İcra ve İflas Kanunu 89. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 89 – (Değişik: 18/2/1965-538/49 md.)
Hamiline ait olmıyan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmıyan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödiyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi).Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir.
Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur.
(Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/22 md.) Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir.[40]
Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338 inci maddenin 1 inci fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahküm edilmesini istiyebilir. İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.
Üçüncü şahıs, kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde haciz ihbarnamesine itiraz etmediği takdirde 65 inci madde hükmü uygulanır. (Değişik son cümle: 17/7/2003-4949/22 md.) Her hâlde üçüncü şahıs, borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebilir.
Malın teslimi mümkün olmazsa, alacaklı icra mahkemesine müracaatla değerini üçüncü şahsa ödetmek hakkını haizdir.
(Değişik yedinci fıkra: 2/7/2012-6352/18 md.) Haciz ihbarnamesi, borçlunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bir tüzel kişinin veya müessesenin şubesine veya tüm şubelerini kapsayacak şekilde merkezine tebliğ edilir. Haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği merkez, tüm şubeleri veya birimlerini kapsayacak şekilde beyanda bulunmakla yükümlüdür.
Üçüncü şahsın beyanı hiçbir harc ve resme tabi değildir.
Bu madde hükmü, memuriyeti hasebiyle hakikate muhalif beyanda bulunan memurlar hakkında da uygulanır.
(Ek fıkra:6/12/2018-7155/12 md.) Bu madde uyarınca haciz ihbarnamelerinin bildirimi ve bu ihbarnamelere verilecek cevaplar, güvenli elektronik imza kullanılmak suretiyle Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ve bu sisteme entegre bilişim sistemleri üzerinden de yapılabilir. Bu usulle yapılan bildirim tebliğ yerine geçer.
3 – Diğer haklar için:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
145 karar eşleşti
6. Hukuk Dairesi, 2023/410 E., 2024/197 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 nci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 88, 89, 140 ve 142. maddeleri
6. Hukuk Dairesi 2023/410 E. , 2024/197 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayet davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararın şikayetçi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Şikayetçi vekili şikayet dilekçesinde; şikayet dışı borçlu aleyhine takip yaptıklarını, borçlunun 3. Kişi banka nezdindeki alacağına haciz konulduğunu, ilk haczin müvekkili haczi olmasına rağmen sıra cetvelinde tüm paranın şikayet olunan dosyasına ödenmesine karar verildiğini, sıra cetvelinin hatalı olduğunu ilk sıraya müvekkili dosyasının alınması gerektiğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptalin talep etmiştir.
II. CEVAP
Şikayet olunan vekili cevap dilekçesinde; şikayetçinin haciz tarihinde borçlunun banka mevduat hesabında sadece 4,2 TL bulunduğunu, müvekkilinin haciz tarihinde sıra cetveline konu paranın mevcut olduğunu ve bu para üzerine haciz konulduğunu, sıra cetvelinin usulüne uygun olduğunu savunarak şikayetin reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şikayetin, sıra cetvelinde sıraya ilişkin olduğu, sıra cetveli düzenlenirken kesin hacizlerin infaz tarihleri, ihtiyati hacizlerin ise kesinleşme tarihlerinin dikkate alınacağı, ilk kesin haciz ya da ilk kesinleşen ihtiyati haciz ile (eğer varsa) buna iştirak edebilecek hacizler belirlenerek sıra cetvelinin bu hacizlerin tarihleri ve oluşan usulî müktesep haklar da dikkate alınarak düzenleneceği, dosyada alınan uzman bilirkişi raporuna göre sıra cetvelindeki sıranın usulüne uygun olarak düzenlendiği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi vekili istinaf dilekçesinde; alacaklıların, borçluların banka hesaplarını sürekli olarak kontrol etmelerinin, hesaba para girip çıktığından haberdar olmalarının mümkün olmadığını, günümüz şartları dikkate alındığında kişilerin artık tüm harcama, birikim, borç ödeme ve tahsil gibi işlemlerini bankalar aracılığı ile yaptığını, bankalara giren paranın ümit ve ihtimale dayalı olmadığını ve bir gereklilik sonucu bu aktarımların yapıldığını müvekkiline ait dosyada banka haczinin 15.10.2021 tarihinde, davalı taraf haczinin ise 01.12.2021 tarihinde konulduğu göz önüne alındığında mahkemenin kararının hakkaniyete uygun olmadığını, sıra cetvelinin iptaline ilişkin açılan davaların icra dairesinin yaptığı hatalı işlemin düzeltilmesine ilişkin olduğunu, davalı lehine 1.700-TL vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şikayetçi dosyasında bankaya gönderilen haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinde borçlunun banka nezdindeki mevduat hesabında bulunan miktar üzerine haciz uygulanması nedeniyle icra müdürlüğünün oluşturduğu sıra cetvelinde bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle şikayetçi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sıra cetveline şikayet istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 nci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 88, 89, 140 ve 142. maddeleri
3. Değerlendirme
1.Borçlunun üçüncü kişilerdeki mal, alacak ve diğer haklarının haczi İİK’nın 89. maddesi çerçevesinde mümkün kılınmıştır. Bu hükümle, üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi tebliğ edilmek suretiyle söz konusu mal, alacak ve hakların haczine imkân tanınmış, tebliğ edilen haciz ihbarnamelerine üçüncü kişinin itiraz yolu açık tutulmuştur. Kendisine birinci haciz ihbarnamesi gönderilen kimsenin, bu haciz ihbarnamesine itiraz etmemesi halinde, mal yedinde ve borç zimmetinde sayılır. Üçüncü kişinin ihbarnameye süresi içinde itiraz etmesi halinde, usulüne uygun bir haczin varlığından bahsedilemez. Elinde borçluya verilmesi gereken bir mal ya da para bulunan üçüncü kişinin, gerçeğe aykırı itirazı halinde dahi hacizden söz edilemez ve alacaklının hakları ancak aynı yasanın 89/4 ve 120/2. maddeleri çerçevesinde korunabilir. Borçlunun üçüncü kişi ile arasındaki bir hukuki ilişkiye dayanan henüz doğmamış olmakla beraber doğması muhtemel alacakları için ...nın 89. maddesine göre haciz ihbarnamesi gönderilebilir. Üçüncü kişilerde hak ve alacakların ne şekilde haczedilebileceği anılan maddede gösterilmiştir. Bu yola tevessül etmeden, sadece haciz tezkeresi ile konulan haciz aynı Yasa'nın 88. maddesi kapsamında menkul haczi olarak nitelendirilebilir ve ancak mevcut bir hak ve alacak üzerine konulabilir; bir diğer ifade ile üçüncü kişi nezdinde doğacak (beklenen) alacakların tezkere yazılması suretiyle haczi mümkün değildir.
2. Para ya da alacak hacizlerine ilişkin işlemler, kural olarak İİK'nın 88. maddesi hükmü uyarınca menkul mal haczini düzenleyen hükümlere göre yapılır. Borçluya ait nakit parayla karşılaşan icra memuru, İİK'nın 88. maddesi hükmü çerçevesinde bu parayı haczedebilir. Üçüncü kişinin elindeki bir paranın İİK’nın 89. maddesine göre değil de, taşınır hacizlerine ilişkin 88. maddesine göre haczedilmesinde, tıpkı taşınırlarda olduğu gibi, paranın somut olarak üçüncü kişi elinde mevcut olması gerekir. Henüz mevcut olmayan bir paranın taşınır hükümlerine göre haczine yasal olanak bulunmamaktadır. Bu bakımdan üçüncü şahıstaki para alacağının da anılan 110. madde hükmüne kıyasen hacizden itibaren 6 aylık süre içerisinde icra dosyasına celbinin istenmesi gerekir. Aksi halde haciz düşer (Satış talebi, para hacizlerinde dosya celbinin istenmesi suretiyle yapılır.)
3.Somut olayda, şikayetçinin alacaklı olduğu ... İcra Dairesi 2021/481 E sayılı dosyasında, şikayetçi alacaklı vekilinin 14.10.2021 tarihinde İİK'nın 89/1. maddesi uyarınca ... Bankası A.Ş.'ne 1. haciz ihbarnamesi gönderilmesini talep ettiği, bu doğrultuda İİK'nın 89/1. maddesine uygun haciz ihbarnamesinin anılan bankaya gönderildiği ve 15.10.2021 tarihinde tebliğ edildiği, ... Bankası A.Ş tarafından ise borçlunun üçüncü şahıs nezdinde tebliğ tarihinde bilinen belirli ve mevcut bir alacak veya hukuki ilişkiden doğacak alacaklarını kapsamakta olup ümit ve ihtimale dayalı alacaklar bakımından haciz işlemi yapılamayacağı gerekçesiyle itiraz edilerek bankaca şikayetçinin bu haczi ilk sıraya alınarak borçlunun mevduat hesabına haciz konulduğu, Şikayet olunan dosyasından ise İİK'nın 88. maddesi hükmü uyarınca 01.12.2021 tarihinde haciz talep edildiği ve borçlunun ... Bankası A.Ş nezdinde bulunan mevduat hesabında bulunan 114.283,04 TL alacağına 05.12.2021 tarihinde haciz konulduğu yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, doğacak alacaklar yönünden İİK'nın 89. maddesi uyarınca, haciz konulmasının mümkün olduğu, ilk konulan haczin şikayetçiye ait bulunduğu ve sıra cetvelinin düzenlendiği tarih itibari ile de paranın icra dosyasına celbi için 6 aylık talep süresinin geçmediği bu durumda mahkemece şikayetçinin alacaklı olduğu ... İcra Dairesi 2021/481 E sayılı dosyasında 15.10.2021 tarihinde konulan haczin ilk haciz olarak kabulü ile şikayetin kabulüne ve sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle ;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.01. 2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
6. Hukuk Dairesi, 2023/2867 E., 2024/2326 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin takip borçlularından ...’ın alacaklı bulunduğu ilama dayalı borcu için üçüncü şahıs durumundaki Türk Ticaret Bankası’na İİK’nın 89/1.maddesi uyarınca birinci haciz ihbarnamesi gönderdiğini, ilamın kesinleşmediğinden bahisle ihbarnameye itiraz edildiğini, ancak alacak üzerinde başka hacizler olduğu yönünde itiraz olmadığını, itirazın haksızlığı n
6. Hukuk Dairesi 2023/2867 E. , 2024/2326 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/647 E., 2023/757 K.
HÜKÜM/KARAR : Usulden Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/360 E., 2022/600 K.
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden davanın pasif husumet nedeniyle reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraflar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... mirasçıları tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin takip borçlularından ...’ın alacaklı bulunduğu ilama dayalı borcu için üçüncü şahıs durumundaki Türk Ticaret Bankası’na İİK’nın 89/1.maddesi uyarınca birinci haciz ihbarnamesi gönderdiğini, ilamın kesinleşmediğinden bahisle ihbarnameye itiraz edildiğini, ancak alacak üzerinde başka hacizler olduğu yönünde itiraz olmadığını, itirazın haksızlığı nedeniyle açtıkları davanın reddedildiğini, bu sırada düzenlenen sıra cetvelinde müvekkili alacağının ikinci sırada yer aldığını, sıra cetvelinde birinci sırada yer alan davalı takibinin müvekkili alacağını semeresiz bırakmak amacıyla muvazaalı olduğunu ileri sürerek, Bakırköy 7. İcra Müdürlüğünün 2011/12518 sayılı icra takibinin ve bu takip dosyasından yapılan 21.05.2014 tarihli sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkili haciz müzekkeresinin yasaya uygun olduğunu, müvekkili ile emlak komisyoncusu ... ve müteahhit ... arasında arsaların tedariki, satın alınması konusunda anlaşmalar imzalanıp ödeme yapıldığını, ...'ın senedin kefili olup, kefilin muvazaasının söz konusu olamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkisiz olduğunu, bonoda tahrifat ve muvazaa iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işbu davada ispat yükünün davalıda olduğu, davalının sunmuş olduğu sözleşmede düzenlenen senedin içeriği konusunda herhangi bir açıklama olmadığı, icra takibine dayanak 250.000 Euro bedelli senedin tarihi ile sözleşme tarihinin aynı olduğu, sözkonusu sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığı, adi şekilde düzenlenen sözleşme ve bononun taraflar arasında her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğu, davacı alacağının doğum ve takip tarihinin davalı alacak ve takibinden önce olduğu, davalı ...’ın borçludan olan alacağını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı, davalı ...’ın takip borçlusu olup, hasım olarak gösterilmesinin işbu davanın niteliği gereği mümkün olmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı ... mirasçılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; muvazaa nedeniyle takibin iptali istemi yönünden her iki davalı davada taraf iken, sıra cetveline itiraz davasında sadece davalı ... davada taraf olup, ...'ın ise taraf sıfatının bulunmadığını, yargılama aşamasında muvazaa nedeniyle takibin istemi yönünden açılan dava somut davadan ayrılarak aynı mahkemenin 2022/464 E. sayılı dosyasına kayıt edildiği için sıra cetveline itiraz istemi yönünden somut davada ...'ın davalı sıfatı kalmadığını, bu nedenle ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını beyan ederek, kararın bu yönden kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hiçbir neden gösterilmeksizin mesleki mazeret talepleri reddedilerek yokluklarında karar verdiğini, bu suretle hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, davacı asilin ölümü nedeniyle dosyaya dahil edilmesi gereken mirasçılar dahil edilmeden karar verilerek gerekçeli kararın yazımı sırasında hatanın fark edildiğini, HMK'nın 304 hükmüne aykırı olarak beyanları alınmadan tashih kararı verildiğini, davacının 3. kişi banka nezdindeki borçluya ait alacak üzerinde geçerli bir haczinin bulunmadığını, davacı tarafça dava dışı 3. kişi bankaya gönderilen 1. haciz ihbarnamesine bankaca itiraz edilmesi üzerine davacı tarafından banka aleyhine tazminat davası ikame edildiğini, davacı tarafça 3. kişi bankaya gönderilen haciz ihbarnamesine bankaca itiraz edildiğinden ve haciz prosedürü tamamlanmadığından borçluya ait alacak üzerine davacı tarafından konulmuş geçerli bir haciz bulunmadığını, bir an geçerli bir haczin varlığı kabul edilse dahi, haciz ihbarnamesinden sonra davacı tarafça paranın dosyaya celbi için herhangi bir işlem yapılmadığı için haczin düştüğünü, müvekkili alacağının muvazaalı olmadığını beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile haciz ihbarnamesine 3. kişi tarafından itiraz edilmesi nedeniyle usulüne uygun bir haczin varlığından söz edilmeyeceğinden, davacının sıra cetveline yönelik itirazında hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkeme hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı ... mirasçıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde; birinci haciz ihbarnamesine, gerçeğe aykırı ve haksız yere itiraz edilmesi sebebine dayanılarak İİK’nın 89/4 maddesi gereğince açılan tazminat davasının kesinleşmediğini, davalı alacağının muvazaalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muvazaa nedenine dayalı sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK’nın 142, İİK 89 maddeleri
3. Değerlendirme
1.Davacı tarafça, muvazaa nedenine dayalı sıra cetvelinin iptali istemli işbu davada Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce 01.04.2015 tarihli, 2014/313 Esas, 2015/148 Karar sayılı kararı ile; İİK'nın 142. maddesi uyarınca takibin Bakırköy İcra Müdürlüğü'nce yapıldığı ve sıra cetvelinin de o icra dairesince düzenlendiği gerekçesi ile yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, Dairemizin (Yargıtay kapatılan 23. Hukuk Dairesi) 28.11.2016 tarihli, 2015/7074 Esas, 2016/5192 Karar sayılı kararı ile karar usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle onanmıştır.
2.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin 1. fıkrasında bölge adliye mahkemelerinin Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanun'un temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin, yine aynı maddenin 2. fıkrasında ise bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine istinaf yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 427 ile 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, yani bu kararlara ilişkin dosyaların bölge adliye mahkemelerine gönderilemeyeceği belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan yasa maddelerinin düzenleniş amacı, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlara karşı Yargıtay yoluna başvurulmasını ve karar kesinleşinceye kadar kanun yolu denetiminin Yargıtay tarafından yapılmasını sağlamaktır.
İş bu dosyaya konu dava, 28.11.2016 tarihinde Yargıtay incelemesinden geçtiğine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK’nın geçici 1. maddesi ve geçici 3/2. maddesi uyarınca temyiz incelemesi görevi Yargıtay Dairelerine ait bulunduğundan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 10.05.2023 tarihli, 2023/647 Esas, 2023/757 Karar sayılı yok hükmünde olan kararı kaldırılmak ve istinaf dilekçeleri de temyiz dilekçesi olarak kabul edilmek suretiyle ilk derece mahkemesi kararının temyiz incelemesi yapılmıştır.
3.3- Davalı vekili temyizi yönünden yapılan değerlendirmede; dosya içeriği itibariyle, davacı alacaklının aynı zamanda işbu davaya konu sıra cetveli ile ilgili Bakırköy 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/707 Esas sayılı dosyasında şikayet başvurusu yaparak sıra cetvelinin iptalini istediği anlaşılmıştır. Bu durumda, şikayetin kabul edilmesi halinde sıra cetveli iptal edileceğinden işbu sıra cetveline itiraz davası konusuz kalacak olup, şikayetin sonuçlanıp sonuçlanmadığı araştırılarak, şikayet hakkında karar verilmediğinin anlaşılması halinde bu dosya ile birleştirilmesinin sağlanması mümkün olmaması halinde ise, bekletici mesele yapılması gerekmektedir.
Öte yandan, davacı, borçlunun alacaklı olduğu 3. kişi bankaya haciz ihbarnamesi tebliğ ederek haciz uygulamıştır. Banka bu haciz ihbarnamesine borçlu ile aralarında dava bulunduğunu, kendisinin de alacaklı olduğunu belirterek itiraz etmiştir. Bu durumda, haciz ihbarnamesine dayalı haczin geçerli olup olmadığının belirlenebilmesi için davacının İİK’nın 89/4. maddesi uyarınca açtığı davanın neticelenmesi gerekir. Bu davada, davanın kabulü halinde davacı haczi geçerli sayılarak itiraz davasının esasının incelenmesi gerekir. İİK’nın 89/4. maddesi uyarınca açılan davanın reddi halinde ise itiraza uğrayan haciz ihbarnamesine dayalı bir haczin olmadığı kabul edilerek aktif husumet ehliyeti göz önünde bulundurularak hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, yukarıda açıklanan bu hususlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3.4- Bozma nedenine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2.Bozma nedenine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik
incelenmesine yer olmadığına,
Davalı ...'dan peşin alınan harcın istek halinde iadesine,
Aşağıda yazılı harcın temyiz edenden alınmasına,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2024/2544 E., 2024/3857 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk (İcra Hukuk) Mahkemesi
tam metni aç
3- Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararına karşı şikayetçi vekilinin temyizi üzerine Dairemizin: 2023/410 Esas, 2024/197 Karar sayılı ilamıyla, şikayetçinin alacaklı olduğu dosyada, şikayetçi alacaklı vekilinin 14.10.2021 tarihinde İİK'nın 89/1. maddesi uyarınca İş Bankası A.Ş.'ye 1.
6. Hukuk Dairesi 2024/2544 E. , 2024/3857 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İcra Hukuk) Mahkemesi
SAYISI : 2024/38 E., 2024/70 K.
HÜKÜM/KARAR : Kabul
İlk Derece Mahkemesi kararı şikayet olunan vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararın niteliğinin duruşma istenebilecek davalardan olmadığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca şikayet olunan vekilinin duruşma isteğinin mahiyetten reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1- İlk derece mahkemesince, sıra cetvelinin iptali talebinde, alınan uzman bilirkişi raporuna göre sıra cetvelindeki sıranın usulüne uygun olarak düzenlendiği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.
2- İlk derece mahkemesi kararına karşı şikayetçi vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3- Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararına karşı şikayetçi vekilinin temyizi üzerine Dairemizin: 2023/410 Esas, 2024/197 Karar sayılı ilamıyla, şikayetçinin alacaklı olduğu dosyada, şikayetçi alacaklı vekilinin 14.10.2021 tarihinde İİK'nın 89/1. maddesi uyarınca İş Bankası A.Ş.'ye 1. haciz ihbarnamesi gönderilmesini talep ettiği, bu doğrultuda İİK'nın 89/1. maddesine uygun haciz ihbarnamesinin anılan bankaya gönderildiği ve 15.10.2021 tarihinde tebliğ edildiği, İş Bankası A.Ş. tarafından ise borçlunun üçüncü şahıs nezdinde tebliğ tarihinde bilinen belirli ve mevcut bir alacak veya hukuki ilişkiden doğacak alacaklarını kapsamakta olup, ümit ve ihtimale dayalı alacaklar bakımından haciz işlemi yapılamayacağı gerekçesiyle itiraz edilerek bankaca şikayetçinin bu haczi ilk sıraya alınarak borçlunun mevduat hesabına haciz konulduğu, şikayet olunan dosyasından ise İİK'nın 88. maddesi hükmü uyarınca 01.12.2021 tarihinde haciz talep edildiği ve borçlunun İş Bankası A.Ş. nezdinde bulunan mevduat hesabında bulunan 114.283,04 TL alacağına 05.12.2021 tarihinde haciz konulduğu yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, doğacak alacaklar yönünden İİK'nın 89. maddesi uyarınca, haciz konulmasının mümkün olduğu, ilk konulan haczin şikayetçiye ait bulunduğu ve sıra cetvelinin düzenlendiği tarih itibari ile de paranın icra dosyasına celbi için 6 aylık talep süresinin geçmediği bu durumda mahkemece şikayetçinin alacaklı olduğu Fatsa İcra Dairesi'nin 2021/481 Esas sayılı dosyasında 15.10.2021 tarihinde konulan haczin ilk haciz olarak şikayetin kabulüne ve sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4- İlk derece mahkemesi bozma üzerine verdiği karara karşı şikayet olunan vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma ilamının içeriği ve usuli kazanılmış hak ilkesinin re'sen gözetildiği; kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı ve özellikle borçlunun üçüncü kişi ile arasındaki bir hukuki ilişkiye dayanan henüz doğmamış olmakla beraber doğması muhtemel alacakları için İİK.nın 89. maddesine göre haciz ihbarnamesi gönderileceği dikkate alındığında, şikayet olunan vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararına ilişkin şikayet olunan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 07.11.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2023/1735 E., 2023/3537 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
tam metni aç
kişinin İİK'nın 89 uncu maddesinin birinci fıkrası ihtarnamesine 2.
3. Hukuk Dairesi 2023/1735 E. , 2023/3537 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflarca temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı tarafın dava dışı takip borçluları ... ... Tic. Ltd. Şti. ile Ç. ... İnş. Mat. Tic. Ltd. Şti. aleyhine ... 2. İcra Müdürlüğünün 2016/1347 E. sayılı takip dosyasında başlattığı takipte müvekkiline 1. 2. haciz ihbarnameleri gönderildiğini, 1. haciz ihbarnamesine süresinde cevap verilmediğini, daha sonra 2. haciz ihbarnamesinin gönderilerek 20.03.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, haciz ihbarına 21.03.2017 tarihinde itiraz edildiğini, ancak dilekçe içeriğinde sehven 1. haciz ihbarnamesinden bahsedildiğini, oysa 2. haciz ihbarnamesinin tebliğinden 1 gün sonra itiraz edilmesi nedeniyle amacın 2. haciz ihbarnamesine itiraz olduğunu, buna rağmen icra müdürlüğünce maddi hatanın kabul edilmeyerek 2. haciz ihbarnamesine karşı da itirazda bulunulmadığının kabul edildiğini, müvekkilinin dava dışı borçlulara herhangi bir borcunun bulunmadığını, şirket defterlerinin incelenmesi halinde taraflar arasında ticari ilişkinin olmadığının görüleceğini ileri sürerek, müvekkilinin borcunun olmadığının tespit edilmesine ve itiraz edilmesine rağmen geçersiz sayılan itirazın geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; cevap dilekçesi vermemiş, duruşma; "davacı ile borçlunun... ... İnş .. Ltd. Şti. arasında ... sözleşmesi bulunmaktadır, borçlu davacının bayisidir, bu nedenle haricen aldığımız duyumlara göre taraflar arasında teminat ilişkisi bulunmaktadır, buda alacak borç ilişkisinin bulunduğunun karinesidir" şeklinde beyanda bulunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı, 11.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda, haciz ihbarının yapıldığı tarih itibariyle davacının borçlu şirketlere herhangi bir borcunun bulunmadığının tespit edildiği, davalı vekilinin son oturumda, teminat ilişkisinin bulunup bulunmadığının araştırılmasını talep ettiği, süresinde davaya cevap verilmemesine rağmen Mahkemece ön inceleme oturumunda delillerin sunulması için süre verilmiş ise de davalı tarafça herhangi bir delil sunulmaması karşısında yargılamanın geldiği aşaması itibariyle, yeniden delil toplama imkanı bulunmadığı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu davacı ile dava dışı şirket arasında ticari ilişki bulunduğu haciz ihbarları ve rapor tarihi itibariyle dava dışı borçluların herhangi bir alacağının bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüyle; davacının ... 2. İcra Müdürlüğünün 2016/1347 E. sayılı takip dosyasında gönderilen haciz ihbarnameleri nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, taraflar arasındaki teminat ilişkisinin araştırılmadığını, davacı tarafın haciz ihbarnamelerine itiraz etmemesi ve işbu davayı açmasının kendi kusurundan kaynaklandığını, kendi kusuru neticesinde dava açılmasına sebep olan davacı lehine nispi vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini belirterek, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi incelemesinde borçlu şirket ile 3. kişi davacı şirket arasında ticari ilişkinin olduğu, ancak takip tarihi ve ihbarname tarihleri itibari ile borçlu şirketin alacağının bulunmadığı tespit edilmiş olduğu, davalının borçlu şirketin davacı 3. şahsın bayisi olduğu belirtilerek teminat mektubunun bulunması gerektiği bu hususun bilirkişi tarafından araştırılmadığından raporun eksik olduğu yönündeki istinafı açısından iddia edilen teminatın borçlunun mal varlığına dahil olmayıp 3. kişinin bayilik ilişkisi nedeniyle teminat olarak verilmesi karşısında 3. kişinin alacağının teminatı mahiyetinde olduğu ve borçlunun muaccel bir alacağının bulunmadığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesinin ve davacı 3. kişinin İİK'nın 89 uncu maddesinin birinci fıkrası ihtarnamesine 2. ihtarnamenin tebliğ tarihinden sonra verilen itiraz dilekçesinde açıkça 1. haciz ihbarnamesine yasal süresinde itiraz ediyoruz tabirinin kullanılması nedeniyle bu itirazın 2. haciz ihbarnamesine itiraz olarak kabul edilmesi mümkün bulunmamakla birlikte, 3. haciz ihbarnamesi davalı alacaklının istemi üzerine çıkarıldığından davanın açılmasına davacı sebebiyet vermediğinden harç ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulmasının yerinde olduğu, ne var ki İİK'nın 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası son cümlesi gereğince maktu harç alınması gerekirken (maktu harç alınması gerektiği açıklanarak davalıdan nispi harç alınmıştır) nispi harç alınması, İİK'nın 89 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre açılan menfi tespit davalarında maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin kısmen istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek esas hakkında
karar verilmek üzere kaldırılmasına, davanın kabulüyle; davacının ... 2. İcra Müdürlüğünün 2016/1347 E. sayılı takip dosyasında gönderilen haciz ihbarnameleri nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde taraflar temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili; istinaf başvuru dilekçesinde bildirdiği sebepleri tekrar ederek, temyiz başvurusunda bulunmuştur.
2. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz başvurusunda; Bölge Adliye Mahkemesinin vekalet ücreti yönünden vermiş olduğu kararın hatalı olduğunu, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın vekalet ücreti yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İİK'nın 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereğince menfi tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 89 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1. Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile yukarıda verilen hukuk kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve ispat yükü kendisinde bulunan davacının yasal deliller ile borçlu olmadığını ispat etmiş olduğunun anlaşılmasına göre de davalının temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; Bölge Adliye Mahkemesince, 3. haciz ihbarnamesi davalı alacaklının istemi üzerine çıkarıldığından davanın açılmasına davacı sebebiyet vermediğinden harç ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulmasının yerinde olduğu, ne var ki İİK'nın 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası son cümlesi gereğince maktu harç alınması gerekirken (maktu harç alınması gerektiği açıklanarak davalıdan nispi harç alınmıştır) nispi harç alınması, İİK'nın 89 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre açılan menfi tespit davalarında maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin kısmen istinaf başvurusunun kabulüne ve Avukatlık Ücret Tarifesine göre hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de; İİK’nın 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan harca ilişkin düzenlemede amaç, açılacak menfi tespit davalarının maktu harca tâbi olması öngörülerek, iyiniyetli üçüncü şahısların kolaylıkla menfi tespit davası açmak suretiyle iddialarını ispatlaması olanağı sağlamaktır. O hâlde davanın konusu bedele ilişkin olduğundan Mahkemece hükmedilmesi gereken vekâlet ücreti karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin üçüncü kısmına göre, takdir edilmesi gereken nispi vekâlet ücretidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalının tüm temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacının temyiz itirazının kabulü ile; temyiz olunan Mahkeme kararının hüküm fıkrasının 6 nolu maddesinin hükümden çıkartılmasına, yerine "Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 15.587,50 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı vekiline verilmesine" rakam ve ifadelerinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2016/375 E., 2019/913 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Borçlunun üçüncü kişi ile arasındaki bir hukuki ilişkiye dayanan henüz doğmamış olmakla beraber, doğması muhtemel alacakları için İİK'nın 89. maddesine göre haciz ihbarnamesi gönderilebilir.
23. Hukuk Dairesi 2016/375 E. , 2019/913 K.
"İçtihat Metni"
.....
Taraflar arasındaki sıra cetvelindeki sıraya şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Şikayetçi vekili, şikayet olunanın takip dosyasında geçerli bir haczi bulunmadığını, haczinin geçerli olduğu kabul edilse dahi, yasal süre içerisinde satış talep edilmediğinden düştüğünü, buna rağmen düzenlenen sıra cetvelinde şikayet olunana garameten pay ayrıldığını ileri sürerek sıra cetvelinin iptalini istemiştir.
Şikayet olunan vekili, şikayetin reddini istemiştir.
İcra mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarının haczinde, üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi gönderilmesi durumunda bu haciz ihbarnamesinin haciz müzekkerisinin sonuçlarını doğuracağı, tarafların takip dosyalarının kesinleşme tarihlerinin aynı olduğu, icra dosyasına gelen paranın garameten paylaştırılmasının daha adil bir sonuç meydana getireceği, bu itibarla sıra cetvelinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir.
Şikayet sıra cetvelinde sıraya ilişkindir.
Borçlunun üçüncü kişi ile arasındaki bir hukuki ilişkiye dayanan henüz doğmamış olmakla beraber, doğması muhtemel alacakları için İİK'nın 89. maddesine göre haciz ihbarnamesi gönderilebilir. Üçüncü kişilerde hak ve alacakların ne şekilde haczedilebileceği İcra ve İflâs Kanunu'nun (İİK) 89. maddesinde gösterilmiştir. Bu yola tevessül etmeden sadece haciz tezkeresi ile konulan haciz aynı Yasa'nın 88. maddesi kapsamında menkul haczi olarak nitelendirilebilir ve ancak mevcut bir hak ve alacak üzerine konulabilir; bir diğer ifade ile üçüncü kişi nezdinde doğacak (beklenen) alacakların tezkere yazılması suretiyle haczi mümkün değildir. Öte yandan bu yöntemde üçüncü kişinin itirazına ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır. Haciz ihbarnameleri ile borçlunun borçlusu konumundaki üçüncü kişinin elinde o anda bulunan mal, alacak ve diğer hakların haczedilmesi mümkün olduğu gibi borcun tamamen ödenmesine kadar geçecek sürede üçüncü kişi nezdinde oluşacak alacakların da haczine olanak tanınmıştır.
Somut olayda, şikayete konu sıra cetvelinde, takip borçlusunun üçüncü kişideki alacağı paylaşıma konu yapılmış olup, şikayetçinin ve şikayet olunanın ihtiyati haciz tarihlerinin sırasıyla 31.12.2013 ve 30.12.2013 tarihleri olduğu ve ihtiyati hacizlerin aynı tarihte kesin hacze dönüştüğü gerekçesiyle dosyaya gelen para alacaklılar arasında garameten paylaştırılmıştır.
.../...
S. 2
Taraflara ait icra dosyalarının incelenmesinde, şikayetçinin alacaklı bulunduğu icra dosyasında takibin bonoya dayalı ilamsız takip olduğu ve takipten önce ihtiyati haciz kararına dayalı olarak takip borçlusunun alacaklı olduğu üçüncü kişiye önce haciz müzekkeresi (İİK'nın 88. md.) gönderildiği, bu müzekkerenin 31.12.2013 tarihinde tebliğ edildiği, daha sonra haciz ihbarnamesi (İİK'nın 89. md.) gönderildiği, ihbarnamenin 02.01.2014 tarihinde tebliğ edildiği ve ödeme emrinin de 02.01.2014 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Şikayet olunanın alacaklı bulunduğu icra dosyasında ise takibin yine bonoya dayalı ilamsız takip olduğu, üçüncü kişiye takipten önce alınan ihtiyati haciz kararına dayalı olarak yalnızca haciz müzekkeresi (İİK'nın 88. md.) gönderildiği, bu müzekkerenin 30.12.2013 tarihinde tebliğ edildiği, ödeme emrinin 02.01.2014 tarihinde tebliğ edildiği, takibinin kesinleşmesi üzerine bu kez 29.01.2014 tarihinde İİK'nın 89. maddesine dayalı haciz ihbarnamesi tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Takip borçlusunun alacaklı bulunduğu üçüncü kişi, kendisine İİK'nın 88. maddesine dayalı olarak gönderilen haciz müzekkerelerinin tebliğ tarihleri itibariyle alacağın henüz doğmadığını bildirmiştir. Bedeli paylaşıma konu tutar sıra cetvelinin düzenlendiği dosyaya 12.09.2014 tarihinde gelmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere, henüz doğmamış alacakların İİK'nın 88. maddesi hükmüne dayalı olarak yazılan müzekkere ile haczi mümkün olmadığından, tarafların icra dosyalarında, üçüncü kişiye sırasıyla 31.12.2013 ve 30.12.2013 tarihlerinde tebliğ edilen haciz müzekkereleri hüküm doğurmaz. Anılan tarihler itibariyle ihtiyati hacizlerin uygulanmış olduğundan bahsedilemez. Bu itibarla, sıra cetvelinde bu tarihlerin esas alınması hatalı olmuştur. Şikayetçinin alacaklı bulunduğu icra dosyasında üçüncü kişiye 02.01.2014 tarihinde tebliğ edilen haciz ihbarnamesi, ödeme emrinin 02.01.2014 tarihinde tebliği üzerine yasal on günlük ödeme süresinin sona erdiği 13.01.2014 tarihi itibariyle kesin hacze dönüşmüş olup, şikayet olunanın kesin haczi (29.01.2014 tarihli) bu tarihten sonra olduğundan ve ilk kesin hacze iştirak koşullarını da taşımadığından, şikayete konu sıra cetvelinde şikayet olunana garameten pay ayrılması isabetsiz olmuştur. Bu nedenle şikayetin kabulü gerekirken, reddi doğru olmamış kararın şikayetçi yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayetçi yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.03.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
İcra ve İflas Hukukunda üçüncü kişilerin haklarının korunması, icra takibinin güvenliği açısından büyük önem taşır. Üçüncü kişiye gönderilen haciz ihbarnamelerine karşı itiraz süreci, kanunda kesin sürelere bağlanmıştır. İtirazın süresi içinde yapılmaması halinde, borcun üçüncü kişinin zimmetinde sayılması gibi ağır hukuki sonuçlar doğar. Ancak, uygulamada üçüncü kişilerin ihbarnameye süresinde itiraz edemediği, sonrasında menfi tespit davası veya tazminat davaları ile bu durumu düzeltmeye çalıştıkları görülmektedir. Yargı kararlarında, bu tür iddiaların değerlendirilmesinde iyiniyet kuralları ve ispat yükü kuralları titizlikle işletilerek, hem alacaklının tahsil hakkı hem de üçüncü kişinin haksız yere borç altına girmemesi amaçlanır. Bu parçadan hareketle haciz ihbarnamelerine itiraz süreci ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Süresinde itiraz edilmemesinin yarattığı hukuki sonuçların hiçbir yolla geri alınamayacağı
B) Alacaklının haklarının korunmasının, üçüncü kişinin haklarından daha üstün tutulduğu
C) İtiraz süresini kaçıran üçüncü kişilerin, durumun telafisi için farklı hukuki yollara başvurabildiği
D) Menfi tespit davalarının yalnızca icra takibi kesinleşmeden önce açılabileceği
E) Üçüncü kişiye gönderilen ihbarnamelerin geçerliliğinin mutlaka bir mahkeme kararıyla onaylanması gerektiği
Bu maddeyle ilgili 9 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.