Türk Medeni Kanunu 162. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 162- Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.
Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
III. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
30 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2023/7625 E., 2024/5883 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
verilmesi gerekirken bu hususun gözetilmediği, ancak taraflarca boşanma yönünden istinaf edilmediği dikkate alınarak evlilik birliğinin boşanma ile sona ermiş olmasına karşın kusur tespiti, tazminat, yoksulluk nafakası ve velâyet yönünden 4721 sayılı Kanun'un 162. maddesi yönünden hüküm kurulup boşanmanın fer'îlerinin buna göre değerlendirilmesi için hükmün kaldırılması, buna göre değerlendirme ya
2. Hukuk Dairesi 2023/7625 E. , 2024/5883 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/522 E., 2023/230 K.
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ: Tekirdağ 1. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/374 E., 2021/33 K.
Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı-davalı erkek vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince Mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Gönderme kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kadının davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davacı-davalı erkek vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı kadın vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle;kadının ona ve ailesine hakaret ettiğini, kadının ailesi tarafından tehdit edildiğini, kadının onu hayati tehlike geçirmesine neden olacak şekilde bıçakla yaraladığını, hastanede olduğu sırada ortak konuttaki eşyaların büyük bir kısmını götürdüğünü, evde kalan eşyalara zarar verdiğini, kadın tarafından müşterek konuttaki tüp hortumu kesilerek elektrik düğmesine basıldığında patlamaya yol açacak hale getirildiğini, yaşanan olaylar nedeniyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun ) 62. maddede düzenlenen hayata kast koşulları oluştuğunu ayrıca evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını bildirerek 4721 sayılı Kanun'un 166 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin tarafına verilmesine, aylık 300,00 TL tedbir- iştirak nafakası ile 30.000,00 TL maddî, 30.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-davacı kadın vekili, cevap-karşı dava dilekçesinde özetle; tarafların 2014 yılında kaçarak evlendiklerini, ortak bir kızlarının olduğunu, müvekkilinin şu anda ikinci çocuğuna hamile olduğunu, erkeğin tamamen ailesinin etkisinde kaldığını, tarafların müstakil bir evleri olmasına rağmen erkeğin müvekkilini kendi ailesi ile birlikte oturmaya zorladığını, müvekkilinin küçük çocuğu için bu duruma rıza gösterdiğini, ancak karşı tarafın müvekkiline maddî ve manevî eziyetler etmeye devam ettiğini, müvekkilini darp ettiğini, karşı tarafın ailesinin olay çıkardığını, taraflar arasında karşılıklı darp, tehdit ve hakaretler yaşandığını, müvekkilinin bayıldığını, acilen hastaneye kaldırıldığını, tarafların bu arada karakolluk olduğunu, müvekkilinin hastaneden çıkar çıkmaz çocuğunu almak istediğini, ancak çocuğu müvekkiline vermediklerini, müvekkili baba evine döndükten sonra tarafların tekrar barışmaları için erkeğin müvekkilinin akrabalarını araya koyduğunu, barışmak istediğini söylediğini, müvekkilinin de barıştığını, ancak erkeğin sözünde durmadığını, kısa süre sonra müvekkilini darp, tehdit ve hakaret etmeye devam ettiğini, müvekkilinin can güvenliği kalmadığından baba evine dönmek zorunda kaldığını, hamile olduğunu, hiçbir gelirinin olmadığını, kusurlu olanın davacı olduğunu belirterek, erkeğin davasının reddine, karşı davalarının kabulü ile tarafların boşanmalarına, dava tarihinden itibaren müvekkili için aylık 1.000,00 TL, ortak çocuk için aylık 500,00 TL tedbir nafakası bağlanmasına, ortak çocuk İlke Sabire'nin ve doğacak çocuğun velâyetlerinin müvekkiline verilmesine, karar kesinleştikten sonra velâyetlerin müvekkiline bırakılmasına, nafakaların yoksulluk ve iştirak nafakası olarak devamına, müvekkili lehine 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalma kaydıyla müvekkiline ait 5 adet 20 gramlık 22 ayar bilezik 1 adet beşibiryerde, 1 adet 22 ayar zincir, bir adet tek taş alyans, 1 çift küpe, 20 adet çeyrek altın, 4 adet yarımlık altının aynen iadesine, iadesi mümkün olmadığı takdirde şimdilik 12.000,00 TL'nin yasal faizi ile birlikle kadından alınmasına, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 13.03.2018 tarih, 2016/132 Esas ve 2018/196 Karar sayılı kararı ile; her iki davanın kabulüne karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Gönderme Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-davalı erkek vekili ziynet alacağı,boşanma ve fer’îleri yönünden istinaf ettiklerini beyanla, İlk Derece Mahkemesinin yanılgılı değerlendirmede bulunduğunu, İlk Derece Mahkemesinin kararının talepleri doğrultusunda kaldırılması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
2.Bölge Adiye Mahkemesinin 09.06.2020 tarih ve 2018-1450 esas 2020-605 Karar sayılı kararı ile; erkeğin ziynet alacağı yönünden istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının ziynet alacağına ilişkin kabul kararı ve bu alacakla ilgili harç ve yargılama giderleri ile ilgili kısmının kaldırılmasına, kadının ziynet alacağı talebinin reddine, özel boşanma sebepleri bakımından davanın değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken bu hususun gözetilmediği, ancak taraflarca boşanma yönünden istinaf edilmediği dikkate alınarak evlilik birliğinin boşanma ile sona ermiş olmasına karşın kusur tespiti, tazminat, yoksulluk nafakası ve velâyet yönünden 4721 sayılı Kanun'un 162. maddesi yönünden hüküm kurulup boşanmanın fer'îlerinin buna göre değerlendirilmesi için hükmün kaldırılması, buna göre değerlendirme yapılması için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
C.İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, erkeğin eşini ayrı evleri olmasına rağmen ailesi ile birlikte yaşamaya zorladığı, eşine şiddet uyguladığı, ailesinin evliliğe müdahale etmesine müsaade ettiği, eşini ailesinden sürekli para istemeye zorladığı, buna karşı kadının da eşine hakaret ettiği, onu tehdit ettiği geçimsizlikte her iki tarafın da eşit kusurlu bulunduğu, erkeğin 4721 sayılı Kanun'un 162. maddesinde düzenlenen hayata kast özel nedenine dayalı boşanma talebinin reddine; erkeğin 4721 sayılı Kanun'un 166/1. maddesi gereğince evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, kadının kabul edilen boşanma davası yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmadığından boşanma hükmü, 17.04.2018 tarihinde kesinleşmiş olmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına; velâyetin davalı- karşı davacı anneye verilmesine; baba ile çocuklar arasında kişisel ilişki tesisine, ortak çocuklar için takdir edilen aylık 200,00'er TL tedbir nafakalarının karar kesinleştiğinde iştirak nafakası olarak devamına, kadın için aylık 250,00 TL tedbir 350,00 TL yoksulluk nafakasına, tarafların maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-davalı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı- davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesinde özel boşanma nedeni olan hayata kast nedenine dayandıkları halde eşit kusurlu bulunmalarının doğru olmadığını bildirerek 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesine dayalı olarak açtığı davanın reddi, velâyet, aleyhine hükmedilen nafakalar ve tazminat taleplerinin reddi yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Tekirdağ 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/294 Esas, 2018/762 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde 20.01.2016 tarihinde kadının erkeği hayati tehlike geçirmesine neden olacak şekilde bıçakla yaralamak suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı, infaz süresince kamu hizmetlerinden yasaklandığı, velâyet hak, vesayet kayyımlık hizmetinden men edildiği (alt soy), 06.08.2021 tarihinde sanık karar takip formu düzenlendiği, kadının erkeği tehdit etmesi nedeniyle cezalandırıldığı tehdit suçu nedeniyle verilen ceza için kadın hakkında HAGB uygulandığının anlaşıldığı, kadın cezanın infazı için ceza evinde iken Covid 19 salgını nedeniyle izne ayrıldığı, 18.07.2022 tarihinde Sakarya İnfaz Hakimliğince verilen 2022/7558 sayılı karar ile kadının cezasının koşullu salıverilme tarihi olan 10.07.2023 tarihine kadar denetimli serbestlik uygulanmak sureti ile infazına karar verildiği Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 17.12.2021 tarihinde kadının ceza evine girmesi nedeniyle 12.04.2022 tarihinde kadın için vasi tayin edilmesi talebi üzerine Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 30.05.2022 tarih, 2022/633 Esas, 2022/754 Karar sayılı ilamı ile kadının kısıtlanarak annesinin velâyeti altına alındığı, kısıtlılığının hapis hali sona erinceye kadar devamına karar verildiğinin görüldüğü, kadının hapis hali sona erdiğinden kısıtlılık halinin de sona erdiği, Tekirdağ 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/294 Esas, 2018/762 Karar sayılı kesinleşmiş kararı ile kadın hakkında erkeği bıçaklayarak hayati tehlike geçirmesine neden olacak şekilde yaralaması nedeniyle hapis cezası verildiği,kadın hakkında kesinleşen ceza mahkemesi kararı gereğince erkeğin açtığı 4721 sayılı Kanun'un 162 maddesine dayalı davanın ve erkeğin tazminat taleplerinin kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin, kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesinin doğru olmadığı, kadının erkeği kasten yaralama suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasının infazı süresince kamu hizmetlerinden yasaklanmış, velâyet hak, vesayet kayyımlık hizmetinden men edildiği, bu durumda ortak çocukların üstün yararı gözetilerek velâyetlerinin babalarına verilmesinin gerektiği, erkeğin, 162 maddesine dayalı olarak açtığı davanın reddine ilişkin istinaf talebi ile velâyet, aleyhine hükmedilen yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinin reddine ilişkin istinaf taleplerinin kabulü ile,erkeğin 4721 sayılı Kanun'un 162 maddesine dayalı davasının kabulüne, evlilik birliği boşanma ile sona erdiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, çocukların velâyetlerinin babalarına verilmesine, tarafların ortak çocukları 2016 doğumlu Seyhan Can ve 2014 doğumlu İlke Sabire için dava tarihinden (18.02.2016) itibaren aylık 200,00’er TL tedbir nafakasının kararın kesinleşmesine kadar devamı ile erkekten tahsili ile kadına ödenmesine, kadın yararına dava tarihinden itibaren 250,00 TL tedbir nafakasına, koşulları oluşmadığı için kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, erkek lehine 10.000,00 TL maddî, 10.000,00 TL manevî tazminata, kadının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı- davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde; erkek eşin tam kusurlu olduğunu, erkeğin 162’ye dayalı davasının kabulünün hatalı olduğunu belirterek kusur, erkek lehine verilen tazminatlar, velâyet, yoksulluğun reddi yönünden temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; erkeğin boşanma davası şartlarının oluşup oluşmadığı, kusur tespiti, delillerin takdirinde hata edilip edilmediği, tazminatlar, nafakalar, velâyet noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Kanun’un 162 nci, 166 ncı maddesi, 169 uncu, 174üncü maddesi, 175inci maddesi, 182 nci, 330 uncu, 336 ncı maddeleri. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-davacı kadın vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
2. Hukuk Dairesi, 2023/9992 E., 2024/2077 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
tam metni aç
r'e habersizce gelmediğini, senden profesör olsa ne olur, sen o görevleri yapamazsın, kabul etme, sen yemek yapamazsın, sen hiç bir şeyden anlamazsın, ne biçim annesin gibi söylemlerde bulunduğunu ileri sürerek davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ( 4721 sayılı Kanun) 162 nci maddei uyarınca pek kötü ve onur kırıcı davranış ve 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca
2. Hukuk Dairesi 2023/9992 E. , 2024/2077 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1639 E., 2023/2091 K.
DAVA TARİHİ : 03.11.2020
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 4. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/834 E., 2022/201 K.
Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kadının evlilik birliğinin temelinden sarsılması uyarınca açılan boşanma davasının kabulüne tarafların boşanmalarına ve ferilerine, kadının pek fena muamele ve onur kırıcı davranışta bulunmaya dayalı davasının reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; kadına fiziksel şiddet uyguladığını, hor gördüğünü, gebertirim seni kimse elimden alamaz gibi sözlerle ölümle tehdit ettiğini, bunun üzerine kadının baba evine sığındığını, kadının İzmir'de, erkeğin ise Konya'da üniversite de profesör unvanı ile çalıştıklarını, tarafların İzmir'de evlilik birliğinin kurulması yönünde anlaştıklarını, erkeğin aylarca İzmir'e habersizce gelmediğini, senden profesör olsa ne olur, sen o görevleri yapamazsın, kabul etme, sen yemek yapamazsın, sen hiç bir şeyden anlamazsın, ne biçim annesin gibi söylemlerde bulunduğunu ileri sürerek davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ( 4721 sayılı Kanun) 162 nci maddei uyarınca pek kötü ve onur kırıcı davranış ve 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye bırakılmasına, ortak çocuk yararına aylık 3.500,00 TL tedbir ve iştirak, kadın yararına 500.000,00 TL maddî ve 500.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı erkek vekili cevap dava dilekçesinde özetle; çocuğun doğumu sonrası kadının, babasının evinde yaşamakta ısrar ettiğini, ortak haneye dönmediğini, paranı gereksiz yere harcıyorsun, sen maaşını bana ver, ben sana haftalık harçlık vereyim gibi sözlerle maddî yönden baskı yaptığını, erkeğin Konya ilinde bulunan evinin satılarak, İzmir'den ev alınması hususunda da baskı yaptığını, gelirinden fazla sonu gelmez isteklerde bulunduğunu, ortak çocuğa isim konulmasını kavga haline getirdiğini, kendi isteği doğrultusunda ortak çocuğa isim koyduğunu, kadının çalıştığı Katip Çelebi Üniversitesine atanması için başvuru yaptığını, kadının "bölümde seni istemiyorum, sakın gelme, gelirsen pişman olursun, ayrılırız, çocuğunu göremezsin, ben bölüme ablamı alacağım hemen gidip kadroya atanmak istemediğine dair feragat belgesi vereceksin" gibi sözlerle tehdit ettiğini, İzmir'e gelmesini engellediğini, 24 Ağustos 2020 tarihinde davacının babasının Ayşegül eve dönmeyecek, biz evliliğinizin bittiğine dair rektör ve dekana bilgi verdik. Kadroya atanmak için başvuru yapma, güvenliğe bilgi verildi, seni kapıdan içeri almayacaklar, senden bir şey olmayacağı anlaşıldı, senin doçent olmak gibi bir hedefin yok gibi sözlerle müvekkilini aşağıladığını, anlaşmalı boşanma olmazsa çocuğu göremeyeceksin gibi sözler söylediğini, kadının ortak konutu terk ettiğini, beyanla davanın reddine, boşanmaya karar verilecekse ortak çocuğun velâyetinin müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin agresif kişiliği, davacıya yönelik "bizi ölüm ayırır, mezarlarımız yan yana olacak" gibi tehdit içeren sözleri, davacıya bağırarak kollarından tutarak tartaklaması, öfkeli bir şekilde duvara vurarak şiddet içeren eylemleri, davacıya yönelik "senden profesör olsa ne olur, bana neden bu görevler gelmiyor da, sana geliyor, sen bu görevleri kabul etme, ağır görevler, sonra gidersen, görevlere beraber gideriz, bensiz gidemezsin" gibi küçük düşüren sözleri, ortak çocuğun bezinin değiştirme sırasında ise davacıya "sen beceremezsin, bırak ablam becersin" yine çocukla ilgili olarak "sen ne biçim annesin, senden anne olmaz, nasıl bakacaksın", yemekle ilgili olarak "bak görüyormuşun, iyi bak, öğren, gerçi sen beceremezsin" gibi hakaret ve küçük düşürücü sözleri, davalının annesinin de "çekişmeli boşanma olacak, Hakkı'yı eşinden boşanmış dedirtmez, bedelini özetiriz, Ayşegül mahkemede rezil olacak, sürünecek, ne olmuş iki laf söyledi se, kemiklerini mi kırmış, erkek kadını döver de söver de, sever de, boşanma olmayacak, Ayşegül profesör olmuş şey mi olmuş" gibi hakaret ve küçük düşüren sözleri, evlilikten sonra davalının İzmir'e gelmek için çaba sarf etmemesi, kadın ise evlilikte eşini değil, ailesini daha fazla önemsemesi, Konya'da bulunan davalıya "of gelme" diyerek ortak konuttan uzaklaştırması, davacının babasının "Hakkı'ya yeterince süre verdik, eğer anlaşmalı boşanma tutanağını imzalamaz ise, çocuğu bir daha göstermeyeceğiz, olaylar çekişmeliye dönerse, çirkinleşir, üniversitelere yazılar yazılır" gibi tehdit içeren sözleri gerekçe gösterilerek boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin kadına nispeten ağır kusurlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne tarafların 4721 sayılı Kanunun 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, ortak çocuk yararına aylık 800,00 TL tedbir ve 1.000,00 TL iştirak nafakasına, iştirak nafakasının hükmün kesinleşmesini takip eden yıllarda kesinleşme tarihi itibariyle her yıl TÜİK' in yayınladığı ÜFE artış oranında arttırılmasına, kadın yararına aylık 30.000,00 TL maddî ve 20.000,00 TL manevî tazminata ve 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi uyarınca pek kötü ve onur kırıcı davranış nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı kadın vekili, hükmün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi uyarınca pek kötü ve onur kırıcı davranış nedeniyle açılan davanın reddi, kusur belirlemesi, tedbir ve iştirak nafakaları ile tazminatların miktarları yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı erkek vekili; hükmün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, velâyet, kişisel ilişki, tazminatlar, taraflar arsındaki telefon ve sms görüşmelerinin tespitine yönelik delil toplanması taleplerinin toplanmaması nedeniyle eksik inceleme yapılması yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına yansıyan hakaret, şiddet eylemlerinin sıklığı, içerikleri ve ağırlığı dikkate alındığında davalı erkeğin kadına pek fena muamele ve onur kırıcı davranışta bulunmadığı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları gereği kadın lehine takdir edilen tazminat miktarları ile çocuk lehine hükmedilen tedbir ve iştirak miktarlarının az olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin ilgili bentlerinin kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle ortak çocuk yararına 1.500,00 TL tedbir ve 3.000,00 TL iştirak nafakasına, kadın yararına 200.000,00 TL maddî ve 200.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiş, tarafların sair istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı kadın vekili, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi uyarınca pek kötü ve onur kırıcı davranış nedeniyle açılan davanın reddi, kusur belirlemesi, tedbir ve iştirak nafakaları ile tazminatların miktarları yönlerinden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı erkek vekili, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, velâyet, kişisel ilişki, tazminatlar ve eksik inceleme yapılması yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflarca açılan karşılıklı boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, kadının davasının kabulü, kadın yararına hükmedilen tazminatlar ve nafakalar ile miktarları, kadının reddedilen boşanma davasının kabulü şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, kişisel ilişki ve delillerin toplanmasında eksiklik bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 4 üncü, 6 ncı, 166 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu, 174 üncü, 175 inci, 176 ncı, 182 nci, 327 nci, 328 inci, 329 uncu, 330 uncu, 331 inci, 335 inci ve 336 ncı maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı, 194 üncü, 370 inci ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50, 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/7043 E., 2024/5041 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
vekkilinin öleceğini düşündüğü sırada açık olan kapıdan komşuların gördüğünü, davalınında bırakıp gittiğini, polis ekiplerinin gelerek müvekkilini hastaneye götürdüklerini, darp raporu aldırdıklarını, tüm bu olaylar çerçevesinde tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 162 nci maddesi veya 161 inci maddesi veya 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, kadın
2. Hukuk Dairesi 2023/7043 E. , 2024/5041 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/863 E., 2023/883 K.
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 1. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2019/22 E., 2020/502 K.
Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlere karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili bölümlerini kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir.
2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40 ıncı ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18 inci maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı kadın vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edildiği, bu sebeple de temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı belirlenmiştir.
Adli yardım, temyiz yoluna başvuru sırasında talep edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir.
Adli yardım, 6100 sayılı Kanun’un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardımın şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir.
Bu açıklamalar ışığında adli yardım talebinde bulunan tarafın, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı kadın vekili dava dilekçesi ile; erkeğin evlililiğin ilk yıllarından beri müvekkiline fiziksel şiddet uyguladığını, hakaret ettiğini ve kötü muamelede bulunduğunu, tehditlerle korkuttuğunu, bir çok defa başka kadınlarla birlikte olduğunu, müvekkilini aldattığını, en son yaşanan olaydan sonra, kadının ortak çocuk ile birlikte tekrar eve dönemediğini, İskenderundaki evde kaldığını, erkeğin çiftlikte başka kadınla yaşadığını, erkeğin bu süreçte müvekkilinin ve çocuğun ihtiyaçları ile ilgilenmediğini, çiftliğe giden kadın ve ortak çocukları tehdit ederek ortak çocuklar ile müvekkilini tehdit ettiğini, beylik tabancasını müvekkile ve ortak çocuklara doğrulttuğunu, 31 yıllık kocasının git orospuluk yap bir adam bul sana baksın umurumda değil, zaten tüm kadınlar orospuluk yapmıyormu sende yap geçimini sağla dediğini, boşanma lafını duyan davalının müvekkilinin boğazına yapıştığını, müvekkilinin öleceğini düşündüğü sırada açık olan kapıdan komşuların gördüğünü, davalınında bırakıp gittiğini, polis ekiplerinin gelerek müvekkilini hastaneye götürdüklerini, darp raporu aldırdıklarını, tüm bu olaylar çerçevesinde tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 162 nci maddesi veya 161 inci maddesi veya 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, kadın için aylık 10.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 500.000,00 TL maddî ve 500.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı erkek vekili cevap dilekçesi; eşine bu güne kadar hiç bir şekilde şiddet ve kötü muamelede bulunmadığını, kendisinin ordu mensubu Astsubay olduğunu, yirmi beş yıl Türkiye'nin her yerinde gezdiğini, eşinide hep yanında götürdüğünü, eşinin hiç bir zaman baba evine dönmediğini, eşinin 1995 yılında bir çocuğunun vefat etmesi sebebiyle psikolojik olarak rahatsızlandığını, ilaç kullanmaya başladığını, hayal gücü ile olmamış şeyleri olmuş gibi anlattığını, kendisinin eşine ve çocuğuna bağlı hiç bir kötü alışkanlığı olmayan işinde gücünde bir insan olduğunu, eşinin İskenderun'da kaldığı evin tüm ihtiyaçlarının kendisi tarafından karşılandığını, orduda çalıştıktan sonra kendi isteği ile emekli olduğunu, emekli olunca babadan kalma bir yerde kendi imkanları ile besi çiftliği kurduğunu, emekli maaşı dışında herhangi bir gelirinin bulunmadığını, eşinden boşanmak istemediğini, kendisine karşı açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların ayrı yaşadıkları evlilikleri süresince bir arada yaşadıkları süre zarfında kadına fiziksel şiddet uyguladığı ve evin ihtiyaçları ile ilgilenmediği, güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, evliliğin yükümlülüklerinden olan sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, yaşanan olaylarda belirtildiği üzere erkeğin tam kusurlu olduğu, kadının kusurunun bulunmadığı, her ne kadar kadın vekili öncelikle karşı tarafın evlilikleri süresinde başka bir kadınla birlikte olduğunu beyan ederek zina eylemi sebebiyle boşanma kararı verilmesini talep etmişse de, erkeğin zina eylemini gerçekleştirdiği yönünde dosyada somut bir delilin bulunmadığı davanın bu boşanma sebebi yönünden ispat edilemediği, ayrıca hayata kast, pek kötü ve onu kırıcı davranış sebebiyle boşanma talep edilmişse de, erkeğin uyguladığı şiddetin bu özel boşanma sebebini oluşturacak derece de olduğunun ispat edilemediği, ancak davalı tarafın dosyada dinlenen özellikle ortak çocuk beyanlarıyla da sabit olduğu üzere evlilik birliğinin yükümlülüklerinden olan sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, kadına fiziksel şiddet uyguladığı buna ilişkin davalı tarafın İskenderun 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/121 Esas sayılı dava dosyası yargılanıp eşe karşı kasten yaralama suçundan ceza aldığı, yaşanan olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, kadın için aylık 1.500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 20.000,00 TL maddî ve 20.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde; boşanma kararına bir diyeceklerinin olmadığını, ancak huzurdaki boşanma davasının öncelikle hayata kast, pek kötü ve onur kırıcı davranış nedenine, bu mümkün olmadığı takdirde zina nedenine bu da mümkün olmadığı takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı olarak terditli açıldığını, davacının davalı tarafından öldüresiye darp edildiğini, buna ilişkin ceza mahkemesi kararı bulunduğunu, Mahkemece pek kötü ve onur davranış ile boşanmaya karar verilmesi gerekirken sadece 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasından boşanma kararı verilmesinin hatalı olduğunu, yine kadın yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminat miktarı ile yoksulluk nafakası miktarının hakkaniyete aykırı olduğunu, zina boşanma sebebini de ispatladıklarını, Mahkemece bu talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kusur belirlemesi, davasında verilen hüküm, yoksulluk nafakası ile tazminatların miktarları yönlerinden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.Davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde; kusur belirlemesinin hatalı yapıldığını, Mahkeme gerekçeli kararında müvekkilinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığının belirtildiğini, bu hususun gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin hiç bir şekilde davacıya şiddet uygulamadığını, müvekkilinin her zaman iyi bir aile babası olduğunu, bunun yanında davacının bir eş olarak yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkilinin hasta annesine bakmasına yardımcı olmadığını, müvekkilinin söz konusu nafakaları ödeyecek gücünün bulunmadığını, yine hükmedilen maddî ve manevî tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, tüm kusurun davacı tarafta olduğunu, hükmedilen nafaka, maddî manevî tazminat taleplerinin reddinin gerektiğini ileri sürerek kusur belirlemesi, davanın kabulü ile nafaka ve tazminatlar yönlerinden istinaf yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadın vekili davalarını öncelikle hayata kast ve pek kötü davranış nedenine dayalı olarak açtıklarını bu sebep yönüyle kabul edilmeyecek olursa zina sebebiyle boşanmayı talep ettiklerini, eğer bu sebeple de boşanmaya karar verilmeyecek ise, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep ettiklerini belirttiği, bu şekli ile kadın vekilinin talebinin terditli olduğunun anlaşıldığı, dinlenen tanık beyanları ve toplanan delillere göre evlilik birliğinin devamı süresince erkeğin kadına devamlı olarak fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ettiği, evin geçimini ve davacı kadının ihtiyaçlarını karşılamayarak ekonomik şiddet uyguladığı, tehdit ettiği, fahişelik yapmasını söyleyerek onur kırıcı sözler söylediği, sadakatsiz davranışlarda bulunduğu, en son Kadriye Sapmaz isimli kişi ile aynı evde yaşadığı, davalı tarafça davacı kadının davalı erkeğin annesine bakmayıp ve köyde yaşamayı reddettiği ve devamlı olarak davalı erkeğe hakaret ettiği iddia edilmiş ise de, bu konuda dinlenen tanık beyanlarının soyut ve inandırıcı olmaktan uzak olduğu, tarafların en son 21.12.2018 tarihinde tartıştıkları, erkeğin kadına şiddet uyguladığı, kadının iki parmağının kırıldığı, vücudunda birçok yaralanmanın oluştuğu, davalı erkeğin bu fiili nedeniyle İskenderun 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/121 Esas, 2019/350 Karar sayılı kararı ile neticeten 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 07.04.2021 tarihinde kesinleştiği, davalı erkeğin bu eyleminin 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesinde düzenlenen pek kötü ve onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma nedenini oluşturacağı, her ne kadar erkeğin Kadriye Sapmaz isimli kişi ile birlikte yaşamak suretiyle zina eylemine gerçekleştirdiği, diğer kusurları nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma sebepleri oluşmuş ise de, kadın vekili tarafından öncelikle 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi gereğince boşanmaya karar verilmesinin talep edilmiş olması nedeniyle, tarafların 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi gereğince boşanmalarına karar verilmesi gerektiği, erkeğin kusurlu davranışlarının davacı kadının kişilik haklarına ağır saldırı niteliği taşıdığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesi tarafından kadın yararına bağlanan yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminat miktarının düşük olduğu gerekçesiyle kadının istinaf başvurusunun kadının davasında kurulan hüküm, kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası ile tazminatların miktarı yönlerinden kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin ilgili bentlerinin kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle tarafların 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi gereğince boşanmalarına, dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kadın için bağlanan aylık 1.500,00 TL tedbir nafakası ile aylık 4.000,00 TL yoksulluk nafakasına, hükmün kesinleşmesinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 250.000,00 TL maddî, 200.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiş, erkeğin tüm, kadının sair istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı kadın vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; hükmedilen yoksulluk nafakası ile tazminatların miktarının düşük olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde; kusur belirlemesi, davanın kabulü, yoksulluk nafakası ile tazminatlar yönlerinden kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, davanın kabulünün gerekip gerekmediği, kadın yararına hükmedilen nafakalar ve tazminatlar noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanunu’nun 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü, 6 ncı maddesi, 162 nci maddesi, 161 inci maddesi, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 175 inci maddesi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Adli yardımdan yararlanması sebebiyle başlangıçta alınmamış olan aşağıda yazılı karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının davacıya yükletilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/2749 E., 2024/105 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
dının ortak hanenin kapısına dayanarak o adamı sana yar etmem, o sana fazla, seni ondan boşatacağım diyerek bağırmaya başladığını, kardeşi öldüğünde erkeğin baş sağlığı dilemediğini, aşağıladığını, fiziksel şiddet uyguladığını iddia ederek 4721 sayılı Kanun'un 162 nci, 163 üncü ve 166 ncı maddesi gereğince davasının kabulüne tarafların boşanmalarına, velâyetin anneye verilmesine, çocukların her bi
2. Hukuk Dairesi 2023/2749 E. , 2024/105 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1420 E., 2023/45 K.
DAVA TARİHİ : 19.08.2020
KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/784 E., 2021/861 K.
Taraflar arasındaki davacı kadın vekili tarafından açılan boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, tarafların boşanmalarına ve ferilerine karar verilmiştir.
Kararın davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı erkek vekilinin istinaf başvurusunun kısmen esastan reddi, kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kısmen kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle kadının manevî tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı kadın vekili anlaşmalı boşanma dava dilekçesinde özetle; tarafların birlikte boşanmaya karar verdiklerini, protokol hükümleri çerçevesinde davasının kabulüne 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince boşanmalarına, protokolün kararın eki niteliğinde sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davacı kadın vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; erkeğin, düğünde takılan ziynet ve paraları alarak evlendikleri günün sabahı davacı kadın uyurken götürüp hesabına yatırdığını,yeni evli olmasına rağmen davacı kadın ile birlikte kalmadığını, başka bir odada kızıyla birlikte kaldığını, eski eşinin erkeği sürekli arayarak konuşmak istediğini, bununla da yetinmeyip geri dönmek istediğini dile getirdiğini, erkeğin evin ihtiyaçlarını karşılamadığını, yeni eşya almadığını, ağzına gelen her lafı söyleyerek rencide ettiğini, annesinin yıllarca erkeğin eski eşinin adıyla hitap ederek onur ve gururunun zedelenmesine neden olduğunu, kadın ve çocuklarla vakit geçirmediğini, ilgilenmediğini, evli bir erkeğin olamayacağı derecede yakınlık kurduğunu, bu kadının ortak hanenin kapısına dayanarak o adamı sana yar etmem, o sana fazla, seni ondan boşatacağım diyerek bağırmaya başladığını, kardeşi öldüğünde erkeğin baş sağlığı dilemediğini, aşağıladığını, fiziksel şiddet uyguladığını iddia ederek 4721 sayılı Kanun'un 162 nci, 163 üncü ve 166 ncı maddesi gereğince davasının kabulüne tarafların boşanmalarına, velâyetin anneye verilmesine, çocukların her biri yararına ayrı ayrı aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakası, kadın yararına 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL ziynet alacağının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2. Davacı vekili 17.06.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle ziynet alacağına yönelik talebini 88.895,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı erkek vekilinin 15.09.2020 tarihli anlaşmalı boşanma dava dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle; anlaşmalı boşanma protokolünü eşinin kendisinin üzerine çok geldiği bir anda duygusal hezeyana uğraması sebebiyle imzaladığını, boşanmak istemediğini, bir anlık duygusal hezeyana uğrayarak imzalamış olduğu anlaşmalı boşanma protokolünün mahkemenizce geçersiz sayılması ile açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı erkek vekili cevap ve ikinci cevap dilekçesinde özetle; iddiaların asılsız olduğunu, takıların hiçbir zaman ortak hanenin dışına çıkmadığını, taşınma işlemlerinde kullanıldığını,kızıyla görüşmesinden dolayı tavır aldığını, nafakayı sorun haline getirdiğini, hayal ürünü şeyler yüzünden evi sattırdığını, komşularla kavga ettiğini, ailesiyle görüşmesine izin vermediğini, kadının telefon yoluyla dolandırıldığını, bunun sonucunda 80.000,00 TL kredi çektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin evde sorumluluk almaktan kaçınır tavır ve davranışlarına karşı kadının sabrının kalmadığı, kadına ve çocuklara karşı ilgisiz davranışlarını erkeğin günden güne artırdığı, ev satın alınırken pazarlık aşamasında olduğu gibi çocukların gidecekleri kurslar ve ihtiyaçları ile kadının tek başına ilgilendiği, ödemeler için kadının zaman zaman kredi de çektiği, erkeğin bu soğuk, ilgisiz tavır ve davranışlarının taraflar arasındaki sorunları günden güne arttırdığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı erkeğin tam kusurlu olduğu; davacı kadın vekilince özel boşanma sebeplerinden olan 4721 sayılı Kanun’un 162 nci maddesi ve 163 üncü maddesi nedeniyle de boşanma talep edildiği, erkeğin kadına karşı rencide edici, umursamaz ve ilgisiz davranışlarının olduğu, 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesinde belirtilen boyutta ağır derecede bir onur kırıcı ve pek kötü davranışın gerçekleştiğinin ispat edilemediği; hayata kast derecesinde bir eyleminin de olmadığı, 4721 sayılı Kanun’un 163 üncü maddesi gereğince eşlerden birinin küçük düşürücü suç işlemesi halinde dahi onunla birlikte yaşamasının diğer eşten beklenmemesi koşulunu da aradığı, mutlak bir boşanma sebebi sayılmadığı ayrıca davalı erkeğin küçük düşürücü bir suç işlemediği gibi haysiyetsiz bir hayat da sürmediği, hakkında verilmiş bir mahkumiyet kararı da olmadığı, özel boşanma sebepleri ispat edilemediğinden 4721 sayılı Kanun’un 162 inci ve 163 üncü maddesi kapsamında açılan boşanma davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerektiği; erkeğin ve erkeğin tanığı olan ablasının da sık sık ev değiştirdikleri için bu yapılan taşınma masraflarında ziynetlerin harcanmış olabileceğini beyan ettikleri, kadının annesi de düğün sabahına bilezikleri ve altınlarını erkeğin alıp gittiğini kızından duyduğunu beyan ettiği, kadının varlığı ispat edilen bilezik ve küçük altınların alınarak harcandığının ispat edildiği gerekçesi ile 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesi gereğince davaların kabulüne, tarafların boşanmalarına, velâyetin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, her bir çocuk yararına ayrı ayrı aylık 450,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına 20.000,00 TL maddî, 15.000,00 TL manevî tazminata; ziynet alacağı talebinin kısmen kabulü ile 9 adet 22 ayar (8 tanesi 12 gr, 1 tanesi 8 gr) bilezik 46.176,00 TL, 20 adet çeyrek altın 15.320,00 TL olmak üzere toplam 61.496,00 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur belirlemesinin hatalı olduğunu, davacının kendi başına karar verip eşyaları aldığını, erkeğin tüm zamanını ailesi ve çocuklarıyla birlikte geçirdiğini, harcamalara da ortak katıldıklarını, davacının kişilik haklarına yönelik saldırı olmadığından manevî tazminat olamayacağını, tarafların ortak kararla ziynetleri müşterek hane için kullandıklarını, bu sebeplerle davacının davasının, maddî ve manevî tazminat ile ziynet eşyalarına ilişkin taleplerin reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın tümü yönünden kaldırılmasına yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplanıp değerlendirildiği, usulü işlemlerin kanununa uygun olarak yerine getirildiği, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, boşanma kararında ve kusura ilişkin yapılan değerlendirmede herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı; çocukların idrak çağında oldukları, anne yanında kaldıkları, sosyal inceleme raporunun alındığı, raporda velâyetin anneye verilmesinin çocukların yararına olacağının belirtildiği, anne yanında kalmasının fikri, ahlaki gelişmelerine engel olacağı yönünde ciddi ve inandırıcı delillerin bulunmadığı; boşanmaya sebep olan olaylarda maddî tazminat isteyen davacı kadının davalı erkekten daha ziyade veya eşit kusurlu olmadığı, boşanma sonucu en azından davalının maddî desteğini yitirdiği kadın yararına maddî tazminata hükmedilmesi doğru, tazminat miktarı uygun olduğu; erkeğin mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı, kadının manevî tazminat talebinin reddine karar verilmesinin gerektiği; çocuklar yararına tedbir, iştirak nafakası takdiri doğru olduğu gibi tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, hakkaniyet ilkesi de dikkate alındığında takdir edilen nafaka miktarının da uygun olduğu; davacı kadın, ziynet eşyalarının davalı tarafından alındığını, davalı erkek ise davacının rızası ile altınları verdiğini, bozdurulup taşınma sırasında ve müşterek hane için harcandığını ileri sürdüğü, gerçekleşen durum karşısında ispat yükü kendisine geçen davalı erkek, davacı kadının bu altınları bir daha iade edilmemek üzere kendi rızası ile verdiğini ispatlayamadığı gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) inci alt bendi gereğince davalı erkek vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle kadının manevî tazminat talebinin reddine; davalı erkek vekilinin diğer itirazlarına konu istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin (1) inci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine, ziynet alacağı yönünden kesin olarak karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı kadın vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; karşı tarafın eşlik,babalık görevlerini yerine getirmediğini ve evlilik birliğindeki yerine getirmesi gereken davranışları , sorumlulukları sergilememesi nedeniyle tüm yükün davacı kadın üzerinde kaldığını, kadının hem maddî hemde manevî olarak oldukça yıprattığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının reddedilen manevî tazminat talebi yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı erkek vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle;istinaf sebeplerini tekrarlamakla birlikte, kusur belirlemesi ve buna bağlı olarak davanın kabulüne karar verilmesini hatalı olduğunu, kadın yararına maddî tazminat şartlarının oluşmadığını, maddî tazminat ve nafaka miktarlarının yüksek olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının tümü yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı kadın tarafından açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olup olmadığı, kadın yararına tazminat ve nafaka koşullarının oluşup oluşmadığı ile miktarlarının uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 4 üncü ve 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesi, 169 uncu, 174 üncü maddesi, 175 inci, 176 ncı, 182 nci, 327 nci, 328 inci maddesi, 182 inci maddesi, 330 uncu maddesi, 6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı, 194 üncü, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi ile 371 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, delillerin takdirinde hata görülmemesine göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.01.202 4tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/1732 E., 2023/4534 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Taraflar arasındaki boşanma, nafaka, maddî-manevî tazminat, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 162 nci maddesi kapsamında onur kırıcı ve pek kötü muamele nedenine ve 166 ncı maddenin birinci ve ikinci fıkrası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sar
2. Hukuk Dairesi 2023/1732 E. , 2023/4534 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/974 E., 2022/1859 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2018/739 E., 2020/34 K.
Taraflar arasındaki boşanma, nafaka, maddî-manevî tazminat, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 162 nci maddesi kapsamında onur kırıcı ve pek kötü muamele nedenine ve 166 ncı maddenin birinci ve ikinci fıkrası kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılma nedeni ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine, davacının aile konutu şerhi konulmasına ilişkin davasının tefrik edilmesi nedeniyle bu talep yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının ziynet eşyalarına yönelik davası yönünden davanın açılmamış sayılmasına, davacının mal rejiminin tasfiyesine yönelik davasının tefrikine karar verilmiştir.
Kararın davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, erkek aleylehine hükmolunan maddî-manevî tazminat ve nafaka takdiri ile miktarları, ziynet eşyası ve mal rejimi davası için usulden incelenerek ayrı ayrı lehe vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi, kabul edilen davada erkek aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi yönlerinden istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı erkek vekili tarafından; 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi uyarınca kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, erkek aleyhine hükmolunan maddî ve manevî tazminat ile nafaka takdiri ve miktarları yönlerinden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
İlk Derece Mahkemesinin 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi kapsamında onur kırıcı ve pek kötü muamele nedenine dayalı olarak açılan boşanma davasının kabulüne dair hükmü davalı erkek tarafından istinaf başvurusuna konu edilmeyerek kesinleşmiştir. Bu nedenle, davalı erkeğin istinaf edilmeyerek kesinleşen bu yöne ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı- karşı davacı erkeğin reddedilen yön dışındaki temyiz itirazları yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; davalının daha ilk günden itibaren evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerinin hiç birini yerine getirmediğini, sosyal olarak yalnızlaştırmış olduğunu, evin içinde ekonomik, psikolojik ve fiziksel şiddete maruz bıraktığını, evden kendi başına dışarı çıkmasına izin vermediği gibi beraber de dışarıya çıkmadığını, davalının cinsel yetersizliği ve isteksizliği sebebiyle hiç bir zaman cinsel birliktelik tesis edilemediğini, davalının davacıya hakaret ettiğini, gittikçe daha soğuk ve mesafeli davrandığını, davacının darba da maruz kaldığını, en son yine darp edildiğini, şikayet etmek amacıyla karakola gittiğini, İstanbul'a ailesinin yanına kaçarak canını güvene aldığını, davalının ise eşinin evden kaçtığını fark ettiğinde ardından telefonlar etmeye, dönmesi için tehditler ve hakaretler savurmaya, davacıyı aşağılamaya devam ettiğini, davalının eşini kendi istediği şartlarda, üstelik annesi ile birlikte yaşamaya zorladığını, bir gün davalının eski evliliğinden kalan kayıt ve görüntüleri tesadüfen saklandığı yerde bulduğunu, davalıya kayıtları neden sakladığını sorduğunda aldığı "kıyamadım" cevabını verdiğini, ilgi göstermediğini, onur kırıcı davranışın özel ve mutlak bir boşanma sebebi olduğunu, davalı eşin müvekkilini ailesi ile yaşamaya zorlamasının, sistematik ve alışkanlık haline gelen kötü muamelesinin, insan onuruna yakışmayacak darp, eve kapatma, hakaret gibi muamalelerde bulunmasının onur kırıcı davranışın en açık örneği olarak nitelenmekte olduğunu, düğünde takılan altınların davalının uhdesinde tutulduğunu beyan ederek tarafların 4721 sayılı Kanun'un 162 nci ve 166 ncı maddelerine dayalı olarak boşanmalarına, kadın için aylık 1.500, 00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, kadın lehine yasal faizi ile birlikte 100.000,00 TL maddî ve 150.000,00 TL manevî tazminata, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile eşyaların aynen iadesine, bu hususun mümkün olmaması halinde, şimdilik 500,00 TL eşya ve ziynet eşyası alacağı bedelinin müvekkiline ödenmesine, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 500,00 TL katkı payı ve katılma alacağı ve değer artış payının tahsiline karar verilmesini, müvekkili ile davalının ortak kullandığı, '' ... Mah. No:5 ... Evleri PK: 10390 .../Balıkesir'' adresinde bulunan konuta aile konutu şerhi düşülmesine, ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; davacı tarafın dava dilekçesi ve içeriğini kabul etmediklerini, davalının boşanmada kusurlu olmamakla birlikte evlilik birliğinin devamı mümkün olmadığından davayı sadece geçimsizliğe dayalı olarak boşanma yönüyle kabul ettiklerini, davacı tarafın hem onur kırıcı davranış ve fena muamele iddiasına, hem sadakatsizlik iddiasına, hem de şiddetli geçimsizlik iddiasına dayandığını, davanın bu şekilde açılmasının mümkün olmadığını, geçimsizlikte davalının kusurunun bulunmadığını, tarafların 2015 yılında evlendiğini, katkı payı alacağının yasal olarak mümkün olmadığını, davacının edinilmiş mal talebinin yerinde olmadığını, takı ve ziynetlerin büyük çoğunluğunun davacı tarafta kaldığını, kabul etmemekle birlikte iddia edilen olaylar olmuş olsa bile bu fiillerin ardından 6 ay geçtikten sonra dava açma hakkının olmadığını, tarafların fiilen 3 aydır ayrı yaşadıklarını, kusurun davacıda olduğunu, tarafların her ikisinin de birbirlerine cinsel manada ısınamadıklarını, ten uyumsuzluğu yaşadıklarını, müvekkilinin sağlık açısından bir probleminin olmadığını, tartışmaların alevlenerek fiili ayrılığın başladığını, bu sebeple 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi nedeniyle dava açılmasının mümkün olmadığını, gerektiğinde davalının uzman ürolog veya doktor tarafından sağlık kontrolünden geçirilmesini talep ettiklerini, davacının evlenmeden önceki onayı ile davalının annesinin evinde yaşamış olduklarını, davacı tarafından uzun süre gizlenen borçları sebebi ile davalının mağdur olduğunu, harcamaları ve lüks yaşam özenci sebebi ile davacının memnun edilemediğini, davacının hırçın, gergin ve agrasif olduğunu, eline geçen eşyaları davalıya fırlattığını, davacının ailesinin sürekli taraflara müdahele ettiğini, davacının buna sessiz kaldığını, müvekkilinin de boşanmak istediğini belirterek tarafların boşanmalarına davacının maddî ve manevî tazminat istemlerinin nafaka, eşya, ziynet eşyası, katkı payı, katılma alacağı, değer artış payı istemleri vs tüm istemlerinin reddine, aile konutu şerhi ve tedbir istemlerinin reddine, 30.000,00 TL maddî tazminatın davacıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının, davacıya fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığının, hakaret ettiğinin, başkalarının yanında davacıyı zor durumda bıraktığının, küçük düşürdüğünün, cinsel birliktelikten kaçındığının ispatlanmış olduğu, davacının boşanmakta haklı olduğunu kanıtlamış olduğu, davalının uyguladığı şiddetin, başkalarının yanında davacıya hakaret edip, küçük düşürmesinin davacı yönünden pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış niteliğinde olduğu, evlilik birliği içerisinde davalının kusurlu kabul edildiği, evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve pek kötü ve onur kırıcı davranış nedenine dayalı boşanmanın koşullarının gerçekleşmiş olduğu, ortak hayatın yeniden kurulması olasılığının mevcut olduğunu gösteren bir delil olmadığı gerekçesi ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi uyarınca pek kötü davranış ve 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, davacı kadın lehine aylık 400,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, davacı kadın lehine 20.000,00 TL maddî tazminat ve 10.000,00 TL manevî tazminata, davacının aile konutu şerhi konulmasına ilişkin davasının tefrikine karar verildiğinden bu talep yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının ziynet eşyalarına yönelik davası yönünden usulünce dava açılmadığı harç ve gider avansı yatırılmadığından bu talep ile ilgili davanın açılmamış sayılmasına, davacının mal rejiminin tasfiyesine yönelik davasının tefrik edilerek ayrı bir esasa kayıt edilmesine, davalının şartları oluşmayan maddî tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı istinaf başvuru dilekçesinde, ziynet ve mal rejiminin tasfiyesi talepleri yönünden verilen kesin süre içinde davacı tarafça harçların yatırılmadığını, harcın dava şartı olduğunu, bu talepler yönüyle ayrı ayrı usulden red kararları verilip lehlerine ayrı ayrı vekâlet ücretlerine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiğini, davanın açılmasına müvekkili sebep olmadığından aleyhine vekâlet ücretine hükmolunmasının da hatalı olduğunu, taraflar arasında geçimsizlik olduğunu, boşanma hükmü dışındaki kısımlar yönü ile kararı isabetsiz bulmakta olduklarını, davacı tarafın daha evlenmeden müvekkilinin annesine ait evde birlikte yaşayacaklarını kabul ederek evlendiğini, davacının, gereksiz harcama ve isteklerle müvekkilini maddî ve manevî olarak büyük sıkıntılara soktuğunu, kıskançlık yaptığını, davacı tarafın cinsel hayatlarında müvekkiline hiç yaşamadığı şekilde soğuk davrandığını , davacının İstanbul'a gitmeden hemen evvelinde darp edildiği iftirası ile uzaklaştırma kararı almak için jandarma karakoluna gittiğini, Savcılığın bu şikayetin ardından yaralama şikayetinden dolayı kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiğini, davacı tanıklarının beyanlarını davacıdan duyumları üzerine mahkemeye aktarmış olduklarını, davacının asabi ve hırçın olduğunu, müvekkilinin davacı tarafa hiçbir kötü sözü veya davranışı olmadığını, sadece davanın açılmasından sonra, müvekkilinin erkekliğine ve kişiliğine karşı söylenen ağır sözlere tepki ile gönderdiği watsapp mesajlarının olduğunu, dava açıldıktan sonraki olayın kusur olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi gereği tam kusurlu bulunmasının adil olmadığını, davacının tam kusurlu olduğunun kabulünün zorunlu olduğunu, boşanma dışında kusur belirlemesi, 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi uyarınca kabul edilen davada erkeğin tam kusurlu kabul edilmesi, erkek aleylehine hükmolunan maddî-manevî tazminat ve nafaka takdiri ile miktarları, ziynet eşyası ve mal rejimi davası için usulden incelenerek ayrı ayrı lehe vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi, kabul edilen davada erkek aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, somut olayda boşanma hükmünun kesinleşmiş olduğu, tarafların iddia ve savunmaları, beyan dilekçeleri, tanık beyanları, toplanan deliller, olayların gelişimi, tüm dosya kapsamı ile kararın dayadığı deliler ve gerekçeye göre davacının kusursuz, davalının tam kusurlu kabulü ile 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi ve 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanma kararı verilmesinde isabetsizlik görülmediği, davacı kadın lehine hükmedilen tedbir, yoksulluk nafakası, maddî tazminatların esasının yerinde, miktarlarının fazla olmadığı, mal rejimine ilişkin davanın tefrikine karar verilmesinde usule aykırı bir durum olmadığı, ziynet eşyası alacağı davası yönünden usulüne uygun harçlandırılarak dava açılmadığından, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin yerinde olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde, dava konusu uyuşmazlıkta, davacı lehine küçük düşürücü ve onur kırıcı davranış hükümleri uygulanmak suretiyle boşanma kararı verilse de kararı ve fer'îlerini yerinde bulmamakta olduklarını, müvekkilinin boşanma davasının açıldığı tarihten evvel davacıya karşı olumsuz veya herhangi bir onur kırıcı fena muamelesinin olmadığını ve haliyle ispatlanamadığını, tamamı yakın akraba ve taraflı tanık beyanları ile müvekkilini madden -manen zora sokacak olup, bilakis içinde bağımsız ve çoğu akraba olmayan tanıklarıyla davacının kusurlarını ispat etmiş olmalarına rağmen, yetersiz delillerle müvekkili aleyhine 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi kapsamında boşanma kararı verilmesinin yerinde olmadığını, taraflar arasında 3 yıllık evlilikte cinsel birliktelik olmadığı iddia edilip, yetersiz inceleme ile müvekkili kusurlu olmamasına rağmen müvekkilinin bu hususta problemsiz ilk evliliğine rağmen, taraflar arasında cinsel birleşmeni olmamasından dolayı tek başına müvekkilinin kusurlu görülmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin sağlıklı bir erkek olduğuna dair tahlil sonucunun nazara alınmadığını, davacı tarafın, darp iddiasında bulunmasına rağmen müvekkili aleyhine davadan evvel tek şikayet veya doktor raporunun olmadığını, sadece taraflı beyanlar ile 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi uyarınca hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, haksız yere müvekkilinin kusurlu bulunmasını, aleyhinde karar verilmesini, nafaka ve tazminatlara mahkum edilmesini, kabul etmediklerini belirterek, 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi uyarınca kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, erkek aleyhine hükmolunan maddî-manevî tazminat ve nafaka takdiri ile miktarları yönünden temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme:
Uyuşmazlık hayata kast, pek kötü ve onur kırıcı davranış ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davasında, geçimsizliğe neden olan olaylarda kusurun kimden kaynaklandığı; tedbir nafakası, iştirak ve yoksulluk nafakası ile kadın lehine maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi koşullarının bulunup bulunmadığı, hükmedilen nafaka miktarları ile maddî ve manevî tazminat miktarlarının dosya kapsamı ve hakkaniyete uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2.İlgili hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi, 162 nci maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı erkek tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Davalı erkeğin, kadının 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesine dayalı boşanma davasının kabulüne yönelik temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2.Davalı erkeğin diğer hususlara yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesine gelince;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin davalı tarafa yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayalı boşanma davası ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Bu boşanma sebebi, hakimin takdir yetkisinin bulunduğu nispi boşanma sebepleri arasında yer alır.
B) Suçun işlenmesi veya haysiyetsiz hayatın sürülmesi tek başına yeterli olmayıp, bu yüzden ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi de gerekir.
C) Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay içinde dava açılmazsa dava hakkı düşer.
D) Kanunda bu dava için bir süre sınırı öngörülmemiştir, bu nedenle her zaman açılabilir.
E) Hakim, suç işlendiğini veya haysiyetsiz hayat sürüldüğünü tespit etse bile, ortak hayatın çekilmez hale gelmediği kanaatine varırsa boşanma talebini reddedebilir.
Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.