İcra ve İflas Kanunu 88. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 88/a- (Ek:28/3/2023-7445/4 md.)
Muhafaza işleminin dayanağı olan haciz kalkmış olup da yedieminde bulunan mallar, takibin yapıldığı yer icra dairesince bu madde uyarınca resen tasfiye edilir.
Tasfiye edilecek mallara ilişkin bilgiler, icra dairesince Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde duyurulur.
İcra dairesi, borçluya tebligat çıkararak tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde tarifeye göre belirlenen yedieminlik ücretini ödemek suretiyle malı teslim alabileceğini, aksi halde müteakip fıkralar uyarınca malın tasfiye edileceğini ihtar eder.
Borçlunun malı teslim almaması halinde icra dairesi, rehin hakkı sahibine tebligat çıkararak tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde rehinden kaynaklanan haklarını kullanabileceğini ve bu durumu icra dairesine bildirmesi gerektiğini, aksi halde müteakip fıkralar uyarınca malın tasfiye edileceğini ihtar eder.
Sicile kayıtlı mallar bakımından, malın borçlu tarafından teslim alınmaması veya rehinden kaynaklı hakkın kullanılmaması halinde icra dairesi, malın daha önce satışa çıkarılmamış olması kaydıyla, kanunun elektronik ortamda açık artırma suretiyle satışa ilişkin hükümleri uyarınca resen satışını yapar.
Yukarıdaki fıkralar uyarınca malın tasfiye edilememesi halinde icra dairesi, derhal yediemine tebligat çıkararak, tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde varsa malın son iki yıl içinde yapılan, yoksa icra dairesince takdir edilen kıymetinin yüzde kırkı üzerinden, tarifeye göre belirlenen yedieminlik ücreti mahsup edildikten sonra bakiye tutarı ödediği takdirde malın mülkiyetinin kendisine devredilmesine karar verileceğini, aksi halde müteakip fıkralara göre işlem yapılacağını ihtar eder. Bu fıkrada belirtilen şartların oluştuğunun ve varsa bakiye tutarın yediemin tarafından ödendiğinin tespiti halinde icra dairesi, malın mülkiyetinin yediemine devrine yönelik kararın verilmesi için dosyayı icra mahkemesine gönderir.
Sicile kayıtlı mallar bakımından yedieminin malın mülkiyetinin devrini kabul etmemesi halinde icra dairesi, Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketine tebligat çıkararak, tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, 30/6/2021 tarihli ve 7330 sayılı Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca belirlenen hurda bedelini ödeyeceğini bildirmesi ve bildirimde bulunduğu tarihten itibaren üç ay içinde hurda bedelini ödemesi şartıyla malın mülkiyetinin Şirkete devredilmesine karar verileceğini ihtar eder. Bu fıkrada belirtilen şartların oluştuğunun ve hurda bedelinin ödendiğinin tespiti halinde icra dairesi, hurdaya ayırma işlemlerini tamamlayarak malın mülkiyetinin Şirkete devrine yönelik kararın verilmesi için dosyayı icra mahkemesine gönderir.
Yukarıdaki fıkralar uyarınca malın tasfiye edilememesi halinde icra dairesi, malın mülkiyetinin bedelsiz olarak Türkiye Kızılay Derneğine devrine yönelik kararın verilmesi için dosyayı icra mahkemesine gönderir.
İcra mahkemesi, mülkiyetin devri için gönderilen dosyalarda, en geç on gün içinde dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda talebin kabulüne veya reddine kesin olarak karar verir. Kabul kararıyla, malın mülkiyeti ilgiliye geçer; tüm haciz ve rehinler kaldırılarak devir ve teslim işlemleri gerçekleştirilir.
Tasfiye konusu malın vergi, ceza, prim gibi borçları, borçluya ait olup mülkiyet ilgiliye, tüm borç ve yüklerinden âri olarak geçer. Devir ve tescil işlemleri her türlü vergi, resim ve harçtan müstesnadır.
Devir işlemlerine karşı yedieminlik alacağına dayanılarak hapis hakkı kullanılamaz. Yedieminlik ücretinin varlığı, mülkiyetin devri ve buna ilişkin işlemlerin yapılmasına engel teşkil etmez.
Tasfiye konusu mal üzerinde 6183 sayılı Kanun uyarınca haciz bulunması halinde icra dairesi, borçluya tebligat çıkarmadan önce tahsil dairesine tebligat çıkararak tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde muhafaza ve/veya satış işlemlerini yapmak üzere malı teslim alması gerektiğini, aksi halde malın bu madde uyarınca tasfiye edileceğini bildirir.
Tasfiye konusu malın 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu kapsamında serbest dolaşımda olmaması halinde icra dairesi, borçluya tebligat çıkarmadan önce gümrük idaresine tebligat çıkararak bir ay içinde gümrük işlemlerini yapmak üzere malı teslim alması gerektiğini, aksi halde malın bu madde uyarınca tasfiye edileceğini bildirir.
Tasfiye masrafları, öncelikle dosyadaki avanstan, avansın bulunmaması halinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.
Tasfiye kapsamında dosyaya ödenen tutardan; sırasıyla avanstan karşılanan masraflar, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan masraflar ve vergi, resim, harç gibi malın aynından kaynaklanan kamu alacakları ödenir. Kalan tutar, 9 uncu madde uyarınca muhafaza edilir, bankalarda nemalandırılır ve talep halinde nemalarıyla birlikte hak sahiplerine ödenir.
Dosyaya ödenen tutarın, Adalet Bakanlığı bütçesinden yapılan masrafı karşılayamaması halinde icra dairesi, bakiye masrafın, 6183 sayılı Kanun uyarınca borçludan tahsili için tahsil dairesine bildirimde bulunur.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.
2 – Alacaklar ve üçüncü şahıs elinde haczedilen mallar hakkında:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
93 karar eşleşti
6. Hukuk Dairesi, 2023/410 E., 2024/197 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 nci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 88, 89, 140 ve 142. maddeleri
6. Hukuk Dairesi 2023/410 E. , 2024/197 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayet davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararın şikayetçi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Şikayetçi vekili şikayet dilekçesinde; şikayet dışı borçlu aleyhine takip yaptıklarını, borçlunun 3. Kişi banka nezdindeki alacağına haciz konulduğunu, ilk haczin müvekkili haczi olmasına rağmen sıra cetvelinde tüm paranın şikayet olunan dosyasına ödenmesine karar verildiğini, sıra cetvelinin hatalı olduğunu ilk sıraya müvekkili dosyasının alınması gerektiğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptalin talep etmiştir.
II. CEVAP
Şikayet olunan vekili cevap dilekçesinde; şikayetçinin haciz tarihinde borçlunun banka mevduat hesabında sadece 4,2 TL bulunduğunu, müvekkilinin haciz tarihinde sıra cetveline konu paranın mevcut olduğunu ve bu para üzerine haciz konulduğunu, sıra cetvelinin usulüne uygun olduğunu savunarak şikayetin reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şikayetin, sıra cetvelinde sıraya ilişkin olduğu, sıra cetveli düzenlenirken kesin hacizlerin infaz tarihleri, ihtiyati hacizlerin ise kesinleşme tarihlerinin dikkate alınacağı, ilk kesin haciz ya da ilk kesinleşen ihtiyati haciz ile (eğer varsa) buna iştirak edebilecek hacizler belirlenerek sıra cetvelinin bu hacizlerin tarihleri ve oluşan usulî müktesep haklar da dikkate alınarak düzenleneceği, dosyada alınan uzman bilirkişi raporuna göre sıra cetvelindeki sıranın usulüne uygun olarak düzenlendiği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi vekili istinaf dilekçesinde; alacaklıların, borçluların banka hesaplarını sürekli olarak kontrol etmelerinin, hesaba para girip çıktığından haberdar olmalarının mümkün olmadığını, günümüz şartları dikkate alındığında kişilerin artık tüm harcama, birikim, borç ödeme ve tahsil gibi işlemlerini bankalar aracılığı ile yaptığını, bankalara giren paranın ümit ve ihtimale dayalı olmadığını ve bir gereklilik sonucu bu aktarımların yapıldığını müvekkiline ait dosyada banka haczinin 15.10.2021 tarihinde, davalı taraf haczinin ise 01.12.2021 tarihinde konulduğu göz önüne alındığında mahkemenin kararının hakkaniyete uygun olmadığını, sıra cetvelinin iptaline ilişkin açılan davaların icra dairesinin yaptığı hatalı işlemin düzeltilmesine ilişkin olduğunu, davalı lehine 1.700-TL vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şikayetçi dosyasında bankaya gönderilen haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinde borçlunun banka nezdindeki mevduat hesabında bulunan miktar üzerine haciz uygulanması nedeniyle icra müdürlüğünün oluşturduğu sıra cetvelinde bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle şikayetçi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sıra cetveline şikayet istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 nci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 88, 89, 140 ve 142. maddeleri
3. Değerlendirme
1.Borçlunun üçüncü kişilerdeki mal, alacak ve diğer haklarının haczi İİK’nın 89. maddesi çerçevesinde mümkün kılınmıştır. Bu hükümle, üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi tebliğ edilmek suretiyle söz konusu mal, alacak ve hakların haczine imkân tanınmış, tebliğ edilen haciz ihbarnamelerine üçüncü kişinin itiraz yolu açık tutulmuştur. Kendisine birinci haciz ihbarnamesi gönderilen kimsenin, bu haciz ihbarnamesine itiraz etmemesi halinde, mal yedinde ve borç zimmetinde sayılır. Üçüncü kişinin ihbarnameye süresi içinde itiraz etmesi halinde, usulüne uygun bir haczin varlığından bahsedilemez. Elinde borçluya verilmesi gereken bir mal ya da para bulunan üçüncü kişinin, gerçeğe aykırı itirazı halinde dahi hacizden söz edilemez ve alacaklının hakları ancak aynı yasanın 89/4 ve 120/2. maddeleri çerçevesinde korunabilir. Borçlunun üçüncü kişi ile arasındaki bir hukuki ilişkiye dayanan henüz doğmamış olmakla beraber doğması muhtemel alacakları için ...nın 89. maddesine göre haciz ihbarnamesi gönderilebilir. Üçüncü kişilerde hak ve alacakların ne şekilde haczedilebileceği anılan maddede gösterilmiştir. Bu yola tevessül etmeden, sadece haciz tezkeresi ile konulan haciz aynı Yasa'nın 88. maddesi kapsamında menkul haczi olarak nitelendirilebilir ve ancak mevcut bir hak ve alacak üzerine konulabilir; bir diğer ifade ile üçüncü kişi nezdinde doğacak (beklenen) alacakların tezkere yazılması suretiyle haczi mümkün değildir.
2. Para ya da alacak hacizlerine ilişkin işlemler, kural olarak İİK'nın 88. maddesi hükmü uyarınca menkul mal haczini düzenleyen hükümlere göre yapılır. Borçluya ait nakit parayla karşılaşan icra memuru, İİK'nın 88. maddesi hükmü çerçevesinde bu parayı haczedebilir. Üçüncü kişinin elindeki bir paranın İİK’nın 89. maddesine göre değil de, taşınır hacizlerine ilişkin 88. maddesine göre haczedilmesinde, tıpkı taşınırlarda olduğu gibi, paranın somut olarak üçüncü kişi elinde mevcut olması gerekir. Henüz mevcut olmayan bir paranın taşınır hükümlerine göre haczine yasal olanak bulunmamaktadır. Bu bakımdan üçüncü şahıstaki para alacağının da anılan 110. madde hükmüne kıyasen hacizden itibaren 6 aylık süre içerisinde icra dosyasına celbinin istenmesi gerekir. Aksi halde haciz düşer (Satış talebi, para hacizlerinde dosya celbinin istenmesi suretiyle yapılır.)
3.Somut olayda, şikayetçinin alacaklı olduğu ... İcra Dairesi 2021/481 E sayılı dosyasında, şikayetçi alacaklı vekilinin 14.10.2021 tarihinde İİK'nın 89/1. maddesi uyarınca ... Bankası A.Ş.'ne 1. haciz ihbarnamesi gönderilmesini talep ettiği, bu doğrultuda İİK'nın 89/1. maddesine uygun haciz ihbarnamesinin anılan bankaya gönderildiği ve 15.10.2021 tarihinde tebliğ edildiği, ... Bankası A.Ş tarafından ise borçlunun üçüncü şahıs nezdinde tebliğ tarihinde bilinen belirli ve mevcut bir alacak veya hukuki ilişkiden doğacak alacaklarını kapsamakta olup ümit ve ihtimale dayalı alacaklar bakımından haciz işlemi yapılamayacağı gerekçesiyle itiraz edilerek bankaca şikayetçinin bu haczi ilk sıraya alınarak borçlunun mevduat hesabına haciz konulduğu, Şikayet olunan dosyasından ise İİK'nın 88. maddesi hükmü uyarınca 01.12.2021 tarihinde haciz talep edildiği ve borçlunun ... Bankası A.Ş nezdinde bulunan mevduat hesabında bulunan 114.283,04 TL alacağına 05.12.2021 tarihinde haciz konulduğu yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, doğacak alacaklar yönünden İİK'nın 89. maddesi uyarınca, haciz konulmasının mümkün olduğu, ilk konulan haczin şikayetçiye ait bulunduğu ve sıra cetvelinin düzenlendiği tarih itibari ile de paranın icra dosyasına celbi için 6 aylık talep süresinin geçmediği bu durumda mahkemece şikayetçinin alacaklı olduğu ... İcra Dairesi 2021/481 E sayılı dosyasında 15.10.2021 tarihinde konulan haczin ilk haciz olarak kabulü ile şikayetin kabulüne ve sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle ;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.01. 2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
23. Hukuk Dairesi, 2016/375 E., 2019/913 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
rının incelenmesinde, şikayetçinin alacaklı bulunduğu icra dosyasında takibin bonoya dayalı ilamsız takip olduğu ve takipten önce ihtiyati haciz kararına dayalı olarak takip borçlusunun alacaklı olduğu üçüncü kişiye önce haciz müzekkeresi (İİK'nın 88. md.) gönderildiği, bu müzekkerenin 31.12.2013 tarihinde tebliğ edildiği, daha sonra haciz ihbarnamesi (İİK'nın 89.
23. Hukuk Dairesi 2016/375 E. , 2019/913 K.
"İçtihat Metni"
.....
Taraflar arasındaki sıra cetvelindeki sıraya şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Şikayetçi vekili, şikayet olunanın takip dosyasında geçerli bir haczi bulunmadığını, haczinin geçerli olduğu kabul edilse dahi, yasal süre içerisinde satış talep edilmediğinden düştüğünü, buna rağmen düzenlenen sıra cetvelinde şikayet olunana garameten pay ayrıldığını ileri sürerek sıra cetvelinin iptalini istemiştir.
Şikayet olunan vekili, şikayetin reddini istemiştir.
İcra mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarının haczinde, üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi gönderilmesi durumunda bu haciz ihbarnamesinin haciz müzekkerisinin sonuçlarını doğuracağı, tarafların takip dosyalarının kesinleşme tarihlerinin aynı olduğu, icra dosyasına gelen paranın garameten paylaştırılmasının daha adil bir sonuç meydana getireceği, bu itibarla sıra cetvelinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir.
Şikayet sıra cetvelinde sıraya ilişkindir.
Borçlunun üçüncü kişi ile arasındaki bir hukuki ilişkiye dayanan henüz doğmamış olmakla beraber, doğması muhtemel alacakları için İİK'nın 89. maddesine göre haciz ihbarnamesi gönderilebilir. Üçüncü kişilerde hak ve alacakların ne şekilde haczedilebileceği İcra ve İflâs Kanunu'nun (İİK) 89. maddesinde gösterilmiştir. Bu yola tevessül etmeden sadece haciz tezkeresi ile konulan haciz aynı Yasa'nın 88. maddesi kapsamında menkul haczi olarak nitelendirilebilir ve ancak mevcut bir hak ve alacak üzerine konulabilir; bir diğer ifade ile üçüncü kişi nezdinde doğacak (beklenen) alacakların tezkere yazılması suretiyle haczi mümkün değildir. Öte yandan bu yöntemde üçüncü kişinin itirazına ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır. Haciz ihbarnameleri ile borçlunun borçlusu konumundaki üçüncü kişinin elinde o anda bulunan mal, alacak ve diğer hakların haczedilmesi mümkün olduğu gibi borcun tamamen ödenmesine kadar geçecek sürede üçüncü kişi nezdinde oluşacak alacakların da haczine olanak tanınmıştır.
Somut olayda, şikayete konu sıra cetvelinde, takip borçlusunun üçüncü kişideki alacağı paylaşıma konu yapılmış olup, şikayetçinin ve şikayet olunanın ihtiyati haciz tarihlerinin sırasıyla 31.12.2013 ve 30.12.2013 tarihleri olduğu ve ihtiyati hacizlerin aynı tarihte kesin hacze dönüştüğü gerekçesiyle dosyaya gelen para alacaklılar arasında garameten paylaştırılmıştır.
.../...
S. 2
Taraflara ait icra dosyalarının incelenmesinde, şikayetçinin alacaklı bulunduğu icra dosyasında takibin bonoya dayalı ilamsız takip olduğu ve takipten önce ihtiyati haciz kararına dayalı olarak takip borçlusunun alacaklı olduğu üçüncü kişiye önce haciz müzekkeresi (İİK'nın 88. md.) gönderildiği, bu müzekkerenin 31.12.2013 tarihinde tebliğ edildiği, daha sonra haciz ihbarnamesi (İİK'nın 89. md.) gönderildiği, ihbarnamenin 02.01.2014 tarihinde tebliğ edildiği ve ödeme emrinin de 02.01.2014 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Şikayet olunanın alacaklı bulunduğu icra dosyasında ise takibin yine bonoya dayalı ilamsız takip olduğu, üçüncü kişiye takipten önce alınan ihtiyati haciz kararına dayalı olarak yalnızca haciz müzekkeresi (İİK'nın 88. md.) gönderildiği, bu müzekkerenin 30.12.2013 tarihinde tebliğ edildiği, ödeme emrinin 02.01.2014 tarihinde tebliğ edildiği, takibinin kesinleşmesi üzerine bu kez 29.01.2014 tarihinde İİK'nın 89. maddesine dayalı haciz ihbarnamesi tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Takip borçlusunun alacaklı bulunduğu üçüncü kişi, kendisine İİK'nın 88. maddesine dayalı olarak gönderilen haciz müzekkerelerinin tebliğ tarihleri itibariyle alacağın henüz doğmadığını bildirmiştir. Bedeli paylaşıma konu tutar sıra cetvelinin düzenlendiği dosyaya 12.09.2014 tarihinde gelmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere, henüz doğmamış alacakların İİK'nın 88. maddesi hükmüne dayalı olarak yazılan müzekkere ile haczi mümkün olmadığından, tarafların icra dosyalarında, üçüncü kişiye sırasıyla 31.12.2013 ve 30.12.2013 tarihlerinde tebliğ edilen haciz müzekkereleri hüküm doğurmaz. Anılan tarihler itibariyle ihtiyati hacizlerin uygulanmış olduğundan bahsedilemez. Bu itibarla, sıra cetvelinde bu tarihlerin esas alınması hatalı olmuştur. Şikayetçinin alacaklı bulunduğu icra dosyasında üçüncü kişiye 02.01.2014 tarihinde tebliğ edilen haciz ihbarnamesi, ödeme emrinin 02.01.2014 tarihinde tebliği üzerine yasal on günlük ödeme süresinin sona erdiği 13.01.2014 tarihi itibariyle kesin hacze dönüşmüş olup, şikayet olunanın kesin haczi (29.01.2014 tarihli) bu tarihten sonra olduğundan ve ilk kesin hacze iştirak koşullarını da taşımadığından, şikayete konu sıra cetvelinde şikayet olunana garameten pay ayrılması isabetsiz olmuştur. Bu nedenle şikayetin kabulü gerekirken, reddi doğru olmamış kararın şikayetçi yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayetçi yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.03.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2013/2666 E., 2013/3573 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Para ya da alacak hacizlerine ilişkin işlemler, kural olarak İİK'nın 88. maddesi hükmü uyarınca menkul mal haczini düzenleyen hükümlere göre yapılır.
23. Hukuk Dairesi 2013/2666 E. , 2013/3573 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :... Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl şikayetin kabulüne, birleşen şikayetin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl dosyada şikayet olunan-birleşen dosyada şikayetçi ... vekili ve asıl dosyada şikayet olunan ... vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Şikayetçi vekili asıl dosyada, müvekkilinin borçlu ... hakkında kambiyo senetlerine mahsus yolla takip başlattığını ve ihtiyati haciz kararı uyarınca ........2011 tarihinde borçlunun ... Başkanlığı nezdinde doğmuş, doğacak hak ve alacakları üzerine 32.982,00 TL için haciz ihbarnamesi ile haciz konulduğunu, haciz ihbarnamesinin ........2011 tarihinde ... kayıtlarına işlendiğini, takibin kesinleşmesi üzerine kesinleşen kısım olan 218.018,00 TL için 31.....2011 tarihli haciz müzekkeresi ile borçlunun ... Başkanlığı nezdindeki hak ve alacaklarına haciz konulduğunu, bu haciz müzekkeresinin ise 31.....2011 tarihinde kurum kayıtlarına işlendiğini, borçlu hakkında diğer şikayetçi ... tarafından da ........2011 tarihinde haciz başlatıldığını, borçlunun ... Başkanlığı nezdinde doğmuş ve doğacak hak ve alacakları üzerine 31.....2011 tarihli haciz müzekkeresi ve İİK'nın 89/.... maddesi uyarınca gönderilen aynı tarihli haciz ihbarnamesi ile haciz konulduğunu, davalının haciz müzekkeresi ve haciz ihbarnamesinin 31.....2011 tarihinde kurum kayıtlarına işlendiğini, düzenlenen sıra cetvelinde hacizlerin salt aynı tarihli olduğu gerekçesiyle paranın garameten paylaştırılmasına karar verilmesinin doğru olmadığını, evrak kayıt numaralarının incelenmesinden müvekkilinin haczinin daha önce olduğununun anlaşıldığını ileri sürerek, sıra cetvelinin iptali ile dosyaya gelen paranın müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
Asıl dosyada şikayet olunan ..., borçlunun ... Başkanlığı'ndan olan alacakları üzerine ........2011 tarihinde İİK'nın 89/.... maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarnamesi ile haciz koydurduğunu, ihbarnamenin ...'ya 31.....2011 tarihinde ulaştığını, şikayetçinin ise borçlu hakkında ihtiyati haciz başlattığını, takibin ........2011 tarihinde kesinleşmesi üzerine 31.....2011 tarihinde haciz müzekkeresi ile haciz koydurduğunu, fiilen şikayetçinin haczinin kendi haczinin önüne geçmesinin mümkün olmadığını, her nasılsa şikayetçinin haciz numarasının kendisinin numarasından önce gözüktüğünü, haczinin ........2011 tarihli haciz ihbarnamesi ile gerçekleştiğinden hangi numaranın önde olduğunun önemi olmadığını savunarak, şikayetin reddini istemiştir.
Asıl dosyada şikayet olunan ... vekili, şikayetin reddini istemiştir.
Birleşen dosyada şikayetçi, borçlu hakkında yaptığı takibin ........2011 tarihinde kesinleşmesi üzerine borçlunun ...'dan olan alacakları üzerine haciz konulması için 89/... haciz ihbarnamesi gönderdiğini, bu şekilde borçlunun ...'daki alacağına haciz koydurduğunu ancak, tebligatın ...'ya 31.....2011 tarihinde ulaştığını, ayrıca yine haciz müzekkeresini alarak saat 09.00 itibariyle haciz işlemi yaptığını, şikayet olunanın borçlu hakkında ihtiyati haciz başlattığını, takibin ........2011 tarihinde kesinleşmesi üzerine 31.....2011 tarihinde haciz müzekkeresi ile haciz koydurduğunu, her nasılsa aynı tarihte şikayet olunanın haciz numarasının kendisinin numarasından önce gözüktüğünü, ........2011 tarihinde haciz işlemi gerçekleştiğinden hangi numaranın önce olduğunun tartışılmasının hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek, sıra cetvelinde birinci sırada olduğunun tespiti ile haczedilen paranın tarafına ödenmesini talep etmiştir.
Şikayet olunan vekili, şikayetin reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; derece kararı düzenlenirken haciz tarihlerinin esas alınması gerektiği, aynı gün haciz yapılmış ve haczin yapıldığı saat belli değil ise yevmiye numaralarına bakılmaksızın satış bedelinden alacaklıların garameten yararlanacakları, asıl dosyanın şikayetçi ve birleşen dosyanın şikayetçisinin kendi hacizlerinin daha önce olduğunu ileri sürdüğü, bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişiden rapor alındığı, bilirkişi raporu ve ...'nın ....06.2012 havale tarihli müzekkere cevabına göre ... ....... Müdürlüğü'nden gönderilen haciz yazısının ........2011 tarihinde kuruma intikal ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile ....01.2012 tarihli sıra cetvelinin iptaline, dosyada yer alan ....03.2012 havale tarihli bilirkişi raporunun c bendi ile ...'nın ....06.2012 tarihli yazı cevapları dikkate alınarak yeniden ... müdürlüğünce sıra cetveli yapılmasına, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl dosyada şikayet olunan-birleşen dosyada şikayetçi ... vekili ve asıl dosyada şikayet olunan ... vekili temyiz etmiştir.
...-Asıl dosyada şikayet olunan ... vekilinin temyiz itirazları yönünden,
Şikayet, sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir. İİK'nın 142/.... hükmüne göre, "cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin ... edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel münderecatına itiraz edebilir. Aynı maddenin .... fıkrasında ise sıraya dair şikayetlerin ... mahkemesine yapılacağı öngörülmüştür. Anılan hükümde yer alan "alakadarlar" ifadesi, kural olarak borçluyu değil, şikayet eden alacaklıdan sıra itibariyle önce olan alacaklıları ifade eder. Şikayet, kural olarak şikayet edene göre sıra cetvelinde öncelikli olan ya da aynı derecede hacze iştirak eden alacaklılara yöneltilmelidir.Bu nedenle sıra cetveline itirazda borçluya husumet yöneltilemez. Mahkemece borçlu ... aleyhine bir hüküm de kurulmamıştır. Bu durumda pasif husumeti bulunmayan borçlunun temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan HUMK'nın 427/.... ve 432/.... maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.
...-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl dosyada şikayet olunan-birleşen dosyada şikayetçi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
...-Dava, sıra cetveline şikayet istemine ilişkindir.
Mahkemece, asıl dosyada şikayetçinin haciz yazısının şikayet olunan ...'ın haciz yazısından önce olmak üzere ........2011 tarihinde kuruma intikal ettiği gerekçesiyle asıl dosyadaki şikayetin kabulüne, birleşen dosyadaki şikayetin reddine karar verilmiş ise de mahkece kabul edilen bu tarihin şikayetçinin ihtiyati haczine ilişkin olduğu, şikayetçinin ve şikayet olunanın hacizlerinin aynı tarihte yani 31.....2011 tarihinde ...'ya ulaştığı, bu tarih hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmayıp anlaşmazlığın aynı tarihli hacizlerden hangisinin önce olduğundan kaynaklandığı halde mahkemenin haciz tarihi olarak ........2011 tarihini esas alıp şikayetçinin şikayetini kabul etmesi doğru olmamıştır. Mahkeme gerekçesi bu yönüyle hatalı ise de kararda isabetli olarak belirtildiği üzere sıra cetveli düzenlenirken haciz tarihleri esas alınır.Aynı gün haciz yapılmış fakat haczin yapıldığı saat belli değil ise yevmiye numaralarına bakılmaksızın satış bedelinden alacaklılar garameten yaralanırlar. Kural bu olmakla birlikte ... Başkanlığının mahkemeye gönderdiği ....06.2012 havale tarihli yazı cevabında ...'da uygulanan evrak projesinin müdürlük bazında değil, Türkiye genelinde tek numara olarak uygulandığı, müdürlüğe intikal eden belgelerin geliş sırasına göre işleme alındığı, borçlu ...'a ait ... belgelerinin 31.....2011 tarihinde farklı müdürlüklere giriş yapmış numara sırası Türkiye genelinde tek sıra çalıştığı, buna göre şikayetçiye ait dosyanın 20285554 sıra numarası, şikayet olunana ait dosyanın 20294722 sıra numarası aldığı belirtildiğinden asıl dosyada şikayetçinin haczinin şikayet olunanın haczinden önce olduğunun kabul edilmesi sonucu itibariyle doğru olmuştur.
Asıl dosyada şikayetçi, birleşen dosyada şikayet olunan ... Ecza Deposu'nun alacaklı olduğu ... .... ... Müdürlüğü'nün 2010/12249 Esas sayılı dosyasının tetkikinde, alacaklı şikayetçi tarafından takip borçlusu ...'ın .... Başkanlığı ... İl Müdürlüğü'deki alacağı üzerine 32.982,00 TL için ........2011 tarihinde ihtiyati haciz konulduğu, ödeme emrinin aynı gün borçluya tebliğ edildiği, yine şikayetçi alacaklı tarafından bu kez 31.....2011 tarihli müzekkere ile bakiye 218.018,00 TL için borçlunun kurum nezdinde doğmuş ve doğacak tüm hak ve alacaklarına haciz konulmasının istenildiği anlaşılmıştır.Alacaklının takibi kambiyo senedine dayandığından, İİK'nın 168. maddesi uyarınca ... günlük ödeme süresinin geçmesiyle ihtiyati haciz kesin hacze dönüşeceğinden,şikayetçinin 32.982,00 TL için ........2011 tarihli ihtiyati haczi ilk kesin haciz niteliğinde olduğundan derece kararının şikayetçinin ihtiyati haczine ilişkin kısmı doğru olduğundan öncelikle ihtiyaten haczedilen kısmın paylaşıma konu paradan ayrılması gerekir.
Kalan para yönünden ise sıra cetvelinde alacaklıların haciz tarihlerinin aynı olduğu kabul edilerek paranın alacaklılar arasında garameten paylaşımına karar verilmiştir.Ancak asıl dosyada şikayet olunan, birleşen dosyada şikayetçi ...'ın alacaklı olduğu ... .... ... Müdürlüğü'nün 2011/10811 Esas sayılı dosyada 31.....2011 tarihinde konulan haczin İİK'nın 89. maddesi uyarınca haciz ihbarnamesine dayalı olduğu gibi yine aynı tarihli müzekkere ile aynı paraya ikinci kez haciz konulmuştur.
Borçlunun üçüncü kişilerdeki mal, alacak ve diğer haklarının haczi İİK’nın 89. maddesi çerçevesinde mümkün kılınmıştır. Bu hükümle, üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi tebliğ edilmek suretiyle söz konusu mal, alacak ve hakların haczine imkân tanınmış, üçüncü kişiye de tebliğ edilen haciz ihbarnamelerine itiraz yolu açık tutulmuştur. Kendisine birinci haciz ihbarnamesi gönderilen kimsenin, bu haciz ihbarnamesine itiraz etmemesi halinde, mal yedinde ve borç zimmetinde sayılır. Üçüncü kişinin ihbarnameye süresi içinde itiraz etmesi .../...
halinde, usulüne uygun bir haczin varlığından bahsedilemez. Elinde borçluya verilmesi gereken bir mal ya da para bulunan üçüncü kişinin, gerçeğe aykırı itirazı halinde dahi hacizden söz edilemez ve alacaklının hakları ancak aynı Yasa'nın 89/.... ve 120/.... maddeleri çerçevesinde korunabilir. Borçlunun üçüncü kişi ile arasındaki bir hukuki ilişkiye dayanan henüz doğmamış olmakla beraber doğması muhtemel alacakları için İİK.nın 89. maddesine göre haciz ihbarnamesi gönderilebilir. Üçüncü kişilerde hak ve alacakların ne şekilde haczedilebileceği ... ve İflâs Kanunu'nun (İİK) 89. maddesinde gösterilmiştir. Bu yola tevessül etmeden, sadece haciz tezkeresi ile konulan haciz aynı Yasa'nın 88. maddesi kapsamında menkul haczi olarak nitelendirilebilir ve ancak mevcut bir hak ve alacak üzerine konulabilir; bir diğer ifade ile üçüncü kişi nezdinde doğacak (beklenen) alacakların tezkere yazılması suretiyle haczi mümkün değildir. Öte yandan bu yöntemde üçüncü kişinin itirazına ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır. Haciz ihbarnameleri ile borçlunun borçlusu konumundaki üçüncü kişinin elinde o anda bulunan mal, alacak ve diğer hakların haczedilmesi mümkün olduğu gibi, borcun tamamen ödenmesine kadar geçecek sürede (aylık kira bedeli, yüklenici lehine tahakkuk eden hak edişler ve tahakkuk edecek vergi iadesi alacağı vb. gibi) üçüncü kişi nezdinde oluşacak alacakların da haczine olanak tanınmıştır.
Diğer yandan, üçüncü kişi nezdinde bulunan alacak için haciz talebi halinde, haciz tarihi belirlenirken gözetilecek tarih, haciz yazısının yazıldığı tarih değil, üçüncü kişiye ulaşıp, kayda işlendiği tarihtir.
Para ya da alacak hacizlerine ilişkin işlemler, kural olarak İİK'nın 88. maddesi hükmü uyarınca menkul mal haczini düzenleyen hükümlere göre yapılır. Borçluya ait nakit parayla karşılaşan ... memuru, İİK'nın 88. maddesi hükmü çerçevesinde bu parayı haczedebilir. Üçüncü kişinin elindeki bir paranın İİK’nın 89. maddesine göre değil de, taşınır hacizlerine ilişkin 88. maddesine göre haczedilmesinde, tıpkı taşınırlarda olduğu gibi, paranın somut olarak üçüncü kişi elinde mevcut olması gerekir. Henüz mevcut olmayan bir paranın taşınır hükümlerine göre haczine yasal olanak bulunmamaktadır. Bu bakımdan üçüncü şahıstaki para alacağının da anılan 110. madde hükmüne kıyasen hacizden itibaren bir yıllık süre içerisinde ... dosyasına celbinin istenmesi gerekir. Aksi halde haciz düşer (Satış talebi, para hacizlerinde dosya celbinin istenmesi suretiyle yapılır.)
Somut olayda, şikayet olunan ...'ın alacaklı olduğu dosyada takip borçlusunun ... Başkanlığı nezdindeki alacağı üzerine İİK'nın 89. maddesi uyarınca haciz konulduğu halde, şikayetçi ... Ecza Deposu'nun alacaklı olduğu dosyada ise İİK'nın 88. maddesine göre haciz konulmuştur.Şikayet olunana ait ... .... ... Müdürlüğü'nün 2011/10811 Esas sayılı dosyasına ....Başkanlığı ... İl Müdürlüğü tarafından gönderilen 01.....2011 tarihli cevabi yazıda borçlu ...'ın muhasebe servisine intikal etmiş bir alacağının bulunmadığı bildirilmiştir.
Hem şikayetçinin hem de şikayet olunanın haciz yazılarının ulaştığı 31.....2011 tarihi itibariyle borçlunun .... kişi .... Başkanlığı ... İl Müdürlüğü'nde borçlunun mevcut bir alacağı olup olmadığı araştırılarak, bu tarihte paranın mevcut olmaması halinde şikayetçi ... Ecza Deposunun İİK'nun 88. maddesine göre gönderdiği 31.....2011 tarihli haciz müzekkeresi tarihinde henüz haczi mümkün bir para bulunmaması halinde bu tarihte haciz konulduğundan söz edilemeyecektir.
Bu durumda mahkemece, ... İl Müdürlüğü ile yazışma yapılarak 31.....2011 tarihi itibariyle borçlunun ilgili kurumdan alacağı olup olmadığı, ne zaman muhasebe servisine intikal ettiği sorularak, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl dosyada şikayet olunan ... vekilinin, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl dosyada şikayet olunan-birleşen dosyada şikayetçi ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl dosyada şikayet olunan-birleşen dosyada şikayetçi ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, ... yararına BOZULMASINA, asıl dosyada şikayet olunan-birleşen dosyada şikayetçiden peşin alınan harcın istek halinde iadesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden asıl dosyada şikayet olunandan alınmasına, kararın tebliğinden itibaren ... gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere ....05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2023/3033 E., 2024/1252 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
şme tarihlerinin doğru olarak tespit edildiğini, salt satış masrafını şikayetçi alacaklının ikmal etmesi nedeniyle garameten paylaştırmaya dahil edilmesi talebinin yerinde olmadığını, malın yediemine tesliminin bir muhafaza tedbiri olduğu, İİK'nın 88/2 maddesinde yazılı muhafaza tedbirinin haczin tamamlanması için koşul olmayıp haczedilen mal için alınan koruma önlemi olduğunu, ayrıca şikayetçinin
6. Hukuk Dairesi 2023/3033 E. , 2024/1252 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/806 E., 2023/910 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/348 E., 2023/182 K.
Taraflar arasındaki sıra cetvelini şikayet davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararın şikayetçi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ŞİKAYET
Şikayetçi vekili şikayet dilekçesinde özetle; Aksaray İcra Müdürlüğü'nün 2022/7070 Esas sayılı takip dosyasından tanzim edilen 30.09.2022 tarihli sıra cetvelinde, ilk sırada şikayetçi haczinin yer alması gerektiğini, bu mümkün olmaz ise, şikayet olunanlar arasında yapılan garameten paylaşıma dahil edilmesini, ayrıca şikayet olunanların bedeli paylaşıma konu mahcuzlar üzerinde geçerli hacizleri bulunmadığını ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve şikayet etmiştir.
II. CEVAP
Şikayet olunanlar vekili cevap dilekçesinde özetle; şikayete konu sıra cetvelinin usul ve yasaya uygun yapıldığını savunarak, şikayetin reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, sıra cetvelinde hacizlerin kesinleşme tarihlerinin doğru olarak tespit edildiğini, salt satış masrafını şikayetçi alacaklının ikmal etmesi nedeniyle garameten paylaştırmaya dahil edilmesi talebinin yerinde olmadığını, malın yediemine tesliminin bir muhafaza tedbiri olduğu, İİK'nın 88/2 maddesinde yazılı muhafaza tedbirinin haczin tamamlanması için koşul olmayıp haczedilen mal için alınan koruma önlemi olduğunu, ayrıca şikayetçinin sıra cetvelinde takip tarihinin veya zorunlu arabuluculuğa başvuru tarihinin esas alınmasına yönelik talebini karşılayan kanun hükmü bulunmadığını belirtilerek, şikayetin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde şikayetçi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi vekili; ilk ihtiyati haczin şikayetçi tarafından konulduğunu, yapılan ödeme emrine itiraz ve zorunlu arabuluculuğa başvuru süreci nedeniyle kesinleşmenin geciktiğini, haciz tarihinin takip yahut zorunlu arabulucuya başvuru tarihi olarak kabulü gerektiğini, şikayet olunanların yaptıkları haciz işlemlerinin tutanakta yediemin imzası bulunmadığından geçersiz olduğunu, takibinin ilama dayandığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, şikayet olunanların icra takip dosyalarında alınan ihtiyati haciz kararları ile bu kararların infazında yasaya aykırı herhangi bir durum bulunmadığı gibi sıra cetvelinin düzenlenmesine sebep haciz işlemlerinde de yasaya aykırı herhangi bir durum bulunmadığı, şikayet olunanların ihtiyati hacizlerinin aynı tarihte kesin hacze dönüştükleri, ancak şikayetçinin icra takibine itiraz edilmesi nedeniyle takibin kesinleşmediği, şikayetçinin ihtiyati haczi şikayet olunanların ihtiyati hacizlerinden önceki tarihli ise de, İİK'nın 100. maddesinde sayılan belgelerden herhangi birine dayanmadığı, bu sebeple şikayet olunanların haczine iştirak koşullarının bulunmadığı belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde şikayetçi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sıra cetvelinde sıraya itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 85 ve 88 inci maddeleri ile 141 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre şikayetçi vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Sıra cetvelinde yer alabilmek için kural olarak, kesinleşmiş bir takibin ve geçerli bir haczin varlığı şarttır. İİK'nın 88. maddesi, 'Haczolunan paraları, banknotları, hamiline ait senetleri, poliçeler ve sair cirosu kabil senetlerle altın ve gümüş ve diğer kıymetli şeyleri icra dairesi muhafaza eder. Diğer menkul mallar masrafı peşinen alacaklıdan alınarak münasip bir yerde muhafaza altına alınır' hükmünü ihtiva etmektedir. Taşınır malların haczi fiilen yapılır ve anılan yasa hükmü uyarınca bu malların münasip bir yerde muhafazası ya da yediemin sıfatıyla borçluya yahut üçüncü bir kişiye teslimi gerekir. Aksi takdirde haciz hükümsüz kabul edilir.
Somut olayda; şikayet olunanlara ait takip dosyalarından yapılan taşınır hacizleri sırasında, hacze konu eşyaların belirleyici nitelikleri ve değerleri gösterilmek suretiyle haczedildiklerine ilişkin tutanaklar tanzim edildiği ancak yediemin sıfatıyla borçluya yahut üçüncü bir kişiye bırakılmaları suretiyle muhafaza tedbirine başvurulduğuna dair kayıt bulunmadığı görülmüştür.
Bu durumda mahkemece, şikayet olunanlar tarafından bedeli paylaşıma konu menkuller üzerine usulüne uygun şekilde konulmuş geçerli hacizler bulunmadığı gerekçesiyle, şikayetin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Şikayetçi vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3-İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2016/23247 E., 2017/15270 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
icra mahkemesine yaptığı başvuruda, alacaklı yedieminin, kendi iradesine göre tek taraflı olarak yediemin ücreti belirlediğini,yedieminin ayrı bir ilamsız takip yapması sonucu İİK’nun 88. maddesine göre rüçhanlı alacak vasfını yitirdiğini, satış konusu araçta yer alan başkaca hacizlerin varlığına rağmen, İİK’nun 140.
12. Hukuk Dairesi 2016/23247 E. , 2017/15270 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi ... icra mahkemesine yaptığı başvuruda, alacaklı yedieminin, kendi iradesine göre tek taraflı olarak yediemin ücreti belirlediğini,yedieminin ayrı bir ilamsız takip yapması sonucu İİK’nun 88. maddesine göre rüçhanlı alacak vasfını yitirdiğini, satış konusu araçta yer alan başkaca hacizlerin varlığına rağmen, İİK’nun 140. maddesi uyarınca sıra cetveli düzenlenmeden yapılan tescil işlemlerinin iptali gerektiğini, Vergi Dairesi Müdürlüğünün satışa konu araç üzerinde aracın aynından doğan vergi borcuna ilişkin haczi yer aldığından İİK. m. 206 uyarınca bu husus gözönünde tutularak sıra cetveli düzenlenmesi gerektiğini ileri sürerek, ihale alıcısı adına tesciline ilişkin işlemlerin iptaline ve İİK. 138 ve 206. maddeleri dikkate alınarak sıra cetveli yapılmasına karar verilmesini talep ettiği, mahkemece İİK’nun 142. maddesinde belirtilen yedi günlük yasal süreden sonra şikayet yoluna başvurulduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Satışa konu aracın tescil işlemlerinin iptaline yönelik temyiz itirazları yerinde değil ise de;
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun mahcuz malların muhafazası hakkındaki 88. maddesi uyarınca, taşınır mallar, masrafı peşinen alacaklıdan alınarak muhafaza altına alınır.Aynı Kanun'un 59. maddesi uyarınca ise, takip masrafları borçluya ait olup, alacaklı ilk ödenen paradan yaptığı masrafları alır.
Paranın paylaştırılmasına ilişkin İİK'nun 138/2. maddesine göre de; haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları alakadar eden masraflar, önce satış tutarından alınır ve artan para, takip masrafları ve işlemiş faizler dahil olduğu halde alacakları nispetinde paylaştırılır.
Yediemin ücretinin ise, satış talep tarihine kadar olanı takip masrafı, bu tarihten satış tarihine kadar olanı ise satış masrafı olup, satış masrafı olan yedieminlik ücretinin satış tutarından öncelikle ödenmesi gerekir.
Buna göre, yedieminin, alacağını, muhafazanın yapıldığı, bir diğer anlatımla, yediemin ücretinin doğduğu takip dosyasından talep etmesi gerekip, bunun için yeni bir takip başlatmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle de yediemin ücretinin, satış bedelinden öncelikle ödenmesi hususu, muhafazanın uygulandığı ve yediemin ücretinin doğduğu takip dosyasından satışın yapılması halinde söz konusu olup, icra müdürlüğünce, İİK'nun 88. maddesine göre yediemin ücretinin hesaplanarak ödeme yapılacağı tabiidir.
Yedieminin, ücret alacağı için müstakil bir takip başlatması ve bu dosyadan rehinli taşınırın satılması halinde ise, artık İİK'nun 138/2. maddesinin uygulanması mümkün olmayıp, satış bedelinden öncelikle bu dosya alacağının ödenmesi söz konusu olamaz.
Bu durumda, icra müdürlüğünce yapılacak iş, satış bedelinin, sıra cetveli yapılmak üzere ilk haczi koyan icra dairesine gönderilmesinden ya da ilk haciz, satışın yapıldığı dosyadan konulmuş ise sıra cetveli yapmaktan ibarettir.
İİK'nun 140. maddesi gereğince; “Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar”.
Sıra cetveli yapılmaması bir hakkın yerine getirilmemesine ilişkin olup, İİK’nun 16 maddesine göre süresiz şikayete tabidir.
Açıklamalar ışığında, birden fazla alacaklının bulunduğu böyle durumlarda, icra müdürlüğünce, öncelikle İİK'nun 140.maddesi gereğince sıra cetveli yapılmalı ve alacaklılara, diğer alacaklara yönelik itirazlarını ileri sürme imkanı tanınmalıdır. Alacağının rüçhanlı olup olmadığı ve öne sürdüğü diğer hususlar, sıra cetveli yapıldıktan sonra itiraz halinde tartışılacak hususlar olup, bu aşamada icra müdürlüğünün sıra cetveli düzenlemekten imtina etmesi mümkün değildir. Bir başka anlatımla alacaklıların itirazlarını ileri sürebilmesi için öncelikle sıra cetveli yapılması gerekmektedir.
O halde mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler göre şikayetin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin süre aşımından reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
Alacaklı (A)'nın talebi üzerine borçlu (B)'ye ait, Türk gemi siciline kayıtlı 'Umut' isimli gemi hakkında ihtiyati haciz kararı verilmiş ve gemi, bulunduğu limanda icra müdürü tarafından muhafaza altına alınarak seferden men edilmiştir. İcra müdürü, gemiyi kaptan (K)'ya yediemin sıfatıyla bırakmıştır. Bu olay ve haczedilen taşınır malların muhafaza ve yedieminlik sürecine ilişkin genel hükümler birlikte değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken yanlıştır?
A) İcra müdürü, kaptana yedieminlik görevini tebliğ ederken, Türk Ceza Kanunu'ndan doğanlar da dâhil olmak üzere kanuni sorumluluklarını hatırlatmak zorundadır.
B) Haczi gerçekleştiren icra memurunun, alacaklı ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etme yükümlülüğü bulunmaktadır.
C) Muhafaza işleminin dayanağı olan ihtiyati haczin sonradan kalkması ve kanundaki tasfiye usullerinin sonuçsuz kalması durumunda, yedieminlik ücretinin varlığı, geminin mülkiyetinin bedelsiz olarak Türkiye Kızılay Derneğine devredilmesine tek başına engel teşkil etmez.
D) Kaptana yediemin sıfatıyla bırakılan geminin muhafazası için, yediemin olarak tayin edilen kişi malın zilyedinin temsilcisi olduğundan, ayrıca bir yedieminlik ücreti takdir ve talep edilemez.
E) Güvenilir bir şahsın kefaletiyle, haczedilen geminin borçlunun kendisinde yediemin olarak bırakılması da kanunen mümkün olan bir muhafaza tedbiridir.
Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.