2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 8

İcra ve İflas Kanunu 8. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 8/a – (Ek: 2/7/2012-6352/3 md.) İcra ve iflas dairelerince yapılacak her türlü icra ve iflas iş ve işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi kullanılır; her türlü veri, bilgi, belge ve karar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır. Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler senet hükmündedir. Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı ispat gücünü haizdir. Güvenli elektronik imza, kanunlarda güvenli elektronik imza ile yapılamayacağı açıkça belirtilmiş olan işlemler dışında, elle atılan imza yerine kullanılabilir. Güvenli elektronik imzayla oluşturulan belge ve kararlarda, kanunlarda birden fazla nüshanın düzenlenmesi ve mühürleme işlemini öngören hükümler uygulanmaz. Zorunlu nedenlerden dolayı fiziki olarak düzenlenen belge veya kararlar, yetkili kişilerce güvenli elektronik imzayla imzalanarak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine aktarılır ve gerektiğinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla ilgili birimlere iletilir. Bu şekilde elektronik ortama aktarılarak ilgili birimlere iletilen belge ve kararların asılları, gönderen icra ve iflas dairesinde saklanır, ayrıca fiziki olarak gönderilmez. Ancak, belge veya kararın aslının incelenmesinin zorunlu olduğu hâller saklıdır. Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkartılması gereken hâllerde, icra müdürü veya görevlendirdiği personel tarafından belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek, imzalanır ve mühürlenir. Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter. (Ek fıkra:6/12/2018-7155/10 md.) Alacaklı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden bu sisteme entegre bilişim sistemleri vasıtasıyla dosya safahat bilgileri ile borçlunun mal, hak veya alacağını elli kuruş karşılığında sorgulayabilir (…)[7]. Bu miktar her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılır. Adalet Bakanlığı yeniden değerleme oranında artırılan ücreti beş katına kadar artırmaya ve azaltmaya ayrıca gün ve dosya esaslı olmak üzere belirli sayıdaki sorgulamayı ücretten istisna tutmaya yetkilidir. Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinden bu ücret alınmayacağı gibi alacaklının bir gün içinde aynı dosya üzerinden beş kez yapacağı sorgudan da ücret alınmaz. Bu kapsamda alınacak ücret Adalet Bakanlığının belirleyeceği usule göre tahsil edilir ve takip gideri olarak borçluya yüklenemez. Elektronik işlemlerin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla yapılmasına dair usul ve esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir. Paranın ödenmesi ve değerli eşyanın muhafazası:[8]

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

210 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2017/1152 E., 2017/1405 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
İİK. nun 8. ve İcra İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 22/2. maddesi gereğince, icra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar.
Hukuk Genel Kurulu         2017/1152 E.  ,  2017/1405 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Şikâyetçi-alacaklı tarafından “memur işleminin şikayet yolu ile iptali” istemiyle yapılan şikâyetten dolayı yapılan yargılama sonunda Bursa 2. İcra (Hukuk) Mahkemesince şikâyetin reddine dair verilen 30.01.2014 gün ve 2014/61 E., 2014/63 K. sayılı kararın şikâyetçi-alacaklı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 14.04.2014 gün ve 2014/8905 E., 2014/10756 K. sayılı kararı ile; “...Alacaklı tarafından genel haciz yoluyla başlatılan takibe karşı, borçluların itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının, itirazın süresinde olmadığından durma kararının iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Borçlulara ödeme emrinin 08/04/2013 tarihinde tebliğ edildiği, alacaklı vekilinin 31/05/2013 tarihli talebinin kabulü ile haciz yazıları yazıldığı, borçluların itiraz dilekçelerinin 14/01/2014 tarihli karar ile 08/04/2013 tarihli oldukları belirtilerek tutanağa geçirildiği görülmektedir. İİK. nun 8. ve İcra İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 22/2. maddesi gereğince, icra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra müdürü veya muavini veya katibi tarafından imzalanır. Buna göre, itiraz, icra tutanağına geçirildiği tarihte yapılmış sayılır. Bu tutanakların aksi ancak aynı nitelikte bir belge ile ispatlanabilir. Somut olayda, mahkemece bu kuralı tersine işletecek şekilde, 8 ayı aşkın bir süre önceki olayı belgelemek üzere İcra Müdürlüğünce tutulan tutanak esas kabul edilerek bu doğrultuda karar verildiği anlaşılmıştır. O halde mahkemece, şikayetin kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir…” gerekçesi ile karar bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Talep memur işleminin şikâyet yolu ile iptali istemine ilişkindir. Şikâyetçi-alacaklı vekili müvekkili adına borçlular hakkında icra takibine başlandığını, takibin kesinleştiğini ve borçluların gayrimenkullerine haciz şerhi konulduğunu, borçluların gayrimenkul haczi için yapılan tebligattan sonra takibe itirazda bulunduklarını, bunun üzerine icra dairesince haciz şerhinin kaldırılarak itiraz nedeni ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, ancak borçluların itirazının süresinde olmadığını, icra dairesi işleminin yasal olmadığını belirtip, takibin durdurulması kararının kaldırılmasına ve haczin devamına karar verilmesini şikâyet yolu ile talep etmiştir. İcra Mahkemesince takibin genel haciz yoluyla icra takibi olduğu, ödeme emrinin her iki borçluya da 08.04.2013 tarihinde tebliğ edildiği ve takibin türüne göre İcra ve İflas Kanunu’nun (İ.İ.K) 62. maddesinde öngörülen 7 günlük süre içinde 08.04.2013 tarihinde her iki borçlunun itirazda bulunduğu ve icra dairesince 14.01.2014 tarihinde de süresinde usulünce itiraz nedeniyle İcra ve İflas Kanunu’nun (İ.İ.K) 66. maddesine göre takibin durdurulduğu, bu işlemde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, süresinde itiraz üzerine takip durduğundan, yapılan haciz işlemlerinin yok hükmünde olduğu, bu işlemlerin alacaklı lehine hak doğurmayacağı, bu nedenlerle şikâyetçi-alacaklının icra dairesinin 14.01.2014 tarihli işlemine yönelik yerinde görülmeyen şikâyetinin reddine karar verilmiştir. Şikâyetçi-alacaklı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur. Mahkemece önceki gerekçeler tekrar edilerek direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı şikâyetçi-alacaklı vekili tarafından temyize getirilmektedir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, tutanağa geçirilmemiş itiraz dilekçesindeki havale tarihinin, icra müdürü tarafından aksi yönde tutulan tutanak karşısında dikkate alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır. İcra ve İflas Kanununun (İ.İ.K) “tutanaklar” kenar başlıklı 8'inci maddesinin birinci fıkrasına göre “İcra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vakı talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra memuru veya yardımcısı veya katibi tarafından imzalanır”. Aynı maddenin son fıkrası ise “İcra ve iflas dairelerinin tutanakları, hilafı sabit oluncaya kadar muteberdir” düzenlemesini getirmiştir. Aleyhine genel haciz yolu ile icra takibi yapılan borçlu, borçlu olmadığı kanaatinde ise ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine vereceği bir dilekçe ile borca (ya da yetkiye) itiraz edebilir. Bu itiraz üzerine takip durur (İİK.m.66). Takibe bu süre içinde itiraz edilmemişse alacaklı haciz isteme yetkisini kullanabilir. Kendisine bir dilekçe sunulan icra memuru, bu dilekçeyi havale ederek icra dosyasına koyar ve icra tutanağına da bu durumu kaydeder. Somut olayda şikâyet olunan-borçlular ... ve ... aleyhine icra takibi yapılmış ve ödeme emri borçlulara 08.04.2013 günü tebliğ edilmiştir. Borçlu olmadığı kanısında bulunan şikâyet olunanların bu aşamada yapması gereken iş, yasal yedi günlük süre dolmadan itiraz dilekçesini icra dairesine havale ettirmek suretiyle teslim etmek ve dilekçenin dosyaya konulduğu hususunda icra tutanağının düzenlenmesini istemekten ibarettir. Oysa dosyanın incelenmesinde alacaklı vekilinin 31/05/2013 tarihli talebinin kabulü ile haciz yazıları yazılmış, İcra Dairesince 14.01.2014 tarihli karar ile borçluların itiraz dilekçelerinin 08/04/2013 tarihli oldukları belirtilerek tutanağa geçirilmiştir. 14.01.2014 tarihli karar ile borçluların itiraz dilekçelerinin 08.04.2013 tarihli olduğu konusunu destekleyecek hiçbir delil ve emareye dosyada rastlanmamıştır. İcra ve İflas Kanununun (İ.İ.K) 8. ve İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin 22/2. maddesi gereğince itiraz, icra tutanağına geçirildiği tarihte yapılmış sayılır. Bu tutanakların aksi ancak aynı nitelikte bir belge ile ispatlanabilir. Hâl böyle olunca mahkemece icra dairesi tarafından tutulan tutanak esas kabul edilerek şikâyetin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında memur işleminde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, itirazın süresinde yapıldığı yönündeki yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüşse de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Burada açıklanan nedenlerle direnme kararının bozulması gerekir. SONUÇ: Şikâyetçi-alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, istek halinde temyiz ilam harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.11.2017 gününde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Dava, memur işleminin şikayet yoluyla iptaline ilişkindir. Şikayetçi; icra takibinin kesinleşip haciz işlemi uygulandıktan sonra takibe itiraz edilmesine rağmen sanki itiraz süresindeymiş gibi işlem yapılarak takibin durdurulduğunu, hacizlerin kaldırıldığını bu işlemin yasal olmadığını belirterek takibin durdurulması kararının kaldırılarak haczin devamına karar verilmesini istemiştir. İcra Hukuk Mahkemesince dosya üzerinden inceleme yapılarak, borçluların 8.4.2013 tarihinde süresi içinde itirazda bulundukları, icra memurunun işleminde usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir. Bu kararın temyizi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi “ İİK'nın 8. ve Yönetmeliğin 22/2. M. gereğince, icra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra müdürü veya muavini veya katibi tarafından imzalanır. Buna göre, itiraz, icra tutanağına geçirildiği tarihte yapılmış sayılır. Bu tutanakların aksi ancak aynı nitelikte bir belge ile ispatlanabilir. ..Somut olayda 8 ayı aşkın bir süre önceki olayı belgelemek üzere İcra Müdürlüğünce tutulan tutanak esas kabul edilerek karar verilmesi” ni doğru bulmayarak kararı bozmuş, Yerel Mahkemece önceki grekçelerle direnme kararı verilmiştir. Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; tutanağa geçirilmemiş itiraz dilekçesindeki havale tarihinin icra müdrürü tarafından aksi yöndeki tutulan tutanak karşısında dikkate alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır. Ödeme emri 8.4.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Borçluların itiraz dilekçeleri üzerindeki icra müdürü havalesi 8.4.2013 tarihlidir. İcra Müdürlüğü 14.1.2014 tarihli “Karar Tensip Tutanağı” başlıklı tutanak düzenleyerek “ Borçlulardan ...’nın müracaatı üzerine ele alınan dosya incelendi; Karar: 1- Borçlular ... ve ...’ya ödeme emirleri 8/4/2013 tarihinde tebliğ edildiği, ve her iki borçlu aynı gün dilekçelerini tevdi ederek süresinde itiraz ettikleri anlaşılmakla, borçluların yasal süresi içerisinde ve yasanın öngördüğü şekilde uygun itirazlarının KABULÜ İLE İİK 66/1 maddesi gereği her iki borçlu yönünden İLAMSIZ İCRA TAKİBİNİN DURDURULMASINA, 2- Süresinde yapılmış itiraza rağmen sehven takibin durdurlmadığı ve alacaklı vekilinin talebi üzerine takip kesinleştirilerek haciz uygulandığı anlaşılmakla, uygulanan tüm hacizlerin ve bu yönde verilmiş tüm kararların kaldırılmasına, 3- Tebligat masrafı alınarak durdurma kararı ve itiraz dilekçelerinin bir örneğinin alacaklı/vekiline tebliğe gönderilmesine karar verildi. 14.1.2014” diyerek bu hususları tespit etmiştir. Bundan başka aynı icra müdürlüğü bozmadan sonra 23.5.2014 tarihli tutanak ile olayları baştan sona belgeye bağlamış, “ Dosyayı inceledim ve içerisinde ; tarih kaşe ve imzası tarafıma ait ve hatta dikkat çekmesi için “itiraz” kelimesi ibaresini içerir kaleme havale etmiş olduğum dilekçeleri gördüm....haciz talebi sırasında bu dilekçeler dosyada olduğu halde müdür yardımcısının dikatinden mi kaçtığı veya dosyaya konulmayıp evrak sepetinde mi kaldığı veya içerisinden çekilip haciz talebinde mi bulunulduğu vs. nasıl ve ne olduğu konusunda bir yorum ve kanaat yapmak mümkün değil. Ancak bir gerçek var ki o da borçluların 8.4.2013 tarihinde havalesini yaptırdıkları itirazları mevcuttur...” diyerek itirazın süresinde yapıldığı hususunda ısrarcı olmuştur. Söz konusu itiraz dilekçeleri uyap ortamına 14.1.2014 tarihinde taranmıştır. İİK’nın 8. maddesi İcra ve İflas dairelerinin kendilerine yapılan müracaatlar hakkında bir tutanak düzenleyeceklerini, verilen kararların gerekçeli olarak tutanağa geçirileceğini, bu tutanakların hilafı sabit oluncaya kadar muteber olduğunu hüküm altına almıştır, Diğer yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 204. maddesi de “...yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.” şeklinde düzenlenmiştir. Resmi belgede sahtecilik suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 204. maddesi bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen kamu görevlisinin üç yıldan sekiz yıla kadar cezalandırılacağını, bu belgenin aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olması halinde cezanın yarı oranında arttırılacağını hüküm altına almıştır. Somut olaya döndüğümüzde; itiraz dilekçesi üzerinde icra müdürünün havalesi bulunmaktadır. Yine aynı icra müdürlüğünce itirazın süresinde yapıldığı tutanak altına alınmış, aynı tarihte uyap ortamına aktarılmıştır. Bununla da yetenilmemiş olayların nasıl geliştiği tekrar tutanağa bağlanmıştır. Bu durumda icra memuru, İİK 8. maddesinin emrettiği şekilde tutanak düzenlemiştir. Bu tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerdir. İtiraz dilekçesinin uyap ortamına aktarılması icra memur ve çalışanlarının görevleri içindedir. Tutanakların doğru olmadığı, İcra müdürlüğünce havalenin önceki tarihle yapıldığı yönünde şüphesi bulunan özel daire öncelikle bu yönde suç duyurusunda bulunmalı, yapılan yargılama sonucunda olayın oluşuna ilişkin somut gerçeklik ortaya çıktıktan sonra itirazın süresinde olup olmadığı değerlendirilmelidir. Aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerin doğru olmadığı kanaatinde olan Yargıtay Özel Dairesi tarafından bu yönde bir suç duyurusunda bulunulmadığı gibi Hukuk Genel Kurulunca da bu şekilde bir işlem yapılma ihtiyacı duyulmamıştır. Bu durumda İcra Müdürlüğü tarafından tutulan tutanakların doğruluğunu kabul etmek yasaların emredici kurallarındandır. Bunlar yapılmadığına göre tutanakların doğru ve itirazların süresinde olduğunun kabulü gerekecektir. Aksi düşünce hukuk yargılamasında keyfiliği öne çıkaracak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6., T.C. Anayasası'nın 36., Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılanma, hak arama ve hakka ulaşma güvenliğini zedeleyecektir. Açıklanan bu nedenlerle Yerel Mahkeme kararının isabetli olduğu düşüncesiyle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmıyorum. KARŞI OY Somut olayda ödeme emrinin her iki borçluya 8/4/2013 tarihinde tebliği edildiği, takibin türüne göre 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 62. maddesinde öngörülen 7 günlük süre içinde borçlu asiller tarafından süresinde aynı gün itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin icra memurunca havale edilmesine rağmen tutanağa işlenmediği gibi UYAP'a süre geçtikten sonra 14/01/2013 kaydedildiği konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesi ile Daire arasındaki uyuşmazlık, tutanağa geçirilmeyen, UYAP'a geç kaydedilmekle birlikte imzası icra memurunca inkar edilmeyen itiraz dilekçesindeki havale tarihinin itiraz tarihi olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 8. ve Yönetmeliğin 22. maddelerine göre borçlu tarafından itiraz edildiğinde tutanak tutma ve Uyap'a kaydetme yükümlüsü icra müdürlüğüdür. İcra memuru Yönetmeliğin 40. maddesi uyarınca ödeme emrine karşı yapılacak her türlü itiraz halinde borçluya dosya numarası; borçlunun adı soyadı; itirazın niteliği ve tarihini içerir bedava ve pulsuz belge vermek zorundadır. Bu belge icra müdür veya yardımcısı tarafından imzalanıp onaylandıktan sonra diğer nüshası dosyaya konulur. 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 8/1 fıkranın ikinci cümlesine göre ''Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra memuru veya yardımcısı veya katibi tarafından imzalanır''. Uygulamada itiraz dilekçesinin havale edilmesiyle ikinci cümle uyarınca hukuki işlem- somut olayda itiraz işlemi - tesis edilmiş olmaktadır. İcra memurunun imzasını içeren havale işlemi 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 66 maddesi uyarınca itirazın süresinde yapılıp yapılmadığına ilişkin inceleme ile Yönetmeliğin 40 maddesi uyarınca verilecek belge yerine geçmektedir. 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 66 maddesinde süresinde yapılan itirazın takibi durduracağı hüküm altına alınmıştır. Somut olayda; Kanımızca borçlu asiller tarafından verilen itiraz dilekçesinin icra memuru tarafından havale edilmesiyle 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca işlem hukuka uygun şekilde tesis edilmiştir. İcra tutanaklarının aksini kanıtlamak kural olarak şekle bağlı değildir ( 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ...7/2). Fakat icra tutanağı bir hukuki işlemi onaylıyorsa M.K. 7/1 uyarınca resmi belgelerin belgeledikleri olayın doğruluğuna kanıt oluşturması hükmünden yola çıkılarak tutanağın aksini kanıtlamak ancak aynı nitelikte belge ile mümkündür. İcra memurunun Uyap'a geç kayıt yapması ve tutanağa işlememesi ile Yönetmeliğin 40 maddesi uyarınca belge vermemesi başka ifade ile hatalı ve eksik işlemi borçlular aleyhine yorumlanamaz. Yüksek Daire benzeri bir olayda; icra memurunun muhabere numarası koymakla yetinip, havale yazısının altını imzalamamış olmasının borçlu aleyhine yorumlanamayacağını kabul etmiştir. (12. Hukuk Dairesi 18/10/1983 tarih ve 6625 esas, 7630 karar sayılı ilamı). Kaldı ki, somut olayda itiraz dilekçeleri borçlu asiller tarafından verilmiş olup UYAP kullanma yetkileri de bulunmamaktadır. İcra memuru hakkında ceza soruşturması yapılmamış herhangi sahtecilik iddiası ileri sürülmemiştir. Hal böyle olunca icra memurunun eksik ve hatalı işleminin borçlu aleyhine yorumlanamayacağını; bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının onanması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Diğer kararlar (4)

(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi, 2007/930 E., 2007/1356 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTekirdağ İcra Mahkemesi
tam metni aç
Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık ...'in 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 5358 sayılı Kanunla Değişik 337. maddesi gereğince 10 gün disiplin hapsi ile cezalandırılmasına dair, Tekirdağ İcra Mahkemesinin 17.8.2006 tarihli ve 2006/1560-3234 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi,
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi         2007/930 E.  ,  2007/1356 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Tekirdağ İcra Mahkemesi Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık ...'in 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 5358 sayılı Kanunla Değişik 337. maddesi gereğince 10 gün disiplin hapsi ile cezalandırılmasına dair, Tekirdağ İcra Mahkemesinin 17.8.2006 tarihli ve 2006/1560-3234 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi, Dosya kapsamına göre, alacaklı vekilinin suçun oluşumundan sonra 31.8.2005 tarihinde haciz talebinde bulunduğu ve bu tarihte suçu öğrendiği 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 5358 sayılı Kanun'la değişik 347.maddesinde, atılı suç nedeni ile şikayet hakkının, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 3 ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 1 yıl geçmekle düşeceğinin öngörüldüğü cihetle, suçun öğrenildiği tarih ile şikayet dilekçesinin verildiği 27.2.2006 tarihi arasında 3 aydan fazla süre geçtiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmasında isabet görülmemekle, kararın 5271 sayılı CMK'nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 02/02/2007 gün ve 5208 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 28/02/2007 gün ve K.Y.B.2007/26742 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dosya kapsamına göre ödeme emri 30.5.2005 tarihinde tebliğ edilip 7.6.2005 gününde suçun oluştuğu alacaklı vekilinin suçun oluşumundan sonra 25 Ağustos 2005 tarihinde haciz talebinde bulunarak suçu öğrendiği anlaşılmıştır. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 5358 sayılı Kanunla Değişik 347.maddesinde şikayet hakkının fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşeceği öngörüldüğünden, somut olayımızda müşteki tarafın suçu öğrendiği tarih ile şikayette bulunduğu 27.2.2006 tarihi arasında üç aylık sürenin geçmiş olduğu gözetilmeden şikayet hakkının düşürülmesi yerine sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi isabetsizdir. Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle Tekirdağ İcra Mahkemesinin 17.08.2006 gün ve 2007/1560 esas, 2006/3234 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, Bozma üzerine 5271 sayılı CMK'nun 309/4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden; Sanık ... hakkındaki davanın 5358 sayılı Kanunla Değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 347.maddesi uyarınca şikayet hakkının düşürülmesine, hükümlü hakkındaki cezanın çektirilmemesine 17.04.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi. ...
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
'nin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 5358 sayılı Kanun'la değişik 337. maddesi gereğince 10 gün disiplin hapsi ile cezalandırılmasına dair Tekirdağ İcra Mahkemesinin 17.8.2006 tarihli ve 2006/1563-3237 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
16. Hukuk Dairesi 2007/291 E., 2007/462 K. 16. Hukuk Dairesi 2007/291 E., 2007/462 K. - MAL BEYANINDA BULUNMAMAK - ŞİKAYET SÜRESİ- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 347 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 309 ] "İçtihat Metni" Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık N.... 'nin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 5358 sayılı Kanun'la değişik 337. maddesi gereğince 10 gün disiplin hapsi ile cezalandırılmasına dair Tekirdağ İcra Mahkemesinin 17.8.2006 tarihli ve 2006/1563-3237 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, ödeme emrinin sanığın imzasına 31.5.2005 tarihinde tebliğ edilip suçun 8.6.2005 tarihinde oluştuğu, alacaklı vekilinin suçun oluşumundan sonra 31.8.2005 tarihinde haciz talebinde bulunduğu ve bu tarihte suçu öğrendiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 5358 sayılı Kanun'la değişik 347.maddesinde, atılı suç nedeni ile şikayet hakkının, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 3 ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 1 yıl geçmekle düşeceğinin öngörüldüğü cihetle, suçun öğrenildiği tarih ile şikayet dilekçesinin verildiği 27.2.2006 tarihi arasında 3 aydan fazla süre geçtiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmasında isabet görülmemekle, kararın 5271 sayılı CMK.nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 28/11/2006 gün ve 55990 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 05/01/2007 gün ve K.Y.B.2006/307174 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dosya kapsamına göre ödeme emri 31.5.2005 tarihinde tebliğ edilip 8.6.2005 gününde suçun oluştuğu, alacaklı vekilinin 31 Ağustos 2005 tarihinde haciz talebinde bulunmak suretiyle suçu öğrenmesine rağmen 27.2.2006 tarihinde şikayette bulunduğu anlaşılmıştır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 5358 sayılı kanunla değişik 347. maddesinde şikayet hakkının fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşeceğinin öngörülmüş olması karşısında, müşteki tarafın suçu öğrendiği tarih ile şikayet tarihi arasında üç aylık sürenin geçmiş olduğu gözetilmeden İİK.nun 347.maddesi uyarınca şikayet hakkının düşürülmesi yerine sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi isabetsizdir. Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle Tekirdağ İcra Mahkemesinin 17/08/2006 gün ve 2006/1563 esas, 2006/3237 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, Bozma üzerine 5271 sayılı CMK'nun 309/4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden; Sanık N… ….. C… ….. hakkındaki şikayet hakkının 5358 sayılı Kanun'la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 347. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, hükümlü hakkındaki cezanın çektirilmemesine 1.3.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2016/12319 E., 2016/16224 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK'nun 8. ve İcra İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 22/2. maddesi gereğince ise;
12. Hukuk Dairesi         2016/12319 E.  ,  2016/16224 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı şikayet yoluyla icra mahkemesine yaptığı başvuruda; borçlu şirket hakkında başlattığı genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine karşı borçlunun yasal süresi içinde borca itiraz etmediğini ileri sürerek icra müdürlüğünün takibin durdurulmasına yönelik verdiği kararın iptali isteğinde bulunmuştur. Genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde İİK'nun 62. maddesi hükmüne göre; borçlunun itirazını ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren yedi günlük süresi içerisinde icra dairesine bildirmesi halinde İİK'nun 66. maddesi uyarınca icra müdürü takibi durdurur. İİK'nun 8. ve İcra İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 22/2. maddesi gereğince ise; "İcra ve iflas daireleri, yaptıkları muamelelerle kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları, ilgililer ve icra müdürü veya muavini veya katibi tarafından imzalanır.'' Buna göre; ödeme emrine itiraz dilekçesinin, icra memuruna havale ettirilip icra tutanağına yazdırılmış olması gerekir. Çünkü ödeme emrine itiraz tarihi, itiraz dilekçesindeki tarih olmayıp, bu dilekçenin icra tutanağına geçirildiği tarihtir (HGK. 13.5.2009 tarih ve 2009/12-185 E.-2009/182 K.). İcra müdürlüğünce, itiraz dilekçesi tarihinin, önceki bir tarih olarak bildirilmesine itibar edilemez. Tutanağa geçirilmeyen dilekçeler tanık beyanı ile de ispat edilemez. Ayrıca, İİK'nun 8/a maddesinde de, icra ve iflas dairelerince yapılacak her türlü icra ve iflas işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminin kullanılacağı, her türlü veri, bilgi, belge ve kararın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla işlenerek kaydedileceği hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde borçluya örnek 7 numaralı ödeme emrinin 04.06.2014 tarihinde tebliğ edildiği, alacaklı vekilinin 12.06.2014 tarihli talebi üzerine icra müdürlüğünce borçlu şirket hakkındaki takibin kesinleştiğinden bahisle aynı tarihte haciz işlemlerinin uygulandığı, bilahare, borçlu vekilinin bila tarihli dilekçesi ile icra müdürlüğüne başvurarak takibe yasal süresi içinde itirazda bulunulduğunu bildirip, 05.06.2014 tarihini taşıyan ve icra müdür yardımcısı tarafından 05.06.2014 tarihinde havale edilip imzalanan itiraz dilekçesinin ibraz edildiği ve bunun üzerine icra müdürlüğünün 18.06.2014 tarihli kararıyla borçlu yönünden takibin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. Ne var ki borçlunun itiraz dilekçesinin ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi günlük süre geçirildikten sonra 18.06.2014 tarihinde icra tutanağına kaydedildiği ve yine 18.06.2014 tarihinde UYAP sistemine kaydının yapıldığı dosya kapsamıyla sabittir. Ayrıca, her ne kadar, borçlu vekilince cevap dilekçesinde, itiraz dilekçesine ekli sunulan vekaletnamenin 05.06.2014 tarihinde harçlandırıldığı ifade edilmiş ise de; icra dosyasında vekalet harcı yatırıldığına dair bir belge bulunmadığı gibi icra müdürlüğünce de; 05.06.2014 tarihinde borçlu vekili tarafından vekalet harcının yatırılmadığının cevabi yazıyla bildirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, yukarıda değinilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar uyarınca, itiraz dilekçesinin üzerinde yazılı tarihin itiraz tarihi olarak kabulüne imkan bulunmadığı ve itiraza esas olan tarihin anılan dilekçenin icra tutanağına geçirilip UYAP sistemine işlendiği 18.06.2014 tarihi olduğu açıktır. Öyleyse, belirtilen tarih nazara alındığında borçlu tarafından İİK'nun 62. maddesinde öngörülen yasal yedi günlük süre içinde yapılmış bir itirazın varlığından söz edilemeyeceğinden, icra müdürlüğünün takibin durdurulması yönündeki kararının yasaya uygun bulunduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. O halde, mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2015/11114 E., 2015/13728 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK'nun 8. ve İcra İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 22/2. maddesi gereğince, icra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar.
12. Hukuk Dairesi         2015/11114 E.  ,  2015/13728 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu takibe başlandığı, borçlunun 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi için 3.kişilere İİK'nun 89.maddesi kapsamında haciz ihbarnameleri gönderildiği, kendisine İİK'nun 89/2. maddesi uyarınca haciz ihbarnamesi gönderilen şikayetçi kooperatifin, daha önce tebliğ edilen 1.haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmelerine rağmen 2.haciz ihbarnamesi gönderilemesinin usulsüz olduğunu ileri sürerek icra mahkemesine başvurduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, icra dosyasında itiraza konu evrak aslı bulunmasa da icra müdürlüğünce verilen cevapta, evrak sureti üzerindeki imzanın icra memuruna ait olduğu kabul edildiğinden şikayetçinin 1.haciz ihbarnamesine itirazı geçerli kabul edilerek şikayetin kabulüne karar verildiği görülmektedir. İİK'nun 8. ve İcra İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 22/2. maddesi gereğince, icra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra müdürü veya muavini veya katibi tarafından imzalanır. 89/1 haciz ihbarnamesine itiraz dilekçesinin icra memuruna havale ettirilip icra tutanağına yazdırılmış olması gerekir. Çünkü itiraz tarihi, evrakın dosyaya sunulduğu tarih olmayıp dilekçenin icra tutanağına geçirildiği tarihtir.(HGK.13.5.2009 tarih ve 2009/12-185 E.- 2009/182 K). Her ne kadar 3.kişi kooperatif tarafından yapılan şikayette, haciz ihbarnamesine dair evrak sureti delil olarak sunulmuş ise de; icra dosyasının incelenmesinde şikayetçi kooperatifin itiraz dilekçesi verildiğine ilişkin icra tutanağında bir kayıt olmadığı gibi, Uyap sitemine kaydedilmiş bir itiraz dilekçesine de rastlanmamıştır. İcra müdürlüğünce mahkemeye verilen 10.10.2014 ve 10.04.2015 tarihli yazılarda da müdürlük bünyesinde yapılan aramalara rağmen evrak aslı bulunamadığından İİK'nun 8. Maddesi koşullarında herhangi bir şekilde tutanağa bağlanmadığının bildirildiği görülmektedir. O halde mahkemece, şikayetin reddi gerekirken icra tutanağına bağlandığı ispat edilemeyen itiraz dilekçesine ilişkin evrak fotokopisi esas alınarak kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre şikayetçinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.05.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

Elektronik ortamda (UYAP) yapılan icra işlemlerinde sürelerin sona ermesi ile ilgili kural nedir?

A) Mesai saati bitimi (17.00)
B) Gece yarısı (00.00)
C) Gün sonu (23.59)
D) Ertesi gün mesai başlangıcı (08.00)
E) İşlemin sisteme düştüğü an

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol