4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 195

Türk Medeni Kanunu 195. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 195 - Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır. II. Eşler birlikte yaşarken

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

9 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2022/11194 E., 2023/43 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
dan endişe ettiğini, bu konuda il-ilçe Sağlık ve il-ilçe Milli Eğitim Müdürlüğüne gerekli başvuruları yaptığını, halen bir sonuç alamadığını belirterek 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu`nun ilgili maddeleri uyarınca kabul edilmediği takdirde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu`nun 195inci ve 346 ncı maddeleri uyarınca hakimin müdahalesi ile Özel ...
2. Hukuk Dairesi         2022/11194 E.  ,  2023/43 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki hakimin müdahalesi ve çocukla kişisel ilişki kurulması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kişisel ilişki kurulması talebine yönelik kısmen kabulüne, davacının diğer taleplerinin ise reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili ve davacı vekili tarafından katılma yoluyla istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kısmen kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle kişisel davacının ilişki düzenlemesi talebinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ... Aile Mahkemesinde 2016/195 Esas sayılı dosya ile boşanma davası açıldığını, boşanma kararı verildiğini ve kararın istinaf aşamasında olduğunu, boşanma davası devam ederken 25.06.2016 tarihinde ortak çocuk ...`ın doğduğunu, çocuğun doğumundan dahi davacının haberdar edilmediğini, davalı ile olan sorunlar nedeni ile çocukla kişisel ilişki kurulamadığını, çocuğun tek böbrekli olduğunu, kalabalık ortamlara girmemesi gerektiğini, pandemi döneminde zorunlu olmamasına rağmen davalı annenin çocuğu okul öncesi eğitime başlattığını, çocuğu dini eğitim veren Özel ... İlköğretim Okuluna kaydettirdiğini, davacı babanın çocuğun sağlığından endişe ettiğini, bu konuda il-ilçe Sağlık ve il-ilçe Milli Eğitim Müdürlüğüne gerekli başvuruları yaptığını, halen bir sonuç alamadığını belirterek 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu`nun ilgili maddeleri uyarınca kabul edilmediği takdirde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu`nun 195inci ve 346 ncı maddeleri uyarınca hakimin müdahalesi ile Özel ... İlköğretim Okuluna yaptırılan kaydın tedbiren durdurulmasını, zorunlu eğitim dönemi başlayana kadar pandemi sürecinde ortak çocuğun herhangi bir dini yahut özel eğitim veren kuruma kaydının yaptırılmamasını ve bu konuda gerekli tedbirlerin alınmasını talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 07.04.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; davalı annenin davacı baba ile çocuğu görüştürmediğini, dava dilekçesindeki taleplerinin yanında kişisel iletişim hakkı engellenen baba ile çocuk arasında kişisel ilişki tesisine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili süresinde verdiği cevap dilekçesinde; davacı babanın çocukla ilgilenmediğini, psikolojik sorunları olduğunu, çocuğun zorunlu eğitim döneminin başladığını, çocuğun tek böbrekli olmasının eğitim alamayacağı anlamına gelmediğini, çocuğun sağlık durumunun okula gitmesine uygun olduğunu, davalı annenin derslerin online şekilde yürütülmesi için talepte bulunduğunu, çocuğun eğitiminin online eğitim şeklinde gerçekleştiğini, herhangi bir örgün eğitimin söz konusu olmadığını, davacının etnik ve dini ayrımcılık yaptığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... Aile Mahkemesinin 2016/195 Esas 2020/143 Karar sayılı ilamı ile tarafların boşanmalarına, velayetin anneye verilmesine, baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verildiği, kararın istinaf aşamasında olup henüz kesinleşmediği, çocuk için 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu`nda öngörülen koruyucu ve destekleyici tedbirleri gerektirecek bir durumun tespit edilmediği, çocuk ile davacı baba arasında kişisel ilişkinin sağlanması gerektiği, boşanmaya ilişkin ilamda kişisel ilişki düzenlemesinde tedbir hükmünün bulunmadığı gerekçeleri ile davacının kişisel ilişki düzenlenmesine dair talebinin kısmen kabulü ile davacı baba ile çocuk arasında her ayın 1. ve 3. Pazar günleri saat 16.00-17.00 arasında, 2. ve 4. Cumartesi günleri aynı saatlerde bir pedagog ya da psikolog uzman gözetiminde ve müşterek çocuğun kendisini güvende hissetmesi için annesi yanında olmak üzere tedbiren kişisel ilişki kurulmasına, davacının diğer tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı vekili; taraflar arasındaki boşanma davasında davacı ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulduğunu, davacının bir kez olsun çocuğu görmeye gelmediğini, mahkemece tedbiren kişisel ilişki kurulmasına karar verildiğini, hükmün esasıyla ilgili tedbiren karar verilemeyeceğini, bu nedenle mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının üç ayrı asli talep ileri sürdüğünü, reddedilen iki talep bakımından vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini, davanın tüm yönleri ile reddine ve her bir talep için kendilerine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. 2. Davacı vekili katılma yoluyla; çocuk ile baba arasında anne olmadan kişisel ilişki kurulması gerektiğini belirterek katılma yoluyla istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki boşanma davasının 29.09.2016 tarihli ön inceleme duruşmasında, müşterek çocuğun geçici velayetinin anneye verilerek baba ile tedbiren kişisel ilişki tesis edildiği, mevcut tedbiren kişisel ilişkinin boşanma davasının kesinleşmesine kadar devam edeceği, boşanma ve ferilerinin kesinleşmiş olmakla hükümde belirlenmiş olan kişisel ilişkinin 20.01.2022 tarihinden itibaren uygulanacağı, ilk derece mahkemesinin dava tarihi olan 30.09.2020 tarihinde mevcut bir tedbiren kişisel ilişki düzenlemesi, karar tarihi olan 16.03.2022 tarihinden önce kesinleşmiş bir kişisel ilişki tesisi mevcut olduğu gerekçesi ile davacının istinaf talebinin reddine, davalının istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kısmen kaldırılmasına, davacının kişisel ilişki düzenlemesi talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili katılma yoluyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; kişisel ilişkinin değişen şartlara göre istek halinde her zaman yeniden düzenlenebileceğini, taleplerinin tedbiren karar verilmesi değil mevcut şartların değiştirilmesi yönünde olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ve kararın yargılama giderleri ile vekalet ücreti bölümünün bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili katılma yoluyla; davacının dava dilekçesinin terditli olmadığını, davaların yığılması durumunun olduğunu, reddedilen tüm talepleri yönünden lehlerine vekalet ücreti verilmesi gerektiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu uyarınca mahkeme aksi kanaatte ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu`nun 195 inci ve 346 ncı maddeleri uyarınca hakimin müdahalesi yolu ile tarafların ortak çocuklarının okul kaydının durdurulup durdurulmayacağı ve baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulup kurulmayacağı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu`nun 5 inci ve devamı maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu`nun 195 inci, 323 üncü ve 346 ncı maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 176 ıncı maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Davalı vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gelince; Davacı vekili, dava dilekçesi ile tarafların ortak çocuklarının okul kaydının durdurulması için 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu uyarınca müdahale kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu`nun 195 inci ve 346 ncı maddeleri uyarınca hakimin müdahalesini talep etmiş, daha sonra 07.04.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesindeki taleplerinin yanı sıra çocuk ile davacı baba arasında kişisel ilişki tesis edilmesini talep etmiş, mahkemenin verdiği süre içinde de harcını yatırmıştır. Davacı vekilinin talebi terditli değildir. Bu durumda reddedilen hakimin müdahalesi talebi yönünden de davalı yararına ayrıca vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken sadece reddedilen kişisel ilişki kurulması davası yönünden vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup kararın bu gerekçeyle bozulması gerekmiştir VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Yukarıda (2) numaralı paragrafta belirtildiği üzere temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kişisel ilişki kurulması talebinin reddi, davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama gideri yönlerinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 2.Yukarıda (3) numaralı paragrafta belirtildiği üzere temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücreti yönünden BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden taraflara yükletilmesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 195 ]
2. Hukuk Dairesi 2010/684 E., 2011/2020 K. 2. Hukuk Dairesi 2010/684 E., 2011/2020 K. - ORTAK KONUTUN BELİRLENMESİ - TERK EDEN EŞİN DAVET EDİLDİĞİ KONUT- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 164 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 186 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 195 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü. Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler (TMK m. 186/1). Türk Medeni Kanunu'nun 188. maddesindeki koşulların oluşması halinde eşlerden biri konutun seçimine hakim tarafından yetkili kılınabileceği gibi; ortak konut Türk Medeni Kanunu'nun 195. madde gereğince başvuru üzerine bizzat hakim tarafından da belirlenebilir. Türk Medeni Kanunu'nun 164/1. madde gereğince terk ihtarında eşin davet edildiği konutun eşlerin birlikte seçmiş oldukları veya açıklanan hakim müdahalesiyle seci I m iş/belirlenmiş konut olması gerekir. Davacı kocanın terk ihtarında davalıyı davet ettiği Adana'da bulunan konutun yasanın aradığı bu niteliklere sahip ve ortak konut niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle terk ihtarı biçimsel olarak yasaya uygunsa da; davalı kadın ortak konut niteliğinde olmayan eve dönmemekte, ihtar kararına uymamakta haklıdır. Mahkemenin taraflar arasında mevcut tedbir nafakasının arıtırımı davası sırasında eve dön ihtarının yapılmasının samimi olmadığı gerekçesi isabetli değilse de; davanın reddine karar verilmiş olması sonucu itibariyle doğru olduğundan; hükmün onanmasına karar verilmiştir. Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (ONANMASINA), işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 09.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2013/16917 E., 2014/1673 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL 13. AİLE MAHKEMESİ
tam metni aç
Diğer taraftan, TMK'nın 195. maddesinde;
3. Hukuk Dairesi         2013/16917 E.  ,  2014/1673 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 14/02/2013 NUMARASI : 2012/166-2013/59 Taraflar arasında görülen tedbir nafakası davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davada; ayrı yaşamada haklılık iddiasına dayalı olarak davacı (kadın) için aylık 800 TL; müşterek çocuklar için ayrı ayrı 350 TL olmak üzere toplam 1500 TL tedbir nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiş, mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacı için 750 TL, müşterek çocuklar için ayrı ayrı 250 TL tedbir nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava; ayrı yaşamada haklılık nedenine dayalı olarak açılan tedbir nafakası istemine ilişkindir. Evlilik birliğinin korunması ve devamının sağlanması için eşlerin asgari ölçüde uyması gereken bazı yükümlülükler ve karşılamaları gereken bazı ortak giderler mevcuttur. TMK'nın 185/3 maddesi gereğince; eşler birlikte yaşamak; birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadır. Diğer taraftan, TMK'nın 195. maddesinde; evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşlerin ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilecekleri ve hakimin, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alacağı hükme bağlanmıştır. Eşlerden her biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır. Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hakim, ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken önlemleri alır. Bu bağlamda; ayrı yaşamda haklı olan eş diğer eşten kendisi ve yanında bulunan küçük çocuk için tedbir nafakası isteyebilir. Somut olayda; davacının,davalı kocadan şiddet görmesi nedeniyle müşterek haneyi terkederek kadın sığınma evine yerleştiği, sonradan ailesi tarafından İstanbul'a götürüldüğü, bu süreçte müşterek çocuklardan Fatma Beyza'nın eğitiminin devam etmesi nedeniyle davalı babanın yanında kaldığı, ihtiyaçlarının davalı tarafından karşılandığı dosya kapsamıyla sabittir. Baba yanında bulunan ve tüm ihtiyaçları davalı baba tarafından karşılanan Fatma Beyza için dava tarihinden itibaren davacı yararına tedbir nafakasına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, mahkemece; müşterek çocuk Beyza'nın münhasıran baba yanında kaldığı süreler hariç tutulmak suretiyle nafakanın başlangıç tarihinin tespiti ile sonucu dairesinde hüküm kurulmalıdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2012/17753 E., 2012/22518 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAİLE MAHKEMESİ
tam metni aç
rın doğru olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davacı ve ortak çocuk için 500'er TL'den toplam 1.000 TL tedbir nafakasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.TMK.'nun 195.maddesi uyarınca evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülm
3. Hukuk Dairesi         2012/17753 E.  ,  2012/22518 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tedbir nafakası davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının astsubay olduğunu, bir hanımla ilişkisinin olduğunu, evi terkettiğini, eşine ve kızına bakmadığını, davacının gelirinin olmadığını, başkalarına muhtaç olduğunu belirterek, davacı için 1.000 TL, ortak çocuk için 600 TL tedbir nafakasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı cevap dilekçesinde;iddiaların doğru olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davacı ve ortak çocuk için 500'er TL'den toplam 1.000 TL tedbir nafakasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.TMK.'nun 195.maddesi uyarınca evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilirler. Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır. Aynı yasanın 197.maddesine göre de; eşlerden biri ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır. Somut olayda; davalının bir hanımla gönül ilişkisi yaşadığı sabit olup, davacının ayrı yaşamada haklılığı kanıtlanmıştır. Davacının ev hanımı olduğu, gelirinin bulunmadığı, davalının ise astsubay olduğu, lojman kirası ödediği anlaşılmaktadır. Tarafların ekonomik - sosyal durumları, ihtiyaçları, nafakanın niteliği, ortak çocuk Masal'ın 27/01/2012 doğumlu olması, ekonomik göstergelerdeki değişim nazara alındığında, davacı ve ortak çocuk için takdir edilen tedbir nafakası miktarları fazla olup, TMK 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamıştır. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2007/5464 E., 2008/5555 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
tam metni aç
DAVA TÜRÜ :TMK.195.Maddesi Gereğince Eşlerin Birlikte Kaldıkları
2. Hukuk Dairesi         2007/5464 E.  ,  2008/5555 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ :TMK.195.Maddesi Gereğince Eşlerin Birlikte Kaldıkları Ortak Konutun Seçilmesi Hususunda Hakimin Müdahalesi ve Önlem Alması Talebi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine,peşin alınan harcın mahsubuna, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 17.04.2008 (Prş.) KARŞI OY YAZISI Davacı kadın eş babası yanında “Yusufeli” ilçesinde; davalı erkek eş ise “Borçka” ilçesinde yaşamaktadır. Davacı kadın eş “kendi yerleşim yeri olan” Yusufeli ilçesinde açtığı temyize konu dava dilekçesinde; - Eşinin kendisini ailesi ile birlikte yaşamaya zorladığı, - Bu sebeple baba evine dönmek zorunda kaldığını, - Tarafların birlikte ortak konutu belirleyemediğini, - Bu sorun sebebiyle ayrı yaşamak zorunda kaldıklarını, - TMK m. 195 uyarınca “ortak konutun hâkim tarafından” belirlenmesini istemiştir. Yerel mahkeme “iki sebeple” davayı reddetmiştir; - Tarafların yerleşim yeri Borçka olduğuna göre istem o yer mahkemesinden gerçekleştirilmelidir, - Davacı kadın kötü niyetlidir. Maksadı eşinin açtığı terk sebebiyle boşanma davasını sonuçsuz bırakmaktır. Değerli çoğunluk yerel mahkeme kararının hiçbir eleştiri ya da düzeltme yapmadan “onanmasına” karar vermiştir. Çekişme nedir?; 1- ORTAK KONUT BELİRLEMESİ İSTEMİ “EŞLERDEN BİRİNİN YERLEŞİM YERİ MAHKEMESİNDE” YAPILAMAZ MI? Ortak konut belirlemesi isteyen davacı “kadın eşin yerleşim yeri” olan Yusufeli ilçesinde dava açtığı çekişme dışıdır. “…Somut olayda davacı kadının 15.8.2002 tarihinde koca evini terk edip, o tarihten beri baba evinde oturduğu, işte çalışmadığı, üzerine kayıtlı bir taşınmazının bulunmadığı, hayatın olağan akışı gereğince sığınabileceği ve yerleşebileceği tek yerin baba evi olduğu ayrı ev açıp orada hayatını idame ettirmesinin mevcut şartlarda mümkün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacı kadının ‘sürekli kalma niyeti’ ile baba evine gittiğinin ve hayatını burada devam ettireceğinin kabulü zorunlu bulunmaktadır.” (YHGK, 6.6.2007, 331-332)” Görüldüğü üzere Yusufeli ilçesi davacı kadının yerleşim yeridir. Ortak konut belirlemesinin eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde incelenemeyeceğini düzenleyen/engelleyen/yasaklayan hiçbir yasa hükmü yoktur. Kaldı ki deliller toplandığında ortak konut Yusufeli ilçesinde de belirlenebilir. Başka bir anlatımla ortak konutun mutlaka “davalı eşin yaşadığı şehirde” belirleneceği konusunda bir hüküm yoktur. Açıklanan gerekçelerle yerel mahkemenin ortak konut belirlemesi isteminin davacı “kadın eşin yerleşim yeri” olan Yusufeli ilçesinde yapılamayacağı yönündeki görüşünün yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. 2- DAVALI EŞİN BOŞANMA DAVASININ BULUNMASI ORTAK KONUT BELİRLEMESİ İSTEMİNİ ENGELLER Mİ? 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 186 hükmüne göre eşler oturacakları konutu “birlikte” seçerler. Evin seçimini eşlerden biri tek başına gerçekleştiremez; Evin seçimi konusunda çekişme çıkmamışsa sorun yoktur. Ancak konutun seçimi nedeniyle “çekişme çıkarsa” ne olacaktır? Çözüm: Eşler ayrı ayrı veya birlikte yapacakları istem ile aşağıdaki durumlarda TMK. m. 195 f. I hükmüne göre aile mahkemesi hakiminin müdahalesi istenebilir; - Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin (TMK. m. 185-186) yerine getirilmemesi, - Evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi. O halde davacı kadın eş TMK. m. 195 f. I hükmüne göre aile mahkemesi hakiminin müdahalesini isteyebilecektir. Davalı erkek eşin boşanma davasının bulunması ortak konutun belirlenmesi isteyen kadını kötü niyetli mi kılar? Kadın eş ortak konutun belirlenmesini isteyebilmesi için yıllar boyu sürecek eşinin boşanma davasının sonlanmasını beklemek zorunda mıdır? Terk sebebiyle boşanma davası açmayı hedefleyen davacı kadın eşin çağrı yapabilmesi için ortak konutun belirlenmesini istemesini engelleyen bir yasa hükmü var mıdır? Davacı kadının iyiniyeti, kötü niyeti “erkek eşin boşanma davasını inceleyen hakimin” görevidir. O halde mahkemece yapılacak iş TMK. m. 195 f. I hükmüne göre aile mahkemesi hakiminin müdahalesi ile ortak konutun belirlenebilmesi konusunda; - Eşleri uyarması, - Onları uzlaştırmaya çalışması, - Eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını istemesi, Bunlara rağmen uzlaşamadıkları takdirde kanunda öngörülen önlemleri alması gerekmektedir. Bu sebeplerle değerli çoğunluğun “farklı görüşüne” katılmıyorum.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.