4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 178

Türk Medeni Kanunu 178. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 178- Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. VI. Mal rejiminin tasfiyesi 1. Boşanma hâlinde

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

14 karar eşleşti
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 178 ]
8. Hukuk Dairesi 2010/6209 E., 2011/1087 K. 8. Hukuk Dairesi 2010/6209 E., 2011/1087 K. - DAVA ZAMANAŞIMI - KATKI PAYI ALACAĞI - MAL AYRILIĞI REJİMİ- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 5 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 178 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 179 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 202 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 225 ] - 743 S. TÜRK KANUNU MEDENİSİ (MÜLGA) [ Madde 170 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 66 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 125 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 132 ] "İçtihat Metni" A... ile A.. aralarındaki tapu iptali, tescil ve katkı payı alacağı davasının reddine dair (Bafra İkinci Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi)'nden verilen 22.04.2010 gün ve 255/247 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: Davacı A... vekili; dava dilekçesinde tarafların 03.09.1979 tarihinde evlendiklerini, vekil edeninin 1981 yılında Almanya'da çalışmaya başladığını, 1983 yılında ise, davalının yanına gittiğini ve çalışmaya başladığını, evlilik birliği içerisinde 1170 ada 66 parsel sayılı taşınmazın satın alındığını, tapu kaydının davalı üzerinde bulunduğunu, davacı ve davalının çalışmaları sonucu ortak katkıları ile arsa üzerinde 4 katlı bina yapıldığını, vekil edeninin taşınmaz üzerinde %50 oranında hakkı bulunduğunu, bu nedenle anılan parselin tapu kaydının 1/2 oranında İptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline, bu olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile 20.000 YTL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak vekil edenine verilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı A.. vekili cevap dilekçesinde; tarafların 27.12.2005 tarihli mahkeme kararı ile boşandıklarını, hükmün temyiz edilmeyerek 10.03.2006 tarihînde kesinleştiğini, arsanın ortak alındığı ve üzerindeki binanın birlikte yapıldığı yönündeki davacı tarafın iddiasının doğru olmadığını, davacının ailesinin Samsun'da oturduğunu, bu nedenle davacının Bafra'da inşaat yapılmasını istemediğini, davacının alınan taşınmaza ve üzerine yapılan binaya hiçbir katkısının bulunmadığını, arsanın 1984 yılında satın alındığını, üzerindeki binanın İnşaatının ise, 1994 yılında tamamlandığını, Borçlar Kanunu'nun 66. maddesi gereğince davanın zamanaşımına uğradığını ve zamanaşımı definde bulunduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, "...Türk Medeni Kanunu'nun 178. maddesindeki dava zamanaşımı suresinin geçtiğini, somut olayda 10 yıllık zamanaşımı süresini öngören Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığını..." gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiştir. Dava, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejimi döneminde edinilen taşınmaz ile bu taşınmaz üzerinde inşa edilen 4 katlı binaya yapılan katkı payı alacağı isteğine ilişkindir. Mahkemece/ 4721 sayılı TMK'nın 178. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleştiği görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Taraflar 03.09.1979 tarihinde evlenmişler, eldeki davanın davalısı A.. tarafından 06.04.2005 tarihinde; Bafra Birinci Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan, Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılan ve 10.03.2006 tarihinde kesinleşen 27.10.2005 gün ve 2005/138 Esas, 2005/577 Karar sayılı hükmü ile boşanmışlardır. Bu durum karşısında taraflar arasında evlenme tarihinden boşanma davasının açıldığı ve 4721 sayılı TMK'nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TMK'nın 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, başka bir mal rejimi seçmediklerinden 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı ve mal rejiminin sona erdiği 06.04.2005 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK'nın 202, 225 ve 4722 sayılı Kanun'un 10/1 maddeleri). Uyuşmazlık konusu 1170 ada 66 sayılı parsel mal ayrılığı rejiminin geçerliği olduğu dönemde 30.07.1984 tarihinde alınmış olup, davalı Ali adına tapuda kayıtlı bulunmaktadır. Üzerindeki 4 katlı binanın inşaatı ise, gerek cevap dilekçesine ve gerekse dosyadaki bilgi ve belgelere göre 1994 yılında tamamlanmıştır. Görüldüğü gibi arsanın alımı ve üzerindeki binanın yapımı, taraflar arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinildiğinden ve yapıldığından, taraflar arasındaki uyuşmazlığın Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri gereğince çözümlenmesi gerekmektedir. Mal ayrılığı rejimi döneminde edinilen mallar için Türk Medenî Kanunu'nda herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Ancak Türk Medeni Kanunu'nun 5. maddesinde; bu Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır, denilmektedir. TMK'nın 179. maddesinde ise, mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır hükmüne yer verilmiştir. Şu halde TMK'nın 5. maddesi yoluyla, Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin somut olayda uygulanması gerektiğinin kabulü gerekir. Çünkü taşınmaz ve üzerindeki bina 01.01.2002 tarihinden önce edinilmiştir. Bu konuda bir uyuşmazlık da söz konusu değildir. Bu durum karşısında mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı TMK'nın 178. maddesi 01.01.2002 tarihinden sonra edinilen ve eşler arasında yasal mal rejimi dışında başka bir mal rejimi sözleşmesinin söz konusu olmadığı mallar hakkında uygulanır. Bu bakımdan mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi hukuki yanılgıya dayalıdır. Öte yandan Borçlar Kanunu'nun 132/1-2 bendi uyarınca evlilik devam ettiği sürece karı-kocadan birinin, diğerinin zimmetinde olan alacakları hakkında zamanaşımı işlemez. Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin de somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. O halde mahkemece yapılacak iş; iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanması, yukarıda yapılan açıklamaların gözönünde tutulması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hukuki yanılgı sonucu zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması usu! ve kanuna aykırıdır. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK'nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 01.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

3. Hukuk Dairesi, 2012/9965 E., 2012/15154 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
tam metni aç
Yoksulluk nafakası "Kural olarak alamayacak olanlar içinde" yardım nafakası alanların bulunmadığı yargısal ve ilmi inançlarla belirlenmiştir.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 178.madde hükmüne göre, evliliğin boşanma sebebiyle son bulmasından doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden 1 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
3. Hukuk Dairesi         2012/9965 E.  ,  2012/15154 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili 29.09.2011 tarihli dilekçesinde; müvekkilinin eşinden boşandığını, yardıma muhtaç olduğunu, geliri bulunmadığı ve 2002 yılından beri yeşil kart kullandığını, davalı olan babasının ise ekonomik durumunun iyi olduğunu, bu nedenle aylık 250 TL yardım nafakasının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevabında; davacının annesinin vefatından sonra yeniden evlendiğini ve uzun yıllardır davacı ile aile bağlarının koptuğunu, aldığı duyumlara göre, davacının boşandığı eşi ile halen birlikte aynı evde yaşadığını, boşanmanın gerçeğe aykırı olduğunu, davacının yeşil kart kullandığının da gerçek dışı olduğunu, kendisinin 2.eşinden de ayrıldığını, boşandığı eşine 250 TL nafaka ödeyip, kredi borcu bulunduğunu, 350 TL kira ödediğini belirterek davanın reddini dilemiştir.Mahkemece; davacının 04.05.2009 tarihinde eşinden boşanarak tek başına yaşamaya başladığı, kendisine yardım edecek kimsenin bulunmadığı, davacının babası olan davalının, MK.364-366.maddeleri uyarınca zor durumda bulunan ve yardım etmemesi halinde ekonomik darlığa düşecek kızına ekonomik olarak yardım etmek zorunda olduğu gerekçe gösterilerek, aylık 150 TL yardım nafakasına hükmedilmiştir.Hükmü davalı temyiz etmektedir.Somut olayda, davacı ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/108-102 sayılı ilamına göre eşi ile anlaşmalı olarak boşanmış olup, boşanma dosyasında eşinden nafaka ve tazminat talep etmemiştir. Dinlenen davacı tanıkları davacının, tek başına yaşadığı ve yardıma muhtaç olduğu yönünde beyanda bulunmuşlardır.Ancak, mahkemece; davalının savunması doğrultusunda boşanmanın davalı babadan nafaka almak için olup olmadığı araştırılmamıştır. Ayrıca, her ne kadar davacı tanıkları tek başına yaşadığını beyan etmişlerse de, yine davalı savunması doğrultusunda davacının halen eşi ile yaşayıp yaşamadığı konusunda ayrıca bir araştırma yapılmamıştır.Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar araştırılmak suretiyle, davacının talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı, iyiniyet kurallarıyla bağdaşıp bağdaşmadığı hususu açıklığa kavuşturularak, iyiniyet kurallarıyla bağdaştığı takdirde şimdi olduğu gibi nafakaya hükmedilmeli, aksi takdirde talebi reddedilmelidir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.06.2012 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY YAZISI Sayın çoğunluğun görüş ve kararı ile karşı oy arasındaki uyuşmazlık Yoksulluk-Yardım nafakasındaki önceliktir.Uyuşmazlığın belirlenmesi için her iki nafakanın açıklanması gereklidir. a) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre yoksulluk nafakası TMK 175.madde hükmünün eşlerle ilgili mali sonuçlarından birisidir. Yoksulluk nafakasının felsefesi şu varsayımlardan doğmaktadır. 1) Eşlerin birbirine yabancı sayılamayacağı, 2) Beklenen çıkarın aniden yok olması, 3) İddet müddeti 4)Ahlaki yardım gerekleri olup; maddi koşulları (TMK.175.madde hükmünde) belirlenmiştir. Yoksulluk nafakası "Kural olarak alamayacak olanlar içinde" yardım nafakası alanların bulunmadığı yargısal ve ilmi inançlarla belirlenmiştir.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 178.madde hükmüne göre, evliliğin boşanma sebebiyle son bulmasından doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden 1 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (Ömer Uğurgençcan Boşanma-Nafaka Hukuku. Ankara 2010.sh.983-988)b) TMK. 364-366 hükmüyle nafaka yükümlülüğü düzenleme konusu yapılmaktadır. Yoksullara yardım etmek hem dini hem de ahlaki bir görev ve sorumluluktur. TMK.365. madde hükmünde belirtilen yardım nafakası için mirasçılıkta sıra gözönünde tutularak açılır. O halde, yardım nafakası öncelikle altsoydan istenilmelidir. Altsoyu yoksa üstsoyundan yardım nafakası istenilmelidir. Şimdi olayımıza geri dönelim ve hiçbir malvarlığı ve geliri bulunmayan evli iken boşanan kız çocuğunun baba olan davalıdan yardım nafakası isteyip isteyemeyeceğini inceleyelim: Davacı işsizdir, hiçbir geliri de yoktur. Ülkenin ekonomik ve sosyal yapısına göre de davacının iş bulma imkanı oldukça azdır. Boşanmış ve eşinden yoksulluk nafakası da talep etmemiştir. Salt iddiaya dayalı olarak “eşinden almadı isen babadan da alamazsın demek” İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde belirtilen ve gösterilen “eşitlik ilkesine” de aykırı düşecektir. (Ömer U.Gençcan T.M.K. Ank.2007 sh, 2630-2634) Olayımızda; dava dışı davacının eşinin yoksulluk nafakası ile yükümlü olduğu ve bu nedenle davalı babanın nafaka yükümlüsü olup olamayacağının belirtilmesi, boşanma ilamında kuralların yeniden tartışılması sonucunu doğurucaktır. Eski eşin gelir durumunun belirtilmesi ve incelenmesi ile onu yükümlü kabul etmek TMK.178.madde hükmüne de aykırıdır.Bu bağlamda, TMK.364-365.madde hükümlerinde belirtilen ve özellikle 365/III.madde hükmünde belirtilen hakkaniyet kuralının aynı yasanın 178.madde hükmünün açıklığı karşısında uygulanamayacağından sayın çoğunluğun bozma kararına KARŞI OYUMDUR.05.07.2012
8. Hukuk Dairesi, 2011/3345 E., 2011/4248 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
bu edinmenin eşler arasında yasal edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 1.1.2002 tarihinden sonra olduğunu ileri sürdüğüne göre; uyuşmazlığın bu rejim kuralları gereğince yani 4721 sayılı TMK hükümleri uyarınca çözüme kavuşturulması hususunda duraksama bulunmamaktadır. Bu durumda 4721 sayılı TMK. nun 178. maddesinde düzenlenen dava zamanaşımına ilişkin düzenlemenin eldeki davaya konu
8. Hukuk Dairesi         2011/3345 E.  ,  2011/4248 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı ... ile ...aralarındaki dava hakkında İzmir 11. Aile Mahkemesinden verilen 16.09.2010 tarih ve 980/626 sayılı hükmün Dairenin 22.03.2011 gün ve 6686/1616 sayılı ilâmiyle onanmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı ... vekili, tarafların 1997 yılında evlendiklerini ve 25.1.2009 tarihinde kesinleşen ilamla boşandıklarını, evlilik birliği içinde 2002 yılından sonra alınarak davalı eş adına kayıtlanan SS ...Konut Yapı kooperatifinde bulunan evin edinilmesine vekil edeninin takılarının bozdurulması sonucunda elde edilen 17000 TL tutarında bedeli vermek suretiyle katkıda bulunduğunu; ayrıca vekil edeninin bu ev üzerinde edinilmiş mallara katılma rejimi kuralları gereğince katkı payı alacağından başka ½ oranında katılma alacağı hakkına da sahip olduğunu açıklayarak, fazlaya ilişen hakları saklı kalmak kaydıyla 50000 TL alacağın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak vekil edenine verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise; taraflar arasındaki mal rejiminin sona erdiği tarihten eldeki davanın açıldığı tarihe kadar yasada öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş bulunduğunu, ayrıca davacının ev hanımı olduğunu, edinmede hiçbir katkısının söz konusu olmadığını ve ileri sürülen hususların gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece; taraflar arasında görülen boşanmaya ilişkin hükmün 19.10.2007 tarihinde kesinleştiği, görülmekte olan davanın ise, yasada öngörülen 1 yıllık hak düşümü süresinin geçirilmesinden sonra 2.11.2009 tarihinde açıldığı görüşünden hareketle “ Hak düşürücü süre nedeniyle” davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 22.3.2011 gün ve 2010/6686 Esas, 2011/1616 Karar sayılı ilamıyla onanmıştır. Davacı ... vekili, taraflar arasındaki boşanmaya ilişkin hükmün kayıtlara göre, 25.1.2009 tarihinde kesinleştiğini ve görülmekte olan davanın da 1 yıllık süre içerisinde 2.11.2009 tarihinde açıldığını, hak düşümü sürenin geçirildiğine ilişkin değerlendirmenin doğru bir değerlendirme olmadığını ileri sürerek karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Dosya arasında bulunan kayıt ve belgelere göre; tarafların 17.10.1997 tarihinde evlendikleri ve Zeynep tarafından 21.9.2006 tarihinde, Murat tarafından da 14.11.2006 tarihinde açılan ve birleştirilen her iki boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün kesinleşmesi sonucunda boşandıkları ve bu boşanmanın taraflara ait nüfus kayıtlarına 25.1.2009 tarihinde işlendiği anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazın ne zaman edinildiğine ilişkin dosya içerisinde kayıt ve belge bulunmamakta ise de; davacı ... bu edinmenin eşler arasında yasal edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 1.1.2002 tarihinden sonra olduğunu ileri sürdüğüne göre; uyuşmazlığın bu rejim kuralları gereğince yani 4721 sayılı TMK hükümleri uyarınca çözüme kavuşturulması hususunda duraksama bulunmamaktadır. Bu durumda 4721 sayılı TMK. nun 178. maddesinde düzenlenen dava zamanaşımına ilişkin düzenlemenin eldeki davaya konu taşınmazlar bakımından şartları varsa uygulanması gerekeceği açıktır. TMK. nun 178. maddesinde, “evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar” hükmüne yer verilmiş olup boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde açılmayan böyle bir davanın zamanaşımı süresinin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesinde esasen bir yanlışlık bulunmamakta ise de; somut olayda çözüme kavuşturulması gereken husus taraflar arasında görülen boşanmaya ilişkin dava sonucunda verilen boşanma kararının ne zaman kesinleştiği veya ne zaman kesinleştiğinin kabul edilmesi gerektiğine ilişkindir. Dosya arasında bulunan tarafların boşanmalarına ilişkin olan, İzmir 3. Aile Mahkemesinin 31.5.2007 gün 2006/676 Esas ve 2007/400 Karar sayılı hükmü altındaki kesinleşme şerhine göre, bu kesinleşmenin 29.1.2009 tarihinde gerçekleştiği bildirilmiş olup, taraflara ait nüfus kayıtlarında da boşanma tarihi olarak bu tarihin esas alındığı görülmektedir. Ne var ki, mahkemece, İzmir 3. Aile Mahkemesinin 31.5.2007 gün 2006/676 Esas ve 2007/400 Karar sayılı hükmünün, davacı ... tarafından boşanmaya, tedbir nafakasına ve vekalet ücretine ilişkin olarak, davalı ... tarafından ise, sadece tedbir nafakası ve vekalet ücretine ilişkin olarak temyiz edildiği, Zeynep’in temyiz talebinin 2. Hukuk Dairesinin 22.12.2008 gün 2007/18992 Esas ve 2008/17526 Karar sayılı hükmü ile temyiz süresinin geçirilmiş olması nedeniyle ret edildiği, dolayısı ile boşanmaya ilişkin hükmün gerçekte karşı tarafın temyiz dilekçesinin Zeynep vekiline tebliğ edildiği tarihten 15 gün sonra yani 19.10.2007 tarihinde kesinleştiğinin kabul edilmesi gerektiği ve bu durumda 1 yıllık hak düşümü sürenin kaçırılmasından sonra görülmekte olan davanın açıldığı görüşünden hareket edildiği anlaşılmaktadır. Oysa Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Zeynep’in temyiz isteğinin süreden reddine ilişkin bulunan az yukarıda esas ve karar nosu yazılı hükmüne karşı karar düzeltme yolu açık bulunmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin söz konusu hükmü davacı ... vekiline 14.1.2009 tarihinde tebliğ edildiğine ve süresi içinde karar düzeltme yoluna gidilmediğine göre, temyiz isteğinin süreden reddine ilişkin Yargıtay ilamına bağlı olarak bulunan boşanmaya ilişkin ilamın 29.1.2009 tarihinde kesinleştiği kabul edilmelidir. Zira Zeynep tarafından boşanma davası da temyiz edilmiş, yerel mahkemece temyiz süresinin geçtiği gerekçesiyle temyiz isteğinin reddine karar verilmemiş, bu husus yüksek Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yerine getirilmiştir. Davacı ... vekili zorunlu olarak temyizin sonucunu beklemek durumunda kalmıştır. Şayet yerel mahkemece temyiz isteğinin reddine karar verilmiş olsaydı, bu red kararının temyizi de mümkündü. Bu bakımdan mahkemenin red gerekçesine katılma olanağı bulunmamaktadır. Mahkemece, yukarıda açıklanan nedenlerle yasal süresi içinde açıldığı belirlenen dava ile ilgili olarak tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde taraf delilleri toplanarak davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davanın yasal süresi içerisinde açılmadığı görüşünden hareketle hak düşümü sürenin geçirilmiş olduğundan bahisle reddine karar verilmiş olması ve Dairemizce bu hükmün hataya dayalı bir biçimde onanması doğru olmamıştır. Bu nedenlerle davacı ... vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulüyle Dairemizin 22.3.2011 gün 2010/6686 Esas ve 2011/1616 Karar sayılı onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkemenin 16.6.2010 gün, 2009/980 Esas ve 2010/626 Karar sayılı hükmünün HUMK.nun 440 ve 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA ve 56,60 TL peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine 14.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 178 ]
2. Hukuk Dairesi 2007/6137 E., 2008/6052 K. 2. Hukuk Dairesi 2007/6137 E., 2008/6052 K. - BOŞANMADA KUSUR - EVİ TERK ETME - HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 164 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 174 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 178 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.(TMK.md.174/2) Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.(TMK.md.178) Davacı koca tarafından açılan terk sebebiyle boşanma davası (TMK.md.164) kabul edilerek verilen hüküm 6.5.2005 tarihinde kesinleşmiş, davacı koca boşanma hükmünün kesinleşmesi tarihinden itibaren süresi içinde Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi hükmüne dayalı olarak manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi için boşanmaya neden olan olaylar yüzünden kişilik haklarına saldırının varlığı gerekir. Terk sebebiyle boşanmaya karar verilmiş olmakla boşanmaya sebep olan olaylardan dolayı davacı kocanın kişilik haklarına saldırı oluştuğundan söz edilemez.Davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.30.04.2008
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- MAL AYRILIĞI REJİMİ**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 178 ]
8. Hukuk Dairesi 2010/802 E., 2010/3138 K. 8. Hukuk Dairesi 2010/802 E., 2010/3138 K. - DAVA ZAMAN AŞIMI - KATKI PAYI ALACAĞI - MAL AYRILIĞI REJİMİ- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 178 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 179 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 202 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 225 ] - 743 S. TÜRK KANUNU MEDENİSİ (MÜLGA) [ Madde 170 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 125 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 132 ] "İçtihat Metni" Hatice ile Hüseyin aralarındaki katkı payı alacağı davasının reddine dair (Üsküdar İkinci Aile Mahkemesi)'ndenverilen 07.12.2009 gün ve 340/652 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: Davacı vekili, evlilik birliği içinde edinilen taşınmaza çalışması karşılığı geliri ile vekil edeninin katkıda bulunduğunu açıklayarak, 1571 ada 17 parseldeki meskene ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 30.000 TL. alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak vekil edenine verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davanın bir yıllık zamanaşımı süresinin geçirilmesinden sonra açıldığını, kaldı ki taşınmazın vekil edeni tarafından tapu kaydında belirtilen tarihte satın alındığını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, boşanma davasının kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar 28.05.1986 tarihinde evlenmiş, 18.02.2005 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 30.03.2006 tarihinde kesinleşmesiyle evlilik birliği son bulmuştur. (TMK.nun 225/2). TMK.nun 179. maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır. Davacı, uyuşmazlık konusu taşınmazın 1998 yılında satın alınarak, 2000 yılı Temmuz ayından itibaren evden ayrıldığı 2005 yılına kadar aile konutu olarak kullanıldığını, satıcıları müteahhit ile arsa sahipleri arasındaki uyuşmazlık nedeniyle tapu kaydının çok sonra 03.01.2008 tarihinde davalı üzerine aktarıldığını açıklayarak alacak isteğinde bulunmuştur. Davalı ise, niza konusu taşınmazın boşanma tarihinden sonra tapu kaydında belirtilen tarihte satın alındığını bildirmiştir. Taraflar arasında başka bir mal rejimi seçildiği ileri sürülmediğine göre, evlenme tarihinden 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinekadar mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar TMK.nun 202. maddesine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabidirler. Davacı tarafından katkının yapıldığı ve taşınmazın satın alındığı iddia edilen tarih (1998) itibariyle eşler arasında 743 sayılı MK.nun170. maddesi uyarınca "mal ayrılığı" rejimi geçerlidir. Eşler arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2. maddesine göre boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona ermiştir. Dava konusu taşınmazın edinildiginin ileri sürüldüğü tarihe göre, eşler arasında 743 sayılı MK.nun 170. maddesi hükmü uyarınca mal ayrılığı rejimi geçerli olduğundan uyuşmazlık Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulmalıdır. Bu durumda 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı TMK.nun 178. maddesinde düzenlenen dava zamanaşımına ilişkin düzenleme eldeki davaya uygulanamaz. Bu madde; 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonra yasal edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde, edinilmiş mallara katılma alacağına ilişkin olarak açılan davalar hakkında uygulanır. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinde; mal ayrılığı rejimi döneminde edinilen mallar için açılan katkı payı alacağı davalarında uygulanacak bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Ne var ki; aynı kanunun 5. maddesinde; "Bu Kanun ve Borçlar Kanununun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır" denilmektedir. Borçlar Kanununun 125. maddesinde ise, "Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik zamanaşımına tabidir" hükmüne yer verilmiştir. O halde somut olayda, 743 sayılı TMK.nun 5. maddesi yoluyla BK.nun 125. maddesinin uygulanması gerekmektedir. Anılan maddede yer alan "her dava" "bütün alacaklar" anlamında kullanılmıştır. Öte yandan Borçlar Kanununun 132/3. bendi uyarınca "nikah (evlilik) devam ettiği sürece eşler arasında zamanaşımı işlemediğinden" zamanaşımının başlangıcı; boşanma kararının kesinleştiği tarih (30.03.2006) olarak kabul edilmelidir. Bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar BK.nun 125. maddesinde açıklanan 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmemiştir. Öyle ise mahkemece, iddia ve savunma çerçevesinde tüm taraf delillerinin toplanması ve uyuşmazlığın esası bakımından karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın edinildiginin ileri sürüldüğü tarih itibariyle uyuşmazlığın 01.01.2002 tarihinden önceye ilişkin olduğu gözden kaçırılarak yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 10.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Yazılım mühendisi Elif ile mimar Can'ın evliliği, aldatma nedeniyle şiddetli geçimsizlik sonucu sona ermiştir. Boşanma kararının 15 Mart 2022 tarihinde kesinleştiği davada, Can'ın kusurlu olduğu mahkemece tespit edilmiştir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik haklarının ağır bir şekilde ihlal edildiğini düşünen Elif, Can'a karşı manevi tazminat davası açmak istemektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, Elif'in bu dava hakkı, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren ne kadar süre geçmekle zamanaşımına uğrar?

A) 6 ay
B) 1 yıl
C) 2 yıl
D) 5 yıl
E) 10 yıl

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol