4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 146

Türk Medeni Kanunu 146. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 146- Mutlak butlan davası, Cumhuriyet savcısı tarafından re'sen açılır. Bu dava, ilgisi olan herkes tarafından da açılabilir. III. Dava hakkının sınırlanması veya kalkması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

79 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2015/2938 E., 2015/2539 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
Kamu adına mutlak butlan sebebine dayalı olarak evliliğin iptali isteminde bulunan Cumhuriyet Savcısının (TMK md.
Hukuk Genel Kurulu         2015/2938 E.  ,  2015/2539 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi Taraflar arasındaki “evlenmenin butlanı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Silvan Asliye Hukuk Mahkemesinin (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) davanın kabulüne dair verilen 13.05.2011 gün ve 2010/247 E. 2011/261 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar ve Cumhuriyet Başsavcılığının temyizi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 26.11.2012 gün ve 2011/14623 E., 2012/28195 K. sayılı ilamı ile; (...Taraf teşkili kamu düzeni ile ilgilidir. Kamu adına mutlak butlan sebebine dayalı olarak evliliğin iptali isteminde bulunan Cumhuriyet Savcısının (TMK md. 146/1) son celseye katılımı sağlanmadan yargılama yapılması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle oyçokluğu ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, mutlak butlan sebebiyle evliliğin iptaline ilişkindir. ... 10.06.2010 tarihli davanamesi ile davalılardan .... ve diğer davalı ...'ın nüfus kayıtları itibariyle dayı-yeğen oldukları, ancak her iki davalının 24.08.1993 tarihinde evlendikleri, davalı ...’nin annesi olan ....’nin nüfus kayıtlarına göre eşi olarak görünen ... ile kardeş olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 129/1 maddesinde üstsoy ile altsoy arasında, kardeşler arasında , amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenler arasında evlenme yasağı olduğu ve bu durumda evliliğin Medeni Kanunun 145/4 maddesi gereğince mutlak butlanla batıl olduğu belirtilerek; TMK’nun 129/1 maddesi delaletiyle aynı Kanunun 145/4 maddesi uyarınca mutlak butlanla batıl olan evliliğin feshine karar verilmesini kamu adına talep ve dava etmiştir. Davalı ..., eşi olan davalı ...’nin aslında halasının kızı olduğunu, eşi ....’nin annesi ....’nin annesinin aslında Hediye değil Sevi olduğunu, ....’nin kendi annesi olan Hediye üzerine kayıtlı olması nedeniyle nüfus kayıtlarında ....’nin dayısı olarak göründüğünü ancak bunun doğru olmadığını, kayıt düzeltme davası açmak için tarafına süre verilmesini istemiştir. Davalı ... de, davalı ...’ın beyanlarına katıldığını, eşinin aslında dayısı olmadığını beyan etmiştir. Mahkemece, evlililiğin iptaline karar verilmiştir. Davacı ... ve davalıların temyizi üzerine hüküm, Özel Dairece yukarıya başlık bölümüne alınan gerekçelerle bozulmuştur. Yerel Mahkeme önceki kararda direnmiştir. Direnme kararını davalılar temyiz etmiştir. Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, Türk Medeni Kanunu'nun 146.maddesi ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36/a maddeleri dikkate alındığında Cumhuriyet Savcısının evliliğin mutlak butlan nedeni ile iptali davalarına katılmasının zorunlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davalı ... ile davalı ...'ın 24.08.1993 tarihinde evlendikleri, davalı ...'ı n annesinin .... olduğu ve davalı ...'nin annesi ile eşi ...'ın nüfus kayıtlarına göre kardeş oldukları; Cumhuriyet Savcılığınca 10.06.2010 tarihinde davaname ile evliliğin mutlak butlanla batıl olduğu iddiası ile eldeki davanın açıldığı; Cumhuriyet savcısının sadece 04.02.2011 günü yapılan 4.celse ve 25.03.2011 günü yapılan 5.celseye katıldığı, 13.05.2011 günlü kararın verildiği celseye ise tarafların katılmadığı anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 146.maddesi “ Dava açma görevi ve hakkı” madde başlığı altında ; “ Mutlak butlan davası, Cumhuriyet savcısı tarafından re'sen açılır. Bu dava, ilgisi olan herkes tarafından da açılabilir.” hükmünü içermektedir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere Cumhuriyet Savcısının 146.madde gereği dava açması bir hak değil, görevdir.Bu nedenle davayı açıp, davaya katılması zorunludur. Bu düşüncenin temelinde kamu düzeni yatmaktadır.Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.03.1990 tarih, 1990/2-122 E. 1990/211 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir. Hukuk Genel Kurulu görüşmeleri sırasında bir kısım üyelerce, Cumhuriyet Savcısının görevinin evliliğin butlanına ilişkin davayı açmak olduğu, celselere katılma zorunluluğu olmadığı, davaya devam edilerek hüküm kurulabileceği, her ne kadar yerel mahkemece 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36.maddesinden söz edilmiş ve bu kanunun yürürlük tarihi olan 31.03.2011 gününden sonra Cumhuriyet Savcısının katılımının olanaklı olmadığı belirtilmişse de, bu düzenlemenin nüfus davaları için geçerli olduğu, direnmede geçen bu gerekçe yerinde olmamakla beraber sonucu itibariyle doğru olan kararın değişik gerekçe ile onanması gerektiğini ileri sürmüşlerse de, bu görüş Kurul çoğunluğunca yukarıda açıklanan nedenlerle benimsenmemiştir. Hal böyle olunca; yerel mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. SONUÇ: Davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, bozma kapsamına göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 11.11.2015 gününde ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

Diğer kararlar (4)

8. Hukuk Dairesi, 2013/17903 E., 2014/157 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mutlak butlan davasının, kimler tarafından açılabileceği ise, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 146.maddesinin birinci fıkrasında, mutlak butlan davasının “Cumhuriyet Savcısı” tarafından re’sen açılacağı;
8. Hukuk Dairesi         2013/17903 E.  ,  2014/157 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Hazine ile ... aralarındaki mirasçılık belgesinin iptali davasının kabulüne dair İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 04.06.2013 gün ve 150/186 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.01.2014 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekilleri Av. ... ile Av. ... Kasar ve karşı taraftan davacı Hazine vekili Av. ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili, davalı ...’in müteveffa ...aptığı evliliğinin Sarıyer 1. Aile Mahkemesi'nin 23.12.2009 tarih 2008/644 Esas, 2009/1307 Karar sayılı kesinleşen kararı ile mutlak butlanla batıl olması nedeni ile iptaline karar verildiğini, ancak karar Yargıtay aşamasında iken davalı tarafından İstanbul 10.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/121 Esas sayılı dosyasında mirasçılık belgesi istemli dava açıldığını, davanın Hazine'ye ihbar edildiğini, bilahare davalının İstanbul 10.Sulh Hukuk Mahkemesi'ndeki davasından feragat ederek İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde yeniden açtığı dava sonunda 10.07.2012 tarih 2012/211 Esas 2012/491 Karar ile mirasçılık belgesini aldığını, davalının mirasçı olmadığını açıklayarak davalı tarafından halen devam etmekte olan derdest bir dava var iken mahkemeyi yanıltmak sureti ile alınan İstanbul 12.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/211 Esas 2012/491 Karar sayılı 10.07.2012 tarihli veraset ilamının iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, miras bırakanın sağ kalan eşinden başka yasal mirasçısının bulunmadığını, miras bırakanın 16.02.2012 tarihinde vefat ettiğini, butlan kararının kesin karar olmayıp temyizi kabil olduğunu, evliliğin butlanına yönelik verilen kararın Yargıtay 2.Hukuk Dairesi'nce onanma tarihinin 10.07.2012 olup, veraset ilamının bu tarihten bir ay önce alındığını, evliliğin kanunen geçerli olduğuna dair geçerli sağlık raporu da bulunduğunu, miras bırakanın kanuni mirasçısı olmaması halinde mirasının devlete geçebileceğini, oysa miras bırakanın yasal mirasçısı bulunduğundan Hazine'nin mirasçı olamayacağını açıklayarak davanın reddini savunmuştur. ./. -2- 2013/17903 -2014/157 Mahkemece, davanın kabulü ile, İstanbul 12.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 10.07.2012 tarih 2012/211 Esas 2012/491 Karar sayılı verasetin iptaline, muris... Barman'ın payı tek pay olarak kabul edilerek Hazineye aidiyetine karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesi ve dosya kapsamına göre dava, ...ile ... ... arasındaki evliliğin mutlak butlan sebebiyle iptaline karar verilmesi sebebiyle sağ kalan eşin iyiniyetli olmadığı iddiasına dayanılarak açılan davalı tarafından alınmış mirasçılık belgesinin iptali ve muris... Barman’ın tek mirasçısının Hazine olduğuna ilişkin yeni mirasçılık belgesi isteğine ilişkindir. Davanın niteliği itibarıyla mutlak butlan sebebiyle evliliğin iptali ve mirasçılık üzerinde durmak gerekmektedir. Bilindiği üzere kesin olan evlenme engelleri evlenmeyi mutlak butlanla sakatlamakta; istisnalar dışında mutlak butlanla sakat olan evlilik, kural olarak, kamu düzenini zedelediğinden sakatlık herkesi ilgilendirmektedir. Mutlak butlan davasının, kimler tarafından açılabileceği ise, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 146.maddesinin birinci fıkrasında, mutlak butlan davasının “Cumhuriyet Savcısı” tarafından re’sen açılacağı; ikinci fıkrasında ise, bu davanın “ilgisi olan herkes” tarafından da açılabileceği hükme bağlanmıştır. Dava açma hakkı olan kimselerin kimler olduğu kanunda açıkça belirtilmemiştir. Doktrinde ve uygulamada, “ilgili olan herkes” kavramından “evlenmenin iptaline madden ya da manen ilgisi olan (menfaati bulunan) kimselerin” anlaşılması gerektiği ifade edilmektedir. Açılacak olan butlan davası herhangi bir süreye bağlı değildir. Dolayısıyla tarafların beraber geçirdikleri zaman, batıl evlenmeyi geçerli hale getirmez. Evlenmenin mutlak butlanına yol açan sebepler aynı zamanda birer “kesin evlenme engeli”dir. 4721 sayılı TMK’nun 145.maddesinde mutlak butlan sebepleri; “mevcut evlilik”, “yasak derecede hısımlık”, “ayırt etme gücünden sürekli yoksunluk” ve “evlenmeye engel derecede akıl hastalığı” olarak sayılmıştır. Butlan kararı sonuçlarının, Türk Medeni Kanunu'nda ayrıntılı bir şekilde değil de genel olarak boşanma hükümlerine atıf yapılarak düzenlendiği görülmektedir. Gerek mutlak butlan, gerekse nispi butlan davaları hukuki nitelikleri itibariyle bir “tespit davası” değil, “bozucu yenilik doğuran dava”lardır. Zira batıl evlenme, davanın sonunda verilecek kararla ileriye etkili olarak sonuç doğuracak şekilde iptal edilmektedir. Batıl bir evlenmenin ortadan kaldırılması için açılması şart olan “butlan davası” sonunda hâkimin, evliliğin ortadan kaldırılması konusunda verdiği karara “iptal kararı” denilir ki, bu karar da hukuki niteliği itibariyle “yenilik doğuran bir karar”dır. Butlan davasında davacı, mahkemeden dava konusu evlenmenin batıl olduğunu ve bu sebeple ortadan kaldırılması gerektiğini talep eder. Bu açıdan mutlak veya nispi butlan davalarında davacı tarafından talep edilen husus mevcut bir hukuki durumun ortadan kaldırılmasıdır (TMK’nun 156.maddesi). Başka bir deyişle, butlan davası sonunda hâkimin vereceği “yenilik doğuran iptal kararı” ile, her ne kadar geçersiz de (batıl da) olsa mevcut olan bir evlenme işlemi ve evlilik ilişkisi sona ermekte; var olan bir hukuki durum ortadan kalkmaktadır. Bu yönüyle hâkimin iptal kararı “bozucu yenilik doğuran” bir karar niteliğindedir. 4721 sayılı TMK’nun 156.maddesinin ikinci cümlesi hükmü gereğince, mutlak butlan ya da nispi butlanla sakat olan evliliğin hakim kararıyla sonlandırılması halinde kararın kesinleştiği tarih itibariyle butlan kararı ileriye etkili olur. Dava açılmış olsa bile evlenme, kararın kesinleşme tarihine kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur. Diğer deyişle, iptal kararı, evlenme ile iptal kararının kesinleşmesi arasındaki süre içerisinde doğmuş olan geçerli bir evliliğe ilişkin hüküm ve sonuçları ortadan kaldırmaz. Her ne kadar ./.. -3- 2013/17903 - 2014/157 iptal kararı, evliliği sona erdirse de bu karar geçmişe etkili olamayacağı için, karardan önce meydana gelen hüküm ve sonuçlar ortadan kalkmaz. Bu maddenin sonucu olarak, evlenmenin mutlak veya nispi butlanla geçersiz olması halinde dahi, evlilik devam ettiği müddetçe eşlerin mirasçılığını etkilemez. Ancak batıl bir evliliğin iptali amacıyla butlan (iptal) davası açılmış ve eşlerden her ikisi de hayattaysa, iptal kararının kesinleşmesiyle evlilik tıpkı boşanmada olduğu gibi ileriye etkili olarak sona ereceğinden eşlerin artık birbirlerine mirasçı olmaları söz konusu olmaz. Bu durumda eşlerin mirasçılık sıfatı ortadan kalkar. Eşlerden biri henüz iptal davası açılmadan önce ölürse, sağ kalan eş onun mirasçısı olacaktır. Zira evlilik ölümle sona ermiştir ve batıl da olsa geçerli bir evliliğin tüm sonuçlarını doğurmaktadır (TMK madde 156/c.2 ). Bu durumda ölen eşin mirasçılarının (şayet evlenme nispi butlanla geçersizse) evlenmenin iptalini sağlamak yönünde butlan davası açma hakları bulunmamaktadır (TMK madde 159/c.1). Ancak miras bırakan (ölen eş) ile sağ kalan eş arasındaki evlenme “mutlak butlan” sebeplerinden biriyle sakatlanmışsa, ölen eşin mirasçıları evlenmenin butlanı nedeniyle (TMK madde 147, f.1, c.2) iptal davası açabilirler ve bunun sonuçlarından doğrudan yararlanırlar. Mutlak butlanla batıl bir evlenmenin iptalini istemekte, ölen eşin mirasçılarının doğrudan menfaati bulunmaktadır. Dolayısıyla bu kimseler 4721 sayılı TMK’nun 146 ve 147.maddeleri anlamında “ilgili” sıfatına ve doğrudan dava hakkına sahiptirler. Bu kimseler iptal davasını, ölen eşin dava hakkına değil, doğrudan kendi dava haklarına dayanarak açmaktadırlar. Başka bir anlatımla, TMK’nun 159.maddesinin birinci cümlesinde öngörülen “dava hakkının mirasçılara geçmeyeceği” hükmü, mutlak butlanla sakat bir evlenmenin iptalinde “ilgililer” yönünden uygulanmayacaktır. 4721 sayılı TMK’nun bu hükmü ; 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 127.maddesi karşılığı olduğundan mutlak butlanla değil de nispi butlanla ilgili olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Bu yönü ile TMK’nun 159 ve 147.maddesi hükümleri birbirleriyle çelişmemektedir. 4721 sayılı Medenî Kanun’un 159.maddenin 2. cümlesinde “Dava sonucunda evlenme sırasında iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olamayacağı gibi, daha önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder.” yazılıdır. Bu açık düzenleme karşısında, butlan davası devam ettiği sırada eşlerden birinin ölmesi üzerine onun mirasçıları tarafından devam ettirilen dava sonunda sağ kalan eşin iyi niyetli olmadığı anlaşılırsa, onun mirasçı olmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu esas kıyasen sağ kalan eş lehine, ölen eş tarafından yapılmış ölüme bağlı tasarruflar açısından da uygulanır. Kural olarak, butlan davası sonucunda evlenme sırasında iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olmayacağı gibi, daha önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder. Bu kural, hem mutlak butlan hâlinde, hem de onun daha hafif bir hali olarak kabul edilen, nispi butlan halinde uygulanmaktadır. Evlenmenin mutlak butlanında, mirasçıların kendi adlarına dava açma hakları bulunmakta olup, muris davadan önce vefat etse de mirasçıların bunu dava etme olanakları vardır. Mutlak butlan davası ya da tespit davası sonucunda evlenme sırasında iyi niyetli olduğu anlaşılan sağ kalan eş yasal mirasçılık sıfatını korur. Ne var ki, mutlak butlan davası ya da tespit davası sonucunda evlenme sırasında iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş yasal mirasçılık sıfatını da kaybeder. Bu açıklamalar karşısında somut olaya gelince; muris ...’ın 15.03.2006 tarihinde bizzat başvurması ve “unutkanlığı, telkin ve baskılara karşı koyamama, kötüniyetli insanların baskı ve telkinleri sonucu hatalı işlem yapma, malvarlığının ./... -4- 2013/17903 - 2014/157 tehlikeye düşme ihtimali” sebebiyle kendisine arkadaşı ...’ın kızı ... Durunay’ın vasi atanmasını istemesi üzerine Mahkemece, muris hastaneye sevk edilmiş, ... Araştırma Hastanesi Baştabipliği'nin 23.03.2006 tarih 2006/5323 nolu sağlık kurulu raporu ile “demans (bunama) hastalığı saptandığı, bu durumuyla ayırt etme gücünden yoksun olduğu, kendisine bir vasi atanması gerektiği, mahkemede dinlenmesinde yarar olmadığı” bildirilmiş, Sarıyer Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 15.05.2006 tarih 2006/392 Esas 2006/757 Karar sayılı ilamı ile muris kısıtlanarak kendisine ... Durunay vasi atanmış, dosya hesaplı vasi esasına kaydedilmiştir. Kısıtlı muris dilekçe ile kısıtlılık halinin kaldırılmasını ve vasinin görevine son verilmesini istemiş, Adli Tıp Kurumu'nun 12.01.2007 tarihli 4.İhtisas Kurulu'nun raporunda muriste ... başlangıcı tesbit edildiği, bu durumu itibarıyla fiil ehliyetine tam haiz olmayıp kendisine müşavir atanmasının uygun olduğunun bildirilmesi, vasi ...’in de 09.11.2006 tarihli dilekçesi ile vasilikten affını istemesi üzerine Mahkemece, 30.01.2007 tarihli görevlendirme kararı ile Av.... hukuki yönden gerekli işlemleri yapabilmesi için hususi vasi olarak görevlendirilmiş, durumun Hazineye ihbarı ile Hazine davaya dahil olmuş, 06.03.2007 tarihinde de kısıtlı murise yardımcı olmak üzere Ömür Demirci görevlendirilmiştir. Mahkemenin 15.08.2007 tarihli kararı ile Av....’ün görevi kaldırılmış, Av.Hüseyin Aslan kısıtlı murise vasi olarak atanmış, kısıtlı muris bu karara da itiraz etmiş, Mahkemece 24.05.2007 tarihli karar ile bu talebi reddedilmiş, kısıtlı murisin 21.06.2007 tarihli dilekçe ile kendisine Av....nin vasi olarak atanmasını isteyerek Asliye Hukuk Mahkemesi'ne itirazı üzerine Sarıyer 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24.07.2007 tarih 2007/207 Esas 258 Karar sayılı ilamı ile kısıtlının itirazının kabulüne, kısıtlıya yeni vasi atanması için dosyanın Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. Kısıtlı murisin Mahkemeye müracaat ederek kendisine yasal danışman olarak emekli hakim Av....nin atanmasını içeren talebi üzerine tüm dosya kısıtlı ile birlikte Adli Tıpa gönderilmiş, Adli Tıp 4.İhtisas Kurulu'nun 26.10.2007 tarihli raporunda,... Barman’da Demansiyel Sendrom başlangıcı olduğu, kendisinin fiil ehliyetine tam haiz olmayıp kendisine müşavir atanmasının uygun olacağı bildirilmiştir. Rapor üzerine Sarıyer 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 16.01.2008 tarih 2006/34 Hesaplı vasi Esas 2008/15 Karar sayılı ilamı ile “Mustafa ile Hatice’den olma 08.08.1925 doğumlu kısıtlı... Barman’ın 15.05.2006 tarih 2006/392 Esas 2006/757 Karar sayılı ilamı ile kısıtlanmasına ve kendisine önce ... Durunay’ın sonra Av...., daha sonra da Av.Hüseyin Aslan’ın vasi olarak atanmasına ilişkin kararların kaldırılmasına, ...MK’nun 429.m. gereğince haklarının korunması bakımından fiil ehliyetinin kısmen sınırlandırılarak aşağıda yazılı işlerde görüşü alınmak üzere kendisine Av....nin yasal danışman olarak atanmasına” karar verilmiştir. Kararı muris ...ile Hazine temyiz etmişler, Yargıtay 2.Hukuk Dairesi'nin 16.06.2008 tarih 2008/5315 Esas 2008/8637 Karar sayılı ilamı ile hüküm “Hükme esas alınan Adli Tıp 4.İhtisas Dairesi'nin 12.01.2007 ve 26.10.2007 tarihli raporlarında Demansiyel Sendrom başlangıcı tesbit edildiği, hali hazır durumu ile fiil ehliyetine haiz olmayıp kendisine müşavir atanmasının uygun olduğu tanısı konulmuş, vesayetin kaldırılıp kaldırılmaması konusunda mütalaada bulunulmamıştır, mahkemece ....3.03.2006 tarihli Sağlık Kurulu raporunda ise demans saptandığını bu durum ayırt etme gücünden yoksun olduğunu, kendisine bir vasi atanması gerektiğini ve mahkemede dinlenmesinde yarar bulunmadığı bildirilmiştir. Her iki rapor arasında çelişki mevcuttur, raporlar arasındaki çelişkinin 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 15/f maddesi gereğince Adli Tıp Genel Kurulu'ndan müşahadeye dayalı rapor istenmesi sureti ile giderilmesi sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken eksik inceleme ve çelişkili raporlarla hüküm kurulması doğru görülmemiştir” gerekçesi ile bozulmuştur. ./... -5- 2013/17903 - 2014/157 Bu dosyanın karara çıktığı 16.01.2008 tarihinden önce evlenme başvurusu yapılan Beşiktaş Belediye Başkanlığı'nın 04.09.2006 tarihli yazısı üzerine Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nce verilen 18.09.2006 tarih 15730 sayılı “Mehmet Ali Barman’ın psikiyatrik-nörolojik muayenesinde anlamasının global dikkatinin normal sınırlar içinde yakın ve uzak bellek muayenesi normal sınırlar içindedir. Evlenmesine mani aklen bir patoloji saptanmamaktadır” şeklinde alınan rapor sonunda, yasal müşavir atanmasına dair karardan sonra, Yargıtay'ın onama kararından önceki 05.03.2008 tarihinde ...ile ... ... resmi olarak evlenmişlerdir. Sarıyer 1.Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından Yargıtay bozma kararı sonrası, yasal danışman atanması kararından sonra 15.03.2008 tarihinde... Barman’ın Sabahat Nesrin ile evlendiği de dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan müşahadeye dayalı rapor istenmiş, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulu'nun 16.04.2009 tarih 124 karar nolu verdiği raporda “...ın fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve hareket serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan demansiyel sendrom denen bunama halinin tesbit edildiği, kendisinde tesbit edilen bunama halinin klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici özellikleri gözönüne alındığında evlilik tarihi olan 15.03.2008 tarihinde de fiil ehliyetini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecedeki bu akli arızaya musab olduğu, bu akli arıza nedeni ile halen fiil ehliyetine haiz olmayıp MK’nun 405.m. gereği medeni haklarının kısıtlanarak kendisine vasi atanmasının uygun olduğu, durumunun MK’nun 145.maddesine mümas olduğu, mahkemede dinlenmesinde yarar bulunmadığı mütalaa olunur” denilmiştir. Bu rapor üzerine Sarıyer 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 03.06.2009 tarih 2008/587 Esas 2009/493 Karar sayılı ilamı ile... Barman’ın TMK’nun 405.m. gereği kısıtlanmasına, kendisine İstanbul Barosu avukatlarından Av.Aytaç Güngör’ün vasi olarak atanmasına karar vermiştir. Diğer yandan hesaplı vasi dosyasında kendisine durum ihbar edilen ve davaya katılan Hazine tarafından,... Barman’ın evliliği öğrenilince 09.07.2008 tarihinde Sarıyer Aile Mahkemesi'ne 2008/644 Esasında açılan davada,... hakkında alınan raporlar ve Demansiyel Sendrom sebebiyle fiil ehliyeti olmadığı ancak Şişli Etfal Hastanesi'nden alınan 12.03.2008 tarihli rapora dayanarak 15.03.2008 de Sebahat ile evlendiği, Adli Tıp Kurumu raporlarına göre ...için MK 145/2.maddesindeki koşulların oluştuğu açıklanarak evliliğin mutlak butlan sebebi ile iptaline karar verilmesi istenmiştir. Davalılar ...ile ... ... vekili ise evlenmenin gerçek olduğunu, vekil edeninin sadece unutkan olduğu, akıl sağlığının yerinde olduğu, evlenme için izin alındığı,...’nin ... ile evlenmek için 3 yıl uğraştığı açıklanarak davanın reddi savunulmuştur. Sarıyer Aile Mahkemesi'nin 23.12.2009 tarih 2008/644 Esas 2009/1307 Karar sayılı ilamında, Hazine açtığı davada TMK’nun 146/2.maddesinde yazılı ilgili kişi kabul edilmiş, özellikle Sarıyer 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/587 Esas 2009/493 Karar sayılı dosyasına sunulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulunun 16.04.2009 tarih 124 karar nolu vermiş olduğu rapor gözönünde bulundurularak, evlilik akti yapıldığında davalı... Barman’ın bunama halinin TMK’nun 145.maddesinde belirtilen mutlak butlan nedenine dayalı batıl evliliğin yapıldığı kanaati ile davanın kabulüne ve ...ile ... Barman arasındaki 15.03.2008 tarihinde yapılan evliliğin TMK’nun 145.maddesi uyarınca mutlak butlan ile batıl olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiş, Yargıtay 2.Hukuk Dairesi'nin 01.03.2012 tarih 2012/2181 Esas 2012/4427 Karar sayılı ilamı ile mahkeme kararı onanmış. ... vekilinin karar düzeltme isteğinin de aynı Dairenin 09.07.2012 tarih 2012/12358 Esas 2012/19228 Karar sayılı ilamı ile reddedilmesi üzerine karar 09.07.2012 tarihinde kesinleşmiştir. Bu dosyanın temyiz incelemesi sırasında ...16.02.2012 tarihinde ölmüştür. Evliliğin iptaline ilişkin kesinleşmiş karar 09.07.2012 tarihinde nüfusa işlenmiştir. ./... -6- 2013/17903 - 2014/157 Bu arada Sebahat vekili Av.... tarafından 15.05.2012 tarihinde İstanbul 12.Sulh Hukuk Mahkemesine, Sebahat vekili Av.... tarafından ise 26.03.2012 tarihinde İstanbul 10.Sulh Hukuk Mahkemesi'ne açılan mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davalarda, İstanbul 12.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 10.07.2012 tarih 2012/211 Esas 2012/491 Karar sayılı ilam ile Mustafa ve Hatice’den olma 08.08.1925 doğumlu ve 16.02.2012 tarihinde ölen... Barman’ın tek mirasçısının eşi ... Barman olduğuna, diğer dosyada ise, Sebahat vekilinin 16.07.2012 tarihli feragat dilekçesi üzerine İstanbul 10.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 04.10.2012 tarih 2012/121 Esas 2012/584 Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin feragati sebebiyle HMK 307 ve devamı maddeleri gereğince davada esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Ayrıca Sebahat vekilinin 21.06.2012 tarihli talebi üzerine Bakırköy 2.Noterliği'nin 21.06.2012 tarih 11795 yevmiye sayılı mirasçılık belgesinin düzenlendiği ve... Barman’ın tek mirasçısının ... Barman olduğunun belirlendiği görülmektedir. Her ne kadar, evliliğin butlanına dair karar ileriye dönük olarak sonuç doğurur, geçmişe etkili olmaz ise de, yukarıda da ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere, 4721 sayılı TMK’nun, 159.maddesinin 2. cümlesinde, mirasçılığın devam edebilmesi için, evlilik akdinin kurulması anında eşin iyi niyetli olması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Bahsedilen iyiniyet, eşin evlenme töreni sırasında butlan sebebinin mevcudiyetini bilmemesi veya gerekli özeni göstermiş olmasına karşın öğrenememiş olması demektir. Kanunun iyi niyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyi niyetin varlığıdır. Bu sebeple butlan davası sırasında eşlerden birinin ölmesinin yanı sıra eşlerden birinin ölümünden sonra butlan davası da açılmış olması durumunda da sağ kalan eşin mirasçı olması asıldır. Sağ kalan eşin evlilik akdinin kurulması anında iyi niyetli olmadığı, eşlerden birinin ölümünden sonra ilgililer tarafından açılan mutlak butlan davasında kanıtlanmalıdır. Eşlerden birinin ölümünden sonra ilgililer tarafından mutlak butlan davası açılmamışsa, sağ kalan eş evliliğin kurulması anında iyi niyetli sayılır. Eldeki davada, davalı muris...’nin evlenme tarihinden önceki dönemde de birbirlerini tanıdıkları, 31.01.2013 tarihli yargılama oturumunda dinlenen tanık Rezzan Topaloğlu tarafından 2006 yılındaki bu tanışıklığın doğrulandığı, evliliğin iptaline ilişkin dosyada Sebahat vekili tarafından...’nin ... ile evlenmek için üç yıl uğraştığının açıklandığı, yaşı ve malvarlığı sebebiyle kötüniyetli kişiler tarafından evlendirilmek istendiğine dair 13.12.2006, 10.02.2007 tarihli gazete haberlerinde muris ile birlikte evlendirilmek istendiği kişi olarak ...’in de isminin geçtiği, muris ile ... arasındaki tanışıklığın ilk kısıtlılığın başladığı tarih öncesine dayandığının bizzat... Barman’ın 2006/34 hesaplı vasi esas sayılı dosyasında 18.04.2008 tarihli beyanı ile “…evlendiğim kişi benim eski arkadaşımdır, çok uzun süreden beri arkadaşlığımız vardır…” şeklinde ifade edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda... ile Sebahat’in önceki tarihlere varan tanışıklılığı, kısıtlılık durumunun başladığı 2006 yılında... ile ilgili çıkan haberler, aynı tarihlerde başlayan rapor süreci, murisin durumu ve vasi tayinine ilişkin olayların oluş silsilesi ve hayat deneyimleri dikkate alındığında, davalı ...’in muris... ile olan evlenme akdinin kurulması anında, murisin butlan sebebini bilmediği veya bunun için gerekli özeni gösterdiği düşünülemez. Davalının bu durumu bilmemesi hayatın olağan akışına da aykırıdır. O halde, evlilik akdinin kurulması anında davalının iyi niyetli olduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır. Dolayısıyla, evlilik akdinin kurulduğu anda iyiniyetli olmayan davalı, mirasçı da olamaz. Hal böyle olunca, yerel mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. ./... -7- 2013/17903 -2014/157 Açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.100,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalı taraftan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı Hazine'ye verilmesine, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, 14.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/7502 E., 2024/3219 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
arihinde evlenmeye engel olacak şekilde fiil ehliyetine haiz olmadığı, akli arızasının evlenmeye engel olacak mahiyette olduğu, taraflar arasındaki evliliğin mutlak butlanla iptaline karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 146 ncı ve 147 nci maddelerinde geçen "ilgili" sıfatı ile davacıların dava hakkına sahip olduğu, murisin evlendiği tarihteki ileri yaşı, ta
2. Hukuk Dairesi         2023/7502 E.  ,  2024/3219 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/157 E., 2023/1445 K. KARAR : Başvurun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm tesisi İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova Aile Mahkemesi SAYISI : 2015/1023 E., 2020/907 K. Taraflar arasındaki evliliğin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile evliliğin iptaline, müteveffa ...'nin iyi niyetli olmadığı yönündeki talebin reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen esastan reddi ve kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin ilgili hükümlerinin kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi ...'nin, davalıların murisi ... ile 27.02.2006 tarihinde evlenmiş olduğunu, ancak evlilik akdi öncesinde ve sırasında ...'nin akıl sağlığının yerinde olmadığını ve evliliğin mutlak butlan ile batıl olduğunu, 2005 tarihinde buna ilişkin tanının konduğunu, ...'nin önceki eşinin 27.02.2006 tarihinde vefat ettiğini, bu vefat nedeni ile hastalığının arttığını, vefatın üzerinden 3 ay geçmeden habersiz bir şekilde kendisinden 21 yaş küçük olan ... ile evlilik gerçekleştiğini, evlilik sonrasında ...'nin bakımsız bırakıldığının tanıdıkları vasıtasıyla davacılara iletildiğini, bunun üzerine davacıların murisin yanına gittiklerinde murisin bakımsız, susuz ve besinsiz olarak tutulduğunu gördüklerini, murisi hemen hastaneye yatırdıklarını, bu arada savcılığa başvurarak evliliğin iptalini talep ettiklerini, savcılık tarafından sulh hukuk mahkemesine talebin iletildiğini, Yalova Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/312 Esas sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu raporunda murisin fiil ehliyetine sahip olmadığının ve vesayet altına alınmasının uygun olduğunun bildirildiğini, bunun üzerine murisin vesayet altına alındığını, davacıların evliliğin iptaline yönelik talebini tekrarlayarak savcılığa yeniden başvurduğunu, davaname ile evliliğin iptali yönünden dava açıldığını, bu dosyada alınan Adli Tıp Kurumu raporunda murisin evlilik tarihinde fiil ehliyetinin bulunmadığı, akli arızaya musab olduğu, akli arızanın evlenmeye engel teşkil edecek mahiyette olduğunun bildirildiğini, ancak yargılama sırasında her iki tarafın da vefat etmesi ile karar ittihazına yer olmadığına karar verildiğini, eşini yeni kaybeden ve akıl zayıflığı bulunan murisin bu durumundan faydalanarak acele ile haber vermeden evlilik akdi gerçekleştiren ...'nin iyi niyeli olmadığını, evlilik sonrasında da murisin bakımını yapmadığını, aralarında 21 yaş fark olduğunu, murisin ekonomik durumundan faydalanmak amacıyla evliliğin gerçekleştirildiğini, savcı tarafından açılan davada tarafların evlilik akdinin istenmesi üzerine istenen evlilik akdinin diğer 150'ye yakın evlilik akdi ile birlikte Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/69 Esas sayılı dosyasında olduğu bilgisinin verildiğini, bu dosyada nikah memuru ve sağlık raporu düzenleyen doktorun sanık olduğunu belirterek davanın kabulü ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 145 inci maddesi gereği müteveffa ...'nin müteveffa ... ile gerçekleştirdiği mutlak butlan ile batıl olan evlilik akdinin iptaline, 4721 sayılı Kanun'un 159 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği müteveffa ...'nin evlenme akdi sırasında iyi niyetli olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 2010 tarihinde evliliğin iptali talepli dava açıldığını ve kararın verildiğini ancak henüz kesinleşmediğini, bu nedenle eldeki davanın derdest olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 159 uncu maddesine göre evliliğin butlanının ileri sürme hakkının mirasçılara geçmeyeceğini, davacıların dava ehliyeti bulunmadığından sıfat yokluğundan ret kararı verilmesi gerektiğini, davacıların davayı açmakta hukuki yarının bulunmadığını, davacıların murisi ...'nin evlilik akdi sırasında sürekli şekilde ayırt etme gücünden yoksun olmadığını, geçici yoksunluk halinin ise nispi butlan sebebi olduğunu, 2007 yılında alınan sağlık raporunda vesayet altına alınması gerekmediğinin ve evlenmesine mani bir akıl hastalığının olmadığının belirtildiğini, ...'nin evlilikten yaklaşık bir sene sonra hastalandığını ve ölümüne kadar ... tarafından sakımının yapıldığını, davacıların ...'nin davacıların murisine bakmadığı ve ekonomik amaçla evlilik yaptığı iddialarının asılsız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müteveffa ... hakkında alınan 09.04.2019 tarihli Adli Tıp Raporunda; 30.04.2008 tarihinde yapılan muayenesinde fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak ve evlenmesine engel olacak mahiyet ve derecede olan (Demansiyel Sendrom) denilen bunama hali saptandığı, evlenme tarihinden yaklaşık 6 ay önce Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 09.11.2005 tarihli psikiyatr muayenesinde hafif düzeyde demansiyel ve depsresif belirtiler saptandığı; yine Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesince 08.01.2007 - 17.01.2007 tarihli yatışında tromboembolik serebrovasküler olay (oksipital enfark), demans ve KBY tanıları konulduğu, tüm bunların değerlendirilmesi ile murisin kendisinde tespit edilen (demans) denilen ve fiil ehliyeti ortadan kaldıracak ve evlenenmesine engel olacak mahiyet ve derecedeki bu bunama halinin klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici özellikleri tüm olarak değerlendirildiğinde evlenme tarihinde bu akli arızaya musab olduğu tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre ...'nin evlenme tarihi olan 25.05.2006 tarihinde fiil ehliyetine haiz olmayıp musab olduğu akli arızanın evlenmeye engel teşkil edecek mahiyet ve derecede olduğu kanısına varıldığı; müteveffa ...'nin evlenme akdi sırasında iyi niyetli olmadığı iddiasının davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile müteveffa ... ile müteveffa ... arasında 25.05.2006 tarihinde gerçekleşen evliliğin mutlak butlan sebebi ile iptaline, müteveffa ...'nin evlenme akdi sırasında iyi niyetli olmadığının tespiti talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müteveffa ...'nin iyi niyetli olup olmadığının tartışılıp değerlendirilmediğini, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı ile iyi niyetli olmadığının ve müteveffa ...'nin mevcut durumunu bilerek ve bu durumundan yararlanmak amacıyla evlendiğinin ispatlandığını belirterek müteveffa ...'nin iyi niyetli olmadığına yönelik tespit talebinin reddi yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; evliliğin butlanını dava etme hakkının mirasçılara geçmeyeceğini, ancak açılmış olan davayı sürdürebileceklerini, bu nedenle sıfat yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, evlilik akdi sırasında müteveffa ...'nin sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olmadığını, 2005 tarihli rapor ile depresyona ilişkin ilaçlar kullandığını, evlilik tarihinden bir sene sonra rahatsızlığın başladığını ve müteveffa ...'nin bu hastalık ile ilgilendiğini, 2007 tarihinde alınan heyet raporunda evliliğe mani akıl hastalığının bulunmadığının bildirildiğini belirterek davanın kabulü yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 15.12.2010 tarihli rapor, Adli Tıp Üst Kurumu tarafından düzenlenen 09.04.2019 tarihli rapor, dosyadaki diğer deliller ve tüm dosya kapsamından, ölen ...'nin evlenme tarihi olan 25.05.2006 tarihinde evlenmeye engel olacak şekilde fiil ehliyetine haiz olmadığı, akli arızasının evlenmeye engel olacak mahiyette olduğu, taraflar arasındaki evliliğin mutlak butlanla iptaline karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 146 ncı ve 147 nci maddelerinde geçen "ilgili" sıfatı ile davacıların dava hakkına sahip olduğu, murisin evlendiği tarihteki ileri yaşı, taraflar arasındaki yaş farkı, dinlenen tanık beyanları ve dosyadaki tüm delillerden davalıların murisi ...'nin, muris ...'nin butlan sebebini bilmediğinin veya bunun için gerekli özeni gösterdiğinin anlaşılamadığı, davalıların murisinin evlendiği tarihte murisin sağlık durumunu bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu nedenle de evlilik akdi sırasında davalıların murisi ...'nin iyi niyetli olduğunun kabulünün mümkün olmadığı gerekçesi ile davalıların istinaf talebinin reddine, davacıların istinaf talebinin kabulü ile kararın ilgili bendinin kaldırılmasına, yerine yeniden hüküm kurulmasına, davalıların murisi müteveffa ...'nin iyi niyetli olmadığının tespitine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müteveffa ...'nin evlilik tarihinde sürekli şekilde ayırt etme gücünden yoksun olmadığını, 2007 tarihinde alınan rapor ile evlenmeye mani bir hastalığın bulunmadığının tespit edildiğini, bu durumda müteveffa ...'nin iyi niyetli olduğunun kabulü gerektiği belirtilerek hükmün tamamı yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davanın kabulü kararının dosya kapsamına uygun olup olmadığı ve müteveffa ...'nin evlilik akdi sırasında iyi niyetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 145 inci ve 146 ncı maddeleri, 159 uncu maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddesi. 3.Değerlendirme 1.... ve ... arasındaki evlilik sözleşmesi, ölüm ile sona erdiğinden; evlilik sözleşmesinin kurulduğu anda muris Ali Rıza'nın sürekli sebeple ayırt etme gücünden yoksun olduğu anlaşılmakla, butlan kararının hüküm altına alınması ile yetinilmesi gerekirken (TMK m. 147/1) evliliğin iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 2.Davacılar vekili, muris ...'nin ... ile yaptığı evlilik akdi sırasında akıl sağlığının yerinde olmadığı iddiasında bulunarak evliliğin mutlak butlan ile iptali ve davalıların murisi ...'in evlilik akdi sırasında iyi niyetli olmadığının tespiti istemi ile eldeki davayı açmışlardır. İlk Derece Mahkemesince, evliliğin mutlak butlan ile iptaline, muris ...'in iyi niyetli olmadığının tespiti talebinin reddine karar verilmiştir. Tarafların istinaf yoluna başvuruları üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, murisler arasındaki evlilik akdinin mutlak butlan ile iptaline ilişkin kararın doğru olduğu ancak davalıların murisi ...'nin dosyadaki delillere göre iyi niyetli olmadığının kabulü gerektiği belirtilerek davalıların istinaf talebinin esastan reddine, davacıların istinaf talebinin kabulü ile kararın ilgili bendinin kaldırılmasına, yerine ...'nin evlilik akdi sırasında iyi niyetli olmadığının tespitine karar verilmiş ise de dosyada dinlenen tanık beyanları ...'nin evlilik akdi sırasında iyi niyetli olmadığını ispatlamaya yeterli değildir. Şöyle ki; dava, eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması nedenine dayalı olarak (TMK m. 147/1-2. bent) olarak mutlak butlanın karar altına alınması (TMK m. 147/1) ve diğer eşin iyi niyetli olmadığının tespiti istemine yöneliktir. Eşlerden ...'nin evlenme sırasında sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olduğu belirlenmiş olduğundan yukarıda 1. bentte belirtilmiş olduğu gibi mutlak butlanın karar altına alınmasına yönelik birinci istem kanıtlanmıştır. Davacıların ikinci istemi sağ kalan eşin (davacıların murisinden sora ölen davalıların murisi ...'in) mutlak butlanla sakat olan evlenme sırasında iyi niyetli olup olmadığının belirlenmesine yöneliktir. Eğer, mutlak butlanla sakat bir evlilikte sağ kalan eşin kötü niyetli olduğu belirlenirse, sağ kalan eş ölen eşin mirasçısı olamayacak, varsa lehine yapılan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları kaybedecektir (TMK m. 159). Sağ kalan eşin evlilik sözleşmesinin kurulduğu anda iyi niyetli olduğu belirlenirse mirasçılık ve ölüme bağlı tasarruflarla ilgili kendisine tanınan tüm hakları korunacaktır. Burada, evlenme sırasında (evlilik sözleşmesinin kurulduğu anda) iyi niyetin varlığı yeterlidir. Evlilik sözleşmesinin gerçekleşmesinden sonra iyi niyetin devam edip etmediği sonuca etkili değildir. Diğer yandan "Kanunun iyi niyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyi niyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz" (TMK m. 3). Bu durumda, eşlerden birinin ölümünden sonra butlan davası açılmışsa, sağ kalan eşin evlilik sözleşmesinin kurulması anında iyi niyetli olmadığı hususu mutlak butlan davasını açan ilgililer tarafından kanıtlanmalıdır (YHGK. 02.11.2011 E. 2011/1-695-2011/673). Diğer anlatımla sağ kalan eşin iyi niyetli olması asıldır. Aksini iddia eden iddiasını (sağ kalan eşin kötü niyetli olduğu iddiasını) kanıtlamakla yükümlüdür. Somut olayda; davayı açan ilgililerin murisi ...'den sonra ölen ...'nin evlilik sözleşmesinin kurulduğu anda kötü niyetli olduğu kanıtlanamamıştır. Evlilik sözleşmesinin kurulmasından sonra ve evlilik sürecinde gerçekleşen olaylara ilişkin beyanlar ise ancak boşanma davasına konu olabileceğinden, kadının evlilik sözleşmesi kurulurken iyi niyetli olup olmadığı yönünde bir hüküm ifade etmez. Davalıların murisi ...'in, dosyada iyi niyetli olmadığının tespitini sağlayacak başka bir delil de bulunmamaktadır. O halde davalıların murisi ...'nin, evlilik sözleşmesi sırasında iyi niyetli olmadığının tespiti isteminin reddine karar verilmesi gerekirken bu talebin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının (2) ve (3) numaralı paragraflarda açıklanan yönlerden BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/5004 E., 2024/3734 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ile olduğunun tespit edildiğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 145 inci ve 146 ncı maddeleri uyarınca davalı ...
2. Hukuk Dairesi         2023/5004 E.  ,  2024/3734 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1349 E., 2022/2177 K. KARAR : Esestan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 3. Aile Mahkemesi SAYISI : 2021/353 E., 2022/58 K. Taraflar arasındaki evliliğin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı davanamede özetle; davalı .... isimli şahsın mernis veri sitemi üzerindeki kaydında 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun (5901 sayılı Kanun) 12 inci maddesi b bendi uyarınca, Cumhurbaşkanlığının 09.05.2019 tarih ve 1093 sayılı karar ile Türk vatandaşlığını iki eşi ile birlikte kazandığını, ilgilinin nüfus kayıtlarında davalının ilk evliliğinin 13.04.1995 tarihinde .... ile olduğunu, ikinci evliliğinin ise 17.11.2000 tarihinde .... ile olduğunun tespit edildiğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 145 inci ve 146 ncı maddeleri uyarınca davalı ... ..'nin son evliliğinin iptalini kamu adına talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafların Afganistan milli hukukuna göre yasal bir evlilik yaptıklarını, milli hukuklarının geçerli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.Büyükçekçemece 3. Aile Mahkemesi 16.09.2019 tarihli kararı ile görevsiz olduğunu belirterek dosyanın yetkili ve görevli Büyükçekçemece Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermiştir. 2.Büyükçekçemece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 30.01.2020 tarihli kararı ile Mahkemenin uyuşmazlıkta görevsiz olduğunu, yetkili ve görevli mahkemenin Büyükçekçemece 3. Aile Mahkemesi olduğunu belirterek dosyanın resen yargı yeri belirlenmesi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine karar vermiştir. 3.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi 19.10.2020 tarihli kararı ile yargı yerinin Büyükçekmece 3. Aile Mahkemesi olarak belirlenmesine karar vermiştir. 4.Büyükçekmece 3. Aile Mahkemesi dosya üzerinden yaptığı incelemede 19.12.2020 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verdi. 5.İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekilince istinaf edilmekle Bölge Adliye Mahkemesi dosya üzerinden yargılama yapılamayacağından bahisle 29.03.2021 tarihli kararı ile kaldırdı. 6.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların Afganistan vatandaşı olduklarını, bu dönem içerisinde davalı erkeğin ilk eşiyle 1995 yılında, ikinci evliliğini 2000 yılında yaptığını, sonrasında ülkemize göç eden davalıların 09.05.2019 tarihli 1093 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile Türk vatandaşlığına alındığını, bir kişinin iki evlilik yapmasının Türk kamu düzenine ve 4721 sayılı Kanun'un 145 inci maddesine aykırılık teşkil ettiğini belirterek davaname ile açılan sonradan yapılan evliliğin iptaline yönelik savcılık mütalaasına uygun şekilde davanın kabulü ile; .... İle ....'nin 17.11.2000 tarihinde gerçekleştirilen evliliğin iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar vekili, hükmün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek hükmün tamamı yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava, Cumhuriyet savcısı tarafından açılan, ikinci evliliğin 4721 sayılı Kanun'un 145 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince mutlak butlan sebebiyle iptaline ilişkin olduğu, evlenme sırasında evli bulunma 4721 sayılı Kanununda mutlak butlan sebebi olarak gösterilmiş olup, kesin evlenme engellerinden olduğu, inceleme konusu somut dava dosyasında, davalı ...'ın Afganistan vatandaşlığının devam ettiği, 09.05.2019 tarihinde Türk Vatandaşlığına hak kazandığı, Afganistan'da ilk eşi ile 1995 yılında evlenmiş, 2000 yılında da davalı eşi Huma ile ikinci evliliği yaptığı Türkçe'ye tercüme edilen belgeden anlaşıldığı, davalılar ilk evliliğin sona erdiğine dair bir iddiada da bulunmamış olduğu, Türk Hukukunda çok eşlilik 4721 sayılı Kanun'un 130 uncu maddesinde yapılan düzenleme ile yasaklanmış olup tarafların iki ülke vatandaşlığına sahip olmaları kamu düzeni ile ilgili bu yasağa istisna tanımamak olduğu, davalıların bu yönlere ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmediği, Mahkemece davanın kabulü ile ikinci evliliğin mutlak butlan nedeniyle iptaline hükmedilmesinde usul ve esas yönlerinden isabetsizlik görülmemesine göre usul ve kanuna uygun olması gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek özetle davanın kabulü yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalılar arasındaki evliliğin mutlak butlanla iptalinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 130 uncu, 145 inci, 146 ncı ve 147 nci maddeleri. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi ile 371 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle bir evliliğin Türk Hukukuna uygun olarak gerçekleşip gerçekleşmediğini (4721 sayılı Kanun md. 124-160) değerlendirmenin 4787 sayılı Kanun gereğince aile mahkemesinin görevi kapsamında kalmasına; bir evliliğin geçerliliğinin ve Türk kamu düzenine aykırılığının asliye hukuk mahkemesi tarafından incelenemeyeceğinin 6100 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca tabii bulunmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından TMK'nın 145/1 inci maddesi uyarınca mutlak butlan hukuki sebebine dayalı olarak açılan "evliliğin iptali" davası olup, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucu davanın kabulü ile davalının ikinci evliliğinin TMK'nın 145/1. maddesi gereğince iptaline karar verilmiş, işbu karara yönelik davalının istinaf talebi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi tarafından esastan reddolunmuştur. Bu kez yine davalı tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz kanun yoluna müracaat edilmiş ve Dairemizce yapılan temyiz incelemesi neticesinde oy çokluğu ile temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. Davaya ve hükme dayanak yapılan TMK'nın 145/1 inci maddesi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak evli olan bir kişinin, ilk evliliğinin sona erdiğini ispatlamadan (TMK m. 130) yapmış olduğu ikinci evliliğinin iptalini düzenleyen bir hükümdür. MÖHUK'un 13 üncü maddesinde "Evlenme ehliyeti ve şartları, taraflardan her birinin evlenme anındaki milli hukukuna tabidir. Evliliğin şekline yapıldığı ülke hukuku uygulanır" hükmü yer almaktadır. Somut olayda da taraflar Afganistan vatandaşı iken tabii oldukları milli hukuka göre evlilik akitlerini gerçekleştirmişlerdir. Kendi milli hukuklarına uygun olarak yapılan ve hukuken geçerli olan bir evliliğin sonradan kazanılan vatandaşlık nedeniyle Türk mevzuatlarına göre, iptal edilmesine ilişkin yasal bir düzenleme mevcut değildir. MÖHUK'un 5'inci maddesinde ifade edildiği üzere "Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması halinde, bu hüküm uygulanmaz, gerekli görülen hallerde, Türk hukuku uygulanır" hükmü yer almaktadır. Afganistan Devleti vatandaşı iken sonradan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını da kazanan davalıların ikinci evliliklerinin Türk kamu düzenine aykırılığı ileri sürülüyor ise davaya genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde nüfus kaydının düzeltilmesi davası olarak bakılması gerekir. 09.05.2020 tarih ve 31122 sayılı "Nüfus Hizmetleri Uygulama Yönetmeliğinin çok vatandaşlığa sahip olan kişilerin nüfus olaylarının tescili" başlıklı 21 inci maddesinin birinci fıkrası, çok vatandaşlığa sahip olan kişilerin, vatandaşlığını taşıdıkları diğer devlet kimliği ile yapmış oldukları kişisel durum değişikliklerinin aile kütüklerine tescil edilebilmesi için tescili istenen olayın Türk hukukuna uygun olarak gerçekleşmesi gerektiği hükmünü içerir. Nüfus idaresince, hukukumuzda yeri olmamasına rağmen mevzuata ve hukuka aykırı olacak şekilde yapılan tescil yolsuz bir tescildir. Yolsuz tescilin iptaline ilişkin olarak da ancak genel mahkemelerde nüfus kaydının düzeltilmesi davası açılabilir. Belirlenen sebeplerle somut olaydaki ikinci evliliğin TMK'nın 145 inci maddesinde düzenlenen mutlak butlan hukuki sebebiyle iptaline karar verilmesi yerinde olmayıp bu yöndeki kararın onanması şeklindeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
2. Hukuk Dairesi, 2023/8560 E., 2023/5573 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
ve ...'in 03.11.1996 tarihinde evlendiği ancak nüfusta bu kişilerin amca yeğen olarak göründükleri gerekçesiyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 146. maddesi uyarınca evliliğin iptaline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
2. Hukuk Dairesi         2023/8560 E.  ,  2023/5573 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2006/132 E., 2006/188 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki evliliğin mutlak butlanla iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Hınıs Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11.08.2006 tarihli davanamesi ile; davalılar... ve ...'in 03.11.1996 tarihinde evlendiği ancak nüfusta bu kişilerin amca yeğen olarak göründükleri gerekçesiyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 146. maddesi uyarınca evliliğin iptaline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. II. CEVAP 1.Davalılar... ve ... (nüfus kayıtlarında ad bilgisi ... iken Ciyden olarak düzeltilmiştir) davaya cevap vermemişlerdir. 2.Davalı ... evliliğin iptaline karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir. III. MAHKEME KARARI 1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, nüfus kayıtlarında ...'nun ...'nun amcası olarak görünmesi nedeniyle aralarında 4721 Sayılı Kanunun 129 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 145 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince mutlak evlenme engeli olduğu gerekçesiyle 03.11.1999 tarihli evlenmenin mutlak butlan ile batıl olması sebebiyle iptaline karar verilmiştir. Kararın 23.02.2007 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleşme şerhi düzenlenmiştir. 2. Davalı ... 24.04.2018 tarihli dilekçe ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 375 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca yukarıda sözü edilen mahkeme kararının yargılamanın yenilenmesi yoluyla ortadan kaldırılması için dava açmış, Hınıs Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi'nin 06.03.2009 tarih, 2018/91 E., 2019/74 K. sayılı kararıyla yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi'nin 30.12.2020 tarih ve 2019/2159 E., 2020/1310 K. Sayılı kararı ile ...'nun istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Davalıların temyizi üzerine Dairemizin 16.06.2021 tarih ve 2021/2213 E., 2021/5035 K. sayılı kararı ile; "Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/132 esas 2006/188 sayılı kararı davalılara usulsüz olarak tebliğ edilmiş olması sebebiyle henüz kesinleşmemiştir. Davalı erkek eşin bu dilekçesi temyiz dilekçesi olarak nitelendirilip, iş bu davadaki esasın bu nedenle kapatılmasına karar verilip, kararın kesinleşmesi halinde evliliğin butlanı davasında dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtaya gönderilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir." denilmek suretiyle bozma kararı verilmiş, bozmaya uyan mahkemece de dosyanın esasının kapatılarak davalı ...'nın 24.04.2018 tarihli yargılamanın iadesi konulu temyiz dilekçesinin Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; nüfus kayıtlarının hatalı olduğunu, müvekkilin ana baba isimlerinin Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/173 E., 2011/414 K. sayılı kararıyla düzeltildiğini belirterek müvekkil hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi için evliliğin iptaline yönelik kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalılardan ... ile ...'nun evliliğinin mutlak butlanla iptaline karar verilmesinin doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 4721 sayılı Kanunun 145 inci ve 146 ıncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Hınıs Cumhuriyet Başsavcılığının, nüfus kayıtlarına göre davalıların amca yeğen olarak gözüktüğünü ileri sürerek aralarında evlenme engeli bulunduğundan bahisle evliliğinin mutlak butlanla iptali için iş bu davayı açtığı, Mahkemece, davanın kabulüne ve evliliğin mutlak butlan ile iptaline karar verildiği, ne var ki, davalı ...'nun açtığı nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davası sonunda Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 25.10.2011 tarih ve 2011/73 E., 2011/414 K. sayılı ilamıyla; anne adının ..., baba adının Herdem olarak değiştirildiği ve kararın 31.01.2012 tarihinde kesinleştiği, UYAP sistemi üzerinden alınan nüfus kayıt bilgilerinde de belirtildiği şekilde düzeltme yapıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda aralarında evlenme engeli bulunmadığı anlaşılan davalılar yönünden Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2-Nüfus idaresinin bu davada yasal hasım niteliği olmayıp, davanın Nüfus idaresi yönünden sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemesi de doğru değildir. KARAR: Açıklanan sebeplerle Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

Hukuki işlemlerin geçersizlik türlerinden olan "mutlak butlan" ve "nispi butlan" kavramları karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi bu iki yaptırım türünün ortak özelliklerinden biri değildir?

A) Her iki durumda da hukuki işlem, kanunun öngördüğü geçerlilik şartlarını taşımamaktadır.
B) Her iki butlan türünde de geçersizlik sebebine dayanan dava, taraflarca açılabilir.
C) Her iki durumda da hakimin kararı, işlemin geçersizliğini tespit edici niteliktedir.
D) Her iki butlan türünde de dava açma hakkı, belirli bir hak düşürücü süreye tabidir.
E) Her iki durumda da işlem, baştan itibaren sakat doğmuştur.

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol