4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 565

Türk Medeni Kanunu 565. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 565- Aşağıdaki karşılıksız kazandırmalar, ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tâbidir: 1. Mirasbırakanın, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi, 2. Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar, 3. Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar, 4. Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar. b. Geri verme borcu

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

18 karar eşleşti
1. Hukuk Dairesi, 2021/2468 E., 2022/1390 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
Türk Medeni Kanunu’nun 565. maddesinde tenkise tabi sağlar arası kazandırmaların neler olduğu düzenlenmiş, TMK’nın 565/4.
1. Hukuk Dairesi         2021/2468 E.  ,  2022/1390 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL - TAZMİNAT - TENKİS Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil-tazminat-tenkis istekli dava sonunda Mersin 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26/06/2020 tarihli 2018/180 Esas - 2020/63 Karar sayılı kararı ile davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından istinafı üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 20/05/2021 tarihli 2020/1297 Esas 2021/677 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar yasal süre içerisinde davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 22/02/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı vekili Avukat ...... geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: I. DAVA Davacılar, mirasbırakan ...’nın maliki olduğu dava konusu 193 ada 7 parsel sayılı taşınmazda bulunan 16 no’lu bağımsız bölümü, mirastan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak, gayrı resmi birlikte yaşadığı davalıya satış yoluyla temlik ettiğini, mirasbırakanın taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığı gibi, davalının da alım gücü bulunmadığını ileri sürerek, tapu kaydının miras payları oranında iptali ile adlarına tescilini, olmadığı taktirde bedele hükmedilmesini, bu da olmazsa tenkise karar verilmesini istemişlerdir. II. CEVAP Davalı, mirasbırakan ile 2014 yılından beri birlikte yaşadıklarını, kanser hastası olan mirasbırakana baktığını, davacıların ise ilgilenmediklerini, dava konusu taşınmazla ilgili mirasbırakanla kira sözleşmesi yaptıklarını, mirasbırakanın daha sonra taşınmazı kendisine sattığını, bakım nedeniyle ve minnet duygusuyla satış bedelinin belirlendiğini, satış bedelini ödemek için altınlarını verdiğini ve borçlandığını, işlemin gerçek bir satış olduğunu, mirasbırakanın, mirastan mal kaçırma amacı bulunmadığını, semenin mutlaka para olması gerekmeyip emek ya da hizmet de olabileceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, mirasbırakanın bakım nedeniyle ve minnet duygusuyla davalıya temlikte bulunduğu, semenin mutlaka para olması gerekmeyip, emek ya da hizmet de olabileceği, temlikin ivazlı olup, mirasbırakanın hastalık sürecinde bakımının davalı tarafından gerçekleştirildiği, başkaca mal varlığı da olan mirasbırakanın, mirastan mal kaçırma amacıyla hareket etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF 1. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 2. İstinaf Nedenleri Dava konusu taşınmazın temlikinin gerçek bir satış olmadığını, işlemin muvazaalı olduğunu, mirasbırakanın vicdani sorumluluk gereği taşınmazı davalıya devrettiğinin benimsendiğini, mirasbırakanın satış iradesi olmadığının anlaşıldığını, gerçek bir satış olduğunun davalı tarafça ispatlanamadığını, mirasbırakanın tanınan bir kişi olup, emekli milletvekili olduğunu, mirasbırakanın taşınmazı satmaya ihtiyacı olmadığı gibi davalının da alım gücü bulunmadığını, mirasbırakanın taşınmazı bağışlama saikiyle hareket ettiğini, satış bedeli ödenmediğini, davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, terditli talebin de değerlendirilmediğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. 3. Gerekçe ve Sonuç Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 20/05/2021 tarihli 2020/1297 Esas 2021/677 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle HMK’nin 353/1.b.1. maddesi uyarınca davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ 1.Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Temyiz Nedenleri İstinaf talepli dilekçede ileri sürülen itiraz nedenlerini yineleyerek kararın bozulmasını istemiştir. 3. Gerekçe 3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, satış sözleşmesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat, bu da olmazsa tenkis istemine ilişkindir. 3.2. İlgili Hukuk 3.2.1. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Öte yandan, satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Ancak semenin, bir başka ifade ile malın bedelinin mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet veya bir emek de olabileceği kabul edilmelidir. Esasen muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının, mirasbırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinde kuşku yoktur. 3.2.2. Türk Medeni Kanunu’nun 565. maddesinde tenkise tabi sağlar arası kazandırmaların neler olduğu düzenlenmiş, TMK’nın 565/4. maddesinde, “Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar” bu kapsamda sayılmıştır. 3.2.3. Bilindiği üzere; 6100 Sayılı HMK’nın 362.maddesinde bölge adliye mahkemelerinin temyiz olunamayan kararları düzenlenmiş, 1/a bendinde de miktar veya değeri kırk bin Türk lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar" hükmüne yer verilmiş, 2021 yılı itibarıyla HMK’nin 362/1-a bendinde belirtilen 40.000.00 TL’lik kesinlik sınırı 78.630,00 TL olarak uygulanmaya başlamıştır. Hemen belirtilmelidir ki; pay oranında açılan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp, ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, dava değerinin davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin miras payına isabet eden değer olacağı kuşkusuzdur. Bununla birlikte, tapu iptal ve tenkis talebi aynı taşınmaza ilişkin bulunduğundan tenkis hukuki sebebiyle istenebilecek tazminatın üst sınırı tapu iptal isteğindeki payı geçemez. 3.3. Değerlendirme Somut olayda, dava konusu 16 no’lu bağımsız bölümün dava tarihi itibarıyla keşfen saptanan değeri 318.000,00 TL olup, bu miktardan davacı ...’in 4/16 miras payına isabet eden 79.500,00 TL’nin 2021 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırının üzerinde kaldığı; ancak davacılar...’ın 3/16’şar miras payına isabet eden 59.625,00’er TL’nin, 2021 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, temyiz kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz kabiliyeti bulunmayan kararlar hakkında 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtayca da bir karar verilebileceği açıktır. Yukarıda açıklanan nedenden ötürü, davanın reddine ilişkin hükmü temyiz eden davacılar... yönünden temyiz dilekçesinin değerden reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı ...’in temyiz itirazlarının incelenmesinde; (III.) ve (IV.3.) paragraflardaki gerekçeler yerinde bulunmakla; dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ve özellikle çekişmeli taşınmazın davalıya temlikinin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olmadığı gibi, TMK’nin 565/4. maddesinde belirtildiği şekilde saklı payı ihlal kastıyla da yapılmadığı, semenin mutlaka para olması gerekmeyip, emek ya da hizmet de olabileceği, davalı tarafından yapılan bakım da gözetilmek suretiyle semenin minnet duygusuyla belirlendiği, temlikin ivaz karşılığı olup, karşılıksız kazandırmadan söz edilemeyeceği için tenkis hükümlerinin uygulanamayacağı nazara alındığında, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. VI. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Davacılar ..., ..., ... ve ...'nın temyiz dilekçesinin değerden REDDİNE; 2- Davacı ...’nın yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davalı vekili için 3.815,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınmasına, aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacı ...’dan alınmasına, 22/02/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

1. Hukuk Dairesi, 2021/973 E., 2021/2514 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
mirasbırakan 23.06.2007 tarihinde öldüğüne ve 4721 sayılı TMK’nın 565/3. maddesi uyarınca ölümünden önceki bir yıl içinde adet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar mutlak tenkise tabi olduğuna göre;
1. Hukuk Dairesi         2021/973 E.  ,  2021/2514 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TENKİS Taraflar arasında görülen davada; Davacı, mirasbırakanı ...’ın 625, 671 ve 1082 parsel sayılı taşınmazlarını şartlı bağış yoluyla Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğüne devrettiğini, bilahare idari yoldan çekişmeli taşınmazların davalıya devredildiğini, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı olduğunu ileri sürerek tenkise karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, temliklerin tasarruf nisabını aştığı gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece; ‘‘... mirasbırakan 23.06.2007 tarihinde öldüğüne ve 4721 sayılı TMK’nın 565/3. maddesi uyarınca ölümünden önceki bir yıl içinde adet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar mutlak tenkise tabi olduğuna göre; mirasbırakanın 06.01.1994 tarihinde bağışladığı çekişmeli taşınmazların mutlak tenkise tabi olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. O halde, çekişmeli taşınmazların tenkise tabi olabilmesi için 4721 sayılı TMK’nın 565/4. maddesinde düzenlendiği üzere mirasbırakanın temliki saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığının kanıtlaması gerekmektedir. Somut olaya gelince; mirasbırakanın 06.01.1994 tarihli akit ile, “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğüne ait huzurevine yerleştirilmek ve ücretsiz olarak bakımının yapılması kaydıyla” çekişmeli taşınmazlarını bağışladığı, mirasbırakanın temlik tarihinden ölüm tarihine kadar Balıkesir Huzurevinde bakımının yapıldığı, bu durumda bağışlamanın ivazlı olduğu, mirasbırakanın TMK’nın 565/4. maddesi uyarınca saklı payı zedeleme kastı ile hareket etmediği anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin taktirinde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir....’’ gerekçesi ile bozulmuş,bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. -KARAR- Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davacının yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, davacıdan harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 22/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2017/724 E., 2020/2446 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Öte yandan, mirasbırakan 23.06.2007 tarihinde öldüğüne ve 4721 sayılı TMK’nın 565/3. maddesi uyarınca ölümünden önceki bir yıl içinde adet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar mutlak tenkise tabi olduğuna göre;
1. Hukuk Dairesi         2017/724 E.  ,  2020/2446 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TENKİS Taraflar arasında görülen tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; KARAR Dava, tenkis isteğine ilişkindir. Davacı, mirasbırakanı ...’ın 625, 671 ve 1082 parsel sayılı taşınmazlarını şartlı bağış yoluyla Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğüne devrettiğini, bilahare idari yoldan çekişmeli taşınmazların davalıya devredildiğini, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı olduğunu ileri sürerek tenkise karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, temliklerin tasarruf nisabını aştığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, mirasbırakan ...’ın 23.06.2007 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak davacı oğlu Muzaffer ve dava dışı kızı ...’yı bıraktığı, mirasbırakanın dava konusu 625, 671 ve 1082 parsel sayılı taşınmazlarını 06.01.1994 tarihinde Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’ne şartlı bağış yoluyla devrettiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümüyle bilinmesiyle mümkündür. Tereke mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı kıymetleri ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Mirasbırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Kanun uygulanacaksa bir aylık 4721 sayılı Kanun uygulanacaksa üç aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir (TMK m.564). Miras bırakanın TMK'nin 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez. Öte yandan, mirasbırakan 23.06.2007 tarihinde öldüğüne ve 4721 sayılı TMK’nın 565/3. maddesi uyarınca ölümünden önceki bir yıl içinde adet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar mutlak tenkise tabi olduğuna göre; mirasbırakanın 06.01.1994 tarihinde bağışladığı çekişmeli taşınmazların mutlak tenkise tabi olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. O halde, çekişmeli taşınmazların tenkise tabi olabilmesi için 4721 sayılı TMK’nın 565/4. maddesinde düzenlendiği üzere mirasbırakanın temliki saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığının kanıtlaması gerekmektedir. Somut olaya gelince; mirasbırakanın 06.01.1994 tarihli akit ile, “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğüne ait huzurevine yerleştirilmek ve ücretsiz olarak bakımının yapılması kaydıyla” çekişmeli taşınmazlarını bağışladığı, mirasbırakanın temlik tarihinden ölüm tarihine kadar Balıkesir Huzurevinde bakımının yapıldığı, bu durumda bağışlamanın ivazlı olduğu, mirasbırakanın TMK’nın 565/4. maddesi uyarınca saklı payı zedeleme kastı ile hareket etmediği anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin taktirinde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2016/1637 E., 2018/14756 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Hemen belirtilmelidir ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 565. maddesi uyarınca vasiyetnamenin mutlak tenkise tabi olacağı açıktır.
1. Hukuk Dairesi         2016/1637 E.  ,  2018/14756 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TENKİS Taraflar arasında görülen tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, tenkis istemine ilişkindir. Davacı, mirasbırakanı ...'ın 27/09/2009 tarihli vasiyetname ile maliki olduğu 395 ada 7 parseldeki 7 nolu bağımsız bölümü ve eklentisi niteliğinde olan 5 nolu odunluğu davalıya bıraktığını, saklı payının ihlal edildiğini ileri sürerek tasarrufun tenkisi ile taşınmazın adına tesciline veya bedelinin ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, mirasbırakanın tüm bakımı ile ilgilendiğini, taşınmazın da bu nedenle vasiyet edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, ölünceye kadar bakma akdine dayalı olarak yapılan tasarruflarda tenkis hükümlerinin uygulanamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakanın 25.02.2014 tarihinde öldüğü, geride davacı ..., kızı davalı ... ile dava dışı çocukları ... ve ...’in mirasçı olarak kaldıkları, mirasbırakanın ... 5. Noterliği'nin 27/09/2009 tarih ve ... yevmiye numaralı vasiyatnamesi ile dava konusu taşınmazı davalıya vasiyet ettiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 565. maddesi uyarınca vasiyetnamenin mutlak tenkise tabi olacağı açıktır. Bilindiği üzere; mirasçılık ve mirasın geçişi mirasbırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir (4722 s. Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 17). Mirasbırakan 1.1.2002 tarihinden önce ölmüşse 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin, 1.1.2002 tarihinden sonra ölmüşse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir. Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümüyle bilinmesiyle mümkündür. Tereke mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı kıymetleri ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Mirasbırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Kanun uygulanacaksa bir aylık 4721 sayılı Kanun uygulanacaksa üç aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir (TMK m.564). Miras bırakanın TMK'nin 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez. Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya TMK'nin 565. maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken TMK'nin 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanunun 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK m.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki rayice göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir. Somut olayda, mirasbırakanın vasiyetnanme ile davalıya kazandırma yaptığı, olayda çekişmeli taşınmazın ölünceye kadar bakma akdi ile devredilmediği açıktır. Hal böyle olunca, vasiyetnamenin mutlak tenkise tabi olacağı gözetilerek yukarıda değinilen açıklamalar ve ilkeler doğrultusunda tenkis hesabı yaptırılması, bu konuda uzman bilirkişi veya bilirkişiler kurulundan denetime elverişli rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken çekişmeli taşınmazın bakıp gözetme şartı ile davalıya devredildiği gerekçesi ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2017/2295 E., 2017/3044 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
(TMK m.565) Miras bırakanın TMK'nin 564.
1. Hukuk Dairesi         2017/2295 E.  ,  2017/3044 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı ve katılma yoluyla davalı tarafından temyiz isteminin reddine ilişkin ek karar yine davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, tenkis istemine ilişkindir. Davacı, mirasbırakan kardeşi ...'nun mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla eşi olan davalı ...'e 05.07.2006 tarihinde 27806 ada 4 parselde kayıtlı 7 nolu bağımsız bölümü satın aldığını, hesabından da davalı yararına karşılıksız kazandırmalarda bulunduğunu, mirasbırakanın bu işlemlerle saklı paya tecavüz ettiğini ileri sürerek davalı yararına yapılan tasarrufların saklı payına tecavüz eden kısmının tenkisi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, iddiaların doğru olmadığını, tenkise konu olabilecek bir tasarruf bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı ve katılma yoluyla davalı tarafından temyizi üzerine mahkemece 23.09.2014 tarihli ek karar ile dava değerine göre hükmün kesin olduğu gerekçesiyle HUMK'un 432-426/f maddelerine göre davacının temyiz talebinin reddine karar verilmiş, ek karar davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Bilindiği üzere, tenkis davaları ihlâl edilen saklı payın temin edilmesi amacını taşımaktadır. Tenkis hesabı uzmanlık gerektiren bir iş olup, davacıdan davanın başında saklı payının ihlal edilip edilmediğini, ihlâl edilmiş ise bunun miktarını bilmesini beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır. Dava dilekçesinde gösterilen miktar; harca esas alınan tahmini değerdir. Bu bakımdan tenkis davalarında, davacının dava dilekçesinde gösterdiği dava değeri ile talebini sınırladığını söyleyebilme olanağı yoktur ve bu tür davalar 6100 s. HMK'nun 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davalarının örneğini teşkil eder. O halde, davacı yönünden yerel mahkemece verilen temyiz isteğinin değerden reddine ilişkin ek karar yerinde değildir. Bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, mahkemenin 23.09.2014 tarihli ek kararın ortadan kaldırılmasına karar verilerek işin esasının incelenmesine geçildi. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...'ın 22.11.2006 tarihinde öldüğü, geriye kardeşi olan davacı ... ile eşi olan davalı ...’in kaldığı,...’in 05.07.2006 tarihinde dava konusu 7806 ada 4 parselde kayıtlı 7 nolu bağımsız bölümün 17/120 payını dava dışı ...’den, 103/120 payını ise dava dışı ...’dan temellük ettiği, 17.06.2011 tarihinde ise dava dışı ...’a temlik ettiği, muristen edindiği bir payın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ne var ki; mahkemece tenkis bakımından hüküm kurmaya yeterli bir araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Öncelikle belirtmek gerekir ki; mirasçılık ve mirasın geçişi mirasbırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir (4722 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 17). Mirasbırakan 1.1.2002 tarihinden önce ölmüşse 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin, 1.1.2002 tarihinden sonra ölmüşse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir. Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümüyle bilinmesiyle mümkündür. Tereke mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı kıymetleri ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Mirasbırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Kanun uygulanacaksa bir aylık 4721 sayılı Kanun uygulanacaksa üç aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. (TMK m.565) Miras bırakanın TMK'nin 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez. Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya TMK'nin 565. maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken TMK'nin 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanunun 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK m.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca sür'atle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki rayice göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir. Hal böyle olunca, özellikle yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanması, tarafların bildirdiği tanıkların dinlenmesi, davacının isticvap talebinin de gözetilerek, toplanan ve toplanacak delillerin birlikte değerlendirilmesi, ondan sonra hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 31.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Aşağıdaki sağlararası kazandırmalardan hangisi, Türk Medeni Kanunu uyarınca mirasın açılmasından sonra tenkis davasına konu edilebilir?

A) Mirasbırakanın ölümünden 15 yıl önce yaptığı olağan hediyeler.
B) Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar.
C) Evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun masraflar.
D) Mirasçılık sıfatını kaybetmeyen yasal mirasçıya yapılan küçük bayram harçlıkları.
E) Mirasbırakanın tam karşılığını alarak yaptığı satış sözleşmeleri.