Türk Medeni Kanunu 161. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.
Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
II. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
54 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2023/9360 E., 2024/3362 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
isimli bir kadın ile ve başka kadınlarla zina yaptığını, zina eyleminin evlilik birliği içerisinde ve sonrasında da devam ettiğini iddia ederek tarafların 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmesini, müvekkili yararına 200.000,00 TL maddî, 200.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
2. Hukuk Dairesi 2023/9360 E. , 2024/3362 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1346 E., 2023/1147 K.
KARAR : Bozma ilamına uyularak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen boşanma davalarında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kadının zina davası yönünden bozulmasına, bozma sebebine göre diğer istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; kadının zina davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ve kadın yararına tazminatlara karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı karşı davalı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; erkeğin müvekkilini rencide ettiğini, psikolojik baskı uyguladığını, eş ve babalık görevlerini yerine getirmediğini, mesafeli ve sık olmayan cinsel birliktelik kurduğunu, aile sorumluluklarını yerine getirmediğini, sürekli iş seyahatlerine gittiğini, Türkiye'ye döndüğünde haber vermediğini, müvekkili durumu sorduğunda "sen bana hesap soramazsın şeklinde cevaplar verdiğini" evin ve çocukların maddî ve manevî tüm sorumluğunun müvekkili üzerine bırakıldığını, erkeğin öfke kontrolü olmadığını, küfür ve hakaretler ettiğini, müvekkiline omuz atmak ve sert davranma şeklinde tavırlar sergilediğini, müvekkilinin annesini evden kovduğunu, sürekli ağabeyinin borçlarını üstlendiğini, müvekkilini sürekli ayrılıkla tehdit ettiğini, birden fazla kez de evden ayrıldığını, dava tarihinden 7 ay önce evi terk ettiğini, bu nedenle tarafların ayrı yaşadığını, sonrasında çocukları ile de iletişim kurmadığını iddia ederek, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin annelerine verilmesini, ortak çocuklar için aylık 3.500,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, nafakanın yıllık %10 oranında arttırılmasına, müvekkili yararına 100.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davacı karşı davalı kadın vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; cevap ve karşı dava dilekçesinde iddiaların doğru olmadığını, dava dilekçesindeki iddiaları tekrarla, müvekkilinin satranç merkezi kurucusu olduğunu, turnuvalar düzenlendiğini, iş dışında kimseyle görüşme ve mesajlaşması olmadığını, güven sarsıcı davranış iddiasının doğru olmadığını, erkeğin evi otel gibi kullandığını, işini her daim ön planda tuttuğunu, sürekli işi ile ilgilendiği için tüm yükün müvekkili üzerinde olduğunu, müvekkilinin annesinin sadece çocukların bakımına destek olduğunu, ayrı düzeni ve hayatı olup, taraflarla birlikte yaşamasının söz konusu olmadığını belirterek karşı dava ve feri taleplerin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davacı karşı davalı kadın birleşen İstanbul Anadolu 18.Aile Mahkemesinin 2018/1039 Esas sayılı dosyasında dava dilekçesinde özetle; davalı erkeğin ... isimli bir kadın ile ve başka kadınlarla zina yaptığını, zina eyleminin evlilik birliği içerisinde ve sonrasında da devam ettiğini iddia ederek tarafların 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmesini, müvekkili yararına 200.000,00 TL maddî, 200.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı karşı davacı erkek vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaların doğru olmadığını, davacı karşı davalı kadının annesinin alt katta ayrı dairesi olmasına rağmen sürekli taraflarla yaşadığını, tarafların evliliğine müdahale ettiğini, müvekkilini dışladıklarını, sürekli otoriter kurallar koyduklarını, kadının geliri fazla olduğu için müvekkilini aşağıladığını ve rencide ettiğini, bir yıl önce müvekkilinin akciğer embolisi nedeniyle hastanede yattığını, kadının bir defa bile ziyarete gelmediğini, 2015 yılı sonunda ameliyat geçirdiğini, bacağı alçılı iken kadının ilgi göstermediğini, önemsemediğini, kadının annesinin müvekkilini evden kovduğunu, müvekkiline söylemeden çocuklar ve annesi ile birlikte tatile gittiklerini, 2016 yazında kadının boşanacağını belirterek müvekkilinin eve gelmesini istemediğini, anlaşmalı boşanmaya zorladığını, fahiş nafaka ve maddî taleplerde bulunduğunu, müvekkilinin annesi ve ağabeyi ile görüşmediğini, annesinin cenazesinde bile sadece kilisedeki törene katıldığını, kadının gece geç saatlerde başka bir erkek ile mesajlaştığını, arkadaş sitelerine üye olduğunu, güven sarsıcı davranışları bulunduğunu, cinsel hayatını annesi ve çevresi ile paylaşıp müvekkilini küçük düşürdüğünü, aşağıladığını iddia ederek tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, baba ile çocuklar arasında kişisel ilişki kurulmasına, müvekkili yararına 100.000,00 TL manevî tazminat ile mahrum kalınan aile olanakları, kendisinden gizlenen kira geliri ve ortak edinilen menkul değere ait kazanç kaybından kaynaklan 100.000,00 TL maddî tazminatın davacı karşı davalı kadından alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davalı karşı davacı erkek vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin hiç bir zaman zina yapmadığını, müvekkilinin ruhban sınıfından olduğunu, dini, ahlaki ve vicdanı nedeniyle evliliğinin kutsallığına inandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.12.2020 tarihli ve 2017/34 Esas, 2020/777 Karar sayılı kararıyla; boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı karşı davacı erkeğin kusurlu olduğunu, evlilik birliğinin gerektirdiği sorumluluklarını yerine getirmediğini, evi, eşi ve çocukları ile ilgilenmediğini, ihmal ettiğini, eşi ve çocukları ile zaman geçirmediğini, sık sık evden gittiğini ve eşine bilgi vermediğini, eşine sinirli ve agresif davrandığını, kavga ve tartışma çıkardığını, hakaret ettiğini, kadına karşı aşağılayıcı söz ve davranışlarda bulunduğunu, evi terk etmekle tehdit ettiğini, kadının kusurunun tespit edilemediğini, bu kapsamda asıl davada, davacı kadının davasının kabulüne, erkeğin karşı davasının reddine karar verildiğini, ortak çocuklar 2006 doğumlu Şant ile 2011 doğumlu Karla'nın velâyetlerinin küçüklerin yaşları, anne sevgi ve şefkatine ihtiyaçları, eğitim ve sağlık yönünden yararları göz önüne alınarak anneye verilmesine, baba ile çocuklar arasında şahsi münasebet tesis edilmesine, tarafların mali ve sosyal durumları, günün ekonomik koşulları, paranın alım gücü, küçüklerin eğitim, sağlık, sosyal, bakım masrafları ve ihtiyaçları dikkate alınarak ortak çocuklar yararına tedbir ve iştirak nafakasına hükmedildiğini, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin kusurlu olduğu, kadının boşanmakla eşinin desteğini yitireceği, nazara alınarak kadın yararına 25.000,00 TL manevî tazminata hükmedildiğini, zina davası yönünden yapılan değerlendimede; erkeğin, eşini başka bir kadınla ilişkide bulunmak suretiyle aldattığının ve sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğinin sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiği, kadın yararına 25.000,00 TL maddî ve 25.000,00 TL manevî tazminata hükmedildiği belirtilerek; erkeğin davasının reddine, kadının asıl ve birleşen davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ıncı maddesinin birinci fıkrası ve 161 inci maddesi uyarınca boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesine, ortak çocuklar için aylık 2.500,00'er TL tedbir ve 3.000,00'er TL iştirak nafakasına, nafakaların yıllık ÜFE oranında arttırılmasına, kadın yararına 25.000,00 TL maddî ve 25.000,00 TL manevî tazminata, erkeğin tazminat taleplerinin reddine hükmedilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı karşı davalı kadın vekili, nafaka ve tazminatların miktarı yönünden, davalı karşı davacı erkek vekili kadının davalarının kabulü, müvekkilinin reddedilen davası, kusur belirlemesi, müvekkili aleyhine hükmedilen tazminatlar, müvekkilinin reddedilen tazminat talepleri ile nafakaların miktarı yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 10.05.2022 tarih, 2021/335 Esas ve 2022/740 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince delil olarak dayanılan İzmir, Antalya ve Bodrum Emniyetlerinden otel kayıtlarının getirtildiği ancak kayıtlarda sadece erkeğin kaldığı tarihler ve odaların bildirildiği, erkeğin bildirilen tarihlerde başka bir kadınla aynı odada kalıp kalmadığı hususunun araştırılmadığı, bu kapsamda tahkikat genişletilerek Emniyet Müdürlüklerine yeniden müzekkere yazılarak erkeğin başka bir kadınla odada kalıp kalmadığının araştırıldığı, inceleme sırasında gelen kayıtlarda, erkeğin İzmir ... ... Otelde 12.08.2017-13.08.2017 tarihinde aynı odada ... adlı kadınla kaldığının anlaşıldığı, erkek vekilinin itiraz ve talebi üzerine ilgili otele yeniden müzekkere yazıldığı, kayıtlarda karışıklık olup olmadığı hususunun sorulduğu, otel tarafından, kayıtlarda karışıklık olmadığı ve odalarda birlikte kalanların imzaladıkları Register Card belgesi örneğinin gönderildiği, buna göre davalı karşı davacı erkek ile .... İsimli kadının aynı odada kaldığının anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı kusur belirlemesi yapılmış ise de, usulüne uygun dayanılan vakıa ve deliller dikkate alındığında, erkeğin eşi dışında bir kadınla birleşen dava tarihinden önce otelde kalması nedeniyle zina eyleminin sabit olduğu, evlilik birliğinin gerektirdiği sorumlulukları yapmama, evi, eşi ve çocukları ilgilenmeme, ihmal etme, eşi ve çocukları ile zaman geçirmeme eylemlerinin sabit olduğu, diğer eylemlerinin somut görgüye dayalı delillerle ispatlanamadığı, hakaret eyleminden dolayı erkeğe kusur yüklenmiş ise de, ceza dosyasında, davadan sonraki olay nedeniyle hakaret eylemi sabit olan kişinin kadın olduğu, erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, whatsapp yazışmalarında kadının erkeğin evden gitmesini istediği ve buna dair yazışmalar olduğu, erkeğin kadına kusur olarak atfettiği güven sarsıcı eylemlerin ispatlanamadığı, buna göre boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin sabit olan kusurları karşısında ağır kusurlu, kadının ise erkeğin evden gitmesini isteyerek evi terke zorladığı, bu nedenle hafif kusurlu olduğu sonucuna varıldığı, bu kapsamda yasal şartlar oluşmakla erkeğin karşı davasının da kabulü ile tarafların boşanmalarına hükmedilmesi gerektiği, tarafların ortak çocukları yararına tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmesinin ve miktarlarının uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı kusur belirlemesi yapılıp kadın lehine asıl dava yönünden 25.000,00 TL manevî tazminat, birleşen dava yönünden 25.000,00 TL maddî, 25.000,00 TL manevî tazminata hükmedildiği, asıl, karşı ve birleşen dava açılması halinde Mahkemece yapılacak işlemin tarafların kusurlarını bütün olarak belirleyip tazminatlar ve boşanmanın ferileri yönünden talepleri konusunda tek karar vermekten ibaret olduğu, kadın yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesinin doğru olduğu, ancak asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı tazminata hükmedilmesinin usule aykırı olduğu, ayrıca tarafların dosyaya yansıyan ekonomik, sosyal durumları, hakkaniyet ilkesi gereğince tazminat miktarlarının az olduğu, bu haliyle davalı karşı davacı erkeğin kadına tazminat verilmesi ve miktarına yönelik istinaf talebinin reddine, davacı karşı davalı kadının tazminat miktarına yönelik istinaf talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, erkeğin maddî tazminat talebinin boşanmanın feri niteliğine olmadığı gerekçesi ile davalı karşı davacı erkek vekilinin kusura yönelik istinaf talebinin kısmen kabulüne, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır kusurlu, kadının hafif olduğunun tespitine, davalı karşı davacı erkek vekilinin, reddedilen davasına yönelik istinaf talebinin kabulüne, davalı karşı davacı erkeğin karşı boşanma davasının da kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, davacı karşı davalı kadın vekilinin maddî manevî tazminat miktarına yönelik istinaf talebinin kabulü ile kadın yararına 150.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata, davalı karşı davacı erkek vekilinin manevî tazminat talebinin reddine yönelik istinaf talebinin kusur gerekçesi düzeltilmek suretiyle reddine, davalı karşı davacı erkek vekilinin maddî tazminat talebi yönünden istinaf talebinin diğer yönler incelenmeksizin kabulü ile, davalı karşı davacı erkeğin maddî tazminat talebi yönünden karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, tarafların diğer istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı karşı davacı erkek vekili, kadının kabul edilen zina davası, kusur belirlemesi, müvekkili aleyhine hükmedilen maddî ve manevî tazminat yönünden temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairenin 21.06.2023 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, erkeğin, evlilik birliğinin gerektirdiği sorumluluklarını yerine getirmediğini, evi, eşi ve çocukları ile ilgilenmediğini, ihmal ettiğini, eşi ve çocukları ile zaman geçirmediğini, sık sık evden gittiğini ve eşine bilgi vermediğini, eşine sinirli ve agresif davrandığını, kavga ve tartışma çıkardığını, hakaret ettiğini, kadına karşı aşağılayıcı söz ve davranışlarda bulunduğunu, evi terk etmekle tehdit ettiğini, kadının kusurunun tespit edilemediğini belirterek davacı kadının 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki davasının kabulüne, erkeğin davasının reddine karar verildiği, bunun yanında erkeğin eşini başka bir kadınla ilişkide bulunmak suretiyle aldattığının, ve sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğinin sabit olduğu gerekçesi ile de kadının birleşen 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi kapsamındaki davasının da kabulü ile boşanmalarına karar verildiği bu karara karşı davacı davalı kadın tarafından nafaka ve tazminatların miktarı yönünden, davalı davacı erkek tarafından ise kadının davalarının kabulü, reddedilen davası, kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen tazminatlar, reddedilen tazminat talepleri ile nafakaların miktarı yönünden istinaf yoluna başvurulduğu 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller hariç olmak üzere, istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, somut uyuşmazlıkta davacı davalı kadının delillerinin toplanmadığı, İlk Derece Mahkemesi tarafından eksik inceleme yapıldığı hususlarında istinaf talebi bulunmadığına, davalı karşı davacı erkek vekili tarafından da zina sebebine dayalı davanın ispatlanmadığı ve reddi gerektiği yönünden istinaf başvurusunda bulunulduğuna göre, artık Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak iş İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller, tarafların iddia ve savunmaları ile İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi bir bütün halinde değerlendirilerek, davacı davalı kadının zina davasının kabulü koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında istinaf incelemesi yapmaktan ibaret olduğu İlk Derece Mahkemesince getirtilen otel, banka, yurt dışı giriş çıkış kayıtları, tanık beyanları ve diğer deliller nazara alındığında, davacı karşı davalı kadının zina sebebine dayalı davası ispatlanamadığı, o halde Bölge Adliye Mahkemesince kadının zina sebebine dayalı davasının kabulü yönünden davalı davacı erkek vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek, 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi uyarınca açılan davanın reddine karar verilecek yerde, tarafların istinaf başvuru dilekçelerinde bu yöne ilişkin bir talebi bulunmadığı nazara alınmadan, re'sen İzmir İl Emniyet Müdürlüğü'ne ve İzmir ... ... otele müzekkere yazılarak, alınan cevabi yazılar doğrultusunda, davalı karşı davacı erkeğin zina eyleminin sabit kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyulmasına karar verilerek Bölge Adliye Mahkemesinin 2021/335 Esas, 2022/740 Karar sayılı 10.05.2022 karar tarihli kararının taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşen karşı davanın kabulü, erkeğin maddî ve manevî tazminat talepleri ve tarafların diğer istinaf taleplerinin reddi yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, kadının boşanma davasında verilen boşanma kararı ile karşı davada verilen boşanma kararı kesinleştiğinden erkeğin birleşen davanın kabulüne yönelik istinaf talebinin kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının birleşen dava yönünden verilen hükümlerinin kaldırılmasına, kadının zinaya dayalı birleşen davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden erkek yararına yargılama gideri ve vekâlet ücretine, erkeğin kusura yönelik istinaf talebinin kısmen kabulüne, erkeğin ağır kusurlu, kadının hafif kusurlu sayılmasına, kadının maddî manevî tazminata yönelik istinaf talebinin kısmen kabulü ile, 150.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminatın erkekten alınarak kadına verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı karşı davalı kadın vekili; erkeğin zinasının sabit olduğu, kadının zina davasının kabulü gerektiği, ayrıca takdir edilen maddî ve manevî tazminatların usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; zina davası hakkında verilen hüküm, kusur belirlemesi, tazminatların miktarı yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı karşı davacı erkek vekili; kadının zinaya dayalı boşanma davası reddedilmiş olduğundan reddedilen davaya dayalı olarak erkeğin kadına göre daha kusurlu olduğundan bahsedilerek ve kusur belirlemesi yapılarak maddî ve manevî tazminata hükmedilemeyeceği, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kusur belirlemesi, tazminatlar yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadın tarafından 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesinde düzenlenen zina hukuki sebebine dayalı olarak açılan boşanma davasında, davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin ve kadın yararına tazminatlara hükmedilmesinin ve tazminatların miktarlarının uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun'un 166 ıncı maddesinin birinci ve ikinci, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 176 ncı maddesi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olduğu anlaşılmakla; davacı karşı davalı kadın vekilinin tüm, davalı karşı davacı erkek vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı karşı davalı kadın asıl dava dilekçesi ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına ve kadın yararına manevî tazminata karar verilmesini, birleşen dava dilekçesi ile ise 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi uyarınca boşanmalarına ve kadın yararına maddî ve manevî tazminatlara karar verilmesini talep etmiş, davalı karşı davacı erkek ise 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince davacı karşı davalı kadın tarafından açılan davaların kabulüne, erkek tarafından açılan boşanma davasının reddine, kadın yararına asıl dava yönünden 25.000,00 TL manevî tazminat, birleşen dava yönünden 25.000,00 TL maddî ve 25.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir. Hükmün taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin davasının da kabulü gerektiği, kadının tazminat talepleri hakkında ayrı ayrı her dava için hüküm kurulmasının hatalı olduğu, miktarlarının ise az olduğu gerekçesi ile tarafların istinaf talepleri kısmen kabul edilmiştir. Erkek tarafından, kadının kabul edilen zina davası, kusur belirlemesi ve hükmedilen maddî ve manevî tazminatlar yönünden temyiz edilmiş, Dairemizin 21.06.2023 tarihli bozma ilamı ile, Bölge Adliye Mahkemesince kadının zina sebebine dayalı davasının kabulü yönünden erkek vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek, 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi uyarınca açılan davanın reddine karar verilecek yerde, davalı davacı erkeğin zina eyleminin sabit kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle hükmün bozulmasına, sair yönlerin ise şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulmasına karar verilerek kadının boşanma davasında verilen boşanma kararı ile karşı davada verilen boşanma kararı kesinleştiğinden erkeğin birleşen davanın kabulüne yönelik istinaf talebinin kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının birleşen dava yönünden verilen hükümlerinin kaldırılmasına, kadının zinaya dayalı birleşen davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, erkeğin kusura yönelik istinaf talebinin kısmen kabulüne, erkeğin ağır kusurlu, kadının hafif kusurlu sayılmasına, kadının maddî manevî tazminata yönelik istinaf talebinin kısmen kabulü ile kadın yararına maddî ve manevî tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
3.6100 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinde "Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler, ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır." hükmü bulunmaktadır. Yapılan incelemede; kadın asıl dava dilekçesinde, cevaba cevap ve erkeğin karşı davasında verdiği cevap dilekçesinde maddî tazminat talep etmemiş, ispat edilemeyen ancak konusuz kalmakla hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilen birleşen zina hukuki nedenine dayalı dava dilekçesinde maddî tazminat talebinde bulunmuştur. Kadın tarafından ön inceleme duruşmasına kadar usulüne uygun şekilde asıl dava, cevaba cevap ve karşı davaya cevap dilekçesinde talep edilmeyen ve bu konuda usulünce yapılmış bir ıslah (6100 sayılı Kanun md. 176) işlemi yapılmayan, yalnızca karar verilmesine yer olmadığı kararı verilen birleşen zina davasında talep edilen maddî tazminat talebi hakkında, Mahkemece olumlu ya da olumsuz karar verilebilecek nitelikte bir maddî tazminat talebi mevcut değildir. Talepten fazlaya hükmedilemez. (6100 sayılı Kanun md. 26) Bu durumda kadının maddî tazminat talebi hakkında kabul edilen asıl davada veya erkeğin karşı davasında "usulüne uygun ileri sürülmediğinden karar verilmesine yer olmadığına" karar verilecek yerde, bu husus nazara alınmadan kadın yararına maddî tazminata karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Yukarıda (3) numaralı parağrafta belirtildiği üzere temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kadın yararına hükmedilen maddî tazminat yönünden BOZULMASINA,
2.Yukarıda (2) numaralı paragrafta belirtildiği üzere temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden Bergman'a iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden Karin'e yükletilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.05.2024 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasal gerektirici sebeplere ve özellikle, yasal süresi içerisinde ileri sürülmek kaydıyla ister asıl davada; ister birleşen veya karşı davada ileri sürülmüş olsun, dayanılan tüm delillerin toplanmasının, birlikte değerlendirme yapmak suretiyle tek bir kusur belirlemesi yapılmasının, boşanmanın ekiyle ilgili istemler yönünden de belirlenen kusur durumu dikkate alınarak istemlerin esasıyla ilgili tek bir hüküm kurulmasının boşanma davalarında bir zorunluluk olduğunun anlaşılmış bulunmasına göre (2.HD.’nin, 13.11.2019 tarih, E:2019/3480-K: 2019/11418 ile YHGK.’nin 15.06.2021 tarih, E: 2020/(2)/273-K: 2021/762 sayılı kararı), yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanununa uygun olan hükmün tümüyle onanması gerektiğini düşündüğümden, değerli çoğunluğun kararın 1. bendinde yazılı bozmaya ilişkin görüşüne katılmıyorum.
Diğer kararlar (4)
Hukuk Genel Kurulu, 2024/415 E., 2024/422 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tam metni aç
şine sürekli fiziksel şiddet uyguladığı, bir keresinde kadının burnunu kırdığı, bağımsız konut temin etmediği, aile konutunun elektrik, su ve doğal gazını kapattırmak suretiyle kusurlu davranışlar sergilediği, hâl böyle olunca asıl davanın TMK’nın 161 inci maddesine dayalı zina hukuksal sebebi ile kadın eş tarafından açılan birleşen boşanma davasının ise TMK’nın 166 ncı maddesine dayalı evlilik bi
Hukuk Genel Kurulu 2024/415 E. , 2024/422 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1283 E., 2023/1780 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 05.07.2023 tarihli ve
2023/5084 Esas, 2023/3679 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasında birleştirilerek görülen boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı-birleşen davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kusur belirlemesi ile manevi tazminata yönelik istinaf itirazının kabulüne ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacı-birleşen davalı erkek eş yararına manevi tazminat ödenmesine, sair istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı-birleşen davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiş, direnme kararına karşı davalı-birleşen davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Hukuk Genel Kurulunca yeni hüküm niteliğinde olan direnme kararına yönelik temyiz itirazlarının Özel Daire tarafından incelenmesi gerektiği belirtilerek dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmiş, Özel Daire önceki bozma kararında yer alan gerekçelerle hükmü bozmuş, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı davalı-birleşen davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ASIL DAVA
1. Davacı erkek eş vekili dava dilekçesinde; tarafların 17.08.2008 tarihinde evlendiklerini, ortak üç çocuklarının bulunduğunu, davalının sadakat yükümlülüğünü ihlâl ettiği gibi sürekli kredi çekerek borçlandığını, eşi ve çocukları ile ilgilenmediğini, birlik görevlerini yerine getirmediğini ileri sürerek eşlerin zina ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenlerine dayalı olarak boşanmalarına, velâyetlerin babaya verilmesine, her bir çocuk yararına ayrı ayrı 150,00 TL olmak üzere iştirak nafakası ile müvekkili yararına 100.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı kadın eş cevap dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla, sadakat yükümlüğünü ihlâl etmediğini, kendisine iftira atıldığını, evlendiği ilk günden beri eşinden şiddet gördüğünü, davacının bu kusurunu kapatmak amacıyla kendisi hakkında asılsız iddialar ileri sürdüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur.
II. BİRLEŞEN DAVA
1. Davalı-birleşen davacı kadın eş vekili birleşen dava dilekçesinde; erkeğin eşine bağımsız konut temin etmediğini, birlik görevlerini yerine getirmediğini, sürekli fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığını, bu nedenle birçok kez yargılandığını ve ceza aldığını ileri sürerek asıl davanın reddine, birleşen boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, velâyetlerin anneye verilmesine, her bir çocuk yararına ayrı ayrı 500,00 TL olmak üzere tedbir-iştirak nafakası ile müvekkili yararına 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı-birleşen davalı erkek eş vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla önceki beyanlarını tekrar ederek birleşen davanın reddine, asıl davanın kabulü ile tarafların zina ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.11.2017 tarihli ve 2016/30 Esas, 2017/793 Karar sayılı kararı ile; tanık anlatımları ve Gebze 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/179 Esas ve 2016/624 Karar sayılı dava dosyasındaki beyanlarla kadın eşin zina yaptığı, buna karşılık erkeğin de eşine sürekli fiziksel şiddet uyguladığı, bir keresinde kadının burnunu kırdığı, bağımsız konut temin etmediği, aile konutunun elektrik, su ve doğal gazını kapattırmak suretiyle kusurlu davranışlar sergilediği, hâl böyle olunca asıl davanın TMK’nın 161 inci maddesine dayalı zina hukuksal sebebi ile kadın eş tarafından açılan birleşen boşanma davasının ise TMK’nın 166 ncı maddesine dayalı evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle kabulüne, tarafların boşanmalarına, velâyetlerin anneye verilmesine, her bir çocuk yararına 250,00 TL tedbir-iştirak nafakası ödenmesine, kadın eşin düzenli ve sabit bir geliri olduğundan tedbir ve yoksulluk nafaka taleplerinin reddine, boşanmaya sebep olan olaylarda eşlerin eşit kusurlu olmaları nedeniyle tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-birleşen davalı erkek eş vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.02.2020 tarihli ve 2020/129 Esas, 2020/327 Karar sayılı kararı ile; zinanın mutlak boşanma sebebi olup taraflarca istinaf edilmediğinden eldeki davada artık genel boşanma sebebi şartlarının oluşup oluşmadığına bakılamayacağı, evlilik boşanma ile sona erdiğinden erkeğin ve kadının evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı olarak açtıkları davalar hakkında bir karar verilemeyeceği, kadının zina kusurunun istinaf edilmemek suretiyle kesinleştiği, kadının zinasından önce erkek eş tarafından gerçekleştirilen kusurlu davranışların evlilik birliğinin devam etmesi nedeni ile kadın tarafından affedilmiş sayılması gerektiği, dolayısıyla kadının zinası karşısında erkeğin eşine şiddet uygulaması ve evin aboneliklerini iptal ettirmesi, ayrıca manevi anlamda bağımsız konut temin etmemesi nedenleri ile boşanmaya sebep olan olaylarda az kusurlu olduğu, zina nedeniyle erkek eş yararına manevi tazminata karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle erkeğin sair istinaf itirazlarının reddine, kadının kabul edilen boşanma davası, buna ilişkin yargılama giderleri ile kendi reddedilen manevi tazminat talebine yönelik istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin bunlara ilişkin kararının kaldırılmasına, evlilik zina sebebi ile sona erdiğinden kadının açmış olduğu birleşen boşanma davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, erkek yararına 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davacı kadın eş vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarihli ve 2020/5369 Esas, 2020/6765 Karar sayılı kararı ile "...1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Yapılan yargılama ve toplanan delillerden tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarından, davacı-davalı erkeğin eşine yönelik fiziksel şiddetinin sürekli olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekirken, hatalı kusur belirlemesi sonucu davalı-davacı kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda taraflar eşit kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemez. Erkek yararına Türk Medeni Kanunu’nu 174/2. madde koşulları oluşmamıştır. O halde davacı-davalı erkeğin manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
3. Bölge Adliye Mahkemesinin 08.04.2021 tarihli ve 2021/137 Esas, 2021/632 Karar sayılı kararı ile; her ne kadar bozma ilâmında erkeğin kadına fiziksel şiddeti nedeniyle tarafların eşit kusurlu oldukları belirtilmişse de, Özel Dairece tarafların zina nedeniyle boşanmalarına ilişkin kararın kesinleşmiş olduğu hususunun dikkate alınmadığı, zinanın mutlak boşanma sebebi olduğu, zina vakıasının gerçekleşmesi hâlinde artık genel boşanma sebebi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmayacağı, zira zina sebebiyle boşanmanın kabulü hâlinde davalının tam kusurlu sayılacağı ve TMK'nın 166 ncı maddesinde göre kusur değerlendirilmesinin yapılamayacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
4. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen birinci kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davacı kadın eş vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
5. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2023 tarihli ve 2022/2-30 Esas, 2023/376 Karar sayılı kararı ile; boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin az buna karşılık kadının ağır kusurlu olduğu belirtilmişken bozma sonrası verilen direnme kararında kadın eşin tam kusurlu olduğu kabul edildiği, dolayısıyla yeni hükme yönelik temyiz incelemesini yapmakla görevli Özel Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
6. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...1.Bölge Adliye Mahkemesince boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı kadının tam kusurlu olduğu kabul edilmişse de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı-davalı erkeğin evlilik birliği içinde davalı-davacı kadının zina olayını öğrenmesinden önce birden fazla şiddet eylemi olduğu gibi davalı-davacı kadının zina eylemini öğrenmesinden sonra da davalı-davacı kadına karşı birden fazla kez şiddet uyguladığı, buna ilişkin darp raporlarının ve ceza kararlarının dosya içinde mevcut olduğu ve delil olarak davalı-davacı kadın tarafından dayanıldığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekirken, hatalı kusur belirlemesi sonucu davalı-davacı kadının tam kusurlu olduğunun kabulü hatalı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere boşanmaya sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddî ve manevî tazminata karar verilemez. Davacı-davalı erkek yararına 4721 sayılı Kanun`un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası koşulları oluşmamıştır. O halde davacı-davalı erkeğin manevî tazminat talebinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki kararda yer alan gerekçenin yanında; Yargıtay bozma ilâmında zina yapan kadın ile şiddet uygulayan erkeğin eşit kusurlu kabul edilmesi gerektiğinin belirtildiği, oysaki bu kabulün zinanın mutlak boşanma sebebinden çıkartılıp nispi boşanma sebebine dönüştürülmesi neticesinde her iki boşanma nedeni arasında kusur kıyaslaması yapılmasını mümkün hâle getirdiği, somut olayda zina yapan kadının ağır buna karşılık eşine şiddet uygulayan erkeğin ise az kusurlu olduğu, böyle olunca da erkek eş yararına 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Direnme kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davacı kadın vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-birleşen davacı vekili temyiz dilekçesinde; boşanmaya sebep olan olaylarda kadın eşin ağır kusurlu olarak kabul edilmesi ve bu belirlemeye bağlı olarak erkek yararına tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olup olmadıkları, buradan varılacak sonuca göre erkek eş yararına TMK’nın 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 161, 166/1 ve 174 üncü maddeleri.
2. Değerlendirme
1. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili kanun maddelerinin incelenmesinde yarar görülmektedir.
2. Bilindiği üzere 4721 sayılı Kanun'un "Zina" başlıklı 161 inci maddesinin birinci fıkrası "Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir" şeklinde ve "Evlilik birliğinin sarsılması" başlıklı 166 ncı maddesinin bir ve ikinci fıkraları ise;
"Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir" hükmünü taşımaktadır.
3. Genel boşanma sebeplerini düzenleyen ve yukarıya alınan madde hükmü, somutlaştırılmamış veya ayrıntıları ile belirtilmemiş olması nedeniyle evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığı noktasında hâkime çok geniş takdir hakkı tanımıştır. Bu bağlamda evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açan davacının davasının kabul edilerek boşanma kararı elde edebilmesi için iki koşulun gerçekleştiğini kanıtlamış olması gerekir. Bunlardan ilkinde davacı; kendisinden, evlilik birliğinin devamı için gereken "ortak hayatın sürdürülmesi" olgusunun artık beklenmeyecek derecede birliğin temelinden sarsıldığını, ikinci olarak "temelden sarsılmanın" karşı tarafın kusurlu davranışları sonucu gerçekleştiğini ispatlamak zorundadır.
4. Belirtmek gerekir ki; söz konusu hüküm uyarınca evlilik birliği, eşler arasında ortak hayatı çekilmez duruma sokacak derecede temelinden sarsılmış olduğu takdirde, eşlerden her biri kural olarak boşanma davası açabilir ise de, Yargıtay bu hükmü tam kusurlu eşin dava açamayacağı şeklinde yorumlamaktadır. Çünkü tam kusurlu eşin boşanma davası açması tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki "birlik artık sarsılmıştır" diyerek boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer (4721 sayılı Kanun md. 2). Nitekim benzer ilkeye Hukuk Genel Kurulunun 04.12.2015 tarihli ve 2014/2-594 Esas, 2015/2795 Karar sayılı kararında da değinilmiştir. Bu durumda kusur ilkesine göre genel sebeple (4721 sayılı Kanun md. 166/1) boşanmaya karar verebilmek için davalının az da olsa kusurlu olması gerekir.
5. Yargıtay kararlarında boşanma davalarında temyiz incelemesi aşamasının daha sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla; her bir davada verilecek olan boşanma kararı, fer'îleri ve boşanmanın malî sonuçları yönünden yapılacak denetlemeye uygun şekilde, tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda gerçekleşen kusurlu davranışları belirtildikten sonra eşlerin kusur durumlarının "kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu eş" şeklinde belirlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Yine Yargıtay, 03.07.1978 tarihli ve 5/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla da "kimin daha fazla kusurlu olduğunu tayin hususunda önceden bir ölçü konulamayacağına ve bu hususta bir içtihadı birleştirmeye gidilemeyeceğine" karar vererek her bir boşanma davasında tarafların boşanmaya esas teşkil eden kusur durumlarının kendine özgü ve o evliliğe münhasır olduğunu kabul etmiştir.
6. Diğer yandan boşanma bozucu yenilik doğuran bir karar niteliğinde olup, boşanma kararının kesinleşmesiyle evlilik birliği sona erer. Boşanmanın eşler bakımından kişisel ve mali olmak üzere bir takım sonuçlarının bulunduğu kuşkusuzdur. Maddi ve manevi tazminat talepleri de boşanmanın eşlerle ilgili mali sonuçlarındandır.
7. Türk Medeni Kanunu’nun "Maddi ve manevi tazminat" başlıklı 174 üncü maddesinde "Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir" hükmü düzenleme altına alınmıştır. Görülüyor ki hâkim, boşanmaya sebep olan olaylarda kusursuz veya az kusurlu bulunan eş yararına tazminat ödenmesine karar vermek yetkisine sahiptir.
8. Maddi tazminat, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan talep ettiği tazminattır. Maddi tazminatın ön koşulu, talep edenin boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatlerinin zedelenmesi, boşanma ve maddi zarar arasında nedensellik bağının bulunmasıdır. Başka bir sebepten kaynaklı kayıplar maddi tazminat kapsamında yer alamaz. Mevcut menfaatlerin belirlenmesinde evliliğin taraflara sağladığı yararlar göz önünde bulundurularak tarafın maddi tazminat talebi değerlendirilir. Evliliğin boşanma ile sona ermesi hâlinde taraflar birliğin sağladığı menfaatlerden ileriye dönük olarak faydalanamayacaklardır. Beklenen menfaatler ise evlilik birliği sona ermeseydi kazanılacak olan olası çıkarları ifade eder.
9. Türk Medeni Kanunu’nun 174 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen manevi tazminata boşanmaya sebep olan olayın, kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi hâlinde hükmedilir (Türk Hukuk Lugatı, Ankara-2021 Baskı, Cilt-I, s. 763). Manevi zarar ise, insan ruhunda kişinin iradesi dışında meydana gelen acı, ızdırap ve elem olarak ifade edilmektedir. Manevi tazminat da, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kabul edilen bir telafi şeklidir. Hukuka aykırı ve kusurlu bir davranış sonucu hakkı ihlâl edilenin zararının giderilmesi, menfaatinin denkleştirilmesi hukukun temel ilkesidir. Ancak 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası genel tazminat esaslarından ayrılmış, aile hukukunda getirilmiş, kendine özgü bir haksız fiil düzenlemesidir. Eşler arasındaki ilişkinin özelliği itibariyle burada manevi zararı tam olarak belirlemek zordur. Manevi tazminat miktarı, maddi olarak kesin bir miktar değildir. Manevi tazminat talep eden eşin ruhen uğramış olduğu çöküntü ile psikolojik olarak yaşamış olduğu sıkıntılara karşılık olarak onu rahatlatacak olan bir bedeldir. Bu özelliği nedeniyledir ki; yasa, menfaati zedelenen ve kişilik hakları ihlâl edilen eşe "uygun bir tazminat" verileceğini belirtmektedir. O hâlde hâkim; manevi tazminatın miktarını belirlerken, kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak takdir hakkını kullanmalıdır.
10. Eldeki davaya gelince; tarafların 17.08.2008 tarihinde evlenmiş olup ortak üç çocuklarının bulunduğu, evlilik birliği içerisinde kadın eşin zina yaptığı, buna karşılık erkeğin de eşine sürekli fiziksel şiddet uyguladığı, kadının burnunu kırdığı, bağımsız konut temin etmediği, aile konutunun elektrik, su ve doğal gazını kapattırmak suretiyle kusurlu davranışlar sergilediği anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince tespit edilen bu kusurlu davranışlara göre boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada ise aynı kusurlu davranışlar gözetilerek kadının ağır kusurlu olduğu kabul edilmiş ancak hükümde "erkeğin açmış olduğu zina hukuksal sebebine dayalı boşanma hükmünün, taraflarca istinaf edilmemiş olduğundan eşlerin 05.01.2018 tarihinde TMK 161 inci maddesi uyarınca zina sebebiyle boşanmalarının kesinleşmiş olduğu" gerekçesiyle kadın eş tarafından açılan birleşen boşanma davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, gerekçede erkeğin az buna karşılık kadının ağır kusurlu olduğunu kabul etmişse de birleşen dava yönünden erkek yararına yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Özel Daire erkek eşe yüklenen fiziksel şiddet vakıasının sürekli olduğu gerekçesi ile boşanmaya sebep olan olaylarda eşlerin eşit kusurlu sayılmaları gerektiğini belirterek hükmü bozmuş, birleşen dava hakkında verilen "karar verilmesine yer olmadığına" kararı ise onama kapsamında kalarak kesinleşmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen son kararda; özellikle tarafların boşanmasına ilişkin kesinleşen kararın zina nedenine dayalı olduğuna vurgu yapılmış ve somut olayda "zina ve şiddet olayı gerçekleştiğinden zina eylemini yapan kadın ağır, şiddet uygulayan erkek ise az kusurludur" gerekçesiyle direnilmiştir.
11. Gerçekten de; bir olay evlilik ilişkisi üzerindeki etkisine bakılmaksızın boşanma hakkı verebiliyorsa ortada mutlak boşanma sebebi vardır (Feyzi N. Feyzioğlu, Aile Hukuku, İstanbul-1986, s. 255-256). Zina (4721 sayılı Kanun md. 161) da mutlak boşanma sebebi olduğu için, ispatlandığı takdirde hakim boşanmaya karar vermek zorundadır ve bu davalarda davacı tarafın kusuru tartışılmaz; sadece davalının zina yapıp yapmadığı incelenir. Genel boşanma sebebinde (4721 sayılı Kanun md. 166/1) ise; eşler arasında meydana gelen olayların evlilik birliğini temelinden sarsıp sarsmadığını hâkim takdir edecektir, dolayısıyla bahsedilen bu genel boşanma sebebi nispi niteliktedir (Mustafa Dural; Tufan Öğüz, Mustafa Alper Gümüş, Türk Özel Hukuku, III. Cilt, Aile Hukuku, N. 636). Boşanma kararı, bozucu yenilik doğuran bir karar niteliğinde olup; kararın kesinleşmesi ile birlikte evlilik birliği ve birliğin gereği olan haklar ve sorumluluklar sona erer. Boşanma kararını veren hâkim; o evliliğe münhasır, tarafların boşanmaya sebep olan kusurlu davranışlarını belirler ve boşanma kararını verir. Böylece taraflar yönünden boşanmaya sebep olan olay veya olaylar artık belirlenmiş olur. Buradan hareketle; ayrı ayrı açılan boşanma davalarından biri hakkında verilecek hükmün diğerini de etkileyecek nitelikte olduğu tartışmasız olup, evlilik birliği sona erinceye kadar, herhangi bir sebeple açılmış bulunan boşanma davalarında tarafların boşanmaya neden olduğu iddia edilen tüm kusurlu davranışları, birlikte değerlendirilip, tarafların kusur oranlarının bir kez belirlenmesi ve belirlenen bu duruma göre boşanma ve varsa boşanmanın fer'î niteliğindeki talepler yönünden hüküm kurulması gerektiğinden taraflarca karşılıklı açılan tüm boşanma davalarının birlikte görülmesi zorunludur. Zira kaç dava olursa olsun, tüm davaların temeli taraflar arasındaki evlilik birliğinden kaynaklanan hukuki ilişkiye dayanmaktadır. Nitekim aynı hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2021 tarihli ve 2020/2-273 Esas, 2021/762 Karar sayılı kararında da aynen benimsenmiştir.
12. Somut olayda; erkeğin zina mutlak sebebine dayalı açmış olduğu boşanma davasına karşılık kadının nispi nitelikteki genel sebebe dayalı boşanma davası usule uygun şekilde birleştirilerek görülmüş; gerçekleşen olaylara göre kadının zina yaptığı buna karşılık erkeğin de eşine sürekli fiziksel şiddet uyguladığı, evin aboneliklerini iptal ettirdiği ve manevi anlamda bağımsız konut temin etmediği anlaşılmıştır. Özellikle belirtmek gerekir ki karşılıklı açılan veya birleştirilerek görülmesine karar verilen davalardaki "boşanma sebebinin" mutlak veya nispi olması hangi tarafın daha fazla kusurlu olduğunu tayin hususunda bir ölçüt değildir. Boşanma davasında dayanılan boşanma sebebinin; özel, genel, mutlak veya nispi olması, ispat kuralları açısından önem taşıdığından ancak usul hukuku bakımdan dikkate alınması gereken bir husustur. Aynı şekilde eşlerin zina veya hayata kast sebebiyle boşanmalarına hükmedilmesi hâlinde bunun maddi hukuk açısından sonuçlarının düzenleme altına alındığı 4721 sayılı Kanun'un 236/2 nci maddesinden hareketle mutlak ve nispi boşanma sebepleri arasında kusur kıyaslaması yapılamayacağını söylemek de mümkün değildir. Dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesinin direnme karar gerekçesinde yer verdiği "mutlak boşanma sebebi ile nispi boşanma sebebi arasında kusur kıyaslaması yapılmasının mümkün olmadığı" yönündeki gerekçe doğru bulunmamıştır.
13. Diğer yandan, direnme karar gerekçesinde yer verilen zina yapan kadının boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu sayılması gerektiğine dair görüşe de katılmak mümkün değildir. Unutulmamalıdır ki; kadına yönelik şiddet ve özellikle aile içi şiddet, hukuk sistemleri tarafından göz ardı edilmemesi gereken bir insan hakkı ihlâlidir. Dosyadaki bilgi, belge, ceza mahkemesi kararları ve şiddete ilişkin fotoğraflardan evlilik süresince eşine karşı süregelen şekilde fiziksel şiddet uyguladığı anlaşılan, bunun yanında manevi anlamda bağımsız konut temin etmeyen ve evin aboneliklerini iptal ettiren erkeğin tüm kusurlu davranışlarına rağmen evlilik birliğinin devam ettiği ve yaşanan sadakatsizlik olayının arkasından ilk davanın erkek eş tarafından açıldığı düşüncesinden hareketle, somut olayda olduğu gibi münhasıran sadakatsiz davranan kadının boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu olduğu yargısına varmak ve eşine manevi tazminat ödemesi gerektiğine karar vermek, toplum nazarında kadına yönelik aile içi şiddeti kabullenici bir tutumun göstergesi niteliğinde algılanabilir ve bunun önüne geçilmesi gerekir.
14. Gerçekleşen olaylara göre tarafların kusurlu davranışları kıyaslandığında eşlerin eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Kanun koyucu; evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda eşit kusurlu davranışlar sergileyen eşlere, boşanma sebebiyle ekonomik durumda meydana gelecek azalmaları tamamlama borcu yüklememiştir. Hâl böyle olunca kadın eşin ağır kusurlu olduğunun kabulü ile dosya kapsamına uygun düşmeyen bu kusur belirlemesine bağlı olarak erkek yararına manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
15. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
16. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı-birleşen davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
12.09.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2022/5375 E., 2023/790 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
isimli şahsa sevgi mesajları gönderdiğini, bu kişinin gece vakti ortak haneye geldiğini, bu şekilde davacı-davalı kadının zina eylemini gerçekleştirdiğini, ortak çocuklar ile ilgilenmediğini iddia ederek tarafların 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi olmadığı takdirde 166 ıncı maddesi birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin babaya verilmesine, müvekkili yararına 100.
2. Hukuk Dairesi 2022/5375 E. , 2023/790 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/802 E., 2022/800 K.
DAVACI-DAVALI : ... vekilleri Av. ... vd.
DAVALI-DAVACI : ... vekili Av. ...
DAVA TARİHİ : 16.11.2020 - 15.03.2021
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 6. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/718 E., 2022/116 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma ve ziynet alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince karşılıklı boşanma davalarının kabulü, ziynet alacağı davasının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 01.03.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..
Belli edilen günde temyiz eden davacı-davalı ... vekili Av. ... ve karşı taraf temyiz eden ... ile vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı-davalı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; davalı-davacı erkeğin, müvekkiline fiziksel şiddet uyguladığını, birlik görevlerini yerine getirmediğini, aşağıladığını, hakaret ettiğini, başka kadınlarla müvekkilini aldattığını, müvekkilinden gizli ameliyat olduğunu, yatakları ayırdığını, cinsel birlikteliğe yanaşmadığını, kişisel bakımına dikkat etmediğini, sürekli boşanacağını dile getirdiğini, ortak çocuklarla ilgilenmediğini, düğünde takılan bir kısım altınların taşınmaz alımı için bozdurulduğunu, kalan kısmının ise davalı-davacı erkek tarafından alındığını ve müvekkiline iade edilmediğini iddia ederek, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, müşterek çocukların velâyetinin müvekkiline verilmesine, çocuklar için aylık 2.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, müvekkili yararına 50.000 TL maddî ve 50.000 TL manevî tazminata, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere cumhuriyet altını (16 adet), teklik (6 adet), yarım altın (9 adet), çeyrek altın (56 adet), ata tam altını (16 adet), ata yarım altını (1 adet), ata beşli altını (1 adet), gram altın (2 gram), bilezik (17 adet toplam ve 275.58 gram), nakit para (1.900 dolar), uzay yolu set (40 gram), cumhuriyet altını (6 adet), ata lira altın (5 adet), onluk gremse (1 adet), çeyrek altın (15 adet), takı seti (1 adet), künye (2 adet), çocuk künyesi (4 adet), pırlanta tek taş yüzük (1 adet) ve 100 dolar ile 300 Euro'dan oluşan ziynet ve yabancı paranın aynen iadesi olmazsa 1.000 TL bedeline hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davacı-davalı kadın birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddialarını tekrarla, davalı-davacı tarafın iddialarının asılsız olduğunu, ... isimli kişinin işyeri arkadaşı olduğunu, aralarında bahsedildiği şekilde bir ilişki olmadığını, dosyaya sunulan apartman giriş çıkışa ilişkin görüntülerin 56 daire olan bir apartmana ait olduğu ve ... isimli şahsın müvekkilinin dairesine girip çıktığının kanıtlar nitelikte olmadığını, görüntülerin yasal olmayan yollardan elde edildiğini, müvekkilinin özel hayatını ihlal eder nitelikte olduğunu, suç teşkil ettiğini belirterek davalı-davacı erkeğin davasının reddi gerektiği savunulmuştur.
3.Davacı-davalı kadın vekili cevaba ve karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; davalı-davacı erkeğin iddialarının asılsız olduğunu, müvekkilinin karşı tarafın ailesi ile yakın ilişki içerisinde olduğunu, iki tarafın da alkol kullandığını, bu durumun müvekkili açısından seyrek ve ölçülü olmasına rağmen, davalı-davacı erkeğin aşırı miktarda alkol aldığını, müvekkilinin yürüyüş yapmak maksadı ile gece evden dışarı çıktığını, iş ortamı ile uyumsuz giyinmesinin söz konusu olmadığını, zaten ebe olan müvekkilinin forma giydiğini, davalı-davacı erkeğin aşırı kıskanç olduğunu, ... isimli şahıs ile müvekkilinin arkadaşlık ilişkisi dışında bir ilişkisinin olmadığını, ...'ı davalı-davacı erkeğin de tanıdığını beyan etmiştir.
4.Davacı-davalı kadın vekili 27.12.2021 tarihli dilekçesi ile ziynet alacağı davasına ilişkin talebini 466.151,00 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı-davacı erkek vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; davacı-davalı kadının sadakatsiz olduğunu, özel günlerde tek başına şehir dışına çıkmak istediğini, çoğu zaman eve geç geldiğini, müvekkiline sürekli psikolojik şiddet uyguladığını, ... isimli bir kişi ile olağanın dışında görüşmeler yaptığını, ... isimli şahsa sevgi mesajları gönderdiğini, bu kişinin gece vakti ortak haneye geldiğini, bu şekilde davacı-davalı kadının zina eylemini gerçekleştirdiğini, ortak çocuklar ile ilgilenmediğini iddia ederek tarafların 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi olmadığı takdirde 166 ıncı maddesi birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin babaya verilmesine, müvekkili yararına 100.000 manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davalı-davacı erkek vekili asıl davaya cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacı-davalı kadının müvekkiline ve ailesine saygısız davrandığını, aşırı savurgan olduğunu, sürekli olarak müvekkilini sevmediğini beyan ettiğini, cinsel ilişkinde kaçındığını, aldattığına ilişkin ciddi emareler olduğunu, davacı-davalı kadının müvekkiline hakaret ve küfür ettiğini, sürekli gece geç saatlerde dışarı çıktığını, iş ortamına uygun olmayacak şekilde dekolteli elbiseler giydiğini, alkol aldığını, maaşını eve ve çocuklara harcamadığını, güven sarsıcı eylemlerde bulunduğunu, düğünde takılan altınların ev alımı sırasında bozdurulduğunu, davacı-davalı kadının iddia ettiği kadar altın takılmadığını iddia ederek, 4721 sayılı Kanun'un 166 ıncı maddesi birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin babaya verilmesine, çocuklar için aylık ayrı ayrı 500,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, müvekkili yararına 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
3.Davalı-davacı erkek vekili asıl davada ikinci cevap dilekçesinde özetle; müvekklinin ... isimli şahısla tanışmadığını, bu yöndeki iddianın doğru olmadığını beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı-davacı erkeğin zina iddiasının kanıtlanmadığı, buna karşın davalı-davacı erkeğin eşiyle, çocuklarıyla ilgilenmeyerek, eşine karşı "senden anne olmaz, cahil kadın", "senin gibi kaşarın üzerine ev mi yaparım" ,"kaşar, gerizekalı, aptal, cahil-cahil konuşma" şeklinde konuşarak, eşine karşı güven sarsıcı hareketlerde bulunarak, eşinden ayrı yatarak, en ufak bir tartışmada "boşanalım" şeklinde konuşarak, kişisel temizliğine dikkat etmeyerek, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kusurlu olduğu, davacı-davalı kadının ise "...artık sadece çocuklarım için bu evliliği yürütüyorum, ...'a karşı hiç bir şey hissetmiyorum, artık sadece çocuklarımın babası" şeklinde konuşarak, eşine karşı güven sarsıcı hareketlerde bulunarak, maaşıyla evin giderlerine katılmayarak, eşinin kardeşine ve eşinin annesine "eskisi gibi hissetmiyorum, boşanmak istiyorum" şeklinde konuşarak, evine geç gelerek evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kusurlu olduğu gerekçesi ile davalı-davacı erkeğin 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi kapsamında açtığı davanın reddine, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü ile davacı-davalı kadının davası ile davalı-davacı erkeğin karşı dava ve birleşen davalarının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde, dava açıldığından bu yana anneleri yanında yaşayan müşterek çocukların velâyetinin anneye verilmesine, ortak çocuklar için aylık ayrı ayrı 400,00 TL tedbir, 500,00 TL iştirak nafakasına, tarafların tazminat taleplerinin reddine, davacı karşı davalı kadının dava konusu ettiği ziynet eşyalarından, 22 ayar 40 gram olan bir adet uzay yolu setin, 6 adet cumhuriyet altının, 5 adet ata lira altının, bir adet gremse altının, 15 adet çeyrek altının, 14 ayar 30 gram olan bir adet takı setinin, 14 ayar ve toplam gramı 20 gram olan 2 adet künyenin, 14 ayar bir adet pırlanta tek taş yüzüğün, 100 dolar ve 300 euronun düğünde davacı-davalı kadına takıldığı, davalı-davacı erkeğin bu altınları aldığı ve iade etmediği sabit kabul edilerek anılan ziynetler yönünden davanın kabulüne, ziynetlerin aynen iadesine olmadığı takdirde, bedeli olan 97.895,00 TL 'nin ilk 1.000,00 TL 'sinin faizsiz, bakiye 96.895,00 TL'sinin ıslah tarihi olan 27.10.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı-davacı erkekten alınarak, davacı-davalı kadına verilmesine, davacı-davalı kadının dava konusu yaptığı diğer ziynetlerin ise davacı-davalı kadının rızası dahilinde ev alınması için eşine verdiği, artık bu altınları talep hakkı bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı-davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-davacı erkeğin tamamen kusurlu olduğu, müvekkilinin tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiği, iştirak nafakalarının düşük belirlendiği, reddedilen ziynet talebine esas altınların müvekkili tarafından karşı tarafa hibe edildiğinin kanıtlanmadığı belirtilerek, erkeğin davalarının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, iştirak nafakalarının miktarı, ziynet alacağı davasının reddedilen kısmı yönünden İlk Derece Mahkemesinin kararının lehine kaldırılmasını talep ederek istinaf yoluna başvurmuştur.
2.Davalı-davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemeye usb bellek ile sunmuş olduğu fotoğraflar ile davacı-davalı kadının ... isimli kişi ile aynı evde gece geç saatlerde bir arada bulunduğu, gece yarısı bu kişinin eve girip çıktığı hususlarının ispatlandığı, zina nedeni ile sunulan hiç bir delilin incelenmediği, bilirkişi incelemesi yapılmadığı, hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiği, telefon görüşme kayıtlarının delil olarak dayanılmasına rağmen celp edilmediği, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-davalı kadının tamamen kusurlu olduğu, ortak çocukların velâyetinin babaya verilmesi gerektiği, ziynet eşyalarının ne şekilde tespit edildiğinin belli olmadığını, mahkemece düğün görüntüleri uyarınca rapor alınmadığını, ziynetlerin müvekkilinde olmadığını belirterek, reddedilen 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi kapsamındaki davası, kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talebi, velâyet düzenlemesi, kabul edilen ziynet alacağı talebi yönünden İlk Derece Mahkemesinin kararının lehine kaldırılmasını talep ederek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddi kararının hatalı olduğu belirterek istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tarafların karşılıklı boşanma davalarının kabulü koşullarının oluşup oluşmadığı, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kusurun kimden kaynaklandığı, tarafların tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı, ortak çocuklara ilişkin velâyet düzenlemesi, ortak çocuklar yararına hüküm altına alınan iştirak nafakasının miktarı, davacı-davalı kadının ziynet alacağı davasına konu ettiği ziynetlerin miktarı ile ziynetlerin kimin yedinde kaldığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı, maddesi 194 üncü maddesi, 348 inci maddesi ve 352 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci ve 371 inci maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (6098 sayılı Kanun) 50 nci ve 51 inci maddesi; 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi, 6 ncı maddesi, 161 inci maddesi, 166 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası 169 uncu maddesi ile 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 220 inci maddesi, 222 nci maddesi, 226 ncı maddesi, 327 inci, 328 inci, 330 uncu ve 336 ncı maddesi hükümleri.
3. Değerlendirme
1.Tarafların boşanma davalarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davalı-davacı erkek vekili tarafından 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi kapsamında zina sebebine dayalı boşanma davasında ve 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca açtığı davada ileri sürdüğü sadakatsizlik vakıasının ispatına esas olmak üzere bir kısım dijital meteryalleri içerir delilleri Mahkemeye usb bellek içerisinde dava dilekçesi ekinde sunulmuş, yine kadının ... isimli kişi ile olağanın dışında telefon görüşmeleri yaptığı iddiası ile kadının HTS kayıtlarına delil olarak dayanılmıştır. Mahkemece erkeğin sunduğu dijital materyaller değerlendirilmeksizin yine HTS kayıtları da celp edilmeden, bu delillere ilişkin hiç bir değerlendirme de yapılmaksızın, zina ve sadakatsizlik olgusunun ispatlanamadığı belirtilerek hüküm kurulmuştur. Mahkemece yapılacak iş davalı-davacı erkek tarafından zina ve sadakatsizlik iddialarına esas tüm delillerin dosya arasına alınması, gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yapıldıktan sonra tüm deliller, tarafların iddia ve savunmaları hep birlikte değerlendirildikten sonra hasıl olacak sonuca göre karar vermekten ibaret iken, davalı-davacı erkek tarafından sunulan deliller değerlendirilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
2. Ziynet alacağı davasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a)Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-davacı erkeğin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b) Davacı-davalı kadının ziynet alacağı davasının reddedilen kısmına ilişkin temyizi yönünden yapılan incelmede; İlk Derece Mahkemesince 97.895,00 TL tutarında kararda cins, miktar ve vasıfları sayılan ziynetlerin davacı-davalı kadına takıldığı, davalı-davacı erkeğin bu altınları aldığı ve iade etmediği sabit kabul edilerek anılan ziynetler yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, davacı-davalı kadının ziynet alacağı davasına konu diğer ziynetler yönünden ise; bu ziynetlerin kadının rızası dahilinde ev alınması için eşine verildiği, kadının artık bu altınları talep hakkı bulunmadığı gerekçesi ile bakiye talebin reddine karar verilmiştir. Erkek eş, aksine bir anlaşma yaptıklarını, aksine yerel adet olduğunu ispat etmedikçe; evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları karine olarak kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır. Kadının kişisel malı niteliğinde olan bu ziynetlerin ancak iade edilmemek üzere erkeğe verildiği, yahut kadının isteği ve onayı ile karşılıksız olarak bozdurulup harcandığını ispatlamadıkça, kişisel mal niteliğindeki ziynetler yönünden, ziynetleri bozduran diğer eşin iade yükümlülüğü devam eder. Somut olayda Mahkemeninde kabulünde olduğu üzere davacı-davalı kadın tarafından ziynet eşyalarının ev alınması için erkek eşe verildiği sabit olmakla birlikte, bu ziynetlerin iade edilmemek üzere erkeğe verildiği hususu ispatlanamamıştır. Ziynetler ile gayrimenkul alınmasının, tek başına ziynetlerin karşılıksız olarak verildiği sonucunu doğurmayacağı da izahtan varestedir. O halde mahkemece davacı-davalı kadının ziynet alacağı davasının tamamıyla kabulüne karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının boşanma davaları ile ziynet alacağı davasının reddedilen kısmı yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının boşanma davaları yönünden davalı-davacı erkek yararına, BOZULMASINA, bozma sebebine göre yeniden hüküm kurulması zorunlu hale gelen boşanma davaları ve fer'îleri yönünden tarafların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
3.Yukarıda (2-a) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davalı-davacı erkeğin ziynet alacağı davasına yönelik temyiz itirazlarının reddine,
Davacı-davalı kadının ziynet alacağına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ziynet alacağı davası yönünden davacı-davalı kadın yararına, BOZULMASINA,
Duruşma için takdir olunan 8.400,00 TL’nin ...'dan alınarak ...'a verilmesine ve 8.400,00 TL vekâlet ücretinin ...'dan alınarak ...'ya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin davalı-davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı-davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2022/6573 E., 2023/2958 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ndiğini, davalının sadakatsiz davranışlarda bulunduğunu, davalının vefat eden bebeğin doğum gününde eskorta gidip zina ettiğini, bunun davalının telefonuna davalının izni ile yüklenen program vasıtasıyla öğrenildiğini belirterek tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 161 inci, 163 üncü, 166 ncı maddeleri gereğince boşanmalarına, müvekkili lehine aylık 3.000,00 TL tedbir
2. Hukuk Dairesi 2022/6573 E. , 2023/2958 K.
"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/337 E., 2022/716 K.
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm
kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 5. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2018/660 E., 2021/1422 K.
Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiştir.
Kararın her iki taraf vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince erkek vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, kadın vekilinin istinaf başvurusunun kısmen esastan reddi ve kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kısmen kaldırılarak bu yönlerden yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı her iki taraf vekili tarafından temyiz edilmiş olup incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı kadın vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.06.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı ... vekili Av. ... geldi. Karşı taraf temyiz eden davalı ... ve vekilleri gelmedi. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin eşinden eşinden şiddet gördüğünü, davalının sorumluluklarını yerine getirmediğini, müvekkiline ilgi göstermediğini, davalının marketten ücretini ödemeden ürünler aldığını ve yakalandığını, 06.03.2016 tarihinde düşük doğum gerçekleştiğini, davalının müvekkilini tek başına bıraktığını, 2016 yılında davalının başka kadınla aşk yaşadığını, müvekkilinin 03.04.2017 tarihinde ikinci hamilelik haberini aldığını, davalının bu döneminde de ilgi göstermediğini, evde az zaman geçirdiğini, Haziran 2017'de boşanmak istediğini ve çocuğu aldıralım şeklinde beyanlarda bulunduğunu, bu konuda baskı yaptığını, müvekkilinin doktora götürülmediğini, davalının o dönemde de başka kadınlarla günlerini geçirdiğini, davalının Ağustos 2017'de başka kadınlarla ilişkisini anlatınca müvekkilinin sinir krizleri geçirdiğini, hastaneye kaldırıldığını, müvekkilini bırakarak ...'a yola çıktığını, çocuğun 37.günde vefat ettiğini, davalının pornografik sitelere girdiğini, kumar oynadığını, her konuda yalan söylediğini, ailesinin müvekkilinin ailesine yönelik hakaretlerine müdahale etmediğini, evlenmeden önceki psikolojik sorunlarını müvekkilinden gizlendiğini, davalının sadakatsiz davranışlarda bulunduğunu, davalının vefat eden bebeğin doğum gününde eskorta gidip zina ettiğini, bunun davalının telefonuna davalının izni ile yüklenen program vasıtasıyla öğrenildiğini belirterek tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 161 inci, 163 üncü, 166 ncı maddeleri gereğince boşanmalarına, müvekkili lehine aylık 3.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, yasal faiziyle birlikte 200.000,00 TL maddî ve 200.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde özetle; iddiaların doğru olmadığını, davacının basit olayları büyüterek abarttığını, sinir krizlerine girerek evde olumsuz hava oluşturduğunu, müvekkiline karşı kadınlık görevlerini yerine getirmediğini, ayrı yattığını, müvekkiline şiddet uyguladığını, müvekkilini evden kovduğunu, müvekkilinin telefonuna program kurarak müvekkilinin uygunsuz sitelerce aranmasına sebep olduğunu, davacının aşırı maddî taleplerinin bulunduğunu, bu olaylardan sonra ailelerin bir araya gelip tarafları barıştırdıklarını, davacının kurduğu program ile müvekkilinin gittiği yerleri kontrol ettiğini, müvekkilinin üzüntüsünden birtakım hastalıklara yakalandığını, davacının ev işlerini yapmadığını, müvekkili hakkında bilgi toplamakla vakit geçirdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı erkeğin 2017 yılında başka bir kadınla birlikte olduğu, otel kayıtlarının olduğu, bu kadınla olan birlikteliğini davacıya itiraf ettiği, davacının bu sırada hamile olduğu ve rahatsızlandığı, bu yüzden Ege Üniversitesi Hastanesinde tedavi olduğu, erken doğum yaptığı, çocuğunun vefat ettiği, bu sırada davalı eşinin davacıyla ilgilenmediği, yanında olmadığı, bu olaylardan sonra tarafların evliliklerine devam ettiği, ancak erkeğin, çocuklarının vefat yıl dönümünde eskorta gittiği, bu durumu kabul ettiği, tanık beyanlarıyla bu durumun sabit olduğu, bu haliyle güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, kumar oynadığı, boşanmaya neden olan olaylarda davalı erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birince ve ikinci fıkrası koşulları kadın lehine oluştuğundan yasal faiziyle birlikte kadın lehine 45.000,00 TL maddî ve 45.000,00 TL manevî tazminata, davacı kadın her ne kadar davalının Dilek isimli kadınla aşk yaşadığını, otellerde kaldığını, öncesinde de İrem isimli kadınla aşk yaşadığını iddia etmiş, sadakatsiz davranışlarından bahsetmiş ise de bu olaylardan sonra evliliğine devam ettiği, olayın af kapsamında kaldığı gerekçesiyle zinaya dayalı davasının reddine, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürdürme nedeniyle açılan boşanmanın yasal koşullarının oluşmadığı, davacı kadının iddia ettiği davalının marketten ücretini ödemeden ürünler aldığı ve yakalandığına yönelik iddialarının üzerinden zaman geçtiği, davalının bu eylemindin sonra tarafların evliliklerinin devam ettiği, bu olayın af kapsamında kaldığı gerekçesiyle 4721 sayılı Kanun'un 163 üncü maddesine dayalı davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde her iki taraf vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; 4721 sayılı Kanun'un 161 inci ve 163 üncü maddelerine dayalı davaların reddi, tedbir ve yoksulluk nafakasının reddi, maddî ve manevî tazminat miktarları, tazminatlara dava tarihinden itibaren faiz işletilmemesi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları hakkında yeterli araştırma yapılmayarak eksik inceleme ile karar verilmesi yönünden istinaf yoluna başvurmuştur.
2.Davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılmadan eksik inceleme ile tazminatlara karar verilmesi ve tazminatlar yönünden istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı erkeğin güven sarsıcı davranışlardan öte zina eylemini işlediğinin sabit olduğu, Mahkemece erkeğe kusur olarak yüklenen kumar oynama vakıasının da sabit olduğu, zinaya hukuki sebebine ilişkin yasal şartların gerçekleştiği, boşanmaya yol açan olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu, kadının 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesine dayalı davanın reddine yönelik istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının 2 nolu bendinin 161 inci maddeye dayalı davanın reddi yönünden kaldırılmasına, tarafların zina nedeniyle boşanmalarına karar verilmiş, 4721 sayılı Kanun'un 163 üncü maddesine dayalı davanın yasal koşulları oluşmadığından ret hükmünde isabetsizlik bulunmadığı, tarafların gelirleri konusunda dosyada kanaat verecek bilgi ve belge bulunduğundan bu hususta eksik araştırma yapıldığına yönelik tarafların istinaf taleplerinin yerinde olmadığı, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi yerinde olup, hükmolunan manevî tazminat miktarının hakkaniyete uygun olduğu, maddî tazminat miktarının ise az olduğu gerekçesiyle kadının maddî tazminat miktarına yönelik istinaf talebinin kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin ilgili hükmünün kaldırılarak yerine yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle kadın lehine yasal faiziyle birlikte 60.000,00 TL maddî tazminata, kadının dava tarihinden itibaren faiz talebinin yasal dayanağı bulunmadığı, tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında kadının boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmeyeceği görülmekle ve yargılama aşamasında çalışmaya başlaması dikkate alınarak kadın lehine tedbir ve yoksulluk nafakasına hükmedilmemesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalı erkeğin tüm, davacı kadının sair yönlere ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde her iki taraf vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı erkeğin gelirine ilişkin yeterli araştırma yapılmadığını, maaşının görünenden yüksek olduğu gibi erkeğin gelirinin müvekkilinin gelirinden de yüksek olduğunu, tedbir ve yoksulluk nafakasının reddinin hatalı olduğunu, zinaya dayalı davanın da kabulüne karar verildiği halde hükmedilen maddî ve manevî tazminat miktarının çok düşük olduğunu, erkeğin marketten alışveriş yapıp ücretini ödemeden ayrılmasının müvekkilinde hayal kırıklığı ve çöküntü yarattığını, müvekkilini bu olayı affetmediğini, 4721 sayılı Kanun'un 163 üncü maddesine dayalı davanın da kabulü gerektiğini ileri sürerek, iki boşanma sebebi yönünden de dava kabul edildiği halde tek vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek 4721 sayılı Kanun'un 163 üncü maddesine dayalı davasının reddi, tedbir ve yoksulluk nafakasının reddi, tazminatların miktarı, vekâlet ücreti yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı erkek temyiz dilekçesinde özetle; davacının iddialarını ispatlayamadığını, müvekkilinin kusurlu olmadığını, tazminat miktarlarının fahiş olduğunu ileri sürerek zinaya dayalı davanın kabulü, kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı görülen boşanma davasında erkeğin kusurlu olup olmadığı, kadının zina hukuki sebebine dayalı davasının kabulüne ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediği, zina eyleminin ispatlanıp ispatlanmadığı, kadının suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme hukuki nedenine dayalı davanın reddi ile kadın lehine tedbir ve yoksulluk nafakası verilmemesinin yerinde olup olmadığı, kadın lehine tazminatlara hükmedilmesinin ve miktarlarının dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Kanun’un 161 inci, 163 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı erkek vekilinin tüm, davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat azdır. 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Kanun'un 50 nci ve 51 inci madde hükümleri nazara alınarak, 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının maddî ve manevî tazminat miktarları yönünden davacı kadın yararına BOZULMASINA,
2.Davalı erkeğin tüm, davacı kadının sair temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Duruşma için takdir olunan 8.400,00 TL. vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin davalıya yükletilmesine,
Peşin alınan harcın istek halinde yatıran davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/946 E., 2023/4133 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
aynı evin paylaşıldığını, evliliğin birliğinin devam etmediğini belirterek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 161 inci maddesinde belirtilen zina hukuki nedenine, olmadığı takdirde 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinde belirtilen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı olarak davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velayet
2. Hukuk Dairesi 2023/946 E. , 2023/4133 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1044 E., 2022/2185 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DER... MAHKEMESİ : Bandırma Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/366 E., 2022/138 K.
Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Der... Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı erkek vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde; 2018 yılı içinde erkeğin kadının başka bir erkek ile yazıştığını gördüğünü, kadının bir daha yapmayacağını belirtmesi üzerine affettiğini, ancak zamanla kadının uzak davrandığını, ortak çocuğun okuluna sık sık gitmeye başladığını, telefonla arandığında ya meşgul çaldığını ya da cevap vermediğini, erkeğin 12 Nisan günü ortak çocuğun okulunda görev yapan ...isimli öğretmen ile kadının yazışmalarını gördüğünü, mesajlardan bu kişi ile bir yerde buluştuklarının açık olduğunu, "canım, bir tanem, çok öp...ğim" gibi mesajların olduğunu, bu kişi ile kadının annesinin alt katında boş olan komşunun evinde buluştuğunun mesajlardan anlaşıldığını, erkeğin ...isimli kişi hakkında şikayette bulunduğunu ve idari soruşturma açıldığını, soruşturmada her ikisinin de buluştuklarını kabul ettiğini, bu durumda zinanın varlığının sabit olduğunu, kadının da zinayı itiraf ettiğini, zina olayını öğrendikten sonra erkeğin evin kendisine ait olduğunu belirtip kadının gitmesini isteğini, kadının gitmemesi üzerine eşyalarını toplamaya başladığını ancak ortak çocuğun babanın gitmesini istememesi üzerine bir kaç gün çok erken çıkıp geç gelmek üzere eve gidip geldiğini, daha sonra tarafların covide yakalandığını, bu süre içinde sad... aynı evin paylaşıldığını, evliliğin birliğinin devam etmediğini belirterek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 161 inci maddesinde belirtilen zina hukuki nedenine, olmadığı takdirde 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinde belirtilen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı olarak davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velayetinin babaya verilmesine, 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kadın vekili cevap dilekçesinde; erkeğin öfke problemi olduğunu, zina iddasının doğru olmadığını, asıl uygunsuz davranışta bulunanın erkek olduğunu, telefonuna yabancı kadınlardan mesaj geldiğini, 11 yıl önce bir kadından eve çağıran bir mesaj geldiğini, ne olduğunu sorunca da yanlışlıkla geldiğinin belirtildiğini, tarafların 2021 yılı Nisan ayından beri karı-koca hayatı yaşadıklarını, erkeğin 12 Nisan günü kadını annesinin kapısının önünde görünce hemen kadının telefonuna saldırdığını, telefondan mesajları görüp kadının annesinin evine çıkarak ağza alınmayacak sözler söylediğini, sonra taraflar konuştuğunda evliliğin devam ettiğini, hatta tarafların covide yakalandığını ve evde geçirdiklerini, bu durumun affın varlığını gösterdiğini, zina gibi bir durumun olmadığını, sad... üçüncü kişi ile pandemi nedeni ile sosyal alanlar kapalı olduğundan kısa süreli dostane şekilde yüz yüze görüşme durumu olduğunu, erkeğin öfke problemi olduğunu, hakaret ettiğini, fiziksel müdahalede bulunduğunu belirterek evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile tarafların boşanmalarına, kadın yararına 100.000,00TL manevî tazminata hükmedilmesine, ortak çocuk yararına aylık 750,00TL tedbir ve iştirak nafakasına, davalı yararına aylık 1.250,00TL tedbir ve yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DER... MAHKEMESİ KARARI
İlk Der... Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada mevcut mesaj çıktıları incelendiğinde davalı kadının ...isimli üçüncü şahıs ile mesajlaştığı, buluşmak için sözleştikleri, birbirlerine öpücük emojisi atarak çok öp...klerine dair söylemlerde bulundukları, kadının buluştuğu şahsı ''iniyorum, girdim, hadi gel, ...'lerde, kimse yok...'' şeklinde buluşma yerine çağırdığı, üçüncü şahsın ise ''geldim'' şeklinde cevapladığı, erkeğin bu olaya ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı'na yapmış olduğu idari şikayet evraklarında kadının söz konusu yazışmaları ...G. isimli şahısla yaptığını kabul ettiği, yazışma ve konuşmalarının zamanla yakınlaşmaya döndüğü ve pişmanlık duyduğu şeklinde ifade verdiği, ...G. İsimli şahsın ise ''12 Nisan 2021 tarihine ait yazışmalar doğrudur. Bahsettiğiniz yazışmalar yaklaşık bir yıldır hanımefendi ile duygusal boyutta devam etmektedir. Bahsi geçen ... adlı kişinin evi ile ilgili olan kısmı da doğrudur....Yaşanan olaylardan ötürü üzgünüm.'' şeklinde ifade verdiği, davacı tanığı ... ve davalı tanığı ...'un da kadının söz konusu olayı ikrar ettiğine ilişkin beyanda bulundukları. söz konusu olayı 2021 yılının Nisan ayında öğrenen erkeğin davayı hak düşürücü süre içerisinde açtığı, kadının söz konusu olaydan sonra erkek ile aynı evde karı- koca hayatını devam ettirdiğine ve erkeğin kendisini affettiğine ilişkin beyanı yönünden ise davalı tanığı ...'un kendi içerisinde çelişen beyanı haricinde başkaca bir delil olmadığı, bu nedenle bu tanığın beyanına itibar edilmediği, olayı öğrenildikten sonra tarafların Covid-19 hastalığına yakalandıkları ve aynı evde makul sürede kalmalarının af iradesi olarak kabul edilemey...ği gerekçesi ile erkeğin zina hukuki sebebine dayalı olarak açmış olduğu boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velayetinin anneye verilmesine, çocuk ile baba arasında kişisel ilişki kurulmasına, çocuk yararına aylık 600,00 TL tedbir ve iştirak nafakalarına, kadın yararına aylık 500,00 TL tedbir nafakasına, erkek yararına 20.000,00 TL manevî tazminata, kadının manevî tazminat talebinin reddine karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Der... Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle ; velayetin babaya verilmesi gerektiği, hükmedilen manevî tazminat miktarının düşük olduğu, kadın yararına hükmedilen tedbir nafakasının kaldırılması gerektiği gerekçeleri ile velayet, manevî tazminatın miktarı, kadın yararına hükmedilen tedbir nafakası yönlerinden İlk Der... Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. Davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; üçüncü kişi ile aralarındaki günlük mesajların zina olarak kabul edilmesinin imkansız olduğunu, bu mesajları erkeğin 12.04.2021 tarihinde gördüğünü ve tarafların konuşarak anlaştıklarını, dava açılana kadar elli gün aynı evde evliliklerine devam ettiklerini, tarafların covid olduğunu ancak aynı zamanda erkeğin kardeşinin de covid olduğunu, kardeşine gitmeyi tercih etmediğini, bu nedenle af sayılması gerektiğini, affın varlığının tanık beyanı ile de sabit olduğunu, hükmedilen manevî tazminatın reddedilmesi gerektiğini, davanın 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmaya karar verilmesi gerektiğini, erkeğin kusurlu olduğunu belirterek 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi uyarınca davanın kabulü 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca davanın kabul edilmemesi, kusur, manevî tazminat yönlerinden İlk Der... Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Der... Mahkemesinin kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; üçüncü kişi ile aralarındaki günlük mesajların zina olarak kabul edilmesinin imkansız olduğunu, bu mesajları erkeğin 12.04.2021 tarihinde gördüğünü ve tarafların konuşarak anlaştıklarını, dava açılana kadar elli gün aynı evde evliliklerine devam ettiklerini, tarafların covid olduğunu ancak aynı zamanda erkeğin kardeşinin de covid olduğunu, kardeşine gitmeyi tercih etmediğini, bu nedenle af sayılması gerektiğini, affın varlığının tanık beyanı ile de sabit olduğunu, hükmedilen manevî tazminatın reddedilmesi gerektiğini, davanın 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmaya karar verilmesi gerektiğini, erkeğin kusurlu olduğunu belirterek 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi uyarınca davanın kabulü, kusur, manevî tazminat yönlerinden kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak der...de geçimsizlikte kusurun davacı erkekten kaynaklanıp kaynaklanmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi uyarınca davanın kabulü ile erkek yararına manevî tazimnat verilmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, şartları var ise miktarlarının dosya kapsamı ve hakkaniyete uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi, 6 ncı maddesi, 161 inci maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (6098 sayılı Kanun) 50 nci ve 51 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı kadın vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektir...k nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Der... Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Hukuk
(A), eşi (B)’nin 1 Mart 2020 tarihinde kendisini aldattığını (zina ettiğini) 1 Mayıs 2025 tarihinde öğrenmiştir. Bu durumu öğrenir öğrenmez 1 Haziran 2025 tarihinde zina nedenine dayalı boşanma davası açmıştır. Mahkemenin vereceği karar ne olmalıdır?
A) Zina eyleminin üzerinden 5 yıllık süre geçtiği için davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermelidir.
B) Öğrenme tarihinden itibaren 6 aylık süre içinde dava açıldığı için davanın kabulüne karar vermelidir.
C) Davayı kabul etmeli ancak zinayı nispi boşanma sebebi olarak değerlendirmelidir.
D) Davayı kabul etmeli ancak (A)'nın (B)'yi affetme ihtimalini araştırmalıdır.
E) Zina eyleminin üzerinden 5 yıllık süre geçse dahi öğrenme yeni olduğu için davayı kabul etmelidir.
Bu maddeyle ilgili 9 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.