4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 314

Türk Medeni Kanunu 314. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 314 - Ana ve babaya ait olan haklar ve yükümlülükler evlât edinene geçer. Evlâtlık, evlât edinenin mirasçısı olur. Evlâtlık küçük ise evlât edinenin soyadını alır. Evlât edinen isterse çocuğa yeni bir ad verebilir. Ergin olan evlâtlık, evlât edinilme sırasında dilerse evlât edinenin soyadını alabilir. (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 26/7/2023 tarihli ve E.: 2023/3, K.: 2023/139 sayılı Kararı ile.) (Yeniden Düzenleme:7/11/2024-7531/12 md.) Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına, birlikte evlât edinmede ana ve baba adı olarak evlât edinen eşlerin adları; tek başına evlât edinmede ise ana veya baba adı olarak evlât edinenin adı yazılır. Evlât edinilen diğer kişiler hakkında, talepleri halinde bu hüküm uygulanır. Evlâtlığın, miras ve başka haklarının zedelenmemesi, aile bağlarının devam etmesi için evlâtlığın naklen geldiği aile kütüğü ile evlât edinenin aile kütüğü arasında her türlü bağ kurulur. Ayrıca evlâtlıkla ilgili kesinleşmiş mahkeme kararı her iki nüfus kütüğüne işlenir. Evlât edinme ile ilgili kayıtlar, belgeler ve bilgiler mahkeme kararı olmadıkça veya evlâtlık istemedikçe hiçbir şekilde açıklanamaz. D. Şekil ve usul I. Genel olarak

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

21 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2023/4759 E., 2023/5753 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin13.04.2021 tarih ve 2021/80 Esas ve 2021/269 Karar sayılı kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinde "...Evlâtlık küçük ise evlât edinenin soyadını alır.
2. Hukuk Dairesi         2023/4759 E.  ,  2023/5753 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/514 E., 2023/849 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Fatsa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/559 E., 2022/679 K. Taraflar arasındaki nüfus kaydının düzeltilmesi (evlat edinilenin soyadı, anne ve baba adının değiştirilmesi) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; davanın Asliye Hukuk Mahkemesi olarak görülüp, sonuçlandırılması gerekirken, Aile mahkemesi sıfatıyla bakıldığı gerekçesi ile başvurunun kabulü ile hükmün kaldırılarak dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Gönderme kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ...'ün daha önceden Kadriye ve ...'ın nüfusunda evlatları olarak büyüdüğünü, onları anne ve baba olarak tanıdığını, daha sonra gerçek anne ve babasını öğrenince Fatsa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/279 Esas, 2019/142 Karar sayılı ilamı gereğince biyolojik anne-babasının nüfusuna kaydedildiğini, ancak biyolojik anne-babasının yanlarına gitmediğini ve Kadriye ve ...'ın yanlarında kaldığını, onları anne baba olarak gördüğünden tekrar onların nüfuslarına geçmek istediğini, eşinin ölmesi nedeni ile müvekkili ...'ın tek başına Fatsa 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/406 Esas ve 2020/121 Karar nolu kararı ile ...'ü evlat edindiğini, evlat edinilen küçüğün doğduğundan bu yana ... ve eşi ile yaşadığını, evlat edinilen çocuğun biyolojik babasının Kadriye'nin kardeşi olduğunu, Kader Tuğba'nın halen nüfus kayıtlarından anne ve baba adının farklı olduğundan bahis ile anne baba adlarının, soyadının ve nüfus kayıtlarının düzeltilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davaya cevap verilmemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI A. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı Fatsa 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin13.04.2021 tarih ve 2021/80 Esas ve 2021/269 Karar sayılı kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinde "...Evlâtlık küçük ise evlât edinenin soyadını alır. Evlât edinen isterse çocuğa yeni bir ad verebilir. Ergin olan evlâtlık, evlât edinilme sırasında dilerse evlât edinenin soyadını alabilir. Eşler tarafından birlikte evlât edinilen ve ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına ana ve baba adı olarak evlât edinen eşlerin adları yazılır...." belirtildiği, buna göre evlat edinilme sırasında davacının evlat edinenlerin soyadını alabileceğine açıkça izin verildiği, davacının evlatlık ilişkisinin kurulduğu tarihte ergin olduğu, ergin olan evlatlığın biyolojik anne ve babasının isimlerini değiştirme ve yerlerine evlat edinenlerin isimlerini almak istemesinin yasaya uygun olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Gönderme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili hükmün tümü yönlerinden istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 07.09.2022 tarih ve 2022/2268 Esas, 2022/2621 Karar sayılı kararı ile davanın evlat edinildiği sırada ergin olan davacı ...'in evlat edinen diğer davacı ...'nin soy ismini alması ve ana adı olarak Kadriye'nin nüfusa tescil edilmesi talebine ilişkin olup uyuşmazlığın Aile Mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıklardan olmayıp bu konudaki uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözüme kavuşturulması gerektiği, davanın Asliye Hukuk Mahkemesi olarak görülüp, sonuçlandırılması gerekirken, Aile mahkemesi sıfatıyla bakılmasının doğru olmadığı gerekçesi ile başvurunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. C.İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinde "...Evlâtlık küçük ise evlât edinenin soyadını alır. Evlât edinen isterse çocuğa yeni bir ad verebilir. Ergin olan evlâtlık, evlât edinilme sırasında dilerse evlât edinenin soyadını alabilir. Eşler tarafından birlikte evlât edinilen ve ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına ana ve baba adı olarak evlât edinen eşlerin adları yazılır...." belirtildiği, buna göre evlat edinilme sırasında davacının evlat edinenlerin soyadını alabileceğine açıkça izin verildiği, davacının evlatlık ilişkisinin kurulduğu tarihte ergin olduğu, ergin olan evlatlığın biyolojik anne ve babasının isimlerini değiştirme ve yerlerine evlat edinenlerin isimlerini almak istemesinin kanuna uygun olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili hükmün tümü yönlerden istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Kader Tuğba'nın doğumundan itibaren bu aile ile yaşadığından anne baba ismi ve soyadının da onları adı ile olmasını istediği, daha öncesinde de anne baba adı ve soyadının bu şekilde olup böyle büyüdüğünü, davanın reddinin Kader'i psikolojik olarak etkilediğini ve hayatını zorlaştırdığını, 4721 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinin her ne kadar küçüklerin evlat edinilmesindeki durumu düzenlemişse de kural içi boşluk olması nedeniyle hakimin bunu doldurabileceği, ergin kişi maddeye göre soyadını değiştirebiliyorsa anne baba adını da değiştirebilmesi gerekeceğini, belirterek hükmün tümü yönünden istinaf buşvurusunda bulunmuştur. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyadaki yazılara göre İlk Derece Mahkemesi kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin dava dosyası içinde bulunduğu, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesi ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince dava açıldığında küçük olan Kader'in karar verilmesinden yalnızca 3 gün önce ergin olması sebebi ile soyadının değişebileceği hakkını bilmesinin beklenemeyeceği, kaldı ki hakimin de bunu hatırlatmadığını, ergin olan kişi evlatlık ilişkisi kurulurken talep etmiş olmasa da 27 nci madde gereği şartları varsa her zaman soyadını değiştirilmesini talep edebileceği, bu nedenle kararın bozularak davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, evlatlık ilişkisi kurulurken soyadı değişikliği talebinde bulunmayan ergin olan davacı ...'in soyadının değiştirilmesi ve anne baba adının değiştirilerek nüfus kayıtlarının düzeltilmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, davaya görevli mahkemede bakılıp bakılmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 1 inci, 2 nci, 20 nci, 33 üncü, 314 üncü, maddesi, 4787 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 114 üncü, 115 inci, 369 uncu, 370 inci ve 371 inci maddesi, 3. Değerlendirme Dava 4721 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesi gereği evlat edinilenin soyadının ve anne baba adının değiştirilmesi istemine ilişkindir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4 üncü maddesi; 4721 Kanun'un ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağını hükme bağlamıştır. Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. (H.G.K.nun 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararı). Görev kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Dava evlat edinilenin soyadının ve anne baba adının değiştirilmesi istemine ilişkin olup, davaya bakmakla görevli mahkemenin Aile Mahkemeleri olduğu gözetilerek bu taleple ilgili görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde görevli olmayan Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından hüküm verilmesi doğru görülmemiştir. Buna göre, Mahkemece yapılacak iş, dava yönünden Fatsa'da Aile Mahkemesi kurulmuş ise Aile Mahkemesinin, kurulmamış ise Aile Mahkemesi sıfatı ile Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi olup karar bu yönden bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının tüm yönlerden ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının tüm yönlerden BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Diğer kararlar (4)

2. Hukuk Dairesi, 2022/10285 E., 2023/2185 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
olduğu, davacının işbu davaya konu talebinin nüfus kayıtlarındaki biyolojik anne ve babasının adının silinerek evlat edinen anne ve babasının yazılması olduğu, böyle bir düzeltmenin ancak küçüklerin evlat edinilmesi halinde mümkün olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında, eşler tarafından birlikte evlat edinilen küçüklerin nüfus kaydına
2. Hukuk Dairesi         2022/10285 E.  ,  2023/2185 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1704 E., 2022/1531 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 1. Aile Mahkemesi SAYISI : 2021/19 E., 2021/369 K. Taraflar arasındaki evlat edinmeden sonra ana baba adının değiştirilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Yasin Umut'un gerçekte 28.09.1986 Hannover-Almanya doğumlu olup biyolojik anne ve babasının Nermin ve ... olduğunu, müvekkili Almanya'da doğduğundan hastane kayıtları dikkate alınarak ... Hilmi Tavancı adıyla nüfusa kaydedildiğini, ancak henüz 20 günlük iken Türkiye'ye getirilerek Sermin ve ... adlı şahıslara gayri resmi evlatlık olarak verildiğini ve bu şahıslar tarafından da mükerrer olarak ... adıyla nüfusa tescil ettirildiğini, bu şekilde müvekkili hakkında iki ayrı nüfus kaydı bulunması nedeniyle mükerrer kaydın iptali istemiyle açılan dava neticesinde mükerrer kayıt olan ...'in nüfus kaydının iptaline karar verildiğini, bu süreçte ... ve ... tarafından açılan evlat edinme davasının kabulüne karar verildiğini, her iki davanın da kesinleşmesi neticesinde müvekkilinin anne ve baba adı Nermin ve ... olarak değiştiğini, ancak bu zamana kadar müvekkilinin sosyal yaşantısındaki resmi işlemlerine ilişkin belgelerde anne ve baba adının Sermin ve ... olarak göründüğünü iddia ederek müvekkilinin mevcut nüfus kaydındaki anne ve baba adının Sermin ve ... olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, davacının kayıtlardaki biyolojik anne ve babasının isminin kaldırılarak, evlat edinen anne babanın ismi ile değiştirilmesine ve kayıtlara bu şekilde tesciline ilişkin olduğu, davacının 28.09.1986 doğumlu olduğu, biyolojik anne ve babasının davalılardan ... ve ... olduğu, davacının nüfusa ... Hilmi Tavancı olarak kaydedildiği, ancak henüz 20 günlükken Türkiye’ye getirilerek davalılardan ... ve ...’e gayri resmi olarak evlatlık verildiği, bu sefer de ... olarak mükerrrer bir şekilde nüfusa kaydettirildiği, mükerrer kayıt niteliğinde olan ... Hilmi Tavancı’nın nüfus kaydının iptali talebiyle dava açıldığı, Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/153 Esas 2019/357 Karar sayılı dosyası üzerinden davanın kabulü ile mükerrer kayıt olan ...'in nüfus kaydının iptaline, bu kayıtta yer alan şahsi hale ilişkin değişikliklerin (evlenme, nakil, TC Kimlik numarasının, ön adının, olayların) baki kalması kaydıyla, nüfus kaydının annesinin ..., babasının ... olduğunun tespitine, nüfus kayıtlarında bu şekilde düzeltmenin yapılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davalılar Sermin ve ...'ın ise Düzce 1. Aile Mahkemesi'nin 2016/397 Esas 2016/506 Karar sayılı dosyası kapsamında davacıyı evlat edindikleri, kararın kesinleştiği, davacının, işbu davayı açarak, nüfus kaydındaki anne adının Sermin, baba adının ... olarak değiştirilmesini talep ettiği, kayıtlarda anne ve baba adının biyolojik annesi ... ve biyolojik babası ... olarak yeralmasının davacının yaşantısında sorunlar yaşanmasına sebebiyet verdiğini, sosyal yaşantısında önemli haklar (eğitim, askerlik, tapu vs.) kazandığı ... kaydında anne ve baba adı olarak ... ve ...'in geçtiğini beyan ettiği, ancak bu talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu kanaatinin oluştuğu, zira; evlat edinme dosyası incelendiğinde; dava tarihinin 28.07.2016 tarihi olduğu, evlat edinilen davacının o tarihte 30 yaşında olduğu, erginlerin evlat edinilmesine ilişkin hükümlerin geçerli olduğu, davacının işbu davaya konu talebinin nüfus kayıtlarındaki biyolojik anne ve babasının adının silinerek evlat edinen anne ve babasının yazılması olduğu, böyle bir düzeltmenin ancak küçüklerin evlat edinilmesi halinde mümkün olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında, eşler tarafından birlikte evlat edinilen küçüklerin nüfus kaydına ana baba adı olarak evlat edinen eşlerin adlarının yazılacağı, erginlerin evlat edinilmesinde bu yönde bir düzenlemenin kanunun lafzında yer almadığı, ergin olan evlatlığın, evlat edinme halinde dilerse evlat edinenin soyadını alabileceğinin kanunun lafzında düzenlendiği, evlat edinen anne ve babanın adının kayıtlara geçebileceği yönünde kanuni bir düzenleme olmadığı, davacı vekili dava dilekçesinde her ne kadar bu yönde bir düzenlemenin davacının talebiyle yapılabileceğini ileri sürdüyse de, kanunun lafzı incelendiğinde; bu yöndeki bir talebin ancak ve yalnızca soyadı değişikliği yönünden yapılabileceği, ergin kişilerin evlat edinilmesi halinde biyolojik anne ve babalarının isimlerinin değişeceği yönünde kanuni bir düzenleme bulunmadığı, davacının ... yaşlardan bu yana anne ve babası olarak evlat edinen anne ve babayı bilmesinin veya daha önce kanuna aykırı bir şekilde kayıtlarda anne ve babası olarak onların yer almasının, kanuni olmayan ve sonradan iptal edilen o kayıtlar kapsamında bir takım resmi işlemlerinin yapılmış olmasının da bu davayı haklı hale getiremeyeceği, Düzce 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/153 Esas 2019/357 Karar sayılı dosyası kapsamında mükerrer kayıt olan ...'in nüfus kaydının iptaline, bu kayıtta yer alan şahsi hale ilişkin değişikliklerin (evlenme, nakil, TC Kimlik numarasının, ön adının, olayların) baki kalması kaydıyla, nüfus kaydının annesinin ..., babasının ... olduğunun tespitine, nüfus kayıtlarında bu şekilde düzeltmenin yapılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, davacı erginken evlat edinildiğinde biyolojik anne ve babasının adının kayıtlarda yer alması gerektiği ve kanunun lafzına göre bunun değiştirilmesinin hukuken mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; İlk Derece Mahkemesinin delil değerlendirmesi ve davanın reddine dair gerekçesinin ... olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, İlk Derece Mahkemesi Kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, erginler için kanunda doğrudan bir düzenleme bulunmasa da kanunda bu durumu engelleyici bir hüküm de bulunmadığını, mevcut kaydın müvekkilinin yaşantısında sorunlar yaşanmasına sebep olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, evlat edinmeden sonra ana baba adının değiştirilmesi istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davanın kabulü koşullarının oluşup oluşmadığı, erginlerin evlat edinilmesinde ana-baba adının değiştirilip değiştirilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 305 ..., 306 ncı, 307 nci, 308 ..., 309 uncu, 313 üncü, 314 üncü, 315 ..., 316 ncı maddeleri. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu, 370 ... ve 371 ... maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
18. Hukuk Dairesi, 2013/19794 E., 2014/6513 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara 8. Aile Mahkemesi
tam metni aç
Y...r küçük olup, Türk Medeni Kanunu’nun 314/3. maddesi düzenlemesine göre kendiliğinden evlat edinenin soyadını alır.
18. Hukuk Dairesi         2013/19794 E.  ,  2014/6513 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara 8. Aile Mahkemesi TARİHİ : 09/04/2013 NUMARASI : 2013/15-2013/449 Dava dilekçesinde, evlat edinme kararı verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı, davalının kızı 27.12.2009 doğumlu T... Y..'a doğum tarihinden itibaren baktığını, evlat edinme koşullarının gerçekleştiğini belirterek; evlat edinme kararı verilmesini, çocuğun anne adı ve soyadının yerine kendi adı ve soyadının yazılmasını, baba adı olarak ise ölen eşinin adının yazılmasını istemiş, mahkemece evlat edinmeye karar verilmiş, ancak ana adı ve baba adı hakkındaki talebin ise reddine hükmedilmiştir. 1-Türk Medeni Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca evlat edinme, küçüğün ana ve babasının rızasını gerektirir. Aksi halde aynı Yasanın 311. ve devamı maddelerine göre rızanın aranmaması kararı verilmelidir. Davada ananın rızasının olduğu sabit ise de, çocuğun evlilik dışı ilişkiden doğduğu, babası ile hukuki anlamda soybağı ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yasal koşullar değerlendirilerek babanın rızasının aranıp aranmayacağı hakkında bir karar verilmemesi, 2-Evlat edinilmek istenen T.. Y...r küçük olup, Türk Medeni Kanunu’nun 314/3. maddesi düzenlemesine göre kendiliğinden evlat edinenin soyadını alır. Kanunun açıklanan hükmü gereğince bu konuda hüküm kurulmasına gerek olmadığı halde mahkemece idareyi işlem yapmaya zorlayacak şekilde hüküm kurulması, 3-4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca evlat edinme ilişkisi mahkeme kararı ile kurulur. Mahkemece evlat edinme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacının evlat edinmesine izin verilmesi suretiyle hükümde şüphe ve tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi, 4-4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 314. maddesinin dördüncü ve Nüfus Yönetmeliğinin 105. maddesinin dördüncü fıkra hükümlerine göre, eşler tarafından birlikte evlat edinilen ve ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına ana ve baba adı olarak evlat edinen eşlerin adları yazılır. 15.03.2009 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan Küçüklerin Evlat Edinilmesinde Aracılık Faaliyetlerinin Yürütülmesine İlişkin Tüzüğün 20. maddesinin dördüncü bendinde “eşler tarafından birlikte evlat edinilen ve ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına, ana ve baba adı olarak evlat edinen eşlerin adları yazılır. Tek başına evlat edinilmesi halinde de aynı yöntem uygulanır” şeklinde düzenleme yapıldığı anlaşıldığından, evlat edinme ve tüzük tarihleri dikkate alınarak ana ve baba adı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi, Doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.04.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2010/15019 E., 2010/16327 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varEskişehir 3. Aile Mahkemesi
tam metni aç
Eşler tarafından birlikte evlat edinilen ve ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına anne ve baba adı olarak evlat edinen eşlerin adları yazılır (TMK.md.314/4).
2. Hukuk Dairesi         2010/15019 E.  ,  2010/16327 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Eskişehir 3. Aile Mahkemesi TARİHİ :30.12.2009 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Eşler tarafından birlikte evlat edinilen ve ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına anne ve baba adı olarak evlat edinen eşlerin adları yazılır (TMK.md.314/4). Dava tarihi olan 10.9.2009 itibariyle anne baba adının değiştirilmesi istenen Gülşah 17 yaşını doldurmuştur. Ayırt etme gücünden yoksun olduğuna dair bir iddia ve delil de, ileri sürülmemiştir (TMK.md.13). Türk Medeni Kanununun 314/4 maddesi koşulları da gerçekleşmemiştir. Isteğin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün; yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.07.10.2010(Prş)
2. Hukuk Dairesi, 2022/9358 E., 2024/751 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4721 sayılı Kanun'un 305 inci, 306 ncı, 307 nci, 308 inci, 309 uncu, 313 üncü, 314 üncü, 315 inci, 316 ncı maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu, 370 inci ve 371 inci maddeleri.
2. Hukuk Dairesi         2022/9358 E.  ,  2024/751 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1527 E., 2022/1089 K. DAVA TARİHİ : 12.10.2020 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Aile Mahkemesi SAYISI : 2020/1062 E., 2021/778 K. Taraflar arasındaki evlat edinme davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.02.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacı ... ile vekili Avukat ... ve karşı taraf davalı ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 06.02.2024 günü Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın Hollanda'da doğduğunu, müvekkilinin ablası olan Naşide'nin doğumdan sonra rahatsızlandığını, rahatsızlığının 1991'de vefat edene kadar sürdüğünü, o tarihlerde müvekkilinin ablası ile yaşadığını, ablasının ölümünden sonr Murat'ın müvekkiline verildiğini, Murat'ın babasının da izni ile ayrı bir eve taşındıklarını, Murat'a müvekkilinin baktığını, okula gönderdiğini, tüm maddî ve manevî ihtiyaçlarını karşıladığını, davalının müvekkilini anne bilip, müvekkiline anne diye hitap ettiğini, davalı ...'ın çocuğuna da müvekkilinin adını verdiğini, müvekkilinin altsoyu da bulunmadığını, arada kurulan ve yıllardır devam eden anne-oğul ilişkisinin resmiyet kazanması gerektiğini iddia ederek evlat edinmeye karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı asıl cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul ettiğini, davacıyı annesi olarak bildiğini, tüm ihtiyaçlarının davacı tarafından karşılandığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 26.02.1970 doğumlu olan davacı ... ile evlat edinilmek istenen 11.02.1982 doğumlu ... arasındaki yaş farkının on sekiz yıldan az olduğu, evlat edinmeye karar verilebilmesinin yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, erginlerin evlat edinilmesinde yaş farkını düzenleyen hükmün anayasa'ya aykırı olduğunu, taraflar arasında uzun yıllardır anne-oğul ilişkisi olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın erginlerin evlat edinilmesine ilişkin olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) erginlerin evlat edinilmesine ilşkin 313 üncü maddesinde, bu maddede düzenlenenler dışında küçüklerin evlat edinilmesine ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla uygulanacağı hükmünün yer aldığı, aynı Kanun'un 308 inci maddesine göre evlat edinilenin, evlat edinenden en az on sekiz yaş küçük olmasının şart olduğu, evlat edinmenin, belirli şartlar ve usul içinde gerçekleştirilebilen ve evlat edinen ile evlatlık arasındaki soy bağı (nesep) ilişkisi kuran, meydana gelmesi kamu gücünün müdahalesine bağlı olan, bir medeni hukuk işlemi olduğu, 4721 sayılı Kanun'un, soybağını kan bağına dayanan soybağı ve mahkeme kararına dayanan soybağı olmak üzere ikiye ayırdığı, evlat edinmeyi de sözleşme ilişkisinden çıkarıp, hakimin kararına bıraktığı, evlat edinme kararı sonucunda, evlât edinilen ile evlat edinen arasında kanundan doğan, birinci dereceden bir üstsoy-altsoy hısımlığı meydana geleceği, evlat edinilenin, kendisini evlat edinmiş olan kişinin birinci dereceden altsoyu olacağı, evlat edinilen ile evlat edinen arasında yaş belli bir farkının bulunmasının kabul edilmiş olmasının sebebinin evlat edinme ile oluşan doğan yapay altsoy-üstsoy ilişkisini gerçek altsoy-üstsoy ilişkisiyle benzer kılmak olduğu, dava konusu olayda davacı tarafından ileri sürülen anayasaya aykırılık iddiasının ciddi olmadığı, İlk Derece Mahkemesince; davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek delillerin toplanıp değerlendirildiği, delillerin takdirinde yanlışlık yapılmadığı, usulü işlemlerin kanuna uygun olarak yerine getirildiği, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, bu itibarla verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacının istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf dilekçesini tekrar etmiş, Kanunen 16 yaşında evlenmenin mümkün olduğu da gözetildiğinde evlatlık ilişkisinin kurulması için 18 yaş farkının mutlak olarak aranmasının temel hak ve özgürlükleri büyük ölçüde kısıtladığını, ilgili hükümlerin iptali için Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvuru yapılması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, evlat edinme istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davanın kabulü koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 305 inci, 306 ncı, 307 nci, 308 inci, 309 uncu, 313 üncü, 314 üncü, 315 inci, 316 ncı maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu, 370 inci ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacı, yeğeni Murat’ı evlat edinmek için dava açmış; mahkemece, evlat edinmek isteyen ile evlat edinilmek istenen arasında on sekiz yaş farkı bulunmadığı gerekçesiyle, TMK m. 308/1 gereğince davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; davacının, istinaf dilekçesinde yer alan Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiş, istinaf başvurusu da esastan reddedilmiş, davacı temyiz başvurusunda bulunmuştur. Öncelikle, konuyla ilgili ulusal mevzuattaki ilkelere değinmek gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Anayasa): “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz” (m. 11). “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir” (m. 20/1). “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” (m. 36). “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır” (m. 41). “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır” (m. 90/son). “Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler” (Anayasa m. 138/1). “Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır. Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddi görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır” (m. 152/1-2). Türk Medeni Kanunu (TMK): “ Evli olmayan kişi otuz yaşını doldurmuş ise tek başına evlât edinebilir” (m. 307/1). “Evlât edinilenin, evlât edinenden en az onsekiz yaş küçük olması şarttır” (TMK m. 308/1). Ayrıca, konuyla ilgisi bulunan ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde yer alan ilkelere de göz atmakta yarar vardır. İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesi (AİHS): “(1) “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. (2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda, zorunlu olan ölçüde ve yasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir” (m. 8). Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme : “(1) Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir” (m. 3). Çocukların Evlat Edinilmesine Dair Gözden Geçirilmiş Avrupa Konseyi Sözleşmesi : "1. Bir çocuk ancak evlat edinmek isteyen kişinin hukuken aranan asgari yaşa ulaşması durumunda evlat edinilebilir. Bu anlamda aranan yaş on sekizden az otuzdan yüksek olamaz. Çocuğun yüksek yararı dikkate alınarak evlat edinmek isteyenle evlat edinilen arasında tercihen en az on altı yaş farkı olmalıdır. 2. Ancak hukuk çocuğun üstün yararı dikkate alınarak en düşük yaş sınırına ve yaş farkına ilişkin şartın aşağıdaki durumlarda kaldırılmasına izin verilebilir: a. Evlat edinenin, çocuğun annesinin ya da babasının eşi ya da kayıtlı partneri olması durumunda veya b. İstisnai koşulların ortaya çıktığı durumlarda" (m. 9). Evlat edinmek isteyenle evlat edinilmek istenilenin hukuksal yararlarının korunması için, somut olayın yukarıda sözü edilen ulusal ve uluslararası mevzuata ilişkin ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, evlat edinilmek istenen 11.02.1982 doğumlu Murat, evlat edinmek isteyenin ablasının oğludur. Davacı öz yeğenini evlat edinmek istemektedir. Murat’ın doğumundan sonra annesinin rahatsızlandığı ve 1991 tarihinde öldüğü, Murat’a doğumundan itibaren hep evlat edinmek isteyen teyzesinin baktığı, ona annelik yaptığı, çevrede evlat edinmek isteyenin Murat’ın annesi olarak bilindiği, tarafların Hollanda’da aynı evde, Türkiye’de ise yakın evlerde kaldıkları, Murat’ın evlat edinmek isteyene anne dediği, aralarında ana-oğul ilişkisi kurulduğu; tarafların, dava tarihi itibariyle yaklaşık otuz sekiz yıl süren bu ilişkiyi resmi hâle getirmek istedikleri anlaşılmaktadır. Davacı temyiz başvurusunda, Anayasa’ya aykırılık iddiasını sürdürmektedir. Davacının istinaf aşamasında ciddi görülmeyen Anayasa’ya aykırılık iddiasının, temyiz mercii olan Dairemizce öncelikle karara bağlanması gerekmektedir (Anayasa m. 152/2). Bilindiği üzere aile hukuku ilişkileri yalnızca kan bağıyla değil hukuksal yollarla da kurulabilir. Evlatlık bir aile hukuku kurumu olup evlat edinme kararı verildiğinde, evlat edinmek isteyenlerle evlat edinenler arasında hukuksal yoldan aile hukuku ilişkisi de kurulmuş olur. Kuşkusuz, evlat edinmeyle ilgili koşuların belirlenmesi devletin geniş taktir yetkisindedir. Evlat edinme kararı da yasada belirlenen bu koşullara göre verilir. Ancak, bu konuda yapılan düzenlemelerin/belirlenen koşulların Anayasa’ya aykırı olmaması gerekir (Anayasa m. 11/2). Somut olayda, evlat edinmek isteyenle evlat edinmek istenen arasında dava tarihi itibariyle yaklaşık otuz sekiz yıl süren eylemli bir aile ilişkisi kurulmuştur. 26.02.1970 doğumlu evlat edinmek isteyen ile 11.02.1982 doğumlu evlat edinilmek istenen arasında, yaklaşık on iki yıl yaş farkı bulunmaktadır. Mahkemece mevcut yasal düzenleme gerekçe gösterilerek, evlat edinmek isteyen ile evlat edinilmek istenen arasında on sekiz yaş farkı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, somut olaya uygulanan ve davanın reddine gerekçe oluşturan TMK m. 308’de yer alan on sekiz yaş farkına ilişkin yasa kuralının genel ve kesin bir koşul olarak düzenlenmiş olması, bu konuda hiçbir istisnaya yer verilmemesi; tarafların “aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı” (Anayasa m. 20) ilkesi ile çocukların üstün yararının korunması ilkesine (Anayasa 41) aykırılık oluşturmaktadır. Örneğin, anne veya babasını ya da her ikisini birden yitirmiş bir çocuğun, olayımızda da olduğu gibi yakın akrabaları tarafından büyütülmesi ve sonrasında evlat edinilmek istenmesi hâllerinde; yasada yer alan asgari yaş farkının kesin ve katı biçimde uygulanması zorunluluğu, çocuğun üstün yararına aykırılık oluşturabileceği gibi bu durum eylemli olarak oluşan ve devam eden aile ilişkilerine de zarar verebilir. Nitekim, Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruya ilişkin 25.07.2023 tarih ve 2020/10490 Başvuru Numaralı bir kararında benzer sonuca varmıştır (Y.C. Başvurusu, Başvuru Numarası: 2020/10490-Karar Tarihi: 25/07/2023, R.G. tarih ve sayı: 17/10/2023, 32342). Bu yüzden davacının, olaya uygulanan kural (TMK m. 308/1) yönünden Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi nitelikte görülmeli buna göre bir değerlendirme yapılmalıdır (Anayasa m. 152/2). Öte yandan, uygulanacak yasa hükmünün (TMK m. 308/1) genel, kesin ve hiçbir istisnaya yer vermemesi nedeniyle; yukarıda belirtilen temel hak ve özgürlüklere, çocuk haklarına ilişkin uluslararası anlaşma ilkelerine de aykırı olduğu, bu gibi durumlarda Anayasa m. 90/son gereğince uluslararası anlaşma hükümleri esas alınarak on sekiz yaş farkının katı şekilde uygulanmayarak delillerin takdir edilip somut uyuşmazlığın çözülmesi de mümkündür. Bu konuda da Anayasa Mahkemesinin aynı kararı emsal niteliktedir (Y.C. Başvurusu, Başvuru Numarası: 2020/10490-Karar Tarihi: 25/07/2023, R.G. Tarih ve Sayı: 17/10/2023, 32342). Ancak, somut olay açısından ve açılması muhtemel başka davalar yönünden sorunun kapsayıcı ve kesin olarak çözüme kavuşturulması amacıyla; somut norm denetimi yoluyla, Anayasa’ya aykırılığı yönünde ciddi sebepler bulunan yasa hükmünün (TMK m. 308/1) iptali için, konunun Anayasa Mahkemesine iletilerek itiraz başvurusunda (Anayasa m. 11, 138/1, 152/2) bulunulması ve sonucunun beklenmesi en öncelikli çözüm yoludur. Eldeki davada, hiçbir çözüm yolu değerlendirilmemiş, bu yönlerden olumlu olumsuz bir karar alınmamış, temyiz edilen hükmün onanmasına karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle, değerli çoğunluktan farklı düşünüyor, onama görüşüne katılmıyorum.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

Evlat edinilen çocuğun nüfus kaydı ile ilgili işlem aşağıdakilerden hangisidir?

A) Çocuğun kaydı kapatılır, evlat edinenin nüfus kütüğüne "öz çocuk" gibi yeni kayıt açılır, ancak evlatlık olduğu şerh düşülmez.
B) Çocuğun biyolojik ailesindeki kaydı korunur, evlat edinenin hanesine sadece açıklama yazılır.
C) Evlatlığın nakli, evlat edinenin nüfus kütüğüne yapılır; ana ve baba adı olarak evlat edinenlerin adları yazılır.
D) Evlatlık 18 yaşını doldurunca kendi kütüğüne döner.
E) Evlatlığın nüfus kaydı değişmez, sadece soyadı değişir.

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol