4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 559

Türk Medeni Kanunu 559. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 559- İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer. Hükümsüzlük, def"i yoluyla her zaman ileri sürülebilir. B. Tenkis davası I. Koşulları 1. Genel olarak

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

7 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2022/6462 E., 2024/2644 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTrabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 532, 533, 534, 557, 558 ve 559 uncu maddeleri.
7. Hukuk Dairesi         2022/6462 E.  ,  2024/2644 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1245 E., 2022/1124 K. DAVA TARİHİ : 19.11.2018 SAYISI : 2018/377 E., 2021/357 K. Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkis istemli davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 06.10.2017 tarihinde ölen Fazil Pirim tarafından düzenlenen vasiyetname ile bütün mal varlığının davalıya bırakıldığını, vasiyetnamenin vasiyet edenin tasarruf ehliyeti bulunmadığı sırada yapılmış olduğunu, vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma, zorlama sonucu muris üzerinde baskı kurarak düzenlendiğini, ayrıca vasiyetnamenin kanunda belirtilen şekil şartlarına aykırı yapılmış olduğunu belirterek vasiyetnamenin iptaline, bu talepleri yerinde görülmez ise tenkis taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin vasiyetname düzenlenme sırasında akıl sağlığının yerinde olduğunu, vasiyetnamenin şekil kurallarına uygun yapıldığını, korkutma ve zorlama iddialarının doğru olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ... yargılama sırasında ölmüş, mirasçıları davaya usulüne uygun dahil edilmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İstanbul Adli Tıp Kurumundan alınan rapor uyarınca muris Fazil Pirim’in 05.10.2009 tarihinde fiili ehliyetine haiz olduğunun bildirildiği, vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekilde yapıldığı, vasiyetnamenin yanılma, aldatma ve korkutma sonucu yapıldığının ispat edilemediği, vasiyetnamenin iptalini gerektirecek herhangi bir sebep olmadığı gerekçesiyle davacıların vasiyetnamenin iptali taleplerinin reddine; mirasçı olan davacı kardeşlerin saklı paylarının bulunmadığı gerekçesiyle davacıların terditli olarak açtıkları tenkis davasının da reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, vasiyetnamenin murisin gerçek iradesi ile düzenlemediğini, davalı eş tarafından muris üzerinde sürekli sana kimse bakmaz, seni bırakırım baskısı kurulduğunu, tanık beyanlarına değer verilmediğini, Adli Tıp Kurumdan alınan rapora yapılan itirazların dikkate alınmadığını, vasiyetnamenin geçerlilik şartlarını taşıyıp taşımadığı yönünde bir değerlendirme yapılmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali ve tenkisi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 532, 533, 534, 557, 558 ve 559 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557 inci maddesinde vasiyetnamenin iptali davasının sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup bunlar; tasarrufun mirasbırakanın tasarruf ehliyetinin bulunmadığı bir sırada yapılmış olması; tasarrufun yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması; tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemelerin hukuka veya ahlâka aykırı olması; tasarrufun kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmış olmasıdır. Somut olayda, vasiyetnamenin iptali sebeplerinin davacılar tarafından ispat edilemediği anlaşılmıştır. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine; kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

7. Hukuk Dairesi, 2022/7184 E., 2024/746 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 559 uncu ve 571 inci maddeleri.
7. Hukuk Dairesi         2022/7184 E.  ,  2024/746 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1446 E., 2022/1687 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolvadin Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/283 E., 2021/436 K. Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; Noter'de düzenlenen vasiyetnamenin açılması dosyası temyiz edilmiş olduğundan halen derdest olduğunu, davacının yurt dışında yaşadığını, bu nedenle tebligatı ancak aldığını, vasiyetnamenin açılmasına ilişkin duruşmaya katılamadığını, açılan vasiyetnamede hukuka ve usule aykırılıklar bulunduğunu, iptalinin gerektiğini, murisin ölmeden önce hasta iken söz konusu vasiyetnameden dönmek istediğini ve pişman olduğunu söylediğini, lâkin müvekkilinin bu durumu şimdilerde öğrendiğini, murisin söz konusu vasiyetnameden döndüğüne ilişkin yine yasal mirasçı olan murisin eşinde bulunduğunu tahmin ettikleri vasiyetname/tasarruf (sözlü ya da yazılı) olabileceğini, dolayısıyla mahiyet olarak iş bu davaya konu vasiyetnamenin geçersiz olduğunu, düzenlenen vasiyetnameye bakıldığında murisin akli melekelerinin yeterli olduğuna dair raporun aile hekiminden alındığı, bu rapor geçerli olmadığından itibar edilmeyeceğini, vasiyetnamenin iptali mümkün olmadığı takdirde davacının saklı payı oranında tenkisine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; davacının kanunda belirtilen hak düşürücü süre içerisinde davayı açmadığını, vasiyetnamenin açılma dosyasında, davacıya 28.06.2016 tarihinde kalemde bizzat duruşma gününün tebliğ edildiğini, dava dilekçesinde yazan iddiaların hiçbirisinin gerçeği yansıtmadığını, davaya konu vasiyetnamenin muris tarafından düzenlenen tek vasiyetname olduğu, başka bir vasiyetnamenin olmadığını, vasiyetnamede açıkça murisin okuma–yazma bildiğinin yazdığı, muris dava konusu vasiyetnameyi vefatından önce tamamen kendi istek ve iradesi ile yaptığını, murisin vasiyeti yaptığı tarihte 69 yaşında olduğunu, akli melekelerinde hiçbir zafiyet bulunmadığını, buna dair gerekli sağlık raporunun da alındığını, dava konusu vasiyetin gerek şeklen gerekse esasen geçerli olduğunu, davacının saklı payının zedelenme durumunun da söz konusu olmadığını, davanın ve terditli her iki talebin de hak düşürücü süre yönünden reddini, esasa yönelik inceleme yapılacak ise haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin öğrenme tarihinden itibaren değil vasiyetin okunma kararının kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlayacağını belirttiklerini ancak İlk Derece Mahkemesince bu durumun dikkate alınmayarak hatalı karar verildiğini, öncelikle iş bu dosyada taraf teşkilinin usulüne uygun olarak sağlanması gerektiğini, taraf teşkilinin usulüne uygun şekilde sağlanmadan ön inceleme duruşması yapıldığını, yerel mahkemenin usulüne uygun şekilde taraf teşkilini sağladıktan sonra vasiyetnamenin okunması dosyasını iş bu dosyanın arasına alarak kararın kesinleşme şerhini beklemek zorunda olduğunu, sonrasında ise hak düşürücü süre itirazını değerlendirmesi gerektiğini, bu noktada hak düşürücü sürenin vasiyetnamenin okunma kararının kesinleşmesinden itibaren işlediğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararında, Yargıtay ilgili dairesinin görüş değişikliğine giderek 1 yıllık hak düşürücü sürenin, iptal davalarında; davacının vasiyetnameyi, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren başlayacağı görüşünü belirtmiş ise de bu durumu kabul etmenin mümkün olmadığını, yakın tarihe kadar olan yerleşmiş içtihatlarda kesinleşme şartı aranırken bu durumun değişmesinin uygulamada farklılığa yol açacağını, adalet ve hakkaniyet ilkelerine zarar verip belirsizliğe yol açacağını, davacı müvekkilinin tenkis talebinin de vasiyetnamenin iptaline bağlı olduğu gözetildiğinde, vasiyetnamenin iptal talebinin sonucuna göre değerlendirme yapılacağının aşikar olduğunu belirterek istinaf başvurularının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; vasiyetnamenin öğrenme tarihi ile iptali davasının açıldığı tarih arasında bir yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden ve tenkis davasında ise saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren hak düşürücü süre geçtiğinden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle temyiz başvurusunda bulunarak kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 559 uncu ve 571 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2023/4252 E., 2024/4031 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369’uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557, 558, 559, 560 ve 561 inci maddeleri.
7. Hukuk Dairesi         2023/4252 E.  ,  2024/4031 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1148 E., 2023/1406 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Turgutlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/5 E., 2020/58 K. Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali, terditli olarak tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın asıl talep yönünden reddine, terditli talebin kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin babasının vasiyetname yolu ile ... mahallesi, 2038 ada 277 parselde bulunan zemin kat 2 No.lu bağımsız bölümü eşi ...'a bıraktığını, bu vasiyetnamenin Turgutlu Sulh Hukuk Mahkemesinde açılıp okunduğunu, davalının murisin ikinci eşi olduğunu, murisin vasiyetnameyi yapmayı gerektirecek durumunun olmadığını, davalının zorlama ve baskıları ile vasiyetnamenin düzenlendiğini ileri sürerek; dava konusu vasiyetnamenin iptaline, olmadığı takdirde vasiyetnamenin miras hakkından kaynaklanan saklı payları bertaraf ettiğinden tenkise karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacıların taleplerinin yersiz ve haksız olduğunu, müvekkili ile muris eşinin bağlarının çok kuvvetli olduğunu, murisin bu nedenle dava konusu taşınmazı müvekkiline vasiyet ettiğini, vasiyetnamenin tamamen hukuk ve usule uygun olarak doktor raporu alınarak düzenlendiğini, davacıların iddia ettiği gibi bir zorlama ve baskının olmadığını, davacıların iddialarının gerçek dışı olduğunu ve mal hırsından ve davalıya karşı önyargılı bir davranış içinde olmalarından kaynaklandığını, davacıların tenkis taleplerine ilişkin olarak söz konusu tasarrufun tamamen murisin davalıya karşı olan minnet, sevgi ve saygının karşılığı olduğunu, kendisine bakılmasının ve ilgilenilmesinin bir karşılığı olarak devredildiğini, bu şekilde yapılan ölüme bağlı tasarrufların iptal edilemeyeceği ve tenkise tabi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile davanın asıl talep yönünden reddine, terditli talep yönünden kabulü ile 3.948,12 TL'şer bedelin 17.12.2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak her bir davacıya ayrı ayrı verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B. İstinaf Nedenleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;vasiyetnamenin iptali talebi yönünden davanın reddine dair verilen kararı istinaf ettiklerini, davalı ile murisin ikinci bir evlilik gerçekleştirdiklerini, davalının, murisin ölmeden önce son bir yılını tedavi altında geçirdiğini fırsat bilerek onu baskı altına aldığını ve vasiyetnameye konu evi kendisine vasiyet ettirdiğini, murisin böyle bir ölüme bağlı tasarruf yapmaya normal şartlar altında hiçbir ihtiyacının bulunmadığını, davalının ise ölüme bağlı tasarruf hususunda murisi baskı altına aldığını, murisin de kendisine bakılmayacağı korkusu ile bu işlemi yapmak zorunda kaldığını, söz konusu vasiyetnamenin baskı ve tehditler sonucunda ve murisin kalp ameliyatı olduktan sonra yapıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 4721 sayılı TMK'nın 557 nci maddesine dayalı vasiyetnamenin iptali, terditli olarak tenkis istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369’uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557, 558, 559, 560 ve 561 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2022/5539 E., 2024/135 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının d bendi, 115 inci maddesi, 190 ıncı maddesi; 4721 sayılı TMK’nın 6 ncı, 559 uncu, 640 ıncı, 701 inci ve 702 nci maddeleri.
1. Hukuk Dairesi         2022/5539 E.  ,  2024/135 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/68 E., 2021/17 K. DAVALILAR : Hazine vekili Avukat ..., ...Köyü Tüzel Kişiliği DAHİLİ DAVALILAR : ..., ..., ..., ..., ... vekilleri Avukat ... DAVA TARİHİ : ... HÜKÜM : Kabul Taraflar arasında görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; kadastro çalışmaları sırasında ... ilçesi, ...köyü çalışma alanında 358 parsel sayılı taşınmaz içerisinde tespit edilen ve ... Tapulama Mahkemesinin 1986/850 Esas-1065 Karar sayılı hükmü ile tespit harici bırakılan yaklaşık 3.900 m2 yüz ölçümdeki taşınmazın kendisine ait olduğunu, mirasbırakan babasının sağlığında haricen taksim yaptığını ve dava konusu yerin kendisine bırakıldığını, 100 yıllık süreden beri nizasız fasılasız malik sıfatıyla eklemeli zilyet olduğunu ileri sürerek dava konusu yerin adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 23.11.2009 tarihli keşif sırasında, taksim ile ilgili bir belge olup olmadığının ibrazı hususunda, belge söz konusu olmadığı durumda mirasbırakanın veraset ilamında yer alan mirasçıların payları oranında tescili ve mirasçıları davaya dahil etmek üzere süre talebinde bulunmuş, bilahare davacı asıl, 18.04.2019 tarihli keşif sırasında, babası vefat ettikten sonra kendisi ve kardeşlerinin dava konusu taşınmazı kullanmaya devam ettiklerini, kardeşler arasında taksim yapılmadığını beyan etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili; yasal süre içinde dava açılmadığını, davacının iddiasının hukuki dayanağı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemece; davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 14.12.2015 tarihli ve 2015/857 Esas, 2015/15354 Karar sayılı kararıyla; taşınmazın niteliğinin belirlenmesinde esaslı unsur olan hava fotoğrafı uygulaması yapılarak imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı ve taşınmazın ne zamandan beri tarım arazisi olarak kullanıldığının belirlenmemiş olması nedeniyle yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli bulunmadığından bahisle yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi, 3 ziraat mühendisinden oluşan zirai bilirkişi kurulu katılımı ile oluşacak bilirkişi heyeti aracılığıyla keşif yapılması, imar-ihyaya ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının ve bu tarih ile dava tarihi arasında davacı tarafından ekonomik amaca uygun zilyetlikle kazanım şartlarının oluşup oluşmadığının araştırılması, iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 3. Mahkemenin 28.01.2021 tarihli ve 2016/68 Esas, 2021/17 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, dava konusu yerin imar ve ihyasının 1983 yılında tamamlandığı, zilyetliğin 20 yıldan çok daha fazladır devam ettiği, kanunda belirtilen şartların gerçekleşmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın reddi gerektiğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; kadastro tespiti sırasında tescil harici bırakılan taşınmazın tescili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 713/1 inci maddesi; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü ve 17 nci maddeleri. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının d bendi, 115 inci maddesi, 190 ıncı maddesi; 4721 sayılı TMK’nın 6 ncı, 559 uncu, 640 ıncı, 701 inci ve 702 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; 1984 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucu 358 parsel sayılı taşınmazın davacı ve müşterekleri adına tespit ve tescil edildiği, Hazine tarafından ... Tapulama Mahkemesinde davacı ve müşterekleri aleyhine 358 parsel sayılı taşınmazın taşlık, kayalık yerlerden olduğu iddiası ile dava açıldığı, yargılama neticesinde ... Tapulama Mahkemesinin 1986/850 Esas, 1986/1065 Karar sayılı kararı ile 358 parsel sayılı taşınmazın dava konusu 3.900,00 metrekarelik kısmının taşlık, tepe ve bayır olduğu gerekçesi ile ana taşınmazdan ifraz edilerek tescil harici bırakıldığı, kararın 07.05.1987 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. ... Tapulama Mahkemesinin 1986/850 Esas, 1065 Karar sayılı davanın kesinleşme tarihi ile açılan tescil davası arasında zilyetlikle kazanım için gerekli 20 yıllık sürenin bulunduğu açıktır. Davacı ..., ... Tapulama Mahkemesinin 1986/850 Esas, 1986/1065 Karar sayılı hükmü ile tespit harici bırakılan kısım hakkında irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiası ile dava açmıştır. 2. Bilindiği üzere; TMK’nın 599 uncu maddesi hükmü uyarınca miras, mirasbırakanın ölümüyle ve terekenin açılmasıyla mirasçılarına geçer ve mirasçılar terekedeki mallar (menkul-gayrimenkul) üzerinde bu tarih itibarı ile hak sahibi olurlar. Mezkûr Kanun’un 640 ıncı maddesi hükmü gereğince birden çok mirasçının bulunması halinde mirasın intikaliyle paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Böylece, mirasçılar terekeye elbirliği mülkiyeti ile sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere terekeye ait haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. TMK'nın 701 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmüne göre, elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Bir başka ifadeyle, tereke üzerindeki hak sahipliği ortaklardan tek başına hiçbirine ait olmayıp hak sahibi olan ortaklıktır. Bu yasal düzenlemelere göre miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan terekedeki paylar ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara aittir. Tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece mirasçıların terekeye giren mallar (menkul-gayrimenkul) üzerinde somut ve bağımsız payları mevcut değildir. 3. Mirasbırakanın mülkiyet hakkına dayanılan ve terekeye karşı yapılan haksız fiil niteliğindeki davalar dışında terekeye karşı üçüncü kişi konumundaki kişiler aleyhine açılacak ve malvarlığının terekeye döndürülmesi istemini içeren davalarda terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmaları, ayrıca mirasçılardan birisinin terekeye iade şeklinde dava açması halinde de tüm mirasçıların muvafakatlarının sağlanması, aksi takdirde terekenin atanacak temsilci marifetiyle davada temsil edilmesi ve davanın yürütülmesi gerekeceği tartışmasızdır. 4. Somut olaya gelince; davacı haricen taksim yapıldığını, çekişme konusu taşınmazın kendisine kaldığını ileri sürerek tescil harici yerin adına tesciline karar verilmesini istemiş, aşamada davacı vekili, taksim söz konusu olmadığı durumda mirasbırakan Mustafa Uygur'un mirasçılarının payları oranında tescili ve mirasçıları davaya dahil etmek üzere süre talebinde bulunmuş, davacı asıl ise 18.04.2019 tarihli keşif sırasında, babası vefat ettikten sonra kendisi ve kardeşlerinin dava konusu taşınmazı kullanmaya devam ettiklerini, kardeşler arasında taksim yapılmadığını beyan etmiştir. Bu durumda, mirasbırakanın terekesinin el birliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu, davacının dava dilekçesinde adına tescil talebinde bulunduğu, terekeye iade istemi bulunmadığı, dava miras ortaklığı adına açılmadığından diğer mirasçıların davaya dahil edilmeleri veya muvafakatlerinin alınması suretiyle TMK'nın 640 ıncı maddesinde belirtilen dava koşulunun yerine getirildiğinin kabul edilemeyeceği, aktif husumetin sonradan tamamlanabilecek dava şartlarından da olmadığı gözetilerek yapılan açıklamalar doğrultusunda öncelikle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. 5. Hal böyle olunca; davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esas yönünden inceleme yapılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine temsilcisinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2022/3366 E., 2023/5522 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 557, 558 ve 559 uncu maddeleri.
7. Hukuk Dairesi         2022/3366 E.  ,  2023/5522 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1422 E., 2022/542 K. KARAR : Başvurunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/93 Esas, 2020/65 Karar Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; mirasbırakan ...'nın 29.07.2015 tarihinde vefat ettiği, mirasbırakanın düzenlediği Beyoğlu 24. Noterliği 20/10/2005 tarihli ve 26805 yevmiye No.lu vasiyetnamenin yasal şartlara uymadığını, mirasbırakanın ölmeden önce 15.01.2015 tarihinde ayırt etme gücünden yoksun ve sürekli bakıma muhtaç olduğu gerekçeleriyle bunama (demans) teşhisi konularak kendisine vasi tayin edildiğini, tasarruf ehliyeti olmadığı halde mirasbırakanın ikna edilerek vasiyetname düzenlettirildiği ileri sürerek dava konusu vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; vasiyetname düzenlendiği tarihte uzman doktor tarafından mirasbırakanın hukuki ehliyeti bulunduğuna dair rapor düzenlendiği, vasiyetnamenin düzenlenmesinden 9 yıl sonra mirasbırakanın kısıtlanmasının vasiyetnamenin geçerliliğinin etkilemeyeceğini, mirasbırakanın ... iradesiyle vasiyetname düzenlediğini, ayrıca vasiyetnamede davacıya da 7 adet iş yeri bıraktığını, bu nedenle saklı paya tecavüzde bulunulmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mirasbırakan hakkında düzenlenen tüm raporlarda 20.10.2005 tarihinde fiil ehliyetine sahip olduğunun belirlendiği, mirasbırakanın vasiyetnameyi üçüncü şahısların baskı ve etkisi altında da düzenlemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mirasbırakanın son evreye gelmiş alzheimer hastalığı nedeniyle vefat ettiğini, davalıların ise mirasbırakanın ölümünden önce 10 yıl boyunca hastalığını gizlediğini, mirasbırakanın vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte temyiz kudretinin bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun 23.02.2018 tarihli raporu ile Adli Tıp Kurumu Adli Tıp Birinci Üst Kurulunun 18.06.2019 tarihli raporunda; mirasbırakan ...'nın vasiyetnamenin düzenlendiği 20.10.2005 tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğunun oy birliği ile mütalaa olunduğu, davacı tarafından vasiyetnamenin üçüncü kişilerin baskı ve etkisi altında düzenlendiğini de ispat edilemediği, yerel mahkemece davanın yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 557, 558 ve 559 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

Ölüme bağlı tasarrufun iptali davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak kaç yıl geçmekle düşer?

A) 6 ay
B) 1 yıl
C) 2 yıl
D) 5 yıl
E) 10 yıl

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol