Türk Medeni Kanunu 181. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 181- Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.
(Değişik ikinci fıkra: 31/3/2011-6217/19 md.) Boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.
VIII. Çocuklar bakımından ana ve babanın hakları
1. Hâkimin takdir yetkisi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
13 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2023/7432 E., 2024/5244 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
nüne katılmadığını beyan ettiği, görüntü kayıtları ve beyanına itibar edilen tanığın beyanlarından anlaşıldığı üzere, davalının tedavi sırasında davacıya şiddet uyguladığı ve davacının oğlu ile iletişim kurmasına engel olduğu gerekçesi ile 4721 sayılı Kanun’un 181 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, evlilik ölümle son bulduğundan boşanma konusunda karar verilmesine yer olmadığına, kadının bo
2. Hukuk Dairesi 2023/7432 E. , 2024/5244 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1223 E., 2023/809 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Marmara Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI : 2019/95 E., 2021/58 K.
Taraflar arasındaki açılan boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sırasında davacı erkeğin ölümü sonrasında kusur tespitine yönelik yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince evliliğin ölümle son bulduğunu, sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararın davalı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı erkek vekili dava dilekçesinde özetle;erkeğin beyin kanaması geçirdiğini, arkasından 1 yıl kadar bakımevinde kaldığını, kadının bu sırada sadece haftada üç gün geldiğini, diğer günlerde oğlunun ilgilendiğini, kadının elinde bulunan vekâletname ile aleyhine vekâletsiz iş gördüğünü, hastane kendisine psikolojik ve fiziksel şiddet uygulamakla tehdit ettiğini, oğlu ile arasının açılmasına çalıştığını, eve almadığını, fizik tedavisine engel olduğunu, kötü muamele ettiğini, beyin kanaması geçirmesine yol açtığını, kadının ortak konuta dönmediğini iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi gereğince davasının kabulüne, tarafların boşanmalarına, 150.000,00 TL maddî ve 350.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kadın vekili cevap dilekçesinde özetle; erkeğin oğlunun düğünü için durumu iyi olmamasına rağmen bakımevinden çıkarak gittiğini, o günden sonra geri dönmediğini, kadını eve almadığını, erkeğin oğlu tarafından hazırlanmış bir dilekçe olduğunu, aralarında bir sorun olmadığını, haftanın 6 günü hastanede kendisinin kaldığını ve eşine baktığını, oğlunun gizli kamera yerleştirdiğini, bu delilinin hukuka aykırı olduğunu, mirası tek başına almak için çabaya girdiğini ve babasını hiç düşünmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile açılan boşanma davasının yargılaması sırasında davacı erkeğin 11.08.2020 tarihinde vefat ettiği, bu nedenle taraflar arasındaki boşanma davasının konusuz kaldığı, ancak davacı ... mirasçısının kusur yönünden davaya devam etmek istediklerini yazılı olarak beyan etmeleri nedeniyle devam eden yargılamada, devam edilen davanın boşanma davası değil, boşanmada davalı eşin kusurlu olduğunun saptanmasına yönelik tespit davası olduğu, davacının davalı hakkında 19.11.2019 tarihli dilekçe ile nitelikli dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlarından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunduğu, Marmara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 13.10.2020 tarih ve 2020/395 Karar nolu kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği, davacı tarafın, davacının tedavi ve bakım gördüğü ... Bakımevi'nin güvenlik kayıtlarını dosyaya sunduğu ve söz konusu bakımevinde çalışan hemşirelerden ....'nin tanık olarak dinlenilmesini talep ettiği, bellek içerisinde sunulan görüntüler incelendiğinde, tarafların konuşmalarının anlaşılamadığı ancak davalının elindeki cismi davacıya fırlatır gibi yaptığı ve davacının örtü altına saklanır bir vaziyet aldığı, davacı tanıklarından ....'nin beyanında, davalının davacıya fiziki ve psikolojik şiddet uyguladığını, davalının davacıyı oğlu ile görüştürmediğini, davalının telefonla arayarak "maddî manevî ne gerekirse elinizin de emeğini karşılayacağım" diyerek lehine tanıklık yapmasını talep ettiğini beyan ettiği, davacı tanıklarından G. G.'nun beyanında, davacının kendisine aktarmış olduğu hususlar ile birlikte davalının davacının oğlunun düğününe katılmadığını beyan ettiği, görüntü kayıtları ve beyanına itibar edilen tanığın beyanlarından anlaşıldığı üzere, davalının tedavi sırasında davacıya şiddet uyguladığı ve davacının oğlu ile iletişim kurmasına engel olduğu gerekçesi ile 4721 sayılı Kanun’un 181 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, evlilik ölümle son bulduğundan boşanma konusunda karar verilmesine yer olmadığına, kadının boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava ehliyetinin olup olmadığının Mahkemece araştırılmadığını, dava ehliyetinin dava şartı olarak düzenlendiğini, hakim tarafından da re'sen dikkate alınması gerektiğini, dinlenen tanıkların Necdet' in akli dengesinin yerinde olmadığını beyan ettiklerini, ölenin geçirmiş olduğu hastalıklar, tedavi süreci, kullandığı ilaçlar ve tanık beyanları değerlendirildiğinde, adli tıptan rapor alınması gerektiğini, ehliyetinin olmadığının anlaşılması halinde davanın mirasçı tarafından devamı da mümkün olmadığı davanın reddi gerektiğini, davacı mirasçısı tarafından hukuka aykırı olarak elde edilen deliller ve davacı tanıklarının beyanlarına dayanılarak hüküm kurulduğunu, davalının, erkeği ilaçlarını içmek için zorlamasının şiddet şeklinde yorumlanamayacağını, bu davanın davacının oğlunun isteği ve hedefleri doğrultusunda açıldığını ileri sürerek kararın tümü yönünden kaldırılmasına yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde belirtilen kusurlu davranışlarının dosyadaki deliller ile kanıtlandığı, davalı kadının boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olduğuna yönelik tespitin yerinde olduğu, müteveffanın fiil ehliyetinin bulunmadığına yönelik ciddi ve inandırıcı bir delilin dosyaya yansımadığı, bu nedenle eksik incelemeye yönelik istinaf isteminin de yerinde olmadığı, gerekçesi ile davalı kadın vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı kadın vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesini tekrarlamakla birlikte, taraf ehliyetinin dava şartı olduğunu, kamu düzenini ilgilendirdiğini, resen bakılmasının gerektiğini, hukuka aykırı delillerin hükme esas alınmasının hatalı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının tümü yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, müteveffa eşin dava açtığı tarihte akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılmamasının hatalı olup olmadığı, sunulan kamera kayıtlarının hukuka aykırı delil olup olmadığı ile sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek derecede bir kusurunun ispatlanıp ispatlanmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi, 181 inci maddesi. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi ile 371 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı müteveffa erkek vekili tarafından açılan boşanma davasının yargılaması sırasında davacı erkeğin 11.08.2020 tarihinde vefat etmiştir. Davacı mirasçısı tarafından 4721 sayılı Kanun'un 181 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre boşanma davasının devamı sırasında evliliğin ölümle sona ermesi ve yasal mirasçılardan birinin davaya devam etmesi halinde sağ kalan eşin boşanmaya sebep olabilecek kusurlu bir davranışının bulunup bulunmadığı yönünde bir tespit yapılması yönünde davaya devam etmiştir. İlk Derece Mahkemesince "... davacının tedavi ve bakım gördüğü ... Bakımevi'nin güvenlik kayıtlarını dosyaya sunduğu ve söz konusu bakımevinde çalışan hemşirelerden ...'ın tanık olarak dinlenilmesini talep ettiği, bellek içerisinde sunulan görüntüler incelendiğinde, tarafların konuşmalarının anlaşılamadığı ancak davalının elindeki cismi davacıya fırlatır gibi yaptığı ve davacının örtü altına saklanır bir vaziyet aldığı, davacı tanıklarından ...'ın 10.11.2020 tarihli duruşmada alınan beyanında, davalının davacıya fiziki ve psikolojik şiddet uyguladığını, davalının davacıyı oğlu ile görüştürmediğini, davalının telefonla arayarak maddî manevî ne gerekirse elinizin de emeğini karşılayacağım diyerek lehine tanıklık yapmasını talep ettiğini beyan ettiği, davacı tanıklarından ...'nun 10.11.2020 tarihli duruşmada alınan beyanında, davacının kendisine aktarmış olduğu hususlar ile birlikte davalının davacının oğlunun düğününe katılmadığını beyan ettiği, görüntü kayıtları ve beyanına itibar edilen tanığın beyanlarından anlaşıldığı üzere, davalının tedavi sırasında davacıya şiddet uyguladığı ve davacının oğlu ile iletişim kurmasına engel olduğu..." gerekçesi ile sağ kalan davalı kadının boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olduğunun tespitine karar verilmiştir.
3.6100 sayılı Kanun'un 189 uncu maddesinde ispat hakkı düzenlenmiş olup maddenin ikinci fıkrasında "hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz." hükmü düzenlenmiş, dördüncü fıkrasında ise "bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir." denilmiştir.
4.Yapılan yargılama ve toplanan delillerden dosya arasında bulunan kamera kayıtlarının hastane kayıtları olmadığı, erkek mirasçısı tarafından telefonunda bulunan kayıtlar olduğu, kayıtların incelenmesinde ise erkeğin kendi işyerinde çalışmaya devam eder iken çekilmiş kayıtlar olduğu, dolayısıyla bu kayıtlar hukuka aykırı elde edilmiş delil niteliğinde olup hükme esas alınması mümkün değildir. Kaldı ki dosya arasında bulunan kamera kayıtlarının incelenmesinde, kadının hasta bakımı için kaldığı zamanda erkeğe telefon verdiği, konuşmasına engel olmadığı, konuşmalar anlaşılmasa da erkeğin kadının ağlamasına neden olduğu, kadının ağlama kayıtlarının bulunduğu, gerekçede geçen tespitler ile kamera kayıtlarının uyuşmadığı; hükme esas alınan tanığın beyanlarınında sebep ve saiki belli olmayan soyut beyanlar olduğu; tüm dosya kapsamından kadının hasta olan kocasına bir yıl boyunca baktığı, mirasçının ise sadece haftasonları babası ile ilgilenmek için geldiği, müteveffa davacının bakımının birlikte yerine getirdikleri dolayısıyla kadına kusur olarak yüklenen vakıalarının ispatlanmadığının kabulü gerekirken yazılı şekilde kadının boşamaya sebep olacak derecede kusurlu olduğunun tespitine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Yukarıda (2) numaralı paragraflarda belirtildiği üzere, Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının kusur tespiti yönünden BOZULMASINA,
2.Yukarıdaki (1) numaralı paragrafta açıklandığı üzere davalı kadın vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
2. Hukuk Dairesi, 2015/2916 E., 2015/17562 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
Ölen davacının mirasçısı ...'nin talebinin Türk Medeni Kanununun 181. maddesi hükümlerine göre değerlendirilerek olumlu ya da olumsuz bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Hukuk Dairesi 2015/2916 E. , 2015/17562 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, ölen davacının mirasçısı ... tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece, tarafların Türk Medeni Kanunu'nun 166/3. maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmiş, karar kesinleşmeden davacı 10.06.2014 tarihinde vefat etmiş, böylelikle evlilik ölüm ile sona ermiştir. Mirasçı ...'nin 11.09.2014 tarihinde gerekçeli kararın mirasçılara tebliğ edilmesi talebi ise davacı için yasal temyiz süresinin dolması sebebiyle kalemce yerine getirilmemiştir.
Ölen davacının mirasçısı ...'nin talebinin Türk Medeni Kanununun 181. maddesi hükümlerine göre değerlendirilerek olumlu ya da olumsuz bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere sonucunda oybirliği, gerekçesinde oyçokluğuyla karar verildi. 06.10.2015 (Salı)
Boşanma kararı, henüz kesinleşmeden davacı 10.6.2014 tarihinde ölmüştür. Bu halde evlilik ölümle sona ermiştir. Evliliğin ölümle sona ermiş olması durumunda da sağ eş, ölenin yasal mirasçısıdır. Sağ eşin yasal mirasçılık sıfatını ve varsa boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları (aksi tasarruftan anlaşılmadıkça) kaybetmesi, bir halde mümkündür. O da, ölenin mirasçılarından birinin, açılmış olan davaya devam etmesi ve davalının kusurunun ispatlanması halidir. (TMK. m. 181/2) Bu ise, verilen hükmün bozulması halinde mümkün olacaktır. Hüküm, ölenin mirasçılarından Yeliz tarafından temyiz edildiğine göre, temyiz isteği, esas itibarıyla kusur tespiti bakımından davaya devam edilmesi talebi niteliğindedir. Bu talebin, davacı asıla yapılan tebliğ tarihine göre, temyiz süresi içinde ileri sürülmüş olması zorunluluğu bulunmamaktadır.
Boşanma kararının, tarafların irade birliğine (TMK. m. 166/3) dayanıyor olması da, kusur tespiti bakımından mirasçıların davaya devam edilmesi yönündeki haklarını kullanmalarına engel teşkil etmez. Çünkü, Türk Medeni Kanununun 181/2. maddesinde tanınan “davaya devam etme” hakkı, mirasçılara tanınmış bir haktır. Mirasçıların, sağ eşin kusuru bulunduğunu tespit ettirmekte, mirasçılık hakları açısından hukuksal yararları mevcuttur. Bu bakımdan, boşanma davası hakkında, esası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmek ve mirasçıların kusur tespiti bakımından davaya devam ettikleri nazara alınarak, göstermeleri halinde delilleri toplanıp sağ eşin kusurunun bulunup bulunmadığı hususunda karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekir. Bu itibarla sayın çoğunluğun bozma kararına sonucu bakımından katılmakla birlikte gerekçesini eksik bulduğumuzdan dolayı bozmanın gerekçesine iştirak etmiyoruz. 06.10.2015
2. Hukuk Dairesi, 2022/9611 E., 2023/714 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı-karşı davacı kadına yüklenen kusurun yerinde olduğu, ancak İlk Derece Mahkemesince 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 181 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olup olmadığına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken davalı-karşı davac
2. Hukuk Dairesi 2022/9611 E. , 2023/714 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı-karşı davalı erkeğin dava devam ederken ölümü ile kadının kusurlu olduğunun tespiti ile miras hakları yönünden kadının davacı-karşı davalı müteveffa erkeğe mirasçı olamayacağı, boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları kaybettiğine, kadının davası hakkında da karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kısmen kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı erkek mirasçısı küçük ... kayyımı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı-karşı davalı müteveffa vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kadının birlik görevlerini yerine getirmediğini, müşterek çocuğa şiddet uyguladığını, güven sarsıcı davranışları olduğunu, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını belirterek tarafların boşanmalarına, velâyetin müvekkiline verilmesine, erkek lehine 20.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Dava sırasında davacı-karşı davalı erkek 11.04.2017 tarihinde vefat etmiş, yasal mirasçı yaşı küçük müşterek çocuğa kayyım tayini için ihbarda bulunulmuş, ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 16.04.2018 tarih 2018/518 Esas ve 2018/508 sayılı kararı ile çocuğa ... kayyım olarak atanmış, kesinleşen kayyım kararı gereğince kayyım duruşmada çocuk adına kusur tespiti yönünden davaya devam ettiklerini bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; iddiaların yerinde olmadığını, erkeğin kıskançlığı, psikolojik ve fiziksel şiddeti, dışarı çıkmasına ve ailesi ile görüşmesine izin vermemesi, tehdit etmesi, tecavüzü, çocuğa da fiziksel şiddet ve tehdidi gibi sebeplerle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını belirterek tarafların boşanmalarına, erkeğin davasının reddine, karşı davada tarafların boşanmalarına, velâyetin müvekkiline verilmesine, müvekkili için aylık 500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, müşterek çocuk için aylık 500,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı-karşı davacı kadın vekili 08.06.2017 tarihli celsede davacı-karşı davalı erkeğin ölümü ile boşanma davasının konusunun kalmadığını, kendi açtıkları boşanma davasını sürdürmediklerini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı-karşı davalı erkeğin dava devam ederken öldüğünü, müteveffa davacı-karşı davalı erkeğin mirasçılarından küçük . ile diğer mirasçı anne davalı-karşı davacı kadın arasında menfaat çatışması bulunması sebebiyle küçük .'e kayyım tayin edildiği kayyımın davaya kusur tespiti yönünden devam ettiğini bildirdiği, davaya kusur tespiti yönünden devam edildiği belirtilerek evlilik birliğinin dava tarihi itibariyle temelinden sarsıldığı, davalı-karşı davacı kadının evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olacak derecede kusurlu bulunduğunun tespiti ile miras hakları yönünden kadının davacı müteveffa.' a mirasçı olamayacağı, boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları kaybettiğine ilişkin istemin kabulüne, daha önce davasını takip etmeyeceğini beyan eden kadının tefrik edilen davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin hüküm kurulduğundan davalı-karşı davacı kadının davası hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını davalı-karşı davacı kadın vekili istinaf etmiştir.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı-karşı davacı kadın vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin kusurunun ispatlanamadığını belirterek kararı kusur belirlemesi ve kadının erkeğe mirasçı olamayacağına, boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları kaybettiğine ilişkin verilen hüküm yönünden istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı-karşı davacı kadına yüklenen kusurun yerinde olduğu, ancak İlk Derece Mahkemesince 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 181 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olup olmadığına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken davalı-karşı davacı kadının, davacı-karşı davalı müteveffa erkeğe mirasçı olamayacağına, boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları kaybettiğine ilişkin istemin kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı, kaldı ki kayyımın sadece diğer tarafın kusurunun tespitini talep ettiği gerekçesi ile bu yönden verilen hükmün kaldırılması ile davalı-karşı davacı kadının boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olduğunun tespitine karar verilerek kadının erkeğe mirasçı olamayacağına, boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları kaybettiği yönünden verilen hüküm yönünden kadının istinaf talebinin kabulüne, diğer yönlere ilişkin istinaf talebinin ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen karar davacı-davalı erkek mirasçısı küçük ... kayyımı ... tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı-karşı davalı erkek mirasçısı küçük ... kayyımı ... temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince kadının erkeğe mirasçı olamayacağına, boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları kaybettiğine ilişkin verilen hükmün Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılmasının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu, miras hakkına dokunmadan sadece kusur tespitinin kanunun beklediği amacı ortadan kaldırdığını belirterek bu yönlerden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı-karşı davalı erkeğin vefatı sebebiyle sağ kalan eşin kusur tespiti dışında miras hakları yönünden bir hüküm kurulup kurulamayacağı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Kanunu'nun 166 ncı maddesi, 181 inci maddesi ve 182 inci maddesi hükümleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-davalı erkek mirasçısı küçük ... kayyımı ... tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/2410 E., 2023/5212 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4721 sayılı Kanun’un 181 inci maddesinin ikinci fıkrası.
2. Hukuk Dairesi 2023/2410 E. , 2023/5212 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1106 E., 2022/2714 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 5. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/451 E., 2021/483 K.
Taraflar arasındaki boşanma ve bağımsız tedbir nafakası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı-davacı kadının kusurlu olduğunun tespiti ile konusuz kalan davalar hakkında ayrı ayrı karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davalı-davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
... erkek vekili dava dilekçesinde; tarafların 2020 yılında evlendiklerini, erkeğin hastanede yattığı dönemde hastanede çalışan ... isimli şahsın numarasını kadına vermesi üzerine tanıştıklarını, kadının evlenmek isterse kendisi ile evlenebileceğini, bakıp ilgilenebileceğini söyleyerek vaadlerde bulunduğunu, 70 yaşında yalnız yaşadığı için kendisine manevî olarak yardımcı olabilecek bir eş bulmuş olduğu için 2020 yılının başında...a gidip kadın ile evlendiğini, kendisine ait ...'deki ortak konuta yerleştiklerini, kendisinin maddî durumu görece iyi olduğu için kadının kendisi ile evlendiğini, evlendikten sonra kadının erkeğe ait gayrimenkullerden birini istediğini, bu gayrimenkulü kadının isteği üzerine bir arkadaşının üzerine devrettiğini, ilerleyen günlerde kadının davranışlarının değiştiğini, kötü davranmaya başladığını, asabi davranışlar sergilediğini, fiziksel ve sözlü şiddet uyguladığını, kendisinin yaşı ve sağlık durumu itibariyle kötü davranışlara herhangi bir karşılık veremediğini, kadının kendisini evin arka odasına yerleştirerek oradan çıkmasına müsaade etmediğini, beddualar ettiğini, kadından beklediği manevî destek ve ilgiyi göremediğini bu nedenle tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, erkek lehine 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-davacı kadın vekili cevap ve birleşen bağımsız tedbir nafakası dava dilekçesinde; erkeğin tarafın iddialarının yersiz olduğunu, iddiaları kabul etmediklerini, erkeğin hasta bakıcı ...'e bakıcı aradığını, maddî durumunun iyi olduğunu, kendisine ölene kadar bakacak birisi olursa evini ona vereceğini söylediğini, tarafların tanışması üzerine erkeğin sağdan soldan laf olmasın evlenelim dediğini, kendisinin bunu kabul ettiğini, kendisinin erkeğin isteği üzerine...da bir avukata götürdüğünü, avukata boşanmaları durumunda malından mülkünden alınıp alınmayacağını sorduğunu, avukatın cevaben sadece tazminat ve nafaka alabileceğini söylediğini, kendisinin erkeğe evlenmeden boşanmayı düşünüyorsun dediğini, olayı müteakip...da nikah yaptıklarını, erkeğe ait evlerden birini istediği iddiasının doğru olmadığını, evlendikleri zaman kendisinin 20.000,00 TL borcunun olduğunu, erkeğin bunu ödemek istediği ancak ilerlemiş yaşı nedeniyle kredi çekemediğini, bunun üzerine ... çarşıdaki evini 2020 Mart ayında sattığını, satış bedeli olan 185.000,00 TL'nin 20.000,00 TL'sinin borcun ödenmesi için kendisine verdiğini, 4.500,00 TL'yi de nakliye masrafları için verdiğini, parası için evlendiği iddialarının doğru olmadığını, erkeğin kadına hakaret ve tehditte bulunduğunu, erkek aleyhine uzaklaştırma kararı aldığını, suç duyurusunda bulunduğunu, kusurunun olmadığını, boşanmak istemediğini, evlenmeden önce...da tekstil işçisi olduğunu, erkeğin tehdit ve hakaretlerde bulunduğunu, ayrı yaşamakta menfaati bulunduğu için tedbir nafakası talebinin olduğunu bu nedenle erkeğin davasının reddine, birleşen tedbir nafakası davasının kabulü ile lehine aylık 2.000,00 TL tedbir nafakası ile100.000,00'er TL maddî ve manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kusurun davalı kadında olduğu, kadının evlilik birliğinin kurulmasında maddî menfaatlerini ön planda tuttuğu, evlilik birliğinin gerektirdiği sorumlulukları yerine getirmediği, kadının dinlenen tanık beyanlarına soyut nitelikte olduğundan itibar edilmediği gerekçesiyle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kadının kusurlu olduğunun tespitine, evlilik birliği erkeğin ölümü ile sona erdiğinden asıl davada evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma ve ferileri, birleşen davada yardım nafakası istemleri yönünden ayrı ayrı karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı-davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; erkek tanıklarının, taraflar arasındaki ilişkiye yönelik görgüye dayalı bilgisi olmadığını, ifadelerin soyut iddialardan ibaret olduğunu, kadını aşağılamaya, kötü olarak göstermeye, mal mülk peşinde olan ve davacı ile parası için evlenmiş olarak göstermeye yönelik, gerçek dışı, oldukça abartılı ve olumsuz algı yaratmaya dönük çabalardan ibaret olduğunu, görgüye dayanan kendi tanıklarının beyanlarına itibar edilmemesinin doğru olmadığını, iş bu boşanma davasında kadının hiç bir kusuru olmadığını, kararın bu sebeple de bozulması gerektiğini beyanla kusur tespiti yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplanıp değerlendirildiği, delillerin takdirinde yanlışlık yapılmadığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, davalı kadının boşanmaya yetecek derecede kusurlu olduğuna ilişkin olarak yapılan kusur değerlendirmesinde, herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından kadın vekilinin tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-davacı temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesini tekrarla kusur tespiti yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, açılan boşanma davasında kadının boşanmaya sebep olacak nitelikte bir kusurunun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 181 inci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-davacı kadın vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2022/2180 E., 2022/2942 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemece Türk Medeni Kanunu'nun 181/2. maddesi gereğince sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olup olmadığına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken ölen eş davacı erkeğin kusurlu olduğunun tespitine karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
2. Hukuk Dairesi 2022/2180 E. , 2022/2942 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı mirasçısı ... tarafından kusur belirlemesi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Davacı mirasçısı ..., temyiz dilekçesinde adli yardım talebinde bulunmuştur. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334-340. maddelerinde düzenlenmiş olup, aynı Kanunun 336/3. maddesine göre adli yardım talebi kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtaya da yapılabilir ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 337/1. maddesi uyarınca da duruşma yapmaksızın talep hakkında karar verilebilir. Davacı mirasçısı ...`in adli yardım talebini içeren dilekçesi ve dosya kapsamındaki belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin ödenmesi gereken kanun yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu kanaatine varıldığından, davacı mirasçısı ...`in adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
2- Temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacı erkek tarafından TMK 166/1 maddesine dayalı boşanma davası açılmış, mahkemece 12.11.2020 tarihinde davanın reddine karar verilmiş, karar tarihinden sonra davacı erkek 11.12.2020 tarihinde ölmüş, karar davacı erkek mirasçısı ... tarafından temyiz edilmiş, Dairemizce davacı erkeğin ölümü sebebiyle evliliğin ölümle sona erdiği, boşanma davasının konusuz kaldığı bu nedenle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmek ve davacı erkeğin mirasçısının kusur tespiti açısından davaya devam edeceğini bildirdiğinden bu yönde karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmiş,
mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda davacı erkeğin boşanma davası hakkında davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, açılan boşanma davasında davacı erkeğin kusurlu olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm davacı mirasçısı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece Türk Medeni Kanunu'nun 181/2. maddesi gereğince sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olup olmadığına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken ölen eş davacı erkeğin kusurlu olduğunun tespitine karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple davacı erkek mirasçısı ...`in adli yardım talebinin KABULÜNE, temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28.03.2022 (Pzt.)
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Bayan (P) ile Bay (S) arasında şiddetli geçimsizlik nedeniyle açılan boşanma davası devam ederken Bayan (P) vefat etmiştir. Bayan (P)’nin yasal mirasçısı olan kardeşi (K), davayı devralarak devam ettirmiş ve yargılama sonucunda Bay (S)’nin boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu olduğunu ispatlamıştır.
Bu hukuki süreç sonunda Bay (S)’nin mirasçılık durumu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Boşanma davası kesinleşmeden ölüm gerçekleştiği için Bay (S) her durumda yasal mirasçı olmaya devam eder.
B) Boşanma davası devam ederken ölen eşin mirasçılarından biri davaya devam eder ve diğer eşin kusurunu ispatlarsa, sağ kalan eş mirasçı olamaz.
C) Bay (S), eşinden kalan mirası ancak terekedeki borçları ödemeyi kabul ederse kazanabilir.
D) Mirasçılık sıfatı davanın açılmasıyla kendiliğinden sona erer, kusur ispatına gerek yoktur.
E) Bay (S), yasal mirasçı olamasa dahi, Bayan (P)’nin evlilikten önce yaptığı vasiyetname ile kendisine bıraktığı hakları korur.
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.