4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 52

Türk Medeni Kanunu 52. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 52- Sona eren tüzel kişinin kişiliği, ehliyeti tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere tasfiye sırasında da devam eder. II. Malvarlığının tasfiyesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

17 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2016/12441 E., 2018/2624 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m.
2. Hukuk Dairesi         2016/12441 E.  ,  2018/2624 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından reddedilen tedbir ve yoksulluk nafakası talepleri ile lehine hükmolunan tazminatların miktarı yönünden; davalı-davacı erkek tarafından ise kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı erkeğin tüm temyiz itirazları yersizdir. 2-Davacı-davalı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; a-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK m. 186/1), geçimine (TMK m. 185/3), malların yönetimine (TMK.m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK m. 185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır (TMK m. 169). Davacı-davalı kadın yararına tedbir nafakası koşulları oluşmuş olup, Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyannca, tarafların ekonomik ve sosyal durumlan da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere ve Uşak 1. Aile Mahkemesinin 2013/956 Esas - 2014/421 karar sayılı ilamı kadın yararına hükmolunan tedbir nafakası (TMK m. 197) ile tahsilde tekerrür oluşturmayacak şekilde, davacı-davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. b- Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı-davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır. c-Davacı-davalı kadın yoksulluk nafakası talebini ilk kez ön inceleme duruşmasından sonra verdiği 27.11.2015 tarihli dilekçesi ile ileri sürmüş, mahkemece kadının düzenli geliri bulunduğu gerekçesiyle yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 141. maddesi "Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır" hükümlerini düzenlemiştir. Bu yasal düzenleme gereğince davacı-davalı kadının ön inceleme duruşmasından sonra verdiği dilekçesinde yer alan yoksulluk nafakası talebi hakkında usulüne göre yapılmış bir ıslah işlemi de bulunmadığı gözetilerek karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, hükmün bu sebeple de bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2/a, 2/b ve 2/c bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, hükmün temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın ...'e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 143.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Yeliz'e geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 26.02.2018 (Pzt.)

Diğer kararlar (4)

14. Hukuk Dairesi, 2017/3282 E., 2017/7320 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesi "Mevcudu borçlarını ödemeye yetmeyen terekenin tasfiyesi, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre yapılır." hükmünü, 10.08.2003 tarih ve 25195 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Medeni Kanunu'nun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük'ün 52. maddesi, "Resmi deftere göre terekenin mevcudunun borçlarını ödemeye yetmediği anlaşılır veya başlangıçta mevcudun bo
14. Hukuk Dairesi         2017/3282 E.  ,  2017/7320 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.03.2013 gününde verilen dilekçe ile sıra cetveline itiraz talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.09.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar ... ve ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, terekenin resmi tasfiyesi sırasında düzenlenen sıra cetveline itiraza ilişkindir. Davacı vekili, ... İflas İdaresi tarafından 2011/3 iflas sayılı dosyası kapsamında düzenlenen sıra cetvelinde dördüncü sırada bulunduğu ancak alacağının takip tarihi itibariyle diğer alacaklara göre önceliğinin olması sebebiyle sıra cetveline itiraz ederek alacağının birinci sıraya yazılması talebinde bulunmuştur. Davalılar, genel mahkemelerin görevli olduğunu, itiraz süresinin geçtiğini, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece davanın kabulü sıra cetvelinin iptaline karar verilmiştir. Hükmü, davalılar ... ve ... temyiz etmiştir. TMK'nın 612. maddesi ''En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras Sulh Hukuk Mahkemesi'nce iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.'' hükmünü, bu maddenin atıfta bulunduğu TMK'nın 636. maddesi "Mevcudu borçlarını ödemeye yetmeyen terekenin tasfiyesi, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre yapılır." hükmünü, 10.08.2003 tarih ve 25195 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Medeni Kanunu'nun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük'ün 52. maddesi, "Resmi deftere göre terekenin mevcudunun borçlarını ödemeye yetmediği anlaşılır veya başlangıçta mevcudun borcu karşılayacağı kanaati ile olağan usulle tasfiyeye başlanıp sonradan mevcudun borçları ödemeye yetmediği sonucuna varılırsa, sulh hakimi durumu derhal alacaklılara bildirir ve iflas usulü ile tasfiyeye karar vererek bu tasfiyeyi yapmak için bir veya birkaç memur atar. Bu tasfiye, İcra ve İflas Kanunu'nun iflasa ilişkin hükümlerine göre yapılır." hükmünü içermektedir. Terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesinde "iflas idaresi" yerine "tasfiye memuru" ve "Ticaret Mahkemesi" yerine "Sulh Hukuk Mahkemesi" geçmektedir. Tasfiye memurunun işlemlerine karşı yapılacak şikayetleri, sıra cetveline itirazları incelemek ve tasfiyenin son bulduğuna karar vermek sulh hukuk mahkemesine aittir. Somut olayda; ...'ın vefatı ile mirasının tüm yasal mirasçıları tarafından ret edilmesi üzerine Sulh hukuk mahkemesi kararıyla terekenin iflas hükümlerine göre resmi tasfiyesine başlanılmış bu kapsamda oluşturulan 2011/3 iflas dosyasında davacının ... 4. İcra Dairesinin 2006/6951 (yeni esas 2013/3880) sayılı dosyası ile muristen alacaklı olduğu tespit edilerek sıra cetvelinin dördüncü sırasına kaydı yapılmıştır. Yukarıdaki açıklamalara göre; mahkemece terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesinde sıra cetveline itirazın terekenin tasfiyesine karar veren tereke hakimliği tarafından incelenmesi gerektiği gözönüne alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ...'nun temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.10.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2016/2929 E., 2017/8237 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m.
2. Hukuk Dairesi         2016/2929 E.  ,  2017/8237 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, çocuk lehine hükmedilen tedbir ve iştirak nafakası ile tazminatların miktarı, reddedilen tedbir ve yoksulluk nafakası, yargılama gideri yönünden, davalı erkek tarafından ise, kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin tüm, davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır. 3-Taraflar, cevaba cevap ve 2. cevap dilekçeleri ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia ve savunmalarım genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra ise diğer tarafın açık muvafakati ve ıslah dışında iddia ve savunma genişletilemez yahut değiştirilemez (HMK m. 141/1). Davacı, dava dilekçesinde yoksulluk nafakası talebinde bulunmamıştır. Davacı ön inceleme duruşmasından önceki gün verdiği ve yasal süresinde olmayan dilekçe ile 500 TL yoksulluk nafakası talep etmiş, davalı tarafın ise bu taleplere açık muvafakati olmamıştır. İşbu talep iddianın ve savunmanın genişletilmesi niteliğindedir. Davacı tarafından bu konuda usulünce yapılmış bir ıslah işlemi de bulunmamaktadır. Durum böyleyken davacının kendisi için talep ettiği yoksulluk nafakası ile ilgili olarak “karar verilmesine yer olmadığına” dair karar verilmesi gerekirken kesin hüküm oluşturacak şekilde bu taleple ilgili “ret” kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 4-Davacı kadın tarafından 02.07.2015 tarihinde 64,90-TL harç ve 60-TL gider avansı ödendiği dosyada mevcut makbuzlardan anlaşıldığından eksik hesaplama ile 276,40-TL yargılama giderine hükmedilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıdaki yazılı harcın davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 136.00 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran davacıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 04.07.2017 (Salı)
2. Hukuk Dairesi, 2015/22547 E., 2017/1363 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile, Türk Borçlar Kanununun 52. ve 58. maddeleri nazara alınarak daha uygun miktarda manevi tazminat (TMK m.
2. Hukuk Dairesi         2015/22547 E.  ,  2017/1363 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından, kadının kabul edilen davası, kusur belirlemesi, tazminat ve nafakalar ile reddedilen maddi tazminat yönünden, davalı-davacı kadın tarafından, erkeğin kabul edilen davası, kusur belirlemesi, tazminat ve nafaka miktarları ile reddedilen maddi tazminat talebi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı erkeğin tüm, davalı-karşı davacı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, paranın alım gücüne, kişilik haklarına, özellikle aile bütünlüğüne yapılan saldırının ağırlığına, manevi tazminat isteyenin boşanmaya yol açan olaylarda ağır ya da eşit kusurlu olmadığının anlaşılmasına nazaran davalı-karşı davacı kadın yararına hükmolunan manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile, Türk Borçlar Kanununun 52. ve 58. maddeleri nazara alınarak daha uygun miktarda manevi tazminat (TMK m. 174/2) takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 3-Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia ve savunmasını genişletebilir. ../.... Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. Islah veya karşı tarafın açık muvafakati saklıdır (HMK m.141). Davalı-karşı davacı kadın vekili, ön inceleme duruşmasından sonra 25.06.2015 tarihli celsede 40.000 TL. maddi tazminat talep etmiş, davacı-karşı davalı erkek ise bu taleple ilgili olarak açık bir muvafakat beyanında bulunmamıştır. Durum böyleyken davalı-karşı davacı kadının maddi tazminat talebi ile ilgili olarak ‘‘karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın Mehmet'e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 136.00 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkada harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Ümran'a geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 13.02.2017 (Pzt.)
2. Hukuk Dairesi, 2015/20588 E., 2016/14374 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m.
2. Hukuk Dairesi         2015/20588 E.  ,  2016/14374 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından; kadının kabul edilen davası, kusur belirlemesi, hükmolunan tazminatlar ve nafakalar ile velayet yönünden, davalı-davacı kadın tarafından ise; erkeğin kabul edilen davası, kusur belirlemesi, hükmolunan tazminat ve nafaka miktarları ile ziynet istemi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı-davalı erkeğin mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında "...'yı götürürsem ağzını burnunu kırarım" dediğinin anlaşılmasına göre davacı-davalı erkeğin tüm, davalı-davacı kadının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı-davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın....'e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 136.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran Seda'ya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.02.11.2016(Çrş.)

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.