Türk Medeni Kanunu 313. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 313- (Değişik birinci cümle: 3/7/2005-5399/1 md.) Evlât edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle ergin veya kısıtlı aşağıdaki hallerde evlât edinilebilir.
1. Bedensel veya zihinsel engeli sebebiyle sürekli olarak yardıma muhtaç ve evlât edinen tarafından en az beş yıldan beri bakılıp gözetilmekte ise,[21]
2. Evlât edinen tarafından, küçükken en az beş yıl süreyle bakılıp gözetilmiş ve eğitilmiş ise,
3. Diğer haklı sebepler mevcut ve evlât edinilen, en az beş yıldan beri evlât edinen ile aile hâlinde birlikte yaşamakta ise.
Evli bir kimse ancak eşinin rızasıyla evlât edinilebilir.
Bunlar dışında küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
C. Hükümleri
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
13 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2022/9358 E., 2024/751 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın erginlerin evlat edinilmesine ilişkin olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) erginlerin evlat edinilmesine ilşkin 313 üncü maddesinde, bu maddede düzenlenenler dışında küçüklerin evlat edinilmesine ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla uygulanacağı hükmünün yer aldığı, aynı Kanun'un 308 inci maddesi
2. Hukuk Dairesi 2022/9358 E. , 2024/751 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1527 E., 2022/1089 K.
DAVA TARİHİ : 12.10.2020
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/1062 E., 2021/778 K.
Taraflar arasındaki evlat edinme davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.02.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacı ... ile vekili Avukat ... ve karşı taraf davalı ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 06.02.2024 günü Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın Hollanda'da doğduğunu, müvekkilinin ablası olan Naşide'nin doğumdan sonra rahatsızlandığını, rahatsızlığının 1991'de vefat edene kadar sürdüğünü, o tarihlerde müvekkilinin ablası ile yaşadığını, ablasının ölümünden sonr Murat'ın müvekkiline verildiğini, Murat'ın babasının da izni ile ayrı bir eve taşındıklarını, Murat'a müvekkilinin baktığını, okula gönderdiğini, tüm maddî ve manevî ihtiyaçlarını karşıladığını, davalının müvekkilini anne bilip, müvekkiline anne diye hitap ettiğini, davalı ...'ın çocuğuna da müvekkilinin adını verdiğini, müvekkilinin altsoyu da bulunmadığını, arada kurulan ve yıllardır devam eden anne-oğul ilişkisinin resmiyet kazanması gerektiğini iddia ederek evlat edinmeye karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asıl cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul ettiğini, davacıyı annesi olarak bildiğini, tüm ihtiyaçlarının davacı tarafından karşılandığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 26.02.1970 doğumlu olan davacı ... ile evlat edinilmek istenen 11.02.1982 doğumlu ... arasındaki yaş farkının on sekiz yıldan az olduğu, evlat edinmeye karar verilebilmesinin yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, erginlerin evlat edinilmesinde yaş farkını düzenleyen hükmün anayasa'ya aykırı olduğunu, taraflar arasında uzun yıllardır anne-oğul ilişkisi olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın erginlerin evlat edinilmesine ilişkin olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) erginlerin evlat edinilmesine ilşkin 313 üncü maddesinde, bu maddede düzenlenenler dışında küçüklerin evlat edinilmesine ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla uygulanacağı hükmünün yer aldığı, aynı Kanun'un 308 inci maddesine göre evlat edinilenin, evlat edinenden en az on sekiz yaş küçük olmasının şart olduğu, evlat edinmenin, belirli şartlar ve usul içinde gerçekleştirilebilen ve evlat edinen ile evlatlık arasındaki soy bağı (nesep) ilişkisi kuran, meydana gelmesi kamu gücünün müdahalesine bağlı olan, bir medeni hukuk işlemi olduğu, 4721 sayılı Kanun'un, soybağını kan bağına dayanan soybağı ve mahkeme kararına dayanan soybağı olmak üzere ikiye ayırdığı, evlat edinmeyi de sözleşme ilişkisinden çıkarıp, hakimin kararına bıraktığı, evlat edinme kararı sonucunda, evlât edinilen ile evlat edinen arasında kanundan doğan, birinci dereceden bir üstsoy-altsoy hısımlığı meydana geleceği, evlat edinilenin, kendisini evlat edinmiş olan kişinin birinci dereceden altsoyu olacağı, evlat edinilen ile evlat edinen arasında yaş belli bir farkının bulunmasının kabul edilmiş olmasının sebebinin evlat edinme ile oluşan doğan yapay altsoy-üstsoy ilişkisini gerçek altsoy-üstsoy ilişkisiyle benzer kılmak olduğu, dava konusu olayda davacı tarafından ileri sürülen anayasaya aykırılık iddiasının ciddi olmadığı, İlk Derece Mahkemesince; davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek delillerin toplanıp değerlendirildiği, delillerin takdirinde yanlışlık yapılmadığı, usulü işlemlerin kanuna uygun olarak yerine getirildiği, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, bu itibarla verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı
gerekçesi ile davacının istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesini tekrar etmiş, Kanunen 16 yaşında evlenmenin mümkün olduğu da gözetildiğinde evlatlık ilişkisinin kurulması için 18 yaş farkının mutlak olarak aranmasının temel hak ve özgürlükleri büyük ölçüde kısıtladığını, ilgili hükümlerin iptali için Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvuru yapılması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, evlat edinme istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davanın kabulü koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 305 inci, 306 ncı, 307 nci, 308 inci, 309 uncu, 313 üncü, 314 üncü, 315 inci, 316 ncı maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu, 370 inci ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı, yeğeni Murat’ı evlat edinmek için dava açmış; mahkemece, evlat edinmek isteyen ile evlat edinilmek istenen arasında on sekiz yaş farkı bulunmadığı gerekçesiyle, TMK m. 308/1 gereğince davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacının, istinaf dilekçesinde yer alan Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiş, istinaf başvurusu da esastan reddedilmiş, davacı temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Öncelikle, konuyla ilgili ulusal mevzuattaki ilkelere değinmek gerekmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Anayasa):
“Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz” (m. 11).
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir” (m. 20/1).
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” (m. 36).
“Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.
Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.
Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır” (m. 41).
“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır” (m. 90/son).
“Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler” (Anayasa m. 138/1).
“Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.
Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddi görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır” (m. 152/1-2).
Türk Medeni Kanunu (TMK):
“ Evli olmayan kişi otuz yaşını doldurmuş ise tek başına evlât edinebilir” (m. 307/1).
“Evlât edinilenin, evlât edinenden en az onsekiz yaş küçük olması şarttır” (TMK m. 308/1).
Ayrıca, konuyla ilgisi bulunan ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde yer alan ilkelere de göz atmakta yarar vardır.
İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesi (AİHS):
“(1) “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda, zorunlu olan ölçüde ve yasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir” (m. 8).
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme :
“(1) Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir” (m. 3).
Çocukların Evlat Edinilmesine Dair Gözden Geçirilmiş Avrupa Konseyi Sözleşmesi :
"1. Bir çocuk ancak evlat edinmek isteyen kişinin hukuken aranan asgari yaşa ulaşması durumunda evlat edinilebilir. Bu anlamda aranan yaş on sekizden az otuzdan yüksek olamaz. Çocuğun yüksek yararı dikkate alınarak evlat edinmek isteyenle evlat edinilen arasında tercihen en az on altı yaş farkı olmalıdır.
2. Ancak hukuk çocuğun üstün yararı dikkate alınarak en düşük yaş sınırına ve yaş farkına ilişkin şartın aşağıdaki durumlarda kaldırılmasına izin verilebilir:
a. Evlat edinenin, çocuğun annesinin ya da babasının eşi ya da kayıtlı partneri olması durumunda veya
b. İstisnai koşulların ortaya çıktığı durumlarda" (m. 9).
Evlat edinmek isteyenle evlat edinilmek istenilenin hukuksal yararlarının korunması için, somut olayın yukarıda sözü edilen ulusal ve uluslararası mevzuata ilişkin ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, evlat edinilmek istenen 11.02.1982 doğumlu Murat, evlat edinmek isteyenin ablasının oğludur. Davacı öz yeğenini evlat edinmek istemektedir. Murat’ın doğumundan sonra annesinin rahatsızlandığı ve 1991 tarihinde öldüğü, Murat’a doğumundan itibaren hep evlat edinmek isteyen teyzesinin baktığı, ona annelik yaptığı, çevrede evlat edinmek isteyenin Murat’ın annesi olarak bilindiği, tarafların Hollanda’da aynı evde, Türkiye’de ise yakın evlerde kaldıkları, Murat’ın evlat edinmek isteyene anne dediği, aralarında ana-oğul ilişkisi kurulduğu; tarafların, dava tarihi itibariyle yaklaşık otuz sekiz yıl süren bu ilişkiyi resmi hâle getirmek istedikleri anlaşılmaktadır.
Davacı temyiz başvurusunda, Anayasa’ya aykırılık iddiasını sürdürmektedir.
Davacının istinaf aşamasında ciddi görülmeyen Anayasa’ya aykırılık iddiasının, temyiz mercii olan Dairemizce öncelikle karara bağlanması gerekmektedir (Anayasa m. 152/2).
Bilindiği üzere aile hukuku ilişkileri yalnızca kan bağıyla değil hukuksal yollarla da kurulabilir. Evlatlık bir aile hukuku kurumu olup evlat edinme kararı verildiğinde, evlat edinmek isteyenlerle evlat edinenler arasında hukuksal yoldan aile hukuku ilişkisi de kurulmuş olur.
Kuşkusuz, evlat edinmeyle ilgili koşuların belirlenmesi devletin geniş taktir yetkisindedir. Evlat edinme kararı da yasada belirlenen bu koşullara göre verilir. Ancak, bu konuda yapılan düzenlemelerin/belirlenen koşulların Anayasa’ya aykırı olmaması gerekir (Anayasa m. 11/2).
Somut olayda, evlat edinmek isteyenle evlat edinmek istenen arasında dava tarihi itibariyle yaklaşık otuz sekiz yıl süren eylemli bir aile ilişkisi kurulmuştur.
26.02.1970 doğumlu evlat edinmek isteyen ile 11.02.1982 doğumlu evlat edinilmek istenen arasında, yaklaşık on iki yıl yaş farkı bulunmaktadır. Mahkemece mevcut yasal düzenleme gerekçe gösterilerek, evlat edinmek isteyen ile evlat edinilmek istenen arasında on sekiz yaş farkı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, somut olaya uygulanan ve davanın reddine gerekçe oluşturan TMK m. 308’de yer alan on sekiz yaş farkına ilişkin yasa kuralının genel ve kesin bir koşul olarak düzenlenmiş olması, bu konuda hiçbir istisnaya yer verilmemesi; tarafların “aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı” (Anayasa m. 20) ilkesi ile çocukların üstün yararının korunması ilkesine (Anayasa 41) aykırılık oluşturmaktadır. Örneğin, anne veya babasını ya da her ikisini birden yitirmiş bir çocuğun, olayımızda da olduğu gibi yakın akrabaları tarafından büyütülmesi ve sonrasında evlat edinilmek istenmesi hâllerinde; yasada yer alan asgari yaş farkının kesin ve katı biçimde uygulanması zorunluluğu, çocuğun üstün yararına aykırılık oluşturabileceği gibi bu durum eylemli olarak oluşan ve devam eden aile ilişkilerine de zarar verebilir. Nitekim, Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruya ilişkin 25.07.2023 tarih ve 2020/10490 Başvuru Numaralı bir kararında benzer sonuca varmıştır (Y.C. Başvurusu, Başvuru Numarası: 2020/10490-Karar Tarihi: 25/07/2023, R.G. tarih ve sayı: 17/10/2023, 32342). Bu yüzden davacının, olaya uygulanan kural (TMK m. 308/1) yönünden Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi nitelikte görülmeli buna göre bir değerlendirme yapılmalıdır (Anayasa m. 152/2).
Öte yandan, uygulanacak yasa hükmünün (TMK m. 308/1) genel, kesin ve hiçbir istisnaya yer vermemesi nedeniyle; yukarıda belirtilen temel hak ve özgürlüklere, çocuk haklarına ilişkin uluslararası anlaşma ilkelerine de aykırı olduğu, bu gibi durumlarda Anayasa m. 90/son gereğince uluslararası anlaşma hükümleri esas alınarak on sekiz yaş farkının katı şekilde uygulanmayarak delillerin takdir edilip somut uyuşmazlığın çözülmesi de mümkündür. Bu konuda da Anayasa Mahkemesinin aynı kararı emsal niteliktedir (Y.C. Başvurusu, Başvuru Numarası: 2020/10490-Karar Tarihi: 25/07/2023, R.G. Tarih ve Sayı: 17/10/2023, 32342).
Ancak, somut olay açısından ve açılması muhtemel başka davalar yönünden sorunun kapsayıcı ve kesin olarak çözüme kavuşturulması amacıyla; somut norm denetimi yoluyla, Anayasa’ya aykırılığı yönünde ciddi sebepler bulunan yasa hükmünün (TMK m. 308/1) iptali için, konunun Anayasa Mahkemesine iletilerek itiraz başvurusunda (Anayasa m. 11, 138/1, 152/2) bulunulması ve sonucunun beklenmesi en öncelikli çözüm yoludur.
Eldeki davada, hiçbir çözüm yolu değerlendirilmemiş, bu yönlerden olumlu olumsuz bir karar alınmamış, temyiz edilen hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Tüm bu nedenlerle, değerli çoğunluktan farklı düşünüyor, onama görüşüne katılmıyorum.
Diğer kararlar (4)
2. Hukuk Dairesi, 2023/7500 E., 2024/752 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Davacılar vekili, müvekkili Yasemin'in evlat edinilmek istenen davalı ...'dan 17 yaş büyük olduğunu, 1 yaş farkının evlat edinme işlemine engel olmaması gerektiğini, diğer müvekkili Erhan'ın eşinin evlat edinmeye rızası bulunduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 313 üncü maddesinin son fıkrasının Anayasa'nın 17 nci maddesine aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu
2. Hukuk Dairesi 2023/7500 E. , 2024/752 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/156 E., 2023/1032 K.
DAVA TARİHİ : 17.12.2021
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/1593 E., 2022/1471 K.
Taraflar arasındaki evlat edinme davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nın 2016 yılından bu yana kesintisiz olarak müvekkilleriyle birlikte aile olarak yaşadıklarını, müvekkillerinin davalıyı evlat edinmek istediklerini, reşit olan Kübra Dalci'nin de müvekkilleri tarafından evlat edilmek istediğini, davalının müvekkillerini anne ve babası olarak gördüğünü, çevresine anne, baba ve kardeşi olarak müvekkillerini ve oğullarını tanıttığını ancak soyadı farklılığı nedeniyle zor durumda kaldığını iddia ederek davalının davacılar tarafından evlat edinilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 306 ncı maddesine dayanan evlat edinmeye ilişkin olduğu, anılan yasal düzenlemeye göre eşlerin ancak birlikte evlât edinebileceği; evli olmayanların birlikte evlât edinemeyeceği, 308 inci maddesinin birinci fıkrasına göre ise "evlât edinilenin, evlât edinenden en az onsekiz yaş küçük olması şarttır." şeklindeki emredici hükme sahip olduğu, davacılar ve davalının nüfus kayıtları incelendiğinde, eş olan davacılardan ... ile davalı ... Dalcı arasındaki yaş farkının 18'den fazla olduğu, ancak diğer davacı ...'ın doğum tarihi 06.05.1982, davalı ... Dalci'nin doğum tarihinin ise 09.03.1999 olup davacı ... ile davalı ... arasındaki yaş farkının 18'den az olması nedeniyle davacı ...'in açtığı davanın reddine karar verilmesi gerektiği, diğer davacı ...'ın açtığı davanın ise, 4721 sayılı Kanun'un birinci fıkrasına düzenlenen eşlerin ancak birlikte evlat edinebileceklerine dair emredici hükmü uyarınca, davacı ...'in evlat edinme davası reddedildiğinden, tek başına davalıyı evlat edinemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili, müvekkili Yasemin'in evlat edinilmek istenen davalı ...'dan 17 yaş büyük olduğunu, 1 yaş farkının evlat edinme işlemine engel olmaması gerektiğini, diğer müvekkili Erhan'ın eşinin evlat edinmeye rızası bulunduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 313 üncü maddesinin son fıkrasının Anayasa'nın 17 nci maddesine aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili, istinaf dilekçesini tekrar etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, evlat edinme istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davanın kabulü koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 305 inci, 306 ncı, 307 nci, 308 inci, 309 uncu, 313 üncü, 314 üncü, 315 inci ve 316 ncı maddeleri; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu, 370 inci ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.02.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacılar, evlat edinilmek istenen Kübra’yla bir aile olarak yaşadıklarını belirterek birlikte evlat edinmek istemişler; mahkemece, davacı ... ile evlat edinilmek istenen Kübra arasında on sekiz yaş farkı bulunmadığı gerekçesiyle, davacı ... yönünden TMK m. 308/1, davacı ... yönünden ise TMK m. 307 uyarınca davanın reddine karar verilmiş, davacıların istinaf başvurusu reddedilmiş, davacılar temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
Davacıların hem istinaf hem de temyiz başvurularında, olaya uygulanan yasayla ilgili Anayasa’ya aykırılık iddialarıda bulunmaktadır.
Öncelikle, konuya ilgili ulusal mevzuata değinmek gerekmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Anayasa):
“Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz” (m. 11).
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir” (m. 20/1).
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” (m. 36).
“Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.
Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.
Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır” (m. 41).
“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır” (m. 90/son).
“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” (m. 141/3).
“Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler” (Anayasa m. 138/1).
“Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.
Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddi görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır” (m. 152/1-2).
Türk Medeni Kanunu (TMK):
“Eşler, ancak birlikte evlât edinebilirler; evli olmayanlar birlikte evlât edinemezler. Eşlerin en az beş yıldan beri evli olmaları veya otuz yaşını doldurmuş bulunmaları gerekir.
Eşlerden biri, en az iki yıldan beri evli olmaları veya kendisinin otuz yaşını doldurmuş bulunması koşuluyla diğerinin çocuğunu evlât edinebilir” (m. 306).
“ Evli olmayan kişi otuz yaşını doldurmuş ise tek başına evlât edinebilir” (m. 307/1).
“Evlât edinilenin, evlât edinenden en az onsekiz yaş küçük olması şarttır” (TMK m. 308/1).
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK):
“(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
(2) Bu hak;
a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir” (HMK m. 27).
“Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” gerekçeli kararda yer almalıdır (m. 297/1-c).
Ayrıca, konuyla ilgisi bulunan ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde yer alan ilkelere de göz atmakta yarar vardır.
İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesi (AİHS):
“(1) “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda, zorunlu olan ölçüde ve yasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir” (m. 8).
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme :
“(1) Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir” (m. 3).
“(1) Geçici ve sürekli olarak aile çevresinden yoksun kalan veya kendi yararına olarak bu ortamda bırakılması kabul edilmeyen çocuk, Devletten özel koruma ve yardım görme hakkına sahip olacaktır.
(2). Taraf Devletler bu durumdaki bir çocuk için kendi ulusal yasalarına göre, uygun olan bakımı sağlayacaklardır.
(3) “Bu tür bakım, başkaca benzerleri yanında, bakıcı aile yanına verme, Islam hukukunda kefalet (kafalah), evlat edinme ya da gerekiyorsa çocuk bakımı amacı güden uygun kuruluşlara yerleştirmeyi de içerir. Çözümler düşünülürken, çocuğun yetiştirilmesinde sürekliliğin korunmasına ve çocuğun etnik, kültürel ve dil kimliğine gereken saygı gösterilecektir” (m.20).
Çocukların Evlat Edinilmesine Dair Gözden Geçirilmiş Avrupa Konseyi Sözleşmesi :
"1. Bir çocuk ancak evlat edinmek isteyen kişinin hukuken aranan asgari yaşa ulaşması durumunda evlat edinilebilir. Bu anlamda aranan yaş on sekizden az otuzdan yüksek olamaz. Çocuğun yüksek yararı dikkate alınarak evlat edinmek isteyenle evlat edinilen arasında tercihen en az on altı yaş farkı olmalıdır.
2. Ancak hukuk çocuğun üstün yararı dikkate alınarak en düşük yaş sınırına ve yaş farkına ilişkin şartın aşağıdaki durumlarda kaldırılmasına izin verilebilir:
a. Evlat edinenin, çocuğun annesinin ya da babasının eşi ya da kayıtlı partneri olması durumunda veya
b. İstisnai koşulların ortaya çıktığı durumlarda" (m. 9).
Evlat edinmek isteyenlerle evlat edinilmek istenilenin hukuksal yararlarının korunması için, somut olayın yukarıda sözü edilen ulusal ve uluslararası mevzuata ilişkin ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, evli olan ve birlikte evlat edinmek isteyen davacıların, devlet kurumunda korunma altında bulunan Kübra altı yaşlarındayken onunla tanıştıkları, hafta sonu ve yaz tatillerinde birlikte zaman geçirdikleri, Kübra ergin olduktan sonra da tümüyle birlikte yaşamaya başladıkları; aralarında, aile yaşamı anlamında bir ilişki kurulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, evlat edinmek isteyen eşlerden 06.05.1982 doğumlu Yasemin ile evlat edinilmek istenen 09.03.1999 doğumlu Kübra arasında on sekiz yaş farkı bulunmadığı gerekçesiyle, davacı ... yönünden TMK m. 308/1 uyarınca, buna bağlı olarak davacı ... yönünden ise TMK m. 307 uyarınca davanın reddine karar verilmiştir. Davanın reddine karar verilmesinin ana sebebi TMK m. 308/1 maddesidir.
Davacılar, istinaf yoluna başvurmuşlar, dilekçelerinde olaya uygulanan yasanın Anayasa’ya aykırı olduğu yönünde iddiada da bulunmuşlardır. Bölge Adliye Mahkemesince davacıların bu iddialarının ciddi bulunup bulunmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmamış, bu yönde bir gerekçeye yer verilmemiştir.
Oysa, gerek Anayasa gerek HMK’na göre, mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olmak zorundadır (Anayasa m. 141/3 ve HMK m. 297/1-c). Kararların yeterli gerekçeyi içermesi hukuki dinlenilme hakkının da bir gereğidir (HMK m. 27). Bu anayasal ve yasal zorunluluğa karşın, davacıların Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla ilgili hiçbir gerekçeye yer verilmemiş olması, adil yargılanma (Anayasa m. 36) hakkının ihlali sonucunu doğurabilecek niteliktedir.
Bu durumda davacıların, daha evvel bir karara bağlanmayan ve temyiz aşamasında da tekrarladıkları Anayasa’ya aykırılık iddialarının, temyiz mercii olan Dairemizce karara bağlanması gerekmektedir (Anayasa m. 152/2).
Bilindiği üzere aile hukuku ilişkileri yalnızca kan bağıyla değil hukuksal yollarla da kurulabilir. Evlatlık bir aile hukuku kurumu olup evlat edinme kararı verildiğinde, evlat edinmek isteyenlerle evlat edinenler arasında hukuksal yoldan aile hukuku ilişkisi de kurulmuş olur.
Kuşkusuz, evlat edinmeyle ilgili koşuların belirlenmesi devletin geniş taktir yetkisindedir. Evlat edinme kararı da yasada belirlenen bu koşullara göre verilir. Ancak, bu konuda yapılan düzenlemelerin/belirlenen koşulların Anayasa’ya aykırı olmaması gerekir (Anayasa m. 11/2)
Somut olayda evlat edinmek isteyenlerle evlat edinmek istenen arasında eylemli olarak bir aile ilişkisi kurulmuştur. Evlat edinmek isteyenlerden Yasemin ile evlat edinilmek istenen Kübra arasında yaklaşık on yedi yaş farkı bulunmaktadır. Biyolojik açıdan bakıldığında, bu yaş farkı dahi bir anne ile çocuğu arasında doğal kabul edilebilecek bir yaş farkı niteliğindedir.
Oysa, Mahkemece mevcut yasal düzenleme gerekçe gösterilerek, evlat edinmek isteyenlerden Yasemin ile evlat edinilmek isteyen Kübra arasında on sekiz yaş farkı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, somut olaya uygulanan ve davanın reddine gerekçe oluşturan TMK m. 308’de yer alan on sekiz yaş farkına ilişkin yasa kuralının genel ve kesin bir koşul olarak düzenlenmiş olması, bu konuda hiçbir istisnaya yer verilmemesi; tarafların “aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı” (AİHS m. 8/1, Anayasa m. 20) ilkesi ile çocukların üstün yararının korunması ilkesine (Anayasa 41) aykırılık oluşturmaktadır. Nitekim, Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruya ilişkin 25.07.2023 tarih ve 2020/10490 Başvuru Numaralı bir kararında benzer sonuca varmıştır (Y.C. Başvurusu, Başvuru Numarası: 2020/10490-Karar Tarihi: 25/07/2023, R.G. tarih ve sayı: 17/10/2023, 32342). Bu yüzden davacıların, olaya uygulanan kural (TMK m. 308/1) yönünden Anayasa’ya aykırılık iddiaları ciddi nitelikte görülmeli buna göre bir değerlendirme yapılmalıdır (Anayasa m. 152/2).
Öte yandan, uygulanacak yasa hükmünün (TMK m. 308/1) genel, kesin ve hiçbir istisnaya yer vermemesi nedeniyle; yukarıda belirtilen temel hak ve özgürlüklere, çocuk haklarına ilişkin uluslararası andlaşma ilkelerine de aykırı olduğu, bu gibi durumlarda Anayasa m. 90/son gereğince uluslararası andlaşma hükümleri esas alınarak on sekiz yaş farkının katı şekilde uygulanmayarak delillerin takdir edilip somut uyuşmazlığın çözülmesi de mümkündür. Bu konuda da Anayasa Mahkemesinin aynı kararı emsal niteliktedir (Y.C. Başvurusu, Başvuru Numarası: 2020/10490-Karar Tarihi: 25/07/2023, R.G. Tarih ve Sayı: 17/10/2023, 32342).
Bununla birlikte, somut olay açısından ve açılması muhtemel başka davalar yönünden sorunun kapsayıcı ve kesin olarak çözüme kavuşturulması amacıyla; somut norm denetimi yoluyla, Anayasa’ya aykırılığı yönünde ciddi sebepler bulunan yasa hükmünün (TMK m. 308/1) iptali için, konunun Anayasa Mahkemesine iletilerek itiraz başvurusunda (Anayasa m. 11, 138/1, 152/2) bulunulması ve sonucunun beklenmesi en öncelikli çözüm yoludur.
Ancak, eldeki davada hiçbir çözüm yolu değerlendirilmemiş, bu yönlerden olumlu olumsuz bir karar alınmamış, temyiz edilen hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Tüm bu nedenlerle, değerli çoğunluktan farklı düşünüyor, onama görüşüne katılmıyorum.
18. Hukuk Dairesi, 2014/8737 E., 2014/14140 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGebze 1. Aile Mahkemesi
tam metni aç
Türk Medeni Kanununun 313. maddesinde;
18. Hukuk Dairesi 2014/8737 E. , 2014/14140 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gebze 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ : 26/11/2013
NUMARASI : 2012/1533-2013/1405
Dava dilekçesinde, evlat edinme kararı verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının eşi H.. S.. önceki evliliğinden olan çocuğu davalı A.. S..'yi evlat edinmek istediğini belirterek evlat edinme kararı verilmesini istemiş, mahkemece evlat edinilmek istenenin 1997 yılından bu yana eşi ve çocukları ile birlikte davacıdan ayrı olarak yaşadığı, en az beş yıldan beri aile halinde birlikte yaşamakta olma koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 313. maddesinde; evlat edinilmesi istenilen kişi, bedensel veya zihinsel özrü sebebiyle sürekli olarak yardıma muhtaç ve evlat edinen tarafından en az beş yıldan beri bakılıp gözetilmekte veya evlat edinen tarafından, küçükken en az beş yıl süreyle bakılıp gözetilmiş ve eğitilmiş ise, veya diğer haklı sebepler mevcut ve evlat edinilen, en az beş yıldan beri evlat edinen ile aile halinde birlikte yaşamakta ise evlât edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle ergin veya kısıtlı evlât edinilebilir. Evli bir kimse ancak eşinin rızasıyla evlat edinilebilir. Bunlar dışında küçüklerin evlat edinilmesine ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır hükmü yer almaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden;davacının H..S.. ile 28.05.1985 tarihinde evlendiği, müşterek çocuklarının bulunmadığı, H.. S.. önceki eşi Nazmiye'den 01.01.1973 tarihinde davalı A.. S..'nin doğduğu ve 02.08.1997 de evlendiği, davacının 28.05.1985 tarihinden davalının evlendiği 02.08.1997 tarihine kadar tarafların birlikte aile halinde yaşadıkları anlaşılmaktadır. Dava Türk Medeni Kanununun 313. maddesi uyarınca ergin kişinin tek başına evlat edinilmesi istemine ilişkindir. Davacı, ergin A.. S.. ile küçükken beş yılı aşkın süre, sürekli olarak birlikte yaşamış ve bakılıp gözetilmiş, eğitilmiş olup Ayşe'nin evlenmesi nedeniyle zorunlu olarak bakıp gözetme ve eğitmeye ara verilmiş olduğundan ergin kişinin evlat edinilmesine ilişkin diğer koşullar da davada gerçekleştiğinden davanın kabulü ile evlat edinilmeye karar verilmesi gerekirken yerinde bulunmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/7541 E., 2024/1196 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 305 inci, 306 ncı, 307 nci, 308 inci, 309 uncu, 313 üncü, 314 üncü, 315 inci, 316 ncı maddeleri;
2. Hukuk Dairesi 2023/7541 E. , 2024/1196 K.
"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/973 E., 2023/905 K.
DAVA TARİHİ : 04.11.2022
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kdz.Ereğli Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/958 E., 2023/210 K.
Taraflar arasındaki evlat edinme davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı asıl tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı asıl tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalıyı evlat edinmek istediklerini iddia ederek evlat edinmeye, davalının müvekkillerinin soyadını almasına ve nüfus kaydında anne ve baba adı olarak müvekkillerinin adlarının yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asıl, cevap dilekçesinde; davanın tüm talepleriyle birlikte kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yasal şartların oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, davacıların davalıyı birlikte evlat edinmelerine, davalının soyadının "AYGÜN" olarak değiştirilmesine, bu şekilde nüfusa kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asıl istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı asıl, mahkemece nüfus kaydındaki anne baba adının da değiştirilerek nüfus kaydına davacıların adının anne baba olarak yazılmasına karar verilmesi gerekirken bu hususta karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ayırt etme gücüne sahip ergin kişilerin evlat edinilmesi halinde nüfus kayıtlarına ana ve baba adı olarak evlat edinen eşlerin adlarının yazılacağına dair bir düzenlemenin bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asıl temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı asıl, istinaf dilekçesini tekrar etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, evlat edinme istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, erginlerin evlat edinilmesi halinde evlat edinenlerin adlarının, evlat edinilenin anne ve baba adı olarak nüfusa tesciline karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 305 inci, 306 ncı, 307 nci, 308 inci, 309 uncu, 313 üncü, 314 üncü, 315 inci, 316 ncı maddeleri; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu, 370 inci ve 371 inci maddeleri; Anayasa Mahkemesi’nin 26.7.2023 tarihli, 2023/3 Esas, 2023/139 Karar sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı asıl tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2024/7746 E., 2024/6670 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 305 inci, 306 ncı, 307 nci, 308 inci, 309 uncu, 313 üncü, 314 üncü, 315 inci, 316 ncı maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu, 370 inci ve 371 inci maddeleri.
2. Hukuk Dairesi 2024/7746 E. , 2024/6670 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1477 E., 2024/520 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 4. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2019/1 E., 2022/103 K.
Taraflar arasındaki evlat edinme davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı asıllar ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar dava dilekçesinde; davalıların ortak çocuğu küçük ...'i Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'ndan alarak bir yıldan uzun süredir baktıklarını, küçüğü evlat edinmek istediklerini iddia ederek evlat edinmeye karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların gayri resmi birliktelikleri neticesinde davalı ...'nın hamile kaldığı, bu durumdan doğum yapana kadar davalı ...'in haberdar olmadığı, davalı ...'nın ailesi ile birlikte ikamet ettiği evinde ailesinden habersiz olarak tek başına doğum yaptığı, doğum sırasında çocuğun kordon bağını kestiği, kestikten sonra bağlamadığı ve çocuğu doğumdan sonra boş bir alana arsaya bıraktığı, çocuğun ağlama sesini duymaları üzerine mahalle sakinlerinin jandarmaya haber verdiği, daha sonra jandarma tarafından yapılan araştırma neticesinde çocuğun annesinin davalı ... olduğunun tespit edildiği, çocuğunda Çocuk Esirgeme Kurumuna yerleştirildiği, davalı ...'nın ihmali davranıştan kasten öldürmeye teşebbüs suçundan tutuklandığı, davalı ...'in ise ilk başta çocuğun kendisinden olmadığı yönünde iddia bulunduğu, daha sonra DNA testi yaptırdığı, test sonucunda çocuğun kendisinden olduğunun tespit edilmesi üzerine çocuğu kabullendiği, çocuğun Çocuk Esirgeme Kurumu'na yerleştirilmesi neticesinde bakım sözleşmesi çerçevesinde davacılara teslim edildiği, çocuğun doğum sırasında kordon bağının bağlanmaması nedeniyle çocukta bir takım rahatsızlıklar olduğu, çocuğa serebnel palsi rahatsızlığı konulduğu, bu rahatsızlığın ise özel eğitim ve özel rehabilitasyon ile tedavi edilebileceği, Asp İl Müdürlüğünce çocuğun davacılara teslim edildikten sonra düzenlenen inceleme raporları, yargılama sırasında dinlenen davacı tanıklarının beyanları ve adli destek mağdur hizmetleri biriminde görevli üç kişilik uzman heyetçe düzenlenen sosyal inceleme raporu da göz önünde bulundurulduğunda davacıların çocuğu aldıklarından bu yana çocuğa çok iyi baktıkları, hastalığı ile ilgilendikleri, hastalığının tedavisi için maddî ve manevî bütün varlıklarını çocuğa seferber ettikleri anlaşılmış her ne kadar davalıların resmi olarak evlendiklerini bu evliliklerinden ortak iki çocuklarının daha olduğunu, küçük ...'e iyi bakacaklarını küçük ile iyi ilgileneceklerini, küçük ...'i görmek için Asp İl Müdürlüğüne defalarca gidildiği ancak çocuk ile görüşmenin yetkililerce engellendiğini bu nedenle davanın reddini talep etmiş iseler de dosya kapsamında Asp İl Müdürlüğünden istenen çocuğa ait evraklarda resmi olarak çocuk ile görüşülmek istenildiğine dair herhangi bir başvurunun olmadığı, davacı ve davacı tanıklarının anlatımlarında davalıların çocuk ile görüşmek için davalı ...'nın Ağır Ceza Mahkemesi'nde kasten öldürmeye teşebbüs suçundan yargılanmaya başlamasına kadar herhangi bir girişim ve taleplerinin olmadığı, bu davada yargılama başladıktan sonra cezasını hafifletmek amacıyla çocuğu şuanda istediğini beyan ettikleri, Kahramanmaraş 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/395 Esas, 2021/32 Karar sayılı dosyasında davalı ...'nın küçük ...'e yönelik beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak olan altsoya karşı mağdurun hayati tehlike geçirecek şekilde kasten yaralanması neticesinde 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına mahkum edildiği ve bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmakla çocuğun davalı annenin gerek doğum sırasında ihmali davranışları gerekse doğumundan sonra davalı annenin ve davalı babanın çocukla herhangi bir iletişim kurmaması çocukla görüşmek için Asp İl Müdürlüğüne resmi başvuruda bulunmamaları göz önünde bulundurularak, davacıların çocuğun aldıkları günden itibaren çocuğa baktıkları, hastalığı ile ilgilendikleri, hastalığı hususunda maddî ve manevî olarak tüm sorumlulukları yerine getirdikleri, ayrıca sosyal inceleme raporunda da bahsedildiği üzere tarafların davalıların çocuğun bakımı ve gelişimi hususunda ve özellikle çocuğun hastalığı hususunda gerekli özen ve hassasiyete sahip olmadıklarının belirtilmesi ve çocuğun üstün menfaati de göz önünde bulundurularak davanın kabulü gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne, küçüğün davacılar tarafından evlat edinilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili, davanın reddi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile evlat edinilmek istenen çocuk ile davalı baba arasında tanıma yoluyla soybağının kurulduğu, baba ve annenin evlat edinme işlemine izin vermediği, her ne kadar davalı annenin çocuk doğduktan sonra "bakmak istemiyorum, evlat edinme işlemine muvafakatim vardır" yönünde önceden verilmiş beyanı bulunmakta ise de 5. Ağır Ceza Mahkemesi dosya içeriği, beyanda bulunduğu sırada davalı annenin yaşı, o esnada anne ve babanın evli olmaması ve yaşadığı sosyo kültürel ortam; bu beyan sonrası baba tarafından çocuğa ilişkin tanıma işleminin yapıldığı, anne ve babanın 13.06.2019 tarihinde evlendikleri, bu evlilik birliğinde evlat edinilmek istenen ... dışında 2 çocuklarının daha dünyaya geliği, dolayısıyla davalı anne ve babanın bir aile oluşturdukları, davalı anne ve baba hakkında düzenlenen SİR'e göre de evlat edinilmek istenen küçüğe bakacak yeterli koşullarının bulunduğu da anlaşılmakla koşulları oluşmayan evlat edinme isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabul edilmesi doğru olmadığından istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ile davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar, küçüğün kendilerine alıştığını, küçüğün yüksek menfaati gözetilerek davanın kabulü gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalılar vekili, aradan geçen zaman gözetildiğinde çocuğun alıştığı ortamdan ayrılmasının çocuğun psikolojik olarak zarar görmesine sebep olacağından müvekkillerinin evlat edinmeye onay verme kararı aldıklarını, davanın kabulü gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, evlat edinme istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davanın kabulü koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 305 inci, 306 ncı, 307 nci, 308 inci, 309 uncu, 313 üncü, 314 üncü, 315 inci, 316 ncı maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu, 370 inci ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
4721 sayılı Kanun ile belirlenen evlat edinme sisteminde, evlat edinme davalarında karar verilirken dikkat edilmesi gereken en önemli husus çocuğun üstün yararıdır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde; evlat edinilmek istenen küçüğün bebekliğinden bu yana davacı ailenin yanında bulunduğu, davacı aile ile arasında ebeveyn-çocuk ilişkisinin kurulduğu, düzenlenen sosyal inceleme raporlarında evlat edinilmesinin çocuğun üstün yararına uygun olduğu şeklinde mütalaa bildirildiği, çocuğun özel bakım gerektiren bir rahatsızlığı olmasına rağmen davacı aile tarafından sahiplenildiği, sağlıklı olması için gösterilmesi gereken özeni davacı aile tarafından üst düzeyde gösterildiği, davalıların 2019 yılında evlenmelerine rağmen çocuklarını yanlarına almak için her hangi bir girişimde bulunmadıkları, davalı annenin doğum sonrasında çocuğa karşı olan hal ve hareketleri, davalı babanın bu süreçte davalı anneye ve küçüğe sahip çıkmamış olması hususları bir arada değerlendirildiğinde, küçüğün uyum sağladığı ve değer gördüğü ortamdan ayrılmasının çocuğun psikolojik ve fiziksel gelişimi açısından tehlikeli ve üstün yararına aykırı olduğu açıktır. Kaldı ki somut uyuşmazlıkta küçüğün evlat edinilmesinde esasen 4721 sayılı Kanun'un 311 inci maddesi gereğince davalı ana babanın rızası aranmasına gerek olmadığı halde, 31.05.2024 tarihli temyiz dilekçeleri ile davalılar evlat edinmeye rıza gösterdiklerini beyanla davanın kabulüne karar verilmesini de talep etmişlerdir. O hâlde Mahkemece yapılacak iş, çocuğun üstün yararı gereğince Türk Medeni Kanunu'nun evlat edinmeye karar verilmesi için aradığı diğer şekil şartlarının da somut olayda gerçekleştiği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinden ibarettir. Bu hususlar gözetilmeksizin salt kan bağına üstünlük tanınarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, küçüklerin evlat edinilmesi asıl, erginlerin ve kısıtlıların evlat edinilmesi ise istisnai bir nitelik taşımaktadır. Kanun, ergin bir kişinin evlat edinilebilmesini, evlat edinenin altsoyunun açık muvafakati başta olmak üzere, belirli özel koşulların varlığına bağlamıştır. Bu kapsamda, erginlerin ve kısıtlıların evlat edinilmesine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Evlat edinen tarafından, küçükken en az beş yıl süreyle bakılıp gözetilmiş ve eğitilmiş olması, ergin bir kişinin evlat edinilebilmesi için kanunda sayılan bir haldir.
B) Bedensel veya zihinsel engeli sebebiyle sürekli olarak yardıma muhtaç olan ergin kişinin, evlat edinilebilmesi için evlat edinen tarafından en az beş yıldan beri bakılıp gözetiliyor olması gerekir.
C) Evli bir kimsenin ergin bir kişiyi evlat edinebilmesi, her halde eşinin rızasına bağlıdır.
D) Diğer haklı sebeplerin varlığı halinde, evlat edinilenin en az bir yıldan beri evlat edinen ile aile hâlinde birlikte yaşaması, ergin evlat edinmesi için yeterlidir.
E) Ergin evlat edinmede, evlat edinilenin, evlat edinenden en az on sekiz yaş küçük olması şartı, küçüklerin evlat edinilmesine ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanması gereği aranır.
Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.