İcra ve İflas Kanunu 58. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 58 – (Değişik: 18/2/1965-538/30 md.)
(Değişik birinci fıkra: 2/7/2012-6352/9 md.) Takip talebi icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılır.
Talepte şunlar gösterilir:
1. (Değişik: 2/7/2012-6352/9 md.) Alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; alacaklı veya vekili adına ödemenin yapılacağı banka adı ile hesap bilgileri; varsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası; şöhret ve yerleşim yeri; alacaklı yabancı memlekette oturuyorsa Türkiye’de göstereceği yerleşim yeri (Yerleşim yeri gösteremezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır.);
2. (Değişik: 2/7/2012-6352/9 md.) Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, alacaklı tarafından biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yeri;
Bir terekeye karşı yapılan taleplerde kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı, soyadı, biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yerleri;
3. (Değişik: 17/7/2003-4949/12 md.) Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi;
4. Senet, senet yoksa borcun sebebi;
5. Takip yollarından hangisinin seçildiği;
Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii mecburidir.
Alacaklıya takip talebinde bulunduğuna ve verdiği belgelere, talep ve takip masraflarına dair bedava ve pulsuz bir makbuz verilir.
Takip masrafları:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
22 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2022/9988 E., 2023/2855 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
4-5 ilamlı takipte, takip talebi ve icra emrinde İİK’nın 58/3. maddesine uygun olarak yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmediğini, alacağın hangi tarihteki kur karşılığının talep edildiğinin anlaşılmadığını, ilamda hükmedilen alacaklardan farklı miktarların talep edildiğini, işlemiş faiz miktarının
12. Hukuk Dairesi 2022/9988 E. , 2023/2855 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Usulden Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki takibin iptali isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulü ile şikayetçi borçlu yönünden takibin iptaline karar verilmiştir.
Kararın şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı tarafından (katılma yoluyla) istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince şikayetçi borçlunun istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, davalı alacaklının katılma yolu ile istinaf başvurusunun HMK'nın 348/2. maddesi dikkate alınarak reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflarca temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Borçlu şikayet dilekçesinde; davalı alacaklı tarafından yabancı para cinsi üzerinden hükmedilen katılma alacağının tahsiline ilişkin Ör. 4-5 ilamlı takipte, takip talebi ve icra emrinde İİK’nın 58/3. maddesine uygun olarak yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmediğini, alacağın hangi tarihteki kur karşılığının talep edildiğinin anlaşılmadığını, ilamda hükmedilen alacaklardan farklı miktarların talep edildiğini, işlemiş faiz miktarının nasıl hesaplandığının anlaşılamadığını ve fahiş olduğunu, işleyecek faiz tür ve oranının ilama aykırı olduğunu, ödeme emrinin açıklama kısmında her aya isabet eden tam miktarın belirtilip üst kısımda kısmi ödeme talebinin bulunduğunu, ancak kısmi taleplere ilişkin dayanak belge sunulmadığını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı alacaklı cevap dilekçesinde; takip talebinde alacakların tahsil tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden tahsilinin talep edildiğini, faiz oran ve miktarlarının usulüne uygun olduğunu, alacak kalemlerinin ilama uygun olduğunu savunarak şikayetin reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Borçlar Kanunu'nun 83. maddesine 3678 sayılı kanunla eklenen son fıkraya göre yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklının bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk Parası ile ödenmesini isteyebileceği, ancak İİK'nın 58/3. maddesine göre alacağın Türk parası ile tutarının takip talepnamesinde gösterilmesinin zorunlu olduğu, aynı zorunluluğun İİK'nın 60/1. maddesi gereğince ödeme emri için de söz konusu olduğu, yine İİK'nın 41. maddesi delaletiyle anılan hükmün ilamlı icra takiplerinde de uygulanacağı, İİK'nın 58/3. maddesi hükmüne göre düzenlenmeyen icra emrinin iptalinin gerektiği, şikayete konu icra takibine dayanak olan İstanbul ... 13. Aile Mahkemesinin 2014/558 E. - 2021/328 K. sayılı kararında belirtilen 597.241,52 Euro katılma alacağı ve işlemiş faiz kalemi ile 59.622,29 USD ve işlemiş faiz kalemi alacağının bulunduğu, USD ve Euro yabancı paranın harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığının takip dosyasında gösterilmediği, bu hususun mahkemece re'sen değerlendirilmesi gerektiği kanaati ile şikayetin kabulü ile şikayetçi borçlu yönünden takibin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı (katılma yoluyla) istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi borçlu istinaf dilekçesinde; her ne kadar takibin iptali ile lehine karar verilmiş ise de, şikayet nedenleri ile değil re'sen yapılan değerlendirme sonucu bu kararın verilmesinin gerekçeli karar hakkı ve taleple bağlılık ilkelerinin ihlali niteliğinde olduğunu, şikayet nedenlerinin gerekçede değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı katılma yoluyla istinaf başvurusunda; şikayetçi borçlunun istinafının kötüniyetli olduğunu, şikayetçi borçlu lehine karar verildiğinden istinaf yoluna başvurmakta hukuki yararının bulunmadığını, mahkemece taleple bağlılık ilkesi ile çelişen ve sınırlı inceleme yetkisi bulunmasına rağmen re'sen inceleme yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, fiziki dosyada yer alan takip talebi ve icra emrinde harca esas değerin gösterildiğini, Uyap kayıtlarındaki belgelere itibar edilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki bu eksiklik nedeniyle icra emrinin iptali ile yetinilmesi gerekirken takibin tümden iptalinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şikayetçi borçlunun, şikayet dilekçesinde takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği, mahkemece kamu düzeni nedeniyle resen dikkate alınması gereken sebeple takibin iptaline karar verildiği, bu nedenle mahkemece şikayet dilekçesinde takibin iptali sebebi olarak ileri sürülen nedenlerin gerekçelendirilmesine gerek olmadığı gibi, şikayetçinin bu taleple istinaf başvurusunda bulunmasında da hukuki yararının bulunmadığı, davalı alacaklı katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunmuş ise de, şikayetçinin istinaf istemi usulden reddedildiğinden HMK'nın 348/2. maddesi dikkate alınarak davalının katılma yoluyla yapılan istinaf başvurusunun da reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile şikayetçi borçlunun istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, davalı alacaklının katılma yolu ile istinaf başvurusunun HMK'nın 348/2. maddesi dikkate alınarak reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi borçlu temyiz dilekçesinde; her ne kadar takibin iptali ile lehe karar verilmiş ise de, şikayet nedenleri ile değil resen yapılan değerlendirme sonucu bu kararın verilmesinin gerekçeli karar hakkı ve taleple bağlılık ilkelerinin ihlali niteliğinde olduğunu, şikayet nedenlerinin gerekçede değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, zarara uğramasına neden olabileceğinden hukuki yararının bulunduğunu ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı temyiz başvurusunda; şikayetçi borçlunun temyiz başvurusunun kötüniyetli olduğunu, borçlu lehine karar verildiğinden istinaf yoluna başvurmakta hukuki yararının bulunmadığını, mahkemece taleple bağlılık ilkesi ile çelişen ve sınırlı inceleme yetkisi bulunmasına rağmen re'sen inceleme yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, fiziki dosyada yer alan takip talebi ve icra emrinde harca esas değerin gösterildiği, Uyap kayıtlarındaki belgelere itibar edilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki bu eksiklik nedeniyle icra emrinin iptali ile yetinilmesi gerekirken takibin tümden iptalinin hatalı olduğunu ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yabancı para alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamlı takipte, takibin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 16., 41. ve 58/3. Maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 348/2. maddesi ve sair yasal mevzuat
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanun'un 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90'ar TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenlerden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
12. Hukuk Dairesi, 2024/3798 E., 2024/7244 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Öte yandan takip talebinde USD (Dolar) olarak istenilen alacağın harca esas değeri gösterilmiş ise de İİK 58/3 maddesi gereğince alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği gösterilmemiş olup bu talep alacağın USD (Dolar) olarak aynen tahsilinin istendiği anlamına gelir ki bu durum İİK 58/2 maddesinde yazılı düzenlemeye aykırıdır.
12. Hukuk Dairesi 2024/3798 E. , 2024/7244 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 427,60 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 16.09.2024 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı:
İcra ve İflas Kanunu'nun 269/2. maddesi hükmü gereğince ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde itiraz sebeplerini aynı yasanın 62. maddesi hükümleri dâhilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmez ise, akdi kabul etmiş sayılır.
Borçlunun kira ilişkisine açıkça karşı çıkmaması karşısında İİK'nın 269/2. maddesi gereğince kira ilişkisinin kesinleştiğinin kabulü gerekir. 6098 Sayılı TBK'nın 26’ncı maddesinde; "Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler." hükmüne yer verilmekle, aynı kanunun 27/1. maddesinde ise; kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin, kesin olarak hükümsüz olacağı düzenlenmiştir.
İşbu kanun hükümleri ışığında; 12.09.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı, 06.10.2018 tarihli Resmi Gazete'de Yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, 16.11.2018 tarihli Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 13.10.2020 tarihli Duyurusu ve meri yasal mevzuat birlikte değerlendirilmelidir.
Sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri, döviz cinsinden ve dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerin 32 Sayılı Karara İlişkin 2008-32/34 Sayılı Tebliğin 27. maddesinde; “Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedellerin 32 sayılı Kararın Geçici 8'inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesi zorunludur.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunun 28. maddesinde; “Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedeller 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenirken mutabakata varılamazsa; akdedilen sözleşmelerde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller, söz konusu bedellerin 2/1/2018 tarihinde belirlenen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan Türk parası cinsinden karşılığının 2/1/2018 tarihinden bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması suretiyle belirlenir." hükmü düzenlenmiştir.
Anılan maddeler uyarınca işbu kararın yürürlük tarihinden önce taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan kira bedelinin belirtilen istisnalar dışında taraflarca yeniden belirleneceği, yeniden belirleme konusunda taraflar arasında mutabakata varılmazsa yukarıda yer alan düzenlemeye göre kira bedelinin tespit edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
TBK'nın 26’ncı maddesinde; "Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler." hükmüne yer verilmekle aynı kanunun 27/1. maddesinde ise; kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmelerin kesin hükümsüz olacağı düzenlenmiştir. Söz konusu kararnamelerle, döviz cinsinden ve dövize endeksli olarak sözleşme yapma özürlüğüne sınırlama getirilmekte olup, ekonomik kamu düzeninin korunması amaçlanmaktadır. Anılan hükümler, borçlunun kira borcuna itiraz etmesi halinde mahkemece kendiliğinden uygulanacağından ayrıca borçlunun bu tebliğ hükümlerinin uygulanmasını talep etmesi de gerekmez. Bu hükümler kamu yararı düşüncesi ile çıkartılmış emredici nitelikte hükümler olduğundan aksine yapılan düzenlemeler ya da uygulamalar geçersizdir.
Somut olayda, takibe konu kira sözleşmesinin 02.02.2005 tarihli olduğu, kira sözleşmesi altındaki imzaya itiraz edilmediği, sözleşme bedelinin aylık brüt 64.000 ABD Doları olarak belirlendiği, istenen kira bedellerinin 2021 yılı ağustos ayı kirası 66.291,04 USD ve faizlerinden ibaret olduğu dolayısı ile istemin, yukarıda yapılan açıklamalar gereği, dövizle sözleşme yasağı kapsamında kaldığı ve tebliğin yürürlüğe girdiği 13.09.2018 tarihinden itibaren 30 gün içinde de Türk parası olarak kira bedelinin belirlenmesi konusunda tarafların mutabakata vardığına dair de dosyada herhangi bir açıklama bulunmadığı, bu haliyle kira sözleşmesinde belirlenen aylık kira bedellerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasının aylık kira alacağını belirsiz hale getirdiği, borçluların icra dairesine verdikleri itiraz dilekçesinde kira bedelinin taraflarca kira bedelinin TL olarak belirlenmediğini, aylık kiranın belirsiz olduğunu kira sözleşmesinin uyarlama davasına konu edildiğini ileri sürerek aylık kiraya ve tüm takibe konu borca ve faizlerine itiraz ettiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen tebliğin yürürlük tarihi olan 13.09.2018 tarihinden önce yapılan kira sözleşmesinde dolar cinsinden kira parasının belirlendiği için bu tebliğ kapsamında olup bu tebliğin yürürlüğe girdiği 13.09.2018 den itibaren 30 gün içinde kira bedelinin Türk parası olarak belirlenmesi konusunda tarafların mutabakata varamadığı görülmektedir. Tebliğin 8.maddesinin 20.fıkrasına göre 02.01.2018 tarih itibariyle belirlenen TCMB efektif satış kuruna göre hesaplanan Türk parası cinsinden karşılığına en fazla iki yıllık süre boyunca TÜFE oranlarına göre artırılması suretiyle kira parası TL olarak belirlenebilir.
Somut olayda ise 2021 Ağustos ayı kirası istenmekte olup bu dönem yönünden kira sözleşmesinde yabancı para üzerinden belirli aylık kira bedeli ekonomik kamu düzeninin korunmasını amaçlayan hükümler karşısında geçersizdir. Takibe konu döviz cinsinden istenen kira alacağının İİK 269/2 maddesi gereğince kira akdindeki imza inkar edilmediği için akdi kabul etmiş sayılır hükmüne dayanılarak kira sözleşmesinde yazılı döviz cinsinden kira bedelinin kesinleştiğinden söz edilemez. Öte yandan takip talebinde USD (Dolar) olarak istenilen alacağın harca esas değeri gösterilmiş ise de İİK 58/3 maddesi gereğince alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği gösterilmemiş olup bu talep alacağın USD (Dolar) olarak aynen tahsilinin istendiği anlamına gelir ki bu durum İİK 58/2 maddesinde yazılı düzenlemeye aykırıdır. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup resen dikkate alınmalıdır. (Emsal 12.HD’nin 2024/801 E - 2024/5521 K., 29.05.2024 tarihli kararı). Borçlu aylık kira bedeline ve borca itiraz etmiş olup itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddi yerine itirazın kaldırılmasına ve temerrüt nedeniyle borçlu kiralanandan tahliyesine karar verilmesi isabetsizdir. Bölge Adliye Mahkeme kararının bu gerekçelerle bozulması görüşünde olduğumdan çoğunluğun kararın onanması yönündeki görüşüne katılamıyorum.16.09.2024
12. Hukuk Dairesi, 2018/14513 E., 2019/17430 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi
12. Hukuk Dairesi 2018/14513 E. , 2019/17430 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1)Alacaklı.... İnşaatları Anonim Şirketi'nin katılma yolu ile temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Borçlu ... vekilinin temyiz dilekçesinin alacaklı vekiline 02.08.2018 tarihinde tebliğ edildiği, alacaklı yanca katılma yoluyla temyiz talebinin 07.09.2018 tarihinde 10 günlük temyiz süresinden sonra yapıldığı anlaşılmakla, süre aşımı bakımından alacaklı vekilinin katılma yolu ile verdiği temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2)Borçlu ...’ın temyiz itirazlarına gelince;
HMK’nun 353/1-b-2. maddesinde; Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise, düzelterek yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verileceği düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesince verilen kararı denetleyip, gerektiği takdirde asıl dava hakkında bir karar verir. İlk Derece Mahkemesi kararı, yanlış olmakla birlikte, bu yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmiyorsa, Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra "düzeltilerek yeniden esas hakkında" karar verilmesi gerekecektir.
Somut olayda mahkemece usulsüz tebligat şikayetinin kabulüne sair itirazların reddine karar verildiği, borçlu vekilinin istinaf başvurusu üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince istinaf talebinin kısmen kabulüne karar verilerek;
"...1-Davacının istinaf talebinin HMK 353/1/b/3 maddesi gereğince kabulü ile ... 23. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/121 Esas 2017/711 Karar sayılı ilamının hüküm kısmında yer alan "Sair itirazların reddine" hükmünün ortadan kaldırılmasına,
2-Davacının ödeme emrinin iptali yönündeki şikayetinin kabulü ile ödeme emrinin İİK'nun 58-60 maddeleri gereğince İptaline,
3-Davacının İİK'nun 58/3 maddesine dayalı istinaf taleplerinin HMK 353/1/b/1 maddesi gereğince esastan reddine, ...” şeklinde karar verildiği görülmektedir.
Buna göre Bölge Adliye Mahkemesince, HMK’nun 353/1-b-2. maddesi gereğince; borçlunun istinaf talebi kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiğine göre, şikayetin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesi kararının bir kısmı muhafaza edilmek suretiyle infazda tereddüt oluşturacak ve “hüküm” sonucunu doğurmayacak şekilde karar oluşturulması doğru görülmeyip Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca re'sen BOZULMASINA, bozma nedenine göre borçlunun temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03/12/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2014/32132 E., 2015/7075 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Genel haciz yolu ile ilamsız takip yolunda İİK'nun 58/4. maddesinde;
12. Hukuk Dairesi 2014/32132 E. , 2015/7075 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değilse de;
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun icra mahkemesine başvurarak, diğer şikayetinin yanı sıra ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini, takip talebi ile ödeme emrinde takibin dayanağı belge gösterilmesine rağmen söz konusu belgenin takip dosyasına sunulmadığını belirtmiş, mahkeme, usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile takip talebinde belirtilen belgenin takip dosyasına sunulmadığından bahisle takibin iptaline karar vermiştir.
Genel haciz yolu ile ilamsız takip yolunda İİK'nun 58/4. maddesinde; senet, senet yoksa borcun sebebinin takip talebinde bildirilmesi gerektiği hususu düzenlenmiştir.
Somut olayda, takip talebi ve ödeme emri belgesinde borcun sebebi olarak “açık hesap alacağı” ibaresi gösterilmiştir.
O halde, her ne kadar takip dosyasına senet sunulmamış ise de borcun sebebi olarak “açık hesap alacağı” belirtilmiş olduğundan takip talebinin İİK 58/II-4 maddesine uygun olduğunun kabulü ile bu yönden şikayetin reddine karar verilip sair şikayetin incelenmesi gerekirken yazılı şekilde ve aksi yönde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2011/9951 E., 2011/27320 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varManisa 1. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemece İİK'nun 58/3 ve ilgili yönetmeliğin 20/2. maddesi gereğince icra emrinin iptaline karar verilmiştir.
12. Hukuk Dairesi 2011/9951 E. , 2011/27320 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Manisa 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 17/02/2011
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı vekili tarafından borçlular aleyhine Saruhanlı Asliye (İş) Mahkemesinin 2007/283-325 E-K sayılı ilamına dayalı olarak ilamlı takip yapılmıştır. Borçlu Belediye vekili ilamda faizin başlangıç tarihinin gelirlerinin onay tarihi olduğunu, ancak taraflarına gönderilen icra emrinde gelirlerin onay tarihine dair bir belge olmadığını ve takip dosyasına da böyle bir belgenin sunulmadığını ileri sürmüştür. Mahkemece İİK'nun 58/3 ve ilgili yönetmeliğin 20/2. maddesi gereğince icra emrinin iptaline karar verilmiştir.
Somut olayda takibe dayanak ilamda "peşin sermaye değerli gelirlerin tahsis onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline" karar verilmiştir. Takip de dayanak ilama uygun olarak yapılmış olup ilamlı takipte, takip dayanağı belgelerin icra emri ekinde borçluya gönderilmesi gerektiğine ilişkin ve ilamsız takipler için öngörülmüş İİK.nun 58 ve 61. maddeleri ile düzenlenen yasal bir zorunluluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle şikayetin reddi yerine, yazılı gerekçe ile kabulü ile icra emrinin iptaline dair hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 08/12/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
Alacaklı (A), tacir (B) hakkında genel iflas yoluyla takip başlatmak istemektedir.
(A)'nın takip talebinde bulunurken dikkat etmesi gereken hususlarla ilgili hangisi yanlıştır?
A) Takip talebini yetkili İcra Dairesine vermelidir.
B) Takip talebinde iflas takip yolunu seçtiğini açıkça belirtmelidir.
C) İcra ve iflas dairelerinin ayrı olduğu yerlerde, takip talebini doğrudan İflas Dairesine vermelidir.
D) Alacağın bir ilama bağlı olması durumunda dilerse genel iflas dilerse doğrudan iflas yolunu seçebilir.
E) Takip talebinde İİK m. 58'deki unsurlar yer almalıdır.
Bu maddeyle ilgili 6 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.