4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 329

Türk Medeni Kanunu 329. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 329- Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir. Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için gereken hâllerde nafaka davası, atanacak kayyım veya vasi tarafından da açılabilir. Ayırt etme gücüne sahip olan küçük de nafaka davası açabilir. IV. Nafaka miktarının takdiri

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

18 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2015/16352 E., 2015/20176 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL ANADOLU 18. AİLE MAHKEMESİ
Ancak; TMK'nun 329/1.maddesinde;
3. Hukuk Dairesi         2015/16352 E.  ,  2015/20176 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 18. AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 28/01/2015 NUMARASI : 2014/512-2015/59 Taraflar arasındaki yoksulluk ve iştirak nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, dava dilekçesi ile; tarafların anlaşmalı olarak boşandıklarını,davacının nafaka ve tazminat talep etmediğini,boşandıktan sonra çocuğunun dünyaya geldiğini ileri sürerek; 1.000.00'er TL yoksulluk ve iştirak nafakası ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; cevap dilekçesi ile; davanın reddini istemiştir. Mahkemece; boşanma davası sırasında istenmediği belirtildiğinden yoksulluk nafakasının, ortak çocuğun velayeti düzenlenmediğinden iştirak nafakasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; TMK'nun 329/1.maddesinde; “Küçüğe fiilen bakan ana veya baba ,diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir". Aynı kanunun 337/1.maddesinde de; “Ana ve baba evli değil ise velayet anaya aittir" düzenlemeleri yer almaktadır. Somut olayda; taraflar, 05/02/2014 tarihinde kesinleşen anlaşmalı boşanma davası sonucu boşanmış, anılan bu dava sırasında, kadın, nafaka ve tazminat isteminin olmadığını bildirmiştir. Tarafların ortak çocuğu Funda 14/04/2014 tarihinde doğmuş, 25/04/2014 tarihinde baba hanesinde nüfusa tescil edilmiştir. Çocuğun doğum tarihi itibari ile anne babası boşanmış olup, çocuğa fiilen annesi bakmaktadır. TMK.329/1.maddesi hükmüne göre; "küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir. Anılan nedenler ile, ortak çocuk yararına, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ve çocuğun ihtiyaçları gözetilerek; hakkaniyete uygun (TMK 4.maddesi) miktarda iştirak nafakası takdir edilmesi gerekir iken; eksik inceleme, yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçeler ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

3. Hukuk Dairesi, 2016/13473 E., 2018/1657 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Türk Medeni Kanunu'nun 327.maddesinde, çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin ana ve baba tarafından karşılanacağı ve yine Türk Medeni Kanunu'nun 329.maddesinde, küçüğe fiilen bakan ana veya babanın, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabileceği şeklindeki yasal düzenlemeler ile çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması amacı ile nafaka yükümlüsü olabilecek kişiler "anne ve
3. Hukuk Dairesi         2016/13473 E.  ,  2018/1657 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki iştirak nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, tarafların boşandığını, davalının müşterek çocuğun ihtiyaçlarına katkı sağlamadığını belirterek aylık 700,00 TL nafakaya hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı, davacı ile dini nikahla gayri resmi evlendiklerini, davacının kusurlu olarak evi terk ettiğini, nafaka ödeyecek maddi gücünün olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile küçük çocuk ... Avcı’nın velayetinin anne ...'ya verilmesine, müşterek çocuk ... Avcı için 200,00 TL iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, müşterek çocuk ... Avcı ile davalı baba arasında şahsi ilişki kurulmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı tarafından temyiz edilmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 327.maddesinde, çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin ana ve baba tarafından karşılanacağı ve yine Türk Medeni Kanunu'nun 329.maddesinde, küçüğe fiilen bakan ana veya babanın, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabileceği şeklindeki yasal düzenlemeler ile çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması amacı ile nafaka yükümlüsü olabilecek kişiler "anne ve baba" olarak belirlenmiştir. Evlilik haricinde doğan çocuk için babanın nafakayla yükümlü tutulabilmesi için, çocukla baba arasında soybağının kurulmuş olması zorunludur. Türk Medeni Kanunu'nun 282.maddesine göre, "Çocuk ile ana arasındaki soybağı doğumla kurulur. Baba ile arasındaki soybağı ise, babanın anayla evlenmesi, tanıma veya hakim kararı ile gerçekleşir." Somut olayda; nüfus kaydında küçük ... Avcı'nın annesinin hanesinde kayıtlı olduğu, davacı annenin ise bekar göründüğü, davalı babanın ise, duruşmada çocuğun kendisine ait olduğunu beyan ettiği görülmektedir. Ancak, dosya kapsamından çocuk ile davalı baba arasında yukarıda anılan şekillerde soybağının kurulup kurulmadığı anlaşılamamaktadır. O halde mahkemece, çocuk ile davalı baba arasında soybağının tesisi için, tanıma başvurusu veya soybağının kurulmasına yönelik açılmış bir dava olup olmadığı araştırılmalı, var ise; tanıma işlemlerinin tamamlanması veya soybağı tesisi davasının kesinleşmesi bekletici mesele yapılmalıdır. Çocuk ile baba arasında yukarıda sayılan usullerle soybağının tesis edilmediğinin anlaşılması halinde ise; soybağının hüküm ve sonucu olan bakım yükümlülüğünün davalı için gerçekleşmediği gözetilerek bu durumda, çocukla ilgili ananın nafaka isteğinin reddi gerektiği hususu dikkate alınmalıdır. Kabule göre de; dava nafaka istemine ilişkin olup, mahkemece talebin dışına çıkılarak velayet ve baba ile kişisel ilişki tesisine yönelik hüküm kurulması dahi isabetsizdir. Açıklanan nedenler gözetilmeksizin hüküm tesisi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiş, bozma nedenine göre de, tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2017/819 E., 2017/1073 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAİLE MAHKEMESİ
tam metni aç
Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir.(TMK. nun 329/.... maddesi)
3. Hukuk Dairesi         2017/819 E.  ,  2017/1073 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki iştirak nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, tarafların ...da boşandıklarını, müşterek üç tane çocukları olduğunu, çocukların velayetlerinin davacıda olduğunu, çocukları ile birlikte yaşadığını, çocuklardan Kadriye'nin lise ..., ..... .....'un lise ..., .....l'in ise ortaokul .... sınıf öğrencisi olduğunu, çocukların bakım ve eğitim giderlerinin ... olduğunu, davalının da bu giderlere katkıda bulunması gerektiğini ileri sürerek; çocuklardan ..... için ....000 TL, ..... ..... için 750 TL, Kemal için 500 TL nafakanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, tarafların ...da boşanmalarına ilişkin kararın ... .... Aile Mahkemesinin 2015/274 E. sayılı dosyası ile tanınmasına karar verildiğini, söz konusu boşanma kararında davacının nafaka talebinin reddedildiğini, nafaka hususunda verilmiş kararın Türk Mahkemelerinde tanınarak kesinleştiğinden eldeki davanın usulden reddi gerektiğini, kendisinin işsiz ve malül olduğunu, işgöremezlik raporu olduğunu, ... devletinin davalının bakımını üstlendiğini, davacının kötüniyetli olarak bu davayı açtığını, çocukların okul ve geçim giderleri ile davacının geçim giderleninin de ... devleti tarafından karşılandığını belirterek; davanın reddini istemiştir. Mahkemece;''...Tarafların ... .... Aile Mahkemesinin 2015/274 Esas 2015/643 Karar sayılı ilamı ile boşanmaya ilişkin yabancı makheme kararının tenfizine karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, tarafların 05/02/2015 tarihi itibariyle boşandıkları anlaşılmıştır. Dosyamız içerisine giren ... .... Aile Mahkemesinin 2015/274 Esas 2015/643 Karar sayılı dosyasına sunulan yabancı mahkeme ilamının tercümesinde müşterek çocukların velayetinin anne ve baba tarafından beraberce kullanılacağına karar verilmiş, çocukların daimi ikametgahlarının anne yanı olarak sabit görülmesine karar verilmiş, annenin çocukların bakım ve eğitimine katkı nafakası yönündeki isteminin akamete uğratılmasına şeklinde karar verilerek tarafların mali ve içtimai durumlarına göre davacı kadının iştirak nafakası talebinin red edildiği anlaşılmıştır. İş bu kararın verildiği tarihten davamızın açıldığı tarihe kadar geçen sürede tarafların mali ve içtimai durumlarında ki değişiklikler, çocukların devlet yardımı alıyor olması, davalı kocanın hasta olduğu ve çalışmaz durumda olduğu, boşanma tarihinde ki durumu ile dava tarihinde ki durumu arasında gelirinde bir artış olmaması hususu dikkate alınarak...'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 327/.... maddesinde; çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin anne ve baba tarafından karşılanacağı hükme bağlanmıştır. Aynı yasanın, 328. maddesi hükmü gereğince; ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler. Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir.(TMK. nun 329/.... maddesi) Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur. (TMK. nun 330/.... maddesi) Somut olayda; taraflar ....07.1993 tarihinde evlendikleri, evliliklerinden 1998, 2000 ve 2003 doğumlu üç cocukları olduğu, ... .... Asliye ... Mahkemesinin ... numaralı Sivil ... Dairesi Kabine No:... R.G. .../05961 nolu ........2014 tarihli kararı ile boşandıkları, kararın 05.02.2015 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmaktadır. karar ile çocukların velayetinin anne ve babaya ait olacağına, çocukların daimi ikametgahlarının anne yanı olarak sabit görülmesine, davacı annenin çocukların bakım ve eğitimine katkı nafakası yönündeki isteminin akameti uğratılmasına karar verildiği, söz konusu kararın ... .... Aile Mahkemesinin ....09.2015 tarih ve 2015/274-643 E.K. sayılı kararı ile tenfizine karar verildiği dosya kapsamı ile sabittir. Mahkemece davacı hakkında yaptırılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında; davacının ... ayda bir 403,03 ... işkazası aylığı, aylık 487,50 ... işsizlik ödeneği ve Aile Yardımları kasasından çocuk parası, ev kirası yardımı, boşanma nedeniyle aile destek yardımı ve ek ödeneği olmak üzere 1394,82 ... sosyal yardım ile geçimini sürdürdüğü tespit edilmiştir. Davalı hakkında ekonomik ve sosyal durum araştırması yaptırılmamış, dinlenen davalı tanık beyanlarına göre davalının hasta ve çalışamaz olduğu saptanmıştır. Tarafların boşanmalarına dair verilen karar ile eldeki davanın açıldığı 25.....2015 tarihi arasında geçen sürede, müşterek çocukların yaşlarının büyüdüğü ve koşullarının değişmesi nedeniyle ihtiyaçlarının arttığı açıktır. O halde, davalı babanın sosyal ve ekonomik durumunun ayrıntılı şekilde araştırılarak gelir durumunun tam ve sağlıklı bir şekilde saptanması sonrasında, nafakanın niteliği, müşterek çocukların yaşı, eğitim durumları, ihtiyaçları, davacı annenin katkısı ve müşterek çocuklar için ... devleti tarafından alınan yardımlar da dikkate alınarak, davalı babayı ödemede zorlamayacak, onu zarurete düşürmeyecek şekilde, TMK.nun ....maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre, çocuklar lehine uygun bir iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davacı yararına HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı tarafa iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde ... atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren ... günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2016/3317 E., 2016/3722 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ
tam metni aç
Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir (TMK.md.329/1).
3. Hukuk Dairesi         2016/3317 E.  ,  2016/3722 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı dava dilekçesinde; davalı ile iki müşterek çocukları olduğunu, ilk başlarda mutlu olsalar dahi daha sonra nizalar çıkmaya başladığını, davalının çocukları ile birlikte evden kovduğunu, baba evine sığındığını, davalının ihtiyaçlarla ilgilenmediğini belirterek kendisi için 300 TL ve iki müşterek çocuk için 150’şer TL tedbir nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçek olmadığını, işte bulunduğu bir sırada davacının çocukları da evi terk ettiğini, tekrar bir araya gelme çabalarına rağmen davacının reddettiğini, ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığını, büyük çocuğun yanında olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacı kadının ayrı yaşamda haklılığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın tümden reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, TMK'nun 327/1 maddesine göre, çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından sağlanır. Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder (TMK.md.328/1). Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir (TMK.md.329/1). Somut olayda, davacı annenin ayrı yaşamakta haklılığını kanıtlayamamış olması, fiilen kendi yanında bulunan müşterek çocuklar için nafaka takdirini engellemez. Çocuklar yönünden ayrı yaşamada haklılık olgusundan ziyade fiilen kimin yanında kaldıkları önemlidir. O halde mahkemece; anne yanındaki çocukların tespiti ile çocukların ihtiyaçlarını asgari ölçüde karşılayacak ve tarafların geliri ile de orantılı olacak şekilde "hakkaniyete" uygun miktarda nafakaya hükmolunması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın bu yönden de reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2014/21691 E., 2015/7298 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varEŞME ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ
tam metni aç
Maddesinde, çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin ana ve baba tarafından karşılanacağı ve yine Türk Medeni Kanunu'nun 329. Maddesinde, küçüğe fiilen bakan ana veya babanın, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabileceği şeklindeki yasal düzenlemeler ile çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması amacı ile nafaka yükümlüsü olabilecek kişiler "anne ve baba" olarak belirlenm
3. Hukuk Dairesi         2014/21691 E.  ,  2015/7298 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : EŞME ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ TARİHİ : 16/07/2014 NUMARASI : 2012/382-2014/262 Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacı ile davalının resmi nikahları olmaksızın, yapılan bir düğün ile evlendiklerini, bu birlikteliklerinden Hakkı isimli çocuklarının dünyaya geldiğini, davalının, davacı eşi ve çocuğuyla hiç ilgilenmediğini ve davacıya evi terk etmesi için sürekli baskı yaptığını, bunun üzerine davacı müvekkilinin çocuğu ile birlikte ailesinin yanına sığındığını ve tarafların bu aşamadan sonra ayrı yaşamaya başladığını, davalının çocuğuna karşı sorumluluklarını yerine getirmediğini belirterek, müşterek çocuk için aylık 500 TL nafakanın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili davalı ile davacının köy düğünü ile evlendiklerini, kısa bir süre birlikte yaşadıklarını ve bu evliliklerinden çocukları Hakkı'nın dünyaya geldiğini, davalı müvekkilinin köyde babasının yanında eşi ve üç çocuğu ile birlikte yaşadığını ve geçirmiş olduğu trafik kazasından kaynaklı sorunlar sebebiyle ile hiçbir işte çalışamadığını, bu sebeple talep edilen nafakayı ödeyecek geliri bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, tarafların resmiyette evli olmayıp, evlilik dışı H.. A.. isimli çocuklarının bulunduğu ve davalının müşterek çocuk ile arasındaki soy bağına bir itirazı olmadığı, tanık beyanına göre davacının müşterek çocuk Hakkı'ya hamile iken baba evine dönmek zorunda kaldığı, o günden beri tarafların ayrı yaşadığı, davalının müşterek çocuğunu arayıp sormadığı, bakım ve masraflarını davacı annenin karşıladığı gerekçesi ile tarafların sosyal ve mali durumları dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, müşterek çocuk için, aylık 300 TL tedbir nafakasının dava tarihinden kararın kesinleşmesine kadar davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesinden itibaren nafakanın iştirak nafakası olarak aynen devamına karar verilmiş, verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 327. Maddesinde, çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin ana ve baba tarafından karşılanacağı ve yine Türk Medeni Kanunu'nun 329. Maddesinde, küçüğe fiilen bakan ana veya babanın, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabileceği şeklindeki yasal düzenlemeler ile çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması amacı ile nafaka yükümlüsü olabilecek kişiler "anne ve baba" olarak belirlenmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 282. Maddesine göre, "Çocuk ile ana arasındaki soybağı doğumla kurulur. Baba ile arasındaki soybağı ise babanın anayla evlenmesi, tanıma veya hakim kararı ile gerçekleşir." Tüm dosya kapsamından, müşterek çocuk ile davalı baba arasında yukarıda anılan şekillerde kurulmuş bir soybağı ilişkisi bulunup bulunmadığı anlaşılamamaktadır. Bu durumda, mahkemece; müşterek çocuk ile davalı baba arasında hukuki bağ kurulup kurulmadığı hususunun araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle ve eksik incelemeye dayalı olarak davalı aleyhine iştirak nafakasına hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Bozma nedenine göre, sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

16 yaşında ayırt etme gücüne sahip (Ç), annesi (A) ve babası (B)'nin kendisine bakmamasından dolayı nafaka davası açmak istemektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, (Ç)'nin nafaka davası açma hakkı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) (Ç) ayırt etme gücüne sahip olduğu için tek başına dava açabilir.
B) (Ç) ergin olmadığı için dava açamaz, vasi atanması gerekir.
C) Dava sadece (Ç)'ye fiilen bakan üçüncü bir kişi tarafından açılabilir.
D) (Ç)'nin dava açabilmesi için mahkemeden izin alması gerekir.
E) (Ç) adına davayı sadece Cumhuriyet savcısı açabilir.