4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 237

Türk Medeni Kanunu 237. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 237- Artık değere katılmada mal rejimi sözleşmesiyle başka bir esas kabul edilebilir. Bu tür anlaşmalar, eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez. b. İptal, boşanma veya mahkeme kararıyla mal ayrılığında

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

17 karar eşleşti
1. Hukuk Dairesi, 2023/5095 E., 2024/5537 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı; Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddeleri.
1. Hukuk Dairesi         2023/5095 E.  ,  2024/5537 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1553 E., 2023/921 K. HÜKÜM/KARAR : Ret / Kabul - Karar Kaldırılarak Dava Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/11 E., 2021/142 K. Taraflar arasındaki muris muvaazası hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; muris ...'in İstanbul ili .... ilçesi .... Mahallesi 2262 ada 35 parselde kayıtlı taşınmazın tamamının maliki olduğunu, davalılardan ...'in 2006 yılında muris babalarından aldığı Kartal 4.Noterliği 22169 Yevmiye numaralı vekaletle taşınmazı 15.03.2018 tarihinde kendisi ve diğer davalılar adına satış işlemi yapmak suretiyle devir ettirdiklerini, taraflar arasındaki bu işlemlerin muvazaalı olduğunu, murisin satış yapmaya ihtiyacı olmadığını, bu devirlerin gerçek satış olmayıp mal kaçırma gayesiyle yapıldığını belirterek davalıların üzerine kayıtlı mezkur taşınmazın tapu kaydının iptali ve davacıların miras payları oranında tapuya tesciline, mümkün olmaması halinde davacıların hissesinin karar tarihindeki rayiç değeri tespit edilerek tespit edilen bu bedelin faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... ve ... vekilleri cevap dilekçesinde özetle; muris ve mirasçıların dava konusu satış işlemi yapılmadan çok önce söz konusu taşınmazın mirasçılar arasında ne şekilde paylaşılacağı hususunda görüştüklerini, davacıların sürekli olarak murise ait taşınmazdan kendilerine yasal olarak düşecek olan miras payını istemediklerini ve taşınmazın tamamının davalı üç erkek kardeşe ait olmasını istediklerini beyan ettiklerini, taşınmaza Pendik Belediyesi tarafından el atılması sebebiyle ödenen işgal tazminatı olarak alınan bedelden diğer mirasçıların davacılar lehine feragat etmesi ile tamamının iki davacıya ödendiğini, 15.03.2018 tarihli satış ve tescil işleminden önce mirasçıların, davacılara 50.000'er TL ödenmesi koşuluyla muris hayattayken taşınmazın paylaşılması konusunda mutabık kaldığını, davalıların da kişi başı 33.000 TL ödemek üzere aralarında anlaştıklarını, miras payı paylaşımının bu şekilde sözlü bir sözleşme ile kurulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ..., Essen Başkonsolosluğunca tasdikli 7.6.2021 tarihli beyanında özetle; kızlara herhangi bir ödeme yapılmadığnı, miras paylaşımının da olmadığını, ... ve ...'in senelerce haksız yere taşınmazı kullandıklarını, mirasçılar arasında rızai taksimin hiç olmadığını, kız kardeşlerine miras payı adına herhangi bir ödemenin yapılmadığını belirtmiştir. III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların murisi ...'in 02.11.2018 tarihinde vefat ettiği, dosya kapsamından ve tanık beyanlarından davacıların dava konusu taşınmazın davalılara devri konusunda rıza verdikleri, bu devir karşılığında murise ait başka bir taşınmazın haksız işgal tazminatının semen olarak davacılara verildiği, davacılara hisselerinin karşılığının verildiği, murisin paylaştırma iradesi ile hareket ettiği, murisin devir tarihinde davacılardan mal kaçırmayı amaç edindiğine dair kanaat oluşmadığı, muris ile davacılar arasında husumet bulunmadığı, davacıların muvazaayı ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekilleri ile davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Nedenleri Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; murisin gerçek iradesinin ve paylaştırma iddiasının yeterince araştırılmadığını, muris muvazaası durumunun doğru değerlendirilmediğini, murisin iradesinin net olarak ortaya konulmadığını, araştırmanın ve karar gerekçesinin yetersiz olduğunu, vekil olanın diğer taraflarla el ve işbirliği ile kötüniyetle hareket ettiklerini, kardeş ve tanıdık olduklarının açıkça belli olduğunu, murisin paylaştırma ve denkleştirme yapıp yapmadığı üzerinde durulmadığını, murisin tüm mirasçılarına intikal eden taşınır, taşınmaz ve haklarının araştırılmadığını, tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve belgelerin mercilerinden getirtilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir. Davalılar ... ve... vekili, vekalet ücretinin hatalı ve eksik hesaplandığını belirterek 56.213,16 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılar ... ve ...'e verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; murisin üzerinde kayıtlı bulunan dava konusu taşınmazını oğlu ...'e vermiş olduğu vekalet kullanılmak suretiyle erkek çocukları davalılar... ve ...'e satış suretiyle devrettiği, tapudaki resmi işlem sırasında alıcı olarak gözüken ...'nın temsil ettiği, davalılar tarafından dava konusu taşınmazın mirasçılar arasında yapılan paylaştırma nedeniyle kendilerine devredildiği, davalılara ise bir miktar para ödendiği iddia edilmiş ise de taşınmazın değeri karşısında murisin sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapıldığından söz etmenin mümkün olmadığı, murisin kız çocukları olan davacılar karşısında erkek çocukları olan davalılara satış suretiyle taşınmaz devri yaptığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil şartlarının oluştuğu kabul edilerek açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken paylaştırma iradesinden bahisle davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, öte yandan dava konusu taşınmazda her bir davacı yönünden dava değeri 391.631,06 TL olduğu halde davalılar lehine tek vekalet ücreti takdirinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1).b.2 maddesi gereğince incelenen mahkeme kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın kabulüne, 2262 ada 35 parsel sayılı taşınmazda davalılar adına olan tapu kaydının ayrı ayrı 2/5 oranında iptaline; iptal edilen 2/5 payların 1/2'sinin davacı ... adına, 1/2'sinin davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, bakiye payların davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Nedenleri Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka uygun olmadığını, söz konusu taşınmaza Pendik Belediyesi tarafından el atılması sebebiyle ödenen işgal tazminatı olarak alınan bedelden diğer mirasçılar davacılar lehine feragat ederek tamamının iki davacıya ödendiğini, 15.03.2018 tarihli satış ve tescil işleminden önce mirasçıların davacılara 50.000'er TL ödenmesi koşuluyla muris hayattayken taşınmazın paylaşılması konusunda mutabık kaldığını, dinlenen tanıkların da murisin çocukları arasında ayrımcılık yapmadığını ve hepsini eşit sevdiğini beyan ettiklerini, murisin davacılardan mal kaçırmak veya mirasından mahrum bırakmak gibi bir iradesinin olmadığını, murisin dava konusu taşınmazı kendilerinden mal kaçırmak amacı ile muvazaalı olarak devrettiği yönündeki iddialarını ispat edemedilerini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptal ve tescil, olmaz ise tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı; Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Somut olayda, muris...'ın 02.11.2018 tarihinde ölümü ile davacı kızları .... ve .... ile davalı oğulları... ve ...'in mirasçı olarak kaldığı; murisin, üzerinde kayıtlı bulunan dava konusu 2262 ada 35 parsel sayılı taşınmazı oğlu ...'e vermiş olduğu vekalet kullanılmak suretiyle erkek çocukları davalılar... ve ...'e satış suretiyle devrettiği, tapudaki resmi işlem sırasında alıcı olarak gözüken ...'nın temsil ettiği anlaşılmıştır. 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar ... ve ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar ... ve ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 40.128,53 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılar ... ve ...'den alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

1. Hukuk Dairesi, 2024/122 E., 2024/6847 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Muris muvazaasında 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm
1. Hukuk Dairesi         2024/122 E.  ,  2024/6847 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2717 E., 2023/1586 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/753 E., 2022/533 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda duruşma isteği değerden reddedilerek temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar dava dilekçelerinde; muris dedeleri ...’nun oğlu ...i vekil tayin ettiği, ...in de anılan vekaletname ile murisin maliki olduğu 716 ada 29 ve 30 parsel sayılı taşınmazları murisin oğlu olan davalı ...’ye temlik ettiğini, Karadenizli olan murisin kızlara mal vermemek için muvazaalı olarak devri yaptırdığını, murisin zengin olduğunu ve taşınmaz satışına ihtiyacı olmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile mirasçılar adına tesciline karar verilmesini istemişler; aşamada, 29.09.2017 tarihli dilekçe ile davacılar vekili taleplerini davacıların miras paylarına hasretmiş ve mirasçı ...’ın da müdahil olarak yanlarında davaya dahil edilmesini istemiş, mirasçı ...’a ilişkin talep Mahkemece reddedilmiştir. II. CEVAP Davalı; murisin, kızı ile diğer çocuklarından daha fazla ilgilendiğini, damadına maddi olarak yardım ettiğini, dükkan alıp sermaye verdiğini, kızından mal kaçırmasını gerektirecek bir durum olmadığını, babalarının ölümünden sonra kendisinin ve diğer kardeşlerinin kız kardeşlerine maddi-manevi desteğini esirgemediklerini, murisin geriye kalan mal varlığının 1985 yılında 23 milyon lira olduğunu, Bağdat Caddesinde miras kalan dükkan ve dairenin ½ paylarını davacıların murisi ve diğer mirasçıların yüksek bedelle sattıklarını, Kadıköy’de iş hanının yarı payının mirasçılara kaldığını ve halen adlarına kayıtlı olduğunu, murisin mal kaçırma kastının olmadığını, murisin 1985 yılında öldüğünü, davacıların annelerinin de gerçekleri bildiği için dava açmadığını, anneleri ölünce hemen eldeki davanın açıldığını, TMK’nın 2. maddesine aykırı davranıldığını, taşınmazı 4.750.000 TL'ye aldığını, babasının her işine koştuğunu, uzun süren hastalığında maddi ve manevi yardımda bulunduğunu, murisin kendisine minnet duyduğunu, kanser hastası olan murisin ameliyatlarını ve tedavisini özel hastanede yaptırdığını, 2 ay özel hastanede yattığını, 1975 yılında taşınmazların toplam değerinin 348.000,00 TL olduğu düşünüldüğünde kendi aldığı bedelin rayiçten düşük olmadığını, bedeller arasındaki farkın muvazaanın delili olmadığını, taşınmazı alım gücünün olduğunu, babası ile birlikte yıllardır müteahhitlik yaptığını, annesi doktor olan eşinin de maddi durumunun iyi olduğunu, babasına diğer kardeşlerinden daha fazla emek verdiğini, murisin, tedavisi için kayınvalidesinden borç alındığını, borcun ödemesinin de kardeşleri ... vasıtasıyla yapıldığını, murise hastalığı süresinde 9 milyon masraf yapıldığını, bunun üzerine murisin, diğer oğlu ...e talimat vererek taşınmazı kendisine devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.07.2020 tarihli ve 2017/214 Esas, 2020/102 Karar sayılı kararı ile; davalının babasına uzun yıllar baktığı, yaşı ilerlemiş olan murisin yaşadığı ağır sağlık sorunları ile en iyi şekilde ilgilendiği, bunun ahlaki yükümlülüğü aşan şekilde hizmet olduğunun kabulü ile semen olarak değerlendirilmesi gerektiği, murisin mirasçısından mal kaçırma kastı ile değil davalının kendisine sunduğu bakım hizmetine karşı temliki gerçekleştirdiği, satış işleminin ivazlı olması nedeniyle olayda muris muvazaasının uygulama yerinin bulunmadığı, davacılar tarafından muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 05.11.2021 tarihli ve 2020/1018 Esas, 2021/1521 Karar sayılı kararı ile; muris tarafından davalıya temlik edilen 716 ada 29 ve 30 parsel sayılı taşınmazların tevhiden 45 parsel olduğu, 45 parselin de 42 parsel ile tevhit edilerek 716 ada 47 parsel olduğu ve 42 parselin murisle ilgisi olmadığı, muris tarafından temlik edilen 29 ve 30 parsellerin tevhidi sonucu oluşan 47 parsel sayılı taşınmaz yüzölçümüne oranlanarak muristen davalıya intikal eden payın belirlenmesi, davalı adına olan güncel tapu kaydına göre bağımsız bölümlerinin değerinin tespiti ile davacıların miras payına göre dava değerinin belirlenip harcın ikmali sağlandıktan sonra olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiği ve davalı tanığı ...'ın beyanına göre muris tarafından ... ... adına alındığı belirtilen dükkan nitelikli taşınmazın da tapu kaydının araştırılarak dosya kapsamına alınmadığı, 47 parselin ilk tesis ve tedavülleriyle birlikte tapu kaydının celp edilmediği gerekçeleriyle istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; 716 ada 29 ve 30 parsel sayılı taşınmazların 27.12.1984 tarihinde davalı ...'ye satış sureti ile devir edildiği, kök murisin 06.02.1985, davacıların murisi ...'ın 18.04.2017 tarihinde öldüğü, davacıların murisinin ölümü ile kök murisin ölümü arasında yaklaşık 33 yıl bulunduğu, davacılar murisinin belirlenen sürede muvazaa iddiasında bulunmadığı, her ne kadar muris muvazaası dosyalarında hak düşürücü süre ve zaman aşımı def'inin ileri sürülmesi mümkün değil ise de uzun süre sonra hakkın kullanılmasının hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirileceği, murisin ölümünden önce ciddi sağlık problemleri nedeniyle sağlık harcamalarının olduğu, özel hastanede tedavi ettirildiği, bakıma muhtaç hale geldiği, davalının bu süreçte murisin her türlü ihtiyacı ile ilgilendiği davalının babasına uzun yıllar baktığı, yaşı ilerlemiş olan murisin yaşadığı ağır sağlık sorunları ile ilgilendiği, bunun ahlaki yükümlülüğü aşan şekilde hizmet olduğunun kabulü ile semen olarak değerlendirilmesi gerektiği, murisin mirasçısından mal kaçırma kastı ile değil davalının kendisine sunduğu bakım hizmetine karşı temliki gerçekleştirdiği, satış işleminin ivazlı olması nedeniyle olayda yukarıda ilkeleri açıklanan muris muvazaasının uygulama yerinin bulunmadığı ve davacılar tarafından muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların muris ...'nun kızı ...'tan torunları, davalı ...'nin de murisin oğlu olduğu, maddi durumu iyi olan ve tedavi masraflarını karşılayabilecek durumda olan murisin davaya konu 716 ada 29 ve 30 parsel sayılı taşınmazlarını ölümünden kısa süre önce vekili ... aracılığıyla oğlu....'ye devretmesinin haklı ve makul bir nedeni bulunmadığı, tarafların ortak murisinin dava konusu taşınmazları davalı oğluna mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak temlik ettiği, miras bırakanın, sağlığında mirasçılar arasında her hangi bir şekilde malvarlığına yönelik paylaştırmada bulunmadığı, murisin, davacıların annesi olan kızı ...'a bedelini ödemek suretiyle taşınmaz satın aldığı savunulmuşsa da murisin kızına maddi destekte bulunmasının denkleştirmenin varlığına delalet etmeyeceği, tarafların ortak murisinin dava konusu taşınmazı davalı oğluna mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak temlik ettiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle: a. Davacıların davalarını ispat edemediklerini, davacı tanıklarının duyuma dayalı beyanda bulunduklarını, bilgiye ve görgüye dayalı beyanları olmadığını, tanık olarak dinlenilen davacıların eşlerinin temlik tarihinde ailede dahi olmadıklarını, davacıların murisin kızından mal kaçırdığını iddia ettiklerini, oysa murisin müvekkili dışında iki oğlu daha olduğunu, b. Murisin mal kaçırma kastı olmadığını, ölüm tarihi itibariyle 23 milyonluk mal bıraktığını, müvekkilinin müteahhitlik yaptığını ve taşınmazı alacak ekonomik gücü olduğunu, bedeller arası aşarı fark olmadığını, alım bedeli ile tespit edilen bedel arasında % 8'lik bir fark olduğunu, baba oğul arasında bu farkın normal olduğunu, c. Müvekkilinin babasına çok hizmet ettiğini, murisin zengin olduğunu ancak mallarının satılması ile bunun mümkün olacağını, murisin kanser tedavisini İstanbul’un en lüks hastanesinde gördüğünü, taşınmazları olan murisin nakde ihtiyacı olduğunu, murisin ölümünden sonra oğullarının murisin ortağı ile borcu için anlaşma yaptıklarını ve borcun oğulları tarafından ödendiğini, hastaneye yapılan ödemelerin ispatlandığını, d. Tanık beyanları ile haklılıklarının da sabit olduğunu, mirasçıların da lehe beyanda bulunduklarını, hatta davacıların kardeşlerinin dahi savunmalarını doğruladığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden; mirasbırakan ....’nin kayden maliki 716 ada 29 ve 30 parsel sayılı taşınmazları murise vekaleten oğlu ...in 27.12.1984 tarihinde murisin oğlu davalı ...’ye satış suretiyle temlik ettiği, murisin 06.02.1985 tarihinde, eşinin 2000 yılında öldüğü, geriye mirasçı olarak 2017 yılında ölen kızı ....’in davacı çocukları ... ve ..., dava dışı çocukları ... ve ..... ile murisin oğulları...,... ve davalı ...’nin kaldıkları, dava konusu taşınmazlar dışında murisin adına kayıtlı başkaca taşınmazları da olduğu, 29 ve 30 parsel sayılı taşınmazların tevhidi ile 45 parsel sayılı taşınmazın, 45 ve 42 parsel sayılı taşınmazların tevhidi ile de 47 parsel sayılı taşınmazın oluştuğu ve 01.03.2017 tarihinde taşınmazda kat irtifakı tesis edildiği görülmüştür. Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Muris muvazaasında 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Öte yandan, TMK’nın 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190/1 hükmü ise “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” düzenlemelerini içermektedir. Somut olayda; davanın kazanılması halinde hak sahibi olacak davacıların kardeşi olan davalı tanığı ...’un davalının taşınmazı aldığı sırada müteahhitlik yaptığı, o sırada murisin hastanede yattığı, hastane masrafları çok olacağı için taşınmazın satılmasına karar verildiği, dışarıya satılmaması için de davalının taşınmazı aldığı, hastane masraflarının yüksek olduğunu bildiği, dedesinin annesini çok sevdiği, babasının maddi durumuyla ilgili sıkıntılarında dedesinin kendilerine yardım ettiği, iş kursun diye bakkal dükkan aldığı ve tapusunu annesinin üzerine yaptığı, her zaman yanlarında olduğu, muris öldükten sonra da annesi rahatsızlandığında dayılarının her zaman annesinin yanında oldukları ve maddi destek sağladıkları, mal kaçırmaya ilişkin duyduğu herhangi bir şey olmadığı yönünde beyanda bulunduğu, davalı tanığı olarak dinlenilen murisin oğlu ...in de murisin hastane masrafları olduğu, ağabeyinin maddi durumu kendilerinden daha iyi olduğundan babasının talimatı ile taşınmazı onun satın aldığı, herkesin bundan haberi olduğu, hastane masraflarını ağabeyinin ödediği, davacıların annesi ile aralarında hiçbir problem olmadığı, ablasının eşi iki sefer iflas ettiğinde babasının kendilerine maddi destek sağladığı ve eniştesine dükkan aldığı, tapusunu da ablasının adına yaptığı yönünde beyanda bulunduğu, murisin 1985 yılında öldüğü, davacı tanıklarının aile ile ilişkilerinin murisin ölümünden sonra başladığı ve beyanlarının duyuma dayalı olduğu, murisin temlik edilen taşınmazlar dışında başka taşınmazları da olduğu, murisin kızı ile arasının iyi olduğu hususları dikkate alındığında temliklerin mal kaçırma amacıyla yapıldığının davacı tarafça ispatlandığını söyleyebilme olanağı yoktur. Hal böyle olunca, davacıların iddialarını ispat edemedikleri gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2022/7774 E., 2023/586 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi
1. Hukuk Dairesi         2022/7774 E.  ,  2023/586 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil - tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; duruşma günü olarak saptanan 31/01/2023 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar ... v.d. vekili gelmedi, temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ... davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar, mirasbırakan anneleri ...’ın 112 ada 34 parsel sayılı taşınmazını hileli ve muvazaalı şekilde torunu olan davalı ...’a temlik ettiğini, temlik işleminin tapuda satış gösterildiğini ancak gerçekte bağış olduğunu ve mirastan mal kaçırma amaçlı, muvazaalı yapıldığını, davalı ...’ın da bir süre sonra taşınmazı muvazaayı bilen diğer davalı ...’e devrettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline mümkün olmazsa tenkise karar verilmesini istemişlerdir. II. CEVAP 1.Davalı ..., kendisi ve dava dışı babası ...’ın, amcası olan ... ...’nin düğün masraflarının tamamını karşıladıklarını, taşınmazın satış tarihindeki değerinin babası ... tarafından mirasbırakan babaannesi ...’ye verildiğini, ailesi ile birlikte ölene dek mirasbırakana baktıklarını, mirasbırakanın geride pek çok taşınmazının kaldığını, taşınmazı daha sonra maddi sıkıntılardan dolayı diğer davalı ...’e bedeli karşılığında devrettiğini, tenkis isteğinin zamanaşımına uğradığını belirtip davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ..., taşınmazı yatırım amaçlı, bedelini ödeyerek satın aldığını, kendisine yönelik iddianın gerçeği yansıtmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, muvazaa iddiasının ispatlanamadığı, tenkis isteği yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili, taşınmazın mirasbırakan tarafından devredildiği tarihte 1984 doğumlu olan davalının taşınmazı satın alma gücünün olmadığını, satış tarihlerinde davalıların banka hesap hareketlerinde satış parasına ilişkin kayıt bulunmadığını, taşınmazın satış tarihlerindeki değerlerinin dikkate alınmadığını, davalı ...'in eşi olan dava dışı ...'ın daha önce davalı ...'ın anne ve babasının avukatlığını üstlendiğini, aile avukatı olduğunu, taşınmazın muvazaalı şekilde Nevim'e devredildiğini, dinlenen davalı tanıklarının aynı köyden olmadıklarını, tanık ...'ın davalının babasına bir miktar borç para verdiğinden bahsettiğini ancak miktar belirtmediği gibi verdiği parayı da ispat edemediğini, diğer davalı tanığı ...'in olaya ilişkin bilgisinin bulunmadığını, mirasbırakanın bakımının müvekkilleri Şaban ve ... tarafından yapıldığını, ekonomik mali durum araştırması ile de bu hususun sabit olduğunu, 9 parça taşınmazı bulunan mirasbırakanın maddi durumunun iyi olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mirasbırakanın oğlu dava dışı ... ...'nin ilk satış tarihi olan 2003 yılında evlendiği, tanık beyanları ile mirasbırakanın oğlunu evlendirirken maddi sıkıntı içerisine girdiği, bir kısım masrafların davalı ...'ın babası olan oğlu ... tarafından yapıldığının tanık beyanları ile anlaşıldığı, mirasbırakanın çekişme konusu taşınmazdan başka 9 parça taşınmazının daha bulunduğu, bakımının da genel olarak davalı ve ailesi tarafından yapıldığı gözetilerek yapılan devirlerin mal kaçırma amaçlı olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili duruşma istekli temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bir başka dava dosyası incelenerek hukuka aykırı oluşturulduğunu, mirasbırakanın taşınmaz satmaya ihtiyacının olmadığını, davalının satış tarihinde taşınmazı alım gücünün bulunmadığının dikkate alınmadığını, İstinaf Mahkemesince de taşınmazın davalının babası olan ... tarafından alındığı benimsenerek bu hususun doğrulandığını, mirasbırakanın sosyal ekonomik durum araştırmasının eksik yapıldığını, davalıların ise sosyal ekonomik durum araştırmasının hiç yapılmadığını, davalılar tarafından satış bedelinin miktarı belirtilmediği gibi satış bedelinin ödendiğinin de ispatlanamadığını, bedeller arasında fahiş fark olduğunu, mirasbırakana davacılar tarafından da bakıldığını, yalnız davalının babası ...'ın bakmadığını, davalı ...'in 2000’li yıllardan beri ailenin avukatlığını yapmakta olan Av. ...'ın eşi olduğunu, Mahkemece davalı ... hakkında hiçbir değerlendirme yapılmadığını, 19.01.2017 tarihli duruşmada mazeretli olarak bulunmadıkları halde tanıklarının HMK'nın 27/2-(b). maddesine aykırı olarak dinlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tenkis isteğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras ... çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 99,20 TL bakiye onama harcının temyiz edenlerden alınmasına, 03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davalı vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.01.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2022/7127 E., 2023/264 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi
1. Hukuk Dairesi         2022/7127 E.  ,  2023/264 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 17.01.2023 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacılar ... v.d. vekili Avukat ... geldiler, duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar, mirasbırakan babaanneleri ...’in kendisine üst soyundan intikal eden 1325 ada 61 parseldeki 11 no.lu bağımsız bölümünü mirastan mal kaçırma amacıyla, muvazaalı olarak kızı olan davalıya satış suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek miras payları oranında iptal – tescile karar verilmesini istemişlerdir. II. CEVAP Davalı, taşınmazın mirasbırakana üstsoyundan intikal etmediğini, taşınmazı gümrük müdür muavini olan dava dışı eşi ile birlikte 29.05.1985 tarihinde dava dışı müteahhit ...'den mirasbırakanın oturması için satın aldıklarını ancak o dönemde “Kapıkule Olayları” olarak anılan yolsuzluk soruşturmaları nedeni ile mirasbırakan adına tescil ettirdiklerini, daha sonra taşınmazın mirasbırakanın talebi üzerine gerçek sahibine geri döndüğünü, mirasbırakan annesinin aynı evde oturmaya devam etmesini istediğinden bu hususu garanti altına almak için taşınmazın intifa hakkını mirasbırakanın üzerinde bırakıldığını belirtip davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile muvazaa iddiasının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili, mirasbırakanın taşınmaz alabilecek ekonomik gücünün bulunmadığını, taşınmazın hiçbir zaman mirasbırakana ait olmadığını, davalının eşi Aydemir Maldarın 80'li yıllarda gümrük memuru olarak görev yapması ve Kapıkule Gümrük Olayları yaşanması nedeniyle taşınmaz alımının kendisinin soruşturma geçirmesine sebebiyet verebilecek olması nedenleriyle kayıtlarda mirasbırakanın adının geçtiğini, taşınmaz bedelinin davalı ve eşi tarafından ödendiğinin mirasbırakanın devraldığı daireyi yapan ...'in eşi ...'ın tanık sıfatıyla verdiği beyanlarıyla ispatlandığını, mirasbırakanın çocukları ile hiçbir probleminin olmadığını, davalı ile daha yakın ilişki içerisinde olduğunu gösterir delil bulunmadığını, muvazaa iddiasının davacılar tarafından kanıtlanamadığını, bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, taşınmaz bedelinin akitte düşük gösterilmesinin muvazaanın kanıtı olamayacağını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tek taşınmazı bulunan mirasbırakanın mal satmaya ihtiyacının olmadığı, kızı olan davalı ile daha yakın ilişki içerisinde bulunması nedeniyle diğer mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla temlik işlemini gerçekleştirdiği, satış bedelinin ödenmediği, temlikin muvazaalı olduğu, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve yasaya, maddi vakıalara aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili duruşma istekli temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, istinaf dilekçesindeki itiraz nedenlerini yineleyerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras ... çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 24.335,43 TL bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına, 03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davacılar vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.01.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2022/7582 E., 2023/6382 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Mülkiyetin nakline ilişkin Türk Medeni Kanunu′nun 706, Türk Borçlar Kanunu′nun 237 ve Tapu Kanunu′nun 26 ncı maddeleri dikkate alındığında, Fethiye 5.
1. Hukuk Dairesi         2022/7582 E.  ,  2023/6382 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1677 E., 2022/1339 K. DAVA TARİHİ : 01.12.2017 HÜKÜM/KARAR : Kabul/Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ceyhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/121 E., 2021/57 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacılar; mirasbırakanları ...'nun, kardeşi olan davalı ...'e; ... Gıda Tar. Teks. Tohum Güb. Tic. Paz. Ltd. Şti. ile yine Ceyyum Tavukçuluk Tic. Paz. Ltd. Şti.'nin ortakları olmaları nedeniyle şirketin işleri ve kredileri için işlem yapmak üzere uzunca süre önce vekalet verdiğini, mirasbırakanlarının 2014 yılında ağır hastalandığını, fazla bir şeyin bilincinde olmadığını, davalı vekil ...'in mirasbırakana ait dava konusu 760 parsel sayılı taşınmazı 10.12.2014 tarihinde oğlu olan diğer davalı Muhammed'e devrettiğini, 05.02.2015 tarihinde de taşınmazı adına tescil ettirdiğini, 10.07.2017 tarihinde ise tarafları tanıyan, sürekli şirkette duran ve herşeyden haberdar olan davalı ...'ya taşınmazın devredildiğini, mirasbırakanları...'dan alınan vekaletnamenin mirasbırakanın bilincinin dahi yerinde olmadığı bir dönemde kötüye kullanıldığını, davalı ... ile mirasbırakanın arasının iyi olmadığını, davalı vekil ...'in yine mirasbırakana ait başka bir taşınmazı benzer şekilde üzerine geçirdiğini, bu taşınmaza ilişkin de dava açtıklarını, mirasbırakanın satışa ihtiyacı olmadığını, herhangi bir ödeme de yapılmadığını, temliklerin muvazaalı olduğunu, davalıların mirasbırakanın hastanede ve kötü durumda olduğu bir zamanda planlı ve kötüniyetli olarak işlem yaptıklarını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. 2. Davacı ... Yiğit, Fethiye 5. Noterliğinin 13.10.2020 tarihli temlik sözleşmesi ile dava konusu alacağı temlik aldığını bildirmiş, davacı olarak yargılamaya devam etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ...; iddiaların gerçeği yansıtmadığını, taşınmazı bedeli karşılığında satın aldığını, satış bedelini de banka kanalı ile ödediğini, ... ve kardeşi...'ı çiftçilik yapmaları nedeni ile tanıdığını, zaman zaman da ödünç para verdiğini, ancak bir ortaklıkları bulunmadığını, ortak bir iş yapmadıklarını, işlerinin durumunu ve aile ilişkilerini bilmesinin mümkün olmadığını, Mayıs 2017'de ...'e verdiği ödünç paraları istediğini, ...'in teklifi üzerine taşınmazı satın aldığını, diğer davalı ... ile aralarının bozuk olduğunu, verdiği ödünç paraları istemesi üzerine aralarının açıldığını, dava konusu taşınmazı gerçek değeri üzerinden satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalılar ... ve Muhammed Tahsin, mirasbırakan ile davalı kardeşi ...'in aralarının çok iyi olduğunu, kardeşlerin bütün işleri birlikte yaptığını ve birbirlerinin üstüne taşınır-taşınmaz mal alıp, sattıklarını, birlikte bir şirket yönettiklerini, birbirlerine karşı büyük bir güven ilişkisi içerisinde olduklarını, ... tarafından davalı ...'e verilen farklı vekaletnameler bulunduğunu, bu vekaletnamelerle davalı ...'in... adına çok sayıda taşınır ve taşınmaz satın aldığını, dava konusu taşınmazın ise davalı ... adına satın alınacağını, ancak kredi çıkmaması ve kredinin... adına çıkarılabilmesi nedeniyle satışın da... adına yapıldığını, taşınmaz bedelinin nakit kısmının davalı ... tarafından ödendiğini, kredi borç ve taksitlerinin de ... tarafından ödendiğini ve halen ödenmeye devam edildiğini, aniden rahatsızlanması ve hastaneye yatırılması ile kanserin ileri seviyesinde olduğunun öğrenilmesi üzerine...'ın davalı ...'e ait taşınmazların devrini istediğini, hem alıcı hem satıcı olup tek başına işlem yapamadığından, önce diğer davalı oğlu Muhammed Tahsin'e, sonra da ...'e devirlerin yapıldığını, davalı ...'in borçlarını ödeyememesi nedeni ile bir kısım borçlarına karşılık olarak dava konusu taşınmazı iyi niyetli üçüncü kişiye sattığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2019 tarihli ve 2017/654 Esas, 2019/456 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazı satın alan davalının iyi niyetli üçüncü kişi olduğu, tapu siciline güven ilkesi gereğince davalının iyi niyetli mülkiyet kazanımının korunması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Kaldırma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 23.03.2020 tarihli ve 2019/1769 Esas, 2020/437 Karar sayılı kararıyla; davalı ...'in taşınmaz devrine ilişkin... ile aralarında yapıldığını ileri sürdüğü inanç sözleşmesine dayandığı, mirasbırakan... tarafından çekildiği ileri sürülen kredinin taksitlerinin kim tarafından ödendiğinin ilgili bankadan sorulup araştırılarak mirasbırakan ile davalı ... arasında inanç sözleşmesi olup olmadığının tespit edilmesi, davalılar ... ve Mehmet arasında yapılan satış sözleşmesine ilişkin resmi senet örneğinin istenerek senette gösterilen satış bedelinin bilirkişi raporundaki miktara uyup uymadığı, davalı ...'in raporda belirtilen miktar düzeyinde davalı ...'e banka aracılığıyla ödemede bulunup bulunmadığının tespitinin yapılması, davalı ...'nın mirasbırakan ve davalıyı yakından tanıması ve yakın ilişki içerisinde olması hususları dikkate alınarak bir karar verilmesi gerektiği; kabule göre de, davalılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçeleriyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 ncı maddesi gereğince tarafların istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. C. İlk Derece Mahkemesince Kaldırma Kararı Sonrasında Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 29.04.2021 tarihli ve 2020/121 Esas, 2021/57 Karar sayılı kararıyla; davalıların savunmalarını ispatlayamadığı, yazılı deliller ile destekleyemedikleri, davalı ...'nın tarafları tanıdığı, aralarındaki ilişkiyi bilebilecek olduğu, davanın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. D. Kaldırma Kararı Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararına Karşı İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. E. İstinaf Sebepleri Davalılar vekilleri (ayrı ayrı verdikleri) istinaf dilekçelerinde özetle; kararın hukuka aykırı ve hatalı olduğunu, kredi veren Ziraat Bankasından gelen yazı cevabında kredinin... değil ... tarafından çekildiğinin ve kredi bedelinin de ... tarafından ödendiğinin açıkça görüldüğünü, taşınmazın satın alınması için kredinin ... tarafından çekildiğini ve çekilen kredi ile aynı tarihte dava konusu taşınmazın satın alındığını, tanık beyanları ve delillerle iddialarının ispatlandığını, gerekçeli kararda hiç bir gerekçe sunulmadığını, davalı ... tarafından satış bedelinin ödendiğini, dosyaya sunulan bono senetleri ile de davalı ...'in diğer davalı ...'e borçlandığının ve borçlarını ödeyemediğinin, bu nedenle taşınmazın satıldığının görüleceğini, davalı ...’nın kötü niyetli olarak bu yeri satın aldığı konusunda davacı tarafın hiçbir delil sunmadığını, davalı ...'in samimi arkadaş olduğu mirasbırakakan... aleyhine işlem yapmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davalı ...'in yalnızca tarafları tanıdığından davanın kabulüne karar verilmesinin hukukla bağdaşmadığını, kredi sözleşmesi ve geri ödenmesi ile ilgili belgeler, tapu kayıtları, banka dekontları incelendiği zaman delil başlangıcının bulunduğunu, bu durumda tanık dinlenebileceğini ve dinlenen tanıkların iddialarını doğruladığını, yapılan işlemin hukuka uygun olduğunu, davacının davasını ispatlayamadığını, davalı ...'in iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmişlerdir. F. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 23.09.2022 tarihli ve 2021/1677 Esas, 2022/1339 Karar sayılı kararı ile; davalı vekil ... ile diğer davalıların ...'nu zarara uğratmak kastıyla fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek dava konusu taşınmazı davalı ... üzerine geçirdikleri, davalıların çıkar ve işbirliği içerisinde oldukları, verilen kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekilleri temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçelerindeki itiraz nedenlerini yineleyip kararın hukuka aykırı ve hatalı olduğunu, taşınmazın davalı ... tarafından çekilen kredi ile mirasbırakan... adına satın alındığını, hatalı olarak kredinin... tarafından çekildiğinin bildirildiğini, savunmanın yanlış olduğu şeklinde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu bildirerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Türk Medeni Kanunu’nun 706/1 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 183 ve 237 nci maddeleri, Tapu Kanunu’nun 21 inci ve 26 ncı maddeleri. 2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 2022/1-851 Esas, 2022/1557 Karar sayılı kararı. 3. Değerlendirme 1. Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; ...'nun Ceyhan 3. Noterliğinin 09.07.2001 tarihli vekaletnamesi ile davalı ...'nu vekil tayin ettiği, dava konusu 760 parsel sayılı taşınmazın ... adına kayıtlı iken davalı vekil ... tarafından 10.12.2014 tarihinde diğer davalı Muhammed Tahsin ...'na, Muhammed Tahsin tarafından da 05.02.2015 tarihinde davalı ...'e satış suretiyle devredildiği, ...'in ise taşınmazı 10.07.2017 tarihinde davalı ...'ya temlik ettiği kayden sabittir. ...'nun 31.01.2015 tarihinde ölümü ile geride eşi ... ile kızları Gözde, Gönen ve Gülşah'ın mirasçı olarak kaldıkları anlaşılmaktadır. Eldeki dava ise mirasbırakan...'ın anılan mirasçıları tarafından tapu iptali ve tescil isteğiyle açılmış, bilahare... mirasçıları davacılar Fethiye 5. Noterliğinin 13.10.2020 tarihli sözleşmesi ile eldeki davadaki müddeabihin tamamını, her türlü hak ve alacaklarını temlik ettiklerine dair ... Yiğit ile sözleşme yapmışlardır. 2. Hemen belirtilmelidir ki; taşınmazların devrine ilişkin kurallar yukarıdaki kanun hükümleri ile belirlenerek, tapu müdürü veya tapu görevlileri tarafından tanzim edilecek şekil koşullarına bağlandığından, tapu iptali ve tescil istemiyle açılan davalar sırasında davacının, hukuk yargılamasında uygulanacak hükümlerin düzenlendiği HMK’nın 125/2 nci maddesine dayanarak dava konusu taşınmazdaki mülkiyet ya da aynî hakkını alacağın devri yoluyla üçüncü bir kişiye devretmesi olanağı bulunmamaktadır. Öte yandan, TBK’nın 183 üncü maddesine göre bir hakkın alacağın devri yoluyla üçüncü bir kişiye temliki için işin niteliğinin buna engel olmaması gerekir. Bu tür davalarda, alacağın temliki yoluyla devri mümkün olan bir hak bulunmamaktadır. Herkese karşı ileri sürülebilen mutlak hak niteliğindeki aynî hakların bu şekilde devri mümkün olmadığından, temlik alanın mülkiyet hakkı sahibi davacının yerine geçerek taraf sıfatını kazandığından da söz edilemez. Aksi takdirde, davacı tapu kaydını henüz kendi adına geçirmeden, dava sırasında varlığını ileri sürdüğü mülkiyet hakkını alacağın temliki yoluyla temlik alana geçirmiş olacaktır. Ayrıca, maddi hukuka ilişkin kanun hükümleri kapsamında hakkın devri için resmî şekil koşulunun geçerlilik koşulu olarak öngörüldüğü bir konu hakkında HMK’nın 125/2 nci maddesi ile bir istisna getirildiğini söylemek de isabetli olmayacaktır. Maddi hukuk kuralları kişilerin sahip oldukları hak, yetki, ödev ve borçları düzenlerken usul kuralları mahkemeler önündeki bir davanın çözüm yöntemi ve işleyişiyle ilgili şekli kuralları düzenlemekte, davaların belirlenen bu şekil, süre ve usullere uygun olarak çözümlenmesini hedeflemektedir. Bu nedenle maddi hukukun hüküm ve sonuç bağlamadığı olgulara usul hukuku anlamında geçerlilik tanınarak aynî hakkın devredildiği kabul edilemez. Esasen dava konusunun devri, maddi hukuk düzeyinde ortaya çıkan değişikliklerin usul hukuku düzeyinde nasıl değerlendirilmesi gerektiğini belirleyen bir kurumdur. 3. Somut olaya gelince; yargılama sırasında ... Yiğit vekili tarafından Fethiye 5. Noterliğinin 13.10.2020 tarihli temlik sözleşmesi ile dava konusu alacağın devralındığı bildirilmiş, bunun üzerine Mahkemece HMK madde 125/2 gereği dava konusu devredildiğinden, devir alan ... Yiğit'in davacı olarak kaydının yapılmasına karar verilerek bu suretle yargılamaya devam edilmiştir. Ancak bahsedildiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 183 üncü ve devamı maddelerinde düzenlenen "alacağın temliki" müessesesinde devri mümkün olan hak, bir alacağa ilişkindir. Oysa, eldeki davada yapılan temlikin, koşulların gerçekleşmesi halinde mülkiyet hakkından kaynaklanan tapu iptali-tescile yönelik sonuç doğuracağı, başka bir deyişle, mülkiyetin nakline yol açacağı açıktır. Mülkiyetin nakline ilişkin Türk Medeni Kanunu′nun 706, Türk Borçlar Kanunu′nun 237 ve Tapu Kanunu′nun 26 ncı maddeleri dikkate alındığında, Fethiye 5. Noterliğinin 13.10.2020 tarihli sözleşmenin yasal olduğunu ve hukuki sonuç doğuracağını söyleyebilme olanağı yoktur. Bu nedenle temlik alan ... Yiğit'in davada yasal açıdan sıfatının varlığı kabul edilemez. 4. Hal böyle olunca; tapu sicilinde tasarruf yetkisi bulunmayan davacıların yaptığı temlik sözleşmesi ile mülkiyet veya aynî hakkını temlik alana kazandırdığının kabul edilemeyeceğinin gözetilmesi gerekirken temlik alan ... Yiğit'in davacı taraf yerine geçtiği kabul edilmek suretiyle yargılama yapılıp yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmektedir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.11.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. - KARŞI OY - Dava, tapu iptali ve tescil davasıdır. Yargılama devam ederken davacı taraf 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125 inci maddesinin 2 numaralı fıkrası uyarınca dava konusu hakkını devretmiş, dava devralan tarafından sürdürülmüştür. Yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince (İDM) davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince (BAM) de başvuru esastan reddedilmiştir. Dairemzin Sayın Çoğunluğunca ise özetle; 6100 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 2 numaralı fıkrasının taşınmaz mülkiyetine ilişkin müdabbihleri kapsamadığı, mülkiyet hakkından kaynaklanan ve tapu iptal ve tescile yönelik sonuç doğuracak temliklerin mülkiyetin nakline yol açacağı, bunun ise kanunlarda gayrimenkulun devrini şekil şartına bağlayan kurallara aykırılık teşkil edeceğini belirtmek suretiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Sayın Çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, davacı tarafın yargılama sırasında tapu iptal ve tescil talebine ilişkin dava konusunu devredip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. 6100 Sayılı Kanunun "dava konusunun devri" başlıklı 125. maddesinin 2 numaralı fıkrası şöyledir: "(2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. (Ek cümle:22/7/2020-7251/11 md.) Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur." Anılan fıkra metinden açıkça anlaşılacağı üzere kanun koyucu davanın açılmasında sonra dava konusunun devredilmesine izin vermiş ve devralanın davacının yerine geçerek davanın kaldığı yerden devam edeceğine hükmetmiştir. Kanun koyucu bu düzenlemeyi yaparken dava konusunun taşınmaz olması durumunda anılan devrin yapılamayacağına ilişkin bir kayıt veya sınırlamaya da yer vermemiştir. Buna göre davacı tarafın tapu iptali ve tescil talep etme hakkını devralana devretmesinin önünde yasal bir engel bulunmamakta olup gerek İDM gerekse de BAM tarafından 6100 sayılı Kanun'un anılan hükmüne dayanılarak dava konusunun devrinin geçerli olduğunu kabul etmesinde hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı açıktır. Her ne kadar Sayın Çoğunlukça söz konusu noter sözleşmesi ile dava konusunun devredilmesine geçerlilik tanınmasının gayrimenkullerin satışını ancak tapu memuru önünde yapılacak resmi satış ile gerçekleşebileceği yönündeki şekli koşulu bertaraf edeceği ve tapu sicilinin bypass edilerek mülkiyet devrine neden olacağını değerlendirmiş ise de bu görüşe katılmak mümkün görünmemektedir. Zira davacı tarafın noter huzurunda dava konusunu devretmesi ile mülkiyet devralana geçmemekte sadece mülkiyetin devir borcu doğmaktadır. Devralan devraldığı hakkın hukukça korunması gereken bir menfaat bulunduğunu kanıtladıktan sonra mülkiyetin nakli mahkeme kararıyla gerçekleşmektedir. Dolayısıyla dava konusunun devredilmisiyle mülkiyet naklinin gerçekleştiğinden veya tapu sicilinin bypass edilerek tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan herhangi bir kamusal yararın ihlal edildiğinden söz edilemez. Aksi kabul kanun koyucunun 6100 sayılı Kanunun 125. maddesinin 2 numaralı fıkrasıyla ortaya koyduğu açık iradeyle çelişecektir. 8. Öte yandan yukarıdaki değerlendirmemizin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 183. maddesinde bir hakkın alacağın devri yoluyla devredilebilmesi için işin niteliğinin buna engel olmaması gerektiği hükmüyle bağdaşmayan bir tarafı da bulunmamaktadır. Bir başka ifadeyle gayrimenkullerin devrinin işin niteliği gereği ancak resmi memur önünde gerçekleşebileceğinden bahisle de davacı tarafın dava konusunu devralana devredemeyeceği ileri sürülemez. Zira somut olayda, mülkiyet noterde yapılan devir sözleşmesiyle devredilmemekte, mülkiyet hakkından kaynaklanan dava hakkının üçüncü kişiye devredilmesi söz konusu olmaktadır. Yargılamada dava konusunu devreden kişinin hukuken korunması gereken bir mülkiyet hakkının bulunup bulunmadığı, bulunduğu tespit edildikten sonra ise bunun usulüne uygun olarak devralana devredilip devredilmediği, mahkemece denetlenmekte ve koşulları oluşmuş ise tıpkı diğer tapu iptali ve tescil davalarında olduğu gibi mahkeme kararıyla tesis edilmektedir. Dolayısıyla 6098 sayılı Kanun'un anılan hükmü bakımından da devre engel bir durumun bulunmadığı açıktır. 9. Açıklanan nedenlerle, dava konusunun devredilmesinde hukuka aykırı bir durum bulunmadığından işin esasıyla ilgili bir değerlendirme yapılarak temyiz incelemesinin sonuçlandırılması gerekirken yukarıda belirtilen gerekçelerle bozma yapılması yönündeki Sayın Çoğunluğun görüşüne iştirak edilememiştir.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.