4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 163

Türk Medeni Kanunu 163. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 163- Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir. IV. Terk[15]

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

22 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2023/9850 E., 2024/932 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
ndiğini, davalının sadakatsiz davranışlarda bulunduğunu, davalının vefat eden bebeğin doğum gününde eskorta gidip zina ettiğini, bunun davalının telefonuna davalının izni ile yüklenen program vasıtasıyla öğrenildiğini belirterek tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 161 inci, 163 üncü ve 166 ncı maddeleri gereğince boşanmalarına, müvekkili lehine aylık 3.000,00 TL tedbi
2. Hukuk Dairesi         2023/9850 E.  ,  2024/932 K. "İçtihat Metni" ... MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1323 E., 2023/1143 K. DAVA TARİHİ : 20.09.2018 KARAR : Bozma ilamına uyularak yeniden esas hakkında hüküm kurulması Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen boşanma davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının tazminatların miktarı yönünden bozulmasına, sair yönlerden onanmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; maddî ve manevî tazminatlara karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin eşinden eşinden şiddet gördüğünü, davalının sorumluluklarını yerine getirmediğini, müvekkiline ilgi göstermediğini, davalının marketten ücretini ödemeden ürünler aldığını ve yakalandığını, 06.03.2016 tarihinde düşük doğum gerçekleştiğini, davalının müvekkilini tek başına bıraktığını, 2016 yılında davalının başka kadınla aşk yaşadığını, müvekkilinin 03.04.2017 tarihinde ikinci hamilelik haberini aldığını, davalının bu döneminde de ilgi göstermediğini, evde az zaman geçirdiğini, Haziran 2017'de boşanmak istediğini ve çocuğu aldıralım şeklinde beyanlarda bulunduğunu, bu konuda baskı yaptığını, müvekkilinin doktora götürülmediğini, davalının o dönemde de başka kadınlarla günlerini geçirdiğini, davalının Ağustos 2017'de başka kadınlarla ilişkisini anlatınca müvekkilinin sinir krizleri geçirdiğini, hastaneye kaldırıldığını, müvekkilini bırakarak İstanbul'a yola çıktığını, çocuğun 37.günde vefat ettiğini, davalının pornografik sitelere girdiğini, kumar oynadığını, her konuda yalan söylediğini, ailesinin müvekkilinin ailesine yönelik hakaretlerine müdahale etmediğini, evlenmeden önceki psikolojik sorunlarını müvekkilinden gizlendiğini, davalının sadakatsiz davranışlarda bulunduğunu, davalının vefat eden bebeğin doğum gününde eskorta gidip zina ettiğini, bunun davalının telefonuna davalının izni ile yüklenen program vasıtasıyla öğrenildiğini belirterek tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 161 inci, 163 üncü ve 166 ncı maddeleri gereğince boşanmalarına, müvekkili lehine aylık 3.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, yasal faiziyle birlikte 200.000,00 TL maddî ve 200.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde özetle; iddiaların doğru olmadığını, davacının basit olayları büyüterek abarttığını, sinir krizlerine girerek evde olumsuz hava oluşturduğunu, müvekkiline karşı kadınlık görevlerini yerine getirmediğini, ayrı yattığını, müvekkiline şiddet uyguladığını, müvekkilini evden kovduğunu, müvekkilinin telefonuna program kurarak müvekkilinin uygunsuz sitelerce aranmasına sebep olduğunu, davacının aşırı maddî taleplerinin bulunduğunu, bu olaylardan sonra ailelerin bir araya gelip tarafları barıştırdıklarını, davacının kurduğu program ile müvekkilinin gittiği yerleri kontrol ettiğini, müvekkilinin üzüntüsünden birtakım hastalıklara yakalandığını, davacının ev işlerini yapmadığını, müvekkili hakkında bilgi toplamakla vakit geçirdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2021 tarihli ve 2018/660 Esas, 2021/1422 Karar sayılı kararıyla; davalı erkeğin 2017 yılında başka bir kadınla birlikte olduğu, otel kayıtlarının olduğu, bu kadınla olan birlikteliğini davacıya itiraf ettiği, davacının bu sırada hamile olduğu ve rahatsızlandığı, bu yüzden Ege Üniversitesi Hastanesinde tedavi olduğu, erken doğum yaptığı, çocuğunun vefat ettiği, bu sırada davalı eşinin davacıyla ilgilenmediği, yanında olmadığı, bu olaylardan sonra tarafların evliliklerine devam ettiği, ancak erkeğin, çocuklarının vefat yıl dönümünde eskorta gittiği, bu durumu kabul ettiği, tanık beyanlarıyla bu durumun sabit olduğu, bu haliyle güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, kumar oynadığı, boşanmaya neden olan olaylarda davalı erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası koşulları kadın lehine oluştuğundan yasal faiziyle birlikte kadın lehine 45.000,00 TL maddî ve 45.000,00 TL manevî tazminata, davacı kadın her ne kadar davalının Dilek isimli kadınla aşk yaşadığını, otellerde kaldığını, öncesinde de İrem isimli kadınla aşk yaşadığını iddia etmiş, sadakatsiz davranışlarından bahsetmiş ise de bu olaylardan sonra evliliğine devam ettiği, olayın af kapsamında kaldığı gerekçesiyle zinaya dayalı davasının reddine, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürdürme nedeniyle açılan boşanmanın yasal koşullarının oluşmadığı, davacı kadının iddia ettiği davalının marketten ücretini ödemeden ürünler aldığı ve yakalandığına yönelik iddialarının üzerinden zaman geçtiği, davalının bu eylemindin sonra tarafların evliliklerinin devam ettiği, bu olayın af kapsamında kaldığı gerekçesiyle 4721 sayılı Kanun'un 163 üncü maddesine dayalı davasının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı kadın vekili 4721 sayılı Kanun'un 161 inci ve 163 üncü maddelerine dayalı davaların reddi, tedbir ve yoksulluk nafakasının reddi, maddî ve manevî tazminat miktarları, tazminatlara dava tarihinden itibaren faiz işletilmemesi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları hakkında yeterli araştırma yapılmayarak eksik inceleme ile karar verilmesi yönünden davalı erkek vekili tazminatlar yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 09.05.2022 tarihli ve 2022/337 Esas, 2022/716 Karar sayılı kararıyla; davalı erkeğin güven sarsıcı davranışlardan öte zina eylemini işlediğinin sabit olduğu, Mahkemece erkeğe kusur olarak yüklenen kumar oynama vakıasının da sabit olduğu, zinaya hukuki sebebine ilişkin yasal şartların gerçekleştiği, boşanmaya yol açan olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu, kadının 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesine dayalı davanın reddine yönelik istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının 2 nolu bendinin 161 inci maddeye dayalı davanın reddi yönünden kaldırılmasına, tarafların zina nedeniyle boşanmalarına karar verilmiş, 4721 sayılı Kanun'un 163 üncü maddesine dayalı davanın yasal koşulları oluşmadığından ret hükmünde isabetsizlik bulunmadığı, tarafların gelirleri konusunda dosyada kanaat verecek bilgi ve belge bulunduğundan bu hususta eksik araştırma yapıldığına yönelik tarafların istinaf taleplerinin yerinde olmadığı, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi yerinde olup, hükmolunan manevî tazminat miktarının hakkaniyete uygun olduğu, maddî tazminat miktarının ise az olduğu gerekçesiyle kadının maddî tazminat miktarına yönelik istinaf talebinin kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin ilgili hükmünün kaldırılarak yerine yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle kadın lehine yasal faiziyle birlikte 60.000,00 TL maddî tazminata, kadının dava tarihinden itibaren faiz talebinin yasal dayanağı bulunmadığı, tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında kadının boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmeyeceği görülmekle ve yargılama aşamasında çalışmaya başlaması dikkate alınarak kadın lehine tedbir ve yoksulluk nafakasına hükmedilmemesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalı erkeğin tüm, davacı kadının sair yönlere ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı kadın vekili 4721 sayılı Kanun'un 163 üncü maddesine dayalı davasının reddi, tedbir ve yoksulluk nafakasının reddi, tazminatların miktarı, vekâlet ücreti yönünden, davalı erkek vekili ise; zinaya dayalı davanın kabulü, kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairenin 06.06.2023 tarihli kararı ile tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat az olduğundan bahisle hükmün bozulmasına; sair yönlerden hükmün onanmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, 125.000,00 TL maddî, 90.000,00 TL manevî tazminatın boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte erkekten alınarak kadına verilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı kadın vekili; maddî ve manevî tazminatların miktarının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; maddî ve manevî tazminatların miktarı, duruşmalı yapılan istinaf incelemesinde vekâlet ücretine hükmedilmemesi yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı erkek vekili; maddî ve manevî tazminatların miktarının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; maddî ve manevî tazminatların miktarı, duruşmalı yapılan istinaf incelemesinde vekâlet ücretine hükmedilmemesi yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı kadın yararına hükmedilen tazminat miktarlarının uygun olup olmadığı, bozma sonrası kanuni zorunluluk gereği açılan istinaf duruşması nedeniyle davacı kadın yararına vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü, 166 ıncı maddesinin birinci ve ikinci, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

2. Hukuk Dairesi, 2022/6573 E., 2023/2958 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ndiğini, davalının sadakatsiz davranışlarda bulunduğunu, davalının vefat eden bebeğin doğum gününde eskorta gidip zina ettiğini, bunun davalının telefonuna davalının izni ile yüklenen program vasıtasıyla öğrenildiğini belirterek tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 161 inci, 163 üncü, 166 ncı maddeleri gereğince boşanmalarına, müvekkili lehine aylık 3.000,00 TL tedbir
2. Hukuk Dairesi         2022/6573 E.  ,  2023/2958 K. "İçtihat Metni" ... MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/337 E., 2022/716 K. KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 5. Aile Mahkemesi SAYISI : 2018/660 E., 2021/1422 K. Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiştir. Kararın her iki taraf vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince erkek vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, kadın vekilinin istinaf başvurusunun kısmen esastan reddi ve kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kısmen kaldırılarak bu yönlerden yeniden esas hakkında karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı her iki taraf vekili tarafından temyiz edilmiş olup incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı kadın vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.06.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı ... vekili Av. ... geldi. Karşı taraf temyiz eden davalı ... ve vekilleri gelmedi. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin eşinden eşinden şiddet gördüğünü, davalının sorumluluklarını yerine getirmediğini, müvekkiline ilgi göstermediğini, davalının marketten ücretini ödemeden ürünler aldığını ve yakalandığını, 06.03.2016 tarihinde düşük doğum gerçekleştiğini, davalının müvekkilini tek başına bıraktığını, 2016 yılında davalının başka kadınla aşk yaşadığını, müvekkilinin 03.04.2017 tarihinde ikinci hamilelik haberini aldığını, davalının bu döneminde de ilgi göstermediğini, evde az zaman geçirdiğini, Haziran 2017'de boşanmak istediğini ve çocuğu aldıralım şeklinde beyanlarda bulunduğunu, bu konuda baskı yaptığını, müvekkilinin doktora götürülmediğini, davalının o dönemde de başka kadınlarla günlerini geçirdiğini, davalının Ağustos 2017'de başka kadınlarla ilişkisini anlatınca müvekkilinin sinir krizleri geçirdiğini, hastaneye kaldırıldığını, müvekkilini bırakarak ...'a yola çıktığını, çocuğun 37.günde vefat ettiğini, davalının pornografik sitelere girdiğini, kumar oynadığını, her konuda yalan söylediğini, ailesinin müvekkilinin ailesine yönelik hakaretlerine müdahale etmediğini, evlenmeden önceki psikolojik sorunlarını müvekkilinden gizlendiğini, davalının sadakatsiz davranışlarda bulunduğunu, davalının vefat eden bebeğin doğum gününde eskorta gidip zina ettiğini, bunun davalının telefonuna davalının izni ile yüklenen program vasıtasıyla öğrenildiğini belirterek tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 161 inci, 163 üncü, 166 ncı maddeleri gereğince boşanmalarına, müvekkili lehine aylık 3.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, yasal faiziyle birlikte 200.000,00 TL maddî ve 200.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde özetle; iddiaların doğru olmadığını, davacının basit olayları büyüterek abarttığını, sinir krizlerine girerek evde olumsuz hava oluşturduğunu, müvekkiline karşı kadınlık görevlerini yerine getirmediğini, ayrı yattığını, müvekkiline şiddet uyguladığını, müvekkilini evden kovduğunu, müvekkilinin telefonuna program kurarak müvekkilinin uygunsuz sitelerce aranmasına sebep olduğunu, davacının aşırı maddî taleplerinin bulunduğunu, bu olaylardan sonra ailelerin bir araya gelip tarafları barıştırdıklarını, davacının kurduğu program ile müvekkilinin gittiği yerleri kontrol ettiğini, müvekkilinin üzüntüsünden birtakım hastalıklara yakalandığını, davacının ev işlerini yapmadığını, müvekkili hakkında bilgi toplamakla vakit geçirdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı erkeğin 2017 yılında başka bir kadınla birlikte olduğu, otel kayıtlarının olduğu, bu kadınla olan birlikteliğini davacıya itiraf ettiği, davacının bu sırada hamile olduğu ve rahatsızlandığı, bu yüzden Ege Üniversitesi Hastanesinde tedavi olduğu, erken doğum yaptığı, çocuğunun vefat ettiği, bu sırada davalı eşinin davacıyla ilgilenmediği, yanında olmadığı, bu olaylardan sonra tarafların evliliklerine devam ettiği, ancak erkeğin, çocuklarının vefat yıl dönümünde eskorta gittiği, bu durumu kabul ettiği, tanık beyanlarıyla bu durumun sabit olduğu, bu haliyle güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, kumar oynadığı, boşanmaya neden olan olaylarda davalı erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birince ve ikinci fıkrası koşulları kadın lehine oluştuğundan yasal faiziyle birlikte kadın lehine 45.000,00 TL maddî ve 45.000,00 TL manevî tazminata, davacı kadın her ne kadar davalının Dilek isimli kadınla aşk yaşadığını, otellerde kaldığını, öncesinde de İrem isimli kadınla aşk yaşadığını iddia etmiş, sadakatsiz davranışlarından bahsetmiş ise de bu olaylardan sonra evliliğine devam ettiği, olayın af kapsamında kaldığı gerekçesiyle zinaya dayalı davasının reddine, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürdürme nedeniyle açılan boşanmanın yasal koşullarının oluşmadığı, davacı kadının iddia ettiği davalının marketten ücretini ödemeden ürünler aldığı ve yakalandığına yönelik iddialarının üzerinden zaman geçtiği, davalının bu eylemindin sonra tarafların evliliklerinin devam ettiği, bu olayın af kapsamında kaldığı gerekçesiyle 4721 sayılı Kanun'un 163 üncü maddesine dayalı davasının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde her iki taraf vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; 4721 sayılı Kanun'un 161 inci ve 163 üncü maddelerine dayalı davaların reddi, tedbir ve yoksulluk nafakasının reddi, maddî ve manevî tazminat miktarları, tazminatlara dava tarihinden itibaren faiz işletilmemesi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları hakkında yeterli araştırma yapılmayarak eksik inceleme ile karar verilmesi yönünden istinaf yoluna başvurmuştur. 2.Davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılmadan eksik inceleme ile tazminatlara karar verilmesi ve tazminatlar yönünden istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı erkeğin güven sarsıcı davranışlardan öte zina eylemini işlediğinin sabit olduğu, Mahkemece erkeğe kusur olarak yüklenen kumar oynama vakıasının da sabit olduğu, zinaya hukuki sebebine ilişkin yasal şartların gerçekleştiği, boşanmaya yol açan olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu, kadının 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesine dayalı davanın reddine yönelik istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının 2 nolu bendinin 161 inci maddeye dayalı davanın reddi yönünden kaldırılmasına, tarafların zina nedeniyle boşanmalarına karar verilmiş, 4721 sayılı Kanun'un 163 üncü maddesine dayalı davanın yasal koşulları oluşmadığından ret hükmünde isabetsizlik bulunmadığı, tarafların gelirleri konusunda dosyada kanaat verecek bilgi ve belge bulunduğundan bu hususta eksik araştırma yapıldığına yönelik tarafların istinaf taleplerinin yerinde olmadığı, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi yerinde olup, hükmolunan manevî tazminat miktarının hakkaniyete uygun olduğu, maddî tazminat miktarının ise az olduğu gerekçesiyle kadının maddî tazminat miktarına yönelik istinaf talebinin kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin ilgili hükmünün kaldırılarak yerine yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle kadın lehine yasal faiziyle birlikte 60.000,00 TL maddî tazminata, kadının dava tarihinden itibaren faiz talebinin yasal dayanağı bulunmadığı, tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında kadının boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmeyeceği görülmekle ve yargılama aşamasında çalışmaya başlaması dikkate alınarak kadın lehine tedbir ve yoksulluk nafakasına hükmedilmemesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalı erkeğin tüm, davacı kadının sair yönlere ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde her iki taraf vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı erkeğin gelirine ilişkin yeterli araştırma yapılmadığını, maaşının görünenden yüksek olduğu gibi erkeğin gelirinin müvekkilinin gelirinden de yüksek olduğunu, tedbir ve yoksulluk nafakasının reddinin hatalı olduğunu, zinaya dayalı davanın da kabulüne karar verildiği halde hükmedilen maddî ve manevî tazminat miktarının çok düşük olduğunu, erkeğin marketten alışveriş yapıp ücretini ödemeden ayrılmasının müvekkilinde hayal kırıklığı ve çöküntü yarattığını, müvekkilini bu olayı affetmediğini, 4721 sayılı Kanun'un 163 üncü maddesine dayalı davanın da kabulü gerektiğini ileri sürerek, iki boşanma sebebi yönünden de dava kabul edildiği halde tek vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek 4721 sayılı Kanun'un 163 üncü maddesine dayalı davasının reddi, tedbir ve yoksulluk nafakasının reddi, tazminatların miktarı, vekâlet ücreti yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı erkek temyiz dilekçesinde özetle; davacının iddialarını ispatlayamadığını, müvekkilinin kusurlu olmadığını, tazminat miktarlarının fahiş olduğunu ileri sürerek zinaya dayalı davanın kabulü, kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı görülen boşanma davasında erkeğin kusurlu olup olmadığı, kadının zina hukuki sebebine dayalı davasının kabulüne ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediği, zina eyleminin ispatlanıp ispatlanmadığı, kadının suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme hukuki nedenine dayalı davanın reddi ile kadın lehine tedbir ve yoksulluk nafakası verilmemesinin yerinde olup olmadığı, kadın lehine tazminatlara hükmedilmesinin ve miktarlarının dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Kanun’un 161 inci, 163 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı erkek vekilinin tüm, davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat azdır. 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Kanun'un 50 nci ve 51 inci madde hükümleri nazara alınarak, 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının maddî ve manevî tazminat miktarları yönünden davacı kadın yararına BOZULMASINA, 2.Davalı erkeğin tüm, davacı kadının sair temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Duruşma için takdir olunan 8.400,00 TL. vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin davalıya yükletilmesine, Peşin alınan harcın istek halinde yatıran davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/3825 E., 2024/1144 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Taraflar arasındaki karşılıklı olarak açılan boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kadının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 161 ncı, 162 inci, 163 üncü, 164 üncü maddeleri gereğince açtığı boşanma davalarının reddine;
2. Hukuk Dairesi         2023/3825 E.  ,  2024/1144 K. "İçtihat Metni" ... MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/86 E., 2023/232 K. DAVA TARİHİ : 20.08.2020 KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 8. Aile Mahkemesi SAYISI : 2020/438 E., 2021/770 K. Taraflar arasındaki karşılıklı olarak açılan boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kadının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 161 ncı, 162 inci, 163 üncü, 164 üncü maddeleri gereğince açtığı boşanma davalarının reddine; 166 ncı maddesi gereğince açılmış asıl ve karşı davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir. Kararın davalı- davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun nafakaların ve tazminatların miktarı yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili bölümleri kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, sair istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı-davacı kadın tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı-davacı kadının istinaf başvurusu, nafakaların ve tazminatların miktarı yönünden kabul edilmiş, sair yönlerden ise esastan reddedilmiştir. Hâl böyle iken İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmayan ... erkeğin esastan reddedilen yönlere dair Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; ... erkeğin kusur belirlemesi ile tazminatların ve nafakaların kabulü şartlarına yönelik temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir. ... erkeğin reddedilmeyen yönlere ilişkin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA ... erkek vekili dava ve karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; kadının, müvekkilini sürekli azarlandığını, küçük düşürdüğünü, watsapp mesajları ile müvekkiline psikolojik baskı uyguladığını, müvekkilinin kök ailesi ile görüşmek istemediğini, iyi bir anne ve eş olamadığını, her fırsatta davacının ailesi ile arasını bozmaya çalışıp onu ailesine ve arkadaş çevresine karşı rezil edeceğini beyan ederek tehdit ettiğini, psikolojik şiddet, hakaret vs. pek kötü onur kırıcı davranışları uygulamaya devam ettiğini iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine, maddî ve manevî zararlar için tazminata hükmedilmesini dava ve talep etmiştir. II. CEVAP Davalı-davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; erkeğin düzenli olarak işe gitmediğini, alkol ve uyuşturucu kullanması nedeniyle borçlandığını, hafta tatili olan pazar günlerini evde geçirmediğini, sık sık eve gelmediğini, evlilik birliğinin üzerine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmediğini, tarafların erkeğin ailesinin alt katında bulunan konutta yaşadıklarını, bu haliyle erkeğin bağımsız konut temin etmediğini, ekonomik şiddet uyguladığını, sürekli yalan söylediğini, ortak çocukla ilgilenmediğini, ortak çocuk kaza geçirmesine rağmen çocuğu görmeye gelmediğini, kadına hakaret ettiğini ve psikolojik şiddet uyguladığını, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/2543 soruşturma sayılı dosyası ile "Kullanmak için Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ve Kullanmak" suçunu işlediğinin sabit olduğunu, başka bir kadınla karı - koca hayatı yaşadığını iddia ederek erkeğin davasının reddini istemiş, karşı davanın kabulü ile; tarafların 4721 sayılı Kanun'un 161 inci, 162 inci, 163üncü, 164 üncü maddeleri ve 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuğun velayetinin anneye verilmesine, ortak çocuk yararına aylık 2.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 3.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, yasal faiziyle birlikte 150.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğin bir başka kadınla cinsel ilişkiye girdiği kesin veya güçlü karineyle ispatlanmadığından zina sebebiyle açılmış boşanma davasının reddine, Hayata Kast, Pek Kötü Veya Onur Kırıcı Davranış Sebebi ile boşanma talebinde bulunulmuş ise de; erkeğin davranışın boşanma sebebi oluşturması için, eşin vücut bütünlüğüne veya sağlığına yönelmesi ve bu davranışın zulüm veya işkence boyutunda olması gerektiğinden şartları oluşmadığından bu sebebe dayalı boşanma talebinin reddine, erkek eşin işlediği suç sebebiyle evlilik birliğinin çekilmez hal aldığına yönelik iddiası dinlenen tanık beyanlarının, erkeğin işlediği suç sebebiyle evlilik birliğinin çekilmez hal aldığına dair beyanda bulunmadığı, bu haliyle davacı kadının 4721 Sayılı Kanunun 163 üncü maddesi gereğince boşanmaya karar verilmesi için delillerin yeterliliği konusunda vicdani kanaat oluşmadığı, 164 üncü maddedeki şartlar oluşmadığı, erkek eşe usulüne uygun ihtar çekilmediğinden terk nedenine dayalı boşanma davasının reddine karar verildiği, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri taraflardan beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının, erkeğe hakaret ettiği, sinkaflı küfürlü söylemlerde bulunduğu, "sen ne biçim kocasın, çingene gibisin, ayyaş, varoş" şeklinde sözler söyleyerek aşağıladığı, erkek eşin ise borç içinde olduğu, kadından sürekli para istediği, evin bakım ve iaşesi ile ilgilenmediği, eşi ve ortak çocuğuna karşı üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği, ortak çocuk hastalandığında veya yaralandığında çocukla ilgilenmediği, eve geç saatlerde geldiği veya günlerce eve hiç uğramadığı, nerede olduğu konusunda yalanlar söylediği, kadın ile yatağını ayırdığı, başka bir kadınla dışarıda samimi bir şekilde görüldüğü bu sebeple güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, psikolojik şiddet uyguladığı, hakaret ve küfür ettiği, yaklaşık üç yıl kadar önce evi terk ederek ayrı yaşamak suretiyle eşini yalnız bıraktığı evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında erkeğin ağır kusurlu; kadının ise az kusurlu olduğu, boşanma sebebiyle mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen ve kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerektiği, ağır kusurlu erkeğin tazminata hak kazanamayacağı, kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesinin üstün yararlarına olacağı ve velâyet kendisine verilmeyen eşin çocukların bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmakla yükümlü olduğu gerekçesi ile; her iki davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, çocuk ile baba arasında kişisel ilişki kurulmasına, çocuk için aylık 350,00 TL tedbir nafakasının karar tarihi itibariyl aylık 450,00 TL'ye çıkarılmasına, aylık 450,00 TL iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 400,00 TL tedbir nafakasının karar tarihi itibariyle aylık 500,00 TL'ye çıkarılmasına, aylık 500,00 TL yoksulluk nafakasına, kadın yararına kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte 15.000,00 TL maddî, 10.000,00 TL manevî tazminata ve erkeğin maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı-davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, hükmedilen tazminatlar ve nafakaların miktarı yönlerinden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda ... erkeğin ağır, davalı-davacı kadının ise az kusurlu olduğu, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizliğin mevcut ve sabit olduğu, 4721 Sayılı Kanunun 166 ıncı maddesinin ikinci fıkrası koşullarının erkek lehine oluştuğu, erkeğin davasının kabulü ile boşanmaya karar verilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince asıl davada verilen boşanma kararının ve evlilik birliğinin sarsılmasında erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna ilişkin kusur belirlemesinin isabetli olduğu, kadının 161 inci, 162 nci, 163 üncü ve 164 üncü maddelerine dayalı boşanma talepleri yönünden kadının iddialarını ispatlayamadığından verilen ret kararının isabetli olduğu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurları, kişilik haklarına yapılan saldırı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında kadın yararına takdir edilen tazminatların miktarının az olduğu, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine ve günün ekonomik koşullarına göre kadın yararına takdir edilen tedbir ve yoksulluk nafakası ile ortak çocuklar yararına takdir edilen tedbir ve iştirak nafakası miktarlarının az olduğu gerekçesi ile; kadının eşin tazminatlar ile tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakalarının miktarına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ilgili bentleri kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle ortak çocuk için boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren aylık 1.000,00 TL iştirak nafakasına, kadın yararına boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren aylık 1.200,00 TL yoksulluk nafakasına, kadın yararına 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata ve davalı-davacı kadının sair istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiştir V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı- davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri ... erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, tazminatların ve nafakanın kabulü ve miktarı yönlerinden kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tazminatların ve nafakaların miktarı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu, 174 üncü, 175 inci, 182 nci ve 330 uncu maddeleri. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup ... erkek vekili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.... erkeğin kusur belirlemesi ile tazminatların ve nafakaların kabulü şartlarına yönelik temyiz dilekçesinin istinaf edilmeyen yön temyiz edilemeyeceğinden REDDİNE, 2.... erkeğin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/7466 E., 2024/4368 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
2.Davalı-davacı kadın vekili birleşen dava ve cevaba cevap dilekçelerinde özetle; erkeğin kardeşinin çocuklarının davalıdan olduğunu, davalı erkeğin davacıyı evden kovduğunu, küfür ettiğini, alay ettiğini iddia ederek asıl davanın reddine, 4721 sayılı Kanun'un 161 inci veya 163 üncü veya 166 ncı maddesi uyarınca tarafların boşanmalarına, aylık 5000,00 TL tedbir - yoksulluk nafakasına, 200.000 TL m
2. Hukuk Dairesi         2023/7466 E.  ,  2024/4368 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1030 Esas, 2023/1303 Karar. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Aile Mahkemesi SAYISI : 2019/1282 E., 2022/62 K. Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın, karşı davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı-davalı birleşen dosya davalı erkek vekili ve davalı-davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı-davalı erkek vekili dava ve cevaba cevap dilekçelerinde özetle; davalının davranışlarından dolayı geçimsizliğin sürekli bir hal aldığını ortak konuttan ayrılarak iş yerinde yaşamaya başladığını, Ankara 3. Aile Mahkemesinin 2019/215 Esas sayılı dosyası ile boşanma davası açtığını, açmış olduğu boşanma davasından 30.05.2019 tarihinde feragat ettiğini, davalı kadının kendisine ve yakınlarına karşı olumsuz sözler söylediğini, ilgisiz ve rahatsız edici tutum ve davranışları olduğunu, iddia ederek karşı davanın reddine, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi uyarınca tarafların boşanmalarına, 100.000,00 TL maddî tazminat ile 200.000,00 TL manevî tazminatın kadından alınarak erkeğe verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı-davalı erkek birleşen dosyaya cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde özetle; çocukların tüp bebek yöntemi ile olduğunu, spermin nakil yoluyla aktarıldığını birinci ve ikinci çocuğun tüp bebek tedavi aşamalarından kadının haberinin olduğunu, tüp bebek fikrinin kadın tarafından ileri sürüldüğünü, sonrasında bu hususun kadın tarafından kötüye kullanıldığını, davalının sosyal medya sohbetleri yaptığını ve sosyal medyada çok fazla zaman geçirdiğini savunarak karşı davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı-davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davalı erkeğin ailesinin evliliğin iç işlerine karıştığını, davacıdan ve ailesinden hakaret ve onur kırıcı muameleler ve aşağılamalar gördüğünü, rencide edici el hareketleri yaptığını, ortak evin kilidini değiştirdiğini, kadınlığına laf ettiğini, çocukların üzerinden kendisine baskı yaptığını, çalışmasını istemediğini, fiziksel şiddet uyguladığını, kalp ameliyatı geçirdiğinde ilgilenmediğini, sürekli boşanma davası açmakla ve maddî desteğini kesmekle tehdit ettiğini savunarak ve iddia ederek asıl davanın reddine, 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesi uyarınca tarafların boşanmalarına, aylık 3.500 TL tedbir-yoksulluk nafakasına, 100.000 TL maddî tazminat ile 100.000,00 TL manevî tazminatın erkekten alınarak kadına verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı-davacı kadın vekili birleşen dava ve cevaba cevap dilekçelerinde özetle; erkeğin kardeşinin çocuklarının davalıdan olduğunu, davalı erkeğin davacıyı evden kovduğunu, küfür ettiğini, alay ettiğini iddia ederek asıl davanın reddine, 4721 sayılı Kanun'un 161 inci veya 163 üncü veya 166 ncı maddesi uyarınca tarafların boşanmalarına, aylık 5000,00 TL tedbir - yoksulluk nafakasına, 200.000 TL maddî tazminat ile 400.000,00 TL manevî tazminatın erkekten alınarak kadına verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık ... taraflar arasındaki Ankara 3. Aile Mahkemesindeki feragatla sonuçlanan davadan sonra tarafların bir araya gelip gelmediğini bilmediğini, uzun zamandır ortak evde yaşamadığı beyan etmekle beyanlarının hükme esas alınmadığı, diğer tanık beyanları ile erkeğin davasını ispat edemediği, kadının karşı davasında boşanma nedenleri olarak sunduğu hususları ispat edemediği, zina nedeni ile açılan davada boşanmaya karar verilebilmesi için karşı tarafın başka biri ile cinsel ilişkiye girdiğinin ispatının gerektiği, taraflar erkeğin spermi ile laboratuvar ortamında döllenmenin yapıldığı hususunda mutabık olup zina hususu ispat edilemediği gibi suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme hususu da ispat edilemediği, erkeğin, kadını evden kovduğu hususunun, tanık ...'un beyanı ile sabit olduğu, erkekten kaynaklanan tam kusurlu hareketler nedeni ile evlilik birliği temelinden sarsılarak çekilmez hal aldığı, kadının boşanma davası açılmakla ayrı yaşamakta, haklılığı ve boşanmakla yoksulluğa düşeceği, tarafların kusur oranları, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile hakkaniyet ilkesi, davacı kadının boşanmakla beklenen ve mevcut maddî menfaatlerinin ortadan kalktığı, ayrıca kişilik haklarının ihlal edildiği, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecesi, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatleri gerekçesi asıl davanın ve karşı davanın reddine, birleşen davada 4721 sayılı Kanunun 161 nci veya 163 üncü maddeleri gereği boşanma talebinin reddine, birleşen davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesi uyarınca boşanmalarına, aylık 1.500,00 TL tedbir nafakasının erkekten alınarak kadına verilmesine, kararın kesinleşmesi halinde nafakanın yoksulluk nafakası olarak devamına, 30.000,00 TL maddî tazminat ile 25.000,00 TL manevî tazminatın erkekten alınarak kadana verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde kadın vekili ve erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı-davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle kendi davasının reddi, kadının kabul edilen davası, kusur belirlemesi ve aleyhe hükmedilen tazminatlar yönlerinden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 2.Davalı-davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; karşı davanın reddi, karar verilmesi, birleşen davada reddedilen boşanma talepleri, kusur belirlemesi, tazminat ve nafaka taleplerinin reddedilen kısımları yönlerinden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince; davaların esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplanıp değerlendirildiği, usulü işlemlerin 6100 sayılı kanuna uygun olarak yerine getirildiği, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede ve kusur belirmesinde hata edilmediği, kadının birleşen davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesi birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına karar verilmesinde ve kusura ilişkin yapılan değerlendirmede, kadının karşı davasının reddine ve erkeğin davasının reddine karar verilmesinde, kadın yararına 4721 sayılı kanunun 169 uncu maddesi kapsamında hükmedilen tedbir nafakası miktarında, kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesi kapsamında hükmedilen yoksulluk nafakası miktarında, takdir edilen maddî tazminatın miktarında, takdir edilen manevî tazminatın miktarında, herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; erkeğin kadını aldattığını ve kandırdığını, mahkeme tarafından gerekli inceleme yapılmadan zina ve haysiyetsiz hayat sürme nedenlerinden açılan davaların reddine karar verildiğini, erkeğe ait olan 2 çocuktan sonra, zina olgusunun bulunmadığının erkek tarafından ispat edilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından tüp bebek merkezlerine müzekkere yazılmadığını, erkeğin boşanma davası açmakla kadına psikolojik şiddet uyguladığını vakıasının değerlendirilmediğini, erkeğin gelirinin tespit edilenden fazla olduğunu ileri sürerek, reddedilen karşı dava, birleşen davada reddedilen boşanma talepleri, birleşen davada kabul edilen nafaka ve tazminat miktarları bakımından kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, açılan boşanma ve ferileri davasında evlilik birliğinin temelden sarsılıp sarsılmadığı, kusurun kimden kaynaklandığı, zina ve haysiyetsiz yaşam sürme davasının kabulü koşullarının bulunup bulunmadığı, maddî tazminat, manevî tazminat, tedbir nafakası ve yoksulluk nafakası miktarı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 161 nci, 163 üncü ve 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci, 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre kadın vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) numaralı paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece 4721 sayılı Kanunun "hakkaniyet ilkesi" ile ilgili dördüncü maddesinin de dikkate alınarak daha uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat azdır. 4721 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 6098 sayılı Kanun'un 50 nci ve 51 inci madde hükümleri nazara alınarak, daha uygun miktarda maddî-manevî tazminat takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Yukarıda (2) ve (3) numaralı paragraflarda belirtildiği üzere, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kadının yararına hükmedilen yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminatlar yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının yoksulluk nafakası ile maddî tazminat ve manevî tazminat yönünden BOZULMASINA, 3.Yukarıdaki (1) numaralı paragrafta açıklandığı üzere kadın vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/2749 E., 2024/105 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
dının ortak hanenin kapısına dayanarak o adamı sana yar etmem, o sana fazla, seni ondan boşatacağım diyerek bağırmaya başladığını, kardeşi öldüğünde erkeğin baş sağlığı dilemediğini, aşağıladığını, fiziksel şiddet uyguladığını iddia ederek 4721 sayılı Kanun'un 162 nci, 163 üncü ve 166 ncı maddesi gereğince davasının kabulüne tarafların boşanmalarına, velâyetin anneye verilmesine, çocukların her bi
2. Hukuk Dairesi         2023/2749 E.  ,  2024/105 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1420 E., 2023/45 K. DAVA TARİHİ : 19.08.2020 KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. Aile Mahkemesi SAYISI : 2020/784 E., 2021/861 K. Taraflar arasındaki davacı kadın vekili tarafından açılan boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, tarafların boşanmalarına ve ferilerine karar verilmiştir. Kararın davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı erkek vekilinin istinaf başvurusunun kısmen esastan reddi, kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kısmen kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle kadının manevî tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı kadın vekili anlaşmalı boşanma dava dilekçesinde özetle; tarafların birlikte boşanmaya karar verdiklerini, protokol hükümleri çerçevesinde davasının kabulüne 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince boşanmalarına, protokolün kararın eki niteliğinde sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2.Davacı kadın vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; erkeğin, düğünde takılan ziynet ve paraları alarak evlendikleri günün sabahı davacı kadın uyurken götürüp hesabına yatırdığını,yeni evli olmasına rağmen davacı kadın ile birlikte kalmadığını, başka bir odada kızıyla birlikte kaldığını, eski eşinin erkeği sürekli arayarak konuşmak istediğini, bununla da yetinmeyip geri dönmek istediğini dile getirdiğini, erkeğin evin ihtiyaçlarını karşılamadığını, yeni eşya almadığını, ağzına gelen her lafı söyleyerek rencide ettiğini, annesinin yıllarca erkeğin eski eşinin adıyla hitap ederek onur ve gururunun zedelenmesine neden olduğunu, kadın ve çocuklarla vakit geçirmediğini, ilgilenmediğini, evli bir erkeğin olamayacağı derecede yakınlık kurduğunu, bu kadının ortak hanenin kapısına dayanarak o adamı sana yar etmem, o sana fazla, seni ondan boşatacağım diyerek bağırmaya başladığını, kardeşi öldüğünde erkeğin baş sağlığı dilemediğini, aşağıladığını, fiziksel şiddet uyguladığını iddia ederek 4721 sayılı Kanun'un 162 nci, 163 üncü ve 166 ncı maddesi gereğince davasının kabulüne tarafların boşanmalarına, velâyetin anneye verilmesine, çocukların her biri yararına ayrı ayrı aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakası, kadın yararına 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL ziynet alacağının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2. Davacı vekili 17.06.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle ziynet alacağına yönelik talebini 88.895,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1. Davalı erkek vekilinin 15.09.2020 tarihli anlaşmalı boşanma dava dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle; anlaşmalı boşanma protokolünü eşinin kendisinin üzerine çok geldiği bir anda duygusal hezeyana uğraması sebebiyle imzaladığını, boşanmak istemediğini, bir anlık duygusal hezeyana uğrayarak imzalamış olduğu anlaşmalı boşanma protokolünün mahkemenizce geçersiz sayılması ile açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı erkek vekili cevap ve ikinci cevap dilekçesinde özetle; iddiaların asılsız olduğunu, takıların hiçbir zaman ortak hanenin dışına çıkmadığını, taşınma işlemlerinde kullanıldığını,kızıyla görüşmesinden dolayı tavır aldığını, nafakayı sorun haline getirdiğini, hayal ürünü şeyler yüzünden evi sattırdığını, komşularla kavga ettiğini, ailesiyle görüşmesine izin vermediğini, kadının telefon yoluyla dolandırıldığını, bunun sonucunda 80.000,00 TL kredi çektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin evde sorumluluk almaktan kaçınır tavır ve davranışlarına karşı kadının sabrının kalmadığı, kadına ve çocuklara karşı ilgisiz davranışlarını erkeğin günden güne artırdığı, ev satın alınırken pazarlık aşamasında olduğu gibi çocukların gidecekleri kurslar ve ihtiyaçları ile kadının tek başına ilgilendiği, ödemeler için kadının zaman zaman kredi de çektiği, erkeğin bu soğuk, ilgisiz tavır ve davranışlarının taraflar arasındaki sorunları günden güne arttırdığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı erkeğin tam kusurlu olduğu; davacı kadın vekilince özel boşanma sebeplerinden olan 4721 sayılı Kanun’un 162 nci maddesi ve 163 üncü maddesi nedeniyle de boşanma talep edildiği, erkeğin kadına karşı rencide edici, umursamaz ve ilgisiz davranışlarının olduğu, 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesinde belirtilen boyutta ağır derecede bir onur kırıcı ve pek kötü davranışın gerçekleştiğinin ispat edilemediği; hayata kast derecesinde bir eyleminin de olmadığı, 4721 sayılı Kanun’un 163 üncü maddesi gereğince eşlerden birinin küçük düşürücü suç işlemesi halinde dahi onunla birlikte yaşamasının diğer eşten beklenmemesi koşulunu da aradığı, mutlak bir boşanma sebebi sayılmadığı ayrıca davalı erkeğin küçük düşürücü bir suç işlemediği gibi haysiyetsiz bir hayat da sürmediği, hakkında verilmiş bir mahkumiyet kararı da olmadığı, özel boşanma sebepleri ispat edilemediğinden 4721 sayılı Kanun’un 162 inci ve 163 üncü maddesi kapsamında açılan boşanma davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerektiği; erkeğin ve erkeğin tanığı olan ablasının da sık sık ev değiştirdikleri için bu yapılan taşınma masraflarında ziynetlerin harcanmış olabileceğini beyan ettikleri, kadının annesi de düğün sabahına bilezikleri ve altınlarını erkeğin alıp gittiğini kızından duyduğunu beyan ettiği, kadının varlığı ispat edilen bilezik ve küçük altınların alınarak harcandığının ispat edildiği gerekçesi ile 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesi gereğince davaların kabulüne, tarafların boşanmalarına, velâyetin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, her bir çocuk yararına ayrı ayrı aylık 450,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına 20.000,00 TL maddî, 15.000,00 TL manevî tazminata; ziynet alacağı talebinin kısmen kabulü ile 9 adet 22 ayar (8 tanesi 12 gr, 1 tanesi 8 gr) bilezik 46.176,00 TL, 20 adet çeyrek altın 15.320,00 TL olmak üzere toplam 61.496,00 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur belirlemesinin hatalı olduğunu, davacının kendi başına karar verip eşyaları aldığını, erkeğin tüm zamanını ailesi ve çocuklarıyla birlikte geçirdiğini, harcamalara da ortak katıldıklarını, davacının kişilik haklarına yönelik saldırı olmadığından manevî tazminat olamayacağını, tarafların ortak kararla ziynetleri müşterek hane için kullandıklarını, bu sebeplerle davacının davasının, maddî ve manevî tazminat ile ziynet eşyalarına ilişkin taleplerin reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın tümü yönünden kaldırılmasına yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplanıp değerlendirildiği, usulü işlemlerin kanununa uygun olarak yerine getirildiği, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, boşanma kararında ve kusura ilişkin yapılan değerlendirmede herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı; çocukların idrak çağında oldukları, anne yanında kaldıkları, sosyal inceleme raporunun alındığı, raporda velâyetin anneye verilmesinin çocukların yararına olacağının belirtildiği, anne yanında kalmasının fikri, ahlaki gelişmelerine engel olacağı yönünde ciddi ve inandırıcı delillerin bulunmadığı; boşanmaya sebep olan olaylarda maddî tazminat isteyen davacı kadının davalı erkekten daha ziyade veya eşit kusurlu olmadığı, boşanma sonucu en azından davalının maddî desteğini yitirdiği kadın yararına maddî tazminata hükmedilmesi doğru, tazminat miktarı uygun olduğu; erkeğin mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı, kadının manevî tazminat talebinin reddine karar verilmesinin gerektiği; çocuklar yararına tedbir, iştirak nafakası takdiri doğru olduğu gibi tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, hakkaniyet ilkesi de dikkate alındığında takdir edilen nafaka miktarının da uygun olduğu; davacı kadın, ziynet eşyalarının davalı tarafından alındığını, davalı erkek ise davacının rızası ile altınları verdiğini, bozdurulup taşınma sırasında ve müşterek hane için harcandığını ileri sürdüğü, gerçekleşen durum karşısında ispat yükü kendisine geçen davalı erkek, davacı kadının bu altınları bir daha iade edilmemek üzere kendi rızası ile verdiğini ispatlayamadığı gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) inci alt bendi gereğince davalı erkek vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle kadının manevî tazminat talebinin reddine; davalı erkek vekilinin diğer itirazlarına konu istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin (1) inci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine, ziynet alacağı yönünden kesin olarak karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı kadın vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; karşı tarafın eşlik,babalık görevlerini yerine getirmediğini ve evlilik birliğindeki yerine getirmesi gereken davranışları , sorumlulukları sergilememesi nedeniyle tüm yükün davacı kadın üzerinde kaldığını, kadının hem maddî hemde manevî olarak oldukça yıprattığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının reddedilen manevî tazminat talebi yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı erkek vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle;istinaf sebeplerini tekrarlamakla birlikte, kusur belirlemesi ve buna bağlı olarak davanın kabulüne karar verilmesini hatalı olduğunu, kadın yararına maddî tazminat şartlarının oluşmadığını, maddî tazminat ve nafaka miktarlarının yüksek olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının tümü yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı kadın tarafından açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olup olmadığı, kadın yararına tazminat ve nafaka koşullarının oluşup oluşmadığı ile miktarlarının uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü ve 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesi, 169 uncu, 174 üncü maddesi, 175 inci, 176 ncı, 182 nci, 327 nci, 328 inci maddesi, 182 inci maddesi, 330 uncu maddesi, 6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı, 194 üncü, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi ile 371 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, delillerin takdirinde hata görülmemesine göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.01.202 4tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayalı boşanma davası ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Bu boşanma sebebi, hakimin takdir yetkisinin bulunduğu nispi boşanma sebepleri arasında yer alır.
B) Suçun işlenmesi veya haysiyetsiz hayatın sürülmesi tek başına yeterli olmayıp, bu yüzden ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi de gerekir.
C) Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay içinde dava açılmazsa dava hakkı düşer.
D) Kanunda bu dava için bir süre sınırı öngörülmemiştir, bu nedenle her zaman açılabilir.
E) Hakim, suç işlendiğini veya haysiyetsiz hayat sürüldüğünü tespit etse bile, ortak hayatın çekilmez hale gelmediği kanaatine varırsa boşanma talebini reddedebilir.

Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol