4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 230

Türk Medeni Kanunu 230. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 230- Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir. Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mallara ilişkin sayılır. Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer artması veya azalması durumunda denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine veya mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılır. 4. Artık değer

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

8 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2013/1014 E., 2014/843 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varEskişehir 3.Aile Mahkemesi
Katılma alacağı isteğine ilişkin bu tür davalarda eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malların (TMK.m.219) toplam değerinden mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dik
Hukuk Genel Kurulu         2013/1014 E.  ,  2014/843 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Eskişehir 3.Aile Mahkemesi TARİHİ : 28/02/2013 NUMARASI : 2013/1 E-2013/161 K. Taraflar arasındaki “katkı payı ve katılma alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Eskişehir 3.Aile Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 10.05.2011 gün ve 2010/132 E.-2011/508 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 02.07.2012 gün ve 2012/6480 E.-2012/6642 K. sayılı ilamı ile; . Davacı vekili, tarafların 1984 yılında evlendiklerini, müvekkilinin öğretmen, davalının astsubay olarak çalıştığını, evlilik birliği içerisinde alınarak davalı adına tescil edilen Menemen’deki 5157 ada 1 parsel üzerindeki 7 nolu bölüm, Eskişehir’de bulunan 729 ada 14 parsel üzerindeki 12 nolu bölüm ve 26 PV 112 plakalı otomobili ile davalının birlikte yaşadığı Sevdiye adına kayıtlı Foça’da bulunan 10713 ada 10 parsel üzerindeki 6 nolu bağımsız bölümün evlilik birliği içerisindeki gelir ve birikimlerle alındığını, davalının 10713 ada 10 parsel üzerindeki 6 nolu bağımsız bölümü muvazaalı olarak birlikte yaşadığı kadın adına tescil ettirdiğini açıklayarak, 40.000 TL alacağın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davanın yersiz ve kötü niyetli olarak açıldığını, müvekkilinin davacıdan 3 kat fazla geliri bulunduğunu, tarafların 1999 yılından beri ayrı yaşadıklarını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, toplanan deliller ve gelir durumları dikkate alınarak taşınmazların evlilik birliği içerisinde alındığı, davacı ve davalının düzenli gelire sahip kişiler olduğu, taşınmazların bir bölümünün edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde alındığı, davalının açık beyanına göre Foça’da bulunan evin davalının birlikte yaşadığı Sevdiye tarafından alınmasının mümkün olmadığı, tarafların 1999 yılından itibaren ayrı yaşadıklarının bildirildiği, taşınmazların evlilik birliği içerisinde edinildiği ve değerlerinin davacı vekilinin talebinin çok üstünde olduğu gerekçesiyle, istek dikkate alınarak 40.000 TL alacağın karar tarihinden geçerli yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar, 05.10.1984 tarihinde evlenmişler, 13.09.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 25.05.2010 tarihinde kesinleşmesi üzerine boşanmışlardır. Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden eşler arasında “edinilmiş mallara katılma” rejimi geçerlidir (TMK. m. 202). Söz konusu mal rejimi, boşanma davasının açıldığı 11.02.2008 tarihinde sona ermiştir (TMK.nun 225/son). Dava konusu taşınmazlardan 729 ada 14 parsel üzerindeki 12 nolu bağımsız bölüm 04.04.1994 tarihinde kooperatif üyeliği yoluyla davalı adına tescil edilmiş, 23.09.2002 tarihinde satış yoluyla 3.kişiye devredilmiş, 5517 ada 1 parsel üzerindeki 7 nolu bölüm 05.12.2006 tarihinde davalı adına tescil edilmiş, 26 PV 112 plakalı otomobil 25.05.2004 tarihinde satınalma yoluyla davalı K.. Ç.. adına tescil edilmiş, dava konusu taşınmazlardan Foça’da bulunan 10713 ada 10 parsel üzerindeki 6 nolu daire 22.09.2005 tarihinde satış yoluyla davalının birlikte yaşadığı kişi olduğu bildirilen S..C.adına tescil edilmiştir. Dava konusu 12 nolu bağımsız bölüm evlilik birliği içerisinde mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde, diğer taşınmazlar ve otomobil ise, yasal edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde alınmıştır. Mahkemece, evlilik birliği içerisinde edinilen malvarlığı değerinin talebin çok üzerinde bulunması nedeniyle talep gibi davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli değildir. Dava; mal ayrılığı rejimi döneminde kooperatif üyeliği yoluyla edinilen 729 ada 14 parsel üzerindeki 12 nolu bağımsız bölüm yönünden 743 sayılı TKM.nin 170.maddesi uyarınca katkı payı alacağı, diğer taşınmazlar ve otomobil yönünden ise katılma alacağı davası niteliğindedir (TMK. m. 202, 219, 231, 235, 236/1). Mahkemece, mal ayrılığı döneminde edinilen taşınmaz bakımından tarafların düzenli gelirleri bulunan kişiler olması nedeniyle çalışma ve gelirlerine ilişkin belgeler ile kooperatif yoluyla edinildiğinden üyelik ve ödemelere ilişkin kayıt ve belgelerinin eksiksiz olarak istenilmesi, taşınmazın edinildiği tarihteki, toplam gelirlerinden sosyal statüleri ile konumlarına göre yapabilecekleri kişisel harcamalar ile kocanın 743 sayılı TKM.nin 152.maddesi uyarınca evi geçindirme yükümlülüğü uyarınca yapması gereken harcamalar çıktıktan sonra yapabilecekleri tasarruf miktarının ne olacağının belirlenebilmesi için konunun uzmanı bilirkişi kurulundan rapor alınması suretiyle davacı ile davalının çalışmaları karşılığında elde ettikleri gelirle sağlayabilecekleri katkı miktarının ayrı ayrı saptanması, daha sonra toplam tasarruf miktarı karşısında davacının katkı oranının bulunması, bulunan bu oranın dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değeri ile çarpılarak katkı payı alacağının tespit edilmesi gerekmektedir. Diğer taşınmazlar yönünden ise dava katılma alacağı davası olup, öncelikle tarafların 1999 yılından beri ayrı yaşayıp -yaşamadıkları, dava konusu taşınmazlar ve otomobilin davalının kişisel geliri ile alınıp -alınmadığı üzerinde durulması, bu hususların açıklığı kavuşturulamaması halinde evlilik resmi olarak devam ettiğinden TMK.nun 222/1, 2, 3.maddelerindeki karinelerin gözönünde tutulması, dava konusu 10713 ada 10 parsel üzerindeki 6 nolu bağımsız bölümün davalı tarafından alınarak birlikte yaşadığı Sevdiye Candemir adına tescil edilip edilmediği hususunun araştırılması, ondan sonra 2002 yılından sonra edinilen taşınmazlar ve otomobilin edinilmiş mal niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde davacının katılma alacağının belirlenmesi gerekir. Katılma alacağı isteğine ilişkin bu tür davalarda eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malların (TMK.m.219) toplam değerinden mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının hesaplanması, lüzum halinde uzman bilirkişilerden denetime açık rapor alınması gerekirken hatalı değerlendirme sonunda yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava; eşler arasında katkı payı ve katılma alacağı istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin öğretmen, davalının astsubay olarak çalıştığını, Menemen’deki 7 nolu bağımsız bölüm, Eskişehir’de bulunan 12 nolu bağımsız bölüm ve otomobili ile davalının birlikte yaşadığı Sevdiye adına kayıtlı Foça’da bulunan 6 nolu bağımsız bölümün evlilik birliği içerisindeki gelir ve birikimlerle alındığını, davalının 6 nolu bağımsız bölümü muvazaalı olarak birlikte yaşadığı kadın adına tescil ettirdiğini açıklayarak, 40.000 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, müvekkilinin davacıdan üç kat fazla geliri bulunduğunu, tarafların 1999 yılından beri eylemli olarak ayrı yaşadıklarını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir. Yerel Mahkemece; elden çıkarılan dairenin eklenecek değer olduğu kabul edilmek suretiyle, Belediye tarafından belirlenen emlak değerleri nazara alındığında, davacının talep edebileceği alacak miktarının, talep edilenin çok üzerinde olduğu var sayılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay 8.Hukuk Dairesince, hüküm yukarıda başlık bölümüne alınan gerekçe ile bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiş, direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar 05.10.1984 tarihinde evlenmişlerdir. 30.10.2008 tarihinde açılan boşanma davası kabul edilerek 25.05.2010 tarihinde kesinleşmiştir. Davaya konu taşınmazlardan 729 ada 14 parsel 12 nolu bağımsız bölüm 04.04.1994 tarihinde kooperatif üyeliği yoluyla edinilerek koca adına kaydedilmiş, koca bu yeri 23.09.2002 tarihinde dava dışı Ahmet Karakoç’a satmış; 5517 ada 1 parsel 7 nolu bölüm 05.12.2006 tarihinden koca tarafından edinilmiş; Foça 10713 ada 10 parsel 6 nolu bağımsız bölüm ise dava dışı Seviye Candemir adına kayıtlı olup, edinme tarihi 22.09.2005’dir. Dava konusu edilen 26 PV 112 plakalı otomobil 25.05.2004 tarihinde satınalma yoluyla davalı K.. Ç.. adına tescil edilmiştir. Başka mal rejimi seçilmediğinden, eşler arasında yasal mal rejimi geçerli olmakla; tarafların evlenme tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM.nin 170. m.), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği 30.10.2008 tarihine kadar (4721 sayılı TMK.nun 225/2. m.) edinilmiş mallara katılma rejiminin (4721 sayılı TMK.nun 202.m) geçerli olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık; Davaya konu 14 parsel 12 nolu bağımsız bölüme davacını katkısı ile diğer taşınmazla ve araç nedeniyle davacını katılma alacağının belirlenmesi bakımından, yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davaya konu taşınmazlar ve otomobilin edinme tarihleri nazara alındığında davacı kadının 12 nolu bağımsız bölüm bakımından, taraflar arasında mal ayrılığı rejimini geçerli olduğu dönemde edinilmekle, katkı payı (743 S. TKM m. 170), diğer taşınır ve taşınmazlar yönünden, edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde edinilmekle, katılma alacağı (4721 S. TMK m. 236) talebi olduğu açıktır. Mahkemece taşınmazlar yönünden Belediye’ye verilen beyanname ve Belediyece belirlenen emlak değerleri esas alınmıştır. Mahkemece davacının isteyebileceği miktarın aslında çok daha fazla olduğu varsayımından hareketle, davada ucuzluk ilkesinin dikkate alındığı belirtilmek suretiyle keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaksızın karar verildiği belirtilmiştir. Mahkemece yapılan incelemenin yeterli olup olmadığı hususu ile katkı payı ve katılma alacağının tespitinde keşif ve bilirkişi incelmesinin somut olay açısından zorunlu olup olmadığı hususu öncelikle irdelenmelidir. İfade etmek gerekir ki, Belediyece belirlenen emlak değerlerinin taşınmazların gerçek değerleri olmadığı esasen Mahkemenin de kabulündedir. Bu nedenle mal ayrılığı döneminde edinilen taşınmaz bakımından, dava tarihindeki değerin; edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen mevcut taşınır ve taşınmazlar bakımından tasfiye (karar) tarihindeki değerlerin (TMK m. 235/1), eklenecek değerler yönünden ise malın devredildiği tarihteki değerinin(TMK m. 235/2) belirlenmesinde yasal zorunluluk bulunmaktadır. Toplanan delillerden tarafların evlilik süresince çalıştıkları ve düzenli gelirleri bulunduğu anlaşılmaktadır. Koca tarafından kadının birikimleri ile başka türlü tasarrufta bulunduğu da ileri sürülüp ispatlanmadığına göre, çalışan kadının eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilerek koca adına tescil edilen taşınmaza katkısının bulunduğunun kabulü gerekir. Esasen bu konuda Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık katkının miktarının tespiti konusundadır. Katkı oranının belirlenmesi için taşınmazın edinildiği tarihte eşlerin gelirlerinin belirlenmesi, sosyal statüleri ile konumlarına göre aynı dönemde yapabilecekleri kişisel harcamaları ile kocanın 743 sayılı TKM’nin 152.maddesi uyarınca evi geçindirme yükümlülüğü uyarınca yapmış olabileceği harcamalar düşüldükten sonra eşlerin yapabilecekleri tasarruf, dolayısıyla katkı oranları belirlenmeli, daha sonra toplam tasarruf miktarı karşısında davacının katkı oranının bulunması, bulunan bu oranın dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değeri ile çarpılarak katkı payı alacağının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu konuda gerektiğinde bilirkişi ya da bilirkişilerden denetime elverişli rapor alınmalıdır (HGK. 30.04.2014, 2014/8-48, 554). Bu dönemde ayrıca başka türlü katkı yapılmış ise bunun da göz önüne alınması gerekir. Katılma alacağına konu edilen taşınmazlar ile otomobil bakımından ise; öncelikle edinilmiş mallara katılma rejimi açısından bu malların niteliklerinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle tarafların sunduğu deliller çerçevesinde değerlendirme yapılmalı, gerektiğinde bu konuda TMK m. 222 uyarınca sonuca gidilmelidir. Davaya konu taşınır ve taşınmazların edinilmiş mal olduğu tespit edildiği takdirde, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar nazara alınmak suretiyle, edinilmiş malların değerinden (TMK.m.219) mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden davacını katılma alacağının (TMK.m.236/1) bulunduğunun kabulü gerekir. Artık değerin belirlenmesinde, davaya konu taşınır ve taşınmazların tasfiye tarihindeki değerlerinin belirlenmesinde yasal zorunluluk bulunduğundan, bu konuda keşif ve gerektiğinde uzman bilirkişi/bilirkişilerden denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca, davacı tarafın katkı payı ve katılma alacağı olarak toplam 40.000 TL istediği görülmektedir. Yukarıdaki açıklamalar nazara alındığında, hesaplama ve değerlendirme anları ile faiz başlangıç tarihleri farklı olmakla, Mahkemece davacı talebinin ne kadarının katkı payı ne kadarının katılma alacağı olduğunun da açıklattırılmalı (HMK m. 31), tarafların delilleri birlikte değerlendirilerek, yapılacak inceleme ile oluşacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Hal böyle olunca, Hukuk Genel Kurulu’nca yukarıda değinilen ilave gerekçelerle benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. S O N U Ç : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Dairenin bozma kararında ve yukarıda gösterilen ilave nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 05.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 230 ]
2. Hukuk Dairesi 2008/896 E., 2008/2616 K. 2. Hukuk Dairesi 2008/896 E., 2008/2616 K. - KATKI PAYI ALACAĞI- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 218 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 219 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 225 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 229 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 230 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 231 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 236 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 241 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Taraflar arasında 1.1.2002 tarihinden geçerli olmak üzere edinilmiş mallara katılma rejiminin (TMK.m.218-241) geçerli olduğu, tarafların 2.5.2006 günü kesinleşen karar ile boşandıkları ve aralarında geçerli edinilmiş mallara katılma rejiminin boşanma davasının açıldığı tarih olan 26.11.2004 günü sona erdiği (TMK.m.225/2) anlaşılmaktadır. Olayları anlatmak taraflara hukuki niteleme hakime aittir. Davacı kadın davalı kocanın edinilmiş malları üzerinden katılma alacağı (TMK.m.231) isteminde bulunmuştur. Mahkemece yapılacak iş; eklenecek değerlerden (TMKm.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlarda dahil olmak üzere davalı kocanın edinilmiş malların (TMK.m.219) toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak hüküm kurmaktan ibarettir. Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş malların tasfiye anındaki başka bir anlatımla karar tarihindeki değerleriyle hesaplama yapılarak açıklanan esaslar çerçevesinde inceleme yaparak sonucu uyarınca bir karar vermek gerekirken yanlış niteleme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 03.03.2008 (pzt.)
8. Hukuk Dairesi, 2020/3274 E., 2021/3421 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Hesaplamada, Yasa ve Daire uygulamasına uygun şekilde, oranlama suretiyle, davalı lehine babası tarafından ödenen miktar yönünden TMK'nin 230. maddesi gereğince denkleştirme yapılmalı, davalının "S" plakanın kullanıldığı aracı değiştirdiği 2003 model Isuzu marka otobüsde gözetilerek davacının katılma alacağı belirlenmelidir.
8. Hukuk Dairesi         2020/3274 E.  ,  2021/3421 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 15. Aile Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İzmir 15. Aile Mahkemesinin 31.05.2018 tarihli ve 2016/298 Esas, 2018/399 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde davalı erkek adına edinilen ticari servis plakalı araç bulunduğunu, mal kaçırmak amacıyla aracın davalı tarafça boşanma davası öncesi devredildiğini açıklayarak, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL alacağın faiziyle tahsilini talep etmiştir. Davalı ... vekili, ticari servis plakalı aracın davalının babası tarafından bedeli ödenerek satın alındığını, kişisel mal olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, evlilik birliği içinde edinildiği görülen ve mal rejimi sona ermeden boşanma dava tarihinden önce satılan "S" plakalı aracın her ne kadar trafik tescil kaydı davalıya ait ise de tarafların iddia ve savunmaları ile tanık beyanları, davalının çalışma kayıtları davalının babasına ait banka kayıtları (kredi,havale ödeme) ile trafik kayıtları nazara alındığında araca ilişkin ödemelerin davalının babası Hüseyin tarafından yapıldığı, alışverişin satıcı Şaban ile babası Hüseyin arasında gerçekleştirildiği, davalının bir şirkette ücretli olarak çalıştığı, davalının aracın alımına ilişkin maddi kaynağa sahip olduğu ya da ödemeyi gerçekleştirdiğine dair somut delil elde edilemediği tespit edildiğinden, gerçekte aracın davalının babasına ait olduğu, bu nedenle de evlilik birliği içinde edinilmiş mal olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu bölge adliye mahkemesince yerinde görülmeyerek, 6100 sayılı HMK'nin 353/(1)-b.1 maddesi hükmü uyarınca esastan reddedilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tasfiye konusu ticari servis plakalı araç yönünden bedeli davalının babası tarafından ödenerek satın alındığı ve kişisel mal olduğu kabul edilerek davanın tümden reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamı incelendiğinde, yapılan araştırma ve incelemenin yazılı şekilde hüküm kurmaya elverişli olmadığı görülmektedir. Dosyada yer alan trafik kayıtları incelendiğinde, davalı erkek adına evlilik birliği içinde 05.01.2009 tarihinde "S" plakalı aracın satın alındığı, plakanın takılı olduğu aracın 1992 model otoyol marka otobüs olduğu anlaşılmaktadır. 06.01.2014 tarihinde davalı erkek tarafından "S" plakalı aracın dava dışı bir şirkete devredildiği, devredilen "S" plakanın takılı olduğu aracın ise 1992 model otoyol marka otobüs değil 2003 model Isuzu marka otobüs olduğu sabittir. Mahkemece "S" plakanın tahsisine ve alım tarihindeki değerine yönelik araştırma yapılmamıştır. Bununla birlikte "S" plaka ve takılı olduğu 1992 model otoyol marka otobüsün alım değerleri yerine, davalı adına 2003 model Isuzu marka otobüsün kasko değeri (2009 yılı itibariyle) ile davalının babası tarafından satıcıya ödenen para miktarları karşılaştırılmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece öncelikle alım tarihi itibariyle "S" plakanın değeri ve 1992 model otoyol marka otobüs değeri tespit edilmelidir. Davalının babası tarafından ödenen paranın alım bedelini ("S" plaka ve 1992 model otoyol marka otobüs) tam karşılayıp karşılamadığı hususu netleştirilmelidir. Bedelin karşılanmayan kısmı var ise aksi ispat edilemediğinden edinilmiş mallardan karşılandığının kabulü gerekmektedir. Edinilmiş mallardan karşılanan kısım yönünden ise davacının katılma alacağı hakkı bulunmaktadır. Hesaplamada, Yasa ve Daire uygulamasına uygun şekilde, oranlama suretiyle, davalı lehine babası tarafından ödenen miktar yönünden TMK'nin 230. maddesi gereğince denkleştirme yapılmalı, davalının "S" plakanın kullanıldığı aracı değiştirdiği 2003 model Isuzu marka otobüsde gözetilerek davacının katılma alacağı belirlenmelidir. Açıklanan nedenlerle eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesis edildiğinden, hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 373/1 maddesi uyarınca kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
8. Hukuk Dairesi, 2014/12820 E., 2015/12826 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın TMK'nun 215, 219, 229 ve 230. maddelerinde belirtilen hükümler çerçevesinde Aile Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği belirtilerek ....
8. Hukuk Dairesi         2014/12820 E.  ,  2015/12826 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Alacak ...... (..l) ile........ aralarındaki alacak davasında mahkemenin yetkisizliğine dair........ Aile Mahkemesi'nden verilen 05.11.2013 gün ve 5/782 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ..... vekili, tarafların boşandıklarını, boşanmaya dair kararın kesinleştiğini, davacının rahatsızlıkları nedeniyle 1999 yılının Temmuz ayında tarafların fiilen ayrıldığı 2009 yılının Haziran ayı ortalarına kadar sahibi olduğu eczanenin tüm mali sorumluğunu davalının üstlendiğini, gelirlerini ve giderlerini düzenlediğini, davalının bu dönemde davacının banka hesaplarından kendi banka hesaplarına sebepsiz EFT havaleleri yaptığını açıklayarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı.... vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; yetkisizlik kararı verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar 16.10.1991 tarihinde evlenmiş, 20.07.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin kararın 02.04.2012 tarihinde kesinleşmesiyle, mal rejimi sona ermiştir (TMK'nun 225/2.m.) Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden, eşler arasında 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM'nin 170.m.), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TMK'nun 202, 4722 s.Y.nın 10.m.). Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir (HMK'nun 31.md.). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, mal rejiminden kaynaklanan alacak isteğine ilişkindir. Bu davaların çözüm yeri 4787 sayılı Aile Mahkemeleri'nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesi gereğince Aile Mahkemeleri'dir. Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde ise Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. Görev kamu düzenine ilişkin olmakla yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözönünde bulundurulur. TMK'nun 214/2. maddesinde; mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda boşanmaya, evliliğin iptaline veya hakim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda bu davalarda yetkili olan mahkemelerin yetkili olduğu düzenlenmiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; dava ilk olarak.... Hukuk Mahkemesi'ne açılmış ve ....... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın TMK'nun 215, 219, 229 ve 230. maddelerinde belirtilen hükümler çerçevesinde Aile Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği belirtilerek .... Aile Mahkemesi'ne görevsizlik kararı verilmiş ve bu karar 28.12.2012 tarihinde temyiz edilmeden kesinleşmiştir. .... Aile Mahkemesi'nce ise davanın mal rejiminin tasfiyesine ilişkin bir dava olmadığı, genel yetki kuralı gereği davanın davalının yerleşim yerinde açılması gerektiği, ...... Aile Mahkemesi'nin yetkili olduğu belirtilerek .... Aile Mahkemesi'ne yetkisizlik kararı verilmiştir. Dava, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkin bulunduğuna göre, TMK'nun 214/2. maddesi uyarınca boşanma davasının görüldüğü mahkeme olan .... Aile Mahkemesi görevli ve yetkili olduğu halde, uyuşmazlığın hatalı nitelendirilmesi sonucunda yetkili mahkemenin... Aile Mahkemesi olduğuna değinilerek yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanıp tartışılıp değerlendirilerek talebin esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekir. SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10.06.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacı, boşandığı eski eşi olan davalının kendisine ait eczaneyi işletmesine yardım ettiği sırada eczane gelirinin bir bölümünü hile yolu ile kendine malettiğini belirterek tazminat (alacak) isteminde bulunmuştur. Evliliğin devam ettiği sırada eşlerin birbirinden olan bütün mali taleplerin Aile Hukukundan kaynaklanacağı ve bütün bu gibi taleplere ilişkin davalara Aile Mahkemesinin bakması gerektiği söylenemez. Eşlerin aile mal rejiminden kaynaklanan borç ilişkileri dışında, özel hukuka ilişkin borç ilişkileri de vardır. Bu nedenle eşler birbiriyle borçlandırıcı sözleşme yapabilcekleri gibi, kambiyo borcu altına girebilir; haksız eşlem ve sebepsiz zenginleşme sebebiyle sorumlulukları da oluşabilir. Davacının dava dilekçesinde açıkladığı talebin niteliği göz önüne alındığında; davacının talebine Türk Medeni Kanunu'nun 2. kitabından kaynaklanan aile mal rejiminin tasfiyesiyle ilgili bir alacak talebi niteliği vermez. Bu talep, Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine (haksız eylem sebepsiz zenginleşme TBK. m. 49. vd.) dayalı bir alacak (tazminat) hukuki niteliğini taşıdığından; görevli mahkeme Aile mahkemesi olmayıp; Asliye hukuk mahkemesidir. Bir davada hem "görev" hem de "yetki" itirazı mevcut ise; mahkeme kendisinin de re'sen gözeteceği "görev" hususunu daha önce incelemeli ve karara bağlanmalıdır. Bu durumda, yetkisizlik kararı veren Aile Mahkemesi görevli olmadığından; aynı yerdeki Asliye hukuk mahkemesinde yetki itirazı ayrıca incelenmek üzere görevsizlik kararı vermelidir. Mahkeme yetki itirazını incelemede görevli değildir. Açıkladığımız sebeplerle mahkemenin yetkisizlik kararının bozulması gerektiğini düşünüyor; Değerli çoğunluğun bozma sonucuna katılmakla birlikte, bozma gerekçesine katılmıyoruz. 10.06.2015
8. Hukuk Dairesi, 2014/145 E., 2014/6427 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAntalya 4. Aile Mahkemesi
tam metni aç
Bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate a
8. Hukuk Dairesi         2014/145 E.  ,  2014/6427 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya 4. Aile Mahkemesi TARİHİ : 02/10/2013 NUMARASI : 2011/751-2013/862 Davacı-karşı davalı S.. B.. ile davalı-karşı davacı T.. G.. aralarındaki katılma alacağı davasının kabulüne dair Antalya 4. Aile Mahkemesi'nden verilen 02.10.2013 gün ve 751/862 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.04.2014 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden T.. G.. vekili Avukat N.. T.. geldi. Karşı taraftan başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı-karşı davalı S.. vekili, evlilik birliği içinde tarafların ortak olarak davalıya babası tarafından verilen parsel numaralı taşınmaz üzerine 7 dükkan ve 2 adet evi birlikte yaptıklarını, kiralarını da T..’in aldığını, ayrıca yine dava dilekçesinde nitelikleri yazılı ev ve çeyiz eşyalarının evde kaldığını açıklayarak taşınmaz üzerine yapılan 7 adet dükkan ve iki evin keşif sonucu belirlenecek değerinin yarısının fazla hakları saklı kalmak üzere şimdilik 5.000 TL'sinin yasal faizi ile, ayrıca ev eşyalarının aynen iadesi, iade olmaması halinde fazla hakları saklı kalmak üzere 5.000 TL'nin Talip’ten tahsiline karar verilmesini istemiş, 15.04.2013 tarihli harcını tamamladığı ıslah dilekçesi ile dükkan ve evler bakımından talebini 61.671,35 TL'ye yükseltmiş, karşı tarafın ev eşyalarının aynen iadeden kaçınması sebebiyle bilirkişi tarafından tesbit edilen 1.832 TL'nin de dava tarihinden geçerli yasal faizi ile T..’ten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-karşı davacı T.. vekili, iddiaların doğru olmadığı, 7 adet dükkan ve iki adet evin ortak gelirle edinilmediğini, bunların T..’e ait ve babasından miras yolu ile intikal eden taşınmazlardaki hisselerin satılarak peyder pey yapıldığını, talebe konu eşyaların çeyiz eşyaları olmadığını, bu nedenle redde karar verilmesi gerektiğini, parselin kadının babası H.. K.. B.. tarafından kadına bağışlandığını, ancak taşınmazın düzeltildiğini, toprak çekildiğini ve sera yapımına elverişli hale getirildiğini, üzerine de tünel sera yapıldığını, dalgıç pompa kurulduğunu, seranın gelirini de S..’ın aldığını, şirketin işleri iyi gitmediğinden D.. Antalya Hal şubesinden kredi çekildiğini, ödenmesi gereken takribi 10.000 TL borç bakiyesi olduğunu, ayrıca Z.. Bankası Yeni Hal şubesinden T.. adına 90.000 TL kredi borçlanması yapıldığını, 6 aylık periyotlar halinde ödeme yapılacağını açıklayarak T.. aleyhine açılan davanın reddine, fazla hakları saklı kalmak üzere S.. adına kayıtlı parsel üzerindeki tünel seranın, dalgıç pompanın, yapılan 25.000 TL masrafın şirket hisseleri gözetilerek tesbit edilecek bedelin %90’ının S..’dan alınarak T..’e verilmesini, bedele dava tarihinden geçerli faiz yürütülmesini, D.. Yeni Hal şubesi ile Z.. Bankası Yeni Hal şubesinden alınan kredilerin toplam borç tutarının %10’unun S..’dan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, tarafların karşılıklı katılma alacağına ilişkin davalarına göre davacı-karşı davalı S.. G..'in katılma alacağının 61.671,35 TL, davalı-karşı davacı T.. G..'in katılma alacağının 5.589,13 TL olduğunun tespiti ile eşlerin alacaklarının yasa gereği takası sonucunda 56.082,22 TL katılma alacağının karar tarihi olan 02.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı-karşı davacı T.. G..'ten alınarak davacı-karşı davalı S..G.. (B..)'e verilmesine, davacı-karşı davalı S.. G.. (Bağış)'in kişisel eşyalarına ilişkin davasına göre kişisel eşyalarının aynen teslimine, aynen teslim gerçekleşmediği takdirde eşya bedeli olarak belirlenen 1.832,00 TL'nin davalı-karşı davacı T.. G..'ten dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar 14.04.1992 tarihinde evlenmiş, 01.10.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 21.07.2011 tarihinde kesinleşmesiyle, mal rejimi sona ermiştir (TMK.nun 225/2.m.). Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden, eşler arasında 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM'nin 170.m.), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise, yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK.nun 202, 4722 sayılı Yasa'nın 10.m.). Davacı S.. tarafından dava konusu yapılan parsel üzerindeki 7 adet dükkan ile 2 adet ev ve karşı davaya konu yapılan parsel üzerindeki sera 01.01.2002 tarihinden sonra meydana getirildikleri taraflarca da kabil edildiğine göre tarafların karşılıklı talepleri katılma alacağına yöneliktir, Ayrıca S..’ın ev eşyaları ile ilgili aynen iade olmazsa alacak, T..’in ise çektiği kredilerle ilgili S..’ın şirketteki payı sebebiyle sorumlu olması gerektiğine dair talepleri bulunmaktadır. Evlilik içinde 01.01.2002 tarihi sonrası eşlerden biri adına edinilen mal varlığı üzerinde diğer eşin yasadan kaynaklanan artık değerin yarısı oranında katılma alacağı isteme imkanı bulunmaktadır (TMK’nun 231, 236/1.m.). TMK'nun 222. maddesi gereğince, belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Bir eşin bütün mallarının aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilmesi gerekir. Katılma alacağı bakımından talepte bulunan eşin çalışıp çalışmaması veya herhangi bir katkıda bulunup bulunmamasının bir önemi de yoktur. Katılma alacağı yasadan kaynaklanmaktadır. Bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının hesaplanması gerekir. Ayrıca edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan alacaklar bakımından külli tasfiye söz konusudur. TMK'nun 236/1-son cümlesine göre takas def'i emir niteliğinde olup, istekle bağlılık ilkesi ile harçsız dava açılamaz kuralına takılmadan isteğin (takas defi'nin) değerlendirilmesi görüşü Dairece benimsenmektedir. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, arsası dava konusu yapılmayan parsel üzerinde T.. tarafından 01.01.2002 tarihi sonrası yapıldığı anlaşılan 7 adet dükkan üzerinde davacı S..’ın katılma alacağı olduğu, bu dükkanların inşaaları sırasında davalı T..’e ait kişisel mal niteliğindeki 28272 ada parselin satılarak elde edilen bedelin dükkanların yapımında kullanıldığı toplanan delillerden anlaşıldığına, S..’a babası tarafından bağışlandığı anlaşılan parsel (28273 ada parsel oldu) üzerindeki seranın bağışlama öncesi mevcut olduğunun belirlenmesi sebebiyle S..’ın kişisel malı sayılması gerektiğine, T.. tarafından dava konusu edilen banka kredileri ile ilgili red kararında sunulan deliller karşısında takdirde bir isabetsizlik görülmediğine, ev eşyaları ile ilgili terditli kurulan hüküm usul ve yasaya uygun bulunduğuna, iki tarafın ortağı olduğu şirket için çekilen krediden hissedarlık sebebiyle sorumluluğun mal rejiminin tasfiyesiyle bir ilgisi olmadığına göre davalı-karşı davacı Talip vekilinin aşağıdaki yazılı hususlar dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, Toplanan delillere göre T.. tarafından inşa ettirildiği anlaşılan 7 adet dükkan ile 2 adet evin teknik bilirkişi raporu karşısında 10 yıl önce yapıldıklarının bildirilmesi, T..’in ise gerek kendisine gerek babasına ait kişisel mal niteliğindeki taşınmazları 2006 yılında satması karşısında savunmaya değer verilemeyeceği gerekçesi ile Mahkemece dükkanlar ile evlerin tümü üzerinde katılma alacağı hesaplanmıştır. Ancak, bu kabul az yukarıda da açıklandığı gibi dükkanlar bakımından yerinde olup hesaplamada sadece T..’e ait 2001 yılında satılan taşınmazın dikkate alınması doğru ise de tapu malikleri vekili olarak T.. G.. tarafından başvurulması üzerine parsel üzerinde iki adet mesken inşası için düzenlendiği anlaşılan 22.09.2006 tarihli yapı ruhsatı ve bu tarihi destekleyen tanık beyanları gözetildiğinde Mahkemenin takdirinin iki adet ev bakımından yerinde olmadığı açıktır. Bu nedenle iki adet evle ilgili yapılacak hesaplamada evlerin 2006 yılında yapılmaya başlandıkları ve iskan ruhsatına göre 2009 yılında tamamlandıkları kabul edilmelidir. Bu kabul ile tüm deliller birlikte düşünüldüğünde davacı S..’ın katılma alacağının hesaplanmasında 7 adet dükkan ile 2 adet evin bozma sonrası yeni karar tarihine en yakın güncellenmiş sürüm değerlerinin dikkate alınması, bu değerlerden T..’in kişisel malı olarak belirlenen 28264 ada parseldeki 1/10 pay ile 28273 ada parseldeki 1/10 payın bozma sonrası yeni karar tarihine en yakın tarih itibarıyla belirlenecek güncellenmiş sürüm değerlerinin iki adet evin değerinden, 28272 ada parselin tamamına ait değerin ise 7 adet dükkan değerinden düşüldükten sonra bulunacak artık değerin toplamı üzerinde S..’ın yarı oranda katılma alacağı olduğunun gözetilmesi, bu miktar üzerinden katılma alacağına hükmedilmesi gerekirken evlerin inşa tarihinin hatalı olarak 2006 yılı öncesi olduğu kabul edilerek hesaplamanın bu kabule göre yapılması, T.. aleyhine fazla miktara karar verilmesi doğru olmamıştır. Hesaplamada şirket adına kullanılan kredi olması, şirket ortaklığı sebebiyle sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak doğurması sebebiyle esasen hesaplamada dikkate alınma imkanı olmayan D..'tan çekilen kredi nedeniyle belirlenen 5.589,13 TL'nin T.. lehine takas yapılarak S..’ın katılma alacağından mahsup edilmesi hatalı ise de hüküm davalı-karşı davacı T.. vekili tarafından temyiz edildiğinden, temyiz eden aleyhine bozma yapılamayacağından, T.. lehine usuli kazanılmış hakkın meydana geldiği gözetilerek bu miktarın yine yapılacak hesaplama sonunda S.. lehine bulunacak katılma alacağından takas-mahsup edilmesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır. Davalı-karşı davacı T.. vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle dükkan ve evlerle ilgili katılma alacağına yönelik olarak 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.100,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davacı-karşı davalıdan alınıp Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı-karşı davacıya verilmesine, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 988,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine, 08.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

Bir eşin "edinilmiş malları" ile "kişisel malları" arasında bir değer kayması olmuşsa (örneğin edinilmiş maldan kişisel malın borcu ödenmişse veya tam tersi), tasfiye sırasında bu dengesizliğin giderilmesi işlemine "denkleştirme" denir. Denkleştirme işlemi ve ilkeleri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) Bir eşin kişisel mallara giren borcu edinilmiş mallardan ödenmişse, tasfiye sırasında edinilmiş mallar lehine denkleştirme yapılır.
B) Denkleştirme alacağı, mal rejiminin sona erdiği tarihteki değere göre değil, tasfiye tarihindeki (karar anındaki) sürüm değerine göre hesaplanır.
C) Denkleştirme, sadece eşler arasında talep edilebilir, üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
D) Borç ödenirken karşılıksız kazandırma iradesi (bağışlama niyeti) varsa denkleştirme istenemez.
E) Eşler, yapacakları mal rejimi sözleşmesiyle denkleştirme yapılmayacağını kararlaştıramazlar, bu hüküm emredicidir.

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol