İcra ve İflas Kanunu 96. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 96 – (Değişik: 18/2/1965-538/53 md.)
Borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, icra dairesi bunu haciz ve icra tutanaklarına geçirir ve keyfiyeti iki tarafa bildirir.
İcra dairesi aynı zamanda istihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmek üzere alacaklı ve borçluya üç günlük mühlet verir. Sükütları halinde istihkak iddiasını kabul etmiş sayılırlar.
Malın haczine muttali olan borçlu veya üçüncü şahıs, ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmadığı takdirde, aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder. İstihkak iddiasının yapıldığı veya istihkak davasının açıldığı tarihte istihkak müddeisi ile birlikte oturan kimseler yahut bu şahısların iş ortakları, iddianın yapıldığı tarihte veya istihkak davası 97 nci maddenin 9 uncu fıkrası gereğince açılmışsa davanın açıldığı tarihte malın haczine ıttıla kesbetmiş sayılırlar.
2 – Üçüncü şahsın istihkak iddiası:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
57 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2022/11942 E., 2023/4008 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
İcra Müdürlüğünün 03.05.2019 tarihli “ yapılan haczin İİK’nın 96-97 yapılmış sayılmasına karar verilmiştir. İİK 96-97 maddelerine göre yapılmış sayılmasına karar verilen haciz işlemleri için istihkak iddiasında bulunan üçüncü şahıs ...
12. Hukuk Dairesi 2022/11942 E. , 2023/4008 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2067 E., 2022/311 K.
HÜKÜM/KARAR : Kaldırma/Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/412 E., 2020/599 K.
Taraflar arasındaki icra memur muamelesine şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikayetin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Üçüncü kişi vekili dilekçesinde; ... İcra Müdürlüğünün 2019/9782 Esas sayılı dosyasından yazılan talimat üzerine Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2019/299 talimat sayılı dosyasında müvekkiline ait olan adreslerde haciz işlemi uygulandığını, haciz yapılan adreslerin borçlu şirket ile bağlantısının bulunmadığını, müvekkili şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ bulunmadığını, borçlu şirket ile müvekkili şirketin tek ortak yanlarının aynı binada faaliyet göstermeleri olup müvekkili şirketin birinci ve ikinci katta borçlu şirketin ise üçüncü katta faaliyette bulunduğunu ileri sürerek müvekkili şirketin adresinde yapılan haczin İİK'nın 99. maddesine göre yapılmış sayılmasına ve ... İcra Müdürlüğünün 03.05.2019 tarihli “ yapılan haczin İİK’nın 96-97 yapılmış sayılmasına karar verilmiştir. İİK 96-97 maddelerine göre yapılmış sayılmasına karar verilen haciz işlemleri için istihkak iddiasında bulunan üçüncü şahıs ... Ltd. Şti. vekili Av....’un istihkak iddiasının bildirilmesine ilişkin varaka ile birlikte dosyamız alacaklı ile borçluya tebliğe gönderilmiş, dosyamız alacaklı vekili müdürlüğümüze sunmuş bulunduğu 19.04.2019 tarihli dilekçe ile üçüncü şahsın istihkak iddiasını kabul etmediklerini beyan etmiştir. Av. ...’un istihkak iddiası hakkında bir karar verilmek üzere İİK 97/2 maddesi gereğince dosyamız yazımız ekinde gönderilmiştir” içeriğindeki kararının iptaline, talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı vekili cevap dilekçesinde; işyeri komşularının beyanlarına göre haciz yapılan adresin borçluya ait olduğunun belirtildiğini, ticaret sicil kayıtlarına göre de ....Bu Tekstil...Ltd. Şti.'nin şu anki adresinin borçlu adresi olduğunu, haciz sırasında borçlu şirkete ait birçok evrakın bulunduğunu, şikayet eden şirket yetkilisi ...'nin 19.09.2013-05.06.2018 tarihleri arasında borçlu şirketin ortağı olduğunu, şikayet eden tarafından dosyaya sunulan belgelerin adi nitelikte olduğunu her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğunu beyan ederek talebin reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... İcra Müdürlüğünün 2019/9782 Esas sayılı dosyasında alacaklı Elif İplik.... Ltd. Şti tarafından borçlu Rol Tekstil... Ltd. Şti aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, 15.04.2019 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edildiği adrese haciz için gidildiği, adresin kapalı olması sebebiyle kapının çilingirce açıldığı ve haciz işleminin yapıldığı, takip sürecinde Bakırköy İcra Müdürlüğüne talimat yazılarak davacı şirketin adreslerinde haciz uygulanmasının istendiği, Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2019/299 talimat sayılı dosyasında davacı üçüncü kişi şirket adresinde haciz yapıldığı, şikayet eden üçüncü kişinin iddiaları doğrultusunda hacze konu adreste hangi şirketin faaliyette bulunduğu ile ilgili kolluğa yazılan müzekkereye cevaben Güngören İlçe Emniyet Müdürlüğü'nce yapılan araştırmaya göre, ......,Mah. Fidan sok. No: 25/G Güngören/İstanbul adresinde yapılan araştırmada adreste Moda Bu Tekstil Tic. ve San. Ve Ltd. Şti.'nin faaliyette bulunduğu,......, Mah. Kayacık Sokak No:19/1 Kat:3 Güngören/İstanbul adresinde yapılan araştırmada 6-7 ay önce Rol Tekstil Toptan ve Perakende Gıda Tedarik Hiz. Ltd. Şti. faaliyette oludğu şu anda adreste faaliyette olmadığı şirketin ve yetkilisinin adresi terk ederek gittiği yeni adresini bilen olmadığı, şeklinde cevap verildiği, Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre de Moda Bu.... Ltd. Şti. 'nin adresi "M.Nesih Özmen Mh. Fidan Sk. No:25 /G Güngören" yetkililerinin ise Mehmet Derici, ... olduğu, Rol Tekstil .... Ltd. Şti'nin adresi "Keresteciler Sit. ......, Mah. Kayacık Sok. No:19 K:3 Merter/Güngören" yetkilisinin ise Mykhaılo Kolchin olduğu bildirildiği, her ne kadar haciz yapılan adres ile ödeme emrinde yazılı olan adresler farklı ise de şikayet eden üçüncü kişi, borçlu şirketin eski ortağı olması, faturaların ve irsaliyelerin ..... Tekstil.... Ltd. Şti. ve Moda Bu.... Ltd. Şti adına kesilmiş olması sebebiyle iki şirket arasında organik bağ olabileceğinden İİK'nın 96-97. maddelerine göre icra müdürlüğü kararında hukuka aykırı bir durum olmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı üçüncü kişi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Haciz işlemi sırasında müvekkili şirket yöneticisinin ... olması, borçlu şirketle aralarında organik bağın olduğunu göstermeyeceğini, borçlu şirket ile aynı binanın farklı katlarında faaliyette bulunduklarını, komşu beyanlarına göre adreste haciz yapılmışsa da, aynı binada faaliyette bulunan şirketleri ortak addetmek kabul edilebilir bir yanılgı olabileceğini, borçlu şirket ile aralarında geçmişte ticari ilişki olduğunu bunun dışında herhangi bir bağın olmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün 2019/299 talimat sayılı dosyasında 17.04.2019 günü saat 10:40'da ......, Mah. .....,Sok. No:19/1 Güngören/İstanbul adresine haciz için gidildiği, haciz sırasında icra memurunca, haciz zaptına " mahalde ... bir adet sevk irsaliyesi yazan içi boş üzerinde sadece....., Tekstil yazan bir sayfasında sadece evrak bulundu. Üstünde Somer (okunmuyor) Kumaş yazıyor. ..." şeklinde ifadelerin yazıldığı, bu haciz sırasında haciz mahalinde bir kısım menkullerin haczedildiği, haczin saat 12:00'da bitirildiği, sonrasında aynı gün 17.04.2019 günü 12:05'de ......,Mah. .....,Sok. No:25/G Güngören/İstanbul adresine haciz işlemi için gidildiği, haciz zaptına icra memurunca "borçlu firma adına herhangi bir evraka rastlanmadı ..." şeklinde ifadenin yazıldığı, yine bu haciz sırasında da bir kısım menkullerin haczedilmiş olduğu, asıl icra müdürlüğü olan ... İcra Müdürlüğünün 2019/9782 Esas sayılı dosyası üzerinden haciz işlemi yapılan adreslerden ......, Mah. ....Sok. No:19/1 adresinin takip talebi ve ödeme emrinde yazılı bulunan adres olması, haciz işlemi esnasında dosyaya alınan.... Tekstil ... Ldt. Şti ve .... Bu ismi yazılı çeşitli tarihlerdeki tahsilat makbuzları ile yine Rol Tekstil .. Ltd. Şti. ismi ile Moda Bu ismi yazılı irsaliye faturalarının haciz işlemi yapılan adreste bulunmalara sebebiyle yapılan haczin İİK'nın 96-97 maddelerine göre yapılmış sayılmasına karar verildiği, ilk yapılan haciz sırasında borçlu şirkete ait evrak bulunması nedeni ile haciz işleminin İİK 96-97 maddelerine göre yapılmış sayılmasına ilişkin icra müdürlüğü kararının kanuna uygun olduğu, ancak ikinci adreste yapılan haciz sırasında haciz mahallinde borçluya ait evrak bulunmaması, borçlunun adreste bulunmaması ve ödeme emri tebliğ adresi ile haciz adresinin farklı olması nedeni ile İcra Müdürlüğünce haczin İİK 96-97 maddelerine göre yapılmış sayılmasına ilişkin kararının kanuna uygun olmadığı, bu haciz işleminin İİK 99. maddesine göre yapılmış sayılması gerektiğinden istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, HMK 353/1-b-2 gereğince, ... İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/412 Esas 2020/599 Karar sayılı ve 19.11.2020 tarihli kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, ... İcra Müdürlüğünün 2019/9782 esas sayılı dosyasından yazılan talimat ile Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2019/299 talimat sayılı dosyasından 17.04.2019 günü 12:05'de ....., Mah. .... Sok. No:25/G Güngören/İstanbul adresinde yapılan haczin İİK 99. maddesine göre yapılmış sayılmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
İşyeri komşularının beyanlarına göre haciz yapılan adresin borçluya ait olduğunun belirtildiğini, ... Bu... Ltd. Şti'nin şu anki adresinin ....Tekstil.... Ltd. Şti'nin önceki adresi olduğu, icra dosyasına sundukları irsaliye ve makbuzlardan görüleceği üzere bu iki şirketin aynı şirket olduğunu, haciz sırasında borçlu şirkete ait birçok evrakın bulunduğunu, şikayet eden şirket yetkilisi ...'nin 19.09.2013-05.06.2018 tarihleri arasında borçlu şirketin ortağı olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra memur muamelesine şikayet ile haczin İİK'nın 99. maddesine göre yapılmış sayılmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK'nın 96, 97 ve 99. maddeleri
3. Değerlendirme
1-Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı alacaklı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Diğer kararlar (4)
Hukuk Genel Kurulu, 2017/735 E., 2020/445 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK'nın 96. maddesinin 1.
Hukuk Genel Kurulu 2017/735 E. , 2020/445 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki "memur işleminin iptali" isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, Malatya 1. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin reddine ilişkin karar şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir.
2. Direnme kararı şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. İNCELEME SÜRECİ
Üçüncü Kişi İstemi:
4. Şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili 17.01.2014 tarihli talep dilekçesinde; Malatya 3. İcra Dairesinin 2013/27 E. sayılı dosyasında haczedilerek satışa çıkarılan menkul malların, Malatya 3. Noterliğinin 16.11.2012 tarihli ve 33799 yevmiye nolu ticari işletme rehni sözleşmesiyle müvekkili adına rehinli olması sebebiyle icra takip dosyasına sundukları talep dilekçesi ile rüçhanlı alacaklı olduklarına dair karar verilmesini talep ettiklerini, ancak icra memurunun 07.01.2014 tarihli işlemle taleplerini reddettiğini ileri sürerek icra memurunun 07.01.2014 tarihli işleminin kaldırılarak, ticari işletme rehni nedeniyle rüçhanlı alacaklı olduklarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Alacaklı Cevabı:
5. Alacaklı vekili 28.02.2014 tarihli cevap dilekçesinde; haczedilen menkullerle rehinli olduğu iddia edilen menkullerin aynı olmadığını, rehin sözleşmesinin muvazaalı olduğunu beyan ederek talebin reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararı:
6. Malatya 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 06.03.2014 tarihli ve 2014/41 E., 2014/118 K. sayılı kararı ile; talep dilekçesine ek ticaret sicil belgesine göre ticari işletme rehin sözleşmesinin sicile tescil edildiği, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ticari işletme rehninin kurulduğu fabrika binasındaki eşyanın ve makinelerin ayırt edici özelliklerinin mutlaka rehin sözleşmesinde veya ekindeki listede gösterilmesinin zorunlu olduğu, somut olayda ibraz edilen demirbaş listesinin benzer eşya ve makinelerden farklı olduğuna yönelik ayırt edici hiç bir özelliğinin yazılmadığı, seri veya üretim numaralarının bu listede belirtilmediği, dolayısıyla takip dosyasında haczedilen makine ve taşınır malın ticari işletme rehni kapsamında kaldığının net olarak söylenemeyeceği, bu durumda icra müdürünün rüçhanlı alacak kaydına ilişkin talebi reddetmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Malatya 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 25.11.2014 tarihli ve 2014/21385 E., 2014/28252 K. sayılı kararı ile;
"... Alacaklı tarafından borçlu Mirefe Süt … A.Ş. hakkında, genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun işyerinde bir kısım menkullerin haczedildiği, bu haciz işlemine karşı 3. kişinin haczedilen menkuller üzerinde rehin alacakları bulunduğu iddiası ile icra müdürlüğüne başvurarak, satış ve sonraki aşamalarda kendilerinin rüçhanlı alacaklı olarak kabulüne karar verilmesini talep ettiği, icra müdürlüğünce talebin reddi üzerine icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurduğu, mahkemece şikâyetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Şikâyetçi üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusu, haczedilen taşınırlar üzerinde rehin hakkının bulunduğu iddiasıyla rehin hakkının dikkate alınmasına ilişkindir. Başvuru bu hâli ile İİK' nun 96 ve devamı maddelerine göre açılmış istihkak davası olup, şikâyet olarak icra mahkemesine gelinmesi, HMK'nun 33. maddesinde yer alan hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğu kuralı doğrultusunda sonuca etkili değildir.
O hâlde mahkemece başvuru istihkak davası olarak vasıflandırılıp, varsa harç eksikliği giderildikten ve taraf teşkili sağlandıktan sonra tarafların iddia ve delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken istemin şikâyet olarak nitelendirilip yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir ..." gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Malatya 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 21.05.2015 tarihli ve 2015/89 E., 2015/168 K. sayılı kararı ile; somut olayın özelliğine göre memur işlemini şikâyet niteliğindeki bu istemin mahkemece istihkak davası olarak ele alınmasının doğru olmayacağı, tarafları ve dava konusu aynı olan istemlerle ilgili verilen red kararlarının bir kısmının Özel Dairece onandığı, bir kısmının bozulduğu, bir kısmının da başka bir gerekçeyle sonucu itibariyle doğru görülerek onandığı gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; şikâyetçi (davacı) üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusunun şikâyet mi yoksa istihkak davası niteliğinde mi olduğu noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
12. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 33. maddesi gereğince hukuki tavsif (niteleme) ve uygulanacak kanun maddesinin tespiti hâkime aittir. Ayrıca HMK'nın 119. maddesinde dava sebebi olarak hukuki sebepler değil maddi vakıalar esas alınmıştır. İcra mahkemesi tarafların dilekçelerinde ileri sürdükleri maddi vakıalarla bağlıdır; ancak başvuranın bu bağlamda yapmış olduğu hukuksal nitelendirmelerle bağlı değildir.
13. Tarafların ileri sürmüş olduğu maddi vakıaların hukuki nitelendirmesini yapmak yani somut olay ya da ilişki bağlamında işlerlik kazanacak hukuk kurallarını araştırıp bulup uygulamasını gerçekleştirmek, hâkim tarafından kendiliğinden yerine getirilmesi gereken bir görevdir (HMK'nın 33. maddesi). Somut olaya uygulanacak olan hukuk kuralları, dava sebebinden tümüyle farklı bir kavram olan hukuki sebebi oluşturur (Tanrıver, S.; Medeni Usul Hukuku C. 1. Ankara 2016, s. 480-483).
14. Uyuşmazlığın çözümü için şikâyet ve istihkak iddiasının açıklanması gerekmektedir. Şikâyet, İcra ve İflas Kanunu (İİK)'nun 16, 17 ve 18. maddelerinde düzenlenmiştir. Şikâyet icra ve iflas dairelerinin, kanuna aykırı olan veya hadiseye uygun bulunmayan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesi veya yerine getirilmeyen veya sebepsiz sürüncemede bırakılan bir hakkın yerine getirilmesi için icra takibinin taraflarına veya hukuki yararı bulunan diğer kişilere tanınmış kendine özgü bir kanun yoludur (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 103). Şikâyeti medeni usul hukukunda yer alan hiçbir dava çeşidi içine sokmak mümkün değildir (Pekcanıtez, H./ Simil, C.: İcra ve İflas Hukukunda Şikâyet 2. B., İstanbul 2017, s. 49). Şikâyet konusunu idari işlemler oluşturduğundan, şikâyet medeni usul hukuku anlamında bir dava değildir. Şikâyette kişiler arasında uyuşmazlık yoktur. Şikâyet ile icra ve iflas memurlarının işlemlerinin kanuna veya olaya aykırılığı ileri sürülür. Takibin esasını oluşturan uyuşmazlığın maddi hukuk açısından incelenmesi ve bunun hakkında karar verilmesi şikâyette mümkün değildir. Şikâyete konu işlemin iptalini talep eden kişinin takibin diğer taraflarına karşı ileri sürebileceği bir sübjektif hakkı yoktur. Medeni usul hukukundaki davada davacı ve davalı olmak üzere iki taraf yer alır. Davanın konusunu tarafların sübjektif hakları oluşturur. Örneğin eda davası söz konusu ise dava kabul edildiğinde davalı bir şeye mahkûm edilir. Şikâyet hakkında verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Dava sonunda verilen kararlar ise kesin hüküm teşkil eder ve aynı konuda ve aynı taraflar arasında yeniden dava açılamaz. İİK'nın 16. maddesine göre icra ve iflas dairesi işlemlerine karşı şikâyet yoluna ancak kanunun çözümünü mahkemeye bırakmadığı konularda (örneğin İİK'nın 142. maddesi uyarınca sıra cetveline itiraz davası) gidilebilir. Kanun koyucunun bazı hâllerde şikâyet yolunu kapalı tutmasının nedeni, takibe bağlı maddi hukuka ilişkin sorunların mahkemelere bırakılması düşüncesidir (Pekcanıtez, s. 31). Şikâyet yoluyla icra mahkemesine yapılan başvuruda 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli 1 sayılı tarifenin A-I/1 uyarınca, maktu başvurma harcı ile maktu karar ve ilam harcı alınır.
15. İİK'nın 96. maddesinin 1. fıkrası "Borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, icra dairesi bunu haciz ve icra tutanaklarına geçirir ve keyfiyeti iki tarafa bildirir." şeklinde düzenlenmiştir. Haczedilen bir mal üzerinde (alacaklı ve borçlu dışındaki) bir üçüncü kişinin mülkiyet veya diğer bir ayni hak sahibi olduğunun ileri sürülmesine istihkak iddiası denir. Haczedilen bir mal üzerinde (alacaklı ve borçlu dışındaki) bir üçüncü kişinin rehin hakkı bulunduğunun ileri sürülmesi de istihkak iddiasıdır. Buradaki rehin terimini İİK'nın 23. maddesindeki gibi (geniş anlamda) anlamak gerekir (Kuru, s. 543, 544). İİK'nın 23. maddesinin 1. fıkrasının 2. bendinde "taşınır rehni" tabirinin "ticari işletme rehnini" ihtiva ettiği düzenlenmiştir.
16. Ticari işletme rehni de diğer rehin hakları gibi rehinli alacaklıya ticari işletme veya belirli unsurlarına başvurarak alacağını öncelikle elde etme imkânı sağlayan sınırlı bir ayni haktır (Reisoğlu, S.: Ticari işletme rehni ve uygulamada ortaya çıkan sorunlar, Ankara 1977. s. 22). Ticari işletme rehni teslim koşulu aranmayan bir sicilli taşınır rehni çeşitidir. Bu nedenle bir çok taşınır malın alacaklıya teslimine gerek kalmadan üzerinde rehin hakkının kurulması mümkün olmaktadır. Rehinli malların borçlu elinde kalması nedeniyle borçluya ait ve üzerinde ticari işletme rehni bulunan malların rehinli alacaklı dışındaki alacaklılar tarafından haczedilmesi söz konusu olduğunda ticari işletme üzerinde rehin hakkına sahip üçüncü kişiler hacizli mallar hakkında istihkak davası açabilirler (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku, İstanbul 1990, C. 2, s. 964; Kudret, A.: Hacizde İstihkak Davası, Ankara 2005, s. 168). Rehin alacaklısının rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip hakkının bulunması veya satış ile paraların paylaştırılmasına katılma hakkının olması istihkak davası açmasına engel değildir.
17. Rehin hakkına dayanan istihkak davasının amacı, haczedilen mal üzerinde davacının rehin hakkının varlığını tespit ettirmek ve böylece haczin rehin hakkını etkilememek koşulu ile yapılması olanağını sağlamaktır (Güneren, A.: İcra ve İflas Hukukunda İstihkak Davaları ile Tasarruf İptal Davaları, Ankara 2014, s. 150). İİK'nın 115. maddesinde belirtildiği üzere artırma bedelinin satış isteyen haciz alacaklısının alacağına rüçhanı (önceliği) olan muaccel ipotek alacaklarının toplamının üzerinde olması hâlinde ihale yapılabilir. Böylece rehin hakkı sahibi mahcuz malın satışında rehinli alacağını tam olarak tahsil edebilir.
18. İİK'nın 96. maddesinin 1. Fıkrası uyarınca istihkak iddiası haciz sırasında ileri sürülmüş ise haciz tutanağına, hacizden sonra bildirilmiş ise icra tutanağına yazılır. Anılan maddenin 2. fıkrasına göre icra müdürü (dairesi), üçüncü kişinin istihkak iddiasını, alacaklıya ve borçluya bildirir ve bu bildiri ile istihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmek üzere, alacaklıya ve borçluya üç günlük bir süre verir. İcra müdürü, istihkak iddiasının yerinde olup olmadığını araştırmadan, istihkak iddiasını, haciz veya icra tutanağına geçirmek ve itiraz edebilmeleri için alacaklıya ve borçluya (üç günlük süre vererek) bildirmekle yükümlüdür. İcra müdürünün bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi hâlinde süresiz şikâyet yoluna başvurulabilir. Üçüncü kişi, icra müdürünün İİK'nın 96 ve 97. maddesinin 1. fıkrasındaki işlemlerin tamamlamasını beklemek veya bu işlemlerin yapılması için süresiz şikâyet yoluna başvurmak zorunda değildir. İcra dairesinin İİK'nın 96. maddesinin 2. fıkrasına göre alacaklıya ve borçluya üç günlük süre vermemiş ve bundan sonraki işlemleri yapmamış olması nedeniyle, aynı Kanunun 97. maddesinin 6. fıkrasına hükmüne göre yedi günlük istihkak davası açma süresi henüz işlemeye başlamamış olan üçüncü kişi, (İİK'nın 96. maddesinin 9. fıkrasındaki süre ile bağlı olmaksızın) doğrudan doğruya icra mahkemesinde istihkak davası açabilir (Kuru, s. 547, 548). Rehin alacaklısı tarafından açılan istihkak davasında haczedilen mal üzerinde rehin hakkının bulunduğunun tespiti başka bir deyişle bu iddianın kanıtlanması durumunda hacizli malın bu rehin hakkı ile yükümlü olarak haczedilmiş sayılması suretiyle istihkak davasının kabulüne karar verilmesi gerekir. İcra memuruna mahcuz üzerinde üçüncü kişinin ticari işletme rehin hakkını tanıma yetkisi veren yasal bir düzenleme bulunmamaktadır.
19. İstihkak davası İİK'nın 97. maddesine göre genel hükümlere tabi olduğundan 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesine göre (1) sayılı tarifedeki nispi esas üzerinden harca tabidir. Alacak tutarı ile dava konusu mahcuzlar üzerindeki rehin değerinden hangisi az ise o değer üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü anılan Kanunun 28. maddesi uyarınca peşin olarak alındıktan sonra, yargılamaya devam olunur. Yargılama tamamlanıp davanın kabulüne karar verildiğinde ise davada haksız çıkan taraftan eksik kalan karar ve ilam harcının alınması gerekir.
20. Somut olayda; alacaklı Kavuklar Tarım Hayvancılık San. ve Tic. A.Ş. tarafından borçlu Mirefe Süt. Ür. Gıda Tar. Hayv. Nak. İnş. Taah. San. ve Tic. A.Ş. hakkında başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız takipte 13.09.2013 tarihinde 2. Organize Sanayi Bölgesi havaalanı yolu üzeri Malatya adresinde yapılan hacizde menkullerin haczedildiği, şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekilinin 07.01.2014 tarihinde icra dairesine sunduğu dilekçesi ile haczedilen ve satışa çıkarılan menkullerin Malatya 3. Noterliğinin 16.11.2012 tarihli ve 33799 yevmiye nolu ticari işletme rehni sözleşmesi ile müvekkiline rehinli olduğunu, müvekkilinin haczedilen menkullerde rüçhanlı alacağı bulunduğunu ileri sürerek satış ve sonraki aşamalarda kendilerinin rüçhanlı alacaklı olarak kabulüne karar verilmesini ve paylaştırma aşamasında bu durumun göz önüne alınmasını talep ettiği, icra müdürlüğünce 07.01.2014 tarihli işlemle; rehin sözleşmesine ekli listede menkullerin marka, seri numarası ve özelliklerinin yazılmadığı, satışa konu menkuller ile rehin sözleşmesine ekli listedeki menkuller ilişkilendirilemediğinden üçüncü kişinin taleplerinin reddine karar verildiği, şikâyetçi (davacı) üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurarak memurluk işleminin iptali ile birlikte rüçhanlı alacaklı olduklarının kabulünü talep ettiği görülmektedir.
21. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusu, icra müdürünün sebepsiz olarak yapmadığı İİK'nın 96. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında öngörülen işlemlerin yapılmasının sağlanması değil, ticari işletme rehni sebebiyle rüçhanlı alacaklı olduklarının kabulünün talep edilmesine ilişkin olup, başvuru bu hâli ile İİK'nın 96 ve devamı maddelerine göre açılmış istihkak davası niteliğindedir. Şikâyet olarak icra mahkemesine gelinmesi, HMK'nın 33. maddesinde yer alan hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğu kuralı doğrultusunda sonuca etkili değildir.
22. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2017/755 E., 2020/446 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK'nın 96. maddesinin 1.
Hukuk Genel Kurulu 2017/755 E. , 2020/446 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki "memur işleminin iptali" isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, Malatya 1. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin reddine ilişkin karar şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir.
2. Direnme kararı şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. İNCELEME SÜRECİ
Üçüncü Kişi İstemi:
4. Şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili 17.01.2014 tarihli talep dilekçesinde; Malatya 3. İcra Dairesinin 2013/59 E. sayılı dosyasında haczedilerek satışa çıkarılan menkul malların, Malatya 3. Noterliğinin 16.11.2012 tarihli ve 33799 yevmiye nolu ticari işletme rehni sözleşmesiyle müvekkili adına rehinli olması sebebiyle icra takip dosyasına sundukları talep dilekçesi ile rüçhanlı alacaklı olduklarına dair karar verilmesini talep ettiklerini, ancak icra memurunun 07.01.2014 tarihli işlemle taleplerini reddettiğini ileri sürerek icra memurunun 07.01.2014 tarihli işleminin kaldırılarak, ticari işletme rehni nedeniyle rüçhanlı alacaklı olduklarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Alacaklı Cevabı:
5. Alacaklı vekili 28.02.2014 tarihli cevap dilekçesinde; haczedilen menkullerle rehinli olduğu iddia edilen menkullerin aynı olmadığını, rehin sözleşmesinin muvazaalı olduğunu beyan ederek talebin reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararı:
6. Malatya 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 06.03.2014 tarihli ve 2014/40 E., 2014/117 K. sayılı kararı ile; talep dilekçesine ek ticaret sicil belgesine göre ticari işletme rehin sözleşmesinin sicile tescil edildiği, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ticari işletme rehninin kurulduğu fabrika binasındaki eşyanın ve makinelerin ayırt edici özelliklerinin mutlaka rehin sözleşmesinde veya ekindeki listede gösterilmesinin zorunlu olduğu, somut olayda ibraz edilen demirbaş listesinin benzer eşya ve makinelerden farklı olduğuna yönelik ayırt edici hiç bir özelliğinin yazılmadığı, seri veya üretim numaralarının bu listede belirtilmediği, dolayısıyla takip dosyasında haczedilen makine ve taşınır malın ticari işletme rehni kapsamında kaldığının net olarak söylenemeyeceği, bu durumda icra müdürünün rüçhanlı alacak kaydına ilişkin talebi reddetmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Malatya 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 25.11.2014 tarihli ve 2014/21387 E., 2014/28251 K. sayılı kararı ile;
"... Alacaklı tarafından borçlu Mirefe Süt … A.Ş. hakkında, genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun işyerinde bir kısım menkullerin haczedildiği, bu haciz işlemine karşı 3. kişinin haczedilen menkuller üzerinde rehin alacakları bulunduğu iddiası ile icra müdürlüğüne başvurarak, satış ve sonraki aşamalarda kendilerinin rüçhanlı alacaklı olarak kabulüne karar verilmesini talep ettiği, icra müdürlüğünce talebin reddi üzerine icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurduğu, mahkemece şikâyetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Şikâyetçi üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusu, haczedilen taşınırlar üzerinde rehin hakkının bulunduğu iddiasıyla rehin hakkının dikkate alınmasına ilişkindir. Başvuru bu hâli ile İİK' nun 96 ve devamı maddelerine göre açılmış istihkak davası olup, şikâyet olarak icra mahkemesine gelinmesi, HMK'nun 33. maddesinde yer alan hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğu kuralı doğrultusunda sonuca etkili değildir.
O hâlde mahkemece başvuru istihkak davası olarak vasıflandırılıp, varsa harç eksikliği giderildikten ve taraf teşkili sağlandıktan sonra tarafların iddia ve delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken istemin şikâyet olarak nitelendirilip yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir ..." gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Malatya 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 21.05.2015 tarihli ve 2015/87 E., 2015/167 K. sayılı kararı ile; somut olayın özelliğine göre memur işlemini şikâyet niteliğindeki bu istemin mahkemece istihkak davası olarak ele alınmasının doğru olmayacağı, tarafları ve dava konusu aynı olan istemlerle ilgili verilen red kararlarının bir kısmının Özel Dairece onandığı, bir kısmının bozulduğu, bir kısmının da başka bir gerekçeyle sonucu itibariyle doğru görülerek onandığı gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; şikâyetçi (davacı) üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusunun şikâyet mi yoksa istihkak davası niteliğinde mi olduğu noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
12. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 33. maddesi gereğince hukuki tavsif (niteleme) ve uygulanacak kanun maddesinin tespiti hâkime aittir. Ayrıca HMK'nın 119. maddesinde dava sebebi olarak hukuki sebepler değil maddi vakıalar esas alınmıştır. İcra mahkemesi tarafların dilekçelerinde ileri sürdükleri maddi vakıalarla bağlıdır; ancak başvuranın bu bağlamda yapmış olduğu hukuksal nitelendirmelerle bağlı değildir.
13. Tarafların ileri sürmüş olduğu maddi vakıaların hukuki nitelendirmesini yapmak yani somut olay ya da ilişki bağlamında işlerlik kazanacak hukuk kurallarını araştırıp bulup uygulamasını gerçekleştirmek, hâkim tarafından kendiliğinden yerine getirilmesi gereken bir görevdir (HMK'nın 33. maddesi). Somut olaya uygulanacak olan hukuk kuralları, dava sebebinden tümüyle farklı bir kavram olan hukuki sebebi oluşturur (Tanrıver, S.; Medeni Usul Hukuku C. 1. Ankara 2016, s. 480-483).
14. Uyuşmazlığın çözümü için şikâyet ve istihkak iddiasının açıklanması gerekmektedir. Şikâyet, İcra ve İflas Kanunu (İİK)'nun 16, 17 ve 18. maddelerinde düzenlenmiştir. Şikâyet icra ve iflas dairelerinin, kanuna aykırı olan veya hadiseye uygun bulunmayan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesi veya yerine getirilmeyen veya sebepsiz sürüncemede bırakılan bir hakkın yerine getirilmesi için icra takibinin taraflarına veya hukuki yararı bulunan diğer kişilere tanınmış kendine özgü bir kanun yoludur (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 103). Şikâyeti medeni usul hukukunda yer alan hiçbir dava çeşidi içine sokmak mümkün değildir (Pekcanıtez, H./ Simil, C.: İcra ve İflas Hukukunda Şikâyet 2. B., İstanbul 2017, s. 49). Şikâyet konusunu idari işlemler oluşturduğundan, şikâyet medeni usul hukuku anlamında bir dava değildir. Şikâyette kişiler arasında uyuşmazlık yoktur. Şikâyet ile icra ve iflas memurlarının işlemlerinin kanuna veya olaya aykırılığı ileri sürülür. Takibin esasını oluşturan uyuşmazlığın maddi hukuk açısından incelenmesi ve bunun hakkında karar verilmesi şikâyette mümkün değildir. Şikâyete konu işlemin iptalini talep eden kişinin takibin diğer taraflarına karşı ileri sürebileceği bir sübjektif hakkı yoktur. Medeni usul hukukundaki davada davacı ve davalı olmak üzere iki taraf yer alır. Davanın konusunu tarafların sübjektif hakları oluşturur. Örneğin eda davası söz konusu ise dava kabul edildiğinde davalı bir şeye mahkûm edilir. Şikâyet hakkında verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Dava sonunda verilen kararlar ise kesin hüküm teşkil eder ve aynı konuda ve aynı taraflar arasında yeniden dava açılamaz. İİK'nın 16. maddesine göre icra ve iflas dairesi işlemlerine karşı şikâyet yoluna ancak kanunun çözümünü mahkemeye bırakmadığı konularda (örneğin İİK'nın 142. maddesi uyarınca sıra cetveline itiraz davası) gidilebilir. Kanun koyucunun bazı hâllerde şikâyet yolunu kapalı tutmasının nedeni, takibe bağlı maddi hukuka ilişkin sorunların mahkemelere bırakılması düşüncesidir (Pekcanıtez s. 31). Şikâyet yoluyla icra mahkemesine yapılan başvuruda 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli 1 sayılı tarifenin A-I/1 uyarınca, maktu başvurma harcı ile maktu karar ve ilam harcı alınır.
15. İİK'nın 96. maddesinin 1. fıkrası "Borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, icra dairesi bunu haciz ve icra tutanaklarına geçirir ve keyfiyeti iki tarafa bildirir." şeklinde düzenlenmiştir. Haczedilen bir mal üzerinde, (alacaklı ve borçlu dışındaki) bir üçüncü kişinin mülkiyet veya diğer bir ayni hak sahibi olduğunun ileri sürülmesine istihkak iddiası denir. Haczedilen bir mal üzerinde (alacaklı ve borçlu dışındaki) , bir üçüncü kişinin rehin hakkı bulunduğunun ileri sürülmesi de istihkak iddiasıdır. Buradaki rehin terimini İİK'nın 23. maddesindeki gibi (geniş anlamda) anlamak gerekir (Kuru, s. 543, 544). İİK'nın 23. maddesinin 1. fıkrasının 2. bendinde "taşınır rehni" tabirinin "ticari işletme rehnini" ihtiva ettiği düzenlenmiştir.
16. Ticari işletme rehni de diğer rehin hakları gibi rehinli alacaklıya ticari işletme veya belirli unsurlarına başvurarak alacağını öncelikle elde etme imkânı sağlayan sınırlı bir ayni haktır (Reisoğlu, S.: Ticari işletme rehni ve uygulamada ortaya çıkan sorunlar, Ankara, 1977. s. 22). Ticari işletme rehni teslim koşulu aranmayan bir sicilli taşınır rehni çeşitidir. Bu nedenle bir çok taşınır malın alacaklıya teslimine gerek kalmadan üzerinde rehin hakkının kurulması mümkün olmaktadır. Rehinli malların borçlu elinde kalması nedeniyle borçluya ait ve üzerinde ticari işletme rehni bulunan malların rehinli alacaklı dışındaki alacaklılar tarafından haczedilmesi söz konusu olduğunda ticari işletme üzerinde rehin hakkına sahip üçüncü kişiler hacizli mallar hakkında istihkak davası açabilirler (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku, İstanbul 1990, C. 2, s. 964; Kudret, A.: Hacizde İstihkak Davası, Ankara 2005, s. 168). Rehin alacaklısının rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip hakkının bulunması veya satış ile paraların paylaştırılmasına katılma hakkının olması istihkak davası açmasına engel değildir.
17. Rehin hakkına dayanan istihkak davasının amacı, haczedilen mal üzerinde davacının rehin hakkının varlığını tespit ettirmek ve böylece haczin rehin hakkını etkilememek koşulu ile yapılması olanağını sağlamaktır (Güneren, A.: İcra ve İflas Hukukunda İstihkak Davaları ile Tasarruf İptal Davaları, Ankara 2014, s. 150). İİK'nın 115. maddesinde belirtildiği üzere artırma bedelinin satış isteyen haciz alacaklısının alacağına rüçhanı (önceliği) olan muaccel ipotek alacaklarının toplamının üzerinde olması hâlinde ihale yapılabilir. Böylece rehin hakkı sahibi mahcuz malın satışında rehinli alacağını tam olarak tahsil edebilir.
18. İİK'nın 96. maddesinin 1. fıkrası uyarınca istihkak iddiası haciz sırasında ileri sürülmüş ise haciz tutanağına, hacizden sonra bildirilmiş ise icra tutanağına yazılır. Anılan maddenin 2. fıkrasına göre icra müdürü (dairesi), üçüncü kişinin istihkak iddiasını, alacaklıya ve borçluya bildirir ve bu bildiri ile istihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmek üzere, alacaklıya ve borçluya üç günlük bir süre verir. İcra müdürü, istihkak iddiasının yerinde olup olmadığını araştırmadan, istihkak iddiasını, haciz veya icra tutanağına geçirmek ve itiraz edebilmeleri için alacaklıya ve borçluya (üç günlük süre vererek) bildirmekle yükümlüdür. İcra müdürünün bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi hâlinde süresiz şikâyet yoluna başvurulabilir. Üçüncü kişi, icra müdürünün İİK'nın 96 ve 97. maddesinin 1. fıkrasındaki işlemlerin tamamlamasını beklemek veya bu işlemlerin yapılması için süresiz şikâyet yoluna başvurmak zorunda değildir. İcra dairesinin İİK'nın 96. maddesinin 2. fıkrasına göre alacaklıya ve borçluya üç günlük süre vermemiş ve bundan sonraki işlemleri yapmamış olması nedeniyle, aynı Kanunun 97. maddesinin 6. fıkrasına hükmüne göre yedi günlük istihkak davası açma süresi henüz işlemeye başlamamış olan üçüncü kişi, (İİK'nın 96. maddesinin 9. fıkrasındaki süre ile bağlı olmaksızın) doğrudan doğruya icra mahkemesinde istihkak davası açabilir (Kuru, s. 547, 548). Rehin alacaklısı tarafından açılan istihkak davasında haczedilen mal üzerinde rehin hakkının bulunduğunun tespiti başka bir deyişle bu iddianın kanıtlanması durumunda hacizli malın bu rehin hakkı ile yükümlü olarak haczedilmiş sayılması suretiyle istihkak davasının kabulüne karar verilmesi gerekir. İcra memuruna mahcuz üzerinde üçüncü kişinin ticari işletme rehin hakkını tanıma yetkisi veren yasal bir düzenleme bulunmamaktadır.
19. İstihkak davası İİK'nın 97. maddesine göre genel hükümlere tabi olduğundan 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesine göre (1) sayılı tarifedeki nispi esas üzerinden harca tabidir. Alacak tutarı ile dava konusu mahcuzlar üzerindeki rehin değerinden hangisi az ise o değer üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü anılan Kanunun 28. maddesi uyarınca peşin olarak alındıktan sonra, yargılamaya devam olunur. Yargılama tamamlanıp davanın kabulüne karar verildiğinde ise davada haksız çıkan taraftan eksik kalan karar ve ilam harcının alınması gerekir.
20. Somut olayda; alacaklı Kavuklar Tarım Hayvancılık San. ve Tic. A.Ş. tarafından borçlu Mirefe Süt. Ür. Gıda Tar. Hayv. Nak. İnş. Taah. San. ve Tic. A.Ş. hakkında başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız takipte 18.06.2013 tarihinde 2. Organize Sanayi Bölgesi havaalanı yolu üzeri Malatya adresinde yapılan hacizde menkullerin haczedildiği, şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekilinin 07.01.2014 tarihinde icra dairesine sunduğu dilekçesi ile haczedilen ve satışa çıkarılan menkullerin Malatya 3. Noterliğinin 16.11.2012 tarihli ve 33799 yevmiye nolu ticari işletme rehni sözleşmesi ile müvekkiline rehinli olduğunu, müvekkilinin haczedilen menkullerde rüçhanlı alacağı bulunduğunu ileri sürerek satış ve sonraki aşamalarda kendilerinin rüçhanlı alacaklı olarak kabulüne karar verilmesini ve paylaştırma aşamasında bu durumun göz önüne alınmasını talep ettiği, icra müdürlüğünce 07.01.2014 tarihli işlemle; rehin sözleşmesine ekli listede menkullerin marka, seri numarası ve özelliklerinin yazılmadığı, satışa konu menkuller ile rehin sözleşmesine ekli listedeki menkuller ilişkilendirilemediğinden üçüncü kişinin taleplerinin reddine karar verildiği, şikâyetçi (davacı) üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurarak memurluk işleminin iptali ile birlikte rüçhanlı alacaklı olduklarının kabulünü talep ettiği görülmektedir.
21. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında üçüncü kişinin, icra mahkemesine başvurusu icra müdürünün sebepsiz olarak yapmadığı İİK'nın 96. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında öngörülen işlemlerin yapılmasının sağlanması değil, ticari işletme rehni sebebiyle rüçhanlı alacaklı olduklarının kabulünün talep edilmesine ilişkin olup, başvuru bu hâli ile İİK'nın 96 ve devamı maddelerine göre açılmış istihkak davası niteliğindedir. Şikâyet olarak icra mahkemesine gelinmesi, HMK'nın 33. maddesinde yer alan hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğu kuralı doğrultusunda sonuca etkili değildir.
22. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri velmesine,
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2013/11113 E., 2013/18492 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
sayılı Talimat dosyasında yapılan hacze konu sera ve müştemilatının davacı üçüncü kişiye ait olduğunu, 01.04.2011’de dava ve takip dışı kişiden satın alındığını, gelinen adresin ve mahcuzların borçlu ile ilgisi bulunmamasına rağmen hacizde İİK’nun 96-97. maddelerinin uygulandığını, evrak üzerinden yapılan inceleme ile haczin İİK’nun 99.
8. Hukuk Dairesi 2013/11113 E. , 2013/18492 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Şikayet eden üçüncü kişi vekili, ... 3. İcra Müdürlüğü’nün 2009/2646 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, ... İcra Müdürlüğü’nün 2011/780 sayılı Talimat dosyasında yapılan hacze konu sera ve müştemilatının davacı üçüncü kişiye ait olduğunu, 01.04.2011’de dava ve takip dışı kişiden satın alındığını, gelinen adresin ve mahcuzların borçlu ile ilgisi bulunmamasına rağmen hacizde İİK’nun 96-97. maddelerinin uygulandığını, evrak üzerinden yapılan inceleme ile haczin İİK’nun 99. maddesi uyarınca yapılmış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek şikayetin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Karşı taraf alacaklı vekili, üçüncü kişinin hacizde İİK’nun 96, 97. maddelerinin uygulanmasına yönelik şikâyet başvurusunda bulunduğunu, bu nedenle davada asıl İcra Müdürlüğü’nün bağlı olduğu yer Mahkemesi’nin yetkili olduğunu, diğer yandan istihkak iddiasının alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak ileri sürüldüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda: davanın özü itibarı ile istihkak olarak nitelendirilmesi gerektiği, şikâyet konusu edilen hususların bu davada ele alınıp değerlendirilmesinin tabi olduğu, istihkak davasının takibin devamı ya da ertelenmesi kararını veren Mahkeme’de açılması gerektiği, anılan kararın ... 4. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından verildiği gerekçesi ile yetkisizlik kararı verilmiş; hüküm, şikâyet eden üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu, hacizde İİK’nun 96, 97. maddelerinin uygulanmasına yönelik “şikâyet” başvurusu niteliğindedir.
Haciz tutanağı incelendiğinde talimat icra memurunun haczin İİK’nun hangi maddeleri uyarınca yapılmış sayıldığını belirtmediği, sonradan da bu yönde bir karar vermediği anlaşılmaktadır.
Şikâyet eden üçüncü kişi, asıl İcra Müdürlüğü’nce alınmış bir kararın iptalini istememekte, hacizde talimat müdürlüğü tarafından İİK’nun 96, 97. maddelerinin uygulandığını iddia ederek bu işlemin iptali ile haczin İİK’nun 99. maddesi gereğince yapılmış sayılmasına karar verilmesini talep etmektedir.
Bu koşullarda Mahkemece yapılması gereken iş öncelikle, talimat müdürlüğü tarafından haczin hangi maddeler uyarınca yapılmış sayıldığı yönünde bir karar alınıp alınmadığını tartışıp değerlendirmek olmalı, böyle bir karar verilmediğine göre konusu olmayan şikâyet başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek uyuşmazlık sonuçlandırılmalıdır.
Eğer haczin hangi maddeler uyarınca yapılmış sayıldığı konusunda talimat müdürlüğü bir karar almış olsaydı buna yönelik şikâyet başvurusunu incelemek yetkisi yine bağlı olduğu yer İcra Hukuk Mahkemesi’ne ait olacak, bu kez uyuşmazlık konusunda asıl İcra Müdürlüğü’nün karar verme yetkisinin bulunduğu belirtilerek talimat müdürlüğünün hatalı işlemi iptal edilebilecekti (İİK’nun 79. maddesi).
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan yetkisizlik kararı verilmesi isabetli değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle şikâyet eden üçüncü kişi vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi, 2012/11244 E., 2012/12736 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemece, “dava konusu haciz sırasında takip borçlusunun hazır bulunduğunun tespit edildiği, İİK’nun 8/son maddesi uyarınca haciz tutanaklarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olduğu, bu nedenle haczin İİK’nun 96. maddesine göre yapılmasının yerinde olduğu“ gerekçesi ile şikâyet başvurusunun reddine karar verilmiş;
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2012/11244 E. , 2012/12736 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Şikâyet eden (üçüncü kişi), .... İcra Müdürlüğü’nün 2011/16505 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca,.... İcra Müdürlüğü’nün 2011/214 sayılı talimat dosyasında yapılan 04.11.2011 günlü haczin yapıldığı iş yerini takip borçlusu ...’den 05.08.2011’de devraldığını, haczin İİK’nun 99. maddesi gereğince yapılması gerekirken 96. maddesi uyarınca yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın kabulü ile haczin İİK’nun 99. maddesi gereğince yapılmış sayılmasına, karar verilmesini istemiştir.
Karşı taraf (alacaklı) vekili, somut olayda... İcra Hukuk Mahkemesi’nin yetkili olduğunu, hacizde hazır bulunan takip borçlusunun icra memurunu görünce oradan ayrıldığını, bu sırada borçluya ait belgelerin ele geçtiğini belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, “dava konusu haciz sırasında takip borçlusunun hazır bulunduğunun tespit edildiği, İİK’nun 8/son maddesi uyarınca haciz tutanaklarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olduğu, bu nedenle haczin İİK’nun 96. maddesine göre yapılmasının yerinde olduğu“ gerekçesi ile şikâyet başvurusunun reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava, haczin İİK’nun 96, 97. maddeleri gereğince yapılmış sayılmasına yönelik İcra Dairesi kararının iptali ile haczin İİK’nnu 99. maddesi uyarınca yapılmış sayılmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
İİK’nun 4. maddesi gereğince; icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı yapılan şikâyetlerle itirazların incelenmesi icra mahkemesi hâkimi yahut kanun gereğince bu görev kendisine verilmiş olan hâkim tarafından yapılır. Her icra mahkemesi hâkimi, kendisine Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanlığınca dönüşümlü olarak bağlanan icra ve iflas dairelerinin işlemlerine yönelik şikâyet ve itirazları inceler, bu dairelerin gözetim ve denetimlerini yapar, idari işlerine bakar.
Somut olayda, İstanbul 26. İcra Müdürlüğü’nün 2011/16505 sayılı asıl takip dosyasından yazılan talimat uyarınca, Ankara 9. İcra Müdürlüğü 2011/214 sayılı talimat dosyası üzerinden 24.11.2011 günlü haciz işlemi gerçekleştirilmiştir. Şikâyet eden (üçüncü kişi), talimat dairesi tarafından yapılan haczin İİK’nun 96,97. maddelerine göre mi 99. maddesine göre mi yapıldığının tespiti için asıl icra dairesi’ne başvurmuş, 14.11.2011 tarihli karar ile haczin İİK’nun 96, 97. maddelerine göre yapılmış sayılmasına karar verilmiştir. Asıl İcra Dairesi’nin bu kararına karşı talimat dairesi’nin bağlı olduğu yer icra mahkemesinde şikâyet yoluna gidilmiştir. Oysaki şikâyet konusu yapılan işlem, İstanbul 26. icra müdürlüğü’nün aldığı haciz kararı ile ilgilidir. Kaldı ki doğrudan iptali istenen işlem de asıl icra dairesi tarafından verilen bir karardan ibarettir. Haczin talimat yolu ile yapılması, haciz işlemine yönelik şikâyet başvurularında talimat dairesini ve bağlı olduğu yer icra Hukuk mahkemesini yetkili kılmaz.
Bu koşullarda, şikâyeti inceleme yetkisi, yukarıda açıklanan yasa hükmü gereğince... İcra Hukuk Mahkemesi’ne aittir. Anılan yetki kuralı kamu düzenine ilişkin olup, kesin niteliktedir. Mahkemece resen gözetilmesi gerekir (HGK. 21.3.2001 Tarih, 2001/12–235).
Diğer yandan kamu düzenine ilişkin hususlara aykırı davranılması halinde, bu hususlar temyiz konusu yapılmasa bile re’sen ele alınıp incelenebilir.
Açıklanan tüm bu maddi ve hukuki olgular karşısında Mahkemece, yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilip yazılı biçimde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
2.Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
S O N U Ç :Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle şikayet eden (üçüncü kişi) vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3. Kişiye geri verilmesine 19.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
İcra hukukunda "istihkak davası" ile "istirdat davası" arasındaki temel farklardan biri aşağıdakilerden hangisidir?
A) İstihkak davası ayni bir hakka (mülkiyet), istirdat davası şahsi bir alacak hakkına dayanır.
B) İstihkak davası genel mahkemede, istirdat davası İcra Mahkemesi'nde görülür.
C) İstihkak davası sadece para alacakları için, istirdat davası mal teslimi için açılır.
D) İstihkak davasında süre 1 yıl, istirdat davasında 7 gündür.
E) İstihkak davasını sadece borçlu açabilir, istirdat davasını üçüncü kişi açar.
Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.