4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 331

Türk Medeni Kanunu 331. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 331- Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. VI. Geçici önlemler 1. Genel olarak

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

15 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2016/3652 E., 2016/7047 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAİLE MAHKEMESİ
TMK'nın 331.maddesi uyarınca da;
3. Hukuk Dairesi         2016/3652 E.  ,  2016/7047 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki iştirak nafakasının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekilinin dilekçesi ile; tarafların... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.07.2001 tarih 2001/696E-2001/751K sayılı ilamı ile boşandıklarını, müşterek çocuk ... için 50TL nafakaya hükmedildiğini, müşterek çocuğun minimal restriktif yetmezlik, kongenital el ayak rahatsızlığı nedeniyle %68 özürlü olduğunu, özürlülüğünün sürekli ve ağır olduğunu, davalının nafaka yükümlülüğünü yerine getirmediğini iddia ederek 50TL iştirak nafakasının 500TL'ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesi ile; kendisinin ... emeklisi olduğunu 1.100TL maaş aldığını, aylık 500TL gibi bir nafakayı ödemesinin mümkün olmadığını, davacının müşterek çocuk nedeniyle özürlü maaşı olarak aylık 600TL civarında para aldığını, ayrıca davacının vefat eden babasından da yaklaşık 850TL yetim aylığı aldığını davacı tarafın ekonomik durumunun kendisinden iyi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; davanın kabulüne, dava tarihinden geçerli olmak üzere velayeti anneye bırakılan müşterek çocuk ... lehine hükmedilen iştirak nafakasının 500 TL'ye attırılarak davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. TMK'nın 182.maddesine göre; boşanma kararı ile velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. TMK'nın 330.maddesindeki düzenleme; nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre belirlenir şeklindedir. TMK'nın 331.maddesi uyarınca da; durumun değişmesi halinde hakim nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırabilir. Somut olayda; davalı babanın Bağ-Kur emeklisi olup yaklaşık 1.200TL civarında maaşı olduğu, müşterek çocuğun 26.05.1999 doğumlu olup dava tarihinde 14 yaşında olduğu, minimal restriktif yetmezlik, kongenital el ayak rahatsızlığı nedeniyle %68 özürlü olduğu, özürlülüğünün sürekli ve ağır olduğu anlaşılmaktadır. Davacı annenin sosyal ekonomik durumunun tespiti bakımından kolluk araştırması yapılmış; davanın ev hanımı olduğu ve babasından kalma aylık 800TL maaş aldığı bildirilmiştir. Ne var ki, mahkemece; davacı annenin babasından dolayı aldığı maaşın tespiti ve davalının iddia ettiği gibi müşterek çocuktan dolayı özürlü yardımı alıp almadığı hususları usulüne uygun araştırılmamıştır. O halde mahkemece; davacı annenin vefat eden babasından dolayı yetim aylığı ve müşterek çocuktan dolayı özürlü aylığı alıp almadığı hususlarının tespiti bakımından ilgili yerlere müzekkere yazılarak verilecek cevaplar doğrultusunda, tarafların sosyal ekonomik durumları ve özellikle nafaka alacaklısı çocuğun ihtiyaçları gözetilerek hakkaniyet ölçüsünde bir arttırım yapılması gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yukarıdaki gibi hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

3. Hukuk Dairesi, 2016/9382 E., 2016/13535 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
tam metni aç
TMK'nun 331.maddesi uyarınca da;
3. Hukuk Dairesi         2016/9382 E.  ,  2016/13535 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ Taraflar arasındaki iştirak nafakası artırım ve yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacılar, davacılardan Hediye ile davalının 2005 yılında boşandıklarını,müşterek çocuklar olan ... ve ...’un velayetlerinin davacılardan Hediye’ye verildiğini, ... için aylık 250 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, ancak ...’in halihazırda 17 yaşında olup ihtiyaçlarının arttığını, ...’un ise 22 yaşında olup üniversitede eğitimine devam ettiğini, davalının uzman doktor olup gelirinin gayet iyi olduğunu, bunun yanında iş sağlığı ve güvenliği alanında hizmet veren bir şirketi de bulunduğunu ileri sürerek, ... için hükmedilen 250 TL’lik iştirak nafakasının aylık 750 TL’ye yükseltilmesini; ... için aylık 1.000 TL yardım nafakasına hükmedilmesini istemiştir. Davalı,söz konusu iş sağlığı ve güvenliği şirketinin %50 ‘sine sahip olduğunu ve bu şirketten 2015 yılı için aylık 3.000 TL geliri bulunduğunu,turizm sezonunun kötü gitmesi nedeniyle muayenehanesinden ise aylık 400 TL civarı geliri bulunduğunu, ikinci eşinden de ayrıldığını, ikinci evliliğindeki eşi ile kızına da aylık 1.000’er TL nafaka ödediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece;davanın kısmen kabulü ile;davacı ... için dava tarihinden itibaren aylık 350 TL yardım nafakasına;müşterek çocuk ... için hükmedilen aylık 250 TL’lik iştirak nafakasının ise dava tarihinden itibaren aylık 400 TL’ye çıkarılmasına ve söz konusu nafakaların davalıdan tahsiline karar verilmiş,hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava;iştirak nafakası artırım ve yardım nafakası istemine ilişkindir. TMK.nun 182. maddesine göre; boşanma kararı ile velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. TMK.nun 330.maddesindeki düzenleme, nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre belirlenir, şeklindedir. TMK'nun 331.maddesi uyarınca da; durumun değişmesi halinde hakim nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırabilir. TMK.nun 328/1.maddesinde “Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.” Aynı yasanın 2.fıkrasında ise, “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.” hükmü mevcut bulunmaktadır. TMK.nun 364.maddesine göre; "Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür." Aynı Kanunun 365/2.maddesinde de; "Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir." düzenlemesi yer almıştır. Hukuk Genel Kurulunun 7.10.1998 gün ve 1998/656-688 sayılı ilamında da; "...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların..." yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir. Okumakta olan kişi kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise, ana babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir. Ne var ki, bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Somut olayda;davacılardan ...’in ...’da yüksek ticaret okulu öğrencisi olduğu ve dava tarihi itibariyle 17 yaşında olduğu,davacılardan ...’un ise ...’da yükseköğrenim öğrencisi olduğu ve dava tarihi itibariyle 22 yaşında olduğu ve dosya kapsamında yer alan ... Teşvik Dairesi’nin 08.12.2015 tarihli yazısına göre de eğitim ücretini ödemekle yükümlü kılındığı,davalı babanın sosyal ve ekonomik durum araştırma sonucuna göre ise doktor olduğu,aylık 3.000-4.000 TL arasında geliri bulunduğu,bir aracı bulunduğu anlaşılmaktadır.Yine dosya kapsamında yer alan araç bilgilerine göre davalı üzerine kayıtlı 5 adet araç bulunduğu ve bu araçlar üzerinde hacizler olduğu,davalının % 50’sine sahip olduğu iş sağlığı ve güvenliği şirketinin 9 aylık karının 58.833,93 TL olduğu ve davalının karının ise 9 ay için 29.416,97 TL olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında yer alan ... 5. Aile Mahkemesi’nin 12.05.2015 tarih ve 2015/400 Esas 2015/380 Karar sayılı anlaşmalı boşanma ilam içeriği incelendiğinde ise,davalının ikinci eşi ile bu evliliğinden olan 2007 doğumlu kızı için aylık 1.000’er TL’lik iştirak ve yoksulluk nafakalarına hükmedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda,tarafların yukarıda ifade edilen sosyal ve ekonomik durumları ve davalının ikinci eşinden boşanmasına ilişkin ... 5. Aile Mahkemesi’nin 12.05.2015 tarih ve 2015/400 Esas 2015/380 Karar sayılı anlaşmalı boşanma davasında hüküm altına alınan iştirak ve yoksulluk nafakaları dikkate alındığında,davacılar için hükmedilen nafakaların düşük olduğu anlaşılmaktadır. 2-Hal böyle olunca mahkemece; davacıların ihtiyaçları ve davalının gelir durumu ile davalının gelir ve giderleri de dikkate alınmak suretiyle,davalının ikinci eşinden boşanmasına ilişkin ... 5. Aile Mahkemesi’nin 12.05.2015 tarih ve 2015/400 Esas 2015/380 Karar sayılı anlaşmalı boşanma davasında hüküm altına alınan iştirak ve yoksulluk nafakaları da gözetilmek suretiyle TMK'nun 4. maddesi gereğince hakkaniyete uygun nafaka miktarlarına hükmedilmesi gerekirken, tarafların gelir durumu ile orantısız, ortak çocukların giderlerinin büyük bölümüne annenin katlanmasına neden olacak şekilde nafakaların az miktarda takdir edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK'nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2015/12723 E., 2015/19130 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİZMİR 15. AİLE MAHKEMESİ
tam metni aç
TMK.nun 331.maddesine göre;
3. Hukuk Dairesi         2015/12723 E.  ,  2015/19130 K. "İçtihat Metni" Y A R G I T A Y İ L A M I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 15. AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 16/06/2015 NUMARASI : 2015/233-2015/419 Taraflar arasındaki yardım - iştirak nafakasının artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacılar vekili dava dilekçesi ile, 2013 yılında müşterek çocuk Y... için hükmedilen 300 iştirak nafakasının 750 TL ye çıkarılmasını, G... için hükmedilen 300 TL yardım nafakasının 1.000 TL ye çıkarılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile birlikte, tarafların müşterek çocuğu Y... için takdir edilen 300 TL iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 375 TL'ye çıkarılmasına, davacı G... için takdir edilen 300 TL yardım nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 375 TL'ye çıkarılmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 327/1. maddesinde çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin anne ve baba tarafından karşılanacağı hükme bağlanmıştır. Aynı yasanın 328/1.maddesi hükmü gereğince ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir. (TMK. nun 329/1. maddesi) Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur. (TMK. nun 330/1. maddesi ) TMK.nun 331.maddesine göre; durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler. Tüm bu maddeler doğrultusunda mahkemece iştirak nafakası artırım oranı belirlenirken; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları gözönünde bulundurulmalıdır. TMK.nun 328/1.maddesinde ise; "çocuk ergin olduğu halde eğitime devam ediyorsa, ana ve babasının durum ve koşullarına göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler". TMK.nun 364/1.maddesinde; "herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür". TMK.'nun 365/2 maddesinde; "dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir" düzenlemesi yeralmaktadır. Hukuk Genel Kurulunun 07.06.1998 tarih, 1998/656 E; 688 K.sayılı ilamında da; "...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği..." vurgulanmıştır. Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını toplum ve kişilerin vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir. Kişi kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise, yasa maddesinde sayılı kişilerden yardım nafakası isteyebilir. Ne varki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Bunun için belirlenen nafakanın nafaka isteyenin geçinmesi için gerekli, nafaka yükümlüsünün geliri ile orantılı olacak şekilde TMK 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir. Somut olayda, davalının banka memuru olarak görev yaptığı anlaşılmıştır. Davacı taraf, davalının maaşı yanında ikramiye gelirinin bulunduğunu, ayrıca davalının sahip olduğu evden de kira geliri olduğunu iddia etmiştir. Ancak, mahkemece bu hususlarda araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece; davalının çalıştığı bankadan sorularak maaş ve diğer gelirleri de dikkate alınarak aylık net gelirinin tespit edilmesi, ayrıca davalının dairesinin bulunup bulunmadığı, varsa kira gelirini tespiti hususunda ayrıntılı araştırma yapılarak nafaka talep edenlerin giderleri ile nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olarak, TMK 4.maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi de gözetilecek şekilde karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2014/15541 E., 2015/1864 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGAZİANTEP 5. AİLE MAHKEMESİ
tam metni aç
TMK'nun 331.maddesi uyarınca da;
3. Hukuk Dairesi         2014/15541 E.  ,  2015/1864 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : GAZİANTEP 5. AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 03/04/2014 NUMARASI : 2013/789-2014/257 Taraflar arasındaki yardım nafakası ve iştirak nafakasının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacılar vekili, dava dilekçesi ile; davacı Serpil ile davalının müşterek çocukları olan Semih için 250,00 TL olarak ödenen iştirak nafakasının yeterli olmadığını belirterek, 750,00 TL' ye çıkarılmasını; yine, tarafların müşterek çocuğu olan reşit davacı Enes'in ........... Üniversitesi ........ Bölümünü kazandığını, gelirinin bulunmadığını, lehine 1.000,00 TL yardım nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında; davalının asgari ücret ile çalıştığını, evlendiğini ve bir çocuğunun daha olduğunu; davacı Serpil'in ekonomik durumunun davalıya oranla daha iyi olduğunu ifade ederek davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davacı annenin gelirinin davalı babaya oranla çok yüksek olduğu, diğer davacı Enes'in ise iki kurumdan burs aldığı; davalının evlendiği, bir çocuğunun daha olduğu, geçim sıkıntısı çektiği belirtilerek; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Davada; iştirak nafakasının artırılması ve yardım nafakası takdir edilmesi talep edilmektedir. TMK.nun 182. maddesine göre; boşanma kararı ile velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. TMK.nun 330.maddesindeki düzenleme, nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre belirlenir, şeklindedir. TMK'nun 331.maddesi uyarınca da; durumun değişmesi halinde hakim nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırabilir. TMK.nun 328/1.maddesinde: “Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.” Aynı yasanın 2.fıkrasında ise, “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.” hükmü mevcut bulunmaktadır. TMK.nun 364.maddesine göre; "Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür." Aynı Kanunun 365/2.maddesinde de; "Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir." düzenlemesi yer almıştır. Hukuk Genel Kurulunun 7.10.1998 gün ve 1998/656-688 sayılı ilamında da; "...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların..." yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir. Okumakta olan kişi kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise, ana babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir. Ne var ki, bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır.. Bunun için belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için yeterli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde Medeni Kanun'un 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir. Somut olayda; ortak çocuklardan Enes'in 28/05/1994, Semih'in 27/06/1996 doğumlu oldukları; Enes'in.........Üniversitesi'nde .......... Bölümünde okuduğu, ailesinden ayrı kaldığı; Semih'in lise öğrenimine devam ettiği, anne Serpil'in emekli olduğu, 1.200,00 TL emekli maaşının bulunduğu, bunun yanında özel sektörde çalıştığı, 1.480,00 TL de buradan maaş aldığı; baba Tuncay'ın işçi olarak fabrikada çalıştığı, 1.200,00 TL civarında gelirinin bulunduğu yeniden evlendiği, bu evliliğinden de 2012 doğumlu bir çocuğunun olduğu; davacı Enes'in Kredi Yurtlar Kurumu'ndan geri ödemeli olmak şartı ile 300,00 TL kredi aldığı, yine Enes'e annesinin çalıştığı işyeri tarafından 300,00 TL burs verildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece; tarafların gerçekleşen ekonomik ve sosyal durumları, talep edilen nafakaların nitelikleri, davalı babanın bakım yükümlülüğü ve gelir durumu, bunun yanında annenin de nafakaya katılma yükümlülüğü bulunduğu hususları nazara alınarak; TMK'nın 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun şekilde, üniversitede öğrenim gören davacı Enes için bir miktar yardım nafakasına hükmedilmesi; yine, reşit olmayan Semih için verilen iştirak nafakasının da bir miktar artırım yapılması gerekirken, ortak çocukların giderlerinin büyük bölümüne annenin katlanmasına neden olacak şekilde, davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 09.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2015/2462 E., 2015/10140 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKONYA 1. AİLE MAHKEMESİ
tam metni aç
TMK'nun 331.maddesi uyarınca da;
3. Hukuk Dairesi         2015/2462 E.  ,  2015/10140 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : KONYA 1. AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 15/12/2014 NUMARASI : 2014/432-2014/953 Taraflar arasındaki iştirak nafakasının azaltılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesi ile; tarafların evli iken Konya 4.Aile Mahkemesinin 2011'de kesinleşen kararı ile anlaşmalı olarak boşandıklarını, müşterek çocukların velayetlerinin annelerine verilerek her bir çocuk için 375,00'şer TL iştirak nafakasına hükmolunduğunu, ancak boşanma sonrası davacının malülen emekli olduğu, aylık gelirinin azaldığı ve belirtilen nafakaları ödemesinin mümkün olmadığını belirterek çocuklar lehine hükmolunan nafakaların aylık 200,00'er TL olarak belirlenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; açılan davayı kabul etmediklerini,davacının belirtilen nafakayı ödeyebilecek kadar maddi gelire sahip olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece; Konya 4.Aile Mahkemesinin 2011/149-161 esas ve karar sayılı ilamı ile tarafların müşterek çocukları A...B..., M... S... B...ve S... R... B...lehine ayrı ayrı 375,00'er TL olarak belirlenen iştirak nafakalarından A... B... lehine hükmolunan iştirak nafakasının aylık 300,00-TL, M....S...B...ve S... R... B...lehine hükmolunan iştirak nafakalarının ayrı ayrı aylık 200,00'er TL olarak belirlenmesine, her ne kadar davacı tarafça müşterek çocuk M... N.. B... lehine hükmolunan nafakanın da azaltılması istenilmiş ise de dava sürerken ergin olan bu çocuk hakkında davacı tarafça talepte bulunulmadığı görüldüğünden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; TMK.nun 182. maddesine göre; boşanma kararı ile velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. TMK.nun 330. maddesindeki düzenleme; nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre belirlenir şeklindedir. TMK'nun 331.maddesi uyarınca da; durumun değişmesi halinde hakim nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırabilir. Somut olayda; boşanma davasından sonra davalının çalıştığı kurumdan malulen emekli olduğu, halen aldığı maaşın 2.780TL civarına düştüğü anlaşılmış olsa da, nafaka alacaklısı çocuklardan Ayşe N...'un 1998 doğumlu olup , 15 yaşında olduğu ve lise 2.sınıfta okuduğu, diğer çocuklar M... S... ve S... R...'ın 2007 doğumlu olup, 7 yaşında oldukları ve ilkokul sınıfta okudukları ve önceki nafakanın takdir edildiği 2011 yılından dava tarihine (29.05.2014) kadar aradan geçen süre zarfında ihtiyaçlarının arttığı kabul edilmelidir. Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, çocukların ihtiyaçlarına ve günün ekonomik koşullarına göre, mahkemece takdir edilen indirim miktarı yüksektir. O halde mahkemece; davacı annenin de katkısı dikkate alınarak, davalı babayı ödemede zorlamayacak, onu zarurete düşürmeyecek şekilde, çocukların ihtiyaçları da gözetilerek, TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre uygun bir indirim miktarına hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yüksek miktarda indirim yapılması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.