4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 213

Türk Medeni Kanunu 213. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 213 - Mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi veya önceki rejimin tasfiyesi, eşlerden birinin veya ortaklığın alacaklılarının, üzerinden haklarını alabilecekleri malları sorumluluk dışında bırakamaz. Kendisine böyle mallar geçmiş olan eş, borçlardan kişisel olarak sorumludur; ancak, söz konusu malların borcu ödemeye yetmediğini ispat ettiği takdirde, bu ölçüde kendisini sorumluluktan kurtarabilir. E. Mal rejiminin tasfiyesi davalarında yetki

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

31 karar eşleşti
1. Hukuk Dairesi, 2022/7774 E., 2023/586 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi
1. Hukuk Dairesi         2022/7774 E.  ,  2023/586 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil - tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; duruşma günü olarak saptanan 31/01/2023 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar ... v.d. vekili gelmedi, temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ... davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar, mirasbırakan anneleri ...’ın 112 ada 34 parsel sayılı taşınmazını hileli ve muvazaalı şekilde torunu olan davalı ...’a temlik ettiğini, temlik işleminin tapuda satış gösterildiğini ancak gerçekte bağış olduğunu ve mirastan mal kaçırma amaçlı, muvazaalı yapıldığını, davalı ...’ın da bir süre sonra taşınmazı muvazaayı bilen diğer davalı ...’e devrettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline mümkün olmazsa tenkise karar verilmesini istemişlerdir. II. CEVAP 1.Davalı ..., kendisi ve dava dışı babası ...’ın, amcası olan ... ...’nin düğün masraflarının tamamını karşıladıklarını, taşınmazın satış tarihindeki değerinin babası ... tarafından mirasbırakan babaannesi ...’ye verildiğini, ailesi ile birlikte ölene dek mirasbırakana baktıklarını, mirasbırakanın geride pek çok taşınmazının kaldığını, taşınmazı daha sonra maddi sıkıntılardan dolayı diğer davalı ...’e bedeli karşılığında devrettiğini, tenkis isteğinin zamanaşımına uğradığını belirtip davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ..., taşınmazı yatırım amaçlı, bedelini ödeyerek satın aldığını, kendisine yönelik iddianın gerçeği yansıtmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, muvazaa iddiasının ispatlanamadığı, tenkis isteği yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili, taşınmazın mirasbırakan tarafından devredildiği tarihte 1984 doğumlu olan davalının taşınmazı satın alma gücünün olmadığını, satış tarihlerinde davalıların banka hesap hareketlerinde satış parasına ilişkin kayıt bulunmadığını, taşınmazın satış tarihlerindeki değerlerinin dikkate alınmadığını, davalı ...'in eşi olan dava dışı ...'ın daha önce davalı ...'ın anne ve babasının avukatlığını üstlendiğini, aile avukatı olduğunu, taşınmazın muvazaalı şekilde Nevim'e devredildiğini, dinlenen davalı tanıklarının aynı köyden olmadıklarını, tanık ...'ın davalının babasına bir miktar borç para verdiğinden bahsettiğini ancak miktar belirtmediği gibi verdiği parayı da ispat edemediğini, diğer davalı tanığı ...'in olaya ilişkin bilgisinin bulunmadığını, mirasbırakanın bakımının müvekkilleri Şaban ve ... tarafından yapıldığını, ekonomik mali durum araştırması ile de bu hususun sabit olduğunu, 9 parça taşınmazı bulunan mirasbırakanın maddi durumunun iyi olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mirasbırakanın oğlu dava dışı ... ...'nin ilk satış tarihi olan 2003 yılında evlendiği, tanık beyanları ile mirasbırakanın oğlunu evlendirirken maddi sıkıntı içerisine girdiği, bir kısım masrafların davalı ...'ın babası olan oğlu ... tarafından yapıldığının tanık beyanları ile anlaşıldığı, mirasbırakanın çekişme konusu taşınmazdan başka 9 parça taşınmazının daha bulunduğu, bakımının da genel olarak davalı ve ailesi tarafından yapıldığı gözetilerek yapılan devirlerin mal kaçırma amaçlı olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili duruşma istekli temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bir başka dava dosyası incelenerek hukuka aykırı oluşturulduğunu, mirasbırakanın taşınmaz satmaya ihtiyacının olmadığını, davalının satış tarihinde taşınmazı alım gücünün bulunmadığının dikkate alınmadığını, İstinaf Mahkemesince de taşınmazın davalının babası olan ... tarafından alındığı benimsenerek bu hususun doğrulandığını, mirasbırakanın sosyal ekonomik durum araştırmasının eksik yapıldığını, davalıların ise sosyal ekonomik durum araştırmasının hiç yapılmadığını, davalılar tarafından satış bedelinin miktarı belirtilmediği gibi satış bedelinin ödendiğinin de ispatlanamadığını, bedeller arasında fahiş fark olduğunu, mirasbırakana davacılar tarafından da bakıldığını, yalnız davalının babası ...'ın bakmadığını, davalı ...'in 2000’li yıllardan beri ailenin avukatlığını yapmakta olan Av. ...'ın eşi olduğunu, Mahkemece davalı ... hakkında hiçbir değerlendirme yapılmadığını, 19.01.2017 tarihli duruşmada mazeretli olarak bulunmadıkları halde tanıklarının HMK'nın 27/2-(b). maddesine aykırı olarak dinlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tenkis isteğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras ... çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 99,20 TL bakiye onama harcının temyiz edenlerden alınmasına, 03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davalı vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.01.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

1. Hukuk Dairesi, 2022/7127 E., 2023/264 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi
1. Hukuk Dairesi         2022/7127 E.  ,  2023/264 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 17.01.2023 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacılar ... v.d. vekili Avukat ... geldiler, duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar, mirasbırakan babaanneleri ...’in kendisine üst soyundan intikal eden 1325 ada 61 parseldeki 11 no.lu bağımsız bölümünü mirastan mal kaçırma amacıyla, muvazaalı olarak kızı olan davalıya satış suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek miras payları oranında iptal – tescile karar verilmesini istemişlerdir. II. CEVAP Davalı, taşınmazın mirasbırakana üstsoyundan intikal etmediğini, taşınmazı gümrük müdür muavini olan dava dışı eşi ile birlikte 29.05.1985 tarihinde dava dışı müteahhit ...'den mirasbırakanın oturması için satın aldıklarını ancak o dönemde “Kapıkule Olayları” olarak anılan yolsuzluk soruşturmaları nedeni ile mirasbırakan adına tescil ettirdiklerini, daha sonra taşınmazın mirasbırakanın talebi üzerine gerçek sahibine geri döndüğünü, mirasbırakan annesinin aynı evde oturmaya devam etmesini istediğinden bu hususu garanti altına almak için taşınmazın intifa hakkını mirasbırakanın üzerinde bırakıldığını belirtip davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile muvazaa iddiasının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili, mirasbırakanın taşınmaz alabilecek ekonomik gücünün bulunmadığını, taşınmazın hiçbir zaman mirasbırakana ait olmadığını, davalının eşi Aydemir Maldarın 80'li yıllarda gümrük memuru olarak görev yapması ve Kapıkule Gümrük Olayları yaşanması nedeniyle taşınmaz alımının kendisinin soruşturma geçirmesine sebebiyet verebilecek olması nedenleriyle kayıtlarda mirasbırakanın adının geçtiğini, taşınmaz bedelinin davalı ve eşi tarafından ödendiğinin mirasbırakanın devraldığı daireyi yapan ...'in eşi ...'ın tanık sıfatıyla verdiği beyanlarıyla ispatlandığını, mirasbırakanın çocukları ile hiçbir probleminin olmadığını, davalı ile daha yakın ilişki içerisinde olduğunu gösterir delil bulunmadığını, muvazaa iddiasının davacılar tarafından kanıtlanamadığını, bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, taşınmaz bedelinin akitte düşük gösterilmesinin muvazaanın kanıtı olamayacağını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tek taşınmazı bulunan mirasbırakanın mal satmaya ihtiyacının olmadığı, kızı olan davalı ile daha yakın ilişki içerisinde bulunması nedeniyle diğer mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla temlik işlemini gerçekleştirdiği, satış bedelinin ödenmediği, temlikin muvazaalı olduğu, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve yasaya, maddi vakıalara aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili duruşma istekli temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, istinaf dilekçesindeki itiraz nedenlerini yineleyerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras ... çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 24.335,43 TL bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına, 03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davacılar vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.01.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2020/3793 E., 2022/220 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Muris muvazaasında 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras
1. Hukuk Dairesi         2020/3793 E.  ,  2022/220 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil istemli dava sonunda Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 14/02/2019 tarihli ve 2018/436 Esas ve 2019/42 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde davalılar tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 13.01.2022 Perşembe günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat...... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacılar vekili gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; mirasbırakan babasının 48 ve 307 parsel sayılı taşınmazlarını emanetçi kullanmak suretiyle mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak oğlu...'dan olma erkek torunları olan davalılara aktardığını, mirasbırakanın başka taşınmazlarıyla ilgili temlikleri hakkında açtığı davaların kabulle sonuçlanıp kararların kesinleştiğini ileri sürerek, miras payı oranında tapu iptali-tescile karar verilmesini istemiş, aşamada ölümü üzerine davayı mirasçıları takip etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. III. MAHKEME KARARI Mahkemece, muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ 1.Temyiz Yoluna Başvuranlar Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davacı tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Bozma Kararı Dairenin 08/05/2018 tarihli, 2018/140 Esas ve 2018/9996 Karar sayılı ilamı ile“... mirasbırakan tarafından "hibe" yoluyla temlike konu edilen (177 nolu parselin ifrazıyla oluşan) 307 nolu parsel bakımından 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İBK'nın uygulama yeri olmadığı, davada tenkis isteğinde de bulunulmadığı gözetilerek, 307 nolu parsel hakkındaki davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacının bu parsele yönelik temyiz itirazı yerinde değildir, reddine. Ne var ki, 48 nolu parsel bakımından da davanın reddedilmesinin isabetli olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. Nitekim, tüm dosya içeriği ve toplanan deliller yukarıda değinilen ilke ve olgularla birlikte değerlendirildiğinde, mirasbırakanın 48 nolu parseli mirastan mal kaçırmak amacıyla temlik ettiği sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Hal böyle olunca, 48 nolu parsel hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile reddedilmesi isabetsizdir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur. 3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 14/02/2019 tarihli ve 2018/436 E., 2019/42 K. sayılı kararıyla; hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca işlem yapılarak 307 parsel sayılı taşınmaz yönünden temyiz itirazları reddedildiği için yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 48 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. 4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 5. Temyiz Nedenleri Davalılar, araştırma yapılmadan bozma ilamına uyulup karar verildiğini, başka parseller için açılan davanın eldeki davaya delil olamayacağını, kötü niyetli açılan ve zamanaşımına uğrayan davanın reddi gerektiğini, davacı tanıklarının beyanlarının davayı ispata yeterli olmadığını, davacının tanık deliline başvurmadığını, murisin ihtiyacı için taşınmazlarını sattığını, davanın reddini gerektirir nitelikteki davalı tanıkları beyanlarına itibar edilmediğini, mahkemenin üst soyun sattığı taşınmazı alt soyun alması halinde muvazaa vardır yönündeki kabulünün ihsası rey olduğunu ve doğru olmadığını, yörenin geleneğine göre ata toprağının geri alındığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemişlerdir. 6. Gerekçe 6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 6.2. İlgili Hukuk Muris muvazaasında 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. 6.3. Değerlendirme Hükmüne uyulan bozma ilamında gösterildiği şekilde işlem yapılarak IV.3.paragrafta belirtilen şekilde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. V. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; davalıların yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 3.460,71 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2022/4588 E., 2022/8362 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Muris muvazaasında; 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun ve
1. Hukuk Dairesi         2022/4588 E.  ,  2022/8362 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil - bedel - tenkis istemli dava sonunda İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 20.02.2020 tarihli ve 2019/188 Esas, 2020/119 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar, mirasbırakan...'nin, 1957 ada 12 parseldeki 4 ve 5 no.lu dairelerini davalı yeğenleri ... ve ...’a, 1801 ada 13 parseldeki 11 no.lu dairesini davalı yeğenlerinin tanıdıkları davalı ...’a, 4266 ada 67 parseldeki 4 no.lu dairesini davalı yeğenlerine, onların da diğer davalılar ... ve ...’e satış suretiyle devrettiklerini, temliklerin mirasbırakanın ölümünden kısa süre önce gerçekleştiğini, murisin paraya ihtiyacının bulunmadığını, temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmadığı takdirde bedelinin tahsiline veya tenkise karar verilmesini istemişlerdir. II. CEVAP Davalılar ..., ... ve ..., temliklerin muvazaalı olmadığını, davalı ..., davanın tarafları ve murisleri... ile yakınlığı bulunmadığını, 13 parsel sayılı taşınmazdaki 11 no.lu bağımsız bölümün bedeli karşılığı iyi niyetle satın alındığını, satışın gerçek olduğunu, diğer davalılar, 67 parseldeki 4 no.lu bağımsız bölümün kayıt malikleri davalılar ..., ... ve ...'dan bedeli karşılığı satın alındığını, iyi niyetli ikinci el olduklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 04.06.2013 tarihli ve 2003/137 E., 2013/292 K. sayılı kararıyla; muris tarafından davalı mirasçılara yapılan temliklerin muvazaalı olduğunun ispatlandığı, mirasçı olmayan diğer davalıların davalı mirasçılarla işbirliği halinde hareket ettiklerinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 12 parselde bulunan 5 no.lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptal ve tesciline, 67 parselde bulunan 4 no.lu bağımsız bölümün ise bedelinin tahsiline karar verilmiştir. IV. TEMYİZ 1. Temyiz Yoluna Başvuranlar Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davacılar ve davalılardan ... ve ... tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Bozma Kararı Dairenin 13.06.2016 tarihli, 2014/18041 Esas ve 2016/7139 Karar sayılı kararı ile “... uyuşmazlığın çözümü için çekişme konusu bağımsız bölümlerin intikallerinin görülmesinin zorunlu bulunduğu gözetilerek, davalı tarafa delil avansını yatırıp yatırmayacaklarının sorulması ve gerçekleşen sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazların muristen intikal edip etmediği saptanmaksızın, temliklerin muvazaalı olduğu gerekçesi ile 12 parseldeki 5 ve 67 parseldeki 4 no.lu bağımsız bölümler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır...” gerekçesiyle bozulmuştur. 3. Mahkemesince Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 08.06.2017 tarihli ve 2016/378 Esas, 2017/251 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakan tarafından davalı mirasçılara yapılan temliklerin muvazaalı olduğunun ispatlandığı, mirasçı olmayan diğer davalıların, davalı mirasçılarla işbirliği halinde hareket ettiklerinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılardan ... ve ... tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 5. İkinci Bozma Kararı Dairenin 27.09.2018 tarihli ve 2018/3466 Esas, 2018/12929 Karar sayılı kararı ile “…Dosya içeriği ve toplanan delillere, hükmün dayanağı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle mirasbırakanın davalı mirasçılarına yaptığı temliklerin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu saptanarak yazılı olduğu üzere karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Davacılar vekilinin tüm, davalı ... v.d. vekilinin ise aşağıdaki bent dışındaki yerinde bulunmayan diğer temyiz itirazlarının reddine. Somut olayda, çekişme konusu 1952 ada 12 parsel sayılı taşınmazdaki 4 no.lu bağımsız bölüm bakımından dava reddedilmiş olmasına rağmen, davalı ... v.d. lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması doğru değildir. Hal böyle olunca, 6100 sayılı HMK’nın 326. maddesi uyarınca 1952 ada 12 parsel sayılı taşınmazdaki 4 no.lu bağımsız bölüm bakımından davanın reddedildiği gözetilerek davada kendisini vekille temsil ettiren davalı ... v.d. yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken değinilen husus gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuştur. 6. Mahkemesince İkinci Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 20.02.2020 tarihli ve 2019/188 Esas, 2020/119 Karar sayılı kararıyla; davalı mirasçılara yapılan temliklerin muvazaalı olduğunun ispatlandığı, mirasçı olmayan diğer davalıların, davalı mirasçılarla işbirliği halinde hareket ettiklerinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul-kısmen reddine karar verilmiştir. 7. İkinci Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 8. Temyiz Nedenleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince verilen bozma kararı sonrası usulüne uygun olarak sundukları dilekçelerinde; davalarını miras payı oranında tescil edilen taşınmazların dışında bedeline hükmedilen taşınmaz açısından murisin vefat ettiği tarih olan 13.01.2001 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ıslah ettiklerini bildirdiklerini, ancak Mahkemece hüküm duruşması olan 20.2.2020 tarihli celsede, hükmü artık geçersiz hale gelen 04.02.1948 tarihli 10/3 sayılı İBK'ya dayanarak bozmadan sonra ıslahın mümkün olmadığı gerekçesiyle ıslah taleplerinin haksız bir şekilde reddedildiğini, davalı ... ve ... ile ...’nun muvazaası sabit olduğu için lehlerine artık vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, yine diğer davalılar ... ile ... Yahşi vd. yararına hükmedilen vekalet ücretinin de haksız olduğunu, zira bu kişilerin iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olup olmadıklarının dava açılırken davacılar ve vekilleri tarafından bilinemeyeceğini belirterek, kararın bozulmasını ya da düzeltilerek onanmasını talep etmiştir. 9. Gerekçe 9.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel, o da olmazsa tenkis istemine ilişkindir. 9.2. İlgili Hukuk 9.2.1. Muris muvazaasında; 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. 9.2.2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." 9.2.3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190. maddesinde, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." düzenlemelerine yer verilmiştir. 9.2.4. HMK'nın 297/2. maddesinde; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince de hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. 9.2.5. Aynı Yasa'nın ıslahı düzenleyen 176. maddesi "Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir." şeklindedir. Islahın ne zaman yapılacağına ilişkin düzenleme ise YİBGK.nın 1944/10 E., 1948/3 K. sayılı 04.02.1948 tarihli kararı ve bu içtihadın değiştirilmesine gerek bulunmadığına ilişkin 06.05.2016 tarihli 2015/1 E., 2016/1 K. sayılı YİBBGK kararı ile yapılmış ve "bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı" kabul edilmiştir. 9.3. Değerlendirme 9.3.1. (IV/5) numaralı paragrafta yer verilen ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak (IV/6.) no.lu paragrafta yer verilen gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 9.3.2. Ne var ki; dava konusu 1957 ada 12 parsel sayılı taşınmazdaki 5 no.lu bağımsız bölümde davalılar ... -... ve ... adlarına kayıtlı payların davacıların miras payları oranında iptali ve tesciline, kalan payların ise davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt yaratacak şekilde, taşınmazın tamamının tapusunun iptaline karar verilmesi ve davalılar adlarına yeniden tescil hükmü kurulması doğru değildir. 9.3.3. Bilindiği üzere, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı pay oranında açılan tapu iptali ve tescil davalarında dava değeri, çekişme konusu taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden davayı açan mirasçının miras payına isabet eden kısım olup, davanın reddi halinde davalı lehine bu değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. 9.3.4. Öte yandan, harç kamu düzeni ile ilgili olduğundan temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın re’sen gözetilmesi gereken hususlardan olup, pay oranında açılan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı davalarda dava değerinin, davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin miras payına isabet eden değer olacağı ve her bir davalının da kendisine temlik edilen taşınmazda dava edilen pay değeri dikkate alınarak karar ve ilam harcından ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerektiği açıktır. 9.3.5. Somut olayda; Mahkemece kabul hükmü kurulan 1957 ada 12 parsel sayılı taşınmazdaki 5 ve 4266 ada 67 parsel sayılı taşınmazdaki 4 no.lu bağımsız bölümlerin dava tarihi itibariyle keşfen belirlenen değerleri toplamının 155.000 TL, davacıların (10/18) miras paylarına düşen değerin 86.111,11 TL olduğu, bu değer üzerinden alınması gerekli harç miktarının ise 5.882,25 TL olduğu gözetilmeksizin fazla harca hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, Mahkemece ret kapsamına alınan, davalı ... adına kayıtlı 1801 ada 13 parsel sayılı taşınmazdaki 11 no.lu bağımsız bölüm ( dava tarihi itibariyle keşfen belirlenen değeri 40.000 TL olup, davacıların 10/18 payına düşen 22.222,22 TL üzerinden hesaplanan vekalet ücreti olan 3400 TL’ye hükmedilmesi gerekirken), dava dışı ... adına kayıtlı 1957 ada 12 parsel sayılı taşınmazdaki 4 no.lu bağımsız bölüm ( dava tarihi itibariyle keşfen belirlenen değeri 50.000 TL olup, davacıların 10/18 payına düşen 27.777,77 TL üzerinden hesaplanan 4.166,55 TL’ye hükmedilmesi gerekirken) ve tapu iptali ve tescil talebi reddedilen, davalılar ... ve ... adlarına kayıtlı 4266 ada 67 parsel sayılı taşınmazdaki 4 no.lu bağımsız bölüm ( dava tarihi itibariyle keşfen belirlenen değeri 105.000 TL olup, davacıların 10/18 paylarına düşen 58.333,33 TL üzerinden hesaplanan 8.383,29 TL’ye karar verilmesi gerekirken) yönünden davalılar lehine fazla vekalet ücretine hükmedilmiş olması da doğru değildir. 9.3.6. Ancak; değinilen bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir. V. SONUÇ Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle kabulü ile; 1- Hükmün 4. bendinin hüküm yerinden çıkarılarak yerine 4. bent olarak; “Fatih ilçesi, Ördek Kasap Mahallesi Akkoyunlu Sokak, 432 pafta, 1957 ada 12 parsel, 3.kat 5 no.lu bağımsız bölüm yönünden açılan davanın kabulü ile; Davalılar ..., ... ve ... adlarına kayıtlı 1/3’er payın mirasbırakan... ...’un Beyoğlu 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/328 E. -2001/522 K. sayılı veraset ilamı, yargılama aşamasında ölen davacı ...’un Lüleburgaz 1. Noterliğinin 24.06.2014 tarihli, 3459 yevmiye numaralı mirasçılık belgesi, yine yargılama aşamasında ölen davacılar ...’in İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/1344 E. - 2005/8 K. sayılı ile ...’un İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/890 E. - 2003/1174 K. sayılı veraset ilamları gereğince davacıların miras payları oranında iptali ile davacılar adlarına tesciline, kalan payların davalılar üzerinde bırakılmasına, 2- Hükmün 7. bendinin hüküm yerinden çıkarılarak yerine 7. bent olarak; “Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.882,25 TL harçtan peşin alınan 270,00 TL ve tamamlama harcı olarak alınan 1.752,00 TL’nin mahsubu ile bakiye 3.860,25 TL harcın davalılar ..., ... ve ...’dan tahsiline, 3- Hükmün 9. bendinin hüküm yerinden çıkarılarak yerine 9. bent olarak; “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kendisini vekille temsil ettiren davalılar ... için 3.400,00 TL, ..., ..., ..., ... ve ... için 8.383,29 TL, ... ve ... için 4.166,55 TL ücreti vekaletin davacılardan alınarak bu davalılara verilmesine,” cümlelerinin yazılmasına, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harçların temyiz edenlere geri verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2021/2468 E., 2022/1390 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay s
1. Hukuk Dairesi         2021/2468 E.  ,  2022/1390 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL - TAZMİNAT - TENKİS Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil-tazminat-tenkis istekli dava sonunda Mersin 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26/06/2020 tarihli 2018/180 Esas - 2020/63 Karar sayılı kararı ile davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından istinafı üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 20/05/2021 tarihli 2020/1297 Esas 2021/677 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar yasal süre içerisinde davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 22/02/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı vekili Avukat ...... geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: I. DAVA Davacılar, mirasbırakan ...’nın maliki olduğu dava konusu 193 ada 7 parsel sayılı taşınmazda bulunan 16 no’lu bağımsız bölümü, mirastan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak, gayrı resmi birlikte yaşadığı davalıya satış yoluyla temlik ettiğini, mirasbırakanın taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığı gibi, davalının da alım gücü bulunmadığını ileri sürerek, tapu kaydının miras payları oranında iptali ile adlarına tescilini, olmadığı taktirde bedele hükmedilmesini, bu da olmazsa tenkise karar verilmesini istemişlerdir. II. CEVAP Davalı, mirasbırakan ile 2014 yılından beri birlikte yaşadıklarını, kanser hastası olan mirasbırakana baktığını, davacıların ise ilgilenmediklerini, dava konusu taşınmazla ilgili mirasbırakanla kira sözleşmesi yaptıklarını, mirasbırakanın daha sonra taşınmazı kendisine sattığını, bakım nedeniyle ve minnet duygusuyla satış bedelinin belirlendiğini, satış bedelini ödemek için altınlarını verdiğini ve borçlandığını, işlemin gerçek bir satış olduğunu, mirasbırakanın, mirastan mal kaçırma amacı bulunmadığını, semenin mutlaka para olması gerekmeyip emek ya da hizmet de olabileceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, mirasbırakanın bakım nedeniyle ve minnet duygusuyla davalıya temlikte bulunduğu, semenin mutlaka para olması gerekmeyip, emek ya da hizmet de olabileceği, temlikin ivazlı olup, mirasbırakanın hastalık sürecinde bakımının davalı tarafından gerçekleştirildiği, başkaca mal varlığı da olan mirasbırakanın, mirastan mal kaçırma amacıyla hareket etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF 1. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 2. İstinaf Nedenleri Dava konusu taşınmazın temlikinin gerçek bir satış olmadığını, işlemin muvazaalı olduğunu, mirasbırakanın vicdani sorumluluk gereği taşınmazı davalıya devrettiğinin benimsendiğini, mirasbırakanın satış iradesi olmadığının anlaşıldığını, gerçek bir satış olduğunun davalı tarafça ispatlanamadığını, mirasbırakanın tanınan bir kişi olup, emekli milletvekili olduğunu, mirasbırakanın taşınmazı satmaya ihtiyacı olmadığı gibi davalının da alım gücü bulunmadığını, mirasbırakanın taşınmazı bağışlama saikiyle hareket ettiğini, satış bedeli ödenmediğini, davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, terditli talebin de değerlendirilmediğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. 3. Gerekçe ve Sonuç Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 20/05/2021 tarihli 2020/1297 Esas 2021/677 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle HMK’nin 353/1.b.1. maddesi uyarınca davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ 1.Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Temyiz Nedenleri İstinaf talepli dilekçede ileri sürülen itiraz nedenlerini yineleyerek kararın bozulmasını istemiştir. 3. Gerekçe 3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, satış sözleşmesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat, bu da olmazsa tenkis istemine ilişkindir. 3.2. İlgili Hukuk 3.2.1. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Öte yandan, satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Ancak semenin, bir başka ifade ile malın bedelinin mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet veya bir emek de olabileceği kabul edilmelidir. Esasen muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının, mirasbırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinde kuşku yoktur. 3.2.2. Türk Medeni Kanunu’nun 565. maddesinde tenkise tabi sağlar arası kazandırmaların neler olduğu düzenlenmiş, TMK’nın 565/4. maddesinde, “Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar” bu kapsamda sayılmıştır. 3.2.3. Bilindiği üzere; 6100 Sayılı HMK’nın 362.maddesinde bölge adliye mahkemelerinin temyiz olunamayan kararları düzenlenmiş, 1/a bendinde de miktar veya değeri kırk bin Türk lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar" hükmüne yer verilmiş, 2021 yılı itibarıyla HMK’nin 362/1-a bendinde belirtilen 40.000.00 TL’lik kesinlik sınırı 78.630,00 TL olarak uygulanmaya başlamıştır. Hemen belirtilmelidir ki; pay oranında açılan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp, ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, dava değerinin davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin miras payına isabet eden değer olacağı kuşkusuzdur. Bununla birlikte, tapu iptal ve tenkis talebi aynı taşınmaza ilişkin bulunduğundan tenkis hukuki sebebiyle istenebilecek tazminatın üst sınırı tapu iptal isteğindeki payı geçemez. 3.3. Değerlendirme Somut olayda, dava konusu 16 no’lu bağımsız bölümün dava tarihi itibarıyla keşfen saptanan değeri 318.000,00 TL olup, bu miktardan davacı ...’in 4/16 miras payına isabet eden 79.500,00 TL’nin 2021 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırının üzerinde kaldığı; ancak davacılar...’ın 3/16’şar miras payına isabet eden 59.625,00’er TL’nin, 2021 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, temyiz kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz kabiliyeti bulunmayan kararlar hakkında 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtayca da bir karar verilebileceği açıktır. Yukarıda açıklanan nedenden ötürü, davanın reddine ilişkin hükmü temyiz eden davacılar... yönünden temyiz dilekçesinin değerden reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı ...’in temyiz itirazlarının incelenmesinde; (III.) ve (IV.3.) paragraflardaki gerekçeler yerinde bulunmakla; dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ve özellikle çekişmeli taşınmazın davalıya temlikinin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olmadığı gibi, TMK’nin 565/4. maddesinde belirtildiği şekilde saklı payı ihlal kastıyla da yapılmadığı, semenin mutlaka para olması gerekmeyip, emek ya da hizmet de olabileceği, davalı tarafından yapılan bakım da gözetilmek suretiyle semenin minnet duygusuyla belirlendiği, temlikin ivaz karşılığı olup, karşılıksız kazandırmadan söz edilemeyeceği için tenkis hükümlerinin uygulanamayacağı nazara alındığında, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. VI. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Davacılar ..., ..., ... ve ...'nın temyiz dilekçesinin değerden REDDİNE; 2- Davacı ...’nın yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davalı vekili için 3.815,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınmasına, aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacı ...’dan alınmasına, 22/02/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.