4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 462

Türk Medeni Kanunu 462. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 462- Aşağıdaki hâllerde vesayet makamının izni gereklidir: 1. Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulması, 2. Olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları dışında kalan taşınır veya diğer hak ve değerlerin alımı, satımı, devri ve rehnedilmesi, 3. Olağan yönetim sınırlarını aşan yapı işleri, 4. Ödünç verme ve alma, 5. Kambiyo taahhüdü altına girme, 6. Bir yıl veya daha uzun süreli ürün ve üç yıl veya daha uzun süreli taşınmaz kirası sözleşmeleri yapılması, 7. Vesayet altındaki kişinin bir sanat veya meslekle uğraşması, 8. Acele hâllerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması, 9. Mal rejimi sözleşmeleri, mirasın paylaştırılması ve miras payının devri sözleşmeleri yapılması, 10. Borç ödemeden aciz beyanı, 11. Vesayet altındaki kişi hakkında hayat sigortası yapılması, 12. Çıraklık sözleşmesi yapılması, 13. Vesayet altındaki kişinin bir eğitim, bakım veya sağlık kurumuna yerleştirilmesi, 14. Vesayet altındaki kişinin yerleşim yerinin değiştirilmesi. II. Denetim makamından

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

45 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2021/8752 E., 2023/3036 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 462 nci maddesi
11. Hukuk Dairesi         2021/8752 E.  ,  2023/3036 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1529 Esas, 2021/1368 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/338 E., 2021/304 K. Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı adına vasi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı adına vasi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı adına vasi vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'in geçirdiği beyin kanaması nedeniyle bilincini yitirdiğinden eşinin vasi olarak atandığını, davalı şirketin 220.000 adet hamiline yazılı toplam 2.200.000,00 TL'lik sermayesini temsil etmek üzere bastırılan hamiline yazılı pay senetlerinin tamamının müvekkili ... 'e ait Türkiye İş Bankası Hadımköy Şubesi nezdindeki kiralık kasada mevcut olduğunun 05.07.2018 tarihinde yapılan keşifte bilirkişi tarafından tespit edildiğini, davalı şirketin genel kurulunun 26.03.2019 tarihinde şirket merkezinde yapıldığını, yönetim kurulunun pay defteri kayıtlarını esas alarak hazırladığı hazirun cetvelinde müvekkilinin sermaye tutarının 149.820,00 TL olarak gösterildiğini, hazirun listesinin hamiline yazılı pay senetlerinin zilyetliğine aykırı olduğunu, kısıtlı paydaşın davalı senetlerinin 36.674 adetlik kısmına şahsen, geri kalan 183.326 adetlik kısmına ise yönetim kurulu başkanı olduğu Orcan Asfalt ve Yalıtım Ürünleri A.Ş.'nin nam ve hesabına zilyet olduğunu ileri sürerek 26.03.2019 tarihinde yapılan genel kurul kararının iptaline, yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; genel kurul kararının ve hazır bulunanlar listesinin kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına uygun olduğunu, müvekkili şirkete ait pay senetlerinin şirketin yönetim kurulu başkanı ve diğer pay sahiplerinin amcası olan ... tarafından pay sahipleri adına banka kasasında muhafaza edilmiş olup hiçbir zaman pay sahiplerine teslim edilmediğini, sicil kayıtları kapsamında genel kurul ve yönetim kurullarının oluşturulduğunu, davacının müvekkili şirket sermayesinin %6,81'ine sahip olduğunu, erteleme talep hakkı olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının toplantının ertelenmesi yönündeki talebinin reddinin davalı şirketin kayıtları ve ticaret sicil dosyasındaki ortaklık yapısına uygun olarak düzenlenen hazirun cetveline göre pay oranının yüzde onun altında olması nedeni ile usul ve yasaya uygun olduğu, davacı tarafın toplantıda her ne kadar olumsuz oy kullanmış ise de muhalefet beyanını zapta geçirtmediği, bu nedenle işbu davanın açılması için belirlenen gerekli yasal koşulun gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı adına vasi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı adına vasi vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin 183.326 adet payı temsil eden hisse senetlerine Orcan Asfalt ve Yalıtım Ürünleri A.Ş. nam ve hesabına geri kalan 34.674 adet payı temsil eden hisse senetlerine ise şahsen zilyet olduğunun ihtilafsız olduğunu, müvekkilinin davalı şirket sermayesinin %16,67'sine tekabül eden 36.674 adet payı temsilen oy hakkı bulunduğunun tartışmasız olduğunu, buna karşın iptali istenen 26.03.2019 tarihli genel kurul toplantısında düzenlenen hazır bulunanlar listesinde müvekkilinin sahip olduğu pay adedinin 14.982 olarak gösterildiğini, bu pay adedi ile sınırlı olarak oy hakkı tanındığını, şirketin payları hamiline yazılı ise ve bu payları temsil etmek üzere hamiline yazılı hisse senetleri bastırılmış ise zilyetlik esas alınmalı ve senede zilyet olduğunu ispat edenlerin genel kurul toplantısına katılma ve oy kullanma hakkını haiz olduğunun kabulü gerektiğini, müvekkilinin oy hakkının bariz surette %10'unun üzerinde olduğunu, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davacının muhalefet şerhi bulunmadığı ve iptal davası açma hakkı olmadığı gerekçesi kurulduğu, ancak hazirun cetvelinde pay oranına itiraz edilerek "yasal hakların saklı tutulduğu" belirtildiği, davacı vekilinin muhalefet şerhi yazdırdığı, ancak davacı paydaşın oy oranı itibariyle erteleme talep hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı adına vasi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı adına vasi vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirket yönetim kurulunun yetkisiz olduğunu, yönetim kurulu ...'in kendi ibrasında oy kullandığını, davalı şirketin tüm hisselerinin davacı müvekkili mülkiyetinde olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 462 nci maddesi 3. Değerlendirme ve Sonuç Somut olayda davayı vesayet altındaki davacı ...'i temsilen açmış olan vasinin, böyle bir davayı açma konusunda 4721 sayılı Kanun'un 462 nci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca vesayet makamından izin almış olduğu ileri sürülmemiş ve dosyaya buna dair bir ilam sunulmamıştır. Bu durumda, Mahkemece vasiye, eldeki davayı açması konusunda vesayet makamından izin alması ve buna dair ilamı dosyaya sunması için uygun bir süre verilmesi; bu nitelikte bir ilam alınıp sunulduğu takdirde davaya devam edilip esas hakkında hüküm kurulması, aksi takdirde esasa girilmeksizin davanın salt bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiği halde anılan husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı ...'in vasisi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.05.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

3. Hukuk Dairesi, 2017/1126 E., 2018/11650 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Vesayet altındaki davacıyı temsilen vasisi tarafından açılan davada, 27/06/2014 tarihli dava dilekçesi ekinde ...'e vasi tayinine ilişkin mahkeme ilamı ibraz edilmiş ancak, dava tarihinde yürürlükte bulunan 4721 sayılı TMK'nun 462. maddesi uyarınca, vesayet makamından izin alındığına dair bir ilam dosyaya sunulmamıştır.
3. Hukuk Dairesi         2017/1126 E.  ,  2018/11650 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalılar aleyhine açtığı gayrimenkul harici satış sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasında alınan bilirkişi raporunda, alacağın 21.911,34 TL olarak belirlendiğini, mahkemece taleple bağlı kalınarak lehine 8.000 TL'ye hükmedildiğini, bakiye 13.911,34 TL alacağın tahsili için davalılar aleyhine başlattığı icra takibine, davalılar tarafından yapılan itiraz üzerine, takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar, davacının bahsettiği tazminat davasının henüz kesinleşmediğinden derdestlik itirazında bulunduklarını beyan ederek; davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece; davaya dayanak icra takibindeki talebin gayrimenkulun aynına ilişkin olduğu ve kesinleşmeden takibe konulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-)Dava; icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Vesayet altındaki davacıyı temsilen vasisi tarafından açılan davada, 27/06/2014 tarihli dava dilekçesi ekinde ...'e vasi tayinine ilişkin mahkeme ilamı ibraz edilmiş ancak, dava tarihinde yürürlükte bulunan 4721 sayılı TMK'nun 462. maddesi uyarınca, vesayet makamından izin alındığına dair bir ilam dosyaya sunulmamıştır. Vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla vasi, vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerinde temsil eder. ( TMK 448. md.) 743 sayılı TMK 405/8 maddesi, sulh hukuk mahkemesinin iznine tabi tutulan işler arasında (derhal alınması gereken geçici tedbirler müstesna olmak üzere) husumeti de saymış; böylece gerek vesayet altındaki kişi adına vasi tarafından dava açılabilmesini gerekse de vesayet altındaki aleyhine açılmış bir davada kısıtlının vasi tarafından temsil edilebilmesini vasinin sulh mahkemesinden izin alması koşuluna bağlamıştır. 4721 sayılı TMK'nun 462/8. maddesi de, vasinin vesayeti altındaki kişi adına dava açabilmesini vesayet makamının iznine tabi kılmış olup; 743 sayılı TMK'dan farklı olarak, vesayet altındakine karşı açılmış olan davalar yönünden bu izin koşulunu kaldırmıştır. Anılan her iki kanuna göre de, konusu ve türü ne olursa olsun vasinin,vesayeti altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesi, her halükarda bu konuda vesayet makamından izin almış olması koşuluna bağlıdır. Bu koşul vesayet altındakinin çıkarlarını korumak amacına yönelik olup, o konudaki hukuksal düzenlemeler çerçevesinde kazanılma şansı bulunmayan bir davanın açılmasını ve böylece vesayet altındaki kişinin böylesi bir dava nedeniyle zarara uğramasını engellemek için öngörülmüştür. Dolayısıyla bu konu kamu düzenine ilişkindir ve bu nedenle de, herhangi bir davada vasinin bu yönde izin almış olup olmadığı hususu, mahkemece ve Yargıtay'ca resen gözetilmelidir. Vasinin izin almaksızın dava açması durumunda, mahkemece, vasiye bu yönde ilam alıp sunmak üzere uygun bir süre verilmesi gerekir, bu husus yerine getirilmeden yargılama yapılarak davanın sonuçlandırılması kanuna aykırıdır.(HGK 2005/21-195 E. 2005/209 K. 30.03.2005 gün) Bu nedenle mahkemece yapılması gereken iş; vasiye bu davayı açıp takip etmesi konusunda vesayet makamından izin alması ve buna ilişkin ilamı dosyaya sunması için uygun bir süre verilmesi, iznin alındığına dair ilam sunulduğu takdirde davaya devamla esas hakkında hüküm kurulması, aksi takdirde davanın bu nedenle reddine karar verilmesidir. Mahkemece, kamu düzenine ilişkin bu husus gözardı edilerek, yazılı şekilde esas hakkında karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. 2-) Kural olarak; bir davada hüküm verilmesi, başka bir davada incelenmekte ve kesin olarak karara bağlanacak bir hukuki durumun mevcut olup olmadığına, kısmen veya tamamen bağlı ise; mahkeme, o davanın sonuçlanmasını beklemek üzere yargılamayı erteleyebilir. Hukuk mahkemesinde, görülen bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması, başka bir mahkemenin görevi içindeki bir hususun çözümüne bağlı ise; o hususun görüldüğü davanın sonuçlanmasını, kendisi için bekletici sorun yapabilir. Görülmekte olan bir davanın sonuçlanmasını başka bir davada bekletici sorun yapılabilmesi için iki şartın gerçekleşmesi gerekir. 1-Bekletici sorun yapılacak davanın başka bir mahkemede görülmekte olması, 2-İki dava arasında bağlantı bulunması. Davalardan biri hakkında verilecek kararın, diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde iki dava arasında bağlantı varsayılır ve biri diğeri için bekletici mesele yapılır. Somut olayda; davacı ile davalılar arasında görülen tazminat davasında, alınan bilirkişi raporunda, davacının toplam 21.911,34 TL alacağı olduğu ancak fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak talep doğrultusunda 8.000,00 TL alacağa hükmedildiği, kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Söz konusu dava sonucunun iş bu itirazın iptali davasında verilecek hükmü etkileyeceği açıktır. Hâl böyle olunca mahkemece; söz konusu tazminat davasının eldeki dava açısından bekletici mesele yapılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmekte olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2014/19653 E., 2017/748 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
maddesi “Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanlar davada kanuni temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilir ” hükmünü, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun vesayet makamından izini düzenleyen 462/8 maddesinde “Acele hâllerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması” şeklinde düzenlenmiş olup
1. Hukuk Dairesi         2014/19653 E.  ,  2017/748 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava; ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı vasisi, hukuki işlem ehliyeti bulunmayan ... ...'den alınan vekaletname kullanılarak adına kayıtlı 2186 ada 36 parsel sayılı taşınmazın 1/3 payının dava dışı vekil ... tarafından davalı ...’ya satış suretiyle temlik edildiğini, kısıtlının işlem tarihinde ehliyetsiz olduğunu ve bu durumun davalı tarafından da bilindiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacı kısıtlının akit tarihinde fiil ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 25.11.2004 tarihli İstanbul 18. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin(kapatılan .... Sulh Hukuk Mahkemesi) 2004/512 Esas-1166 Karar sayılı kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 405/1 maddesine göre davacının kısıtlandığı, vesayet dosyasında Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 31.10.2003 tarih 4248 karar nolu raporu ve ... Ruh Ve Sinir Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen 18.4.2003 tarih 2585 sayılı sağlık kurulu raporunda “Kronik Şizofren” hastası olduğunun tespit edildiği, kısıtlanan davacı ...’ın paydaşı olduğu 36 parsel sayılı taşımazdaki payının davalı kardeşi ...’nın eşi ... tarafından İstanbul 5. Noteriliği’nin 14.07.2010 tarih 09409 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile 28.07.2010 tarihinde davalıya satış suretiyle devredildiği, kısıtlılık kararının 05.08.2010 tarihli ek karar ile 2 yıl uzatıldığı eldeki davanın kısıtlılık süresinde vasi tarafından açıldığı anlaşılmaktadır. ./.. Hemen belirtmek gerekir ki; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-d maddesi “Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunması; kanuni temsilin söz konusu olduğu hallerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip olması” hükmüne göre dava ehliyeti ve temsil dava şartı olup, HMK’nın 115.maddesinde “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. (3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.” hükmü uyarınca temsil yetkisinin mahkemece resen gözetilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Bilindiği üzere; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun davada kanuni temsili düzenleyen 52. maddesi “Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanlar davada kanuni temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilir ” hükmünü, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun vesayet makamından izini düzenleyen 462/8 maddesinde “Acele hâllerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması” şeklinde düzenlenmiş olup, davacının kısıtlılık kararı üzerine vasi tarafından açılan davalarda denetim makamından husumete izin kararı alınması gerekmektedir. Somut olaya gelince; vasinin husumete izin kararının bulunmadığı, 05.08.2012 tarihinde sona eren uzatma kararından sonra kısıtlılık süresinin uzatılıp uzatılmadığı tespit edilmeden yargılamaya devam edildiği anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca; davacının öncelikle kısıtlılık durumunun devam edip etmediği, kısıtlılık halinin devamı halinde ise davacı vasisine Türk Medeni Kanunu'nun 462/8. maddesi hükmü uyarınca vesayet makamından "husumete izin" kararı alması ve anılan usuli işlemler tamamlandıktan sonra işin esası bakımından bir karar verilmesi gerekirken, bahsedilen hususlar gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 462 ]
2. Hukuk Dairesi 2009/16845 E., 2010/5916 K. 2. Hukuk Dairesi 2009/16845 E., 2010/5916 K. - VELİNİN KÜÇÜĞÜN MALLARINI SATMASINDA KURAL OLARAK HAKİM İZNİ- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 327 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 342 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 352 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 356 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 360 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 361 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 362 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 462 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı vekili tarafından açılan davada, davacının nikahsız birlikteliğinden olma M… …… isimli çocuğunun 18 yaşını doldurmak üzere olduğunu, reşit olduğu takdirde mallarını satacağını söylediğini belirterek, küçüğün korunması için malların annesi tarafından satılmasına izin verilmesinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği görülmektedir. Olayda Türk Medeni Kanununun 327 ve 356. madde koşulları iddia edilmediği gibi koşulların oluştuğu da kanıtlanmamıştır. Davacı anne küçüğün velisi ve yasal tek temsilcisidir. Türk Medeni Kanununun 342 ve 462/1-2.maddeleri gereğince 327. ve 356.madde hükümleri koşullarının oluşması dışında hakimden izin almaksızın taşınır veya taşınmaz hangisi olursa olsun çocuk mallarını satabilecek, 360. ve 361.maddelerdeki olumsuz koşullar gerçekleşmedikçe onun mallarını yönetecek ve bununla yükümlü olacaktır. (TMK.md.352) Yönetim hakkı sona erince de çocuğun mallarını hesabıyla birlikte ergin çocuğa, vasisine veya kayyımına devredecektir. (TMK.md.362) Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken; kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 29.03.2010 (Pzt.)
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
**- KISITLIYA ANNE VE BABASI VASİ OLARAK ATANIRSA VELAYET DEĞİL VESAYET HÜKÜMLERİ UYGULANIR**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 462 ]
17. Hukuk Dairesi 2010/11595 E., 2011/3249 K. 17. Hukuk Dairesi 2010/11595 E., 2011/3249 K. - KISITLIYA ANNE VE BABASI VASİ OLARAK ATANIRSA VELAYET DEĞİL VESAYET HÜKÜMLERİ UYGULANIR- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 462 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 25 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 26 ] "İçtihat Metni" Vesayet hukukuna ilişkin olarak satışa izin verilmesi hakkında açılan davada Kestel Sulh Hukuk ve Kestel Asliye Hukuk ( Aile M.S.) Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, kısıtlanarak annesinin vesayeti altında bırakılan ergin çocuğun elbirliği mülkiyetine konu olan taşınmazının satış işlemleri için vasi olan annenin izin isteğine ilişkindir. Kestel Sulh Hukuk Mahkemesince, her ne kadar ergin çocuk vesayet altına alınmış ise de, asıl olanın TMK' nun 419 / 3. maddesi uyarınca velayet altına alınması olduğundan, kısıtlı hakkında satışa izin konusunda vesayet hükümlerinin uygulanamayacağını, bu konuda velayet hükümlerinin uygulanması gerektiği bildirilerek Aile Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir. Kestel Asliye Hukuk Mahkemesi ( Aile M. S.) ise, kişiye vasi atandıktan sonra bu karar değiştirilmedikçe hakkında vesayete ilişkin hükümler uygulanacağından ve TMK'nun 462. maddesi gereğince kısıtlıya ait gayrimenkul satımı konusunda vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur. Somut olayda ergin olan S.... C.... hastalık nedeniyle Kestel Sulh Hukuk Mahkemesince vesayet altına alınarak kendisine annesi A.... C.... vasi olarak atanmıştır. Türk Medeni Kanununa göre vesayet altında bırakılmalarına karar verilen çocuk ve bunların malları hakkındaki uyuşmazlıklarda "vesayet" hükümleri uygulanacaktır. Bu hükümleri uygulayacak görevli mahkeme ise vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesidir. Bu durumda uyuşmazlığın Kestel Sulh Hukuk Mahkemesince görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HUMK.'nun 25. ve 26. maddeleri gereğince Kestel Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 08.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

Ayırt etme gücüne sahip on yedi yaşındaki lise öğrencisi Pelin, velisinin bilgisi dışında aşağıdaki hukuki işlemlerden hangisini tek başına yapabilir?

A) Bir mağazadan taksitle bilgisayar satın almak
B) Arkadaşının banka kredisine kefil olmak
C) Kendisine bağışlanan ve hiçbir yükümlülük içermeyen bir kolyeyi kabul etmek
D) Adına kayıtlı taşınmazı kiraya vermek
E) Bir vakıf kurmak

Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol