4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 514

Türk Medeni Kanunu 514. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 514- Mirasbırakan, tasarruf özgürlüğünün sınırları içinde, malvarlığının tamamında veya bir kısmında vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle tasarrufta bulunabilir. Mirasbırakanın üzerinde tasarruf etmediği kısım yasal mirasçılarına kalır. B. Koşullar ve yüklemeler

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
- VASİYETNAMENİN TENKİSİ**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 514 ]
16. Hukuk Dairesi 2010/7234 E., 2010/6245 K. 16. Hukuk Dairesi 2010/7234 E., 2010/6245 K. - MİRAS - VASİYETNAMENİN TENKİSİ- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 514 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 561 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 563 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 564 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 565 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 570 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 669 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 506 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 507 ] "İçtihat Metni" Davacılar; tarafların ortak miras bırakanı olan H... G...'ün ölüm tarihinin 08.10.2008 olduğunu 10.11.1999 tarihinde yaptığı vasiyetname ile sahibi olduğu, Bursa, Nilüfer İlçesi, Fethiye Köyü'nde bulunan 6614 (1254) ada, 1 sayılı parselde kayıtlı (6) numaralı meskenini 2. eşi olan davalıya vasiyet ettiğini, saklı paylarının ihlal edildiğini belirterek, saklı payları aşan vasiyetnamenin tenkisine karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı; vasiyetname ile saklı payların ihlal edilmediğini, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Tenkise karar verilebilmesi öncelikle tüm terekenin tespit edilerek ölüm tarihindeki fiyatlara göre değerlendirilmesi ile mümkündür. Miras bırakan Bursa, Nilüfer İlçesi, 1254 (6614) ada, 1 sayılı parselde bulunan (6) numaralı meskendeki sahibi olduğu 1/2 hissenin tamamını eşi olan davalıya vasiyet etmiştir. Vasiyet edilen taşınmazın kalan 1/2 hissesi murise ait olmayıp davalı Hatice G...'e ait iken taşınmazın tamamı murise ait kabul edilerek tenkis hesabı yapılmış, vasiyet edilen taşınmaz haricinde murisin terekesinde taşınmazlar olduğu dosya arasında mevcut tapu kayıtlarından anlaşılmasına karşın, tasarruf nisabı ve saklı payın bulunabilmesi için de miras bırakanın bütün malvarlığı ile alacaklarının ve temlike konu şeylerin ölüm günündeki niteliklerine göre değerlerinin tespiti gerekmekte iken vasiyet edilen tereke miktarı dahi tam ve doğru olarak tespit edilmeden, davalının cevap dilekçesinde belirttiği gibi mirastan feragat edip etmediği araştırılmadan yapılan tenkis hesabı doğru bulunmamıştır. Tenkis davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlararası karşılıksız kazandırmaların yasal zemine çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarının zedelenmiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı ile, (iadeye) denkleştirmeye (TMK.MD.669) ve tenkise tabi (TMK.md.514,565) olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin üç aylık geçim giderleri, terekenin yazımı, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak, parasal olarak miktarın tespiti gerekir. (TMK.md.507 ) Miras bırakanın Türk Medeni Kanunu'nun 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez. Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Türk Medeni Kanunu'nun 565. maddesinin 1, 2 ve 3. Fıkrasında gösterilenler) veya saklı payı ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Türk Medeni Kanunu'nun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı saklı paylı mirasçılardan ise aynı Kanun'un 561. maddesinde yer alan saklı paydan fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlararası tasarrufları, en sonda da kamu yararına yapılan kazandırmaları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla orantılı sorumluluk kuralı gözetilmelidir. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiğinde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (TMK..md.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesçiline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı taktirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. O zaman davalıdan tercihi sorulmak, sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, mirasın açıldığı gündeki değerleri, o günden karar gününe kadar geçen süre içindeki toptan eşya fiyat endeksleri ile, bu süre içinde oluşan nitelik ve imar değişikliği gibi fiyata etkili özel unsurlar ve hakkaniyet kuralları dikkate alınıp; değer, hakim tarafından belirlenmeli ve davalıya fazla verilen bölümün değerinin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktın ödetilmesine karar verilmelidir. Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeden karar verilmiş olması isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 22.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- MİRAS**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 514 ]
16. Hukuk Dairesi 2010/5870 E., 2010/6368 K. 16. Hukuk Dairesi 2010/5870 E., 2010/6368 K. - MAL KAÇIRMA - MİRAS- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 514 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 561 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 563 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 564 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 565 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 570 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 669 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 507 ] "İçtihat Metni" Davacı; tarafların ortak miras bırakanı olan N... İ...'nun ölüm tarihinin 30.01.1997 olduğunu, murisin sağlığında diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla, Hamidiye mahallesi, 26 ada, 45 (16) parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan 4 adet daireyi oğulları olan davalılar İ..., S..., E... ile Y... İ...'na devrettiğini, dava konusu dairelerin öncelikle tapu kayıtlarının iptali ile miras hisseleri oranında adına tesçilini, olmadığı takdirde bedellerinin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar; davanın zamanaşımına uğradığını, murisin tasarruf nisabı içinde işlem yaptığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalılar Meryem, Süreyya, Leyla, ve Meliha aleyhinde açılan davaların reddine, davalılar İ..., S..., E... ve Y... aleyhinde açılan davaların kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar İ..., S..., E... ve Y... tarafından temyiz edilmiştir. 1 .Davalıların zamanaşımına yönelik temyiz itirazlarının reddine; 2. Miras bırakan sahibi olduğu Hamidiye mahallesi, 26 ada, 45 sayılı parseli 13.06.1973 tarihinde oğulları olan davalılar İ..., S..., E... ve Y...'ya satmak suretiyle devretmiştir. Satış tarihinde taşınmazın niteliği "kargir ev ile bahçesi" olarak gösterilmiştir. Sonradan taşınmaz üzerinde inşaat yaptırılıp, davalılara 4 adet daire verildiği belirtilerek daire bedelleri dikkate alınıp tenkis hesabı yapılmıştır. Bazı dairelerin elden çıkartıldığı nazara alınmadan, dairelerin numaraları dahi raporlarda belirlenmeden, 4 adet dairenin keşif tarihindeki değeri dikkate alınarak davacının saklı payına tecavüz oranının belirlenmesi, davalıların taşınmaza varsa katkılarının dikkate alınmaması doğru olmadığı gibi, murisin ölümünden geriye doğru 1 yıldan önceki tarihlerde yapılan temliklerde, murisin saklı payları ihlal kastının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekirken, bu yönde de herhangi bir araştırma yapılmaksızın, eksik ve hatalı bilirkişi raporları esas alınarak, hükümde de davalılardan tahsil edilecek miktar ayrı ayrı gösterilmeksizin verilen karar usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Tenkis davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası karşılıksız kazandırmaların yasal zemine çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarının zedelenmiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı ile (iadeye) denkleştirmeye (TMK.MD.669) ve tenkise tabi (TMK.md.514,565 ) olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin üç aylık geçim giderleri, terekenin yazımı, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderlerde pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi sonrası net tereke oluşur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak, parasal miktarın tespiti gerekir. (TMK.md.507) Miras bırakanın Türk Medeni Kanunu'nun 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği, bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez. Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Türk Medeni Kanunu'nun 565. maddesinin 1, 2 ve 3. Fıkrasında gösterilenler) veya saklı payı ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Türk Medeni Kanunu'nun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı saklı paylı mirasçılardan ise aynı Kanunun 561. maddesinde yer alan saklı paydan fazla olarak, alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları, en sonda da kamu yararına yapılan kazandırmaları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıları etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla orantılı sorumluluk kuralı gözetilmelidir. Davalılara yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiğinde tasarrufun tümünün değeri ile davalılara yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (TMK..md.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesçiline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. O zaman davalılardan tercihleri sorulmak, sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, mirasın açıldığı gündeki değerleri, o günden karar gününe kadar geçen süre içindeki toptan eşya fiyat endeksleri ile, bu süre içinde oluşan nitelik ve imar değişikliği gibi fiyata etkili özel unsurlar ve hakkaniyet kuralları dikkate alınıp, değer hakim tarafından belirlenmeli ve davalılara fazla verilen bölümün değerinin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktın ödetilmesine karar verilmelidir. Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeden karar verilmiş olması isabetsiz olup davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 750.00 TL. Vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 26.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2023/3472 E., 2024/3434 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSamsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 514 ve 600. maddesi.
7. Hukuk Dairesi         2023/3472 E.  ,  2024/3434 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1055 E., 2023/1424 K. DAVA TARİHİ : 25.05.2017 MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasındaki vasiyetnamenin tenfizi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın bir kısım davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müteveffa ... tarafından yapılan vasiyetnamenin yerine getirilmesi ve vasiyet alacaklısı davacı adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılara usulüne uygun dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilmiş, fakat davalılar davaya cevap vermemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; açılıp okunan vasiyetnamenin ve vasiyetnamenin iptali istemine yönelik olarak açılan ve kesinleşen mahkeme kararının ilgili kanuni düzenlemeler ve emredici hukuk kuralları doğrultusunda bir bütün olarak yapılan değerlendirmesinde vasiyetin yerine getirilmemiş olduğunun anlaşıldığını, davacının dava açmakta haklı olduğunu, tenfizi talep edilen vasiyetnamenin hukuken geçerli olduğunun kesinleşen mahkeme kararı ile sabit olduğunu belirterek davanın kabulüne karar vermiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar vekili; davacı vekilinin vekalet sunmadığını davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, vasiyetnamenin kanunun aradığı şekil şartlarını taşımadığını, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte muris ...'ın 81 yaşında olup, fiil ehliyetine haiz olmadığını,dosya içeriğinde yer alan bilirkişi raporlarının da yetersiz ve gerekçesiz olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murise ait 2016/1543E-1564K veraset ilamına göre murise ait 13.09.2013 tarihli ... 3. Noterliğince düzenleme şeklinde vasiyetnamenin tenfizine ve bunun sonucu olarak davacıya vasiyet edilen taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek davacı adına tescil edilmesinde ve 1136 sayılı Kanunun 42. madde gereğinde görevlendirilmiş vekil için davacı lehine vekalet ücreti verilmesinde hukuka aykırı bir durum olmadığından bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. 2. Bu miras payına düşen değer üzerinden harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken taşınmazın tümünün değeri üzerinden harç alınarak vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı bulunmuştur. Ayrıca hüküm özetinin İİK 28. Madde gereği ilgili tapu sicil müdürlüğüne bildirilmemiş olması hatalı olduğundan bir kısım davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Bir kısım davalılar vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 514 ve 600. maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olupbir kısım davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2019/2952 E., 2020/6130 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
4721 sayılı TMK'nın 514 üncü maddesine göre;
3. Hukuk Dairesi         2019/2952 E.  ,  2020/6130 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak, davalılar vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; daha önceden belirlenen, 27/10/2020 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; davacı vekili Av.... ile davalılardan ... vekili Av.... ve davalılardan ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı asıl ve birleşen davada, muris ...'nun ölmeden önceki son arzularının sözlü vasiyetnameye konu olduğunu, murisin şahitlere sözlerini belirttikten sonra şahitlerin başvurusu üzerine vasiyetnamenin açılıp okunduğunu, murisin vasiyetnamede ..., Konaklar Mahallesindeki konağın tüm ihtiyaçları için mirasının kullanılmasını, bu iş ile de kendisinin ilgilenmesini vasiyet ettiğini, murisin yasal mirasçıları olan fakat saklı paya sahip olmayan davalıların, vasiyetnamenin açılmasını takiben aleyhine vasiyetnamenin iptali davası açtıklarını, davanın reddedildiğini ve kesinleştiğini, murisin maliki olduğu taşınmaz ile banka hesabının bulunduğunu, bu taşınmazlardan ... İlçesi, Suadiye Mahallesindeki 536 ada, 25 parsel sayılı taşınmazdaki 11 no'lu bağımsız bölümünün davacılar tarafından intikal yapılmak suretiyle dava dışı üçüncü kişiye satıldığını, davalıların murise ait hesaptan da para çektiklerini, bu bedellerin davacıya verilmesi gereken bedeller olduğunu, davalıların mal kaçırma kastına yönelik davranışlarının olduğunu açıklayarak, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle davalılardan ... adına kayıtlı taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, vasiyetnamenin yerine getirilmesi ile şimdilik taşınmaz yönünden 115.000,00-TL'nin ve banka hesabı yönünden 350.000,TL’nin yasal faizi ile birlikte davalılardan yasal miras hisseleri oranında alınarak tarafına verilmesini ve anılan miktara hesaptan çekilme tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesini talep etmiş, 25.05.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile, asıl davada 115.000,00 TL olan alacak 255.000 TL arttırılarak 370.000,00 TL'nin devir tarihi olan 08.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ve ..., ...'in maliki olduğu ve kendisine annesi tarafından ölünceye kadar bakma vaadiyle devredilen taşınmaza ilişkin tedbir konulmasına itiraz ettiklerini, davacının sanki atanmış bir mirasçı sıfatıyla alacak davası niteliğinde dava açtığını, ancak sözlü vasiyetnamede murisin terekesindeki ...'deki konağın bakım ve ihtiyaçlarının giderilmesi için yetkilendirilmiş biri olduğunu, bu şekilde alacak davasının açılmasının mümkün olmadığını, şayet tereke ile ilgili bir davanın açılması söz konusu ise davanın tereke hakimliğinde ikame edilmesi gerektiğinden mahkemenin görevsiz olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, bahsi geçen konakla ilgili mal sahiplerinin turistik otel ve tesis yapılması ve bu şekilde işletilmesi yönünde bir sözleşme yaptıklarını, dolayısıyla sözlü vasiyetnamenin temelinin çöktüğünü belirterek, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davacının alacağı bulunmadığını, davacının tereke üzerinde mirasçılık hakkının da bulunmadığını, hak sahibi olmadığından alacak davası ikame edemeyeceğini, davacı vasiyetle görevli kılındığını iddia etmekte ise bunun terekeye ilişkin bir dava olarak görülmesi gerektiğinden mahkemenin görevsiz olduğunu, ... Mahkemesi’nin yetkili olduğunu, vasiyetnamenin iptali talepli davada kesinleşen kararın vasiyetnamenin şekli özelliklerinin yerinde olduğuna dair bir karar olduğunu, davacının sadece malların bakım ve korunmasını yüklendiğinin saptandığını, davacının vasiyetnameyle mülkiyet hakkını elde etmediğini, murisin de böyle bir arzusu olmadığını, vasiyetnamenin uygulanabilmesinin hem teknik hem de hukuki açıdan imkansız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince; asıl ve birleşen dava yönünden davacının sınırlı yetkili vasiyeti tenfiz memuru olduğu, mülkiyeti mirasçılara ait taşınmazın satış bedelini ve tereke parasının kendisine ödenmesini isteme hak ve yetkisinin olmadığı, davacının sınırlı vasiyeti tenfiz memuru olarak miras hukuku boyutunda bağımsız yükleme dolayısıyla mirasbırakan tarafından istenen amacın yerine getirilmesini isteyebileceği ve davada mirasçılara miras yoluyla intikal eden taşınmazın satış bedelini ve tereke parasının kendisine ödenmesini isteme hususunda sıfatının bulunmadığı; sıfatın dava konusu subjektif hak ile taraflar arasındaki ilişki olup, esasa ilişkin olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen dava yönünden sıfat (husumet) yokluğundan (esastan) davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı, davacı ve davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; vasiyetname içeriğine göre davacının atanmış mirasçı veya vasiyeti tenfiz memuru atanmadığına, vasiyetnamede yasal mirasçıların terekeyi paylaşmasına veya tereke malları üzerinde tasarruflarına bir sınırlandırma getirilmediğine göre davacıya vasiyetname ile verilen görevin ölüm sonrasına etkili vekalet olduğu, davacının bu sıfatı nazara alındığında yasal mirasçıların tasarrufunda bulunan taşınmaz bedeli veya banka mevduatının mirasçılardan tahsili ile tarafına ödenmesi yönünde aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, murisin konağın bulunduğu taşınmazın tamamına malik olmayıp eşinden gelen hisse miktarı nazara alındığında ve diğer pay sahiplerinin taşınmazla ilgili tasarrufi işlemlerde bulunabileceği düşünüldüğünde, yasal mirasçıların murisin diğer malları üzerinde tasarrufta bulunmama gibi bir halin kendilerinden beklenemeyeceği; yerel mahkemenin davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine ilişkin kararının sonuç itibarıyle doğru olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiş olup, karar davacı vekilince duruşmalı, davalılar vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmiştir. 1- Uyuşmazlık, eldeki dava bakımından davacının aktif husumet ehliyeti olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 4721 sayılı TMK'nın 514 üncü maddesine göre; mirasbırakanın tasarruf özgürlüğü sınırları içinde malvarlığının tamamında veya bir kısmında vasiyetname ile tasarrufta bulunabileceği hüküm altına alınmış; müteakip 515 inci maddesinde ise, mirasbırakanın, ölüme bağlı tasarruflarını koşullara veya yüklemelere bağlayabileceği, tasarrufun hüküm ve sonuçlarını doğurduğu andan itibaren, her ilgilinin koşul veya yüklemenin yerine getirilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda; davalıların murisi olan ..., 08.11.2007 tarihinde vefat etmiş ve 07.11.2007 tarihli, “Tutanaktır” başlıklı ve “...Fatma Şenol Tarakçının bulunduğu ortamda bizlere son arzularını yavaş yavaş gücü yettiğince anlayabileceğimiz şekilde yazdırdı, bu sırada aklı başında ve vasiyet yapmaya ehildi, son arzularını bizlere şu şekilde yazdırdı, varisim yoktur, kendimi ölmeye çok yakın hissediyorum konuşmakta zorlanıyorum yalnızca ben öldükten sonra ... Konaklar Mahallesindeki konağımızın tüm ihtiyaçları için mirasımın kullanılmasını, bu iş ile de ... senin ilgilenmeni istiyorum siz arkadaşları olarak bu isteğime şahit olun” içeriğine haiz murise ait sözler, tanıklarca tutanak altına alındıktan sonra altı imzalanmış ve bilahare bu sözlü vasiyetname ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2007/1340 Esas sayılı dosyasında açılıp okunmuştur. Yine, murisin yasal mirasçıları tarafından (eldeki davanın davalıları), ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/76 Esas sayılı dosyasında, davacı aleyhine (vasiyetnemenin iptali davasında davalı) açılmış olan vasiyetnamenin iptali davasında, mezkûr Mahkeme’nin 07.04.2011 tarih ve 2008/76-K.2011/131 sayılı kararı ile, talebin “...vasiyetnamenin incelenmesinde davalıya doğrudan bir kazandırmada bulunulmadığı, sadece mallarının bakım ve korunması görevinin yüklendiği, vasiyetnamenin murisin son arzusu olduğu...” gerekçesiyle reddine karar verilmiş ve karar Dairemizce onandıktan sonra, karar düzeltme talebinin de reddine karar verilmiştir. Tüm bu maddi ve hukuki durum hep birlikte değerlendirildiğinde; vasiyetnamenin iptali davasında eldeki dava davacısı, davalı mevkiinde değerlendirilerek kendisine pasif husumet ehliyeti tevcih edildiğinden ve vasiyetname ise, sözlü vasiyetname olarak değerlendirilip iptal talebi reddedildiğinden, artık kesinleşen vasiyetnamenin iptali kararının nazarı dikkate alınmak suretiyle, davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davacının aktif husumet ehliyetinin olmadığından bahisle davanın usulden reddine yönelik yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2-Bozma kapsamına göre, tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK'nun 373/1 maddesi uyarınca, iş bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir. SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulüne; ikinci bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 6100 sayılı HMK'nun 373/1 maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanunun 371 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, 2.540 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 27/10/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.