Türk Medeni Kanunu 145. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 145- Aşağıdaki hâllerde evlenme mutlak butlanla batıldır:
1. Eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması,
2. Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması,
3. Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması,
4. Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlığın bulunması.
II. Dava açma görevi ve hakkı
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
150 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2024/6203 E., 2024/7926 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi
ile evlendiğini, bu kapsamda evliliğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 145 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca evliliğin mutlak butlanla batıl olduğuna karar verilmesi dava edilmiştir.
2. Hukuk Dairesi 2024/6203 E. , 2024/7926 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/855 E., 2024/391 K.
KARAR : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2019/1543 E., 2021/1440 K.
Evliliğin iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, evliliğin mutlak butlan sebebiyle iptaline, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine, ortak çocukların velâyet ve kişisel ilişkileri hususunda karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının davanamesinde özetle; davalı ...'ın başka bir kadınla evlilik birliği devam ederken diğer davalı ... ile evlendiğini, bu kapsamda evliliğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 145 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca evliliğin mutlak butlanla batıl olduğuna karar verilmesi dava edilmiştir.
2.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığın birleşen dosyaya esas davanamesinde özetle; davalı ...'ın başka bir kadınla evlilik birliği devam ederken diğer davalı ... ile evlendiğini, bu kapsamda evliliğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 145 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca evliliğin mutlak butlanla batıl olduğuna karar verilmesi dava edilmiştir.
II. CEVAP
Davalılar yasal süre içerisinde davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... ile ...'in 25.07.1996 tarihinde evlendikleri, bu evlilik devam ederken ...'in 15.01.2011 tarihinde ... ... ile evlendiği, eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması mutlak butlan sebebi sayıldığından ... ile ...'in evliliğinin mutlak bultanla batıl olduğuna karar verilmesi talep edildiği, 4721 sayılı Kanun'un 145 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince ... 'in ... ile evliliği devam ederken ... ile 15.01.2011 tarihinde gerçekleştirmiş olduğu evliliğin mutlak butlanla batıl olduğu anlaşılmakla asıl davanın kabulüne, aynı hususta açılan birleşen davanın ise reddine karar verildiği gerekçesi ile; asıl davanın kabulüne ... ile ...'ın 15.01.2011 tarihli evliliklerinin mutlak butlan sebebiyle iptaline, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davanın kabulü yönünden İlk Derece Mahkemesinin kararının lehine kaldırılmasını talep ederek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davanın kabulünün usul ve yasaya uygun olduğu, buna karşın evlilik son bulmasına rağmen, evlilik içerisinde doğan çocukların velâyet ve kişisel ilişki hususlarında karar verilmemesinin kamu düzenine aykırı olduğu gerekçesi ile asıl davanın kabulü yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine, evlilik içerisinde doğan çocukların velâyet ve kişisel ilişkisi yönünden karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davanın kabulü yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın kabulü koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 145 inci maddesi; 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı ve 194 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
2. Hukuk Dairesi, 2024/1062 E., 2024/6537 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
arasında 25.04.2019 tarihinde resmi nikah yapmak suretiyle kurulan ikinci evliliğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 145 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince mutlak butlan ile iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.
2. Hukuk Dairesi 2024/1062 E. , 2024/6537 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1783 E., 2023/1695 K.
KARAR : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Edremit Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/526 E., 2022/743 K.
Taraflar arasındaki evlenmenin butlanı davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulüne, karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Edremit Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/1 sayılı davanamesi ile: davalı ...'in Türk Medeni Kanunu'nun emredici hükümlerine açıkça aykırılık teşkil edecek edecek şekilde davalı ... ile resmi nikah kıymak suretiyle 25.04.2019 tarihinde evlendiği belirtilerek, davalı ... ile davalı ... arasında 25.04.2019 tarihinde resmi nikah yapmak suretiyle kurulan ikinci evliliğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 145 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince mutlak butlan ile iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.
2.Birleşen Edremit Aile Mahkemesi'nin 2021/1085 Esas sayılı dava dosyasında; Edremit Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/1 sayılı davanamesi ile: davalı ...'in Türk Medeni Kanunu'nun emredici hükümlerine açıkça aykırılık teşkil edecek edecek şekilde davalı ... ile resmi nikah kıymak suretiyle 25.04.2019 tarihinde evlendiği belirtilerek, davalı ... ile davalı ... arasında 25.04.2019 tarihinde resmi nikah yapmak suretiyle kurulan ikinci evliliğin 4721 sayılı Kanun'un 145 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince
mutlak butlan ile iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar ... ile ...'in 25.04.2019 tarihinde evlendikleri, evlenmenin gerçekleştiği dönemde ... ile ...'in boşanmalarına karar verilmiş olduğu, boşanma kararı sonrasında 14.03.2016 tarihinde kesinleştirme işlemlerinin yapılmış olduğu ancak Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/23802 Esas 2016/14898 Karar sayılı bozma ilamı ile boşanma yönünden kaldırılmasına kararı verildiği bu durumda ... ve ...'in evlilikleri devam ederken davalıların evlenmiş olmaları nedeniyle evlenmenin butlanına karar vermek gerektiği, 4721 sayılı Kanun'un 145 inci maddesinin birinci fıkrası eşlerden birinin evlenme sırasında evli olması halinde, evlenme mutlak butlanla batıldır. 4721 sayılı Kanun'un 147 inci maddesinin ücüncü fıkrasına göre de evliyken yeniden evlenen kimsenin önceki evliliği mutlak butlan kararı verilmeden önce sona ermişse ve ikinci evlenmede diğer eş iyiniyetli ise bu evlenmenin butlanına karar verilemeyeceği, somut olayda, ... ile ...'in evliliklerinin halen devam ettiği, Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesince boşanma kararı verilmişse de bu kararın temyiz aşamasında Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/23802 Esas 2016/14898 Karar sayılı bozma ilamı ile boşanma yönünden kaldırılmasına kararı verildiği ve boşanma kararının tüm yönleriyle ortadan kalktığı, Yasemin ve ...'in evliliğinin sona ermemiş olduğu görülmekle, evlenmenin butlanına ilişkin davalarda ancak yakın hısımla evlilik halinde nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davanın bekletici mesele yapılabileceği, bu nedenle 4721 sayılı Kanun'un 147 inci maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı gerekçesi ile asıl dava ve birleşen davanın kabulüne, ... ile ... arasında 25.04.2019 tarihinde gerçekleştirilen evlenme işleminin 4721 sayılı Kanun'un 145 inci maddesinin birinci fıkrası mutlak butlan sebebiyle iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili davanın kabulü yönünden istinaf buşvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile re'sen bakılacak kamu düzenini ilgilendiren hususlar dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davalıların istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili; davanın kabulünün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalılar arasında bulunan evliliğin mutlak butlan sebebiyle iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 4 üncü, 6 ncı, 145 inci 147 nci maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/5004 E., 2024/3734 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ile olduğunun tespit edildiğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 145 inci ve 146 ncı maddeleri uyarınca davalı ...
2. Hukuk Dairesi 2023/5004 E. , 2024/3734 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1349 E., 2022/2177 K.
KARAR : Esestan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 3. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/353 E., 2022/58 K.
Taraflar arasındaki evliliğin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı davanamede özetle; davalı .... isimli şahsın mernis veri sitemi üzerindeki kaydında 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun (5901 sayılı Kanun) 12 inci maddesi b bendi uyarınca, Cumhurbaşkanlığının 09.05.2019 tarih ve 1093 sayılı karar ile Türk vatandaşlığını iki eşi ile birlikte kazandığını, ilgilinin nüfus kayıtlarında davalının ilk evliliğinin 13.04.1995 tarihinde .... ile olduğunu, ikinci evliliğinin ise 17.11.2000 tarihinde .... ile olduğunun tespit edildiğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 145 inci ve 146 ncı maddeleri uyarınca davalı ... ..'nin son evliliğinin iptalini kamu adına talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafların Afganistan milli hukukuna göre yasal bir evlilik yaptıklarını, milli hukuklarının geçerli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.Büyükçekçemece 3. Aile Mahkemesi 16.09.2019 tarihli kararı ile görevsiz olduğunu belirterek dosyanın yetkili ve görevli Büyükçekçemece Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermiştir.
2.Büyükçekçemece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 30.01.2020 tarihli kararı ile Mahkemenin uyuşmazlıkta görevsiz olduğunu, yetkili ve görevli mahkemenin Büyükçekçemece 3. Aile Mahkemesi olduğunu belirterek dosyanın resen yargı yeri belirlenmesi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine karar vermiştir.
3.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi 19.10.2020 tarihli kararı ile yargı yerinin Büyükçekmece 3. Aile Mahkemesi olarak belirlenmesine karar vermiştir.
4.Büyükçekmece 3. Aile Mahkemesi dosya üzerinden yaptığı incelemede 19.12.2020 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verdi.
5.İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekilince istinaf edilmekle Bölge Adliye Mahkemesi dosya üzerinden yargılama yapılamayacağından bahisle 29.03.2021 tarihli kararı ile kaldırdı.
6.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların Afganistan vatandaşı olduklarını, bu dönem içerisinde davalı erkeğin ilk eşiyle 1995 yılında, ikinci evliliğini 2000 yılında yaptığını, sonrasında ülkemize göç eden davalıların 09.05.2019 tarihli 1093 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile Türk vatandaşlığına alındığını, bir kişinin iki evlilik yapmasının Türk kamu düzenine ve 4721 sayılı Kanun'un 145 inci maddesine aykırılık teşkil ettiğini belirterek davaname ile açılan sonradan yapılan evliliğin iptaline yönelik savcılık mütalaasına uygun şekilde davanın kabulü ile; .... İle ....'nin 17.11.2000 tarihinde gerçekleştirilen evliliğin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili, hükmün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek hükmün tamamı yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava, Cumhuriyet savcısı tarafından açılan, ikinci evliliğin 4721 sayılı Kanun'un 145 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince mutlak butlan sebebiyle iptaline ilişkin olduğu, evlenme sırasında evli bulunma 4721 sayılı Kanununda mutlak butlan sebebi olarak gösterilmiş olup, kesin evlenme engellerinden olduğu, inceleme konusu somut dava dosyasında, davalı ...'ın Afganistan vatandaşlığının devam ettiği, 09.05.2019 tarihinde Türk Vatandaşlığına hak kazandığı, Afganistan'da ilk eşi ile 1995 yılında evlenmiş, 2000 yılında da davalı eşi Huma ile ikinci evliliği yaptığı Türkçe'ye tercüme edilen belgeden anlaşıldığı, davalılar ilk evliliğin sona erdiğine dair bir iddiada da bulunmamış olduğu, Türk Hukukunda çok eşlilik 4721 sayılı Kanun'un 130 uncu maddesinde yapılan düzenleme ile yasaklanmış olup tarafların iki ülke vatandaşlığına sahip olmaları kamu düzeni ile ilgili bu yasağa istisna tanımamak olduğu, davalıların bu yönlere ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmediği, Mahkemece davanın kabulü ile ikinci evliliğin mutlak butlan nedeniyle iptaline hükmedilmesinde usul ve esas yönlerinden isabetsizlik görülmemesine göre usul ve kanuna uygun olması gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek özetle davanın kabulü yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalılar arasındaki evliliğin mutlak butlanla iptalinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 130 uncu, 145 inci, 146 ncı ve 147 nci maddeleri. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi ile 371 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle bir evliliğin Türk Hukukuna uygun olarak gerçekleşip gerçekleşmediğini (4721 sayılı Kanun md. 124-160) değerlendirmenin 4787 sayılı Kanun gereğince aile mahkemesinin görevi kapsamında kalmasına; bir evliliğin geçerliliğinin ve Türk kamu düzenine aykırılığının asliye hukuk mahkemesi tarafından incelenemeyeceğinin 6100 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca tabii bulunmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından TMK'nın 145/1 inci maddesi uyarınca mutlak butlan hukuki sebebine dayalı olarak açılan "evliliğin iptali" davası olup, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucu davanın kabulü ile davalının ikinci evliliğinin TMK'nın 145/1. maddesi gereğince iptaline karar verilmiş, işbu karara yönelik davalının istinaf talebi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi tarafından esastan reddolunmuştur. Bu kez yine davalı tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz kanun yoluna müracaat edilmiş ve Dairemizce yapılan temyiz incelemesi neticesinde oy çokluğu ile temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Davaya ve hükme dayanak yapılan TMK'nın 145/1 inci maddesi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak evli olan bir kişinin, ilk evliliğinin sona erdiğini ispatlamadan (TMK m. 130) yapmış olduğu ikinci evliliğinin iptalini düzenleyen bir hükümdür. MÖHUK'un 13 üncü maddesinde "Evlenme ehliyeti ve şartları, taraflardan her birinin evlenme anındaki milli hukukuna tabidir. Evliliğin şekline yapıldığı ülke hukuku uygulanır" hükmü yer almaktadır.
Somut olayda da taraflar Afganistan vatandaşı iken tabii oldukları milli hukuka göre evlilik akitlerini gerçekleştirmişlerdir. Kendi milli hukuklarına uygun olarak yapılan ve hukuken geçerli olan bir evliliğin sonradan kazanılan vatandaşlık nedeniyle Türk mevzuatlarına göre, iptal edilmesine ilişkin yasal bir düzenleme mevcut değildir. MÖHUK'un 5'inci maddesinde ifade edildiği üzere "Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması halinde, bu hüküm uygulanmaz, gerekli görülen hallerde, Türk hukuku uygulanır" hükmü yer almaktadır. Afganistan Devleti vatandaşı iken sonradan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını da kazanan davalıların ikinci evliliklerinin Türk kamu düzenine aykırılığı ileri sürülüyor ise davaya genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde nüfus kaydının düzeltilmesi davası olarak bakılması gerekir.
09.05.2020 tarih ve 31122 sayılı "Nüfus Hizmetleri Uygulama Yönetmeliğinin çok vatandaşlığa sahip olan kişilerin nüfus olaylarının tescili" başlıklı 21 inci maddesinin birinci fıkrası, çok vatandaşlığa sahip olan kişilerin, vatandaşlığını taşıdıkları diğer devlet kimliği ile yapmış oldukları kişisel durum değişikliklerinin aile kütüklerine tescil edilebilmesi için tescili istenen olayın Türk hukukuna uygun olarak gerçekleşmesi gerektiği hükmünü içerir. Nüfus idaresince, hukukumuzda yeri olmamasına rağmen mevzuata ve hukuka aykırı olacak şekilde yapılan tescil yolsuz bir tescildir. Yolsuz tescilin iptaline ilişkin olarak da ancak genel mahkemelerde nüfus kaydının düzeltilmesi davası açılabilir. Belirlenen sebeplerle somut olaydaki ikinci evliliğin TMK'nın 145 inci maddesinde düzenlenen mutlak butlan hukuki sebebiyle iptaline karar verilmesi yerinde olmayıp bu yöndeki kararın onanması şeklindeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
2. Hukuk Dairesi, 2024/718 E., 2024/1165 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Davacı erkek vekili 16.03.2016 tarihli ıslah dilekçesinde tarafların evliliğinin 4721 sayılı Kanun'un 145 inci maddesi gereğince iptaline, aksi takdirde tarafların 4721 sayılı Kanun'un 165 ve 161 inci maddeleri gereğince boşanmalarına, ortak çocuğun velâyet hakkının davacı babaya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Hukuk Dairesi 2024/718 E. , 2024/1165 K.
"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1272 E., 2023/1663 K.
