Türk Medeni Kanunu 471. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 471- (Değişik:2/3/2024-7499/8 md.)
Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin hukuka uygun bir şekilde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.
Hapis hâlinin devamı süresince aşağıdaki şartların varlığı hâlinde vesayet sona erdirilebilir:
1. Toplam beş yıldan az olan hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin isteminin bulunması,
2. Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya malvarlığının korunması sebebinin ortadan kalkması.
C. Diğer kısıtlılarda
I. Kaldırılması
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
9 karar eşleşti
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
3- TMK.nun 471. maddesi uyarınca TCK.nun 33.
Ceza Genel Kurulu 2004/1-149 E., 2004/171 K.
Ceza Genel Kurulu 2004/1-149 E., 2004/171 K.
- İLKELER DOĞRULTUSUNDA İŞLEM YAPILMAMASI
- KARARLARIN GEREKÇELİ OLMASI- 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 33 ]
- 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 448 ]
- 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 51 ]
- 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 59 ]
- 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 62 ]
- 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 71 ]
- 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 74 ]
"İçtihat Metni"
Sanık Recep Ş.....'in, kasten adam öldürmek ve adam öldürmeye tam teşebbüs suçlarından, TCY.nın 448, 51/2, 59, 448, 62, 51/2, 59, 71 ve 74. maddeleri uyarınca 10 yıl, 13 ay 10 gün ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında TCY.nın 31, 33 ve 40. maddelerinin uygulanmasına, ruhsatsız silah bulundurmak suçundan 6136 sayılı Yasanın 13/1, TCY.nın 59 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 1.423.656.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılma-sına, suça konu tabanC...ın zoralımına, manevi tazminata hükmolunmasına, maddi tazminat iste-mi hakkında hukuk mahkemelerinde dava açmakta muhtariyetine, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmolunmasına, sanıklar Yeter Ş....., Fatih Ş....., Kadir E..... ve Nuri C...'ın be-raatlerine ilişkin Yozgat Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.1.2002 gün ve 155-6 sayılı hüküm, katılanlar vekili tarafından temyiz olunmakla, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 18.3.2003 gün ve 2711-297 sayı ile;
"1- Hükmü temyiz edenin sıfat ve yetkisine göre 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan verilen hükmün inceleme dışı bırakılmasına,
2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Recep'in adam öldürme ve öldürmeye tam teşebbüs suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, kanuni ve takdiri cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma sebepleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, müdahiller vekilinin TCK.nun 51/2 ve 59. maddelerinin uygulanmaması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1) Maktûlün tarlasının bitişindeki tarlanın sanık tarafça başkasından satın alınması meselesinden kaynaklanan taraflar arasında soğukluğa rağmen sanık ve beraberindekilerin yığılı ekin demetlerinin yerlerini de değiştirmek suretiyle maktûlün tarlasından izin dahi almadan traktörle geçmeleri vakıasının TCK.nun 51/2. maddelerinin uygulanmasında değerlendirmeye alınıp makul düzeyde bir indirim oranının kabulünün hak ve adalet kurallarına uygun olacağı göze-tilmeden, yazılı şekilde azami oranda indirim yapılmak suretiyle eksik ceza tayini,
2- Vekalet ücretinin, vekil yerine müdahil asiller lehine hükmolunması,
3- TMK.nun 471. maddesi uyarınca TCK.nun 33. maddesinin uygulanması yerine ceza müddeti zarfında yasal kısıtlılık kararı verilmesi" isabetsizliklerinden bozulmuştur.
Yerel Mahkemece, (2) nolu bozma nedenine uyularak, (1) nolu bozma nedenine karşı 12.5.2003 gün ve 62-81 sayı ile, ilk hükümdeki gerekçelerle direnilmiş, (3) nolu bozma nedeni hakkında ise uyma veya direnme kararı verilmeksizin, ilk hükümde olduğu gibi uygulama yapılmıştır.
Bu hükmün de katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli 21.11.2003 gün ve 112382 sayılı tebliğnamesiyle Birinci Baş-kanlığa, Ceza Genel Kurulunca da; 10.2.2004 gün ve 1-299/28 sayı ile; beraet eden sanıklar hak-kında bir karar verilmeksizin, sanık Recep Ş..... hakkındaki hükmün üç nedenle bozulduğu, bozma ilamında, sanık Recep ve beraberindekilerin, maktûlün tarlasından izin almadan, yığılı ekin demetlerinin yerlerini değiştirmek suretiyle traktörle geçmelerinin tahrik indiriminde nazara alınması gerektiğine değinilmiş olması da göz önünde bulundurulduğunda, dava dosyasının, haklarında beraat kararı verilip, aleyhine temyiz yoluna başvurulan sanıklar bakımından ince-leme yapılmak üzere Özel Daireye gönderilmesi, bu sanıklar hakkında karar verildikten sonra, direnme hususunun değerlendirilmesi gerektiği gerekçeleriyle, dosyanın sanıklar Yeter Ş....., Fatih Ş....., Kadir E..... ve Nuri C... haklarında inceleme yapılmak üzere Özel Dairesine gön-derilmesine, Özel Dairece de yapılan inceleme sonunda; 7.6.2004 gün ve 1214-2235 sayı ile; Sanıklar Yeter Ş....., Kadir E....., Nuri C... ve Fatih Ş..... haklarındaki hükümlerin onanma-sına, sanık Recep Ş..... ile ilgili ısrar kararı yönünden ise inceleme yapılmak üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Dosyanın incelenmesinde; sanık Recep Ş.....'in kasten adam öldürme, kasten adam öldürmeye tam teşebbüs ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan cezalandırılması istemiyle açı-lan kamu davasında; Yerel Mahkemece, sanığın ağır tahrik altında kasten adam öldürme, kasten adam öldürmeye teşebbüs ve yasak silah bulundurmak suçlarından; TCY.nın 448, 51/2, 59, 448, 62, 51/2, 59, 6136 sayılı Yasanın 13/1, TCY.nın 59 ve 647 sayılı Yasanın 4, TCY.nın 71 ve 74. maddeleri uyarınca 10 yıl, 13 ay 10 gün ağır hapis ve 1.423.656.000 lira ağır para cezasıyla ceza-landırılmasına, hakkında TCY.nın 31, 33 ve 40. maddelerinin uygulanmasına, suça konu taban-C...ın zoralımına, manevi tazminata hükmolunmasına, maddi tazminat istemi hakkında hukuk mahkemelerinde dava açmakta muhtariyetine, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmolunma-sına karar verildiği, katılanlar vekilince temyiz edilen hüküm; Özel Dairece, TCY.nın 51/2. mad-desinin uygulanmasında, makul düzeyde bir indirim oranının kabulü yerine, azami oranda in-dirim yapılması, vekalet ücretinin, vekil yerine müdahil asiller lehine hükmolunması, TMK.nun 471. maddesi uyarınca TCK.nun 33. maddesinin uygulanması yerine ceza müddeti zarfında yasal kısıtlılık kararı verilmesi" isabetsizliklerinden bozulmuştur.
(2) nolu bozma nedenine uyan Yerel Mahkeme; (1) nolu bozma nedenine karşı önceki gerekçekçeli kararın tarih ve sayısını değiştirip, aynen yinelemek suretiyle direnmiş, (3) nolu bozma nedeni hakkında ise uyma veya direnme kararı vermeksizin, ilk hükümde olduğu gibi uygulama yapmıştır.
Anayasanın 141 ve CYUY.nın 32. maddeleri gereğince mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasako-yucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açar. Ceza Genel Ku-rulunun yerleşmiş uygulamalarına göre de, bir karar bozulmakla tamamen ortadan kalkaca-ğından, Yerel Mahkemece CYUY.nın 260, 261, 268 ve 308. maddeleri uyarınca yeniden hüküm kurulması ve gerekçenin gösterilmesi zorunludur.
İncelenen dosyada; Yerel Mahkemece önceki hükümde direnilirken bu ilkeler doğrultusunda işlem yapılmamış, bozulmakla tamamen ortadan kalkan eski hükümde direnilmesine karar verildikten sonra, direnme nedenleri gösterilmemiş, bozma kararına niçin uyulmadığı açıklan-mayarak, bozulan kararın tarihi ve sayıları değiştirilmek suretiyle yeniden ve aynen yazılmasıyla yetinilmiştir.
Bu itibarla diğer yönleri incelenmeyen direnme hükmünün öncelikle saptanan bu usuli yanılgı nedeniyle bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle sanık Recep Ş..... hakkındaki diğer yönleri incelenmeyen Yerel Mahkeme direnme hükmünün öncelikle saptanan bu usuli nedenle BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 21.09.2004 günü sonuçta tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi.
Diğer kararlar (4)
4. Hukuk Dairesi, 2016/4081 E., 2018/905 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TMK 471. maddesi gereğince özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis halinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.
4. Hukuk Dairesi 2016/4081 E. , 2018/905 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 21/01/2015 gününde verilen dilekçe ile 2330 sayılı Kanun'dan kaynaklanan rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22/12/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.Dosyanın incelenmesinde; gerekçeli karar ve davacı tarafın temyiz dilekçesinin davalı ... vasisi ...'a tebliğ edildiği, ancak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1 maddesine aykırı olarak yapılan tebligatların geçerli olmadığı, bu nedenle yeniden tebligat yapılması gerektiği anlaşılmıştır.Ancak; davalı ...'ın Uyap sisteminde bulunan cezaevi kayıtlarına göre; dava ve karar tarihlerinde cezaevinden tahliye olduğu ve herhangi bir hükümlülüğü bulunmadığı görülmektedir. TMK 471. maddesi gereğince özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis halinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Bu nedenle gerekçeli kararın ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin davalı vasisine tebliğ edilmesi usulsüzdür. Şu durumda; gerekçeli kararın ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin, davalı asıla usulüne uygun tebliğ edilerek temyiz süresi beklenildikten sonra temyiz incelemesi yapılabilmesi için Yargıtay'a yeniden gönderilmek üzere dosyanın yerel mahkemesine geri çevrilmesi gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılıp eksiklikler tamamlandıktan sonra temyiz incelemesi yapılabilmesi için Yargıtay'a yeniden gönderilmek üzere dosyanın yerel mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE 14/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2014/9654 E., 2015/2055 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesi uyarınca bir vasi tayin edilip edilmediği, Türk Medeni Kanunu'nun 471. maddesi uyarınca "Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis halinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar" hükmü uyarınca şartla tahliye olup olmadığı araştırılmalı, kısıtlılık halinin dev
4. Hukuk Dairesi 2014/9654 E. , 2015/2055 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/04/2014
NUMARASI : 2009/591-2014/119
Davacı E.. B.. ve diğerleri vekili Avukat Fatma tarafından, davalılar M.. S.. ve diğerleri aleyhine 30/12/2009 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 15/04/2014 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili ve davalılardan M.. S.. ile İ.. S.. vekili tarafından istenilmekle, daha önceden belirlenen 24/02/2015 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar adına gelen olmadı, karşı taraftan temyiz eden davalılar vekili Avukat Mustafa geldi. Açık duruşmaya başlandı. Hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Davalılardan M.. S.. tazminat davası sona ermeden önce ceza mahkemesinin kesinleşen kararı ile bir yılın üzerinde hapis cezasına mahkum olmakla yasal kısıtlılık altına girmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 43. ve 513. maddeleri hükümlerine göre aksi sözleşmeden veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça vekalet, gerek vekilin ve gerekse müvekkilin ehliyetinin ortadan kalkması ile son bulur. Böylece Avukat Murat Can Akkuş'un ceza kararının kesinleşmesinden itibaren davalı yasal kısıtlıyı temsil yetkisi kalmamıştır. Bu nedenle davalı yasal kısıtlıya Türk Medeni Kanunu'nun 407. maddesi uyarınca bir vasi tayin edilip edilmediği, Türk Medeni Kanunu'nun 471. maddesi uyarınca "Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis halinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar" hükmü uyarınca şartla tahliye olup olmadığı araştırılmalı, kısıtlılık halinin devam ettiğinin belirlenmesi durumunda bir vasi tayin edilmemiş ise öncelikle bu eksiklik tamamlattırılmalı ve sonra kararı temyiz eden avukatın vasiden alacağı vekaletnameyi ibraz etmesi istenilmelidir. Vekaletname verilmezse, mahkeme ilamı vasiye "kanuni süre içinde vasinin mahkeme hükmünü ayrıca temyiz edebileceği, bu süre içinde temyiz hakkını kullanmadığı takdirde yetkisiz vekil tarafından yapılmış olan temyize icazet vermiş (kabul etmiş) sayılacağı; temyizi kabul etmiyorsa bunu açıkça bildirmesi gerektiği" kaydını içerir biçimde tebligat çıkarılmalı ve sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
SONUÇ: Dosyanın gösterilen nedenle GERİ ÇEVRİLMESİNE 24/02/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi, 2006/6528 E., 2006/12067 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Davalının 25.7.2005 tarihinde tahliye edildiği anlaşıldığından TMK-471. maddesi uyarınca bu kişi üzerindeki vesayet kendiliğinden ortadan kalkmıştır.
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2006/6528 E. , 2006/12067 K.
"İçtihat Metni"
Davacı Şenkaya Orman İşletme Müdürlüğü vek.Av.Sevgi Akın ile davalı ... Varisi Hacıveli Aras aralarındaki alacak davası hakkında Şenkaya Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 20.2.2006 gün ve 76-27 sayılı hükmün davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu.
- K A R A R -
Davalının 25.7.2005 tarihinde tahliye edildiği anlaşıldığından TMK-471. maddesi uyarınca bu kişi üzerindeki vesayet kendiliğinden ortadan kalkmıştır. Bu nedenle hükmün davalı Asil'e tebliği ve temyiz süresinin de beklenildikten sonra yeniden gönderilmek üzere dosyanın mahkemesine ÇEVRİLMESİNE, 14.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
maddesi gereğince 5 sene müddetle kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, sanık hakkında 4721 sayılı TMK.nun 471 md.değişikliği ile 765 sayılı TCK’nun 33 md.
Ceza Genel Kurulu 2009/9-103 E. , 2010/22 K.
"İçtihat Metni"
İtirazname : 2008/202539
Yargıtay Dairesi : 9. Ceza Dairesi
Devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemlerde bulunmak suçundan sanıklar P.... S...ve A.... Ö...’ün 765 sayılı TCY’nın 125., ayrıca silahlı örgüt üyesi olma suçundan sanık P.... S..’in 765 sayılı TCY’nın 168/2 ve 3713 sayılı Yasanın 5. maddesiyle cezalandırılması istemiyle açılan kamu davalarının birleştirilerek yapılan yargılaması sonunda; diğer eylemleri sübut bulmayan sanık P...S..’in bomba bulundurmak suretiyle 765 sayılı TCY’nın 169. maddesindeki suçu işlediği, bu suçun da aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, sanık A... Ö...’ün ise 765 sayılı TCY’nın 125. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 08.06.2006 gün ve 518-111 sayılı hüküm, kısmen res’en temyize tabi olmakla birlikte, sanık A...ve her iki sanık aleyhine yerel Cumhuriyet savcıları tarafından da temyiz edilmekle, Yargıtay 9. Ceza Dairesince 06.11.2006 gün ve 6536-5807 sayı ile bir kısım tebligat eksikliklerinin giderilmesi sağlandıktan sonra, 17.04.2007 gün ve 2209-3375 sayı ile;
“… 1- 09.07.1998 tarihli Mısır Çarşısı’na bomba konulması eylemi ile ilgili olarak sanıklar A.... Ö..ve P....S...hakkında bir hüküm kurulmaması,
2- …. 3-…
4- Sanık A... Ö...hakkında iddianameye konu edilmeyen E...H...’ın öldürülmesi talimatını verme suçundan hüküm kurulması,
5- Sanıklar A... Ö..., …..’e ait adli sicil kayıtlarının nüfus kayıtlarına uygun olarak celbedilmemesi…” isabetsizliklerinden, aralarındaki fiili irtibat nedeniyle tüm hükümler yönünden bozulmuş;
Bozma üzerine yapılan yargılama sonunda; İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince 23.05.2008 gün ve 357-143 sayı ile,
“…Sanık P...S... hakkında hernekadar 22.12.1998 tarihli iddianame ile açılan kamu davasında 09.07.1998 tarihinde Mısır Çarşısı girişinde bulunan Ü...B...A...kod A... Ö... ile Ş... G...'in evinde TNT'yi salata rendesi ile rendeleyerek kurutmak ve kuruyan TNT'yi kola kutusunun içine sıkıştırarak patlama düzenini P..S...'in yaptığı, iki bombadan birinin Maltepe'deki orduevine, diğerinin 50. Yıl Parkı’na konulduğu, B...Ö..ün talimatı doğrultusunda 06.07.1998 tarihinde bomba koymak için Mısır Çarşısı’nda keşif yaptığı, Ü...Büfe’ye bomba koymayı A... Ö...ile kararlaştırdığı ve hazırladıkları bombayı A... Ö...'ün gözcülüğünde P...S...' in büfeye koyduğu, meydana gelen patlama sonucu 7 kişinin öldüğü, 127 kişinin yaralandığı iddia olunmuş ise de,
Yapılan yargılama sırasında;
a) Olay sonrası yapılan inceleme sonucu düzenlenen 10.07.1998 tarihli inceleme tutanağında olay yerinin patlamadan sonraki ilk halinin bozulduğu, bomba unsuru veya patlayıcı maddeye rastlanılmadığına dair 8 bomba imha uzmanının imzası bulunan tutanak düzenlendiği,
b) Aynı doğrultuda 11.07.1998 tarihli önceki 10.07.1998 tarihli tutanakta da imzası bulunan 4 bomba imha uzmanınca düzenlenen ve olay yerinde ele geçirilen artıkların kurutulup elenerek daha ayrıntılı olarak yeniden incelendiği, bomba yapımına ve bombaya dair bulgu olmadığına dair rapor verildiği,
c) 10.07.1998 tarihli birbirinden bağımsız olarak düzenlenen makine mühendisi ve yüksek mühendis tarafından verilen rapora göre, patlamanın gaz kaçağından olmasının mümkün olmadığına, bomba patlamasına ilişkin tavanda patlama izi, çöküntü, mermer zeminde patlama izi olduğuna dair rapor verildiği,
d) Mahkememizin 05.07.1999 tarihli oturumda, bomba imha uzmanı tanığın bomba izi olmadığına dair beyanı,
e) 14.07.1998 tarihli İstanbul Polis Kriminal Dairesinin raporuna göre, nitroselüloz artıkları ve ölen şahıs elbiselerinde nitrit bulunduğuna dair rapor verildiği,
f) 20.07.1998 tarihli olay yerinde ilk incelemeyi de yapan bomba imha uzmanlarınca ekspertiz raporu da gözetilerek düzenlenen olay yeri inceleme raporu,
g) 02.11.1998 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre; olay yerinde ve maktüllerden alınan kumaş parçası, tahta ve cam gibi farklı malzemelerin her üçünde de tekrarlanan bomba içeriğinde de bulunabilen malzemenin tesbit edildiği ve buna göre maktül F...Ç...’ın yakınındaki nitroselüloz içerir patlayıcı maddenin neden olduğuna dair rapor verildiği,
h) Sanık müdafiinin itirazı üzerine 15.06.2000 tarihli eleştiri başlıklı rapor düzenlendiği,
ı) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 27.07.2000 tarihli rapora göre; eylemin sanıkların ifadesinde geçtiği gibi TNT kalıplarının rendelenerek, içi boş kola kutusuna konularak bomba haline getirilmesi ile oluşmadığına, bununla birlikte patlamanın bomba mı, yoksa gaz kaçağından mı kaynaklandığının kesin olarak söylenemeyeceğine dair rapor verildiği,
i) 21.12.2000 tarihli 3 kişilik bilirkişi raporunda patlamanın tüpgaz patlaması olduğuna dair rapor verildiği,
j) 04.07.2002 tarihli 5 kişilik bilirkişi raporunda; patlamanın bombadan kaynaklandığı bildirilmiş olup rapora muhalif kalan üye tarafından bağımsız olarak 10.07.2002 tarihli farklı mahiyette rapor verildiği,
k) Adli Tıp 1. İhtisas Dairesinin 27.06.2001 tarihli Mısır Çarşısı’nda büyük patlama olduğuna ve patlamanın orjininin tıbben tespit edilemeyeceğine dair rapor verildiği,
l) 24.01.2002 tarihli aynı mahiyette Adli Tıp Genel Kurulu raporlarının verildiği,
m) 07.10.2002 tarihli sanık P...S... müdafilerinin başvuruları üzerine Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümünce 22.11.2002 tarihli görüntü işleme yöntemiyle patlamanın merkezini gösteren, buna göre patlamanın bilinen gaz kaçaklarında olduğunun aksine belirli bir merkezinin olduğu ve bu merkezin büfede yer alan fırının köşe veya büyük olasılıkla içinde meydana geldiğine ilişkin patlayıcının niteliğini kesin olarak belirlemeyen, merkezini belirleyen rapor verildiği, bu nedenle olaya ilişkin çok sayıda ve birbirinden farklı raporlar bulunduğu, bununla birlikte uzman bir kurum olan Adli Tıp Kurumunun gerek maktüller üzerinde 1. İhtisas Dairesinin gerekse Adli Tıp Genel Kurulunun sunmuş olduğu raporda maktüllerin meydana gelen büyük bir patlama neticesi yaralanma sonucu ölmekle birlikte patlamanın orjininin tıbben tespit edilemeyeceği, bombadan mı yoksa gaz kaçağından mı kaynaklandığının kesin olarak söylenemeyeceğine ilişkin raporu dikkate alındığında, maktüllerdeki bulgunun patlamanın orjinini belirlemeye yeterli olmadığı, yine olay yerindeki malzemeler üzerinde yapılan kimyasal analizler sonucu tahta, cam, kumaş parçası gibi 3 farklı malzemede tekrarlanan ve patlayıcı maddelerde bulunan nitroselüloz artığının maktüllerin üzerinden çıkan bu tür eşyalarda bulunması tek başına kimyasal olarak meydana gelen patlamanın bombadan kaynaklandığını göstermeyeceği, zira belirtilen bu malzemenin günlük hayatta sık kullanılan boya, vernik, suni deri hatta gıdalarda dahi bulunabileceği yönündeki raporlar dikkate alındığında bu tür kimyasal analizlere dayanılarak düzenlenen raporunda tek başına patlamanın orjinini kesin olarak tespit etmeye yeterli olmadığı,
Gerek 04.07.2002 tarihli gerekse 10.07.1998 tarihli Makine Mühendisi bilirkişi raporu, patlamanın bombadan kaynaklandığını daha ayrıntılı ve bilimsel olan 04.07.2002 tarihli raporda bomba patlamalarında görülen belirli bir patlama merkezinin olduğuna ilişkin rapor içeriğinde patlamanın TNT'den kaynaklandığı belirtilmişse de, 21.12.2002 tarihli bilirkişi raporunda patlamanın tüpgaz veya bomba nedeniyle olduğunu düşündüren unsurlar tartışıldıktan sonra patlama yerinde 8 adet LPG tüpünün bulunması, bu tüplerden herhangi birinin toplam 108 gr. gaz kaçırması durumunda işyerinin ölçüleri itibariyle patlamayı meydana getirecek konsantrasyona ulaşarak patlamaya neden olacağı yönündeki raporlar birlikte değerlendirildiğinde, maktüllerin sanıkların ifadelerinde geçtiği şekilde TNT'nin rendelenerek kola kutusuna konulması suretiyle meydana gelen patlama ile öldüklerinin kesin olarak tesbit edilemediği, zira maktüllerin hiçbirinde doğrudan patlayıcının konulduğu kola kutusu, bomba parçası, patlamadan arta kalan fünye veya patlatıcı mekanizmanın bulunamamış olması nedeniyle patlamanın tam olarak sanıkların tarif ettikleri şekilde hazırlanmış bombadan meydana geldiğini kesin olarak doğrulamadığı anlaşılmıştır. Yine bu raporda muhalif kalan bilirkişi Prof. Dr. İ...G...sunmuş olduğu 10.07.2002 tarihli raporda sadece önceki raporlardaki incelemeleri bilimsel olmayan bir tarzda yorumlayarak değişik tarihlerde Maltepe Sahil Askeri Gazinosu, Küçükyalı İdealtepede bomba konulması, E.... H..isimli şahsın öldürülmesi eylemlerinin Mısır Çarşısı’ndaki patlama ile ilişkilendirilerek insanlara çeşitli kod adı verilmesi olaylarının Mısır Çarşısındaki patlama ile ilişkilendirilemeyeceği yönünde kanaat belirterek, belirtilen davaların ayrı görülmesi gerektiğini ve Mısır Çarşısındaki patlamaya ilişkin mahkumiyete yol açabilecek bir karar oluşturulmasının kesinlikle yanlış olacağı yönündeki raporu, bilimsellikten uzak, bilirkişilik görevinde belirtilen ve patlama ile ilgili olmayıp tamamen şahsi görüşlerine ilişkin rapor olmakla dikkate alınmamış, yine sanık müdafii tarafından Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik - Elektronik bölümünün 22.11.2002 tarihli görüntü işleme teknolojisini kullanarak oluşturulan raporu patlama merkezinin tespiti açısından daha bilimsel ve patlamanın oluşuna uygun görülmüştür.
Buna göre belirtilen rapor patlamanın merkezini göstermesi itibariyle bomba patlamasında belirli bir patlama merkezinin bulunacağı, bu nedenle patlamanın bombadan meydana geldiğine yönelik 04.07.2002 tarihli bilirkişi raporunu da patlama merkezinde farklılık dışında doğrulamaktadır.
Bununla birlikte 21.12.2000 tarihli raporda patlamanın tüpgazdan kaynaklı olabileceği alışıldık tüpgaz patlamasında sık rastlanan belirli bir patlama merkezinin bulunmaması olgusunun aksine bu olayda belirli bir patlama merkezinin bulunmasının kesin olarak bomba patlamasından meydana geldiğini göstermeyeceği, zira 22.11.2002 tarihli rapora göre patlamanın büyük bir ihtimalle lahmacun fırınında meydana geldiğine ilişkin tespiti, yine sızıntı halindeki gazın hava sirkülasyonun sınırlı olması durumunda belirli bir yerde birikerek gerçekleşebileceğine ilişkin 21.12.2000 tarihli bilirkişi raporu da dikkate alındığında, her türlü şüpheden uzak kesin, inandırıcı delillerle sanık P.. S..in A.. Ö....ile birlikte hazırladığı bombayı koyması sonucu patlamanın meydana geldiğine dair delillerin belirtilen raporlar çerçevesinde kesin olarak tespit edilememiş olması, gerek soruşturma aşamasında Mısır Çarşısı’ndaki patlamanın ne sebepten kaynaklandığına dair yapılan araştırmalar sonucunda tutulan tutanaklar, gerekse Mahkememizce patlamanın sebepleri ile ilgili birçok kez uzman bilirkişiler ve uzman kurumlara yaptırılan incelemeler sonucu alınan birden fazla raporlar incelendiğinde; söz konusu raporlar arasında çelişkiler olup birbirini doğrular mahiyette olmadığı, Mahkememizce yapılan tüm araştırmalara ve verilen ara kararlara rağmen dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkilerin giderilemediği, dosyada mevcut delil, belge ve raporlar nazara alındığında da raporlar arasındaki bu çelişkilerin giderilmesinin mümkün olamayacağı, bu haliyle Mısır Çarşısı’nda meydana gelen patlamanın bombadan mı, yoksa gaz kaçağı-tüpgaz patlamasından mı kaynaklandığının tam olarak tesbitinin mümkün olmadığı, dolayısıyla söz konusu patlamanın ne sebepten gerçekleştiğinin tespit edilememesi nazara alınarak sanıklar P... S.. ve A... Ö..’ün Mısır Çarşısı patlamasına ilişkin üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair cezalandırılmalarını gerektirir kesin ve inandırıcı delilin elde edilemediği, dolayısıyla sanıklar P...S...ve A... Ö...’ün atılı eylemden beraatlerine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Yine sanık P...S..'in 01.07.1998 tarihinde Maltepe Sahil kesiminde bulunan askeri gazinoya bomba konulması, 04.07.1998 tarihinde 50. Yıl Parkı’na bomba konulması eylemlerinde patlayıcıları hazırlama ve talimat verme suretiyle katıldığı, sanık Maşallah Yağan'a örgüte ait patlayıcı ve lav silahını teslim ettiği, iddianamede iddia olunmuşsa da, sanık tarafından bu eylemlerin kabul edilmediği, sanığın belirtilen eylemleri gerçekleştirdiğine dair dosyada yer alan diğer sanıkların ifadeleri, sanık M..Y... ve D... A..ın beyanları dikkate alındığında, sanığın atılı eylemleri gerçekleştirdiğine dair cezalandırılmasına yeterli, şüpheden uzak kesin delil bulunmadığı,
Ancak sanığın 11.07.1998 tarihinde üzerinde yapılan aramada bomba yapım malzemeleri bulunması üzerine gözaltına alındığı,12.07.1998 tarihli yer gösterme büro arama tutanağına göre sokak çocuklarının sanat faaliyetinde bulunmasında kullandığını iddia ettiği atölyede yapılan aramada bomba bulunduğu, bomba üzerinde yer alan koli bantındaki parmak izinin 14.07.1998 tarihli ekspertiz raporuna göre sanığın eli ürünü olduğunun tesbit edildiği, P...S...'in gerek savcılık gerekse yargılama aşamasında bizzat kendisinin ve müdafisinin beyanları, özellikle 14.04.1999 tarihli celsede tamamen serbest iradesi ile yaptığı savunmada ‘Kürdistan İşçi Partisi lideri ile temasa geçmek için girişim ve araştırmalarım oldu. İki toplum arasındaki savaşın sona erdirilmesini amaçladım. Bu araştırmaları yaparken özellikle Türkiye'ye döndükten sonra başıma birçok şeyler geleceğini tahmin ettim’ yönündeki beyanı ile sanığın yargılama aşamasında 18.07.1998 tarihli savcılık ve sorgu aşamasında alınan ve mahkememizde inkar etmekle birlikte üzerinde yakalanan döküman ve patlayıcıların bulunuşuyla da uyum içerisinde bulunan beyanları (hernekadar sanık sonraki aşamalarda yurtdışında çeşitli üniversitelerin daveti üzerine çeşitli bilimsel toplantılara katılmak amacıyla gittiğini iddia etmişse de) sanığın yurtdışı seyahatlerini gerçekleştirme nedenini açıkça ifade etmekte, sanığın örgütle ilişkisinin boyutunu açıkça göstermektedir. Bununla birlikte sanığın örgüt üyeliği için gerekli olan askeri, siyasi eğitim alma, örgüt üyeliği düzeyinde eylemlere katılma, kod adı alma ve özgeçmiş raporu sunduğu hususunda kesin ve inandırıcı delilin bulunamadığı, sanığın bu beyanları ve 11.07.1998 tarihinde üzerinde yapılan aramada ve atölyesinde yapılan aramada bomba, örgütsel döküman bulunması nazara alınarak sanığın bu eylemlerinin yasadışı terör örgütü PKK’ ya yardım ve yataklık olarak kabul edilerek 765 sayılı TCK.nun 169. maddesi kapsamında kaldığı, yargılama sürecinde 01.06.2005 tarihinde 5237 sayılı TCK.nun yürürlüğe girdiği, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2005/6577-9656 Esas ve Karar sayılı ve 20.12.2005 tarihli ilamı gereğince 765 sayılı TCK.düzenlemesinin sanığın daha lehine olup uygulanmasının gerektiği, suç tarihi nazara alındığında ise bu sanık P... S.... hakkında atılı eylemden açılan kamu davasının daha lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4,104/2 md. gereğince zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
…
Sanık A.... Ö...'ün yasadışı PKK terör örgütünün üyesi olarak doğrudan yurtdışında bulunan B... Ö...'ten talimat alarak Türkiye de faaliyette bulunduğu, sanık örgüt üyesi olduğuna dair iddiaları mahkememizde reddetmişse de diğer sanıklar B... Ö.., H.. Ö.. M..Y...ve D...A...'ın aşamalardaki ifadesi, özellikle B.. Ö...'ün yurtdışına çıkmak isterken Edirne Uzunköprü’de yakalandığı, bu konudaki talimatında A.. kod A.. Ö...tarafından B...’ın görüşü olarak iletildiği ve sanığın yakalanma tarzının da bu beyanı doğrular nitelikte olduğu, bu nedenle sanık A... Ö...'ün örgüt üyesi olarak A..kod adı altında Türkiye’de faaliyet gösterdiğinin sabit olduğu, dolayısıyla sanığın örgüt üyeliğinden cezalandırılmasının gerektiği, hüküm kısmında lehe yasa düzenlemesinin detaylı olarak tartışıldığı anlaşılmıştır.
….
…1- Her ne kadar sanıklar P...S..ve A.. Ö..haklarında İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 22.12.1998 tarihli ve 1998/1781 Hazırlık nolu iddianamesiyle; suç tarihi olan 09.07.1998 tarihinde Mısır Çarşısı girişinde bulunan Ü...Büfeye bomba konulması sonucu meydana gelen patlamada F...Ç..., E...T..., E... T... T...Ö..., B...Sürücü, E... K..., S.. K....isimli şahısların ölümü ve 127 kişinin yaralanması eylemini gerçekleştirdikleri iddiası ile eylemlerine uyan 765 sayılı TCK.nun 125. maddesi gereğince cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmışsa da, (yukarıdaki gerekçe burada tekrar edilmiş olduğundan yeniden yazılmadı) Mısır Çarşısı’nda meydana gelen patlamanın bombadan mı, yoksa gaz kaçağı tüpgaz patlamasından mı kaynaklandığının tam olarak tesbitinin mümkün olmadığı, dolayısıyla sözkonusu patlamanın ne sebepten gerçekleştiğinin tespit edilememesi nazara alınarak sanıklar P..S.... ve A... Ö...’ün Mısır Çarşısı patlamasına ilişkin üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair cezalandırılmalarını gerektirir kesin ve inandırıcı delilin elde edilemediğinden atılı eylemden CMK. 223/2-e md. gereğince ayrı ayrı beraatlerine,
2- ….. 3…..
4- Her ne kadar sanık P... S...hakkında eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 125. md. ve Mahkememizin 1998/353 Esas,1999/5 Karar sayılı birleşen dosyasında 765 sayılı TCK.nun 168/2, 264/1-3 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmışsa da; hükmün 1. maddesinde belirtilen gerekçelerle; sanığın Mısır Çarşısı patlamasına ilişkin atılı suçu işlediğine dair kesin ve inandırıcı delilin elde edilemediği, bununla birlikte sanığın 11.07.1998 tarihinde üzerinde yapılan aramada bomba yapım malzemeleri bulunması üzerine gözaltına alındığı, 12.07.1998 tarihli yer gösterme büro arama tutanağına göre sokak çocuklarının sanat faaliyetinde bulunmasında kullandığını iddia ettiği atölyede yapılan aramada bomba bulunduğu, bomba üzerinde yer alan koli bantındaki parmak izinin 14.07.1998 tarihli ekspertiz raporuna göre sanığın eli ürünü olduğunun tesbit edildiği, dolayısıyla sanığın eylemlerinin 765 sayılı TCK.nun 169. maddesi kapsamında kaldığı, yargılama sürecinde 01.06.2005 tarihinde 5237 sayılı TCK.nun yürürlüğe girdiği, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2005/6577-9656 Esas ve Karar sayılı ve 20.12.2005 tarihli ilamı gereğince 765 sayılı TCK düzenlemesinin sanığın daha lehine olup uygulanmasının gerektiği, suç tarihi olan 1998 yılı ve öncesi tarihi nazara alındığında sanık Pınar Selek hakkında açılan kamu davasının daha lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 md. gereğince zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına,
5- …. 6….. 7…… 8….
9- Her ne kadar sanık A... Ö.. hakkında eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 125. maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmışsa da; sanığın Mısır Çarşısı patlaması eylemine ilişkin hükmün 1.maddede belirtildiği üzere delil yetersizliğinden beraatine dair karar verildiği, bununla birlikte sanığın 1994 yılında sanık H...Ö..’ün de katıldığı grup içerisinde yer alarak A... T... D...Köyüne baskın eylemine silahlı olarak katıldığı, örgüt içerisinde görev aldığı, ayrıca sanığın dosyaya yansıyan diğer eylemleri ile bir bütün olarak değerlendirildiğinde örgüt üyeliği suçunun sabit olduğu, yargılama sürecinde 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.’nun yeni düzenlemeler getirdiği, (buna göre 5237 sayılı TCK.nun 314/2 md. gereğince sanığın 5 sene müddetle hapis cezası ile, 3713 sayılı Yasanın 5. md. gereğince cezası yarı oranında artırılarak 7 sene 6 ay müddetle hapis cezası ile, 5237 sayılı TCK.nun 62. md. uygulaması ile cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 6 sene 3 ay müddetle hapis cezası ile cezalandırılmasına dair karar verilme¬sinin gerektiği, ayrıca 5237 sayılı TCK.nun 314/son maddesinin aynı Yasanın 220/4 md.ne atıfta bulunması nedeniyle bu yasa gereğince sanığın işlediği suçlardan ayrıca cezalandırıl¬masının gerekeceği, bu kapsamda köy baskını sırasında kullandığı silah, örgüte lojistik destek sağlama, bomba bulundurma, örgüte eleman kazandırma suçları nedeniyle ayrıca cezalandırılması gerekeceği, (221 madde koşullarının oluşmadığı da nazara alındığında) temel ve sonuç ceza itibarıyla 765 sayılı TCK.nun sanığın daha lehine olduğu anlaşılmakla;
Sanık A... Ö...’ün eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 168/2, 3713 sayılı Yasanın 5., 765 sayılı TCK.nun 59 ve 5252 sayılı Yasanın 6. maddeleri uyarınca neticeten 12 sene 6 ay müddetle hapis cezası ile cezalandırılmasına, 765 sayılı TCK.nun 31. maddesi gereğince 5 sene müddetle kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, sanık hakkında 4721 sayılı TMK.nun 471 md.değişikliği ile 765 sayılı TCK’nun 33 md. uygulanmasıyla hapis halinin sona ermesine kadar yasal kısıtlılık altında bulundurulmasına ve babalık hakkından ve kocalık sıfatının bahşettiği kanuni haklardan mahrumiyetine, 40. madde uyarınca mahsuba,
İstanbul C.Başsavcılığının adli emanetinde kayıtlı suça konu eşyaların 5237 sayılı TCK 54. maddesi gereğince müsaderelerine ve yargılama giderine…” hükmedilmiştir.
Kısmen re’sen temyize tabi olan bu hükmün, sanıklar P...ve A... müdafileri ile sanık P... S..aleyhine olmak üzere yerel Cumhuriyet savcısı tarafından da temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 9. Ceza Dairesince 10.03.2009 gün ve 16895-2723 sayı ile;
“…B- Sanıklar A... Ö..., P... S..., K...F... S...ve H...Ö..ile sanık M..Y...'ın patlayıcı madde koyma suçuna yönelik temyizlere gelince;
Sanıklar A...Ö..ve H..Ö.. hakkında tayin olunan cezaların süresine göre 765 sayılı TCK'nun 31. maddesi gereğince müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1- a- Sanıklar P... S..., A... Ö... ve H... Ö.. müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık P..S...'in sosyolojik araştırma yapma adı altında silahlı terör örgütü üyeleri ile irtibata geçip Fransa ve Romanya'ya gittiği, siyasi eğitim ve kod adı aldığı, İstanbul' da A... kod adlı örgüt mensubu ile irtibat kurup Y..B...adı ile askeri kanat oluşturarak bomba imal ettiği; diğer sanık A.. Ö... ile beraber 09.07.1998 tarihinde Mısır Çarşısı, Ü... Büfesine koydukları bombanın patlaması sonucu yedi kişinin öldüğü yüzyirmiyedi kişinin yaralandığı; sanık A....Ö...'ün duruşmaya kadar süren ikrarı, diğer sanıkların kolluk beyanı, mağdur ve tanık beyanları ile 04.07.2002 tarihli oluşa uygun düşen bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Sanık H... Ö...'ün mahkeme tarafından da kabul olunan 01.10.1993 tarihinde katıldığı A.., T.., D...Köyüne silahlı saldırı eylemi ile sanıklar P... S..ve A.. Ö..'ün mensubu bulundukları silahlı terör örgütünün amacı doğrultusunda gerçekleştirdikleri Mısır Çarşısı eyleminin, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğü ve toplumdaki etkinliği de nazara alındığında suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK'nun 125. maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı, hukuki durumlarının buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında ve delil değerlendirmesinde yanılgıya da düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, b-Kabul ve uygulamaya göre de; sanık A...Ö...hakkında 01.10.1993 tarihinde A.. T.. D.. Köyüne silahlı saldırı eylemi nedeniyle, 14.12.1994 tarihli iddianame ile Erzurum Devlet Güvenlik Mahkemesine dava açıldığı, 1999/88-180 esas ve karar sayılı ilamı ile 06.07.1999 tarihinde hüküm kurulduğu ve bu hükmün kesinleştiği gözetilmeden, kısa kararda söz konusu eylemin kabule esas alınması, …” isabetsizliklerinden sanıklar A.... Ö..… yönünden sonuç ceza bakımından kazanılmış hakkı saklı kalmak suretiyle bozma kararı verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığınca ise 04.05.2009 gün ve 202539 sayı ile;
“Yüksek Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımız arasındaki uyuşmazlık, sanıklar P... S..ve A...Ö..'ün, 22.12.1998 tarihli iddianame ile Mısır Çarşısı patlamasıyla ilgili isnat edilen eylemi gerçekleştirip gerçekleştirmedikleri ve üzerlerine atılı suçu işlediklerine ilişkin mahkumiyet kararı verilmesini gerektirecek, her türlü şüpheden uzak, yeterli ve inandırıcı delillerin mevcut olup olmadığı ve sanık P.. hakkındaki 28.07.1998 tarihli iddianamede sayılan eylemleriyle ilgili suç nitelendirmesinin ne şekilde olacağı noktasındadır.
22.12.1998 tarihli iddianame ile ilgili olarak;
Yüksek Daire bozma kararına, sanık A..Ö...'ün duruşmaya kadar süren ikrarı, diğer sanıkların kolluk beyanı, mağdur ve tanık beyanları ile 04.07.2002 tarihli oluşa uygun düşen bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamını dayanak yapmıştır. Olayla ilgili olarak sanık Abdulmecit 15.08.1998 tarihli kolluk beyanında eylemi diğer sanık P...'la gerçekleştirdiklerini ayrıntılı olarak anlatmış ise de, 18.08.1998 tarihli savcılık ifadesinde kolluktaki Mısır Çarşısı patlamasına ilişkin beyanlarını kabul etmediği, bu şekilde ifadesinin tamamlanıp C.Savcısı odasından dışarı çıkarıldığı ve daha sonra dışarıda karar değiştirmesi üzerine tekrar ek ifadesinin alındığı ve bu ifadesinde kolluk beyanlarını tekrarla, eylemi sanık Pınar'la birlikte gerçekleştirdiklerini beyan ettiği ve aynı tarihte mahkeme huzurundaki sorgusunda da bu beyanlarını tekrarladığı anlaşılmıştır. Yan delillerle desteklenmedikçe bu tür bir ikrarın delil olarak kabul edilemeyeceği açık olmakla birlikte, patlamanın bir bomba patlaması olup olmadığının da maddi bulgularla ve bilimsel olarak kanıtlanamadığı düşünülmektedir. Şöyle ki, olay yerine ilk giden bomba imha uzmanlarının düzenlediği 10.07.1998 ve 11.07.1998 tarihli inceleme tutanağı ve raporda bombaya dair bulguya rastlanılmadığının belirtildiği, yerel mahkemenin beraat kararının gerekçesinde sıraladığı ve dosya içerisinde bulunan bu ve buna benzer birçok değerlendirme ve bilirkişi raporlarının bulunduğu, bunlardan bir bölümü patlamanın bombadan kaynaklandığı, bir bölümü ise patlamanın bombadan kaynaklanmadığı ya da nedeninin tespit edilemeyeceği yönündedir. Patlamanın nedeni konusunda şüphe bulunmaktadır. Hangi raporun, neden üstün tutulacağı tartışmalıdır. Raporlar arasındaki çelişki ise tüm uğraşlara rağmen ve yıllar süren yargılama sonucunda giderilememiştir.
Bu nedenlerle sanıklar P...ve A... hakkında 22.12.1998 tarihli iddianame ile Mısır Çarşısı Patlamasıyla ilgili isnat edilen eylem nedeniyle yerel mahkemece verilen beraat kararının yerinde olduğu ve Yüksek Dairenin sanıklar hakkındaki suç nitelendirmesinin yasaya aykırı olduğu düşünülmektedir.
28.07.1998 tarihli iddianame ile ilgili olarak;
Sanık P...hakkındaki bu iddianamede isnat edilen eylemlerle ilgili olarak 16.10.2008 tarihli tebliğnamemizde de belirtildiği gibi, yerel mahkemece, sanık hakkında yakalandığında üzerinde yapılan aramada çantasında bomba yapımında kullanılan malzemeler bulunması, yer göstermesi sonucu atölyede yapılan aramada bomba bulunduğu ve bombaların üzerindeki koli bandında parmak izinin tespit edildiği, dolayısıyla sanığın eylemlerinin 765 sayılı TCK 169. madde kapsamında kaldığından bahisle zamanaşımı nedeniyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ise de; sanığın kolluk beyanlarının dışında, bunların bir bölümünü doğrular nitelikteki savcılık beyanları ve hakim huzurundaki sorgu beyanları, dosyada bulunan diğer sanıklar H..ve M...ile sanıkla ilgili açıklamalarda bulunan diğer sanıkların kolluk, savcılık ve sorgu beyanları, 11.07.1998 tarihinde kolluk tarafından yakalandığında kendi eli ürünü olduğu tespit edilen ve üzerinde şifreli yazılar bulunan kağıt parçalarını yutmaya çalıştığı, üzerinde bulunan çantada bomba yapımında kullanılan maddeler ele geçirildiği, sanığın yer göstermesi sonucu sokak çocuklarının sanat faaliyetlerinde kullanıldığı iddia edilen atölyede yapılan aramada iki adet hazır bomba bulunduğu ve bomba üzerindeki koli bandından elde edilen parmak izinin sanığın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, sanığın, diğer sanıklardan H....'e bomba yapımına uygun metal boru yaptırmasını istediği, H...in de, her ikisi de tanık olarak dinlenen ve olayı doğrulayan arkadaşının babasına bunları yaptırdığı, anılan boruların yer gösterme sonucu elde edildiği, sanık M...'ın, yer göstermesi sonucu elde edilen lav silahı ve TNT kalıplarının, sanık P...ın kendisine muhafaza etmesi için verdiğini beyan ettiği, tüm bu deliller birlikte ele alındığında, sanığın eylemlerinin devamlılığı ve niteliği bir bütün olarak 765 sayılı TCK 168. madde ve 5237 sayılı TCK 314. maddelerinde düzenlenen yasadışı silahlı örgüte üye olmak olarak değerlendirilip buna göre cezasının tayin ve takdirinin gerektiği düşünülmektedir” açıklamasına dayalı olarak, “Özel Daire’nin sanık P....hakkındaki hükümlerle, aleyhine temyiz bulunmayan sanık A... hakkındaki beraat hükmüne yönelik bozma kararının kaldırılmasına, sanık P....hakkında; Mısır Çarşısı’nda meydana gelen patlamayla ilgili olarak verilen beraat kararının onanmasına, P...’ın diğer eylemleriyle ilgili zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararının ise, sanığın eylemlerinin 765 sayılı TCK 168. madde ve 5237 sayılı TCK 314. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden bozulmasına…” karar verilmesi itiraz yoluyla talep edilmiştir.
Dosya, Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık; sanıklar P...S...ve A...Ö...ün 765 sayılı TCY’nın 125. maddesindeki suçu işleyip işlemediklerinin belirlenmesi bağlamında; 09.07.1998 tarihinde gerçekleştirilen “Mısır Çarşısı’nda bomba patlatmak” eylemine katılıp katılmadıkları ile katılmadıklarının kabul edilmesi halinde, sanık P..’ın kabul edilen eylemlerinin hangi suçu oluşturacağının saptanmasına ilişkindir.
Bu nedenle, Ceza Genel Kurulu’ndaki inceleme itirazın kapsamıyla sınırlı olarak sanıklar P...ve A.... hakkındaki hükümlere hasren yapılmıştır.
Dosya incelendiğinde;
Olaydan hemen sonra, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine olay yerinde inceleme yapan Yüksek Mühendis M...Ç..ve Makine Mühendisi Y... K...’nün olay yerindeki tüpgazların ve bu tüpgazların bağlı olduğu tesisatın sağlam olduğuna dair raporları, olay yerinde ve cesetlerde LPG nin içerisinde yer aldığı bilinen kükürt ve türevi maddelere rastlanmamış olması, İstanbul Polis Kriminal Laboratuvarı’nın o
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Hukuk
(H), işlediği bir suç nedeniyle 6 yıl kesinleşmiş hapis cezasına mahkûm olmuş ve bu sebeple kısıtlanmıştır. (H), cezasının 4. yılını tamamladıktan sonra kişiliğinin ve malvarlığının korunması sebebinin ortadan kalktığını ileri sürerek vesayetin kaldırılmasını talep etmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre, (H)'nin talebi hakkında nasıl bir karar verilmelidir?
A) Hapis hali devam ettiği için vesayet hiçbir surette kaldırılamaz.
B) Toplam 5 yıl veya daha fazla hapis cezasına bağlı kısıtlama olduğundan, kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya malvarlığının korunması sebebinin ortadan kalkması halinde vesayet sona erdirilebilir.
C) Cezası 5 yıldan fazla olduğu için, ancak cezasının tamamını çektikten sonra vesayet kalkar.
D) Vesayetin kaldırılması için en az 1 yıl şikâyete meydan vermemiş olması gerekir.
E) Sadece denetim makamı resen vesayeti kaldırabilir, hükümlünün talebi dikkate alınmaz.