Türk Medeni Kanunu 179. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 179- Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır.
2. Ayrılık hâlinde
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
8 karar eşleşti
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 179 ]
8. Hukuk Dairesi 2010/6209 E., 2011/1087 K.
8. Hukuk Dairesi 2010/6209 E., 2011/1087 K.
- DAVA ZAMANAŞIMI
- KATKI PAYI ALACAĞI
- MAL AYRILIĞI REJİMİ- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 5 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 178 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 179 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 202 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 225 ]
- 743 S. TÜRK KANUNU MEDENİSİ (MÜLGA) [ Madde 170 ]
- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 66 ]
- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 125 ]
- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 132 ]
"İçtihat Metni"
A... ile A.. aralarındaki tapu iptali, tescil ve katkı payı alacağı davasının reddine dair (Bafra İkinci Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi)'nden verilen 22.04.2010 gün ve 255/247 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı A... vekili; dava dilekçesinde tarafların 03.09.1979 tarihinde evlendiklerini, vekil edeninin 1981 yılında Almanya'da çalışmaya başladığını, 1983 yılında ise, davalının yanına gittiğini ve çalışmaya başladığını, evlilik birliği içerisinde 1170 ada 66 parsel sayılı taşınmazın satın alındığını, tapu kaydının davalı üzerinde bulunduğunu, davacı ve davalının çalışmaları sonucu ortak katkıları ile arsa üzerinde 4 katlı bina yapıldığını, vekil edeninin taşınmaz üzerinde %50 oranında hakkı bulunduğunu, bu nedenle anılan parselin tapu kaydının 1/2 oranında İptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline, bu olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile 20.000 YTL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak vekil edenine verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı A.. vekili cevap dilekçesinde; tarafların 27.12.2005 tarihli mahkeme kararı ile boşandıklarını, hükmün temyiz edilmeyerek 10.03.2006 tarihînde kesinleştiğini, arsanın ortak alındığı ve üzerindeki binanın birlikte yapıldığı yönündeki davacı tarafın iddiasının doğru olmadığını, davacının ailesinin Samsun'da oturduğunu, bu nedenle davacının Bafra'da inşaat yapılmasını istemediğini, davacının alınan taşınmaza ve üzerine yapılan binaya hiçbir katkısının bulunmadığını, arsanın 1984 yılında satın alındığını, üzerindeki binanın İnşaatının ise, 1994 yılında tamamlandığını, Borçlar Kanunu'nun 66. maddesi gereğince davanın zamanaşımına uğradığını ve zamanaşımı definde bulunduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, "...Türk Medeni Kanunu'nun 178. maddesindeki dava zamanaşımı suresinin geçtiğini, somut olayda 10 yıllık zamanaşımı süresini öngören Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığını..." gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiştir.
Dava, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejimi döneminde edinilen taşınmaz ile bu taşınmaz üzerinde inşa edilen 4 katlı binaya yapılan katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.
Mahkemece/ 4721 sayılı TMK'nın 178. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleştiği görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Taraflar 03.09.1979 tarihinde evlenmişler, eldeki davanın davalısı A.. tarafından 06.04.2005 tarihinde; Bafra Birinci Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan, Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılan ve 10.03.2006 tarihinde kesinleşen 27.10.2005 gün ve 2005/138 Esas, 2005/577 Karar sayılı hükmü ile boşanmışlardır. Bu durum karşısında taraflar arasında evlenme tarihinden boşanma davasının açıldığı ve 4721 sayılı TMK'nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TMK'nın 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, başka bir mal rejimi seçmediklerinden 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı ve mal rejiminin sona erdiği 06.04.2005 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK'nın 202, 225 ve 4722 sayılı Kanun'un 10/1 maddeleri).
Uyuşmazlık konusu 1170 ada 66 sayılı parsel mal ayrılığı rejiminin geçerliği olduğu dönemde 30.07.1984 tarihinde alınmış olup, davalı Ali adına tapuda kayıtlı bulunmaktadır. Üzerindeki 4 katlı binanın inşaatı ise, gerek cevap dilekçesine ve gerekse dosyadaki bilgi ve belgelere göre 1994 yılında tamamlanmıştır. Görüldüğü gibi arsanın alımı ve üzerindeki binanın yapımı, taraflar arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinildiğinden ve yapıldığından, taraflar arasındaki uyuşmazlığın Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri gereğince çözümlenmesi gerekmektedir. Mal ayrılığı rejimi döneminde edinilen mallar için Türk Medenî Kanunu'nda herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Ancak Türk Medeni Kanunu'nun 5. maddesinde; bu Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır, denilmektedir. TMK'nın 179. maddesinde ise, mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır hükmüne yer verilmiştir. Şu halde TMK'nın 5. maddesi yoluyla, Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin somut olayda uygulanması gerektiğinin kabulü gerekir. Çünkü taşınmaz ve üzerindeki bina 01.01.2002 tarihinden önce edinilmiştir. Bu konuda bir uyuşmazlık da söz konusu değildir. Bu durum karşısında mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı TMK'nın 178. maddesi 01.01.2002 tarihinden sonra edinilen ve eşler arasında yasal mal rejimi dışında başka bir mal rejimi sözleşmesinin söz konusu olmadığı mallar hakkında uygulanır. Bu bakımdan mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi hukuki yanılgıya dayalıdır. Öte yandan Borçlar Kanunu'nun 132/1-2 bendi uyarınca evlilik devam ettiği sürece karı-kocadan birinin, diğerinin zimmetinde olan alacakları hakkında zamanaşımı işlemez. Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin de somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.
O halde mahkemece yapılacak iş; iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanması, yukarıda yapılan açıklamaların gözönünde tutulması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hukuki yanılgı sonucu zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması usu! ve kanuna aykırıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK'nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 01.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 179 ]
8. Hukuk Dairesi 2010/802 E., 2010/3138 K.
8. Hukuk Dairesi 2010/802 E., 2010/3138 K.
- DAVA ZAMAN AŞIMI
- KATKI PAYI ALACAĞI
- MAL AYRILIĞI REJİMİ- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 178 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 179 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 202 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 225 ]
- 743 S. TÜRK KANUNU MEDENİSİ (MÜLGA) [ Madde 170 ]
- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 125 ]
- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 132 ]
"İçtihat Metni"
Hatice ile Hüseyin aralarındaki katkı payı alacağı davasının reddine dair (Üsküdar İkinci Aile Mahkemesi)'ndenverilen 07.12.2009 gün ve 340/652 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacı vekili, evlilik birliği içinde edinilen taşınmaza çalışması karşılığı geliri ile vekil edeninin katkıda bulunduğunu açıklayarak, 1571 ada 17 parseldeki meskene ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 30.000 TL. alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak vekil edenine verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın bir yıllık zamanaşımı süresinin geçirilmesinden sonra açıldığını, kaldı ki taşınmazın vekil edeni tarafından tapu kaydında belirtilen tarihte satın alındığını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, boşanma davasının kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 28.05.1986 tarihinde evlenmiş, 18.02.2005 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 30.03.2006 tarihinde kesinleşmesiyle evlilik birliği son bulmuştur. (TMK.nun 225/2). TMK.nun 179. maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır. Davacı, uyuşmazlık konusu taşınmazın 1998 yılında satın alınarak, 2000 yılı Temmuz ayından itibaren evden ayrıldığı 2005 yılına kadar aile konutu olarak kullanıldığını, satıcıları müteahhit ile arsa sahipleri arasındaki uyuşmazlık nedeniyle tapu kaydının çok sonra 03.01.2008 tarihinde davalı üzerine aktarıldığını açıklayarak alacak isteğinde bulunmuştur. Davalı ise, niza konusu taşınmazın boşanma tarihinden sonra tapu kaydında belirtilen tarihte satın alındığını bildirmiştir.
Taraflar arasında başka bir mal rejimi seçildiği ileri sürülmediğine göre, evlenme tarihinden 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinekadar mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar TMK.nun 202. maddesine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabidirler. Davacı tarafından katkının yapıldığı ve taşınmazın satın alındığı iddia edilen tarih (1998) itibariyle eşler arasında 743 sayılı MK.nun170. maddesi uyarınca "mal ayrılığı" rejimi geçerlidir. Eşler arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2. maddesine göre boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona ermiştir. Dava konusu taşınmazın edinildiginin ileri sürüldüğü tarihe göre, eşler arasında 743 sayılı MK.nun 170. maddesi hükmü uyarınca mal ayrılığı rejimi geçerli olduğundan uyuşmazlık Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulmalıdır. Bu durumda 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı TMK.nun 178. maddesinde düzenlenen dava zamanaşımına ilişkin düzenleme eldeki davaya uygulanamaz. Bu madde; 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonra yasal edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde, edinilmiş mallara katılma alacağına ilişkin olarak açılan davalar hakkında uygulanır.
743 sayılı Türk Kanunu Medenisinde; mal ayrılığı rejimi döneminde edinilen mallar için açılan katkı payı alacağı davalarında uygulanacak bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Ne var ki; aynı kanunun 5. maddesinde; "Bu Kanun ve Borçlar Kanununun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır" denilmektedir. Borçlar Kanununun 125. maddesinde ise, "Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik zamanaşımına tabidir" hükmüne yer verilmiştir.
O halde somut olayda, 743 sayılı TMK.nun 5. maddesi yoluyla BK.nun 125. maddesinin uygulanması gerekmektedir. Anılan maddede yer alan "her dava" "bütün alacaklar" anlamında kullanılmıştır. Öte yandan Borçlar Kanununun 132/3. bendi uyarınca "nikah (evlilik) devam ettiği sürece eşler arasında zamanaşımı işlemediğinden" zamanaşımının başlangıcı; boşanma kararının kesinleştiği tarih (30.03.2006) olarak kabul edilmelidir. Bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar BK.nun 125. maddesinde açıklanan 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmemiştir. Öyle ise mahkemece, iddia ve savunma çerçevesinde tüm taraf delillerinin toplanması ve uyuşmazlığın esası bakımından karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın edinildiginin ileri sürüldüğü tarih itibariyle uyuşmazlığın 01.01.2002 tarihinden önceye ilişkin olduğu gözden kaçırılarak yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 10.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2024/1691 E., 2025/1907 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
4721 sayılı TMK'nın 179. maddesinde mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümlerin uygulanacağı açıklanmıştır.
11. Hukuk Dairesi 2024/1691 E. , 2025/1907 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/95 Esas, 2023/790 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen karar, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 18.03.2025 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının babası müteveffa ....'ün 1956 yılında evlendiklerini, 2002 yılında boşandıklarını, davacı ile murisin evlilikleri süresince 655 adet yöresel müzik aleti ve kütüphaneden oluşan çalgı koleksiyonunu birlikte oluşturup sahip olduklarını, bu koleksiyonun davacı ile muris eski eşinin müşterek ikametgahları olan Kadıköy adresinde bulunduğunu ve özenle muhafaza edildiğini, boşanmadan sonra koleksiyonun parçalanıp başka yere taşınmaması için murisin istek ve kabulü ile aynı mekanda muhafaza edildiğini, boşanma kararının 2002 yılında kesinleşmesinden intifa hakkı tesisine kadar geçen sürede aynı mekânda koleksiyonu korumak amacıyla murisin bila bedel oturduğunu, daha sonra tahliye edilme ihtimalinden son derece rahatsız olan murisin ısrarlı talebi üzerine intifa hakkı tesis edildiğini, işlemin tamamlanması için tapuda harca esas olmak üzere usulen bir bedel gösterildiğini, bu bedelin müvekkiline hiçbir zaman ödenmediğini, böylece boşanmadan sonra da koleksiyon üzerinde taraflar arasında 1/2 mülkiyetin devam ettiğini, murisin ölümünden sonra davalının kötüniyetle davacıya haber vermeden koleksiyonu 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansına satmak istediğini haber alan müvekkilinin koleksiyonun satışını durdurduğunu ve izale-i şuyuu davası açtığını, işbu davanın mülkiyetin tespiti amacıyla açıldığını ileri sürerek, 655 adet yöresel çalgı ile el yazması kitap ve belgelerden oluşan kütüphane dahil çalgı koleksiyonunun 1/2 mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunun tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin babası muris....'ün 18.10.2009 tarihinde vefat ettiğini, davalının babasının ölümünden sonra çalgı koleksiyonunu muhafaza etmek için davacının gayrimenkul sahibi olduğu adresteki taşınmazı kiraladığını, davacının muristen boşanırken çalgı koleksiyonu ile ilgili hiçbir talebinin bulunmadığını, diğer yandan 05.12.1992 tarihinde yapılan anlaşma gereğince davacının Kadıköy adresindeki eşyaların sahibinin muris .... olduğunu kabul ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan değerlendirme ve tanık beyanlarına göre; 05.12.1992 tarihli özel anlaşma başlıklı belgenin düzenlenme nedeni olan boşanma davası feragatle sonuçlanmış ise de davadan da anlaşıldığı üzere tarafların boşanma süreci yaşadıkları ve mütevaffa .... ile müteveffa (davacı) ...'nin evli oldukları dönem içerisinde birlikte yaşamadıklarına, davacı (müteveffa)nın koleksiyondan hak talep etmeyeceği hususunda anlaştıklarına yönelik tanık beyanları da bulunduğu, yine incelenen koleksiyon içeriğinden davacı (müteveffa) ...'nin koleksiyonda bulunan eşyalara karşı özel ilgisinin bulunduğuna yönelik de tanık beyanı bulunmadığı, davacı tanıklarının ise koleksiyonu tarafların birlikte oluşturduklarına yönelik genel beyanlarının bulunduğu ve bu beyanların müteveffa ...'nin ilgi alanları ile ilişkilendirilerek somutlaştırılamadığı, tamamı özel ilgi alanı ile ilgili olan koleksiyonun davacı (....) ile ....'ün birlikte oluşturduklarına yönelik iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının eski eşi (dava dışı ....) muris ile davacının birlikte edindikleri iddia edilen çalgı koleksiyonunun 1/2 mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Davacının, eski eşi muris ile birlikte oluşturdukları çalgı koleksiyonunun 1/2 mülkiyetinin tespitini talep ettiği davada, mahkemece, 05.12.1992 tarihli Özel Anlaşma ile bu adresteki eşyaların murise bırakıldığının belirtildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafça temyizi üzerine Dairemizin 26.02.2027 tarih, 2016/6867 E., 2017/535 K. sayılı kararıyla; 05.12.1992 tarihli özel anlaşma başlıklı belge düzenlenme nedeni olan boşanma davası feragatle sonuçlanmasına rağmen delil olarak kabul edilerek, dosya içerisinde mevcut sair taraf delilleri değerlendirilip tartışılmaksızın davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma ilamı sonrası Mahkemece tarafların tanıkları dinlenmiş ve davacının koleksiyonu birlikte oluşturduklarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemiz bozma ilamında ifade edildiği üzere, 05.12.1992 tarihli özel anlaşma başlıklı belgeye itibar edilmesi doğru olmamakla birlikte dosyada davacı tarafından sunulmuş çok sayıda yazılı delil bulunmakta olup, mahkemece söz konusu delillerin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak mahkeme kararının gerekçesinde davacı delillerinin incelenip değerlendirildiğine ve neden itibar edilmediğine dair herhangi bir gerekçeye yer verilmemiştir.
Davacı tarafça dosyaya sunulan, .... tarafından 11.02.1993 tarihli davacı ... ’e yazılan imzalı mektup, ....tarafından verilen 29.08.1990 tarihli vekâletname, 1960 tereke dosyası, murisin davacıya olan mektupları, Karagöz kitabının önsözü ve başkaca çok sayıda belge mahkemece incelenmemiştir.
Dosya kapsamında örneği bulunan .... imzalı 1990 tarihli umumi vekâletnamede "...Sulh ve ibraya davadan ve temyizden feragata davayı kabule keza yine 1/2 hissesine sahip olduğum Çalgı Koleksiyonundaki hissemin tamamını dilediği zamanlarda dilediği bedel ve şartlarla Kültür Bakanlığı'na veya üçüncü şahıslara, kurum ve kuruluşlara satmaya, satış bedellerini ahzu kabza,... ve imzalamaya bu husustan dolayı tam bir yetki ile temsile,", yine 1993 tarihli mektup metninde "...Yarı hissesi bana ait olan bu evimdeki hissemi sana vereyim sen de sana ait olan birlikte oturduğumuz .....'i efendi N.19 daire 3'ü ölene kadar oturmam için intifa hakkını bana ver. Bunu niçin istiyorum. Binbir emek ve masrafla meydana getirdiğimiz yarı yarıya sahip olduğumuz müşterek kütüphane ve çalgılarımızın yerlerinden sökülüp nakliyesinde zarar göreceğinden satışlarında zorluk ve imkansızlık yaşarız. Bunda ikimiz de zarar görürüz. Satışta teşhir çok mühimdir..." ifadelerinin yer aldığı;.... imzalı bu belgelerde açıkça koleksiyonunun 1/2'sinin davacıya ait olduğunu ikrar ettiği, vekâletnamenin kullanılmaması ya da sonradan iptal edilmiş olmasının ikrarı ortadan kaldırmayacağı, karı-kocanın koleksiyonda müşterek malik ve zilyet oldukları anlaşılmaktadır. Dinlenen davacı tanıklarının beyanları da, koleksiyonun yıllar içinde davacı ve muris ... tarafından birlikte oluşturulduğu yönündedir. Aynı zamanda davacının memur olarak çalıştığı, ekonomik durumu ve mülkiyetinde bulunan satışa konu ettiği taşınmazları ile de koleksiyonun oluşturulmasında maddi katkı sağlama yeterliliğine sahip olduğu anlaşılmaktadır.
4722 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (4722 sayılı Kanun) 10. maddesine göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı TMK) yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devam eder. Eşler, Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimini seçmiş sayılırlar. 4721 sayılı TMK'nın 179. maddesinde mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümlerin uygulanacağı açıklanmıştır. Bu düzenleme gereğince 4721 sayılı TMK'nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinde evli olan eşlerin, önceki dönemde edindikleri mallarının tasfiyesi 743 sayılı Medeni Kanun (743 sayılı MK) hükümlerine göre, bu tarihten sonra edinilen malların tasfiyesi ise 4721 sayılı TMK hükümlerine göre yapılmalıdır.
743 sayılı MK'da mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme bulunmadığından, eşlerin yaptıkları katkının karşılığını evlilik sona erdiğinde alabilmeleri 818 sayılı Borçlar Kanunu'ndan yararlanmak suretiyle Yargıtay içtihatlarıyla geliştirilen "katkı payı alacağı kavramı" ile mümkün kılınmıştır. Katkı payı alacağı, 743 sayılı MK gereği mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde evlilik birliği devam ederken bir eşe ait mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına diğer eşin para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkısının karşılığı olmak üzere hesaplanan mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacak türüdür. Kural olarak katkıda bulunan eş, diğer eşten katkısının karşılığı olarak sadece alacak isteğinde bulunabilir, ayın talep edemez.
Tüm bu açıklamalardan sonra, davacı tarafça dayanılan deliller, yukarıda ifade edilen 1990 tarihli vekâletname, 1993 tarihli muris imzalı mektup ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacı ... ile muris...'ün evlilik birliği içerisindeyken müşterek çaba ve sermaye ile koleksiyonu birlikte edindikleri anlaşılmakla; Mahkemece, tarafların 2002 yılında boşandıkları, koleksiyonun 743 sayılı MK döneminde oluşturulduğu gözetilerek, davacının ancak koleksiyonun güncel rayiç değeri üzerinden 1/2 oranındaki katkı payı alacağını talep edebileceği, mahkemece bu yönde değerlendirme yapılması gerekirken yazılı gerekçelerle ve eksik inceleme sonucunda davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
V.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2022/1273 E., 2023/1238 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
Türk Medeni Kanunu’nun 179 uncu maddesinde mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümlerin uygulanacağı açıklanmıştır.
Hukuk Genel Kurulu 2022/1273 E. , 2023/1238 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/2 E., 2022/6 K.
KARAR : Kesinleşen konularda karar verilmesine yer olmadığına
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.11.2021 tarihli ve 2021/5378 Esas, 2021/8372 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki mal rejiminden kaynaklanan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 20.11.1982 tarihinde evlendiklerini, ortak bir çocuklarının bulunduğunu, Ankara 11. Aile Mahkemesinin 28.06.2013 tarihli ve 2012/920 Esas, 2013/845 Karar sayılı kararı ile boşanmalarına karar verildiğini, ve kararın 11.10.2013 tarihinde kesinleştiğini, müvekkiline düğünde takılan 5 adet üçlü burma bilezik, 7 adet gremse altın, 1 adet zincir, 1 adet 200 gram kelepçe tabir edilen bilezik, yüzük, kolye ve küpeden oluşan setin davalıya verildiğini, evlilik birliği içinde edinilen mallarda müvekkilinin de katkısının bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili adına kayıtlı olup sonrasında satılan Ankara ...15150 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 4 nolu bağımsız bölüm için 2.000,00 TL, 2008 model ... plakalı araç için 2.000,00 TL, Vakıfbank Çetin Emeç Şubesindeki altın hesabında yer alan 905 adet altın için 2.000,00 TL, davalı adına kayıtlı olan ... 27874 ada 6 parseldeki 14 nolu bağımsız bölüm için 2.000,00 TL, müvekkiline ait ziynetler için 2.000,00 TL olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL katkı, katılma ve değer artış payı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla, 15150 ada 1 parselde yer alan 4 nolu bağımsız bölümün müvekkilinin birikimleri, arkadaşlarından alınan borç para, müvekkilinin adına kayıtlı olan aracın satılması ve polis sandığından kredi çekmek suretiyle elde edilen paralarla satın alındığını ve davacı adına kaydedildiğini, sonrasında bu taşınmazın yine davacı tarafından satıldığını ve bedelin davacıda kaldığını, davacının elde ettiği bu parayla dava dilekçesinde belirttiği ziynetleri aldığını, artan paranın da davacıda kaldığını, sonrasında davalının babasından aldığı parayla ve kredi çekmek suretiyle 27874 ada 6 parseldeki 14 nolu bağımsız bölümü satın aldığını, bu evde davacının hiçbir katkısının bulunmadığını, 2008 model ... plakalı aracın da müvekkiline ait olduğunu ve kendi geliri ile aldığını, sonrasında ihtiyaç nedeni ile satıldığını, ziynetlerin tamamının davacıda olduğunu, müvekkilinin hiçbir zaman 905 adet altının olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2017 tarihli ve 2014/600 Esas, 2017/1046 Karar sayılı kararı ile; 11.10.2013 tarihinde boşanan eşler arasında 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, başka mal rejimi seçmediklerinden bu tarihten boşanma davasının açıldığı tarihe kadar da yasal edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporlarından kadının ev hanımı davalının ise emekli polis olduğu, 01.01.2002 öncesi dönemde eşlerden birinin evliliğe emek katkısının kendisine katkı payı alacağı hakkı vermediği, katkı payı alacağı için mutlaka para veya parasal bir değer ile malın edinilmesine katılmanın veya katkıda bulunmanın zorunlu olduğu, davacı adına ...Sitesi Mah. 15150 ada 1 parsel 4 numaralı bağımsız bölümün (4 numaralı bağımsız bölüm) 04.04.1997 tarihinde alındığı, 29.05.2000 tarihinde satıldığı, davacı vekili tarafından "düğünde takılan altınların evin alımında kullanıldığı" ileri sürülmüş ve tanıklar da aynı yönde beyanda bulunmuşlar ise de davacı vekilinin sonraki dilekçelerinde "davacının düğünde takılan takılarının bu taşınmazın alımı sırasında satılan ve davalı adına kayıtlı olan ... plakalı aracın alımında" kullanıldığının iddia edildiği, ... plakalı araç ise davalı tarafından 05.02.1996 tarihinde alınıp 12.11.1997 tarihinde satıldığı, dolayısıyla evin alımından 7 ay 8 gün sonra aracın satılmış olması nedeniyle davacının iddiasını doğrulamadığı, takıların miktar ve cins yönünden araç alımında kullanıldığının belli olmadığı gibi vekilin beyanlarıyla davacı adına kayıtlı olup bilahare satılan 4 numaralı bağımsız bölümün alımında kullanılmadığının sabit olduğu, zira davacı vekili iddiasını "aracın alımında kullanıldı" şeklinde değiştirdiği, aracın ise taşınmazın alımından sonra satıldığı, ziynetlerin davacıda olduğu tanık olarak dinlenen ortak çocuk ... tarafından ifade edildiği, takıların araç alımında kullanıldığı yönünde davacının soyut iddiası dışında delil bulunmadığı, böyle olunca 4 numaralı bağımsız bölümün 04.04.1997 tarihinde o dönem çalışmakta olan davalının birikimleriyle alındığı ve davacı adına tescil edildiği, bu konuda davacı yararına bağış iddiası ve ispatı bulunmadığından davalının kendi katkısıyla aldığı ve davacı adına tescil ettirdiği bu taşınmazın satış bedelini almasında bir sakınca bulunmadığı, aksi halde davalının bu bedeli dava yolu ile alma olanağı bulunduğu, ayrıca bu bedelin daha sonra başka taşınmazların alımında kullanılmış olmasının erkeğin kişisel malı olduğu özelliğini ortadan kaldırmayacağı, davalı tarafından davacı tanığı ...'a yazdırılan ve 4 numaralı bağımsız bölümün alım bedelini ayrıntılı gösteren belgeden anlaşılacağı üzere davacının 300 DM taşınmazın alımında katkısının bulunduğu, 4 numaralı bağımsız bölümün satışından elde edilen parayla önce ... Mah. 27871 Ada 1 Parsel 9 nolu bağımsız bölümün (9 numaralı bağımsız bölüm) 17.11.2000 tarihinde alındığı ve bedelinin ödendiği, daha sonra buranın beğenilmemesi nedeniyle müteahhide 09.10.2001 tarihinde iade edildiği ve sonrasında aynı şahıstan Çankaya Cevizlidere Mah. ... Ada 6 Parsel 14 nolu bağımsız bölümün (14 numaralı bağımsız bölüm) 29.12.2003 tarihinde davalı adına alındığı, davalı tarafından 9 numaralı bağımsız bölüm ile ilgili satıcı ...ile yapılmış olunan 28.04.2000 tarihli satış sözleşmesinin dosyaya sunulduğu, bu yerin tapu kaydının her ne kadar 17.11.2000 tarihli olduğu görünse de satış işleminin 28.04.2000 tarihinde gerçekleştiği, dolayısıyla davalının kişisel malı olduğu, aynı şekilde 14 numaralı bağımsız bölümün de 2002 öncesinde temelden girilmek suretiyle alındığı ancak tapu kaydının geç oluşturulduğu, 14 numaralı bağımsız bölüme ilişkin kat irtifakının 22.02.2001 tarihinde kurulduğu, yapı kullanma izninin 23.05.2005 tarihinde alındığı, kat mülkiyetine geçiş tarihinin ise 15.06.2005 olduğu, tüm bu tespitlerin davacı asılın 09.11.2016 tarihli oturumdaki beyanı ile de doğrulandığı, 4721 sayılı Kanun’un 220/4 üncü maddesi uyarınca kişisel mal yerine geçen değerlerinde kişisel mal sayılacağından gerek 4 numaralı bağımsız bölümün satış bedelinin, gerek 9 numaralı bağımsız bölümün satış bedelinin, gerekse 01.01.2002 tarihinden önce alındığı anlaşılan dava konusu 14 numaralı bağımsız bölümün davalı erkeğin kişisel malı olduğu, davacı sair iddialarını kanıtlayamadığından davacının katkı alacağının 300 DM karşılığı 3.949,80 TL olduğu, davacının taşınmazlarla ilgili başkaca bir hakkının bulunmadığı, Vakıfbank altın hesabına gelince; altın hesabının ilk olarak 22.11.2011 tarihinde bankaya 91.000,00 TL yatırılmak suretiyle açıldığı, hesaptan davalının 905 birim altın aldığı, 03.07.2012 tarihinde ise 864 birim altını bozdurup bedeli olan 79.626,24 TL'yi çekmek suretiyle hesabı kapattığı, buradaki birikimin davalı adına kayıtlı 24.10.2007 tarihinde alınıp 18.10.2011 tarihinde satılan ve edinilmiş mal niteliğindeki ...plakalı sayılı aracın satışından elde edilen para ve emekli ikramiyesinden oluştuğu, yapılan hesaplamaya göre davacının araç bedelinden 12.740,20 TL, ikramiyeler nedeniyle de 14.437,78 TL olmak üzere toplamda 27.177,98 TL katılma alacağının bulunduğu, davacının dava dilekçesinde 4 numaralı bağımsız bölüm için 2.000,00 TL katkı payı alacağı, ... plakalı araç için 2.000,00 TL katılma alacağı, altın hesabı için 2.000,00 TL katılma alacağı, 14 numaralı bağımsız bölüm için 2.000,00 TL katılma alacağı talep ettiği, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 2.000,00 TL katkı payı, karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 6.000,00 TL katılma alacağının davalıdan tahsiline, kanıtlanamayan ziynetlere ilişkin 2.000,00 TL istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.11.2018 tarihli ve 2018/387 Esas, 2018/1475 Karar sayılı kararı ile özellikle davacının düğünde takılan ziynetler bakımından talebinin soyut iddiadan ibaret olup ispatlanmadığına, kaldı ki davacının bu hususta önce ziynetlerin satılarak 4 numaralı bağımsız bölümün edinildiğini bildirdiği, daha sonra bu beyanını değiştirerek ziynetlerin satılarak ... plakalı aracın alındığını açıkladığı, bu hususta tanık beyanlarının da davacıyı doğrulamadığı, buna göre ziynetler yönünden davacının iddiasının kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
VI. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"...1. Davacının tasfiye konusu araç ve banka hesabı yönünden temyiz itirazlarının incelemesinde;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının itirazları yersizdir.
2. Davacının diğer mallara yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Somut olayda, mahkemece, kadının ziynetlerle 14 nolu bağımsız bölümün edinilmesine katkısını ispatlayamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre gerekçe hatalı olmuştur. Şöyle ki, davacının dava dilekçesi ve yargılama sırasındaki beyanlarında düğünde takılan ziynetlerin davalı adına edinilen malların alınmasında kullanıldığına yönelik beyanlarına, davalının cevap dilekçesindeki 4 nolu bağımsız bölümün alınmasına ve satışından elde edilen paranın kadın adına dava dilekçesinde belirtilen ziynet eşyalarının alındığına yönelik beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, kadının düğünde takılan takıları ile önce araç alındığı, bu aracın da satılarak 4 nolu bağımsız bölümün kadın adına satın alındığının hayatın olağan akışına uygun olarak kabulü gerekir. O halde, 1996 model aracın kadın adına edinilen 4 nolu bağımsız bölümün alınmasında kullanıldığı çekişmeli olmadığına, 4 nolu bağımsız bölümün satışından elde edilen para ile kadına ziynet eşyalarının alındığının mevcut delil itibariyle davalı tarafından ispatlanamadığına ve mahkemece 4 nolu bağımsız bölümün satışından elde edilen paranın 14 nolu bağımsız bölümün alımında kullanıldığına yönelik kabulü yerinde olduğuna göre, kadının 14 nolu bağımsız bölümün edinilmesine ziynetleriyle de katkı yaptığı kabul edilerek katkı payı alacağı hesaplanması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir..."
gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki kararda yer alan gerekçenin yanında; davacının ziynet iddiasının kanıtlanmadığı, miktar ve cinslerinin bilinmediği, dolayısıyla hesaplamaya konu olması veya edilmesinin olanaklı olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Yargıtay bozma ilâmı doğrultusunda karar verilmesi istemiyle hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık somut olayda; eşler arasında mal ayrılığı rejimin geçerli olduğu dönemde edinildiği anlaşılan ve davalı erkek eş adına kayıtlı olan dava konusu 14 numaralı bağımsız bölümün edinilmesinde, davacı kadın eşin katkısını ispat edip edemediği noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
Medeni Kanun'un (743 sayılı Kanun) 147, 170, 181, 186, 191 ve 211 inci maddeleri ile
Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 202 ilâ 255 inci maddeleri.
2. Değerlendirme
1. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar görülmektedir.
2. Bilindiği üzere Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (4722 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine göre; 4721 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devam eder. Eşler, Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimini seçmiş sayılırlar.
3. Türk Medeni Kanunu’nun 179 uncu maddesinde mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümlerin uygulanacağı açıklanmıştır. Bu düzenleme gereğince 4721 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinde evli olan eşlerin; önceki dönemde edindikleri mallarının tasfiyesi Medeni Kanun (743 sayılı kanun) hükümlerine göre, bu tarihten sonra edinilen malların tasfiyesi ise 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılmalıdır.
4. Medeni Kanun’un “VII-Malların tasfiyesi: 1-Boşanma halinde” başlıklı 146 ncı maddesi ile "Karı koca, mallarının idaresi hakkında hangi usulü kabul etmiş olursa olsun boşanma vukuunda her biri kendi şahsi emvalini geri alır. Husule gelmiş olan ziyade, kabul ettikleri usulün hükümlerine tevfikan aralarında taksim olunur. Zuhur eden noksan, karısı tarafından sebebiyet verildiğini ispat etmedikçe kocaya aittir. Boşanan karı koca, birbirinin kanuni mirasçısı olamaz ve evlenme mukavelesi ile veya boşanmadan evvel yapılmış ölüme bağlı bir tasarruf ile temin olunan menfaatleri zayi eder" hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 170. maddesi ile de yasal mal rejimi olarak mal ayrılığı kabul edilmiştir. İlgili madde "Karı koca, evlenme mukavelenamesi ile kanunda muayyen diğer usullerden birini kabul etmedikleri takdirde veya kabul edipte kanunda gösterilen sebeplerden birinin hüdusu halinde, aralarında mal ayrılığı cereyan eder" şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, eşler mal rejimi sözleşmesi ile seçimlik mal rejimleri olan 191 inci ve devamı maddelerde düzenlenen mal birliği rejimini veya 211 inci ve devamı maddelerde düzenlenmiş olan mal ortaklığı rejimini seçmemişlerse evlilik tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı rejimine tabi olacaklardır.
5. Medeni Kanun’un 186/1 inci maddesinde "Karı kocadan her birinin bütün mallarının mülkiyet ve idare ve intifa haklarını muhafaza etmesine, mal ayrılığı denir" denilmek suretiyle mal ayrılığı rejiminin kısa tarifi yapılmış, aynı Kanun’un 189 uncu maddesindeki “Karı kocadan her birinin mallarının geliri ve kazançları, kendisine aittir” düzenlemesiyle de, eşlerin gelirlerinin kendi kişisel malları olduğu belirtilmiştir.
6. Medeni Kanun’un mal ayrılığı rejiminin tasfiyesini düzenleyen 181 inci maddesi "Karı koca, mukavele ile başka bir usul kabul etmiş olup ta evliliğin devamı esnasında akit veya diğer bir sebeple mal ayrılığı vukuunda alacaklıların hakları mahfuz kalmak şartiyle karı kocadan her biri kendi mallarını geri alır" hükmünü taşımakta olup; esasen her eşin kendi malını alarak evlilik birliğinden ayrılması düşüncesi benimsenmiştir. Eşlerin, birbirlerinin kişisel mallarına katkılarının söz konusu olduğu durumlarda ise tasfiyenin nasıl yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda, 743 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi yollaması ve mülga Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 544 üncü maddesi ve aynı yöndeki Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) ise 646 ncı maddesi uyarınca, 743 sayılı Kanun’un tamamlayıcısı olarak kabul edilen 818 sayılı Kanun'un genel hükümlerinden yararlanılarak tasfiye gerçekleştirilecektir. 818 sayılı Kanun'un 544 üncü maddesinde “Kanunu Medeninin müttemimi olan işbu kanun merbut tashihler ile beraber kabul edilmiştir” hükmüne, 6098 sayılı Kanun'un 646 ncı maddesinde ise “Bu Kanun, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Beşinci Kitabı olup, onun tamamlayıcısıdır” hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, Borçlar Kanunu, Medeni Kanun’un tamamlayıcısı olup, Medeni Kanun’da hüküm bulunmayan hususlarda, Borçlar Kanunu uygulanmalıdır. 743 sayılı Kanun'da mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme bulunmadığından, eşlerin yaptıkları katkının karşılığını evlilik sona erdiğinde alabilmeleri 818 sayılı Kanun'dan yararlanmak suretiyle Yargıtay içtihatlarıyla geliştirilen "katkı payı alacağı kavramı" ile mümkün kılınmıştır.
7. Katkı payı alacağı, 743 sayılı Kanun gereği mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde evlilik birliği devam ederken bir eşe ait mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına diğer eşin para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkısının karşılığı olmak üzere hesaplanan mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacak türüdür. Kural olarak katkıda bulunan eş, diğer eşten katkısının karşılığı olarak sadece alacak isteğinde bulunabilir, ayın talep edemez. Çünkü; Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 07.10.1953 tarihli ve 1953/8 Esas, 1953/7 Karar sayılı kararı ve “mülkiyeti nakleden akitler resmi şekilde yapılmadıkça muteber olmazlar” yönündeki 743 sayılı Kanun'un 634 üncü maddesi hükmü gereği ayın talep edilebilmesi için eşler arasında akdi ilişkinin varlığı ve ispatı gerekir.
8. Katkı payı alacağına ilişkin olarak 743 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu dönemde belirlenip uygulanan ilke ve esasların benzeri, 4721 sayılı Kanun'un 227/1 inci maddesinde düzenlenen "değer artış payı" alacağı ile kanun hükmü hâline getirilmiştir. Ancak, katkı payı alacağı ile değer artış payı alacağı davaları arasında önemli farklılıkların bulunduğu da göz ardı edilmemelidir. Burada dikkat edilmesi gereken hususlar özellikle, katkının; mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına yönelik olması, para ya da para ile ölçülebilen maddi bir değerle yapılması, hayatın olağan akışına göre eşlerin birbirlerine günlük hayatta yapmaları gereken basit katkı ölçüsünü aşan esaslı nitelikte olması, resmî evlilik akdi ile bir araya gelmiş eşler arasında mal rejiminin devamı süresince gerçekleşmesi ve uygun karşılığı alınmaksızın yapılması gerekmektedir.
9. Medeni Kanun’un 170 inci maddesi uyarınca geçerli olan mal ayrılığı rejiminde, eşlere ait mallar kendi kişisel malları olduğundan, katkının yapıldığına dair ispat yükü bunu iddia eden eşe aittir. Katkının; toplu para vermek suretiyle veya çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle yapıldığı ileri sürülebilir. Toplu para vermek suretiyle yapılan katkıda öncelikle, iddia edilen miktarda paranın bulunduğu, kaynağı ve bunun katkıda kullanıldığı ispatlamalıdır. Toplu para ile katkı iddiasında bulunan eş, o dönemde iddia ettiği miktarda katkıda bulunabilecek ekonomik gücünün olduğunu ve tasfiyeye konu malın edinilmesinde, iyileştirilmesinde veya korunmasında kullandığını tanık dâhil her türlü delille ispat edebilir. Çalışma karşılığı elde edilen gelirle katkının gerçekleştirildiği ileri sürüldüğü takdirde ise öncelikle, davacı düzenli ve sürekli çalıştığını ispat etmelidir. Bu doğrultuda, eşin çalıştığı işe ve süresine ait maaş bordroları, sigorta kayıtları, işyerine ait diğer çalışma belgeleri, meslek ve sanat odaları ile ticaret ve sanayi odaları kayıtları, şirket ortaklık belgeleri, tanık beyanları da dâhil her türlü delilden yararlanılabilir. Düzenli ve sürekli çalışmanın varlığının kabulü için resmî kayıtlara mutlak suretle ihtiyaç duyulmaz, zira kayıt dışı çalışıldığı yönünde hâkimde yeterli kanaat uyandıracak şekilde ispatlanmışsa, düzenli ve sürekli çalışmanın varlığı kabul edilmelidir. Katkı iddiasında bulunan eş, anlatılan şekilde katkısının olduğunu ispatladığı takdirde, hayatın olağan akışı uyarınca elde edilen gelirin "katkıda kullanıldığı" fiili karine olarak kabulü gerekir. Bundan sonra gelirin başka yerde kullanıldığını iddia eden diğer eş, fiili karinenin aksini ispatlamalıdır. Diğer bir ifadeyle böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Zira, hayatın olağan akışı gereği olması gerekenin aksini iddia eden taraf ispat yükümlülüğü altındadır.
10. Eldeki davada; taraflar 20.11.1982 tarihinde evlenmiş, 13.07.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 11.10.2013 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona ermiştir. Eşler arasında sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden; evlilik tarihi olan 20.11.1982 tarihinden 4721 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı rejimi, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği 13.07.2012 tarihine kadar ise 4721 sayılı Kanun'un 202/1 inci maddesi ile düzenlenen edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Davaya konu taşınmazın tapu tescil kaydı her ne kadar eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimin geçerli olduğu 29.12.2003 tarihinde davalı eş adına oluşturulmuş ise de Özel Dairenin de kabulünde olduğu üzere, bu yerin ödemelerinin 2002 yılı öncesinde tamamlandığı, dolayısıyla talebin katkı payı alacağına konu olduğu hususu şüphesizdir.
11. Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler kapsamında değerlendirildiğinde; davacı kadın vekili, 05.05.2014 dava dilekçesinde "evlilik birliği içinde edinilen ve davalının hesabında olan altınlar ile müvekkilin kendisine düğünde takılan altınlarla, davalının mülkiyetindeki taşınmaz ve satılan otomobil, mal rejiminin devamı süresince edinilmiş mal niteliğindedir. Müvekkilin de edinilen bu mallarda katkısı olduğu aşikardır" demek suretiyle dava konusu taşınmazın edinilmesine ziynet eşyaları ile katkıda bulunduğunu ileri sürmüştür. Davacı vekili 25.03.2015 tarihli dilekçesinde ise "Düğünde ...'ye takılan altınlar bozdurularak araba satın alınmıştır. Daha sonra bu araç satılarak Batıken'teki ev alınmıştır" beyanına yer vermiştir. Dolayısıyla davacının, ziynetlerle ilgili iddiasını değiştirdiğinden bahsedilmesi doğru olmamıştır. Davalı vekili 27.05.2014 tarihli cevap dilekçesinde; tarafların düğününde takılan ziynet eşyalarına ilişkin bilgi vermediği, ancak sonrasında 4 numaralı bağımsız bölümün müvekkilinin kendi birikimleri ile satın alarak eşi adına tescil ettirdiğini, buranın satılmasından elde edilen para ile kadının dava dilekçesinde cins ve miktarlarını belirttiği ziynet eşyalarını aldığını ve bu eşyaların da davacıda olduğunu beyan etmiştir.
12. Dinlenen davacı tanıklarından ...'ın "düğünde takılan altınlarla davacı adına kayıtlı olan evin alındığı, sonrasında bu evin satılarak davalı adına kayıtlı olan evin alındığı" şeklinde beyanda bulunduğu, bu beyanı doğrular nitelikte tanık ...'ın daha ayrıntılı olan beyanında "... evlendikten sonra kendisine takılan takıları bozdurarak Batıkent'teki evin alımına katkı sağladı. Ben aradan uzun süre geçtiği için tam hatırlamamakla beraber o tarihlerde 7-8 adet burma bilezik, üzerinde bir büyük ve bir miktar küçük altınlar olan zincirli set, sayısını hatırlamadığım çeyreklerini bozdurarak bu evin alımına katkı yaptı. Bu arada eşler bir miktar birikim yapmış ve araba almışlardı. Bu arabayı da satıp evin alımına kattılar. Ancak ben tam olarak altınların adet ve niteliğini, kaça satıldığını, arabanın kaça alınıp satıldığını ve Batıkent'teki evin kaça alındığını hatırlamıyorum. Sonrasında bu ev satıldı. Satım bedelini de bilmiyorum. Balgat'ta yine satın alma bedelini hatırlamadığım bir ev satın alındı. Batıkent'teki evin satış bedeli, Balgat'taki evin satış bedelini birebir karşılamadı, üstüne bir miktar kattılar, ancak ne kadar kattıklarını da bilmiyorum" dediği, dinlenen diğer davacı tanığı ...'un da aynı yönde beyanlarda bulunduğu anlaşılmaktadır.
13. Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; tarafların düğünlerinde takılan ziynet eşyaları ile ilk önce ... plaka sayılı aracın satın alındığı ve 05.02.1996 tarihinde erkek eş adına tescil edildiği, erkeğin tayininin Ankara'ya çıkması nedeniyle eşlerin Ankara ilinden ev almak istedikleri, ilk olarak 4 numaralı bağımsız bölümün 04.04.1997 tarihinde satın alınarak kadın eş adına tescil edildiği, bu evin alımına ilişkin dosyada mevcut ve taraflarca doğruluğu kabul edilen ...tarafından düzenlenen belgeye göre "evin borcundan kalan 50.000.000 ETL bedelin kiracı çıkınca ödeneceği" şeklinde açıklamaya yer verildiği, bu tarihten sonra erkek eş adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın 12.11.1997 tarihinde satıldığı, hayatın olağan akışına uygun olarak bu aracın satışından elde edilen parayla evin kalan borcunun ödendiğinin kabulünün gerektiği, sonrasında kadın adına kayıtlı olan 4 numaralı bağımsız bölümün 29.05.2000 tarihinde satılarak elde edilen para ile erkek adına kayıtlı 14 numaralı bağımsız bölümün alındığı, her ne kadar erkek eş tarafından 4 numaralı taşınmazın satılmasından elde edilen para ile kadına ziynet eşyası alındığı belirtilmişse de erkeğin bu iddiasına ilişkin ortak çocuk ...'i dinlettiği, çocuğun 28.02.1999 doğumlu olup tarafların evlenmesinden 17 yıl sonra dünyaya geldiği, dolayısıyla davaya konu araç ve evlerin alımında henüz bebek olduğu, beyanında ziynetlerle ilgili "annemde yüzük, bilezik, küpe gibi ziynet eşyaları vardı ancak bunların da ne olduğunu bilmiyorum" dediği, bu beyandan hareketle erkeğin 4 numaralı bağımsız bölümün satışından elde edilen paranın 14 numaralı bağımsız bölümün alınmasında değil de kadının kendisine ziynet eşyası aldığına ilişkin iddiasını kanıtladığının kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Olağan olan, evlilik birliği içinde edinilen taşınmaza ev hanımı olan kadının var olan ziynetleri ile katkı yapmasıdır. Öyle ise kadının 14 numaralı bağımsız bölümün edinilmesine ziynetleriyle katkı yaptığı kabul edilerek katkı payı alacağı hesaplanması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
14. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
15. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Ankara 2. Aile Mahkemesine gönderilmesine,
13.12.2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2013/1844 E., 2013/10216 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
4721 sayılı TMK.nun 179. maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanacaktır.
8. Hukuk Dairesi 2013/1844 E. , 2013/10216 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal rejimi tasfiyesi, eşya iadesi
... (...) ile ... aralarındaki mal rejimi tasfiyesi, eşya iadesi isteğinin kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... . Aile Mahkemesi'nden verilen 29.12.2011 gün ve 1505/1427 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı-karşı davalı ... (...) tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Asıl ve birleşen davalarda davacı-karşı davada (birleşen ... . Aile 2010/ 56 Esas) davalı ... vekili, asıl davada; dava konusu 775 ada 2 parselde kain B/3-8 nolu bağımsız bölümün vekil edeninin maaşı, nöbet ve başkaları yerine para karşılığı tutttuğu nöbet gelirlerinden sağladığı birikimler, altınlarının bozdurulması ve babasından aldığı 1.000 TL ( bir milyar TL) ile 1998 yılında satış yoluyla edinildiğini, nöbette olduğu gün tapuya gidememesi nedeniyle davalı adına tapuya tescil edildiğini, satın alındıktan sonra taşınmazda bakım ve tamirat yaptırdığını, taşınmazın edinilmesinde davalının hiçbir katkısının bulunmadığını açıklayarak mal rejiminin tasfiyesi kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 60.000 TL'nin taşınmazın tapu kayıt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak vekil edenine verilmesini istemiştir. Birleşen davada; ... . Aile Mahkemesi'nin 2009/182 D.İş sayılı dosyasında tespit edilen 1 ila 67. sıralarda belirtilen taşınır malların tamamı ile ... . Aile Mahkemesi'nin 2009/151 D.İş sayılı dosyasında tespit edilen eşyalardan 2, 5, 6, 7, 10, 12, 13, 14, 20 ve 21. sıralardaki eşyalar ile tespiti yapılmayan beş adet avizenin tamamen vekil edeninin geliri ile 01.01.2002 tarihinden önce edinildiğini, bu eşyalarda davalının katkısının bulunmadığını açıklayarak, dava konusu eşyaların aynen mümkün olmadığı taktirde bedellerinin değeri olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000 TL'nin davalıdan tahsili ile vekil edenine verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Asıl ve birleşen davalarda davalı-karşı davada davacı ... vekili, vekil edeninin evlilik birliği içerisinde satın aldığı ve davalı adına tescil ettirdiği ... plakalı araç, boşanma davası öncesi davalıya verdiği 7.000 USD ve dört adet cumhuriyet altını bakımından mal rejiminin tasfiyesi kapsamında araç bakımından 14.000 TL, 7.000 USD için 5.000 TL ve cumhuriyet altınları bakımından 700 TL olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere toplam 19.700 TL'nin davalıdan alınarak vekil edenine verilmesini istemiştir.
Asıl ve birleşen davalarda davalı-karşı davada davacı ... vekili savunmalarında; davacının aşırı ve hesapsız harcalamalarının ve pahalı zevklerinin olduğunu, sadece hemşire maaşıyla dava dilekçesinde belirttiği tasarrufları yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazda davacının katkısının bulunmadığını, vekil edeninin evlilik birliğinden önce 1985 yılında üye olduğu kooperatif hissesini satması ve üzerine 1997-1998 yılında ... çalışması ile gerçekleştirdiği birikimleri eklemesi ile dava konusu taşınmazı satın aldığını, evlilik birliği içerisinde kooperatif aidatlarını babasının karşıladığını, bu aidatların ödenmesinde de davacının katkısının olmadığını, evliliklerinin başlarında 1991-1993 yılları arası ile ... marka araç aldıklarını ve taksitlerini ödediklerini, dava konusu eşyaların bir kısmının birlikte, bir kısmının ise vekil edeni tarafından alındığını, bir bölümünün de davacı ...'e iade edildiğini açıklayarak davaların reddini savunmuştur.
Asıl ve birleşen davalarda davacı-karşı davada davalı ... vekili savunmasında, davacının iddialarının asılsız olduğunu, dava konusu aracın alımında davacının katkısının bulunmadığını, aracın tamamen davalının birikimleri ile edinildiğini ayrıca davacının davalıya dolar ve altın vermesinin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece;tarafların evlendikleri 1991 yılında kampanyadan ... marka otomobil aldıkları ve 1993 yılına kadar bu aracın taksitlerini ödedikleri, bu nedenle asıl davada davacının taşınmaz alımına katkısı olarak 1993 yılından sonraki gelirlerinin esas alınması gerektiği, 1994 yılından, taşınmazın edinildiği tarihe kadar olan dönemde davacının çalışarak elde ettiği gelir toplamının 1.980,91 TL olduğu, taraflar arasında 743 sayılı Yasa'nın mal ayrılığı rejimi hükümlerinin yürürlükte bulunduğu dönemde, yasanın 152. maddesi uyarınca ailenin infak ve iaşesinden davalı-kocanın sorumlu bulunduğu, bu kapsamda davacı kadının gelirinin %20'sini kişisel ihtiyaçlarına, %20'sini aileye yardım olarak harcayacağı ve gelirinden %60 oranında tasarrufta bulunacağı dikkate alınarak, taşınmazın alım tarihine kadar davacının yapabileceği tasarruf miktarının 1.980,91x%60=1.884,54 TL olacağı, taşınmazın edinilme değeri konusundaki davacının açıklamaları ile tanıkların beyanları kısmen örtüştüğünden taşınmazın 6.250 TL'ye alındığının kabul edilerek, davacının taşınmazın alımına katkı oranının 1.188,54 TL x100/6.250=%19,01 olarak kabul edileceği, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değerinin 72.000 TL olarak hesaplanması nedeniyle davacının katkı payının 72.000x0,1901=13.687,20 TL olacağı, davacının taşınmaz içerisine her yıl yaptırıldığı iddia olunan ve iyileştirme katkısı niteliğindeki katkısını ispat edemediği, birleşen davada dava konusu olan aracın alım tarihi itibarı ile 4721 sayılı TMK kapsamında edinilmiş mal kapsamında bulunduğu, davalı kadının aracın kişisel malı olduğunu veya araç alımına kişisel malından giden bir değerin mevcut olduğunu kanıtlayamadığı, bu nedenle tasfiye sırasında denkleştirme ve borç mahsubu yapılamayacağı, dava konusu aracın davalı tarafından 17.12.2009 tarihinde satıldığı ve 02.04.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre 04.12.2009 tarihi itibarı ile aracın değerinin 33.000 TL olarak tespit edildiği, bu kapsamda aracın değerinin artık değer olarak kabul edilmesi gerektiği ve davacı kocanın artık değere katılma alacağının 33.000/2=16.500 TL olduğu, Mahkeme'nin 2009/151 D.İş ve ... . Aile Mahkemesi'nin 2009/182 D.İş sayılı dosyası ile dava konusu eşyalarla ilgili tespit yapıldığı, tüm dosya kapsamından söz konusu eşyalardan Mahkeme'nin 2009/151 D.İş sayılı dava dosyasında tespit edilen eşyaların taraflarca ortak alındığı, ... . Aile Mahkemesi'nin 2009/182 D.İş sayılı dava dosyasında tespit edilen eşyaların davacı kadına ait olduğu, bu eşyaların bir kısmının davacıya teslim edildiği beyanlar ve tutanaktan anlaşıldığı ve beş adet avizeye ilişkin davanın ispat edilemediği gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 13.687,20 TL katılma alacağının dava tarihi 07.12.2009 tarihinden itibaren yasal
faiziyle davalı ...’dan alınarak davacı ...'e verilmesine, birleşen 2010/56 esas sayılı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine 16.500 TL artık değere katılma alacağının karar tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı ...'den alınarak davacı ...’a verilmesine, birleşen ... . Aile Mahkemesi'nin 2010/121 esas sayılı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, Mahkeme'nin 2009/151 Değişik iş sayılı dosyasında tespiti yapılan; yemek masası köşeli orta boy ahşap masa, 2 sandalye (200 TL), 2 adet 6 M2 halı (400 TL), 1 adet 5 m2 halı (200 TL), 2 adet 3'er m2 yolluk (250 TL), 4 adet camlık ferbalı tül perde (600 TL), 1 kapılı ahşap ayakkabı dolabı (100 TL), 4 kapılı portmanto (250TL), sandıklı yatak, (2 adet tek kişilik Baza üzerinde yatak) (450 TL), mutfak dolabı (mutfağa monte edilmiş,medefe takriben 4m dolap, 2m tabandan tavana dolap) (250 TL), yatak odası dolabı 8 kapılı (900 TL), bosch marka aygaz (300TL), bosch marka bulaşık makinesi (400 TL)'nin taraflarca ortak alındığı anlaşılmakla aynen iade mümkün olmadığından yarı bedelleri 2.150 TL'nin dava tarihi 25.01.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı ...'dan alınarak davacı ...'e verilmesine, birleşen ... .Aile Mahkemesi'nin 2009/182 değişik iş sayılı dosyasında tespiti yapılan;1 adet tefal marka 4 lt tencere (100 TL) 7 adet linens marka kırmızı renkli servis tabağı (35 TL), 8 adet güral marka beyaz renkli yemek tabağı (25 TL), 3 adet güral marka beyaz renkli salata tabağı (10 TL), 2 adet çelik cezve (10 TL), 3 adet ahşap kepçe (değersiz), 1 adet ahşap ekmek sepeti (10 TL), 1 adet ahşap sebzelik (10 TL), 6 adet plastik saklama kabı(10 TL)6 adet ayaklı cam su bardağı (10 TL), 6 adet su bardağı(10 TL), 8 adet linens marka neskafe fincanı (20 TL), 2 adet neskafe fincanı (10 TL), 8 adet borcam yemek tenceresi (40 TL), 8 adet aircopal marka kahve fincanı (16 TL), 6 adet cam baharatlık (10 TL), 6 adet porselen çay tabağı (10 TL) ,6 adet güral marka kahvaltı tabağı (150 TL), 1 adet plastik piknik sepeti (10 TL), 6 adet narin marka yemek tenceresi (90 TL), 2 adet tefal marka tava (20 TL), 4 adet plastik saklama kabı (10 TL), 2 adet plastik dikdörtgen kapaklı, saklama kabı (15 TL), 2 adet porselen şekerlik (20 TL), 2 adet cam spagetti kabı (15 TL), 1 adet cam 3 lü bulaşık deterjan kabı, (değersiz) 1adet plastik beyaz renkli bulaşık sepeti (değersiz), 2 adet porselen beyaz renkli biri oval biri kare servis tabağı, (10 TL), 1 adet istanbul marka 12 kişilik yemek takımı,(800 TL) 1 adet emsan marka porselen 6 kişilik kahvaltı seti (100 TL), 12 adet porselen servis tabağı (50 TL), 12 adet cam çay bardağı (10 TL), 1 adet çay tepsisi (50 TL), 8 adet linens marka cam su bardağı (20 TL), 2 adet porselen şekerlik (10 TL), 1 ayaklı servis kabı (10 TL), 2 adet borcam tepsi (10 TL), 1 adet porselen 3 lü klozet seti (değersiz), 1 adet porselen 3'lü diş fırçalık seti (değersiz), 2 adet plastik kova, çamaşır sepeti (değersiz), 1 adet linens marka halı paspas, (20 TL) 2 adet çekmece içi hasır sepet (10 TL), 5 adet hasır sepet içi küçük el havlusu (değersiz), 1 adet plastik merdiven (50 TL), 1 adet beyaz renkli 4 kapak bir çekmeceli banyo dolabı (50 TL), 2 adet ceyo marka terlik (20 TL), 2 adet beyaz renk deri kaplı sandalye, (40 TL) 2 adet ahşap sandalye (30 TL), 1 adet süs nazarlık, (10 TL) 1 adet krem renkli tek pencerelik stor perde (100 TL) bu eşyaların aynen veya değerleri toplamı 2.066 TL'nin dava tarihi 25.01.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı ...'dan alınarak davacı ...'e verilmesine, tespiti yapılan diğer eşyaların teslim edilmesi nedeniyle konusu kalmadığından bu eşyalarla ilgili karar verilmesine yer olmadığına, beş adet avizeye ilişkin davanın ispat edilemediğinden reddine karar verilmiştir. Hüküm, asıl ve birleşen davalarda davacı-karşı davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere, asıl ve birleşen davalarda davacı-karşı davada davalı ... vekilinin 27.04.2010 tarihli yargılama oturumunda D.İş dosyalarında dava konusu eşyaların yapılan değer tespitlerine itirazlarının olmadığını açıkladığına göre, asıl ve birleşen davalarda davacı-karşı davada davalı ... vekilinin dava konusu
eşyaların aynen iadesi mümkün olmadığı taktirde bedelinin tahsili isteklerine ilişkin (birleşen ... . Aile Mahkemesi'nin 2010/121 Esas) hükmün 3. fıkra "A " ve " B" bölümlerine ilişkin kısmına yönelik yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile, hükmün anılan bölümlerinin ONANMASINA;
Taraflar 30.11.1991 tarihinde evlenmişler, 31.07.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve hükmün 20.01.2010 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. 4721 sayılı TMK.nun 179. maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanacaktır. Taraflar arasında başka bir mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğine göre, evlenme tarihinden 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar TMK.nun 202. maddesine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olacaklardır. Eşler arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2.maddesine göre boşanma davasının açıldığı 31.07.2009 tarihi itibariyle sona ermiştir.
Asıl ve birleşen davalarda davacı-karşı davada davalı ... vekilinin, hükmün karşı davaya konu ... plakalı araca ilişkin bölümüne yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava konusu ... plakalı araç edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli bulunduğu 20.10.2008 tarihinde satış suretiyle eldeki davada davalı ... adına tescil edilmiştir. 4721 sayılı TMK'nun 222.maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca, bir eşin 01.01.2002 tarihinden sonra edindiği bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilecektir. Aksini ispat eden eş, iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Dosya kapsamına göre, davalı ... dava konusu araç bakımından 4721 sayılı TMK kapsamında kişisel mal veya kişisel mal yerine geçen değer savunmasında bulunmamıştır. Bu durumda, Mahkemece nizalı aracın edinilmiş mal olarak kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Mahkemece, dava konusu araç bakımından davacı ... lehine 16.500 TL katılma alacağının hüküm tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. Dava konusu araç edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli bulunduğu 20.10.2008 tarihinde edinilmiş, 31.07.2009 tarihinde boşanma davası açılmış (Eşler arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2.maddesine göre boşanma davasının açıldığı 31.07.2009 tarihi itibariyle sona ermiştir.), boşanma davasının açıldığı tarihten sonra 17.12.2009 tarihinde ise araç davalı ... tarafından üçüncü kişiye devredilmiştir. 4721 sayılı TMK'nın 232. maddesi uyarınca mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değerleri esas alınır. Boşanma davasının açıldığı tarihte, nizalı araç davalı ...'in uhdesinde (mülkiyetinde) bulunduğuna göre, Mahkemece davacının katılma alacağının tespitinde uyuşmazlık konusu aracın sürüm değeri esas alınması gerekirken, boşanma dava tarihi olan 31.07.2009 tarihindeki değerinin esas alınması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Öte yandan, HMK'nun 26. (HUMK.nun 74.) maddesi uyarınca hâkim tarafların isteği ile bağlı olup ondan fazlasına ve başka bir şeye karar veremez. Davacı ... vekili, dava dilekçesinde, açıkça dava konusu araç bakımından isteklerini 14.000 TL ile sınırlamış ve faiz isteğinde bulunmamıştır. Yine, istek miktarının arttırılması ve faiz isteği yönünden yöntemine uygun biçimde ıslah isteğinde de bulunmamışlardır. Bu durumda, Mahkemece, dava konusu araç bakımından davacı yanın isteği aşılarak HMK'nun 26. (HUMK.nun 74.) maddesine aykırı olacak şekilde 16.500 TL katılma alacağına ve hükmedilen miktara faiz yürütülmesine karar verilmesi de isabetsiz olmuştur.
Hal böyle iken; Mahkemece, uzman bilirkişi marifetiyle dava konusu aracın, karar tarihine en yakın tarihteki sürüm değerinin belirlenmesi ve HMK'nun 26. (HUMK.nun 74.) maddesi uyarınca istek ile bağlı kalınarak belirlenen değerinin yarısının 4721 sayılı TMK'nın 231. maddesi uyarınca artık değer alacağı olarak hükmedilmesi gerekir.
Asıl ve birleşen davalarda davacı-karşı davada davalı ... vekilinin hükmün asıl davaya ilişkin (taşınmaza) bölümüne yönelik temyiz itirazlarına gelince; uyuşmazlık
konusu 775 ada 2 parselde kain B/3-8 nolu bağımsız bölüm ( geldisi 1650 ada 39 parsel ) 743 sayılı TKM.nin 170. maddesine göre eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde 15.09.1998 tarihinde satış yoluyla edinildiğine göre; taraflar arasındaki bu uyuşmazlığın Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Mahkemece 16.03.2011 tarihinde yapılan keşfe katılan inşaat bilirkişi ... 21.03.2011 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın boşanma davasının ve eldeki davanın açıldığı tarihler ile tasfiye tarihine en yakın tarihli değerlerini tespit etmiş ancak, edinim tarihindeki değerini belirlememiştir. Öte yandan, davacı ... vekili, 11.04.2011 tarihli bilirkişi raporuna itirazlarını içerir dilekçe vermiş ancak bu itirazlar araştırılmamıştır. Yine, hükme esas alınan hesap bilirkişi ... 07.08.2011 tarihli bilirkişi raporu yetersizdir.
O halde mahkemece yapılacak iş; öncelikle, davalı ...'un tarafların evlenme tarihinden taşınmazın edinildiği 15.09.1998 tarihine kadar çalışarak veya ortaklığı bulunduğu şirket veya işletmelerden elde ettiği gelirlerin tespit edilmeye çalışılması, bu kapsamda tüm bilgi ve belgelerin taraflardan ve ilgili kurum veya kuruluşlardan ( mümkünse ortaklığı bulunduğu şirket ve işletmelerden ) temin edilmesi, gelirin belirlenememesi halinde tanık beyanları da dikkate alınarak emsal durumda bulunan kişilerin gelir durumlarının esas alınması, o da mümkün olmadığı taktirde hayatın olağan akışı kapsamında hakkaniyete göre belirlenmesi, (6098 s. TBK m. 50,51) gerekirse bu konularda uzman kuruluşlardan ya da meslek odalarından bilgi edinilmesi, bu şekilde davalı koca ...'un elde ettiği toplam gelirinin tespit edilmesi, davacı ve davalının her birinin kişisel harcamaları ile davalı koca bakımından ayrıca 743 sayılı TKM.nun 152 maddesinin göz önünde bulundurulması, mahallinde yeniden keşif yapılarak dava konusu taşınmazın edinim tarihi ( 15.09.1998 ) ve eldeki davanın açılma tarihi ( 07.12.2009 ) itibariyle değerinin bir inşaat ve bir mülk (emlakçı) bilirkişi marifetiyle denetime olanak ve dosya kapsamı itibariyle tarafların itirazlarını karşılayacak biçimde belirlenmesi, ondan sonra kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde katkı oranı ve katkı alacağı miktarının tespitine çalışılması, dosyanın bu konuda uzman bir hukukçu ve bir mali müşavir veya muhasebeci ile serbest meslek odasından bu işlerden anlayan bir kişiden oluşacak kurula verilmesi, açıklanan esaslar çerçevesinde gerekçeli, denetime elverişli rapor istenmesi, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Asıl ve birleşen davalarda davacı-karşı davada davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle kabulü ile Usul ve Yasaya uygun bulunmayan hükmün asıl davada dava konusu taşınmaz ve birleşen 2010/56 esas sayılı davaya konu ... plakalı araca (hükmün 1. ve 2 fıkraları) ilişkin bölümlerinin 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 533,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı-karşı davalıya iadesine, 27.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.