Türk Medeni Kanunu 149. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 149- Aşağıdaki durumlarda eşlerden biri evlenmenin iptalini dava edebilir:
1. Evlenmeyi hiç istemediği veya evlendiği kişiyle evlenmeyi düşünmediği hâlde yanılarak bu evlenmeye razı olmuşsa,
2. Eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlenmişse.
3. Aldatma
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
17 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2024/912 E., 2024/6536 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSamsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
olduğunu söylemediğini, erkeğin evlenirken iyi niyetli olmadığını, onun akıl sağlığının yerinde olduğunu düşünerek evlenmiş olduğunu, evlenirken esaslı yanılmış ve yanıltılmış olduğunu, bilmiş olsa idi evlenmeyeceğini belirterek evliliğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince gereğince iptalini istemekte olduğunu, erkeğin davasının redd
2. Hukuk Dairesi 2024/912 E. , 2024/6536 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3079 E., 2023/3285 K.
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ: Gümüşhacıköy Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI : 2021/108 E., 2023/175 K.
Taraflar arasındaki evliliğin iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı karşı davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı karşı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı- karşı davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; erkeğin kısıtlandığını vasi atandığını, kısıtlı erkeğin 27.08.2018 tarihinde evlendiğini ancak vasi annesinin bu evlilikten haberi olmuş ise de evlilik akdinin kurulmasında vasi olarak izni bulunmadığını, evliliğin nispi butlanla sakat olduğunu, tarafların evlilik akdinin nispi butlan nedeniyle feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı- karşı davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesi ile; kadının evlenirken eşinin akıl hastası olduğunu, kısıtlı bulunduğunu bilmediğini, akıl hastası olduğunu söylemediğini, erkeğin evlenirken iyi niyetli olmadığını, onun akıl sağlığının yerinde olduğunu düşünerek evlenmiş olduğunu, evlenirken esaslı yanılmış ve yanıltılmış olduğunu, bilmiş olsa idi evlenmeyeceğini belirterek evliliğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince gereğince iptalini istemekte olduğunu, erkeğin davasının reddini, 10.000,00 TL maddî, 10.000,00 TL manevî tazminat, evlenirken kendisine 5.000,00 TL değerinde takı seti (çeyiz) hediye edildiğini, fakat bu takı seti (Çeyiz) yukarıda belirtilen olay nedeniyle evden ayrılırken davacı-karşı davalı yakınlarınca korkutularak eliden alınmış olduğunu, bu takı setinin aynen iadesini, olmazsa 5.000,00 TL tutarındaki parasını talep ettiklerini, bu evliliğin iptalinde hiç bir kusuru olmayan, evliliğin başlangıcından beri, iyiniyetli olan kadının evliliğin iptali halinde yoksulluğa düşeceğinden kendisine aylık 500,00 TL nafaka bağlanmasını talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin 03.02.2021 tarihli kararı ile asıl davanın reddine, karşı davanın evliliğin iptali talebi yönünden davanın kabulü ile; evlenme sırasında eşlerden ...'ün evlenmeye engel teşkil edecek şekilde akıl hastası olması nedeni ile mutlak butlan nedeniyle iptaline, çocuğun velâyetinin ve anneye verilmesine, maddî ve manevî tazminat talepleri yönünden davanın reddine, nafaka yönünden davanın kabulü ile; aylık 500,00 TL yoksulluk nafakasının kararın kesinleşmesini müteakip her ay kadına verilmesine, karar verilmiş, davacı karşı davalı erkek vasisi; her iki dava yönünden istinaf yasa yoluna başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin 01.07.2021 tarihli kararı ile dosya içerisinde bulunan husumete izin kararının incelenmesinde alınan iznin evliliğin iptali davasına yönelik değil boşanma davasına yönelik olduğu anlaşıldığı, vesayet makamı tarafından husumete izin için usulüne uygun olarak verilmiş bir karar alınmadan davaya bakılması isabetli bulunmadığı, öte yandan evlenmenin iptali davası açma hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olması sebebi ile dava açılması veya takibinde özel yetkili vekâletname gerektirdiği, dosya içerisinde bulunan vasi vekilinin ve karşı davacı vekilinin vekâletnamelerinin incelenmesinde vekâletnamelerin özel yetki içermediği, Mahkemece evliliğin butlanına karar verilse dahi çocukların evlilik birliği içinde doğmuş sayılacakları dikkate alınarak ergin olmayan ortak çocuklar yönünden velâyet ve kişisel ilişki yönlerinden bir düzenleme yapılması yasal bir zorunluluk olduğu, sosyal inceleme raporu alınmadan velâyet kararı verilmesi ve ayrıca velâyet hakkı verilmeyen ana ya da babayla kişisel ilişki kurulup kurulmamasının değerlendirilmemesi de isabetli olmadığı, davacı taraf istinaf dilekçesinde müşterek çocuğun davacıdan olmadığına yönelik iddiada bulunduğu, müşterek çocuğun dava tarihinden sonra doğup nüfusa tescil edildiği ve davacının davasının 4721 sayılı Kanun'un 153 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince reddine karar verildiği değerlendirildiğinde davacı tarafın nesebin reddine ilişkin dava açıp açmadığının araştırılması ve gerekirse bu konuda davacıya süre verilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu husus değerlendirilmeden hüküm kurulması isabetli olmadığı, gerekçesi ile kararın tümüyle kaldırılarak Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden; davanın evlenme tarihinde kısıtlı erkeğin vasisi olarak bulunan ... tarafından geçerli bir evlenme izni bulunmadığı gerekçesi ile evliliğin nispi butlan ile sakat olduğundan bahisle dava açılmış olup Gümüşhacıköy Belediye başkanlığına yazılan müzekkere cevabında gönderilen evlenme beyannamesinde yasal temsilcinin izni kısmının boş olduğu vasinin yazılı izin belgesinin bulunmadığının anlaşıldığı, dosya kapsamında alınan ATK raporunda davacının evlenme tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığı, dolayısıyla evlenmeye engel teşkil edecek şekilde akıl hastası olduğunun saptandığı, bu itibarla kısıtlının yapmış olduğu 27.08.2018 tarihli evlenmenin mutlak butlan ile sakat olduğu anlaşıldığından, nispi butlan ile sakat olduğundan bahisle açılan davanın reddine, karşı dava yönünden; dava her ne kadar 4721 sayılı Kanun'un 149 ncı maddesinin ikinci fıkrası dayanak gösterilerek açılmış ise de olay ve olguları açıklamak tarafların, hukuki tasnif ise hakimin görevi olduğu dolayısıyla açılan karşı dava yönüyle yapılan açıklamalar ve ortaya konan olgular birlikte değerlendirildiğinde davanın mutlak butlan sebebi ile evliliğin iptali istemine ilişkin olduğu ön inceleme duruşmasında tespit edildiği ve davacının maddî ve manevî tazminat ve nafaka talepli iş bu eldeki karşı davayı açtığı tespit edildiği, 02.11.2020 havale tarihli kurul raporuna göre kısıtlı kocanın evlilik tarihi olan 27.08.2018 tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığı, kendisinde saptanan hafif zeka geriliğinin evlenmeye engel teşkil edecek derece ve mahiyette olduğunun rapor edildiği alınan ATK raporunun denetime elverişli, dosyamız ile uyumlu ve hükme esas alınabilecek mahiyette olduğu gözetilerek kısıtlı koca ...'ün evlenme tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığı, dolayısıyla evlenmeye engel teşkil edecek şekilde akıl hastası olduğunun saptandığı, bu itibarla kısıtlının yapmış olduğu 27.08.2018 tarihli evlenmenin 4721 sayılı Kanun'un 145 inci maddesinin üçüncü fıkrası açık düzenlemesi ışığında mutlak butlan ile batıl olduğu ve iptali gerektiği gerekçesi ile; asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne, evlenme sırasında eşlerden ...'ün evlenmeye engel teşkil edecek şekilde akıl hastası olması nedeni ile ... ile ...' arasındaki evliliğin 4721 sayılı Kanun'un 145 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince
mutlak butlan sebebi ile iptaline, her ne kadar çocuk ... dava tarihi itibari ile resmi kayıtlarda ortak çocuk olarak görünse de İzmir 20. Aile Mahkemesinin 2021/263 Esas, 2023/536 Karar, 12.07.2023 tarihli kararıyla çocuk ... ve davacı ... arasındaki soy bağının reddine karar verildiği anlaşıldığından velâyet konusunda karar verilmesine yer olmadığına, maddî ve manevî tazminat talepleri yönünden davanın reddine, nafaka yönünden davanın kabulü ile aylık 500,00 TL yoksulluk nafakasının kararın kesinleşmesini müteakip her ay davacı- karşı davalıdan alınarak davalı- karşı davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı karşı davalı erkek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı karşı davalı erkek; hükmün tamamı yönünden istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamına göre evlilik tarihinde akıl hastalığı sebebiyle kısıtlı bulunan davacı erkeğin vasisinin evlilik işlemi sırasında izninin bulunmadığı, daha sonra kadın gebe kalmış ise de çocuğun davacı- karşı davalıdan olmadığının anlaşıldığı bu itibarla erkeğin davasının 4721 sayılı Kanun'un 153 üncü maddesi kapsamında kabulüne karar verilmesi gerekir iken reddine karar verilmesi isabetli olmadığı, her ne kadar evliliğin butlanı davalarında kusur değerlendirilmesi yapılması gerekli değil ise de 4721 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinde evlenmenin butlanına karar verilmesi durumunda eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı hakkında boşanmaya ilişkin hükümlerin uygulanacağı hükmü düzenlendiği kadının butlan ile birlikte yoksulluk nafakası talebi bulunduğu anlaşıldığından kusur değerlendirilmesinin yapılması zorunlu olduğu, Mahkemece kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ise de evlilik birliği içerisinde başka bir erkekten çocuk sahibi olduğu anlaşılan kadının tam kusurlu olduğu anlaşılmakla kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi gerekir iken kabulü isabetli olmadığı, gerekçesi ile davacı karşı davalı erkeğin istinaf isteminin belirtilen nedenlerle kabulü ile ilgili bentlerin kaldırılmasına, asıl davanın kabulü ile ... ile ... arasındaki evliliğin 4721 sayılı Kanun'un 153 üncü maddesi uyarınca nispi butlan sebebiyle iptaline, karşı dava yönünden; davalı karşı davacı kadının yoksulluk nafakası isteminin reddine, davacı karşı davalı erkeğin sair yönlere ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı karşı davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı karşı davacı kadın vekili; asıl davanın kabulünün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı erkek vasisi tarafından açılan evliliğin nispi butlan ile iptali davasının kabulü koşulları oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 4 üncü, 6 ncı, 133 üncü, 136 ncı, 137 nci, 145 inci, 153 üncü ve 175 inci maddeleri. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı- karşı davacı kadın vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Adli yardımdan yararlanması sebebi ile başlangıçta alınmamış olan aşağıda yazılı karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
Hukuk Genel Kurulu, 2017/2294 E., 2020/671 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
Davacı; eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılma (TMK m.149/2) ve davacı eş veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığın kendisinden gizlenmesi (TMK m.
Hukuk Genel Kurulu 2017/2294 E. , 2020/671 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki "nispi butlan nedeniyle evliliğin iptali olmadığı takdirde boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Gaziantep 5. Aile Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda kısmen bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili 11.01.2013 tarihli dava dilekçesinde; tarafların yaklaşık 6-7 aydır evli olup görücü usulüyle evlendiklerini, müşterek çocuklarının bulunmadığını, müvekkili olan davacı eşin önceki evliliğinden üç çocuğunun bulunduğunu, davalının hasta olduğunu ve sürekli halsiz düştüğünü, hemen her gün bayıldığını, bu nedenle çok az karı-koca ilişkilerinin olduğunu, bu durumun evlilik öncesinde müvekkilinden gizlendiği gibi ayrıca psikolojik rahatsızlığının da bulunduğunu, müvekkilinin önceki evliliğinden olan çocuklarına bıçak çekmek suretiyle zarar vermeye çalıştığını, doktorun verdiği ilaçları kullanmayarak tedaviye yanaşmadığını belirterek evliliğin iptaline, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili 18.02.2013 tarihli cevap dilekçesinde; tüm iddiaları inkarla, müvekkilinde evlilik öncesi gizlenen bir rahatsızlığın bulunmadığını, davacının evlilik birliği içerisinde gerçekleştirdiği olumsuz davranışları ve uyguladığı şiddet nedeniyle müvekkilinin psikolojisinin bozulduğunu, davacının sebep olduğu ruhsal durumdan faydalanmak amacıyla dava açtığını, asıl amacın boşandığı eşiyle yeniden evlenmek olduğunu, davacının kardeşi tarafından müvekkiline bıçak çekilerek tehdit edildiğini, başka bir kadınla yaşadığına dair bilgi sahibi olduklarını savunarak davanın reddine, aksi hâlde müvekkili yararına 1.000,00TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 50.000,00TL maddi ve 150.000,00TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. Gaziantep 5. Aile Mahkemesinin 18.03.2014 tarihli ve 2013/29 E., 2014/211 K. sayılı kararı ile; davalı hakkında düzenlenen Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesinin 26/12/2013 tarihli raporuna göre davalının herhangi bir akıl hastalığının bulunmadığı, bu kapsamda evliliğin iptalini gerektirecek hukuksal bir delilin elde edilemediği, davalının sağlık sorunlarına ilişkin tedaviden kaçındığına dair iddianın ispat edilemediği gibi nispi butlanla evliliğin iptali sebeplerinin dosya kapsamına göre gerçekleşmediği, diğer yandan dinlenen tanık beyanlarına göre davalıdan kaynaklı evlilik birliğinin devamına imkân vermeyecek nitelikte kusurlu bir davranışın varlığının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Gaziantep 5. Aile Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 06.04.2015 tarihli ve 2014/14929 E., 2015/6544 K. sayılı kararı ile; "... Davacı; eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılma (TMK m.149/2) ve davacı eş veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığın kendisinden gizlenmesi (TMK m. 150/2) gereğince nispi butlan sebebiyle evliliğin iptali bunun mümkün olmadığı takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma (TMK m.166/1) isteminde bulunmuştur. Mahkemece, davalı kadında, nispi butlan sebebi ile evliliğin iptalini gerektirecek bir hastalığın bulunmadığı ve evlilik birliğinin davalı kadının kusurlu davranışları sebebiyle temelinden sarsıldığının ispat edilemediği gerekçesi ile dava reddedilmiştir.
Davacı erkek, davalı kadının sık sık bayıldığı, halsiz düştüğü, tedavisi olmayan bir hastalığı olduğu sebebine dayandığına göre, mahkemece, tam teşekküllü bir devlet hastanesi ya da üniversite hastanesinden davalı kadının, davacı erkek ya da altsoyu için ağır bir tehlike oluşturan bir hastalığının bulunup bulunmadığının heyet raporu alınarak tespiti sağlanıp delillerin bu çerçevede değerlendirilip, sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir,…” şeklinde gerekçeye yer verilerek bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Gaziantep 5. Aile Mahkemesinin 07.07.2015 tarihli ve 2015/420 E., 2015/592 K. sayılı kararı ile bozma öncesinde yer alan gerekçeye ilave olarak; davalı hakkında düzenlenen Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesinin 26/12/2013 tarihli raporun değerlendirilmeyerek, rapor alınmamış gibi bozma kararı verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı hakkında düzenlenen Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesinin 26/12/2013 tarihli adli raporunun, nispi butlan hukuksal sebebine dayalı evliliğin iptali davasında, hüküm kurmaya elverişli nitelikte olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
12. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar görülmektedir.
13. Bilindiği üzere boşanma; hukuken geçerli olan bir evliliğin kanundaki şartların gerçekleşmesi halinde mahkeme kararı ile sona erdirilmesini ifade etmekte iken, evlenmenin butlanı; kanun tarafından aranan geçerlilik koşullarını taşımayan bir evliliğin mahkeme kararıyla sona erdirilmesini ifade etmektedir.
14. Diğer yandan mevzuat hükümlerimiz uyarınca, davacının açtığı davada öncelikle evlenmenin butlanını, olmadığı takdirde ise kademeli olarak boşanma isteminde bulunması mümkündür. Ancak böyle bir durumda mahkemece öncelikli olarak evlenmenin butlanı isteminin incelenip, butlan isteminin reddi hâlinde boşanma istemi incelenebilir hale gelecektir.
15. Eldeki davada da nispi butlan sebepleri nedeniyle öncelikle evliliğin iptali, bunun mümkün olmaması hâlinde boşanma isteminde bulunulmuştur.
16. Evlenme, Türk Medeni Kanunu açısından karşı cinsten iki insanın evlendirmeye yetkili memur önünde karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarını açıklaması ile oluşur (TMK m.142). Hukuken geçerli bir evliliğin kurulması için kanunda düzenlenen koşullara uygun davranılması gerekir. Bu koşullardan birinin veya birkaçının eksik olması hâlinde evlilik hukuken geçersiz sayılacaktır.
17. Evliliğin kurucu unsurları olarak sayılan "evlenmenin ayrı cinsten kişiler arasında yapılmış olması", "evlendirme memuru önünde yapılması", "tarafların karşılıklı ve sözlü iradelerini açıklamaları" hususlarından birinin gerçekleşmemesi hâlinde evlilik hiç gerçekleşmemiş gibi sonuç doğuracaktır. Başka bir anlatımla evlenmenin yokluğu söz konusu olacaktır. Yoklukla sakat olan bir evlenme aradan ne kadar süre geçerse geçsin düzelmeyeceği gibi, evlenmenin nüfus kayıtlarına işlenmesi de sonucu değiştirmeyecektir ( Dural, M/ Öğüz, T/ Gümüş, A: Türk Özel Hukuku, Cilt III, Aile Hukuku, İstanbul 2019, s. 72-79).
18. Oysa şeklen meydana gelmiş bir evliliğin, kanunun taraflarda ya da iradelerinde aradığı niteliklerin eksikliği nedeniyle ortadan kaldırılması gerekiyorsa "yokluk" kavramından değil, "butlan" kavramından söz edilecektir. TMK'nda evlenmenin butlanı "mutlak" ve "nisbi" butlan hâlleri olmak üzere ayrı ayrı düzenlenmiş olup, geçerlilik şartlarındaki sakatlık kamu düzenini ilgilendiriyorsa "mutlak butlan", kamu yararı değil de ilgililerin özel menfaatleri söz konusuysa “nisbi butlan” hâllerinden söz edilir. Bu bağlamda mutlak butlan davasını her ilgili ve savcı açabilir. Nisbi butlan sebepleri ise sadece tarafları ilgilendirdiğinden nisbi butlan davasını sadece ilgili eş ve yasal temsilcinin rızasının arandığı durumlarda yasal temsilci açılabilir. Diğer taraftan mutlak butlan davası her zaman açılabilir; dava açma süreyle sınırlı değildir. Nisbi butlan davasının açılması ise altı aylık ve beş yıllık hak düşürücü sürelere bağlanmıştır. Buna göre hak düşürücü süre içinde dava açılmaması halinde nisbi butlanla sakat olan bir evlenme iptal edilemez, yani geçerli hale gelir.
19. Mutlak butlan sebepleri TMK’nın 145. maddesinde; “Eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması”, “Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması”, “Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması” ve “Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlığın bulunması” şeklinde sayılmış ve bu hâllerden birinin varlığı durumunda evlenmenin kesin hükümsüz olacağı düzenlenmiştir.
20. Nispi butlan ise TMK’nın 148, 151 ve 153. maddelerde öngörülen sebeplerden biri ile evlenmenin sakat olması halini ifade eder. Bu sebepler; evlenme sırasında ayırt etme gücünden geçici yoksunluk, irade sakatlığı ve yasal temsilcinin izninin bulunmamasıdır.
21. Gerek mutlak butlan sebepleri gerekse nisbi butlan sebepleri kanunda sınırlı olarak sayılmıştır. TMK'nın 156. maddesinde; “Batıl bir evlilik ancak hâkimin kararıyla sona erer. Mutlak butlan hâlinde bile evlenme, hâkimin kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur” hükmüne yer verildiğinden, her iki hâlde de sakat olan evlenme, ancak hâkimin kararıyla sona erebilir. Hâkimin kararı ileriye etkilidir. Hâkimin kararına kadar mutlak butlan ya da nisbi butlan ile sakat olan bir evlenme, geçerli bir evlenmenin tüm sonuçlarını doğurur. Dolayısıyla batıl bir evliliğin butlanına karar verilinceye kadar eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak, çocukların bakım ve eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermek, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmakla yükümlüdürler.
22. Evlenme akdinin geçerli olabilmesi için tarafların iç iradesi ile dış iradeleri arasında uyumsuzluk bulunmamalıdır. İrade sakatlığı kavramı ise tarafların iç iradeleri ile dış iradeleri arasında oluşan uyumsuzluğu ifade etmektedir. 4721 sayılı Kanun, nisbi butlanla evliliğin iptali davalarında irade sakatlığı hâllerini; yanılma (TMK m. 149), aldatma (TMK m. 150) ve korkutma (TMK m. 151) madde kenar başlıkları altında sınırlı olarak saymıştır.
23. Yanılma hâli; kanunun 149. maddesine göre üç şekilde gerçekleşebilmektedir. Bunlardan ilk ikisi, birinci fıkrayla düzenleme altına alınan dilekte yanılma ve kişide yanılma iken üçüncüsü maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen nitelikte yanılma hâlidir. Dilekte yanılmada, davacı eş “evlenmeyi hiç düşünmediği hâlde, gerçekte evlendiğini bilmeyerek evlendiğini” iddia etmekteyken, kişide yanılmada “evlenmeyi düşündüğünü fakat evlendiği kişiyle evlenmeyi düşünmediği” iddiasıyla yanıldığını ileri sürerek evlenmenin iptalini istemektedir. Nitelikte yanılmada ise “eşinde bulunmaması, onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir duruma sokacak kadar önemli” bir nitelikte yanıldığı iddiasıyla evlenmenin iptalini talep etmektedir. Kanun, 149. maddenin ikinci fıkrasına göre, her yanılma hâlini evlenmenin iptali sebebi olarak görmediğini ise; nitelikte yanılma hukuksal sebebine dayanak “eşinde bulunmayan” nitelik kavramını “eşe ait ve önemli olmasının yanında iddiaya konu niteliğin birlikte yaşamayı çekilmez duruma getirmesi” koşullarına bağlı tutarak nitelikte yanılmanın sınırlarını çizmiştir.
24. Aldatma ise hukuksal terim olarak; bir hukuki işlemin gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla, kişinin iradesini “gizlemek veya yalan söylemek” şeklindeki eylemlerle sakatlamak anlamına gelmektedir. TMK’nın 150. maddesine göre kişi; aldatılma sonucu evlenme iradesinde sakatlık yaratıldığı iddiasıyla evlenmenin iptalini isteyebilmektedir. 4721 sayılı Kanunla yanılma ve aldatma farklı koşullara bağlı tutularak ayrı ayrı evlenmenin iptali sebebi olarak düzenlenmiştir. Aldatma hukuksal sebebine dayalı nisbi butlan davasında kanun koyucu aldatılmayı ve illiyet bağını yeterli görerek “çekilmez durum” koşulunu aramaksızın sınırlı ve bitirici olarak saydığı iki aldatma sebebini 150. maddenin bir ve ikinci fıkralarıyla açıklamıştır. Maddeye göre aldatmanın (sonucunda kişi eğer ki bilseydi, asla evlenmeyecek olması hâlinin) nisbi butlan sebebi oluşturabilmesi için; kişi, ya birinci fıkrada açıklandığı şekilde “Eşinin namus ve onuru hakkında doğrudan doğruya onun tarafından veya onun bilgisi altında bir başkası tarafından aldatılarak evlenmeye razı,...” olduğu veya ikinci fıkrada yapılan düzenlemeyle “Davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalık kendisinden,...” gizlenmesi nedeniyle evlendiği iddialarından birisine dayanmış olup, kişinin iddiasını ispatlaması gerekmektedir. Açıklanan bu iki durum dışında “aldatma eylemi” sübjektif açıdan ne kadar önemli olursa olsun, iptal sebebi olması mümkün değildir. Kanun, 150. maddenin ikinci fıkrası ile ağır tehlike oluşturan bir hastalığın gizlenmesinin iptal sebebi oluşturabilmesini “hastalığın eşe ilişkin olduğu, ağır tehlike oluşturduğu ve ayrıca iddiaya konu hastalığın kendisinden gizlenmiş olduğu” koşullarının tümünün birlikte gerçekleşmiş olmasına bağlamıştır.
25. Nispi butlanla iptal davalarında irade sakatlığı hâlinin sonuncusu olarak karşımıza çıkan ve TMK’nın 151. maddesi ile düzenleme altına alınan korkutma hukuksal sebebine dayanan davacı eşinse; evlenme iradesinin “Kendisinin veya yakınlarından birinin hayatı, sağlığı veya namus ve onuruna yönelik pek yakın ve ağır bir tehlike ile korkutularak,…” sakatlanması nedeniyle evlenmeye razı olduğunu ispatlaması gerekmektedir.
26. Belirtmek gerekir ki; davacı dava dilekçesinde, davalının evlilik öncesinde bir hastalığının olduğunu, bu hastalığın birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez duruma getirecek nitelikte önemli olması nedeniyle evlilik iradesinin yanıltılmak (TMK m. 149/2) suretiyle sakatlandığı gibi aynı hastalığın kendisinin ve altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan nitelikte olduğu ve kendisinden evlilik öncesinde gizlenmesi şeklinde gerçekleşen eylemlerle evlilik iradesinin aldatılmak (TMK m. 150/2) yoluyla da sakatlandığını ileri sürerek nisbi butlanla evliliğin iptaline karar verilmesini istemiştir. İddiasına gerekçe olarak da; evlilik öncesi kendisinden gizlenen bu hastalığın, evlilik süresince davalıyı sürekli hâlsiz düşürmesi, hemen her gün bayılması ve önceki evliliğinden olan çocuklara bıçak çekmek suretiyle zarar vermeye çalışması şeklinde gerçekleşen vakıalara dayanmıştır.
27. Yerel mahkemece; davacının bu iddiaları karşısında, Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesine 04.12.2013 tarihli müzekkere ile davalının akıl hastalığının bulunup bulunmadığı, bir rahatsızlığı var ise ne zamandan beri mevcut olduğu, başka bir rahatsızlığının olup olmadığı, var ise bu rahatsızlığının evlenmeye engel olup olmadığı ve tedavi edilip edilemediği yönünde rapor hazırlanarak gönderilmesi istenmiş olup, hastanece davalı hakkında yapılan araştırma sonucunda düzenlenen 26.12.2013 tarihli raporda “…Ruhsal bir şikayeti olmadığı, yapılan ruhsal durum muayenesinde bir bulguya rastlanılmadığı, psikometrik testlerde kişilik bozukluğu tespit edilmediği, zeka normal olarak rapor edildiği, şahsın herhangi bir akıl hastalığının olmadığı,..” tespitlerine yer verilmiştir. Dosya kapsamına göre; yerel mahkemece bu rapora dayanılarak davacının yanılma (TMK m. 149/2) ve aldatma (TMK m. 150/2) hukuksal sebeplerine dayalı nisbi butlanla evliliğin iptali şartlarının gerçekleşmediği ve devamla tanık beyanlarıyla da boşanmaya sebep olan olaylarda, davalıdan kaynaklı evlilik birliğinin devamına imkân vermeyecek nitelikte kusurlu bir davranışın varlığı ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
28. Bir hastalığın gizlenmesinin aldatma sebebi ile evliliğin iptali sebebi oluşturabilmesi için “hastalığın” resmî sağlık kurulu raporu ile “ağır ve tedavi edilemez nitelikte” olduğunun belirlenmiş olmasının gerektiği gibi ayrıca “altsoy için tehlike oluşturup oluşturmadığının da” tespit edilmiş olması gerekir. Evlendirme Yönetmeliğinin 20. maddesi ile “…Resmî veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarından alınacak sağlık raporu/resmi sağlık kurulu raporu,…” raporun şeklini ise maddenin devamında “…Sağlık raporuyla ilgili usul ve esaslar, sağlık alanında ki değişen ve gelişen şartlar da dikkate alınmak suretiyle Sağlık Bakanlığınca yayımlanacak genelgeyle,…" şeklinde açıklanmıştır.
29. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davalı hakkında dava dilekçesinde dayanılan psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklarına yönelik mahkemece yapılan yargılamada, 26.12.2013 tarihli sağlık raporunun alındığı, alınan raporda “kişinin herhangi bir akıl hastalığının olmadığı” tespitinin yapıldığı, bu raporun da hükme esas alınarak davacının nisbi butlan hukuksal sebebine dayalı evliliğin iptali istemi hakkında ret kararı verildiği anlaşılmıştır. Davacının yanılma ve aldatma sonucu evlilik iradesinin sakatlandığı gerekçesiyle evliliğin iptalini talep ettiği davasında TMK’nın 150/2 maddesi kapsamında davalıya ilişkin “davacı erkek ya da altsoyu için ağır tehlike oluşturan bir hastalığının bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise, hastalığın tedavi edilebilir nitelikte olup olmadığı” yönünde tam teşekküllü bir devlet hastanesi ya da üniversite hastanesinden aldırılacak heyet raporuyla tespiti sağlandıktan sonra bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, mahkemece 26.12.2013 tarihli raporun hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğunun kabulüyle hükme esas alınarak, davacının TMK’nın 150/2 maddesine dayalı nisbi butlan sebebiyle evliliğin iptali talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
30. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma ve yukarıda açıklanan ilave nedenlerle bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
31. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan ilave nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23.09.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2014/6369 E., 2014/12803 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKumluca l. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
tam metni aç
Türk Medeni Kanununun 149/2. maddesi "eşinde bulunmaması, onunla birlikte yaşamayı kendi için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlenmeyi, yanılan eş için iptal nedeni kabul etmiştir.
2. Hukuk Dairesi 2014/6369 E. , 2014/12803 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kumluca l. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :8.10.2013
NUMARASI :Esas no:2011/435 Karar no:2013/601
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle 29.07.2013 günlü rapora göre davalının evlenmesinde tıbbi sakınca bulunmadığı ve çocuk sahibi olmasında da tıbbi olarak engel bulunmadığı ve evliliğin çekilmez durumda bulunduğunun ispat edilememiş olduğunun anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 119.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.
09.06.2014 (Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Davacı, davalı eşinin, kendi ve alt soyunun sağlığı için tehlike oluşturacak epilepsi hastalığının kendinden gizlendiğini, eşinin bu hastalığının kendine söylenmiş olması halinde, bu evliliği yapmayacağını beyanla, evliliğin iptalini talep etmiştir.
Davacı evliliğin iptali talebini; hem eşinin hastalığının kendi ve alt soyunun sağlığı için tehlike oluşturabileceği nedenine, hem de eşinin niteliğinde yanılma, (eşinin epilepsi hastası olduğunu bilse bu evliliği gerçekleştirmeyeceği) nedenine dayandırmıştır.
Epilepsi hastalığının davacı ve altsoyunun sağlığı için ağır bir tehlike oluşturacağı hususu dosya kapsamına göre kanıtlanamamıştır.
Ancak davacı, eşinin epilepsi hastası olduğunu, eşinin bu hastalığını evlenmeden önce bilmediğini, eşinin epilepsi hastası olmasının, evliliği kendisi için çekilmez kılacağını tanık beyanları ve dosyadaki belgelerle kanıtlamıştır.
Türk Medeni Kanununun 149/2. maddesi "eşinde bulunmaması, onunla birlikte yaşamayı kendi için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlenmeyi, yanılan eş için iptal nedeni kabul etmiştir.
Şu halde davacı, davalı eşinin önemli bir niteliğinde yanıldığını ve bu durumun kendisi için evliliği çekilmez hale getirdirdiğini kanıtladığına göre davacının davasının kabulü gerektiği görüşündeyim.
Aksi düşünce, hastalığını gizleyerek, dürüstlük kurallarına aykırı davranan davalı eşin bu eylemi ile hak elde etmesi sonucunu doğurur ki, bu durum hiç kimse kendi kusuru ile hak elde edemez ilkesiyle de bağdaşmaz. Yerel mahkemenin ret kararının onanması halinde, yanılarak ve yanıltılarak evlenmek durumunda kalan eş, sonsuza kadar bu duruma katlanmak zorunda kalır. Bu sonuç Türk Medeni Kanununun 149. ve 150. maddelerinin ruhuna uymadığı gibi, hukukun temel ilkeleriyle de bağdaşmaz.
Yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği düşüncesindeyim. Bu sebeple değerli çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum. Farklı düşünüyorum.
2. Hukuk Dairesi, 2011/10663 E., 2012/19379 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varEskişehir 3. Aile Mahkemesi
tam metni aç
si tedavisi gördüğünü, şizo-afektif teşhisi konulduğunu ve hafif mental retardasyon (sınır zeka seviyesinde) olduğunu nikahtan sora öğrendiğini, bu durumu bilmesi halinde davalı ile bu evliliği gerçekleştirmeyeceğini beyan ederek özellikle Türk Medeni Kanununun 149/2 ve 150. maddeleri gereğince evliliğin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Hukuk Dairesi 2011/10663 E. , 2012/19379 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Eskişehir 3. Aile Mahkemesi
TARİHİ :12.4.2011
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 10.7.2012 günü temyiz eden davalı M. K.vekili Av. E.C.Ç. Y. ve karşı taraf davacı M.A.K.vekili Av. H. S. geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Eşte bulunan hastalığın butlan sebebini oluşturması için diğer eşin veya alt soyunun sağlığı için ağır (vahim) bir tehlike oluşturması gerekir. Hastalığın bulaşıcı veya soyaçekim sebebiyle sonraki nesle geçmesi durumunda vahim durumundan söz edilir (TMK.md.150/2).
Davalı kadın sınırlı zeka düzeyine sahip olup 2001 ve 2007 tarihleri arasında epilepsi tedavisi gördüğü, halen ilaç kullanmadığı ve EEG incelemelerinin normal olduğu mahkemece alınan sağlık kurulu raporuyla saptanmış olup bu sebeple evlenme ve evliliği sürdürme yeterliliğine sahip olduğu belirlenmiştir. Bu açıklama karşısında Türk Medeni Kanununun 150/2. maddesinin aradığı koşullar gerçekleşmemiştir. Davanın reddi gerekirken yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan 900.00 TL. vekalet ücretinin M.'den alınıp M.'e verilmesine, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 10.07.2012 (salı)
KARŞI OY YAZISI
Davalının evlenmeden önce mevcut olan "epilepsi" hastalığını davacıdan gizleyerek evliliği gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Bu hastalık davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike teşkil ediyorsa evliliğin iptali sebebi olur (TMK.m.150/2). Söz konusu hastalığın davacı veya altsoyunun sağlığı için vahim bir tehlike arz edecek nitelikte olup olmadığı, ancak tıbben berilenebilecek bir husustur. Davalı hakkında alınan raporda bu konuda bir açıklama ve tespit bulunmamaktadır. O halde rapor, hüküm için yeterli değildir. Davalıda evlenmeden önce mevcut olduğu belirlenen epilepsinin, altsoy için ağır bir tehlike arz edip etmediği yönünden uzman bilirkişi raporu alınmadan, bu hususa yanıt vermeyen raporla yetinilmesi doğru değildir. Bu bakımdan belirtilen husus hakkında araştırma yapılması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekir. Hükmün bu sebeple bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğa ve azınlığa katılmıyorum
KARŞI OY YAZISI
Davacı koca, davalı eşin kendisi ile ilgili gerçekleri söylemediğini, davalının epilepsi tedavisi gördüğünü, şizo-afektif teşhisi konulduğunu ve hafif mental retardasyon (sınır zeka seviyesinde) olduğunu nikahtan sora öğrendiğini, bu durumu bilmesi halinde davalı ile bu evliliği gerçekleştirmeyeceğini beyan ederek özellikle Türk Medeni Kanununun 149/2 ve 150. maddeleri gereğince evliliğin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Toplanan delillerden ve dosya kapsamından davacının, davalının epilepsi tedavisi gördüğünü şizo-afektif teşhisi konulduğunu ve sınır zeka düzeyinde olduğunu nikahtan sonra öğrendiği subuta ermiş davacı, davalının bu durumlarını bilse davalı ile nikah yapmayacağını kanıtlamıştır.
Dosya kapsamından ve tanık beyanlarından davacı lehine Türk Medeni Kanununun 149/2. madde koşullarının oluştuğu düşüncesindeyim. Evliliğin iptali kararı verilebilmesi için ayrıca Türk Medeni Kanununun 150. maddesindeki koşulların aranmasına gerek olmadığı kanısındayım.
Açıkladığım nedenlerden dolayı değerli çoğunluğun ve değerli diğer muhalif üyenin görüşlerine ve gerekçelerine katılmıyorum.
2. Hukuk Dairesi, 2006/2989 E., 2006/9551 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Davacı, davalının hastalığını kendisinden gizlediğini ileri sürerek Türk Medeni Kanununun 149/2. madde uyarınca evliliğin feshine karar verilmesini istemiştir.
2. Hukuk Dairesi 2006/2989 E. , 2006/9551 K.
"İçtihat Metni"
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı, davalının hastalığını kendisinden gizlediğini ileri sürerek Türk Medeni Kanununun 149/2. madde uyarınca evliliğin feshine karar verilmesini istemiştir.
Toplanan delillerden davalının sara (epilepsi) hastası oludğu ve bu hastalığını eşinden gizlediği anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 149/2. madde koşulları gerçekleşmiştir.
Davacının Türk Medeni Kanununun 150/2. maddeye dayalı bir isteği de bulunmamaktadır.
Kararın onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Bayan (A), evleneceği kişinin mali durumunun çok iyi olduğunu sanarak ve bu konuda yanıltılarak (aldatılarak) evlenmiştir. Evlilikten kısa süre sonra eşinin aslında işsiz olduğunu ve ağır borç yükü altında bulunduğunu öğrenmiştir.
Bu durumda Bayan (A)’nın başvurabileceği hukuki yol ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Bu durum bir mutlak butlan sebebidir, evlilik kendiliğinden geçersizdir.
B) Yanılma veya aldatma nedeniyle iradesi sakatlanan taraf, evlenmenin "nispi butlan" (iptal edilebilirliğini) dava edebilir.
C) Evlilik, resmi memur önünde yapıldığı için mali durumdaki yanılgı hiçbir şekilde iptal sebebi olamaz.
D) Bayan (A), evliliği ancak 5 yıl geçtikten sonra iptal ettirebilir.
E) Aldatma nedeniyle evliliğin iptali davası sadece Cumhuriyet savcısı tarafından açılabilir.
Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.