4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 229

Türk Medeni Kanunu 229. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 229- Aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara değer olarak eklenir: 1. Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar, 2. Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler. Bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. 3. Kişisel mallar ile edinilmiş mallar arasında denkleştirme

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

12 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2021/5410 E., 2021/8376 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesine göre;
2. Hukuk Dairesi         2021/5410 E.  ,  2021/8376 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Katkı Payı, Değer Artış Payı ve Katılma Alacağı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın ve davalı erkek tarafından temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 10.11.2021 günü yapılan tebligata rağmen taraflar adına gelen olmadı. İşin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı erkeğin tüm, davacı kadının ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yersizdir. 2-Davacı kadının Eminönü’ndeki dükkana yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince; Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (4721 Sayılı TMK mad.235/1). Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde, artık değere katılma alacağı miktarı hesaplanırken "eklenecek değerler" de göz önünde bulundurulur. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesine göre; eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edilir. Somut olayda, mahkemece Eminönü'ndeki dükkandan kira gelirinin mevcut olduğu ispatlanamadığının kabulü yerinde ise de, dükkanın devir parasına yönelik ret kararı dosyadaki mevcut delil durumuna göre hatalı olmuştur. Şöyle ki, davalı erkeğin dükkanın işletmesini evlilik birliği içinde 08.05.2009 devraldığı, taraflar arasındaki darp olayınından sonra, boşanma dava tarihinden (27.12.2010) önce 29.06.2010 tarihinde davalı erkeğin kız kardeşine dükkanın işletmesini devrettiği anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece dükkanın işletmesinin devir tarihi ile taraflar arasındaki darp olayının tarihi ve önceki boşanma dava tarihi göz önünde bulundurulduğunda TMK 229. maddesi gereğince dükkanın devir parasının eklenecek değer kabul edilerek tasfiyede dikkate alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 218.50 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran davacıya geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. 10.11.2021 (Çrş.)

Diğer kararlar (4)

8. Hukuk Dairesi, 2015/9223 E., 2017/5039 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle davalı ile davacı arasındaki edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi ile 10.000,00 TL katılma alacağının faiziyle birlikte tahsilini, davanın taşınmazı devralan üçüncü şahsa TMK 229 maddesi gereği ihbarı ile üçüncü kişininde hükümden sorumlu tutulmasını talep etmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2015/9223 E.  ,  2017/5039 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde davalı adına satın alınan 633 parsele kayıtlı taşınmazın, davalı tarafça mal kaçırmak amacıyla devredildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle davalı ile davacı arasındaki edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi ile 10.000,00 TL katılma alacağının faiziyle birlikte tahsilini, davanın taşınmazı devralan üçüncü şahsa TMK 229 maddesi gereği ihbarı ile üçüncü kişininde hükümden sorumlu tutulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili, taşınmazın borç ile alındığını ve borçlar nedeniyle satmak zorunda kaldığını, davacının hiçbir katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. İhbar olunan asıl ..., verdiği borca karşılık taşınmazı satın aldığını, duruşmalara katılmak istemediğini belirtmiştir. Mahkemece, davacının iddiasına, davalının savunmasına, davacıya ait aile nüfus kayıt tablosuna, incelenen dosyaya, getirtilen belgelere ve tüm dosya içeriğine göre; davacı vekiline 20.05.2014 tarihli duruşmada tanıklarının istinabe yoluyla dinlenilmeleri için gerekli tercüme işlemlerini yaptırmak üzere iki hafta kesin süre verildiği, davacı vekili mazeretli bulunduğundan ihtarın davetiye ile birlikte 09.06.2014 tarihinde tebliğ edildiği fakat buna rağmen gereğine riayet edilmediği ve taşınmazın muvazzalı olarak satıldığı belirtilen ve dava kendisine ihbar olunan ...'ün kötü niyetli olduğu ve satışın mal kaçırma amacıyla yapıldığının sabit olmadığı ve böylelikle davacı davasını kanıtlayamadığından davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir(6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir. Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesine göre; eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edilir. Mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Bu durumda, üçüncü kişi aleyhine sonradan aynı kanunun 241.maddesine göre alacak davası açıldığında 229.maddedeki kazandırma veya devir koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği yeniden araştırma konusu yapılmayacaktır. Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır(TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK 222. m). Değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Somut olaya gelince; eşler, 05.08.1997 tarihinde evlenmiş, 08.05.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 01.02.2013 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu 663 parsele kayıtlı taşınmaz, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 28.04.2008 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m). Mahkemece, davanın katılma alacağı davası olduğu gözetilerek öncelikle, davanın kaldığı yerden devamı ile tasfiyeye konu edilen 633 parsele kayıtlı taşınmazın davalı eş tarafından edinme ve satış tarihlerini gösterir şekilde tedavüllü tapu kayıtları ilgili tapu müdürlüğünden getirtilerek mal rejimi sona erdiğinde mevcut durumun tespitine çalışılması, sonra yukarıda izah edilen ilkelere uygun şekilde tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre davacı tarafın katılma alacağı talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uymayan değişik gerekçe ile davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 04.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2013/1014 E., 2014/843 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varEskişehir 3.Aile Mahkemesi
tam metni aç
Katılma alacağı isteğine ilişkin bu tür davalarda eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malların (TMK.m.219) toplam değerinden mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) taraf
Hukuk Genel Kurulu         2013/1014 E.  ,  2014/843 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Eskişehir 3.Aile Mahkemesi TARİHİ : 28/02/2013 NUMARASI : 2013/1 E-2013/161 K. Taraflar arasındaki “katkı payı ve katılma alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Eskişehir 3.Aile Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 10.05.2011 gün ve 2010/132 E.-2011/508 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 02.07.2012 gün ve 2012/6480 E.-2012/6642 K. sayılı ilamı ile; . Davacı vekili, tarafların 1984 yılında evlendiklerini, müvekkilinin öğretmen, davalının astsubay olarak çalıştığını, evlilik birliği içerisinde alınarak davalı adına tescil edilen Menemen’deki 5157 ada 1 parsel üzerindeki 7 nolu bölüm, Eskişehir’de bulunan 729 ada 14 parsel üzerindeki 12 nolu bölüm ve 26 PV 112 plakalı otomobili ile davalının birlikte yaşadığı Sevdiye adına kayıtlı Foça’da bulunan 10713 ada 10 parsel üzerindeki 6 nolu bağımsız bölümün evlilik birliği içerisindeki gelir ve birikimlerle alındığını, davalının 10713 ada 10 parsel üzerindeki 6 nolu bağımsız bölümü muvazaalı olarak birlikte yaşadığı kadın adına tescil ettirdiğini açıklayarak, 40.000 TL alacağın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davanın yersiz ve kötü niyetli olarak açıldığını, müvekkilinin davacıdan 3 kat fazla geliri bulunduğunu, tarafların 1999 yılından beri ayrı yaşadıklarını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, toplanan deliller ve gelir durumları dikkate alınarak taşınmazların evlilik birliği içerisinde alındığı, davacı ve davalının düzenli gelire sahip kişiler olduğu, taşınmazların bir bölümünün edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde alındığı, davalının açık beyanına göre Foça’da bulunan evin davalının birlikte yaşadığı Sevdiye tarafından alınmasının mümkün olmadığı, tarafların 1999 yılından itibaren ayrı yaşadıklarının bildirildiği, taşınmazların evlilik birliği içerisinde edinildiği ve değerlerinin davacı vekilinin talebinin çok üstünde olduğu gerekçesiyle, istek dikkate alınarak 40.000 TL alacağın karar tarihinden geçerli yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar, 05.10.1984 tarihinde evlenmişler, 13.09.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 25.05.2010 tarihinde kesinleşmesi üzerine boşanmışlardır. Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden eşler arasında “edinilmiş mallara katılma” rejimi geçerlidir (TMK. m. 202). Söz konusu mal rejimi, boşanma davasının açıldığı 11.02.2008 tarihinde sona ermiştir (TMK.nun 225/son). Dava konusu taşınmazlardan 729 ada 14 parsel üzerindeki 12 nolu bağımsız bölüm 04.04.1994 tarihinde kooperatif üyeliği yoluyla davalı adına tescil edilmiş, 23.09.2002 tarihinde satış yoluyla 3.kişiye devredilmiş, 5517 ada 1 parsel üzerindeki 7 nolu bölüm 05.12.2006 tarihinde davalı adına tescil edilmiş, 26 PV 112 plakalı otomobil 25.05.2004 tarihinde satınalma yoluyla davalı K.. Ç.. adına tescil edilmiş, dava konusu taşınmazlardan Foça’da bulunan 10713 ada 10 parsel üzerindeki 6 nolu daire 22.09.2005 tarihinde satış yoluyla davalının birlikte yaşadığı kişi olduğu bildirilen S..C.adına tescil edilmiştir. Dava konusu 12 nolu bağımsız bölüm evlilik birliği içerisinde mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde, diğer taşınmazlar ve otomobil ise, yasal edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde alınmıştır. Mahkemece, evlilik birliği içerisinde edinilen malvarlığı değerinin talebin çok üzerinde bulunması nedeniyle talep gibi davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli değildir. Dava; mal ayrılığı rejimi döneminde kooperatif üyeliği yoluyla edinilen 729 ada 14 parsel üzerindeki 12 nolu bağımsız bölüm yönünden 743 sayılı TKM.nin 170.maddesi uyarınca katkı payı alacağı, diğer taşınmazlar ve otomobil yönünden ise katılma alacağı davası niteliğindedir (TMK. m. 202, 219, 231, 235, 236/1). Mahkemece, mal ayrılığı döneminde edinilen taşınmaz bakımından tarafların düzenli gelirleri bulunan kişiler olması nedeniyle çalışma ve gelirlerine ilişkin belgeler ile kooperatif yoluyla edinildiğinden üyelik ve ödemelere ilişkin kayıt ve belgelerinin eksiksiz olarak istenilmesi, taşınmazın edinildiği tarihteki, toplam gelirlerinden sosyal statüleri ile konumlarına göre yapabilecekleri kişisel harcamalar ile kocanın 743 sayılı TKM.nin 152.maddesi uyarınca evi geçindirme yükümlülüğü uyarınca yapması gereken harcamalar çıktıktan sonra yapabilecekleri tasarruf miktarının ne olacağının belirlenebilmesi için konunun uzmanı bilirkişi kurulundan rapor alınması suretiyle davacı ile davalının çalışmaları karşılığında elde ettikleri gelirle sağlayabilecekleri katkı miktarının ayrı ayrı saptanması, daha sonra toplam tasarruf miktarı karşısında davacının katkı oranının bulunması, bulunan bu oranın dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değeri ile çarpılarak katkı payı alacağının tespit edilmesi gerekmektedir. Diğer taşınmazlar yönünden ise dava katılma alacağı davası olup, öncelikle tarafların 1999 yılından beri ayrı yaşayıp -yaşamadıkları, dava konusu taşınmazlar ve otomobilin davalının kişisel geliri ile alınıp -alınmadığı üzerinde durulması, bu hususların açıklığı kavuşturulamaması halinde evlilik resmi olarak devam ettiğinden TMK.nun 222/1, 2, 3.maddelerindeki karinelerin gözönünde tutulması, dava konusu 10713 ada 10 parsel üzerindeki 6 nolu bağımsız bölümün davalı tarafından alınarak birlikte yaşadığı Sevdiye Candemir adına tescil edilip edilmediği hususunun araştırılması, ondan sonra 2002 yılından sonra edinilen taşınmazlar ve otomobilin edinilmiş mal niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde davacının katılma alacağının belirlenmesi gerekir. Katılma alacağı isteğine ilişkin bu tür davalarda eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malların (TMK.m.219) toplam değerinden mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının hesaplanması, lüzum halinde uzman bilirkişilerden denetime açık rapor alınması gerekirken hatalı değerlendirme sonunda yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava; eşler arasında katkı payı ve katılma alacağı istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin öğretmen, davalının astsubay olarak çalıştığını, Menemen’deki 7 nolu bağımsız bölüm, Eskişehir’de bulunan 12 nolu bağımsız bölüm ve otomobili ile davalının birlikte yaşadığı Sevdiye adına kayıtlı Foça’da bulunan 6 nolu bağımsız bölümün evlilik birliği içerisindeki gelir ve birikimlerle alındığını, davalının 6 nolu bağımsız bölümü muvazaalı olarak birlikte yaşadığı kadın adına tescil ettirdiğini açıklayarak, 40.000 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, müvekkilinin davacıdan üç kat fazla geliri bulunduğunu, tarafların 1999 yılından beri eylemli olarak ayrı yaşadıklarını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir. Yerel Mahkemece; elden çıkarılan dairenin eklenecek değer olduğu kabul edilmek suretiyle, Belediye tarafından belirlenen emlak değerleri nazara alındığında, davacının talep edebileceği alacak miktarının, talep edilenin çok üzerinde olduğu var sayılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay 8.Hukuk Dairesince, hüküm yukarıda başlık bölümüne alınan gerekçe ile bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiş, direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar 05.10.1984 tarihinde evlenmişlerdir. 30.10.2008 tarihinde açılan boşanma davası kabul edilerek 25.05.2010 tarihinde kesinleşmiştir. Davaya konu taşınmazlardan 729 ada 14 parsel 12 nolu bağımsız bölüm 04.04.1994 tarihinde kooperatif üyeliği yoluyla edinilerek koca adına kaydedilmiş, koca bu yeri 23.09.2002 tarihinde dava dışı Ahmet Karakoç’a satmış; 5517 ada 1 parsel 7 nolu bölüm 05.12.2006 tarihinden koca tarafından edinilmiş; Foça 10713 ada 10 parsel 6 nolu bağımsız bölüm ise dava dışı Seviye Candemir adına kayıtlı olup, edinme tarihi 22.09.2005’dir. Dava konusu edilen 26 PV 112 plakalı otomobil 25.05.2004 tarihinde satınalma yoluyla davalı K.. Ç.. adına tescil edilmiştir. Başka mal rejimi seçilmediğinden, eşler arasında yasal mal rejimi geçerli olmakla; tarafların evlenme tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM.nin 170. m.), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği 30.10.2008 tarihine kadar (4721 sayılı TMK.nun 225/2. m.) edinilmiş mallara katılma rejiminin (4721 sayılı TMK.nun 202.m) geçerli olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık; Davaya konu 14 parsel 12 nolu bağımsız bölüme davacını katkısı ile diğer taşınmazla ve araç nedeniyle davacını katılma alacağının belirlenmesi bakımından, yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davaya konu taşınmazlar ve otomobilin edinme tarihleri nazara alındığında davacı kadının 12 nolu bağımsız bölüm bakımından, taraflar arasında mal ayrılığı rejimini geçerli olduğu dönemde edinilmekle, katkı payı (743 S. TKM m. 170), diğer taşınır ve taşınmazlar yönünden, edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde edinilmekle, katılma alacağı (4721 S. TMK m. 236) talebi olduğu açıktır. Mahkemece taşınmazlar yönünden Belediye’ye verilen beyanname ve Belediyece belirlenen emlak değerleri esas alınmıştır. Mahkemece davacının isteyebileceği miktarın aslında çok daha fazla olduğu varsayımından hareketle, davada ucuzluk ilkesinin dikkate alındığı belirtilmek suretiyle keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaksızın karar verildiği belirtilmiştir. Mahkemece yapılan incelemenin yeterli olup olmadığı hususu ile katkı payı ve katılma alacağının tespitinde keşif ve bilirkişi incelmesinin somut olay açısından zorunlu olup olmadığı hususu öncelikle irdelenmelidir. İfade etmek gerekir ki, Belediyece belirlenen emlak değerlerinin taşınmazların gerçek değerleri olmadığı esasen Mahkemenin de kabulündedir. Bu nedenle mal ayrılığı döneminde edinilen taşınmaz bakımından, dava tarihindeki değerin; edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen mevcut taşınır ve taşınmazlar bakımından tasfiye (karar) tarihindeki değerlerin (TMK m. 235/1), eklenecek değerler yönünden ise malın devredildiği tarihteki değerinin(TMK m. 235/2) belirlenmesinde yasal zorunluluk bulunmaktadır. Toplanan delillerden tarafların evlilik süresince çalıştıkları ve düzenli gelirleri bulunduğu anlaşılmaktadır. Koca tarafından kadının birikimleri ile başka türlü tasarrufta bulunduğu da ileri sürülüp ispatlanmadığına göre, çalışan kadının eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilerek koca adına tescil edilen taşınmaza katkısının bulunduğunun kabulü gerekir. Esasen bu konuda Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık katkının miktarının tespiti konusundadır. Katkı oranının belirlenmesi için taşınmazın edinildiği tarihte eşlerin gelirlerinin belirlenmesi, sosyal statüleri ile konumlarına göre aynı dönemde yapabilecekleri kişisel harcamaları ile kocanın 743 sayılı TKM’nin 152.maddesi uyarınca evi geçindirme yükümlülüğü uyarınca yapmış olabileceği harcamalar düşüldükten sonra eşlerin yapabilecekleri tasarruf, dolayısıyla katkı oranları belirlenmeli, daha sonra toplam tasarruf miktarı karşısında davacının katkı oranının bulunması, bulunan bu oranın dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değeri ile çarpılarak katkı payı alacağının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu konuda gerektiğinde bilirkişi ya da bilirkişilerden denetime elverişli rapor alınmalıdır (HGK. 30.04.2014, 2014/8-48, 554). Bu dönemde ayrıca başka türlü katkı yapılmış ise bunun da göz önüne alınması gerekir. Katılma alacağına konu edilen taşınmazlar ile otomobil bakımından ise; öncelikle edinilmiş mallara katılma rejimi açısından bu malların niteliklerinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle tarafların sunduğu deliller çerçevesinde değerlendirme yapılmalı, gerektiğinde bu konuda TMK m. 222 uyarınca sonuca gidilmelidir. Davaya konu taşınır ve taşınmazların edinilmiş mal olduğu tespit edildiği takdirde, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar nazara alınmak suretiyle, edinilmiş malların değerinden (TMK.m.219) mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden davacını katılma alacağının (TMK.m.236/1) bulunduğunun kabulü gerekir. Artık değerin belirlenmesinde, davaya konu taşınır ve taşınmazların tasfiye tarihindeki değerlerinin belirlenmesinde yasal zorunluluk bulunduğundan, bu konuda keşif ve gerektiğinde uzman bilirkişi/bilirkişilerden denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca, davacı tarafın katkı payı ve katılma alacağı olarak toplam 40.000 TL istediği görülmektedir. Yukarıdaki açıklamalar nazara alındığında, hesaplama ve değerlendirme anları ile faiz başlangıç tarihleri farklı olmakla, Mahkemece davacı talebinin ne kadarının katkı payı ne kadarının katılma alacağı olduğunun da açıklattırılmalı (HMK m. 31), tarafların delilleri birlikte değerlendirilerek, yapılacak inceleme ile oluşacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Hal böyle olunca, Hukuk Genel Kurulu’nca yukarıda değinilen ilave gerekçelerle benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. S O N U Ç : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Dairenin bozma kararında ve yukarıda gösterilen ilave nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 05.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 229 ]
2. Hukuk Dairesi 2008/896 E., 2008/2616 K. 2. Hukuk Dairesi 2008/896 E., 2008/2616 K. - KATKI PAYI ALACAĞI- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 218 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 219 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 225 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 229 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 230 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 231 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 236 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 241 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Taraflar arasında 1.1.2002 tarihinden geçerli olmak üzere edinilmiş mallara katılma rejiminin (TMK.m.218-241) geçerli olduğu, tarafların 2.5.2006 günü kesinleşen karar ile boşandıkları ve aralarında geçerli edinilmiş mallara katılma rejiminin boşanma davasının açıldığı tarih olan 26.11.2004 günü sona erdiği (TMK.m.225/2) anlaşılmaktadır. Olayları anlatmak taraflara hukuki niteleme hakime aittir. Davacı kadın davalı kocanın edinilmiş malları üzerinden katılma alacağı (TMK.m.231) isteminde bulunmuştur. Mahkemece yapılacak iş; eklenecek değerlerden (TMKm.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlarda dahil olmak üzere davalı kocanın edinilmiş malların (TMK.m.219) toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak hüküm kurmaktan ibarettir. Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş malların tasfiye anındaki başka bir anlatımla karar tarihindeki değerleriyle hesaplama yapılarak açıklanan esaslar çerçevesinde inceleme yaparak sonucu uyarınca bir karar vermek gerekirken yanlış niteleme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 03.03.2008 (pzt.)
8. Hukuk Dairesi, 2020/635 E., 2021/1825 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
zlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, tasfiye konusu taşınmazın mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihinden kısa süre önce satıldığı sabit olduğuna, TMK'nin 229/2 maddesi hükmü gereği katılma alacağını azaltmak kasdıyla yapılan devirler yönünden Daire'nin istikrarlı şekilde uygulanan ilkeleri gözetildiğinde,
8. Hukuk Dairesi         2020/635 E.  ,  2021/1825 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı İLK DERECE MAHKEMESİ : 2. Aile Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda .. 2. Aile Mahkemesinin 26.04.2018 tarihli ve 2015/656 Esas, 2018/403 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, tasfiye konusu taşınmazın mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihinden kısa süre önce satıldığı sabit olduğuna, TMK'nin 229/2 maddesi hükmü gereği katılma alacağını azaltmak kasdıyla yapılan devirler yönünden Daire'nin istikrarlı şekilde uygulanan ilkeleri gözetildiğinde, somut olayda hesaplamada taşınmazın devir tarihindeki nitelik ve özellikleri dikkate alınarak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değeri esas alınması gerekirken, devir tarihindeki sürüm (rayiç) değerinin esas alınması hatalı ise de usul ve Yasa'ya uygun hesaplama sonucu belirlenecek katılma alacağı miktarı davacı lehine mevcut hükmedilen katılma alacağı miktarından fazla çıkacağına, temyiz edenin aleyhine bozma yasağı karşısında ve hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 1.580,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 4.740,00 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 02.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi sırasında, eşlerden birinin edinilmiş malvarlığından yaptığı bazı kazandırma ve devirlerin, mal rejimi sona erdiğinde sanki hala mevcutmuş gibi hesaba katılması gerekmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesinde düzenlenen "eklenecek değerler", artık değerin hesaplanmasında önemli bir rol oynar. Bu bağlamda, eşlerden K'nin gerçekleştirdiği aşağıdaki işlemlerden hangisinin değeri, tasfiye sırasında onun edinilmiş mallarına eklenecek bir değer olarak dikkate alınmaz?

A) K’nin, boşanma davası açılmasından 13 ay önce, sırf eşi M'nin katılma alacağını azaltmak kastıyla ve hayatın olağan akışına aykırı şekilde bir vakfa yaptığı yüklü miktardaki bağış.
B) K’nin, mal rejiminin sona ermesinden 8 ay önce, eşi M’nin rızasını almaksızın arkadaşına yaptığı karşılıksız araba devri.
C) K’nin, üniversiteden mezun olan çocuğuna, ailenin ekonomik durumuyla orantılı ve alışılagelmiş bir hediye olarak aldığı dizüstü bilgisayar.
D) K’nin, mal rejiminin sona ermesinden 6 ay önce, eşi M’nin rızası olmaksızın kardeşine olan borcunu ibra yoluyla sona erdirmesi.
E) K’nin, boşanma davası açılacağını öngörerek, edinilmiş malı olan bir taşınmazı muvazaalı bir şekilde üçüncü bir kişiye rayiç bedelin çok altında satması.

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol