden görev hususunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı özellikle 362/1-c madde hükmü de gözetildiğinde temyiz yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmalıdır.
Somut olayda; davacının ihtiyati haczin yeniden konulması istemine ilişkin şikayet istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, Aydın 1. İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine karar verildiği, davacı-alacaklılar tarafından bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince yerel mahkeme kararı kaldırılarak “davanın görev nedeniyle usulden reddine” karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yargıtayca incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, HMK’nın 353/1-a-3 ve 362/1-c bentleri gereğince kesin nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nun 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin REDDİNE, 11.09.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı:
İcra ve İflas Hukukunun ana kaynağı İcra ve İflas Kanunudur. İcra ve İflas Kanunda açık hükmü bulunmayan hallerde icra ve iflas takiplerinin niteliğine uygun düştüğü oranda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri de uygulanır. (Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerinin İcra ve İflas Uyuşmazlıklarında Uygulanabilirliği (Prof. Dr. Ramazan Arslan Armağan. C-2. Ankara 2015 s. l835-1866)
Bir özel görevli ilk derece mahkemesi olan icra mahkemesi kararlarına karşı da kanun yolları açıktır.
İcra mahkemesi kararlarına karşı kanun yolları bakımından İİK’nun 363,364,365,366 maddelerinde özel hükümler konulmuştur.
20 Temmuz 2016 dan itibaren icra mahkemesi kararlarına karşı gidilecek olan kanun yolları istinaf ve temyizdir. 5311 sayılı kanunlar değişik İİK 'nun 363. maddesi, değişiklik öncesi 363. maddesinin tersine icra mahkemesinin hangi kararlarına karşı istinaf yoluna kapalı olduğunu (yani icra mahkemelerinin hangi kararlarının kesin olarak verildiğini) düzenlemiştir. Bu düzenleme nedeniyle icra mahkemesinin İİK m.363 den ismen gösterilmemiş bulunan diğer kararlarına karşı istinaf yolunun açık olduğu anlaşılmaktadır.
Anılan maddede sayılmadığı için icra mahkemesinin görev ve yetkisizliğe ilişkin kararlarına karşı da istinaf yolu açıktır.
İstinaf sisteminde önce 5311 sayılı kanun değişikliği öncesi İİK'nun 363. maddesi temyiz edilebilecek kararlarını sayarken 2. sırada görev ve yetkisizliğe ilişkin kararları da saymıştır.
Başka bir anlatımla istinaf sistemi öncesi veya sonrası İİK m. 363 hükmüne göre icra mahkemesinin görevsizlik ve yetkisizliğe ilişkin kararlarına karşı kanun yolu açıktır.
İİK'nun 363. maddesi dışında İcra ve İflas Kanununda açıkça istinaf yolu kapalı (kesin) olduğu belirtilen kararlar için de istinaf yolu kapalıdır. Örneğin Kıymet takdirine ilişkin şikayetlerde icra mahkemesinin yetkisizlik kararı İİK'nun 128/a-son fıkrasına göre kesindir. Yine İİK'nun 134. maddesinin 7. fıkrasına göre ihalenin feshine ilişkin şikayetlerde icra mahkemesinin görevsizlik veya yetkisizlik kararlarının kesin olduğu yani istinaf yolunu kapalı olduğu düzenlenmiştir. İcra ve İflas kanunlarında yazılı bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere İİK'nun 363. maddesinde istinaf yolu kapalı haller arasında sayılmayan ve ayrıca yukarıda belirtilen özel hükümler uyarınca kesin olduğu düzenlenmeyen icra mahkemesinin görevsizlik veya yetkisizlik kararlarına karşı istinaf yolunun açık olduğu görülmektedir. Kanun koyucu icra mahkemelerinin görevsizlik veya yetkisizlik kararlarına karşı istinaf yolunu kapatmak istese idi bu kararları İİK 363.maddesinde istinaf yolu kapalı olan kararlar arasında sayar idi.
İcra ve İflas Kanunu “temyiz"’ yolu ve başvuru ve incelemesi başlıklı İİK’nun 364.maddesinin birinci fıkrası" Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairelerince verilen ve miktar veya değeri kanunda belirtilen parasal sınırı geçen (İİK m.364/1 geçici md. 16) nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.” hükmünü düzenlemiştir. Bu madde hükmüne göre istinaf mahkemesinin kararını türüne veya konusuna göre bir ayrım yapılmaksızın, istinaf mahkemelerince verilen tüm nihai kararların parasal temyiz sınırını geçmesi kaydı ile temyiz edileceğini açıkça düzenlemektedir. Böylelikle istinafa başvurulabilecek tüm kararlara karşı temyiz sınırını aşmak konusu ile temyiz yoluna gidilebilecektir. (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özkan Sungurtekin Meral/Özekes Muhammet.İcra ve İflas Hukuku Ders kitabı, İstanbul 2012 s.59).
Hangi istinaf mahkemesi kararlarının temyiz edilebileceği konusunda icra ve iflas kanununda açık bir hüküm bulunduğu ve bu nedenle öncelikle uygulaması gerektiği yoruma ihtiyaç bırakmayacak şekilde açıkça anlaşılmaktadır.
İİK'nun 366.maddesinin birinci fıkrası istinaf ve temyiz incelemeleri Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre yapılır” hükmü icra ve iflas kanununda hüküm bulunmayan durumlarda HMK'nın istinafı ve temyize ilişkin hükümleri uygulanır, şeklinde anlaşılmalıdır.
Somut olayda ihtiyati haczin infazı ile ilgili şikayetin reddi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine istinaf mahkemesince, ihtiyati haczin yeniden konulması istemi ile ilgili şikayette, icra mahkemesinin yetkisinin İİK’nun 266. maddesine göre takibe başladıktan sonra başlayacağı, henüz talep başlatılmadığından icra mahkemesince şikayetin görev nedeniyle usulden reddi yerine şikayetin esastan reddi yerinde bulunmayarak icra mahkeme kararını kaldırıp şikayetin (davanın) görev nedeniyle usulden reddine karar verildiği, bu kararın temyiz konusu yapıldığı görülmektedir.
Bu karar yukarıda açıklandığı üzere İİK'nun 364/1 fıkrasına göre temyiz yolu açık bir karar olup işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi görüşünde olduğumdan çoğunluğun İİK'nun 364. ve HMK'nın 366 maddelerinin göndermesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararına HMK’nın 353/1 -a3 ve 362/1-c maddeleri gereğince kesin nitelikte olduğu gerekçesi ile HMK nın 352 maddesi gereğince temyiz talebinin reddine ilişkin Dairenin çoğunluk kararına katılamıyorum.
6. Hukuk Dairesi, 2022/729 E., 2023/554 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 366 ncı maddesi, 2004 sayılı yasanın 140 vd.
6. Hukuk Dairesi 2022/729 E. , 2023/554 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1741 E., 2021/1880 K.
DAVA TARİHİ : 04.02.2021
HÜKÜM/KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/77 E., 2021/580 K.
Taraflar arasındaki sıra cetvelindeki sıraya şikayet davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulüne karar verilmiştir.
Kararın şikayet olunan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayet olunan vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ŞİKAYET
Şikayetçi vekili şikayet dilekçesinde; Kayseri Genel İcra Dairesinin 2020/42631 Esas sayılı takip dosyasından tanzim edilen 15.01.2021 tarihli sıra cetvelinde 1. sırada şikayetçi haczinin yer alması gerekirken şikayet olunan haczine 1. sırada yer verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve şikayet etmiştir.
II. CEVAP
Şikayet olunan vekili cevap dilekçesinde, kendi takip dosyalarından konulan haciz tarihinin şikayetçi haczinden önce olduğunu savunarak, şikayetin reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, sıra cetvelinde birinci sırada alacaklı ..., ikinci sırada alacaklı ... ve üçüncü sırada alacaklı ... ...'ın yer alması gerektiği belirtilerek, şikayetin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline, şikayetçi ... 'in alacağının 1. sıraya kaydının yapılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayet olunan vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayet olunan vekili; 10.01.2017 tarihli haciz taleplerine sehven yılın 2016 olarak yazıldığını, bu talebe dayalı tensip tarihi olan 29.01.2017 gününün haciz tarihi olarak kabulü gerektiğini, ikinci haciz taleplerinin 11.01.2019'da yapıldığını, 13.02.2019 günü talebin kabul edildiğini ancak müdürlüğün gerekli işlemi yapmadığını, talep eden ve edilen dosyalar aynı icra müdürlüğünde olduğundan işlemin talep tarihinde gerçekleştiğinin kabulü gerektiğini, şikayetçi ve borçlunun kötüniyetle birlikte hareket ettiklerini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve şikayetin reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, icra mahkemesince sıra cetvelinin iptali ile yetinilmesi gerekirken, eda hükmü niteliğindeki şikayetçi ...'in alacağının 1. sıraya kaydının yapılmasına yönelik hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, ilk derece mahkemesi kararının re'sen kaldırılması ile şikayetin kabulüne ve sıra cetvelinin iptaline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayet olunan vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayet olunan vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sıra cetvelinde sıraya itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 366 ncı maddesi, 2004 sayılı yasanın 140 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayet olunan vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 366 ncı maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2016/7546 E., 2020/1149 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Dosyadaki yazılara, İcra Mahkemesi kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre İİK'nın 366. maddesi ve HUMK'nın 440.
23. Hukuk Dairesi 2016/7546 E. , 2020/1149 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Şikayetçi vekili, şikayet dışı borçluya ait ticari plakalı aracın plakasının satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde, müvekkiline 8. sırada yer verildiğini, 1. ve 2. sırada araç üzerinde rehni bulunan şikayet olunanlara yer verildiğini, araç üzerindeki rehnin ticari plakayı kapsamadığını ileri sürerek hatalı hazırlanan sıra cetvelinin iptali ile yeniden sıra cetveli düzenlenmesini talep ve şikayet etmiştir.
Şikayet olunan İş Bankası vekili ve Esnaf ve Kredi Kef. Koop vekili araç üzerinde rehin hakkı bulunduğunu ve ticari plakayı da kapsadığını savunarak şikayetin reddini istemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, ticari plakalar özel satış şekline tabi olsalar ve ayrıca kayıt altına alınsalar da trafik siciline kayıtlı oldukları, diğer menkuller gibi rehnin de TMK. 'nın 942/2. maddesi uyarınca trafik siciline şerh ile mümkün olduğu, şikayet olunan T. İş Bankasının ve Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet kooperatifinin taşıt rehni sözleşmesinde açıkça aracın plakasına ve bu plakaya bağlı tüm haklarına rehin konulduğu belirtilmiş olduğundan şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararı şikayetçi vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, İcra Mahkemesi kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre İİK'nın 366. maddesi ve HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan İcra Mahkemesi kararının İİK’nın 366. maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 20.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2019/246 E., 2020/44 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
sayılı kararı ile; şikâyet olunan vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan kararın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 366. maddesi uyarınca onanmasına karar verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu 2019/246 E. , 2020/44 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “sıra cetveline itiraz” isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 8. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin kabulüne ilişkin karar davalı/şikâyet olunan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda onanmasına karar verilmiş, şikâyet olunan vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı şikâyet olunan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü.
I. YARGILAMA SÜRECİ
Şikâyetçi İstemi:
4. Şikâyetçi vekili 02.12.2011 harç tarihli dava dilekçesinde; sıra cetvelinde birinci sırada alacaklı olarak gösterilen İstanbul 14. İcra Dairesinin 2008/29281 E. sayılı dosyasında haciz tarihinin, sıra cetvelinde belirtildiği gibi 05.02.1999 olmayıp 16.01.2002 olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğu İstanbul 6. İcra Dairesinin 2000/373 E. sayılı dosyasında ise haciz tarihinin 04.12.2001 olduğunu, şikâyet olunanın dosyasına birinci sırada yer verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinde 1. sırada yer verilen alacaklının haciz tarihinin hatalı olması sebebiyle sıra cetvelinin iptaline, satılan taşınmaz üzerinde en eski tarihli haczi tatbik eden müvekkilinin alacaklısı olduğu İstanbul 6. İcra Dairesinin 2000/373 E. sayılı dosyasının düzenlenecek yeni sıra cetvelinde 1. sıraya alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Şikâyet Olunan Cevabı:
5. Şikâyet olunan vekili 16.01.2012 tarihli cevap dilekçesinde; şikâyetçinin alacaklı olduğu İstanbul 6. İcra Dairesinin 2000/373 Esas sayılı dosyasından vazedilen 04.12.2001 tarihli haczin, İİK’nın 106. maddesi kapsamında haciz tarihinden itibaren iki yıl içinde satış istenmediğinden, satışa yönelik olarak hazırlık işlemlerinin hiçbirisinin yapılmaması, taşınmazın çap, imar durumlarının celp edilmemesi, taşınmazın kıymet takdirinin yapılmaması nedeniyle düştüğünü, satış tarihi itibariyle şikâyetçinin mahcuz taşınmaz üzerinde geçerli bir haczi bulunmadığından şikâyetçi dosya alacaklısı Girişim Varlık Yönetimi A.Ş.’nin sıra cetvelinde gösterilmemesi gerektiğini belirterek şikâyetin reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. İstanbul 8. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 20.03.2012 tarihli ve 2011/1380 E., 2012/254 K. sayılı kararı ile; İstanbul 14. İcra Dairesinin 2008/29281E. sayılı dosyasında düzenlenen 18.11.2011 tarihli sıra cetvelinde, şikâyet olunanın haciz tarihinin 05.02.1999 olarak gösterildiği, oysa icra takibinin 26.10.1999 tarihinde başladığı ve bu tarihten önceki bir tarihte taşınmazın haczedilmesinin mümkün olmadığı, taşınmaz hisselerine 16.01.2002 tarihinde haciz konulduğu gerekçesiyle şikâyetin kabulüne ve sıra cetvelinin iptaline karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7.1. İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyet olunan vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
7.2. Yargıtay 23. Hukuk Dairesince 10.06.2013 tarihli ve 2013/3179 E., 2013/3945 K. sayılı kararı ile; şikâyet olunan vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan kararın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 366. maddesi uyarınca onanmasına karar verilmiştir.
7.3. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen onama kararına karşı süresi içinde şikâyet olunan vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
7.4. Yargıtay 23. Hukuk Dairesince 31.01.2014 tarihli ve 2013/7084 E., 2014/607 K. sayılı kararı ile;
“…Sıra cetveline yönelik şikâyetlerde, şikâyetçinin haczinin ayakta olması; böylelikle iptal edilecek yeni sıra cetveline girebilecek durumda bulunması gerekir.
Şikâyetçi Girişim Varlık Yönetimi A.Ş.’nin alacaklı olduğu dosyadan bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 04.12.2001 tarihinde konulan haciz, şikâyet olunanın haczinden önceki tarihli ise de şikâyetçinin 30.04.2003 ve 18.04.2005 tarihli satış talepleri icra müdürünce reddedilmiştir. Şikâyetçi bu red kararlarının iptali için icra mahkemesine başvurmadığından belirtilen haczi düşmüştür (HGK. 10.03.2010 gün ve 2010/19-45-140 E.K.; aynı yönde 17.10.2012 gün ve 2012/19-507-722 E.K.). 13.10.2008 tarihli haczi de şikâyet olunanın haczinden sonraki tarihlidir. Hâl böyle iken, şikâyetin reddine karar verilmek gerekirken sıra cetvelinin iptaline karar verilmiş olması doğru olmayıp, Dairemizin 10.06.2013 gün ve 2013/3179-3945 E.K. sayılı onama kararının da hataya dayandığı anlaşılmış; şikâyet olunan vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemiz onama kararının kaldırılarak, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir…” gerekçesiyle şikâyet olunan vekilinin karar düzeltme isteminin oy çokluğuyla kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Direnme Kararı:
8. İstanbul 8. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 23.09.2014 tarihli ve 2014/901 E.,2014/805 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
9. Direnme kararı süresi içinde şikâyet olunan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
10.Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay bakımından şikâyetçinin haczinin ayakta olup olmadığı, eş söyleyişle şikâyetçinin sıra cetveline girebilecek konumda bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
11. İstem, sıra cetvelinin iptaline ilişkindir.
İlgili Mevzuat
12. 2004 sayılı İİK’nın aşağıda sistematik bir biçimde sıralanmış olan ilgili maddelerinde:
“Şikayet ve şartlar:
Madde 16 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.)
Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.
Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir.
Şikayet üzerine yapılacak muameleler :
Madde 17 – Şikayet icra mahkemesince, kabul edilirse şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir.
Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin icrası emrolunur.
Takip masrafları:
Madde 59 – (Değişik: 6/6/1985-3222/4 md.)
Takip masrafları borçluya aittir. Alacaklı, yapılmasını talep ettiği muamelenin masrafını ve ayrıca takip talebinde bulunurken borçlunun 62 nci maddeye göre yapabileceği itirazın kendisine tebliğ masrafını da avans olarak peşinen öder.
Alacaklı ilk ödenen paradan masraflarını alabilir.
1 – Satış Talebi
Talep için müddetler:
Madde 106 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.)
(Değişik birinci fıkra: 2/7/2012-6352/21 md.) Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren altı ay, taşınmaz ise hacizden itibaren bir yıl içinde satılmasını isteyebilir.
Borçlunun üçüncü şahıslardaki alacağı taşınır hükmündedir.
Haczin kalkması:
Madde 110 – (Değişik: 2/7/2012-6352/22 md.)
Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya icra müdürü tarafından verilecek karar gereği gerekli gider onbeş gün içinde depo edilmezse veya talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Hacizli malın satılması yönündeki talep bir defa geri alınabilir.
Haczedilen resmi sicile kayıtlı malların, icra dairesiyle yapılacak yazışmalar sonucunda haczinin kalktığının tespit edilmesi hâlinde, sicili tutan idare tarafından haciz şerhi terkin edilir ve işlem ilgili icra dairesine bildirilir.
Birinci fıkra gereğince haczin kalkmasına sebebiyet veren alacaklı o mala yönelik olarak, haczin konulması ve muhafazası gibi tüm giderlerden sorumlu olur.
Sıra cetveli:
Madde 140 – Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemiye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar.
Alacaklılar 206 ncı madde mucibince iflas halinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar.
Bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için muteber olan tarih haciz talebi tarihidir.
Cetvel suretlerinin tebliği:
Madde 141 – Sıra cetvelinin birer sureti icra dairesi tarafından alakadarlara tebliğ edilir.
Cetvele itiraz:
Madde 142 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.)
Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir.
Dava basit yargılama usulüyle görülür.
İtiraz alacağın esas ve miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dairse şikayet yoliyle icra mahkemesine arzolunur.
Teminat karşılığı ödeme:
Madde 142/a- (Ek: 17/7/2003-4949/39 md.)
Sıra cetveline karşı 142 nci madde uyarınca şikâyet veya itiraz yapılmışsa, tebligatı alan ve sıra cetvelinde hak sahibi görünen her alacaklı, bir bankanın kesin teminat mektubunu dosyaya ibraz ederek payına düşen meblâğı tahsil edebilir. 36 ncı maddenin ikinci fıkrası burada da uygulanır.”
Düzenlemesi yer almaktadır.
13. Paraların paylaştırılması aşaması icra takibinin son aşamasıdır. Alacaklının talebiyle başlayan takip talebi, ödeme emri, haciz ve satış aşamalarından sonra icra dairesi, haczedilen mal tek alacaklı için haczedilmişse elde edilen parayı alacaklıya ödeyecektir. Aynı malların birden fazla alacaklı için haczedilmiş olmasında yani hacze iştirak hâlinde ise üç ihtimal ile karşılaşılır: Satış tutarı aynı derecede hacze iştirak etmiş olan (m.100-101) bütün alacakları (faiz ve takip giderleriyle birlikte) ödemeye yeterse, para bütün alacaklılar arasında paylaşılır.Buna karşılık satış tutarı, aynı derecede hacze iştirak etmiş olan (m.100-101) bütün alacakları (faiz ve takip giderleriyle birlikte) ödemeye yetmezse, icra dairesi önce tamamlama haciz yapar. Tamamlama haciz ile elde edilen malların satış tutarı ile daha önce haczedilmiş ve satılmış bulunan malların satış tutarı toplamı da, bütün alacakları ödemeye yetmezse, icra dairesi alacaklılarına bir sıra cetveli yapar. Sıra cetvelinde aynı derecede hacze iştirak etmiş olan (m.100-101) bütün alacaklılar, alacak miktarları ve faizleri ile gösterilir. Bu alacaklıların her biri belli bir sıraya girer. Bu sıra, İİK’nın 206. maddesinde gösterilmiştir (Kuru, B: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, s. 730, 733).
14. Alacaklılar sıra cetvelinin bir suretinin kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde sıra cetveline şikâyet yoluna başvurabilirler veya 142. madde gereğince sıra cetveline itiraz davası açabilirler. Bu süre içerisinde şikâyet ya da itiraz yoluna başvurulmazsa sıra cetveli kesinleşir. Sıra cetveli kesinleşmeden icra müdürü paraları paylaştıramaz.
15. Sıra cetveline yönelik şikâyetlerde, şikâyetçinin haczinin ayakta olması; böylelikle iptal edilecek yeni sıra cetveline girebilecek durumda bulunması gerekmektedir.
16. Dosya kapsamında yapılan incelemeye göre somut olayda; şikâyetçi tarafından bedeli paylaşıma konu gayrimenkulün haciz tarihinden itibaren iki yıl içinde satışının talep edilip satış avansının yatırıldığı, icra memuru tarafından henüz satış şartlarının oluşmaması nedeniyle satış talebinin reddine karar verildiğianlaşılmaktadır. Alacaklı İİK’nın 106. maddesi ile güdülen amaca uygun olarak süresi içinde satış talebinde bulunmuş ve aynı Kanun’un 59. maddesi uyarınca yatırılması gereken gider avansını da yatırmıştır. Yerel mahkemece süresinde satış talebinde bulunulduğundan dolayı haczin ayakta olduğunun kabulü ile şikâyetin kabulüne karar verilmiştir.
17. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 29.06.2018 tarihli ve 30463 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2016/4 E., 2018/1 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da; alacaklının yasal süresi içinde usulüne uygun olarak yaptığı satış talebinin icra müdürlüğünce reddine ilişkin kararın şikâyet yoluyla ortadan kaldırılmaması hâlinde yasal sürenin geçmesi ile özellikle sıra cetveline esas alınacak haczin düşmeyeceği açıkça kabul edilmiştir.
18. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 45. maddesine göre; İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.
19. Yukarıda yapılan açıklamalar ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun kararı doğrultusunda somut davaya tekrar bakıldığında, süresi içinde yapılan satış talebinin icra müdürlüğünce reddine karar verilmiş olması hâlinde, bu karar aleyhine şikâyet yoluna başvurulmasa dahi haczin ayakta olduğunun kabulü gerektiğinden yerel mahkeme kararı yerindedir.
20. O hâlde direnme kararının açıklanan ilâve gerekçelerle onanması gerekir.
IV. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle;
Şikâyet olunan vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda belirtilen ilave gerekçe ve nedenlerden dolayı ONANMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile eklenen geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 21.01.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
...
...
...
...
...
...
...
Dr. ...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.