Türk Medeni Kanunu 176. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 176- Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.
Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez.
İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.
4. Yetki
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
47 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2024/7639 E., 2024/7375 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
2.Dairemizin 22.02.2024 tarih ve 2023/4497 Esas 2024/1115 Karar sayılı ilamı ile "4721 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince yoksulluk nafakasının, toptan veya durumun gereklerine göre aylık irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.
2. Hukuk Dairesi 2024/7639 E. , 2024/7375 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
SAYISI : 2024/409 E., 2024/568 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen boşanma davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; kadın yararına yoksulluk nafakasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; erkeğin bağımsız konut sağlamadığını, fiziksel şiddet uyguladığını, kayınvalidesinin sürekli evde muska yazdığını ve bunları sattığını, sık sık eve dışarıdan yabancıların geldiğini, zorla doktora götürdüğünü iddia ederek davanın kabulüne, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, kadın yararına aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, kadın yararına yasal faizi ile birlikte 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Kayseri 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 28.03.2022 tarih ve 2022/249 E. 2022/1424 K. sayılı kararı ile; davacı kadın akıl hastalığı nedeniyle vesayet altına alınmıştır. Vasi, usulüne uygun şekilde mahkemeye davet edilmiş; vasi tarafından husumete izin kararı ve vekaletname ibraz edilmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı erkek vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; iddiaların doğru olmadığını, kadının ailesinin ayrı eve çıkılmasını istemediğini, kadının günlük işleri dahi yapma becerisinin olmadığını, doktora zorla götürmediğini ancak gittiklerinde kadının mental reterdasyonu olduğunun tespit edildiğini iddia ederek mutlak butlan nedeniyle evliliğin iptali, aksi takdirde tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, erkek yararına 30.000,00 TL maddî ve 30.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2. Davalı erkeğin mutlak butlan nedeniyle evliliğin iptali talebi tefrik edilerek İlk Derece Mahkemesi'nin 2021/259 Esas sayılı dosyasına kaydedilmiş; yapılan yargılama neticesinde davanın kabulü ile evliliğin mutlak butlan nedeniyle iptaline karar verilmiş; iş bu karar 01.06.2022 tarihinde kesinleşmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilk kararı ile kadının davasının kabulüne, tarafların evliliği Mahkemenin 2021/259 E. sayılı dosya üzerinden mutlak butlanda sona erdiğinden boşanma hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kadın çalışmadığından ve yoksulluğa düşeceği belirli olduğundan dava tarihinden itibaren aylık 400,00 TL tedbir nafakasına, aylık 700,00 TL yoksulluk nafakasına, kadının mevcut ve beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelendiğinden ve kişilik hakları ihlal edildiğinden kadın yararına yasal faizi ile birlikte 30.000,00 TL maddî, 28.000,00 TL manevî tazminata, erkeğin maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.03.2023 tarihli ve 2023/525 E., 2023/538 K. sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 22.02.2024 tarih ve 2023/4497 Esas 2024/1115 Karar sayılı ilamı ile "4721 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince yoksulluk nafakasının, toptan veya durumun gereklerine göre aylık irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Yoksulluk nafakasının toptan ya da irat biçiminde ödenebilmesine karar verilebilmesi için, kusurun niteliği, evliliğin süresi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile ödeme gücü ve isteklerinin göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır. Somut olayda tarafların ekonomik ve sosyal durumları, evliliğin süresi dikkate alındığında yoksulluk nafakası yükümlüsünün, yoksulluk nafakasını toptan ödemesi yönünde hüküm kurulması gerekirken, irat biçiminde ödenmesine karar verilmesi somut olay bakımından isabetli bulunmadığı " gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının yoksulluk nafakası yönünden kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının yoksulluk nafakası yönünden bozulmasına, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin diğer bölümlerinin onanmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davacı kadın yararına 105.000,00 TL toptan yoksulluk nafakasına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı erkek vekili, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, boşanma davası olup, uyuşmazlık bozma ilamının amacına uygun karar verilip verilmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 4 üncü, 175 inci, 176 ncı maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci, 371 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Nafaka konusunda karar verilirken öncelikle 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak hüküm kurulması gerekir.
2.Somut olayda İlk Derece Mahkemesi tarafından davacı kadın yararına aylık 700,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, bu karara karşı sadece erkek tarafından istinaf ve temyiz talebinde bulunulmuştur. Dairemizin 22.02.2024 tarih ve 2023/4497 Esas 2024/1115 Karar sayılı ilamı ile evliliğin süresi dikkate alınarak kadın yararına toptan yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle karar yoksulluk nafakası yönünden bozulmuştur. Tarafların evlilik tarihleri 14.10.2017, dava tarihi ise 07.02.2019 olup, sadece 14 ay süren bir evlilik için yaklaşık 150 aya denk gelecek şekilde toptan yoksulluk nafakasına hükmedilmiş olması temyiz edenin aleyhine hüküm kurma yasağının ihlali niteliğinde olduğu gibi kadın yararına hükmedilen tazminat miktarları ile de açıkça orantısız olup, hakkaniyete aykırıdır. Daha açık bir anlatımla davacı kadın yararına takdir edilen toptan yoksulluk nafakası çok olup, bozma ilamının amacına uygun bulunmamıştır. O halde Mahkemece kadın yararına daha uygun miktarda toptan yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
2. Hukuk Dairesi, 2024/502 E., 2024/8286 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4721 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca yasal olarak yoksulluk nafakasının, toptan veya durumun gereklerine göre aylık irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.
2. Hukuk Dairesi 2024/502 E. , 2024/8286 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1993 E., 2023/2776 K.
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm tesisi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 5. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/1037 E., 2023/476 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince erkeğin karşı davasının açılmamış sayılmasına, kadının asıl ve erkeğin birleşen davalarının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir.
Kararın davalı-davacı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen esastan reddi ve kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-davalı kadın vekili dava dilekçesinde; tarafların erkeğin ailesine çok yakın yerde ortak konutlarının olduğunu, bağımsız konut sağlanamadığını, erkeğin ailesinin ortak konuta çok sık gelip gittiklerini, kadının erkeğin ailesinin evinin temizliği ve yemeğinin de yapmak zorunda kaldığını, yemeklerin erkeğin ailesinin evinde yendiğini, ortak konutu yatmak için kullandıklarını, erkeğin ailesinin evliliğe müdahalede bulunduğunu, kadının yaptığı işi beğenmemeleri nedeniyle sürekli incitici tavırlara ve hakaretlere maruz kaldığını, erkeğin ailesinin erkeği yönlendirdiğini, erkeğin kadına küfür ve hakaretlerde bulunduğunu, defalarca darp ettiğini, bu eylemleri kimseye anlatmaması için baskı kurup tehdit ettiğini, darp nedeniyle kadının 2019 yılı Ağustos ayında şikayette bulunduğunu, erkeğin özürler dilemesi nedeniyle eve geri döndüğünü ancak darp eylemlerinin devam ettiğini, evin anahtarını zorla elinden aldığını, en son 13.11.2019 tarihinde darp ettiğini belirterek davanın kabulü ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, kadın yararına aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, nafakanın her yıl ÜFE oranında artırılmasına, 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı-davacı erkek vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; iddiaların asılsız olduğunu, ortak konutu tutarken kadının da beğendiğini, erkeğin ailesinin kadın istemediği için tarafların evine gelmediğini, kadının da erkeğin ailesinin evine gitmediğini, erkeğin ailesinin evine sırf onlara küfür, hakaret ve tehdit etmek için gittiğini, kadının evin temizlik, yemek gibi işlerini yapmadığını, kadını kendi ailesinin etkisinde kaldığını, kadının sürekli evi terk ettiğini, psikolojik sorunları olduğunu, erkeğe sürekli bağırıp çağırdığını küfür ve hakaret ettiğini, sürekli başka odada telefonu ile ilgilendiğini, canı istediğinde erkeği evden kovduğunu, erkek hakkında asılsız şikayette bulunduğunu, erkeğin iş kazası geçirmesi nedeniyle demirli olan ayağına tekme ile vurduğunu, kadının kardeşlerinin telefon ederek küfür ve hakaret edip tehdit ettiğini, kadının erkeğe fiziksel şiddet uyguladığını, evdeki eşyaları kırıp döktüğünü, son olayda kadının dışarıda bağırıp çağırıp küfürler ettiğini, erkeğin gözüne ve burnuna vurduğunu, ...'ı sevdiğini, ... olsaydı dışarı atılmayacağını, onu sevdiğini herkesin bildiğini söylediğini, erkeğin bu durumu kayıt altına aldığını, eve geldiklerinde erkeği eve almadığını, ertesi gün kadının erkeğin ailesinin evine gidip kıpıyı tekmelediğini, küfür ve hakaretler ettiğini, erkeğin babasına" şerefsiz" dediğini, sonra ortak konuta giderek evin kapısını kırdığını, erkeğe bıçak çekerek tehdit ettiğini, en son erkeğin kardeşini arayarak kendisini ailesine götürmesini istediğini, ailesinin yanına gittikten sonra "ben eşimle cinsel ilişkiye girmedim, bakireyim, erkekliği yok, ilişkiye bile giremedi" şeklinde dedikodu çıkardığını belirterek karşı davanın kabulü ile erkek yararına 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davalı-davacı erkek vekili birleşen dava dilekçesinde; karşı dava dilekçesinde iddialarını yineleyerek 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, aylık 3.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, yasal faizi ile birlikte 300.000,00 TL maddî ve 300.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin 19.10.2021 tarihli, 2019/823 Esas, 2021/704 Karar sayılı kararı ile tarafların eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle her iki davanın kabulü ile 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, kadın yararına hükmedilen aylık 350,00 TL tedbir nafakasının karar tarihinde 450,00 TL'ye yüksemltilmesine ve yoksulluk nafakası olarak devamına, nafakanın her yıl ÜFE oranında artırılmasına, tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı-davalı kadın vekili karşı davanın kabulü, kusur belirlemesi, hükmedilen nafakaların miktarı, reddedilen tazminatlar yönünden; davalı-davacı erkek vekili asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası ile reddedilen tazminatlar, yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin 05.12.2023 tarihli, 2021/2694 Esas, 2022/2361 Karar sayılı kararı ile erkeğin karşı davasının boşanma talebi içermediği, münhasıran 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrasına dayalı maddî ve manevî tazminat isteğine ilişkin olduğu tazminat talebine ilişkin olduğu, aleyhine boşanma davası açılan eşin tazminat talep edebileceği ancak bağımsız dava ile ile ileri sürülmesi halinde nispi harç yatırması gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin kadını darp ettiği, tanıkların kadının vücudunda morluk gördüğü, darp nedeniyle erkeğin ceza aldığı, erkeğin daha önce de kadını darp ettiği, son ayrılıklarında erkeğin kadın için "psikolojisi bozuk, deli, sevgilisi var" dediği, erkeğin annesinin "zaten gelemezsiniz, buranın kirasını biz ödüyoruz, oğlumun evi" dediği, müşterek konutun ihtiyaçlarını erkeğin babasının karşıladığı, erkeğin tam anlamı ile bağımsız konut temin edemediği; kadının ise erkeğe "şerefsiz, karaktersiz" dediği, tokat atıp ayağına tekme vurduğu, erkeğin kardeşine "sizi bitireceğim, ailenizi bitireceğim, babanıza göstereceğim, orospu çocukları" dediği,erkeğe "erkekliği yok, bundan bir şey olmaz" dediği, erkeğin babasına "şerefsiz, orospu çocukları, sizi rezil edeceğim, sizin gibi şerefsizleri istemiyorum, ...'ı istiyorum, ... olsa bana iyi bakardı" dediği, erkeği bazen eve almadığı, erkeğin parkta, arabada vs yattığı, erkeğin babasına "benim evime gelme "dediği, buna göre kadını birden fazla kez darp eden, kadına "psikolojisi bozuk, deli, sevgilisi var" diyen, yine tam anlamı ile bağımsız konut tesis etmeyen erkek ile erkeğe küfür, hakaret, darp eden, erkeğin kardeşine, babasına küfür, hakaret, tehdit eden, erkeğin babasına "eve gelme" diyen, erkek için "erkekliği yok" diyen, ... isimli birinden bahsederek güven sarsıcı davranışlarda bulunan, erkeği bazen eve almayan kadının eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle karşı davanın açılmamış sayılmasına, asıl ve birleşen davanın kabulü ile 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, kadın yararına aylık 600,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, nafakanın her yıl ÜFE oranında artırılmasına, tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı-davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde; asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, hükmedilen nafakalar, reddedilen nafaka ve tazminatlar, vekâlet ücreti ve yargılama gideri yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bağımsız konut temin etmediği ispatlanamayan erkeğe bu kusurun verilemeyeceği, erkeğe yüklenen diğer kusurların yerinde olduğu, kadının istinafa gelmemesi nedeniyle kusurunun kesinleştiği ve kadına yüklenecek başka kusurun bulunmadığı, boşanmaya neden olan olaylarda tarafların yine eşit kusurlu oldukları, erkeğin nafaka talebi hakkında hüküm kurulmamasının hatalı olduğu, geliri bulunmayan kadının nafaka ile sorumlu tutulamayacağı, erkeğin nafaka talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle erkeğin kusur belirlemesine yönelik istinaf taleplerinin kısmen kabulüne, erkeğin nafaka talebinin reddine, erkeğin sair istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davanın ispat edilemediğini, bu nedenle asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kadının tanıklarının beyanlarının yanlı olduğunu, kadının yoksulluğa düşmeyeceğini, yoksulluk nafakasının haksız olduğunu, kadına eksik kusur yüklendiğini, erkeğe de fazla ve hatalı kusur yüklendiğini, kadının ağır kusurlu olduğunu, lehe tazminata ve nafakaya hükmedilmesi gerektiğini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin hatalı olduğunu belirterek asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası, reddedilen nafaka ve tazminatlar, vekalet ücreti, yargılama gideri yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası, reddedilen nafaka ve tazminatlar, vekâlet ücreti, yargılama gideri noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 176 ncı maddesi. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 323 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddesi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Yoksulluk nafakasının toptan ya da irat biçiminde ödenebilmesine karar verilebilmesi için, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile ödeme gücü ve isteklerinin göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır. 4721 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca yasal olarak yoksulluk nafakasının, toptan veya durumun gereklerine göre aylık irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve mal varlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiş ise de tarafların ekonomik ve sosyal durumları, evlilikte geçen süre ve yaşları, yeniden evlenme şansları, çocuklarının olmayışı da dikkate alındığında davacı-davalı kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin birinci fıkrası nazara alınarak, hakimin takdir yetkisi çerçevesinde yoksulluk nafakası yönünden bir defaya mahsus olmak üzere "Toptan ödeme" yönünde karar verilip verilemeyeceği hususu değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının yoksulluk nafakası yönünden erkek yararına BOZULMASINA,
2.Davalı-davacı erkeğin diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2015/2135 E., 2015/10727 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varANKARA 11. AİLE MAHKEMESİ
tam metni aç
4721 sayılı Yasa 176/3.maddesine göre;
3. Hukuk Dairesi 2015/2135 E. , 2015/10727 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ANKARA 11. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/11/2014
NUMARASI : 2013/470-2014/1370
Taraflar arasındaki yoksulluk ve yardım nafakalarının kaldırılması ve azatılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davacı ile davalılardan Asuman'ın Ankara 3. Aile Mahkemesinin 2007/511 esas 2008/840 karar sayılı ilamıyla boşandıklarını, boşanma kararı ile aylık 2.000,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, Ankara 1. Aile Mahkemesinin 2010/104 esas 2011/524 karar sayılı ilamıyla yoksulluk nafakasının 1.600,00 TL 'ye indirildiğini; davalılardan kızı Damla Su tarafından açılan yardım nafakası davasında ise, Karşıyaka 2. Aile Mahkemesinin 2008/1319 esas 2009/785 karar sayılı ilamıyla 1.500,00 TL yardım nafakasına hükmedildiğini; davacının işten çıkarıldığını, emekli maaşı dışında gelirinin bulunmadığını, maaşından icra kesintilerinin yapıldığını; davalının durumunun daha iyi olduğunu, babasından kalan emekli maaşı almaya başladığını belirterek; davalılar lehine hükmedilen yoksulluk ve yardım nafakalarının kaldırılmasını; aksi halde, davacının emekli maaşına uygun olarak düşürülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, cevap dilekçesinde; davacının başka bir bayanla evlendiğini, çocuğunun olduğunu, yeni eşinin üzerine ev satın aldığını, davacının işten çıkarılmasının nafakanın kaldırılmasını gerektirir geçerli neden olmadığını, davalı D.. S...'nun üniversite eğitiminin devam ettiğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; nafakanın indirilmesi davasının kesinleşmesinden sonra davacının mali durumunun kendisinden kaynaklanmayan sebeplerle kötüleştiği, şartların değiştiği, davalı Asuman'ın ekonomik durumunun kötüleştiği iddiasının kanıtlanmadığı, davalı D.. S...'nun öğrenciliğinin devam ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yoksulluk ve yardım nafakasının kaldırılması mümkün olmadığı takdirde indirilmesine ilişkindir.
Öncelikle yoksulluk kavramı üzerinde durmak gerekir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve1998/ 2–656–688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.
4721 sayılı Yasa 176/3.maddesine göre; “sözleşme veya hüküm ile kendisine maddi tazminat veya nafaka olarak bir irat tahsis edilmiş eşin yoksulluğunun zail olması, haysiyetsiz hayat sürmesi, bir evlenme akti olmadan fiilen karı koca gibi yaşaması yeniden evlenmesi veya eşlerden birinin ölmesi halinde, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça bu irat kesilir. İrat şeklinde maddi tazminat veya nafakayı gerektiren sebep ortadan kalkar ya da önemli ölçüde azalır veya borçlunun mali gücü önemli ölçüde eksilirse iradın indirilmesine veya kaldırılmasına karar verilebileceği gibi değişen durumlara göre ve hakkaniyet gerektiriyorsa iradın arttırılması da istenebilir.” (TMK. md. 176/4)
Yoksulluk durumu günün ekonomik koşulları ile birlikte, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmelidir. Yoksulluk nafakası ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanır. Onun içindir ki, bilimsel öğretide; evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devamı niteliğinde olduğu belirtilmektedir. Yargıtay'ın yerleşik kararlarında “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması” yoksulluk nafakasının bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak da kabul edilmemektedir.
Yardım nafakası incelendiğinde ise; TMK’ nun 364. maddesinin 1. fıkrası; “Herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.”, 328. maddesinin 2.fıkrası ise; “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler” hükümlerini içermektedir.
Yine aynı kanunun 365. maddesinin 2. fıkrasında ise ; “Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir.” düzenlemesi yer almıştır.
Açıklanan yasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Buna göre, yardım nafakası; ergin çocuğun eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile genel ihtiyaçlar ve ana-babanın mali durumuna göre takdir edilir.
Dosyanın incelenmesinde; taraflar arasında görülen Ankara 1. Aile Mahkemesinin 2010/104 esas 2011/524 karar sayılı yoksulluk nafakasının kaldırılması veya indirilmesi davasında davacı hakkında yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasına göre; Elektrik üretim şirketinde proje müdürü olarak çalıştığı, aylık 8.000,00 TL maaşının olduğu, ayrıca 1.400,00 TL emekli maaşının bulunduğu, 400,00 TL kira ödediği, temyize konu işbu davada yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında ise, emekli olduğu, aylık 1.700,00 TL maaş aldığı, 4 aydır çalışmadığı, yeni eşine ait evde ikamet ettiği, sosyal güvenlik hizmet bilgilerine göre 26/02/2013 tarihinde işten ayrıldığı, H... Endüstri A.Ş'nin 25/02/2014 tarihli yazısı uyarınca aylık brüt 2.500,00 TL ücretle göreve başladığı tespit edilmiştir.
Davalılardan Asuman'ın 15/08/2008 tarihinden itibaren ölüm aylığı aldığı, 2013 Kasım aylığı olarak 805,36 TL aldığı, diğer davalı D.. B..'un ise G... Üniversitesi .... bölümü 4. sınıf öğrencisi olduğu belirlenmiştir.
Davacının gelir durumu değerlendirildiğinde, davalıların gelir durumları ile aldıkları nafaka miktarı toplamının, davalıları yoksulluktan kurtaracak nitelikte bulunmadığının kabulü gerekir.
O halde, dava tarihindeki şartlara göre; davalıların yoksulluğunun ortadan kalkmadığı kabul edilerek nafakaların kaldırılması taleplerinin reddi doğru ise de, davacının gelir durumundaki azalma ve ödenen toplam nafaka miktarı gözetilerek hakkaniyet ölçüsünde uygun bir miktar indirime karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın tamamen reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2013/14467 E., 2013/17884 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAİLE MAHKEMESİ
tam metni aç
ı talebi yerinde görülmediği, ilgili sağlık kurulu raporu ve davalının hamileliğinin başlangıç tarihi dikkate alındığında yoksulluk nafakasının 03/03/2012 tarihi itibariyle kaldırılması şartlarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varıldığından TMK 176/3. maddesi gereğince yoksulluk nafakasının 03/03/2012 tarihinden itibaren kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmişti
3. Hukuk Dairesi 2013/14467 E. , 2013/17884 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların ... 15/06/2009 tarihli kararı ile anlaşmalı olarak boşandıklarını, kararın kesinleştiğini, anlaşmalı boşanmaya ilişkin süreçte, davalının başka biriyle yaşamaya başladığı duyumunu aldığını, bir an önce boşanabilmek için davalıya 800 TL nafaka vermeyi kabul ettiğini, davacının boşanmadan sonra kendisine ait kuaför salonunu devrettiğini, kredi borçlarını ödeyemediğini, yüksek miktarda borcu olduğunu iddia ederek yoksulluk nafakasının kaldırılmasını mümkün olmadığı takdirde miktarının düşürülmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, sözleşme yapıldığı zamandaki şartların davacı yönünden olağanüstü şekilde ağırlaşması veya hakkaniyetin yoksulluk nafakasının kaldırılmasını gerektirmesi hallerinin gerçekleşmesinin sözkonusu olmadığı kanaatine varıldığından bu sebeple nafakanın dava tarihinden geçerli olarak tamamen kaldırılması veya azaltılması talebi yerinde görülmediği, ilgili sağlık kurulu raporu ve davalının hamileliğinin başlangıç tarihi dikkate alındığında yoksulluk nafakasının 03/03/2012 tarihi itibariyle kaldırılması şartlarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varıldığından TMK 176/3. maddesi gereğince yoksulluk nafakasının 03/03/2012 tarihinden itibaren kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK’nun 176/3.maddesi uyarınca; irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
....
Davacı taraf, boşanma davası aşamasında davalının başka biri ile yaşadığı duyumunu aldığını, bu nedenle bir an önce boşanmanın gerçekleşmesi için nafaka ödemeyi kabul ettiğini dava dilekçesinde belirtmiştir. Davalının başka birisiyle yaşadığı, ondan hamile kaldığı, akabinde de resmi olarak evlendiği anlaşıldığından yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren kaldırılması gerekirken,davalının hamileliğinin başladığı tarihten itibaren kaldırılması doğru görülmemiş, bozmayı gerktirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
....
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 176 ]
3. Hukuk Dairesi 2008/11154 E., 2008/14633 K.
3. Hukuk Dairesi 2008/11154 E., 2008/14633 K.
- ASGARİ ÜCRET
- BOŞANMA
- NAFAKA MİKTARI- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 175 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 176 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 182 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 2 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü.
Davada; tarafların 20.01.2006 tarihinde boşandıkları, davalı lehine 200 YTL yoksulluk nafakasına hükmedildiği, ancak boşanma kararından sonra davalının sigortalı olarak çalışmaya başladığı ve yoksulluktan kurtulduğu ileri sürülerek nafakanın kaldırılmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece davalının yoksulluğunun kalktığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK'nın 176. maddesine göre; yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkemece nafaka kaldırılabileceği gibi, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına da karar verilebilir.
Ancak, Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarında "asgari ücretle çalışılmakta bulunulması" yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemiştir (HGK'nın 07.10.1998 gün ve 1998/2-656 E. ve 1998/668 K., 26.12.2001 gün ve 2001/2-1158 E. ve 2001/1185 K. sayılı kararları gibi).
Yine; Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2007 tarih ve 2007/3-84 E. ve 95 K. sayılı kararında da asgari ücretle çalışılmakta bulunulması yoksulluğu ortadan kaldıran bir durum olarak kabul edilmemiştir.
Bu durum, ancak nafakanın miktarını tayinde etken olarak dikkate alınmalıdır.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda davalının asgari ücretle çalışıyor olmasının onu yoksulluktan kurtarmayacağı dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir. Ancak, tarafların mali durumlarının değişmesi iradın artırılması veya azaltılmasını gerektireceğinden, davalının işe girmiş olması ve gelir elde etmesi nedeniyle nafakada uygun bir miktar indirime karar verilmesi gerekirken, davanın tümden kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, kabulü ile hükmün HUMK'nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA) ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.09.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Hukuk
(G), boşandığı eşi (H)’den irat şeklinde yoksulluk nafakası almaktadır. (H), (G)'nin bir süredir (K) isimli bir şahısla evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşadığını öğrenmiş ve nafakanın kaldırılması için dava açmıştır. Mahkeme, (H)'nin iddiasını ispatlaması halinde ne karar vermelidir?
A) Nafakanın kendiliğinden kalktığını tespit etmelidir.
B) (G)'nin haysiyetsiz hayat sürdüğüne hükmetmelidir.
C) Nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılmasına karar vermelidir.
D) Nafakanın kaldırılması talebini reddetmeli, ancak miktarını indirmelidir.
E) Fiilen evliymiş gibi yaşama, nafakanın kaldırılması sebebi olmadığından davayı reddetmelidir.
Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.