DAVA TARİHİ : 08.06.2015
KARAR : Bozma ilamına uyularak hüküm kurma kurulmasına
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen evliliğin iptali, olmadığı takdirde boşanma davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; kadın yararına yoksulluk nafakasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı erkek dava dilekçesinde; davalı kadın ile evlendikleri ilk günden itibaren hiçbir konuda anlaşamadıklarını, aralarında şiddetli geçimsizlik olduğunu, davalı kadının ortada hiçbir sebep yokken gitmek istediğini söylediğini, hamile olan kadının çocuğun erkekten olmadığını söylediğini, birlik görevlerini yerine getirmediğini ileri sürerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı erkek vekili 16.03.2016 tarihli ıslah dilekçesinde tarafların evliliğinin 4721 sayılı Kanun'un 145 inci maddesi gereğince iptaline, aksi takdirde tarafların 4721 sayılı Kanun'un 165 ve 161 inci maddeleri gereğince boşanmalarına, ortak çocuğun velâyet hakkının davacı babaya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vasisi cevap dilekçesinde özetle; davacı erkeğin, kadını kaçırdıktan sonra tarafların evlendiğini, evlilikleri süresince davacı erkeğin vaadlerini yerine getirmediğini, kadının hamileliğinde kadınla ve doğacak çocuğun ihtiyaçları ile ilgilenmediğini, kadını tehdit ettiğini ve ona hakaret ettiğini, davalı kadını evden kovduğunu, evden gitmesini istediğini, bunun üzerine kadının kadın sığınma evine yerleştirilip doğumunu yaptığını ileri sürerek kadın yararına maddî ve manevî tazminat ile çocuk yararına nafakaya hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vasisi 05.05.2016 tarihli duruşmada, davalı kadın için aylık 650,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile çocuk için aylık 350,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına 25.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.07.2017 tarihli ve 2015/397 Esas, 2017/498 Karar sayılı kararıyla; Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin raporu ve İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/2092 Esas, 2008/184 Karar sayılı kararına göre davalıda evlilik tarihinde hafif derecede Mental Retardasyon olduğu, hastalığının kronik olduğu bu nedenle kısıtlanmasına karar verildiği, babasının velâyeti altına bırakıldığı halde tarafların evlenmiş oldukları, erkeğin eşi ve çocuğuyla ilgilenmediği, birlik görevlerini yerine getirmediği, işlem ehliyeti olmayan kadına kusur yüklenmesinin isabetli olmadığından bahisle 4721 sayılı Kanun'un 145 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince evliliğin mutlak butlan nedeniyle feshine, batıl olan evlilik içinde doğan ortak çocuğun velâyetinin annenin kısıtlı bulunması nedeniyle davacı babaya verilmesine, anne ile çocuk arasında kişisel ilişki tesisine, işi ve geliri olmayan davalı kadının ihtiyaçları ve tarafların ekonomik sosyal durumuna göre kadın yararına 250,00 TL tedbir, kararın kesinleşmesinden itibaren 300,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmesine, çocuk yararına 150,00 TL tedbir nafakası ödenmesine, kadının maddî tazminata ilişkin talebinin kısmen kabulüyle 12.000,00 TL maddî tazminatın erkekten alınarak kadına ödenmesine, kadının manevî tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı erkek vekili, kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası ile maddî tazminat yönünden; davalı kadın vekili, evliliğin butlan nedeni ile iptali hükmü, yoksulluk nafakası ile maddî tazminat miktarı, manevî tazminat talebinin reddi ve velâyet yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.05.2021 tarihli ve 2020/663 Esas, 2021/617 Karar sayılı kararıyla; Şişli 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 07.02.2008 tarih ve 2007/2092 Esas, 2008/184 Karar sayılı kararı ile davalı ...'de Şişli Etfal Hastanesinin 04.12.2007 tarihli raporu ile hafif derecede mental retardasyon mevcut olduğu, hak ve fiil ehliyetinin olmadığı, akıl hastalığı nedeni ile ...'ün kısıtlanmasına karar verildiği, babası ...'ün velâyeti altına bırakılmasına karar verildiği, ayrıca İstanbul Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 10.11.2016 tarihli heyet raporunda, davalı kadında hafif derecede mental retardasyon olduğu, hastalığının kronik olduğu ve evlilik tarihinde hastalığın mevcut olduğunun bildirildiği, tarafların evlendiği 21.08.2014 tarihinde davalının hukuki fiil ehliyetinin bulunmadığı böylece davanın kabulü ile evliliğin mutlak butlan sebebi ile iptaline karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, Mahkemece kusur belirlemesine ilişkin yapılan tespitlerin yerinde olduğu, yargılama aşamasında alınan sosyal inceleme raporunda davalı kadının ailesine duyduğu öfke nedeniyle çocuğun bakımı için ailesinin yardımlarını kabul etmediği, kendisi ve çocuğunu odaya kilitlediği, bir kaç gün odada kapalı tuttuğu, davalının akıl hastalığının bulunduğu, davacı babanın çocuğun bakımını sağlamak için gerekli koşulları sağlamaya istekli olduğu, ailesinin de davacı erkeği desteklediği, ortak çocuk lehine tedbir nafakası, kadın yararına tedbir ve yoksulluk nafakası ile maddî tazminata hükmedilmiş olmasının dosya kapsamına uygun düştüğü ancak evlilikte geçen sürenin kısa olması ve davalı kadının yaşı göz önünde bulundurulduğunda yoksulluk nafakasının irat biçiminde ödenmesine karar verilmesinin hatalı olduğu, kadının manevî tazminat talebine ilişkin şartların oluşmaması nedeniyle kadının manevî tazminat talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu yönünde yapılan değerlendirmeler ile davacı erkeğin yoksulluk nafakasına ilişkin istinaf itirazının kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının yoksulluk nafakasına ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasına, kadın lehine aylık 300,00 TL'den 2 yıllık olmak üzere toplam 7.200,00 TL toptan yoksulluk nafakasının erkekten alınarak kadına verilmesine, kadının tüm, erkeğin ise sair istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı karşı davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen maddî tazminat ve nafakalar yönünden; davalı kadın vekili tarafından ise hükmün tamamı yönünden temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Dairemizin 02.12.2021 tarihli ve 2021/7777, 2021/9036 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden alınan 10.11.2016 tarihli sağlık kurulu raporunda davalı kadında “hafif derecede mental retardasyon olduğu, hastalığının kronik olduğu ve evlilik tarihinde mevcut olduğu” belirtilmiş, bu rapor ile de evliliğin mutlak butlan sebebiyle iptaline karar verilmiş ise de; davalı kadının evlenme tarihinde sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunup bulunmadığı veya evlenmeye engel derece akıl hastası olup olmadığı hususunun, davalının, dosya içerisindeki tüm tedavi kayıtları ve raporları ile birlikte yeniden bu hususları kapsayacak şekilde rapor alınmak suretiyle tespit edilmesi ve olaşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğundan bahisle kararın bozulmasına, tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. İkinci Bozma Kararı
1. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesi bozma ilamında belirtilen ilkeler uyarınca kadının evlenme sırasında sürekli olarak ayırtım gücünden yoksun bulunup bulunmadığı yönünde rapor tanzimi düzenlenmesinin istendiği, Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin 04.08.2022 tarihli ve 1436 sayılı sağlık kurulu raporu ile davalı kadının evlilik sırasında ayırt etme gücünden yoksun olduğuna ilişkin bir bulguya rastlanılmadığı, durumunun evlenmesine engel teşkil etmediğinin bildirildiği, Yine Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinin 29.09.2022 tarihli ve 1879 sayılı sağlık kurulu raporu ile davalı ... 'nın evlenme tarihi olan 21.08.2014 tarihinde ayırt etme gücünden yoksun olduğuna dair bir bulguya rastlanılmadığı, durumunun evlenmesine engel teşkil etmediğinin bildirildiği, davacı erkeğin terditli talepleri incelendiğinde 4721 sayılı Kanun'un 145 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 165 inci maddesine ilişkin koşulların oluşmadığı, bununla birlikte erkeğin, davalı kadın ile ilgilenmediği, sık sık davalı kadının ailesini arayarak "ben kardeşinizi istemiyorum, alın onu götürün" dediği, davalı kadının doğumunu kadın sığınma evinde yaptığı, sonrasında çocuğu ile birlikte ailesinin yanına sığındığı, davacı erkeğin sonrasında da çocuğunu ve eşini görmeye gelmediği, eşi ve çocuğu ile ilgilenmediği, ihtiyaçlarını karşılamadığı, davalı kadının da, sürekli olarak gece vakti uygunsuz saatlerde evden kaçtığı, davacı erkeğin davalı kadını sokaklarda bularak eve getirdiği, böylece evlilik birliğinin sona ermesinde davacı erkeğin ağır, davalı kadının ise az kusurlu olduğu, yargılama aşamasında yapılan tespitler neticesinde ortak çocuğun velâyet hakkının babasına verilmesinin uygun görüldüğü, tarafların ekonomik durumları, boşanmaya neden olan olaylardaki kusur dereceleri ve paranın alım gücü ve evlilikte geçen süre nazara alındığında kadın lehine aylık 500,00 TL'den iki yıllığına toplam 12.000,00 TL toptan yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiği, yine tarafların ekonomik durumları ile kusur dereceleri ve kişilik haklarına yapılan saldırı dikkate alındığında kadın yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerektiği yönünde yapılan değerlendirme ile davacı erkek vekilinin kusur belirlemesi ve yoksulluk nafakasına yönelik istinaf talepleri ile davalı kadın vekilinin evliliğin mutlak butlan sebebiyle iptaline, yoksulluk nafakasına, maddî tazminat miktarına ve manevî tazminat talebinin reddine ilişkin istinaf itirazlarının kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının bütünüyle kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle erkeğin 4721 sayılı Kanun'un 145 inci maddesi gereğince talep etmiş olduğu evliliğin mutlak butlan nedeniyle iptaline ilişkin isteminin reddine, davacı erkeğin 4721 sayılı Kanun'un 165 inci maddesi uyarınca talep etmiş olduğu akıl hastalığı nedeniyle boşanma isteminin reddine, İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinin erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu şeklinde düzeltilmesine, davacı erkeğin evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı davasının kabulüyle 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine, anne ile çocuk arasında kişisel ilişki tesisine, davalı kadın için aylık 250,00 TL, ortak çocuk için ise 150,00 TL tedbir nafakasına hükmedilmesine, davalı kadın lehine 12.000,00 TL toptan yoksulluk nafakası ile 20.000,00 TL maddî, 15.000,00 TL manevî tazminat ödenmesine yönelik karara karşı süresi içinde davacı erkek vekili kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen maddî ve manevî tazminatlar ile tedbir ve yoksulluk nafakası yönünden, davalı kadın vekili kusur belirlemesi, toptan yoksulluk nafakasına hükmedilmiş olması, yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminatların miktarı ve ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmiş olması yönünden temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairenin 04.05.2023 tarihli kararı ile tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davalı kadın yararına takdir edilen toptan yoksulluk nafakasının az olduğundan bahisle hükmün bozulmasına, sair yönlerden hükmün onanmasına karar verilmiştir.
C. İlk Derece Mahkemesi/ Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesince yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı kadın lehine bir defaya mahsus 21.600,00 TL toptan yoksulluk nafakasının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı erkek vekili; kusur belirlemesi, maddî, manevî tazminat, tedbir ve yoksulluk nafakası yönlerinden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı kadın vasisi vekili: kusur belirlemesi, tazmınatların ve nafakalarn mıktarı, velâyet düzenlemesi yönlerinden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı erkek tarafından açılan boşanma ve fer'ileri istemine ilişkin davada taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, kadın yararına tedbir ve toptan yoksulluk nafakası ile tazminat şartlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, miktarlarının uygun olup olmadığı ve velâyet düzenlemesi noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü, 6 ıncı maddeleri, 166 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 176 ncı maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmadığı gibi bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak oluşturan yönlerin de yeniden incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/5085 E., 2023/6284 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ede kolunda serum takılı olarak yatmakta olduğunu, hâl böyle olunca eşler arasındaki evliliğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 141 ve 142 nci maddeleri uyarınca yok hükmünde olduğunu, yokluk hâlinin olmadığı takdirde 4721 sayılı Kanun'un 145 inci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı mutlak butlan sebebiyle evliliğin batıl olduğunu, hastanede yatmakta olan muris hakkında Mecid
2. Hukuk Dairesi 2023/5085 E. , 2023/6284 K.
"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/419 E., 2023/343 K.
...
KARAR : Esastan ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen evliliğin yokluğunun tespiti olmadığı takdirde mutlak butlan ile evliliğin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairenin 15.09.2020 tarihli kararıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya karşı direnme kararı verilmiş, bu kararın davacı vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ilâmı ile, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Daire kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına karar verilerek dosya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bozma kararı sonrası yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü
I. DAVA
Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle, davacının babası olan ... G.nin 20.08.2015 tarihinde vefat ettiğini, davalı 1964 doğumlu ... G.nin ise ev işlerinde çalışmak üzere Ermenistan'dan Türkiye'ye geldiğini, daha önce başka bir yaşlının yanında çalışırken yalnız yaşayan ve varlıklı bir kişi olan murisin yanında yatılı olarak 1999 yılında çalışmaya başladığını, bu arada Türk vatandaşlığını kazanmak için muvazaalı bir evlilik yaparak “Sertoğlu” soyadını aldığını ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu, vatandaşlığın kazanılmasından sonra ise bu muvazaalı evliliğin boşanma ile sona erdiğini, davalının bu muvazaalı evliliği süresince ve sonrasında kesintisiz olarak murisin yanında yatılı olarak çalışmayı sürdürdüğünü, davalının muris ... G.nin ... Vakfı ... Hastanesi'nde yattığı sırada rahatsızlığından faydalanmak suretiyle sahte belgelerle 02.09.2008 tarihinde nikâhlandığını, konu ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılığında devam eden ceza soruşturması olduğunu, bedeni ve ruhi zayıflık içerisinde bulunan muris ile bu hastalıklara tam vakıf olan davalının hastanede evlenmelerinden dolayı iyi niyetli sayılamayacağını, muris ... G.'nin sahte nikâh akdi anında hastanede kolunda serum takılı olarak yatmakta olduğunu, hâl böyle olunca eşler arasındaki evliliğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 141 ve 142 nci maddeleri uyarınca yok hükmünde olduğunu, yokluk hâlinin olmadığı takdirde 4721 sayılı Kanun'un 145 inci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı mutlak butlan sebebiyle evliliğin batıl olduğunu, hastanede yatmakta olan muris hakkında Mecidiyeköy’de sağlık ocağından ve yatmakta olduğu hastanenin nöroloji uzmanından rapor alındığını, evlendirme dosyasında bulunan bu rapor örneklerinin sahte olduğunu, evlenme kütüğünde evlenmenin yapıldığı yerin yazılmadığını, murisin 03.09.2008 tarihinde hastaneden taburcu olduğunu, murisin sürekli “xanax ve lustral” isimli anti depresan ilaçları kullandığını, davalı açısından 4728 sayılı Kanun'un 578 inci maddesi uyarınca mirastan yoksunluk sebeplerinin oluştuğunu ileri sürerek öncelikle muris ile davalı ... arasındaki evliliğin yokluğunun tespitine, olmadığı takdirde evliliğin mutlak butlanla iptaline karar verilmesini talep etmiştir
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; davalı ile merhum ... G.'nin 1999 yılında tanıştıklarını, aralarında oluşan duygusal yakınlaşma sonucunda tarafların 10.11.1999 tarihinden itibaren birlikte yaşamaya başladıklarını, eşlerin 01.09.2008 tarihinde evlenmek için başvuruda bulunduklarını, bu arada murisin rutin kontrolleri için gidilen hastanede yapılması gereken tetkikler için yatış önerildiğini, hâl böyle olunca nikâh gününün müteveffanın hastanede yattığı güne denk geldiğini, davacı ...’dan kaynaklanan nedenlerle merhum babası ile arasının iyi olmadığını, ...’ın eşi ... ile olan evliliğinin dahi müvekkilinin iyi niyetli çabaları neticesinde gerçekleştiğini, davacının bir işi olmadığını, eşi ve ailesinin tüm giderlerinin müteveffa tarafından karşılandığını, davacının sürekli para isteyerek babasını taciz ettiğini, etrafa “ölsün, tüm parasını yiyeceğim” dediğini, müteveffanın davacının düğün yemeğine dahi katılmadığını, dava dilekçesinde yer alan birçok iddianın eldeki dava ile bir ilgisinin bulunmadığını, bunun dışında yer alan iddiaların muvazaaya ilişkin olduğunu, vakıaların kanunda yer alan yokluk ve butlan sebeplerine uymadığını, bu sebeple bilinçli olarak “sahte evrak” beyanına yer verildiğini ileri sürerek haksız ve hukukî dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul 6. Aile Mahkemesinin 23.05.2019 tarihli ve 2015/749 E., 2019/368 K. sayılı kararı ile; somut olayda her ne kadar ... G. ile davalı ... arasındaki evliliğin yokluğunun tespiti istenmişse de, taraflar arasındaki evlilik töreninin 4721 sayılı Kanun'un 141 inci maddesine uygun şekilde gerçekleştirildiği, törende evlendirme memurunun görev aldığı, tören anında ayırt etme gücüne sahip iki tanığın bulunduğu, evlenme törenine şahit bu iki tanığın yargılama aşamasında yeminli olarak dinlendiği, evlilik sözleşmesinde yer alan imzanın adli tıp raporu ile murise ait olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla evliliğin yokluğunun tespitine ilişkin talebin reddedilmesi gerektiği, diğer yandan taraflar arasındaki evliliğin “mutlak butlan ile iptaline” yönelik yapılan incelemede ise evlenme anında müteveffanın akıl sağlığının yerinde olduğu, sürekli bir ayırt etme gücünden yoksun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı yasal süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 24.12.2019 tarihli ve 2019/2067 E., 2019/1990 K. sayılı kararı ile; 4721 sayılı Kaunun'un’nın 155 inci maddesine göre “Evlendirmeye yetkili memur önünde yapılmış olan bir evliliğin kanunun diğer şekil kurallarına uyulmaması sebebiyle butlanına karar verilemez” hükmünün düzenleme altına alındığı, dolayısıyla soruşturma dosyasının sonucunun verilecek kararı etkilemeyeceği dikkate alınarak evliliğin sahte evraklarla gerçekleştirildiği iddiası nedeniyle yokluğunun tespitine yönelik karara ilişkin istinaf talebinin reddine karar verildiği, 4721sayılı Kanun'un 148 inci maddesi ile de “Evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olan eş, evlenmenin iptalini dava edebilir” hükmünün düzenleme altına alındığı, iptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak altı ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmekle düşeceği, eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması veya evlenmeye engel olacak derecede akıl hastası olmasının evliliği mutlak butlanla sakatlayacağı, ne var ki ayırt etme gücünün sonradan kazanılması veya akıl hastalığının iyileşmiş olması durumlarında mutlak butlan davasını, yalnızca ayırt etme gücünü sonradan kazanan veya akıl hastalığı iyileşen eşin açabileceği, böyle bir hâlde dava hakkının sonradan iyileşen eşe ait olduğu, evlenmenin butlanını dava etme hakkının mirasçılara geçmeyeceği, ancak, mirasçıların açılmış olan davayı sürdürebilecekleri, dava ve cevaba cevap dilekçesinde “murise ilaç verilerek ilaç bağımlısı hâline getirildiği ve ayırt etme gücünün yok edildiği” ileri sürülerek evliliğin iptaline karar verilmesinin talep edildiği, davacı tarafından murisin sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunduğunun veya murisin evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığının olduğunun iddia edilmediği gibi bu iddiayı destekleyecek dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, ileri sürülen vakıalar dikkate alındığında davanın 4721 sayılı Kanun'un 148. maddesinde belirtilen “evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olma sebebine” dayalı olarak açıldığının anlaşıldığı, dosya kapsamına göre, evlenme tarihinden sonrasında murisin normal hayatına devam ettiği, bu dönemde muriste “akıl hastalığı” bulunmadığının davacı tarafça da kabul edildiği, 4721 sayılı Kanun'un 148 inci maddesi kapsamında murisin evlenme tarihi itibariyle ayırt etme gücünden yoksun olduğuna ilişkin rapor alınması gerekmekte ise de 4721 sayılı Kanun'un 148 inci maddesine dayalı olarak mirasçıların dava açma haklarının bulunmadığı, ayrıca hak düşürücü sürenin de geçmiş olduğu dikkate alınarak Mahkeme karar gerekçesinin düzeltilmesi suretiyle istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı yasal süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2.Dairemizin 15.09.2020 tarihli ve 2020/1267 E., 2020/3754 K. sayılı kararı ile; "...dava; davalı ile müteveffa arasındaki evliliğin yokluğunun tespiti, kabul edilmediği takdirde mutlak butlan sebebi ile evlenmenin iptali istemine ilişkin olduğunu, İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, 4721 sayılı Kanun'un 141 ve 145. maddeler şartları oluşmadığından davanın reddine karar verildiğini, karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince, ileri sürülen vakıalar dikkate alındığında, davanın 4721 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinde düzenlenen evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olma sebebine dayalı olarak açıldığının anlaşıldığını, evlenme tarihinden sonrasında murisin normal hayatına devam ettiğini, bu dönemde muriste akıl hastalığının bulunmadığının davacı tarafça da kabul edildiğini, 4721 sayılı Kanun'un 148 inci maddesi kapsamında murisin evlenme tarihi itibariyle ayırt etme gücünden yoksun olduğuna ilişkin rapor alınması gerekmekte ise de; 4721 sayılı Kanun'un 148 inci maddesine dayalı olarak mirasçıların dava açma haklarının bulunmadığını ayrıca hak düşürücü sürenin de geçmiş olduğnu dikkate alarak İlk Derece Mahkemesinin karar gerekçesinin düzeltilmesi suretiyle davacının istinaf talebinin reddine karar verildiğini, davacı tarafından süresinde temyiz talebinde bulunduğunu, İlk Derece Mahkemesince yapılan ön inceleme duruşmasında, uyuşmazlık 4721 sayılı Kanun'un 145 inci maddesinde düzenlenen mutlak butlan sebebi ile evliliğin iptali olarak nitelendirildiğini olup hâkim tarafından yapılan nitelendirmeye tarafların da bir itirazı bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, istinaf itirazlarının, delillerin 4721 sayılı Kanun'un 145 inci madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, yanılgılı değerlendirme ile 4721 sayılı Kanun'un 148 inci madde kapsamında değerlendirme yapılması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirdiği..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarihli ve 2020/1657 E., 2021/390 K. sayılı kararı ile önceki kararda yer alan gerekçenin yanında; bir davada dayanılan maddî olguları hukuksal açıdan nitelendirmek ve uygulanacak yasa hükümlerini bulmak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 33 üncü maddesi gereğince doğrudan hâkimin görevi olduğu, diğer bir ifadeyle hâkimin davacı tarafından yapılan hukukî nitelendirmeyle bağlı olmadığı gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir.
C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 sayılı ilâmı ile; davacı tarafından dava ve cevaba cevap dilekçelerinde öncelikli olarak evlenmenin yokluğunu, olmadığı takdirde mutlak butlan sebebiyle evliliğin iptali ile davalının mirastan yoksunluğunun talep edildiğini, İlk Derece Mahkemesince gerçekleştirilen 22.03.2016 tarihli ön inceleme duruşmasına taraf vekillerinin katıldığını, uyuşmazlık konusu olarak tarafların evliliğin yokluğunun tespiti, olmadığı takdirde mutlak butlan ile iptalini ve 4721 sayılı Kanun'un 578 inci maddesi uyarınca davalının mirastan yoksunluğunun konularında anlaşamadıkları yönünde tespitin yapıldığını, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesi hâkimi tarafından hukukî sebebin olaya doğru şekilde uygulandığını ve dosyada mevcut delillere göre karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince davanın hukukî nitelemesinin davacı tarafından ileri sürülmemiş bulunan davanın 4721 sayılı Kanun'un 148 inci maddesine dayalı olarak açıldığı gerekçesiyle karar gerekçesinin düzeltilmesi suretiyle istinaf talebinin reddine karar verilmesinin doğru görülmediğini belirterek Daire kararının yerinde olduğu gerekçesiyle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Daire kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozularak dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
D. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Son Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bozma ilâmı sonrasında yapılan yargılama ile İlk Derece Mahkemesince davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek delillerin toplanıp değerlendirildiği, delillerin takdirinde yanlışlık yapılmadığı, usulü işlemlerin 6100 sayılı Kanun'a uygun olarak yerine getirildiği, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, evlenmenin yokluğunun tespiti ve mutlak butlan nedeniyle evlenmenin iptali davalarının reddine dair verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle ve Mahkemece, davacı vekilinin Avukatlık Kanunu 38 inci maddesi uyarınca yapmış olduğu itirazının davalı vekilinin 2010 yılında yaptığı danışmanlıkta bu dava ile ilgili danışmanlık yapamayacağı anlaşılmakla reddine karar verildiği görülmekle istinaf incelemesine gönderilen dosyada aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olma durumu bulunmadığından bu yöne ilişkin istinaf talebinin reddi gerektiğinden bahisle usul ve yasaya uygun olan hükme karşı davacı tarafın istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen son kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; önceki beyanlarını tekrarla, evlenmenin yok hükmünde olduğunu, evlilik akdinin geçerli olabilmesi için; nikah memurunun, kanunun ve Evlendirme Yönetmeliği'nin emredici hükümlerine uygun olarak: açık, gerçek şahitler huzurunda ve nerede yapıldığı belli olacak şekilde bir nikah kıymış olması gerektiğini, sahte doktor raporlarına dayalı olarak (sahte resmi belgeyi kullanarak) ve bizzat nikah dairesi memurlarının konusu suç teşkil edecek şekilde, resmi evrakta tahrifat yaparak gerçekleştirmiş olduğu bir nikah işleminin yok hükmünde olacağını, resmi kayıtlarda evlenmenin yapıldığı yerin belli olmadığını, davalı taraf ve tanıkların evliliğin hastanede yapıldığını ileri sürdüklerini, hastanede nikah kıyılması için hastane müdürü veya başhekimden izin alınmadığını, nikâh memurunun kollukta alınan ifadesinde nikahın nikah dairesinde yapıldığını beyan ettiğini, evlilik müracaat defterinde ve tarihinde tahrifat olduğunu, müracaat belgesinde (Beyannamede) ve defterde tahrifat yapılarak 02.09.2008 olan müracaat tarihinin 01.09.2008 olacak şekilde değiştirilmiş olduğunu, müracaat günü ile aynı gün evlendirme yapılmayacağını, müracaat belgesinde ve defterde tahrifat yapılarak; 02.09.2008 olan müracaat tarihi 01.09.2008 olarak değiştirildiğini, böylece olası bir itiraz imkanı da ortadan kaldırıldığını, Evlenme Beyannamesi Ve Evlenmeye İzin Belgesi'nin, Şişli Evlendirme Memurluğu bilgisayar kaydı ile ilgili yapılan inceleme sonucunda: 02.09.2008 olan müracaat tarihinin, 2015 yılından sonra 01.09.2008 tarihi olarak değiştirildiğini tespit edildiğini, Evlendirme Memurluğu personeli ... Ç.'nin bilgisayar kayıtları üzerinde değişiklik yaptığını kabul ettiğini, raporların gerçeği yansıtmadığını, nikah günü öncesinde ve sonrasında, hasta dosyasına işlenmeden ve kullanma talimatına aykırı olarak, ölünceye dek 7 yıl boyunca dozu artırılarak zanax isimli uyuşturucu etkisi olan ilaçla müteveffanın ayırt etme gücünün sürekli olarak ortadan kaldırıldığını, Adli Tıp Raporunun bu dosyayla ilgili olmadığını ve gerçeği yansıtmadığını, davalı tanıklarının ifadelerinin doğru olmadığını, ezberletilmiş beyanlar olduğunu, tanık İbrahim'in ifadesindeki beyanının değerlendirilmesi gerektiğini, tanık beyanlarının bir kısım menfaatlerini korumak amacıyla verildiğini, tahkikatin tamamlanmadığını, davalı vekilinin davacı ile 2010 yılında görüştüğünü belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini taleple hükmün tamamı yönünden temyize başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, evlenmenin yokluğu olmadığı takdirde evlenmenin mutlak butlanla iptali davasının kabulü için gerekli şartların gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 141 inci ve 145 inci maddeleri. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
...
...
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Hukuk
Bir hukuki işlemin kurucu unsurları tamam olmakla birlikte, geçerlilik unsurlarından kamu düzenini ilgilendirecek nitelikte olanların mevcut olmaması halinde işlemin baştan itibaren geçersiz olması ve hiçbir hukuki sonuç doğurmaması yaptırımına ne ad verilir?
A) Yokluk
B) İptal edilebilirlik
C) Nispi butlan
D) Mutlak butlan (Kesin hükümsüzlük)
E) Tek taraflı bağlamazlık
Bu maddeyle ilgili 12 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.