4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 214

Türk Medeni Kanunu 214. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 214 - Eşler veya mirasçılar arasında bir mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda, aşağıdaki mahkemeler yetkilidir: 1. Mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim yeri mahkemesi, 2. Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan mahkeme, 3. Diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi. F. Bir eşin mallarının diğeri tarafından yönetimi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
8. Hukuk Dairesi, 2014/12820 E., 2015/12826 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
TMK'nun 214/2. maddesinde;
8. Hukuk Dairesi         2014/12820 E.  ,  2015/12826 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Alacak ...... (..l) ile........ aralarındaki alacak davasında mahkemenin yetkisizliğine dair........ Aile Mahkemesi'nden verilen 05.11.2013 gün ve 5/782 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ..... vekili, tarafların boşandıklarını, boşanmaya dair kararın kesinleştiğini, davacının rahatsızlıkları nedeniyle 1999 yılının Temmuz ayında tarafların fiilen ayrıldığı 2009 yılının Haziran ayı ortalarına kadar sahibi olduğu eczanenin tüm mali sorumluğunu davalının üstlendiğini, gelirlerini ve giderlerini düzenlediğini, davalının bu dönemde davacının banka hesaplarından kendi banka hesaplarına sebepsiz EFT havaleleri yaptığını açıklayarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı.... vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; yetkisizlik kararı verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar 16.10.1991 tarihinde evlenmiş, 20.07.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin kararın 02.04.2012 tarihinde kesinleşmesiyle, mal rejimi sona ermiştir (TMK'nun 225/2.m.) Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden, eşler arasında 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM'nin 170.m.), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TMK'nun 202, 4722 s.Y.nın 10.m.). Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir (HMK'nun 31.md.). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, mal rejiminden kaynaklanan alacak isteğine ilişkindir. Bu davaların çözüm yeri 4787 sayılı Aile Mahkemeleri'nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesi gereğince Aile Mahkemeleri'dir. Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde ise Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. Görev kamu düzenine ilişkin olmakla yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözönünde bulundurulur. TMK'nun 214/2. maddesinde; mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda boşanmaya, evliliğin iptaline veya hakim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda bu davalarda yetkili olan mahkemelerin yetkili olduğu düzenlenmiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; dava ilk olarak.... Hukuk Mahkemesi'ne açılmış ve ....... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın TMK'nun 215, 219, 229 ve 230. maddelerinde belirtilen hükümler çerçevesinde Aile Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği belirtilerek .... Aile Mahkemesi'ne görevsizlik kararı verilmiş ve bu karar 28.12.2012 tarihinde temyiz edilmeden kesinleşmiştir. .... Aile Mahkemesi'nce ise davanın mal rejiminin tasfiyesine ilişkin bir dava olmadığı, genel yetki kuralı gereği davanın davalının yerleşim yerinde açılması gerektiği, ...... Aile Mahkemesi'nin yetkili olduğu belirtilerek .... Aile Mahkemesi'ne yetkisizlik kararı verilmiştir. Dava, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkin bulunduğuna göre, TMK'nun 214/2. maddesi uyarınca boşanma davasının görüldüğü mahkeme olan .... Aile Mahkemesi görevli ve yetkili olduğu halde, uyuşmazlığın hatalı nitelendirilmesi sonucunda yetkili mahkemenin... Aile Mahkemesi olduğuna değinilerek yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanıp tartışılıp değerlendirilerek talebin esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekir. SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10.06.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacı, boşandığı eski eşi olan davalının kendisine ait eczaneyi işletmesine yardım ettiği sırada eczane gelirinin bir bölümünü hile yolu ile kendine malettiğini belirterek tazminat (alacak) isteminde bulunmuştur. Evliliğin devam ettiği sırada eşlerin birbirinden olan bütün mali taleplerin Aile Hukukundan kaynaklanacağı ve bütün bu gibi taleplere ilişkin davalara Aile Mahkemesinin bakması gerektiği söylenemez. Eşlerin aile mal rejiminden kaynaklanan borç ilişkileri dışında, özel hukuka ilişkin borç ilişkileri de vardır. Bu nedenle eşler birbiriyle borçlandırıcı sözleşme yapabilcekleri gibi, kambiyo borcu altına girebilir; haksız eşlem ve sebepsiz zenginleşme sebebiyle sorumlulukları da oluşabilir. Davacının dava dilekçesinde açıkladığı talebin niteliği göz önüne alındığında; davacının talebine Türk Medeni Kanunu'nun 2. kitabından kaynaklanan aile mal rejiminin tasfiyesiyle ilgili bir alacak talebi niteliği vermez. Bu talep, Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine (haksız eylem sebepsiz zenginleşme TBK. m. 49. vd.) dayalı bir alacak (tazminat) hukuki niteliğini taşıdığından; görevli mahkeme Aile mahkemesi olmayıp; Asliye hukuk mahkemesidir. Bir davada hem "görev" hem de "yetki" itirazı mevcut ise; mahkeme kendisinin de re'sen gözeteceği "görev" hususunu daha önce incelemeli ve karara bağlanmalıdır. Bu durumda, yetkisizlik kararı veren Aile Mahkemesi görevli olmadığından; aynı yerdeki Asliye hukuk mahkemesinde yetki itirazı ayrıca incelenmek üzere görevsizlik kararı vermelidir. Mahkeme yetki itirazını incelemede görevli değildir. Açıkladığımız sebeplerle mahkemenin yetkisizlik kararının bozulması gerektiğini düşünüyor; Değerli çoğunluğun bozma sonucuna katılmakla birlikte, bozma gerekçesine katılmıyoruz. 10.06.2015

Diğer kararlar (2)

8. Hukuk Dairesi, 2012/5807 E., 2012/8983 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, boşanmaya ve hükmen mal ayrılığına karar veren yer mahkemesi TMK.nun 214.maddesine göre somut uyuşmazlıkda da yetkili olduğuna, temyiz incelemesine konu davanın yargılama aşamasında taraflar arasında görülen boşanma davası kabul edilerek kesinleştiğine, uyuşmazlık ko
8. Hukuk Dairesi         2012/5807 E.  ,  2012/8983 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı Ülkü Bektaş ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Nevşehir Aile Mahkemesinden verilen 01.07.2010 gün ve 648/430 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, vekil edeninin düğün takılarıyla alınan aracın satışından gelen para ve altın olarak tutulan birikimiyle evlilik birliği içinde edinilen 40 DK 556 plakalı aracın davalı adına trafik siciline tescil edildiğini, fiili ayrılık döneminde davalının söz konusu aracı 3.kişiye muvazaalı olarak devrettiğini, vekil edeninin katkısı bulunduğunu açıklayarak 11.250 TL katkı payı alacağı ile yine aracın alım tarihinden sonra evlilik birliği içinde biriktirilen 12 gremse, 5 bilezik ve 3 büyük çeyrek altının yarı bedelinin misliyle davalıdan tahsiliyle vekil edenine ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, vekil edeninin yerleşim yeri Kırşehir Aile Mahkemesinin yetkili olduğunu, evlilik birliğinin sona ermediğini, daha önce açılan ve hükme bağlanan Nevşehir Aile Mahkemesinin 2006/379 Esas sayılı dosyasının ziynet eşyaları bakımından redle sonuçlandığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, ispatlandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; dava konusu araç bakımından 5500 TL katkı payının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, dava konusu 12 gremse, 5 burma bilezik ve 3 çeyrek altının ½'sinin misliyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümleri davalı vekili, redde ilişkin bölümü ise davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili hükmü davalı tarafın temyiz dilekçesinin tebliğinden sonra temyize cevap dilekçesiyle temyiz isteğinde bulunmuştur. Davalı tarafın temyiz dilekçesi davacı vekiline 22.09.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 433. maddesinde belirtilen temyize cevap süresi 10 gündür. Davacı vekilinin temyize cevap-katılma yoluyla temyiz dilekçesi süresinden sonra 05.10.2010 tarihinde verilmiştir. Davalı tarafın temyiz dilekçesinin tebliğ tarihi ile davacı vekilinin karşı temyiz dilekçesinin verildiği tarihe kadar süre geçmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemi geçersizdir. Davacı vekilinin temyiz isteminin sürenin geçmiş olması nedeniyle REDDİNE, Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Taraflar 10.07.1999 tarihinde evlenmiş, 24.08.2006 tarihinde açılan ilk boşanma davası redle sonuçlanmış, 27.06.2008 de Nevşehir Aile Mahkemesinin 2008/321 Esas ve 501 Karar sayılı dosyasıyla açılan eşler arasındaki edinilmiş mallara katılma rejiminin mal ayrılığı rejimine dönüştürülmesine ilişkin dava kabul edilmiş, Nevşehir Aile Mahkemesinin 2009/112 Esas, 2010/203 Karar sayılı dosyasıyla 17.02.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 30.06.2010 tarihinde kesinleşmesiyle evlilik birliği son bulmuştur. Dava konusu araç 24.06.2004 günlü noterde düzenlenen satış sözleşmesine istinaden trafik siciline 22.07.2004 tarihinde davalı adına tescil edilmiş, 17.08.2006 tarihinde 3.kişiye satışla devredilmiştir. TMK.nun 179.maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır. Taraflar arasında başka bir mal rejimi seçildiği ileri sürülmediğine göre, evlenme tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı MK.nun 170. maddesi uyarınca “mal ayrılığı”, bu tarihten eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin sona erdiği dönüşüm davasının açıldığı tarihe kadar ise 4721 sayılı TMK.nun 202. maddesi hükmü uyarınca yasal “edinilmiş mallara katılma” rejimi geçerlidir. Dava konusu aracın alındığı tarih itibariyle eşler arasında geçerli olan edinilmiş mallara katılma rejimi TMK.nun 225/2. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejimine dönüşüm davasının açıldığı tarih itibariyle sona ermiştir. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, boşanmaya ve hükmen mal ayrılığına karar veren yer mahkemesi TMK.nun 214.maddesine göre somut uyuşmazlıkda da yetkili olduğuna, temyiz incelemesine konu davanın yargılama aşamasında taraflar arasında görülen boşanma davası kabul edilerek kesinleştiğine, uyuşmazlık konusu aracın alım tarihi itibariyle taraflar arasında TMK.nun 202.maddesi hükmü uyarınca edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olduğuna, iddianın ileri sürülüş şekline göre araca ilişkin talep TMK.nun 227.maddesine dayalı değer artış payı alacağı ve TMK.nun 219, 231 ve 236.maddelerine göre açılmış katılma alacağına ilişkin bulunduğuna, dava konusu aracın değeri 11.000 TL olarak belirlendiğine ve belirlenen değerin yarısı oranında alacağa hükmedildiğine, edinim tarihi, temyiz dilekçesi ve temyiz edenin sıfatı nazara alındığında araca ilişkin temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır. Davalı vekilinin hükmün araca ilişkin bölümüne dair temyiz itirazlarının reddiyle dava konusu araca ilişkin hüküm bölümünün ONANMASINA, Davalı vekilinin hükmün ziynet eşyalarına ilişkin temyiz itirazlarına gelince; davacı taraf davalı adına kaydedilen aracın alım tarihinden sonra fiili ayrılık tarihine kadar birikimlerinin yukarıda cins ve miktarı yazılı altına çevrildiğini belirterek yarı bedelinin misliyle tahsilini talep etmiştir. Davacının Nevşehir Aile Mahkemesinin 2006/379 Esas sayılı dosyasında açtığı dava eşya ve düğünde takıldığı iddia olunan altınların iadesine ilişkin olduğundan incelenmekte olan dava bakımından kesin hüküm teşkil etmediği sabittir. Somut olayda; niza konusu altınların varlığına ilişkin belge sunulmadığı gibi, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre de davacının altınlara ilişkin isteği iddiadan öte delille kanıtlanamamıştır. Ancak davacı taraf, dava dilekçesinde ve 12.05.2009 tarihli delil dilekçesinde iddiasını ispat bakımından “vesair deliller” demek suretiyle açıkça yemin deliline de dayanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36. maddesine göre, herkes meşru vasıta ve yollarla mahkemelerde iddia ve savunma hakkına sahiptir. Yine TMK.nun 6. maddesine göre, iddia eden iddiasını ispatla mükelleftir. Davacının dava konusu altınlara ilişkin iddiasını ispat bakımından yemin deliline de dayandığı anlaşıldığına göre öncelikle davacı tarafın yemin teklif hakkını kullanmak isteyip istemediğinin sorulması, kullanmak istediği takdirde usulüne uygun bir biçimde davalının 6100 sayılı HMK.nun 228 vd. (1086 sayılı HUMK.nun 337 ve devamı) maddeleri gereğince davet edilip yeminli beyanına başvurulması ve sonucuna göre talebe konu altınlara ilişkin bir hüküm kurulması gerekir. Kabul şekline göre de; kural olarak edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi sonunda ortaya çıkan artık değere katılma veya değer artış payı hakkı ayni bir hak olmayıp, alacak hakkıdır. İstek uyuşmazlık konusu altınların birikim amaçlı alındığı iddiasıyla yarısının tahsiline ilişkin olduğuna, kişisel mal iddiasında bulunulmadığına göre alacak yerine misliyle iadesine hükmedilmiş olması da doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün altınlara ilişkin bölümünün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, aşağıda dökümü yazılı 17,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 309,55 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 11.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 214 ]
2. Hukuk Dairesi 2005/18332 E., 2006/2485 K. 2. Hukuk Dairesi 2005/18332 E., 2006/2485 K. - MAL REJİMİNİN TASFİYESİ- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 212 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 214 ] - 492 S. HARÇLAR KANUNU [ Madde 30 ] - 492 S. HARÇLAR KANUNU [ Madde 32 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm mal rejimi tasfiyesi, nafakalar, tazminatlar ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1 - Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı kocanın tüm, davalı kadının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre küçük Egemen için takdir edilen İştirak nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. 3-Davacı kadın dava dilekçesinde mal rejiminin tasfiyesini istemiş, başvurma harcını yatırmıştır. Mahkemece nisb'i harç tamamlattırılarak (Harçlar Kanunu md. 30-32) boşanma hükmünün kesinleştiği de göz önüne alınarak delillerin değerlendirilip sonucu itibariyle karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Sonuç: Temyiz edilen hükmün 2. ve 3. bentlerde gösterilen nedenlerle (BOZULMASINA), tarafların sair temyiz İtirazlarının 1. bentte gösterilen nedenlerle (ONANMASINA), temyiz peşin harcını yatıran davacıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 28.02.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, eşlerin boşanması üzerine açılacak mal rejiminin tasfiyesi davalarında yetkili mahkeme neresidir?

A) Sadece davalının yerleşim yeri mahkemesi.
B) Boşanma davasında yetkili olan mahkeme.
C) Malların çoğunlukla bulunduğu yer mahkemesi.
D) Ölen eşin son yerleşim yeri mahkemesi.
E) Sadece davacının yerleşim yeri mahkemesi.