4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 194

Türk Medeni Kanunu 194. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 194- Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir.[16] Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur. E. Birliğin korunması I. Genel olarak

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

284 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2023/3034 E., 2024/31 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
eşin müvekkilinin bilgisi dışında aile konutu üzerine 10.06.2013 tarihinde dava dışı şirket yararına ve davalı banka lehine 250.000,00 TL değerinde ipotek tesis ettirdiğini, malik olmayan eşin açık rızası alınmaksızın tesis edilen işlemin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesi uyarınca geçersiz olduğunu ileri sürerek aile konutu üzerine konulan ipoteğin kaldırılmas
2. Hukuk Dairesi         2023/3034 E.  ,  2024/31 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/826 E., 2022/923 K. DAVA TARİHİ : 06.08.2014 KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki ipoteğin kaldırılması davasından dolayı bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi davalı banka vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı kadın vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılardan ...’nun 01.07.1998 yılında evlendiklerini, tarafların 18.10.2012 tarihinden itibaren davalı adına kayıtlı 30 ada 2 parsel, Batıkent Mah. 2647 Sokak, Life Court 3 sitesi, 11. Kat, 21 Numaralı, Yenişehir/Mersin adresinde yer taşınmazı aile konutu olarak kullandıklarını, davalı eşin müvekkilinin bilgisi dışında aile konutu üzerine 10.06.2013 tarihinde dava dışı şirket yararına ve davalı banka lehine 250.000,00 TL değerinde ipotek tesis ettirdiğini, malik olmayan eşin açık rızası alınmaksızın tesis edilen işlemin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesi uyarınca geçersiz olduğunu ileri sürerek aile konutu üzerine konulan ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tapu kaydında aile konutu şerhinin bulunmadığını, bankanın taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığının bilmesinin mümkün olmadığını, davalı erkek eşin adresinin başka bir adres olduğunu, bu nedenle bankanın tapu kaydına güvenerek gerçekleştirdiği ipotek tesisi işleminde iyi niyetli olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. 2. Diğer davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mersin 4. Aile Mahkemesinin 26.05.2015 tarihli ve 2014/481 Esas, 2015/405 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın tapu kaydına 04.08.2014 tarihinde aile konutu şerhi konulduğu, ipotek tesis tarihinde taşınmaz üzerinde şerh bulunmadığı, ancak ipotek alacaklısı bankanın tacir sıfatı nedeniyle basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü altında bulunduğu, dolayısıyla bankanın taşınmazın aile konutu olduğunu bilmediğini ileri süremeyeceği, ne var ki, davacının taşınmaz üzerinde tesis edilen ipotekten haberi olmadığına ilişkin olarak iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ve davalı ... tarafından davanın reddi yönünden temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Dairenin 15.02.2016 tarihli ve 2015/21903 E. ve 2016/2479 K. sayılı kararı ile; “... Türk Medeni Kanununun 194. maddesi yetkili eşin izni için bir geçerlilik şekli öngörmemiştir. Bu nedenle söz konusu izin bir şekle tabi olmadan, sözlü olarak dahi verilebilir. Ancak maddenin ifadesinden de anlaşılacağı üzere, iznin "açık" olması gerekir (Mustafa Alper GÜMÜŞ, Türk Medeni Kanununun Getirdiği Yeni Şerhler; Vedat Kitapçılık, İstanbul 2007, Birinci Basıdan İkinci Tıpkı Bası, s. 41-42). Her ne kadar ipotek doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin kötü niyetli ve muvazaalı işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle ipotek işlemine diğer eşin “açık rızası" şarttır. Yukarıda açıklanan kurallar çerçevesinde eşin "açık rızası" alınmadan yapılan işlemin Hukuk Genel Kurulunca da açıkça ifade edildiği üzere "geçerli olduğunu" kabul etmek imkansızdır. Eş söyleyişle eşin "açık rızası alınmadan" yapılan işlemin "geçersiz olduğunu" kabul etmek zorunludur. Hal böyle olunca, mahkemece Hukuk Genel Kurulunca benimsenen yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun değerlendirme yapılarak aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ret hükmü kurulması usul ve yasaya aykırıdır,...” gerekçesiyle karar bozulmuştur. 3. Davalı bankanın karar düzeltme talebi Dairemizin 11.05.2016 tarih ve 2016/8275 E., 2016/9704 K. sayılı karar ile reddedilmiştir. B. İkinci Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin 08.09.2016 tarihli ve 2016/410 Esas, 2016/579 Karar sayılı kararı ile; bozma ilamında belirtildiği üzere davacı eş tarafından gösterilen rızanın herhangi bir şekle tabi olmadığı, kanunda“açık rıza” aranmasının belirtildiği, bu ifadenin yazılı olması gerektiği anlamına gelmeyeceği, dava konusu ipoteğin davacının açık rızası alınmaksızın konulduğu iddiasında ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, dosyada bu iddiaya dayanak tek tanık beyanının mevcut olduğu, bu beyanın da hükme esas alınamayacak nitelikte olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. 2. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 05.11.2018 tarihli, 2017/6429 Esas, 2018/12392 Karar sayılı kararı ile; Dairece verilen 2015/21903 Esas ve 2016/2479 bozma kararının usul ve kanuna uygun bulunduğu, mahkemece verilen direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. 3.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.04.2017 tarihli ve 2017/2-1610 E. ve 2017/668 K. sayılı kararı ile; direnmeye ilişkin kısa kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297 ve 294 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen niteliklere uygun şekilde oluşturulmadığı gerekçesiyle usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar verilmesi için karar usulden bozulmuştur. C. Üçüncü Bozma Kararı 1.Mersin 4. Aile Mahkemesinin 18.07.2017 tarihli ve 2017/350 E., 2017/486 K. sayılı kararı ile; bozma öncesi kararda yer alan aynı gerekçeyle önceki kararda direnilerek davanın reddine karar verilmiştir. 2. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.12.2021 tarihli ve 2018/2-1094 E., 2021/1616 K. sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın satın alındığı tarihten itibaren aile konutu olarak kullanıldığı, davalılardan malik eşin dava konusu aile konutu üzerinde diğer davalı banka lehine ipotek tesis ettirdiği, bu işlem sırasında davalı banka tarafından malik olmayan davacı eşin açık rızasının alınmadığı, bu noktada basiretli bir tacir gibi davranması gereken davalı bankanın iyi niyet savunmasının dinlenemeyeceği, aile konutu niteliğini taşıdığı hususunda duraksama bulunmayan taşınmaz üzerinde davacının açık rızası alınmadan, 4721 sayılı Kanunun 194 üncü maddesinin birinci fıkrasına aykırı olarak tesis edilen ipotek işleminin bağlayıcılığı bulunmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasının anılan maddenin amacına uygun olmadığı gerekçesiyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Tüm dosya kapsamı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Başkanlığının ilamı birlikte değerlendirildiğinde; ipotek işlemine davacının "açık rızasının" bulunmaması sebebiyle davanın kabulü ile davaya konu Mersin İli, Yenişehir İlçesi, Çiftlik Mahallesi, Kızboğuldu Mevkii, 30 Ada, 2 Parsel, 11. Kat, 21 Nolu bağımsız bölümde kayıtlı davacı ve davalı ...'nun aile konutu olduğu anlaşılan taşınmaz üzerine davalı banka lehine 10.06.2003 tarihinde verilen 250.000,00 TL bedelli ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı banka vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı banka vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu, müvekkil bankanın iyi niyetinin korunmadığını, davacının ipotek işlemine rızasının olmadığını bilmenin mümkün olmadığını, davacının dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini ileri sürerek; davanın kabulü yönünden verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; malik olmayan davacı eşin 4721 sayılı Kanunun 194 üncü maddesi uyarınca açtığı ipoteğin kaldırılması istemli davanın kabulünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi, 194 üncü maddesi;, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemece bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı banka vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

2. Hukuk Dairesi, 2022/9320 E., 2024/1033 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ılı kararıyla; davacının genel kredi sözleşmesinde kefil de olsa, ipotek tesis edilirken davacı eşin açık rızasının alınmadığı, aile konutu niteliğinde olduğu hususunda duraksama bulunmayan taşınmaz için, davacı eşin açık rızası alınmadan, 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesine aykırı olarak ipotek tesis edilmesinin doğru olmadığı, davanın kabulü koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davacının isti
2. Hukuk Dairesi         2022/9320 E.  ,  2024/1033 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/878 E., 2022/1108 K. DAVA TARİHİ : 23.07.2019 KARAR : Davanın reddi SAYISI : 2016/858 E., 2018/501 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen ipoteğin kaldırılması ve aile konutu şerhi konulması davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.02.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacı ... vekili Avukat ... geldi. Karşı taraf davalı ... vekili ile diğer davalı gelmediler. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı ... adına kayıtlı olan taşımazın aile konutu olduğunu, bilgisi ve rızası dışında diğer davalı banka tarafından taşınmaza ipotek konulduğunu iddia ederek, davalı banka yararına konulan ipoteğin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı banka vekili cevap dilekçesinde özetle; yasal koşulları oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının imzasını taşıyan muvafakatın genel kredi sözleşmesindeki eşinin kefaletinden doğan ve doğacak tüm sorumluluk ile kefillikten doğan ve doğabilecek muvafakat edilen tüm icrai işlemleri kapsadığı, muvafakatın mevcut borcun faizini de içereceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kabulü koşullarının oluştuğunu belirterek hükmün tamamı yönünden İlk Derece Mahkemesinin kararının lehine kaldırılmasını talep ederek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 06.07.2021 tarihli ve 2020/894 esas, 2021/952 karar sayılı kararıyla; davacının genel kredi sözleşmesinde kefil de olsa, ipotek tesis edilirken davacı eşin açık rızasının alınmadığı, aile konutu niteliğinde olduğu hususunda duraksama bulunmayan taşınmaz için, davacı eşin açık rızası alınmadan, 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesine aykırı olarak ipotek tesis edilmesinin doğru olmadığı, davanın kabulü koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davacının istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalı ... adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına, davacının aile konutu şerhi konulması talebinin hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı banak vekili hükmün tamamı yönünden temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemiz 03.03.2022 tarihli ve 2021/9559 esas, 2022/2000 karar sayılı ilamı ile dava konusu aile konutu taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteğin, tarafların ortak çocuklarının sahibi olduğu dava dışı şirketin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcunun teminatı olarak konulduğu ve davacı eşin genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı nazara alındığında, davacının açık rızası alınmadığını ileri sürerek ipoteğin kaldırılmasını istemesinin, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukukun korumayacağı, gerçekleşen bu durum karşısında davacının ipoteğin kaldırılması davasının reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu aile konutu nitelikli taşınmaz üzerinde davalı banka lehine tesis edilen ipoteğin, davacı ile davalı ...'in müşterek çocuklarının sahibi olduğu dava dışı şirketin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcunun teminatı olarak konulduğu ve davacı eşin genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı dikkate alındığında davacının, açık rızası alınmadığını ileri sürerek ipoteğin kaldırılmasını istemesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesi ile davacının istinaf talebinin reddine, davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, davanın kabulü koşullarının oluştuğunu ileri sürerek hükmün tamamı yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, uyulan bozma ilamı doğrultusunda karar verilip verilmediği, davanın reddinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu, 370 inci ve 371 inci maddeleri, 373 üncü maddesinin 6 ncı fıkası. 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi. 3. Değerlendirme Dairemizin 03.03.2022 tarihli ve 2021/9559 esas, 2022/2000 karar sayılı ilamı ile dava konusu aile konutu taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteğin, tarafların ortak çocuklarının sahibi olduğu dava dışı şirketin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcunun teminatı olarak konulduğu ve davacı eşin genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı nazara alındığında, davacının açık rızası alınmadığını ileri sürerek ipoteğin kaldırılmasını istemesinin, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukukun korumayacağı, gerçekleşen bu durum karşısında davacının ipoteğin kaldırılması davasının reddi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak davanın reddi cihetine gidilmiş ise de; 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz." Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, “Emredici” niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak “Belirli olan” bir işlem için verilebilir. 4721 sayılı Kanun'un 193 üncü maddesi hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte anılan Kanun'un 194 üncü madde hükmü ile eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerini diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek, eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, “Aile birliğinin korunması” amacıyla sınırlandırılmıştır. 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi yetkili eşin izni için bir geçerlilik şekli öngörmemiştir. Bu nedenle söz konusu izin bir şekle tabi olmadan, sözlü olarak da verilebilir. Ancak maddenin ifadesinden de anlaşılacağı üzere, iznin "Açık” olması gerekir. Kanunun emredici düzenlemesi karşısında, aile konutu üzerinde hakları sınırlayacak nitelikteki işlemlerde, malik olmayan eşin bu işleme rızası olmadığını ileri sürmesi durumunda, açık rızasını varlığını ispat yükü de uyuşmazlık konusu işlemi yapan taraflara aittir. Somut olayda aile konutu taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteğin, tarafların ortak çocuklarının sahibi olduğu şirketin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcunun teminatı olarak konulduğu ve davacı eşin 24.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı sabit olmakla birlikte, dava konusu ipotek işleminin 26.11.2012 tarihinde yapıldığı, müteselsil kefil sıfatıyla kredi sözleşmesini imzalayan davacı eşin, bu kefaletinin, kefalet tarihinden 4 ay sonra aile konutu üzerine konulan ipotek işlemine muvafakat ettiğini anlamına gelmeyeceği izahtan varestedir. Eldeki davada, davacı kadın aile konutu üzerine bilgi ve rızası dışında davalı eş tarafından diğer davalı banka yararına ipotek konulduğunu iddia ettiğine göre, açık rızanın varlığını ispat yükü işlem yapan davalı eş ve davalı bankadadır. Dosya kapsamı itibari ile davacı eşin dava konusu ipotek işlemine "açık rızası" bulunduğuna dair delil bulunmamaktadır. Buna göre dava konusu ipotek işlemi 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi uyarınca geçersiz olup davanın kabulü gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin 6 ncı fıkrası uyarına hükmün bozulması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Duruşma için takdir olunan 17.100,00 TL'lik vekâlet ücretinin davalılardan alınarak Feyyaz'a verilmesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2023/22 E., 2024/3400 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi
tam metni aç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(4721 sayılı Kanun)'nun 194'üncü maddesi hükmü ile eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğünün "Aile birliğinin ve malik olmayan eşin barınma hakkınının korunması" amacıyla sınırla
11. Hukuk Dairesi         2023/22 E.  ,  2024/3400 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1419 Esas, 2022/1533 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/572 E., 2022/543 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; tapuda müvekkilinin eşi ... adına kayıtlı bulunan ve aile konutu olarak kullanılan eve müvekkilinin açık rızası alınmadan eşi tarafından davalı bankadan alınan krediye istinaden banka lehine ipotek tesis edildiğini akabinde borç ödenmediğinden, taşınmazın cebri icra yolu ile satılarak müvekkilinin zarara uğratıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 13.04.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 275.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın muvazaalı olduğunu, davacının muvaffakati bulunduğunu, davacının kanunların kendisine verdiği hakkı kötüye kullandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının eşi dava dışı ...'ın davalı bankadan kullandığı kredinin teminatı olmak üzere aile konutu olan taşınmaz üzerine davalı banka yararına ipotek tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı banka tarafından başlatılan icra takibinde taşınmazın cebri icra ile kredi alacağına mahsuben davalı bankaya satıldığı sabit olduğu, dosya kapsamında alınan Aydın Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğince düzenlenen rapor ile söz konusu kredi sözleşmesinde yer alan imzanın davacı ... eli ürünü olmadığı, yine dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile davacı ile dava dışı eşine ait aile konutu niteliğindeki taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 275.000,00 TL olduğu, davalı bankanın tacir olduğu, basiretli davranma yükümlülükleri uyarınca en hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu, bu nedenle davalı bankanın ipotek tesisi sırasında ipotek tesis edilecek taşınmazın aile konutu vasfını taşıyıp taşımadığını araştırma, aile konutu niteliğindeki taşınmazlar yönünden malik olmayan eşin açık rızasını alma yükümlülüğü bulunmakta olduğu, somut olayda bu hususun usulünce yerine getirilmediği, davalı bankanın davacının uğramış olduğu zarardan sorumlu olduğu, zarar miktarının cebri icra yolu ile satılan taşınmazın dava tarihindeki değeri olduğu, davacının yolsuz tescile dayanarak söz konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescilini talep etme hakkı mevcut olduğu, tazminat talep etme hakkının da mevcut olduğu, somut olayda davacı yan tarafından yalnızca tazminat isteminde bulunulduğu, zarar miktarının alınan bilirkişi raporu ile 275.000,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili banka tarafından kullandırılan kredilere teminat olarak verilen taşınmaz için İpoteğin Paraya Çevrilmesi yolu ile yasal takip işlemleri başlatıldığını ve 05.01.2017 tarihindeki ikinci satışta başkaca alıcının çıkmaması üzerine taşınmazın müvekkili banka tarafından alacağına mahsuben alındığını, davacının işbu dava ile kötü niyetli hareket ettiğini, çünkü davacının ilgili taşınmaza ilişkin banka şubesine vermiş olduğu açık rızasını gösteren 01.09.2014 tarihli imzasını taşıyan Muvafakatnamesi olduğunu, davacının taşınmazın kredilere ipotek olarak verilmiş olduğunu bilmiyor olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkil banka tarafından taşınmazın değeri için taşınmazda ekspertiz yaptırıldığını, dava /dışı borçlu firma yetkilisi ve aynı zamanda davacının eşine kıymet takdir raporları ve satış ilanları tebliğ edildiğini, tüm bu işlemlerden davacının bilgisi olduğunu, yerel mahkeme imza incelemesi için dosyayı teknik açıdan yetersiz kuruma gönderdiğini, mahkeme dosyasına ibraz edilen bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, müvekkil kurum tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler üzerinde herhangi bir incele yapılmadığını, dosyanın Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesine gönderilerek imza incelemesinin yaptırılması gerektiğini, bilirkişi tarafından taşınmaza oldukça yüksek bir değer biçildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(4721 sayılı Kanun)'nun 194'üncü maddesi hükmü ile eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğünün "Aile birliğinin ve malik olmayan eşin barınma hakkınının korunması" amacıyla sınırlandırıldığı, malik olmayan eşin ayni değil şahsi hakkı bulunduğu ve bu hak kapsamında ancak ipoteğin tesisine ilişkin sözleşmenin geçersizliğinin kanıtlanması halinde iptalini talep edebileceği, taşınmazın değerini talep hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki beyanlarla, davanın reddi kararının Yargıtayın yerleşik kararlarına aykırı olduğunu, emsal kararlarda olduğunu gibi taşınmazın dava tarihindeki değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, aile konutu olarak kullanılan ev ile ilgili eşin açık rızası alınmadan diğer eşin davalı bankadan alınan krediye istinaden banka lehine ipotek tesis edilmesi ve taşınmazın cebri icra yolu ile satılması sonucunda rızası alınmayan eşin taşınmazın değerini talep hakkı bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 194'üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1. Dava, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine davalı banka tarafından davacı eşin açık rızası alınmaksızın konan ipotek uyarınca yapılan icra takibi neticesinde ipotekli taşınmazın satılmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/2-2056 Esas, 2015/1201 Karar ve 15.04.2015 günlü kararında da açıklandığı üzere, 4721 sayılı Kanun'un 194'üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu şerhi “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki fiil ehliyetleri sınırlandırılmıştır. Sınırlandırma aile konutu şerhi konulduğu için değil, zaten var olduğu için getirilmiştir. Bu nedenle, aile konutu şerhi konulduğunda, konulan şerh “kurucu” değil “açıklayıcı” şerh özelliğini taşımaktadır. Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, “emredici” niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak “belirli olan” bir işlem için verilebilir. 2. 4721 sayılı Kanun'un 193'üncü hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte aynı Kanun'un 194'üncü maddesi hükmü ile eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, “aile birliğinin korunması” amacıyla sınırlandırılmıştır. Aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun ipotek edilmesi gibi “tek başına” bir ayni hakla sınırlandıramaz. Bu sınırlandırma “ancak diğer eşin açık rızası alınarak” yapılabilir. Her ne kadar ipotek doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin kötüniyetli ve muvazaalı işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle ipotek işlemine diğer eşin “açık rızası” şarttır. Eş söyleyişle eşin “açık rızası alınmadan” yapılan işlemin “geçersiz olduğunu” kabul etmek zorunludur. 3. Somut olayda, mahkemenin kabulünde de olduğu üzere Şanlıurfa .... .... mahallesinde kain, ... ada 2 parseldeki, 1. kat 8 nolu bağımsız bölüm taşınmazın aile konutu olduğu, dava dışı eş ...'ın davalı bankadan kullandığı kredinin teminatı olmak üzere bu taşınmaz üzerine davalı banka yararına ipotek tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı banka tarafından başlatılan icra takibinde taşınmazın cebri icra ile kredi alacağına mahsuben davalı bankaya satıldığı sabittir. Bankalar tacir olup basiretli davranma yükümlülükleri uyarınca en hafif kusurlarından dahi sorumludur. Bu nedenle davalı bankanın ipotek tesisi sırasında yukarda açıklanan yasa hükmü uyarınca ipotek tesis edilecek taşınmazın aile konutu vasfını taşıyıp taşımadığını araştırma, aile konutu niteliğindeki taşınmazlar yönünden malik olmayan eşin açık rızasını alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Davalı Banka tarafından davacının ipotek tesisine açık muvafakatının bulunduğu hususu ispatlanamadığı gibi, bankanın bu yükümlülüğünden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırır nitelikte bir delil de sunulamamıştır. İpotekli taşınmazın cebri icra ile satışı öncesinde davacı tarafından taşınmazın aile konutu olduğu iddiasıyla dava açılmasına karşın davalı tarafından icra takibine devam edilip taşınmazın satılmasına da vesile olunmuştur. Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin geçersiz olduğu, geçersiz ipotek uyarınca yapılan takip ile davacının zararına sebebiyet verilecek şekilde taşınmazın cebri icra ile satışına sebebiyet verildiği gözetildiğinde mahkemenin davanın reddine ilişkin gerekçesi yerinde olmayıp bu nedenle kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/7378 E., 2024/3502 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
e Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/2-2056 Esas, 2015/1201 Karar nolu içtihatı ile 2019/2-765 Esas, 2022/1369 Karar nolu içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere;4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi gereğince eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu, eşlere 4721 sayılı K
2. Hukuk Dairesi         2023/7378 E.  ,  2024/3502 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1282 E., 2023/1182 K. KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 9. Aile Mahkemesi SAYISI : 2018/277 E., 2021/130 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescili ile aile konutu şerhi konulması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Davalı ... vekilince 08.07.2023 tarihli beyan dilekçesi ile temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de temyiz süresinden sonra yapıldığından duruşma isteğinin reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalılardan ... ile evli olduğunu, evlilik birliği içerisinde alınan Bursa İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 3173 Ada, 6 Parsel sayılı ... Evleri ... Mahallesi ... Bulvarı B Blok No:192 Kat:3 Daire:15'te bulunan taşınmazın davalı ... adına kayıtlı olduğunu, davalı ...'in aile konutu vasfında olan taşınmazı davacının açık onayı olmaksızın 23.02.2017 tarihinde diğer davalı ...'a sattığını bildirerek, taşınmazın 3.kişilere devrinin önlenmesi için teminatsız olarak tapu kaydına tedbir konulmasına, bu talep kabul edilmezse tapu kaydına davalıdır şerhi konulmasına, Bursa İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 3173 Ada, 6 Parsel sayılı ... Evleri ... Mahallesi ... Bulvarı B Blok No:192 Kat:3 Daire:15'te bulunan taşınmazın davalılardan ... adına olan tapu kaydının iptali ile tapuda diğer davalı ... adına kayıt ve tesciline, taşınmazın tapu kaydının iptalini müteakip aile konutu şerhi konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesi ile; usulsüz tebligat iddiasında bulunmuş taşınmazın 23.02.2017 tarihinde satın alma yoluyla iktisap edildiğini, dava konusu taşınmaz iktisap edildikten sonra davacı ve ailesinin taşınmazda kalmaya devam ettiklerini, davacının taşınmazın satıldığını bildiğini, yasal hakkını kötüye kullandığını, dava konusu taşınmazı davalı ve yakınlarına bizzat davacının gösterdiğini, taşınmazın nitelik ve özelliklerini bizzat davacının davalı tarafa ve yakınlarına anlattığını, davacı ve ailesinin taşınmazı tahliye ettikten sonra mahallinde Bursa 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/109 D.İş dosyası ile keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığını, bilirkişi raporu üzerine davacı aleyhine Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/649 Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açılınca davacı tarafın davalı eşi ile kötüniyetli olarak işbu davayı ikame ettiğini, müvekkilinin tapuya güven ilkesi gereğince taşınmazı ikame ettiğini beyanla tebligatın geçersizliği nedeniyle dava dilekçesinin 11.03.2019 (öğrenme tarihi 06.03.2019) tarihi itibariyle tebliğ alındığının kabulü ile delillerinin toplanması ile eksik harcın ikmal edilmesi için davacı asile kesin süre verilmesine, harcın ikmal edilmemesi halinde davanın usulden reddine; ibraz edilen ve toplanan deliller, Yargıtay kararları dikkate alınarak davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmil edilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... davaya süresinde cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...' a yapılan tebligatın usulsüz olduğu, cevap dilekçesinin süre de olduğunun kabulü gerektiği, ... İlçe Emniyet Müdürlüğü Yavuz Selim Polis Merkezi Amirliği'nin 07.02.2019 tarihli yazı cevabında bildirilen adreste davacı ... ile davalı ...'in 2013-2018 yılları arasında ikamet ettikleri, taşınmazın aile konutu olduğu, şahısların halen ... Mahallesi ... Cad. ... Evleri F Blok No:12 İç Kapı No:18 adresinde ikamet ettikleri, belirtilen yerde ... isimli şahsın 2 aydır kiracı olarak oturduklarının tespit edildiği bildirildiği, nüfus kayıtlarına göre davacı ... ile davalı ...'in 03.07.2011 tarihinde evlendikleri, davalı eş ...'in 23.02.2017'de dava konusu taşınmazı diğer davalı ...'a devrettiği, taşınmazla ilgili kızı adına vekâleten işlem yapan davalı tanığı, emlakçı tanık ile davalı ...'ın eşi olan tanığın davacının dava konusu taşınmazın satışından haberdar olduğuna ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin bulunduğu, dosyaya sunulan whatsapp ekran görüntüleri tek başına delil teşkil etmemekle birlikte aynı ekran görüntüleri Haksız İşgal Tazminatı (Ecrimisil) ve Elatmanın Önlenmesi (Yıkım ve Ecrimisil) davalarının görüldüğü Bursa 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/649 Esas sayılı dosyasına da delil olarak sunulduğu, mesaj içeriğinde banyo dolaplarının aynaları ve yan dolaplardan bahsedilirken "Onları evle birlikte yoktu bunu satarken de babası biliyordu" ibaresinin bulunduğu, bu dosyada davalı ... vekili tarafından ikinci cevap dilekçesinde ...'in emlakçıyla mesajlaşmalarının evin satışından aylar sonra olduğunun beyan edildiği, yani mesajlaşmaların varlığı ve içeriğinin ikrar edildiği; evin işlemlerinin davalının babası tarafından vekaleten yapıldığı ekran görüntüsünün içeriğinin dinlenen davalı tanıkları beyanlarıyla da uyumlu olduğu, davacının satış işleminden sonra 23.03.2018 tarihinde Bursa İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 3072 Ada, 2 Parsel A 5 Blok Bağımsız Bölüm No:10 ve Bursa İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 3072 Ada, 2 Parsel F 3 Blok Bağımsız Bölüm No:8'de bulunan konut niteliğindeki taşınmazları; davacının eşi olan davalı ...'in ise aynı gün yani 23.03.2018 tarihinde Bursa İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 3072 Ada, 2 Parsel E 3 Blok Bağımsız Bölüm No:2'de bulunan konutu satın aldıkları, dava dosyaları ve kolluk araştırması neticesinde dava tarihinden önce başka bir konutta yaşamaya başladıkları gözönünde bulundurulduğunda davacı ile davalı eşin ortak kararla hareket ettikleri, davacının kendisinin evi gösterdiği, satıştan haberdar olduğu ve böylece malik olmayan eşin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesindeki açık rızasının bulunduğu, her ne kadar yapılan tapu devrinde davalı eşin yazılı izni alınmamış ise de yasanın sadece eşin rızasının varlığını şart kıldığı, rızanın şekline ilişkin bir düzenleme içermediği, davacının önceden haberdar olmasına rağmen haksız işgal tazminatı (ecrimisil) ve elatmanın önlenmesi (yıkım ve ecrimisil) davaları açılmadan önce tapu iptali ve tescil ile aile konutu olduğuna ilişkin dava açmadığı netice itibariyle davacının devirden haberdar olduğu ve devire rızasının bulunduğu, açık rızanın davalı tarafından ispatlandığı, tapu iptalini gerektirir şartların oluşmadığı, davacının haksız işgal tazminatı (ecrimisil) ve elatmanın önlenmesi (yıkım ve ecrimisil) davalarından sonra kötüniyetli olarak davayı açtığı, 4721 sayılı Kanun'un ikinci maddesinin ikinci fıkrasına göre bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunmayacağı, dava tarihi itibariyle taşınmazın aile konutu olarak kullanılmadığı da gözetilerek davacının tapu iptali ve tescil ile aile konutu şerhi konulması davalarının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; süresinde cevap dilekçesi sunmayan davalının delillerine itibar edilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu, davalının iddialarının dava konusu üzerinde doğrudan doğruya maddi menfaatleri olan davalının eşi ve babasının beyanlarıyla ispatlandığını kabul etmenin olanaksız olduğu, davalı tanığı emlakçı ...'in yalan tanıklık suçunu işlediği dosya kapsamı ile açık bir şekilde sabit olduğu, aile konutunun satışından müvekkilin bilgisinin olup olmadığı ayrı bir husus, bu satışa ''açık rıza'' sının olup olmadığı ayrı bir husus olduğu, müvekkilin yalan tanıklık yaptığı sabit olan emlakçı tanık ... ile satıştan iki yıl sonra yaptığı mesajlaşma da kesinlikle satışa ''Açık rıza'' sının olduğuna dair tek bir ibare dahi olmadığı, taşınmazın ipotek işlemi tesis edildiği tarihte aile konutu olarak kullanıldığı, dava konusu taşınmazın satış tarihinde aile konutu olarak kullanıldığına dair herhangi bir çekişme olmadığını, Bursa 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/649 Esas sayılı dosyasına delil olarak sunulan mesajın hüküm tesisinde nazara alınması açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/2-2056 Esas, 2015/1201 Karar nolu içtihatı ile 2019/2-765 Esas, 2022/1369 Karar nolu içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere;4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi gereğince eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu, eşlere 4721 sayılı Kanun'un 193 üncü maddesince getirilen hukuki işlem özgürlüğünün "aile birliğinin" korunması amacıyla sınırlandırıldığı, buna göre eşlerden birisinin diğer eşin "açık rızası" bulunmadıkça aile konutunu satış yoluyla devredemeyeceği, 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesinde yetkili eşin izni için bir geçerlilik şekli öngörülmediği, bu nedenle sözkonusu iznin herhangi bir şekle tabi olmadan sözlü olarak verilebileceği, fakat yasa maddesinin ifadesinden de anlaşılacağı üzere verilen iznin "açık" olması gerektiği, davalı ... vekilinin süresinden sonra cevap verdiği, davalı eş ...'in aile konutu olarak kullanılan taşınmazı diğer davalı ...'a satış yoluyla 23.02.2017 tarihinde devrettiği, dava konusu taşınmazın satış tarihi itibariyle aile konutu olarak kullanıldığı, fakat bu devir sırasında davacı eşin açık rızasının ve izninin alınmadığı, her ne kadar taşınmazın satımında aracı olan ve emlakçılık yapan davalı tanığı ..., satış işleminin yapıldığı sırada davacının da tapu sicil müdürlüğünde bulunduğunu belirtmiş ise de, yine davalı tanığı olarak dinlenen ve davalı ...'ın babası olup, davalı kızı ... adına vekaleten tapuda taşınmaz alım işlemi yapan tanık ...'nün ifadesinde, satış sırasında davacının tapu sicil müdürlüğünde bulunmadığını belirttiği, bu nedenle davaya konu olup davacı ile davalı ... tarafından aile konutu olarak kullanılan taşınmazın diğer davalı ...'a satışına, davacı eşin "açık rızasının" bulunmadığı, bu nedenle davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden hüküm kurulmasına" davanın kabulüne, Bursa İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 3173 Ada, 6 parsel, B Blok, Kat:3, 15 nolu bağımsız bölümün davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davalı ... T.C. Kimlik numaralı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın tapu kaydı üzerine aile konutu şerhi konulmasına" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın doğru olduğu, davacı kadının satışa açık izninin olduğunun dosyadaki delilleri ile ispatlandığını ileri sürerek kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu beyanla bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, açılan davada dava konusu taşınmazın satışına davacı eşin açık izninin davalı satın alan tarafından ispatlanıp ispatlanmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi, 194 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1.Dava; 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi uyarınca tapu iptal tescil ve aile konutu şerhi konulması istemine ilişkindir. Davacı kadın dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın aile konutu olduğu, taşınmazın haberi ve onayı olmadan davalı eş tarafından davalı ...'a satıldığı, davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davalı eş ... adına tesciline ve taşınmaz tapu kaydına aile konutu şerhi konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahalli Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından istinaf edilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince yapılan inceleme neticesinde, davacının istinaf itirazının kabulüne, mahalli Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüyle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı eş adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın aile konutu olduğunun tespitine karar verilmiştir. Hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. 2.4721 sayılı Kanun'un “Eşlerin hukuki işlemleri’' başlıklı 193 üncü maddesi; "Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukukî işlemi yapabilir.” şeklindedir. 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesinin birinci fıkrası; “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz” hükmünü içermektedir. Aile konutunun tanımına ise anılan maddenin gerekçesinde yer verilmiş; aile konutu “Eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği, acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı anılarla dolu bir alan” olarak tanımlanmıştır. 3.4721 sayılı Kanun'un 193 üncü maddesi dikkate alındığında kural olarak eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlem yapma serbestisi kabul edilmişken, aynı Kanun’un 194 üncü maddesi ile bu kurala istisna getirilmiş ve aile konutu üzerindeki hakların sınırlandırılması esası kabul edilmiştir. Bu düzenleme ile malik olmayan eşe, aile konutu ile ilgili tapu kütüğüne şerh verilmesini isteme hakkı tanınmış, eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü "Aile birliğinin" korunması amacıyla sınırlandırılmıştır. Tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmasa dahi aile konutuna ilişkin olarak; eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemeyecek, aile konutunu devredemeyecek ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacaktır. Malik olmayan eşin izni için şekil şartı bulunmamakla birlikte, iznin açık olması gerekmektedir. Açık rızanın varlığını ispat yükü ise aile konutu ile ilgili tasarrufta bulunana aittir. Öte yandan; 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesinde öngörülen sınırlandırma, taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi konulduğu için değil, konut aile konutu vasfı taşıdığı için getirilmiştir. Bu sebeple taşınmazın tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmasa bile o konut aile konutu özelliğini taşır. Nitekim aile konutu şerhi kurucu değil açıklayıcı niteliktedir. 4.Bu durumda; 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi uyarınca malik olan eş tarafından diğer eşin açık rızası alınmadan aile konutu üzerindeki hakların sınırlandırılması durumunda yapılan bu işlemin “geçerli” kabul edilemeyeceği emredici hüküm gereğidir. Diğer eşin geçerli olmayan işlemin iptali için dava açabileceği kuşkusuzdur. 5.Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın davalı eş adına kayıtlıyken 23.02.2017 tarihinde davalı ...'a devredildiği, taşınmazla ilgili kızı adına vekaleten işlem yapan davalı tanığının ve emlakçı tanığının davacı ve davalı eşin dava konusu taşınmazın görülmesi sırasında orada olduklarına dair beyanları, davacı kadın ile davalı ... tanığı emlakçı arasındaki yazışmalar ve diğer deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde davacı ile davalı eşin ortak kararla hareket ettikleri, davacının kendisinin evi gösterdiği, satışa rızasının olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda da açıklandığı üzere, 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi yetkili eşin izni için bir geçerlilik şekli öngörmemiştir. Bıı nedenle söz konusu izin bir şekle tabi olmadan, sözlü olarak dahi verilebilir. Ancak maddenin ifadesinden de anlaşılacağı üzere, iznin "Açık" olması gerekir. Bu itibarla davacı ile davalı eş ...'in ortak karar ile taşınmazı davalı ...'a sattıkları, bu durumda davacının evin satılmasında açık rızasının olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden değerli çoğunluğun bozma yönündeki kararına katılmamaktayım.
2. Hukuk Dairesi, 2023/5289 E., 2024/2743 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tam metni aç
dığını, rızası olmadığı için satışın geçersiz olduğunu, alım-satım yapanların kardeş olduğunu iddia ederek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı ve 337 nci maddeleri gereğince adli yardım talebinin kabulüne; 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesi gereğince davasının kabulüne, Aile konutu olduğunun tespiti ile tapuya şerh verilmesine, D
2. Hukuk Dairesi         2023/5289 E.  ,  2024/2743 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1408 E., 2023/56 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Çerkezköy 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2018/862 E., 2020/265 K. Taraflar arasındaki aile konutu nedeniyle tapu iptal ve tescil ile aile konutu şerhi konulması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tekirdağ ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 130 ada, 5 parsel, 1 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın davacının rızası alınmaksızın davalı eş tarafından diğer davalı olan kardeşine satıldığını, rızası olmadığı için satışın geçersiz olduğunu, alım-satım yapanların kardeş olduğunu iddia ederek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı ve 337 nci maddeleri gereğince adli yardım talebinin kabulüne; 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesi gereğince davasının kabulüne, Aile konutu olduğunun tespiti ile tapuya şerh verilmesine, Davalılar arasında yapılan 31.10.2017 tarihli satış sözleşmesinin iptaline, Tekirdağ ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 130 ada, 5 parsel, 1 bağımsız bölüm numaralı, davalı ... adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı ... adına tesciline ve aile konutu şerhi konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; iddiaların asılsız olduğunu, taşınmazı boşanma dava tarihinden önce sattığını, dava konusu taşınmazın alımı nedeniyle kardeşine borçlandığını, ödeyemeyince de 40.000,00 TL karşılığında evi sattığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazı 1 yıl önce satın aldığını, diğer davalının kendisine borcu olduğunu, borç karşılığında ve bir miktar para ödeyerek taşınmazı satın aldığını, satış yapıldığı sırada boşanma söz konusu olmadığını, iyi niyetli olarak kira almadan oturmalarına müsaade ettiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu dava konusu Tekirdağ ili, ... ilçesi, ... mahallesi, 130 ada, 5 parsel sayılı, bodrum kat, 1 numaralı bağımsız bölümün aile konutu olduğu, buna rağmen eşin açık rızası olmaksızın davalılardan ... (davacının eşi) tarafından diğer davalı ...'a 31.10.2017 tarihinde satış yolu ile devredildiği, bu satışın 4721 sayılı Kanun’un 194 üncü maddesi uyarınca geçersiz olduğu ve ispat yükü kendisinde olan davalı yanın, devir işleminde davacı eşin açık rızasının bulunduğunu da kanıtlayamadıkları gerekçesi ile 4721 sayılı Kanun’un 194 üncü maddesi gereğince davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunun tespiti ile tapuya şerh verilmesine, davalılar arasında yapılan 31.10.2017 tarihli satış sözleşmesinin iptaline, Tekirdağ ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 130 ada, 5 parsel, 1 bağımsız bölüm numaralı, davalı ... adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı ... adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini tekrarlamakla birlikte, taşınmazın borç ile alındığını, borcunu ödeyemeyince satmak zorunda kaldığını, kira ödemeden taşınmazda oturduklarını, en son kadının evi terk ederek gittiğini ve aile konutu olma vasfını yitirdiğini ileri sürerek kararın tümü yönünden kaldırılmasını, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece davalı ...'nin adli yardımdan yararlanmasına karar verildiği anlaşılmakla; davacı ile davalı ...'nin evlilik birliği sürecinde dava konusu taşınmazı aile konutu olarak kullandıkları, eşler arasında yaşanan sorunlar üzerine kadının bu konuttan ayrılarak yakınlarının yanına gittiği, taşınmazı satın alan ...'ın davalı ... ile kardeş olduğu, konutun aile konutu olduğunu bilecek durumda bulunduğu, konut satışında davacı kadının açık muvafakatinin alınmadığı, tarafların ayrı yaşamaya başlamadan önce dava konusu taşınmazda birlikte oturdukları ve bu yerin aile konutu vasfını taşıdığı, taraflardan birinin ortak konuttan ayrılması, dava konusu taşınmazın aile konutu olma özelliğini ortadan kaldırmayacağı gerekçesi ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Gabri Çamtay vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Gabri vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesini tekrarlamakla birlikte, taşınmazın alımı nedeniyle diğer davalıya borcunun olduğunu, bu borcu ödeyemediği için satış yaptığını, davacının evi terk ettiğini, giderken de satış nedeniyle evde bulunan parayı alıp gittiğini ve aile konutu vasfını yitirdiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının tümü yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın aile konutu olup olmadığı ile davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 6 ncı, 194 üncü maddesi,1023 üncü maddesi, 6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi ile 371 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Adli yardımdan yararlanması sebebiyle başlangıçta alınmamış olan aşağıda yazılı karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının davalı ...'ye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eşin, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelmesinin sonucu nedir?

A) Sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiradan sorumlu olmaz.
B) Bildirimde bulunan eş, diğeri ile müteselsilen sorumlu olur.
C) Kira sözleşmesi, bildirimde bulunan eş adına yenilenmiş sayılır.
D) Diğer eşin sorumluluğu sona erer, sadece bildirimde bulunan eş sorumlu olur.
E) Kiralayan bu bildirimi kabul etmek zorunda değildir.

Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol