Türk Medeni Kanunu 528. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 528 - Mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir.
Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder.
Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.
2. Hükümden düşmesi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
4 karar eşleşti
14. Hukuk Dairesi, 2015/2154 E., 2015/6570 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİnegöl Sulh Hukuk Mahkemesi
TMK'nın 528. maddesi uyarınca muris bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yaptığında feragat eden mirasçı mirasçılık sıfatını kaybeder.
14. Hukuk Dairesi 2015/2154 E. , 2015/6570 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İnegöl Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/08/2014
NUMARASI : 2014/908-2014/876
Davacı vekili tarafından, 05.08.2014 gününde verilen dilekçe ile mirasçılık belgesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.08.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
\_ K A R A R \_
Dava, mirasçılık belgesi verilmesi isteğine ilişkindir.
Davacılar vekili, davacının murisi F.. U..'ın ölüm tarihinin 27.04.2008 olduğunu, mirasçılardan oğlu S.. U..'ın mirastan feragat sözleşmesi ile miras haklarından feragat ettiğini ileri sürerek mirasçılık belgesi verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile muris F.. U..'ın mirası "32" pay kabul edilerek; "8" payın sağ eş M.. U...'a, "4" payın kızı Z... U...'a (T..), "4" payın oğlu T.. U..'a, "4" payın oğlu C...U..'a, "4" payın kızı N.. U..'a (K..), "4" payın oğlu K.. U..'a, "1" payın K...U..'a, "1" payın H..U..'a (A..), "1" payın A.. U..'a, "1" payın İ... U..'a aidiyetine, "mirasçılardan S.. U..'a ait İnegöl ... Noterliğinin 22.04.2014 tarihli ve 47.. yevmiye no'lu düzenleme şeklinde mirastan feragat sözleşmesinin hukuki sonuçlarının terekenin bölüştürülmesi sırasında gözetilmesine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili, mirasçılık belgesinde mirastan feragat sözleşmesi yapan mirasçının miras payının mirasçılara intikal şeklinin kararda gösterilmesi gerektiğini belirterek temyiz etmiştir.
Mirasçılık ve mirasın geçişi, murisin ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir (4722 s.K. m. 17). Mirasçılardan S.. U.. İnegöl ..Noterliğinin 16.07.1985 tarihli ve 14... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde mirastan feragat sözleşmesi ile diğer mirasçılar lehine ivaz karşılığı (değeri 4.000.000.00 (dört milyon) ETL olan 2 adet daireyi bedelsiz olarak, ileride alacağı miras hakkına karşılık olmak üzere devralarak) mirastan feragat etmiştir. TMK'nın 528. maddesi uyarınca muris bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yaptığında feragat eden mirasçı mirasçılık sıfatını kaybeder. Bu durumda S.. U.. mirastan feragat nedeniyle mirasçılık sıfatını kaybetmiştir. S.. U.. muristen sonra 27.08.2011 tarihinde vefat etmiştir.
Uyuşmazlık ilgili mirastan feragat sözleşmesi ile mirastan ivazlı olarak feragat eden S.. U..'ın mirasçılarının muris F.. U..'ın mirasçılarını gösterir mirasçılık belgesinde paylarının gösterilip gösterilemeyeceği ve temyize konu kararda yazılı olduğu üzere mirastan feragat durumunun resmi makamlarda işleme esas alınıp alınamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece açık, anlaşılır, infaza elverişli ve tereddüte yer vermeyecek somut karar verilmesi gerekir.
TMK'nın 495 ile 501. maddelerinde yasal mirasçılar, izleyen maddelerinde de murisin ölüme bağlı tasarrufu sonucu oluşan mirasçılık gösterilmiştir (TMK m. 516, 520, 521 ve 522). Bu yasal düzenlemeler gözönünde bulundurularak TMK'nın 598. maddesine göre düzenlenen mirasçılık belgeleri, aksi ispat edilinceye kadar geçerli olan, adına düzenlenmiş bulunan kişi ve kişilerin mirasçılığı lehine bir karine oluşturur. Bu belge murisle mirasçıları arasındaki irs (soy) ilişkisini göstermesi yanında, mirasın (terekenin) mirasçılara intikalini de sağlayıcı bir işleve sahiptir. Tüm bu nedenlerle mirastan feragat eden (TMK m. 528) mirasçı veya mirasçılar varsa, düzenlenecek mirasçılık belgesinde, mirasçılık sıfatına sahip olan kişi veya kişiler ile miras paylarının gösterilmesi ve mirastan feragat durumuna işaret edilmekle yetinilmemesi, mirastan feragat nedeniyle mirasçılık sıfatını kaybedenlerin ve bunların payının akıbetinin de (kime kalacağının) gösterilmesi gerekir. TMK'nın 528/2 ve 3. maddesinde düzenlenen "...Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder. Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur." hükmü uyarınca mirastan feragatte miras paylarının diğer mirasçılara intikal şekli kararda gösterilmelidir. Mahkemece, talep, nüfus kayıtları ve mirasçılardan Sakin'in mirastan feragatine ilişkin vasiyetname değerlendirilerek, mirastan feragat eden mirasçının paylarının kime kalacağı hususunun açıkça gösterilmek suretiyle mirasçılık belgesinin düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda mirasçı S.. U.. karşılık almak suretiyle miras hakkından vazgeçtiğinden bu durum altsoy için sonuç doğuracağından altsoyuna pay verilmeksizin mirasçılık belgesi düzenlenmesi gerekirken, mahkemece belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 12.06.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Diğer kararlar (3)
7. Hukuk Dairesi, 2023/1650 E., 2024/2091 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369, 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ve 528 inci maddeleri.
7. Hukuk Dairesi 2023/1650 E. , 2024/2091 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/603 E., 2022/2632 K.
DAVA TARİHİ : 16.10.2018
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/561 E., 2020/300 K.
Taraflar arasındaki ivazlı mirastan feragat sözleşmesinin hata ve hile nedenleriyle iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 25.10.2017 tarihinde ölen tarafların ortak murisi ile davacının 20.10.2015'te noterde mirastan ivazlı feragat sözleşmesi akdettiklerini, müvekkilinin sözleşmede ivaz olarak gösterilen 760.000TL'yi almadığını, murisin farklı tarih ve miktarlarda "mirastan feragat karşılığında" açıklamasıyla bankadan müvekkiline paralar gönderdiğini, murisin geri istemesi üzerine müvekkilinin davalı ...'a paraları iade ettiğini, havale açıklamalarındaki "mirastan feragat karşılığında" ibarelerine hiç dikkat etmediğini, bu ibareleri ancak ayrıntılı hesap dökümünü temin ettiği tarih olan 04.10.2018'de fark ettiğini, davalı ve murisin bu şekilde müvekkilini kandırdıklarını, bu hususta davalı ...'a yemin teklif etmek istediklerini, ayrıca davacının murisin işlerinin kötü gitmesi nedeniyle kendisini koruduğunu zannederek hataya düştüğünü ve bu hata sonucunda mirastan feragat sözleşmesini akdettiğini, murisin ölümünden sonra ise terekenin düşündüğünden çok daha fazla olduğunu öğrendiğini, ivazlar arasında aşırı oransızlık olduğunu, müvekkilinin çeşitli söz ve işlemlerle kandırılarak mirastan çıkarıldığını, açıklandığı üzere ivazı alma hususunda ve terekenin miktarına ilişkin olarak müvekkilinin hem kandırıldığını, hem de hataya düşürüldüğünü, mirasçılık hakkının olmadığını ve kandırıldığı hususlara ilişkin gerçekleri murisin ölümünden sonra öğrendiğini ileri sürerek mirastan feragat sözleşmesinin hata ve hile nedenleriyle iptalini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın esastan ve hak düşürücü süreden reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belge ve banka hesapları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde mirastan feragat sözleşmesi nedeniyle davacıya 1.041.427,20 TL ödendiğinin anlaşıldığı, davacının paraları davalı ...'a özgür iradesiyle gönderdiği, sözleşmenin tarafı olmayan davalı ...'a yemin teklifinin kabul edilemeyeceği, sonuç olarak hata ve hilenin ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, mirastan feragat sözleşmesinden önce murisin hediye maksadıyla davacıya bir ev ve bir araba aldığını, bunların dışında davacıya başka hiçbir kazandırma yapılmadığını, davacının banka havalelerindeki "mirastan feragat bedeli" açıklamalarına hiç dikkat etmediğini, zaten gönderilen paraların elden/banka aracılığıyla murise/ davalı ...'a iade edildiğini, kararda iadelerin özgür iradeye dayandığına değinilmişse de davacının kardeşine ve babasına güvenerek dekonta açıklama yazmayı düşünmemesinin aleyhe yorumlanamayacağını, davalı ...'un sözleşmenin imzalandığı noterde, davacıya alınan araba için gidilen galericide, davacıya imzalattırılan dekontta bizzat hazır olduğunu, ayrıca yaşlılığı nedeniyle internet bankacılığı kullanamayan murisin hesabından davacıya gönderilen paraların aslında davalı tarafından gönderildiğini, sonuç olarak tüm işlemlerin davalı ...'un kontrolünde yapıldığını, buna karşın sözleşmenin tarafı olmadığı gerekçesiyle davalı ...'a yemin tekliflerinin Mahkemece reddinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf başvurusundaki gerekçeleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hata ve hile nedenleriyle mirastan feragat sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369, 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ve 528 inci maddeleri.
2. Mirastan feragat sözleşmesi, feragat eden açısından sağlar arası bir işlem sayıldığından; feragat edenin irade sakatlığı sebebiyle iptal hakkı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 30 ve devamı hükümlerine tâbidir.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.04.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
14. Hukuk Dairesi, 2019/2152 E., 2019/7969 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
I- A)Türk Medeni Kanununun: 1- Mirastan feragat sözleşmesini ve kapsamını düzenleyen 528. maddesinde;
14. Hukuk Dairesi 2019/2152 E. , 2019/7969 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 18.02.2019 gün ve 2016/15951 Esas ve 2019/1359 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacılar ..., ..., ... vekili ve mirasçı ... vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, muris ...’a ait Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi 2008/1896-2008/1690 E. K. sayılı mirasçılık belgesinde murisin ikinci eşi davalı ...’a mirasçı olarak pay dağıtıldığı, oysa davalı 2. eş ...’ın Ankara 4. Noterliği 17.10.1984 tarih ve ... yevmiye numaralı mirastan feragat sözleşmesi imzaladığını ve muris ...’ın mirasçısı olmadığından bahisle Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi 2008/1896-2008/1690 E. K. sayılı mirasçılık belgesinin iptalini istemiştir.
Asli Müdahil mirasçı ... vekili, davalı olan annesi ...’ın ivazsız olarak mirastan feragat ettiğini, MK 475. maddesi gereğince annesi ...’ın miras payının altsoyu olduğundan kendisine geçeceğinden bahisle davaya müdahale talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, ilk olarak davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2009/5603 Esas 2010/903 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davalı ...’ın mirastan feragat ettiği tarihte altsoyu ...’ın hayatta olmadığı, sözleşmedeki irade beyanının hayatta olan diğer mirasçılar yönünde gerçekleştiği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... vekili ve asli müdahil ... vekili temyiz etmiş, Dairemizce aşağıda yazılı gerekçe ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. Dairemiz tarafından verilen karara karşı karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
4721 sayılı Medeni Kanununun 28. maddesinde “Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer. Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder.”, 582. maddesinde ise “Cenin, sağ doğmak koşuluyla mirasçı olur. Ölü doğan çocuk mirasçı olamaz.” hükümleri düzenlenmiştir.
Mirastan feragat sözleşmesi, TMK. 528/I hükmüne göre, mirasbırakan ile muhtemel yasal mirasçısı arasında, ileride doğacak miras payından tamamen veya kısmen ivazlı veya ivazsız olarak vazgeçmesine ilişkin bir miras sözleşmesi türüdür.
Mirastan feragat sözleşmesinin hükümleri özellikle feragat eden mirasçı bakımından önemlidir. Çünkü, feragat sözleşmesi yapmakla feragat eden kimse, mirasa ilişkin beklenen (muntazar) bir haktan yoksun olur, mirasçı sıfatını kazanamaz. Bu husus Medeni Kanunumuzun 528/II’de «Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder» şeklinde ifade edilmiştir.
Medeni Kanunumuzun 528. maddesinin üçuücü fıkrasına göre “bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.” Bu düzenlemenin karşıt anlamına göre, feragatin ivazsız olması durumunda, feragat eden mirasçının altsoyu, mirasçılık sıfatını kaybetmez. Feragat eden artık mirasçı olamayacağına göre, onun feragatinden kimler yararlanacaktır? İvazsız feragatte, feragat edenin altsoyları mirasçı olmaya devam edeceğinden, ivazsız feragatte sadece feragatten edenin altsoyu yararlanır.
Somut olayda, davalı ..., muris eşi ...'ın mirasından Ankara 4. Noterliği 17.10.1984 tarih ve 35014 yevmiye numaralı mirastan feragat sözleşmesi ile ivazsız olarak feragat etmiştir. Asli müdahil ...’ın ise doğum tarihinin 18.12.1984 olduğu, mirastan feragat sözleşmesinin yapıldığı tarih olan 17.10.1984’te ise cenin olduğu ve sağ doğmakla mirasçılık sıfatını kazandığı anlaşılmaktır. O halde mahkemece, davalı ...’ın mirastan feragatinin ivazsız olarak yapıldığı ve asli müdahil mirasçı ...’ın sözleşmenin yapıldığı tarihten 2 ay sonra sağ doğmakla, ivazsız yapılan feragatten feragat edeninin altsoyu olarak yararlanacağı değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, yanılgılı olarak davalı ...’ın mirastan feragat ettiği tarihte, altsoyu ...’ın hayatta olmadığı, sözleşmedeki irade beyanının hayatta olan diğer mirasçılar yönünde gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mirasçılık belgesi, maddi bir olayın varlığını ikrar ve kişiler arasındaki irs (soy) ilişkisini tespit eder. Mirastan ıskat ve mahrumiyet sebepleri ya da mirasın reddi veya mirastan feragat sözleşmesi hallerinin bulunması mirasçılık belgesi istemeye engel olmadığı gibi ıskat, mahrumiyet, ret ve feragatin hukuki sonuçları terekenin bölüştürülmesi sırasında gözetilmesi gerektiğinden "sadece terekeye dahil mal ve haklar yönünden mirasçılık sıfatını kaybettiği ve payın kime kalacağını belirleyen" sözlerin hüküm sonucuna eklenmesi suretiyle miras paylarını gösterir biçimde hüküm kurulması gerekmektedir.
Buna göre mahkemenin kabule dair kararında, murisin eşi ...'ın mirası Ankara 4. Noterliği 17.10.1984 tarih ve 35014 yevmiye numaralı sözleşmesi ile murise ait mirastan feragat ettiği, tereke mevcudu yönünden mirasçılık sıfatını kaybettiği ve paylaşma sırasında ...'a ait payın kime kalacağının hükümde gösterilmemiş olması da, eleştiriye konu edilmiştir.
Mahkemece verilen karar, Dairemizce yasal ve hukuki dayanakları gösterilmek suretiyle bozulmuş olup, karar düzeltme istemi HUMK’nun 440. maddesindeki nedenlerden hiçbirisine dayanmamaktadır. Bu nedenle yerinde olmayan istemin reddine karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, HUMK’nun 440. maddesinde gösterilen nedenlerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, aynı yasanın 442/son ve 4421 sayılı Kanunun 2 ve 4/b-1 maddeleri delaletiyle takdiren 370,00TL para cezasının düzeltme isteyenden tahsiline, ret harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına 28.11.2019 tarihinde oy çokluğuyla ile karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
KARŞI OY
Dava konusu olayda; muris ... ile eşi ... arasında, Ankara 4. Noterliğinin 17/10/1984 tarihli, ... yevmiye No’lu mirastan feragat sözleşmesi yapılmış ve mirastan feragat sözleşmesi içeriğine göre ..., eşi ...’un mirasından karşılık almadan “diğer mirasçılar” lehine feragat etmiştir.
Feragat sözleşmesinin yapıldığı tarihte ...’ın müstakbel mirasçıları olarak, ilk eşinden olma çocukları ..., ..., ..., ... ve ... ile evliliğinden olan cenin halindeki ... bulunmaktadır.
Feragat sözleşmesinin iptali yönünde dava açılmış ise de dava reddedildiğinden feragat sözleşmesi geçerli haldedir. Sözleşmeye göre feragat, diğer mirasçılar lehine yapılmış ise de belirli bir kişi veya kişilerin isimleri zikredilmediği için “belirli bir kişi lehine yapılmadığı” konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Muris ..., 01/12/2008 tarihinde evli olarak ölmüştür.
4721 sayılı Kanunun 599. maddesi uyarınca mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Kanunun 528. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybedeceğinden, eş ...’nün mirasçılık sıfatı bulunmamaktadır.
Anılan kanun hükümleri uyarınca, ölüm tarihi itibarıyla muris ... ’un çocukları; ..., ..., ..., ... ve ... altsoy mirasçısı olarak bulunmaktadır.
Mirasçıların kim olduklarının tespitinde bir uyuşmazlık bulunmamakta ise de sorun mirasçıların pay oranlarında kendisini göstermektedir. Bu sorunun çözümüyle ilgili kanun hükümleri ve doktrin görüşleri aşağıdaki şekildedir.
I- A)Türk Medeni Kanununun:
1- Mirastan feragat sözleşmesini ve kapsamını düzenleyen 528. maddesinde; mirasbırakanla, bir mirasçısının mirastan feragat sözleşmesi yapabileceği ve bu sözleşmenin feragat edene bir karşılık sağlanmak suretiyle veya karşılık sağlanmadan yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.
Maddenin ikinci fıkrasına göre, feragat eden mirasçılık sıfatını kaybeder.
Maddenin üçüncü fıkrasının mefhumu muhalifinden, karşılık almadan feragat eden kişinin altsoyu hakkında, bu feragat sözleşmesi hüküm doğurmayacaktır.
2- Mirastan feragat sözleşmesinin hükümden düşmesini düzenleyen 529. maddesinde;
a. Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılır ve bu kişi herhangi bir sebeple mirasçı olamaz ise feragatın hükümden düşeceği,
b. Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmamışsa, en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılacağı ve bunların herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragatın yine hükümden düşeceği belirtilmiştir.
B) 17/2/1926 tarihli ve 743 sayılı mülga Türk Kanunu Medenisinin, “Feragatın hükümsüzlüğü” kenar başlıklı 476. maddesinde; “Mukavelede feragat eden, kimse yerine nasp edilen mirasçının her hangi bir sebeple mirasçılığı zail olursa; feragat keenlemyekün olur. Şahıs tayin etmeksizin alelıtlak diğer mirasçılar lehine yapılan feragat ancak en yakın asıl müşterekin füruuna hamlolunup daha uzak mirasçılara asla şamil olmaz.” hükmü yer almaktaydı.
II-A)Yrd. Doç. Dr. Hakan ALBAŞ, Dokuz Eylül Hukuk Fakültesi Dergisi C. 9, Özel Sayı, 2007 tarihli, 535 ila 552. sayfalarında yer alan “Mirastan Feragat Sözleşmesi ve Hükümlerine İlişkin Bazı Sorunlar” konulu makalesinin “B. MEDENİ KANUNUN 529. MADDESİNİN İKİNCİ FIKRASINDA YER ALAN “EN YAKIN ORTAK KOKUN ALTSOYU” İFADESİNİN NASIL ANLAŞILMASI GEREKTİĞİ” alt başlıklı bölümünde, gerek mirastan feragat sözleşmesinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı mülga Türk Kanunu Medenisinin, gerekse ölüm olayının gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun bu konuyla ilgili hükümleri hakkında aynen, “[Medeni Kanunumuzun 529. maddesinin ikinci fıkrasında “Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmamışsa, en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılır ve bunların herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat yine hükümden düşer.” şeklinde bir düzenleme yer almaktadır. Bu düzenlemenin lafziyle uygulanması bir takım problemlerin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bu düzenlemedeki “ortak kök” ifadesinin zümre başı olarak anlaşılması gerekir. Önceki Medeni Kanunun bu hükme karşılık gelen 476. maddesindeki düzenleme “...Şahıs tayin etmeksizin alelıtlak diğer mirasçılar lehine yapılan feragat ancak en yakın asli müşterekin furuuna hamlolunup daha uzak mirasçılara asla şamil olmaz.” şeklinde idi. Önceki düzenlemedeki “en yakın asli müşterekin altsoyu” ifadesi, en yakın zümre başının altsoyu yani feragat edenle aynı zümredeki mirasçılar olarak anlaşılmaktaydı. İsviçre’de de Kaynak Kanunda bu hükme karşılık gelen ZGB Art 496’da yer alan “Stamm” kelimesinin “zümre” anlamında kullanıldığı kabul edilmektedir.
...,... “Stamm” kelimesinin Türkçe’ye çevrilirken “zümre” olarak değil de “kök” olarak çevrilmesinin çeviri yanlışlığının yanı sıra hüküm değişikliğine de sebep olduğunu ifade etmektedir. Kanunun lafzı esas alınacak olursa, mirasçının feragatinden onunla aynı zümrede olan mirasçılar yararlanamayacak yalnızca aynı kökteki mirasçılar yararlanacaktır. Oysa, bu düzenlemenin amacı, feragatten feragat eden mirasçı ile aynı zümrede olan mirasçıların yararlanmasıdır. Bu sebeple, kanunda örtülü bir boşluğun bulunduğunun kabulü ile Medeni Kanunun 1. maddesinden yararlanarak kök başının zümre başı olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade etmektedir.
Bu durumda, mirasbırakanın eşi ve birinci zümre mirasçılarının mevcut olduğunu düşünürsek, mirasbırakanın altsoyundan bir mirasçısının feragat etmiş olması durumunda, feragat belli bir kişi lehine yapılmamışsa, feragatten yararlanacak kişiler, Kanunda “en yakın ortak kökün altsoyundan bahsedildiğine göre” feragat etmemiş olan diğer altsoy mirasçılar olacaktır. Altsoyda hiçbir mirasçının bulunmaması durumunda, feragat sözleşmesi hükümden düşer ve feragat eden mirasçı, eş ile birlikte mirasçı olur.
... ’na göre, feragat eden mirasçı, bir zümrenin tek mirasçısı ise, bu düzenleme uygulanamaz.
Bundan başka bu düzenleme, her çeşit feragat sözleşmesine uygulanabilecek nitelikte değildir. Feragat eden mirasçının, mirasbırakana soybağı ile bağlı mirasçılardan olması durumunda hükmün uygulanması bir sorun teşkil etmez. Ancak bu düzenleme, mirasbırakanın eşinin belli bir kişi belirtmeksizin mirastan feragat ettiği hallerde, feragatin kimin lehine yapılmış sayılacağı sorusuna cevap verememektedir? Zira bu hükümde düzenlendiği gibi eşin diğer mirasçılarla ortak bir kökten veya zümreden gelmesi söz konusu değildir. Bu sebeple eşin mirastan feragat etmesi durumunda bu düzenlemenin, “eş mirastan feragat etmemiş olsaydı kimlerle mirasçı olacak idiyse, feragat o kişiler lehine yapılmış sayılır.” seklinde anlaşılması amaca en uygun yorum olacağı düşüncesini taşımaktayız.]” değerlendirmesinde bulunmaktadır.
B) Yasal mirasçıların yani mirasbırakanın kan hısımlarının ve evlatlığı ile onun alt soyunun mirasçılık sıfatları ve miras payları, zümre sistemine hakim olan ilkeler çerçevesinde belirlenir. MK 499’da sağ kalan eş de yasal mirasçı olarak gösterilmiştir ancak eş, zümre mirasçısı olmadığı gibi, zümre sistemine hakim olan ilkelerin eşin mirasçılığı hakkında geçerli olması da söz konusu değildir. Bunun en önemli sonucu, zümrede halefiyet ilkesinin, eşin mirasçılığı bakımından işlemeyecek oluşudur. Dikkat edilirse, kan hısımlarının her biri için MK 495-497 kurallarında ayrı ayrı tekrar edilen halefiyet kuralına, eşin yasal mirasçılığını düzenleyen MK 499’da yer verilmemiştir. Zira MK 499’da tanınan miras hakkı sadece eşe tanınmış olup, eşin herhangi bir sebeple mirasçı olamaması halinde, eşin yerine halefiyet yoluyla alt soyunun geçmesi söz konusu değildir (Serozan/Engin, Miras Hukuku, Beyazıt 2014, 4.Baskı, s.197).
III-A) 4721 sayılı Kanunun “Hukukun uygulanması ve kaynakları” kenar başlıklı 1. maddesi uyarınca, uyuşmazlığın çözümüyle ilgili maddenin yorumlanması hâkimin yetkisi ve görevleri kapsamındadır.
4721 sayılı Kanunun 529. madde hükmünde, feragat sözleşmesinin belli bir kişi lehine yapılmaması halinde, feragat edenin altsoyu lehine yapılmış sayılacağı belirtilmemiş; hükümde farklı bir ifade kullanılarak “en yakın ortak kökün altsoyu” lehine yapılmış sayılacağı belirtilmiştir.
743 sayılı mülga Türk Kanunu Medenisinin 476. maddesinde; şahıs tayin etmeksizin alelıtlak diğer mirasçılar lehine yapılan feragatın, ancak en yakın asıl müşterekin füruuna hamlolunup daha uzak mirasçılara asla şamil olmayacağına hükmolunmuştur. Bu hükümde de feragatın, feragat edenin altsoyu lehine yapılmış sayılacağı belirtilmemiştir.
Kanun koyucu, mirastan feragat sözleşmesinin belli bir kişi lehine yapılmaması halinde, lehdarın feragat edenin altsoyu olacağını öngörmüş olsaydı, bu hususu madde hükmünde çok basit bir şekilde ifade ederek, “feragat edenin altsoyu lehine yapılmış sayılır” ibaresine yer vermesi beklenirdi.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 26.05.2008 tarihli ve 2007/7543 Esas, 2008/7317 Karar sayılı bozma ilamında, kocasının mirasından karşılık almaksızın feragat eden sağ kalan eşin önceki eşten olma çocuklarının ve bunların altsoyunun, ölen kocanın mirasçısı olamayacaklarını belirtmiştir.
Belli bir kişi lehine yapılmayan ivazsız feragatın, feragat edenin altsoyu lehine yapılmış sayılacağına ilişkin değerlendirme kanunun sözüne ve ruhuna uygun değildir. Her iki kanun hükmünde yer alan, “en yakın asıl müşterekin füruuna” ve “en yakın ortak kökün altsoyu” ibareleri böyle bir değerlendirmeye izin vermemektedir. Öte yandan, bu değerlendirme doğal olarak, mirastan feragat eden sağ eşin, muris eşinden olma müşterek çocukları yanında, önceki eşinden olma çocukları veya torunları lehine de sonuç doğuracağından Yargıtayın istikrarlı içtihatlarına da aykırılık oluşturmaktadır.
B) Dava konusu olaya gelince, gerek mirastan feragat sözleşmesinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı mülga Türk Kanunu Medenisinin, gerekse ölüm olayının gerçekleştiği 4721 Kanunun bahsi geçen hükümlerinde; karşılık alınmaksın yapılan mirastan feragat sözleşmesinin, feragat edenin altsoyu lehine yapılmış sayılacağı açıkça ifade edilmiş değildir. Doktrinde madde hükmü eleştirilirken, hükümdeki ifadelerin hatalı olduğuna ve özellikle eşin mirastan feragat etmesi durumunda yetersiz olduğuna dikkat çekilmiştir.
528. maddenin ikinci fıkrası uyarınca, feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder; üçüncü fıkrası uyarınca mirastan feragat, karşılık almadan feragat eden kişinin mirasçısı hakkında sonuç doğurmaz. Bu hükmün uygulanmasıyla ilgili ihtimallere bakılacak olursa:
1- Mirastan feragat eden kişi murisin altsoyu ise, feragat edenin altsoyu bu feragatten etkilenmez. Murisin ölümü anında, feragat eden önceden ölmüş gibi işlem yapılarak onun altsoyu kök içinde halefiyet yoluyla mirasçı olur.
2- Feragat eden kişi murisin eşi ise; yukarıda açıklandığı üzere, eşin herhangi bir sebeple mirasçı olamaması halinde, olayımızda mirastan feragat etmesi nedeniyle eşin yerine halefiyet yoluyla alt soyunun geçmesi söz konusu olamayacaktır. Sayın ...’ın makalesinde de belirttiği gibi, eşin mirastan tam feragat etmesi nedeniyle mirasçı olamayacağı durumda, eşe düşen miras payının kime veya kimlere kalacağı konusunda açık bir kanun hükmü bulunmamaktadır.
Mesele, mevcut miras hükümleri çerçevesinde çözüleceğinden ve feragat eden eşin miras payı kanun gereği kök içinde halefiyet yoluyla altsoyuna geçemeyeceği için, murisin ölümü tarihinde murise kimler mirasçı ise bu kişiler arasında taksim edilmelidir.
Yerel mahkemenin kararına gerekçe yaptığı bilirkişi raporunda, mirastan feragat eden ...’nün şahıs tayin etmeksizin diğer mirasçılar lehine ivazsız olarak mirastan feragat ettiği isabetli olarak tespit edilmiş ve miras bırakan ...'ın mirasçıları ile miras paylarının belirlenmesinde mirastan diğer mirasçılar lehine feragat eden ...'a miras payı intikal ettirilmeden, en yakın aslı müşterekin muris ... olduğu kabul edilerek, altsoyuna mirası taksim edilmiştir.
C) Yerel mahkeme, ...'ın mirasını 5 pay kabul ederek; ..., ..., ..., ... ve ...’a 1’er pay vermek suretiyle kararını 14/04/2016 tarihinde vermiştir.
Bu kararın temyizi üzerine, Dairemizin 18/2/2019 tarihli bozma kararında; “davalı ...’ın mirastan feragatinin ivazsız olarak yapıldığı ve asli müdahil mirasçı ...’ın sözleşmenin yapıldığı tarihten 2 ay sonra sağ doğmakla, ivazsız yapılan feragatten feragat edeninin altsoyu olarak yararlanacağı değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, yanılgılı olarak davalı ...’ın mirastan feragat ettiği tarihte, altsoyu ...’ın hayatta olmadığı, sözleşmedeki irade beyanının hayatta olan diğer mirasçılar yönünde gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.”, gerekçesine yer verilmiştir.
Sonuç olarak; mirastan feragat sözleşmesinde, lehine feragat edilen kişilerin isimleri belirtilmemesine rağmen, yerel mahkeme kararının gerekçesinin son cümlesinde, feragat sözleşmesinin belirli kişiler lehine yapıldığına yönelik hatalı bir tespit ve değerlendirme yapılmıştır. Ayrıca, sözleşmenin yapıldığı tarihte “...'ın hayatta olması gerektiği anlaşılmakla” ibaresine yer verilmesi nedeniyle, hükmün sonucuyla çelişen bu ifade ...’nın mirasçı kabul edilmediği algısını oluşturmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüyle, yerel mahkeme kararının gerekçesindeki hatalı bu ifadeler düzeltilerek, hükmün onanması görüşünü taşıdığımızdan, yerel mahkeme kararının bozulması yönündeki, sayın çoğunluğun kararına ve karar düzeltme talebinin reddi görüşüne katılamıyoruz.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- MURİS MUVAZAASI**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 528 ]
1. Hukuk Dairesi 2009/3686 E., 2009/7314 K.
1. Hukuk Dairesi 2009/3686 E., 2009/7314 K.
- MİRAS HAKKINDAN FERAGAT SÖZLEŞMESİ
- MURİS MUVAZAASI- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 528 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı miras bırakan babası S.... M...’in sağlığında çocukları ile birlikte Noterde miras hakkından feragat sözleşmesi düzenlediklerini, bu sözleşmeye göre mirasçıların babaları S....’in maliki bulunduğu 6 parça taşınmazdaki hak ve hisselerinden kendisi lehine ivazsız olarak feragat ettiklerini, sözleşmenin açılıp okunduğunun mahkeme kararı ile tesbit edildiğini, ancak daha sonra kendisine kızan murisin mal kaçırmak amacıyla ve muvazaal4ı olarak sözleşme konusu taşınmazlardan 988 parseldeki payı ile 492 ve 470 parsel sayılı taşınmazlarını davalı kızı A....’nin akrabası olan davalı K...’e satış göstererek devrettiğini ileri sürüp tapu kayıtlarlının iptali ile miras hakkından feragat sözleşmesi uyarınca adına tescilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalı K...’e yapılan devir işleminin danışıklı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davasının kabulüne, mirastan feragat sözleşmesine dayalı tapu iptal-tescil davasının reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalılar vekilleri tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 23.6.2009 Salı günü saat 9.25 de daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hakimi S... A...'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası ve mirastan feragat sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davanın kabulüne, mirastan feragat sözleşmesine dayalı davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; mirasbırakanın davalılardan K...’e yapmış olduğu temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu mahkemece saptanmak suretiyle davanın kabul edilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. O halde, davalıların tüm temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Davacının temyiz itirazlarına gelince; mirasbırakan S...’in tüm mirasçılarının da katılımı ile Malkara Noterliğinin 9.2.1989 tarihinde düzenlenen sözleşme ile K... dışındaki davalılar miras haklarından feragat etmişlerdir. Anılan bu mirastan feragat sözleşmesi resmi olarak yapıldığı için 11.2.1959 tarih 16/14 sayılı İnançları Birleştirme Kararı gereğince geçerli olup bunların mirastan kaynaklanan haklarının Türk Medeni Kanununun 528 ve devam eden hükümleri gereğince davacı durumunda bulunan mirasçı Mahmut’a geçeceği sabittir.
Öyleyse yapılan sözleşmenin feragat edenin mirasçılarını bağlamayacağı söylenemez.
Öte yandan, mirasbırakanın yapmış olduğu muvazaalı işlemin yok hükmünde olacağı ve baştan itibaren geçersiz bulunduğu gözetildiğinde mirastan feragat sözleşmesine hukuki netice bağlanması gerekeceği tartışmasızdır.
O halde, davanın taşınmazların tümü itibariyle kabulüne karar verilmesi gerekirken davacının miras payı oranında iptal ve tesciline karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.06.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Hukuk
Mirastan feragat sözleşmesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Karşılıksız (ivazsız) feragat, feragat edenin altsoyunu da etkiler.
B) Karşılıklı (ivazlı) feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için sonuç doğurmaz.
C) Karşılıklı (ivazlı) feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.
D) Feragat sözleşmesi adi yazılı şekilde yapılabilir.