4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 557

Türk Medeni Kanunu 557. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 557- Aşağıdaki sebeplerle ölüme bağlı bir tasarrufun iptali için dava açılabilir: 1. Tasarruf mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa, 2. Tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa, 3. Tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı ise, 4. Tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa. II. Dava hakkı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

20 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2021/5407 E., 2022/6694 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
Hukuk Dairesi vasiyetnamenin iptali yönünden TMK’nın 557. maddesi hükümlerini değerlendirmiş, davacılar vekilinin birden fazla iptal sebebi bildirdiği halde, bunlardan sadece “murisin fiil ehliyetinin olmadığı” iddiasının mahkemece değerlendirilmesi, diğer iptal sebeplerinin incelenmemesini değerlendirer
7. Hukuk Dairesi         2021/5407 E.  ,  2022/6694 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 09/11/2012 gününde verilen dilekçe ile vasiyetnamenin iptali, birleştirilen dava davacıları vekili tarafından birleştirilen dava davalısı aleyhine 08/11/2012 gününde verilen dilekçe ile vasiyetnamenin iptali istenmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; asıl ve birleştirilen davanın reddine dair verilen 20/10/2020 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar-birleştirilen davada davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 08/11/2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar-birleştirilen dava davacıları vekili Av. ... ve Av. ... ile karşı taraftan asıl davada davalı ... vekili Av. ... ve birleştirilen davada davalı ... vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Mahkemece, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 8.400,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin asıl dava davacılarından alınarak asıl dava davalısı ...'a verilmesine, 8.400,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin birleştirilen dava davacılarından alınarak birleştirilen dava davalısı ...'a verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/11/2022 tarihinde oy birliği/çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/10/2020 tarihli kararının temyizi sonrasında, Dairemizce yapılan değerlendirme ile sayın çoğunluk tarafından, temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına dair karar tesis edilmekle, onamaya karşı itirazlarımız aşağıdaki şekilde karşı oy olarak açıklanmıştır. 1-İlk derece mahkemesinde birleştirilerek görülen davalarda davacıların, davalı ... ... ... ve ... ... aleyhine vasiyetnamelerin ayrı ayrı iptaline dair davaların açıldığı, davaların mevcut dosyada birleştirildiği, ilk derece mahkemesinin 2017/373-2020/253 sayılı dosyasında toplanan deliller itibariyle vasiyetnamelerin iptali şartları oluşmadığı için asıl ve birleşen davaların reddine karar verildiği açıktır. Bu ilk kararın temyizi sonrasında dosyanın Yargıtay 3. Hukuk Dairesi tarafından temyizen incelendiği ve 2016/6243-2017/1491 sayılı ilam ile kararın bozulmasına karar verildiği görülmüştür. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi vasiyetnamenin iptali yönünden TMK’nın 557. maddesi hükümlerini değerlendirmiş, davacılar vekilinin birden fazla iptal sebebi bildirdiği halde, bunlardan sadece “murisin fiil ehliyetinin olmadığı” iddiasının mahkemece değerlendirilmesi, diğer iptal sebeplerinin incelenmemesini değerlendirerek, eksik inceleme ile karar verilmesinden dolayı kararı bozduğu belirgindir. 2-Mahkemece dosyanın karar düzeltme talebi olmadığı için 2017/373 numaralı yeni esasına kaydının yapıldığı, bozma ilamına uyulduğu, bozma doğrultusunda bazı incelemeler yapılarak bunun yanında tanıkların dinlendiği ve neticeten temyiz incelemesine konu olan son 20/10/2020 tarihli ikinci kararın tesis edildiği ve bu kararın davacılar vekilince temyiz konusu yapıldığı açık olmakla, tarafımızdan tespit edilen hususlar itibariyle karşı oyumuz açıklanmaya çalışılmıştır. 3-İki ayrı vasiyetnamenin 10/04/2012 tarihinde birbirini takip eden yevmiye numaraları ile (06101 ve 06102) resmi olarak noterde düzenlendiği, ilk vasiyetname ile davalılardan ... isimli şahsa bir apartman dairesi, ikinci vasiyetname ile davalı ... isimli şahsa ise bankada bulunan mevduatın vasiyet edildiği belirgindir. Görünüş itibariyle bütün şekil şartlarına uygun gözüken vasiyetnameler usulünce açılıp okunmuş, davacıların süresinde mevcut iptal davalarını ayrı ayrı açtıkları ve bilahare dosyaların birleştirildiği sabittir. 4-Davacıların, miras bırakan ... İSİMLİ ŞAHSIN KANUNİ MİRASÇILARI OLDUKLARI ve mirasbırakanın da 26/04/2012 tarihinde vefat ettiği hususları mirasçılık belgesinden anlaşılmaktadır. Mirasbırakanın ağır kanser hastası olduğu, ölümünden yaklaşık 15 gün kadar önce bu vasiyetnameleri noterde bizzat düzenlediği, vasiyetnamenin düzenlenmesinden önce de hastanede yattığı ve vasiyetname günü olan 10/04/2012 tarihinden önce hastanede yattığı, çeşitli tedaviler gördüğü ve 10/04/2012 tarihinde hastaneden izin alınarak çıkış yapılıp tekrar aynı gün hastaneye dönüldüğü hususları dosyadaki belge ve bilgilerden anlaşılmaktadır. 5-Bozmadan önceki safhada alınan raporlar itibariyle mirasbırakanın yatmış olduğu hastane dışında başka bir birimden sağlık raporunun alındığı (Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi) bu rapor kullanılarak vasiyetnamelerin tanzim edildiği ve bütün tıbbi belgeler itibariyle adli tıp kurumundan alınan raporlarda da mirasbırakanın akıl sağlığının yerinde olduğu fiil ehliyetine haiz olduğu tespiti sonrasında vasiyetnamenin iptali sebeplerinden birisinin bu şekilde aşıldığı görülmüştür. 6-Mirasbırakanın tasarruf ehliyetinin bulunduğu tespitine dair ilk karar, Yargıtay denetiminden geçmiş ve yerinde bulunmuş ise de, esasen raporun alındığı tarihte mirasbırakanın hastanede yattığı ağır hasta olduğu ve vasiyetnameler düzenlendikten sonra tekrar tedavi gördüğü hastaneye geri döndüğü hususlarının yeterince tartışılmadığı, mirasbırakanın ağrı kesicilerle zorlukla durabildiği hususunun dikkate alınmadığı, mirasbırakanın İstanbul’un Avrupa yakasında yatmış olduğu hastaneye noter getirilebilecek iken veya avrupa yakasındaki bir notere gidilebilecek iken, hangi gerekçe ile meşakat içeren bir yolculuğun tercih edilip asya yakasına geçilmesi, oradaki bir hastaneden rapor alınması ve bir notere gidilmesi hususlarının tartışılmadığı, bu hususun davalılarca ayrı ayrı gerekçelendirilmediği vb. hususlarının hiçbir şekilde mahkemece tartışılmadığı dikkate alındığında esasen, ATK raporlarının sağlıklı verilere dayanılarak düzenlenmediği kanaati tarafımızda oluşmuştur. Bundan dolayı mirasbırakanın ehliyeti hususunun bizce yeniden araştırılması ve bütün dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilmesinin gerekeceği kanaatindeyiz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bozma ilamında fiil ehliyeti dışında kalan hususlarla ilgili iddiaların değerlendirilmesi hususuna işaret etmiş olmakla, tarafların delillerinin toplandığı, özellikle tanıkların dinlendiği ve tanık anlatımlarına göre davanın sonuçlandığı görülmektedir. 7-Özellikle davalı tanıklarının, mirasbırakanın son yıllarında davalılar ile yakınlıklarını açıkladıkları, onunla ilgilendiklerini belirttikleri anlaşılmakta ise de, esas konunun davalıların ayrı ayrı mirasbırakanın son yıllarında ve son anlarında onunla ilgilenip ilgilenmedikleri değil; mirasbırakanı etkileyerek, çevresini sararak, maddi ve manevi olarak baskı altına alıp, mal varlığı yönünden, istemediği bir sonuca ulaştırmak olup olmadığı noktasında toplamaktadır. 8-Bizzat bazı davalı tanıklarının da belirttiği gibi, mirasbırakanın mirasçı olan davacı yakınları ile olan görüşmesinin engellendiği, sürekli başında bulunmak suretiyle yalnız kalması yani serbestçe çevre ile diyalog kurmasının önlendiği ve hatta vasiyetnamelerin düzenlenmesinin başlangıcında, yapılması aşamasında bizzat mirasbırakanın yanında yer aldıkları açıktır. Yukarıda açıklandığı üzere noterde işlem yapılmak üzere mirasbırakan, hasta vaziyette vücudunda iki ayrı torba bulunduğu, sürekli ağrı kesici alarak durabildiği bir ortamdan aynı gün içinde İstanbul gibi metropol bir şehirde bir kıtadan bir kıtaya taşınması, notere gidilmesi, talep üzerine ilgisiz bir hastaneden rapor alınması ve birbirini takip eden iki vasiyetnamede çapraz olacak şekilde davalıların yakınlarının tanık olarak vasiyetnamelerde yer alması hususları ve nihayetinde tekrar avrupa yakasına geçilerek mirasbırakanın tedavi gördüğü hastaneye tekrar yatırılması eylemleri bir bütün olarak düşünüldüğünde bunların akıla, mantığa ve hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı açıkça ortaya çıkmaktadır. 9-Bu açıklamalar gereğince mirasbırakanın hasta vaziyette iken bu durumundan faydalanarak hastane dışına çıkartılması ve tekrar geri getirilmesi sürecinde, saatler itibariyle büyük bir baskı altında olduğu, iradesinin örselendiği, vasiyetname yapmaya mecbur edildiği açık bulunmakla öncelikle vasiyetnamenin iptali sebepleri itibariyle yanıltıldığı, zorlandığı, tasarruf ehliyetinin baskı altına alındığı ve böylece TMK’nın 557. maddesi hükümleri gereğince iptal davası şartlarının oluştuğu hususu sabit olmakla, öncelikle bu yönden davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi yanlış olmuştur. 10-TMK’nın 557. maddesinin son fıkrası itibariyle “Kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılması” yönünden de vasiyetnameler tartışmalıdır. Özellikle TMK’nın 536. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen konunun olayımızda yeterince tartışılmadığı ve bu yönden de vasiyetnamenin geçerli olmadığı hususu da açıktır. Çünkü ikinci fıkrada “bu kişilerin eşlerine” ibaresinin Yargıtay uygulamasında ve doktrinde farklı değerlendirildiği, bazı hallerde dar yorumlandığı bazen de geniş olarak yorumlandığı açıktır. Özellikle Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bu davalara baktığı sırada istikrar kazanmış içtihatlarında bu maddenin önceki ve yeni metinlerinin karşılaştırıldığı ve eşler tabirinin kardeşlerinin eşlerine şeklinde anlaşıldığı ve bundan dolayı bu tür vasiyetnamelerin geçersiz olduğunun açıklandığı belirtilmiş olup; buna göre davalılardan ... ... lehine düzenlenen vasiyetnamede tanık olan ...’ın alacaklının kardeşi olan ...’ın eşi olduğu açık olup nüfus kayıtları ile belirgin olup bu durumda vasiyetnamenin bu kısmının iptalinin gerekeceği TMK’nın 558/2 maddesi gereğince açık olmakla bu hususun dikkate alınmaması da bozma sebebidir. 11- Yukarıda belirtildiği şekilde ortada iki ayrı kişiye iki ayrı mal varlığının vasiyet edilmesi şeklinde sanki birbirinden bağımsız vasiyetnameler varmış gibi bir durum yaratılmaya çalışılmış ise de, gerek ayrı ayrı açılan davaların birlikte dinlenmesi ve gerekse tanıkların davalılar itibariyle ortak olarak gösterilmesi ve dinlenilmesi eylemleri yanında, yukarıda belirtilen çok sayıdaki hakkaniyete aykırı eylemler sebebi ile davalıların esasen fikir ve eylem birliği içerisinde oldukları açıktır. Doktrinde doktor ... ...’ın Türk Hukukunda Resmi Vasiyetname isimli, 2020 tarihli doktora tezinin 301. maddesinde belirtildiği gibi “fakat aynı anda kanuna karşı hilenin de önüne geçilmesi zorunludur. Şöyle ki, her ne kadar fıkra lafzında sadece mirasbırakanın, vasiyetnameye iştirak eden memur ve tanığa yine aynı vasiyetname ile kazandırmada bulunmasını yasak getirilmiş ise de, aynı nitelikteki sonuca kanunun açıkça dolanılması yöntemiyle varılmasına mani olmak gerekmektedir. Örneğin mirasbırakan M’nin, N noterliğinde aynı tarihte ve ard ... veya çok yakın yevmiye numaralarıyla düzenlediği, TMK md. 544/1 uyarınca birbirlerini tamamlayan ve aynı anda geçerli kalabilecek içerikte iki resmi vasiyetnameden ilkinde, ikinci resmi vasiyetnamenin tanıklarına ve ikincisinde ise ilk resmi vasiyetnameye katılan tanıklara kazandırma yapması halinde, şekli yorumla bir kazandırma yasağından bahsedilmemekle birlikte, kanun koyucunun muradı ve fıkrasının muhafazasına çalıştığı normun konuma amacı bir bütün olarak gözetildiğinde, somut olayın özellikleri irdelenmek suretiyle söz konusu kazandırmaların da TMK md. 536/2 kapsamında kaldığı kabul edilerek vasiyetnamelerin bu kısımlarının iptalinden bahsedilebilir... Bu noktada şeklen bir aykırılık bulunmadığından vasiyetname içi olgularla bir sonuca varılması mümkün olamayacağından, yapılan kazandırmaların FIKRA KAPSAMINDA KALDIĞI HUSUSU KANIMIZCA VASİYETNAME DIŞI OLGULARLA İDDİA VE İSPAT EDİLEBİLİR.” denilerek yapılan açıklamaların esasen olayımızla tam bir örtüşme gösterdiği görülmektedir. Bundan dolayı hilenin her türlü delil ile ispatı mümkündür. 12- Vasiyetnameler hususunda doktrinde genel olarak favor testamenti ilkesi doğrultusunda tercihin, maddi anlamda ölüme bağlı tasarrufun ayakta tutulmasından yana kullanılması gerekeceği açıklanmakta ise de, yukarıda belirtilen görüş doğrultusunda açık olan kanuna karşı hilenin korunmaması gerekeceği kanaatini bizde taşımaktayız. 13- Vasiyetnameler incelendiğinde alacaklı ... ... ...’ın eşi olan ...’ın, diğer vasiyetname alacaklısı ...’e ait vasiyette şahit olduğu; vasiyet alacaklısı ...’in kardeşinin eşi olan ... ... ...’ın ise diğer alacaklı ...’e ait vasiyetnamede eşi ile birlikte yer aldığı ve böylece her iki alacaklının yakınlarının çapraz olarak birbirini takip eden vasiyetnamelerde şahit olarak yer aldıkları nüfus kayıtları ile sabittir. Alacaklılar arasındaki el ve işbirliği bu eylemden sabit olduğu gibi, alacaklıların, başkaca tarafsız tanık bulamadıkları, birbirlerinin yakınlarını vasiyetnamelerde tanık olarak kullandıkları ve hatta yukarıda belirtildiği gibi vasiyetname düzenlenirken alacaklıların bizzat bu sırada hazır bulundukları hususları dikkate alındığında her iki vasiyetnamenin TMK’nın 536/2 maddesi gereğince şekle aykırılıktan dolayı ayrı ayrı iptalinin gerekeceği açıktır. 14-Bütün bu açıklamalar gereğince ağır hasta, çaresiz ve ağrılar içinde bulunan mirasbırakanın hastaneden davalılar tarafından çıkartılıp İstanbul’da çok uzak bir mesafeye götürülüp, hastalığından bahsedilmeksizin sanki normal bir insan gibi rapor almak, bu raporla birlikte yine uzakta bulunan bir notere gidilip, davalıların yakınları ile birlikte vasiyetnameler düzenlenmesi açıkça kanuna karşı hile niteliğinde, hukuka, ahlak ve adaba aykırı zincirleme bir eylem niteliğinde bulunmakla, davalıların haksız kazanç elde ettiğine yönelik fikir ve eylem birliklerinin hukukça korunamayacağı ilkesi esas alınarak vasiyetnamelerin iptali gerekirken, buna yönelik açılan davaların ayrı ayrı reddine karar verilmesi açık bir yanlışlık olmakla hükmün bozulması gerektiği kanaati ile, sayın çoğunluğun kararına muhalifim.

Diğer kararlar (4)

3. Hukuk Dairesi, 2014/15477 E., 2015/11284 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varADALAR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
yetnamenin murisin hür iradesi ürünü olmadığını, vasiyetnamenin murisin babasının baskı ve tehditleri altında düzenlendiğinin anlaşılmış olduğunu, bu sebeple geçersiz olan vasiyetnamenin iptalini talep etmek zorunluluğunun doğmuş olduğunu, Türk Medeni Kanunu'nun 557/2-3.maddeleri gereğince,davaya konu vasiyetnamenin, korkutma veya zorlama nedeniyle serbest irade ürünü olmadığı gibi, içerik itibari
3. Hukuk Dairesi         2014/15477 E.  ,  2015/11284 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ADALAR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/02/2014 NUMARASI : 2010/188-2014/19 Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı S.. M.. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin 28/01/2010 tarihinde vefat eden Z.. K..'in kızı ve murisin tek yasal mirasçısı olduğunu, murisin ölümü ile birlikte tüm mirasın davalı C.. K..'e bırakıldığı yönündeki 17/09/1967 tarihli el yazısı vasiyetnamesinin, Adalar Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/74 Esas sayılı dosyası ile açılıp okunmuş olduğun, müvekkilinin doğumundan itibaren sürekli annesi ile birlikte yaşamış olduğunu, şu anda 52 yaşında olan ve hiç evlenmeyen müvekkilinin, ölümüne kadar annesine bakıp gözetmiş olduğunu, kendisinin her türlü ihtiyacını karşılamış olduğunu, anne kızın uzun yıllar birbirlerine destek olmuş olduklarını, hayatı paylaşmış olduklarını, dava konusu vasiyetnameyi annesinin ölümünden sonra öğrenen müvekkilinin, büyük şok yaşamış olduğunu, fakat konunun detaylı araştırmasında, vasiyetnamenin murisin hür iradesi ürünü olmadığını, vasiyetnamenin murisin babasının baskı ve tehditleri altında düzenlendiğinin anlaşılmış olduğunu, bu sebeple geçersiz olan vasiyetnamenin iptalini talep etmek zorunluluğunun doğmuş olduğunu, Türk Medeni Kanunu'nun 557/2-3.maddeleri gereğince,davaya konu vasiyetnamenin, korkutma veya zorlama nedeniyle serbest irade ürünü olmadığı gibi, içerik itibariyle de hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu, zira Türk Medeni Kanunu'nun 557/2-3.madde fıkralarına aykırı olan vasiyetnamenin geçersiz olduğunun sayısız delil ve belgelerle sabit olduğunu, el yazısı vasiyetnamenin iki yerinde murisin babası A... K...'in isminin meslek ünvanı ile birlikte uzun bir şekilde yazılmış olduğunu, vasiyetnamenin birinci sayfasının içeriğinde; "Babam Emekli Tümgeneral A.. K.." şeklinde yer alan ifadenin, vasiyetnamenin ikinci sayfası son bölümünde yer alan imza kısmında da aynen yazılmış olduğunu, yani murisin imzasını "Emekli Veteriner Tümgeneral A.. K.. kızı" sıfatıyla atmış olduğunu, murisin gazeteci olduğunu ve diğer hiçbir yazışmasında bu sıfatı kullanmazken vasiyetnamenin iki yerinde birden babasının adını meslek ünvanı ile birlikte yazmasının vasiyetnameyi tek başına düzenlemediğinin açıkça görülmekte olduğunu, bu durumun vasiyetnamenin emekli asker olan, sert ve otoriter babanın baskısıyla düzenlediğinin başka bir kanıtı olduğunu belirterek; murisin ikrah, tehdit ve manevi baskı altında düzenlemiş olduğu kanuna, hukuka ve ahlaka açıkça aykırı olan el yazısı vasiyetnamesinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir Davalı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu vekili dilekçesinde , öncelikle vasiyetname tarihinin 17/09/1967 olduğunu, davacının 1958 yılında doğduğunu, dava tarihinde 52 yaşında olduğu dikkate alındığında, TMK'nun 559.maddesi gereğince, davacının vasiyetname ile yapılan tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği zamanın, murisin ölüm tarihi olan 28/01/2010 tarihinden sonra olduğu iddiası akla, mantığa ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve hak düşürücü süre olan dava açma süresinin aşılmış olduğunu, ölüme bağlı tasarrufların iptal koşullarının TMK'nun 557 maddesinde sınırlı olarak sayıldığını, murisin 17/09/1967 tanzim tarihli el yazısı vasiyetnameyi ağır baskı, zorlama ve korku altında düzenlenmiş olduğu, tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemelerin hukuka veya ahlaka aykırı olduğu iddiasının, somut ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, iddianın tümü ile subjektif yorumlara dayanmakta olduğunu, murisin vasiyetnamede kendi maliki olduğu mallardan söz etmemiş olduğunu, vasiyetname tarihinde belirtmediği "babasının ölümü ile annesine ve kendisine intikal edecek olan bütün malvarlığımı C.. K..'e bırakıyorum, o öldüğü ve annesinin, kendisinin hayatta olmadığı, C.. K..'in çocukları hayatta bulunmadığı takdirde, bütün emlak, akar ve nakdi Çocuk Esirgeme Kurumuna bırakıyorum" şeklinde kendisine intikal edecek mallarla ilgili tevcihlerde bulunmuş olduğunu, vasiyetnamenin el yazısı ile düzenlenmiş olduğunu, noter tarafından, huzurda şahitlerin imzası alınarak teslim alınmış olduğunu, bu itibarla murisin vasiyetnameyi ağır baskı, zorlama ve korku altında düzenlenmiş olduğu kabul edilse dahi, şahitlerin huzurunda notere teslim edildiği dikkate alındığında, bu iddianın somut ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı K.. M..(C.. K..) vekili dilekçesinde müvekkilinin, murisin İstanbul 3.Noterliği'ne 21/09/1967 tarih ve 7711 yevmiye no ile tevdi ettiği 17/09/1967 tanzim tarihli el yazısı vasiyetnamesi ile "tüm tereke" mirasçısı nasbedildiğini, bu hususun Adalar Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/74 sayılı dosyası ile de sabit bulunduğunu, davacı iddialarının hiç birisinin akla yakın ve kanıtlanabilir olmadığını, diğer yandan Medeni Kanunun 504.maddesi "Miras bırakan yanıldığını, aldatıldığını öğrendiği ya da korkutma veya zorlamanın etkisinden kurtulduğu gönden başlayarak 1 yıl içinde tasarruftan dönmediği taktirde tasarruf geçerli sayılır..." hükmünü taşımakta olduğundan, eğer gerçekten davacının babasının korkusu veya tehdidi söz konusu ise babasının vasiyetnamenin yapılmasından 8,5 ay sonra 02/06/1968 tarihinde vefatı ile bu korku ve baskının ortadan kalktığı kabul edilmesi ve her ne hal altında olursa olsun bundan sonraki bir yıl içinde tasarruftan dönmemesi nedeni ile artık tasarruf geçerli sayılması gerektiğini, bu nedenlerle bu yoldaki iddianın "hak düşürücü süre" itibariyle hukuki dayanağı bulunmamakta olduğunu, hukuka ve kanuna uygun, tüm şekil şartlarını taşıyan, somut olayda M.K. 504 maddesinde sayılan hallerin hiç birinin vaki olmadığını, olsa bile bu hallerin ortadan kalkmasından itibaren bir yıl içerisinde vasiyetten rücu edilmediğini, bu müddetin hak düşürücü bir müddet olduğunu, bu nedenle M.K. 557 maddesi uyarınca iptalinin istenemeyeceği ve vasiyetin toplumun etik kurallarına aykırı olmaması nedeniyle M.K.557/3.maddesi uyarınca da iptalinin istenemeyeceği dikkate alınarak davacının davasının reddine karar verilmesini, mirasın açıldığı tarihte ve sağ olan müvekkil davalının tüm tereke maliki olması nedeniyle yedek mirasçı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nun bu vasfının ve davalı sıfatının ortadan kalktığına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; davacı ile davalı K.. M..(C.. K..) arasında vasiyetnameye konu taşınmazlarla ilgili olarak düzenlenen 26.10.2013 tarihli sulh sözleşmesi gereğince davanın tescil davasına dönüştürülmesini talep ve kabul ettikleri gerekçesiyle, usul ekonomisi bakımından tarafların taleplerinin kabulüne karar verilerek 26/10/2013 tarihli sulh sözleşmesinin onanmasına ve muris Z.. K.. adına tapuda kayıtlı bulunan İstanbul İli, A... İlçesi, C... Mah. G... Mevkii, ... Ada, ... parsel sayılı bahçeli kagir apartman nitelikli gayrimenkulün 130/200 hissesi, İstanbul İli, Ş... İlçesi, T.. Mah, .. ada, ... parselde kayıtlı .. nolu bağımsız nitelikli daire, murisin babası A.. K.. adına kayıtlı Sakarya İli S..., A...köyü ... parsel nolu arsanın 7/21 hissesi, murisin annesi D... K... adına kayıtlı Sakarya İli S..., A... köyü ... parsel nolu tarlanın 1/4 hissesi tapu kaydının iptali ile sulh sözleşmesinde belirtilen şekilde 1/2 oranında davacı Ü.. K.. ile davalı K.. M.. adına tapuya tescil ve kaydına karar verilmiş, hüküm davalı S.. M.. vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davalı S.. M.. vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Mahkeme hüküm fıkrasında tarafların talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar vermekle yükümlüdür. Somut olayda, davada S.. M.. davalı olarak gösterilmiş olup, mahkemece, davacı ile davalı Klaus(Cahit) arasında düzenlenen sulh sözleşmesi gereğince davanın kabulüne karar verilmiş, ancak davalı olarak gösterilen S.. M.. yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, bu davalı hakkında herhangi bir karar verilmeyerek, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2024/817 E., 2024/4731 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557 ve 558 nci maddeleri.
7. Hukuk Dairesi         2024/817 E.  ,  2024/4731 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2878 E., 2023/2666 K. ASIL DAVADA DAVACI : ... vekili Avukat ... BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DAVACILAR : ... vd. vekili Avukat ... ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DAVALI : ... vekilleri Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 18.12.2017 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/140 E., 2023/210 K. Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 22.10.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilleri Avukat Sevda Er ve Avukat ... ile davalı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların miras bırakanı ...'un 23.11.2017 tarihinde öldüğünü, miras bırakanın sağlığında düzenlediği ... 16. Noterliği 18.02.2014 tarih ve 3522 yevmiye numaralı vasiyetnamesi ile davalıya vasiyette bulunduğunu, dava konusu vasiyetnamenin davalının miras bırakanı aldatması, zorlaması, kandırması sonucu miras bırakanın iradesinin sakatlanarak düzenlendiğini, işlem tarihinde miras bırakanın alzheimer hastası olup, 87 yaşında olduğu, bu nedenle miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunmadığını ileri sürerek vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili asıl ve birleştirilen davalarda cevap dilekçesinde; vasiyetnamenin henüz açılıp okunmadığını, vasiyetnamenin resmi olarak noterde yapıldığını, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunduğunu, iddia edildiği gibi alzheimer rahatsızlığının bulunmadığını, miras bırakanın müvekkili ile diğer mirasçılarına göre daha yakın ilişkilerde bulunduğunu, miras bırakanın bu sevgi ve yakınlık nedeniyle müvekkiline vasiyette bulunduğunu, müvekkilinin miras bırakana yönelik baskı ve zorlamasının olduğuna yönelik iddianın gerçek dışı olduğunu, miras bırakanın vasiyetname tarihinde kendi resmi işlerini tek başına yapabilecek akıl sağlığı ve kudretinde bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu vasiyetnamede TMK'nın 532 ve devamı maddelerine göre tanıkların mevcut olduğu ve söz konusu vasiyetnamenin vasiyet edenin son ve gerçek isteklerini tam olarak karşıladığının belirtildiği, vasiyetnamenin kanunda belirtilen şartlara uygun olduğu, dinlenen tanık beyanlarından miras bırakanın yaşlılığa bağlı olarak bir kısım rahatsızlıklarının bulunduğunun belirtildiği, ancak alınan Adli Tıp Kurumu raporlarına göre miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunduğunun tespit edildiğini, dinlenen tüm tanık beyanlarından miras bırakanın irade bozukluğu altında vasiyetname düzenlediğine ilişkin durumun ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası Adli Tıp Kurumu raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, birleştirilen davada dinlenen tanıkların beyanlarının esas alınmadan rapor düzenlendiğini, İlk Derece Mahkemesinin irade bozukluğu iddiası yönünden denetime elverişli bir karar vermediğini, bilirkişi itirazlarının değerlendirilmediğini, miras bırakana alzheimer teşhisi konduğunu, raporlarda bu hususun yeterince incelenmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz bulunduğunu, hükme esas alınamayacağını, dosyada dinlenen tüm tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere miras bırakanın alzheimer hastalığının vasiyetnamenin düzenlendiği tarihten önce başladığının anlaşıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının müvekkilleri lehine kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları, Adli Tıp Kurumu Raporlarından miras bırakanın vasiyetname tarihinde miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunduğu, vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun olarak düzenlendiği, davacı tarafça ileri sürülen irade fesadı iddialarının dinlenen tanık beyanlarına göre kanıtlanamadığı ,yerel Mahkemece yazılı gerekçe ile asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 198, 266 ve 282 nci maddeleri. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557 ve 558 nci maddeleri. 3. 15.07.2018 tarihinde yürürlüğe giren 30479 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanan 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin (Adli Tıp Kurumu Teşkilat Kararnamesi) 16 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1. Asıl ve birleştirilen dava, miras bırakan ...'un düzenlediği 18.12.2014 tarih ve 03522 yevmiye numaralı vasiyetnamenin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557 nci maddesinde yer alan tasarrufun miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunmadığı sırada ve baskı, zorlama, korkutma ve aldatma sonucu düzenlendiği iddiasına dayalı iptali talebine ilişkindir. 18.10.2022 tarihli Adli Tıp Birinci Üst Kurulunca düzenlenen raporda da miras bırakanın tasarrufun yapıldığı tarihte fiil ehliyetinin olduğu belirtilmiş, İlk Derece Mahkemesince raporlara dayanılarak miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunduğu ve irade sakatlığının da dosya kapsamında tespit edilemediği kanaatine varılarak asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince dosyaya kazandırılan Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunca verilen 30.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda dosyadaki mevcut tüm belgeler sıralandırılmış ve sonuç kısmında ... Hastanesi Psikiyatri Uzmanı ...tarafından imzalı raporda; "...'un işlemin yapıldığı 18.02.2014 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğu" denilmiştir. Anılan raporda sıralanan diğer tıbbi belgeler üzerinde tartışılmadan, yalnızca 18.02.2014 tarihli ... Hastanesi Psikiyatri Uzmanı ...tarafından verilen rapora atıfta bulunulduğu, bilirkişi raporunun bu haliyle açık, bilimsel ve denetime elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Diğer yandan hükme esas alınan 18.10.2022 tarihli Adli Tıp Birinci Üst Kurulunca düzenlenen raporun sonuç bölümünde ise; Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunca verilen 30.12.2019 tarihli bilirkişi raporundan farklı olarak miras bırakanın 02.06.2016 tarihli demans tanısına değinilerek, vasiyetname tarihi olan 18.02.2014 tarihinde verilmiş ... Hastanesi Psikiyatri Uzmanı ...tarafından imzalı rapora göre miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır. 3. Oysa ki, vasiyetname tarihinden sonra konulan demans tanısının, hastalığın ilerleyişi yönünden akit tarihinde bu hastalığın mevcut olup olamayacağı, mevcut olabilecek ise fiil ehliyetinin ne derecede etkileyeceğine yönelik bir değerlendirmede bulunulmadığı gibi Üst Kurulca verilen rapor önceki Adli Tıp Kurulu raporunun tekrarı niteliğinde kalmıştır. Nitekim her iki raporda da sonuç kısımından önce sıralanan tıbbi belgelerin niteliği ve önemi itibarıyla değerlendirmeye alınıp alınmayacağına yönelik herhangi bir tartışmanın yapılmadığı, yalnızca 18.02.2014 tarihli raporun değerlendirmeye alındığı, bu raporun nitelik itibarıyla diğer tıbbi belgelere göre önemi ve niteliği de değerlendirilmemiştir. Kaldı ki dosyada mevcut takip görüntüleme bilgilerinde ... ...Tıp Merkezi 12.03.2015 ve 07.04.2015 tarihli Nöroloji branşınca kesin olarak konulan tanıda ...'un bunama, alzheimer ve depresif nöbetinin olduğu, ileri derecede demans teşhis edildiği,... Devlet Hastanesi 06.05.2015, 11.08.2015 ve 30.11.2015 tarihli tanılarında ise ... hakkında alzheimer ve orta depresif nöbet tanılarının konulduğu anlaşılmaktadır. Adli Tıp Kurulu raporlarında ise bu tanıların üzerinde durulmak suretiyle hastalığın niteliği, ilerleyişi ve tanı tarihleri de esas alınmak suretiyle ayrıntılı değerlendirme ve tartışmada bulunulmadan rapor düzenlendiği görülmektedir. 4. Öte yandan dosyada mevcut nöroloji uzmanı Prof Dr. ... ...tarafından düzenlenen 16.10.2012 tarihli ayrıntılı sağlık raporunda ise ...'un mevcut şikayetlerinin yazıldığı ve fiziki muayenesinin yapıldığı, raporda dosyada da mevcut olan 16.10.2012 tarihli MR görüntüsü ve buna bağlı olarak düzenlenen Kranyal MR inceleme raporunun tetkik edilerek PRAD teşhisi konulduğu görülmektedir. Bahsi geçen MR görüntüleri ve nöroloji uzmanı Prof Dr. ... ...tarafından düzenlenen rapor tarihinin ise 16.10.2012 olduğu, bu haliyle konulan teşhisin vasiyetname öncesine dayandığı görülmektedir. Bahsi geçen rapor ve tetkiklerin Adli Tıp Kurulu tarafından, ayrıntılı olarak tartışılmak suretiyle değerlendirmeye alınmaksızın rapor düzenlenmiştir. Bu haliyle 18.10.2022 tarihli Adli Tıp Birinci Üst Kurulunca düzenlenen raporun, 15.07.2018 tarihinde yürürlüğe giren 30479 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanan 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 16 ncı maddesi uyarınca dosyadaki mevcut çelişkileri giderecek nitelikte olmadığı, denetime imkan verir nitelikte gerekçelendirilmediği ve karara esas alınamayacağı anlaşılmaktadır. 5. O halde Mahkemece, HMK'nın 282 nci madde hükmü de göz önüne alınarak bilirkişilerin bildirdiği sonuçla bağlı olmaksızın, delillerin değerlendirilmesi, somut olayın özelliklerin ve dosyadaki diğer verilerin de esas alınarak Adli Tıp Kurulu raporlarının Mahkemeyi kesin olarak bağlamadığı düşünülerek, yukarıda açıklananlar ışığında bir değerlendirme yapılmak üzere, nedenlerini açıklayıcı, dosyada mevcut tıbbi belgeler arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde, açık ve bilimsel, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yön göz ardı edilerek, eksik incelemeye dayalı yetersiz Adli Tıp Kurulu raporunun hükme esas alınması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti olan 28.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2022/6462 E., 2024/2644 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTrabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 532, 533, 534, 557, 558 ve 559 uncu maddeleri.
7. Hukuk Dairesi         2022/6462 E.  ,  2024/2644 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1245 E., 2022/1124 K. DAVA TARİHİ : 19.11.2018 SAYISI : 2018/377 E., 2021/357 K. Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkis istemli davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 06.10.2017 tarihinde ölen Fazil Pirim tarafından düzenlenen vasiyetname ile bütün mal varlığının davalıya bırakıldığını, vasiyetnamenin vasiyet edenin tasarruf ehliyeti bulunmadığı sırada yapılmış olduğunu, vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma, zorlama sonucu muris üzerinde baskı kurarak düzenlendiğini, ayrıca vasiyetnamenin kanunda belirtilen şekil şartlarına aykırı yapılmış olduğunu belirterek vasiyetnamenin iptaline, bu talepleri yerinde görülmez ise tenkis taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin vasiyetname düzenlenme sırasında akıl sağlığının yerinde olduğunu, vasiyetnamenin şekil kurallarına uygun yapıldığını, korkutma ve zorlama iddialarının doğru olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ... yargılama sırasında ölmüş, mirasçıları davaya usulüne uygun dahil edilmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İstanbul Adli Tıp Kurumundan alınan rapor uyarınca muris Fazil Pirim’in 05.10.2009 tarihinde fiili ehliyetine haiz olduğunun bildirildiği, vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekilde yapıldığı, vasiyetnamenin yanılma, aldatma ve korkutma sonucu yapıldığının ispat edilemediği, vasiyetnamenin iptalini gerektirecek herhangi bir sebep olmadığı gerekçesiyle davacıların vasiyetnamenin iptali taleplerinin reddine; mirasçı olan davacı kardeşlerin saklı paylarının bulunmadığı gerekçesiyle davacıların terditli olarak açtıkları tenkis davasının da reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, vasiyetnamenin murisin gerçek iradesi ile düzenlemediğini, davalı eş tarafından muris üzerinde sürekli sana kimse bakmaz, seni bırakırım baskısı kurulduğunu, tanık beyanlarına değer verilmediğini, Adli Tıp Kurumdan alınan rapora yapılan itirazların dikkate alınmadığını, vasiyetnamenin geçerlilik şartlarını taşıyıp taşımadığı yönünde bir değerlendirme yapılmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali ve tenkisi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 532, 533, 534, 557, 558 ve 559 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557 inci maddesinde vasiyetnamenin iptali davasının sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup bunlar; tasarrufun mirasbırakanın tasarruf ehliyetinin bulunmadığı bir sırada yapılmış olması; tasarrufun yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması; tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemelerin hukuka veya ahlâka aykırı olması; tasarrufun kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmış olmasıdır. Somut olayda, vasiyetnamenin iptali sebeplerinin davacılar tarafından ispat edilemediği anlaşılmıştır. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine; kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2024/3927 E., 2024/4246 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vasiyetnamedeki imza ve yazıların murisin el ürünü olduğunun anlaşıldığı ve vasiyetnamenin iptali için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 504 ve 557 nci maddelerinde belirtilen şartların oluştuğu hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
7. Hukuk Dairesi         2024/3927 E.  ,  2024/4246 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2795 E., 2024/267 K. DAVACILAR : ... vd. vekilleri Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 25.08.2015 KARAR : Esastan ret TEMYİZ EDENLER : Davacı ... vd. vekili, davacı ... vd. vekili ve davacı ... vd. vekili İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/434 E., 2023/274 K. Taraflar arasındaki el yazılı vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı ... vd. vekili ve davacı ... vd. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vd. vekili, davacı ... vd. vekili ve davacı ... vd. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşma isteminin davanın niteliği gereği reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin muris Fecriye Doğan'ın mirasçısı olduklarını, davalının murisin mirasçısı olmadığını, muris tarafından davalı lehine 14.03.2015 tarihli ''el yazılı vasiyetname'' düzenlendiğini, bu vasiyetnamenin Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/326 E. sayılı dosyasında açılıp okunduğunu, vasiyetnamenin şekil şartlarını taşımadığını, murisin el ürünü olmadığını ve muris üzerinde maddi ve manevi baskı kurulup kandırılarak düzenlendiğini ileri sürerek, vasiyetnamenin iptalini, vasiyet edilen taşınmazlardan müvekkillerine düşen hisselerin adlarına tapuya tescilini ve bankalardaki mevcut paraların müvekkillerine hisseleri oranında paylaştırılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı asıl cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, el yazılı vasiyetnamenin murisin el ürünü olduğunu, şekil şartlarını taşıdığını ve baskı ile imzalanmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vasiyetnamedeki imza ve yazıların murisin el ürünü olduğunun anlaşıldığı ve vasiyetnamenin iptali için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 504 ve 557 nci maddelerinde belirtilen şartların oluştuğu hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vd. vekili ve davacı ... vd. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı ... vd. vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin raporlar arasındaki çelişkiyi gidermeden karar verdiğini, mahkemenin kayıp vasiyetnameyi ararken Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemesine müzekkere yazdığını ancak bu yazının cevabını alamadığını, davada ispat yükünün tarafının değiştiğini, kararın eksik inceleme ve araştırma ile verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. 2. Davacı ... vd. vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin raporlar arasındaki çelişkiyi gidermeden karar verdiğini, mahkemenin kayıp vasiyetnameyi ararken Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemesine müzekkere yazdığını ancak bu yazının cevabını alamadığını, Yerleşik Yargıtay kararlarına göre fotokopi üzerinden imza incelemesi yapılmasının mümkün olmadığını, mahkemece eksik inceleme ve araştırma yapıldığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Üst Kurulundan alınan raporda el yazılı vasiyetnamenin kuvvetle muhtemel murisin el ürünü olduğunun belirlendiği ve vasiyetnamenin iptaline yönelik iddiaların dinlenen tanık beyanları nazara alındığında kanıtlanamadığı anlaşıldığından başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vd. vekili, davacı ... vd. vekili ve davacı ... vd. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vd. vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını aynen tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davacı ... vd. vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarına ek olarak murisin yatağından kalkamayacak durumda iken iradesi sakatlanarak vasiyetname düzenlediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 3. Davacı ... vd. vekili temyiz dilekçesinde; vasiyetname ile murisin günlüğü arasında gözle görülür şekilde farklılıkların bulunduğunu, vasiyetname aslının bulunması halinde mürekkebinden yazının yaşının tespit edilebileceğini, ehliyetin kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen incelenmesi gerektiğini, vasiyetnamenin murisin yaşlılığından yararlanılarak baskı ile düzenlendiğini bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, el yazılı vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 538 ve 557 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ... vd. vekili, davacı ... vd. vekili ve davacı ... vd. vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ... vd. davacılara iadesine, Onama harcı davacı ... ve ...'den peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Mirasbırakan (B)'nin hazırladığı vasiyetnamenin iptal edilmesi için dava açılmak istenmektedir. Aşağıdakilerden hangisi ölüme bağlı tasarrufların iptali sebeplerinden biri değildir?

A) Tasarrufun, mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmış olması.
B) Tasarrufun yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması.
C) Tasarrufun içeriğinin veya bağlandığı koşulların hukuka veya ahlâka aykırı olması.
D) Tasarrufun, kanunda öngörülen şekil şartlarına uyulmadan yapılmış olması.
E) Mirasbırakanın, vasiyetnameyi hazırladıktan sonra bir yıl içinde noter onayı almamış olması.

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol