4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 463

Türk Medeni Kanunu 463. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 463- Aşağıdaki hâllerde vesayet makamının izninden sonra denetim makamının da izni gereklidir: 1. Vesayet altındaki kişinin evlât edinmesi veya evlât edinilmesi, 2. Vesayet altındaki kişinin vatandaşlığa girmesi veya çıkması, 3. Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması, 4. Ömür boyu aylık veya gelir bağlama veya ölünceye kadar bakma sözleşmeleri yapılması, 5. Mirasın kabulü, reddi veya miras sözleşmesi yapılması, 6. Küçüğün ergin kılınması, 7. Vesayet altındaki kişi ile vasi arasında sözleşme yapılması. C. Rapor ve hesapların incelenmesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
5. Ceza Dairesi, 2013/11762 E., 2015/15449 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varRize 2. Asliye Ceza Mahkemesi
defter ve belgeleriyle dosya üzerinde bir eğitimci, bir Sayıştay Emekli Uzman Denetçisi ve bir Mali Müşavir'den oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor aldırılmasından, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 396, 403, 427/4, 440, 462/2-6, 463/3, 466. maddelerinin somut olayla ilişkilendirilmesinden, sanık kayyumun aşamalardaki inkara yönelik “atandığı tarihte şirketin binasına ipotek, alaca
5. Ceza Dairesi         2013/11762 E.  ,  2015/15449 K. "İçtihat Metni" Tebliğname No : 4 - 2011/321175 MAHKEMESİ : Rize 2. Asliye Ceza Mahkemesi TARİHİ : 03/05/2011 NUMARASI : 2009/583 Esas, 2011/236 Karar SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Katılanın gıyabında verilen hükmü CMUK'nın 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra, 31/05/2011 tarihinde temyiz etmiş ise de, 7201 sayılı Yasanın 16 ve 20. ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddelerine göre yapılan tebligatın usulsüz olduğu, zira temyiz eden katılana, gerekçeli kararın, ev adresinde, “kendisi olmadığından adres sahibi teyzesi imzasına” 23/05/2011'de tebliğ edildiği, ancak muhatap ile evrakı tebellüğ edenin aynı konutta oturup oturmadığına, bu adresin muhatabın sürekli oturduğu bilinen adresi olup olmadığına veyahut da geçici olarak başka yere gittiği beyan olunmuş ise hangi nedenle geçici olarak başka yere gittiğine dair bir kaydın mazbataya işlenmediği, bu itibarla tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olduğu anlaşılmakla, katılanın temyiz isteminin yasal süresinde olduğu kabul edilerek gereği düşünüldü: Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26/06/2008 tarihli, 2008/243-239 Esas ve Karar sayılı ilamı ile .. Turizm Pazarlama Tic. Ltd. Şti.'ye kayyum olarak atanan sanığın, şirket faaliyetlerinin kapatılmasına karar vermesinin katılanın da ortak olduğu şirketin mevcudiyetini de ortadan kaldıracağından, bu yöndeki eyleminin kayyumluk yetkisi ve görevi dahilinde kabul göremeyeceğinden, TCK'nın 257/1. maddesi anlamında görevini kötüye kullandığı kabul edilerek atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiş ise de; Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/464 Esas, Kadıköy 1. (İstanbul Anadolu 1.) Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/732 Esas sayılı dava dosyalarının akıbetlerinin araştırılmasından, bu dosyalarda verilen karar ve Yargıtay ilamlarının onaylı ve okunaklı suretlerinin dosya arasına alınmasından, kayyum tayini kararının kesinleştiği tarih itibariyle söz konusu şirketin malvarlığını oluşturan taşınır ve taşınmazları üzerinde haciz, ipotek vs. bulunup bulunmadığının, kayıtlı öğrencisinin ve şirkete ait okulda eğitimin devam edip etmediğinin ilgili kurumlardan sorulup tespit edilmesinden, yine şirketin, bahse konu tarih itibariyle tüm aktif ve pasifinin belirlenmesi, bu tarihte şirketin acz içinde olup olmadığı, devamında yarar bulunup bulunmadığı hususunda şirketin tüm defter ve belgeleriyle dosya üzerinde bir eğitimci, bir Sayıştay Emekli Uzman Denetçisi ve bir Mali Müşavir'den oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor aldırılmasından, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 396, 403, 427/4, 440, 462/2-6, 463/3, 466. maddelerinin somut olayla ilişkilendirilmesinden, sanık kayyumun aşamalardaki inkara yönelik “atandığı tarihte şirketin binasına ipotek, alacaklarına ve araçlarına da haciz konulduğu, yönetim kurulunun toplanamadığı,” şeklindeki savunmaları ile iddianın, katılanın ve tanıkların anlatımlarının değerlendirilmesinden sonra kasıt unsuru ve objektif cezalandırma koşullarının ne şekilde gerçekleştiğinin denetime imkan verecek şekilde karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi sonrasında sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma sonucu yasal olmayan yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, Kabule göre de; 5271 sayılı CMK'nın 231/6-c maddesinde belirtilen zarar kavramının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da kabul edildiği gibi; belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarar olup manevi nitelikteki zararı kapsamaması karşısında, incelenen dosyada, yargılamaya konu icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunda, dosyaya yansıyan ve talep edilen bir zararın bulunmadığı hususları da gözetilerek, adli sicil kaydı bulunmayan ve tekrar suç işlemeyeceği hususunda kanaate varıldığı belirtilerek hapis cezası ertelenen sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin diğer subjektif ve objektif koşullar tartışılmadan, “Katılan maddi zararının olduğunu belirtmekle sanık hakkında CMK 231 maddesi uygulanmamıştır.” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle CMK'nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, Temel ceza alt sınırdan belirlenmesine karşın, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeksizin, ertelemeye dair denetim süresinin en üst sınırdan tayini ile uygulanan kanun ve maddesi gösterilmeyerek CMK'nın 232/6. maddesine de muhalefet edilmesi, Sanığın TCK'nın 53/1-c maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle yüklenen suçu işlediği kabul edilmesine rağmen, aynı Kanunun 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmemesi, Kanuna aykırı, katılan ile sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 22/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

11. Hukuk Dairesi, 2012/14174 E., 2012/19000 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
tarafından kayyım olarak yapıldığını, fakat yapılan işlemin TMK.345-403/3 ve 463. maddesi gereğince geçersiz olduğunu, zira denetim makamının izni gerektiğini, müvekkilin devir tarihinde hiçbir mal varlığı olmayıp hisse bedelini de anne ve babasının verdiğini ileri sürerek devir işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2012/14174 E.  ,  2012/19000 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/03/2010 gün ve 2008/101-2010/49 sayılı kararı onayan Daire’nin 28/05/2012 gün ve 2011/2957-2012/9117 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili henüz 16 yaşında ve reşit değilken, annesi ...'ın velayeten ve kayyım sıfatıyla hareket ederek Akmer Mermercilik ve Madencilik Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait 36 hisseyi 900.000.000 TL bedelle ...’den satın aldığını, bu satın alma işleminin müvekkilinin küçük olması nedeniyle ... tarafından kayyım olarak yapıldığını, fakat yapılan işlemin TMK.345-403/3 ve 463. maddesi gereğince geçersiz olduğunu, zira denetim makamının izni gerektiğini, müvekkilin devir tarihinde hiçbir mal varlığı olmayıp hisse bedelini de anne ve babasının verdiğini ileri sürerek devir işleminin iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı, hisse devir işleminin usulüne uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır. Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 43,90 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 23/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2011/8346 E., 2011/13360 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varMANİSA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
rildiğini ve işlemin tapuya tescil edildiğini, ancak denetim makamından izin almadan kısıtlının ölmesi üzerine işlemin eksik kaldığını, davalı Y.'a yapılan tescilin yolsuz tescil haline geldiğini ileri sürüp öncelikle denetim makamı olarak Türk Medeni Kanununun 463/4.maddesi uyarınca ölünceye kadar bakım sözleşmesi yapılmasına izin verilerek onanması suretiyle tescilin yasal hale getirilmesi olmaz
1. Hukuk Dairesi         2011/8346 E.  ,  2011/13360 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : MANİSA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/03/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 2517 parsel maliki A.Y.'nun vesayet altına alınarak kendisine kızı olan davalı E.'in vasi olarak atandığını, talep üzerine vasiye davalı Y. ile ölünceye kadar bakım akdi yapmak ve tapuya tescil ettirmek üzere izin verildiğini ve işlemin tapuya tescil edildiğini, ancak denetim makamından izin almadan kısıtlının ölmesi üzerine işlemin eksik kaldığını, davalı Y.'a yapılan tescilin yolsuz tescil haline geldiğini ileri sürüp öncelikle denetim makamı olarak Türk Medeni Kanununun 463/4.maddesi uyarınca ölünceye kadar bakım sözleşmesi yapılmasına izin verilerek onanması suretiyle tescilin yasal hale getirilmesi olmazsa işlemin iptali ile önceki haline getirilmesini istemiştir. Davalılar, tescil işleminin yolsuz olmayıp denetim makamının onayı ile tamamlanacak işlemlerden olduğunu , eksikliğin tamamlanması gerektiğini bildirip davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, ölü kişi ile ilgili ölünceye kadar bakım sözleşmesinin denetim makamınca onaylanmasının mümkün olmadığı, denetim makamı onayı olmadan yapılan tescilin yolsuz olduğu gerekçesiyle davalı E. yönünden davanın husumetten reddine, davalı Yaşar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davacı ve davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davalı E. yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, kayıt maliki davalı Yaşar yönünden kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden Manisa 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/221 Esas 2009/472 Karar sayılı vesayet davasında A.Y.'nun kısıtlanmasına ve kızı E. K.'nın vasi olarak atanmasına karar verildiği, kararın 18.5.2009 tarihinde kesinleştiği, daha sonra vasinin başvurusu üzerine Manisa 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/576 Esas 2009/862 Karar sayılı husumete izin davasında A. Y.'nun maliki olduğu 2131 ve 2517 parsellerin karşılığında Y. A.ile ölünceye kadar bakım sözleşmesi yapmak üzere vasiye izin verildiği, bu kararın da 20.7.2009 tarihinde kesinleştiği ve vasi E. ile Y.arasında 24.9.2009 tarihinde ölünceye kadar bakım akti yapılarak A. Y.'ya ait 2517 parsel sayılı taşınmazın davalı Y.'a temlik edildiği, bakım akdinin yükümlüsü Y.'ın 7.7.2010 tarihinde Manisa 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/70 D-İş dosyasında husumete izin kararının denetim makamınca onanmasını istediği,Asliye Hukuk Mahkemesince vesayet altına alınan kişinin öldüğü gerekçesi ile dosyanın vesayet makamına iadesine karar verildiği nitekim nüfus kayıtlarına göre kısıtlı A. Y.'nun 11.4.2010 tarihinde öldüğü, davacı Tapu Sicil Müdürlüğünün 29.9.2010 tarihinde davalı Yaşar'a TMK.1027 ve Tapu Sicil Tüzüğünün 85.maddesi gereğince kayıtların düzeltilmesi için başvurduğu anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki bu tür davaların kural olarak kayıt maliki yada mirasçıları tarafından açılması gerekir. Ancak; tapu sicillerinin tutulmasına ilişkin ilkelerden biri de Türk Medeni Kanununun 1007.maddesinden kaynaklanan hazinenin sorumluluğu olup, davacı idarenin böylesi bir davayı açmasında da hukuki yararının bulunduğu kuşkusuzdur. Tapu Sicil Tüzüğü'nün 85.maddesi "Kütük üzerinden belgelere aykırı tescil veya yazımın düzeltilmesi için ilgilerin yazılı olurunun alınması ve yevmiye defterine kaydedilmesi gerekir.Belgeye aykırı yazımın veya tescilin düzeltilmesine, ilgililerden birisinin yazılı oluru olmazsa, müdür defterdarlık veya mal müdürlüğünden düzeltme için dava açılmasını, talep eder.Hazine avukatı bulunmayan yerlerde bu düzeltmeler için müdürlük tarafından re'sen dava açılır.İkinci ve üçüncü fıkralardaki durum, ayrıca kütük sayfasının beyanlar sütünunda belirtilir.(Değişik son fıkra: 8.11.2004-2004/8109 K.) Kültür, yevmiye defteri ve yardımcı sicillerde belgesine aykırı olarak basit yazım hatası yapıldığının tespit edilmesi halinde, müdür tarafından nedeni düzeltmeler sicilinde açıklanarak, re'sen düzeltme yapılır." şeklinde olup, doğrudan dava açmaya engel bir yasal düzenleme içermemektedir. Bu durumda önceki kayıt malikinin ölümü sebebiyle mirasçalırının ihbar suretiyle davada yer almasının sağlanması, ondan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken, değinilen husus yerine getirilmeden karar verilmesi doğru değildir. Davacı Tapu Sicil Müdürlüğü davalı Yaşar'ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesine göre) HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

Vasinin aşağıdaki işlemlerden hangisini yapabilmesi için, vesayet makamının izninden sonra ayrıca "Denetim Makamı"nın (Asliye Hukuk Mahkemesi'nin) da iznini alması gerekir?

A) Menkul malların satışı
B) Kira sözleşmesi yapılması
C) Mirasın reddi
D) Dava açma
E) Vesayet altındaki kişinin eğitimi ile ilgili karar verme

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol