4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 558

Türk Medeni Kanunu 558. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 558- İptal davası, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir. Dava, ölüme bağlı tasarrufun tamamının veya bir kısmının iptaline ilişkin olabilir. İptal davası, ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanların tasarrufun düzenlenmesine katılmalarının yol açtığı sakatlığa dayandığı takdirde tasarrufun tamamı değil, yalnız bu kazandırmalar iptal edilir. III. Hak düşürücü süreler

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

7 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2024/817 E., 2024/4731 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557 ve 558 nci maddeleri.
7. Hukuk Dairesi         2024/817 E.  ,  2024/4731 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2878 E., 2023/2666 K. ASIL DAVADA DAVACI : ... vekili Avukat ... BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DAVACILAR : ... vd. vekili Avukat ... ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DAVALI : ... vekilleri Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 18.12.2017 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/140 E., 2023/210 K. Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 22.10.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilleri Avukat Sevda Er ve Avukat ... ile davalı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların miras bırakanı ...'un 23.11.2017 tarihinde öldüğünü, miras bırakanın sağlığında düzenlediği ... 16. Noterliği 18.02.2014 tarih ve 3522 yevmiye numaralı vasiyetnamesi ile davalıya vasiyette bulunduğunu, dava konusu vasiyetnamenin davalının miras bırakanı aldatması, zorlaması, kandırması sonucu miras bırakanın iradesinin sakatlanarak düzenlendiğini, işlem tarihinde miras bırakanın alzheimer hastası olup, 87 yaşında olduğu, bu nedenle miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunmadığını ileri sürerek vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili asıl ve birleştirilen davalarda cevap dilekçesinde; vasiyetnamenin henüz açılıp okunmadığını, vasiyetnamenin resmi olarak noterde yapıldığını, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunduğunu, iddia edildiği gibi alzheimer rahatsızlığının bulunmadığını, miras bırakanın müvekkili ile diğer mirasçılarına göre daha yakın ilişkilerde bulunduğunu, miras bırakanın bu sevgi ve yakınlık nedeniyle müvekkiline vasiyette bulunduğunu, müvekkilinin miras bırakana yönelik baskı ve zorlamasının olduğuna yönelik iddianın gerçek dışı olduğunu, miras bırakanın vasiyetname tarihinde kendi resmi işlerini tek başına yapabilecek akıl sağlığı ve kudretinde bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu vasiyetnamede TMK'nın 532 ve devamı maddelerine göre tanıkların mevcut olduğu ve söz konusu vasiyetnamenin vasiyet edenin son ve gerçek isteklerini tam olarak karşıladığının belirtildiği, vasiyetnamenin kanunda belirtilen şartlara uygun olduğu, dinlenen tanık beyanlarından miras bırakanın yaşlılığa bağlı olarak bir kısım rahatsızlıklarının bulunduğunun belirtildiği, ancak alınan Adli Tıp Kurumu raporlarına göre miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunduğunun tespit edildiğini, dinlenen tüm tanık beyanlarından miras bırakanın irade bozukluğu altında vasiyetname düzenlediğine ilişkin durumun ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası Adli Tıp Kurumu raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, birleştirilen davada dinlenen tanıkların beyanlarının esas alınmadan rapor düzenlendiğini, İlk Derece Mahkemesinin irade bozukluğu iddiası yönünden denetime elverişli bir karar vermediğini, bilirkişi itirazlarının değerlendirilmediğini, miras bırakana alzheimer teşhisi konduğunu, raporlarda bu hususun yeterince incelenmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz bulunduğunu, hükme esas alınamayacağını, dosyada dinlenen tüm tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere miras bırakanın alzheimer hastalığının vasiyetnamenin düzenlendiği tarihten önce başladığının anlaşıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının müvekkilleri lehine kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları, Adli Tıp Kurumu Raporlarından miras bırakanın vasiyetname tarihinde miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunduğu, vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun olarak düzenlendiği, davacı tarafça ileri sürülen irade fesadı iddialarının dinlenen tanık beyanlarına göre kanıtlanamadığı ,yerel Mahkemece yazılı gerekçe ile asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 198, 266 ve 282 nci maddeleri. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557 ve 558 nci maddeleri. 3. 15.07.2018 tarihinde yürürlüğe giren 30479 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanan 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin (Adli Tıp Kurumu Teşkilat Kararnamesi) 16 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1. Asıl ve birleştirilen dava, miras bırakan ...'un düzenlediği 18.12.2014 tarih ve 03522 yevmiye numaralı vasiyetnamenin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557 nci maddesinde yer alan tasarrufun miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunmadığı sırada ve baskı, zorlama, korkutma ve aldatma sonucu düzenlendiği iddiasına dayalı iptali talebine ilişkindir. 18.10.2022 tarihli Adli Tıp Birinci Üst Kurulunca düzenlenen raporda da miras bırakanın tasarrufun yapıldığı tarihte fiil ehliyetinin olduğu belirtilmiş, İlk Derece Mahkemesince raporlara dayanılarak miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunduğu ve irade sakatlığının da dosya kapsamında tespit edilemediği kanaatine varılarak asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince dosyaya kazandırılan Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunca verilen 30.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda dosyadaki mevcut tüm belgeler sıralandırılmış ve sonuç kısmında ... Hastanesi Psikiyatri Uzmanı ...tarafından imzalı raporda; "...'un işlemin yapıldığı 18.02.2014 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğu" denilmiştir. Anılan raporda sıralanan diğer tıbbi belgeler üzerinde tartışılmadan, yalnızca 18.02.2014 tarihli ... Hastanesi Psikiyatri Uzmanı ...tarafından verilen rapora atıfta bulunulduğu, bilirkişi raporunun bu haliyle açık, bilimsel ve denetime elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Diğer yandan hükme esas alınan 18.10.2022 tarihli Adli Tıp Birinci Üst Kurulunca düzenlenen raporun sonuç bölümünde ise; Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunca verilen 30.12.2019 tarihli bilirkişi raporundan farklı olarak miras bırakanın 02.06.2016 tarihli demans tanısına değinilerek, vasiyetname tarihi olan 18.02.2014 tarihinde verilmiş ... Hastanesi Psikiyatri Uzmanı ...tarafından imzalı rapora göre miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır. 3. Oysa ki, vasiyetname tarihinden sonra konulan demans tanısının, hastalığın ilerleyişi yönünden akit tarihinde bu hastalığın mevcut olup olamayacağı, mevcut olabilecek ise fiil ehliyetinin ne derecede etkileyeceğine yönelik bir değerlendirmede bulunulmadığı gibi Üst Kurulca verilen rapor önceki Adli Tıp Kurulu raporunun tekrarı niteliğinde kalmıştır. Nitekim her iki raporda da sonuç kısımından önce sıralanan tıbbi belgelerin niteliği ve önemi itibarıyla değerlendirmeye alınıp alınmayacağına yönelik herhangi bir tartışmanın yapılmadığı, yalnızca 18.02.2014 tarihli raporun değerlendirmeye alındığı, bu raporun nitelik itibarıyla diğer tıbbi belgelere göre önemi ve niteliği de değerlendirilmemiştir. Kaldı ki dosyada mevcut takip görüntüleme bilgilerinde ... ...Tıp Merkezi 12.03.2015 ve 07.04.2015 tarihli Nöroloji branşınca kesin olarak konulan tanıda ...'un bunama, alzheimer ve depresif nöbetinin olduğu, ileri derecede demans teşhis edildiği,... Devlet Hastanesi 06.05.2015, 11.08.2015 ve 30.11.2015 tarihli tanılarında ise ... hakkında alzheimer ve orta depresif nöbet tanılarının konulduğu anlaşılmaktadır. Adli Tıp Kurulu raporlarında ise bu tanıların üzerinde durulmak suretiyle hastalığın niteliği, ilerleyişi ve tanı tarihleri de esas alınmak suretiyle ayrıntılı değerlendirme ve tartışmada bulunulmadan rapor düzenlendiği görülmektedir. 4. Öte yandan dosyada mevcut nöroloji uzmanı Prof Dr. ... ...tarafından düzenlenen 16.10.2012 tarihli ayrıntılı sağlık raporunda ise ...'un mevcut şikayetlerinin yazıldığı ve fiziki muayenesinin yapıldığı, raporda dosyada da mevcut olan 16.10.2012 tarihli MR görüntüsü ve buna bağlı olarak düzenlenen Kranyal MR inceleme raporunun tetkik edilerek PRAD teşhisi konulduğu görülmektedir. Bahsi geçen MR görüntüleri ve nöroloji uzmanı Prof Dr. ... ...tarafından düzenlenen rapor tarihinin ise 16.10.2012 olduğu, bu haliyle konulan teşhisin vasiyetname öncesine dayandığı görülmektedir. Bahsi geçen rapor ve tetkiklerin Adli Tıp Kurulu tarafından, ayrıntılı olarak tartışılmak suretiyle değerlendirmeye alınmaksızın rapor düzenlenmiştir. Bu haliyle 18.10.2022 tarihli Adli Tıp Birinci Üst Kurulunca düzenlenen raporun, 15.07.2018 tarihinde yürürlüğe giren 30479 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanan 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 16 ncı maddesi uyarınca dosyadaki mevcut çelişkileri giderecek nitelikte olmadığı, denetime imkan verir nitelikte gerekçelendirilmediği ve karara esas alınamayacağı anlaşılmaktadır. 5. O halde Mahkemece, HMK'nın 282 nci madde hükmü de göz önüne alınarak bilirkişilerin bildirdiği sonuçla bağlı olmaksızın, delillerin değerlendirilmesi, somut olayın özelliklerin ve dosyadaki diğer verilerin de esas alınarak Adli Tıp Kurulu raporlarının Mahkemeyi kesin olarak bağlamadığı düşünülerek, yukarıda açıklananlar ışığında bir değerlendirme yapılmak üzere, nedenlerini açıklayıcı, dosyada mevcut tıbbi belgeler arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde, açık ve bilimsel, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yön göz ardı edilerek, eksik incelemeye dayalı yetersiz Adli Tıp Kurulu raporunun hükme esas alınması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti olan 28.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

7. Hukuk Dairesi, 2022/6462 E., 2024/2644 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTrabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 532, 533, 534, 557, 558 ve 559 uncu maddeleri.
7. Hukuk Dairesi         2022/6462 E.  ,  2024/2644 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1245 E., 2022/1124 K. DAVA TARİHİ : 19.11.2018 SAYISI : 2018/377 E., 2021/357 K. Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkis istemli davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 06.10.2017 tarihinde ölen Fazil Pirim tarafından düzenlenen vasiyetname ile bütün mal varlığının davalıya bırakıldığını, vasiyetnamenin vasiyet edenin tasarruf ehliyeti bulunmadığı sırada yapılmış olduğunu, vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma, zorlama sonucu muris üzerinde baskı kurarak düzenlendiğini, ayrıca vasiyetnamenin kanunda belirtilen şekil şartlarına aykırı yapılmış olduğunu belirterek vasiyetnamenin iptaline, bu talepleri yerinde görülmez ise tenkis taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin vasiyetname düzenlenme sırasında akıl sağlığının yerinde olduğunu, vasiyetnamenin şekil kurallarına uygun yapıldığını, korkutma ve zorlama iddialarının doğru olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ... yargılama sırasında ölmüş, mirasçıları davaya usulüne uygun dahil edilmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İstanbul Adli Tıp Kurumundan alınan rapor uyarınca muris Fazil Pirim’in 05.10.2009 tarihinde fiili ehliyetine haiz olduğunun bildirildiği, vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekilde yapıldığı, vasiyetnamenin yanılma, aldatma ve korkutma sonucu yapıldığının ispat edilemediği, vasiyetnamenin iptalini gerektirecek herhangi bir sebep olmadığı gerekçesiyle davacıların vasiyetnamenin iptali taleplerinin reddine; mirasçı olan davacı kardeşlerin saklı paylarının bulunmadığı gerekçesiyle davacıların terditli olarak açtıkları tenkis davasının da reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, vasiyetnamenin murisin gerçek iradesi ile düzenlemediğini, davalı eş tarafından muris üzerinde sürekli sana kimse bakmaz, seni bırakırım baskısı kurulduğunu, tanık beyanlarına değer verilmediğini, Adli Tıp Kurumdan alınan rapora yapılan itirazların dikkate alınmadığını, vasiyetnamenin geçerlilik şartlarını taşıyıp taşımadığı yönünde bir değerlendirme yapılmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali ve tenkisi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 532, 533, 534, 557, 558 ve 559 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557 inci maddesinde vasiyetnamenin iptali davasının sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup bunlar; tasarrufun mirasbırakanın tasarruf ehliyetinin bulunmadığı bir sırada yapılmış olması; tasarrufun yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması; tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemelerin hukuka veya ahlâka aykırı olması; tasarrufun kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmış olmasıdır. Somut olayda, vasiyetnamenin iptali sebeplerinin davacılar tarafından ispat edilemediği anlaşılmıştır. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine; kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2023/4252 E., 2024/4031 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369’uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557, 558, 559, 560 ve 561 inci maddeleri.
7. Hukuk Dairesi         2023/4252 E.  ,  2024/4031 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1148 E., 2023/1406 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Turgutlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/5 E., 2020/58 K. Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali, terditli olarak tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın asıl talep yönünden reddine, terditli talebin kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin babasının vasiyetname yolu ile ... mahallesi, 2038 ada 277 parselde bulunan zemin kat 2 No.lu bağımsız bölümü eşi ...'a bıraktığını, bu vasiyetnamenin Turgutlu Sulh Hukuk Mahkemesinde açılıp okunduğunu, davalının murisin ikinci eşi olduğunu, murisin vasiyetnameyi yapmayı gerektirecek durumunun olmadığını, davalının zorlama ve baskıları ile vasiyetnamenin düzenlendiğini ileri sürerek; dava konusu vasiyetnamenin iptaline, olmadığı takdirde vasiyetnamenin miras hakkından kaynaklanan saklı payları bertaraf ettiğinden tenkise karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacıların taleplerinin yersiz ve haksız olduğunu, müvekkili ile muris eşinin bağlarının çok kuvvetli olduğunu, murisin bu nedenle dava konusu taşınmazı müvekkiline vasiyet ettiğini, vasiyetnamenin tamamen hukuk ve usule uygun olarak doktor raporu alınarak düzenlendiğini, davacıların iddia ettiği gibi bir zorlama ve baskının olmadığını, davacıların iddialarının gerçek dışı olduğunu ve mal hırsından ve davalıya karşı önyargılı bir davranış içinde olmalarından kaynaklandığını, davacıların tenkis taleplerine ilişkin olarak söz konusu tasarrufun tamamen murisin davalıya karşı olan minnet, sevgi ve saygının karşılığı olduğunu, kendisine bakılmasının ve ilgilenilmesinin bir karşılığı olarak devredildiğini, bu şekilde yapılan ölüme bağlı tasarrufların iptal edilemeyeceği ve tenkise tabi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile davanın asıl talep yönünden reddine, terditli talep yönünden kabulü ile 3.948,12 TL'şer bedelin 17.12.2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak her bir davacıya ayrı ayrı verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B. İstinaf Nedenleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;vasiyetnamenin iptali talebi yönünden davanın reddine dair verilen kararı istinaf ettiklerini, davalı ile murisin ikinci bir evlilik gerçekleştirdiklerini, davalının, murisin ölmeden önce son bir yılını tedavi altında geçirdiğini fırsat bilerek onu baskı altına aldığını ve vasiyetnameye konu evi kendisine vasiyet ettirdiğini, murisin böyle bir ölüme bağlı tasarruf yapmaya normal şartlar altında hiçbir ihtiyacının bulunmadığını, davalının ise ölüme bağlı tasarruf hususunda murisi baskı altına aldığını, murisin de kendisine bakılmayacağı korkusu ile bu işlemi yapmak zorunda kaldığını, söz konusu vasiyetnamenin baskı ve tehditler sonucunda ve murisin kalp ameliyatı olduktan sonra yapıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 4721 sayılı TMK'nın 557 nci maddesine dayalı vasiyetnamenin iptali, terditli olarak tenkis istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369’uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557, 558, 559, 560 ve 561 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2022/3366 E., 2023/5522 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 557, 558 ve 559 uncu maddeleri.
7. Hukuk Dairesi         2022/3366 E.  ,  2023/5522 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1422 E., 2022/542 K. KARAR : Başvurunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/93 Esas, 2020/65 Karar Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; mirasbırakan ...'nın 29.07.2015 tarihinde vefat ettiği, mirasbırakanın düzenlediği Beyoğlu 24. Noterliği 20/10/2005 tarihli ve 26805 yevmiye No.lu vasiyetnamenin yasal şartlara uymadığını, mirasbırakanın ölmeden önce 15.01.2015 tarihinde ayırt etme gücünden yoksun ve sürekli bakıma muhtaç olduğu gerekçeleriyle bunama (demans) teşhisi konularak kendisine vasi tayin edildiğini, tasarruf ehliyeti olmadığı halde mirasbırakanın ikna edilerek vasiyetname düzenlettirildiği ileri sürerek dava konusu vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; vasiyetname düzenlendiği tarihte uzman doktor tarafından mirasbırakanın hukuki ehliyeti bulunduğuna dair rapor düzenlendiği, vasiyetnamenin düzenlenmesinden 9 yıl sonra mirasbırakanın kısıtlanmasının vasiyetnamenin geçerliliğinin etkilemeyeceğini, mirasbırakanın ... iradesiyle vasiyetname düzenlediğini, ayrıca vasiyetnamede davacıya da 7 adet iş yeri bıraktığını, bu nedenle saklı paya tecavüzde bulunulmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mirasbırakan hakkında düzenlenen tüm raporlarda 20.10.2005 tarihinde fiil ehliyetine sahip olduğunun belirlendiği, mirasbırakanın vasiyetnameyi üçüncü şahısların baskı ve etkisi altında da düzenlemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mirasbırakanın son evreye gelmiş alzheimer hastalığı nedeniyle vefat ettiğini, davalıların ise mirasbırakanın ölümünden önce 10 yıl boyunca hastalığını gizlediğini, mirasbırakanın vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte temyiz kudretinin bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun 23.02.2018 tarihli raporu ile Adli Tıp Kurumu Adli Tıp Birinci Üst Kurulunun 18.06.2019 tarihli raporunda; mirasbırakan ...'nın vasiyetnamenin düzenlendiği 20.10.2005 tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğunun oy birliği ile mütalaa olunduğu, davacı tarafından vasiyetnamenin üçüncü kişilerin baskı ve etkisi altında düzenlendiğini de ispat edilemediği, yerel mahkemece davanın yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 557, 558 ve 559 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2023/1663 E., 2023/2226 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557 inci ve 558 inci maddeleri.
7. Hukuk Dairesi         2023/1663 E.  ,  2023/2226 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın bir kısım davacılar vekili ve davacı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların murisi ...'in İstanbul .... Noterliği'nde 14.12.2010 tarih ve 42618 yevmiye numaralı vasiyetname düzenlediğini, murisin vasiyetnameyi ikinci eşi davalı ...'in baskısı ile düzenlediğini, vasiyetname tarihinde murisin 79 yaşında olup bilincinin yerinde olmadığını, murisin vasiyetnamede mirasçılarına bıraktığı Bağcılar'daki 1177 ada 6 parsel sayılı taşınmazın bir kısım hissesinin 1998 yılında bir kısım hissesini ise 2008 yılında davalıya muvazaalı olarak sattığını, ancak bu satış işlemini unutan murisin Bağcılar'da bulunan taşınmazı sanki kendisine aitmiş gibi davalılara taksim ederek vasiyet ettiğini, vasiyetname tarihinde murisin fiil ehliyetinin tam olmadığını, davacıların saklı paylarına tecavüz edildiğinden bahisle vasiyetnamenin iptalini, bu mümkün olmadığı takdirde davacıların saklı paylarının tenkisini talep etmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince 12.07.2021 tarihli tensip tutanağında tenkise yönelik talep tefrik edilmiştir. II. CEVAP Davalı davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumu'nun 27.02.2019 tarihli raporunda dava konusu İstanbul .... Noterliği'nin 14.12.2010 tarih 42618 yevmiye numaralı vasiyetnamenin düzenlendiği tarih itibarı ile miras bırakanın vasiyetname düzenleme ehliyetine haiz olduğunun tespit edildiği, davacıların irade fesadına ilişkin iddiasını somut delillerle ispatlayamadığı da anlaşıldığından vasiyetnamenin iptali talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davacılar vekili ile davacı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili ve davacı ... ayrı ayrı verdikleri istinaf dilekçelerinde özetle; dava konusu vasiyetnamenin davalının zorlama, baskı ve tehdidi sonucu düzenlendiği, İlk Derece Mahkemesince bu hususun araştırılmadığı, nitekim murisin dava konusu vasiyetname ile dairelerin çoğunun davalıya ve murisin davalıdan olan çocuğuna bıraktığını, dava konusu vasiyetnamenin davalının murise yönelik tehditleri üzerine düzenlediğini, bu hususlara ilişkin yeterli araştırma yapılmadan karar verildiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 27.02.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu'nun raporu ile dava konusu vasiyetnamenin düzenlendiği tarih itibarı ile miras bırakanın vasiyetname düzenleme ehliyetine haiz olduğunun tespit edildiği, davacıların irade fesadına ilişkin iddiasını somut delillerle ispatlayamadığı anlaşıldığından, yerel mahkemece vasiyetnamenin iptali isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle bir kısım davacılar vekilinin ve davacı ...'in istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Bir kısım davacılar vekili istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557 inci ve 558 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup bir kısım davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.