4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 472

Türk Medeni Kanunu 472. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 472- Diğer kısıtlılar üzerindeki vesayet, yetkili vesayet makamının kararıyla sona erer. Vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması üzerine vesayet makamı vesayetin sona ermesine karar verir. Kısıtlı ve ilgililerden her biri, vesayetin kaldırılması isteminde bulunabilir. II. Usulü 1. İlân

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5.436 karar eşleşti
8. Hukuk Dairesi, 2022/1031 E., 2023/3198 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
Türk Medeni Kanunu'nun (4721 ... Kanun) 116 ncı madde gereği sona erme sebepleri oluşmadığı gerekçesi ile davacının davasının reddine karar verilmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2022/1031 E.  ,  2023/3198 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/219 E., 2021/689 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki vakfın kendiliğinden dağıldığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı vakfın 31.12.2010 tarihli denetim raporu ile malvarlığının amacını gerçekleştirme imkanı kalmadığını, vakıf senedine göre zorunlu organlarını oluşturmayan vakfın dağılmasına karar verilmesi istemiştir. 2. ... vekili 27.03.2017 tarihli dilekçesi ile; müvekkilinin davalı Vakıftan alacaklı olduğunu, vakıf aleyhine icra takibi yaptıklarını ileri sürerek davacı yanında davaya katılmak istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; vakfın ekonomik olarak zor günler geçirse de alacakları bulunduğu, ekonomik olarak toparlandığı ve amaçlarını gerçekleştirmek için yoğun çaba içerisinde olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.06.2015 tarihli ve 2012/719 E., 2015/239 K. ... kararı ile; vakfın amacını gerçekleştirebilecek nitelikte para ve mal varlığının bulunmadığı, vakfın tek gelir kaynağı olan bağışlarla da vakıf senedinde yazılı amaçlarını gerçekleşmesinin mümkün olmadığı, vakıf senedinde belirtilen amaçları gözetildiğinde tüm mal ve hakları ile acz içinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile vakfın kendiliğinden dağıldığının tespitine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Vakıf vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 13.11.2018 tarihli ve 2018/1691 Esas, 2018/18551 Karar ... kararıyla; "vakıfların, geçmişten günümüze sosyal yardımlaşma, dayanışma, toplum fertlerine sahip çıkma, sosyal güvenliklerini sağlama dışında eğitim, sağlık, güvenlik ve daha birçok alanda hizmet sundukları, ekonomik açıdan toplumda oluşan sınıflar arasında köprü vazifesi görmesi, yardımlaşma ve dayanışma duygularını kurumsallaştırması vakfı, diğer tüzel kişilerden ayırmakta ve sosyolojik açıdan çok önemli bir konuma getirmekte olduğu vakıfların da, dernekler gibi idari denetim ve yargısal denetim yolu ile varlıklarına son verme yerine istisna durumlar dışında sürekliliklerin sağlanmasının üstlemiş oldukları toplumsal faydalarını devam ettirmelerine hizmet edeceği, amacın gerçekleştirilmesi için ortaya konulan çabalara değer verilerek üzerinde durulması gerektiği, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, yapılan denetim sonucu davalı vakfın 31.12.2010 tarihi itibari ile herhangi bir malvarlığının bulunmadığı, 362.237,76 TL borcunun bulunduğunun belirlendiği, davalı vakfın savunmalarında ise denetim tarihinden sonra 2011 ila 2014 yılları arasında yapılan bağışlarla giderlerin üzerinde gelir elde edildiği, ... İli ... İlçesinde Milli Eğitim Bakanlığının 17.10.2017 tarihli izin belgesi ile okulun faaliyete geçirildiği ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu savunmalar doğrultusunda, vakfın açtığı okul ve diğer gelirlerinin vakfın malvarlığına etkisi ile tespit edilen malvarlığının vakıf senedinde yazılı amacı gerçekleştirmeye yeterli olup olmadığı açısından vakıf hukukunda uzman bir bilirkişi ve mali müşavirinde içinde bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi" gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı doğrultusunda vakıf hukukunda uzman bir bilirkişi ve mali müşavirinde içinde bulunduğu bilirkişi kurulundan alınan raporda, davalı Vakfa dava açılmasına sebep olan 07.12.2011 tarihli ve vakfın 2010 yılına ait denetim raporunda yer alan zarar hususlarının zamanla azaldığının hem Vakfın hem de bağlı İktisadi İşletmenin 2019 yılına kadar olan tablolarından görüldüğü, Vakfın İktisadi İşletmesinde kimi yıllar kar elde edilirken bazı yıllar zarar oluştuğu, 2012-2019 yılları dikkate alındığında toplamda 51.322.70 TL karlı olduğu, vakıfta da belirlenen tabloda verilen yıllar itibari ile toplamda bir gelir fazlasına ulaşıldığı, vakfın amaçlarının zihinsel engellilere özgü eğitim kurumları ve rehabilitasyon merkezleri oluşturulması özelinde yoğunlaştığı, bu manada vakfın mevcut durumuyla açmış olduğu okul da nazarı itibara alındığında amaçlarını gerçekleştirdiği ya da bu yolda önemli bir adım atmış olduğu, gelirleri şimdilik çok parlak olmasa da kendine yeter vaziyette olduğu ve acz içinde bulunmadığından TMK'nin 116. maddesinde belirtilen "Amacın gerçekleşmesi olanaksız hâle geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde, vakıf kendiliğinden sona erer ve mahkeme kararıyla sicilden silinir" şartlarını taşımadığı ve kendiliğinden dağılmasını gerektirecek bir vakıa olmadığının belirtildiği, sunulan heyet raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava konusu Vakfın 4721 ... Türk Medeni Kanunu'nun (4721 ... Kanun) 116 ncı madde gereği sona erme sebepleri oluşmadığı gerekçesi ile davacının davasının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde, davalı vakfın yapılan denetiminde gider fazlası verdiğini, 31.12.2010 tarihinden sonra da her hangi bir mal varlığı faaliyeti olmadığını, Vakfın denetim sonucu mali yapının düzeltilmesi yönünde uyarılmasına rağmen Vakfın mal varlığını tamamlamak yerine Vakfın ve İktisadi İşletmenin yüklü miktarda borçlandırıldığını ve amacını gerçekleştirmesinin imkansız hale geldiğini, Vakfın her ne kadar dava süresince bir kısım faaliyetlerde bulunmuş ise de vakıf senedindeki amacını gerçekleştiremediğini ve dava tarihinden sonraki faaliyetlerin davalarının haklılığını etkilemediğini beyan ederek, hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı vakfın malvarlığı itibari ile amacını gerçekleştirme imkanı kalmadığından 4721 ... Türk Medeni Kanunu'nun (4721 ... Kanun) 116 ncı madde gereği vakfın kendiliğinden dağıldığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası; 4721 ... Türk Medeni Kanunu'nun (4721 ... Kanun) 101 ve 116 ncı maddesi; 5737 ... Vakıflar Kanunu'nun (5737 ... Kanun) 27 nci maddesi, Vakıflar Yönetmeliği'nin 19, 20, 21 ve 22 nci maddeleri 3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

5. Hukuk Dairesi, 2024/9880 E., 2025/420 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Kısıtlı ..., 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 429 uncu maddesi gereğince kısıtlanmış, kendisine Adin Genç yasal danışman olarak atanmıştır.
5. Hukuk Dairesi         2024/9880 E.  ,  2025/420 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/475 Esas, 2024/495 Karar KISITLI : ... YASAL DANIŞMAN : ... I. YARGI YERİ BELİRLENMESİNE KONU KARARLAR A. Elbistan 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 29.03.2021 Tarihli ve 2021/168 Esas, 2021/312 Karar Sayılı Kararı Kısıtlı ..., 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 429 uncu maddesi gereğince kısıtlanmış, kendisine Adin Genç yasal danışman olarak atanmıştır. Yasal danışman 20.01.2023 tarihli dilekçesi ile, kısıtlı kızının Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde yattığını, kızının sürekli alışveriş yaptığını, ailesini zarara soktuğunu, kızının kısıtlanarak kendisinin vasi olarak atanmasını talep etmiştir. Mahkemece 15.03.2024 tarihli ek karar ile, kısıtlının ... adresinde kaldığı gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. B. Kahramankazan Sulh Hukuk Mahkemesinin 16.05.2024 Tarihli ve 2024/475 Esas, 2024/495 Karar Sayılı Kararı Kısıtlının yerleşim yerinin...olduğu, mahkemece yerleşim yeri değişikliğine izin verilmediği, vasinin/yasal danışmanın da yerleşim yeri değişikliğine ilişkin talebi olmadığı gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. II. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 429 uncu maddesi uyarınca yasal danışman atanan kısıtlının dosyasının takibine ilişkindir. B. İlgili Hukuk 1. Farklı bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresinde kalan ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarının giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 21 ve 22 nci maddeleri ile 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un (5235 sayılı Kanun) 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemelerdir. 2. 4721 sayılı Kanun’un “Usul” başlıklı 431 inci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Vasinin atanması usulüne ilişkin kurallar, kayyım ve yasal danışmanın atanmasında da uygulanır. ” 3. 4721 sayılı Kanun’un “Yerleşim yeri” başlıklı 19 uncu maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.” 4. 4721 sayılı Kanun’un “Vesayet işlerinde yetki” başlıklı 411 inci maddesi şöyledir: “Vesayet işlerinde yetki küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir.” 5. 4721 sayılı Kanun’un “Yerleşim yerinin değişmesi” başlıklı 412 nci maddesi şöyledir: “Vesayet makamının izni olmadıkça vesayet altındaki kişi yerleşim yerini değiştiremez. Yerleşim yerinin değişmesi hâlinde yetki, yeni vesayet dairelerine geçer. Bu takdirde kısıtlama yeni yerleşim yerinde ilân olunur.” C. Değerlendirme Kısıtlının yerleşim yeri değişikliğine izin verilmesine ilişkin vesayet makamı olan Elbistan 1. Sulh Hukuk Mahkemesince 4721 sayılı Kanun’un 412 nci maddesinin birinci fıkrasına göre verilmiş bir izin kararı olmadığı gibi kısıtlı veya vasinin yerleşim yeri değişikliğine izin talebi de olmadığından vesayet dosyasının takibi ile ilgili karar vermekte Elbistan 1. Sulh Hukuk Mahkemesi yetkilidir. III. KARAR Açıklanan sebeplerle; 6100 sayılı Kanun’un 21 ve 22 nci maddeleri ile 5235 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince Elbistan 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 13.01.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2024/406 E., 2024/7915 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
akta olduğu ana okulunu bıraktığını, evin geçimini tek başına karşılama durumunda kalan erkeğin bunun üzerine kırtasiye dükkanı açtığını, ilk başlarda kadının yardımcı olmasına rağmen sonrasında iş yerinde yardımcı olmadığını, iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi uyarınca tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Hukuk Dairesi         2024/406 E.  ,  2024/7915 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1085 E., 2023/1863 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Aile Mahkemesi SAYISI : 2019/547 E., 2021/166 K. Taraflar arasındaki boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın ve karşı davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı- davalı erkek vekili ve davalı- davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı- davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı davalı erkek vekili dava ve cevaba cevap dilekçelerinde özetle; kadının çocukların doğumundan sonra cinsel yönden uzaklaştığını, erkeğin zorlamaları ile bir kaç kez cinsel birleşmenin gerçekleştiğini, kadının 2015 yılı ortalarında çalışmakta olduğu ana okulunu bıraktığını, evin geçimini tek başına karşılama durumunda kalan erkeğin bunun üzerine kırtasiye dükkanı açtığını, ilk başlarda kadının yardımcı olmasına rağmen sonrasında iş yerinde yardımcı olmadığını, iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi uyarınca tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçelerinde özetle; iddiaların asılsız olduğunu, erkeğin cinsel birliktelikten kaçındığını, arkadaş ve komşularının bulunduğu ortamlarda aşağıladığını, hakaret ettiğini, kadının eşinin işine elinden geldiği kadar yardımcı olduğunu, erkeğin ortak konutu terk ettiğini, eşi ve çocuğu ile maddi ve manevi olarak ilgilenmediğini savunarak ve iddia ederek asıl davanın reddine, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi uyarınca tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velayetinin anneye verilmesine, aylık 500,00 TL tedbir nafakasına, kararın kesirleşmesi halinde nafakanın yoksulluk nafakası olarak devamına, aylık 1.000,00 TL tedbir nafakasına, kararın kesirleşmesi halinde nafakanın iştirak nafakası olarak devamına, 20.000,00 TL manevi tazminatın erkekten alınarak kadına verilmesine karar karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ortak çocuğun doğumuna kadar taraflar arasında bir problemin olmadığı, çocuğun doğumundan sonra taraflar arasında anlaşmazlık başladığı, birliğin devamı boyunca kadının ev ve temizlik işlerini yeteri kadar yapmadığı, evin sürekli dağınık olduğu, erkeğin ütüsünü sürekli kendisinin yaptığı, kadının erkeğin açtığı kırtasiye dükkanına önceleri yardımcı olduğu, sonrasında yardımcı olma imkanı var iken çalışmayı sevmediğinden bahisle yardımcı olmadığı, erkeğin anne babasının dükkana yardım amaçlı başka bir ilçeden gelmek zorunda kaldıkları, kadının ev işlerini yapmak için hafta sonu eşinin evde olmasını beklediği, erkeğin ev işleri ve eşinin çalışması konusunda sürekli aşağılayarak "Çingenesin sen, yaptın bir hata, çalışamazsın, yapamazsın, benim sana güvenim yok" şeklinde eşini başkalarının yanında küçümseyip aşağıladığı, belirlenen kusurlu davranışlar ile ortak hayatın temelinden sarsacak şekilde birliğin devamını imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizliğin mevcut olduğu, geçimsizlikte tarafların eşit kusurlu olduğu, boşanma ile kadının yoksulluğa düşeceği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile hakkaniyet ilkesi gerekçesi ile asıl davanın ve karşı davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velayetinin anneye verilmesine, baba ile tedbiren kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren aylık 500,00 TL iştirak nafakasına, hükmün kesinleşme tarihinden itibaren aylık 500,00 TL yoksulluk nafakasına, kadının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına süresinde davacı- davalı erkek vekili ve davalı- davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmün, kusur belirlemesi, iştirak ve yoksulluk nafakası ve miktarları bakımından kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmün, kusur belirlemesi, manevi tazminat talebinin reddi bakımından kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarına ilişkin kusur belirlemesinde ve maddi vakıa tespitinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının kusurunun daha ağır olmadığı, yargılama sırasında kısa süreli çalışmaları olduğu, sosyal inceleme raporu ve tanıkların beyanlarından çalışmakta olduğu fakat SGK hizmet dökümüne göre sigortalılığın 2019/9 döneminden 2020/1 dönemine kadar olduğu, karar tarihi itibariyle düzenli bir işi ve geliri olmadığı, kirada oturduğu, mal varlığı bulunmadığı, boşanmakla yoksulluğa düşeceği, erkeğin ise kırtasiye dükkanı işlettiği, 4.000,00 TL geliri bulunduğu, aylık 450,00 TL kira geliri bulunan evi ve 2013 model otomobili bulunduğu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, iştirak nafakasının niteliği, günün ekonomik koşulları, 2014 doğumlu müşterek çocuk ...'nın yaşına uyumlu ihtiyaçları, eğitim giderleri, paranın satın alma gücü hakkaniyet ilkesi gereği iştirak nafakasına hükmedilmesinde ve takdir edilen nafaka miktarında usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı- davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmün kusur belirlemesi, reddedilen manevi tazminat talebi bakımından bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflarca açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bulunan geçimsizlikte kusurun kimden kaynaklandığı, kadının reddedilen manevi tazminat talebi noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü, 6 ncı,166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
5. Hukuk Dairesi, 2024/3711 E., 2024/6478 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Sulh Hukuk Mahkemesinin 13.02.2024 tarihli ara kararı ile kısıtlı adayının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 432 nci maddesi gereğince tedavisi için ...
5. Hukuk Dairesi         2024/3711 E.  ,  2024/6478 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/648 Esas, 2024/973 Karar I. YARGI YERİ BELİRLENMESİNE KONU KARARLAR A. ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 28.02.2024 Tarihli ve 2024/458 Esas, 2024/666 Karar Sayılı Kararı Kısıtlı adayının merkezî nüfus idaresi sistemindeki yerleşim yeri adresinin ... olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. B. Gaziosmanpaşa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 19.03.2024 Tarihli ve 2024/648 Esas, 2024/973 Karar Sayılı Kararı ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 13.02.2024 tarihli ara kararı ile kısıtlı adayının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 432 nci maddesi gereğince tedavisi için ... Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde yatışına ve hastanın iyileşmesi halinde 4721 sayılı Kanun'un 433 üncü maddesi gereğince taburcu edilmesi için mahkemeden yeni bir karar beklenmeksizin derhal taburcu edilmesine karar verildiği, ... Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 22.02.2024 tarih ve 19376 sayılı sağlık kurulu raporu ile kısıtlı adayının kendisi ve çevresi için tehlikeliliğinin önemli ölçüde azaldığı, 4721 sayılı Kanun'un 433 üncü maddesine göre taburculuğunun uygun olduğu ve aynı Kanun'un 405 inci maddesine göre vasi tayinin gerekli olmadığının bildirildiği, 4721 sayılı Kanun'un 433 üncü maddesi uyarınca yerleştirme veya alıkoymaya karar veren vesayet makamının, kurumdan çıkarmaya da yetkili bulunduğu, bu nedenle tedavisi istenilenin taburculuğuna karar verme yetkisinin ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinde olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. II. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 432 nci maddesi uyarınca koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması istemine ilişkindir. B. İlgili Hukuk 1. Farklı bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresinde kalan ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarının giderilmesi isteminin hukukî dayanağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 21 ve 22 nci maddeleri ile 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un (5235 sayılı Kanun) 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemelerdir. 2. 4721 sayılı Kanun'un “Koşulları” başlıklı 432 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu Madde bağımlılığı, ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalık veya serserilik sebeplerinden biriyle toplum için tehlike oluşturan her ergin kişi, kişisel korunmasının başka şekilde sağlanamaması hâlinde, tedavisi, eğitimi veya ıslahı için elverişli bir kuruma yerleştirilir veya alıkonulabilir. Görevlerini yaparlarken bu sebeplerden birinin varlığını öğrenen kamu görevlileri, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.” 3. 4721 sayılı Kanun'un “Yetki” başlıklı 433 üncü maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Yerleştirme veya alıkoymaya karar verme yetkisi, ilgilinin yerleşim yeri veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bulunduğu yer vesayet makamına aittir.” C. Değerlendirme Dosya kapsamından, kısıtlı adayının dava tarihi itibarıyla yerleşim yeri adresinin Arnavutköy/İstanbul olduğu anlaşıldığından uyuşmazlığın Gaziosmanpaşa 1. Sulh Hukuk Mahkemesince çözümlenmesi gerekmektedir. III. KARAR Açıklanan sebeplerle; 6100 sayılı Kanun'un 21 ve 22 nci maddeleri ile 5235 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince Gaziosmanpaşa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2022/10222 E., 2024/1866 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
alayıp eşine güvensizlik duyduğunu belli ettiği, aşırı baskıcı, otoriter, çatışmacı bir kişiliğe sahip olduğu, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kadının az, erkeğin ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl ve karşı davanın kabulüne, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, yasal koşulları oluştuğundan kadın
2. Hukuk Dairesi         2022/10222 E.  ,  2024/1866 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/759 E., 2022/1478 K. DAVA TARİHİ : 08.11.2018-26.11.2018 KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Aile Mahkemesi SAYISI : 2018/1039 E., 2021/523 K. Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararın her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kısmen kaldırılarak bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı- karşı davalı erkek vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olup; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 19.03.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacı-karşı davalı ... vekili Av. ... ve Av. ... ile karşı taraf davalı-karşı davacı ... vekili ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı- karşı davalı erkek vekili dava ve cevaba cevap dilekçelerinde özetle; kadının, erkeğe sürekli maddî ve manevî eksiklik duygusu yaşattığını, kıskanç tavırlarının olduğunu, psikolojik şiddet uyguladığını, ilişkisi olduğunu belirterek huzursuzluk çıkardığını, evi terk ettiğini, kazancın yetmiyor dediğini, emir kipi kullandığını, erkeğin ailesine oğlunuza ben bakıyorum diyerek aşağıladığını, kooperatifteki taşınmaz bitince seninle yaşamak istemiyorum dediğini, erkeğin de evden ayrıldığını, kadının hakaret içerikli mesajlar attığını belirterek evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle tarafların boşanmalarına, erkek lehine yasal faiziyle birlikte 50.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı- karşı davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; erkeğin aylık 50.000,00 TL'den fazla gelirinin olduğunu, eve katkıda bulunmadığını, sürekli hakaret ve şiddet uyguladığını, çocuğa da kötü davranıp şiddet uyguladığını, kadının ünvanını hazmedemediğini, evi terk etmeden önce aile ziyaretinde cinsel içerikli konuşmalar yaptığını, kadın uyarınca ruh hastası deyip sandalyeden iteklediğini, bir çok kere aldattığını, sekreterinin başkasıyla ilişki esnasındaki seslerini kaydettiğini, kadını tehdit ettiğini, yakınlarının davacının muayenehanesinde karyola üzerinde bayan eşyası ve çamaşırlar gördüklerini, kadına ters ilişki yaşamak istediğini söylediğini, porno sitelerine girdiğini, cinsel gücü artırıcı ilaçlar kullandığını, facebookta kadınları takip ettiğini, ayrıca hesabına da ilişkisi yok yazdığını, kadının sorunlar ve sıkıntılar nedeniyle kronik hastalıklara yakalandığını belirterek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüyle evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle tarafların boşanmalarına, kadın lehine yasal faiziyle birlikte 500.000,00 TL maddî ve 500.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; erkeğin, sosyal medya sayfasında çıplak kadın profillerini beğendiği, başka bayanlara ilgi duyduğunu kadınlara ilettiği, ofisini ev gibi dizayn edip koltuk koyduğu, eşine ve ortak çocuğa karşı kaba davranışlarda bulunduğu, evin geçimine katkı sağlamadığı, gelirini sadece kendi ihtiyaçları için harcadığı, kadına hastalığında veya evin taşınması ile ilgili diğer sorunlarında yardım etmediği, muayenehanesine açık giyimli genç bir sekreter aldığı, evde sinirlendiğinde eşyaları kırıp döktüğü, huzursuz ve agresif yapıda olduğu, gelir giderleriyle ilgili eşine bilgi vermediği, üçüncü kişilere evliliği ile ilgili boşandığını söylediği, kadına hakaret ettiği, psikolojik ve ekonomik şiddet uyguladığı, güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, kadının ise aşırı kıskanç olduğu, erkeğin anne ve babasına saygı göstermediği, sürekli erkeğin ceplerini kurcalayıp eşine güvensizlik duyduğunu belli ettiği, aşırı baskıcı, otoriter, çatışmacı bir kişiliğe sahip olduğu, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kadının az, erkeğin ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl ve karşı davanın kabulüne, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, yasal koşulları oluştuğundan kadın lehine 75.000,00 TL maddî ve 75.000,00 TL manevî tazminata, erkeğin tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde her iki taraf vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı- karşı davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların ikibuçuk yıldır ayrı yaşadıklarını, on yıl önceki olaylar dikkate alınarak hüküm kurulduğunu, tanıkların çelişkili ve taraflı beyanlarının olduğunu, kadının da muayenehaneye gelerek ameliyat yaptığını, çocuğa da baskı uyguladığını ileri sürerek; karşı davanın kabulü, kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen tazminatlar, erkeğin tazminat taleplerinin reddi yönünden istinaf yoluna başvurmuştur. 2.Davalı- karşı davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; erkeğin tam kusurlu olduğunu, maddî ve manevî tazminat miktarlarının az olduğunu ileri sürerek; asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, tazminatların miktarı yönünden istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; erkeğin internet ve sosyal medyada başka kadınları takip ettiği, ilgi duyduğunu ilettiği, kendi hesabına ilişkisi yok şeklinde yazdığı, güven sarsıcı davranışlarının olduğu, kadın hastalandığında ilgilenmediği, hakaret ettiği, kadın tanıkları kadının vücudunda kolunda morluklar gördüklerini beyan ettiklerinden şiddet uyguladığı kusurlarının bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından ofisine koltuk koyması, ev gibi dizayn etmesi, muayenehanesine açık giyimli genç sekreter almasının kusur olarak değerlendirilemeyeceği, eşyalara zarar vermesinin vakıa olarak ileri sürülmediği, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen diğer kusurların ise beyan ve dosya kapsamına göre ispatlanamadığı, kadının da; kıskanç, baskıcı, otoriter davranışlarının olduğu şeklinde kusurunun bulunduğu, İlk Derece Mahkemesinin kabul ettiği erkeğin anne ve babasına saygı göstermediği kusurunun erkek tarafından vakıa olarak ileri sürülmediğinden kusur olarak yüklenemeyeceği, meydana gelen olaylarda ve ayrılmalarında erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu gerekçesiyle tarafların bu yöne ilişkin istinaf taleplerinin kabulüne, kararın kusura ilişkin gerekçesinin yukarıda açıklandığı gibi düzeltilmesine, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, boşanma yüzünden zedelenen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamı, hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminat miktarının az olduğu gerekçesiyle kadının bu yöne ilişkin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin ilgili hükümlerinin kaldırılmasına, yerine yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle, kadın lehine yasal faiziyle birlikte 250.000,00 TL maddî ve 250.000,00 TL manevî tazminata, tarafların diğer istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı- karşı davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı- karşı davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen tazminatlar ve miktarları, erkeğin tazminat taleplerinin reddi yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, karşılıklı boşanma davasında kusur belirlemesinin yerinde olup olmadığı, kadının davasının kabulü ile kadın lehine maddî ve manevî tazminat verilmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, tazminat miktarlarının dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olup olmadığı, erkeğin tazminat taleplerinin reddinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 4 üncü ve 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Duruşma için takdir olunan 17.100,00 TL vekâlet ücretinin ....'den alınarak ....'a verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

Aşağıdaki hallerden hangisinde vesayet ilişkisi (vesayet altındaki kişi açısından) kendiliğinden sona ermez, yetkili makamın kararı gerekir?

A) Küçüğün ergin olması (18 yaşını doldurması)
B) Kısıtlının ölümü
C) Kısıtlı üzerindeki kısıtlamanın (vesayetin) kaldırılması
D) Hükümlünün hapis cezasının sona ermesi
E) Gaiplik kararının verilmesi