Türk Medeni Kanunu 330. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 330- Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur.
Nafaka her ay peşin olarak ödenir.
Hâkim istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.
V. Durumun değişmesi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
27 karar eşleşti
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 330 ]
2. Hukuk Dairesi 2007/12186 E., 2008/11753 K.
2. Hukuk Dairesi 2007/12186 E., 2008/11753 K.
- BABALIK DAVASI
- GÖREVLİ MAHKEME
- NAFAKA
- TAZMİNAT- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 304 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 327 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 328 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 330 ]
- 4787 S. AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA... [ Madde 4 ]
- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 41 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm tazminatlar ve nafaka yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve Özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz istemi yersizdir.
2-Türk Medeni Kanunu'nun 304. maddesi, babalık davalarında ananın mali haklarını hüküm altına almıştır. Anılan maddede manevi tazminata yer verilmediği gibi, ayrıca maddi tazminat da düzenlenmemiştir.
Davacı kadının Türk Medeni Kanunu'nun 304. maddesinde yazılan mali haklar dışındaki maddi ve manevi tazminat istemi Borçlar Kanunu'ndan kaynaklanmakta olup, aile mahkemelerinin görev alanı dışındadır. Talep olunan miktara göre de Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkemece, bu isteklerle ilgili davacıya nisbi
harcın tamamlanması için önel verilmesi, verilen süre içinde eksik nîsbi harç tamamlandığı takdirde bu talepler yönünden tefrik ve görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3- Mahkemece davalının babalığına karar verilmiş, çocuk ile davalı arasında soybağı kurulmuştur. Küçük İskender halen anne yanında olup, bakımı ve ihtiyaçları davacı anne tarafından karşılanmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 327-330. maddeleri dikkate alınarak çocuk için uygun bir miktar nafaka takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2 ve 3. bentlerde gösterilen nedenlerle (BOZULMASINA), bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer hususların 1. bentte gösterilen nedenlerle (ONANMASINA), temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 15.09.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi
Diğer kararlar (4)
2. Hukuk Dairesi, 2024/589 E., 2024/1993 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ncı, 182 nci, 324 üncü ve 330 uncu maddeleri.
2. Hukuk Dairesi 2024/589 E. , 2024/1993 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1420 E., 2023/1393 K.
DAVA TARİHİ : 06.04.2022
KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 23. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/485 E., 2023/988 K.
Taraflar arasındaki çocukla kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı vasi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili bölümleri kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı baba vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı baba vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; tarafların boşandıklarını, ortak çocuğun velâyetinin anneye verildiğini, ortak çocuğun %100 engelli olduğunu ,İstanbul Anadolu 17. Sulh Hukuk mahkemesinin 24.06.2021 tarih 2021/503 esas, 2021/717 sayılı kararı ile; ...'in kısıtlanarak, annesi ... 'ın velâyeti altında bırakılmasına karar verildiğini, ...'in reşit olması ile kişisel ilişki tesisine dair düzenlemenin ortadan kalktığını, davalı annenin oğlu ile görüşmelerine izin vermediğini, icra takibi yapılabilmesi için karara ihtiyacının olduğunu iddia ederek; davanın kabulü ile oğlu ... ile yeniden kişisel ilişkinin düzenlenmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı anne vekili cevap ve ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacı babanın, kısıtlı oğlunu 18 yaşını doldurmadan önce çok nadir almaya geldiğini ve ilgilenmediğini, kısıtlının bezlerini bile almak yerine davalı anneden istediğini, bu durumun bile ilgisiz ve alakasız bir baba olduğunu gösterdiğini beyan ederek; yasaya aykırı olarak ikame edilen davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların boşandıkları, davaya konu ortak çocuk ...'ın velâyetinin anneye verildiği, baba ile kişisel ilişki tesis edildiği, ancak çocuğun 18 yaşını ikmal ederek reşit olduğu, fakat akıl sağlığının yerinde olmaması nedeniyle kısıtlanarak annesinin velâyeti - vesayeti altında bırakıldığı, 18 yaşını ikmal etmesi nedeniyle boşanma hükmü ile düzenlenen kişisel ilişkinin ortadan kalktığı, ancak reşit çocuk kısıtlandığından velâyet hükümlerinin uygulanması gerektiği, çocuğun yaşantısında baba rolünün önemi, çocuğun gelişimine ve psikolojisine olumlu katkısı nazara alınarak çocuk ile baba arasında kişisel ilişkinin düzenlenmesi, ancak yatalak hasta olması, sürekli bakıma muhtaç olması yatısız olacak şekilde ve anne ya da annenin belirleyeceği birinin refakatinde gerçekleşmesi gerektiği gerekçesiyle; davacı babanın reşit, velâyet ve vesayet alında olan çocuk ile, " her ayın birinci, ve üçüncü haftaları cumartesi ve pazar günleri sabah saat 10.00 dan akşam 16:00'ya kadar; dini bayramların ikinci günü sabah saat 10.00'dan akşam 16:00 a kadar, çocuğun bulunduğu yerde ve anne veya annenin görevlendireceği 2. Dereceye kadar bir yakını refakatinde kişisel ilişki tesisine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı baba vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın Avrupa İnsan Hakları sözleşmesine, usul ve yasaya aykırı olduğunu, kısıtlı ...'ın %100 engelli olduğundan dolayı bakımının zor olduğunu, ebeveynlerin yardımlaşarak bakılması gerektiğini, kararın infazının hangi kurum tarafından yapılacağının kararda gösterilmediğini belirterek; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. Davalı anne vekili istinaf dilekçesinde özetle; kişisel ilişki tesisine karar verilmiş olmasının kısıtlının hayatını tehlikeye soktuğunu, davacının ilgisiz bir baba olduğunu, amacının kısıtlı oğlu ile kişisel ilişki olmayıp nefret ve kin duyguları ile davalı vasisine zarar vermek olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı olan İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesi kararının "...anne veya annenin görevlendireceği ikinci dereceye kadar bir yakını refakatinde..." hususunun dışında; dosya kapsamına, usul, yasa ve hakkaniyete uygun olduğu anlaşıldığından davalı vasisinin istinaf talebinin reddine, davacı babanın kısıtlı ... ile vakit geçirdiğinde bakımını yapabildiği sosyal inceleme raporlarından anlaşıldığı gerekçesi ile; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ilgili bendinde yer alan "...anne veya annenin görevlendireceği ikinci dereceye kadar bir yakını refakatinde..." ibaresinin kaldırılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı baba vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı baba vekili temyiz dilekçesinde özetle; kişisel ilişkinin yatılı olarak kurulması gerektiği yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, baba ile tarafların ergin kısıtlı olan ortak çocuğu arasında kurulan yatısız kişisel ilişkinin çocuğun üstün yararına uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ncı, 182 nci, 324 üncü ve 330 uncu maddeleri. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 3 üncü maddesi, 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası ve 12 nci maddesi. Çocuk Haklarının Kullanılmasına Dair Avrupa Sözleşmesi'nin 3 üncü, 4 üncü ve 6 ncı maddeleri. Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi'nin 4 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı baba vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2024/7839 E., 2024/8882 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 182, 323, 330, 336 ncı maddeleri.
2. Hukuk Dairesi 2024/7839 E. , 2024/8882 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/737 E., 2024/1078 K.
KARAR : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 19. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2023/180 E., 2023/711 K.
Taraflar arasındaki kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile hükmün kaldırılarak yeniden karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Gönderme kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı baba dava dilekçesinde özetle; çocuğu ile boşanma davasında kurulan kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı anne vekili cevap dilekçesinde özetle davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 21.04.2022 tarih ve 2021/371 Esas 2022/259 Karar sayılı kararı ile; çocuğun yaşı itibariyle anne öz bakımına muhtaç bir yaşta olmadığı, çocuğun zaten okul çağına geldiği, daha önce kurulan yatılı olmayan kişisel ilişkinin çocuğun yüksek yararına uygun olmadığı, baba ile derhal yatılı kişisel ilişki kurulmasının esasen çocuk için de anayasal bir hak olduğu, davalı annenin davaya itiraz ettiği, ancak itirazın çelişkili olduğu, annenin bir yandan ''babanın istediği zaman çocuğu görebildiğini ''belirtirken diğer yandan yatılı kişisel ilişki kurulmasına karşı çıktığı, babanın yatılı kişisel ilişki kurulmasına engel bir halinin bulunmadığı, bu yönde bir iddiada dahi bulunulmadığı, daha önce kurulan kişisel ilişkinin yetersiz olduğu ve yeniden düzenlenmesinin gerektiği, taraflar boşanırken çocuğun 2 yaşını ikmal etmiş olduğu, bu bakımdan o zaman çocukla baba arasında yatılı kişisel ilişki kurulmamasında anlaşılmaz bir şey olmadığı, ancak çocuğun şu an okul çağında olduğu, yaşının büyüdüğü, belirtildiği üzere anne öz bakımına muhtaç bir yaşta da olmadığı, son tahlilde davacının dava açmakta haklı olduğu, ancak davacının talep ettiği yatılı kişisel ilişkinin gün ve saat itibariyle çocuğun yaşına uygun olmadığı, zira her hafta kişisel ilişki kurulmasının yerleşik içtihatlara aykırı olduğu, bu nedenle yatılı kişisel ilişkinin re'sen düzenlenmesinin gerektiği, buna göre davanın kabulü değil yazılı gerekçeyle kısmen kabulünü gerektiği, daha önce kurulan kişisel ilişkinin dava konusu edilmeyen kısmının ise bu hususta açılmış bir dava olmadığına göre değiştirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabul kısmen reddine, ortak çocuk ... ile davacı baba arasında daha önce Ankara 5. Aile Mahkemesi'nin 2016/2449 Esas 2017/1080 Karar sayılı ilamı ile kurulan kişisel ilişkinin dava konusu edilen ''ortak çocukla davalı baba arasında her ayın 3. Ve 4. Haftaları pazar günü saat 10.00-14.00, dini bayramların 2.günü 10.00-14.00 saatleri arasında kişisel ilişki kurulmasına'' şeklindeki kısmının iptaline, ortak çocuk 07.07.2016 doğumlu ... ile davacı baba arasında her ayın 1 ve 3'ncü haftası cumartesi günü günü saat 10.00 ile aynı haftanın pazar günü saat 16.00 arasında, dini bayramların 2'nci günü saat 10.00 ile 3'ncü günü saat 16.00 arasında, temmuz aynının ilk günü saat 10.00 ile 10'ncu günü saat 16.00 arasında kişisel ilişki kurulmasına, Ankara 5. Aile Mahkemesi'nce kurulan kişisel ilişkinin iptal edilen kısmı dışındaki düzenlemesinin ise bu husus dava konusu edilmediğinden aynen devamına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Gönderme Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı anne vekili hükmün tamamı yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin 22.02.2023 tarih ve 2022/1131 Esas 2023/278 Karar sayılı kararı ile; kişisel ilişki kurulmasına yönelik hüküm kurulurken; gelecek yıllardaki koşullar önceden bilinemeyeceğinden, kademeli kişisel ilişki kurulması doğru olmadığı gibi daha önce kademeli olarak kurulan kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesine yönelik davalarda da maddi anlamda kesin hüküm niteliği dahi taşımayan bu yanlışlığın devam ettirilmesinin de doğru olmadığı, kişisel ilişkinin kademeli bölümlerinin farklı farklı mahkeme ilamları ile düzenlenmesi sonucunu doğuracak şekilde hüküm tesis edilemeyeceği, bu bakımdan İlk Derece Mahkemesince daha önce Ankara 5. Aile Mahkemesi'nce kurulan kişisel ilişkinin "ortak çocuğun ilkokul çağından önceki" dönemini yeniden düzenleyip "ortak çocuğun ilkokul çağından sonraki" dönemine ilişkin bölümünün ise dava konusu edilmediğinden aynen devamına şeklinde başka bir mahkeme kararına atıf yapmak suretiyle hükmün infazında tereddüt oluşturacak şekilde kişisel ilişki düzenlemesi yapılmasının doğru olmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının tamamının kaldırılmasına, dosyanın bir karar vermek üzere kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
C. İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davalarında hakimin çocuğun menfaatini üstün tutarak, taleple bağlı olmaksızın karar verebileceği, bu sebeple kişisel ilişki kurulmasına yönelik hüküm kurulurken; gelecek yıllardaki koşullar önceden bilinemeyeceğinden, kademeli kişisel ilişki kurulması doğru olmadığı gibi daha önce kademeli olarak kurulan kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesine yönelik davalarda da maddi anlamda kesin hüküm niteliği dahi taşımayan bu yanlışlığın devam ettirilmemesi gerektiği, kişisel ilişkinin yeniden düzenlemesi davasında çocuğun menfaati üstün tutulmak suretiyle infazı kabil tek ve bağımsız bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabul kısmen reddine, ortak çocuk ... ile davacı baba arasında daha önce Ankara 5. Aile Mahkemesi'nin 2016/2449 Esas 2017/1080 Karar sayılı ilamı ile kurulan kişisel ilişkinin iptaline, ortak çocuk 07.07.2016 doğumlu ... ile davacı baba arasında her ayın 1 ve 3'ncü haftası Cumartesi günü günü saat 10.00 ile aynı haftanın pazar günü saat 16.00 arasında, dini bayramların 2'nci günü saat 10.00 ile 3'ncü günü saat 16.00 arasında, Temmuz aynının ilk günü saat 10.00 ile 10'ncu günü saat 16.00 arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı her iki taraf vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
1.Davacı baba vekili; kişisel ilişki süresi yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı anne vekili; hükmün tamamı yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince; davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplanıp değerlendirildiği, usulü işlemlerin Hukuk Muhakemeleri Kanununa uygun olarak yerine getirildiği, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, bu itibarla ilk derece mahkemesince verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile tarafların istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı baba vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı baba vekili; kişisel ilişki süresi yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çocuk ile baba arasında kurulan kişisel ilişkinin yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 182, 323, 330, 336 ncı maddeleri. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası, 3 üncü maddesi. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 12 nci maddesi. Çocuk Haklarının Kullanılmasına dair Avrupa Sözleşmesi 3 üncü maddesi, 4 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 6 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Kişisel ilişki düzenlenirken çocuğun yüksek yararı, yaşı ve anne ve babalık duygusunun tatmini ve infaz edilebilir nitelikte olması hususları birlikte değerlendirilerek çocuğun kişisel gelişimine en uygun düzenleme tercih edilmelidir. Çocuk anne ve babası ile düzenli kişisel ilişki kurma ve bu ilişkiyi sürdürme hakkına sahiptir. Anne ve babası ayrı olan çocuğun ebeveynleriyle düzenli kişisel ilişki kurması ve bu ilişkiyi sürdürmesi çocuk için bir hak olduğu gibi, anne ve baba için de haktır. Kişisel ilişki sadece çocuğun yüksek yararı gerektirdiği takdirde kısıtlanabilir veya kaldırılabilir.
2.Dosya kapsamı ve çocuğun yaşı dikkate alındığında, ortak çocuk ile baba arasında kurulan kişisel ilişki babalık duygularını tatmine elverişli olmadığı gibi, çocuğun fikri ve sosyal gelişmesi için de yetersizdir. Mahkemece baba ile çocuk arasında yatılı olacak şekilde ve daha uygun süreli kişisel ilişki tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması uygun görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
3.Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun`un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının ortadan kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı baba vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının ikinci paragrafının kaldırılarak yerine "ortak çocuk ile baba arasında çocuğun yaşı, eğitim durumu, seyahat kolaylığı gözetilerek her ayın 1. ve 3. hafta sonu Cumartesi günü sabah saat 09.00'dan Pazar günü akşam saat 18.00'e kadar, dini bayramların 2. günü sabah saat 09.00'dan 3. günü akşam saat 18.00'e kadar, her yıl Temmuz ayının 1. günü sabah saat 09.00'dan 31. günü akşam saat 17.00'ye kadar, her yıl sömestr tatilinin ilk hafta Pazartesi günü saat 09.00'dan ertesi hafta Pazartesi saat 09.00'a kadar, yanına almak, görmek, gözetmek suretiyle kişisel ilişki tesisine" cümlesinin eklenmesi suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek haline yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/9549 E., 2024/2079 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 182, 323, 330, 336 ncı maddeleri.
2. Hukuk Dairesi 2023/9549 E. , 2024/2079 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1869 E., 2023/1861 K.
DAVA TARİHİ : 30.07.2021-13.09.2021
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile esas hakkında yeniden karar verme
İLK DERECE MAHKEMESİ : Burhaniye Aile Mahkemesi
SAYISI : 2023/46 E., 2023/168 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi, yoksulluk nafakasının kaldırılması ve iştirak nafakasının arttırılması davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kişisel ilişkinin arttırılması davasının kabulüne, yoksulluk nafakasının kaldırılması ve iştirak nafakasının arttırılması davalarının ise reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı-davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kişisel ilişkinin arttırılması davası yönünden kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle kişisel ilişkinin arttırılması davasının reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının Burhaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/101 esas 2020/128 Karar sayılı ilamıyla boşandığını, kararın kesinleştiğini, anlaşmalı olarak boşandığını, ortak çocuk Ada'nın velâyetinin anneye verildiğini, Ada Zeytinci için 750,00 TL iştirak nafakası, anne davalı ... için 250,00 TL yoksulluk nafakası verildiğini, nafakanın her yıl tüfe oranında artacağını, müvekkili ve davalının sağlıklı bir bir iletişimi bulunmadığını, tarafların tek ortak noktalarının ortak kızları olduğunu, Ada'nın şu anda 3 yaşında olduğunu, babasını ayda 2 kez toplam 7 saat görebildiğini, ortak çocukla sağlanan görüş günü Ada'nın baba sevgisinden uzak kalmasına sebep olduğunu, davalı yanın ortak çocuk Ada'nın 15 dakika dahi geç bırakılmasına sabır göstermediğini, her görüş gününde olay çıkartıp çocuğu vermemekle müvekkilini tehdit ettiğini, davalı yan için mahkeme ilamı bir koz olarak kullanıldığını, müvekkilinin kızına doğum günü partisi yapmak istediğini ancak davalı tarafından doğum günü yapmaya hakkının olmadığı ile suçlandığını, davalının müvekkilinin annesini hiç sevmediğini, bununla ilgili kızına öğütler verdiğini, Ada'nın babaannesine geldiğinde babaannesini öpmek istemeyip annem kızıyor dediğini, davalının görüş günlerinde müvekkile kızını gösterdiğini, Mahkeme ilamına uygun davrandığını, fakat bu görüş günleri kızının büyümesi ve baba sevgisine ihtiyacı olması karşısında müvekkiline yetmediğini, Ada'nın 15 dakika bile geç bıraktığında çıkan gerginliğin zamanla Ada'yı psikolojik olarak etkileyeceğini, bunların yaşanmaması için öncelikle müvekkilinin velâyeti talep ettiğini, yaş küçüklüğü olması sebebiyle müvekkiline velâyetin verilmeyeceğinin bilindiğini, müvekkili ile davalının boşanırken davalının çalışmadığı için yoksulluk nafakası kararlaştırıldığını, nafakanın şu anda 290,00 TL olduğunu, davalının kendisine Burhaniye merkezde kıyafet satan butik açtığını, dükkanın davalının üzerine olup olmadığını bilinmediğini, müvekkilinin asgari ücret aldığını, kızına 870,00 TL iştirak nafakası verdiğini, ancak yoksulluk nafakası ile birleşince aylık 1.160,00 TL olduğunu, maaşından geriye 1.665,00 TL kaldığını, geçinmesinin oldukça zor olduğunu, müvekkilinin üzerine kayıtlı evinin olduğunu, bu evi ailesinin aldığını, bu evde ailesi ile yaşadığını, bu nedenle kişisel görüş günlerinin Mahkemece arttırılması ile birlikte yatıl kişisel ilişki düzenlenmesini, yoksulluk nafakasının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı-davacı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendisini anlaşmalı boşanmaya razı etmek için mevcut protokolü imzaladığını, mahkeme huzurunda kabul ettiğini, her ne kadar mahkeme tarafından kararlaştırılmış nafakanın daha sonra azaltılması ve hatta tamamen kaldırılması davasını açmak tarafların hakkı ise de tarafların bu haklarını kötüye kullanmaları halinde davanın açılmasının kötü niyete dayandığını, kaldırılması istenen nafaka yönünden kendisinin ekonomik durumunda bir iyileşme ya da davacının ekonomik durumunda bir kötüleşmenin söz konusu olmadığını, boşanmadan önce asgari ücret ile çalıştığını, her ay düzenli bir gelirinin olduğunu, boşanmadan sonra giyimle ilgili bir iş yeri açtığını ancak iş yeri açmasıyla birlikte pandemi döneminin başladığını, o tarihten son 2 aya kadar masrafları bile çıkaracak bir kazancının olmadığını, son 2 ayda da hala masraflardan artacak kazancının olmadığını, iş yeri kirasının aylık 2.100,00 TL, ev kirası aylık 1.800,00 TL, ayrıca iş yeri açarken 76.200,00 TL kredi aldığını, toplam borcunun 105.637,79 TL olduğunu, ortak çocuğun masrafları da dikkate alınırsa ekonomik sıkıntı içinde olacağının anlaşılacağı, davacının ekonomik durumunun daha iyi olduğunu, kendi evinde oturduğunu, ev kirası ödemediğini, lastikçi firmasında muhasebeci olarak çalıştığını, aldığı ücretin resmi kayıtlarda asgari ücret olarak gösterilmek de ise de vasıflı işçi olup onun dışında da gelirinin olduğunu, davacının bakmakla yükümlü olduğu kimsenin olmadığını, çocuğun davacı baba ile görüşmeleri hususunda kendisinin kusurlu davrandığına ilişkin iddiaların doğru olmadığını, bu konuda sorun çıkarmadığını, davacı taraf protokolde yazılı görüşme koşullarına uymadığını, görüşme saati dolduğunda çocuğun kendisine getirilmesi için aradığında davacının çocuğun uyuduğunu söylediğini, saatinde kendisine göndermediğini, kendisinin de bu duruma inanmadığında çocuğunun uykuda olduğuna ilişkin fotoğrafını çekip kendisine göndermesini istediğini, davacının o zaman fotoğrafı göndermediğini, ortak çocuğu denize götürdüğünü, güneş kremi sürmediği için çocuğun vücudunun güneşten dolayı kızardığını, yine 3 yaşında olan çocuk 5 yaşını doldurduğunda zaten baba ile görüşme gün ve saatlerinin değişeceğini, bu nedenle davanın açılmasına gerek olmadığını bu nedenle haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı-davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkil ile davalı yanın 10.03.2020 tarihinde Burhaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/101 esas 2020/128 karar tarihi ilamıyla boşandığını, kararın 12.03.2020 tarihinde kesinleştiğini, ortak çocuk Ada'nın velâyetinin anneye verildiğini, ortak çocuk için her yıl Tüfe oranında arttırılmak üzere 750,00 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, davalı yan iş bu dava yılı içinde ortak çocuk için 870,00 TL iştirak nafakası ödediğini, her ne kadar nafakanın TÜFE oranında arttırılmasına kararlaştırılmışsa da söz konusu artışın günümüz ekonomik koşulları içerisinde yeterli gelmediğini, ekonomik hayatın her geçen gün pahalılaştığını, tarafların aralarında kararlaştırılmış oldukları nafakanın belirlendiği tarihten sonra dünya genelinde etkisini gösteren Covid-19 pandemisi yaşandığını, davacı ve davalının ortak çocukları Ada Zeytinci'nin bu davanın ikame tarihi itibariyle 3 yaşını doldurduğunu, tarafların ortak çocukları gündüz bakım evine başlama yaş grubunda olup, gündüz bakım evlerinin ücretsiz bir şekilde eğitim vermediğini, pandemi sonrası her yerde yaşanan zam furyası kreşi ve gündüz bakım evi ücretlerinde de yaşanmış olup ortalama bir kreş ve yahut gündüz bakım evi ücreti aylık yaklaşık 1.500,00 TL olduğunu, ortak çocuğun sosyalleşmesi, gelişiminin daha iyi desteklenmesi, yeni hobiler edinmesi, eğitiminin en iyi şekilde sağlanması için söz konusu kreş ve yahut gündüz bakım evine gitmesinin zorunlu olduğunu, tüm bu giderlerin anne tarafından karşılanmasının mümkün olmayacağını, davacı müvekkilinin kendi ayaklarının üzerinde durabilmek ve ortak çocuğun hayat standartlarını daha yükseltmek için bir iş yeri kurduğunu ancak işlerin istediği gibi gitmediğini, davacı müvekkilinin ortak çocuğun geleceği ve onun hayat konforunu yükseltmek için var gücüyle çalışmakta olup davalı babanın da elini taşın altına koyması gerektiğini, ortak çocuğun gelişiminin en iyi şekilde sağlanabilmesi için davalının gerekli desteği vermesi gerektiğini, davalının bir akrabasının yakının Petlas oto lastiği firmasında muhasebeci olarak çalıştığını, SGK kayıtlarına göre gelirinin asgari ücret olduğunu, ancak muhasebeci gibi kalifiyeli bir elemanın asgari ücretle çalıştığının kabulünün mümkün olmadığını, iş verenin akrabası olması nedeniyle kayıt dışı veya elden ilave gelirinin bulunması ihtimalinin yüksek olduğunu, davalının barınma ihtiyacı için kira ödemediğini, ailesi ile birlikte yaşadığı için temel ihtiyaçları için de harcama yapmadığını, davalı yanın hayatını idame ettirirken sadece kişisel ihtiyaçları için harcama yapmakta olduğunu, ortak çocuğun yaşı, eğitimi ve hayat pahalılığı, tarafların sosyal ekonomik durumu dikkate alındığında davalının ödemiş olduğu iştirak nafakasında iyileştirmeye gidilmesi, davacı müvekkilinin bu yükün altından tek başına kalkmasının mümkün olmadığını, bu nedenle Burhaniye Aile Mahkemesinin 2021/311 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davalarının kabulüne, davalının Ada Zeytinci için ödemiş olduğu 870,00 TL iştirak nafakasının dava süresince tedbiren 1.500,00 TL olarak arttırılmasına, her yıl Ocak ayında TÜFE oranında attırılmak üzere 1.500,00 TL iştirak nafakası olarak arttırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin 13.04.2022 tarih, 2021/311 Esas ve 2022/189 sayılı kararı ile asıl dava yönünden davanın kabulüne, birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmiş, davalı-davacı vekili tarafından yapılan istinaf istemi neticesinde dosya Bölge Adliye Mahkemesi'nin 20.01.2023 tarih ve 2022/1686 Esas ve 2023/129 Karar sayılı ilamı ile istinaf isteminin kabulü ile Mahkeme kararının kişisel ilişkinin düzenlenmesi davasının yazılı yargılama usulüne tabi olduğu, bu nedenle dava dilekçesinin duruşma günü ile birlikte tebliğ edilmesinin, yazılı yargılama usulüne aykırı olarak dilekçeler aşaması henüz tamamlanmadan tahkikat aşamasına geçilerek ve mahkeme tutanaklarında davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu belirtilmek suretiyle yasa hükmüne uyulmayarak,hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek yargılama yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, bu durumun kamu düzenini ilgilendirdiği ve re'sen gözetilmesi gerektiği, kabule göre de; davacı-davalı cevaba beyan dilekçesi ile, anlaşma protokolündeki 5 yaşından sonraki kişisel ilişki ile ilgili bir talebinin olmadığını, 3 yaştan 5 yaşa kadar olan maddenin değişimini talep ettiklerini bildirmesine rağmen, mahkemece sadece 3 yaşından 5 yaşına kadar olan kişisel ilişki hakkında karar verilmesi gerekirken, talep aşılmak suretiyle, anlaşmalı boşanma kararında ortak çocuğun5 yaşından sonraki dönemine ilişkin düzenlenen bütün kişisel ilişkinin değiştirilmesinin doğru olmadığı, gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davası yönünden; velâyeti annesinde bulunan Ada'nın 2018 doğumlu olduğu, annesinin olduğu gibi baba şefkatine de muhtaç olduğu, babanın da çocuğuyla yatılı bir şekilde vakit geçirebilmesi gerektiği, gerek dinlenen tanık beyanlarına baba ile çocuk arasında yatılı bir şekilde kişisel ilişki kurulmasına engel teşkil edebilecek babanın çocuğuna karşı olumsuz herhangi bir tutum ve davranışına yer vermediği, aksine tanık beyanlarından baba ile çocuk arasındaki sevgi bağının güçlü olduğunun anlaşıldığı, nitekim uzman görüş raporunda da yatılı kişisel ilişkiye engel teşkil edebilecek herhangi bir durumdan da bahsedilmediği, aksinin davalı-davacı tarafça ispatlanamadığı, davalı-davacı vekilinin bilirkişi raporunun çelişkili olduğu ve eksik değerlendirildiği yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı, isteğin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle çocuğun anayasal hakkı olan baba ile birbirlerini tanımak, iyi ilişki kurmak ve manevî bağlarının devamını sağlamak gerektiği hususları gözetilerek ve çocuğun yaşam koşulları, eğitim, sağlık ve ulaşım durumları, çocuğun üstün yararı dikkate alınarak babalık duygularını tatmine elverişli ve çocuğun da baba sevgisi ve şefkatini tatmasına yeterli şekilde kişisel ilişki tesisi yoluna gidilmesi gerektiği gözetilerek daha önce kurulan kişisel ilişkinin yeterli olmadığı gerekçesiyle kişisel ilişkini yeniden düzenlenmesi istemine ilişkin talebin çocuğun üstün yararı gözetilerek kabulüyle; ortak çocuk ile davacı baba arasında her ayın 2. ve 4. hafta sonu cumartesi günleri saat 11.00 ile pazar günleri saat 16.00 arası, dini bayramların 2. günleri saat 12.00 ile 3. günleri saat 15.00 arası, sömestr tatilinde ocak ayı yarı yıl tatilinin 27. günü saat 11.00 ile 29. günü saat 19.00 arası, her yıl ağustos ayının 1. günü saat 11.00 ile ağustos ayının 10. günü saat 19.00 arası çocuğun babaya teslimi ile kişisel ilişki kurulmasına; yoksulluk nafakasının kaldırılmasına ilişkin dava yönünden ise de; davalı-davacı kadının kredi çekmek suretiyle butik açtığı, kredi ödemelerinin devam ettiği, mali durumunda olağanüstü bir değişikliğin olmadığı, yoksulluğunun ortadan kalmadığı kanaatine varılmakla tarafların sosyal ve ekonomik durumu gözetilerek davacı-davalı erkeğin yoksulluk nafakasının kaldırılmasına ilişkin isteminin reddine, davalı-davacı kadının birleşen iştirak nafakasının arttırılması davası yönünden ise; dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere anlaşmalı boşanma davası sonrasında iştirak nafakası yükümlüsü davacı-davalı erkeğin gelir durumunda olağan üstü bir değişiklik olmadığı, nitekim tanık beyanlarında anlaşmalı boşanma sırasında erkeğin asgari ücretle çalıştığı, halen de asgari ücretle çalışmaya devam ettiği, erkeğin gelir durumunun arttığının davalı-davacı kadın tarafından kanıtlanamadığı, günün ekonomik koşulları ve hayatın olağan akışı gereği ortak çocuğun ihtiyaçlarının arttığının kabulü gerekse de daha önce taktir edilen aylık 750,00 TL iştirak nafakası miktarının nafaka yükümlüsü erkeğin geliri ile orantılığı olduğu gerekçesiyle iştirak nafakasının arttırılmasına ilişkin birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı-davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı-davacı vekili istinaf dilekçesinde; yatılı kişisel ilişkinin ortak çocuğun yararına olmadığını, babanın evinde sigara içildiğini ve evde köpek olduğunu, ortak çocuğun alerjik astım bronşiti olduğunu, her ne kadar anlaşmalı boşanma protokolünde kişisel ilişki 5 yaşından sonra yatılı düzenlenmiş ise de, şu aşamada yatılı kişisel ilişkinin hatalı olduğu kanaatinde olduklarını, SGK kayıtları incelenmeden iştirak nafakasının her yıl TÜFE-ÜFE oranında artırıldığından kasıtla davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu bildirerek, İlk Derece Mahkemesinin kararının artırılan kişisel ilişkinin yatılı süreler yönünden ve iştirak nafakasının arttırılması talebinin reddi yönlerinden istinaf buşvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 27.08.2018 doğumlu ortak çocuk Ada ile babası arasında anlaşmalı boşanma davasında kurulan ve yeniden düzenlenmesi talep edilen mevcut kişisel ilişkinin 5 yaş öncesi ve sonrası ayrımına göre düzenlendiği, çocuğun 5 yaşını doldurduğu, boşanma davasında Mahkemece çocuk 5 yaşını doldurduktan sonra tarafların anlaşmaları üzerine kişisel ilişkinin yatılı olarak kurulduğu, davacının eldeki davada, klasik kurulan kişisel ilişkiden de, anlaşmalı boşanmada kurulan kişisel ilişkiden de farklı şekilde kişisel ilişki kurulmasını talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince kurulan kişisel ilişkinin şekli ve teslim saatleri nedeniyle, hafta sonları velâyet sahibi ebeveynin ve ortak çocuğun eve bağlı kalmasına neden olacak şekilde kişisel ilişki kurulmasının doğru olmadığı, tarafların anlaşmalı boşanma davasındaki anlaşmalarının, tek taraflı iradeyle değiştirilmesine yönelik, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davasının reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, birleşen iştirak nafakasının artırılması talebinin reddine karar verilmesinde ise usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı-davacının kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davasına yönelik istinaf talebinin kabulüne, iştirak nafakasının artırılması davasına yönelik istinaf talebinin esastan reddine, İlk Derece Mahkemesinin kararının 1, 3, 4, 5 ve 6 nolu hüküm fıkralarının kaldırılmasına, bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden asıl davada kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı-davalı vekili temyiz dilekçesinde; her ne kadar anlaşmalı boşanma dilekçesinde şartları kabul etmiş olsa bile ortak çocuğun menfaati anne-baba olan iki tarafın kendi kişisel tatminlerinden oldukça üstündür ve hakim müdahalesi ile çözülebilecek bir hukuki ihtilaf olduğunu, buna dayanarak, ortak çocuğun babası ile 2 haftada bir pazar günleri sabah 09.00'dan-12.30 arasında görüşmenin yetmediğini defalarca beyan etmesi, babasını özlemesi, babasından giderken saatlerce ağlaması ancak bunun karşılığında eski eş olan davalıdan hiçbir şekilde esnetme alamaması sebebiyle müvekkil davayı ikame etmeye mecbur kaldığını, anne ve babanın verdiği kararlar yüzünden ortak çocuğun zarar görüyor ve menfaati zarar görüyor ise hakim müdahalesi ile iki tarafın aldığı kişisel ilişki hususundaki karar değiştirilebileceği ileri sürülerek reddedilen kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davası yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi için aranan şartların gerçekleşip gerçekleşmediği, davanın kabulünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 182, 323, 330, 336 ncı maddeleri. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası, 3 üncü maddesi, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 12 nci maddesi, Çocuk Haklarının Kullanılmasına dair Avrupa Sözleşmesi üçüncü maddesi, dördüncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 6 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Davacı baba tarafından açılan kişisel ilişkinin arttırılarak yeniden kişisel ilişki kurulması davasının yapılan yargılaması sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile ortak çocuk 2018 doğumlu Ada ile davacı baba arasındaki kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi talebinin kısmen kabulü ile boşanma dosyasında kurulan kişisel ilişkinin kaldırılarak yerine ortak çocuk ile davacı baba arasında "her ayın 2. ve 4. hafta sonu cumartesi günleri saat 11.00 ile pazar günleri saat 16.00 arası, dini bayramların 2. günleri saat 12.00 ile 3. günleri saat 15.00 arası, sömestr tatilinde ocak ayı yarı yıl tatilinin 27. günü saat 11.00 ile 29. günü saat 19.00 arası, her yıl ağustos ayının 1. günü saat 11.00 ile ağustos ayının 10. günü saat 19.00 arası çocuğun babaya teslimi ile kişisel ilişki kurulmasına" karar verilmiştir. Hükme karşı davalı anne tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince davalı annenin istinaf başvurusunun kabulü ile kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi talebinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı baba tarafından temyiz edilmiştir.
2.Kişisel ilişki düzenlenirken göz önünde bulundurulması gereken temel ilke, “Çocuğun üstün yararı"dır (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi m.l; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) m. 339/1, 343/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu m.4/b). Çocuğun üstün yararı belirlenirken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Yine, 4721 sayılı Kanun'un 324 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; "Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddi olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir." hükmü yer almaktadır.
3.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, tarafların Burhaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/101 esas 2020/128 Karar sayılı ilamıyla anlaşmalı olarak boşandıkları, kararın kesinleştiği, ortak çocuk Ada'nın velayetinin anneye verildiği, baba ile ortak çocuk arasında "ortak çocuk 5 yaşını dolduruncaya kadar geçerli olmak üzere, her iki haftada bir pazar günü saat 09.00 dan 12.30 a kadar, müşterek çocuk 5 yaşını doldurduktan sonra, her iki hafta da bir cumartesi günü saat 19:30 dan pazar günü saat 12:30 a, her yıl ramazan bayramı’nın 2. günü saat 09.00 dan saat 12.30 a, her yıl kurban bayramı’nın 3. günü saat 09.00 dan saat 12:30 a kadar" kademeli kişisel ilişki kurulduğu, ortak çocuğun temyiz inceleme tarihi itibariyle 5 yaşını doldurduğu, 2018 doğumlu olduğu, alınan sosyal inceleme raporu ile ortak çocuğun baba ile yatılı kalmasına engel hali olmadığının ve kişisel ilişkinin baba ile yatılı olacak şekilde düzenlenmesinin çocuğun üstün yararına olacağının belirtildiği, velâyeti annesinde bulunan ortak çocuğun anne şefkatine olduğu gibi baba şefkatine de muhtaç olduğu, babanın da çocuğuyla yatılı bir şekilde vakit geçirebilmesi gerektiği, dinlenen tanık beyanlarında, baba ile çocuk arasında yatılı bir şekilde kişisel ilişki kurulmasına engel teşkil edebilecek, babanın çocuğuna karşı olumsuz herhangi bir tutum ve davranışından söz edilmediği, aksine tanık beyanlarından baba ile çocuk arasındaki sevgi bağının güçlü olduğunun anlaşıldığı, isteğin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle çocuğun anayasal hakkı olan baba ile birbirlerini tanımak, iyi ilişki kurmak ve manevi bağlarının devamını sağlamak gerektiği hususları gözetilerek ve çocuğun yaşam koşulları, eğitim, sağlık ve ulaşım durumları, çocuğun üstün yararı dikkate alınarak babalık duygularını tatmine elverişli ve çocuğun da baba sevgisi ve şefkatini tatmasına yeterli şekilde kişisel ilişki tesisi yoluna gidilmesi gerektiği, boşanma davasında kurulan kişisel ilişkinin yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, ortak çocuk ile baba arasında kişisel ilişki kurulmasının değişen koşullara göre her zaman yeniden değerlendirilebileceği de dikkate alınarak ortak çocuk ile davacı baba arasındaki kişisel ilişkinin çocuğun üstün yararı doğrultusunda yeniden düzenlenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının erkeğin kişisel ilişkinin yeniden düzenlemesi davasının reddi yönünden BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/3530 E., 2024/2557 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varDiyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü, 6 ncı, 166 ncı, 174 üncü, 175 inci, 182 nci, 330 uncu, 335 inci ve 336 ncı maddesi.
2. Hukuk Dairesi 2023/3530 E. , 2024/2557 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/488 E., 2023/113 K.
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kızıltepe Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/213 E., 2022/79 K.
Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı kadın vekili tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı kadın vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkiline sürekli olarak psikolojik, fiziksel ve ekonomik şiddet uyguladığını, müvekkilinin darp nedeniyle kadın sığınma evine sığındığını, davalının asabi ve geçimsiz bir kişiliğinin olduğunu, bu nedenlerle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 162 nci maddesi uyarınca hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanmalarına, bu da mümkün olmadığı takdirde 4721 sayılı Kanun’un 166 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına ortak çocukların velâyetlerinin davacıya verilmesine davacı için kararın kesinleşmesinden itibaren yoksulluk nafakası olarak devam etmek kaydıyla aylık 1.600,00 TL tedbir nafakasına, ortak çocuklar için kararın kesinleşmesinden itibaren iştirak nafakası olarak devam etmek kaydıyla aylık 700,00' er TL tedbir nafakasına, 82.000,00 TL maddî, 106.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sadakat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ailesinin ve babasının lafını dinleyip evini bırakıp ailesinin yanına gittiğini, davacının babasının sürekli davalıyı arayarak tahrik edici laflar kullandığını bu nedenlerle 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına ortak çocukların velâyetlerinin davalıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacı kadının dava dilekçesi ile tanık deliline dayandığı, 27.09.2021 tarihli ön inceleme duruşmasının 2 numaralı ara kararı uyarınca davacıya tanıklarının isim ve adreslerini bildirmesi amacıyla kesin mehil verildiği, kesin mehile rağmen davacının herhangi bir tanık isim ve adresi bildirmediği gibi 08.12.2021 tarihli celsede herhangi bir tanığını da hazır etmediği, bu hali ile davacı tarafın dayandığı iddia ve vakıalara ilişkin herhangi bir delil yahut ispatın bulunmadığı, fiili olarak ayrı yaşamanın tek başına ayrılık sebebi de olmadığı anlaşılmakla sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin evliliği devam ettirmek istemediğini, yerel mahkemenin eksik ve yetersiz inceleme sonucunda karar verdiğini, Kızıltepe Devlet Hastanesinden alınan raporlar, Kızıltepe 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/529 Esas sayılı dosyası ve sosyal inceleme raporu ile dosyada yer alan diğer delillerin tarafların boşanmaları ile son derece yeterli olduğunu, tarafların yeniden bir araya gelmelerinin mümkün olmadığını, müvekkilinin bulunduğu özel durum nedeniyle tanık dinletmesinin mümkün olmadığını, dosya içerisinde birçok somut delil olduğunu, müvekkiline ait darp ve cebir raporlarının yeterli delil olduğunu belirterek hükmün tamamına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadının delil olarak darp raporları, tanık beyanları, fotoğraf ve bilirkişi incelemesine dayandığı, mahkemece verilen kesin süre içinde tanıklarını bildirmediği, sonraki celsede de hazır etmediğinden tanık deliline dayanmaktan vazgeçmiş ise de, delil olarak dayandığı doktor raporları dosya arasına alınmış ve 08.07.2019 tarihli raporda aile içi şiddet nedeniyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şeklinde rapor tanzim olunduğu anlaşıldığı, hal böyle olunca davalı erkeğin evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına davacı kadına fiziksel şiddet uygulaması nedeniyle tam kusuruyla sebebiyet verdiği anlaşılmakla açılan davanın kabulüyle tarafların boşanmalarına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasayla aykırı olduğu, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılması gerektiğinden 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına tarafların ortak çocuklarının velâyetlerinin anneye tevdiine ve baba ile kişisel ilişki tesisine, davacı yararına aylık 700,00 TL tedbir nafakasına, tarafların ortak çocukları yararına aylık 300,00'er TL tedbir nafakasına, ortak çocuklar için kararın kesinleşmesinden itibaren aylık 400,00'er TL iştirak nafakasına, davacı kadın için aylık 1.500,00 TL yoksulluk nafakasına, 50.000,00 TL maddî ve 30.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin kusurlu olmadığını belirterek boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
2.Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmedilen tazminat ve nafaka miktarlarının az olduğu yönünden temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; kadının, boşanma davası şartlarının oluşup oluşmadığı, kusur belirlemesi, delillerin takdirinde hata edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü, 6 ncı, 166 ncı, 174 üncü, 175 inci, 182 nci, 330 uncu, 335 inci ve 336 ncı maddesi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre erkeğin tüm; kadının aşağıdaki paragraflın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminat azdır. O hâlde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ve 6098 sayılı Kanun'un 50 inci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen hakkaniyet kuralları dikkate alınarak kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının maddî ve manevî tazminat miktarları yönlerinden kadın yararına BOZULMASINA,
2.Davalı erkek vekilinin tüm, kadın vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ...'e yükletilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.