İcra ve İflas Kanunu 50. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 50 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.)
Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.
Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur.
İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur.
III. TATİLLER VE TALİKLER
Tatiller:
1 – Bütün borçlular hakkında:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
68 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2014/2231 E., 2014/7416 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul (Kapatılan) 22. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ödeme emri tebliği üzerine borçlu sadece yetki itirazında bulunmuş ise, alacaklı İİK'nın 50/2. maddesi uyarınca, bu itirazın kaldırılmasını ancak, icra hukuk mahkemesinden isteyebilir.
23. Hukuk Dairesi 2014/2231 E. , 2014/7416 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul (Kapatılan) 22. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 11/11/2013
NUMARASI : 2012/148-2013/266
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında düzenlenen protokol gereği müvekkilince davalının reklâmlarının yayınladığını, hizmet bedelinin davalıya fatura edildiğini, davalının ödeme yapmaması üzerine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe, borcun esasına ve yetkiye haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 icra inkâr tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, borcun esasını da kabul etmediklerini, taraflar arasında sözleşme bulunmadığını, takibe konu borç herhangi bir sözleşmeye dayanmadığından ve taraflar arasında yetki sözleşmesi veya şartı bulunmadığından genel yetki kuralları gereği davalının yerleşim yerinin yetkili olduğunu savunarak, davanın reddi ile %40 kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; taraflar arasında geçerli bir akit bulunmadığı, davacı tarafça ticari defter ve kayıtların ibraz edilmediği, davalının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı, 361 sayılı yevmiye maddesinde 16396 fatura açıklaması ile davacı şirkete 413,00 TL alacak kaydedildiğinin görüldüğü, yevmiye defterinin 821 sayılı maddeye kadar işlenmiş olduğu, kapanış maddesi bulunmadığı, envanter defteri de işlenmediğinden bakiye tespitinin yapılamadığı, adı geçen bu fatura bedelinin 16.08.2011 tarihinde ödendiği, davacı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatıldığı halde yemin metni sunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı-alacaklının İstanbul İcra Müdürlüğü'nde başlattığı icra takibine davalı tarafça davalı şirketin merkezinin Pendik/İstanbul olduğu, buna göre Pendik İcra Daire'sinin yetkili olduğu bildirilerek süresinde ve usulüne uygun şekilde icra dairesinin yetkisine ve sözleşme ilişkisinin varlığı da inkar edilerek borca itiraz edilmiş, davacı-alacaklı bu itirazı benimsememiş ve bu davayı İstanbul Ticaret Mahkemesi'nde açmıştır.
Ödeme emri tebliği üzerine borçlu sadece yetki itirazında bulunmuş ise, alacaklı İİK'nın 50/2. maddesi uyarınca, bu itirazın kaldırılmasını ancak, icra hukuk mahkemesinden isteyebilir. Borçlu yetki itirazı ile birlikte borcun esasına da itiraz etmişse, alacaklı aynı Kanun'un 67/1. maddesi uyarınca icra hukuk mahkemesine başvurabileceği gibi, dilerse genel mahkemeye itirazın iptali davası da açabilir. Borçlu yetki itirazı ile birlikte borcun esasına da itiraz etmişse, icra hukuk mahkemesi tarafından önce yetki itirazı incelenip karara bağlanacaktır. Borçlunun yetki itirazı ile birlikte borca itiraz etmesi ve alacaklının da genel mahkemede itirazın iptali davası açması halinde, genel mahkeme icra dairesinin yetkisine
karşı yapılan itirazı icra hukuk mahkemesi yerine geçerek çözümlemelidir. Zira, genel mahkemenin de yetki itirazını incelemeye yetkili olduğunun kabulü gerekir. Esasen icra hukuk mahkemesinden daha geniş yetkili olan genel mahkemenin yetki itirazını inceleyememesi için bir neden de bulunmamaktadır. Genel mahkemenin önce kendi yetkisine yönelik itirazı inceleyip karara bağlayacağı kabul edilirse, mahkeme yetkisizlik kararı verecek, yetkili mahkeme bu kez icra dairesinin yetkisiz olduğu, geçerli bir takip bulunmadığı gerekçesiyle itirazın iptali davasını reddedecektir. Bu durum ise Anayasa'nın 141/son ve 6100 sayılı HMK'nın 30. maddelerinde hüküm altına alınan usul ekonomisi ilkesine de aykırı düşecektir. Dairemiz`in 04.11.2013 tarih ve 5340 E., 6762 K. sayılı ilamında açıklanan yerleşik uygulamasına göre de, borçlunun icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmesi halinde, itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için, yetkili icra dairesinde mevcut bir takip bulunmalıdır. Dolayısıyla, mahkemenin önce icra dairesinin yetkili olup olmadığını incelemesi, icra dairesinin yetkili olmadığını tespit etmesi halinde, borcun esasına ilişkin itirazın incelemesine geçilmeksizin takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı ve geçerli bir icra takibi bulunmadığı gözetilerek itirazın iptali davasının da HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar vermesi gerekmektedir. Artık bu durumda, mahkemenin kendi yetkisine yapılan bir itiraz varsa bunu incelemesine gerek kalmamaktadır. İcra dairesinin yetkili olduğunun anlaşılması halinde, bundan sonra mahkemenin yetkisine yönelik itirazı incelemesi, sonucuna göre gerekli kararı vermesi gerekmektedir. İİK'nın 67. maddesine dayanan davanın, mutlaka takibi yapılan icra dairesinin yetki çevresinde açılacağını gösteren bir hüküm bulunmadığı, dolayısıyla, başka bir yer mahkemesinin başka bir yer icra dairesindeki takibe yapılan borca itirazı incelemesinde yasal bir engel bulunmadığı da gözetilmelidir.
YHGK'nın 24.04.2013 tarih ve 2012/9-1435 E., 2013/569 K. sayılı ilamında, "Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davasını gören mahkeme, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyebilir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması sonuca etkili değildir. Başka bir ifadeyle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle tetkik merciinin (icra hukuk mahkemesinin) yerine geçerek, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek, kesin olarak sonuçlandırmalıdır (Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2001 tarih ve 19-267 E., 311 K. sayılı; 20.03.2002 tarih ve 13-241 E., 208 K. sayılı ilamları). Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır (Saim Üstündağ, İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, sayfa:101-102; Aynı doğrultuda YHGK'nın 20.03.2002 tarih 13-241 E., 208 K. sayılı ilamı). İtirazın iptali davasının konusunu teşkil eden icra takibinde borçlu, icra dairesinin yetkisine yönelik bir itiraz ileri sürmediğinden, takibin başlatıldığı yer ile itirazın iptali davasına bakan mahkemenin bulunduğu yerin aynı olması gerekmemektedir." açıklamasına yer verilerek, bu uygulama benimsenmiştir.
Somut olayda, takip tarihinde yürürlükte olan ve İİK'nın 50/1. maddesi atfı ile uygulama yeri bulunan HMK'nın 10. maddesi uyarınca, sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda, dava veya icra takibi sözleşmenin (borcun) yerine getirileceği (ifa edileceği) yer mahkemesinde ya da icra dairesinde de açılabilir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer, öncelikle yanların açık ya da örtülü isteğine göre belirlenir. Tersi durumda ise, sözleşmenin yerine getirileceği yer takip tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73. maddesi uyarınca saptanır. Öyle ki, davanın konusu, varlığı inkar edilmeyen sözleşmeden doğan bir para borcu olup da, sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise, bu para borcu alacaklının ödeme zamanındaki ikametgâhında ödenir. Alacaklı bu para borcunun
ödenmesi için kendi ikametgahında takip ya da dava açabilir. YHGK'nın 16.02.2005 tarih ve 19-63 E., 61 K. sayılı ilamı bu yöndedir. Ne var ki, somut olayda, taraflar arasında sözleşmenin olup olmadığı tartışmalı olup, İİK'nın 50/1. maddesi atfı ile HMK'nın 6. maddesi uyarınca davalı borçlunun ikametgâhının bulunduğu yer icra dairesi ve mahkemesi yetkilidir.
Bu durumda mahkemece, taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığının kanıtlanamadığı sonucuna varıldığına göre; genel yetki kuralı (HMK m.6) gereği borçlunun ikametgâhındaki icra dairelerinin yetkili olduğu ve mahkemenin yetkisinin tartışılmasına gerek kalmadığı gözetilerek, itirazın iptali davası açılabilmesi için yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibi bulunmasına ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca, "davanın usulden reddine" karar verilmesi gerekirken, yetki itirazının tartışılmaması ve gerekçedeki kabul ile çelişkiye düşülerek uyuşmazlığın esasının incelenmesi doğru olmamış ise de, davalı-borçlu vekilince icra dairesinin ve mahkemenin yetkisi bakımından gerekçe temyizi yapılmamak suretiyle icra dairesinin ve mahkemenin yetkisi benimsenmiş olup, kararın anılan dava koşulu nedeniyle değişik gerekçe ile onanmasına karar verilmemiştir.
Bu açıklamalara ve dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Dava, reklâm hizmeti verilmesi nedeniyle düzenlenen faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin iptali istemine ilişkindir.
Dosya arasında aslı bulunan 24.01.2011 tarihli protokolde davalının imzası bulunmamakta ve ilânların yapıldığı iddia edilen dergi örneklerine dosya kapsamında rastlanmamakta ise de, protokol kapsamındaki reklâmın, birden fazla kez yayınlandığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı şirket yetkilisince gönderilen 10.08.2011 tarihli elektronik postada, bir sefer için ilan yapılmasının kabul edildiği, bundan sonra ilan yapılmasını kabul etmedikleri hususları belirtilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 22. maddesinde, " Tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, münasip bir ücret istiyebilir. Bundan başka, verdiği avanslar veya yaptığı masraflar için ödeme tarihinden itibaren faize de hak kazanır." hükmüne yer verilmiştir.
Davacı tarafça, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunduğu kanıtlanamamakla birlikte davalıya ait reklamın birden fazla yayınlanmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, davacı şirketten, reklamın yayınlandığı tüm dergiler istenerek, konusunda uzman bilirkişiden TTK 22. maddesi uyarınca davacının hak etmiş olduğu hizmet bedelinin miktarı ile ilgili rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 20.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
3. Hukuk Dairesi, 2011/19432 E., 2012/1798 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAİLE MAHKEMESİ
tam metni aç
e'nin her yerinde açılabileceğinden davalının yetkiye ve borca itirazlarınınn iptali ile % 40 icra inkar tazminatının davalı taraftan tahsilini istemiştir.Davalı, mahkeme ilamının icraya konu edilemediği için ilamsız takibe konu edildiğini İİK'nun 50. maddesi uyarınca yerleşim yeri icra dairesi olan ...
3. Hukuk Dairesi 2011/19432 E. , 2012/1798 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 3.600,00 TL alacak için ... 2. İcra Müdürlüğü'nün 2010/1202 Esas sayılı takip dosyasına davalının itirazının iptali ile % 40 icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili, ... Aile Mahkemesi'nin 2007/117 Esas sayılı dosyasında görülen boşanma davasının 20.02.2008 tarihinde karara çıktığını, kararın temyiz edilmesi nedeniyle kararın kesinleşmediğini, mahkeme tarafından tarafların müşterek çocuğu Işıl için tedbir nafakasına hükmedildiğini, birikmiş 3.600,00 TL tedbir nafakası alacağı için ilamsız takip yaptıklarını, davalının yapılan takibe yerleşim yerinin İstanbul ili Kadıköy ilçesi olduğundan ve aynı alacak için mükerrer takip yapıdığından bahisle icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiğini, nafaka alacaklarının tahsili için açılan davaların Türkiye'nin her yerinde açılabileceğinden davalının yetkiye ve borca itirazlarınınn iptali ile % 40 icra inkar tazminatının davalı taraftan tahsilini istemiştir.Davalı, mahkeme ilamının icraya konu edilemediği için ilamsız takibe konu edildiğini İİK'nun 50. maddesi uyarınca yerleşim yeri icra dairesi olan ... İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, yapılan takibe yetki itirazının bulunduğunu, borca ve miktara itirazının söz konusu olmadığını, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinde haklı olmadığından bahisle davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, ilamsız icrada yetki konusunun ilamlı icradakinin aksine HUMK 'nundaki yetki kurallarının esas alınarak kıyasen belirleneceği, İİK'nun 50.maddesi uyarınca genel yetkili icra dairesinin borçlunun yerleşim yeri icra dairesi olduğu, nafaka alacaklısının mutlaka nafaka borçlusunun yerleşim yeri icra dairesinde takip yapmak zorunda olduğu, ancak bu yetkinin kamu düzenine ilişkin olmadığı ve icra dairesi yetkisizliğini mahkemenin kendiliğinden gözetemeyeceği, borçlunun takip yapılan icra dairesinin yetkisine süresinde yetki itirazında bulunduğu gerekçesiyle yetkili icra dairesinin ... İcra Dairesi olması ve ... İcra Dairesi'nin yetkisizliği nedeniyle davanın reddine karar vermiştir.Uyuşmazlık konusu takibe konu edilen alacak ... Aile Mahkemesi'nin 20.02.2008 tarih 2007/117 Esas 2008/87 Karar sayılı ilamıyla müşterek çocuk için aylık 200,00 TL olarak hükmedilen, birikmiş 3.600,00 TL tedbir nafakasına ilişkindir. Davacı taraf, ... İcra Müdürlüğü'nün 2010/1202 Esas sayılı dosyasıyla ilamsız takip yaparak davalı borçluya ödeme emri tebliğ ettirmiştir. Davalı borçlu ise süresinde yetki itirazında bulunmaktadır.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 177.maddesinde “Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir” düzenlemesi ile zayıf durumda bulunan davacıyı korumak amacı güden genel yetki kuralı getirilmiş bulunmaktadır. Kanun koyucu genel yetki hükmü getirmekle davacıya seçimlik hak tanınmıştır. Buna göre, davacı (nafaka alacaklısı); isterse kendi yerleşim yeri mahkemesinde, isterse HUMK.nun 9.maddesi gereğince davalının ikametgahı mahkemesinde dava açabilecektir.Davacı tarafça tedbir nafakasının tahsili için ilamsız takip yapılmışsa da; mahkemenin nihai kararıyla hükmettiği nafaka ilam niteliğindedir.Nafakaya dayalı olarak açılacak davalar Türkiye'deki her yerde Asliye Hukuk - Aile Mahkemelerinde açılabileceği gibi dava sonucu hükmedilen nafakanın da tahsili için aynı şekilde Türkiye'de ki tüm icra müdürlüklerinden birinde takip konusu edilebilir. Nafaka alacaklarında, İİK'nun 50. maddesi hükmü yani genel yetkili icra dairesinin borçlunun yerleşim yeri icra dairesi olduğu hükmü uygulanmaz.Somut olayda, davacının yerleşim yeri ... ili olduğuna göre, yetkili icra dairesi ... İcra Daireleridir. Mahkemece, yetki itirazının reddine karar verilerek işin esasına girilip hüküm tesisi gerekirken icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın reddine ilişkin hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2009/28396 E., 2010/9525 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK.nun 50.maddesi kambiyo senetlerine mahsus takiplerde de yetkili icra dairesini belirlemede kıyasen uygulanır.
12. Hukuk Dairesi 2009/28396 E. , 2010/9525 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 29/09/2009
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu hakkında (çeke dayalı) kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde bulunulmuş borçlu tarafından yasal sürede mahkemeye başvurularak yetki itirazında bulunulmuştur.
İİK.nun 50.maddesi kambiyo senetlerine mahsus takiplerde de yetkili icra dairesini belirlemede kıyasen uygulanır. İİK.nun 50/1.maddesi hükmüne göre, para veya teminat borcu için takip hususunda HUMK.nun yetkiye dair hükümleri (HUMK.nun 9-27 maddeleri) kıyas yoluyla tetbik olunur.
Çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus icra takipleri, borçlunun yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki genel yetkili icra dairesinde muhatap bankanın bulunduğu yerdeki icra dairesinde, aşrıca çekin keşide edildiği yerdeki icra dairesinde başlatılabilir. Kambiyo senetlerinden doğan alacaklar aranacak alacaklar niteliğinde olduğundan bu alacaklar için BK.nun 73/1.maddesi uygulanamaz. Başka bir anlatımla, kambiyo senedi alacaklısı kendi yerleşim yerinde takip yapamaz. Ancak borçlunun yerleşim yerinde takip başlatabilir. Tüzel kişilerin yerleşim yeri, işlerinin yönetildiği yerdir. (MK.nun 49.maddesi)
Somut olayda muhatab banka şubesi Çağlayan , keşide yeri T.D.olan çeke dayalı olarak İzmir İcra Müdürlüğünde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılmış olup, örnek (10) ödeme emri borçlu şirketin adresinin bulunduğu Tekirdağ'da tebliğ edilmiştir. (Dosyada mevcut imza sirkülerine göre borçlu şirket adresinin burada bulunduğu anlaşılmıştır.) dava dışı borçlulardan ......Ltd.Şti.ne ödeme emrinin Tekirdağ'da, Kocamanoğlu...Ltd.Şti'ne ise Kadıköy ,İstanbul adresinde tebliğ edildiği görülmektedir.
Mahkemece her ne kadar İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 9.9.2009 tarih ve 2009/1873 D.iş sayılı ihtiyati haciz kararına dayanılarak yetki itirazı reddedilmiş ise de, takip talebinin 8.9.2009 tarihinde borçlandırıldığı, ihtiyati haciz kararının bu tarihten sonra 9.9.2009 tarihinde alınarak gerekli teminatın 11.9.2009 tarihinde mahkeme veznesine depo edildiği ve aynı gün ihtiyati haciz işlemlerine başlandığı görülmektedir.
İİK.nun 50.maddesi göndermesiyle uygulanması gereken HUMK.nun 12.maddesi gereğince ihtiyati haciz kararından sonra bu kararın dayanağı olan alacak davası ihtiyati haciz kararını veren mahkemede de açılabilir. Anılan bu hüküm icra dairelerinin yetkisinin birleşmesinde de geçerlidir. Somut olayda ise ihtiyati haciz kararı talep tarihinden sonra alındığı ve infaz edildiği için icra dairesinin yetkisini belirlemede nazara alınamaz.
O halde mahkemece borçlu şirkete ödeme emrinin Tekirdağ'da tebliğ edildiği gözetilerek yetki itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 19.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2009/28398 E., 2010/9526 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK.nun 50.maddesi kambiyo senetlerine mahsus takiplerde de yetkili icra dairesini belirlemede kıyasen uygulanır.
12. Hukuk Dairesi 2009/28398 E. , 2010/9526 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 29/09/2009
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu hakkında çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibine başlanmış borçlu tarafından yasal sürede mahkemeye başvurularak yetki itirazında bulunulmuştur.
İİK.nun 50.maddesi kambiyo senetlerine mahsus takiplerde de yetkili icra dairesini belirlemede kıyasen uygulanır. İİK.nun 50/1.maddesi hükmüne göre, para veya teminat borcu için takip hususunda HUMK.nun yetkiye dair hükümleri (HUMK.nun 9-27 maddeleri) kıyas yoluyla tatbik olunur.
Çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus icra takipleri, borçlunun yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki genel yetkili icra dairesinde, muhatap bankanın bulunduğu yerdeki icra dairesinde, ayrıca çekin keşide edildiği yerdeki icra dairesinde başlatılabilir. Kambiyo senetlerinden doğan alacaklar aranacak alacaklar niteliğinde olduğundan bu alacaklar için BK.nun 73/1.maddesi uygulanamaz. Başka bir anlatımla, kambiyo senedi alacaklısı kendi yerleşim yerinde takip yapamaz. Ancak borçlunun yerleşim yerinde takip başlatabilir. Tüzel kişilerin yerleşim yeri, işlerinin yönetildiği yerdir. (MK.nun 49.maddesi)
Somut olayda muhatap banka şubesi Çağlayan, keşide yeri T.D.olan çeke dayalı olarak İzmir İcra Müdürlüğünde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılmış olup, örnek (10) ödeme emri borçlu şirketin adresinin bulunduğu Tekirdağ'da tebliğ edilmiştir (Dosyada mevcut imza sirkülerine göre borçlu şirket adresinin burada bulunduğu anlaşılmıştır). Dava dışı borçlulardan ....Ltd.Şti.ne ödeme emrinin Tekirdağ'da, Kocamanoğlu...Ltd.Şti'ne ise Kadıköy/İstanbul adresinde tebliğ edildiği görülmektedir.
Mahkemece her ne kadar İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 9.9.2009 tarih ve 2009/1873 D.iş sayılı ihtiyati haciz kararına dayanılarak yetki itirazı reddedilmiş ise de, takibin 8.9.2009 tarihinde başlatıldığı, ihtiyati haciz kararının bu tarihten sonra 9.9.2009 tarihinde alınarak gerekli teminatın 11.9.2009 tarihinde mahkeme veznesine depo edildiği ve aynı gün ihtiyati haciz işlemlerine başlandığı görülmektedir.
İİK.nun 50.maddesi göndermesiyle uygulanması gereken HUMK.nun 12.maddesi gereğince ihtiyati haciz kararından sonra bu kararın dayanağı olan alacak davası ihtiyati haciz kararını veren mahkemede de açılabilir. Anılan bu hüküm icra dairelerinin yetkisinin belirlenmesinde de geçerlidir. Somut olayda ise ihtiyati haciz kararı takip tarihinden sonra alındığı ve infaz edildiği için icra dairesinin yetkisini belirlemede nazara alınamaz.
O halde mahkemece borçlu şirkete ödeme emrinin Tekirdağ'da tebliğ edildiği gözetilerek yetki itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 19.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
5. Hukuk Dairesi, 2024/11470 E., 2025/3495 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
6100 sayılı Kanun’un 6 ncı, 10 uncu ve 115 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89 uncu maddesi ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 50 nci maddesi.
5. Hukuk Dairesi 2024/11470 E. , 2025/3495 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2024/445 Esas, 2024/429 Karar
I. YARGI YERİ BELİRLENMESİNE KONU KARARLAR
A. İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.06.2024 Tarihli ve 2023/271 Esas, 2024/561 Karar Sayılı Kararı
Davalının yerleşim yerinin Sakarya İli sınırları içerisinde yer almakta olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Sakarya Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
B. Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.07.2024 Tarihli ve 2024/445 Esas, 2024/429 Karar Sayılı Kararı
Somut olayda, davacı taraf davacıya servis hizmetinin sağlanmasına rağmen faturalara konu bedellerin ödenmediğini belirterek iddia ettiği alacağı için takip başlattığı, merkezi Pendik/İstanbul'da bulunan davacının İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açtığı, kesin yetki hususunun bulunmadığı, para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğu, davacının tercih hakkını bu yönde kullandığı gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
II. GEREKÇE
A. Uyuşmazlık
Uyuşmazlık, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. İlgili Hukuk
1. Farklı bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresinde kalan ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarının giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 21 ve 22 nci maddeleri ile 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un (5235 sayılı Kanun) 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemelerdir.
2. 6100 sayılı Kanun’un 6 ncı, 10 uncu ve 115 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89 uncu maddesi ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 50 nci maddesi.
C. Değerlendirme
1. İtirazın iptali davasında usulüne uygun olarak başlatılmış ve itirazla durmuş bir takibin varlığı dava şartıdır. İtirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Kaldı ki, itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır.
2. İlamsız bir takipte yetkili icra dairesi de 2004 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin yollaması ile 6100 sayılı Kanun'un genel hükümlerine göre belirlenecektir. 6100 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Yine aynı Kanun’un 16 ncı maddesine göre ise haksız fiilden doğan uyuşmazlıklarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi icra dairesi de yetkilidir. Aynı Kanun’un 10 uncu maddesine göre ise sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmış olup, bu sebeple sözleşmeden doğan para borcunun tahsili için başlatılan takipte, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda, 6098 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesine göre, aksi kararlaştırılmadıkça para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilecektir.
3. Yetki itirazının incelemesi neticesi mahkeme yetkili olduğuna karar verirse borçlunun icra dairesine yapmış olduğu yetki itirazının reddine karar verilerek uyuşmazlığın esastan incelenmesine geçilecektir. Mahkeme yapmış olduğu inceleme neticesi takip yapılan icra dairesinin yetkili olmadığına kanaat getirir ise yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip olmadığından dava şartı eksikliğinden davanın usulden reddine karar verecektir.
4. Somut olayda alacağının tahsili için İstanbul Anadolu 14.İcra Müdürlüğü 2023/6208 Esas sayılı dosyası ile takip başlattığı, davalının yetkiye, borca ve faiz talebine itiraz ettiği, takibin durduğu, itirazın iptali davasının takibin başlatıldığı yer olan İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde açıldığı anlaşılmaktadır. İtirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerektiğinden uyuşmazlığın İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekir.
III. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
6100 sayılı Kanun’un 21 ve 22 nci maddeleri ile 5235 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
17.03.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
Tacir olan Alacaklı Selim ile Tacir olan Borçlu Tarık, aralarındaki ticari satım sözleşmesinden doğacak uyuşmazlıklarda "Ankara İcra Dairelerinin" yetkili olacağını kararlaştırmışlardır. Selim, bu sözleşmeye dayanarak İstanbul'da (borçlunun yerleşim yerinde) icra takibi başlatmıştır.
Bu durumda borçlu Tarık'ın yetki itirazı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) İcra müdürü yetkisizliği re'sen gözeterek dosyayı Ankara'ya göndermelidir.
B) Yetki sözleşmesi geçerli olduğundan, Tarık süresi içinde İstanbul İcra Dairesi'ne yetki itirazında bulunmalıdır.
C) Yetki itirazı, şikayet yoluyla İcra Mahkemesi'ne yapılmalıdır.
D) İlamsız icrada yetki sözleşmesi yapılamayacağından sözleşme geçersizdir.
E) Yetki itirazı sadece Ankara İcra Dairesi'ne yapılabilir.
Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.