İcra ve İflas Kanunu 85. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 85 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.)
Borçlunun kendi yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır mallariyle taşınmazlarından ve alacak ve haklarından alacaklının ana, faiz ve masraflar da dahil olmak üzere bütün alacaklarına yetecek miktarı haczolunur; ancak bu miktarı aşacak şekilde haciz yapılamaz.[38]
(Değişik fıkra: 9/11/1988-3494/8 md.) Borçlu yahut borçlu ile birlikte malı elinde bulunduran şahıslar, taşınır mal üzerinde üçüncü bir şahsın mülkiyet veya rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hakkının bulunması veya taşınır malın üçüncü şahıs tarafından haczedilmiş olması halinde bu hususu haciz yapan memura beyan etmek ve beyanının haciz tutanağına geçerilmesini talep etmek, haczi yapan memur da borçluyu yahut borçlu ile birlikte malı elinde bulunduran şahısları bu beyana davet etmek zorundadır. Bu tür mallar ile üçüncü şahıs tarafından ihtiyaten haciz veya istihkak iddia edilmiş bulunan malların haczi en sonraya bırakılır.[39]
Ancak haczolunan taşınmaz artırmaya çıkarılmadan borçlu borcun itfasına yetecek taşınır mal veya vadesi gelmiş sağlam alacak gösterirse taşınmaz üzerinde haciz baki kalmak üzere önce gösterilen taşınır veya alacak da haczolunur.
Şu kadar ki, bu suretle mahcuz kalan taşınmazın idare ve işletmesine ve hasılat ve menfaatlerine icra dairesi müdahale etmez.
Hasılatı paraya çevirme masraflarını ve icabında muhafaza ve idare masraflarını tecavüz etmeyeceği muhakkak olan şeyler haczolunmaz.
Haczi koyan memur borçlu ile alacaklının menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükelleftir.
Taşınır mallarda haczin neticeleri:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
11 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2022/475 E., 2023/638 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
2004 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre icra dairesince, borçlunun kendi yedinde veya üçüncü şahısta bulunan menkul malları ile gayrimenkullerinden ve alacak ve haklarından alacaklının ana para, faiz ve masraflar da dâhil olmak üzere bütün alacaklarına yet
Hukuk Genel Kurulu 2022/475 E. , 2023/638 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1943 E., 2022/127 K.
KARAR : Şikâyetin kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki şikâyet isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin kabulüne karar verilmiştir.
Kararın alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak şikâyetin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı alacaklı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. TALEP
Şikâyetçi borçlu asıl; borcundan dolayı hakkında başlatılan icra takibinde Dalaman İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden aldığı maaşının 1/4’ü ile ek ders ücretinin tamamına konulan haczin kaldırılmasına dair talebinin Dinar İcra Müdürlüğü tarafından reddedildiğini, maaşıyla zor geçindiğini, eşinin hamile olması sebebiyle doktor kontrolleri ve takviye gıdalar sebebiyle ek masrafları olduğunu, ikâmetgâhı Fethiye’de olduğundan görev yaptığı Dalaman’daki okula gidiş-dönüş her gün toplam 110 km yol kattetiğini ileri sürerek, maaşının 1/4’ünü aşan kısım olarak ek ders ücretine uygulanan haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı vekiline şikâyet dilekçesi tebliğ edilmiş, cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.09.2020 tarihli ve 2019/19 Esas, 2020/20 Karar sayılı kararı ile; borçlu ve eşinin gelirleri toplamı ve ikisinin sosyal statüsülerine göre, borçlu ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin geçimini sağlayacak kadar yapması gereken harcamalar toplamı dikkate alınarak, borçlunun almış olduğu maaş ve ek ders ücreti bir bütün olarak kabul edilip 1/4'ünden aşağı olmamak üzere borçlunun maaş ve ek ders ücreti toplamından ne kadarlık kısmının haczedilebileceğinin saptandığı, alınan raporlar ile borçlunun maaş ve ek ders ücreti toplamından yapılması gereken kesintinin 1.262,62 TL olarak hesaplandığı, Dinar İcra Müdürlüğünün 2018/702 Esas sayılı dosyasında borçlunun maaşının 1/4'ü ile ek ders ücretinin tamamının ayrı ayrı haczedildiği, bu işlemin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle şikâyetin kabulüne, borçlunun ek ders ücretinin tamamına konulan haczin kaldırılmasına, borçlunun maaş ve ek ders ücreti toplamının 1/4’ü oranında hesap edilen 1.262,62 TL üzerinden haczin devamına, fazla tahsil edilen 4.672,99 TL kesinti tutarının yasal faizi ile birlikte davacıya (şikâyetçiye) iadesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 01.03.2021 tarihli ve 2021/316 Esas, 2021/382 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesince alınan 04.09.2020 tarihli ek bilirkişi raporuna göre 2018 yılında borçlu ve eşinin gelirleri toplamının 79.843,44 TL, sosyal statülerine göre harcama toplamlarının 74.444,04 TL, buna göre aylık yapılması gereken hacze ilişkin kesinti tutarının ise 444,95 TL olup bu miktarın maaş ve ek ücret toplamının 1/4'ünden az olduğu, raporun hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince de bu rapor doğrultusunda karar verildiği, alacaklının bu kısma yönelik istinaf talebi yerinde görülmemekle birlikte şikâyetçi tarafın, ek ders ücretinin tamamı üzerindeki haczin kaldırılması talebinin (maaş ve ek ders ücreti toplamının 1/4 ü kadar haciz kesintisi yapılması gerektiğinden bahisle) kısmen kabul edildiği anlaşıldığından şikâyetin kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, diğer taraftan talep olmadığı halde fazla tahsil edilen 4.672,99 TL kesinti tutarının yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine karar verilmesinin doğru bulunmadığı gerekçesiyle alacaklının istinaf isteminin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak şikâyetin kısmen kabulü ile borçlunun maaş ve ek ders ücreti toplamının 1/4'ü oranında hesap edilen 1.262,62 TL üzerinden haczin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ İNCELEME SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"...1-Borçlunun temyiz isteminin incelenmesinde;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Borçlunun maaşının 1/4 dışında, ek ders ücreti üzerine konulan haczin kaldırılması istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, ilk derece mahkemesince borçlunun şikayetinin kabulü ile borçlunun ek ders ücretinin tamamına konulan Haczin Kaldırılmasına ve borçlunun maaş ve ek ders ücreti toplamının ¼’ü oranında hesap edilen 1.262,62 TL üzerinden haczin devamına,,karar verildiği; Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, şikayetin kısmen kabulü ile davacı borçlunun maaş ve ek ders ücreti toplamının ¼’ü oranında hesap edilen 1.262,62 TL üzerinden haczin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verildiği anlaşılmıştır.
Borçlunun sadece ek ders ücretinin üzerine konulan haczin kaldırılmasına yönelik icra mahkemesine başvurduğu görülmektedir.
İİK'nun 83. maddesinde kısmen haczi caiz olan şeyler sayılmış olup, ek ders ücretlerinin maaştan sayılacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda bu ücretin tamamının haczedilmesine yasal bir engel yoktur.
O halde bölge adliye mahkemesince taleple bağlılık ilkesini düzenleyen HMK'nun 26. maddesi gereğince talepten fazlasına hükmedilemeyeceği için ek ders ücretine konulan haczin kaldırılmasına yönelik şikayetin reddi gerekirken şikayetin kısmen kabulü ile borçlunun almış olduğu maaş ve ek ders ücretinin bir bütün olarak kabul edilerek bu miktar üzerinden ¼ oranında hesap edilen 1.262 TL yönünden haczin devamına karar verilmesi isabetsizdir…" gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçeye ek olarak icra dosyasında, borçlunun hem maaşına hem de ek ders ücretine haciz konulduğu, şikâyetin konusunun ise ek ders ücretine konan haczin kaldırılması olduğu, borçlunun hem maaşının hem de ek ders ücretinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 83 üncü maddesine göre haczi kısmen caiz olan şeyler arasında olduğu, para, misli eşya olduğundan maaş ve ek ders ücretinin bir bütün kabul edilerek belli bir oranda haczin kaldırılması hâlinde matematiksel olarak "maaş" üzerindeki haczin de "ek ders ücreti" üzerindeki haczin de aynı oranda kalktığı, somut olayda, alacaklı vekilinin duruşmadaki beyanında belirtildiği üzere borçlunun maaşı üzerinde uygulanan haczin maaşının 1/4'ü oranında olduğu, borçlunun, kendisi ve ailesinin geçinmeleri için lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra maaş ve ek ders ücretinden en fazla 1/4 (oranında) haciz uygulanması gerektiğinin değerlendirildiği, buna göre de maaş ve ek ders ücret toplamının 1/4'ü üzerindeki haczin kaldırıldığı, bu durumun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırılık teşkil etmediği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Direnme kararına karşı süresi içinde alacaklı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Alacaklı vekili; borçlunun maaşının 1/4’ünün, ek ders ücretinin ise tamamının haczinde usule ve hukuka aykırılık bulunmadığını, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, borçlunun toplam geliri ve bu gelirlerinden ne kadarlık kısmının haczinin mümkün olduğuna dair ek ders ücretinin tamamı üzerinden mi yoksa bir kısmı üzerinden mi haczin kaldırıldığının hükümden anlaşılamadığını, hükmün infazında tereddüt oluşması sebebiyle hükmün bu nedenle de hatalı olduğu belirtilerek kararın bozulması talep edilmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda öğretmen olan borçlunun ek ders ücretinin 2004 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesi kapsamında maaştan sayılıp sayılamayacağı, buradan varılacak sonuca göre ek ders ücretinin tamamının haczedilmesinin olanaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
1. 2004 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesi.
2. Değerlendirme
1. Kural olarak, borçlunun malvarlığını teşkil eden mal, alacak ve hakları, alacaklılarına karşı bir tür teminat teşkil eder ve bu nedenle borçlunun alacaklıları tarafından borç için haczettirilebilir. Haciz cebri icra organı tarafından yapılan devlete ilişkin bir hakimiyet tasarrufu olup, icra takibinin konusu olan belli bir para alacağının ödenmesini sağlamak için, bu yolda istemde bulunan alacaklı lehine, söz konusu alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara, icra memuru tarafından hukuken el konulmasıdır. 2004 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre icra dairesince, borçlunun kendi yedinde veya üçüncü şahısta bulunan menkul malları ile gayrimenkullerinden ve alacak ve haklarından alacaklının ana para, faiz ve masraflar da dâhil olmak üzere bütün alacaklarına yetecek miktarı haczedilir. 2004 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası borçluya ait olup da üçüncü kişi elinde olan malların da haczedilebileceğini öngörmektedir.
2. Alacaklının, borçlunun mal varlığından tatmin edilmesi ilkesi takip hukukunda asıldır ve bu ilkenin sınırları da kanunla çizilmiştir. Bu bağlamda kanun koyucu gerek 2004 sayılı Kanun gerekse bazı özel kanunlarda haczedilemeyecek veya yalnızca bir bölümünün haczi mümkün birtakım mal ve haklar öngörmüştür. Amaç, borçlu ve ailesinin mutlak yoksulluğa düşürülerek ekonomik varlığını kaybedip, Devlet yardımına muhtaç hâle getirilmesine engel olmaktır (Baki Kuru, İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İkinci Baskı, Ankara 2013, s. 502, 503).
3. Takip hukukunda sorumluluk kural olarak şahsi emeğe değil mala yöneliktir. Dolayısıyla borçlu iktisadi ve sosyal açıdan varlığını sürdürebilmek için şahsi emeğini ortaya koyarak bir gelir elde etmişse bunun üzerine borcun tamamı kadar haciz koymak Anayasa’nın 17 nci maddesindeki “Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir” düzenlemesine aykırılık teşkil edecektir (Murat Yavaş, Maaş ve Ücret Haczi, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı 84, 2009, s.94).
4. Bu anlamda kanun koyucu birtakım mal ve hakların haczedilemeyeceğini (haczinin caiz olmadığını) kararlaştırmıştır. Haczi caiz olmayan mallar; para borcunun ödenmesi için haciz yoluyla yapılan icra takibinde borçluya ait olup kamu yararı ya da borçlunun yaşamsal zorunlulukları bakımından gerekli yahut paraya çevrilmesine olanak bulunmayan durumlardan ötürü haczedilmesi ya da paraya çevrilmesi olanaksız bulunan, diğer bir deyimle hacizden ayrık tutulmuş şeyler ve alacaklardır (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara, 2021, s. 446).
5. 2004 sayılı Kanun bu konuda kısmen veya tamamen haczedilemezliğe ilişkin bir ayrıma gitmiş ve kısmen haczedilemeyen mal ve hakları 83 üncü maddede; “Maaşlar, tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilâma müstenid olmayan nafakalar, tekaüd maaşları, sigortalar veya tekaüd sandıkları tarafından tahsis edilen iradlar, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra müdürünce lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabilir.
Ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez” şeklinde düzenlemiştir. Bu maddeye göre maaş ve ücretlerden borçlunun ve ailesinin geçinmeleri için zorunlu olan miktar borçluya bırakıldıktan sonra kalan kısım haczedilebilecektir. Bununla birlikte, borçlunun maaş ve ücretinin dörtte birinin herhalde haczedilebileceği hükme bağlanmıştır.
6. Belirtilen maddedeki maaş veya ücretten maksat, Devlet işlerinde veya özel işyerlerinde çalışan (borçlu) memur veya işçilerin maaş veya ücretidir (2004 sayılı Kanun md. 355/1). Bir kısmı haczedilemeyen maaş ve ücretlerin (hakların) neler olduğu 2004 sayılı Kanun’un 83 üncü maddesinde sayılmıştır. Buna göre, maaşların, ödeneklerin (tahsisatlar) ve (yan ödemeler dahil) ücretlerin bir kısmı haczedilemez. Bu hükümdeki ücret kavramına, her çeşit ücret dahildir (Kuru, s. 494, 522; Ramazan Arslan vd., İcra ve İflâs Hukuku, 8. Baskı, Ankara, 2022, s. 353). Buradaki ücretler geniş olarak gelir kaynakları olarak anlaşılabilir (Hakan Pekcanıtez vd., İcra ve İflas Hukuku, Ankara 2011, s. 256).
7. Yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosya içeriğine göre Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okulda öğretmen olarak görev yapan şikâyetçinin ek ders ücretinin tamamına konulan haczin kaldırılması istemi ile icra mahkemesine şikâyette bulunduğu somut olayda öğretmenlere ödenen ek ders ücretinin 2004 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesi kapsamında kısmen haczedilip haczedilemeyeceği değerlendirilmelidir. Bu anlamda olmak üzere öncelikle ek ders ücretine ilişkin açıklama yapmakta yarar bulunmaktadır.
8. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun (657 sayılı Kanun) "Ders görevi" başlıklı 89 uncu maddesinde; "Her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile Üniversite ve Akademi (Askeri Akademiler dahil), okul, kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmen veya öğretim üyesi bulunmaması halinde öğretmenlere, öğretim üyelerine veya diğer memurlara veyahut açıktan atanacaklara ücret ile ek ders görevi verilebilir.
Ücretle okutulacak ders saatlerinin sayısı,ders görevi alacakların nitelikleri ve diğer hususlar Cumhurbaşkanı kararı ile tespit olunur." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu madde ile 439 sayılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek ve Orta Dereceli Okullar Öğretmenleri ile İlkokul Öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri ile Ek Ders Ücretleri Hakkında Kanun'un verdiği yetkiye dayanarak, "Millî Eğitim Bakanlığının yönetici, öğretmen, uzman ve usta öğreticileri ile diğer görevlilerinin aylık ve ek ders ücreti karşılığında okutacakları ve okutmuş sayılacakları haftalık ders saatlerinin sayısını, ders görevi alacakların niteliklerini ve diğer hususları düzenlemek.." amacıyla hazırlanan Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin 01.12.2006 tarihli ve 2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın (Bakanlar Kurulu Kararı) "Tanımlar" kenar başlıklı 4 üncü maddesinin (f) bendinde ek ders görevinin, aylık karşılığı ders görevi dışında ek ders ücreti karşılığında okutulan dersleri ifade ettiği belirtilmiştir.
9. Bakanlar Kurulu Kararı'nın "Ek ders birim ücreti" kenar başlıklı 30 uncu maddesinde "1) Bu Karar kapsamında kendilerine ders görevi verilenler ile verilmiş sayılanlara, 657 sayılı Kanunun 176 ncı maddesi uyarınca ek ders ücreti ödenir." hükmü bulunmakta olup, bu hükmün atıf yaptığı 657 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin birinci fıkrasında ise Kanunun 89 uncu maddesine göre kendilerine ders görevi verilenlere, ders saati başına gündüz öğretimi için 140, örgün ve yaygın eğitim kurumlarında yarıyıl ve yaz tatillerinde, cumartesi ve pazar günleri ile saat 18.00'den sonra başlayan öğretim faaliyetleri için 150 gösterge rakamının bu Kanuna göre belirlenen aylık katsayısı ile çarpımından oluşan miktar üzerinden ek ders ücreti ödeneceği ifade edilmiştir.
10. Açıklanan hukuki dayanaklardan yola çıkıldığında ek ders ücreti; aylık ders görevi dışında verilen derslerin karşılığı olarak ödenen ücret olarak tanımlanabilir. Bu anlamda olmak üzere ek ders ücreti 2004 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesi kapsamında aylık "maaş" dışında ek ders görevi karşılığı ödenen bir ücrettir.
11. Belirtmek gerekir ki, yukarıda da açıklandığı üzere 2004 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesinde ifade edilen ücret kavramına her türlü ücret dahildir. Gerek bedeni gerekse fikri çalışma sonucu elde edilen her türlü ücret bu kapsamdadır. Bu itibarla, ek ders ücretinin de madde metninde yer alan "her nevi ücret" kapsamına girdiği açıktır.
12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, 2004 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesine göre ek ders ücretinin maaş kapsamında olmadığının açık olduğu, haczedilemezliğe ilişkin hususların kanun ile düzenlenmesi gerektiği, istikrarlı uygulamanın ek ders ücretinin maaş kapsamında olmadığı ve tamamının haczedilebileceği yönünde olduğu, direnme kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
13. Hâl böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan hususlara değinilerek verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir.
14. Ne var ki, alacaklı vekilinin sair temyiz itirazları Özel Dairece incelenmediğinden bu konuda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Direnme uygun bulunduğundan alacaklı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
21.06.2023 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
Diğer kararlar (4)
Hukuk Genel Kurulu, 2022/403 E., 2022/832 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK'nın 85. maddesinin 1.
Hukuk Genel Kurulu 2022/403 E. , 2022/832 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki "haczedilmezlik şikâyeti" isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, İstanbul Anadolu 4. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin reddine ilişkin karar, borçlu vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, borçlu vekilinin karar düzeltme istemi üzerine bozma kararı kaldırılarak yeniden bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. İNCELEME SÜRECİ
Borçlu İstemi:
4. Borçlu vekili şikâyet dilekçesinde; müvekkili belediye aleyhine başlatılan takipte müvekkilinin İstanbul Defterdarlığı Muhasebe Müdürlüğü nezdindeki alacaklarına haciz konulduğunu, İstanbul Defterdarlığı Muhasebe Müdürlüğü tarafından haczi kabil olmayan alacağın icra müdürlüğü hesabına gönderildiğini, 4706 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 5. bendine göre belediyeye %10 pay verilmesi gerektiğini, bu payların 5393 sayılı Kanun’un 15. maddesi ile 5779 sayılı Kanun’un 7. maddesi gereğince haczi kabil olmadığını ileri sürerek haczin kaldırılmasına, haczedilen paranın iadesine, haciz işlemi hukuka aykırı olduğu için haciz işlemi varmış gibi hesaplanan tahsil harcı oranının %3,96 olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Alacaklı Cevabı:
5. Alacaklı vekili cevap dilekçesinde; birinci haciz ihbarnamesi ile yapılan haciz işleminin usulüne uygun olduğunu, şikâyet dilekçesinde belirtilen yasal düzenlemelerin uygulama alanının bulunmadığını belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. İstanbul Anadolu 4. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 10.02.2014 tarihli ve 2013/407 E., 2014/79 K. sayılı kararı ile; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, bilirkişi raporunda özetle, şikâyetçi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının İstanbul Defterdarlığı Muhasebe Müdürlüğü nezdindeki hesabının incelendiği, 27.07.2007 tarihinde 85,50TL ilaç katılım bedeli, 28.08.2007 tarihinde 105,75TL %20 eczane, 13.11.2007 tarihinde 3.159,84TL ...-... ortakları, 09.06.2008 tarihinde 1.037,43TL temsil heyeti yolluğu adı altında hesaba yatırılan paralar bulunduğunun, borçlu belediyece haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraların aynı hesapta toplanması ve birbirine karıştırılması hâlinde haczedilmezlik hakkından feragat ettiğinin kabulü gerektiği, sonucu itibari ile şikâyetçi belediyenin İstanbul Defterdarlığı Muhasebe Müdürlüğü nezdindeki hesabının havuz hesabı olduğunun bildirildiği, mevcut hâliyle İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 82/1, 4706 sayılı Kanun’un 5. maddesi, 5779 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve 5393 sayılı Kanun’un 15. maddesi gözetilerek şikâyete konu hesabın karma hesap olduğu, tahsil harç oranı ile ilgili şikâyetin de geçerli bir hacze bağlı olarak yapılan tahsilata dair olması nedeniyle reddi gerektiği gerekçesi ile şikâyetin reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesince 22.04.2015 tarihli ve 2014/7783 E., 2015/9075 K. sayılı kararı ile;
“…Borçlu Belediye vekili, İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; İstanbul Defterdarlığı'nda bulunan ve 4706 sayılı Yasa'nın 5. maddesi gereğince Hazine arazilerinin satışından elde edilen gelirlerden Belediyelerine aktarılan %10'luk payın haczine ilişkin işlemin iptalini talep etmiş, Mahkemece, bilirkişi vasıtasıyla adı geçen Defterdarlık hesapları incelenerek, havuz hesabı olduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiş, borçlu Belediye vekilince hüküm temyiz edilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15/son maddesinde; "Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan mallar ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez." düzenlemesine yer verilmiştir.
Ayrıca, 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun'un 7. maddesinde; bu Kanunda belediyelere genel bütçe vergi gelirleri tahsilatından ayrılacak paylar ile diğer kanunlarda verilmesi öngörülen payların vergi hükmünde olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda dosya içinde bulunan İstanbul Valiliği Defterdarlığı Muhakemat Müdürlüğü'nün 09.12.2013 tarihli yazısında; şikayete konu haczedilen paranın 4706 sayılı Yasa'nın 5. maddesine istinaden Hazine taşınmazlarının satışından elde edilen paralardan söz konusu Yasa'ya istinaden ayrılan Belediyeye ait paylardan oluştuğu anlaşılmaktadır.
Anılan payların yukarıda yazılı yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere haczi kabil olmadığı, bu nedenle Mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi yerine yazılı şekilde inceleme yapılarak sonuca gidilmesi doğru değildir …” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
8. Özel Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesince 14.04.2016 tarihli ve 2015/20654 E., 2016/6812 K. sayılı kararı ile;
“…Borçlu Belediye vekili, İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; İstanbul Defterdarlığı'nda bulunan ve 4706 sayılı Yasa'nın 5. maddesi gereğince Hazine arazilerinin satışından elde edilen gelirlerden Belediyelerine aktarılan %10'luk payın haczine ilişkin işlemin iptalini talep etmiş, Mahkemece, bilirkişi vasıtasıyla adı geçen Defterdarlık hesapları incelenerek, havuz hesabı olduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiş, borçlu Belediye vekilince hüküm temyiz edilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15/son maddesinde; "Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan mallar ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez." düzenlemesine yer verilmiştir.
Ayrıca, 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun'un 7. maddesinde; bu Kanunda belediyelere genel bütçe vergi gelirleri tahsilatından ayrılacak paylar ile diğer kanunlarda verilmesi öngörülen payların vergi hükmünde olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda dosya içinde bulunan İstanbul Valiliği Defterdarlığı Muhakemat Müdürlüğü'nün 09.12.2013 tarihli yazısında; şikayete konu haczedilen paranın 4706 sayılı Yasa'nın 5. maddesine istinaden Hazine taşınmazlarının satışından elde edilen paralardan olduğu bildirilmiş ise de Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda şikayete konu banka hesabının hesap hareketlerinde 27/07/2007 tarihinde 85,50.-TL ilaç katılım bedeli, 28/08/2007 tarihinde 105,75.TL %20 Eczane, 13/11/2007 tarihinde 3.159,84.-TL Enver Arslan-Ayhan Koç ortakları 09/06/2008 tarihinde 1.037,43.-TL Temsil Heyeti Yolluğu adı altında hesaba yatırılan paralar bulunduğu tespit edilerek, hesabın havuz hesabı olduğu belirtmiştir. Bu durum karşısında bilirkişice tespit edilen ve hesaba alacak kaydı olarak giren bu paraların niteliğinin ve kaynağının araştırılarak ve yukarıda açıklanan Yasa hükümleri de dikkate alınarak sonuca gidilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulması gerekirken, değişik gerekçe ile bozulduğu anlaşılmakla karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. İstanbul Anadolu 4. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 10.11.2016 tarihli ve 2016/636 E., 2016/712 K. sayılı kararı ile; bilirkişinin hesaplar üzerinde yaptığı inceleme neticesinde hazırladığı raporda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının İstanbul Defterdarlığı Muhasebe Müdürlüğü nezdinde ki hesabının havuz hesabı olduğunu, haczi kabil olmayan paralarla haczi mümkün olan paraların aynı hesapta toplandığını belirttiği, hesapların tek tek raporda gösterildiği, gösterilen hesapların hangi ilişkiden doğduğuna dair araştırma yapılmasına lüzum olmadığı, bir başka deyişle karma hesap hâlinde haczedilmezlik hakkından feragat edildiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; borçlu belediyenin İstanbul Defterdarlığı Muhasebe Müdürlüğü nezdindeki hesabına 27.07.2007 tarihinde 85,50TL ilaç katılım bedeli, 28.08.2007 tarihinde 105,75TL %20 Eczane, 13.11.2007 tarihinde 3.159,84TL Enver Arslan-Ayhan Koç ort., 09.06.2008 tarihinde 1.037,43TL Temsil Heyeti Yolluğu adı altında alacak kaydı olarak giren bu paraların niteliğinin ve kaynağının araştırılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
12. Uyuşmazlığın çözümü için haciz işleminin açıklanmasında fayda vardır.
13. Kural olarak, borçlunun malvarlığını teşkil eden mal, alacak ve hakları, alacaklılarına karşı bir tür teminat teşkil eder ve bu nedenle borçlunun alacaklıları tarafından borç için haczettirilebilir. Haciz cebri icra organı tarafından yapılan devlete ilişkin bir hâkimiyet tasarrufu olup, icra takibinin konusu olan belli bir para alacağının ödenmesini sağlamak için, bu yolda istemde bulunan alacaklı lehine, söz konusu alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara, icra memuru tarafından hukuken el konulmasıdır. İİK'nın 85. maddesinin 1. fıkrasına göre icra dairesince, borçlunun kendi yedinde veya üçüncü şahısta bulunan menkul malları ile gayrimenkullerinden ve alacak ve haklarından alacaklının ana para, faiz ve masraflar da dâhil olmak üzere bütün alacaklarına yetecek miktarı haczedilir. İİK'nın 85. maddesinin 2. fıkrası borçluya ait olup da üçüncü kişi elinde olan malların da haczedilebileceğini öngörmektedir.
14. İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesinde haczedilemeyecek mallar ve haklar düzenlenmiştir. Maddî hukuka göre başkasına devri yasak olan mal, alacak ve haklar [mesela münhasıran şahsa bağlı haklar, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 23 gibi] haczedilemez. Ayrıca özel kanunlarında haczedilemeyeceği yazılı olan mal, alacak ve haklar da haczedilemez.
15. İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendine göre özel kanunlarında haczedilemeyeceği yazılı olan mal ve haklar haczedilemez.
16. Bu özel düzenlemelerden biri 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesinin 9. fıkrasında yer almakta olup, bu düzenleme “Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez." şeklindedir.
17. Bu maddeye göre, belediyenin haczedilmezlik şikâyetinin kabul edilebilmesi için mahcuzların kamu hizmetinde fiilen kullanılması zorunludur. Haczedilmezlik istisnai bir durum olduğundan, bu yöndeki düzenlemelerin de dar yorumlanması gerekir. Bu itibarla söz konusu hükümde belirtildiği üzere hesapta bulunan paraların vergi, resim, harç gibi niteliği gereği haczedilemez olduğunun veya kamu hizmetine fiilen tahsis edildiğinin ispat yükü borçlu belediyeye aittir. Ancak haczedilen banka hesabı havuz hesabı niteliğinde ise bu şekilde haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraları karıştırmak suretiyle havuz hesabı oluşturan borçlu belediyenin iddiasını ispat imkânını, kendisinin kaldırdığının kabulü gerekir. Borçlu belediyenin haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paralarını ayrı hesaplarda tutması yerine havuz hesabı oluşturmasının iyi niyetle de bağdaşmayacağı tartışmasızdır. Buna göre borçlu belediyenin, hesaptaki paraların haczedilmezliğini ispatlayamadığının kabulü gerekecektir. Ayrıca borçlu belediyece haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraların aynı hesapta toplanması ve birbirine karıştırılması, haczedilmezlik hakkından feragat olarak kabul edilmelidir. Bu durumda haczedilmezlik şikâyetinin reddine karar verilmelidir.
18. 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun’un 7. maddesinin 1. fıkrasına göre bu Kanun’da, il özel idareleri ve belediyelere, genel bütçe vergi gelirleri tahsilâtından ayrılacak paylar ile diğer kanunlarda bu idarelere verilmesi öngörülen paylar vergi hükmündedir.
19. 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi Ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un “Satış bedelinin ödenmesi, satış bedelinden pay verilmesi, belediyelere devir” başlıklı 5. maddesinin 5. fıkrası ise “… Belediye ve mücavir alan sınırları içindeki Hazineye ait taşınmazların satış bedellerinin tahsil edilen kısmından öncelikle yerinde muhafaza edilemeyen yapıların tasfiyesinde kullanılmak şartıyla % 10'u, ilgili belediyelerin 20.7.1966 tarihli ve 775 sayılı Kanun hükümlerine göre oluşturulan fon hesabına aktarılır. Kalan kısmından ise ilgili belediyeye % 30, varsa büyükşehir belediyesine % 10 oranında pay verilir. Belediye mücavir alan sınırları dışındaki köylerde bulunan Hazine taşınmazlarının satış bedellerinin tahsil edilen kısmından, % 25 oranında; dörtte biri ilgili köy tüzel kişiliğine ödenmek ve kalanı diğer köylere götürülecek hizmetlerde kullanılmak üzere, il özel idarelerine pay verilir. Bu paylar tahsilini takip eden ayın yirmisine kadar ilgili idarelerin hesaplarına aktarılır…” hükmünü içermektedir.
20. Bu yasal düzenlemeler ışığında somut olay incelendiğinde; alacaklı vekili tarafından borçlu ... aleyhine başlatılan ilamlı icra takibinin kesinleşmesinden sonra alacaklı vekilinin 18.03.2011 tarihli talebi üzerine İstanbul Defterdarlığı Muhasebe Müdürlüğüne birinci haciz ihbarnamesi gönderilmiştir. Birinci haciz ihbarnamesinin 04.04.2011 tarihinde tebliği üzerine İstanbul Defterdarlığı Muhasebe Müdürlüğünün 11.04.2011 tarihli cevabında “…İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının borcu olan 24.572,70TL emanet hesabımızda bekletilmekte olup banka şubeniz ve ıban bilgilerinize ulaşılamadığından hesabınıza aktarılamamıştır. Banka şubeniz ve ıban numaranız bildirildiğinde ödemenin yapılacağı…” bildirilmiştir. İcra müdürlüğünce 22.06.2011 tarihli yazı ile IBAN numarasının bildirilmesi üzerine İstanbul Defterdarlığı Muhasebe Müdürlüğü tarafından 27.06.2011 tarihinde icra dosyasına 24.830,14TL gönderilmiştir.
21. Borçlu vekilinin haczedilmezlik şikâyeti ile icra mahkemesine başvurması üzerine icra mahkemesince borçlunun İstanbul Defterdarlığı Muhasebe Müdürlüğü nezdindeki hesaplarının incelenerek hesapta bulunan paraların nereden tahsil edildiği ve ne amaçla yatırıldığı ve paraların niteliğinin neler olduğu, hesabın karma hesap olup olmadığı hususun incelenmesi bakımından bilirkişiye 27.11.2013 tarihli yetki belgesi verilmiştir. İstanbul Valiliği Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğünce bilirkişiye verilen 09.12.2013 tarihli cevap yazısı “…4706 sayılı Kanun’un 5. maddesine istinaden hazine taşınmazlarının satışından elde edilen tutarlardan söz konusu yasaya istinaden ayrılan paylardır…” şeklindedir. İcra mahkemesince alınan 11.12.2013 tarihli bilirkişi raporunda borçlu belediyenin İstanbul Valiliği Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğü nezdindeki hesap hareketlerinin incelendiği, hesaba 27.07.2007 tarihinde 85,50TL ilaç katılım bedeli, 28.08.2007 tarihinde 105,75TL %20 Eczane, 13.11.2007 tarihinde 3.159,84TL Enver Arslan-Ayhan Koç ort., 09.06.2008 tarihinde 1.037,43TL Temsil Heyeti Yolluğu adı altında paralar girdiği, hesabın havuz hesabı olduğu, borçlu belediyece haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraların aynı hesapta toplanması ve birbirine karıştırılmasının haczedilmezlik hakkından feragat olarak kabul edilmesi gerektiği, haczinin mümkün olduğu bildirilmiştir.
22. İstanbul Valiliği Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğünün 09.12.2013 tarihli yazısından şikâyete konu haczedilen paranın 4706 sayılı Kanun’un 5. maddesine istinaden Hazine taşınmazlarının satışından elde edilen paralardan borçlu belediyeye ayrılan paylar olduğu anlaşılmaktadır. Şikâyete konu hesap borçlu belediyenin İstanbul Defterdarlığı Muhasebe Müdürlüğü nezdindeki emanet hesabı olup, banka hesabı gibi belediyenin tasarrufu ile açılan bir hesap değildir. Dolayısıyla borçlu belediye tarafından haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraların aynı hesapta toplanması ve birbirine karıştırılmasından söz edilemez.
23. O hâlde borçlu belediyenin İstanbul Defterdarlığı Muhasebe Müdürlüğü nezdindeki emanet hesabında bulunan bu para vergi hükmünde olduğundan haczedilmezlik şikâyetinin kabulü gerekir.
24. Hâl böyle olunca direnme kararının yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmiştir.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen Geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.06.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 85 ]
12. Hukuk Dairesi 2008/21494 E., 2009/1667 K.
12. Hukuk Dairesi 2008/21494 E., 2009/1667 K.
- HACZEDİLMEZLİK ŞİKAYETİ
- HACZİ CAİZ OLMAYAN MALLAR VE HAKLAR- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 79 ]
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 85 ]
- 1479 S. ESNAF VE SANATKARLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANL... [ Madde 67 ]
- 1479 S. ESNAF VE SANATKARLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANL... [ Madde 69 ]
"İçtihat Metni"
Mahalli mahkemece verilen karann müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine, bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı vekilince, borçlunun Bağ-KuKdan aldığı emekli maaşına yeniden haciz konulması istenilmiş, İcra Müdürlüğünce de İstanbul Dördüncü İcra Mahkemesi'nin 25.04.2008 tarih ve 2008/474-448 sayılı kararı gerekçe gös-terilerek talep reddedilmiş, şikayet üzerine de mahkemece daha önce haczin yukarıdaki mahkeme karanyla kaldırıldığı, 1479 sayılı Yasa'nın 69. maddesinin halen yürürlükte olduğundan bahisle şikayet de reddedilmiştir.
İcra müdürüne alacaklının haciz isteminin yerine getirilmesi konusunda, takdir yetkisi tanındığından söz edilemeyeceği gibi, başka alanlarda tanınmış takdir yetkisinin yorum yolu ile kapsamının genişletilmesi de hatalıdır. Gerek İİK'nın 79. maddesi, gerekse İİK'nın 85. maddesinin ifadesinden ortaya çıkan sonuç, icra müdürüne haciz uygulaması konusunda bir takdir yetkisinin ta-nınmadığıdır.
Borçlu, haczi caiz olmayan bir malın haczine, malın haczi sırasında muvafakat verebileceği gibi, şikayet yoluna gitmeyerek zımnen de rıza gösterebilir. 1479 sayılı Yasa'nın 67. maddesine göre, bağlanan emekli maaşının haczi mümkün değilse de, bu husus haciz işleminden sonra, süresiz ve geriye etkili olarak, borçlu tarafından şikayet konusu yapılabileceğinden ve hac-zedilmezlik iddiası ancak borçluya tanınan bir hak olduğundan, İcra Müdürünün alacaklının haciz talebinin reddine dair kararının iptali gerekmektedir (HGK'nın 31.03.2004 tarih ve 2004/12-202 E., 2004/196 K.).
Açıklanan nedenle mahkemece şikayetin kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı şekilde reddine dair hüküm tesisi isabetsizdir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK'nın 428. maddeleri uyannca (BOZULMASINA), 27.01.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 85 ]
Hukuk Genel Kurulu 2007/12-131 E., 2007/181 K.
Hukuk Genel Kurulu 2007/12-131 E., 2007/181 K.
- HACZİ CAİZ OLMAYAN MALAR VE HAKLAR
- MÜDDETLERİN DEĞİŞTİRİLMEMESİ
- TAŞINIR VE TAŞINMAZ MALLARIN HACZİ
- ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ZİLYETLİĞİ- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 82 ]
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 85 ]
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 97 ]
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 99 ]
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 20 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki "Şikayet" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Üsküdar 1.İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin kabulüne dair verilen 30.11.2005 gün ve 2005/680 E-696 K.sayılı kararın incelenmesi karşı taraf/alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 09.03.2006 gün ve 2006/1431-4869 sayılı ilamı ile; ("...Şikayetçi Özel S.... Tıp Hizmetleri Ltd. Şti.nin takipte alacaklı ve borçlu sıfatı bulunmamaktadır. Borçlunun maliki bulunduğu mahcuzlar üzerinde kendisinin kiracı olduğundan bahisle haczedilemezlik şikayetinde bulunmasına yasal imkan yoktur.
Öte yandan üçüncü kişinin başvurusun değerlendirilmesi halinde, borçluya ait menkullerin icra müdürlüğüne teslimi için uygun görülecek teminat karşılığında süre verilmesine ilişkindir.
Mahkemece somut olayda uygulama yeri olmayan IIK.nun 82/1-2, 99-97/1, 85/6, 20.maddeleri gerekçe yapılarak ve talep aşılmak suretiyle haciz ve muhafaza işlemlerinin kaldırılmasına karar verilmesi isabetsizdir...") gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Taraf vekilleri
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
1-Borçlu vekili direnme kararını temyiz etmiş ise de ilk hükmü temyiz etmemekle karar borçlu yönünden kesinleşmiş olmakla , direnme kararını temyizde hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle temyiz isteminin reddi gerekir.
2-Karşı taraf/alacaklı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
S O N U Ç :
1-Yukarıda (1) maddede belirtilen nedenlerle borçlu vekilinin temyiz isteminin REDDİNE,
2-Yukarıda (2) maddede belirtilen nedenlerle karşı taraf/alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harçlarının geri verilmesine, 04.04.2007 gününde, oybirliği ile karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2023/3033 E., 2024/1252 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 85 ve 88 inci maddeleri ile 141 vd.
6. Hukuk Dairesi 2023/3033 E. , 2024/1252 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/806 E., 2023/910 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/348 E., 2023/182 K.
Taraflar arasındaki sıra cetvelini şikayet davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararın şikayetçi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ŞİKAYET
Şikayetçi vekili şikayet dilekçesinde özetle; Aksaray İcra Müdürlüğü'nün 2022/7070 Esas sayılı takip dosyasından tanzim edilen 30.09.2022 tarihli sıra cetvelinde, ilk sırada şikayetçi haczinin yer alması gerektiğini, bu mümkün olmaz ise, şikayet olunanlar arasında yapılan garameten paylaşıma dahil edilmesini, ayrıca şikayet olunanların bedeli paylaşıma konu mahcuzlar üzerinde geçerli hacizleri bulunmadığını ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve şikayet etmiştir.
II. CEVAP
Şikayet olunanlar vekili cevap dilekçesinde özetle; şikayete konu sıra cetvelinin usul ve yasaya uygun yapıldığını savunarak, şikayetin reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, sıra cetvelinde hacizlerin kesinleşme tarihlerinin doğru olarak tespit edildiğini, salt satış masrafını şikayetçi alacaklının ikmal etmesi nedeniyle garameten paylaştırmaya dahil edilmesi talebinin yerinde olmadığını, malın yediemine tesliminin bir muhafaza tedbiri olduğu, İİK'nın 88/2 maddesinde yazılı muhafaza tedbirinin haczin tamamlanması için koşul olmayıp haczedilen mal için alınan koruma önlemi olduğunu, ayrıca şikayetçinin sıra cetvelinde takip tarihinin veya zorunlu arabuluculuğa başvuru tarihinin esas alınmasına yönelik talebini karşılayan kanun hükmü bulunmadığını belirtilerek, şikayetin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde şikayetçi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi vekili; ilk ihtiyati haczin şikayetçi tarafından konulduğunu, yapılan ödeme emrine itiraz ve zorunlu arabuluculuğa başvuru süreci nedeniyle kesinleşmenin geciktiğini, haciz tarihinin takip yahut zorunlu arabulucuya başvuru tarihi olarak kabulü gerektiğini, şikayet olunanların yaptıkları haciz işlemlerinin tutanakta yediemin imzası bulunmadığından geçersiz olduğunu, takibinin ilama dayandığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, şikayet olunanların icra takip dosyalarında alınan ihtiyati haciz kararları ile bu kararların infazında yasaya aykırı herhangi bir durum bulunmadığı gibi sıra cetvelinin düzenlenmesine sebep haciz işlemlerinde de yasaya aykırı herhangi bir durum bulunmadığı, şikayet olunanların ihtiyati hacizlerinin aynı tarihte kesin hacze dönüştükleri, ancak şikayetçinin icra takibine itiraz edilmesi nedeniyle takibin kesinleşmediği, şikayetçinin ihtiyati haczi şikayet olunanların ihtiyati hacizlerinden önceki tarihli ise de, İİK'nın 100. maddesinde sayılan belgelerden herhangi birine dayanmadığı, bu sebeple şikayet olunanların haczine iştirak koşullarının bulunmadığı belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde şikayetçi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sıra cetvelinde sıraya itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 85 ve 88 inci maddeleri ile 141 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre şikayetçi vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Sıra cetvelinde yer alabilmek için kural olarak, kesinleşmiş bir takibin ve geçerli bir haczin varlığı şarttır. İİK'nın 88. maddesi, 'Haczolunan paraları, banknotları, hamiline ait senetleri, poliçeler ve sair cirosu kabil senetlerle altın ve gümüş ve diğer kıymetli şeyleri icra dairesi muhafaza eder. Diğer menkul mallar masrafı peşinen alacaklıdan alınarak münasip bir yerde muhafaza altına alınır' hükmünü ihtiva etmektedir. Taşınır malların haczi fiilen yapılır ve anılan yasa hükmü uyarınca bu malların münasip bir yerde muhafazası ya da yediemin sıfatıyla borçluya yahut üçüncü bir kişiye teslimi gerekir. Aksi takdirde haciz hükümsüz kabul edilir.
Somut olayda; şikayet olunanlara ait takip dosyalarından yapılan taşınır hacizleri sırasında, hacze konu eşyaların belirleyici nitelikleri ve değerleri gösterilmek suretiyle haczedildiklerine ilişkin tutanaklar tanzim edildiği ancak yediemin sıfatıyla borçluya yahut üçüncü bir kişiye bırakılmaları suretiyle muhafaza tedbirine başvurulduğuna dair kayıt bulunmadığı görülmüştür.
Bu durumda mahkemece, şikayet olunanlar tarafından bedeli paylaşıma konu menkuller üzerine usulüne uygun şekilde konulmuş geçerli hacizler bulunmadığı gerekçesiyle, şikayetin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Şikayetçi vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3-İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
Türk İcra Hukukunda geçerli olan "şahıs ile sorumluluk yasağı" kapsamında, aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Borçlu, kural olarak borcundan dolayı sadece malvarlığı ile sorumludur.
B) Borcunu ödemeyen borçlu, sırf borcunu ifa etmediği gerekçesiyle hürriyetinden alıkonulamaz.
C) Şahsi sorumluluk (sınırsız sorumluluk) hukukumuzda yasaklanmış bir sorumluluk türüdür.
D) Mal beyanında bulunmama gibi istisnai hallerde borçlu tazyik hapsi ile cezalandırılabilir.
E) Borçlunun borcundan dolayı bedeni bütünlüğüne müdahale edilemez.
Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.