4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 317

Türk Medeni Kanunu 317. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 317- Yasal sebep bulunmaksızın rıza alınmamışsa, rızası alınması gereken kişiler, küçüğün menfaati bunun sonucunda ağır biçimde zedelenmeyecekse, hâkimden evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilirler. 2. Diğer noksanlıklar

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
8. Hukuk Dairesi, 2021/15981 E., 2022/351 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
Evlat edinmenin asli unsurları ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 305 ila 320. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2021/15981 E.  ,  2022/351 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Evlat Edinmeye Dair Yabancı Mahkeme Kararının Tanınması Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın müdahil ... varisleri vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 20.0.2019 tarihli ve 2019/731 Esas, 2019/6262 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir. Müdahil ... varisleri vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava dilekçesinde, ... İli Mahkemesinin 08.04.2003 tarihli ve 2/339 Esas, 106 Karar numaralı kararı ile .... tarafından davacı ...'nın evlat edinildiğinin kabul edilmesi, üçüncü şahıs ....'nın mirasçısı olarak hariç edilmesi, nüfus kayıtlarında düzeltme yapılarak ...'nın ebeveynleri olarak....nın kayıtlanmalarına karar verildiğini, verilen kararın yargısal aşamalardan geçerek kesinleştiği ileri sürülerek verilen kararın tanınması istenmiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile ... İli Mahkemesinin 08.04.2003 tarihli ve 2/339 Esas, 106 Karar numaralı kararının tanınmasına karar verilmiş, davanın kabulüne dair mahkeme kararı evlat edinenlerden ... ...'nın vasiyet alacaklısı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce verilen onama kararının ... mirasçıları vekili tarafından düzeltilmesi istenildiğinden dosya yeniden incelenmiştir. Dava, davacı ...'nin Jahja (....tarafından evlat edinilmesi ve diğer hususlara dair ... mahkemelerince verilen kararın 5718 Sayılı MÖHUK'un 58. maddesi gereği tanınması istemine ilişkindir. 2675 sayılı MÖHUK'un yürürlükten kaldırıp, 12.12.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5718 sayılı MÖHUK'un yabancı mahkemece verilen ilamların tanınmasına ilişkin 58.maddesi, yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesinin yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlı olduğunu, tanımada 54. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin uygulanmayacağını, ancak aynı maddenin (b) bendi gereği hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmama gerektiği, ihtilâfsız kaza kararlarının tanınmasının da aynı hükme tâbi bulunduğu, yabancı mahkeme ilâmına dayanılarak Türkiye'de idarî bir işlemin yapılmasında da aynı usulün uygulanacağı, aynı Kanunun 18. madde gereği ise evlât edinme ehliyeti ve şartları, taraflardan her birinin evlât edinme anındaki millî hukukuna tâbi olduğu, evlât edinmeye ve edinilmeye diğer eşin rızası konusunda eşlerin millî hukuklarının birlikte uygulanacağı ve evlât edinmenin hükümleri evlât edinenin millî hukukuna, eşlerin birlikte evlât edinmesi hâlinde ise evlenmenin genel hükümlerini düzenleyen hukuka tâbi olduğu hükme bağlanmıştır. Öte yandan 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 30. maddesindeki düzenlemeye göre ise yurt dışında yabancı yetkili makamlar önünde yapılan evlât edinme işlemlerinin aslî şartlar bakımından Türk mevzuatına uygun olmak şartıyla Türkiye'de de geçerli olup, evlât edinme olaylarına ilişkin yabancı adlî veya idarî makamlarca verilen ve o ülkenin hukukuna göre kesinleşmiş olan veya kesin hüküm gibi sonuç doğuran karar ve belgelerin Türkiye'de icra olunabilmesi, yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz veya tanıma kararı verilmesine bağlıdır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgeler: A) Tanınması talep edilen ... İli Mahkemesinin 08.04.2003 tarihli ve 2/339 Esas, 106 Karar sayılı dosyası: Hatem ve Saniye'den olma 10.04.1961 doğumlu davacı ...'nın amcası olan ... ile eşi ... tarafından ... İli Halk Konseyi İcra Komitesinin 20.10.1964 tarihli ve 116 sayılı kararı ile evlat edindikleri, ancak tarih ve sayısı yazılı karar ile davacı ... dışında ... de aynı kişilerce evlat edinildiğine dair kararın olduğu, evlat edinenlerden ... tarafından 15.04.1993 tarihinde açılan davalar ve son olarak ...'nin vefatından sonra davacı ... tarafından, evlat edinenler tarafından sadece kendisinin evlat edinildiği, kendisi ile birlikte ... de evlat edinildiğine dair kararın sonradan oluşturulduğu iddiası ile ... İli Mahkemesinde görülen ve tanınması istenilen davada taraf teşkili sağlanmış, taraflara savunma hakkı tanınarak yapılan yargılamalar neticesinde aşağıdaki olgular tespit edilmiştir: Evlat edinen eşler 1902 doğumlu ... ile 1910 doğumlu ...'nin evlat edinmelerine dair ... İli Halk Konseyi İcra Komitesinin 20.10.1964 tarihli ve 116 sayılı kararından iki nüsha bulunduğu, iki nüsha arasında gözle görülür farklar bulunduğu, Merkezi Kriminalistik Laboratuvar'ın 18.05.1996 tarihli ve 420 sayılı teknik inceleme belgesinde; ... İli Halk Konseyi İcra Komitesinin 20.10.1964 tarihli ve 116 sayılı kararının bütün diğer kararlarından farklı olarak kağıt kalitesi, yazı makinesi türü ve daktilo eden şahıs açısından farklı olduğu, evlat edinme tarihi itibari ile yürürlükte bulunan "Evlat Edinme Yasası" gereği sadece bir kişinin evlat edinilmesine izin verildiği, bütün bu kanıtlar neticesi davacı ... ile müdahil ... evlat edinilmelerine ilişkin 20.10.1964 tarihli ve 116 sayılı kararın 1990 yılından sonra 1992-1993 yıllarında Xhevit (Cavit) ... tarafından kullanıma sokulduğu, davacı ...'nin evlat edinilmesine dair 20.10.1964 tarihli ve 116 sayılı kararın ise arşivde bulunmadığı, sahte kararın işleme konulabilmesi için gerçek kararın yok edildiği, evlat edinenler ... ve ...'nin de bulunduğu ... ailesinin Radesh Köyü'nün 1950 tarihli nüfus kayıtlarında davacı ...'nin 8. sırada; ... ise 10. sırada kayıtlı olduğu, Veri'nin 8. sıradaki isminin yanına "çocuk edinmiş" notunun düşüldüğü, ... kaydı karşısında böyle bir notun olmadığı; davacı ...'nin evlat edinilmesine dair ise ...'nin ilk önce Veri'nin kardeşi ... 13.09.1961 tarihli ve 89 sayılı karar ile evlat edindiği, bu evlat edinmeye ...'nin eşi ...'nın itiraz edip Veri'yi evlat edinmek istediği, bu nedenle ...'nın 1964 yılı İlkbaharında ...'a gittiği ve eşi ... ile birlikte gerekli evrakları hazırlayarak ve Veri'nin biyolojik anne-babasının onayını alarak 15.09.1948 tarihli ve 602 sayılı "Çocuk Edinme" Yasası uyarınca karar veren makam olan ... İli Halk Konseyi İcra Komitesine dilekçe sundukları ve Komitenin 20.10.1964 tarihli toplantısında Veri'nin, ... ve ... tarafından evlat edinmesinin onaylandığı, Riza'nın evlat edinilmesine dair 13.09.1961 tarihli ve 89 sayılı kararın ise iptal edildiği, ... bu kararın yok edilerek sahte olan Veri ile ... evlat edinilmesine dair kararın kullanıma sokulduğu, bu durumun savcılık ve mahkemede dinlenen nüfus idaresinde çalışan tanıkların beyanları, ...'nın davacı ... lehine vasiyet düzenlemesi, ...'nın yazdığı mektuplar ve nüfus kayıtlarından anlaşıldığı gerekçeleri ile; a)... İli Halk Konseyi İcra Komitesinin 20.10.1964 tarihli ve 116 sayılı kararının geçersiz olduğunu ve Medeni Usul Kanunu'nun 270. maddesi uyarınca bu kararın sahte olduğunu ilan etmeye, b)Davaci ...'nın 20.10.1964 tarihli ve 116 sayılı karar üzerine ... ... ve eşi Xhevrije ... tarafından çocuk edinmiş olduğu hukuki gerçeğini tanımaya, c)Nüfus Dairesine, belgelerinde düzeltme yaparak ...'nın ... ...'nın aile belgesinden çıkarılmasını ve Xhevit'in babasının ... ve annesinin Xhevrije olarak yazılmasının kaldırılmasını emretmeye, d)...'yı rahmetliler ... ve Xhevrije ...'nin birinci dereceden mirasçısı olarak hariç etmeye, e)Müdahil taraflar Sytki Muça, ... ve ...'nin diğer taleplerini kabul etmeye ve Medeni Usul Kanunu'nun 299. maddesi ve 179. maddesinin (c) fıkrası uyarınca başlıca müdahil tarafın davasını durdurmaya karar vermiştir. B) Vlora Temyiz Mahkemesi Kararı: Vlora Temyiz Mahkemesi 09.07.2003 tarihli ve 98 sayılı kararında ... İli Mahkemesinin 08.04.2003 tarihli ve 106 sayılı kararının geçerliliğini kararlaştırmıştır. C) ... Cumhuriyeti Yargıtayının 31.03.2005 tarihinde ilan edilen 03.02.2005 tarihli ve 539 sayılı kararı: ... İli Mahkemesinin 08.04.2003 tarihli ve 106 sayılı kararı ile Temyiz Mahkemesinin 09.07.2003 tarihli 98 sayılı kararının değiştirilmesini ve davacı ...'nın ve üçüncü taraflar Sytki Muço, Kujtim Muço, ... ve ...'in davasının reddedilmesini kararlaştırmıştır. D) ... Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi 30.04.2007 tarihli ve 17 sayılı kararıyla, ... Medeni ... 03.02.2005 tarihli ve 539 sayılı kararının ... Cumhuriyeti Anayasasi ile bağdaşmaz bir karar olduğu için anılan kararın iptal edilmesini ve davanın ... Medeni Kurulunda yeniden görüşülmesini kararlaştırmıştır. E) ... Cumhuriyeti Yargıtayının 09.12.2008 tarihli ve 460 sayılı kararıyla ... Medeni Kurulu, Medeni Usul Kanunu'nun 485/a. maddesine istinaden Vlora Temyiz Mahkemesinin 09.07.2003 tarihli ve 98 sayılı kararının geçerliliğini kararlaştırmıştır. Tanınması istenilen kararın kesinleşmesi; Berat İli Mahkemesinin 03.04.2009 tarihli ve 52 Esas, 51 Karar sayılı "İcra Emrinin Verilmesi İçin Karar" başlıklı ilamı ile Yargıtayın 09.12.2008 tarihli ve 460 sayılı kararı ile Vlora Temyiz Mahkemesinin 09.07.2003 tarihli ve 98 sayılı kararının geçerliliğini ilan ettiği ve bu şartlarda ... İli Mahkemesinin 08.04.2003 tarihli ve 106 sayılı kararının kesinlik kazandığı tespit edilmiş, ... bu ilamlara dair Apostil şerhli suretlerde dosyaya ibraz edilmiştir. Tanınması istenilen yabancı mahkeme kararı ile daha sonraki kanun yoluna dair inceleme yapan Temyiz Mahkemesi ve ... kararlarında saptandığı üzere, 23.06.1965 tarihli ve 4020 sayılı Aile Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 1 Ocak 1966 tarihine kadar yürürlükte olmuş 19.05.1948 tarihli ve 602 sayılı "Evlatlık" Yasası'nın 4. maddesi gereği evlat edinebilecek reşit olmayanların sayısının bir kişi olduğu yani iki kişinin evlat edinilemeyeceği, yine aynı Kanun gereği bir şahsın çocuk (evlat) edinmesi için tarafların rızası ve Halk Konseyi İcra Komitesinin bu rızayı onaylamasını şart koştuğu saptanmış ve kararlarda bu hususlara yer verildiği anlaşılmıştır. ... İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; kamu düzeni kavramının müdahale alanı, son derece geniş ve yoruma müsaittir. Türk kamu düzeninin ihlalini gerektirecek hâller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali hâlinde düşünülecektir. Fakat her emredici hükmün ihlali hâlinde veya her emredici hükmü ihlal eden bir yabancı kararın Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Zira iç hukuktaki kamu düzeni kavramı ile milletlerarası özel hukuk alanındaki kamu düzeni kavramı birbirinden farklıdır. İç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi, Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına, Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensiplere, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir. İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları, kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir. Yine ... Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/11-52 Esas, 2021/671 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; Yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine aykırı olup olmadığının denetlenmesi sırasında kararın içeriğinin kamu düzenine aykırı olup olmadığı değil, kararın Türkiye’de icra edilmesinin ve kararın icrasının sonuçlarının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olup olmadığı incelenmelidir. Zira MÖHUK’da kabul edilen sisteme göre, tenfiz hâkimince, yabancı mahkeme kararı esastan incelenemez ve hukuka uygunluğu denetlenemez. Şu durumda tenfiz hâkiminin, tenfiz şartları dışında, kararın içeriği üzerinde incelemede bulunma hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Aksi hâlin kabulü, tenfiz hâkimini, üst mahkeme görevini kendinde bulması şeklindeki bir sonuca götürecektir. Tanıma ve tenfiz talebine konu yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine aykırı olup olmadığının tespiti, esas itibariyle hâkimin takdirine bırakılmıştır. Ancak hâkim, takdir yetkisini kullanırken milletlerarası özel hukukun varlık sebebini ve bu hukukun genel prensiplerini dikkate almak durumundadır. Bu hususta MÖHUK’un 54/c maddesinde kamu düzenine açıkça aykırılıktan bahsedilerek yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizinde kamu düzenine aykırılık hususunda hâkimlerin takdir yetkisi daraltılmaya çalışılmıştır. Bu itibarla tenfiz hâkimi, sırf Türk hukukundakinden farklı maddi ve usul kuralları uygulanarak verildiği için yabancı bir kararı kamu düzenine aykırı sayıp tenfizini ret edemez. Yabancı bir kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı sayılabilmesi için, kararda yer alan hüküm fıkrasının Anayasanın veya hukuk sisteminin temel ilkelerine (vazgeçilmez prensiplerine), Türk toplumunun genel örf-adet ve ahlak telakkilerine aykırı olması gerekir (Şanlı, Cemal: Milletlerarası Özel Hukuk, ... 2013, s. 486). Tenfiz kararının verilebilmesi için aranan son şart, savunma hakkının ihlal edilmiş olmamasıdır. MÖHUK’un 54/ç maddesi gereğince, kendisine karşı tenfiz istenen kişi, mahkemeye o yer kanunlarına göre usulüne uygun olarak çağrılmamış yani davet edilmemiş veya uygun çağrı yapılmadığı ya da yapıldığı hâlde temsil edilmemiş veyahut da o yer kanunlarına aykırı olarak kararın gıyabında veya yokluğunda verilmiş olması hâllerinde ilgilinin tenfize karşı Türk mahkemesinde itiraz etmesi üzerine yabancı mahkeme kararının tenfizi mümkün olmayacaktır. Görüldüğü üzere MÖHUK’un 54/ç maddesi bütün savunma haklarını içine alacak bir genişliğe sahip olmadığı için savunma hakkını ihlal eden diğer durumlar MÖHUK’un 54/c maddesindeki kamu düzenine aykırılık nedeni ile tenfiz engeli olabilecektir (..., .../..., B. ...: Milletlerarası Özel Hukuk, ... 2016). Buna göre yabancı mahkeme kararlarının tenfizi için aranan şartlar MÖHUK’da sınırlı bir şekilde sayılmış; hâkimin tenfiz kararını verirken, yabancı karara uygulanan hukukun doğru seçildiğinin, doğru uygulandığının, delillerin doğru takdir edildiğinin kısaca kararın esas yönünden doğruluğunun incelenmesini öngören “revision” sistemi Türk Hukuku’nda kabul edilmemiştir. Başka bir deyişle tenfiz davasına bakan Türk mahkemesi, yabancı mahkeme kararının doğru olup olmadığını denetleyemez veya uyuşmazlığın esası hakkında karar veremez. Yabancı mahkemenin maddi vakıaları doğru uygulayıp uygulamadığı, yabancı mahkemenin uyguladığı usul kurallarının veya maddi hukuk kurallarının Türk Hukuku ile uyumlu olup olmadığı tenfiz davası kapsamı dışında kalmaktadır. Yapılan açıklamalar ve dosya kapsamına göre; evlat edinilen Veri ile evlat edinenlerden ...'nin ... ülkesi vatandaşı, evlat edinenlerden ...'nın ise Arnavut ve Türk vatandaşı olduğu, evlat edinme işlemlerinde ... ülkesi Kanunlarının uygulandığı, tanınması istenilen yabancı mahkeme kararının usulüne uygun kesinleştiği, tarafların savunma hakkının kısıtlanmadığı, evlat edinme davalarında ... uygulamaları ile kabul edilen evlat edinenler ile evlat edinilen arasında onsekiz yaştan fazla farkın ve evlat edinmeye rızanın bulunduğu, kamu düzenine aykırılık bulunmadığı, ileri sürülen sahtelik iddialarının tanıma kararı verecek ülke mahkemesince irdelenemeyeceği, kaldı ki bu hususun tanınması istenilen mahkeme kararı ile kanun yoluna dair ... Cumhuriyeti yargı mercilerince ayrıntılı olarak incelendiği, anılan yargı makamlarınca kabul edilen olguların hakikate uygunluğunu araştırmanın tanıma ve tenfiz davası kapsamında yapılacak bir inceleme olmadığı, somut olayda netice itibarıyla tanımaya ilişkin ön koşullar ile esasa ilişkin koşulların bulunduğu hususları da dikkate alındığında, ... ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK'un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, anılan Kanunun 442. maddesi uyarınca (6100 Sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi gereğince 1086 Sayılı HUMK'un 427 ila 454. maddeleri yürürlükte bulunduğundan) takdiren 660,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazineye irad kaydına, 92,50 TL peşin harcın red harcına mahsubu ile kalan 75,80 TL’nin karar düzeltme isteyen Müdahil ... ve varislerinden alınmasına 19.01.2022 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. K A R Ş I O Y Davacı ... vekili, evlat edinmeye ilişkin ... İli Mahkemesinin 08.04.2003 tarihli ve 2/339 Esas, 106 Karar numaralı kararının tanınmasını istemiş, mahkemece tanınmasına karar verilmiş, ... mirasçılarının temyizi üzerine Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda 20.06.2019 tarihli ve 731/6262 sayılı karar ile onanmasına karar verilmiş, bu kez aynı kişiler karar düzeltme itirazında bulunmuşlardır. Tanınması istenen mahkeme kararı, ... İli Halk Konseyi İcra Komitesi tarafından verilmiş 20.10.1964 tarihli ve 116 sayılı karar ile ...'nın ... ve ... ... tarafından evlat edinilmiş olduğu gerçeğinin tanınmasına, ...'nın aynı kişiler tarafından evlat edinilmesine ilişkin İcra Komitesinin aynı tarih ve sayılı kararının sahte ve geçersiz olduğuna, ...'nın ... ve ... ...'nın nüfus kaydından ve mirasçılığından çıkarılmasına ilişkindir. Arnavut ... İli Mahkemesinin kararı, ...'nın ... ve ... ... tarafından evlat edinilmesine ilişkin ... İli Halk Konseyi İcra Komitesi kararına dayandırılmıştır. Taraflarca da kabul edildiği üzere, 1964 yılında evlat edinildiği iddia edilen ... 1974 yılında ... ve ... ...'nın ... nüfus kayıtlarındaki hanelerine tescil edilmiştir. Her ne kadar devletlerarası yardım talep etmek suretiyle evlat edinme tarihindeki ... Medeni Kanunu dosya arasına getirtilmemiş ve tercüme edilmemiş ise de, bu uygulamadan İl Halk Konseyi İcra Komitesi kararının nüfus idaresine tescili için tek başına yeterli olduğu, bunun için ayrıca ... mahkemelerinden karar alınmasına gerek duyulmadığı anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla evlat edinme tarihinde, İl Halk Konseyi İcra Komitesi kararının, mahkeme kararı aranmaksızın evlat edinmenin asli kurucu unsuru olduğu anlaşılmaktadır. Tanınması istenen ... İli Mahkemesinin 08.04.2003 tarihli ve 2/339 Esas, 106 Karar sayılı kararının ise, ortaya başka bir mirasçının (...) çıkması ve Türk vatandaşı sıfatını kazanan ... ...'nın Türkiye de ki mirasçılık ilişkisinde kullanılması amacıyla alındığı açıktır. Ne var ki; ... Yasalarına göre evlat edinmenin asli ve kurucu unsuru olan ...'nın ... ve ... ... tarafından evlat edinilmesine ilişkin 20.10.1964 tarihli ve 116 sayılı ... İli Halk Konseyi İcra Komitesi kararı karar düzeltmeye konu dosyada mevcut olmadığı gibi, ne tanınması istenen ... İli Mahkemesinin 08.04.2003 tarihli ve 2/339 Esas, 106 Karar sayılı dosya içinde, ne ... İli Halk Konseyi İcra Komitesinde ne de ... Nüfus kayıtları arasında bulunamamıştır. ... ile birlikte ...'nın ... ve ... ... tarafından evlat edinilmesine ilişkin ... İli Halk Konseyi İcra Komitesinin aynı tarih ve sayılı kararının ise sahte ve geçersiz olduğu ... mahkemeleri tarafından belirlenmiştir. Davacı ... tarafından tanınması istenen ... İli Mahkemesinin 08.04.2003 tarihli ve 2/339 Esas, 106 Karar sayılı kararı ise evlat edinme tarihinden 39 yıl sonra alınmış olup ağırlıklı olarak tanık beyanlarına, sübjektif kanata dayalı ve Halk Konseyi İcra Komitesi evlat edinme kararının ihyası niteliğindedir. Az yukarıda vurgu yapıldığı gibi ...'nın evlat edinilmesine ilişkin Halk Konseyi İcra Komitesi kararı görülmeden karar verilmiştir. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 30/1. maddesinde aynen "(l) Yurt dışında yabancı yetkili makamlar önünde yapılan evlât edinme işlemleri aslî şartlar bakımından Türk mevzuatına uygun olmak şartıyla Türkiye'de de geçerlidir. (2) Evlât edinme olaylarına ilişkin yabancı adlî veya idarî makamlarca verilen ve o ülkenin hukukuna göre kesinleşmiş olan veya kesin hüküm gibi sonuç doğuran karar ve belgelerin Türkiye'de icra olunabilmesi, yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz veya tanıma kararı verilmesine bağlıdır." Hükmünü içermektedir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 5 ve 54/c. maddelerine göre de, kamu düzenine açıkça aykırı olan yabancı mahkeme kararları hakkında tanıma tenfiz kararı verilemez. Bu açıklamalara göre; yabancılık unsuru taşıyan evlat edinme ve özellikle asli unsurları, toplumun en önemli ... taşı olan aile içindeki soybağının kurulması, miras hukukunu doğrudan ilgilendirmesi ve olası Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına başvurunun kabulü yönündeki etkisi nedeniyle kategorik olarak hayati önem taşıdığından kamu düzenini yakından ilgilendirmektedir. Evlat edinmenin asli unsurları ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 305 ila 320. maddeleri arasında düzenlenmiştir. ...'nın ... ve ... ... tarafından tanınmasına ilişkin ... İli Halk Konseyi İcra Komitesi tarafından verilmiş 20.10.1964 tarihli 116 sayılı karar bulunmadığından, mevcut olduğu belirtilen ... ile birlikte ...'nın evlat edinilmelerine ilişkin aynı tarih ve sayılı İcra Komitesi kararının ise sahte ve geçersiz olduğu belirtildiğinden, Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarına göre kamu düzenine aykırılığının bulunup bulunmadığı saptanamamıştır. Halk Konseyi İcra Komitesinin verdiği evlatlık kararından yaklaşık 40 yıl sonra tanık beyanlarına ve sübjektif kanaata dayalı mahkeme kararının Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri tarafından tanınmasının isabetli olmadığı kanaatindeyiz. Diğer yandan, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 30/2. maddesinde, evlât edinme olaylarına ilişkin yabancı adlî veya idarî makamlarca verilen kararların tanınacağı belirtilmiştir. Buna göre, yabancı ülkedeki dini kurullar, halk toplulukları, siyasi oluşumlar v.b. gibi adli ya da idari makam sayılmayacak birimlerin verdikleri kararlar kendi ülkelerinde geçerli olsa bile ülkemizde tanınamaz. Somut olay bakımından, evlatlık kararını veren ... ... İli Halk Konseyi İcra Komitesi'nin kanun maddesinde belirtilen adli ya da idari makam sayılıp sayılmayacağı üzerinde de tartışılıp değerlendirilme yapılmamıştır. Bundan ayrı, bir ülkenin adli veya idari makamlarınca verilen kararının ülkemizde tanınması için öncelikle söz konusu kararın kendi ülke kanunlarına göre geçerli bir karar olması gerekir. ... İli Halk Konseyi İcra Komitesi tarafından verilmiş evlatlık kararının ... kanunları karşısında geçerlilik şartlarını taşıyıp taşımadığı yerel mahkemece gereği gibi irdelenmemiştir. Bunun için devletlerarası adli yardım yolu ile evlatlık kararının verildiği 1964 yılı itibarıyla Arnavutlukta yürürlükte olan kanun belirlenip dosya arasına getirtilip, tercüme edilerek değerlendirilmelidir. O tarihteki ülke Kanunu'nun temin edilememesi durumunda Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarının geçerli olacağı düşünülmelidir. Tüm bu açıklamalar nedeniyle; yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin karar düzeltme talebinin reddi yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmamaktayız, karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 20.06.2019 tarihli ve 2019/731 Esas, 2019/6262 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak Yerel Mahkeme kararının yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde bozulmasının gerektiği kanaatindeyiz. 19.01.2022

Diğer kararlar (2)

8. Hukuk Dairesi, 2019/6536 E., 2021/3934 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Evlat edinen Ayşe'nin beklenen mirasçıları vekili dava dilekçesi ile; TMK'nin 317 ve 318. maddeleri gereği müteveffa Ayşe'nin davalı ...'ü evlat edinme işleminin usule ve kanuna aykırı olduğu ileri sürülerek evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını istemiştir.
8. Hukuk Dairesi         2019/6536 E.  ,  2021/3934 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Evlatlık İlişkisinin Kaldırılması İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Aile Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Konya 4. Aile Mahkemesinin 21.03.2019 tarihli ve 2017/244 Esas, 2019/182 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacılar vekilince Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Evlat edinen Ayşe'nin beklenen mirasçıları vekili dava dilekçesi ile; TMK'nin 317 ve 318. maddeleri gereği müteveffa Ayşe'nin davalı ...'ü evlat edinme işleminin usule ve kanuna aykırı olduğu ileri sürülerek evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava dilekçesindeki iddiaları reddederek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Davanın reddine dair verilen karar, taraf vekillerince istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince "Davacılar vekilinin istinaf isteminin reddine, davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesince davalı müvekkili lehine vekalet ücreti hükmedilmemesine yönelik istinaf talebinin HMK'nin 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca kabulüne ve davalı lehine AAÜT'ye göre tayin ve taktir edilen 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, İlk Derece Mahkemesi kararının 1, 2, 3, 4, 5. bentlerinin aynen muhafazasına karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir. Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 318.madde kapsamında kapsamında evlatlık ilişkisinin kaldırılması istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf istemiyle önüne gelen dosya ve karar bir bütün olarak değerlendirilerek, HMK’nin 353/(1)-b maddesinde yer alan “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir” düzenlemesi uyarınca, davanın hangi kısmı ile ilgili olursa olsun, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının düzeltilmesi de dahil istinaf isteminin kısmen bile kabulüne karar verilecek olsa dahi, şayet yeniden hüküm kurulacak ise, İlk Derece Mahkemesi kararının tamamen kaldırılması ve tüm hükümlerin yeniden kurulması gerekir. Bölge Adliye Mahkemeleri, bir yandan hukuki denetim yapan mahkemeler iken diğer yandan vakıa incelemesi de yapan mahkemelerdir. İlk Derece Mahkemelerince yapılan vakıa incelemesi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yerinde bulunmadığı takdirde İlk Derece Mahkemesi kararı bütünüyle ortadan kaldırılmalı ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde yeniden bir hüküm kurulmalıdır. Aksi halde, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve HMK’nin 297. ile 359. maddelerine aykırı olarak infazda tereddüte sebebiyet verilebilecektir. Keza, İlk Derece Mahkemesi kararı hakkında kısmen esastan ret, kısmen kabul kararı verilip, sadece kabul olunan kısım yönünden kararın kaldırıldığı hallerde, böyle bir kararın bozulması durumunda bozma sonrası davaya bakacak mahkeme konusunda da belirsizlik ortaya çıkabilecektir. Bu nedenle somut olayda, yukarıda açıklandığı şekilde İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının düzeltilmesi durumunda öncelikle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi halinde de yeniden tüm talepler bakımından hüküm kurulması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usule ve yasal düzenlemelere aykırı şekilde, davanın esasına yönelik herhangi bir hüküm kurulmadan İlk Derece Mahkemesinin hüküm fıkrasının sadece vekalet ücretine ilişkin olarak düzeltilmesine rağmen, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmaması ve yeniden tüm talepler hakkında hüküm kurulmamış olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, dosyanın Konya Bölge Adliye Mahkemesi (2.) Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 28.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- KÜÇÜĞE KAYYIM TAYİNİ**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 317 ]
2. Hukuk Dairesi 2003/4342 E., 2003/6810 K. 2. Hukuk Dairesi 2003/4342 E., 2003/6810 K. - DAVANIN REDDİ - EVLATLIĞIN İPTALİ - EVLATLIK İLİŞKİSİ VE VELAYET - KALDIRMANIN HAKLI SEBEPLERİ - KÜÇÜĞE KAYYIM TAYİNİ- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 317 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 318 ] - 4722 S. TÜRK MEDENİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜĞÜ VE UYGULAMA ŞEK... [ Madde 14 ] - 4722 S. TÜRK MEDENİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜĞÜ VE UYGULAMA ŞEK... [ Madde 1 ] - 743 S. TÜRK KANUNU MEDENİSİ (MÜLGA) [ Madde 258 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan 9.10.2002 tarihinde temyiz edenler vekili Av. Tolgay İlter geldi. Tolgay İlter murafaadan vazgeçiyorum evrak üzerinde inceleme yapılsın dedi. Karşı taraf tebligata rağmen gelmedi. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olan evlat edinme sözleşmeleri bütün hükümleri ile birlikte geçerliliğini korur. ( 4722 S.K md. 14) Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olayların hukuki sonuçlarına bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır.( 4722 SK. md. 1) 743 Sayılı Medeni Kanunun 258. maddesi; (4721 S. TMK. 317-318)evlatlığın evlatlık sözleşmesini haklı sebeplerin varlığı halinde her zaman kaldırılmasını isteyebileceğini hükme bağlanmıştır.Evlatlık ilişkisi 4.5.1992 de kurulmuştur.Evlatlık 15.11.1991 doğumludur.Evlatlık ilişkisi kurulmakla asıl ana babanın velayet hakkı kalkmış, evlat edinenlere geçmiştir. (10.11.1954 gün ve 17/24 sayılı İçt. Bir. Kararı) Davacı annenin dava hakkı bulunmamaktadır. Ancak küçüğe kayyım tayin edilmiş, kayyım davaya katılmış, kayyımda iptale karar verilmesini istemiştir. Kayyım evlatlık bağının kaldırılmasını haklı kılacak maddi bir hadisenin varlığını isbat edememiştir.Gerçekleşen bu durum karşısında davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliğiyle karar verildi. 08.05.2003

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.